İsmail Demirtaş
@timemalatya

"Malatya Time siz değerli Malatyalı okurlara gerçek bir internet haber sitesi keyfi sunmak amacıyla yeni hali ile yayında"

Çağdaş bir kent

 “Çağdaş ”  muasır ve modern anlamına gelmektir. Yaşadığımız birçok baskı ve zulme Çağdaşlaşmak adına, maruz kaldık,   yine çevremizdeki birçok toplum da çağdaşlaştırılmak adına yıllarca zulüm ve işkence altında inledi. Bu nedenle  “çağdaşlık”,  “ öteki” nin kendinden olmayana, menfaatlerine çanak tutmayana uyguladığı baskı, zülüm ve işkencenin kelime anlamı olarak zihinlerimizde yer aldı.  Bu yüzden çağdaş olanı ve modern'i hep soğuk karşıladık.  Metalaştırma yöntemi olarak gördük. Oysaki gerçek çağdaş bize dayatıldığı gibi bir şey değildi.    

 

Değerli düşünürümüz   Ahmet Kabaklı' bakın ne güzel  tarif etmiş;

 

“ Hırsızda bize çağdaştır, bir cani de, bir kadın bulucuda.. Çağdaşlıkları; daha eli uzun, daha çabuk öldürücü veya baştan çıkarıcı aletler kullanmalarından ibarettir. Fakat sormak isterim, gerçek çağdaşlığı nasıl ayırt edeceğiz,?  Mesela bazı uzak kıt'a yamyamlarının  Beyaz adamları artık elektrikli fırınında veya düdüklü tencerede pişirdiklerini duyarsak …Ooo! Ne ala medeni olmuşlar- diyebilir miyiz? Veya balıkları olta yerine dinamitle parçalayıp avlayanlar, veya fahişeliği simsarlar yerine radyolardan yahut seks dergilerinden öğrenenler “modern” mi sayılır artık.?

 

Çağdaşlık ve medenilik sadece zihniyet meselesidir. Zülüm veya propaganda için elektronikli, ofsetli, mikrofonlu aletler kullanmak işi değildir. Dolayısıyla medeniyet insanlık kadar eskidir.  Ve insanlığın kendisidir. Taş devrinde, atom çağında her kim ki kafası, fazileti, ahlakı işler… Her kim ki kazanmak için bile yalan söylemez… Barışsever ve geniş ufukludur, ancak o kimse medeni ve çağdaştır. Gerilik ise dar kafalılık zulme teslim olmuşluk, yalan, nifak ve despotluktur. Milleti bir sürü haline sokmak sevdası, maddenin içinde mahpusluktur. “

 

Ahmet Kabaklı' nın yapmış olduğu bu güzel tespitler ışığında en azından yaşadığımız kent  adına gelin bir kez daha şapkamızı önümüze koyalım, kendimize şu soruyu  soralım. Biz hangi manada  “çağdaş” ız?  Veya çağdaş bir kent olmanın neresindeyiz?

 

Konuya tarih penceresinden baktığımızda;  Yerleşik hayatın yani toplumsal yaşamın M.Ö 7000 li yıllarda başladığı bir kentte yaşadığımızı görüyoruz.   Birlikte yaşamının bu kadar eskilere dayandığı nadir kentlerden biriyiz.  Bu kadar uzun süreli toplumsal yaşama sahip isek, kendi değerlerimizi korurken “öteki” nin de inanç ve kültürüne saygı duymayı erdem kabul etmiş,  barışsever ve geniş ufuklu yani çağdaş bir kent olmayı başarmışız demektir.  

 

Kentimiz siyasi tarihiyle olduğu kadar fikir tarihi ile de her zaman, gerçek manada, çağdaş ve modern olmayı başarmıştır.  Bu yönüyle de kentimizde yetişmiş çok sayıda fikir adamını örnek göstermek mümkün, biraz da tarih hafızamızı tazelemek adına birkaç tanesini anmanın faydalı olacağı kanaatindeyim. 

 

Şeyh Mecdüddin İshak, Malatya Hükümdarı Sultan Yusuf'un oğlu olup, Anadolu Selçuklu Devleti'nin dış politikasını yaklaşık 20 yıl kadar yönetmiş başarılı bir diplomattır.  Hac yolculuğun da tanıştığı, İspanyol zulmü nedeniyle ana vatanını terk etmek zorunda kalmış olan, Endülüslü Muhiddin İbn-i Arabi'yi Malatya'ya davet etmiş,  Muhiddin ibn-i Arabi'nin yaklışık 10 yıl kadar Malatya'da ikamet etmesine vesile olarak Türk İslam fikir hayatının gelişmesine eşsiz katkılar sağlamıştır.  

 

Yine Şeyh Mecdüddin İshak, hac vesilesi ile tanıştığı Nasiruddin Mahmud( ahi evren ) ın Anadolu'ya yerleşmesini sağlamış. Bu zat Osmanlı Devleti'nin kuruluşunda etkin rol oynadığı gibi ahilik teşkilatını kurarak, türk fikir ve zanaatının da gelişmesinde  büyük katkı sağlamıştır.

 

Yine Mecdüddin İshak'ın oğlu olan Sadrettin Konyevi,  Muhuddin ibn-i Arabi'nin yetiştirdiği nadide âlimlerimizden birisidir.  Anadolu da tasavvufun gelişmesinde eşsiz katkıları olmuş “Mağrip Mektebi” olarak da bilinen fikir okulunun kurucusu kabul edilmektedir.  

 

 Tabi ki bu örneklerin sonrasında da bu kentte yetişmiş ve döneminin çağdaşı olan sayısız örnekleri anmak mümkündür. Örneğin,  Sırf farklı düşünüp ve inandığı için hunharca katledilen Hırand Dink de, halkların kardeşliğini savunduğu için sürgünlere gönderilen Ahmet Kaya da,  ülkesini muhasır medeniyetler seviyesine yükseltmek için canla başla mücadele ederken suikasta uğradığında “ Allahın verdiği canı Allah tan başka kimse alamaz“ diye bilen kahraman cumhurbaşkanı da, çağdaşlık adına insanların giyim kuşamına müdahale edildiğinde bu kentin sokaklarını tanklara terk etmeyenlerde ve hatta bir rivayete göre teknoloji devi Apple'ın efsanevi CEO'su Steve Jobs da, bu kentin çocuklarıydı ve  gerçek  manada çağdaş ve modern düşüncenin temsilcileriydiler.  

 

BU kent, her zaman döneminin büyük düşünürlerine kucak açmış, anavatan olmuş;  vizyon sahibi büyük devlet adamları ve entelektüeller yetiştirmiştir. 

 

Evet, barışsever ve geniş ufuklu yaşamak, her daim çağdaş olmak, bu kentin genlerinde var. Ben, bu kentin zulme teslim olmayan, maddenin içinde hapsolmamış, barışsever ve geniş ufuklu, diplomatlar düşünürler, bilge krallar, yetiştirmeye devam edeceğine inanıyor ve böyle olmasını umut ediyorum. Çünkü Bu toprakların ekmeğini yemiş,  suyunu içmişseniz, çağdaş olmaktan başka bir seçeneğiniz yok gibi görünüyor.

 

Saygılarımla



YORUMLAR

YORUM YAZ

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

YAZARIN DİĞER YAZILARI


- Çağdaş bir kent
- BİZ 9014 YILLIK KENTİN ÇOCUKLARI