Selma Karakaş
@timemalatya

"Malatya Time siz değerli Malatyalı okurlara gerçek bir internet haber sitesi keyfi sunmak amacıyla yeni hali ile yayında"

Davranışlardan Doğan Çelişkili Hayatlar

Malatya Time Gazetesi yazarlarından Selma Karakaş yazdı..

Uzaklaşmak lazım bazen bizi perçinleştiren, çevremizdekilere karşı monotonlaştıran o reaksiyonlardan. Uzaklaşıp bu insan topluluğundan çekilip bir kuytuda zihinsel serüvene yol açmak lazım.


Serüven boyunca düşünmeliyiz hayatımızı bürüyen çelişkileri. Ve
Bizi bocalayan durumları gözden geçirmemiz lazım. Her şeyi dostdoğru yapabiliyor muyuz ki başkalarını yadırgıyoruz, bulunduğumuz statüyle çelişen davranışlarımız varken başkasının yaptıklarına neden olumsuz tepki veriyoruz? Bunları bir bir süzgeçten geçirene dek uzun uzadıya düşünmek gerekiyor serüven boyunca...


Bir ömrü hep öneriler vermekle geçiriyoruz, fakat kendimiz uygulamıyoruz. Söylediklerimiz bizi bağlamıyormuşçasına safdışı bırakıyoruz kendimizi.


Birilerine yapma, etme diye öğüt vermekte gecikmeyiz. Hani bir de o öğütleri kendimiz uygulasak ne güzel olur ama, kulak ardı ederiz bunları.


Her konuya, her söze bir lafımız var lakin söylediklerimizle yaptıklarımız tutarsızdır. Ayrıca bizi tutsaklaştırıp kendimizi görmezden gelen o "ego" denen illet birilerinin bu davranışlarımıza karşı gelmesine de tahammül edemiyor.


Ne kadar davranışlarımızla çelişen gösteriler sergilesekte, deneme yanılma yolları da bağlamıyor bizi bir zamandan sonra. Yaptığımızın yanlış, suç, diğer bireylere zarar verdiğini bile bile bildiğimizi okuyoruz. Yani bir biz biliyoruz her şeyi gerisi muamma...


Doğrusu başkalarının bizi uyarmasını hazmedemiyoruz. Çelişkilerke dolu yaşamamızı görmezden gelmelerini istiyoruz. Kabullenmesi zor ama gerçekleri gördüğü halde kim susabilir ki? Nasıl ki biz birilerine doğruyu yanlışı öğretmeye çalışıyorsak birilerininde bizi gözetleyip uyarmasına hakkı yok mu? İşte bu unutulan bir kanı.


Yaşadığımız süre boyunca gerek elimizde gerekse elimizde olmadan çevredekiler belirli statüler yükler bize. Okula giderken öğrenci statüsüyle boy gösteririz, okul bitince, bir işe girdiğimiz zaman da bulunduğumuz meslekteki statümüzle nitelendiriliriz.


Bir polisin suçluları tutuklaması yerine suç işlemesi, sigara ve alkolün sağlığa zararlı olduğunu dile getirip bunları kullanan doktor, amacı öğrencilerine bir şeyler öğretip, eğitmek olan öğretmenin kötü örnek olması gibi kendi statüsüyle çatışan bu gibi örnekler çoğaltılabilir.


Çocukluğumuzdan bu yana edindiğimiz bilgiler ışığında, yukurıda bahsi geçen çelişkili durumları görmezden gelemeyiz. Hemen altında bir şeyler ararız. "Suç işlediyse bütün polisler suçlu mudur ?" gibi bir teori oluşur zihinde. Herkesi aynı kefeye koymayacağımızı anladıktan sonra biri yaptıysa diğeri niye yargılansın onun davranışından. Nasıl ki çok yakınımızdan birinin yaptığıyla biz yargılanmıyorsak, başkası için bunu düşünmek yersiz olur.


Bundan dolayı hayat nereye savursa bizi, verdiğimiz öğütlere uymadığımız zaman zarfında söylediklerimizin ne kadar inandırıcı olamayacağını göz önünde bulundurmakta fayda vardır.


Zamanla bir orantısızlık yer alıyor hayatımızda bu yüzden birini uyurırken kendimizi unuturuz. " Biz yapalım da diğerleri yapmasın" diye diye orantısızlıklar yığın oldu geçit vermiyor, doğruyu dile getirmeye. Şöyle düşünürsek; terazinin bir kefesine 10 kg diğer kefesine 5kg'lık ağırlık koyunca, dengeler eşit değil de bir yukarıda diğeri aşağıdaysa, bizim başkakarına söylediklerimizin dengesizliğide böyledir işte.

Birilerine "yapmayın, etmeyin, bunlar kötü davranışlardır" dediklerimizin fazlalığı aşikarken bunları hiçe saymamızın kıtlığıda bizi dibe çekiyor ve birilerinin bize güvenci yok oluyor.


Hal böyle olunca bizimle böylesine çatışan davranışlara bir dur demeliyiz. Ardından verdiğimiz önerileri kendimiz uygulayınca artık dil dökmemize gerek kalmayacak. Yalanın dolanın yanlış olduğunu söyleyip bunlardan uzak durunca çevremizdekilerde ister istemez bunlara uymak adına çaba göstermeye çalışacakktır.


Kendimizi belirli konularda yetiştirmeden diğer insanlara öğütler vermemiz yersiz olur. Inandırıcılık payı sıfır olan bir söze kim inanır. Davranışlarımızdaki tutarsızlık diz boyuyken önce bunları bir düzene koyup, öyle girişmek lazım; uyarı, öneri, öğüt üçgenine ...


Selma KARAKAŞ



YORUMLAR

YORUM YAZ

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

YAZARIN DİĞER YAZILARI


- Davranışlardan Doğan Çelişkili Hayatlar
- TOPLULUK İÇİNDE YALNIZ İNSANLAR
- TV Dizilerinin etkisi!