Sadık Şanlı
@timemalatya

"Malatya Time siz değerli Malatyalı okurlara gerçek bir internet haber sitesi keyfi sunmak amacıyla yeni hali ile yayında"

FETÖ, açık çek ve tehdit

Malatya Time'ın yeni yazarı Sadık Şanlı yazdı: FETÖ, açık çek ve tehdit...

Bunu hep yapıyorlar.

Özenle çalı çırpı, odun topluyorlar önce, sonra tutuşturuyorlar.

Ardından ateşi yelledikçe yelliyor, dumanı çıkartıyorlar.

Gözümüzün önünde yangını büyütüyor, kora dönüştürüyorlar.

Ve menülerinde ne varsa, onu pişirecek tüm ‘şartları olgunlaştırıyorlar'.

Sonrası, pişirdiklerini sunacakları hedef kitlelerin icabetine kalıyor.

Modern zamanlarda algı yönetimi ve psikolojik savaş böyle işliyor.  

Devletleri, istihbarat örgütleri, ana akım medyaları, kurdukları terör örgütleri aynı kirli metotları kullanıyor.

Titizlikle yazmaya çalıştıkları hikâyelerinin peşine takılmamızı, inanmamızı bekliyorlar.

Ne de olsa günümüzde siyaset ve diplomasi hikâye anlatmaktır!

Kimin hikâyesi güçlüyse ona inanacağımızı, onun kazanacağını düşünüyorlar.

Dünyaları kirli, zeminleri kaypak.

Hakikat, ahlak ve adalet kaygıları ve arayışları asla yok.

Yeryüzünde hizip üretip bozgunculuk yapan Batılı akıl böyle işliyor.

Şimdilerde pek alıcısı kalmasa da, ülkemizde de uzantıları mevcut.

En bilinenleri hiç şüphesiz FETÖ.

Sadece son on yıla baktığımızda dahi çokça örnekle karşılaşıyoruz.

Tahşiye Operasyonu'ndan Askeri Casusluk Davalarına, MİT Tırlarına yaptıkları baskından, 15 Temmuz'a onlarca ‘şapkadan tavşan çıkartma' girişimlerine şahit olduk. 

Örneğin; iki kilim bir kanepeden müteşekkil döküntü bir odada haftada bir toplanıp Risale-i Nur okuyan, çoğu elli-altmış yaşının üzerindeki Malatyalı köylüleri, sırf dinlerarası diyalog eleştirisi yaptıklarını haber aldıkları için “El Kaideci” yaftasıyla hapse gönderebildiler.

Örneğin; nüfuz edemedikleri, önlerinde engel olarak gördükleri subayları devre dışı bırakmak, MİLGEM başta olmak üzere milli projeleri işlevsiz kılmak için, iffetli olduğunu bir raporla kanıtlamak zorunda bırakılan genç bir kızın üzerinden bir fuhuş ve casusluk çetesi icat edebildiler.

Örneğin; 2012 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla DEAŞ'ı terör örgütü ilan eden ilk ülke olan Türkiye'yi, ortada –halen- tek bir delil olmamasına rağmen DEAŞ destekçisi ilan etmeye kalkabildiler. Bu amaçla, üstelik bizim topraklarımızda, bizim tırlarımıza baskın düzenleyip, algı oluşturmaya çalıştılar. 

Ve saire ve saire...

Kendi gizli ajandası dışında inandığı hiçbir şey olmayan, amaçları için araçsallaştırmayacağı hiçbir dini ve milli değer kalmayacağını ortaya koyan, tüm yalanları ve iftiraları ayyuka çıkan, tüm kumpasları çöken bu kirli örgüt şimdi yeni hesaplar peşinde.

Bu müfteriler grubunun kirli kalemleri ve sözcüleri, şimdilerde yazdıkları İngilizce makaleler eşliğinde kapı kapı dolaştıkları Washington ve New York'ta “Türkiye El-Nusra'yı destekliyor” algısını yerleştirmeye çalışıyorlar.

Cümle cihana “Türkiye El-Nusra'yı destekliyor” tezlerini kabul ettirmek için de durmayacaklar.

Bunun en büyük işaretini de, Rus Büyükelçi Karlov suikastıyla verdiler.

Olay sonrası ortaya konan bulgular, suikastın ardından El Nusra sloganları atan suikastçının güçlü FETÖ bağlantılarını ortaya koyduğu gibi, bu bağlantı Cumhurbaşkanı Erdoğan düzeyinde de en üst perdeden doğrulandı. 

FETÖ bu suikastta ister ihale almış bir taşeron olsun, isterse suikastın arkasındaki asıl irade; meseleye bir de geride kalan son üç yılda yaşanan gelişmeler sonucu varoluşsal kriz yaşayan bir örgütün aklıyla yaklaşılması gerekiyor.

FETÖ; insan ve finans kaynağı olan ve meşruiyetini en güçlü şekilde devşirdiği Türkiye'de ağır bir darbe almış durumda.

Bunun yanı sıra yeni üssü olan ABD'de, yeni Başkan Trump yönetiminin şüpheyle yaklaştığı bir örgüt.

ABD'den kapı dışarı edilecekleri günler uzak olmayabilir.

Trump yönetiminin şüpheli bakışına rağmen, ABD'yi Türkiye ve Rusya gözünde ‘olağan şüpheli' noktasına taşıyacak bir eylemi gerçekleştirebilmelerinin ardındaki sebepler ve motivasyon kaynakları basit olmasa gerek.

Bu bağlamda;

1. ‘Herkese reddedemeyeceği bir teklifle gitmek' genel davranış kalıbı olan FETÖ, ‘DEAŞ olmadıysa El Nusra veririz' dercesine, yeni malını Batı pazarına sürmüş durumda. Türkiye, Erdoğan ve AK Parti karşıtı pek çok çevreden alıcı bulacağına şüphe yok.

2. Son birkaç yılda Türkiye, Erdoğan ve AK Parti aleyhine özenle inşa etmeye çalıştıkları “tek adam”, “diktatör”, “terör destekçisi” söylemlerini besleyecek yeni söylemler ve eylemler üretmeyi sürdüreceklerini gösteriyorlar.

3. Mezkûr suikast yoluyla Türk-Rus ilişkilerine zarar verebilmenin aksine, iki ülkenin daha fazla yakınlaşmasını sağlayan bir konjonktür oluşturarak, Türkiye'nin daha fazla Rusya'ya yaklaştığı ve Doğu Bloku'na kaydığı algısını güçlendirmek ve Türkiye ile Batı arasındaki (Türkiye-ABD, Türkiye-AB, Türkiye-NATO) gerilimi büyütmek istemeleri akla uzak gelmiyor.

4. Batı'nın tam anlamıyla kontrolü dışına çıkmış bir Türkiye algısının yanı sıra (FETÖ liderinin de ima ettiği gibi) gerçekleşecek benzer suikast olaylarıyla kendi içinde de kontrolden çıkmış bir Türkiye'nin taşlarını döşemek istediklerine şüphe yok.

5. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK Parti'den kurtulmak adına Türkiye'yi yeni bir darbe ortamına sürüklemek ya da dış müdahaleye açık hale getirmekte bir beis görmeyecekleri açık.

6. Kendisi aslında ne ise ve neyi amaçlıyorsa, hedefe koyduğunu onunla suçlamak gibi bir gayri ahlakiliğe sahip bir örgütün, Türkiye'yi terörle özdeşleştirmeyi sürdürerek, kendisinin uluslararası bir terör örgütü olduğu gerçeğini örtme çabasına şahit oluyoruz. 

7. Böylece, hem son kullanım tarihinin geçmediğini, Türkiye'de aldığı tüm darbelere rağmen “buraya ölmeye geldim” diyebilecek düzeyde gözünü karartmış suikastçılara dahi sahip olduğunu ve halen çok işlevsel olabildiğini göstermek, hem de kullanışlı ve güvenilir bir ortak olduğuna yeniden dikkat çekmek istediği gözden kaçmıyor.

FETÖ, son günlerde ürettiği El Nusra merkezli söylemler ve ardından gerçekleştirdiği El Nusra soslu suikast eylemiyle hem bir açık çeki hem de tehdidi ortaya koymuş durumda.

Bu noktada, açık çekin kabulünü kendi kurtuluşu olarak gördüğü gibi, taşeronluğunu yaptığı aklın Trump yönetiminden beklentisini de ortaya koyup koymadığı üzerinde düşünmemiz gerekiyor.

Aksi durumda, FETÖ'nün ABD içinde illegal düzeyde bir şey yapmasına dahi gerek kalmıyor. Zira, ABD dışında yapacağı her eylemle ABD'yi ‘olağan şüpheli' noktasına taşıyacağını ve fazlasıyla zor durumda bırakabileceğini gösteriyor.

Türkiye'nin tüm çabalarına rağmen, FETÖ'nün uluslararası bir terör örgütü olduğu gerçeğine Obama yönetimi gözlerini ve kulaklarını tıkamıştı.

Trump yönetiminin ise FETÖ konusunda ne tür imtihanlar vereceği ve nasıl hareket edeceği ise yeni döneme dair bize fazlasıyla ipuçları verecek.



YORUMLAR

YORUM YAZ

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

YAZARIN DİĞER YAZILARI


- FETÖ, açık çek ve tehdit