Selma Karakaş
@timemalatya

"Malatya Time siz değerli Malatyalı okurlara gerçek bir internet haber sitesi keyfi sunmak amacıyla yeni hali ile yayında"

TOPLULUK İÇİNDE YALNIZ İNSANLAR



21.yüzyılda çok fazla yenilik girdi hayatımıza. Teknolojik ürünlerinden, yeni iletişim araçlarına kadar  birçok yenilik günlük yaşantımızın bir parçası oldu. Elimizde ki telefonlar gelişti, akıllılaştı. Özellikle gençlerimiz onlarla bir bütün haline geldi, her an yanında bulundurup elinden düşürmediler. Orantı olarak internette gelişti, eğlenceden bilgiye her şey siber alanda hayatımıza yerleşti  ve insanlar bu konudaki gelişmelere odaklandı, çevresine yabancılaştı. Böylece yalnızlaşan insanlardan kopuk yaşayan bir nesil yetişti etrafımızda. Hayatı telefonlarda  bulan, ailesi ile uzaklaşan, suskun, içine kapanık gençler; mutluluğu, sevgiyi, arkadaşlığı kısaca hayata dair herşeyi telefon da ve internet ortamında aramaya başladılar.

SES YOK YAZI VAR

Eskiye hep yeni bir eklenme yapıldı. Hepimizi sarmalayan bir teknoloji bombardımanı girdi hayatımıza.
Yeni çıkan cep telefonları, tabletler, bilgisayarlar gibi... Örneklerini daha da çoğaltabiliriz. İnsanların yaşam standartları geliştikçe bunlarda da gelişme katedildi. Bunu iyiye kullananlar da oldu onun tabiri caize içine gömülenler de. Sürekli olarak elinde ki teknolojik kutuyla yüz yüze kaldılar. Yeni iletişim teknolojileriyle; kendine, çevresindekilere farkında olmadan yabancılaştılar çünkü mutluluk akıllı telefonlarındaydı ve ses yok oldu, insan sesi, konuşma yeteneği birden günlük hayatlarımızda adım adım uzaklaştı, kayboldu. Yerine yazıya dayalı iletişim geçti. Tabii bu yazıya dayalı iletişim ne kadar anlaşılır olabilir ki? Argo kelimeler yaygınlaştı, Türkçe'nin dil yapısı bozuldu. Sesli harflerin yok olduğu  sadece sessiz harflerle bir şeyler anlatılmaya başlandığı bir ortam çıktı karşımıza. Mesela nasılsın yerine nslsn,  kendine iyi bak yerine kib , görüşürüz yerine "grşrz" harflerinin kullanıldığı gibi... Yan yana oturupta karşılıklı konuşma yerine internetten yazışanlar, gülmenin gülümsemenin yerinede hsssfffffşş gibi harfler kullanılarak duygular sadece emojilere yüklenen anlamlarda kaldı. Oysa yüz yüze konuşup gülmek varken. Gelişen teknolojiydi, insanların suskunlaşması değil!

BİR BAĞIMLILIK HALİ

Günümüzde teknolojiyle internet ortamı bize birçok yenilik sunduğu gibi götürdükleri de oldukça fazladır. Birbirinden farklı özelleğe sahil cep telefonları ile bilgisayar temelli  teknojiler hayatımıza gireli çok şeyin insanoğlunda ki temel prensipleri de değişime uğradı, yenilik adı altında empoze bir hayat bize sunan siber yapı aslında kültürel varlığın çöküşünü de beraberinde getiriyordu. Görüyoruz sosyal paylaşım sitelerinde çoğumuzun bir ve ya birkaç hesabı bulunmakta, bu sayede fikirlerimizi, düşüncelerimizi, hislerimizi ve çektimiz fotoğrafları yakın çevremiz ve bizden çok uzak olan insanlarla paylaşıp onların paylaşımlarınıda görür olduk. Boş kalan zamanlarımızı internet oyunlarıyla canlandırdık,  arkadaşlarımızla internet sayesinde anlık yazıştık. Buraya kadar her şey iyi güzel de bunu bir bağımlılık haline  getirenler oldu. Sabah uyanır uyanmaz ilk iş telefonu açıp kim mesaj atmış, kimden bildiri gelmiş şeklinde bir bağımlılık ilkesine esir kalıyoruz gün be gün. Önce bir telefon/internet kontrolü sonra rutin işlere döndü insanlarımız. Kendini kilitlediler sanal dünyalarına gerçek hayata sırtı dönük yaşadılar. Sokakta dolaşırken, yemek yerken, çalışırken hep bir gözü telefonlarda. Kim buna yalan diyebilir? Bir sohbet ortamında telefona gömülüp seslerden uzaklaşma çabası ile insanlar arası diyalog sıfır, chatleşirken/yazışırken dur durdurabilirsen. Bağımlık öyle üst düzeye ulaştı ki gecenin bir saatine alarm kurup oyunlar, hesaplar, sosyal arkadaşlardan gelen mesajlaşlara cevap için uyananlar. Günün büyük bir zaman dilimi böyle geçmekte.  Telefondan sıkılınca bilgisayardan devam ediyorlar kaldığı yerden sosyallik adı altında içe dönük hayatlarına.

TAKİPÇİ-BEĞENİ SAYISI UĞRUNA

Popülarite arttıkça arkadaş sayısı, takip edilenlerde eş zamanlı olarak artı. Tanımadığı insanlarla sosyal medya sayesinde tanışıp beğeni sayısını yükseltme çabaları diz boyu ve sırf başkaları paylaşıklarını beğensin diye acıtasyon halleri aldı başını gidiyor. Aile içinde biri mi hastalandı "çek fotoğrafı paylaş" yükümlülüğü sarmalamış. Ölen insanların son haliyle fotoğraf çekip "üzgün hissediyor" duygusu altında  beğeni gelmesini bekleyenlere ne diyebiliriz. Hatta şöyle bir durum var ki çok içler acısı.  Vefat eden biri olmadığı halde  bunu öyle gösterip, yorum, beğeni  ve takipçi sayısını yükseltmeyi bekleyen bir kişilik bozukluğuna dönüştü sosyal medya.  Bu konuda başımdan geçen bir olayı anlatmak istiyorum. "Bir sosyal paylaşım sitesinde, arkadaşlarımdan birinin Babaannem vefat etti  çok üzgünüm" diye paylaşım yaptığını gördüm. Ben şahsın babaannesini çok iyi tanıyorum. O gün çok üzülmüştüm. Hatta başsağlına gitmeyi düşündüm, ama daha sonra öğrendim ki birileri beğenip yorum yapsın diye yalan söylemiş. Bu şekilde kendilerini ve yaşam biçimlerini  farklı gösterme gibi yalanlara başvuracak ölçüde bencilleştik. Beğeni, takipçi ikilisine kapılıp kendine ait ne tür bilgi varsa  hatta bunları çarpıtarak  internet ortamına taşıyanlar bariz bir şekilde etrafımızda çoğalmaktadır. "Aman unuttuğumuz bir şey  kalmasın" düşüncesiyle daha çok görülme, daha çok duyulma isteği. İzleyenler çoğaldıkça takip etmeleri için daha fazlasını vermeye başladılar. O  yüzdendir ya dış dünyaya kapandılar. " Ne kadar çok kişi takip ediyorsa o kadar iyiyim" duygusu beslenir  oldu yaşantımızda.

BİR EKRAN KADAR DAR AMA DÜNYA KADAR GENİŞ

Hiç gidemeyeceğin bir yeri görebileceğini çok önceleri söyleselerdi inanmazdınız belki. Oysa şimdi her yere ulaşabilme olanağı mevcut. Yapı olarak küçük görünsede kapsama alanı geniş bir ortamdır sosyal medya. Kullanıcılarının çoğu, başkaları ne yapmış, nereye gitmiş, ne almış, ne yemiş gibi sorular gereği küçük bir ekrana sürekli bakınma zorunluluğu yükledi. Küçük ama etkileyici bir dünyaları var. Asya'dan Avrupa'ya her yere ulaşabilmek parmakları altında. Alışveriş online mağazalarda beğen, seç ve öde her şey bu kadar basit. Dışarı çıkma derdi yok.  Sana sunulan bir ekran ve takibinde her yere  ulaşacağın bir dünyada sana düşen her daim takipte kalmak. Böyle büyüleyici ve etkileyici bir absürte de "küresel köy"  altında kolektif  bilinçle çevremize duyarsızlaştık, iyi kötü her şeyi burda aradık.

TOPLUMSAL KONTROL MEKANİZMASININ İŞLEMEDİĞİ BİR ORTAM

Gerçek hayatta kullanamayacağı, söylemeyeceği her şeyi internet ortamında gayet rahat bir şekilde ifade edilmesi ğaranoyasında yaşıyoruz. Çünkü gören ya da denetleyen birileri yok. Bir patron, bir ev kadını, bir müdür ya da bir işçi olmanın getirdiği kısıltlamalardan siber alanda kolaylıkla sıyrılabiliyorlar. Kendilerini olduğundan farklı göstermeye çalışanlar, başkalarını kandıranlar ve dahası mevcut sanal dünyasında, Telefon elinde olan bir gençle sohbet etmeye çalıştınız mı hiç?  Siz uzun uzun konuşursunuz,  ama o size "evet, hayır, tamam" gibisinden kısa cevap verir, çünkü onun başka işleri var. Yeni arkaşlar, yeni kimlikler edinmek gibi. İnternet kesintisi yaşansa ya da akıllı telefonları bozulsa hayat  durmuş oluyor onlar için. Sıkılma, bağırma, mutsuzluk  belirtiteri baş gösterir belli bir süreçten sonra. Dönüp birileriyle konuşmaya çekiniyorlar. Ama siber alanın getirdiği gelişi güzel ortamda  konuşkan, her ifadeyi rahatça dile getirebilen, ayrıca, "takma ad" arkasında inşa edilen yeni kimliklerle içlerinde yaşattıkları duyguları kolayca ifade edebiliyorlar.

YÜZ YÜZE İLİŞKİLER ZAYIFLAMAYA YÜZ TUTMUŞ

Mekansal yakınlığın olmadığı, samimiyetten uzak olan ve yeterince güven telkin etmeyen bir ortamda mutluluğu aramaya başladılar.  Gerçek yaşamlarında/ ilişkilerinde ise çekingen içe dönük , ürkek yaşam sürüyorlar. İnternetin ve teknolojinin gelişmesiyle bazıları onlardan vazgecemez oldu. Her an her dakika baş uçlarında oldu. Çünkü toplumsal kontrolün işlemediği bu ortamda "üstlerin" baskısı olmadan birey merkezli yaşamak kolayına geldi. Belki de gerçek hayatın zorluklarından, yalnızlık duygusundan kaçıştı onların ki ama sosyal ağlar sayesinde gerçek yaşamda ki ilişkiler zedelenmekte, yoksullaşmakta ve yanlızlık duygusu daha da artmatadır. İnsanlar her şeyi sosyal ağlarda arar oldu, aile içi iletişim 

azaldı. Aynı oda da oturmalarına rağmen birbirlerinin varlığından habersiz  bir çok eğlence sunan telefon ekranlarına tutuldular. Böylece sokakta,evde tek başına şarkı söyleyen, tek başına yiyip, kendi kendine konuşan insanlar, topluluk içinde kendi köşelerine çekilip  birey merkezli yaşamayi öğrendiler.



YORUMLAR

YORUM YAZ

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

YAZARIN DİĞER YAZILARI


- Davranışlardan Doğan Çelişkili Hayatlar
- TOPLULUK İÇİNDE YALNIZ İNSANLAR
- TV Dizilerinin etkisi!