Abdurrahman DAŞKAYA / Dünya Ekonomisi Nereye Gidiyor?
ÖZEL HABERAbdurrahman DAŞKAYA yazdı.
Dünya ekonomisi, Orta Doğu'daki jeopolitik çatışmaların tetiklediği enerji şokları ile yapay zeka yatırımlarının yarattığı teknolojik ivme arasında sıkışmış durumda. Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre küresel ekonomi, direnç sınırlarını zorladığı kritik bir dengelenme sürecinden geçiyor.
1. Enflasyon Dengesi: Tedarik Şokları ve Yeni Riskler
Pandemi sonrası düşüş eğiliminde olan küresel manşet enflasyon, 2026 yılında %4,7’ye yükselerek yeniden yönünü yukarı çevirdi.
Enerji Maliyetleri: Hürmüz Boğazı'ndaki lojistik tıkanıklıklar ve rafineri riskleri sebebiyle Brent petrolün 107 dolar seviyesini aşması, dünya genelinde arz yönlü bir enflasyon baskısı yaratıyor.
Tarife ve Geçiş Etkileri: Ticaret savaşları, gümrük vergileri ve artan lojistik maliyetler, fiyatların yüksek kalmasındaki ana unsurlar arasında yer alıyor.
Gelecek Beklentisi: Enflasyonun, enerji arzının normalleşmesi varsayımıyla ancak 2027 yılında %4,1 seviyesine gerilemesi bekleniyor.
2. Faiz Dengesi:Enflasyondaki katılık, merkez bankalarının faiz indirim süreçlerini yavaşlatmasına ya da tamamen durdurmasına neden oluyor.
Merkez Bankalarının Duruşu: ABD Merkez Bankası (Fed) başta olmak üzere küresel ölçekte sıkı para politikaları korunuyor; ABD 10 yıllık tahvil faizleri %5 seviyelerinde seyrediyor.
Kamu Borcu Alarmı: Yüksek faiz ortamı, ülkelerin borçlanma maliyetlerini artırıyor. Küresel kamu borcunun küresel milli gelire oranının %94'e ulaşması, hükümetleri ciddi bütçe disiplini uygulamak zorunda bırakıyor.
3. Üretim ve Büyüme Dengesi: GELENEKSEL SANAYİ-Yapay Zeka Ayrışması
Küresel üretim çarkları yavaşlarken, teknoloji ve geleneksel sanayi arasında keskin bir ayrışma yaşanıyor.
Büyüme Tahminleri: Küresel büyüme hızının geçen yıla kıyasla yavaşlayarak %3,1 seviyesine gerilemesi öngörülüyor.
Yapay Zeka Kazananları: ABD ve teknoloji altyapısına yoğun yatırım yapan ülkeler, yapay zekanın sağladığı verimlilik artışıyla yüksek maliyetleri tolere edebiliyor.
Geride Kalanlar: Yapay zeka trenini kaçıran, enerjiye bağımlı ve yüksek borçlu gelişmekte olan ülkelerde ise üretim daralıyor ve bu durum toplumsal protestoları tetikliyor.
Bölgesel Görünüm: Çin ekonomisi teşviklerin etkisiyle son çeyrekte %4,5 büyüyerek beklentileri aşarken, Hindistan %7 seviyelerindeki güçlü büyümesini koruyor. Avrupa ve Körfez ülkeleri ise jeopolitik risklerden en fazla yara alan bölgeler olarak öne çıkıyor.
Evet, küresel dengeler ışığında Türkiye’nin güncel para politikası, döviz kuru ve borsa üzerindeki etkileri şu şekildedir:
1. TCMB'nin Faiz Politikası: "Temkinli Sıkılık" ve Bekleyiş
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), küresel enflasyonist baskılar ve jeopolitik risklerin ortasında sıkı duruşunu koruyor.
Mevcut Durum: TCMB, Eylül ayı toplantısında politika faizini %37 seviyesinde sabit tuttu. Banka, gecelik borç verme faizini %40, borçlanma faizini ise %35,5 seviyesinde uyguluyor.
Gözler Ekim Kararında: Yılın kritik Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı 22 Ekim Perşembe günü gerçekleştirilecek. Küresel petrol fiyatlarındaki oynaklık ve yurt içi dezenflasyon sürecinin hızı, faiz indirim döngüsünün ne zaman başlayacağı üzerinde belirleyici rol oynuyor.
2. Dolar/TL Dengesi: Kontrollü Seyir ve Küresel Baskı
Küresel olarak Fed'in faizleri uzun süre yüksek tutma eğilimi ve ham petrol fiyatlarındaki tırmanış, gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde genel bir baskı yaratıyor.
Güncel Durum: Dolar/TL kuru serbest piyasada 49,55 TL seviyelerinden işlem görüyor.
Mekanizma: TCMB'nin uyguladığı yüksek TL faiz oranı (%37), kurun üzerinde koruyucu bir kalkan görevi görerek ani sıçramaları sınırlıyor ve yerli yatırımcının TL'de kalmasını (TL mevduat cazibesini) destekliyor.
...
İlginizi Çekebilir