© Malatya Time

Çocuğunuz Okula Gitmek İstemiyorsa Dikkat: Nedeni Şımarıklık Olmayabilir

Yeni eğitim ve öğretim yılının başlamasıyla birlikte bazı çocuklarda okula gitmek istememe, ağlama krizleri, baş ağrısı, karın ağrısı ve mide bulantısı gibi şikâyetler görülebiliyor. Klinik Psikolog Melike Urcan, bu belirtilerin her zaman şımarıklık veya tembellik olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, çocukların yaşadığı duygusal zorlanmaların anlaşılması ve gerektiğinde uzman desteği alınması gerektiğini söyledi.

Yeni eğitim ve öğretim yılının başlamasıyla birlikte çocuklar için yeni bir dönem başladı. İlk kez okula başlayan, okul değiştiren veya tatilin ardından günlük rutinlerine dönmekte zorlanan çocuklarda okula karşı isteksizlik, ağlama krizleri, baş ağrısı, karın ağrısı ve mide bulantısı gibi şikâyetler görülebiliyor.

Klinik Psikolog Melike Urcan, okula gitmek istemeyen her çocuğun şımarık veya tembel olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, bu davranışların altında ayrılık kaygısı, performans anksiyetesi veya sosyal kaygı gibi duygusal zorlanmalar bulunabileceğini söyledi.

HER OKUL REDDİ ŞIMARIKLIK DEĞİL

Klinik Psikolog Melike Urcan, çocukların okula gitmek istememesinin yalnızca inatlaşma veya şımarıklık olarak görülmemesi gerektiğini belirtti.

Urcan, “Çocuğun okula gitmek istememesinin inatlaşma ya da şımarıklık olarak değerlendirilmemesi gerekiyor. Bu tepkilerin altında ayrılık kaygısı, anksiyete ve sosyal kaygılar bulunabilir. Çocukları suçlamak veya yaşadıkları durumu küçümsemek kaygıyı artırabilir, bu nedenle öncelikle davranışın ardındaki duygusal ihtiyacın anlaşılması gerekiyor” dedi.

KARIN AĞRISI VE MİDE BULANTISI BAHANE OLMAYABİLİR

Okul sabahlarında ortaya çıkan fiziksel şikâyetlerin de dikkate alınması gerektiğini belirten Urcan, çocukların ifade edemedikleri stres ve kaygıyı bedensel belirtilerle gösterebildiğini söyledi.

Urcan, “Okul sabahlarında aniden ortaya çıkan karın ağrısı, mide bulantısı veya baş ağrısı gibi şikayetler okuldan kaçmak için öne sürülen bahaneler olarak değerlendirilebilir ancak bu yaklaşım doğru değildir. Çocuklar ifade edemedikleri stresi ve kaygıyı bedensel yollarla dışa vururlar. Psikomatik olarak adlandırılan bu durumda çocuk; baş ağrısı, mide bulantısı veya karın ağrısı gibi belirtileri gerçekten hisseder. ‘Rol yapıyorsun’, ‘bir şeyin yok’ şeklindeki yaklaşım çocuğun kendisini anlaşılmamış hissetmesine neden olabilir. Öncelikle fiziksel bir neden olup olmadığı değerlendirilmeli, tıbbi neden saptanmadığında ise belirtilerin psikolojik kaynaklı olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır” şeklinde konuştu.

UYUM SÜRECİNDE BU BELİRTİLERE DİKKAT

Okulun ilk günlerinde görülen hafif düzeyde isteksizlik ve uyum güçlüğünün normal olabileceğini belirten Urcan, bazı belirtilerin ise daha yakından takip edilmesi gerektiğini ifade etti.

Urcan, “Çocuğun okula uyum güçlüğü; uyku ve yeme düzenini bozuyor, şiddetli ağlama krizleri, gece uykusunda yoğun korku ve huzursuzluk ya da aşırı içe kapanma gibi durumlara yol açıyorsa bu tablo daha yakından incelenmelidir. Bu belirtiler çocuğun tek başına başa çıkamayacağı bir kaygı yükü taşıdığı anlamına gelebilir. Çocuğun akademik, sosyal ve özgüven gelişiminde kayıplar yaşamaması adına bir uzmana başvurarak profesyonel bir destek planına geçilmesi, okul yaşantısının sağlıklı devam etmesi için büyük önem taşır” uyarısında bulundu.

EBEVEYNİN KAYGISI ÇOCUĞA YANSIYABİLİYOR

Çocukların ebeveynlerinin duygusal tepkilerinden de etkilenebildiğine dikkat çeken Urcan, özellikle okul kapısındaki vedalaşmaların ve ebeveynin endişesinin çocuğun okul algısını etkileyebileceğini söyledi.

Urcan, “Çocuklar ebeveynlerinin duygularını ayna gibi yansıtırlar. Okul kapısında yaşanan uzun ve dramatik vedalaşmalar, ebeveynin belirgin bir endişe göstermesi, çocuğun okulun güvenli olmadığı yönünde bir algı geliştirmesine neden olabilir. Bunun yanında aşırı korumacı davranmak ya da sorunu yalnızca sert disiplinle çözmeye çalışmak da uyum sürecini zorlaştırabilir. Doğru yaklaşım; kararlı, şefkatli, net sınırları olan ve çocuğa okulun güvenli bir ortam olduğunu hissettiren bir tutum sergilemektir” dedi.

RUTİNLER KADEMELİ OLARAK DÜZENLENMELİ

Tatil döneminde değişen uyku, beslenme ve günlük yaşam düzeninin okulun başlamasıyla birlikte bir anda değiştirilmesinin çocuklarda çatışmaya yol açabileceğini belirten Urcan, rutinlerin kademeli olarak oluşturulmasını önerdi.

Urcan, “Tatil boyunca değişen rutinleri okulun ilk sabahı aniden ve çok sert bir şekilde eski haline getirmeye çalışmak yerine, rutinler kademeli olarak düzenlenmelidir. Çocuğun sürece dahil edilmesi ve yapılacak değişikliklerin önceden konuşulması da uyumu kolaylaştırabilir. Ancak aile içindeki doğru iletişim stratejilerine, çevresel düzenlemelere ve okulla yapılan iş birliğine rağmen çocuk uyum sağlamakta zorlanıyorsa aynı yöntemlerde ısrar etmek yerine sürecin yeniden değerlendirilmesi gerekir. Bu noktada; çocuğun mizaç özellikleri, olası dikkat eksikliği veya öğrenme güçlüğü gibi altta yatan faktörler uzman bir hekim tarafından detaylıca analiz edilmeli, kişiye ve aileye özel yepyeni bir yol haritası çizilmelidir” ifadelerini kullandı.

KAYNAK: MHA

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER