© Malatya Time

Doğan DAĞ / Malatya'da ve Anadolu'da Bir Kadim Gelenek: Öllük

Doğan DAĞ yazdı.

Eski Malatya’yı bilenler hatırlar...

Çarmuzu’nun, Orduzu’nun dar sokaklarında, kerpiç evlerin avlularında yankılanan o tanıdık sesi:

—“Öllükçüüü! Öllük varrr!”

Taştepe civarındaki Öllük Dağı’ndan çıkarılan, merkeplerin heybelerine yüklenip sokak sokak gezdirilen bir Anadolu hikâyesidir bu.

Bugünün nesli belki adını bile duymadı, duysa da anlamını çıkaramaz. 

Ama o günün anaları için höllük; sadece bir toprak değil, şefkatin, hijyenin ve aile bütçesinin en sağlam dayanağıydı.

Neydi öllük? Nasıl kullanılır idi?

Alt Bezi Yerine: Yüksek emicilik özelliğine sahip bu ince toprak, bebeğin idrarını çekmesi için bezin içine konurdu.

Isıtma Amacıyla: Tavada veya soba üzerinde ısıtılıp kundak bezine serilerek bebeğin sıcak kalması sağlanırdı.

Pişik Tedavisi: Ufalanıp toz haline getirilen toprak, bebeklerdeki pişiklerin tedavisinde pudra gibi kullanılırdı

Elekten usulca elenen o incecik toprak, önce ocakta tatlı tatlı ısıtılırdı.

Sonra bir bezin üzerine yayılır, bebeğin altına serilirdi.

Ne pişik bırakırdı çocukta, ne de sızıntı. 

Toprak emip yutardı nemi.

Ana eli değince o toprağa, sıcaklığı beşiğe sinerdi; bebeğe anasının kucağı gibi tatlı bir rahatlık verirdi.

Üstelik bugünün çocuk bezi gibi doğada yıllarca çürümeyen atık bırakmazdı.

Plastik yoktu, kimyasal yoktu, naylon yoktu.

En önemlisi de aile bütçesine yük olmazdı; fakir fukaranın imdadına yetişirdi.

O zamanlar hazır bezler yoktu ama ne vardı biliyor musunuz?

Tandır dumanı vardı.

Yediğimiz içtiğimizde
tad var idi ...

Evin avlusunda yükselen buram buram toprak kokusu vardı.

En çok da ananın bitmeyen emeği, hesapsız sevgisi vardı.

Bir avuç öllükle koskoca bir nesil büyüdü bu topraklarda.
Mühendis oldu, öğretmen oldu, devlet adamı oldu... 

O toprağın sıcaklığıyla yetişti.

Şimdi dönüp bakıyoruz bugünün tablosuna...

Yoğurdu marketten alıyoruz, ekmeği fırından, turşuyu kavanozda...

Çocuğun bezini koli koli eve yığıyoruz.

Market mahkumu olmuşuz adeta.

Kredi kartı POS cihazından geçiyor, tık sesini duyuyoruz.

İnternetten bir tıkla sipariş veriyor, kapıda teslim alıyoruz.

Kolaylık mı? Kolaylık.

Ama bir yanımız da gittikçe yüksünüyor, üşeniyor, doğaldan ve emekten kopuyor.

...

YAZININ DEVAMI BURADA

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER