© Malatya Time

Doğan DAĞ / Malatya'dan Bir Cevher

Doğan DAĞ yazdı.

Bir yeni zamanlar dervişi...

Bir Kur'an ve sünnet sevdalısı...

Ve üsve-i hasene nurundan nasipdar olma gayretlisi, berrak ve duru bir adam...

Malatya'nın evladı:

Hikmet Zeyveli.

Sokaklarında komşuluk hürmetinin, edep dokusunun buram buram tüttüğü o kadim Malatya...

Yıl 1947.
İşte o berrak iklimin rahlesinde gözlerini dünyaya açan bir memleket evladı Hikmet Zeyveli.

Anadolu’nun toprağındaki bereketi, fikrin ve imanın mektebiyle harmanlayan bir isim.

Yolu İstanbul’a düştü...

1970 yılında, Türkiye’nin dev bilim yuvası İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi’nden İnşaat Yüksek Mühendisi olarak mezun oldu.

Statik hesaplar, beton, demir, teknik disiplin...

Ama o, mühendislik cetvelini sadece şantiyede bırakmadı. 

Devlete, millete hizmetin de nirengi noktası yaptı.

Sonra bürokrasi yılları...

Kamu kurumlarında mühendislik, ardından İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde önemli sorumluluklar...

Devlet aklı, idari disiplin, kamu yönetimi...

Lakin koltuğuna kurulup millete tepeden bakanlardan olmadı hiç.

Masa başı bürokrasisinin o soğuk ve mesafeli yüzüne zerre kadar prim vermedi.

Mühendis hassasiyetiyle kamu sorumluluğunu birleştirdi; halkın nabzını tuttu, dinledi, empati yaptı, gönüller kurdu.

Halkla ilişkiler dediğin, işte böyle inşa edilirdi.

Sadece devlet adamlığı mı?

Fikir dünyasında da berrak bir iz bıraktı.

Kelime, Kriter, Haksöz, İktibas, Nida...

Dönemin öncü dergilerinde kaleme aldığı derinlikli yazılarda, kamu tecrübesiyle halkla kurduğu o samimi bağın sıcaklığı vardı.

Popülist söylemlere, ucuz heveslere eyvallahı yoktu.

Tek derdi vardı: 

Vahyin aydınlığını ve Sünnet-i Seniyye’nin rehberliğini, çağı anlama çabasıyla buluşturmak.

Yazdı, çizdi, üretti...

Kur'an ve Sünnet Üzerine...

İlahi Dinlerde 
Mucize ve Gayb & 
Geleneği Yeniden Okumak...

Medine Sahifesi...

Kur'an-ı Kerim ve 19 Efsanesi...

Hurafelere, dogmatik ezberlere, esaret altına alınmış zihniyetlere karşı her zaman usulünce, ilmin ışığıyla dik durdu.

Peki ya eleştiriler?

Ezberleri sorguladığı için elbette okların hedefi olduğu zamanlar da oldu.

Fakat o ne yaptı?

Öfkeye kapılmadı, nefsi veya hevai bir dille cevap vermedi.

Onun cevabı her daim ilmi edep, derin muktesebat, sabır ve sarsılmaz bir tevazu oldu.

Şahsi polemiklere girmedi; sözünü hep ilmin, devlet ciddiyetinin ve adabın üzerine kurdu.

Peygamber ahlakını bir iddia olarak değil, bir hal olarak yaşadı. 

Ne makam hırsına yenildi ne de çevre baskısına boyun eğdi.

Gelelim bugüne...

Ömrünü ilme, hakikate, devlete hizmete ve ümmetin uyanışına adayan bir ömür.

Hikmet Zeyveli, ilerleyen yaşına rağmen bugün de tefekkürden, yazmaktan, araştırmaktan bir an olsun geri durmuyor.

İstanbul’daki mütevazı evinde, ömrünce biriktirdiği zengin kütüphanesinin gölgesinde okumalarını sürdürüyor.

Zaman zaman gerçekleştirdiği sohbetlerle, ilmi istişarelerle, genç zihinlere rehberlik ederek entelektüel üretimini sessizce devam ettiriyor.

...

YAZININ DEVAMI BURADA

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER