Ebuzer AYDIN / 27 Ağustos 1956: Unutulan Büyük Yarpuzlu Yayla Sel Felaketi
ÖZEL HABEREbuzer AYDIN yazdı.
Bugün, 27 Ağustos 2026...
Tam 70 yıl önce bugün, Adıyaman tarihinin en büyük sel felaketi yaşandı.
Çelikhan, Sincik ve Kahta hattındaki yüksek dağ köylerinde ve yaylalarda aniden bastıran aşırı şiddetli yağışlar büyük bir felakete dönüştü. Dağlardaki kuru dere yataklarından devasa su kütleleri, önüne kattığı taş ve kayalarla aşağıya doğru aktı.
Çelikhan ve Sincik dağlarından gelen sular, önüne kattığı toprağı, ağaçları ve devasa taşları sürükleyerek adeta devasa bir çığ felaketine dönüştü.
Bu felaketi hayatımda ilk defa rahmetli babamdan dinlemiştim. Bizim ailemiz de o gün yayladaymış. Olup bitenlere canlı canlı şahit olmuşlar.
Yarpuzlu köyü ve Kahta'nın dağ köylerindeki Teşikan Yaylası ile Karlık Dağı'nın arkasında bulunan Çelikhan köyleri ve yayla çadırları sel sularının altında kaldı.
Sel, havzadaki bütün kolları birleştirerek yoluna devam etti ve nihayetinde Fırat Nehri'ne kadar ulaştı.
Sadece bu dağ ve yayla bölgelerinde bir gecede 40 vatandaşımız hayatını kaybetti. 20'den fazla kişi yaralandı. Havzanın tamamında ve Adıyaman genelindeki diğer bölgelerle birlikte, o dönem basına yansıyan toplam can kaybı 75 kişiyi buldu. Bu sayının daha fazla olduğunu söyleyenler de oldu.
Bu, yalnızca Adıyaman tarihinin değil, Türkiye tarihinin de en büyük sel felaketlerinden biriydi.
Ama söz konusu Adıyaman olunca, bu büyük acı da unutuldu.
Bugüne kadar ne kapsamlı bir araştırma yapıldı, ne bir anma etkinliği düzenlendi ne de gelecek nesillere bu felaketin hafızasını taşıyacak ciddi bir çalışma gerçekleştirildi.
Oysa bu felakette hayatını kaybedenler de insandı.
Onlar fakir ve garibanlardı.
Birçoğu göçebe hayatı yaşayan, yaylalarda çadırlarda yaşayan, devlet kapılarında güçlü bağlantıları olmayan insanlardı.
Belki bu yüzden sesleri duyulmadı.
Belki bu yüzden acıları kayıtlara gerektiği gibi geçmedi.
Ölenler öldü...
Kalanların bir kısmı da yakınlarının hasretiyle, yoklukla ve fakirlikle hayatını tamamladı.
Ama bu felaketle ilgili anlatılan ve ailelerin hafızasında yaşayan öyle acı hikâyeler var ki, insan bunları dinlerken aradan 70 yıl değil, sanki birkaç gün geçmiş gibi hissediyor.
Benim rahmetli babam, bu felakette hayatını kaybedenlerden 40 kişinin cenaze namazını bizzat kıldırmıştı. Bu bile felaketin Yarpuzlu ve yayla taraflarında ne kadar büyük bir yıkıma sebep olduğunu göstermeye yeter.
Selin gücü o kadar büyüktü ki bazı cenazeler, felaketin yaşandığı yerden onlarca kilometre uzakta bulundu.
Hatta Yarpuzlu'dan selin önüne katıp sürüklediği bir gencin cenazesi, Cendere Köprüsü civarında ortaya çıktığında, benim rahmetli dedem onu kendi oğlu, yani amcamın cenazesi sanmış ve üzerinde ağıtlar yakmıştı.
Böylesine büyük bir felaketin içinde yalnızca acılar değil, bugün bile anlatıldığında insana hayret veren mucizeler de yaşandı.
Bunlardan biri, Yarpuzlu köyünde kundakta bulunan bir bebekti…
Dağı taşı önüne katıp götüren, insanları ve çadırları yutan bu korkunç selde, o kundaktaki bebek bir mucize olarak hayatta kaldı. Bebek, 50 kilometreden daha fazla bir mesafede, selin ortasında sürüklenerek Fırat Nehri'nin Kahta tarafındaki kıyılarına kadar gelmiş ve bir vatandaş tarafından bulunmuştu.
Yıllar sonra öğretmen olan bu bebek, ailesiyle de mucizevi bir şekilde buluşmuştu.
Ailenin bu konunun şimdilik dile getirilmesini istememesi sebebiyle, o bebeğin hikâyesini ve ailesine dair ayrıntıları burada paylaşmıyorum.
Ancak bir gün izin verirlerse, o mucizevi kurtuluş hikâyesini ayrıca ve ayrıntılarıyla yazacağım.
Bugün, 27 Ağustos 2026'da, Büyük Yarpuzlu Yayla Sel Felaketi'nin 70. yıldönümünde, bu satırları tarihe bir not düşmek için paylaşıyorum.
Belki bir gün birileri bu büyük felaketi araştırmak ister.
Belki bir gün Adıyaman'da bu acının hatırasını yaşatacak bir anma gerçekleştirilir.
...
İlginizi Çekebilir