Ebuzer AYDIN / 3. Bölüm – İran – Şii Hilali / Molla Rejimi / Büyük Senaryo
ÖZEL HABEREbuzer AYDIN yazdı.
Şii Hilali Kimin Projesi?
Bugün dünya kamuoyuna servis edilen tablo şu: İran ile Amerika Birleşik Devletleri savaşın eşiğinde. Donanmalar hareket halinde, karşılıklı tehditler havada uçuşuyor.
Fakat sahadaki realite ile vitrindeki söylem her zaman aynı değildir.
Benim kanaatim nettir: Ortada bir “medeniyet savaşı” değil, kontrollü bir mühendislik vardır.
Şii hilali bir inanç meselesi değil, bir jeopolitik aparattır. Bunu ilk ihdas eden Ayetullah Humeyni’dir. Ancak bu projenin asıl mimarının Siyonist akıl olduğu kanaatindeyim.
Şii hilali dediğimiz hat; Tahran’dan Bağdat’a, Şam’dan Beyrut’a uzanan bir koridordur. Bu hat, klasik anlatıldığı gibi sadece mezhebî bir dayanışma ekseni değildir. Bu hat, bölgenin demografik ve jeostratejik kırılganlıkları üzerinden inşa edilmiş bir baskı mekanizmasıdır.
Bu yapı gerçekten bağımsız bir devrim projesi midir, yoksa küresel güçlerin kontrollü biçimde büyüttüğü bir kaldıraç mı?
Humeyni ile başlayan süreç, 1979’dan bu yana sürekli “anti-Amerikancı” retorikle beslendi. Ama aynı dönemde İran’ın varlığı, bölgenin mezhep eksenli parçalanmasını derinleştirdi. Irak çöktü, Suriye yıkıldı, Lübnan rehin alındı, Yemen ateş altında bırakıldı.
Peki bu durum kime yaradı?
Benim inancıma göre mesele sadece Tahran merkezli bir rejim güvenliği değildir. İsrail’in tarihsel hedefi olarak görülen “Arz-ı Mevud” ideali, parçalanmış ve mezhep fay hatları üzerinden ayrışmış bir coğrafyada daha kolay ilerler.
Sünni omurgası güçlü, merkezi devlet refleksi sağlam bir Ortadoğu; bu hayalin önündeki en büyük engeldir.
Şii hilali ise bu omurgayı kıran, Arap dünyasını iç savaşlara sürükleyen, ümmet zeminini dağıtan bir fay hattı üretmiştir.
Dolayısıyla şu tez yabana atılamaz:
Şii hilali sadece bir İran rejim projesi değil; aynı zamanda İsrail’in güvenlik mimarisine hizmet eden bölgesel bir kaos hattıdır.
Eğer yarın molla rejimi çökerse, hilal de çöker. Çünkü bu yapı organik bir mezhep yükselişi değil; devlet aklıyla inşa edilmiş bir mühendisliktir.
Dolayısıyla İsrail de Amerika da molla rejiminin Ortadoğu’da zayıflamasını istemez. Zayıf ve sefalet içinde bir İran, hakları ellerinden alınmış bir halk, dünyada aforoz edilmiş bir devlet; fakat iktidarda bir molla rejimi isterler.
Amerika Birleşik Devletleri İran’ı gerçekten yok etmek isteseydi, bunu onlarca kez yapabilecek kapasiteye sahipti. Nitekim yakın tarihte komuta kademesini yerle bir ederek yetmişe yakın üst düzey yetkiliyi öldürdü. Sözde nükleer tesislerini de vurdu. Bunu, hiç şüphesiz, rejimi terbiye etmek için yaptı. Ancak rejim değişikliğini asla talep etmedi.
Donald Trump şunu defaatle söyledi:
“Hamaney’i çok kötü bir ölümden biz koruduk.”
Kim bu Ali Hamaney?
Neden Amerika korudu?
Hani ağızlarını açtıklarında Amerika’ya “Büyük Şeytan” diyorlardı? Çünkü Amerika’ya “Büyük Şeytan” demek onlar için bir retorik kalkan üretir. Siyaset dili çoğu zaman karşıtlık üzerinden meşruiyet üretir.
Bugüne kadar yaptırım uyguladılar ama rejimi devirmediler.
Tehdit ettiler ama son darbeyi vurmadılar.
Müzakere ettiler ama tamamen diz çöktürmediler.
Bu tablo bize şunu düşündürüyor:
İran, tamamen düşman değil; kontrollü bir aktördür. Bölgeyi disipline eden, gerektiğinde korku unsuru olarak kullanılan, gerektiğinde terbiye edilen bir yapıdır.
Bugün “ikinci gemi” mesajı da tam olarak bu disiplin mekanizmasının parçasıdır. İran büyüdüğünde frene basılır, gerektiğinde alan açılır.
İran’ın içinde bu yapıya muhalif, üretmek isteyen, Amerika ve İsrail’e düşmanlığı ciddi ve samimi olan kesimler elbette vardır. Ancak ne zaman ülkede bağımsız bir refleks gelişmeye kalksa baskı gelir. Ne zaman molla rejimine karşı halk ayağa kalksa, uluslararası denge yeniden kurulup halkın rejim etrafında konsolide edilmesi sağlanır.
Bu sefer ise tablo farklıdır. Halk hareketleri kontrol edilemeyecek noktaya gelmiş, binlerce ölüm yaşanmış ve bölgesel tansiyon yükselmiştir. Bu nedenle donanmalarıyla İran’a yönelmiş bir Amerika görüntüsü ortaya çıkmıştır.
Molla Rejimi Giderse Ne Olur?
Şunu çok iyi bilmeliyiz ki Şii hilali bir halk hareketi değildir; rejim mimarisidir. Rejim çökerse bu hat çöker.
Hilalin çökmesi, mezhep merkezli bölgesel çatışma denkleminde ciddi bir boşluk üretir. Bu da İsrail’in “kaos üzerinden güvenlik” stratejisini en azından bu yüzyıl için sekteye uğratır. Arz-ı Mevud hayali tamamen bitmez belki; fakat zemini ciddi şekilde zayıflar.
...
İlginizi Çekebilir