© Malatya Time

Ebuzer AYDIN / Helâli Haramı Bu Kadar Karıştıran Toplum!

Ebuzer AYDIN yazdı.

“İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn”

Her musibetin zuhurunda okuduğumuz ayettir. Neredeyse her gün, hatta her an okuyor olduk!

Her çağın kendine özgü günahı, Allah’a karşı nankörlüğü, küfrü, harama düşüşü, helak sebebi olmuştur.

Ama helâlin haramla bu kadar birbirine karıştığı, helâlin haram, haramın da helâl görüldüğü başka bir çağ olmamıştır.

Kadınlar erkeklere namaz kıldırıyor!

Kadınlar camilerde erkeklere vaaz veriyor!

Bir imam, son derece açık giyinmiş, karma ve mahremiyet sınırlarının tamamen ortadan kalktığı bir düğünde Kur’an ayetleri okuyor!

Tesettür ve gözleri haramdan sakındırmak hakkında insanlara vaaz vermek için, tesettür kurallarına uymayan kadın sunucuların karşısına hocalar oturuyor!

Vücut geliştirme sporcuları, avret yerleri açık olduğu hâlde Allah’a şükür secdesi yapıyor!

Kadın tenisçiler, atletler, sporcular, avretleri açık bir şekilde secde ediyor!

Öpüşme ve çıplaklık sahnelerinden önce Kur’an okuyorlar, ardından Allah’ın lütfundan ve rahmetinden söz ederek, kendilerine günah işleme imkânı verdiği için Allah’a şükrediyorlar!

Anne ve babalar, çocuklarının şarkı yarışmalarındaki başarısı için ağlayarak dua ediyor, Yasinler okuyor!

Helâlin haramla, doğruyla yanlışın, ibadetle gösterişin birbirine bu kadar karıştığı başka bir çağ gerçekten olmamıştır!

Kur’an okunuyor ama hükümleri hayatımıza taşınmıyor.

Secde ediliyor ama secdenin insana kazandırması gereken tevazu ve kulluk hayatımıza yansımıyor.

Tesbih çekiliyor ama dil, insanların şerefine ve haysiyetine dokunmaktan geri durmuyor.

Hacca ve umreye gidiliyor; fakat kul hakkı geride bırakılıyor.

Sadaka veriliyor; fakat o paranın nasıl kazanıldığı sorgulanmıyor.

Faizden, haram kazançtan, hileden ve kul hakkından uzak durulması gerekirken, bunların üzerine “Allah bereket versin” duası ekleniyor.

Ticarette insanın hakkı yeniyor, ölçü ve tartıda hile yapılıyor; sonra caminin en ön safında namaz kılınıyor.

Anne babaya asi olunuyor; ardından umre fotoğraflarıyla “Allah kabul etsin” deniliyor.

Gıybet ediliyor, iftira atılıyor, insanların itibarı bir cümleyle yerle bir ediliyor; sonra dilde zikir eksik edilmiyor.

Toplum, teşhir derecesindeki kıyafetlerle elde edilen sportif başarıları Allah’a şükrederek kutluyor; fakat bu biçimin helâl-haram ölçüsünü sorgulamıyor.

Dindarlığı ibadetlerin görüntüsüne indirgedik.

Başörtüsünü konuştuk, fakat başın altındaki aklı ve ahlakı unuttuk.

Tesettürü sadece saçları örtmeye indirgedik.

Namazın bizi kötülüklerden alıkoyması gerektiğini unuttuk.

Orucu tuttuk, fakat dilimizi yalandan, kalbimizi kinden, elimizi haramdan korumayı ihmal ettik.

Hacca gittik, fakat evimizin önündeki camiye gitmedik.

Kur’an’ı evimizin en güzel yerine koyduk, fakat hayatımızın merkezine koymadık.

Peygamberi seviyoruz dedik ama onun sünnetini hayatımızın dışına ittik.

Ve en tehlikelisi:

Haramı terk etmek yerine harama dinî bir görüntü kazandırmaya başladık.

Biraz Kur’an, biraz gösteriş…

Biraz ibadet, biraz haram…

Biraz tesettür, biraz teşhir…

Biraz helâl hassasiyeti, biraz faiz…

Biraz takva, biraz şöhret…

Biraz Allah korkusu, biraz kul hakkı…

...

YAZININ DEVAMI BURADA

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER