© Malatya Time

Ebuzer AYDIN / İran Şii Hilali / Molla Rejimi / Büyük Senaryo - 1. Bölüm

Ebuzer AYDIN yazdı.

 

(Ortadoğu’da cellat kim, kim kullanıyor?)

Suriye altmış yıl boyunca Baas rejiminin zulmü altında inim inim inlerken ne İsrail dokundu ne Amerika. Hafız Esad döneminde akan kan, oğlu Beşşar ile devam etti. Yakılan şehirler, ezilen halklar “stratejik sessizlikle” izlendi. Ne zaman ki katil Esad dönemi kapandı, dengeler oynamaya başladı; o andan itibaren İran hedef tahtasına konuldu. Bu bir çelişki değil, senaryonun gereği ve rol dağılımıydı.

1979’da İran’da olan biteni bir “İslam devrimi” olarak okumak safdilliktir. Bunu zamanla öğreniyoruz. Çünkü İslam alemine böyle yutturdular. İslam Devrimi dediler. Osmanlı Hilafet Devletinin yıkılışından sonra İslam devletine susamış Müslümanların bu devrimle yürekleri bir nebze soğudu. Sözde bir İslam devleti kuruldu! Adı: İran İslam Cumhuriyeti.

Darbeyi Humeyni yapmadı; Humeyni, Paris’ten getirilen meşruiyet figürüydü. Öncesinde de Bursa’daydı. Kurulan şey bir halk devrimi değil, kurumsal bir rejimdi: “Velayet-i Fakih”

Nasıl ki Hristiyan dünyasında Vatikan ve Papa varsa, Şii dünyası için de merkezi, hiyerarşik, emir-komuta zincirine sahip bir yapı inşa edildi. Bu yapı, Ortadoğu’da halifesiz kalan İslam dünyasının ortasına bilinçli şekilde bırakıldı.

İslam ümmeti ise yüz yıldan beri başsızdı. Hilafet kaldırılmış, temsil, siyasi ve ahlaki bir merkez yoktu. İşte bu boşlukta Şii Molla rejimi, İslam coğrafyasının ortasına cellat gibi sürüldü.

Sonrası zincirleme geldi.
Irak, ABD işgaliyle İran’a teslim edildi. Yeni bir siyasal Şia sahneye çıkarıldı. Haşdi Şaabi kuruldu; Irak’ta Müslümanlara karşı kullanıldı. Bu sefer bu terör örgütüne karşı da DEAŞ kuruldu, Suriye’de halkı öldürdü, rejime taze kan oldu, Irak’ta da sözde savaştı. Bunlar Amerikan destekli katiller ordusuydu.

Suriye’de Esad rejimi halkını öldürürken, Şebbihalar İran tarafından desteklendi, rejim ayakta tutuldu. Müslümanları öldüren savaşçıların çoğu yine Hizbullah mensubu ve Şii milislerdi. Rusya’nın Suriye’de savaşa girmesi yine İran’ın eliyle olmuştur

Lübnan’da Hizbullah, İsrail’in kuzey sınırını kontrol eden “yönetilebilir tehdit” olarak konumlandı.

Yemen’de Husiler, Müslüman Yemen halkının üzerine salındı.

Humeyni’nin 1979’da söylediği “beş başkent” hedefi –Tahran, Bağdat, Şam, Beyrut, Sana– 45 yıl içinde tamamlandı. Buna Şii Hilali denildi. Gerçek ise bu bir kontrollü yayılma projesiydi.
Siyonistler İran eliyle “Arz-ı Mev‘ûd”, “vadedilen topraklar”ı ele geçirdi. Adına Şii Hilali denildi.

Irak’ta 3,5 milyon Müslüman öldü. Şehirler yakıldı, camiler yıkıldı, minareler patlatıldı, imamlar öldürüldü. Adı Ömer olan Aişe olan sokak ortalarında katledildi. Mezhep kaosu derinleştirildi, Sünni halklar parçalandı.

Ortadoğu’nun en zengin ülkesi Lübnan, İsrail’in güvenliği için kurulan Hizbullah’a teslim edildi. Kısa sürede dünyanın en fakir ülkesi haline getirildi. Ölümler burada da hız kesmedi.

Yemen yerle bir edildi, savaşın bilançosu ve ölenlerin net sayısı belli değil. Kaos ve savaş hâlâ devam ediyor.

Suriye’de Baas rejiminin son 14 yılında 1,5 milyon insan öldü, 15 milyon insan yerinden edildi, 7 milyon ülkesini terk etti.

Bu yıkımın tek stratejik sonucu vardı: İsrail’in güvenliği ve yayılma alanının genişlemesi.

Ta ki denge bozulana kadar.
Suriye’de halk direnişi fethi gerçekleştirdiğinde, mücahitler Şam’a girdiğinde, Suriye’de rejim yıkılıp yeni bir düzen kurulduğunda Şii Hilali kırıldı.

İşte o an tablo değişti. Dün İran’ı kullananlar, bugün İran’ın bu başarısızlığından rahatsız oldu. Çünkü İran’a biçilen rol, başarısızlıkla sonuçlanmıştı.

Kontrolsüzleşme riski doğmuştu. Senaryoda yeni perde açıldı: “Molla rejimini terbiye etme süreci!”

Bugün İran’a yapılan baskılar, yaptırımlar ve tehditler sadece bir “ayar çekme” operasyonudur.
Ne rejim yıkılmak isteniyor ne de güçlenmesine izin veriliyor. Ama artık her şey apaçık: Şii Molla rejimi, İsrail ve Amerika için gerektiği kadar kullanılmış, Lübnan Hizbullah’ı gibi o da şimdi fazlalık yapmaya başlamıştır.

“Her devrim kendi çocuklarını yer” dün seni satın alan bugün satar gerçeği üzerinden İsrail, Hizbullah’ın üst düzeylerini öldürdü. Sırada görevinde başarısız olan Molla rejimi var. Ama alternatifi olmadığı için tıpkı Suriye Esad rejimi gibi oyunlarla ayakta tutmaya çalışıyor, halkı, sözde ölümle tehdit ettiği Hamaney'in etrafında tekrar toplamaya çalışıyor. 

Bütün bu sürecin özeti şudur:
İsrail ve Amerika düşman üretmedi, araç üretti. İran o aracın adıdır. İslam dünyası başsız kaldığı için bu araç, coğrafyanın ortasında serbestçe dolaştırıldı. Kan aktı, şehirler yıkıldı, halklar parçalandı. Ama nihayetinde zulüm üzerine kurulan denge çöktü, Şii Hilali kırıldı. Suriye halkı kazandı.

Şimdi ise, dün kullanılan cellat terbiye ediliyor.

Bu bir komplo hikayesi değil, çıkar sürekliliğidir ve ders nettir:
“Başı olmayan ümmet, başkalarının senaryosunda figüran olur.”

Bugün İran rejimi yayılmacı ve mezhepçi politikalarıyla İslam aleminin baş belası haline gelmiştir. Molla rejiminin doğru İslamla alakası yoktur. Halkını ezmiş, Müslümanlarla savaşmış, vatandaşı zulüm görmüştür.

İran halkıyla ve mezhebiyle İslam aleminin hiçbir problemi yoktur. İran Pers hükümdarlığına son verildiği tarihten Humeyni rejimine kadar İran’ın sesi de yoktu.
Amerika ve siyonistler Ortadoğu ve İslam karşıtı hedefleri için Fars yayılmacılığını yeniden İran’ın kulağına fısıldayıp İran’da bu rejimi ihdas etti. 45 sene emek verdiler, halkı değil sadece rejimi beslediler.

İran halkı da artık durumun farkındadır. Zaman zaman ayaklanmalar oldu. Ama her seferinde ya Amerika, ya İsrail devreye girip İran ile kısa süreli göstermelik sürtüşmeler yaşanınca, halk inancı ve ülkesi için tekrar Molla rejiminin etrafında toplandı.
İran halkı kadar duygusal, temiz, iyi niyetli ve kandırılabilecek kadar saf bir millet yoktur. Onun için bu halka hep cambaza bak oyunu oynadılar.

28 Aralık’ta başlayan halk ayaklanmalarıyla artık işler çığırından çıktı. 7 bin civarı vatandaş savaşsız gösteri meydanlarında öldürüldü. Önü alınmaz olaylar oldu ve Molla rejimi gerçekten sarsılmaya başladı.

Bu büyük tehlikeyi gören büyük şeytan Amerika yine devreye girdi. Vuracağız, öldüreceğiz, savaşacağız, devireceğiz, değiştireceğiz diyerek insanları tekrar sokaklardan evlere dönderdiler.

...

YAZININ DEVAMI BURADA

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER