Ebuzer AYDIN / Ramazan Hilali ve İhtilaf Sebebi
ÖZEL HABEREbuzer AYDIN yazdı.
Ramazan hilali göründü. Mübarek Kur’ân ayına, rahmet ve mağfiret mevsimine bir kez daha kavuştuk. Bu, sıradan bir zaman dilimi değildir. Şeytanların zincire vurulduğu, cennet kapılarının sonuna kadar açıldığı, cehennem kapılarının kapandığı müstesna bir aydır. İçinde, bin aydan —seksen üç küsur yıllık bir ömürden— daha hayırlı olan Kadir Gecesi vardır.
Böylesi bir ayın gelişi yalnızca bir takvim değişimi değil; ümmet için bir diriliş çağrısıdır.
Ramazan; oruçla nefsi disipline eden, namazla kalbi inşa eden, Kur’an’la aklı ve ruhu tahkim eden, zekât ve sadakayla malı tanzim eden bir mekteptir. Bu vesileyle mübarek Ramazan ayını tebrik ediyor; rahmetine mazhar, mağfiretiyle arınmış bir şekilde bayrama ulaşmayı Cenâb-ı Hak’tan niyaz ediyorum.
Bu yıl hilalin tespiti konusunda yine bir ihtilaf yaşandı.
Suudi Arabistan, Afganistan ve Irak başta olmak üzere birçok ülkede oruca 18 Şubat Çarşamba günü başlandı. Türkiye ise 19 Şubat Perşembe günü oruca başladı.
Peki bu ihtilafın sebebi nedir?
Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki:
“Hilali gördüğünüzde oruç tutunuz; hilali gördüğünüzde bayram ediniz. Eğer göremezseniz Şaban ayını otuza tamamlayınız.”
Hüküm açıktır. Esas olan ru’yettir; yani hilalin fiilen görülmesidir. Eğer hilal görülmezse Şaban ayı otuza tamamlanır ve ertesi gün oruca başlanır. Bu, fıkhî kaidedir. Asırlardır uygulanan yöntem budur.
Hilalin her coğrafyada aynı anda görülmesi mümkün olmayabilir. Atmosfer şartları, coğrafi konum ve ufuk genişliği gibi birçok teknik parametre buna etki eder. Bugün astronomi ilmi son derece ileri seviyededir. Yüz yıl sonrasının namaz vakitlerini milim şaşmadan hesaplayabilen bir bilimsel altyapı mevcuttur. Bu ilim, Allah’ın insana lütfettiği bir imkândır. Bununla birlikte nihai esas, hilalin fiilen görülmesidir.
Türkiye’de Salı akşamı hilal çıplak gözle görülmediğinden Çarşamba günü oruç turulmamış, Şaban ayı otuza tamamlanmış ve Perşembe günü oruca başlanmıştır.
Ardahan İl Müftüsü, Diyanet İşleri Başkanlığı camiasının kıymetli bir neferi, ilim irfan ehli, dava adamı, Adem KARADENİZ hocamızla Salı günü yaptığım görüşmede hilalin görülmediği tarafıma iletilmiştir. Çarşamba akşamı yaptığımız görüşmede ise hilalin çıplak gözle görüldüğü bilgisi paylaşılmıştır.
Neden Ardahan?
Çünkü burası Türkiye’nin en yüksek bölgelerinden biridir ve iki bin rakımın üzerindeki noktalarda hilali takip eden ehil kardeşlerimiz bulunmaktadır. Onların şehadetiyle, fıkhın öngördüğü çerçevede hilalin görüldüğü tespit edilmiştir.
Şunu açık konuşalım:
Hilal meselesi sadece teknik bir konu değildir; zaman zaman siyasi gölgeler de bu alanın üzerine düşmektedir. Bazı ülkelerin “İslam dünyasının liderliği” üzerinden sembolik güç gösterilerine giriştiği bir gerçektir. Oysa bu mesele bir prestij yarışı değil, ibadet meselesidir.
Bugün hilal tartışması üzerinden yürüyen rekabetin arka planında yalnızca ilmî farklılıklar yoktur. Bazı ülkeler, dinî semboller üzerinden jeopolitik meşruiyet üretmeye çalışmaktadır. Hilalin erken ilanı, zaman zaman “merkez ülke” olma iddiasının bir enstrümanına dönüştürülmektedir. Oysa İslam dünyasında liderlik; takvim ilan etmekle değil, adaletle hükmetmekle, mazluma sahip çıkmakla, ilimde ve ahlakta öncü olmakla kazanılır. Hilali siyasallaştırmak, Ramazan’ın ruhuna gölge düşürür. İbadet üzerinden güç devşirme çabası ise ümmet bilincine hizmet etmez; bilakis ayrışmayı derinleştirir.
Ramazan siyaset üstüdür.
İhtilafı büyütmek, Ramazan’ı polemik malzemesi yapmak doğru değildir. Her Müslüman, bulunduğu ülkenin meşru ve kurumsal din otoritesine tabi olur. Türkiye’de Diyanet İşleri Başkanlığı gibi köklü ve kurumsal bir yapı vardır. Doksan binin üzerinde cami, iki yüz bine yakın din görevlisi, müftü, vaiz, imam-hatip, müezzin ve ilahiyat ehli bu sistemin içindedir. Bu yapı keyfî değil; ilmî ve kurumsal bir zeminde hareket etmektedir.
...
İlginizi Çekebilir