© Malatya Time

İÇİMİZİ ÜRPERTEN FÜZE KALKANI VE DUYARSIZ MİLLETVEKİLLERİ (!)

Söz Sultanlarından Hz Ali (r.a) ne güzel buyurmuş ?Söyleyene değil söylenene bak!? Bu perspektifte Papa 16. Benedictus?un (Ratzinger) İstanbul Sultanahmet Camii?ndeki tavrını, çok hocaya taş çıkarırcasına meşhur Zekeriya Beyaz Hoca(!) şu şekilde ifade etmişti ?Fatih Sultan Mehmet, İstanbul?u kılıçla fetih etti, akabinde Ayasofya Camii?nde şükür namazı kıldı. Papa 16. Benedictus (Ratzinger) ise İstanbul?u kılıçsız fetih etti, akabinde Sultanahmet Camii?nde Huzur Duruşu yaptı.? Bu ifade hâlâ kulaklarımızda. Nasıl bir oyunla karşı karşıya kaldığımızı bu söz ne kadar da manidar ifade ediyor değil mi?Nereden icap etti bu söz derseniz hemen cevap verelim. Bir Malatyalı olarak her ne kadar küffar tarafından işgal edilmemiş bir şehrin bağrından çıkmış asil evlatlarız nağmelerini hak etmediğimiz bir gurur ile çevremizde bulunan insanlara telkin etsek dahi, müteyakkız insanlar tarafından şu an itibarı ile bunun asılsız ve mesnetsiz bir iddia olduğu! maalesef nazarımıza arz edilecektir.İslamiyet?e Abbasiler zamanından beri bin senedir bayraktarlık yapmış mukaddes milletin ezeli düşmanları hali hazırda bile intikam hissi ile yanıp tutuşmakta ve çeşitli planlar yapmaktadır. Biliyorsunuz geçtiğimiz günlerde Ulusal Strateji Merkezi İstanbul Başkanı Haluk Dural beyin ?Füze Kalkanı? ile ligili çarpıcı iddialarını haber yapmıştık. Yaptığımız haberi milletvekillerimizden M. Mücahit Fındıklı, Mustafa Şahin, Öznur Çalık, H.Cemal Akın, Ömer Faruk Öz, Veli Ağbaba, F. Mevlüt Aslanoğlu ve İhsan Barutcu?ya mail yolu ile ilettik. Daha sonra sekreterlerini arayarak mailin ulaşıp ulaşmadığını sorduk. Fakat inanır mısınız!.. Daima "yoğun olduklarını ve ortak değerimiz olan Malatya için gece gündüz demeden çalıştıklarını" iddia eden milletvekillerimizin böyle önemli bir konu hakkında; ne kendileri, ne sekreteryaları, ne şoförleri, ne danışmanları ve ne de parti teşkilatları tarafından hiç bir geri dönüş olmamıştır.Milletvekillerimizin bu meseleye karşı ilgisiz kalmaları acaba konu hakkında bilirkişi olmamalarından mı kaynaklanıyor? Eğer bilmiyorlarsa temsil ettikleri makam gereği en az bizim kadar bu meseleyi araştırmak zorunlulukları yok mu? Eğer ki bu mesele Haluk Dural bey?in ifade ettiği şekilde ise; bunu kamuoyundan ve kamu adına iş yapan gazetecilerden ve halktan gizlemek bir çeşit hıyanet değil de nedir?Evet, şu âlemde nar-nur, gece-gündüz, sıcaklık- soğukluk, hayır-şer gibi zıtlıkların birbiri ile mücadele etmesi, hem insanın iç dünyasında nefis ve kalbin sürekli birbirini tenkit etmesi, hem âlemde Cebrail ve şeytanın ezeli husumeti bedahet ile ispat eder ki; şu millete asırlardır husumet besleyen ve buldukları en küçük fırsatta ayağı ile boğazımıza basan, hüsn-ü zan ile müttefik dediğimiz insanlar bize karşı ?SULH? hikâyelerinde samimiyetsizliklerini bazen istemedikleri halde izhar ederler. En son Fransız Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy?nin "Ermeni soykırımı yoktur" demeyi suç sayan yasayı meclislerinden çıkartması bu düşünceyi ispat eder. Cenab-ı Hak onların bu durumunu şöyle izah ediyor ?İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz, hâlbuki onlar sizi sevmezler, siz kitap(lar)ın hepsine inanırsınız, onlarsa sizinle buluştukları zaman "inandık" derler, başbaşa kaldıkları zaman da kinlerinden dolayı parmaklarının uçlarını ısırırlar. De ki: "kininizle geberin!". Şüphesiz ki Allah göğüslerin (gönüllerin) özünü bilir.? (Ali İmran?119) Demek ki huy, ahlak kişinin tabiatıdır. Değiştim demekle huyun değişmediğinin bir örneği NATO?da müttefikimiz olan Danimarka?nın Asr-ı Saadetin mimarı, insanlığın yegâne iftiharı ve hakikatin mübelliği olan Peygamber (A.S.M) hakkında hakaretvari karikatürler çizilmesine müsaade etmesidir. Dünya güvenliği için kurulan, ülkemizin de üyesi olduğu NATO'nun törer örgütü listesinde bulunan; memleketimizdeki birlik ve beraberliğin ortadan kalkması için kurulmuş PKK terör örgütünün propaganda aracı Danimarka?da kurulu bulunan Roj TV?nin tüm dünyaya yayın yapmasına göz yuman Danimarka?nın eski Başbakanı Anders Fogh Rasmussen'in şu anda NATO Genel Sekreteri olması da din ve İslamiyet düşmanlarının bu hususta ne kadar hummalı çalıştıklarını açıkça göstermiyor mu? NATO adına bugün Rusya?dan ve İran?dan gelecek tehlikeler bu hususta bizi maddi ve manevi zarara sokacaktır. O halde soruyoruz "DÜNYA GÜVENLİĞİ İÇİN" üstlendiğimiz söylenen bu NATO görevinde ülkemiz aldığı risklere karşı sigorta nedir? Yıllardır sürdürülen Türk Dış politikasını "KAZAN - KAZAN" prensibi esas alındığında bizim "KAZANIMIMIZ NEDİR ?" ya da bu politika bu durumun neresindedir? Kamuoyunda kurulmakta olan füze kalkanı hakkında çeşitli görüşler var. Bu görüşleri beraberce analiz edelim.1. Kurulacak olan füze kalkanı İsraili korumaya yöneliktir. İyide Peygamberleri hunharca katleden, Kitapları tahrif eden, niam-ı İlahi?ye karşı nankörlük ederek Cenab-ı Hak tarafından zillet ve meskenet damgası yiyen İsrail?i korumak bize mi düşüyor?2. Amerika, Irak?taki askerlerini çekmeye başladı hatta büyük bir kısmını çekti. Geçtiğimiz yıl 12 Eylül referandumumuzdan iki gün sonra Amerikan Genelkurmay Başkanı Michael Malon uçakla Türkiye?ye geldi. Dışişleri Bakanlığı?nın açıklamasında 50 bin Amerikan askerinin çekilmesi için Türkiye topraklarını güvenlikli bir şekilde kullanmak istediği belirtildi. Orada 150 bin Amerikan askeri vardı bunların 100 bini güvenliksiz yerden mi çekildi. Hayır Basra?dan çekildiler. Basra zaten İngiliz işgali altında bir yerdir. İngilizlerden daha çok güvenebilecekleri başka bir devlet var mıdır? Buradaki amaç farklıdır. Ağır silahlarıyla birlikte bunlar Türkiye?ye girdikleri zaman, şehirlerarası otobüsle seyahat eder gibi seyahat edemezler. Hatırlayın 1 Mart tezkeresi sonrası karaya çıkan Amerikan askerleri 9 tane bölgede karakol kurmuşlardı. Aynı karakolları tekrar kuracaklar ve bu ağır silahlı birlikleri oraya yerleştireceklerdir. Bu geri çekilme takvimi 18 aydır. Bu süreçte Güneydoğu?ya ağır silahlı Amerikan birlikleri yerleşecek.Şimdi bir de yapılacak olan anayasa değişikliği konusuna gelelim. Yapılacak anayasa değişikliği ile farklı iki millet tanımı ortaya çıkarılmak isteniyor. Bunun arkasından ise bizim Güneydoğumuzda bulunan ve BDP?li belediyelerin olduğu illerimizin özerklik talepleri ortaya çıkacak. Geçtiğimiz günlerde Başbakan açıkladı. Sınır birlikleri oluşturulacakmış. Sınır birlikleri İçişleri Bakanlığı?na bağlı olacak. Böylece sınır elek haline gelecek ve PKK?lı teröristler o sınırdan içeri girecek. İçeri giren teröristler belediyelerde istihdam edilecek. Onları yeniden silahlandıracaksın. Son 5 senede İçişleri Bakanlığı Güneydoğu belediyelerindeki zabıtalara 34 bin tane silah dağıttı. Bu durumda Apo?nun istediği milis kuvvetleri oraya çıkıyor. Böylece öz savunma birlikleri de kurulmuş olacak. Peki bunları koruyacak güç kim? Tabii ki buraya konuşlandırılan Amerikan birlikleri onları koruyacak. Bu Amerikan askerlerini kim koruyacak? Onları da Kürecik?e yerleştirilen radar koruyacak. Bu Kürecik?e kurulacak radarın İsrail?in güvenliğini sağlamak için kurulduğu iddia ediliyor.Buraya yerleştirilecek seyyar radar ile ilgili teknik bilgiler verelim. Bu radar sabit ancak bir TIR?ın üzerinde olduğu için nereye çevirirseniz orayı görecektir. Bunun menzili 2 bin 300 kilometredir. Bu radar Kürecik?te Kepez Köyü?nün Karahan Geçidi?nin sol tarafındaki dağın üzerine yerleştiriliyor. Buranın rakımı 2 bindir. Bu radarın menzili her ne kadar 2 bin300 kilometreolsa da menzili çalışma çözünürlüğüne göre değişir. Eğer İran?dan bir füze atılırsa bu füzenin özelliği şudur. Balistik füzeler 2 veya 3 kademelidir. Birinci kademesi en fazla 1 dakika çalışarak füzeyi atmosfere kadar taşır. İkinci kademesi 300-400 kilometreye kadar taşır ve ayrılır. Çok küçük bir savaş başlığı kalır. Şimdi Kürecik?e kurulan radar sistemine tekrar dönelim. Bunun menzili 2 bin300 kilometredemiştik. Eğer çözünürlüğü1 metrekareise 2 bin 300 kilometreye doğru, savaş başlığını izleyecekse 1 desimetrekareyi tanıması lazım. Dolayısıyla bu radarın menzili izleme halinde 790 kilometredir. İzlediği cismi tanımlamaya çalıştığı zaman menzili 490 kilometreye düşüyor. Şimdi ölçekli bir harita üzerinde bu menzilleri çizmeye kalkarsak bu radarın izleme açısını da hesaplarsak en fazla 120 derecelik bir alanı görebilmektedir. Bütün bunları bir araya getirdiğimiz zaman sadece Amerikan birliklerini görmek için yapıldığını anlarız. Amerika 2009 senesinde İsrail?e bu radarın aynısını verdi. Şu anda Necef Çölü?nde aktif halde olan bu radar İsrail?de zaten kullanılıyor. Kürecik?e kurulanın İsrail?le hiçbir bağlantısı yoktur. Bu radarın bulunduğu seviyeye sebebiyle İran?ın attığı füzeyi 2 saniye önce görmesinin İsrail için hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur. Artı İsrail?in kendine özel radarları var. İsrail?in Elta firmasının ürettiği etkili menzili bin kilometre ve aynı anda 30 tane objeyi izleyebilecek bir sistemi var. Hadi bunları da geçelim hatırlayacaksınız Karadeniz?e bir Amerikan füze kruvazörü çıkmıştı. 12 Haziran seçimleri sırasında gelen bu geminin tek görevi İsrail?i korumaktır. Bu gemi Girit?teki Amerikan üssünde konuşlanıyor ve Doğu Akdeniz?de geziyor. Bunun üzerinde de aynı radardan var. Onun üzerindeki füzelerin de menzili 500 kilometredir. Yani İsrail?in bizim radardan herhangi bir bilgi almasına gerek yok. Şimdi bütün bu teknik bilgilerin ışığında tekrar ülkemize dönelim. Anayasa değişikliğiyle birlikte meydana gelecek ayrışmaya, kuruluş amacı vatanı ve milleti ile bütünlüğü korumak olan Türk ordusu buna hayır derse ortaya çıkacak karışıklıkta Amerikan askerlerinin tuttuğu taraf dolayısıyla bu füze sistemi kullanılacaktır. Barzani destekli, Amerikan takviyeli bu isyana Türk Hava Kuvvetleri?nin saldırısından bu oluşumları kim koruyacaktır. Tabii ki Amerikan askerleri, onları Türk ordusundan koruyacak nedir? O da Kürecik?e yerleştirilen radar sistemidir. Bakın bir başka açıdan daha bakalım olaya. Malatya Erhaç, Diyabakır Pirinçlik?teki 7. ve 8. Ana Jet Üs Komutanlığı ve Batman?daki İnsansız Hava Araçları Üssümüz, Kürecik?e kurulan radarın kontrolü altında olacak. Çünkü Amerikan?nın Irak?taki radarları Telafer?in güneyindeki üssünde ve Erbil?deki üslerinde daha uzun menzilli sistemleri var ama Toros Dağları sebebiyle bahsettiğim bu üslerimizi göremiyorlar. Kürecik bu açığı kapatıyor. Bakın radar sisteminin kurulması için yapılan anlaşmayla aynı gün Romanya ile Amerika arasında bu sistemle bağlantılı olan füzelerin anlaşması da yapıldı. İkisi de aynı gün yapıldı ve 4 yıl sonra aktif hale getirilecek olan Romanya?daki sistem burada neden yılsonuna kadar aktif hale getirilmek isteniyor. Ülkemizde meydana gelecek bir ayrışmada taraf olacak Amerikan birliklerinin güvenliğini sağlamak için Kürecik seçilmiştir. Resmin tamamına baktığımız zaman Kürecik?e kurulacak radar sisteminin hangi amaca hizmet etmek için kurulduğu daha net görülmektedir.?Eğer bu iddia doğruysa; Osmanlı yıkılmadan önce âlemi İslam?da İran ile birlikte iki devlet vardı. İslam toprakları üzerinde müstemlekelikleri devam ettirmek için âlemi İslam?ı altmış bir ülkeye bölen İngilizler Türkiye, İran, Irak ve Suriye arasında kanayan yara olan Kürt sorunu ile Türkiye?yi bölmek istiyor.3. Diğer bir iddia ise kılıç zoru ile Müslüman olan İran tarih boyunca hep Müslümanlar ile savaşmıştır. İran?dan gelen her hangi bir tehlikeye karşı hükümetin stretajisi bu şekildedir. Evet İran?a güvenilmez eğer hükümetimiz bu şekilde bir adım atıyorsa bunu desteklemek hamiyet?tir. Evet sayın Cumhurbaşkanımız, sayın Başbakanımız, sayın bakanlarımız ve sayın milletvekillerimiz "DOĞRU OLAN NEDİR ?" sadece bilmek istiyoruz. Kimseyi de zan altında bırakmak istemiyoruz. Milletimizi bilgilendirmenin de sizin göreviniz olduğunu lütfen unutmayın!.. Murat ÇETİN  

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER