Millî Eğitim Akademisi ve Öğretmenlik Mesleği Kanunu İle Yeni Dönem Başladı
EĞİTİMMillî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 29-30 Haziran tarihlerinde Öğretmen Bilişim Ağı üzerinden çevrim içi düzenlenen mesleki çalışma programının açılışında öğretmen ve okul yöneticilerine hitaben bir video mesaj yayımladı.
Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 29-30 Haziran'da çevrim içi gerçekleştirilecek mesleki çalışma programının başlaması dolayısıyla video mesajla öğretmenlere ve okul yöneticilerine hitap etti. Bakan Tekin, eğitim öğretim yılının tamamlanması vesilesiyle öğretmenlere teşekkürlerini iletti.
MESLEKİ ÇALIŞMA DÖNEMİ KIYMETLİ BİR MUHASEBEDİR
Eğitim sürecinin uzun soluklu bir yolculuk olduğunu ifade eden Bakan Tekin, iki günlük mesleki çalışma programının ÖBA üzerinden yürütüleceğini belirterek şunları söyledi:
"Bir eğitim öğretim yılını daha hep birlikte tamamladık. Geride bıraktığımız bu süreçte birlikte ortaya koyduğumuz emeği değerlendiriyor, yıl boyunca gösterdiğimiz gayretin muhasebesini yapıyoruz. Ülkemizin dört bir yanında, büyük bir fedakârlıkla görev yapan, öğrencilerimizi sevgiyle sarmalayan, onların bilgiyle, değerlerle ve güçlü bir istikamet duygusuyla buluşmalarına vesile olan sizlere gönülden teşekkür ediyorum. Malumunuz... Eğitim, etkileri zamana yayılan uzun soluklu bir yolculuk. Eğitim öğretim yılı takvim yapraklarında sona erse de sınıflarınızda attığınız her adım, çocuklarımızın yüreğine dokunan her sözünüz yıllar boyunca onların hayatında karşılığını bulmaya devam edecek. Bu sebeple mesleki çalışma dönemlerini bir yılın muhasebesini yapmak, tecrübelerimizi değerlendirmek ve yeni eğitim öğretim yılına daha güçlü hazırlanmak bakımından son derece kıymetli görüyorum. İki günlük bu kısa ama yoğun mesleki çalışma dönemimizin hepimiz için verimli geçmesini temenni ediyorum."
DİJİTAL ÇAĞ VE AİLE İLİŞKİLERİ ELE ALINIYOR
Haziran dönemi mesleki çalışmalarında özenle seçilen başlıkların inceleneceğini belirten Bakan Tekin, dijital dünyanın risklerine karşı aileyi asli paydaş olarak gördüklerini ifade ederek konuşmasına şöyle devam etti:
"Mesleki çalışma programımız kapsamında sizlerle 'Bağımsızlık (Bağımlılık) ve Aile' ile 'Dijital Çağ ve Aile' başlıklarını birlikte ele alacağız. Bu iki başlığın özenle seçildiğini özellikle ifade etmek istiyorum. Bildiğiniz gibi bugün çocuklarımız, dijital dünyanın sunduğu imkânlarla birlikte yeni risk alanlarıyla da karşı karşıya bulunuyor. Dijital bağımlılık, yalnızlaşma, akran ilişkilerinde yaşanan değişimler ve aile içi iletişimde ortaya çıkan yeni sorunlar eğitim süreçlerini doğrudan etkileyen önemli meseleler arasında yer alıyor. Biz, çocuklarımızın sağlıklı bir şahsiyet geliştirebilmeleri için aileyi eğitimin asli paydaşı olarak görüyoruz. Zira biliyoruz ki çocuğun iç dünyası evvela ailede şekillenir. Okulda verilen eğitimin kalıcı ve nitelikli sonuçlar üretebilmesi de büyük ölçüde aile ile kurulan sağlıklı iş birliğine bağlıdır. Bu anlayış doğrultusunda bu eğitim öğretim yılında, sizlerle velilerimiz arasındaki iletişimi daha güvenli, doğrudan ve etkili hâle getirmek amacıyla yerli ve millî iletişim uygulamalarımız MEB-BİP Öğretmen Bilgi Servisi ile Okul Veli Asistanı'nı (OVA) hayata geçirdik. Bu uygulamalarla hem sizlerin kurumsal iletişim süreçlerini güçlendirmeyi hem de velilerimizin çocuklarının eğitim öğretim süreçlerine daha etkin ve bilinçli katılımını sağlamayı amaçlıyoruz. Tam da bu sebeple mesleki çalışma dönemimizde bağımlılık, dijitalleşme ve aile ilişkilerini birlikte değerlendirmeyi son derece kıymetli buluyoruz. Sizlerin yapacağı değerlendirmelerin yeni eğitim öğretim yılına önemli katkılar sağlayacağına yürekten inanıyorum."
MİLLÎ EĞİTİM AKADEMİSİ VE HUKUKİ ZEMİN
Öğretmen yetiştirme süreçlerinin önemine ve kurulan yeni yapılara değinen Bakan Tekin, öğretmenlerin mesleki gelişimlerine verdikleri önemi vurgulayarak şu açıklamaları yaptı:
"Öğretmenlik, insan yetiştirme mesuliyetini üstlenen, bir çocuğun geleceğini kendi geleceğiyle birlikte düşünebilenlerin mesleğidir. Aynı zamanda öğrencinin dünyayı anlamlandırma biçimine refakat etmeyi de içerir. Böylesine ağır ve kurucu bir vazifenin hakkıyla yerine getirilebilmesi için öğretmenlerimizin mesleki gelişimlerini, çalışma huzurlarını ve mesleki itibarlarını desteklemeyi temel sorumluluklarımız arasında görüyoruz. Öğretmen yetiştirme mesesele, maarif tarihimizin en köklü başlıklarından birisidir. Medreselerden Darülmuallimîn'e, öğretmen okullarından günümüze uzanan güçlü bir birikime sahibiz. Günümüzün değişen şartları ve öğretmenlik mesleğinin giderek çeşitlenen sorumlulukları, bu birikimi günün ihtiyaçları doğrultusunda değerlendirmeyi gerekli kılmıştır. Bu anlayışla öğretmen yetiştirme süreçlerini de yeniden ele aldık ve Millî Eğitim Akademimizi hayata geçirdik. Ardından Akademi Giriş Sınavı'nı (AGS) ilk kez uygulayarak burada eğitim alacak öğretmen adaylarımızı belirledik. Bugün ise Akademi çatısı altında eğitim gören ilk öğretmen grubumuz, mesleğe hazırlık süreçlerine devam ediyor. Millî Eğitim Akademisi ile mesleğe hazırlık ve meslek içi gelişim süreçlerini birbirlerini tamamlayan bütüncül bir yapı içerisinde kurguladık. Öğretmen adaylarımızın alan bilgilerini, pedagojik yeterliklerini, meslek ahlakını ve uygulama becerilerini daha sağlam bir zeminde geliştirmelerini amaçladık. Ayrıca eğitim kurumu yöneticilerimizin liderlik, yönetim ve iletişim yetkinliklerini geliştirmek amacıyla ilk kez Eğitim Kurumları Yöneticisi Yeterliklerini hazırladık. Bu çerçevede Millî Eğitim Akademimiz bünyesinde yönetici yetiştirme programlarını da hayata geçirdik. Bu kapsamda 81 ilimizde 18 bin 874 okul yöneticimize yüz yüze eğitimler verdik. Sevgili Öğretmenlerim, Şüphesiz öğretmen yetiştirme süreçlerinde niteliği artırmak kadar öğretmenlik mesleğinin hukuki ve kurumsal zeminini güçlendirmek de büyük önem taşıyor. Bu doğrultuda hazırladığımız Öğretmenlik Mesleği Kanunu ile öğretmenlik mesleğini kapsamlı bir hukuki zemine kavuşturduk. Cumhuriyet tarihinde ilk kez öğretmenlerimize yönelik işlenen suçlarda cezaların yarı oranında artırılmasını hüküm altına aldık. Kariyer basamaklarını yeniden yapılandırırken uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik süreçlerini daha adil ve kapsayıcı bir anlayışla yeniden düzenledik. Bugün 411 binin üzerinde uzman öğretmenimiz ve 350 binin üzerinde başöğretmenimiz bulunuyor."
SAHANIN GERÇEK İHTİYAÇLARINI SİZLER BİLİYORSUNUZ
Yıl boyunca sürdürülen okul ziyaretlerine ve ÖBA platformunun aktif kullanım verilerine dikkat çeken Tekin, şu ifadeleri kullandı:
"Sınıflarımızın ritmini, okullarımızın nabzını ve sahanın gerçek ihtiyaçlarını en iyi sizler biliyorsunuz. Bu nedenle sizlerle istişare etmeyi, ortak akıldan beslenmeyi ve sizlerden gelen değerlendirmeleri eğitim politikalarımızın merkezinde tutmayı önümüzdeki dönemde de inşallah sürdüreceğiz. 'Öğretmenler Odası Buluşmaları'mızda ve sürpriz okul ziyaretlerimizde, öğretmenlik mesleğinin sürekli gelişim gerektiren dinamik yapısına ilişkin sizlerden çok kıymetli değerlendirmeler dinledik. Sizlerin de bildiği gibi çağımızda bilgiye erişim biçimleri, öğrenme ortamları ve çocuklarımızın ihtiyaçları büyük bir hızla değişiyor. Böylesi bir dönemde mesleki gelişim, öğretmenlik yolculuğunun tabi ve ayrılmaz bir parçası hâline geldi. Bu çerçevede mesleki gelişiminizi çağın şartlarına uygun biçimde desteklemeyi asli görevimiz olarak görüyoruz. Mesleğe hazırlık ve meslek içi gelişim süreçlerini birbirlerini tamamlayan bütüncül bir yapı içerisinde ele alıyoruz. Sizlerin alan bilgilerini, pedagojik yetkinliklerini, dijital yeterliklerini ve yapay zekâ çağının gerektirdiği yeni becerileri sürekli geliştirmeyi hedefliyoruz. Bu anlayışla ÖBA üzerinden erişiminize sunduğumuz 203 mesleki gelişim ve 77 dijital beceri eğitimiyle kendinizi sürekli yenilemenizi destekliyoruz. Bugün ÖBA 1 milyon 236 bin 583 aktif kullanıcıya ulaşmış durumda. Bu gurur verici tablonun yanı sıra 2025 yılında 3 milyon 202 bin 265, 2026 yılında ise bugüne kadar 2 milyon 355 bin 691 hizmet içi eğitim belgesi düzenlenmiş olması, sizlerin mesleki gelişime verdiğiniz büyük önemin en somut göstergelerindendir."
TÜRKİYE YÜZYILI MAARİF MODELİ ANA İSTİKAMETTİR
Eğitim modelinin kademeli olarak uygulanmasına devam edildiğini, uluslararası zirvelerde de bu yaklaşımın örtüştüğünün görüldüğünü dile getiren Bakan Tekin, sahada yürütülen sosyal faaliyetleri de kapsayacak şekilde konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Bu modeli, insan yetiştirme anlayışımıza dair bütüncül bir maarif tasavvuru olarak görüyoruz. Modelimizin merkezinde yer alan 'yetkin ve erdemli insan' anlayışı doğrultusunda, çocuklarımızın akademik gelişimlerini desteklemenin yanı sıra onları ahlaklı, sorumluluk sahibi, merhametli, üretken, sorgulayan ve vatanını solventsiz seven şahsiyetler olarak yetiştirmeyi esas alıyoruz. Bu doğrultuda yürüttüğümüz her çalışmada bilgiyi beceriyle, beceriyi değerle, değeri de eylemle buluşturuyoruz. Sizlerin rehberliğinde çocuklarımızın; bildiğini hayata taşıyan, üreten, düşünen ve karşılaştığı meseleler karşısında inisiyatif alabilen bireyler olarak yetişmelerini hedefliyoruz. Bu eğitim öğretim yılında Türkiye Yüzyılı Maarif Modelimizin kademeli uygulamasını sürdürdük. İlkokul, ortaokul ve lise kademelerinde uygulama alanını genişletirken sizlerden gelen değerlendirmeleri de büyük bir dikkatle takip ettik. Aynı doğrultuda ölçme ve değerlendirme anlayışımızı da gözden geçirdik. Sizlerin sınıflarınızda yürüttüğünüz ölçme ve değerlendirme süreçlerini desteklemek amacıyla 'Soru Yazım Kılavuzu' hazırladık. Yanında öğrencilerimizin muhakeme, analiz, problem çözme ve eleştirel düşünme becerilerini daha etkin biçimde değerlendirecek yayınlarla besleyeceğiz. Üçüncü yılına geçeceğimiz Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile ortaya koyduğumuz bu bütüncül yaklaşımın uluslararası düzeyde de dikkatle takip edildiğini memnuniyetle görüyoruz. Bu yıl ülkemizin ev sahipliğinde İstanbul'da gerçekleştirilen OECD Beceriler Zirvesi'nde yaşam boyu öğrenme, beceri geliştirme, yapay zekâ ve mesleki eğitimler gibi başlıklar kapsamlı biçimde ele alındı. Zirvede öne çıkan tartışmalar, eğitimde benimsediğimiz yönelimin küresel eğilimlerle önemli ölçüde örtüştüğünü bir kez daha gösterdi."
DEĞERLER EĞİTİMİ VE OKUL GÜVENLİĞİ VURGUSU
Yıl içerisinde düzenlenen 'Maarifin Kalbinde' etkinliklerine ve yaşanan üzücü olaylara da değinen Bakan Tekin, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
"Bu eğitim öğretim yılında hayata geçirdiğimiz 'Maarifin Kalbinde' etkinlikleri de Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin sahadaki önemli yansımalarından biri oldu. 'Maarifin Kalbinde Ramazan' etkinlikleriyle çocuklarımızın paylaşma, yardımlaşma, dayanışma ve merhamet gibi değerleri yaşayarak öğrenmelerini desteklerken nisan ayı geneline yaydığımız 'Maarifin Kalbinde Çocuk' etkinlikleriyle millî egemenlik bilinci, demokrasi kültürü ve sorumluluk duygusunun güçlenmesine katkı sunmaya çalıştık. Yine eğitim öğretim yılının ikinci dönemine 'Bayrak Sevgisi' temasıyla başlamamız ve 12 Mart etkinliklerini 'Korkma! Gençliğin Ruhu Burada' anlayışı etrafında gerçekleştirmemiz de çocuklarımızın millî hafızalarını ve vatan sevgilerini besleme irademizin bir yansıması oldu. Mayıs ayı geneline yaydığımız 'Maarifin Kalbinde Marifetli Gençlik' etkinlikleriyle gençlerimizin üretimle, emekle, meslek ahlakıyla ve toplumsal sorumlulukla daha güçlü bağlar kurmalarını hedefledik. Mesleki ve teknik eğitim kurumlarımızda ve zanaat atölyelerimizde yürütülen çalışmaların öğrencilerimizin ilgi ve yeteneklerini keşfetmelerine, üretim kültürüyle tanışmalarına ve Ahilik geleneğinin temsil ettiği çalışma ahlakını benimsemelerine önemli katkılar sunduğuna inanıyoruz. Yine eğitim öğretim yılı boyunca çocuklarımızın küresel ölçekte yaşanan insani meselelere karşı duyarlılık geliştirmelerini de önceliklerimiz arasında gördük. Filistin'de yaşanan insanlık dramına ilişkin farkındalık çalışmalarını okullarımızda yürüttük. Filistinli kardeşlerimizin yaşadığı acıların çocuklarımızın dünyasında karşılık bulmasını, insani ve vicdani bir sorumluluğun gereği olarak değerlendiriyoruz. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin eğitim ortamlarımızda karşılık bulmasında en büyük pay, siz kıymetli öğretmenlerimize aittir. Modelimizin temel yaklaşımını öğrencilerimizin hayatına taşıyan, yayımlanan içeriklere ve yürütülen çalışmalara anlam kazandıran sizlersiniz. Bu vesileyle 'Maarifin Kalbinde' etkinliklerine ve Filistin farkındalık çalışmalarına gönülden sahip çıkan; okullarımızı paylaşmanın, dayanışmanın, üretmenin ve ortak değerlerimizin yaşatıldığı mekânlara dönüştüren bütün öğretmenlerimize teşekkür ediyorum. Sizler, çocuklarımızın hayatında çoğu zaman ailesinden sonra en güçlü rehber konumundasınız. Çoğu zaman öğrencilerimizin sevinçlerine, kaygılarına ve hayallerine en yakından siz şahit oluyorsunuz. Öğrencilerimizin kendilerini tanımalarında, aidiyet geliştirmelerinde iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan ayırt etmelerinde üstlendiğiniz sorumluluk son derece kıymetli. Geride bıraktığımız eğitim öğretim yılı boyunca hep birlikte büyük özveriyle çalıştık. Sınıflarımızın, öğretmenler odalarımızda, okul bahçelerimizde ve ülkemizin en ücra köşelerine kadar uzanan eğitim yuvalarımızda çocuklarımızın geleceği için gayret gösterdik. Sizler, bu ülkenin geleceğini inşa eden büyük bir maarif hareketinin öncülerisiniz. Her biriniz; çocuklarımızın hayatına dokunan, onların ufkunu genişleten, hayallerini büyüten ve karakter gelişimlerine rehberlik eden çok kıymetli bir vazife icra ediyorsunuz. Bütün içtenliğimle ifade etmek istiyorum ki sizlere güveniyorum. Türkiye Yüzyılı'nın inşasında en büyük gücümüz sizlersiniz. Buna yürekten inanıyorum. Görev yaptığınız yer, şartlarınız ve imkânlarınız ne olursa olsun... Çocuklarımız için ortaya koyduğunuz emek, sabır ve fedakârlık için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bu duygu ve düşüncelerle haziran dönemi mesleki çalışma programının verimli geçmesini diliyor; sizleri sevgi, saygı ve muhabbetle selamlıyorum."
KAYNAK: MEB
İlginizi Çekebilir