Sarper SAN / Kanıksanmış Hayatlar
ÖZEL HABERSarper SAN yazdı.
GENÇLERİ VESAYETTEN KURTARMAK GEREK
Bakmayın siz öyle umursamaz hallerine, çok korkuyorlar. Bakmayın kendilerine güveniyormuş gibi durduklarına. Sıfır güven çoğunda.
Kimler mi?
Maalesef gençler.
Yok Z Kuşağı, yok Y Kuşağı, aman öyle aman böyle diye etiketlenip hormonlanan gençlerimizin vaziyeti bu.
Anaokulu, ilkokul, ortaokul ve lise diye ananın babanın sırtına bindirilip sıfatsız bir yarışın öznesi olan ve bu süreçte bolca (özellikle de annelerin) rekabetinin kurbanı olan gençler, üniversiteye kapağı attıktan sonra tam bir uyuşma ve sızma dönemi yaşıyorlar.
Çoğu ve birçoğu için üniversite dönemi bir şeylere, bir sürece, bir hedefe hazırlanmak değil; asalaklığın zirvesinde, aileden gelen destekle ve "benim kızım, benim oğlum falan yerde okuyor" teranesi altında internet dünyasının öngördüğü sanal hayatı sürdürmekten ibaret oluyor. Bir üniversite öğrencisi kimliği onlara adeta bir dokunulmazlık sağlıyor. Artık hayatları “herkes böyle yapıyor” teslimiyetinin kurala dönüştüğü bir şekle evriliyor. Farkında olmadan dahil oldukları, bir sanal dünya egemenliğinin üyelerine dönüşüyorlar. Zevkler ve renkler o dünyanın egemenlerince belirleniyor ve gençlere de maalesef “herkes yapıyor” demek düşüyor.
(Tabii istisnaları, pırıl pırıl olanları ayrı tutuyor, onlara saygı ve sevgilerimizi iletiyor, o evlatları yetiştiren ellerden öpüyoruz.)
Bir meslek sahibi olmak mı? Alacağı diplomanın hakkını vermek mi? Bunların hiçbiri yok.
Hepsi çok iyi okur, araştırır; memleketin her halini, dünyanın her ahvalini herkesten iyi bilir ya... Tuşların arkasından dünyayı kurtarır, her konuda ahkâm keserler. Bir tek mezun olunca ne yapacağını, mesleğin ne işe yaradığını, hayatın somut gerçekleriyle nasıl başa çıkılacağını bilmezler. Soyut teorilerin ve klavye kahramanlığının konforunda gerçek hayata tamamen yabancılaşırlar
Ama memleket yönetimi konusunda ise öylesine keskin hükümleri, öylesine katı saptamaları vardır ki, şaşılasıdır.
Memleketi eleştirmeye, küçümsemeye gelince rakip tanımazlar; iki sözle memleketi bitiriverirler. Lakin bir hayal kumkuması içinde özlemini duydukları Avrupa’dan hayranlıkla söz ederler.
Ne var ki onları o hayran oldukları hayal ülkesine taşıyacak olan da ne acı ki, hep aşağıladıkları, yerin dibine batırdıkları memleketlerinden alacakları diplomalarıdır.
İşte bu gençler çok korkuyorlar ve kendilerine hiç güvenmiyorlar. Önce aile, daha sonra sosyal medya adı altında yaşamlarına ipotek koyan odakların vesayetinden kurtulmaları ve gerçek anlamda özgürlüklerine kavuşmaları gerekiyor.
ŞÖHRET OLMAK NASIL BİR ŞEY?
Sanatçı zümresine dahil olup bir de üne kavuştuktan sonra yapılıyor röportajlar; hakkında yazılar yazılıyor, programlar düzenleniyor.
E, normal tabii... Sanatında başarılı olmuş, şöhreti yakalamış. Hakkında yazılıp çizilmeli, kendisini anlatmalı ki topluma örnek olsun.
İlginç olan, bu sanatçıların röportajlarda kendilerine ilişkin kurdukları o cümleler. Başarılarının sırrına dair birkaç kelam edecekler ya, sıradan "yetenekliydim, yeteneğimi geliştirmek için çok çalıştım" türü sözler onları kesmiyor. "Bir hocam elimden tuttu, yönlendirdi" falan gibi mütevazı hikâyelere de zaten pabuç bırakmıyorlar.
Meğer neymiş bu başarının sırrı? "Mükemmeliyetçi olmaları, detaycı olmaları" imiş.
Bir de beyinlerinin bir tarafları, bilmem hangi lopları falan fazla çalışıyormuş. İşte bu yüzden beyimiz veya hanımefendimiz "başarılı" olmuş! Öyle dişini tırnağına takıp çalışmak, bir ustanın izinden gitmek, pişe pişe zanaatkâr olmak filan... Bu kokuşmuşluklara takılmayın sakın.
Beynin sol ön lopu çok çalışıyormuş efendim. Çooook mükemmeliyetçi imiş ve acayip de detaycı bilinirmiş.
Hani bu lafları şöhrete kavuşmadan önce, herhangi bir sokaktaki vatandaş konumundayken sarf etseydi; bırakın ciddiye alınmayı, "deli" muamelesi görür, üstüne bir araba da dayak yerdirdi herhalde.
Şöhret olmak böyle bir şey işte...
GÜNDEM OLUŞTURMAK
Gündem oluşturmak çok önemli. Bunu başarabilirseniz, daha doğrusu bunu başarabilme gücünüz varsa, keyfiniz de iyi demektir. Çünkü artık dost ve düşman sizin bu oluşturduğunuz gündemi konuşacak, tartıştıracaktır.
Güç kimdeyse gündemi de o oluşturur demek yanlış olmaz.
...
İlginizi Çekebilir