© Malatya Time

Sevgi BERK / Malatya’nın Enkazında PR Tiyatrosu: Gecenin İkisinde Gelen O Mesajın Perde Arkası

Sevgi BERK yazdı.

Son zamanlarda Malatya’nın yıkık sokaklarında ilginç bir manzara izliyoruz. Elinde akıllı telefonu olan, bir iki video kurgulamayı bilen herkes kendini "şehrin kurtarıcısı" ilan etmiş durumda. Şehrin tozunu, toprağını, bozuk yolunu bir fon müziğiyle paylaşıp; iki gün sonra belediye oraya kepçeyi vurduğunda "Ben söyledim, ben yaptırdım!" nidalarıyla zafer turları atıyorlar.

Peki, işin aslı gerçekten öyle mi?

Gazetecilik, sadece bir olay mahalline gidip fotoğraf çekmek değil; halk ile hizmet makamı arasında sarsılmaz bir köprü olabilmektir. Bizler bu mesleği icra ederken, hemşerimizden mesajlar, fotoğraflar ve şikâyetler alıyoruz. Vatandaşımız yolundan, suyundan ya da mahallesindeki en küçük bir eksikten dert yandığında, biz bu emaneti yükleniyoruz.

Bunu kamuoyuna duyuruyoruz. Çoğu zaman biz bu eksiklikleri dile getirdiğimizde, ilgili kurumlar ve belediye ekipleri o noktaya yoğunlaşıyor, sorunlar çözülüyor. Peki, sonuç alındığında biz ne yapıyoruz?

Sadece Bir Tebessümle Yetiniyoruz

Hizmet yerine ulaştığında, sorun çözüldüğünde biz ekip arkadaşlarımızla sadece tebessüm ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki Malatya’nın menfaatine dokunan her iş, bizim en büyük ödülümüzdür. Hiçbir zaman manşetimize "Biz yazdık, dize geldiler" ya da "Haberimizle yolu yaptırdık" gibi ifadeler taşımadık. Çünkü bizim görevimiz, o köprü üzerinden geçip hizmete ulaşan vatandaşın mutluluğuna şahitlik etmektir; o köprünün üzerine kendi heykelimizi dikmek değil!

Kurumsal Vakurumuz Gereği Sessiz Kalıyoruz

Bugün Malatya’nın yeniden ayağa kalkması için Yönetim Kurulumuzun yürüttüğü temasları, kurulan  köprüleri ve kapalı kapılar ardındaki o yoğun mesaiyi tek tek saymaya kalksak, inanın herkesin ağzı açık kalır. Hangi sorun için kimlerle görüşüldüğünü, hangi düğümün nasıl çözüldüğünü çarşaf çarşaf yazmak bizim için zor değil. Ancak biz, yapılan hizmetin reklamından ziyade kendisiyle ilgileniyoruz.

"İyi ki Varsın" Korosu ve Algı Oyunları

En acısı da bu içerik üreticilerinin oluşturduğu o pofpoflama kültürü. Sanki Malatya’nın binlerce yıllık dili tutulmuş da sadece bir "fenomenin" ağzına bakıyormuşuz gibi bir hava estiriliyor. Sosyal medyada "Sen olmasan ne yapardık?" diyen koro eşliğinde yapılan o PR çalışmaları, aslında sıradan vatandaşın hakkını ve sesini küçümsemekten başka bir şey değil. Kimse kusura bakmasın; bu şehirde her vatandaşın talebi değerlidir ve o yol zaten yapılmak zorundadır. Sizin "etiketiniz" sayesinde değil, o insanın "hakkı" olduğu için!

...

YAZININ DEVAMI BURADA

 

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER