Sorum sana!
GÜNDEMBizim de parçası olduğumuz şu kompleks yapıdaki Evren, muazzam kanunlar manzumesidir. Birbiri ile ilişkili olarak en hassas dengeler ve ölçüler üzerindeki varlığı; anlamı ve gayesi olmayan tesadüflerle asla açıklanamaz. Çünkü ölçü ve kanun hiçbir zaman tesadüf tanımaz. Evren'deki disiplini, varlıklar arasındaki ahenkli ilişkiyi, simetriyi, müthiş bir intizam içerisinde dönen elektronları, yıldız ve gezegenleri, galaksi sistemlerini; tesadüfler üzerine oturtmak, asla mümkün değildir.
Bütün bu varlık âlemi, her şeyi, onları hikmetli yaratan (Hakîm), her şeyi ilmi ile bilen (Alim), ölüden diriyi çıkartarak hayat veren (Muhyî), ikram ve sonsuz cömertlik sahibi (Kerîm), rızk veren (Rezzak), esirgeyip bağışlayan, merhamet sahibi (Rahman ve Rahîm) ALLAH 'ı apaçıkça akıl gözüne göstermektedir. Bu deliller sonsuz bir güneşten ancak birkaç parıltıdır.
Her şey bu yüzden intizamlıdır. İntizam ise; mükemmelliğin, güzelliğin, ahengin gerçek sebebi olup, kanun dairesinde iş yapmaktır. Ki insan ruhu hariç, zerrelerden yıldızlara kadar şu Evren'deki her şey intizam kanununun hükmü altında bunun apaçık şahidi…
Madem ki intizam mükemmelliğin gerçek sebebidir; ruh da intizamlı olmazsa asla mükemmel olamaz. Hem hikmet, bir kanun… Atomlardan güneşlere kadar her şey, binlerce gayelerle ve hikmetlerle yaratılıyor. Bak, kendi bedenine ve ondaki saatler gibi işleyen cihazlarına, yapraklardan çiçeklere, meyvelerden çekirdeklere, dağlardan denizlere, yeryüzü tabakalarından atmosfer tabakalarına, makro ve mikro bütün âlemlere bir bak! Hiç hikmetsiz ve gayesiz bir şey görebilecek misin? Asla! Maddi alemler dahi; bu kadar muazzam gayelerle, hikmetlerle donatılıp, insan ruhuna hizmet ettirilsin de; yaratılışın en büyük gayesi ve hayatın asıl cevheri olan insan ruhu, hikmetsiz, gayesiz ve anlamsız olsun, öyle mi? Sonsuzlarca asla!..
Öyle güçlü bir muhafa etmek fiili hakim ki; yani örtmek, güzelleştirmek, tedbir almak, muhteşem bir kanun… Milyonlarca yıldır, yeryüzündeki canlıların, bitkilerin, hayvanların ve insanların maddi ve manevi kendine mahsus özgün sıfatlarının bütün hakikatlerinin; çekirdeklerde, tohumlarda muhafaza edilerek, muazzam bir ritim içerisinde gelecek nesillere hiç bozulmadan aktarılması ve hepsinin çok özel örtülerle örtülüp bezenmesi; meyve kabuklarından yumurta kabuklarına, göz kapaklarından, balıkların pullarına ve kuşların tüylerine kadar, böceklerin çok özel giysilerinden hayvanların postlarına, bazı ağaçların bazı hayvanlar tarafından yenmemesi için dikenlerle donatılmasından, yer kabuğu tabakaları ve atmosferin ozon tabakalarına kadar her şey bunun ispatı… Şimdi her şeyi en güzel örtülerle örtüp, güzelliğin sonsuz mertebelerini bildiğini bildiren ALLAH, en güzel yarattığı insana, örtün dediği zaman mı güzelliği bilmiyor? (Hâşâ…)
İnsan ki, bütün yaratılışıyla, yaklaşık bir milyonu geçen bitki türünden; hem bedenen, hem ruhen bütün özgün sıfatlarıyla ayrılır. Bu bitki ve hayvan türlerinin aynı cins olanları, çok özel incelemeler olmaksızın birbirlerinden ayırt edilemezler. Hem görüntü, hem renk, hem tat, hem ses, hem ruhi yapı olarak… İnsan ise; gerek karakteri, gerek aklı daha birçok özgün sıfatlarıyla erkekli ve dişili olarak, bütün bu türlerden üstün özellikleriyle ayrılır. Ya insanlar da sesleriyle, karakterleriyle, parmak izleriyle birbirlerinin aynısı olsaydı? Kaosu düşünebiliyor musunuz? Ne adalet, ne düzen kalırdı.
ALLAH; insanı çıplak yaratıp, örtünmeye muhtaç kılmasıyla da, onu yeryüzündeki bütün canlı guruplardan ayırmıştır. Çünkü insan, Evren'deki bütün hakikatleri kıyas ile anlayıp, Rabbini tanımakla mükelleftir. Yeryüzünde insandan başka elbiseye muhtaç olan hiçbir canlı yoktur. Ancak ona aklı verip, sanatı da öğreterek, onu düşünme yeteneği ve diğer birçok kabiliyetlerle donatarak; bin bir türlü güzellik, hikmet ve örtüler içerisinde yaratılan varlıklardan ibret almasını ve böylece kendisi için yaratılan pamuk, keten, ipek, yün vs. gibi nimetlerle örtünmesini istemiştir.
Şimdi milyonlarca yıldır bu hayvanlar, bu meyveler, bu bitkiler, örtülü yaratıldığı halde çağ dışı olmuyor da; en mükemmel insan örtündüğü zaman mı çağ dışı oluyor?
Biri çıksa şöyle bağırsa ''Kahrolsun ozon tabakası! Kahrolsun adalet! Kahrolsun temizlik! Kahrolsun doğal dengeler!'' dese ne dersiniz? Ona karşı söyleyebileceğiniz en hafif tabir ‘'Ahmak'' tır.
Hem nasıl ki ozon tabakası delinirse vücutlar kanser olur. İnsanların hayâ tabakaları olan örtüleri delinirse de ruhlar kanser olur, aynen bugün olduğu gibi…
Şüphesiz ki şu kâinatın Sahibi bilerek yapıyor, hikmetle tasarruf ediyor ve her şeyi görerek terbiye ediyor… Madem yapan bilir, elbette bilen konuşur. Madem konuşacak; elbette şuur sahiplerinin içinde en muhataplığa layık olan insan nev'iyle konuşacaktır…
Peki, sen kendini buna değer görüyor musun..?
S. Deniz KARTAL
İlginizi Çekebilir