© Malatya Time

Yer Bilimciler Malatya Depremini Masaya Yatırarak Çok Kritik Uyarılarda Bulundu

Malatya'da meydana gelen 5.6 büyüklüğündeki depremin ardından önde gelen yer bilimciler Prof. Dr. Naci Görür, Prof. Dr. Şükrü Ersoy ve Prof. Dr. Şener Üşümezsoy sismik hareketliliği analiz ederek bölgedeki riskler ve kent direnci hakkında çok önemli uyarılarda bulundu.

Malatya ve çevresinde hissedilen 5.6 büyüklüğündeki sarsıntının ardından, Türkiye'nin önde gelen yer bilimcileri bölgenin sismik durumuna ışık tutacak önemli açıklamalarda bulundu. Uzmanlar, yapı stokunun elden geçirilmesi ve spekülatif bilgilere itibar edilmemesi konusunda birleşti.

PROF. DR. NACİ GÖRÜR: "ENERJİ BOŞALIMI VE STRES TRANSFERİ"

Deprem bilimcilerin Malatya ve çevresine yönelik uyarılarının odağında yer alan Prof. Dr. Naci Görür, bölgedeki sismik aktiviteyi yükleme ve boşalma döngüsü üzerinden açıklıyor. Bölgedeki depremlerin genellikle Doğu Anadolu Fay Hattı (DAF) üzerindeki büyük kırılmaların ardından, çevre faylarda oluşan stres transferleri sonucu tetiklendiğini belirten Görür, kentin jeolojik konumuna dikkat çekti. Görür, “Malatya'nın batısında Malatya Fayı, güneyinde DAF, kuzeyinde Yedisu Fayı var. Burası faylarla kuşatılmış bir bölge. Asıl tehlike depremin kendisinden ziyade, kentimizin deprem dirençli yapılmamış olmasıdır” diyerek uyarılarını yineliyor. Belirli bir zaman dilimi vermekten kaçınan Görür, yöneticilerden halka kadar tüm bileşenlerin deprem dirençli kent bilinciyle hareket etmesi gerektiğini vurguluyor.

PROF. DR. ŞÜKRÜ ERSOY: "SIĞ DEPREMİN ETKİSİ"

Prof. Dr. Şükrü Ersoy, depremin karakteristik özelliklerine ve yüzeydeki hissiyatına odaklanıyor. Sarsıntının oldukça sığ bir odak derinliğinde, yaklaşık 7 kilometre derinlikte meydana gelmesinin yüzeyde çok daha şiddetli hissedilmesine yol açtığını belirten Ersoy, bu durumun algıyı etkilediğini ifade ediyor. Bu sarsıntının 6 Şubat depremlerinin basit bir artçısı gibi görülmemesi gerektiğini dile getiren Ersoy, bölgedeki fay hatlarının kendi içinde yeniden dengelenme sürecine girdiği müstakil bir deprem olarak nitelendirilmesinin daha doğru olduğunu savunuyor.

PROF. DR. ŞENER ÜŞÜMEZSOY: "SİSMİK HARİTA ANALİZİ"

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy ise bölgedeki fay hatlarının geometrisine ve faylar arasındaki enerji akışına dikkat çekiyor. Malatya ve çevresindeki fayların, büyük depremler sonrası üzerlerine aktarılan stresle yüklendiğini savunan Üşümezsoy, 5.6 büyüklüğündeki sarsıntıların fayın bu stres altında kırılma veya kayma eğiliminin bir göstergesi olduğunu ifade ediyor. Bölgedeki fay sistemlerinin hala aktif olduğunu ve sismik haritaların dikkatle takip edilmesi gerektiğini vurgulayan Üşümezsoy, 6 büyüklüğüne varabilecek sarsıntıların bu hat üzerinde şaşırtıcı olmayacağını belirtiyor.

YAPILARIN HIZLICA ELDEN GEÇİRİLMESİ GEREKİYOR

Bilim insanlarının ortak paydada buluştuğu nokta; Malatya'nın sismik açıdan dinamik bir bölgede bulunduğu ve bekle-gör politikasından ziyade, yapı stokunun hızlıca elden geçirilerek kentin depreme dirençli hale getirilmesinin tek gerçekçi çözüm olduğudur. Deprem sonrası yetkili mercilerin (AFAD, Valilik) açıklamaları dışında, sosyal medyada dolaşan spekülatif büyük deprem geliyor tarzı bilgilere itibar edilmemesi, ancak kişisel önlemlerin (çök-kapan-tutun tatbikatı, yaşam üçgeni oluşturma, afet çantası) mutlaka ciddiye alınması gerektiği hususunda tüm uzmanlar hemfikir.

KAYNAK: MHA

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER