Affetmek Nasıl Özgürleştirir? Kin Tutmak Bağışıklığı Çökertiyor...

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, affetme ve affetme psikolojisi konusunu değerlendirdi.
Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, insanların kendilerini kötü hissettiren olaylara karşı verdikleri tepkilerin kişilik olgunluğuyla doğrudan bağlantılı olduğunu belirtti. Olgunlaşmamış kişiliklerde öç alma duygusunun baskın olduğunu ifade eden Tarhan, affetmenin biyolojik ve psikolojik yükleri hafiflettiğini söyledi.
BEYİNDEKİ BEŞ KARANLIK ATLI: KİN VE NEFRET
Affetmemenin vücut üzerinde asidik bir etki yarattığını belirten Prof. Dr. Tarhan, beyindeki süreci şu sözlerle aktardı: “Kin, öfke, nefret, kıskançlık, düşmanlık gibi duygular beyindeki ‘beş karanlık atlı’dır. Bu duygular aktifleştiğinde beyinde asidik kimyasallar salgılanır. Bu durum bağışıklık sistemini zayıflatır, stres hormonlarını artırır. En çok mide ve bağırsak sistemi etkilenir, depresif kişilerde cilt rahatsızlıkları görülür. Kronik stres, uzun vadede kanser gibi ciddi hastalıkların zeminini hazırlar.”
AFFETMEMEK BİR KİBİR GÖSTERGESİDİR
Özellikle narsistik ve paranoyak kişiliklerin affetmeye direnç gösterdiğini ifade eden Tarhan, bu durumun zihinsel bir yük olduğunu vurguladı: “Affetmemek kibirdir. Narsistik kişilik bozukluğu olan kişiler eleştiriyi haksızlık gibi algılar, kin tutar, unutmamakla övünür. Onlar için affetmek zayıflıktır. Ancak bu kişilerde kronik stres çok fazladır ve bu kadar zihinsel yükle uzun yaşamak mümkün değildir.”
RADİKAL KABULLENME VE ÖZGÜRLEŞME...
İhanet veya ağır adaletsizlik durumlarında her zaman bağışlamanın mümkün olmayabileceğini belirten Tarhan, "radikal kabullenme" yöntemini önerdi: “Bazen karşı taraf özür dilemez, affedilecek bir durum da yoktur. Bu durumda kişi ‘Evet, haksızlığa uğradım. Affedemiyorum ama kabulleniyorum’ diyebilir. Bu, duygusal bir kapanıştır. Kişi olayı kutuya koyar, rafa kaldırır ve hayatına devam eder. Böylece affetmeden de unutmayı başarabilir.”
KORTİZOL FIRTINASI VE BEDENSEL ETKİLER
Zihinde sürekli tekrarlanan öfkenin vücudu bir savaş alanına çevirdiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, kortizol salgısının hayati tehlikelerine dikkat çekti: “Kişi olayı zihninde sürekli yaşarsa, kortizol salgısı artar. Beyin ACTH salgılayarak böbreküstü bezini uyarır. Kortizol pompalanır, vücut savaş haline girer: damar direnci artar, kaslar kasılır, tansiyon yükselir. Bazı insanlar kaç tepkisi verir, damarlar gevşer, tansiyon düşer. Hatta ani stres şokuyla ölen insanlar bile vardır. Adli tıpta travma izi bulunmayan ölümler, çoğu zaman kortizol fırtınasına bağlı olur.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Videolar için YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın!
BUNLARA DA BAKABİLİRSİNİZ
- İYİ Partili İsmail Yücel Malatya’da Deprem Sonrası Ekonomik ve Sosyal Sorunlara Dikkat Çekti
- Malatya’da Afet Risklerini Azaltmak İçin Hangi Adımlar Atılıyor?
- Malatya’dan İki Ayda 10 Bin 300 Ton Kuru Kayısı İhraç Edildi
- Vali Yavuz: “Sürekli Mağduriyet Algısıyla Şehri Normalleştiremeyiz”
- Malatya'da Depremin Ardından Konteynerlerde Kalanların Sayısı On Binin Altına Düştü
- 0SEVDİM
- 0ALKIŞ
- 0KOMİK
- 0İNANILMAZ
- 0ÜZGÜN
- 0KIZGIN


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.