Atilla KANTARCI / Azıcık Aşım Kaygısız Başım

Atilla KANTARCI yazdı.
Eski günlerden bahsedince, şimdiki çağalardaki tepki şu: “Ay ben şok, ciddi olamazsın! Cep telefonu yok muydu? Cep telefonundan vazgeçtik evlerde de yok muydu telefon? Nasıl yaşadınız öyleyse.”
El cevap:
Yoktu çağam, yoktu. Telefon da yoktu, televizyon da yoktu. Hatta elektrik bile yoktu. İdare lambalarımız vardı. Gaz lambamız vardı. Durumu iyi olan ailelerde “lüküs” vardı. Elektrik yeterli gelmez ve bazı saatlerde kesinti yapılırdı.
O dönemlerde erkenden yatılıp, erkenden kalkılırdı. Büyüklerimiz, “yatsıyı kıl yat, boyunca nura bat” diyerek bizi motive eder, biz de erkenden yatardık. Kahvaltılar henüz köy kahvaltısı, serpme kahvaltı, açık büfe kahvaltı, organik kahvaltı, Van kahvaltısı gibi fraksiyonlara ayrılmamıştı. Tereyağı, bal, peynirden oluşan ana kahvaltısı revaçtaydı. Çoğu zaman da mercimek ya da tarhana çorbasından oluşan ana çorbalarıyla güne başlardık.
Azıcık aşımız, kaygısız başımız der, mutlu olurduk. Kanaat (idare-tasarruf) diye bir olgu vardı her evde uygulanan. Tavuk ve kırmızı et evlere her gün girmezdi. Girdiği zaman da mis gibi kokusundan durulmaz, tadına doyulmazdı. Pirinç pilavı misafir gelince yapılır, çarşıdan tatlı alınmaz, evde yapılır ve kanaat olsun diye şekeri az konurdu. İdare için bunları yapan analarımız bizi de obeziteden ve diyabetten korumuş olurlardı..!
Giderlerimiz şimdiye göre yok denecek kadar azdı. Büyüklerin yemekleri sefer taslarına koyularak çocuklar tarafından götürülürdü.
Elektrikle çalışan bir tek lambalar vardı, onun da yarı günü kesik olurdu. Onun için elektrik masrafı çok azdı. Telefon masrafı, özel okul aidatı, servis parası, internet masrafımız yoktu. Apartman aidatı, kapıcı parası, doğalgaz ücreti nedir bilmezdik.
Analarımız yemekleri gazocağında ya da kuzinede yaparlardı. Sonraları İpragaz, Milangaz dediğimiz tüpler çıktı. Kalorifer yoktu, evlerin ısınması soba ile olurdu. Sobada, odun kömür yakılır, bazı evlerde de talaş sobasında talaş yakılırdı. Sobanın deliğinden, tavanda oynaşan alevi izlemek, çıkan hışırtıları dinlemek ne de hoş olurdu.
...
YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN BURAYA > TIKLAYINIZ
Videolar için YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın!
BUNLARA DA BAKABİLİRSİNİZ
- İYİ Partili İsmail Yücel Malatya’da Deprem Sonrası Ekonomik ve Sosyal Sorunlara Dikkat Çekti
- Malatya’da Afet Risklerini Azaltmak İçin Hangi Adımlar Atılıyor?
- Malatya’dan İki Ayda 10 Bin 300 Ton Kuru Kayısı İhraç Edildi
- Vali Yavuz: “Sürekli Mağduriyet Algısıyla Şehri Normalleştiremeyiz”
- Malatya'da Depremin Ardından Konteynerlerde Kalanların Sayısı On Binin Altına Düştü
- 0SEVDİM
- 0ALKIŞ
- 0KOMİK
- 0İNANILMAZ
- 0ÜZGÜN
- 0KIZGIN


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.