Doğan DAĞ / Malatyalılık Bu Mu?

Doğan DAĞ yazdı.
Malatya'lılık bu mu gardaş?!
Hakiki Malatyalı!
Bu mu?!
Ahh ki ne Ahhh!!!
Ösgüyük gardaş!
Gerçek Malatya'lıyı ösgüyük...
Nasıl bir memlekettik bilimisin?!
Malatya'nın tarihi, kültürel, ahlaki, sosyal ve dini değerlerinden süzülmüş o kadim irfan yurdu...
Malatya!!!
Akpınar'da yolun üstünde taşı, çöpü kaldırır idi ...
Yüksünmez...
Kibir yapmaz...
Şehrin velisi;
Şörikli Yaşar'ı hamama götürüp keseleyen, paklayıp esbabını tezeleyen bir şuur ve irfan şehri....
Mercedes Kadir’i baş üstünde tutup şehirde itibar veren, kimsesizin, muhtacın ihtiyacını gören bir merhamet şehri...
Selâm, sohbet, dayanışma, gardaşlar şehri..
Şehre gelen yabancıya "cennetemi geldim" dedirten, ikram ve hürmet şehri Malatya ...
Bir zamanlar Malatya!
mahallelerinde kimse açıkta, muhtaç kalmaz; herkes komşusuna kendi canı gibi sahip çıkardı.
Her mahallenin bir ilim meclisi, bir zikir meclisi vardı; kalpler Hakk’a bağlanır, diller hikmetle söylerdi.
Esnaf mı?!
Malatya esnafı şimdilerdeki gibi "zübük tüccar" hesabıyla yaşamazdı.
Kanaatkâr, ahlaklı, uhuvvet şuurunda, sırdaş...
Muhitine sahip çıkan, dayanışmanın timsaliydi.
Zanaatkârı işinin ehliydi, sözünün eriydi, kanat sahibiydi.
"Malı" götürmek için değil, helalinden kazanıp huzurla yaşamak için ter dökerdi.
Enflasyon olmaz idi !!
Çünkü: Esnaf tüccar dürüst idi..
Eski siyasiler memleket hesabıyla dertlenirdi, makam koltuğunun değil, halkın arasındaydı.
Komşu!
Sanki ana! Sanki baba! Sanki gardaş! Kara gün dostuydu.
Düğünler, cemiyetler başkaydı.
Mahallede bir coşku başlar, herkes kendi vazifesine koşardı.
Yemek, emek, koşturur, canhıraş bir gayretle "bir işin ucundan nasıl tutarım" diye yarışılırdı.
Komşunun oğlu, mahallenin gençleri, mahallenin ustası koca kazanlarda yemeği pişirir, uzun masalar kurulur, samimi sarılmalarla sevinçler paylaşılırdı.
Düğün sahibi misafirleriyle ilgilenirken, akraba ve mahalle halkı her işi kendi malı gibi hallederdi.
Bir de! Bir ayıp iş türettik!!!
Cenaze sahibi kredi çekip Tazeye gelenlere Balcan tava yediriyi...
Yoksa !
Kınanıyor!!!!
Vay ki ne vay!!!
Şimdilerde lafı bile edilmeyen, unutulmaya yüz tutmuş o büyük hakikat: Cenaze ve yemek!
Ummadığın kişi gelir, gözleri çakmak çakmak...
Derdi teselli etmek, acıyı paylaşmaktır.
Anlarsın o samimiyeti edasından, halinden.
Cenaze sahibine elini bile elletmezlerdi.
Yemekler, taziyeye gelenlere ikramlar komşunun en başta gelen göreviydi.
Komşular imece usulüyle misafirlere sahip çıkar, cenaze sahibi baş üstünde tutulur, acısı el birliğiyle hafifletilirdi.
Büyük var idi Malatya irfanında!
Büyüğe hürmet kutsal bir görev bilinirdi.
İhtimam ve samimiyetle büyüklere itaat ve hürmet etmeyene öyle ağır bir laf edilirdi ki:
"Mayasında bir bozukluk var!" denirdi.
Analar var idi!
Tam ana!
Hükümet kadın!
Dirayetli !
Görgülü!
Evi çeker çevirir!
Gelini komşuyu idare eder!
Mahallede Sulhi Salâhı gözetir....
Evladına gereksiz şefkat vermez !
Gizlidir!
Evladına sahiptir ...
Örfü ahlaki belletir!
Zinhar söz dinlemez ise çağa, terliği sırtına yer idi...
Baba ile ananın ağzı bir idi ...
Çocuk şımartmaz, boş bırakmazlar idi..
Çocuk yaz tatili dedimi eti senin kemiği benim bir ustanın irfanina teslim edilir idi.
Evde ise boş bırakılmaz bir meşguliyet verilir idi...
Psikolog yok idi
Sosyal çalışmacı yok idi...
Kreş, yaşlı yurdu neyim yoğidi...
Stres yok, en ufak durumda acile gitmek yok idi...
Çekirdek aile yok idi ..
Üç kuşak bir arada idi..
Babaanne geline aile örfünü mutfağını, öğretir geline ev ekonomisi, temel sağlık ve hijyen bilinci verir idi ...
Usul Erkan belletilir idi...
Hülasa ...
Malatya, bir derli toplu aileler ve irfan yurdu idi..
Helali haramı saygıyı hakkı ar ve namusu insanlığı öğreten okul aileler idi...
Toplumda kimse başı boş değil idi..
Sosyal otokontrol var idi..
Ahh ki ne ahh!
Z kuşağı ne bilsin?!..
Bir mecliste büyükler oturur, hürmet ve ikram küçükler tarafından yapılır idi.
Zaten saygıda kusur yapmayan bir genci gören yabancı, onun Malatyalı olduğunu hemen anlar idi.
Sohbet var idi, hatır var idi, gönül var idi.
Gençlere, çağalara nasihatler verilir, eski laflardan hikmetli sözler ile terbiye edilirdi memleketin evlatları.
İkram! Evet bir de hürmet!...
Malatya’nın iki alameti farikasından biri ikram, diğeri ise hürmet idi.
Malatyalı için ikram denildi mi, cennetin Firdevs kapısından ilk girecek kimseler sanki onlar olurdu.
Canhıraş bir cömertlikle evde, kilerde ne varsa sofraya konur; hürmet, ihtimam ve ısrarla ikram edilirdi.
Adeta kendi evladına yedirir gibi...
Hey gidi hey!
Malatya bu idi...
Şimdilerde yok amma!
Biz bu Malatya irfanında yaşayan son kuşak idik.
Özlüyoruz!
Arıyoruz!
Anlatıyoruz!
Yeni nesle umutla gösteriyoruz!
Malatya'lılık bu değil gardaş.
Yarısının yarısına kazık atan, kazık yiyenlerin dönüp karşıya kazık atma yarışına döndüğü bir Malatya istemiyoruz!
Güven yok!
Hürmet, hayır, hiç yok!
Bir şey oldu Malatya’ya! Nazar mı değdi?!
Yıkılan Malatya’nın ruhu da mı yıkıldı gardaş?!
...
Videolar için YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın!
BUNLARA DA BAKABİLİRSİNİZ
- Sayıştay Raporu Malatya Büyükşehir Belediyesinin Borç Yükünü Gözler Önüne Serdi
- Özel Kalemden Sınavsız Memuriyete Geçiş Yapmışlar! Malatya MASKİ’de Skandal
- Meteorolojiden Malatya İçin Gece Yarısı Başlayacak Kuvvetli Yağış ve Fırtına Uyarısı Geldi
- Yazıhan Belediyesi'nde Gelir Artışı Gider Artışını Geride Bırakırken Varlıklar 360 Milyon Liraya Yükseldi
- Arapgir Belediyesi'nde 131 Kiralama İşleminde Kesin Teminat Alınmadı ve Çöpler Orman Arazisine Döküldü
- 0SEVDİM
- 0ALKIŞ
- 0KOMİK
- 0İNANILMAZ
- 0ÜZGÜN
- 0KIZGIN


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.