Ebuzer AYDIN / Müftülük Makamı Himayenin Makamı Olmamalı!

Ebuzer AYDIN yazdı.
Camiler, Allah'ın evidir. Hiç kimsenin şahsi alanı, hiç kimsenin dokunulmazlığı değildir. O kutsal mekânlarda görev yapan herkes; imamı da, müezzini de, yöneticisi de millete, devlete ve Allah'a karşı sorumludur.
Malatya'nın Şeyhbayram Mahallesi'ndeki Somuncu Baba Camii'nde müezzin ile ilgili uzun süredir yaşanan hadiseler, cami cemaatini de, imamını da ciddi şekilde rahatsız etmiş durumda.
Bu yazıyı kaleme almadan önce cami cemaatinden farklı kişilerle görüştük, iddiaları dinledik, yaşanan süreci anlamaya çalıştık. Yapılan değerlendirmelerde, cemaatin dile getirdiği hususlarla cami imamının aktardığı olayların örtüştüğünü gördük.
İddialara göre, yıllardır aynı camide görev yapan müezzin hakkında; göreve zamanında gelmediği, camiyi cemaatten önce açmadığı, görevini gerektiği gibi yerine getirmediği, cemaatle sürekli problem yaşadığı ve caminin huzurunu bozduğu yönünde şikâyetlerde bulunulmuştur.
Cemaatin Dile Getirdiği İddialar Hafife Alınmamalıdır
Ancak cemaatin anlattıkları yalnızca "geç kalıyor" ve "görevini aksatıyor" iddialarıyla sınırlı değildir.
İddialara göre, cami lojmanında uzun yıllardır ikamet eden müezzin, lojmanın bahçesini adeta şahsi kullanım alanına çevirmiştir. Bahçede tavuk, hindi ve civciv beslediği, hatta kuluçka makinesi kurarak zamanının önemli bir kısmını cami dışında işlerle geçirdiği ve civciv sattığına dair iddialar var.
Yine cemaatin anlatımlarına göre, caminin hemen yanı başındaki lojmanda oturmasına rağmen birçok vakitte camiyi açma görevi fiilen cemaat ile uzaktan gelen imamın omuzlarına kalmaktadır. Bir kilometre mesafeden gelen imamın, namazdan uzun süre önce camiyi açarak ibadete hazır hâle getirdiği, kışın erkenden gelip tabandan ısıtma sistemini çalıştırdığı ve buna karşılık lojmanda kalan görevlinin bu sorumluluğu yerine getirmediği ileri sürülmektedir.
Hatta müezzinin caminin anahtarını paspasın altına koyduğu ve camiye gelen kişilerin bu şekilde camiyi açtığı aktarılmaktadır.
Cemaatin en fazla rahatsızlık duyduğu hususlardan biri de ibadet adabına ilişkindir.
İddialara göre müezzin, zaman zaman camiye bakımsız ve kirli kıyafetlerle gelmekte; kanatlı hayvanlarla meşguliyeti sebebiyle cemaati rahatsız edecek derecede kokuya sebep olduğu ifade edilmektedir.
Bunun yanında müezzinlik görevini usulüne uygun şekilde müezzin mahfilinde yerine getirmediği; bazen sandalyede, bazen ayaklarını uzatarak, bazen de farklı noktalardan görev yaptığı yönünde şikâyetler dile getirilmektedir.
Tesbihat ve dua sırasında cemaat ellerini semaya açmış ibadet ederken yüksek sesle 33'lük tespih salladığı, zaman zaman cep telefonuyla meşgul olduğu, hatta bazen telefonundan açılan YouTube'daki videonun reklam sesinin cami içinde duyulduğu yönündeki anlatımlar da cemaatin rahatsız olduğu hususlar arasında yer almaktadır.
Yine cemaatin iddialarına göre; sabah namazına zaman zaman geç geldiği veya hiç gelmediği, özellikle Ramazan ayında camiyi vaktinde açmayarak vatandaşları mağdur ettiği, caminin suyunu lojman bahçesindeki domates, biber ve salatalıkları sulamak için kullandığı yönünde de ciddi şikâyetler bulunmaktadır.
Bütün bu iddialar doğruysa, mesele artık iki personel arasındaki kişisel bir anlaşmazlığın çok ötesindedir. Bu durum; cami adabını, kamu görevini ve Diyanet teşkilatının temsil ettiği manevi sorumluluğu doğrudan ilgilendirmektedir.
Bu nedenle beklenti; taraf tutmak değil, iddiaların titizlikle araştırılması, gerçeklerin ortaya çıkarılması ve kamu vicdanını tatmin edecek adil bir sonucun tesis edilmesidir.
Anlatılanlara göre bu konularda müezzin cemaat tarafından defaatle uyarıldı ama dikkate almadı. Bu şikâyetler ilgili makamlara ulaştırıldı, sonuç alınmadı. Hatta iki ayrı inceleme ve soruşturma yürütüldü. Ancak aradan geçen zamana rağmen cemaatin beklediği ölçüde bir sonuç ortaya çıkmadığı ifade ediliyor.
Bütün bunlar yaşanırken, deprem sonrasında göreve başlayan cami imamının ise özellikle camiyi erken açması, ibadete hazırlaması, cemaatle ilgilenmesi, namaz öncesi dersler yapması ve görevini disiplin içinde, din görevlisi ruhuna uygun şekilde yürütmesi nedeniyle cemaat tarafından takdir edildiği ifade ediliyor.
İşte tam da bu noktada kamu vicdanını rahatsız eden soru ortaya çıkıyor:
Görevini ihmal ettiği iddia edilen kişi neden yıllardır aynı yerde kalmaya devam ediyor?
Hakkında defalarca şikâyet ve soruşturma bulunan bir müezzin neden hâlâ aynı camide görevini sürdürüyor?
Resmî bir lojmanda kalma süresi 5 yıl iken, müezzin neden 7 yıldır bu lojmanda kalıyor? Neden tahliye edilip hak eden başka görevliye verilmiyor?
Şikâyet edilen değil de şikâyetleri dile getiren insanların kendilerini baskı altında hissetmelerine yol açan bir tablo neden oluşuyor?
Cami imamı, sorunları anlatmak üzere davet edildiği il müftülüğü makamında çözüm beklerken, makam odasında bulunan yabancı bir kişinin bulunduğu ortamda, giyim kuşamı düzgün olduğu hâlde bunun üzerinden küçümsendiği ve rencide edildiği iddia edilmektedir. Eğer bu iddia doğruysa, bu durum sadece bir personele karşı sergilenen tavır olarak değerlendirilemez.
Çünkü müftülük makamı, gücün değil adaletin makamıdır.
Hiçbir müftü, hiçbir yönetici personeline tepeden bakan bir anlayışın temsilcisi olamaz. Devlet terbiyesi; dinlemeyi, araştırmayı, hakkaniyetle karar vermeyi gerektirir. Adalet sadece doğru karar vermek değildir; adil davranıldığına toplumu da inandırabilmektir.
Buradan Malatya İl Müftülüğü'ne açık bir çağrım var:
Eğer ortada asılsız iddialar varsa bunlar açıklığa kavuşturulsun.
Eğer iddialar doğruysa, hiç kimsenin makamına, görevine veya bulunduğu lojmana bakılmaksızın gereği yapılsın.
Camiler kimsenin kişisel alanı değildir.
Devletin tahsis ettiği lojmanlar da süresiz kullanılacak özel mülk değildir.
Din görevliliği; sadece maaş alınan bir memuriyet değil, ahlakı, örnekliği, temizliği, disiplini ve fedakârlığı temsil eden kutlu bir vazifedir.
Bugün Somuncu Baba Camii'nde konuşulanlar yarın başka camilerde de konuşulmaya başlanırsa kaybeden sadece bir kişi veya bir cami cemaati olmayacaktır. Asıl yara alan, toplumun Diyanet Teşkilatı'na ve din hizmetlerine duyduğu güven olacaktır.
Beklenti nettir:
Hiç kimse korunmasın.
Hiç kimse peşinen suçlanmasın.
Ama herkes adalet karşısında eşit olsun.
...
Videolar için YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın!
BUNLARA DA BAKABİLİRSİNİZ
- Zehir Tacirlerine Ağır Darbe! 138 Şüpheli Yakalandı
- Sağlık-Sen’den Bakanlığa Çağrı: "Geçici Görevlendirmeyi İptal Etmeyin, Kadro Nakli Yapın"
- Arguvan’da Siyasi Deprem: Belediye Başkanı Ersoy Eren ve CHP Yönetimi İstifa Etti!
- Büyükşehir’den Pütürge’ye Çıkarma: Saha Çalışmaları Yerinde İncelendi
- Sancaktar Mahallesi'ndeki Yüzlerce Konut ve İş Yerinde Anahtar Teslimi İçin Geri Sayım Başladı
- 0SEVDİM
- 0ALKIŞ
- 0KOMİK
- 0İNANILMAZ
- 0ÜZGÜN
- 0KIZGIN


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.