13 Eylül, 2026, Pazar
  • DOLAR
    42.26
  • EURO
    49.07
  • ALTIN
    5726.6
  • BIST
    10.641
  • BTC
    103068.32$

Ebuzer AYDIN / Neden Günde Beş Vakit Namaz?..


Ebuzer AYDIN / Neden Günde Beş Vakit Namaz?..
Ebuzer AYDIN yazdı.

Kısa bir süre önce Malatya şehir merkezindeki iki sembolümüz olan Yeni Cami inşaatında sona gelindiğini, Söğütlü Camii’nin inşaatının da yükseldiğini görünce elbetteki heyecanlandım. 

Minareler beş vakitte ezan okumak, camiler ise beş vakit namaz kılınması için hazırlık yapıyordu. 
Peki biz bu buluşmalara ne derece hazırlık yapıyoruz?

İslam’ın şartı kaçtır diye kime sorsanız, “Beştir” der.

Peki Müslüman olarak doğan bir kimse kelime-i şehadet getirir mi?

Hayır, getirmez. Çünkü o zaten Müslüman olarak doğmuş ve Müslüman bir ailenin içinde büyümüştür.
O hâlde bunu şartlardan çıkardık.

Zekât konusu, fakir bir kimse zekât verir mi?
Vermez, kendisine zekât düşmez.
O zaman zekâtı da çıkardık.

Peki, fakir olduğu için hacca gidebilir mi?
Gidemez.
O hâlde haccı da çıkardık.

İnsanoğlu hasta olabilir, oruç da tutamayabilir.
O hâlde orucu da çıkaralım.

Peki, İslam’ın şartlarından geriye ne kaldı?

Henüz yapmadığımız dört şey vardı, dördünü de çıkardık ve biz hâlâ müslümanız.

Geriye namaz kaldı.

Şimdi soruyorum:
Yolcu birisinin üzerinden namaz düşer mi?
Hayır, düşmez.
Kıbleyi bilmiyorsa namaz üzerinden düşer mi?
Hayır.
Su bulamazsa namaz düşer mi?
Hayır, teyemmüm etmesi gerekir.
Ayakta duramıyorsa namaz düşer mi?
Hayır, oturarak kılmalı.
Oturamıyorsa namaz üzerinden düşer mi?
Hayır, yatarak kılmalı.

İşte namazın sırrı burada...

Namaz, şartlar değişse bile terk edilmeyen bir ibadettir. İnsan nasıl ve ne durumda olursa olsun Rabbine giden yolu namaz iledir.
Çünkü namaz, sadece bedenin yaptığı bir hareket değildir.
Namaz; 
Kulun Rabbine yönelmesidir.
Dünyanın bütün gürültüsünü bir kenara bırakıp, “Benim Rabbim var” demesidir.

Namaz farz kılındığında sahabe-i kiram şöyle dediler:

“Bütün ihtiyaçlarımız giderildi.”
Birbirlerini bu cümle ile müjdelediler.

Her gün Rabbimizle beş defa, O’nun belirlediği vakitlerde buluşacağız. Üstelik bu buluşmaya O bizi davet ediyor.

Yüce Allah bu vakitleri belirledi. Her gün Mevla ile beş defa buluşma ne demek!..

Bunun için Sahabe, “Bütün ihtiyaçlarımız giderildi" dedi.
Bizler her gün O’nun evine gideceğiz, O’nunla münacatta bulunacağız, O’ndan isteyeceğiz.
O bizi geri çevirir mi?

Biz bazen namazı kendimize yük gibi görüyoruz.
Oysa namaz yük değil, yükümüzü hafifleten bir rahmettir.

Günde beş vakit namaz, insanın Rabbinden kopmaması için hayatın içine yerleştirilmiş beş büyük duraktır.

Sabah dünyaya gözünü açtığında O’nun huzuruna çıkıyorsun. Gece yatmadan önce en son Rabbinle konuşup yatağına gidiyorsun. 
Bundan daha büyük bir nimet olabilir mi?

Her gün öğle yemeğini yiyoruz. Akşam yemeğini de yiyoruz. Ertesi gün yine öğle yemeğini yiyoruz, akşam yemeğini yiyoruz.

Peki bu bir tekrar mı?
Hayır, ihtiyaç.
İşte bugün namaz kılan insan yarın da namaz kılmak ister. Bugün Kur’an okuyan insan yarın da Kur’an okumak ister.

Birisi, “Kardeşim, bu tekrar değil mi?” derse ona deriz ki:

“Kardeşim, vallahi bu bir ihtiyaçtır.”

Çünkü ben bir Müslüman olarak namaza ihtiyacım olduğunu biliyorum.
Kıyama ihtiyacım var.
Kur’an okumaya ihtiyacım var.
Rabbimin huzurunda eğilmeye, secde etmeye ihtiyacım var.
En acil ihtiyacım namazdır.

Müezzin “Allahu Ekber, Allahu Ekber” dediğinde, her şeyi bırakıp namaza gitmeye ihtiyacım var.

Çünkü o ses;
"Haydi, Rabbine dön” çağrısıdır. 
“Haydi, secdeye git” çağrısıdır.
“Haydi, dünyayı biraz geride bırak ve seni yaratana yönel” çağrısıdır.
"Haydi gel Rabbinden iste" mesajıdır. 

İbadete asla tekrar olarak bakılmaz, ihtiyaç olarak bakılır.

Bir insan çocukluğundan itibaren namazı nasıl sever ve ona nasıl devam eder? derseniz;

Namaz kılan herkes bilir ki başlangıçta bu sevgi değildir, ta‘zîmdir.
Yani Allah’ın büyüklüğünü ve namazın önemini yüceltmektir.
İnsan bunu bildiği an, severek yapar.
Çünkü Rabbinin randevusuna gidiyorsun.

Düşünün,
Dünyada sevdiğimiz bir insan bizimle görüşmek için bir saat belirlese, o saati unutmaz, o buluşmayı kaçırmamak için elimizden geleni yaparız.

Peki bizi yaratan Allah, günde beş defa huzuruna çağırıyorsa biz bu davete nasıl kayıtsız kalabiliriz?

Allah’ın kuluyla her gün beş randevusu vardır. Bu randevuların her birinde kul, dünyadaki bütün makamları, mevkileri, servetleri, dertleri ve sıkıntıları geride bırakıp yalnızca Rabbine yönelir. Ne ihtiyacı varsa ona arzeder. 
“Ben kulum, Sen Rabbimsin” der.

Şimdi anlıyor musunuz neden müsteşrikler, oryantalistler, sünnet düşmanları, “Kur’an bize yeter” diyenler namazı üç vakte indirmeye çalıştılar; sonra da namaz duadır, dua etseniz yeterlidir dediler?

Çünkü namazı hayatımızdan çıkarırsanız, onu sadece bir dua meselesine indirgerseniz, müslümanın gün içindeki o beş büyük buluşmasını da ortadan kaldırmış olursunuz.

Oysa namaz, Allah’ın emridir.
Namaz, müminin hayatında tali bir mesele değildir.
Namaz dinin direğidir, müminin miracıdır.

İslam’ın bütün şartları içinde yapılması gereken, terki ve kazası olmayan, hiç bir özrü terk sebebi kabul etmeyen tek ibadettir.

Hükümetimizden Allah razı olsun ki, yüz yıl sonra okullarda cuma namazının kılınması için mescit genelgesi gönderdi. Cuma mescidinin olduğu okulda vakit namazları da kılınır. Zira Allah ile bağını koparan bir neslin ne kendisine, ne milletine, ne de devletine hayrı olmaz.

Namaz kılan bahtiyar, kılmayan bedbahttır. Neden kılmadığına değil, ben nasıl günahlar işledim ki Rabbim beni huzuruna kabul etmiyor demeli.

Ve bugün kendimize sormamız gereken en önemli soru da şudur:

Ben namazı bir yük olarak mı görüyorum, yoksa Rabbimle buluşmak için verilmiş büyük bir nimet olarak mı?

...

YAZININ TAMAMI BURADA

Videolar için YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın!


  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Başka haber bulunmuyor!