04 Temmuz, 2026, Cumartesi
  • DOLAR
    42.26
  • EURO
    49.07
  • ALTIN
    5726.6
  • BIST
    10.641
  • BTC
    103068.32$

MALATYAÂ'DA GAZETECİ OLMAK


MALATYAÂ'DA GAZETECİ OLMAK
Malatya da gazeteci olmanın ne kadar zor bir şey olduğunu çok iyi biliyorum. Şark kültürünün hâkim olduğu bu şehirde, hatır-gönül ve dost-ahbap ilişkileri çok ön plandadır. Yazmak istediğiniz bir konuyu birçok yönden düşündüğünüz gibi, bu yönden de düşünmek zorundasınız. Yazacağınız yazı kimleri ilgilendiriyor, kimleri zor durumda bırakıyor bunu çok iyi analiz etmeli ve öylece yazınızı yazmalısınız. “O bizim adam, bu bizden, falanca aradı, filanca falan için ricacı oldu, falanca kişi filanların adamı O'na dokunmasak” vs. bu gibi cümleleri istediğiniz kadar çoğaltabilirsiniz. Küçük bir şehir olan Malatya'da herkesin herkese nüfuz edecek birilerini rahatlıkla bulacağını herkes tahmin edebilir. İşte bu ahval içerisinde siz neyi, ne kadar, hangi ölçüde eleştireceğiniz telaşına düşersiniz. Bakmayın siz gazeteci geçinen birçok kişinin 5N1K masalına. Aldanmayın tarafsız ve araştırmacı gazeteci kimliğiyle ortalıkta dolaşanlara. Birçok insan hatır-gönül veya dost-ahbap ilişkisi nedeniyle birçok konuyu es geçer veya geçmek zorun da kalır.
 
Aslında paranın yüzünün sıcak olduğunu hepimiz biliriz. Malatya'da gazeteci olmanın en büyük sıkıntılarında biriside bu sıcak yüzlü paradır. Birçok kişiye göre “paranın açmayacağı kapı yoktur.” Birçok kişi ekonomik nedenlerle bildiklerini yazmaktan çekinir. Bazısı ise “bana ne ben parama bakarım” düşüncesiyle olayı görmek bile istemez. Paranın en çok konuştuğu illerden birisidir Malatya. Bir reklâm size neredeyse bütün kapıları açar bu şehirde. Hatta öyle ki bir sigara paketi bile bazen çok büyük etki bırakır bu şehirde. Birçok kişi kendisine bir konu arz edildiğinde, “benim buradan kazancım ne?” demekten kendini alıkoymaz ve açıkça paranın ucunu görmek ister. Gazete ve gazetecilerin temel geçim kaynağı reklâmlardır. Bazen de “reklâmım kesilir” korkusu veya “reklâmını keseriz” tehdidi gazeteciyi zor durumda bırakır. Bununda ucu sonucunda paraya çıkar.
 
Birde “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” inancı mevcuttur kimisinde. “Bize bir zararı yoksa ne diye kendimizi sıkıntıya sokalım ki, neden insanlarla papaz olalım ki?” düşüncesi bazen Türkiye'nin dahi gündemine oturacak bir konunun gündeme alınmamasına sebep olur.
 
Birde Malatya'da “vurun abalıya” misali, sürekli horlanan ve eleştirilen insanlar vardır. Aslında hiçbir yanlışları olmadığı halde, birilerine kendilerini sevdiremeyen bu kişileri hepimiz eleştirir dururuz da işin aslını öğrenmeyi hiç düşünmeyiz. Sırf birilerine bel bükmediği için, bu kişiler tarafından sürekli eleştirilen kişiler çoktur bu şehirde. Tabi bunların tam tersi “dokunulmaz” olarak görülen kişilerde var bu şehirde. Ne yaparlarsa yapsınlar kimsenin eleştirmediği kişi yada kurum sayısı da azımsanmayacak kadar çoktur Malatya'da.
 
Yazılan bazı yazı ya da senaryoların içki sofrasında kurgulandığını da unutmamak gerekir. Bu şehirde kimi yazarlarımız, beraber içki içtikleri kişilerin içki sofrasında anlattıklarını, doğruymuş gibi alır ve bize sunarlar da, alkollü bir kişinin ne derece sağlıklı bilgi verebileceğini hiç düşünmezler. Önemli olan söyledikleri şeylerin kendilerine ne derece fayda sağlayacağıdır.
 
Tetikçi olan gazeteciler her yerde var ve biz bunu biliyoruz. Fakat Malatya'da bazı gazetecilerin bile tetikçi gazetecileri var. Birisi ile ilgili yazacakları eleştiri haberinin altına o gazetecinin imzasını atarlar ve “ben yazmadım falan yazdı” diye kendilerini savunurlar. Yada “falanca bu haberi yazmış sen onu razı et bir daha yazmaz, ben konuşurum ve bu olayı kapatırım” diyerek, hem kendilerine rant sağlarlar hemde arabulucu rolü üstelenerek ilerde olası gayrı yasal taleplerine zemin hazırlarlar.
 
Daha neler var neler. Hepsini burada yazmanın bir gereği olmadığına inanıyorum. Bana göre bu kadar sorun ve sıkıntının içerisinde eli kalem tutan herkesin bir şeyler yazması gerekiyor. Bir takım insanların tekellerine bu şehri teslim etmemek için, elin taşın altına girmesi gerekiyor. Doğruların hiçbir baskı altında kalınmadan, hiçbir bedel ile satın alınmadan halka söylenmesi ve halkın bilinçlendirilmesi şart. Hatır-gönülün bir tarafa bırakılarak, sadece doğruların yazılması ve bu sayede yöneticilerin uyarılması şart.
 
Evet, elbette ki doğruları yazan ve “yanlışa göz yummayan” gazeteciler de var bu şehirde. Sayıları az olsa da etkileri büyük bu gazetecilerin. “Eğriye eğri, doğruya doğru” diyen gazetecilerin varlığı sayesinde bazen iyi hizmetler alıyoruz. Emin olun işini iyi yapan gazeteciler olmasa, bu memlekete hizmet gelmez. Ama işin garip tarafı her zaman bu iyi gazeteciler zor durumda bırakılır. Yazdıklarından dolayı idareciler tarafından hep dışlanır bu gazeteciler.
 
Doğruyu yazanı tekdir etmek gerekirken, teşekkür etmek gerekirken; “neden yazdın” diye çıkışan idareci sayısı çoktur bu memlekette. Hatta nerdeyse idarecilerin tamamı böyledir. Hâlbuki bir gazetecinin ortaya attığı bir yanlışı araştırmak, soruşturmak ve varsa hatayı düzeltmek gerekir. İddialara “iftira” demekten başka bir şey yapmamak ancak aciz insanların işidir. Namuslu bir gazetecinin belgeleriyle birlikte sunduğu bir yolsuzluk haberi karşısında; sadece “iftira bu” diyerek herhangi bir işlem yapmamak, bir idarecinin içine düştüğü acziyetten başka bir şey değildir. Yazılan bir haber sonrası gerekli araştırma ve soruşturmayı yapmadan soluğu direkt mahkeme kapısında almak, bir yöneticinin içine düşebileceği en büyük acizliktir. Mahkeme demişken, sahi bu memleket gazetecilerin en fazla mahkeme ile uğraştıkları memleketlerin en başında geliyor. Tabi ki bu da namuslu gazetecinin işini biraz daha zorlaştırıyor.
 
İyi gazetecilerin daha birçok sıkıntıları var ama hepsinin yazmanın bir anlamı yok zannımca. İyi bir gazete ve iyi bir haber sitesi olarak gördüğüm “Malatya Time” bana göre Malatya'da yazı yazılabilecek en iyi köşe. Bu sebeple fırsat buldukça buradan yazılar yazmaya çalışacağım. Yanlışın karşısında doğruyu savunmak, yanlışa yanlıştır diyebilmek için. Bir idarecinin doğru yaptığı bir şeyi yazmak benim huyum değil ve bazen bu “yalakalık” olarak algılanır. Ama var olan bir doğru birileri tarafından acımasızca eleştiriliyorsa, onu savunmak boyun borcudur. Onun dışında doğruları yazmak çok âdetim değildir. Doğruyu zaten millet görür ve gerekli takdiri verir. Önemli olan yanlışı yazmak ve idareyi bu konuda uyarmaktır. Bu yüzden kimse kusura bakmasın şimdiden.
 
Selametle…
 
Adem İnsanoğlu

Videolar için YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın!


  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Başka haber bulunmuyor!