Özel Haber
Malatya Time
@timemalatya

"Malatya Time siz değerli Malatyalı okurlara gerçek bir internet haber sitesi keyfi sunmak amacıyla yeni hali ile yayında"

Meşale Derneği ile bağlantımız yok!

Çarşamba Sohbetleri Bölüm: 37

 

 

Malatya ilim havzasında yetişen, kendisini yetiştiren, geliştiren, ilmî vukufiyete sahip değerli bir âlim ve mücadele adamı...

Hakkı haykıran, bu hususta korkmayan, cesur, muhakeme gücü çok kuvvetli, düzenli bir fikir müktesebatına sahip, meseleleri derinliğine inceleyen, araştıran ve sorgulayan bir şahsiyet...

28 Şubat mağdurlarından, Malatya'nın kanaat önderlerinden Ramazan Keskin'den söz ediyoruz. Malatya Time Genel Yayın Yönetmeni, deneyimli gazeteci-yazar Murat Çetin “Çarşamba Sohbetleri”nde bu hafta Ramazan Keskin Hoca'yı ağırladı...

Yeniliğe, değişime ve eleştirilere açık, yaşadığı toplumu ve uluslararası sistemi iyi tanıyan, kıymetli bir âlim. Halkın derdiyle dertlenen, davet edildiği her düğünde ve duyduğu her cenazede hazır bulunan ve orada “aşır” okuyarak tebliğ yapan, hastaları ziyaret eden, gücü oranınca hatta fazlasıyla ihtiyaç sahiplerinin maddî ve manevî yardımına koşan bir halk adamı...

A_292

HERKESE EŞİT
VE KUŞATICI...

İslami çalışmalar ile yakın diyaloglar kuran, herkese eşit mesafede “kuşatıcı” olarak yaklaşan, İslam'ın din olarak hayata hâkim olması ve İ'lâyı kelimetullahı yüceltmek için gayret eden, ilmiyle amil ve ihlâs sahibi bir değer...

Said Ertürk (Topal Said) ve Mehmet Said Çekmegil Hocalar ile 1970'lerde tanışan Ramazan Keskin Hoca, Malatya ilim havzasının bereketinden ve feyzinden genç yaşlarda faydalandı.

MÜCADELESİNDE
ŞİDDETE YER YOK

Malatya'nın ilçeleri, köyleri, yurtiçi ve yurt dışında birçok seminere katıldı, vaaz verdi, sohbet etti ve nasihatte bulundu. Ömrünü kelama ve kaleme -1999'da, Malatya'da Medeniyet Gazetesi'ni de çıkardı- adadı. Onun mücadelesinde şiddete yer yok.3 Mayıs 1952'de Malatya Uluköy Budak mezrasında doğan Ramazan Keskin Hoca'yı dinlemek, 28 Şubat'ı müşahede etmek isteyenlerin mutlaka okuması gereken bir söyleşi...

MERHUM DERVİŞ HOCAMIZIN
YANINDA EĞİTİME BAŞLADIK

Dini anlamdaki eğitiminiz nedir? Hangi medresede yetiştiniz ve ne gibi derler aldınız?

İlkokul öncesi Kur'an kursuna gittim. O günün şartlarında Müslümanlar, mevcut sistem ile aralarına mesafe koyduklarından, çocuklarını okula göndermiyorlardı. 1950'ye kadar okula giden öğrencilerin çoğu solcu olarak yetişti. Malatya'da Mehmet Erol, Hasan Begeç, Hüseyin Karatay Hocamız o yıllarda okumuş ve daha sonra İslam ile tanışmışlardı. Merhum Derviş Tekin Hocamızın yanında eğitime başladık. Daha sonra Melekbaba'da Trabzonlu bir hocamız vardı. Sancaktar Camimizde Mehmet Hanifi Hocamız, “Taştepe Fatma Bibi” değimiz, iki gözü görmeyen hafız bir hocamız vardı. Bu hocalarımızdan ders aldık. Yeni Cami ve Söğütlü Cami arasındaki Çınarlı Cami'de“hücre” denilen bir odada Nevzat Hocamız ders veriyordu. Çok güçlü bir hafızdı. “İlkokul diploması olanlar parmak kaldırsın” dedi. O zaman diplomamız olmadığı için hoca “Ders veremem” deyince ağlayarak eve geldik.

F_12

“SURDA BİR GEDİK AÇTIK
MUKADDES Mİ MUKADDES”

“Tevhidi mücadele”nin temelini atan İsmail Hatip Erzen Hocamız, babamı(Ebuzer Keskin) beni okula göndermesi için ikna ediyor. 1960'da, Hidayet İlkokulu'nda öğrenime başladım. Malatya İmam Hatip Okulu'na, 1965'te imtihan ile girdim. Şehirde okumamı “nimet” olarak görüyordum. Okulu bu sayede kazandım. Ortaokul 4, lise 3 seneydi. İkinci mezunlarız.O vakitler köklü bir medrese ve Arapça eğitimi yoktu.Tüm medreseler Kur'an kursuydu. Necip Fazıl'ın dediği gibi; “Surda bir gedik açtık mukaddes mi mukaddes. Ey rüzgâr artık ne yandan esersen es...” Ondan sonra milletimiz bir nefes almıştı.

DENİZ OLAN BİR ŞEHİRDE
OKUMAK İSTİYORDUM

Bizi üniversiteye almadıkları için dışarıdan lise bitirme imtihanlarına girdik. 1 sene içinde de alt dersleri verdik. Erzurum Kazım Karabekir Eğitim Enstitüsü'ne müracaat ettik. Yazın 45 gün kadar gidip eğitim görüyorduk. İzlediğimiz filmlerin etkisinden olsa gerek ben hep, deniz olan bir şehirde okumak istiyordum. Gaziantep'te sınava girdim; ama olumlu olmadı. Daha sonra birkaç arkadaş ile birlikte İstanbul'a gittik. İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü'ne başvurmuştuk. Hocamız Ali Özek Bey de vardı. Rabbim ona da rahmet eylesin. Hem Arapça'da hem de Kur'an-ı Kerim'de yeterli bir not almıştık. Diyarbakırlı birkaç kardeşimiz, sıkıntılarını dile getirmişti. Sonuçlar açıklandı, biz yedekdeydik. İçimde bir ukte kaldı. oglum Davut, benim okuyamadığım okulda“ilahiyat”ı bitirdi.

80 DARBESİNDEN
SONRA AVRUPA'YA GİTTİM

1973'te Diyanet'te bir imtihana girmiştim. “İmam Hatip” olarak göreve başladım. Erzurum Kazım Karabekir Eğitim Enstitüsü'nü de bitirdim. Derken, Adana Ticari İdari İlimler Akademisi'nin Malatya'da açılan şubesine müracaat ettim.80 darbesinden ardından okumayı bıraktım. Elazığ Karakoçan İmam Hatip Lisesi'ne “Türkçe öğretmeni” olarak atandım. 12 Eylül 1980'den sonra araya mesafe koydum. Avrupa'ya gittim. Orada birçok “Milli Görüşçü” kardeşlerimiz ile mescitlerde konferans ve sohbetler verdik.

HACCA GİTMEK
RÜYALARIMA GİRDİ

1974'te hac arzusu oldu, rüyalarıma girdi; ama imkânım yoktu. Diyanet'te hac seferberliği vardı. Ona müracaat ettim. İmtihana girdim, kazandım ve belgemi aldım. Çocuklarımdan, babamın 3. torunu olan Nusret, bir yılını doldurmadan vefat etmişti. Memur olanlara bundan dolayı para veriyorlardı. Bununla ve Davut'un annesinin mehirinden aldığım bir miktar ile hacca gittik. Keban Turizm vardı. Seyrettiğim bir filmde, Müslümanların birçok dalda bilgi sahibiydi. Ata binmeyi bulunduğumuz ortamda, yüzmeyi de Müslüman olduğum için öğrendim. Aynı zamanda iyi ok atarım. Söylediklerim bugün gülünç gelebilir; ama o günün şartlarında araba kullanmayı bilmem gerektiğini kavradım. 1975'te “Hacı Murat” aldım. 1976'da merhum babam, merhum Abdullah amcamın yanı sıra, Hacı İsmail ve Mustafa Karabey Hocamız ile birlikte otomobille hacca gittik.

G_8

EZHER ÜNİVERSİTESİ'NDEKİ
KAYDIM, 93'E KADAR DURDU

1980'den sonra Suriye'de Furkan Medresesi'nde dinleyici olarak bulunduk. Şartlar iyi olmadığı için geri döndüm. “Kur'an kursu öğretmenliği”ni kazandım. Avrupa'ya gitmeyi de,  Mısır Ezher Üniversitesi'nde okumayı da düşünüyordum. Kararlaştırmaya çalışırken önce görevi bıraktım, sonra Avrupa'dan vazgeçtim. Merhum annem Ayşe hastaydı ve müsaade etmedi. Kahire'deki Ezher'den gelen arkadaşlara diplomamı verdim. 1993'e kadar kaydım silinmemişti. Ben 1994'te gittiğim için okuma şansımı kaybettim; ancak Mısır'ı gezme imkânı buldum.

MESCİDİMİZİ ZORLA
ELİMİZDEN ALDILAR

Malatya'da “El- Medine Neşriyat” diye bir kitapevi açtık. 7 kişi olarak Cuma namazına başladık. Bu sayı yüzlere, binlere kadar ulaşınca birilerinin gözüne battı. Rektör Ömer Şarlak bizi hep işaret etmeye başladı. Fahri imamlık- parasız- yaptım. 17 sene sonunda mescidimizi zorla elimizden aldılar. Hayatımızı ticari olarak ifa etmeye çalıştık.

ERKEKLER 17, KIZLAR 20
YAŞINA KADAR EVLENMELİ

17'sinde evlendim. Bana göre; erkeklerin 17 yaşında, kızların ise 17-20 arasında evlenmeleri gerekir. 25'inden sonrakilere “Artık evlenmen gerekmez!” diyorum. Gecikme, Batı'nın tesiri altında kalmaktan... Bu, bizim toplumumuza vurulan en büyük darbe. 2-3 evladımı çok küçük yaşta kaybettim. İnşallah Peygamber Efendimizin de müjdesiyle; Allah bize onlar ile beraber cennete girmeyi nasip etsin. Onlar masum ve günahsız. Müslüman olanların ve olmayanların da çocukları, Araf'ta belki bir müddet bekleseler de cennete girecek. 4 kızım, 6 oğlum var. Hepsi evli.

BİLDİKLERİMİZİ SÖYLERKEN
BEDELLER DE ÖDEDİK

Ramazan Keskin hangi gruba, cemaate mensup? Değilse kendisini nereye yakın görüyor?

Rabbimizin en büyük nimetlerden biri akıl, diğeri de insanlardan birisini Peygamber olarak seçmesi. Biz İslam'ı, ilk olarak evde öğrendik. Okula gittiğimizde de bunların yanlış olduğunu fark ettik. Okuduğumuz kitaplarda okuldakilerin bir kısmının da yanlış olduğunu gördük. Kendimizce bir yol izledik. Allah bize Kur'an-ı Kerim indirdi. Hz. Muhammed (SAV) de bize Kur'an'ı öğretti. Allah'ın kitabı ve Peygamber Efendimizin sünneti doğrultusunda hareket etmeye çalışıyoruz. Bütün Müslümanlara yakınız; ama herhangi bir grupla alakamız da yok. Doğru bildiklerimizi söyleme gayretindeyiz. Bunlar için bedeller de ödedik.

E_18

BİRÇOK İSLAM
ÂLİMİNDEN YARARLANDIK

Konuşma, duruş, fikri eksen ve tebliğ tarzınızda en çok kimin/kimlerin etkisi oldu?İsmail Hatip Erzen, Said Ertürk, Said Cekmegil, Zeki Baba?..

Özellikle İsmail Hatip Erzen... Said Çekmegil, Said Ertürk (Topal Said), Atik Hocamız var. Ulaşabildiğimiz, geçmişte ve günümüzde yaşayan birçok İslam âliminden yararlandık. Hepsini tek tek saymak da mümkün değil. Kızlarım Suriye El Fetih'te okurlarken gelip bir şeyler söyledi. ”Yanlış” dedim. “Bütün kitaplarda doğru ya da yanlış şeyler var” karşılığını aldım. Taşlardan dolayı bulgur ve pirinçleri atamayız. Elimizden geldiği ölçüde ayıklamak, görevimiz olmalı. Malatya İmam Hatip Okulu'nda Fikri Yavuz'un Kur'an-ı Kerim meali vardı. 1960'lardan önce ve bizim dönemimizde fazla kitap yoktu. Hamdolsun bütün eserlerden de istifade ettik; ister sağdan ister soldan...

1986'DAN SONRA İRAN'A
OLAN BAKIŞIMIZ DEĞİŞTİ

1990'larda Akpınar Cemaati'ne mensup insanlar ve bununla birlikte “Külliye” diye bir mescit vardı. Bunlar Malatya halkının ıstılahında “Humeynici” diye geçiyordu. Daha sonra “Meşale” ve “Boğaziçi” çıktı. 90'lı yıllardaki yanlış bir algı mıydı?

İmam Humeyni'nin İran'da bir devrim gerçekleştirdiğini duyduk. Merak ettik ve 1981'de ben İran'ı ziyaret ettim. Belki de ilklerin arasına girdim. Gördüğümüz güzel şeyler bizi heyecanlandırdı. “İran İslam İnkılâbı” sözü bizi etkilemişti. İran'ın “takiye” mezhebini tam bilmiyorduk. İran'dan döndükten sonra Suriye'de 1982 olayları yaşandı. Bugünkü gibi iletişim araçları yoktu. Suriye'dekiler bile 1 ay sonra haberdar oldu. Muhammed Sat El Buti'nin evinde de dinlenme imkânımız oldu. Bugün İran, Amerika'ya karşı mücadele verirse biz onların yanında yer alırız. Diğer araştırmalarımız ile 1986'dan sonra İran'a olan bakışımız değişti. Kardeşlerimizin birçoğuna anlatmamıza rağmen pek kabul görmedi. O gün İran'a küfreden bazılarının İran'a biat ettiğini söylediler. İran'a tekrar gittiğimde İran'ın kimseden biat istemediğini gördüm.

ZAMANLA “İRAN Şİİ İSLAM
İNKILABI” OLDUĞUNU ANLADIK

İran'a karşı sempatimiz vardı. Sorguladıkça bunun bizimle ilgili olmadığını gördük. Birilerinin bize “İrancı” dediğini duyarım. İlk yıllarda “İran İslam İnkılâbı” olduğu için desteklemiş olabiliriz; ama zamanla bunun “İran Şii İslam İnkılâbı” olduğunu anladık. “El sünnet” denilen Müslümanlar ve “Şia” denilen Müslümanlar olarak tarihte ikiye ayrıldılar. “Ehli sünnet” camiası ve Suriye- Mısır- Irak'taki Müslüman kardeşler, 1982'ye kadar “İran İslam İnkılâbı”na taraftardı. Ta ki “İran Şii İslam İnkılâbı” olduğunu duyana kadar. Arap Müslümanlar ve Türkiye'deki Müslümanların sempati duyan yüzde 95'i,İran'ın 1982'deki tutumundan dolayı fikirlerini değiştirdi. Tasavvufun herhangi bir prensibinin yanlış olduğunu söylediğinizde ise ”vehabilik” damgası vurdular. Bazı saplantılara karşı durduklarından dolayı “vehabi” dediler; ancak bize diyemediler.

YANLIŞLARI SÖYLEYEN SAİD
HOCALARA ‘VEHABİ' DENİLDİ!

Malatya'da Said Çekmegil ağabeye ve Topal Said'e (Said Ertürk),tarikatın yanlışlarını söylediklerinden dolayı “vehabi” diyorlardı. Topal Said Hocamız bazen argo konuşurdu. Bir takım badirelerden geçtikten sonra gerçek tevhidi anlayan Timurtaş Hocamız bir vaazında diyor ki; “Eski Malatya'da Hacı Ali diye mecnun bir insan vardı. İnsanlar Malatya'ya kum taşıyordu. Birileri orada kabirleri ziyaret ettiğinde Hacı Ali ‘Buraya neye geldiniz, kimse kalmadı.Hepsi 1974'teki Kıbrıs Barış Harekâtı'na katıldı' dedi.” Topal Said(SaidErtürk) Hocamız da bunları işitince “Mescid-i Aksa işgal altındayken oraya gitmeyip de Kıbrıs'a giden evliyayı…”diyor. Hocalarımıza bu şekilde karşı çıkıyorlardı. O günkü Malatya müftümüz ve diğer imamlar olsun... Merhum Bahattin Bilhan Hocamız vardı. İslam'ı ve tevhidi bilen bir kardeşimizdi. Hiçbirisi Said Çekmegil Hocamızın karşısında tezlerini savunamıyordu. Sırf onları etkisiz hale getirmek için “Bunlar vehabidir” diyorlardı. Said abi bazen imamlara “Vehabilik nedir?” derdi.“Biz de bilmiyoruz” diye karşılık verilince “Bilmediğiniz bir şey için neden başkasını yargılıyorsunuz?” diye cevap verirdi.

D_32

BİZ, İYİLİK VARSA BİRLEŞİRİZ
DÜŞMANLIKTA BİRLEŞMEYİZ

İslami Dayanışma (Meşale) Vakfı ile müşterek bir hareketiniz oldu mu?

Olmadı. 1980'e kadar Malatya Milli Türk Talebe Birliği içinde görev yaptık. Darbeden sonra bir birlikteliğimiz olmadı. Akıncılar Derneği'ni açtık. Din Görevlileri Derneği ve Malatya İmam Hatipliler Derneği'nde görev aldım. 1980'den sonra mescidimizde müstakil çalışmalarımız devam etti. Müslümanlar gayret etti. Biz şu ayet doğrultusunda hareket ediyoruz:-Önce Arapçasını okuyor-“İyilik ve takvada birbirinizle yardımlaşın; günah ve düşmanlıkta ise yardımlaşmayın.” Biz, iyilik varsa birleşiriz, düşmanlıkta birleşmeyiz. Bahsettiğiniz Müslümanlar bizim kardeşimiz; ama siyasi bağlılığımız yok. Mescidimizdeki Cuma namazlarını bu kardeşler bizimle kılıyordu. Daha sonra Hanımın Çiftliği'nde, külliye yapılınca, bizden ayrı bir Cuma namazı kılmaya başladılar. Biz orada halen namaz kılıyoruz. Cuma namazından yarım saat önce sohbet ediyorduk. Orayı kapatmaya çalıştılar. Yararlanma hakkını Diyanet'e verdik.

“EVREN'İN İMZALATTIĞI METİN
DİNDEN UZAKLAŞTIRIR” KANAATİ...

Kenan Evren bir metin imzalattırdı. Bunun, insanı dinden uzaklaştıracağı kanaati vardı. O günün şartlarında mescitlerde Cuma namazı kılınmıyordu; ama biz değişik yerlerde kıldık. Mescidimizde,1983'ten sonra ara vermeden namazlarımızı eda ettik. İslam âlimleri diyor ki;“Bir İslam memleketi fiili işgal edilir ya da mürtetler –Müslüman görünüp sonra dinden çıkanlar- işgal ederse, gayri İslam'ı kanunları dayatırlarsa Müslümanlar kendi aralarında bir araya gelip Cuma namazlarını kılabilirler / kılmalıdırlar.” Biz de bu fetva gereği Cuma namazlarımızı kıldık.

MÜSLÜMANLAR, 1 MART 1924
İTİBARIYLA BAŞSIZ KALDI

Nurcusu, Süleymancısı, tarikatçısı...Hepsi de üçer, beşer, yirmişer kola ayrılmış. Bunu nasıl yorumluyorsunuz? Doğru buluyor musunuz?

Zaruri görüyorum. Doğru bulmuyorum. Bir aile düşününün; reisi vefat ederse, çocuklar kendi aralarından birini babalarının yerine getirmezse o aile zamanla dağılır. Biz taziyelere gittiğimizde “Başınız sağ olsun” dediklerinde alay ederdik. “Baş” kelimesini “kafa” zannederdik. Sonra öğrendik ki “Yönetiminizin başında olan kimse sağ olsun” demek isteniyor. Müslümanlar 1 Mart1924 itibarıyla başsız kaldı. Halifelik kaldırıldı. Dini duyarlılığı olan mütedeyyin insanlar; Bediüzzaman Said Nursi, Süleyman Hilmi Tunahan gibi alimler vardı. Müslümanların abdest almayı, namaz kılmayı öğretmek amacıyla gayretleri oldu.

C_75

ERBAKAN HOCA İLE
MÜTEDEYYİN BİR GRUP OLUŞTU

Biz “Kur'an ve sünnete bağlıyız” diyoruz. Ama bağlı olduğumuz bir mercinin olması gerekiyordu. Aksi halde herkesin söylediği kendisine kalıyordu. Yani bu bir zorunluluktu. Şu anda, bizim dönemimizdeki insanlar Türkiye'yi idare ediyor. Mesela; Cumhurbaşkanımız 1952 doğumlu. Bizim gibiler okurken iki hareket vardı; solculuk ve sağcılık... Erbakan Hoca'nın çıkışıyla Türkiye'de mütedeyyin bir grup oluştu. O zamana kadar üniversiteler aşk yuvasıydı. İnsanların gayr-i İslami bir yaşamı vardı. Türkiye genelinde İmam Hatip mezunları olunca üniversitelerin rengi değişti.

“İTTİHAT” İÇİN BÜYÜK BİR PASTA
YA DA BÜYÜK BİR KILIÇ LAZIM

Ayrı ayrı statülerle ittihat mümkün mü?

Değil... Söyleyeceklerim farklı anlaşılabilir. İttihat için ya büyük bir pasta veya büyük bir kılıç lazım. Osmanlı bunu kılıç ile Emeviler ise pasta ile halletti. Müslümanlara karşı yapılan haksızlıklara direndiği için halkımız, Ak Parti'yi 18 yıldır iktidarda tuttu. Bunun nedeni, bir pastanın olmasıydı. Ama sıkıntıların çıkması ve bazı prensiplerden vazgeçilmesi, diğerlerinin de kendilerini hükümet ortağı olarak görmelerine sebep oldu.

İSLAMİ OLMAYAN YÖNETİMDE
GRUPLARIN OLMASI TABİİDİR

Nurcusu sadece Risale-i Nur okuyor, Süleymancısı hafızlığa önem veriyor. “6666 ayette Allah ne murat istiyor?”diye bir gayreti yok! Medreselerde sadece “Arabi İlimler” ile uğraşılıyor. İlahiyat Fakülteleri de dahil, niçin kitap ve sünnetin esası okutulmuyor? -Tilaveti ile okunan Kur'an'dan bahsetmiyorum- Neden tefsirlerden istifade edilmiyor ve Kur'an dersi verilmiyor?

İslami olmayan bir yönetimde bu grupların olması tabiidir. Bir üst mercii gerekir. Bu olmadığı için insanların çeşitli yerlere neden gittikleri de sorulamaz. Bu zaruretten doğan bir şey. Gayr-i İslami toplumlarda, bu şekilde öbek öbek olunmasında sakınca görmüyorum. Hatta 2000'li yıllara kadar da bu faydalıydı. Ama “vahdet”in önünde bir engel olmaya başladı. Bu engellenemez. Hamdolsun ki, camilerimizde her düşünceye sahip olanlar bir arada. Diyanet'in birlikteliği de olmasaydı “A şahsın camisi”,“B şahsın camisi” olacaktı. Yurt dışında örneklerini gördüm. Cemaat ayrılmıştı.

ÇÖZÜM İÇİN İSLAMİ
BİR ORTAM OLMALI

Peki, neden Kur'an ve hadis okumuyorlar?

Okumazlar. Çünkü göz doktoru kalp ile ilgili bilgileri okumaz. Kalp doktoru ise “dahiliye” ile uğraşmaz. Bunlar birer realitedir. Biz realiteyi görmeden gelemeyiz. Ne zaman üst mercii olursa; her kim konuşuyorsa, yazıyorsa, söylüyorsa bunlar bir araya getirilir, yanlış ve doğrular ortaya konularak çözüm üretilir. Bunun için de İslami bir ortam olmalı.

B_182

28 ŞUBAT'TA BİZİ
HEDEF SEÇTİLER

28 Şubat sürecinde Malatya'daki kilit isimlerden biri oldunuz. Suçlandığınız konu neydi? Özel bir mescitte namaz kıldırmanız, vaaz vermeniz mi? Başörtüsü eylemlerine desteğiniz veya başka nedenler mi?

28 Şubat sürecinde üniversitede başı örtülü öğrenciler derse alınmadı. Sonra Akpınar'daki adliye kavşağında otobüsten inince, Akpınar Meydanı'na kadar sessiz bir yürüyüş gerçekleştirdiler. Kendilerine baskı uygulanınca yine aynını yapacakları sırasında, bu kız kardeşlerimizden 53'ü karakola alındı. O esnada Malatya'da belediye seçimleri olmuştu. Biz de başkan ile görüşmüş, geliyorduk. Bir-iki kız öğrencinin Esnaf İş Hanı'ndaki çay ocağında bekletildiklerini, eve gitmelerine izin verilmediği, kimisinin yaralı oldukları söylendi. Onların sağlık kabinine gönderilmesini istedik. Bu sırada polis ile karşı karşıya kaldık. Faturayı birilerine kesilecekti. Bizi hedef seçtiler. Bizim bu olaylarda etkimiz yoktu.

BİZ, KİMSEYE DEĞİL
YANLIŞLARA KARŞIYIZ

Malatya da hemen her İslami çizgi temsil ediliyor. Bu gruplar ila diyalogunuz nasıl? Ayırımsız taziyelerinde bulunduğunuzu, sohbet ettiğinizi biliyoruz...

Biz kimseye değil, sadece yanlışlara karşıyız. Rabbimiz bize öyle emretti. İllaki aynı dernekte ve vakıfta olmamız gerekmiyor. Biz, güzel şeyleri destekleriz. Düğünlerine çağırırlarsa gideriz. Taziyelerine davet beklemeden yanlarında oluruz. Kardeşlerimiz arasında sevgiyi geliştirmeye çalışırız. Biz uygulamayız; ama bize ambargolar da kendilerine dönmüştür. Doğru bildiklerimizi söyleriz.

1978'DEN SONRA SİYASET
İLE ARAMA MESAFE KOYDUM

Siyasete bakışınızı öğrenebilir miyiz?

1978'de olup bitenler karşısında siyaset ile aramızda mesafe koyduk. 1969'da Milli Nizam Partisi'nde yer aldık. Milli Selamet Partisi'ni de fiilen destekledik. Bütün imkânlarımızı hatta canımızı da ortaya koyduk. Diğer partilerde bulunanların hepsi de bizim arkadaşımız.

PARTİDE YER ALANLARIN
MENFAATLERİ OLABİLİR!

Oy vermenin “şirk” olduğunu söyleyenler/savunanlar, özellikle AK Parti'de vaziyet alınca bu söylemlerini unutarak en hızlı parti savunucuları oldu.Bu değişimi neye bağlıyorsunuz?

28 Şubat süreci katı uygulama yapınca Müslümanlar zorunlu olarak bakışlarını biraz yumuşattı. Diğer taraftan menfaatleri de olabilir! Pastadan yararlanıyor da olabilirler! Allah sıhhat ve afiyet versin; Hasan Mezarcı kardeşimizi ilk defa Malatya'ya getirdik. Sonra kendisini ziyaret de ettik. Milli Selamet Partisi'ni Savcı Vural Savaş kapatmıştı. Hasan Mezarcı'nın çok güzel bir sözü vardı:“Vural Savaş'ın iki dudağı arasında kapanacaksa, ben parti kurmam.” Türkiye'de gerçek manada insan hakları ve düşünceyi özgürce ifade etmek yoktur. Demokrasi olmuş olsa ne Müslümanların, ne sağcıların, ne solcuların -hatta bağışlayın-ne de dansözlerin sıkıntısı olmaz! Memlekette demokrasi yok!

J_3

AHLÂKLI BİR MÜSLÜMAN
KİTLE YETİŞTİRİLEMEDİ!

Müslümanların, dindarların; iktidar ve servet ile imtihanda çözüldükleri, sınıfta kaldıkları şeklinde yaygın bir görüş var. Katılır mısınız?

Katılıyorum. Maalesef Müslümanlar; malı, mülkü, parayı, pulu, makamı, mevkiyi yönetemediler. Biz küçükken “Sonradan görme” denilirdi. Müslümanların bir kısmı bunu içselleştiremedi. Ahlâklı bir Müslüman kitlenin yetiştirilmesini sağlayamadık. Solcuların ve sosyalist geçinenlerin, elinde olmayanlara karşı olduklarını gördüm! Türkiye'de şu anda solculuk diye bir şey yok. Solcu kapitalistler var. Ne yazık ki Müslümanların bir kısmı da solcular gibi elde edemediklerine karşılarmış! Elde ettikten sonra, karşı olma durumunun ortadan kalktıklarını görüyoruz. Acı; ama gerçek.

TEKRAR AĞLAMAK VE
AĞLATMAK İSTEMEM!..

Saygıdeğer eşinizi bir süre önce kaybettiniz. Ardından cesur, ezber bozan yazılar yazdınız? Ramazan Keskin için “eş” ne anlama geliyor?

Evlendiğimizden vefat ettiği güne kadar kendisinin çok büyük emekleri oldu. Ailemin küçük çocuğu olmam nedeniyle anne ve babam ile beraber yaşıyordum. Babamın Kâhta'dan ve Urfa'dan gelen misafirleri olurdu. Allah ondan razı olsun. Mesela; bir çayı sevabını Allah'tan bildiği için içtenlikle demlerdi. Tekrar ağlamak ve sizleri de ağlatmak istemem…

BİR KELİME – BİR CEVAP:

Malatya: Çok güzel bir şehir.
Akpınar: İsmi ile müsemma, Malatya'nın kalbi.
Ebuzer Mescidi: Ecdadını hatırlamak adına yapılmış bir imaret.
Akpınar'daki mescit:  Müslümanların mescidi.
Gazetecilik: Sonraki mesleğim.
Akıncılar: Dünyaya İslam tebliğini götüren insanlar. Onlara selam olsun.
Siyaset: Siyaset ikiye ayrılır.“Siyaset-i zalime” ve “Siyaset-i adile”… Ben kendimi bildiğim günden “beri siyaset-i adile”nin içerisindeyim. Ölünceye kadar da devam ettireceğim.
Kitap: İnsanı Rabbine, ailesine ve topluma karşı dünya ve ahiret saadetini temin eden, bir ilahi nizamın içerisinde yer aldığımız saftır.
Cemaatçilik: Tefrikaya dönüşmediği müddetçe zorunludur. İslam'da tefrika yoktur, cemaatçilik vardır. İslam bireysel değil, toplumsal bir hayattır.

 K_4

 

 



YORUMLAR

  1. Kudret Apaydın

    26.03.2020 14:30:56

    Çok manidar bir röportaj olmuş. Bilinmeyen tarihe ışık tutmuş.Bu röportaj diziniz, Malatya'nın geçmişine dair güzel bir çalışma oluyor.

  2. Mustafa

    26.03.2020 13:01:16

    Millet takmış başlığa. Başlık bu kadar dikkat çekiyorsa, güzel bir gazetecilik yapmışsınız anlamına geliyor. Güzel bir röportaj olmuş.Ramazan hocamız, kendisini güzel ifade etmiş. Tebrik ederim...

  3. Nevzat

    25.03.2020 22:29:48

    Ben lıseye başladığımda mttb ve bogazıcı vardı bırde soyutlu camının karsısısında akıncılar dernegı evet ben bu ınsanlarla tevhıdı dusunceyı ogrendım kı hep Ramazan hocayı mttb ders ve sohbet yaptığını götürdüm bazan dallar büyüyünce bazıkollarıhatayapabılır ama hep bogazıcınde beslenen kışı benım onlarla bır ırtıbatım yok demesı bence Abesmı bölmüyorum yınede senın seviyoruz hocam selam ve dua ıle

  4. Malatyalı Bekir

    25.03.2020 20:14:38

    Değerli Ramazan Keskin hoca ile güzel bir röportaj yapmiş, bütün mücadelesini anlatmissin. Başlığın: Meşale Derneği ile bağlantımiz yok. İnsanın içinde fitne olunca böyle oluyor. Tedavisi de yok, aşısı da.

  5. Miraç

    25.03.2020 19:17:02

    MURAT ÇETİN SORUYOR 'MEŞALE DERNEĞİ İLE BERABER MİSİNİZ DİYE?'RAMAZAN KESKİM CEVAP VERİYOR 'MEŞALE DERNEĞİ İLE İLGİMİZ YOK' DİYE. BU BAŞLIK NEDEN BAZILARINI RAHATSIZ EDİYOR. MEŞALE VAKFI İLLEGAL BİR ÖRGÜT MÜ Kİ, DİKKAT ÇEKMEKTEN KENDİSİNİ BERİ TUTMAYA ÇALIŞIYOR? ANLAMIŞ DEĞİLİM...

  6. Mert

    25.03.2020 16:41:28

    Malatyamızın ilim anlamında önde gelen isimlerinden olan hocamıza Allah sağlık sıhhat versin.

  7. 28 şubat

    25.03.2020 16:22:22

    Daha dün gibi hatırlıyorum. Akpınar'da Cuma namazı kılarken ne kadar polis memuru varsa Akpınar'a toplamışlardı. Sonrasında ise, orada Cuma namazı kılanları fişlediler.

  8. Mustafa

    25.03.2020 16:17:23

    Tarihe not düşmüşsünüz teşekkürler...

  9. Tamer

    25.03.2020 15:57:23

    Güzel bir çalışma olmuş. Emeğinize sağlık. Doğruları bulmak adına, insanları konuşturuyorsunuz...

  10. KAMİL ÖZPOLAT

    25.03.2020 15:55:45

    RAMAZAN HOCA, MÜFESSİR SEVİYESİNDE BİR ALİM DEĞİL. LAKİN İYİ BİR MÜSLÜMAN VE HAMİYETLİ Bİ MÜMİN. RAMAZAN HOCA, BİLDİĞİ VE İNANDIĞI DOĞRULAR KARŞISINDA ASLAN KESİLEN BİR FEDAİ. ALLAH HAYIRLI ÖMÜRLER VERSİN VE SIRAT-I MÜSTAKİMDEN AYIRMASIN

  11. Mehmet Bay

    25.03.2020 15:47:52

    MEŞALE VAKFI ile Ramazan Keskin'in fikri yapısının aynı olduğunu telakki ederdim. Bu röportajda ise, öyle olmadığını gördüm. Hatta daha önceleri, birinden her iki Ramazan'ın (Ramazan keskin ve Ramazan Kayhan)da birlikte hareket ettiklerini ve sonrasında ayrıldıkları söyleyenleri duydum. Bu röportaj bana göre tarihe düşülen bir nottur...

  12. Hakkı

    25.03.2020 15:47:02

    Rabbim Ramazan hocaya hayırlı ,uzun ve sağlıklı bir ömür versin.Kelamına kalemine kuvvet versin.Vesselam

  13. Yusuf memur

    25.03.2020 13:56:18

    Ramazan hocaZor zamanlarda konuşma'nın diğer ismidir 1976 yılı itibari ile tanıdığım biri olarak Bildiği doğruları söylemekten çekinmeyen Vefa'nın asli manasının idrakinde olan Dost'luğun asli manasını yaşayan biridir Kimin hangi yaftayı vurduğu önemli değildir Akıncılar / mttb ve msp zamanında beri savrulma yaşamadan bildiği yolda yaşamıştır ALLAH(c.c.) kelamına ve kalemine kuvvet versin Hayırlar diliyorum

  14. Çırmıktılı

    25.03.2020 13:31:57

    Röportajın başlığı Ramazan Hocaya da Murat Beye de yakışmamış. Her konuyu getirip buraya bağlamak zorunda mısınız.

  15. tahsin

    25.03.2020 12:40:53

    Ak partinin yaninda durdular diyorsam ak parti yanindaymis gibi goruntu verdiler eger 15 temmuz darbede gercekleseydi mesale ce iyilik dernekteki kisilerin bazilari hangi konumda olacak hangi makama getirelecekti.ama allah var yigidi oldur hakkini yeme selahattin gurkan huc bir gruba taviz vermedi ve bu grupalari belediyeden cikardi uzaklastirdi yani temizledi.ama yesilyurt ve battalgazi suan bir kisim ve ozelikle aile soyal yardimlasma makamlarini biraz arastirirsak nerden geldikler cikacaktir

  16. tahsin

    25.03.2020 12:07:45

    Ramazan keskinin alim olarak tanitmak yanlis bir kelimedir.keskin bey bir okumus insanin zor gununde bir yuva yikti .vemesale derneginin degnekciligini yapip katakola gelip degnekcilik yaptigini unutu alim bir zor durumda olan insani belinden sende mi vur diyor.mesale dernegi saim adli kisi ki zaten tahminim mit oldugudur o sahsin.degnekciligini yapti.islam bir insan diyelim ki zordadir onu toplumdan kopar mi diyor yoksa nasihat et mi diyor.bakin soyleside menfaat konusuna deginmis bizimde ekmegimize sorunumuza el atmis malatya da gruplar ve ak parti yaninda durarak devletin tum kademelerinde yer aldilar.malatya halki tarafsiz bir sekilde sorgulayin hepsi mesale baglanti olmadan bir yere giremezseniz derdi.bunu en guzel sekil de sayin sevket keskin esob baskani da dile getirdi.bu gruplarin icinde mutlaka iyi insanlarda vardir ama cogu menfaat icin ordadir.daha cok seyde vardir ama bos verin anlatsanizda bostur

  17. Hamza

    25.03.2020 11:49:23

    Ramazan Keskin Hocamız çok değerli ve her zaman fikirlerinden istifade edilebilecek mütedeyyin, müstesna kişiliklerden biri. Kendisine bundan sonraki yaşamında sağlıklı bir ömür diliyorum. Keskin'i daha yakından tanıma fırsatını bizlere sunduğunuz için Sizlere de çok teşekkür ederim.

YORUM YAZ

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

DİĞER HABERLER

KARANTİNA GÜNLÜKLERİ
Özel Haber

KARANTİNA GÜNLÜKLERİ

Yıldırım: Bütün arkadaşlarınızla küsün
Video

Yıldırım: Bütün arkadaşlarınızla küsün

Günün Özeti
Foto Galeri

Günün Özeti

Ellerinizi burada dezenfekte edebilirsiniz
Gündem

Ellerinizi burada dezenfekte edebilirsiniz

Silahlı saldırı sonucu bir kişi yaralandı
Gündem

Silahlı saldırı sonucu bir kişi yaralandı

Malatya’da 8 kişi vefat etti
Vefat

Malatya’da 8 kişi vefat etti

Poyraz: “Seferberlik ruhuyla kampanyaya katılıyoruz”
Gündem

Poyraz: “Seferberlik ruhuyla kampanyaya katılıyoruz”

45 yıllık tarih kitap ve belgesel oldu
Eğitim

45 yıllık tarih kitap ve belgesel oldu

MASKİ ekipleri 24 saat sahada
Gündem

MASKİ ekipleri 24 saat sahada

Malatya tarihinde bir ilk!
Gündem

Malatya tarihinde bir ilk!

100 Bin TL ile katıldılar!
Gündem

100 Bin TL ile katıldılar!

Giriş-çıkışlar kapatıldı!
Gündem

Giriş-çıkışlar kapatıldı!

Futbolcular sokağa çıkma yasağına takıldılar!
Spor

Futbolcular sokağa çıkma yasağına takıldılar!

Malatya'da korona virüsten 5 kişi öldü!
Gündem

Malatya'da korona virüsten 5 kişi öldü!

4 Nisan altın fiyatları
Ekonomi

4 Nisan altın fiyatları

Günün Ayet ve Hadisi
Gündem

Günün Ayet ve Hadisi

Yeni yasaklarla ilgili...
Gündem

Yeni yasaklarla ilgili...

Koca: “Toplam can kaybımız 425’i buldu”
Gündem

Koca: “Toplam can kaybımız 425’i buldu”

Erdoğan yeni tedbirleri açıkladı!
Gündem

Erdoğan yeni tedbirleri açıkladı!

Günün Özeti
Foto Galeri

Günün Özeti

Gıda yardımı yapıldı
Gündem

Gıda yardımı yapıldı

Malatya’da 10 kişi vefat etti
Vefat

Malatya’da 10 kişi vefat etti

Yaşlı çift duygulandırdı
Gündem

Yaşlı çift duygulandırdı

Çınar: Esnafa erken ödeme yapılıyor
Gündem

Çınar: Esnafa erken ödeme yapılıyor