14 Haziran, 2026, Pazar
  • DOLAR
    42.26
  • EURO
    49.07
  • ALTIN
    5726.6
  • BIST
    10.641
  • BTC
    103068.32$

Rıdvan SAÇU / Düşen Netler, Batan Yelkenliler: LGS'de Ezberler Neden Çöktü?


Rıdvan SAÇU / Düşen Netler, Batan Yelkenliler: LGS'de Ezberler Neden Çöktü?
Rıdvan SAÇU yazdı.

Geçen hafta tam da bu köşede bir uyarı yapmıştım. Hatırlayanlar olacaktır: "Artık çok test çözenin, formül ezberleyenin değil; okuduğunu anlayan, hayatı yorumlayabilen çocukların devri başlıyor" demiştim. Keşke yanılsaydım. Ama bugün okul bahçelerinden yükselen o endişeli sesler, deneme sınavı netlerinin LGS'de nasıl buharlaştığını konuşan aileler, geçen haftaki öngörülerimizin ne kadar acı bir şekilde doğru çıktığını gösteriyor.

Bugün o okul bahçelerinde, terleyen elleriyle sınavdan çıkan çocuğunuzun değil; aslında bizim hırslarımızın ve ezberci yaklaşımımızın sonucuyla yüzleştik.

Kâğıt Üzerindeki Fırtına

Sözel kitapçığına şöyle bir göz attınız mı? Lütfen Türkçe testindeki 16. soruya bir bakın. Karşımızda "Aşağıdakilerden hangisinde yazım yanlışı vardır?" diyen o tanıdık, klasik sorular yoktu. Çocukların önüne rüzgârın şiddetine göre flok ve ana yelkenin seviyelerinin nasıl ayarlanacağını anlatan detaylı bir yelkenli tekne şeması koydular. Rüzgâr belirli bir hızın üzerine çıktığında tekneye nasıl müdahale edileceğini (camadan vurmayı), hangi saat diliminde yelkenlinin zarar görebileceğini bulmalarını istediler.

Siz onlara aylarca şıkları nasıl hızlıca eleyeceklerini, kronometreyle nasıl yarışacaklarını öğrettiniz. Ama sınav, onlardan fırtınanın ortasında serinkanlı bir kaptan olmalarını, rüzgârı okuyup tekneyi alabora olmaktan kurtarmalarını bekledi.

Sınavın Anatomisi: Seçici, Zor Ama Adil

Gelin bu duygusal tabloyu bir kenara bırakıp sınavın teknik anatomisine de bakalım. Evet, sorular uzundu ve çocukları terletti. Fakat bir eğitimci gözüyle 2026 LGS kitapçıklarını incelediğimde şunu net olarak söyleyebilirim: Soruların kalitesi ve seçiciliği tek kelimeyle muazzamdı.

Unutmayalım ki LGS bir "geçme-kalma" sınavı değil, bir "sıralama" sınavıdır. Herkesin fullediği, soruların yüzeysel olduğu ve virgülden sonraki küsuratların yığılmalara sebep olduğu bir sistem, öğrenciye yapılabilecek en büyük adaletsizliktir. Sıralama sınavının ruhu, seçici olmaktır. Bu sınav; ezberleyenle gerçekten kavrayanı, kriz anında panikleyenle analitik zekâsını devreye sokanı birbirinden ayırmak için kusursuzca kurgulanmış ve amacına fazlasıyla ulaşmıştır.

Bu seçici ve derinlikli yapının doğal bir sonucu olarak puan ortalamalarında bir düşüş beklediğimi de belirtmek isterim. Belki birkaç ay önceki o meşhur bursluluk sınavındaki kadar dramatik bir çakılma olmayacak; ancak puanların genel olarak aşağı yönlü bir ivme çizeceği aşikâr. Fakat velilerimizin burada atladığı çok hayati bir matematik var: Sorular zorsa herkese zor. Herkesin puanı düşüyorsa, yüzdelik dilimler o kadar da sarsılmayacaktır. Dünün 450 puanla girilen lisesine, bugün belki de 420 puanla yerleşilecek. Bu yüzden değerli veliler Puanlara değil, Sıralamaya odaklanın.

Zamanın Ruhunu Okumak

Bu yaşadığımız şok, aslında yüzyıllar öncesinden yapılmış bir uyarının bugüne yansımasıdır. Büyük düşünür İbn-i Haldun, "Zamanın ruhunu okuyamayan, değişen şartlara ayak uyduramayan nesiller yok olmaya mahkûmdur" der. Bugün zamanın değişen ruhu, önümüzdeki çağı adeta bir fırtına gibi şekillendirecek ve kökten değiştirecek olan yapay zekâ devrimiyle karşımızda duruyor. Yapay zekânın her türlü mekanik bilgiyi saniyeler içinde ürettiği bir dünyada, bilgiyi sadece test çözmek veya hafızada tutmak için bir yük sananlar bu fırtınada ilk savrulanlar olacak.

Bizim geleneğimizde bilgi; amele, yani hayata ve pratiğe dönüşmediği sürece değersizdir. Çocuğun zihni sadece formüllerle değil, ahlakla, vicdanla ve hayatın gerçekleriyle beslenmelidir. Bir ayağı kendi köklerinde ve değerlerinde sabit dururken, diğer ayağı dünyadaki değişen rüzgârları okuyabilmeli, o yelkenlinin nasıl ayakta kalacağını analitik bir zekâyla çözebilmelidir.

Kitapları Çalıp Yerine Kronometre Veren Bizler

Kıymetli anne babalar... O deneme netlerinin neden düştüğünü sorgularken yaşadığınız hayal kırıklığını anlıyorum. Ama iğneyi biraz da kendimize batıralım. O çocukların ellerinden severek okudukları kitapları alıp, önlerine ruhsuz test yığınları koyan bizler değil miydik? Analitik düşünme becerisi masada yüzlerce soru çözerek kazanılmaz; bir eşyayı tamir ederek, doğayı gözlemleyerek, kitap okuyup hayal kurarak kazanılır.

Şimdi o yorgun çocuklarla eve döndünüz. Lütfen o zehirli "Ama sen denemelerde çok iyiydin, ne oldu sana?" cümlesini kurmayın. Sistem değişti, soruların boyutu ve bizden istedikleri değişti. Çocuğunuzu suçlamayı bırakıp ona güvenli bir liman olun.

Deniz Hâlâ Sizin

Sevgili gençler; bugün o kâğıtlara işaretlediğiniz optikler sizin insanlık kalitenizi, dürüstlüğünüzü veya hayattaki değerinizi ölçmüyor. Bu sınav sadece bir yelkenli simülasyonuydu. Bugün o fırtınada alabora olmuş, rüzgârı yanlış hesaplamış olabilirsiniz. Ama deniz hâlâ sizin. Önünüzde kendi rüzgârınızı arkanıza alacağınız koca bir ömür var. Bir kâğıt parçasının sizin kim olduğunuzu belirlemesine izin vermeyin.

Geleceğin Kaptanlarına: 2027 LGS Yolcuları İçin Hayati Tavsiyeler

...

YAZININ DEVAMI BURADA 

Videolar için YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın!


  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Başka haber bulunmuyor!