07 Ekim, 2026, Çarşamba
  • DOLAR
    49.20
  • EURO
    55.30
  • ALTIN
    6543.9
  • BIST
    12.27
  • BTC
    84261.589$

Sarper SAN / Kurtlar Sofrası-Tilkiler Kafesi

Sarper SAN / Kurtlar Sofrası-Tilkiler Kafesi
Sarper SAN yazdı.

DOLANDIRICILIK VE TAMAH NASIL KARDEŞ OLDULAR?

Sülün Osman, Banker Kastelli, 2021Bankacılık Krizi gibi başlıklar memleketimizin yakın tarihinin yolsuzluk ve dolandırıcılıklarını köşe başları.
Ama bunlar aynı zamanda vatandaşın tamahının da kısa bir tarihi aynı zamanda. Hepsinden önemlisi bu iki kavramın birbirine yabancı gibi gözükseler de, aslında birbirlerini besleyen ve büyüten unsurlar olmaları. Biri olmadan diğerinin olması pek mümkün değil. 
Evet, dolandırıcılar bireysel ve organize olarak görevlerine devam ediyor ama vatandaşın da kolay para kazanma hırs ve tamahı tam gaz sürüyor.
 
"Az tamah çok ziyan getirir", diye bir atasözümüz var, bilirsiniz. Bu atasözü, açgözlülük edip elindeki küçük kazançla veya durumla yetinmeyen kişilerin, daha fazlasını isteyerek ellerindekini de tamamen kaybettiklerini anlatır ve maalesef bu olaydaki çoğu kişinin durumunu yansıtır.
Lütfen açıklayın. Bir kişi evini, arabasını hangi garantiye dayanarak satıp yüksek kazancın peşinde koşar?
Olayı siyaseten didikleyenler kurdukları cümlelerin arasına bir de bu garip ve anlaşılmaz durumu anlatan kelimeler ekliyorlar. Ama nasıl? Bedava ve yüksek kazanç için evini arabasını satanları mağdur olarak tanımlayarak. 
Fon skandalı vatandaşın tamahını, kravatlı organize soyguncuların tezgahını, bütün bunları uzaktan seyredip görmezden gelen bürokrasiyi, gündemin değişmesinden başı dönen ve bu tür olayların dışında kalan basını(medyayı) ne de güzel özetliyor.
Savcılık aylar aylar önce bir şeyler olduğuna dair yazı yazıyor.
Ne ilgili kurumlar ne ilgisiz muhalefet ne de her konuda canlı yayın yapan tv kuruluşları bu yazının sonu ne oldu demiyorlar. Merak sıfır. Nasıl olsa memleketin gündemi her dakika değişiyor. Unut gitsin.
Ayrıca bir sorun, bir sıkıntı olacaksa da nasıl olsa cumhurbaşkanı var deyip daha da rahatlıyor daha da gevşiyor bazı yetkili yetkisizler. Bir yandan Cumhurbaşkanının olaya el koymasını beklerlerken, diğer taraftan da kapalı kapılar arkasında tek adam dedikodusu yapacaklar. İş göreve gelince ise yok olacaksın.
Sevgili medyamızın kıymetli emekçileri haber dediğiniz yalnızca herkesin bildiğini saatlerce konuşup sündürmekten mi ibarettir. 
Herkesin gözünün önünde olan ve ben geliyorum diyen olay görmezden gelindi. İşin politik ve organize tarafları bir yana. Hesapsız tamahları ile bu işe yol veren vatandaşın durumu hepsinden önemli.

Sinema Her Zaman Kullanışlı Bir Silah
GÖSTERİ DÜNYASI NASIL MANİPÜLE EDİLİYOR

Kurtlar Vadisi, Türkiye'de televizyon tarihinin ötesine geçerek toplumsal algıyı, siyasi denklemleri ve sokağın gündemini doğrudan manipüle eden, ayna tutmaktan öte kurgulayan nadir yapımlardan biri oldu. Gerçek hayattaki suikastların, ekonomik krizlerin veya küresel operasyonların dizideki senaryolarla örtüşmesi, hatta bazen "önceden haber vermesi" izleyicide yapımın görünmeyen bir akıl veya devlet aklı tarafından yönlendirildiği algısını güçlendirdi.
Televizyonun ve popüler kültürün kitleleri yönlendirmek için bir aparat olarak kullanılması sadece Türkiye’ye özgü değil; dünyada da istihbarat teşkilatlarının, devlet mekanizmalarının veya büyük sermaye gruplarının doğrudan veya dolaylı olarak şekillendirdiği, benzer etkiler doğuran yapılar ve örnekler mevcut.
Pentagon ve CIA, dünya sinema ve televizyon endüstrisini doğrudan yönlendiren en organize ve somut örneklerin başında geliyor. Bu durum bir komplo teorisi değil, Amerikan resmî kurumlarının uzun yıllardır açıkça yürüttüğü kurumsal bir strateji olarak biliniyor.
ABD Savunma Bakanlığı'nın (Pentagon) Hollywood'da onlarca yıldır faaliyet gösteren resmi bir "Eğlence Medyası İrtibat Bürosu" bulunuyor. Örneğin yapımcılar bir askeri film veya dizi çekeceklerinde (örneğin Top Gun, Iron Man, Transformers veya Black Hawk Down) Pentagon'a başvururlar. Pentagon, senaryoyu detaylıca inceler. Eğer senaryoda ordunun imajını zedeleyen, asker intiharlarını, savaş suçlarını, dost ateşini veya komuta kademesindeki zaafları eleştiren unsurlar varsa, senaryonun değiştirilmesini şart koşarlar.
Yapımcılar istenen değişiklikleri yaparsa; Pentagon onlara milyonlarca dolar değerindeki gerçek uçakları, gemileri, askeri üsleri ve askerleri ücretsiz ya da çok düşük maliyetlerle tahsis eder. Değişikliği kabul etmezlerse hiçbir askeri destek alamazlar ve projeyi o bütçeyle çekemez hale gelirler.

Gelelim CIA’ye
CIA de Pentagon gibi sinema sektörüne sızmış durumda. Uzun süre CIA'de görev yapmış üst düzey istihbaratçılar, "Eğlence Endüstrisi İrtibat Görevlisi" olarak Hollywood'a atanıyor. Ve bu görevliler Argo, Zero Dark Thirty, Jack Ryan veya Alias gibi yapımların senaryo aşamasında, örneğin yönetmenlerle ve senaristlerle birebir çalışıyorlar. CIA ajanlarını "teknik danışman" olarak setlere gönderir. Amaç, CIA’i her zaman "dünyayı mutlak bir kötülükten koruyan, zeki, eli kolu uzun ve fedakâr kahramanlar" olarak göstermek, işkence gibi tartışmalı yöntemleri ise "ülkeyi kurtarmak için mecburi birer hamle" şeklinde aklamak.

Latin Amerika’da “Telenovela" ve Narco Türü Dizilerdeki İnce Propaganda

Özellikle Escobar sonrası dönemde Kolombiya ve Meksika'da üretilen Narcos tarzı yerel yapımlar ve uyuşturucu kartellerini konu alan diziler, ince bir propaganda çizgisinde yürüyor.
Bu dizilerin bir kısmı, kartel liderlerini birer halk kahramanı (Robin Hood) gibi göstererek organize suç örgütlerinin toplumsal meşruiyet kazanmasına yol açıyor. Öte yandan bazı yapımların ise doğrudan yerel kolluk kuvvetlerinin veya Amerikan DEA'nın operasyonlarını haklı göstermek, kamuoyunun desteğini almak için resmî kurumlarca fonlandığı veya senaryolarına müdahale edildiği sıkça tartışılıyor.

Rusya’da Devlet Kontrollü Jeopolitik Yapımlar Öne Çıkıyor.

Rusya’da televizyon büyük ölçüde devlet kontrolünde. Özellikle 2000'li yıllardan sonra Kremlin, popüler kültürün ulusal kimliği inşa etmedeki gücünü fark ederek ona göre bazı önlemler aldı. Tarihi diziler (örneğin The Romanos veya çeşitli casusluk/askeri yapımlar), mevcut iktidarın dış politika tezlerini, Batı karşıtı söylemlerini ve "güçlü Rus devleti" mitini kitlelerin zihnine kazımak için tasarlanır ve bu dizilerdeki olay örgüsü, doğrudan devletin resmi tarih ve güvenlik politikasının bir uzantısı olarak şekillendirilir.

Arap Dünyasında Ramazan Dizileri ve Siyasi Propaganda 

Orta Doğu’da özellikle Ramazan ayında yayınlanan yüksek bütçeli diziler, bölgesel politikaları dizayn etmek için kullanılır. Mısır’da veya Körfez ülkelerinde çekilen bazı istihbarat ve güvenlik dizileri doğrudan devletlerin istihbarat servislerinin (muhaberat) denetiminde yazılır. Amaç, halkın sokağa yansıyabilecek siyasi eğilimlerini kontrol etmek ve belirli örgütleri veya ülkeleri "şer odağı" olarak kodlamaktır.

Kurgunun Gerçeği Yönlendirmesi

Kurtlar Vadisi'ni bunlardan ayıran en büyük özellik, dizinin sadece bir "yansıtma" aracı değil, sokağın reaksiyon ürettiği yaşayan bir siyasal evrene dönüşmesiydi. Dünyadaki örneklerde de mekanizma benzerdir: Devletler veya odaklar, kitleleri ikna etmekte haber bültenlerinin yetersiz kaldığı yerde kalemi ve kamerayı devreye sokuyorlar.
Türkiye'deki iddialar (FETÖ veya farklı odakların medya/dizi sektörü üzerindeki yönlendirme çabaları) genellikle örtülü, illegal sızmalar, kaset şantajları, senarist/oyuncu manipülasyonları veya algı operasyonları şeklinde yürütülüyor.
ABD'deki Pentagon/CIA modeli ise tamamen yasaldır, kurumsaldır ve bütçelidir. Devlet, "Benim paramla üretilen veya ordumun envanterini kullanan bir kurgu, benim çıkarlarıma ters düşemez" mantığıyla sektörü doğrudan finanse ederek kontrol ediyor.
Benzer bir yapının kapalı rejimlerde (örneğin Kuzey Kore, Rusya veya Çin'de) doğrudan devlet propagandası olarak yapıldığını görürüz. ABD ise bunu "serbest piyasa" süsü vererek en küresel ve ikna edici yumuşak güç (soft power) aracına dönüştürmüştür. Bu durum Arap Ülkelerinde de hemen hemen böyledir. Yani devlet doğrudan ve açıkça müdahale eder.
Memleketimizde her konu gibi bu konu da anlamsız bir didişmenin içindedir ve bazı çevrelerce soyut bir “özgürlük, bağımsızlık vb” tartışmanın içine çekildiğinden, legal müdahil olma olanakları olmadığından dolayı Kurtlar Vadisinde yaşanan örtülü yönlendirmelere yol açılıyor. Bilinç altı etkileşimlere çalışılıyor. Oysa memleketimizde başta Kültür Bakanlığı olmak üzere birçok kurum ve kuruluş sinema sektörüne maddi destek sağlamakta. Bu desteğin karşılığı yalnızca senaryonun onaylanması ve eserin jeneriğinde destekçi kuruluşa teşekkür etmek olmamalı. ABD bu işi nasıl legal ve meşru bir zeminde çözüyor ve bu ne Hollywood’un ne de sinema veya TV’cilerin bağımsız ve özgürlüğünü etkilemiyorsa, biz de benzerini yapmalıyız.
Bu açıdan İletişim Başkanlığının biraz daha aktif olması gerekiyor. İlgili kurum ve kuruluşlarla bir havuz ve iş birliği oluşturularak sinema desteğine yeni bir biçim verilmeli.

Hepimizin Bildiği
POPÜLER MAĞAZALAR KİMİN? 

...

YAZININ DEVAMI BURADA

 

Videolar için YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın!


  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Başka haber bulunmuyor!