Suat GÜLŞEN / Dünya Eczacılar Günü

Suat GÜLŞEN yazdı.
25 Eylül Dünya Eczacılar Günü, insan sağlığı için çalışan milyonlarca eczacıyı onurlandırma günüdür.
2009 Yılından bu yana 25 Eylül, Dünya Eczacılık Günü olarak kutlanmakta ve “Eczacınız en yakın sağlık danışmanınızdır” sloganıyla hizmet verilmektedir.
Aslında benim en yakın sağlık danışmanım kendi evimde. Onu sizlerle tanıştırmadan önce sizi 1953 yılına götürerek kapısından ağlayarak girdiğim eczane ile ilgili bir anımı anlatmak istiyorum.
Günümüzde 207 Eczanesi olan Malatya merkezde o zamanlar 7 eczane vardı. (Merkez, Cumhuriyet, Şifa, Malatya, Halk, Barış ve Yeni Eczane)
O zamanlar birçok ilaç, hekimin reçetesine göre eczanelerde yapılırdı. Her eczanenin küçük bir laboratuvar bölümü vardı. İlaçlar burada hazırlanır, şişelere, kutulara konur, kullanma talimatı elle yazılırdı.
Kolonya her yerde bulunmaz eczanelerde açık olarak satılır, boş şişelere burada dolum yapılırdı.
Bir nevi sağlık kabini gibi hizmet verilir, hastaların iğne ve pansumanlarının da yapıldığı olurdu.
Küçüktüm, ilkokul 2.sınıfa gidiyordum. Mutfakta soğan kalmamıştı. Mutfağın içinde ve üst tarafında erzak deposu amacıyla yapılan ve merdivenle ulaşılan Müsadere dediğimiz bölmeden soğan indirmem gerekiyordu. Merdivenle çıkıp birkaç soğan aldım. Tam inmeye başlarken merdiven basamağı yerine ayağım boşa gidince paldır-küldür yere düştüm.
Kolum kırılmıştı ve acı içerisinde kıvranıyordum. Mensucat fabrikasında çalışan babam eve gelince beni Temelli Pasajında alt caddeye bakan yerdeki eczaneye götürdü. Bir kırıkçı-çıkıkçı bulup burada kolumu sarıp sarmadılar ve kolumu dirsekten yana kıvrık şekilde boynumdan bir bez geçirerek asıya aldılar.
Bir ay kadar bu şekilde okula devam ettim. Kolum iyileşmişti ama dirseğim biraz eğri kaynamıştı. Üstelik uzun süre yazı da yazamayınca o yıl sınıfta kalmıştım.
Eh, hastaneye gitmeden eczanede yapılan kırık tedavisi de bu kadar olurdu. Bana engel teşkil etmiyordu ama bir yılım da boşa gitmişti.
Aklıma gelmişken kendi Eczacılık günlerimden de bahsedip asıl yazmak istediğim “Eczacınız en yakın sağlık danışmanınızdır” konusuna döneceğim.
1969 yılında Adana’nın Tufanbeyli ilçesi Hükümet Tabipliğinde sağlık memuru olarak görev yapıyordum. İlçe Adana’ya çok uzak, fazla gelişmemiş, mahrumiyet bir yerdi. İlçede eczane yoktu. O zamanlar eczanesi bulunmayan yerlerde Hükümet Tabiplerinin “Ecza dolabı” adı altında eczane açma yetkisi vardı. Doktorumuz da Hükümet Tabipliği binasının karşısındaki binanın altına eczane açmıştı. Hastaları muayene ediyor, kullanacağı ilaçları da kendisi veriyordu.
Aradan aylar geçti ve doktorun tayini çıktı. Başka bir ile gidecek ama raflar dolusu ilacı nereye götürsün? Eczaneyi bize devretti. Birlikte çalıştığım diğer sağlık memura arkadaşla birlikte ilaçların sayımını yapıp ikimiz devraldık.
İlçe halkı ve köylerden gelen hastalar doktor olmayınca ne yapsın?
Doktoru olan en yakın ilçeye gitmesi bir saat sürüyordu ve o zaman ulaşımı sağlayan etrafı tente kaplı jip de günde 2 kez sefer yapıyordu.
Durumu ağır olmayan, ayaktan tedavi görecek hastaların şikâyetlerine göre ilacını ben yazıyordum. Diğer arkadaş da ilaçlarını veriyor, nasıl kullanacağını anlatıp, Enjeksiyon veya pansuman gerekiyorsa yapıp gönderiyordu. Devreden doktora ödediğimiz ilaçların parasını da bu şekilde çıkarmaya çalışıyorduk.
2 ay sonra askere gitmem gerekti. Ben de ilaç hissemi diğer sağlık memuruna devrederek ayrıldım. Bu şekilde kısa süren eczacılık maceram da son buldu.
Sıra geldi evdeki sağlık danışmanımı anlatmaya:
Ankara Gevher Nesibe Sağlık Eğitim Enstitüsünde okurken aynı sınıftan arkadaşım Marmarisli Şükran Tekin ile evlendim. 1976 yılında eşimin kızlık soyadını isim olarak verdiğimiz oğlum Tekin dünyaya geldi. Okuldan mezun olunca Muğla’ya tayin olduk. Ben Çevre Sağlığı Başkanı, Eşim Sağlık Meslek Lisesinde Meslek dersleri öğretmeni olarak görev yaparken 1978 yılında kızımız Tülin dünyaya geldi.
.jpg)
Oğlum ve kızım yıllar içinde birlikte anaokuluna ve sonrasında ilkokula başladılar. Abisiyle aralarında 1,5 yaş olunca kızım hep abisini bir sınıf geriden takip etti.
Tekin ilkokul 1. Sınıfında okurken ev ödevlerinin aynısını Tülin de yapıyor, ayrıca o zamanlarda TRT’de yayınlanan “TV Okulu” programıyla yetişkinlere okuma yazma öğretilirken öğrenmeye çok hevesli olan kızım Tülin de her akşam bu programı takip ediyor ve okuyup yazmayı öğreniyordu.
İlkokula başlama vakti gelince kızımın okuyup yazdığını öğrenen okul müdürü, masasında duran bir kitabı Tülin’e uzatarak okumasını söyledi. O da hiç duraksamadan okuyunca hayret etti ve “velisi olarak kızınızın 2. sınıftan başlamasını talep ederseniz bir komisyon kurarak sınav yaparız. Değerlendirme sonunda abisiyle birlikte aynı sınıfta okuyabilirler” dedi.
Müdür Beyin bu önerisini çok düşündük. Yaşının daha küçük, bünyesinin de narin olması nedeniyle kendi yaşıtlarıyla okumasının daha iyi olacağına karar verdik.
Tülin’in birinci sınıfa kaydını yaptırdık. Okullar açılıp dersler başlayınca kızımız her gün okuldan mutsuz geliyordu. Sınıf arkadaşları kalem tutmasını, çizgi çizmesini öğrenirken onun derslerde canı sıkılıyordu. Bu durumu öğretmenine ilettik. Öğretmeni de fark ettiği için ona derslerde okuması için hikâye kitapları vermeye başladı.
.jpg)
İlkokul bitince abisi Muğla Anadolu Lisesini sınavını kazanarak, ortaokul bölümünde okumaya başladı. Bir yıl sonra Tülin de Anadolu Lisesi sınavını kazandı ve o da abisini takip etti.
Ortaokul son sınıfta Tekin bu kez Mersin Fen Lisesi sınavını kazanınca orada yatılı okumaya başladı. Tülin hiç durur mu? O da aynı sınava girerek Mersin’i tek tercih olarak yazdı ve o da kazandı.
.jpg)
Üniversitede de aynı durum yaşandı. Tekin Ege Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliğini kazanıp İzmir’de okumaya başlayınca bir sene sonra Tülin de aynı üniversitenin Eczacılık Fakültesini kazanarak okumaya başladı.
Üniversite eğitimlerini de art ardına başarıyla tamamladılar. Tekin Amerika’da ki bir firmadan iş daveti alınca orada çalışmaya başladı.
Tülin de İzmir Serbest Bölgede faaliyet gösteren özel bir kozmetik firmasında çalışmaya başladı.
2000 yılında ilk kez devlet memurluğu sınavı yapılmaya başlanacak ve bu sınavla kamu kurumlarına çeşitli mesleklerden personel alınacaktı.
.jpg)
Her gün yoğun trafiği olan Bornova’dan Gaziemir’deki Serbest Bölgeye gidip gelmesinin zor olduğunu, devlet memurluğu sınavına girmesini kızımıza önerdik. O, işinden memnun olduğunu söylemesine rağmen bir gün annesiyle birlikte sınav merkezine giderek gerekli başvuru evraklarını aldık. Kızımız gönülsüz de olsa formu doldurup imzaladı. Biz de tekrar götürüp sınav merkezine teslim ettik. Sınav günü geldiğinde sınava girdi. Sonuçlar açıklandı ve aldığı yüksek puanla İzmir Askeri Hava Hastanesine tayin oldu.
Böylece hastane eczacılığına başlayan kızımız şu anda hala hastane eczacılığı yapmakta ve mesleğinde 27. Yılını doldurmaktadır.
Geçenlerde Aile Hekimime giderek periyodik olarak 6 ayda bir yaptırdığım kan kontrolüm için kan verdim. Sonuçlar çıktığında doktorum tahlil sonuçlarımın yaşıma göre çok iyi olduğunu, hatta vitamin değerlerimin yüksek bile olduğunu söyleyince hemen aklıma annesine ve bana çeşitli vitamin hapları vererek düzenli kullanmamızı söyleyen kızım geldi.
...
Videolar için YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın!
BUNLARA DA BAKABİLİRSİNİZ
- Karın Ağrısı Şikâyetiyle Hastaneye Gitti, 40 Santimetreyi Aşan Kitle Tespit Edildi!
- Doğanşehir’de Hazineye Ait Arazi İrtifak Hakkı Tesis İhalesine Çıkarılıyor
- Muhsin Yazıcıoğlu Soruşturmasında İkinci Dalga: 33 Şüpheli Gözaltında
- Tekke Cami İçin Hazırlanan Rapor Kayıtlara Ağır Hasarlı Geçti, Ama Taşıyıcılar Sağlam Çıktı!
- Malatya Yöresel Ürünler Fuarında Gıda Denetimleri Sonuçlandı: Sucuk, Yağ, Salça ve Soslarda...
- 0SEVDİM
- 0ALKIŞ
- 0KOMİK
- 0İNANILMAZ
- 0ÜZGÜN
- 0KIZGIN


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.