Malatya
05 Şubat, 2023, Pazar
  • DOLAR
    18.83
  • EURO
    20.32
  • ALTIN
    1128.4
  • BIST
    4997.63
  • BTC
    23337.522$

Emiroğlu'na “Malatya için ne yaptın?” deseler...

12 Ocak, 2023, Perşembe 14:31Admin
Emiroğlu'na “Malatya için ne yaptın?” deseler...

“Çarşamba Sohbetleri” bu hafta Metin Emiroğlu'nu konuk ediyor. Türkiye siyasetinin “Özallı Yılları”na tanıklık eden ve Malatya siyasetinin ayaklı kütüphanesi, eski Bakanımız Metin Emiroğlu, sıcak ve samimi anlatımıyla hatıralarını dile getirdi. İlgiyle takip edileceğine inandığımız Çarşamba Sohbetleri, dimağınızda hoş anılar bırakacak.  Babam ve amcam manifaturacı olarak hayatlarını idame ettiriyorlardı. Ortaokul mezunuydular. O zamanlarda ortaokuldan başka okul olmadığı için, eğitimin devamını getirememişler ve zenaata yönelmişler. Henüz 7 yaşlarındayken babalarını kaybetmeleri sebebiyle, Hacı Bey adında biri tarafından yetiştirilmişler. Çocuğu olmayan bu zat, ailenin 6 yetimini biraraya toplamış ve okutmuş. Onları zenaat sahibi yapmış. O zamanlarda kendisi de Arapgir'de Ticaret Odası Başkanıymış. Amcam ve babam dokumacılık, boyacılık ve manifaturacılık yapmış, işlerin imalatında bulunmuş insanlardır.

RÖPORTAJ: MURAT ÇETİN

TÜRKİYE'NİN EN İYİ ÖĞRETMENLERİ MALATYA LİSESİ'NDE...

Ben, 1943'te dünyaya geldim. Bizim ev bir fabrika gibiydi. Her iş bu evde yapılırdı. Bu şekilde biz 5 yaşına kadar Arapgir'de kaldık. Malatya'da Sümerbank yapılmıştı. Sümerbank'ın hidroelektrik santrali, şimdiki Gündüzbey Santrali'dir. Oradan Malatya'ya elektrik verilirdi. Yeşilyurt, elektrik alınca Arapgir'de rekabet imkanı kalmadı. Dolayısıyla oradaki insanlar da Malatya'ya geldi. Biz de 1948 yılında Malatya'ya göçtük. Babam önceleri otel işletmiş. Sonradan manifatura tüccarı olarak 12 sene çalıştı. İyi bir tüccardı. Müşterisi çoktu. İstanbul'a uçakla gidip gelirdi. Bana da okulu bitirince  “Sen okumaya mı yoksa benim mesleğe mi devam edeceksin?” diye sordu. Okumamı isteyen annem “Bir eve bir tane tüccar yeter” diyerek karşı çıktı. Annem babamın yanında hiç konuşamaz ama benimle ilgili bir konu olunca aslan kesilirdi. Ben 3 ablamdan sonra tek erkek evlat idim. Ablalarımın prensi gibi büyütüldüm. Okulda başarılıydım. Zamanında İsmet Paşa'ya, “Malatya'ya bakmıyorsun.” diyorlar. İsmet Paşa da “Ben Malatya'ya çok iyi bakıyorum. Ama siz farkında değilsiniz.” diye karşılık veriyor. “Nasıl?” diye sorulunca, “Ben Türkiye'nin en iyi hocalarını Malatya Lisesi'ne gönderdim. Şimdi bu hocaların yetiştirdiği çocuklar ileride Türkiye'nin yönetiminde söz sahibi olacaklar.” demiş. İşte Malatya Lisesi'nden, Yusuf Bozkurt Özal, Hüsnü Doğan, Hasan Celal Güzel, Seyhan Semercioğlu, Münir Erkal ve ben... mezun olduk. Allah'a şükür başarılı olarak, liseyi 32 kişi bitirdik. Hepimiz de üniversite mezunuyuz.

MALATYALI BUDUR...

Ben yapı olarak prensiplerime bağlı ve biraz da sert bir insanım. Yumuşak huylu da olabilirim. İnsanlara çok değer veririm. Adalet duygum çok gelişmiştir. Hiçbir ayrım yapmam. Malatya milletvekilliği görevini 4 dönem yani 16 sene boyunca yaptım. Odama gelen 1 kişiye bile “Sen seçimlerde kime oy verdin?” diye sormadım. Kimin bana oy verip vermediğini merak etmedim. Özgüvenim çok fazladır. Geçtiğimiz günlerde Turgut Özal Üniversitesi'nde “Metin Emiroğlu'na Vefa Günü” tertip edildi. Orada da “Malatyalı demek, kendine güveni olan adam demektir. Hiçbir kapının önünde dönmeyen o kapıyı açıp içeri girmesini bilen insan demektir. Allah için, adalet için, hak için, insan için çalışan kimse demektir.” dedim. Sonra “Malatyalı budur” diye gazeteler manşet attı.

SOLCULAR GELİNCE İSTİFA ETTİM

Malatyalılar aynı zamanda vefalı insanlardır. 1960'ta Malatya Lisesi'ni bitirdikten sonra, Hukuk Fakültesi'ne gittim. 1965 yılında da bitirdim. İşletme tahsili de yaptım. Stajımı Devlet Planlama Teşkilatı'nda yapmak istedim. Orada bir arkadaşıma rastladım. “Buraya hukukçuları alıyorlar mı?” diye sordum. “Alıyorlar. Senin hemşerin burada müsteşar ( Turgut Bey)” diye karşılık verdi. Turgut Bey'le görüşmek istedim ancak görüşemedim. Meclise gidip orada görüştüm. “Seni hemen alabilirim. Hukuk bitirmişsin, işletme mastırı yapıyorsun ve askerliğini de yapmışsın. Teşvik Uygulama Dairesi kurdum. Oraya hukukçuları alıyoruz. İmtihana gerek olmadan kaydını yaptır.” dedi. Ben de Sosyal Planlama Dairesi'ni istediğimi belirttim. Sosyal Planlama Dairesi'nin imtihanla olduğunu söyledi. İmtihana çalışıp kazanacağımı belirttim. Çalışarak sınavları kazandım. 22 Temmuz 1969'da Sosyal Planlama Dairesi'ne girdim. Bu hayatımın dönüm noktasıdır. 1972 senesine kadar çalışarak büyük tecrübeler edindim. Bütçe görüşmelerinde Devlet Planlama Dairesi adına beni gönderdiler. O zamanlar evli değildim. Gece geç saatlere kadar görüşmeleri takip ediyordum. Bütçe Plan Komisyonu bana çok şey kazandırdı. Bütün milletvekillerinin tecrübelerinden istifade ettim. Ülkenin problemlerini çözüm yollarını birinci kaynaktan duydum. Seneler sonra da oraya başkan oldum. Üniversiteden sonra oraya gidince hayatım çok değişti. 12 Mart hadisesinde solcular gelip Devlet Planlama Teşkilatı'nda görev aldılar. Oradaki milliyetçilere karşı bir tavır aldılar. Ben de bu tavırları kabul etmedim ve planlamadan istifa ettim. 

ÖZAL İLE BİRLİKTE SİYASETE GİRDİK

1972 yılında Türkiye Tekstil Sanayi İşverenler Sendikası genel sekreter yardımcısı oldum. Daha sonra da genel sekreter olarak çalıştım. Çalıştığım 20 sene boyunca hakkaniyetli davranmaya özen gösterdim. Aramızda güven ortamı oluştu. Grev hadiseleri olmadığı için sermaye birikimi oldu. Türkiye 20 milyon doların üzerinde tekstil ürünleri üreten bir ülke haline geldi. O sırada Turgut Bey, Dünya Bankası'na gitmişti. Bossa bizim üyemizdir. Ben de “Sizi sendikaya yazmak istiyorum” dedim. “Benim sendikalarda ne işim var?” dedi. Dünya Bankası'ndan oraya gelmişti. “Türkiye'de çok değişiklik oldu” dedim. “Türkiye bu vaziyette mi?” dedi. “Evet” dedim. “Peki o zaman yaz bakalım” dedi. Turgut Bey ile 2 sene o sendikada çalıştık. Samimiyetimiz orada oluştu. Orayı bıraktığımızda ise bana beraber büro açmayı teklif etti. Büro tutuldu ve ayarlamalar yapıldı. Ertesi gün Demirel, Özal'ı arayarak Ankara'ya çağırdı. O sırada Türkiye'de 1979 ara seçimleri vardı. İyi destekler aldı. O sırada Erbakan Hoca, Ecevit'i destekliyordu. Ecevit seçimleri kaybedince, Erbakan “Benim burada başbakanlık yapmam olmaz bu azınlık hükümetini kapatıyorum. İstifa ediyorum. Yeni hükümet kurulsun” dedi. Yeni hükümet de azınlık hükümeti gibiydi. Turgut Bey de oraya gitti. Bana “İstersen sen oradaki yazıhaneyi al kullan” dedi. Ben de “Yok benim yazıhanem var. Sizin için oraya gelecektim” dedim. Ankara'ya gitti ve bir hafta sonra beni çağırdı. Yanına gittiğimde çok heyecanlıydı. “Metinciğim seni burada istiyorum. Benim yardımcım olacaksın ve bütün sendikaları sana bağlıyorum. Sözleşmeleri sen yapacaksın ve sosyal planlamayı sana bağlıyorum.” dedi. O zaman ben maddi anlamda iyi bir düzeydeydim. Devlet memuru 5 bin lira alıyorsa benim maaşım 200 binin üzerindeydi. “Ben biraz düşüneyim. Siz Hasan Celal Güzel'i alın” dedim. “Onu zaten aldım” dedi. Sonra mazeret beyan ederek gelemeyeceğimi belirttim. O zaman bana biraz kızmıştı ama partiyi kurarken beni yine çağırdı. “Bu sefer geleceksin” dedi. Eşimden de izin alarak partiyi kurduk.

 BAŞLARDA, 1 KİŞİYİ BİLE KAYDEDEMEDİM...

“Kimse gelip gitmiyor. Siyaset işi zor. Biz eski siyasetçilerin trenine binelim öyle siyaset yapalım” dedim. Bana çok kızdı. “Bir daha bana böyle bir şey deme. Ben eski partilerin vagonuna atlayacak olsaydım, bütün partilerin kuruluşunu bilirim. O zaman girerdim. Bir parti kuracağım sizden 20 kişiyi meclise sokarsam görevimi yapmış olacağım” dedi. Malatya'da çalışmalarımızı sürdürdük. 2 ay boyunca Malatya'da gezdim. 1 kişiyi partiye kaydedemedim. Sonradan Anavatan Partisi'ne büyük bir teveccüh odu. Kapıdan bacadan binlerce insan parti etrafında birleşti. Özal, “Seni Çalışma Başkanı yapacağım” dedi. Türk İş'e gittik. Onlar da benim dostlarım. O zaman tekstil sektöründen gelen Şevket Yılmaz vardı. “Siz Metin Emiroğlu'nu çalışma bakanı yaparsanız biz külahımızı havaya atarız” dediler. O derece destek verdiler. Sonra seçimlerden iyi netice aldık. Müthiş bir neticeydi. Özal, “Malatya'da da siyasi konjonktürü tersine çevirdin” diyerek tebrik etti. “Ankara'ya gel hükümet kurma çalışmalarına katıl” dedi. Baktım Ankara'da Özal ortada yok. Hüsnü Beye telefon ettim. “Hazırlık yapıyoruz gel sana bilgi verelim” dedi. Mustafa Taşar'a rastladım. Turgut Beyin orada çalıştıklarını söyledi. Beraber oraya gittik. Turgut Bey beni görünce şaşırdı. Mustafa Taşar listeyi çıkardı. Grup Başkan Vekili, Meclis Başkan vekili olarak en başa beni yazmış. Ben ise kabine bekliyordum.

 MİLLİ EĞİTİM BAKANI OLDUM

Kabine dışı görevi uygun görmüyordum. 3 Malatyalı'nın kabineye alınmasının dengeleri bozacağını söylediler. Ben de Bütçe Plan Komisyonu'nda görev aldım. Beni oraya başkan yaptı. Hayatımın en verimli dönemi bu dönemdi. Belki kabineye girsem bu kadar verim alamayacaktık. Özal'ın 163 tane reform kanununu çıkardık. Bir gün “Bütün televizyonlarda sizin isminiz var. Milli Eğitim Bakanı olmuşsunuz” dediler. Ben o zaman hiçbir şey olmamış gibi Cuma Namazına giderek Allah'a beni mahcup etmemesi için dua ettim. 13 Eylül 1985 yılında göreve başladım. 21 Aralık 1987 sonuna kadar 27 ay boyunca bakanlık yaptım. Malatya'nın eğitim altyapısını olduğu gibi yeniledik. 

“MALATYA İÇİN NE YAPTIN” DESELER...

En fazla içme suyu projesinden gurur duydum. Her yerde bu projeyi anlattım. Müşavirlerimden Erdoğan Sözmen evime geldi. Bütçe plan komisyonu iken yeni milletvekili olmuştum. Milletvekilli olalı 2 ay olmuştu. “İller Bankası içme suyu için uyduruk bir ihale yaptı. Malatya'nın derdine çare olmaz. Bir de boru hattı döşüyorlar. Haznesi yok. Buna mani olun. Doğru düzgün bir proje yapsınlar. 300 milyonluk uydurma bir proje. Malatya'nın su ihtiyacı çok büyük. Müteahhit arkadaşım karşıdaki pastanede bizi bekliyor. Sizi tanıştırayım” dedi. Evimin karşısında Cahit Kovuk ile tanıştık. “Ben ihaleyi aldım ama Malatya'nın su problemini çözmez. Bir depo ile Malatya'nın su ihtiyacı çözülmez. Hiçbir yere yetmez. Bu projeyi yeniden ele almalıyız” dedi. Bunun üzerine İller Bankası müdürüne “Özal'ın memleketine ne yaptın? Uydurma bir proje yapmışsın. Yerinden memnun değil misin? Projeyi iptal et. Malatya'nın içme suyunu halledecek şekilde yeni bir proje yapıyorsun. Bu projeyi yapman için sana 1 ay veriyorum.” dedim. 15 gün içinde projeyi yaptı ve getirdi. O ihale yapıldı. Yukarıda kaptajın olduğu yeri kazmaya başladılar. Malatya'nın kaderinin değiştiği bir zamandı. Cahit Bey, “Ben burayı kazıyorum, kazdıkça su çıkıyor. 30 metre kazdım” dedi. “Devam et ne kadar su çıkıyorsa çıkar. Bu su Malatya için altın değerinde” dedim. O kaptajı 100 metre kadar deşti. Muazzam su çıktı. İçme suyu ve Çat Barajı yapılana kadar bu su kullanıldı. Şimdi Malatya'nın her yerinde buz gibi, sular akıyor. Malatya dünyada eşi olmayan bir suya sahip.  

SİZ DOKTOR, MÜHENDİS OLUN, BİZ İMAM... ÖYLE Mİ!..

Malatya'da üniversiteye Tıp Fakültesi ve Mühendislik Fakültesi koydum. Plan Bütçe Komisyonu'nda sıkıntıda kalmayalım diye Ayhan Fırat'ın imzasını aldım. Üniversiteler kanunu çıkardım. Bu zor bir kanundur. Meclisteyken Şanlıurfa milletvekillerinden biri Özal'a doğru yöneldi. Özal ise kendisini bana yönlendirdi. İri yarı bir adamdı. Gelir gelmez benim yakama yapıştı. “Ne yapıyorsun kardeşim. Sen Urfa'ya İlahiyat Fakültesi koymuşsun. Malatya'ya ise Tıp ve Mühendislik Fakülteleri koymuşsun. Siz doktor, mühendis olun, biz imam olalım. Bu Allah'tan reva mı? Yakanı bırakmam ben de isterim” dedi. “Zaten kanun çıktı. Kanun çıktıktan sonra yakama yapışmanın alemi yok. Ben Urfa'ya gideceğim. Hükümet Meydanı'nda bir sandalyenin üzerine çıkıp halka sesleneceğim. Ben peygamberler şehrine İlahiyat Fakültesi koydum ama sizin vekiliniz bunu kabul etmiyor. Bu adam zındık diyeceğim. Seni Urfa'ya sokmayacağım. Bizde mi 5 Peygamber var. Urfa'ya ilahiyat yakışır. Urfa ayrıca tarım şehridir. Ben Ziraat Fakültesi koydum. İlerde tıp fakültesi de olur. Yakamı bırak.” dedim. Beni bıraktı ve gitti. Turgut Bey bu konuşmayı duydu ve güldü. Turgut Özal Tıp Fakültesi inşa edildi.

MEMLEKETİME HİZMET ETMEKTEN GERİ DURMAM

Malatya'ya Türkiye'nin 6. Fen Lisesi'ni kurdum. Buna itiraz ettiler. Milletvekilleri bunu yüzüme karşı söylediler. “Madem siz istiyorsunuz. Malatya yerine kim Fen Lisesine talipse bir sınav yapalım. Malatyalılar fen kafasına sahip. Sınav yapılsa Malatya bırak 6'yı ilk 3'e girer. 3 kişilik heyet kurun imtihan olsunlar. Kim başarılı olursa Fen Lisesi onun vilayetine kurulsun. Ama bizim heyetin başında Turgut Özal olacak” dedim. “Sayın Bakanım bizi mahvediyorsun” dediler. “Siz de bir başbakanın memleketine fen lisesi yaptım diye bana bu şekilde gelirseniz sizin milletvekilliğiniz bile elinizden gider” dedim. Hepsi birden gülüp “Tamam sen bunu unut” dediler. Malatya'ya olan sevgimizin de hesabını milletvekillerimize verdik. Ben bu hesabı 50 kere veririm ama memleketime hizmet etmekten geri durmam.  

YOZGAT'A YAĞDIRACAĞIM...

Zamanında Turgut Bey Malatya'da 3 gün kaldı. İlçeleri gezdi. Avni Abiyi çok severdim. Avni Abi bana gelip dedi ki, “Biz bütün ilçeleri helikopterle gezdik. Her yerde okullar var. Lojmanlar var. Turgut Bey senin için ‘Avni Avni. Metin, Malatya'ya imzasını atmış' dedi. Çok memnun oldu. Senin neler yaptığını anladı” dedi. Ertesi gün Lütfullah Kayalar geldi. 3 gün Malatya'yı dolaştı. “Her tarafı donatmışsın. Yozgat'a yatırım yapmak için ödüm patlıyor. Herkes bir şey söyler diye düşünüyorum” dedi. “Sen Tarım Bakanı olmuşsun. Memleketinin ihtiyacını kendin bilirsin. Ona göre korkma ve yap. Herkes bu şekilde yaparsa güzel olur” dedim. “Ben şimdi gidiyorum Yozgat'a yağdıracağım” dedi. Bunu hiç unutmuyorum. Bizim önümüz açıldı. Biz Malatya'ya çok yatırım yaptık. Turgut Özal'dan aldığımız güç ve kuvvetle bunları yaptık.

TEKSTİLE YÖNELMENİN SEBEBİ!..

Biz hükümetteyken, Kamu Ortaklığı Fonu kurduk. Bu fon, lüks eşyadan, turizmden, tekel maddelerinden alınan bir payla meydana gelen bir fondu. Malatya'nın da içinde bulunduğu bölgede kamu ortaklığı desteğiyle ucuz krediyle sanayi kurmak istedik.  Bu fondan Malatya'dan epeyce istifade edildi. O dönemde 2 veya 3 fabrika kuruldu. Bu fonu Malatya'ya verdiğimize itiraz edenler oldu. Hepsini Malatya'ya vermedik ama Malatya doğunun batısıydı. Bir yere teşvik veriyorsanız batıdan itibaren başlıyor. O fondan istifade eden Anateks kuruldu. Peşinden İpaş, Güntaş  ve Yerteks kuruldu. Malatyalıların tekstile yönelmesinin sebebi Sümerbak'ın Malatya'ya gelmesi ve Yeşilyurt'ta tekstil faaliyetlerinin otomasyona bağlı olarak gelişmesidir. 

ÖZAL: MALATYALILAR BENDEN BİR ŞEY İSTEMİYOR

Turgut Bey, vizyonu çok geniş ve vizyon sahibi bir insandı.  İleriyi görürdü çok da bilgiliydi. “Ben 33 sene devlette çalıştım. Dünya Bankası'na gittim. Geldikten sonra özel sektörde çalıştım. Ben parti kurarken, tecrübe ve birikimimi halkıma hizmet olarak vermek istiyorum” demiştir. Böyle bir düşünceye sahipti. Birisi bir yere yatırım yapacağı zaman Turgut Bey önüne düşer her türlü kolaylığı yapardı. Hatta bir gün “Malatyalılar benden bir şey istemiyor. Başka vilayetlerden gelip benim yakamı yırtıyorlar ama Malatyalılar benden bir şey istemiyor” demişti.

 MALATYA'YI CEZALANDIRIRSANIZ BEN MALATYA'YA GİDEMEM

Sonradan teşvikler gelince Malatyalılar bunları iyi kullandılar. Teşvik kanunu çıkacak. Malatya'nın da teşvik bölgesi ilan edilmesi gerekiyor. O zaman Başbakan Ecevit, yardımcısı da Mesut Bey'di. Malatya'nın etrafındaki illeri teşvik kapsamına aldılar. Malatya'yı almıyorlar. Böyle olursa Malatya geriye gider. Etrafındaki iller teşvik alıp Malatya almazsa olmaz. Malatya'yı teşvik programına koymak istedim ama koymadılar. Grup başkan vekillerine de söyledim. Herkes kendi vilayetini oraya koymaya çalışıyor. Ben hemen ayağa kalktım. Ecevit'e gittim. “Ben istifa ediyorum. Malatya'yı cezalandırırsanız ben Malatya'ya gidemem. Bu kanun çıkarsa ben istifa edip evime gideceğim. Maraş'ı, Elazığ'ı Adıyaman'ı aldılar Malatya yok” dedim. Ecevit, “Olmaz. O zaman Malatya'yı da almaları lazım. Metin Bey sizin beceriksizliğiniz yüzünden istifa ediyor. Bu kanunu geri çekin” dedi. Böylece Ecevit'in emriyle o kanuna Malatya'yı da eklediler.  

ÇIRAKLIK SİSTEMİNİN TÜRKİYE'Yİ KURTARACAĞINA İNANDIM

Bakanlığım döneminde, bir emelim vardı. Türkiye'de meslek eğitimini geliştirmek istedim. Aragir'de meslek sahibi olan ailem bir evin içinde hem üretim, hem satış- pazarlama hem de eğitim yapıyorlardı. Ev bir fabrika gibiydi. Yaptıkları üretim her yerde satılıyordu. Ben çıraklık sisteminin Türkiye'yi kurtaracağına inandım. Bu sistemi modernize etmek istedim. Çıraklık ve Mesleki Eğitim Kanunu o zamanlar meclisteydi. Komisyon başkanından rica ettim bu kanunu dondurduk. Türk-İş Başkanı, Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyon Başkanı ile birlikte Avrupa'ya gittim. Avrupa'da mesleki eğitim sistemini inceledik. 40 sayfa notla geri döndüm. Çıraklık ve Mesleki Eğitim Kanununu uçakta yazdık. Çok büyük bir heyecanımız vardı. Türkiye'nin kurtuluşu olarak görüyordum. Hâlâ da öyle görmekteyim. 3308 sayılı Çıraklık ve Mesleki Eğitim Kanunu'nu çıkardım. Siyasi hayatım boyunca yaptığım en anlamlı şeydir. Çıraklar toplumda bir sosyal devlette himayeye en fazla muhtaç olan kesimdir. Çıraklık ya yetim kalmış ya da çok çocuklu ailelerin çocuklarının mesleğidir. Çocukların hepsi birden okuyamaz, bir kısmı çıraklığa girer. Bu çocukları eğiterek üretici yapmak toplumun hem sosyal bir yarasına merhem olur. Hem de üretime katkı sağlar. Zaten üretim noktasında sıkıntılıyız. Ben bu kanuna çok önem verdim. İş, iş başında öğrenilir düşüncesi vardı. Çocuk bir fabrikada çalışıyor ve haftanın 2 günü okula gidiyordu. Eğer üniversiteyi kazanamazsa bile fabrika yöneticileri devam etmesini söylüyor. Çırak öğrenciydi, usta olarak çalışmaya devam ediyordu. Mesleki teknik eğitim Türkiye'de çok önemlidir. Türkiye'de meslek standartlarının mesleki yeterlilik belgelerinin verilmesi o zamanki kanunda hepsi vardı. Fakat benden sonra kimse bunun üzerinde durmadı. Eğer birkaç sene daha o görevde kalsaydık bütün bu işler o dönemde olacaktı. Milli Eğitimde çok heyecanla çalıştık. Gençlik ve Spor Bakanlığım dönemimde hâlâ geçerli olan Spor Kanunu'nu ben çıkardım. Orada da federasyonların özerkliğini getirdim. Bir sloganım var. Teknik öğretmene mühendisten fazla para verilmediği müddetçe Türkiye'de mesleki eğitim gelişmez. Türkiye'nin en yüksek maaşı teknik öğretmenlere verilmelidir. Türkiye acilen bir proje geliştirmelidir. Mesleki ve Teknik Eğitimde eğiticilerin eğitimi projesi acilen yapılmalı. Yurt dışına eleman göndermek veya getirmek suretiyle çalışmalar yapılmalıdır. Verimlilik artar ve böylece Türk gençliği perişan ve sefil olmaktan kurtulur. Hükümet derhal işi gücü bırakıp mesleki eğitime ve üretime ağırlık vermelidir. Şu anda buna çok ihtiyacımız var. 

TIP MERKEZİ FİKRİ, BİZZAT ÖZAL'INDIR

Turgut Bey vizyonu olan bir insandı. “Malatya'ya öyle bir hizmet yapalım ki bizi geleceğe taşısın unutulmasın. Hem ismimizi yaşatsın hem partimizin bir faaliyeti olarak hatırlansın” demişti. Turgut Özal Tıp Merkezi'nin kurulma fikrini bizzat kendisi geliştirdi. Malatya'ya tıp merkezinin kurulması fikri hayata geçti. O merkezin kurulması hususunda çok çalıştık. Orası şu anda çok başarılı bir yer. Turgut Beyin arzu ettiği şey yerine gelmiş oldu. Malatya'da yetişen doktorların tıp merkezinde görevine devam etmesini istiyordu. Şu anda görevinin başında olanlar, çok başarılı oldular. Malatyalı gençlerle gurur duyuyoruz.  

TEK EĞLENCEMİZ, TORUNUMUZ...

1970 yılında İnci Hanım ile evlendim. İnci Hanım'ı kütüphanede gördüm ve beğendim. İstanbul'da doğmuş ve büyümüş bir kızdı. Babası Antalyalı, annesi Nevşehirli'dir. 2 çocuğum var. Birisi Ortadoğu İktisat mezunu, diğeri Bilkent İşletme mezunu. Oğlum çalışıyor, kızım emekli olmak istedi. 3 tane torunum var. Kızımdan olan erkek torunum üniversite 2, kız torunum üniversite sonda. Oğlumdan olan torunum 3 yaşında. Şu anda eğlencemiz torunumdur.