dore okulları
Malatya
20 Mayıs, 2024, Pazartesi
  • DOLAR
    32.20
  • EURO
    35.03
  • ALTIN
    2506.7
  • BIST
    10763.14
  • BTC
    66818.83$

Prof. Dr. Hakan Erkuş "Model Fabrika"yı anlattı!

12 Ocak, 2023, Perşembe 13:38Admin
Prof. Dr. Hakan Erkuş "Model Fabrika"yı anlattı!

İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Hocalarından Prof.Dr. Hakan Erkuş, Malatya Time’a önemli açıklamalarda bulundu.

Malatya Time Genel Yayın Yönetmeni Murat Çetin’in sorularına büyük bir samimiyetle cevap veren Hakan Erkuş, Malatya’da kurulum aşamasına gelen “Model Fabrika” ile ilgili önemli bilgiler verdi. İlimizin gelişmesinde büyük katkısı olacağına inandığımız Model Fabrika konusunu, ilgili takip edeceğinizi düşünüyor, sizleri Hakan Erkuş hocanın bilgileriyle baş başa bırakıyoruz. 

RÖPORTAJ: MURAT ÇETİN  

Saygıdeğer hocam, öncelikli olarak, bizlere vakit ayırdığınız için teşekkür etmek isterim. Malum olduğu üzere, Malatya’nın son zamanlardaki popüler konularından biri de “model fabrika” projesidir. Geçtiğimiz günlerde İnönü üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kızılay’ı ziyaret etmiştim. Kendisi, O zamanlarda Türkiye’de henüz hiçbir yerde kurulmamış olan model fabrika konusundan bahsetti. Konuyu, 2017 senesinde sizin gündeme taşıdığınızı ve akabinde Malatya’da model fabrika kurulmasıyla ilgili çalışmaların büyük bir hız kazandığından bahsetti. Bize bu sürecin nasıl başladığıyla ilgili bilgi verebilir misiniz?

 Öncelikle, nazik ve kadirşinas bir şekilde, model fabrika konusunda hakkımızı teslim eden Rektör Hoca’ya teşekkür ederim. İşin başlangıcı 2017 yılında model fabrika kurulması fikri henüz daha yeniyken, Sanayi Bakanlığı’ndaki bürokrat dostum Mustafa Kemal Bey ile yapmış olduğumuz bir görüşmede, bu konu gündeme geldi. Hem İşletme bölümü öğretim üyesi olmam itibariyle, hem de uzun yıllardır sanayide işletmelere danışman olarak hizmet verdiğim zamanlarda tespit ettiğimiz en önemli sorunlardan birisi olan “Verimsizlik” konusuna çözüm olabileceğini düşündüğüm model fabrikalar yoluyla; “Yalın düşüncenin” işletmelerde yerleştirilmesi konusu beni oldukça heyecanlandırdı. O günden bu güne kadar da bu konuyla ilgili olarak çalışmalarımı devam ettirdim. Konuyu başta zamanın Gümrük ve Ticaret Bakanı Sayın Bülent Tüfenkci’ye ve İnönü Üniversitesi rektörümüz sayın Ahmet Kızılay’a aktardım.  Ayrıca, Malatya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı sayın Oğuzhan Sadıkoğlu’na da hazırlamış olduğum bir dosyayı sundum.  Sayın Bakanımız ve sayın Rektörümüz bu konuyla yakından ilgilendiler.

Sayın Bakanımız ile birlikte 2018 yılında “Ankara Model fabrika” ilk açıldığında, teknik bir gezi gerçekleştirdik. Ankara Model Fabrika direktörü bize kısa bir sunum yaptı. Sayın Bakanımızın desteğiyle biraz gecikmeli de olsa, şu anda Malatya’da Model fabrika kurulması konusu iyice olgunlaştı. Sanayi Bakanlığımızın planlaması dahilinde yapım süreci başladı. Bu nedenle bu konuda emeği geçen başta sayın Bülent Tüfenkçi bakanımız ve TSO başkanı Oğuzhan Sadıkoğlu’na teşekkür ediyorum.  

Hocam, konuyu anlatırken, heyecanınızın ilk günkü gibi devam ettiğini görüyorum. Model Fabrika fikrinin ortaya çıkmasının sebepleriyle ilgili bilgi verebilir misiniz?

Teşekkür ederim Murat Bey, bu konu beni her daim çok heyecanlandırıyor. Çünkü ülkemizin sürekli büyümesi ve refahı, verimliliğin artırılması; hayatımızdan her türlü israfın çıkartılmasına bağlı. Model fabrika konusuna geçmeden önce, ülkemizin 2023 hedefleri içerisinde yer alan verimliliğin ya da toplam faktör verimliliğinin (TFV) artırılması konusuna değinmek istiyorum. Bilindiği üzere en sade anlatımıyla verimlilik, en az girdi ile en fazla çıktının elde edilmesi olarak ifade edilebilir. Verimliliği biz “kısmi” ve “toplam” faktör verimliliği olarak iki şekilde ölçüyoruz. Buradaki faktör kavramından kastımız; emek, sermaye, doğal kaynaklar, entelektüel sermaye gibi üretim faktörleridir. Kısmi faktör verimliliği üretilen çıktının, girdilerden sadece birine oranlanması şeklinde hesaplanabilir. Örneğin sadece emeğin verimliliğini ölçmek istiyorsak; Çıktı miktarı / Emek miktarı şeklinde; ya da sadece sermayenin verimliğini merak ediyorsak Çıktı miktarı / Üretimde kullanılan sermaye miktarı şeklinde hesaplama yapılır. Toplam faktör verimliliği ise, basit olarak ifade edilecek olursak, toplam çıktı/toplam girdi şeklinde ifade edilebilir, yani bir birim ürünün, o bir birim ürünü elde etmek için katlanılan toplam maliyete bölünmesi ile bulunur.

Ülkemizin temel sorunu bu verimlilik değerlerinin çok düşük olmasıdır. Ülkemizde üretimin artırılmasını hedefleyen bir sanayicimiz, en kolay iki yoldan birine başvurmaktadır. Üretim artışı için önce sermaye artışı yapılıyor, ardından işgücü artışı yapılıyor ve üretim artışı bu yolla sağlanmaya çalışılıyor. Bu başta cari açık artışı olmak üzere birçok “problemi” beraberinde getirmektedir.

Neden çünkü ülkemizdeki sermaye birikimi yeni yatırımları finanse etmeye yetmediği için, yurt dışından kaynak kullanmak zorunda kalıyoruz. İşte verimlilik artışı ne sermaye, ne de işgücü artışı olmadan, aynı kaynaklarla daha fazla üretim yapmak zorundayız ki; bunun yolu verimlilik artışından geçmektedir.  Verimlilik artışı; ekonomide üretim kapasitesinin artırılması, rekabet gücünün geliştirilmesi ve ekonomide büyümenin hızlandırılması ve daha da önemlisi sürdürülebilir kılınmasının en önemli ve en ucuz enstrümandır. Burayı tekrar ifade etmek istiyorum; verimlilik artışı karlılığın ve büyümenin hem en ucuz, hem de en kalıcı aracıdır. Maalesef ülkemizde 1981-2012 döneminde yüzde 4,3 olarak gerçekleşen ortalama büyümenin yalnızca 0,2 puanı Toplam Faktör Verimliliği artışından kaynaklanmıştır. 10. Kalkınma planında toplam faktör verimliliğinin büyüme katkısının yüzde yirmi olması hedeflenmektedir. Çok fazla istatistik ve teknik bilgiye boğmadan kısaca şunu ifade edeyim; makro seviye de ülkemiz ekonomisinin mikro ölçekte işletmelerin ve hatta bireylerin en önemli problemi “verimsizliktir”. İşte model fabrikalar; bu verimsizliği, israfı azaltmak ve verimliliği artırmak için işletmelere deneyimsel öğrenme tekniklerini kullanarak, yani yaparak ve yaptırarak verimli olmayı öğretmeyi amaçlamaktadır.  

Saygı değer hocam, verdiğiniz bilgiler çok kıymetli. Yaptığınız açıklamalardan anladığımız kadarıyla Model Fabrika, ülke ekonomisine büyük katkı sağlayabilecek bir proje. Yine de “Model fabrika”nın ne demek olduğunu sizin sözlerinizle anlamak isteriz.  

İşletmelere verimli çalışmayı, israfı azaltmayı uygulamalı olarak ve sektör bağımsız olarak öğretmeyi, verimli çalışma mantalitesini işletmelerde fikri boyutta yerleştirmeyi amaçlayan öğren-dönüş merkezleridir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin 10. Kalkınma Planı’nda “İmalat Sanayiinde Verimliliğin Artırılması”na yönelik hedefler bulunmaktadır. Bu hedefe ulaşmak için üretim işletmelerinin yalın ve dijital dönüşümünü sağlamalarına yardımcı olacak uygulamalı eğitimleri vermek üzere, model fabrikaların kurulması gündeme gelmiştir.  

Kısa adıyla “Model Fabrika” olarak bilinen, “Yetkinlik ve Dijital Dönüşüm Merkezleri” başta KOBİ’ler olmak üzere, üretim işletmelerinde, yalın üretim ve dijital dönüşümü sağlayarak verimliliği artırmayı, yüksek katma değerli, ileri teknoloji ürünlerini üretebilme ve küresel rekabete ayak uydurma kabiliyetini kazandıran bir yetkinlik merkezi olarak tanımlanabilir. Model fabrikalar işletmelerin hem verimlilik, hem de dijital dönüşümünü sağlamayı hedeflemektedir.  

Model fabrikaların, verimlilik artışına nasıl katkıda bulunacaklarıyla ilgili ne söylemek istersiniz? Ayrıca, yılların alışkanlığı olan verimsiz çalışma düzenini nasıl değiştirecekler?

Çok güzel ve can alıcı bir soru Murat bey, teşekkür ederim. Sizin de bahsettiğiniz üzere iyi yönde değişim ve dönüşüm oldukça zor, zaman alıcı ve hem çalışanlar hem de yöneticilerin direnci ile karşılaşılan problemli bir konu. Bildiğiniz üzere bizim insanımıza bir konuyu ne kadar anlatırsanız anlatın; iyi bir örnek görünceye kadar kolay kolay harekete geçmiyor. İyi bir örnek gördüğünde de hemen ya örnek alıyor, ya da taklit ediyor. Malatya sanayiinde lokomotif sektörün tekstil olmasının en önemli sebeplerinden biri, Çalık ailesine ait İPAŞ İplik Fabrikası’dır. Malatya’da Sümerbank da vardı. Ama özel sektör girişimi olan İPAŞ’tan sonra diğer girişimcilerin tekstil sektörüne yöneldiğini görüyoruz. Aynı şekilde model fabrikalar da işletme sahiplerine, yöneticilerine ve çalışanlarına uygulamalı bir şekilde yalın düşünce ve yalın felsefeyi öğreterek; esasında işletmelerde verimli çalışmanın hiç de zor olmadığını göstererek, öğretmeyi amaçlamaktadır. Model fabrikalarda eğitim alanlarda esasında zihni bir dönüşüm ve devrim yaşanması amaçlanmakta ve bu dönüşümü kendi fabrika ve işyerlerine kendilerinin aktarmaları istenmektedir.

 Ülkemizde ilk model fabrika nerede ve ne zaman kuruldu. Şu anda başka bir ilimizde var mı?

Ülkemizde ilk model fabrika 2018 yılında Ankara’da kuruldu. Hali hazırda Bursa, Konya, Mersin, Kayseri, Gaziantep, Adana ve İzmir’de model fabrikalar faaliyete geçmiş durumdalar. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız, Malatya, Trabzon, Tekirdağ, Denizli, Eskişehir ve Kocaeli’de de kurulması yönünde çalışmalarını devam ettirmektedir.

 Hocam model fabrika, üretim yapılan gerçek bir fabrika mıdır?

Farklı sektörlerde çalışan işletmeler, bu tek bir model fabrikadan nasıl istifade edecekler? Model fabrikaların temel amacı, üretimde verimliliğin artırılması, dijital dönüşümün sorunsuz bir şekilde sağlanması, gerçek bir üretim ortamında, deneyimsel öğrenme tekniklerini kullanarak, operasyonel mükemmeliyet ilkelerini öğretmek ve yaygınlaştırmaktır.

Model fabrikalar, gerçek bir üretim ortamıdır. Ancak, eğitimler sektörlerden bağımsız olarak verilmektedir. Örnek bir imalat hattı oluşturulmakta ve bu hat üzerinde uygulamalı olarak “Yalın felsefe”ye dayalı olarak verimliliğin nasıl artırılacağı ve israfın nasıl azaltılacağı anlatılmaktadır.  

Model fabrika, eğitim alanlara bir yaşam tarzı olarak “Yalın Felsefeyi” öğretmeyi amaçlamakta. Bunu örnek sektörde gören katılımcılar, “Yalın Felsefeyi” kendi işletmelerine uygulamaktadırlar.  

Model fabrikadan faydalanmak isteyen işletmeler, Model Fabrika direktörleri ile irtibata geçmekte. İşletmenin ihtiyacına göre teorik ve uygulamalı eğitim programı yapılmakta bu eğitimler verilmektedir.

 Teorik olarak bu anlattıklarınız çok güzel ama, bunun gerçek hayattaki karşılığını da görmek isteriz. Yani model fabrikalardan eğitim alarak bahsettiğiniz faydaları sağlayan örnekler var mı?

Murat Bey, inanın, sanayicilerimizin ve işletmelerin kafalarının arka planındaki en önemli soru bu. Gerçekten işe yarıyor mu? Bir eğitim nasıl olur da bu kadar dönüşümü sağlayabilir? Sorularıdır. Bu soruya benim de moderatör olarak katıldığım bir toplantının sonuçlarını aktararak cevap vermek istiyorum. 27 Haziran 2022’de Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız tarafından bir Asya Verimlilik Topluluğu işbirliği ile yapılan Öğren&Dönüş projesinin lansman toplantısı gerçekleştirildi. Bu toplantıya Stratejik Araştırmalar ve Verimlilik Genel Müdürlü Sayın Prof. Dr. İlker Murat Ar başkanlık yaptı. Verimlilik Uygulamaları Daire Başkanı Gül Taşkıran Battal ve Asya Verimlilik Topluluğu temsilcisi sayın Zainuri Juri konuşmacı olarak katıldılar. Bakanlığımızın yürüttüğü çok önemli bir proje başarı ile tamamlandı. Bu nedenle emeği geçen başta Sayın Bakanımız Mustafa Varank beyefendiye, Genel müdürümüz İlker Murat Ar hocama ve daire başkanımız Gül Taşkıran Battal Hanım'a çok teşekkür ediyorum.  

Öğren-dönüş projesi kapsamında, Ankara, Konya, Kayseri, Adana, Mersin ve Bursa model fabrikalar tarafından medikal malzeme üreten yedi işletmeye teorik ve uygulamalı olarak yalın üretim eğitimleri verilmiştir. Yapılan lansman toplantısında bu projenin sonuçları açıklandı. Firma isimlerinden bahsetmeden proje sonundaki bazı kazanımlardan birkaç örnek vermek istiyorum. Bir firma stok maliyetlerinde % 81 tasarruf sağlamış, başka bir firma kapasite kullanımında % 117’lik bir artış ve ürün başına işçilikte % 60’a yakın tasarruf sağlamış. Projeden bunlar gibi çok çarpıcı sonuçlar çıkmış, görüldüğü üzere işe yarıyor.

 Model fabrika konusuna tekrar dönecek olursak, “yalın düşünce” kavramını kullandınız. Yalın düşünce ve yalın felsefe nedir?

Yalın düşünce basit olarak değer katmayan her türlü harcama, iş ve eylemden kurtulmak olarak ifade edilebilir. Esasında hayatımıza baktığımızda, 24 saatlik zaman dilimi içerisinde değer katan iş ve eylemlerin çok az bir zamanı kapsadığı, geri kalan zamanın çoğunda değer üretmeyen faaliyetleri yaptığımızı görürüz. Yalın düşüncenin 1940 yıllarda Toyota üretim modeli ile şekillendiğini görüyoruz, daha sonra Amerika MIT’den James p. Womack ve Daniel t. Jones, iki profesörün yazdığı “Dünyayı Dönüştüren Makine (the Machine that Change the World) adlı eserinde “yalın üretim (lean manufacturing)” kavramını ilk defa kullanmışlar, yine aynı kişiler “Lean Thinking” kitabı ile bu konuyu dünya gündemine soktular. O günden bu güne bilinçli ve bilimsel yöntemleri kullanan işletmeler, bu felsefeyi benimseyerek çok önemli kazanımlar elde ettiler. Daha önce de ifade ettiğim gibi bu konun bir teknik olarak kullanılmasının öncüsü Japon Toyota firmasıdır.

 Yalın düşünce ya da yalın felsefe, esasında bizim kültürümüzün ve inançlarımızın köklerinde yer almaktadır. Ancak diğer birçok şeyde olduğu gibi; biz kendi değerlerimizi formüle edip, bilimsel olarak ifade edip standartlaştıramadığımız için “yalın düşünceyi” de dışardan ithal ediyoruz. Halbuki yalın düşüncenin en önemli iki ayağı olan “israfın yok edilmesi” ve “sürekli gelişim” bizim inanç kodlarımız içerisinde zaten vardır.

 Örneğin, bir hadisi şerifte peygamberimiz “İsrafta hayır yoktur” der. Enam Suresi’nde “İsrâf etmeyin; çünkü Allah, isrâf edenleri sevmez” buyurulmuştur. Hatta öyle ki; ibadet yaparken bile israf edilmemesi konusunda Hz. Muhammed (sav) insanları uyarmaktadır. Bu konu ile ilgili küçük bir anektod aktarayım.  Abdest alırken suyu gereğinden fazla kullanan Sa’d (ra)’a “Bu israf da ne, ey Sa’d?!” buyuruyor. Hz. Sa’d da “Abdestte de israf olur mu?” deyince, Efendimiz şu cevâbı verdiler:“–Evet, akan bir nehir üzerinde bulunsan bile!” (İbn-i Mâce, Tahâret, 48)

Demek ki, abdest gibi, namaza hazırlık için şart olan bir ibadetin îfâsında bile gereğinden fazla su kullanmak, büyük bir hata olarak görülmüştür. Bir atasözümüzde “Birin kıymetini bilmeyen bini bulamaz” der. Görüldüğü üzere hem dinimizin emirleri, içinde hem de geleneklerimizde Yalın düşüncenin en önemli payandası olan “israfın ortadan kaldırılması” konusu zaten var.

Yalın düşüncenin diğer önemli bir payandası olan “sürekli gelişmeyi” ise peygamberimiz “İki günü bir birine eşit olan ziyandadır” diyerek formüle etmiştir. İşte esasında farkında olmasak bile kültürel kodlarımız içerisinde yer alan “israfı yok etmek” ve “sürekli gelişmeyi” iş hayatımıza aktarmayı öğretmeyi hedefleyen model fabrika konusu bu açıdan çok önemli.

Yalın felsefe sadece üretim işletmelerinde mi uygulanmaktadır. Başka alanlarda da uygulama alanı var mı?

Yalın düşünce ya da yalın felsefe biraz önce de bahsettiğim üzere bir hayat tarzı bir yaşam biçimidir. İnanç sistemimizde ve kültürümüzün temel değerleri içerisinde yer alan en önemli kodlardandır.

 Yalın düşünce hayatın her alanına uygulanabilir. Biliyorsunuz 2016-2020 yılları arasında İnönü Üniversitesi Genel Sekreterliği görevini yürüttüm. Bu görevim sırasında sayın Rektörümüzün Ahmet Kızılay hocanın da desteğiyle üniversitenin idari birimlerinde “yalın ofis” projesi yürüttük ve daire başkanı arkadaşlarımız ile çok önemli sonuçlar elde ettik. O dönem de yazıcı ve fotokopi tonerlerinde, kağıt ve diğer ofis malzemesi kullanımlarında çok önemli tasarruflar sağladık.  Yalın düşünce her yere uygulanabilir. Bu bir felsefedir, yine üniversite genel sekreteriyken yapmış olduğumuz “su ve enerji yönetimi” projeleri ile çok önemli su ve enerji tasarrufları sağladık. 18 kuyu sürekli çalışarak ve çok hatırı sayılır tutarlarda elektrik harcayarak çıkardığımız su üniversiteye yetmezken rektörümüzün desteği ile yaptığımız çalışmayla, öncekine göre çok daha az enerji harcayarak kampüse ek olarak Turgut Özal Tıp Merkezi’ne de su verecek bir kazanım elde edildi.  

Saygı değer hocam, verdiğiniz kıymetli bilgiler için teşekkür ederiz. Son söz olarak ne söylemek istersiniz?  

Ben de teşekkür ederim. Murat bey, umuyorum ülkemizin sürekli büyümesi, gelişmesi ve refahı için elzem bir konu olan model fabrikalar bir an önce kendinden beklenen meyveleri verirler. İsrafın yok olduğu, iki günümüzün bir birine eşit olmadığı, yalın felsefenin hakim olduğu güzel günler diliyorum.