Malatya
03 Şubat, 2023, Cuma
  • DOLAR
    18.83
  • EURO
    20.56
  • ALTIN
    1158.3
  • BIST
    4840.02
  • BTC
    23452.037$

“Siyasette bırakabilmek de çok önemli”

13 Ocak, 2023, Cuma 13:45Admin
“Siyasette bırakabilmek de çok önemli”

Yerelde, büyükşehir belediye başkanlığı, neredeyse bakanlık ile eş değerde hatta daha da etkin ve yetkilerle dolu. Ama o, 9’uncu yılında istifa edip Ankara’nın yolunu tuttu. 24 Haziran 2018’deki seçimlerde, AK Parti Malatya milletvekili oldu. Kendi ifadesiyle onun döneminde “Malatya her açıdan tertemiz bir şehir oldu.” Malatyalıların haklarını artık Meclis’te arıyor; ancak Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptığı süreç, konuşulmaya devam ediyor. Malatya Time Genel Yayın Yönetmeni, gazeteci-yazar Murat Çetin sordu, Ahmet Çakır içtenlikle yanıtladı...  

RÖPORTAJ: MURAT ÇETİN

AK Parti’de, 2001’de “Kurucu Yönetim Kurulu Üyesi”ydi. 3 yıl başkan yardımcılığı görevini yürüttüğü AK Parti Malatya İl Başkanlığı’nda, Nisan 2007’de koltuğun yeni sahibi oldu. 2009 Yerel Seçimleri öncesi görevini bırakıp “AK Parti Malatya Belediye Başkan Adayı” oldu ve yüzde 53 ile rakiplerine fark attı. Bazı anketlerde oyunun düşeceği iddia edilse de yüzde 62 ile “büyükşehir” statüsü kazanan Malatya’da, 2014’te halkın yeniden  teveccühünü aldı. 

    15 Temmuz hain darbe girişiminde milletimizle birlik olup dik durdu. Kalkışmanın en önemli ayağı olan Malatya'daki 2. Ordu Komutanlığı ve 7. Ana Jet Üssü'ndeki hareketliliğin ciddi oranda engellenmesinde etkin rol oynadı. Nisan 2018’de istifa etti ve haziranda AK Parti Malatya Milletvekili oldu. Aradan epey vakit geçti; ancak onunla ilgili tartışmalar hiç bitmedi. Doğrusu ve yanlışları her fırsatta masaya yatırıldı ve farklı düşüncelerle sürekli konuşuldu. 

    Ona göre; çoğu zaman susması, her duyduğuna cevap vermekten özellikle kaçınması, davası uğruna. AK Parti zarar görmesin ve Malatya “gereksiz, boş” konularla uğraşmasın istiyor. Çünkü yapacağı bir sürü iş var ki, bunlara 24 saatin bile yetmeyeceği fikrinde. Ahmet Çakır’dan söz ediyoruz... Gündemdeki ve soğusa da sıcaklığını koruyan birçok konuda soru yönelttik. Kendisini sayısız kez eleştiren şahsıma yönelik nezaketli tutumu ve misafirperverliğinden dolayı teşekkürü borç bilirim. 
Keyifli okumalar... 

SİYASETTE, YERİ GELDİĞİNDE 
BIRAKABİLMEK DE ÇOK ÖNEMLİ 

Malatya’da 2 yıl il başkanlığı, 9 sene büyükşehir belediye başkanlığı yaptınız. Görev süreniz bitmeden milletvekilliği adaylığı için istifa ettiniz. Bu karar sizin tasarrufunuz muydu, yoksa genel merkezin bir talebi miydi? 

Siyasette uzun yıllar kalıp partisine değer katan insanlar da var. Ama yeri geldiğinde bırakabilmek de çok önemli. Kendi şahsıma “Bırakabilmeli” diyorum. Ben belediye başkanı seçilirken de 2 dönemi “İdeal” olarak savunuyordum. Bunu kendi nefsimize de uygulamak önemliydi. Milletvekilliği seçimleri, zamanından önceye alındı. Yoksa ben süreyi tamamladıktan sonra bırakmayı düşünüyordum. Çalışmalarımızı hep buna göre yaptık. Hiçbir vakit, siyasi geleceğimize göre karar ve tavır almadık. Belediye başkanlığımda da yaptığım hiçbir işe, kesinlikle “Bir sonraki aşamada bana ne getirir?” diye bakmadım. Bakıp etkilenmemek adına da Rabbime dua ettim. 
İstifa tamamen kendi fikrimdi. Bunu genel merkeze bildirdiğimde devam etmem gerektiğini söylediler. Razı gelmediler. Ama ben kararlı oldum. İkinci ve üçüncü kez iletince durum Cumhurbaşkanımıza iletildi. Kendi isteğimle milletvekili adayı oldum. Nasip böyleymiş. 

ALLAH, PİŞMAN EDECEK BİR 
ADIM ATMAYI NASİP ETMESİN

18 yıldır siyasettesiniz. 2 dönem büyükşehir belediye başkanlığı yaptınız. Verdiğiniz kararlar nedeniyle hiç “Keşke”leriniz oldu mu? 

Pişmanlık yaşamadım. Allah pişman edecek bir adım atmayı nasip etmesin. Allah doğru karar almayı nasip etsin. Her zaman bildiğimiz doğruları yapmaya çalıştık. Kafamızda başka bir hesap olmadı. Dilimizin söylediğini, insanları kandırmak için söylemedik. Hep inandığımız şeyleri anlatmaya çalıştık. İnandığımız, bildiğimiz, bu şehrin menfaatine olan konular üzerine yöneldik. Bunları yaparken de mutlaka başkalarının kişisel hak ve özgürlerini dikkate alarak adım attık. Aldığımız kararlarda bizi rahatsız eden bir pozisyon olmadı. 

BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİ İÇİNDE 
BORCU EN DÜŞÜK OLANLARDAN BİRİYDİK

Ben görevi bırakırken Malatya Büyükşehir Belediyesi’nin 509 milyon lira borcu, 60-70 milyon alacağı vardı. Mesela Esenlik... Bölgenin en iyi şirketi. Alımı, yatırımı, satımı, Malatya için çok ciddi değerler kattı. Zararda göstermek, Malatya’ya ve millete bir hakarettir. MASKİ ise Türkiye’nin ilk 3’ünde olan idarelerden biriydi. Kapanan 40 tane belediyenin yokluğunu hissettirmedik.

Dedikodulara son vermek ve gerçeği ayyuka çıkarmak adına bazı meseleleri konuşmak gerektiği kanaatindeyim... Aşırı borç yüzünden belediyenin işlemez hale geldiği ve bu yüzden istifa ettiğiniz iddiası doğru mu? 

Murat (Çetin) Bey, böyle bir şey olması söz konusu değil. Belediyemizin borçları kayıtlı. Ben görevi bırakırken 509 milyon lira borç vardı. Bunun aşağısı, yukarısı yok! 60-70 milyon alacağı düştüğümüzde 440 milyon lira borcu vardı. Bunun da günübirlik bir borç olmadığını söyleyeyim. Büyükşehir belediyeleri içinde borç oranı en düşük olanlardan biriydik. Abartmak ve alacakları dikkate almadan, sadece borç hanelerini alt alta toplayarak rakamları yanlış okumak yanlış. Gelirimiz, diğer belediyelere göre düşük. Malatya Büyükşehir Belediyesi olarak, 30 büyük belediye varsa sondan 5 ya da 6.yızdır. Borç, iyi bir düzeydeydi. 
Şirketlerin alacakları, verecekleri vardır. Mesela Esenlik... Bölgenin en iyi şirketi. Alımı, yatırımı, satımı, Malatya için çok ciddi değerler kattı. Özellikle bizim dönemimizde ciddi yatırımlar yaptı. Bunu borçlu ve zararda gibi göstermek, Malatya’ya ve millete yapılan bir hakarettir. Bir belediye, şirket ve kamunun hakkı üzerinden siyaset yapılmamalı, algı oluşturulmamalı. Bunu sosyal medyada yapanlar ve haberleştirenler, yanlış yaptı. Kesinlikle doğruyu öğrenmek gerek. Şirketler ile belediyeyi karıştıramazsınız. Şirketler bilançoludur. Bunların ekonomisine ve tablosuna bakılmalı. Belediyeler ve MASKİ ise tamamen bir bütçe. 

Parantez açarak söylüyorum; Esenlik en az 300 milyonu bulan bir yatırım yaptı. Ciddi manada istihdam sağladı. Malatya ekonomisine de dolaylı da olsa katkıları var. Kilit taş üretimimiz vardı, doğru düzgün çalışmıyordu. Şimdi 4 bantta kilit taş üretiyoruz. Büyük çaplı boru üretimlerimiz var. Her türlü çapta üretebiliyoruz. 2 kompozit üretim tesisimiz var. Kumlamalı sistem üreten bir tesis kuruldu. Belediyeler için çok önemli olan konkasör tesisi kuruldu. Kimya fabrikasını oluşturduk. Devlet Malzeme Ofisi’ne mal veren... Belediyeler arasında emsali var mı? Esenlik çok iyi bir notaya geldi. 40’ın üzerinde marketimiz vardı. Bölgede zayıf olanları kapatıp yerine yenilerini açtıklarımız da oluyordu. Neticede Esenlik, kâr eden ve Malatya’ya da değer katan bir şirketti. Bunların borçları okutulurken; alacakları, stokları, kasalarındaki veya post makinalarındaki para da sayılmalı. Şirket ödemesi bir borçtur; ama karşılığında bir malı vardır. 

Malatya Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MASKİ) de çok önemli yatırımlar yaptı. Türkiye’nin ilk 3’ünde olan idarelerden biriydi. Daha da iyi noktaya geleceğinden de endişem yok. Kapanan 40 tane belediyenin yokluğunu hissettirmedik. Merkezdeki 12 belediyemizin 11’i kapandı. MASKİ’nin yıllık 170-180 milyon gibi çok ciddi bir su geliri var; ama sahada çok hızlı bir yatırım yapılmalıydı. Biz bütün ilçelerin alt yapısını yeniledik. Kendi içerisinde MASKİ’nin de borcu vardı. Ciddi manada alacağı ve yatırımları vardı. MASKİ’deki arıtma tesisinin 20 yıl ödemeli tesisi, bizden önce yapılmış, bize devrolmuş. Biz de ödemişiz, hâlâ ödenecek. Bunlar birer yatırım. “Bu şehir için yapılan yatırımlar doğru mudur?” Buna bakılmalı...

ADI GEÇEN BORÇ 
RAKAMLARI DOĞRU DEĞİL

Selahattin Gürkan Başkan, belediyeyi 1 milyar 778 milyon 257 bin 657 TL borçla devraldıklarını söyledi. Rakamlar artışla güncellendi. Siz “509 milyon borçla bıraktım. 60-70 milyon da alacağımız vardı” demiştiniz. Sizce, ekibi Gürkan’ı birçok noktada yanıltıyor mu? 

O rakamlar Allah için doğru değil. Malatya Büyükşehir Belediyesi bütçe borcu değil. Şirketlerin borcu doğru okunmalı. Bilançonun nasıl okunması gerekiyorsa öyle okunması lazım. Kâr-zarar tablosu gösterilmeli. Bu tablo değişen şeyler değil. Başkan “Senin adamlarının verdiği rakamlar buydu” dedi. Ama ben o açıklamayı detaylarıyla yaptım. Hiç kimsenin bizim üzerimizden siyaset yapması doğru değil. Bu rakamlar farklı yorumlanabilir; ama ortada bir gerçek var. 

SADECE ALTYAPI İÇİN 2 MİLYAR
TL’NİN ÜZERİNDE HİZMET VAR

Herkes dilediği gibi konuşabilir, dedikodu yapabilir. Duyduğu şeylerden dolayı bir algı oluşturabilirler. Hesabı –hele ki ölüm var- Allah’a vereceğiz. Biz aldığımız her şeyin hesabını A’dan Z’ye yaptık. Buranın kuruşu, yetimin, fakirin hakkı. Bu sözleri herkesten duyarsınız; ama uygulama, duruş ve harcama kalemi önemli. Sadece altyapıya baksanız, belki 2 milyarın üzerinde hizmet bulursunuz.

Belediyelerin borçlanmasında aşırıya kaçmamak ve borçların hizmete dönüşmesi şartıyla önemli… Sizin döneminizde paralar nereye harcandı?

Kelime oyunuyla siyaset yapılmamalı. Usul üzerinden gidilmemeli. İşin bir de esası var. Belediyelerimizin yaptığı iş ve icraatlar var. “Bu icraat kaça mal olmuş” buna bakılmalı. Ben usulüne uygun yaptım; ama usulüne uygunsa “10 liralık malı 20’ye mal edeyim” anlayışına dikkat edilmeli. Yeri gelir sizi Sayıştay, denetçiler denetler. İşin uygunluğuna bakar. Ancak bir yandan da topluma da hesap veriyorsunuz. “Şeffafız”, “Ortak akılla yönetiyoruz” diyorsunuz, halka hesap veriyorsunuz. Bunun özünde de dönüştürmek lazım. Ben bir metre taş aldıysam; bunu kaça aldım, işçiliği kaça mal oldu? Bir araç satın aldım; bu aracı kaça aldım, piyasada bu araç kaç liraydı? Dozer, kepçe, kamyon kiraladım; ben bu aracı kaça kiraladım? Özel şahıs olsa bu aracı kaça kiralardı? Ben belediye olarak kaça kiralamışım? Buna bakarım. Bu usuller üzerinde hesap verirsiniz. Ben işi kuralına göre uyarlarım. 5 milyonluk aracı 12 milyona kiralarsam bu işi yönetemediğimi belirtir. Bu açıdan bakılmalı. 
Herkes dilediği gibi konuşabilir, dedikodu yapabilir. Duyduğu şeylerden dolayı bir algı oluşturabilirler. Biz aldığımız her şeyin hesabını A’dan Z’ye yaptık. Her konuda iddialıyız. En küçük, binek otomobilinden makam ve çöp ve saha arabalarına, kamyonlara, çekici tırlarımıza kadar, bu araçlardan hangi şahıs, piyasada kaça kiralıyorsa, belediye olarak bizim daha altında kiralamamız gerekir. Paraların nereye gidip gitmediği, işin özüne uygun yapılıp yapılmadığına bakılmalı. Biz 500 milyon borç bıraktık. Sonra belki daha fazla borçlanmalar oldu. Ama bunların hesabı vardır. Herkesin yönetim anlayışı vardır. Hesabı –hele ki ölüm var- Allah’a vereceğiz. İnsan bazen yalanlara cevap vermek istemiyor. Olmayan bir şey hakkında konuşmak istemiyorum. Bu konularda hep hassas davrandık. Buranın kuruşu, yetimin, fakirin hakkı. Bırakın doğmuş çocukları, daha doğmamış çocukların haklarının da bizim üzerimizde olduğunu çok iyi biliyoruz. Bunu bir siyasi söz olarak söylemiyoruz. Bu sözleri herkesten duyarsınız; ama uygulama, duruş ve harcama kalemi önemli. Sadece altyapıya baksanız, belki 2 milyarın üzerinde hizmet bulursunuz. Bizim bıraktığımız borç yönetilmeyecek ya da normalin üzerinde borç değildi. Maliye’den de bu rakamlar çıkarılabilir. 

BELEDİYEDEKİ ARKADAŞLARA
“KARIŞMAYIN, BU İŞ SİYASİ” DEDİK

Hakkınızdaki iddialarla ilgili belediyenizdeki ekibinizden ses çıkmadı. Pişmanlık duyduğunuz atamalar oldu mu? 

Olmadı. Biz iyi yetişmiş insanlar getirmiştik. Bu arkadaşlarımızın siyasi olaylara karışmasını ben de arzu etmiyorum. Siyaset yapıldığını bütün arkadaşlarımız da görüyor ve biliyordu. Haliyle açıklayabilirlerdi. Halen de geçmiş bir şey yok. Arkadaşlarımız oradaki tabloyu açıklayabilirler. Oradaki arkadaşlarımız gelir-gider tablosunu ve bilançoyu çok iyi biliyor. Onlara “Karışmayın, bu iş siyasi” dedik. Yeni başkanımızın, yeni ekibin kötü bir duruma düşmesini de istemeyiz. Buradaki başarı AK Parti’nindir. 

ÜZERİMİZDEN SİYASET YAPMAK 
İSTEYENLERE PRİM VERMİYORUM

Kimin ne fikirde olduğunu çok bilemiyorum; ama ortada olmayan şeyler, yalanlar ve dedikodular üzerinden siyaset yapılmasını doğru bulmuyorum. Artık toplum daha bilinçli. Doğruları, gerçekleri görebilen, kendini kullanmak isteyenlere fırsat vermeyen bir çoğunluk var. Malatya’da çok derin bir kurnazlık var! AK Parti’nin ve Cumhurbaşkanımız, Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın zarar görmesini kabullenemeyiz.

 “Şeffaf”lık vurgunuz dikkat çekici. Peki! Birileri size neden çamur atıp karalıyor ve işleri yanlış gösteriyor? 

Birileri bunu neden yapıyor bilemiyorum. Siyasette başkalarını zayıf göstererek, kendilerini yüceltmek isteyenler vardır. Bizim üzerimizden siyaset yapmak isteyenler her zaman çıktı. Bunlara prim vermiyorum. Bu konuda Joseph Goebbels'in (Hitler'in propaganda bakanı) prensibi üzerinden örnek vermek istiyorum. Goebels diyor ki; “Yalan söyleyin, hatta büyük yalan söyleyin. Yalan ne kadar büyük olursa o kadar etkili olur. Söylem ne kadar çok tekrar edilirse insanlar söylemin nereden geldiğini unutur, fikriymiş gibi kabullenir. Kendinizi savunmak yerine başkalarını savunmada bırakın. Bir tane büyük rakip seçin ve her türlü gidenden onu sorumlu tutun.“ Neticede bunlar yeni şeyler değil. Yakın siyasi tarihimizde de var. Hitler dönemi insanların katledildiği, tarihin en vahşi, karanlık ve acımasız dönemlerinden. O propagandanın izlerini, bugünkü siyasette hâlâ görebiliyoruz. Kimin ne fikirde olduğunu çok bilemiyorum; ama ortada olmayan şeyler, yalanlar ve dedikodular üzerinden siyaset yapılmasını doğru bulmuyorum. Artık toplum daha bilinçli. Doğruları, gerçekleri görebilen, kendini kullanmak isteyenlere fırsat vermeyen bir çoğunluk var. 

    Amerika da bugün hâlâ aynı politikayı yürütüyor. Bugün Türkiye’yi DEAŞ’ a destek veren bir pozisyona koyup -Emperyalizm ve Siyonizm’in uşakları da buna dâhil- Türkiye’yi bir algıyla esir etmeye çalışıyor. Hâlbuki Türkiye’ye onlarca bomba atılmış, bombalama eylemleri yapılmış. Türkiye binlerce DEAŞ’lıyı orada bertaraf etmiş. Buna rağmen bu algı oluşturuluyor. Türkiye dünyada en çok mülteciye sahip çıkan ülke. Türkiye 5 yıldızlı hizmet veriyor. Ancak Batı’da, Türkiye’nin mültecilere iyi davranmadığına yönelik raporlar çıkarılıyor. İnsanlar bunu görüyor. İçeride de aynı siyaset yapılıyor! Birileri bu algı üzerinden siyaseti dizayn etmeye çalışıyor. Bunlara fırsat vermemek gerekiyor. 
    Mesela; bir suç örgütü var, onun üzerinden algı oluşturmaya çalışıyorlar. Malatya’da çok derin bir kurnazlık var. Derin bir akıl var. Biz bunları görüyoruz. Fakat siyasetin edebinden ve düzgün siyasetin dışına da çıkmamaya dikkat ediyoruz. Özellikle partimize zarar verecek olgular içine girmiyoruz. Bizim zarar görmemiz bir şey ifade etmez; ama partinin ve Cumhurbaşkanımız, Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın zarar görmesini kabullenemeyiz. Dolayısıyla bunu hissetmek lazım. Biz siyaseti kendimiz için yapmıyoruz. Siyasette çok büyük fedakârlıklar gerekiyor. Siyaseti düzgün yapılmalı. 3-5 kişinin oluşturduğu siyasi bataklığın içine düşülmemeli. Malatyalılar bugüne kadar en yüksek oyu verdi. Partimize olan güven hâlâ var. Buna zarar vermemek yeterli. Doğru bir kadro içerisinde yer aldık, bugüne kadar getirdik. Nasip neredeyse inşallah orada bırakmak nasip olur. 

AK PARTİ’YE KARŞI 
BİLİNÇLİ BİR MÜCADELE VAR

Size karşı kasıtlı bir durum mu söz konusu? Geri planında neler ve kimler var? Bütün bunları, AK Parti’yi hedef alan yaklaşım veya bir yapı mı tetikleyerek geliyor? 

Her şeyin her yerde konuşulmasını doğru bulmuyorum. Bu herkese yapılıyor. AK parti hedefte. Bunu bilerek de yapan da var, figüran olarak da var. Gerçeği görmeliyiz. Olayların iç planını görmemiz, perde gerisini okutabilmemiz gerek. Dedikoduya inanmamak, gerçeklere bakmak lazım. AK Parti’ye karşı bilinçli bir mücadele var. Bitmez de… Biz, duruşumuzu bozmamalıyız. 

2 MİLYONLUK İHALE 
20 BİNE YAPTIRILAMAZ! 

Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı, Sayın Selahattin Gürkan “2 milyon liraya verilmiş olan altyapı ihalesini iptal ederek kendimiz sadece 20 bin liraya yaptık” dedi. Açıklama, bilinçli olarak basında farklı yönlere mi çekildi?

Başkanın onunla ilgili sonradan yaptığı bir açıklaması var. “İfadem o şekilde değildi, kinaye yaptım; ama anlaşılamadı” tarzında bir cevabı oldu. O zaman 2 milyonluk ihale yoktu. 2 milyonluk ihale 20 bine yaptırılamaz. Belki 1.400-1.200‘e yapılabilirdi. Ama başkanımız kinaye yaptığını açıkladı ve çıkan haberleri de dikkate almıyoruz. 

15 YILLIK SÜRECİ 
3 YILA SIĞDIRDIK 

Başkan Selahattin Gürkan, 4 ayda yaklaşık 40 milyon TL tasarruf ettiklerini söylemişti. Bu cümleyi üzerinize alındınız mı? Sizce yatırımlar mı kısıldı?

Başkanımız uygun zamanda bu rakamları daha doğru bilgilerle açıklar. Detayını bilmediğim için ne desem yanlış olur. Kendi dönemim için söylüyorum; çok tempolu çalışıyorduk. Kiraladığımız araçlar yetişmiyordu. Gece-gündüz çalışıp şehri yeniliyorduk. En gelişmiş şehirlerde Malatya’daki düzgün caddeleri, kaldırımları, ağaçlandırmayı, kavşak düzenini bulamazsınız. Şehre girdiğinizde bir simetri görürsünüz. Bu kolay olmadı. Biz girdiğimizde 30-40 caddede aynı anda çalışma vardı. Bir caddede 6-7 ekip olduğunu düşünün... 

    Haliyle siz oraları denetlemek, kontrol etmek, araç yetiştirmek, mühendis yetiştirmek zorundasınız. Çok tempolu bir çalışma yapılıyordu. O dönem biz çok eleştirildik. “Nereye gitsek kapalı. Çalışmalar her yerde yapılıyor” deniliyordu. Harici bir çalışma zaten 15 yılda bitmez. 15 yıllık süreci 3 yıla sığdırdık. Şehir de gerçekten pırıl pırıl oldu. Tertemiz oldu. Kaldırımı ve düzeni olmayan bir yeri temizleyemezsiniz. Kaldırım, düzen, aks varsa orası temizlenir ve kirletilmez. Düzgün kaldırım olmayan bir bilge ise temizlenemez. Malatya her açıdan tertemiz bir şehir oldu. Bazı şeyleri üstümüze alınıyoruz. 

KUL HAKKI VE ALIN TERİNE 
SAYGI GÖSTERİLMELİ 

Belediye Meclisi üyelerinin huzur hakkı ve memurların Sosyal Denge Sözleşmeleri (SDS)’ler kesildi. İşçi maaşları yeniden düzenlendi. Yapılanları doğru buluyor musunuz? Başkan Gürkan ile aranızdaki fark, yönetim şekliniz mi?

Herkesin farklı bir yönetim tarzı ve yönetim anlayışı vardır. Başkanımızın da Battalgazi Belediyesi’nde tecrübesi ve birikimi var. Başarılı olacağına da inanıyorum. Bazı ilkeler vardır. Ben kendi dönemim için söyleyeyim; Başkanım ile ilgili konuşmuyorum. Herkesin işi tutuş şekli vardır. Bizden daha başarılı olur. Daha başarılı yatırım ve hizmetler yapar. Biz de elimizden geldiği kadar destek veririz. 

Huzur hakkı 81 vilayette var. Memura mesai verilmez. Ekipler mesaiye bağlı kalınmaz. Daire başkanları saat 06.00-07.00’de sahada oluyor. Akşam 17.00 olunca “Ben gidiyorum” deme şansı yok. Saat 22.00’ye kadar sahada olan arkadaşlarımız var. Hafta sonu da çalışmak zorunda. Bu insanların hakkını çiğneyemezsiniz. 2009 yılında da İstanbul’dan 15-20 arkadaş davet ettim. Orada kimseye hak etmediği bir para verilmiş değil. Mesaili çalışıyorsa bu kul hakkıdır. Mesai yapılıyorsa hakkı verilmeli; ama mesai yapılmıyorsa para vermek ise ayrı bir felaket olur. Maaşların düşmesiyle ilgili de çok şikâyet gelmedi. Başkanım da “Kimsenin hakkını düşürmedik” dedi. Hatta “Birçoğunu da artırdık” dedi. Dolayısıyla işçilerin hak ve hukukları da önemli. Geldiğimizde de hak ve hukuklar gözetildi. İşe göre de iş sınıflandırmaları yapıldı. Büyükşehir olduğumuz için çok farklı kalemlerde iş yapan insanlar var. Aynı işi yapan insanlar aynı ücreti almalı. Zor ve tehlikeli işi yapanlar da var. Herkesin işi ve becerisine göre, maaş sınıflandırması yapılmalı. Kul hakkı ve alın terine saygı gösterilmeli. Çalışan arkadaşlarımızın hakkını korumaya çalıştık. Başkanımızın da düşürdüğünü tahmin etmiyorum. Kendisi de ifade etti. 

“ÖZEL KALEM HARCAMASI” 
KONUSUNU CHP ÇARPITTI

CHP ve AK Partili belediyelerin hepsinin giderleri hesaplanabilir. Belediye başkanının özel harcamaları da dahil olmak üzere, telefon konuşmasından yediği yemeğe ve konaklamasına kadar bir tabloyu ortaya koyun... Biz kul ve yetim hakkını biliriz. Gittiğimiz belediyelerde ikazda bulunduğumuz şeyler var. Cumhurbaşkanımız da bizi bu konuda defaten uyardı. 

Malatya Büyükşehir Belediyesi’nde, 2015-18 arasında, 4 yılda 11 milyon 459 bin TL “Özel Kalem Harcaması” yapıldığı, 2018 Faaliyet Raporu’nda yer aldı. Bu paranın nerelere gittiğine dair bir çarpıtma mı söz konusu oldu?

Bu tamamen bir çarpıtmaydı. CHP hazırlamıştı. Gerçeklerin ötesinde, kıyaslandığı zaman, bizim bütçemiz binde 6 çıkıyordu. Sadece gelen ziyaretçi sayısına bölerek, okunan bir rakamdı. Bu tamamen art niyetli bir açıklamaydı. Bütün belediyelerin ortalaması alınabilir. CHP ve AK Partili belediyelerin hepsinin giderleri hesaplanabilir. Kim ne harcamış? Özel kalemde hepsi var. Belediye başkanının özel harcamaları da dahil olmak üzere, telefon konuşmasından yediği yemeğe, kullandığı, dışarıda kaldığı giderine kadar bir tabloyu ortaya koyun. Biz kul ve yetim hakkını biliriz. Belediyelerde, gittiğimizde, uyardığımız şeyler var. Cumhurbaşkanımız bizi bu konuda defaten uyardı. 

    Malatya’da 9 yıl belediye başkanlığı yaptım. Yeni Malatyaspor’un A’dan Z’ye kadar yanında durdum. Maddi destekler verdik. Hepsini sistem üzerinden yaptık. Buralar karanlık noktalardır. Ne bir derneğe ne bir vakfa ne amatör spor kulüplerine, dışarıdan 5 kuruş para verdirmedik. Bir adam senin adına 1.000 lira para veriyorsa belediye maliyeti 10.000 liradır. 1.000 lira vereceğinize 100 lira verin; ama kendi kayıtlarınızla verin. Bununla ilgili yasal düzenlemeler yapılacak. İmar düzenlemelerinden kaynaklanan uygulamalar vardır. Belediyelerin imarla ilgili karar vermesi gereken bazı konular oluyor. Bütün bunların şeffaf olması çok önemli. Zaten bunlarla ilgili belediye yasası çıkacak. Ocak-Şubat 2019 gibi büyük ihtimalle gelebilir. Hazırlıkları yapılıyor. Belediye gelirlerinin iyi bir noktaya gelmesi, eski belediye başkanlarımızın özlük haklarına yönelik düzenlemeler var. Bunun haricinde, belediye gelirlerini artıracak kalemler de konuldu. 

ENTRİKA İÇERİSİNDE YER ALANLAR
HALEN “BEN REİSÇİYİM” DİYEBİLİYOR! 

Bazı aday adayları, kim aday gösterilirse gösterilsin, samimi olup partisi için çalıştılar. Geriye kalanları da “Parti kaybetsin” diye her türlü entrika içerisinde yer almış. Halen “Ben Reisçiyim” diyebiliyor! Gerçekten Reis’in arkasında olsa ve zarar görmesini istemezse böyle davranmaz. Her isteneni aday yapma gibi bir gücümüz yok. Bu, ben AK Parti Malatya İl Başkanı iken de böyleydi. 

31 Mart Yerel Seçimleri’nde –bunu herkese soruyorum– “Arapgir’de ve Akçadağ’da Ak Parti, Hekimhan’da Cumhur İttifakı kazanır” deniliyordu. Ancak Akçadağ’da bağımsız aday, Arapgir’de ve Hekimhan’da ise Millet İttifakı galip geldi. Sizin doğum yeriniz Darende’de de oy düşüşü oldu. Adaylar mı yanlıştı, yoksa beklenmedik bazı gelişmeler mi oldu? Bu durumu öngörmüş müydünüz?

Malatya ile sınırlı değil. AK Parti, gerçekten etkin bir parti. En büyük parti ve aday adaylarının teveccüh gösterdiği tek parti. Güney Doğu’da da böyleydi. Gidiyorduk, 20 tane aday adayımız vardı. Karşı partiden bakıyorsunuz, HDP 1 tane aday koymuş. Diğer partilerde 2 veya 3 tane var. Bizim partiden de 5-10-15 aday çıkmış. 20 tane aday adayı olan ilçelerimiz vardı. Samimi olan aday adaylarımızı kastetmiyorum. Bazıları oy vermediğin an aleyhte çalışabilecek bir yol izliyor. “Bana oy verirsen ben partim için çalışırım, gece-gündüz” dersin. Adaylık verilmediği zaman da “AK Parti kaybetsin” diye çalışabilecek bir anlayış. Böyle bir anlayış yok! Zaten böyle bir anlayış çoğunlukta olsa AK Parti bu güzün de olmazdı. 

    Sadece Malatya için söylemiyorum. Bazı aday adayları, kim aday gösterilirse gösterilsin, samimi olup partisi için çalışmışlardır. Geriye kalanları da “Parti kaybetsin” diye her türlü entrika içerisinde yer almış. Halen “Ben Reisçiyim” diyebiliyor! Ama gerçekten Reis’in arkasında olsa ve zarar görmesini istemezse böyle davranmaz. Her isteneni aday yapma gibi bir gücümüz yok. Bu, ben İl Başkanı iken de böyleydi. O dönemde “Bu arkadaşımız olsun” diye bir düşüncemiz de olmadı. Kim olursa olsun. “Kazandığı zaman hizmet edebilecek, uyumlu çalışabilen arkadaşlarımız olsun” diyorduk. Demek ki o arkadaşlarımızın da nasibinde yokmuş. Zamanında o arkadaşlarımızla da çalışarak güzel hizmetler yaptık. 

SELAHATTİN GÜRKAN BAŞKANIMIN 
BAŞARISI “BENİM BAŞARIM” DEMEK

Hacı Uğur Başkanımız ve Selahattin Gürkan Başkanımız da çok güçlü adaylardan biriydi. Siyasette müdahil olmak da bir şeyi değiştirmiyor. Kadere inanmak lazım. Kanaat böyle oluştu. Kamuoyu anketleri, parti, vekil görüşleri alındı. Genel merkez birçok çalışma, temayül yoklaması yapar. Alınan kararlar bazen bize yanlış gibi görünse de biz hep arkasında durduk. Amacımız Malatya’nın kazanması.

AK Parti’de, aday belirleme sürecinde vekil, STK, halk ve teşkilat görüşleri gibi birçok veri alınıp karar veriliyor. Siz istifa ettikten sonra 31 Mart’a kadar Malatya Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğunda oturan Yeşilyurt Belediye Başkanı Hacı Uğur Polat’ın performansını nasıl buldunuz? Polat ile neden devam edilmedi?

Genel merkezimizin değerlendirmeleri var. Hacı Uğur Başkanımız kısa bir süre içinde büyükşehir belediye başkanlığı yaptı. Yeşilyurt Belediyesi’nde de iş tutuşu ve çalışma tarzı belliydi. Çok çalışan, gecesi-gündüzü olmayan bir arkadaşımızdı. Güzel hizmetler üretti. Esenlik’te genel müdürlük yaptığı dönemde de başarılıydı. Yeşilyurt’ta da başarılıydı. Büyükşehir belediyesinde de kısa süre içerisinde güzel işler yaptı. Hacı Uğur Başkanımız ve Selahattin Gürkan Başkanımız da çok güçlü adaylardan biriydi. Nasip tabii… 

    Siyasette müdahil olmak da bir şeyi değiştirmiyor. Kadere inanmak lazım. Demek ki nasibinde yokmuş. Kanaat öyle oluştu. Kamuoyu anketleri, parti, vekil görüşleri alındı. Genel merkez birçok çalışma, temayül yoklaması yapar. Geçmişe de bakar ve bir kanaat kullanır. Genel merkezimizin aldığı karar, bazen bize yanlış gibi görünse de biz o kararın her zaman arkasında durduk. “Bu aday nereden geldi?” dediğimiz adayla gece-gündüz çalıştık. Çünkü o benim partimin adayı. Biz Selahattin Başkanım ile Battalgazi’de de çalıştık. Selahattin Başkanımın başarısı, benim başarım. Partimin başarısı Malatya’nın başarısı. Ne kadar iş yaparsak Malatya o kadar kazanacak. Bizim amacımız Malatya’nın kazanması. Hacı Uğur Başkanımıza nasip değilmiş. 

15 TEMMUZ SÜRECİNİ İYİ 
YÖNETEN İLLERDEN BİRİYİZ 

15 Temmuz’da sahalarda dağıtılan yiyecek, içeceklerden belediyelerin logolarını kaldırdık. Büyükşehir olarak, bütün organizasyonlarımıza rağmen kendi reklamımızı asla yapmadık. Tweet atarken bile kendimizi methetmedik. Şehri 3-4 gün kilitledik. Kimseye güvenemedik. Neyin ne olduğu tam anlaşılmadı.  Güvenlik güçlerinin içine sızmış yapılar vardı. O süreci en iyi yöneten illerden biriyiz. 

15 Temmuz sürecine dair bilgi verebilir misiniz? O gece, darbe girişimini duyduğunuzda nasıl tepki verdiniz? 

15 Temmuz büyük bir ihanet gecesiydi. O gün saat 22.00-12.30 civarıydı, evdeydim. Haberlerde de bir hareketlilik vardı. “İstanbul’da bombalı eylem yapılıyor” gibi haberler vardı. Kısmen bir sıkıntı olduğunu anladık. Hakan (Kahtalı) Başkan (Eski AK Parti Malatya İl Başkanı ve AK Parti Malatya Milletvekili) ile görüştük. “Evde misin?” dedi. “Evet” dedim. “Bir organizasyon yapalım, çıkmaya gerek yok” dedim. Hakan Başkan 5 dakika içerisinde geldi. Biz o arada kimseye güvenmediğimiz için koruma arkadaşlarımıza dahi haber vermedik. Arabaya bindik, “Arkadaşların örgütlenmesi lazım. Bu, ciddi bir olay” dedik. Ali Yıldırım, Kadir Çelik ve arkadaşlarla görüştük. “Tanıdıklarınıza haber verdin” dedik. Parti önüne geldik, kimse yoktu. Yakayı da ele vermemiz gerekiyordu. Orada Valimiz ile de konuştuk. Detayları hatırlamıyorum. Yer değiştirdik. WhatsApp grubundan herkes örgütlendi. Yarım saat geçmeden herkes partinin önündeydi. Oradan vilayete geçtik. 

    O an Malatyalılarda ciddi bir sahiplenme vardı. Bütün arkadaşlarımız sahada etkindi. Valiliğin önünde toplandık, daha sonra dağıldık. “Ne yapabiliriz” dedik. Geçmişten örnekler verdiler. “Bunların oyunlarını araçlarla engelleyebilir miyiz?” diye düşündük. Arkadaşlara “Kırsaldaki bütün iş makinelarını çekelim” dedim. “Nerede merkeze gelebilecek araç varsa, insin” dedik. Herkes duyarlıydı. “Bu belki şehitlik için bir fırsattır” dedik. Sayın Valimize (Eski Malatya Valisi Mustafa Toprak) “Biz kışlaların önünü kapatmak istiyoruz” dedim. Valimiz “Başkanım görüşüyorum, komutan bize dönecek, onların tavrını tam çözemedim” dedi. Arkadaşlara “Araçları hazır vaziyette tutun” dedik. “Sağlık Caddesi’ne, Aytaç Paşa Caddesi’nin üst kısımlarına, Hastane Caddesi’ne araçları koyun. Bizden haber bekleyin” dedim. Çok ciddi bir mücadele oldu. 

    “Biz bundan siyasi olarak nemalanmaya kalkarsak bu büyük bir bedel olur” dedik. O gün, sahalarda dağıtılan yiyecek, içeceklerden belediyelerin logolarını kaldırdık. Büyükşehir olarak, bütün organizasyonları yaptık; ama kendi reklamımız asla yapmadık. Tweet atarken bile kendimizi metheder gibi atmadık. Hiçbir zaman “Şunu yaptık, bunu yaptık” demedik. Şehri 3-4 gün kilitledik. Otobüsler çalışmadı, araçlar gidemedi. 3. gün Emniyet’ten geldiler ve suikast yapılabileceğini söyleyerek göz önünde olmamızı istediler. “Ayaküstü çok görünmeyelim” dedik. Havaalanını, yolları kapattık, aküleri söktüler. O 3-4 gün, neyin ne olduğu tam anlaşılmadı. Kimseye güvenemedik. Güvenlik güçlerinin içine sızmış yapılar vardı. 3 gün boyunca “Silah da dayatılsa o yollar açılmayacak” denildi. O süreci en iyi yöneten illerden biriyiz. 
Siz gece boyu Valilik’teydiniz. Anormal bir durum sezdiniz mi? 

Ben Vali Bey’in (Eski Malatya Valisi Mustafa Toprak) olayın üzerine ciddi gittiklerini ve tavrını iyi gördüm. Samimi yaklaşıyorlardı. Biz arkadaşlarla ayrı bir ekip oluşturduk. Bizi rahatsız eden bir algı hiç olmadı. Tanklar geliyordu, “Durdurulması lazım” dedim. 2. Ordu Komutanlığı oyalıyordu. Vali Bey de “2. Ordu’da bir sıkıntı var” diyordu. 

MALATYA, 15 TEMMUZ’DA 
ÖRNEK BİR DURUŞ SERGİLEDİ

Malatya Havalimanı pisti, itfaiye ve diğer araçlarla kapatıldı. Böylece Malatya’da muhtemel bir kanlı kalkışmanın önüne geçildiği belirtildi. Emri kim verdi? 

Biz kapatılmasını istedik. Vali Bey “Bekleyin” dedi. Ama araçlarımız çıkmıştı. 50’ün üzerinde iş makinamız vardı. Spontane oluşan bir fikirdi. Ne yapılacağına dair görüşmeler çok hızlı gelişti ve herkes çok heyecanlıydı. Bildiğim kadarıyla “Havaalanına öncelik verin” denildi. Vali Bey “Başkanım, havaalanı önemli deniliyor” dedi. Araçlar 5 dakikada havaalanında oldu. Arkadaşlarımıza silah çektiler. Bir sürü karmaşayla girdiler. Karar ortak fikirle oluştu. Topsöğüt yolunu kazdık. Mümkün olduğu kadar da Malatya ablukaya alındı. Malatya örnek bir duruş sergiledi. 

MİLLETİMİZİN CUMHURBAŞKANIMIZA 
İNANCI, BİRÇOK KESİMİ RAHATSIZ EDİYOR!

Bütün gelişim projeksiyonuna bakarak ülkesinin 50 yılını planlayan, çıkarlarını koruyan bir cumhurbaşkanımız var. Bugün PKK, DEAŞ, YPG ve FETÖ neyse, o saldırıların arkasındaki de odur. Her kriz sonrasında Türkiye’nin daha çok sıçrama yapacağını, büyüyeceğini, küçük dalgalanmalardan etkilenmeyeceğini biliyorum. Ekonominin, 2020’nin ortalarından sonra daha iyi bir noktaya geleceğine inanıyorum. 

Milletvekilliğinin yanında aynı zamanda iş insanısınız. Ekonomiyi nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Büyüyen ve gelişen, gelecek vaad eden, canlı, üreten bir ekonomi... Teknolojiye ve Ar-Ge’ye önem veren bir ekonomik anlayışımız var. Haliyle markalaşmak ve nitelikli ürün geliştirme konularında çok hızlı bir mesafe alındı. Makro düzeyde ekonomik ve kriz dönemindeki dengelere baktığınızda ekonominin değerleri vardır. Bunlar ülkenin büyüme rakamlarıdır. Kamu borcudur, dış borçtur, cari açıktır. Bunları yan yana koyduğumuzda kıyaslayacağımız ülkeler vardır. G-20 ve G-7 ülkeleri vardır. Bunların ortalamaları vardır. Bütün bunları ortaya koyarsınız. İhracatın ve ithalatın geldiği noktaya bakarsınız. Türkiye’nin rakamları o zaman, istisnasız tamamında kısmen cari açık Avrupa Birliği’nin ortalamasından çok iyiydik. G-20 ortalamasından yine iyiydik. Diğer rakamlarda ise çok çok farklı şekilde iyiydik. 

    Türkiye ne zaman kendini toparlamaya başlasa bir saldırı oluyor. Bunun bir gerçek olduğunu görmek lazım. Türkiye’ ye karşı her zaman bir ekonomik saldırı var. Türkiye’nin kullandığı krediler var. Bunlara uygulanan faiz oranları var. Büyük ölçekte Türk şirketlerinin finans karşılığı borçlanmaları var. Tamamının son 3 yıldır uygulanan gizli bir ambargo olduğunu görüyoruz. Alınan çok hızlı önlemlerle Türkiye bu sıkıntıyı ve krizi atlatacak. Ben atlatmış olarak görüyorum. Bizim ekonomimizin bozulması dış kaynaklardan dolay. Türkiye artık eski Türkiye değil. Türkiye, 50 yıl sonrasını, 2023-2050-2071 hedeflerini koydu. 

    “Savunmada ve ekonomide nerede olacağım?” diye hesap yapan bir ülkeyiz. Bütün gelişim projeksiyonuna bakarak ülkesinin ve milletinin 50 yılını planlayan, çıkarlarını koruyan bir Türkiye ve cumhurbaşkanımız var. Millet, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a inanmış ve güvenmiş. Bu birçok kesimi rahatsız ediyor. Türkiye’ye saldırıyorlar. Terör saldırısı nasılsa bugün PKK, DEAŞ, YPG, FETÖ neyse, o saldırıların arkasındaki de odur. Türkiye taviz vermiyor. Türkiye şu anda hem bölgesinde etkin hem de dünya siyasetinde etkin bir konuma gelmiştir. Her kriz sonrasında Türkiye’nin daha çok sıçrama yapacağını, daha büyüyeceğini, küçük dalgalanmalardan etkilenmeyeceğini biliyorum. Ekonominin, 2020 yılının ortalarından sonra daha iyi bir noktaya geleceğine inanıyorum. 

İNŞALLAH BİZ DE İLERİDE 
DUALARLA ANILIRIZ

Bazı belediye başkanları ve yöneticiler uzun seneler geçse de hatırlanır. Örneğin; Ahmet Münir Erkal ve Ulvi Saran... Ahmet Çakır, 20 yıl sonra Malatya’da, nasıl ve neyle anımsanacak? 

Ona ben karar veremem. Ama insan her zaman güzel işler yaparak hatırlanmayı ister. Bizlerin de yaptığımız güzel iş ve hizmetler varsa onlarla anılmak isteriz. Bu memlekete emeği geçen, samimi, çalışan herkesten Allah razı olsun. Göreve geldiğimizden beri kendi siyasetimizi ve çıkarlarımızı ön planda tutmadık. Şehrimizin gelişmesini, büyümesini, altyapısı, her boyutta kültürel anlamda insanlara dokunuşuyla çalışmalar yapmaya gayret ettik. Gerçekten güzel bir ekibimiz vardı. Bütün arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Görev almayan çok değerli arkadaşlarımız var. Onların da ileride değerlendirileceklerini umuyorum. Bu bir ekip işiydi. Gece-gündüz çalıştık. İnşallah biz de ileride dualarla anılırız.

AHMET ÇAKIR KİMDİR?

1964’te, Malatya ilinin Darende ilçesinde doğdu. İlkokul, ortaokul ve liseyi burada tamamladı. Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi'nden mezun oldu. Gıda, inşaat ve eğitim sektörlerindeki ticari faaliyetlerinin yanı sıra, 2 yıl Malatya Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği (MÜSİAD) Yönetim Kurulu Üyeliği, ardından 3 sene MÜSİAD Malatya Şube Başkanlığı görevini yürüttü. Siyasete, 2001’de AK Parti çatısı altında girdi. Orta derecede İngilizce ve Arapça biliyor. Evli ve iki çocuk babası.