<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Malatya Haber, Malatya Haberi, Malatya Son Dakika Haberleri</title>
        <link>https://www.malatyatime.com/</link>
        <description>Malatya haberleri, son dakika Malatya haberleri, Malatya bölgesel ve yerel haberler, Malatya Time&#039;da</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>Kamyon, Tır, İş Makinesi Zekâta Tabi midir?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/kamyon-tir-is-makinesi-zekata-tabi-midir-110784</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/kamyon-tir-is-makinesi-zekata-tabi-midir-110784</guid>
                <description><![CDATA[İş makineleri, kamyon ve tır gibi ticari araçlara zekât düşer mi? Ticaretin kalbinde çalışan bu demir yığınları, zekât yükümlülüğü açısından nasıl değerlendirilmelidir? Mezhepler ne diyor, güncel yorumlar neye işaret ediyor?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#3498db"><strong>İŞ MAKİNESİ SATILIK MI, KAZANÇ KAPISI MI?</strong></span></p>

<p>İslam zekât sisteminde temel ayrım, malın bizzat artıcı olup olmamasıdır. Yani kendisi artmasa bile gelir getirici olması, zekât yükümlülüğü açısından kritik bir belirleyicidir. Bu bağlamda, iş makineleri, tırlar, kamyonlar gibi araçlar da sorgulanır:</p>

<p>Acaba bu araçlara zekât düşer mi?</p>

<p>Eğer bu araçlar satılmak için elde tutuluyorsa, ticaret malı hükmündedir. Dolayısıyla kıymeti üzerinden zekât gerekir.<br />
Fakat bu araçlar hizmet üretmek amacıyla, yani taşımacılık, nakliye veya inşaat faaliyeti gibi işlerde kullanılıyorsa, kendilerine zekât gerekmez. Bu, tıpkı bir marangozun planyasına, bir terzinin dikiş makinesine zekât gerekmediği gibidir.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>KAZANÇ ZEKÂTA TABİDİR, ARAÇ DEĞİL</strong></span></p>

<p>Araçlardan elde edilen gelir, nakit kazanç hükmüne girer. Eğer bu gelir nisab miktarına ulaşır ve üzerinden bir hicrî yıl geçerse, kazancın zekâtı verilir.<br />
Yani zekât, kazançtan alınır; kazancı sağlayan ekipmandan değil.</p>

<p>Bu konuda dört mezhebin ortak kanaati vardır:<br />
İşletmede kullanılan aletler, makineler ve araçlar zekâta tabi değildir.<br />
Ancak bu aletlerin ticaret amacıyla edinilmesi veya satış niyetiyle elde bulundurulması, hükmü değiştirir.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>ZAMANLA NİYET DEĞİŞİRSE NE OLUR?</strong></span></p>

<p>Diyelim ki bir nakliyeci, kamyonunu satmaya karar verdi. Bu durumda kamyon, artık bir ticaret malı sayılır. Eğer satışa çıkarıldıktan sonra üzerinden bir yıl geçerse ve toplam servet nisabı aşarsa, o kamyonun rayiç bedeli zekâta dâhil edilir.</p>

<p>Aksi halde, hâlen kazanç elde edilen bir üretim aracıdır ve bizzat kendisi zekâta tabi değildir.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>HÜLASA</strong></span>:</p>

<p>Kamyon, tır, iş makinesi gibi araçlar, gelir elde etmek amacıyla kullanılıyorsa, kendilerine zekât gerekmez.<br />
Ancak bu araçlardan elde edilen kazanç, nisab miktarına ulaşıp yılını doldurursa, zekât verilmelidir.<br />
Söz konusu araçlar, eğer satış için elde bulunduruluyorsa, bu kez ticaret malı sayılır ve değerleri üzerinden zekât gerekir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 26 Sep 2025 12:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/09/kamyon-tir-is-makinesi-zekata-tabi-midir-1758877529.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Namazda Annem Çağırırsa Bozmalı mıyım?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/namazda-annem-cagirirsa-bozmali-miyim-110314</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/namazda-annem-cagirirsa-bozmali-miyim-110314</guid>
                <description><![CDATA[Bir yanda Allah’a kulluk, bir yanda anneye babaya itaat… Peki, namaz kılarken ebeveyn seslenirse, ne yapmalı?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İbadet, sadece Allah’a yönelmenin bir şeklidir; ancak bu yönelişin hayatla bağını koparmaması esastır. Müslüman birey, yalnız başına secdelere kapanmaz; toplumu, ailesi ve çevresiyle bir bütündür. Özellikle anne ve baba… Onların duası, rızası, gönül hoşluğu; kulun hem dünyasını hem ahiretini mamur eder.</p>

<p>Peki, namazdayken ebeveyn seslenirse ne olur?</p>

<p>Eğer kılınan namaz nafile ise, yani farz olmayan bir ibadetse, çağrıya kulak verilir. Anne veya baba meşru bir talepte bulunursa, kişi namazını bozar ve hemen ebeveynin yardımına koşar. Bu, ibadeti bölmek değil; bir başka ibadeti, yani anne-babaya itaati öncelemektir.</p>

<p>Ancak namaz farz ise, yani Allah’ın emrettiği beş vakit gibi vacip bir ibadet ise, o zaman durum farklılaşır. Eğer ortada zaruret yoksa, çağrıya rağmen namaz tamamlanır. Lakin gerçekten bir ihtiyaç, aciliyet, yardım talebi varsa; ister anne baba olsun, ister bir yabancı, kişi namazını bozar ve yardıma gider. Bu, kulun hem ibadetini hem merhametini kuşanmasıdır.</p>

<p>Dahası, biri “İmdat!” diye feryat etse; o an cuma namazında bile olsa, bir Müslüman yardım çağrısına kayıtsız kalmamalıdır. Ne ırkı, ne mezhebi, ne dili sorulmaz. İnsanlık orada imtihandadır.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>HÜLASA:</strong></span></p>

<p>Nafile namazda ebeveynin çağrısı derhal karşılanır. Farz namazda ise zaruret yoksa devam edilir; ama ihtiyaç varsa vakit ve yer gözetilmeden yardıma koşmak gerekir. Çünkü bizim inancımızda bir cana koşmak, tüm insanlığı kurtarmak kadar değerlidir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 08 Sep 2025 11:34:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/09/namazda-annem-cagirirsa-bozmali-miyim-1757320565.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Namazda Beşinci Rekâta Kalkarsan Ne Olur?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/namazda-besinci-rekata-kalkarsan-ne-olur-110221</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/namazda-besinci-rekata-kalkarsan-ne-olur-110221</guid>
                <description><![CDATA[Dört rekâtlık bir namazın son oturuşundan sonra beşinci rekâta kalkılırsa ne yapılmalı? Namaz bozulur mu, devam edilir mi? Merak edilen bu mesele fıkıh çerçevesinde açıklandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>UNUTARAK KALKTIYSANIZ, HENÜZ GEÇ DEĞİL</p>

<p>Namazda en sık yaşanan durumlardan biri…<br />
Son oturuşu yaptıktan sonra dalgınlıkla beşinci rekâta kalkmak.<br />
Peki böyle bir durumda ne yapılmalı? Namaz bozulur mu, yoksa tamamlanabilir mi?</p>

<p>Eğer kişi beşinci rekâtın secdesine varmadan hatasını fark ederse, hemen geri oturur. Ardından sehiv secdesi (yanılma secdesi) yaparak namazını tamamlamış olur. Bu durumda namaz sahihtir.</p>

<p>Ancak kişi beşinci rekâtın secdesini de yapmış, hatta altıncı rekâta geçmişse ve hatasını ancak o noktada fark etmişse artık geri dönülmez.<br />
Bu durumda bir rekât daha eklenir, yani toplam altı rekât kılınmış olur. Bu altı rekâtın ilk dördü farz, son iki rekâtı ise nafile olarak değerlendirilir. Namazın iadesine gerek kalmaz. Ancak yine de sehiv secdesi yapılması gerekir.</p>

<p>İbadetlerde unutkanlık insana mahsustur; ancak usul bilinirse bu tür dalgınlıklar ibadeti geçersiz kılmaz. Fıkıh, bu gibi durumlar için açık çözümler sunar.</p>

<p>HÜLASA<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•Beşinci rekâta kalkılır ve secde yapılmadan fark edilirse, hemen oturulup sehiv secdesiyle namaz tamamlanır<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•Eğer beşinci rekâtın secdesi yapılmışsa, bir rekât daha eklenir ve toplamda altı rekât kılınır<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•Bu durumda ilk dört rekât farz, son iki rekât ise nafile kabul edilir<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•Namaz iade edilmez, ama mutlaka sehiv secdesi yapılmalıdır</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 02 Sep 2025 13:57:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/09/namazda-besinci-rekata-kalkarsan-ne-olur-1756810772.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Boy Abdestinde Kan Akarsa Gusül Geçerli Olur mu?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/boy-abdestinde-kan-akarsa-gusul-gecerli-olur-mu-110158</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/boy-abdestinde-kan-akarsa-gusul-gecerli-olur-mu-110158</guid>
                <description><![CDATA[Gusül abdesti sırasında bedenden kan gelirse abdest geçerli olur mu? Devam eden akıntı gusle engel mi? Bu sorulara fıkıh çerçevesinde açıklık getirildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>GUSLÜ BOZMAZ AMA NAMAZI BOZAR</p>

<p>Boy abdesti (gusül) almakta olan bir kişinin bedeninden kan gelmesi ya da abdest bozucu bir akıntının bulunması, guslün geçerliliğini etkilemez. Bu durumda kişi cünüplükten, hayızdan ya da lohusalıktan kurtulmuş sayılır. Fakat bu abdestle namaz kılmak veya ibadet yapmak mümkün değildir.</p>

<p>Çünkü gusül abdesti geçerli olsa da, namaz abdesti bozulmuştur. Alimler bu ayrımı şöyle açıklar:<br />
“Guslü bozan her şey abdesti bozar, ama abdesti bozan her şey guslü bozmaz.”</p>

<p>Örnek olarak; burnu sürekli kanayan biri veya regl süresi sona erdiği hâlde akıntısı devam eden kadın, gusül abdesti alabilir ve bu geçerli olur. Ancak namaz kılmak için ayrıca abdest alması gerekir. Fıkıh literatüründe bu duruma düşen kimseler “sahib-i özür” olarak tanımlanır ve her vakit için ayrı abdest almaları gerekir.</p>

<p>HÜLASA<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•Boy abdesti alırken bedenden gelen kan veya akıntı guslü bozmaz<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•Bu kişi cünüplükten, hayızdan veya lohusalıktan temizlenmiş olur<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•Ancak namaz kılmak ve diğer ibadetler için yeniden abdest almalıdır<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•Sürekli akıntısı olan kişi “sahib-i özür” sayılır ve her namaz vakti abdest alması gerekir</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 29 Aug 2025 09:09:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/08/boy-abdestinde-kan-akarsa-gusul-gecerli-olur-mu-1756447999.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İddia Et, Kazan, Günaha Gir!</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/iddia-et-kazan-gunaha-gir-110122</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/iddia-et-kazan-gunaha-gir-110122</guid>
                <description><![CDATA[İki kişi arasında geçen iddialı oyunlar, para veya başka bir karşılıkla oynandığında dinen caiz midir? Halı saha maçlarından koşu yarışlarına kadar uzanan bu tartışmalı durum, fıkhî açıdan değerlendirildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İDDİALAŞMA BİR EĞLENCE Mİ, KUMAR MI?</p>

<p>“Maçı kazanan yemek ısmarlasın!”<br />
“Koşuda beni geçersen sana 500 lira veririm!”</p>

<p>Gündelik hayatın içinde sıkça rastlanan bu tür cümleler, dostça meydan okumalar gibi görünse de işin içine para, mal ya da herhangi bir çıkar girince dinen meşru olmayan bir alana kayılabiliyor.</p>

<p>Fıkıh bu noktada açık bir ayrım yapıyor:<br />
Eğer iki kişi yarışmadan önce aralarında, “Sen kazanırsan ben sana şu kadar veririm, ama ben kazanırsam sen de bana şu kadar vereceksin,” şeklinde karşılıklı bir anlaşmaya girerse, bu kumar hükmüne girer. Her iki tarafın da kazanç elde etme ihtimali ve aynı anda zarar görme riski, dinen bu tür iddiaları sakıncalı hale getirir.</p>

<p>Ancak taraflardan sadece biri, “Eğer beni geçersen sana şu kadar para vereceğim, ama ben seni geçersem senden bir şey istemem,” derse, bu tür tek taraflı vaatler caizdir. Burada risk sadece bir taraftadır, diğer tarafın kaybedeceği bir şey olmadığından kumar sayılmaz.</p>

<p>Halı saha maçlarında da durum aynıdır. “Kaybeden takım sahayı öder” tarzı bir anlaşma, dini ölçülere göre kumar kapsamında değerlendirilir. Oysa eğlence ve spor maksadıyla yapılan müsabakalar, herhangi bir maddi yükümlülük altına sokulmadan icra edildiğinde meşrudur.</p>

<p>HÜLASA<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•Karşılıklı iddiaya dayalı para vaadi: Kumar sayılır, caiz değildir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•Tek taraflı vaat (örneğin sadece biri para vaad ederse): Caizdir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•Halı saha gibi müsabakalarda kaybedenin ödeme yapması: Dinen kumar hükmündedir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•Kazanan tarafın aldığı ödülü kullanması, şartlara bağlı olarak ya helaldir ya da haramdır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 28 Aug 2025 10:51:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/08/iddia-et-kazan-gunaha-gir-1756367642.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Akşam Namazında İmama İlk Teşehhüdde Yetişen Ne Yapar?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/aksam-namazinda-imama-ilk-tesehhudde-yetisen-ne-yapar-110108</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/aksam-namazinda-imama-ilk-tesehhudde-yetisen-ne-yapar-110108</guid>
                <description><![CDATA[Akşam namazında imama ilk teşehhüde yetişen kişi, namazını nasıl tamamlamalı? Dört mezhebin içtihatları arasında kaybolmadan, fıkhî geçerliliği ve itmi’nanı sağlayacak en selametli yol hangisidir?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz akşam cemaatle namazdaydım. Biraz geç kaldım. Akşam namazının ikinci rekâtıydı. Teşehhüdde, yani oturuşa yeni geçmişti imam. Sessizce katıldım. Birlikte üçüncü rekâtı kıldık. Selam verildi. Ben kalktım, kalan iki rekâtımı tamamladım. Namazı bitirdim, dua ettim.</p>

<p>Tam o sırada, iyi niyetli biri yaklaştı:<br />
“<strong>Her bir rekâta bir teşehhüd düşer,</strong>” dedi. “<strong>Siz ise yalnızca iki defa oturdunuz, üç olması gerekirdi.</strong>”</p>

<p>O an durup düşündüm. Zira Hanefî mezhebine göre bu söz doğruydu. Fakat mesele sadece bir mezhebin hükmüyle sınırlı değildi. Çünkü ben o namazı Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre kılmış sayılıyordum. Yani namazım geçerliydi.</p>

<p>Ancak bu gibi durumlarda şunu unutmamak gerek:<br />
Dini yaşarken ruhsatla oynamak değil, azimetle yürümek esastır.</p>

<p>Yani “<strong>hangi mezhebe göre kurtarıyorsa ona uyarım</strong>” gibi bir keyfiyet değil; her dört mezhebin içinden en sağlam olanla amel etmek, ama bilmek gerekir ki eğer bir fiil bu dört mezhepten birine uygunsa, o amel fıkhen geçerlidir.</p>

<p>Bu örnek özelinde:<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•Hanefî’ye göre her teşehhüdde oturmak gerekir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•Şâfiî ve Mâlikî’ye göre ise, bu durumda iki oturuş yeterlidir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•Dolayısıyla üç kez teşehhüde oturmam gerekmedi, ama otursaydım daha ihtiyatlı olurdu.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>Dört Mezhebe Göre Geçerliyse, O Amel Geçerlidir</strong></span></p>

<p>Bugün pek çok insan, ya bir mezhebe sıkı sıkıya bağlı olduğunu zanneder ama hükümlerini bilmez…<br />
Ya da “<strong>hangisi kolayına gelirse</strong>” anlayışıyla dinin ciddiyetini zedeler.</p>

<p>Halbuki sahih bir amel için aranan temel ölçü şudur:<br />
“<strong>Yeter ki dört hak mezhepten birine uygun olsun.</strong>”<br />
Ama her defasında azimetle yaşayıp, ruhsatla avunmamak gerekir.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>Lakaytlığa Değil, Bilince Sebep Olmalı</strong></span></p>

<p>Beni uyaran kardeşimin maksadı güzeldi. Uyarısı da doğruydu.<br />
Ancak mesele sadece bir hatayı göstermek değil, o hatanın fıkhî kıymetini ve mezhepler arası geçerliliğini de bilmeyi gerektirir. Aksi takdirde, dini meselelerde gereksiz kuşku ve lakaytlık arasında gidip gelen bir zihin ortaya çıkar.</p>

<p>Ve işte bu yüzden, din ilmi yalnız hüküm öğrenmek değil,<br />
hükmün nerede geçerli olduğunu bilmeyi de gerektirir.</p>

<p><strong>Selam ve hürmetle.<br />
Murat Çetin</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 27 Aug 2025 21:40:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/08/aksam-namazinda-imama-ilk-tesehhudde-yetisen-ne-yapar-1756320216.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Market Kuponuyla Araba Kazanmak Caiz mi?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/market-kuponuyla-araba-kazanmak-caiz-mi-110084</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/market-kuponuyla-araba-kazanmak-caiz-mi-110084</guid>
                <description><![CDATA[Marketlerin alışveriş yapan müşterilere verdiği çekiliş kuponlarından çıkan ödüller dinen caiz midir? Tartışmalı kampanyalara dair merak edilen hüküm, fıkıh çerçevesinde ele alındı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#3498db"><strong>ÇEKİLİŞ HEDİYESİ HELAL MİDİR?</strong></span></p>

<p>Market çıkışında elinize tutuşturulan bir kupon, alışverişe küçük bir heyecan katıyor: “Belki televizyon çıkar, belki araba. Hiç olmadı tencere…”</p>

<p>Peki ama dinen bu hediye helal midir?</p>

<p>Şayet çekiliş kuponu müşteriye ücretsiz veriliyorsa, herhangi bir şekilde satılmıyor ve alışverişin fiyatına yansıtılmıyorsa, o zaman bu tür bir çekilişe katılmakta sakınca yoktur. Alışveriş yapan her müşteri aynı hakka sahipse ve bu kuponlar hediye niteliğindeyse, dinî hüküm açısından caizdir.</p>

<p>Ancak işin içine para girerse; yani kuponlar satılır ya da alışverişin maliyeti bu çekilişin yükünü de taşıyorsa, işte o noktada mesele değişir. Zira bu durumda bazı müşteriler kazanç elde ederken, diğerleri zarar eder. Bu da dinen kumar hükmüne girer.</p>

<p>Özellikle reklam amacıyla yapılan bazı kampanyalarda çekilişin alışverişe bağımlı hale getirilmesi, dinî hassasiyetleri zedeleyebilir. Satılan her ürünün bedelinin içine gizlenmiş bir kupon maliyeti varsa, müşteriler fark etmeden bir kumara ortak olmuş olabilir.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>HÜLASA</strong></span><br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kuponlar ücretsiz olarak ve alışverişin doğal sonucu şeklinde veriliyorsa, bu tür çekilişten çıkan hediyeyi almak caizdir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Eğer kupon parayla satılıyor ya da alışveriş bedeline gizlenmiş bir maliyetle veriliyorsa, bu durum kumar hükmü doğurur.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Dinen caiz olması için; kimsenin zarar etmemesi, herkesin eşit şartlarda çekilişe katılması ve kuponun hediye niteliğinde sunulması gerekir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 27 Aug 2025 11:16:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/08/market-kuponuyla-araba-kazanmak-caiz-mi-1756283065.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dul Kadının 4 Ay 10 Günlük Sessizliği</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/dul-kadinin-4-ay-10-gunluk-sessizligi-109908</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/dul-kadinin-4-ay-10-gunluk-sessizligi-109908</guid>
                <description><![CDATA[Bir kadının kocası vefat ettiğinde başlayan iddet süresi, sadece hukuki bir zorunluluk değil; aynı zamanda toplumsal hafızada derin anlamlar taşıyan bir bekleyiştir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kimi meseleler vardır ki sadece satır arası bir hüküm değil, hayatın tam ortasında duran bir imtihandır. Dul kalan bir kadının yeniden evlenebilmesi için belirlenen 4 ay 10 günlük iddet süresi de böyle bir meseledir.</p>

<p>Bugünün hızına aldırmadan, takvimin yavaş aktığı o günler… Kadın için sadece yeni bir evliliğe hazırlanmak değil; kaybı kabullenmek, hatıralarla yüzleşmek ve yarınlara adım atmaktır.</p>

<p>İslam hukukunun çizdiği bu sınır, çoğu zaman tartışılır: “Neden bu kadar süre bekleniyor?” diye. Oysa mesele sadece nesep güvenliği değil; aynı zamanda kadının ruh dünyasına tanınan bir sükûnet payıdır.</p>

<p>İddeti hiçe sayıp erken evliliklere yönelenler, aslında hem dini hem de insani bir çizgiyi aşar. Çünkü bu bekleyiş, sadece kadının değil, toplumun da hafızasında yer eden bir onurdur.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>HÜLASA</strong></span></p>

<p>İddet, ölüm sonrası kadının bekleme süresidir.<br />
Hamile ise süre doğumla sona erer.<br />
Hamile değilse dört ay on gün sürer.<br />
Bu süre bitmeden evlenmek haramdır.<br />
Kadın nafaka alamaz ama miras ve mehir hakkına sahiptir.<br />
İddet boyunca esas olan, evde kalmasıdır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 21 Aug 2025 10:38:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/08/dul-kadinin-4-ay-10-gunluk-sessizligi-1755762129.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>“Amin mi, Amin İnşallah mı? Gözden Kaçan İnce Fark”</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/amin-mi-amin-insallah-mi-gozden-kacan-ince-fark-109872</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/amin-mi-amin-insallah-mi-gozden-kacan-ince-fark-109872</guid>
                <description><![CDATA[Dualarda en çok kullanılan ifadelerden biri olan “Amin inşallah” sözünün doğru olup olmadığı tartışılıyor. Peki, bu söz gerçekten dinî kaynaklara göre uygun mu?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Günlük hayatımızda, belki farkında olmadan söylediğimiz ifadeler vardır. “Amin inşallah” da bunlardan biri. Oysa mesele sadece bir kelime oyunu değil. Çünkü “Amin”, başlı başına “Allah’ım kabul eyle” demektir. Bu dua kelimesine “inşallah” eklemek, aslında kesinlikten ihtimale geçmek anlamına gelir.</p>

<p>Peki bu niçin önemli? Çünkü dua, bir yönüyle Allah’a arz edilen bir talep, bir yakarıştır. Dua ederken kalbimizde kesin bir inanç ve kararlılık olmalıdır. “Amin” bu kesinliği ifade eder. Ama “inşallah” eklendiğinde, dua bir nevi şarta bağlanmış olur.</p>

<p>Bir başka mesele de namazda Fatiha’nın ardından söylenen “Amin”dir. Bu, asırlardır uygulanan bir sünnettir. Sessizce söylenmesi tercih edilir. Çünkü bu noktada “Amin” demek, Fatiha’da okunan duaları mühürlemek gibidir.</p>

<p>Gündelik dilimizde yer etmiş ama aslında kökü sağlam olmayan pek çok ifade vardır. “Amin inşallah” da bunlardan biridir. Oysa hakikati bilmek, küçük gibi görünen bir sözü doğru yerde kullanmak, ibadetin ruhuna dokunan bir inceliktir.</p>

<p><strong>Hülasa<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;“Amin”, “Allah’ım kabul eyle” demektir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;“Amin inşallah” ifadesi, kesinlikten ihtimale dönüş anlamı taşır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Namazda Fatiha’dan sonra “Amin” demek sünnettir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Dua ederken kararlılık ve teslimiyet esastır.</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 20 Aug 2025 10:12:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/08/amin-mi-amin-insallah-mi-gozden-kacan-ince-fark-1755674209.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Güneş Enerjisiyle Isınan Suyla Abdest Alınır mı?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/gunes-enerjisiyle-isinan-suyla-abdest-alinir-mi-109840</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/gunes-enerjisiyle-isinan-suyla-abdest-alinir-mi-109840</guid>
                <description><![CDATA[Güneş enerji paneliyle ısınan suyun abdestte ve gusülde kullanılmasının dini hükmü nedir? İşte merak edilen sorunun cevabı…]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#3498db"><strong>GÜNEŞ IŞIĞI DOĞRUDAN TEMAS ETMİYOR</strong></span></p>

<p>Güneş enerji panellerinde kullanılan su, doğrudan güneş ışığına maruz kalmaz. Kapalı devre bir sistem aracılığıyla sadece ısı transferiyle ısınır. Dolayısıyla suyun mahiyetinde bir değişiklik olmaz.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>ABDEST VE GUSÜL İÇİN GEÇERLİ</strong></span></p>

<p>Fıkıh kaynaklarına göre güneş ışınlarının doğrudan temas etmediği bu tür sularda abdest almak da, gusül abdesti yapmak da caizdir. İbadetlerin geçerliliği açısından herhangi bir sakınca bulunmamaktadır.</p>

<p>Günümüzde teknolojinin hayatımıza kattığı kolaylıklar, zaman zaman dini hassasiyetlerle de kesişiyor. Güneş enerjisiyle ısınan su meselesi de bunlardan biri. İnsanlar akıllarına şu soruyu getiriyor: “Acaba kullandığım su, ibadetime engel olur mu?”</p>

<p>Aslında mesele basit: Suyun mahiyetini bozan bir temas yok. Sadece ısı aktarımı var. Yani odun ateşinde ısınan suyla, güneş panelinde ısınan su arasında fark yok. Din kolaylık dini olduğu için bu tür sistemler ibadetleri geçersiz kılmaz.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>Hülasa</strong></span></p>

<p>• Güneş enerjisiyle ısınan su&nbsp;kapalı devre sistemden&nbsp;geçer.</p>

<p>• Suyla güneş ışığı arasında&nbsp;doğrudan temas&nbsp;olmaz.</p>

<p>• Bu suyla alınan&nbsp;abdest de gusül de geçerlidir.</p>

<p>• Dini açıdan&nbsp;herhangi bir sakınca yoktur.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 19 Aug 2025 10:56:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/08/gunes-enerjisiyle-isinan-suyla-abdest-alinir-mi-1755590415.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Fıkıh Serisi | Miras Kavgasının Gözden Kaçan Konusu: Gönderilen Para</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/fikih-serisi-miras-kavgasinin-gozden-kacan-konusu-gonderilen-para-109769</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/fikih-serisi-miras-kavgasinin-gozden-kacan-konusu-gonderilen-para-109769</guid>
                <description><![CDATA[Miras paylaşımında en çok tartışılan konulardan biri, sağlığında verilen paranın nasıl değerlendirileceğidir. Borç mu, hibe mi? İşte fıkhî çerçeve…]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#2980b9"><strong>MİRAS HESABINDA ÖNEMLİ BİR DETAY</strong></span></p>

<p>Aile içinde miras meselesi açıldığında en çok sorulan sorulardan biri de, vefat eden kişinin hayattayken bir evladına gönderdiği paranın nasıl değerlendirileceğidir. “Borç olarak mı verildi, hibe mi sayıldı?” tartışması, çoğu zaman kardeşler arasında gerginliklere yol açıyor.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>FIKHÎ ÇERÇEVE NE DİYOR?</strong></span></p>

<p>Fıkıhta asıl olan niyettir. Eğer gönderilen paranın açıkça borç olduğu belirtilmiş ve bu durum yazılı veya şahitlerle sabitlenmişse, o miktar miras hesabından düşülür. Ancak niyet “hibe” ise, yani karşılıksız verilmişse, o zaman miras paylaşımında ayrıca dikkate alınmaz.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>HAKSIZLIK KAVGAYA DÖNÜŞMESİN</strong></span></p>

<p>Birçok ailede niyet belirtilmediği için sorunlar büyür. “Babam bana borç vermişti” diyenle, “Hayır o sana hediye etmişti” diyen karşı karşıya gelir. İslam hukukunda haksızlıkların önüne geçmek için sözlü değil, yazılı kayıtlar ve şahitlik büyük önem taşır.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>GÜNÜMÜZE YANSIMALAR</strong></span></p>

<p>Bugün de kardeşler arasında en büyük tartışmalar bu konudan çıkıyor. Aile içindeki adaletin sağlanabilmesi için, büyüklerin sağlığında verdikleri her para veya malın mahiyetini netleştirmeleri gerekiyor. Aksi halde miras, hakkı teslim eden değil, kavga çıkaran bir mesele haline dönüşüyor.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>Hülasa</strong></span></p>

<p>Miras paylaşımında gönderilen para, borçsa mirastan düşülür, hibe ise düşülmez. Esas olan niyetin şahitlerle veya yazılı belgeyle ortaya konmasıdır. Aksi halde aile içinde tartışma kaçınılmaz olur.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 16 Aug 2025 11:19:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/08/fikih-serisi-miras-kavgasinin-gozden-kacan-konusu-gonderilen-para-1755332948.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yalan Yere Yemin: Affı Var mı, Kefareti Ne?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/yalan-yere-yemin-affi-var-mi-kefareti-ne-109716</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/yalan-yere-yemin-affi-var-mi-kefareti-ne-109716</guid>
                <description><![CDATA[Yalan yere yemin, hem ahlâkî hem de dinî açıdan ağır bir sorumluluk doğurur. Tevbe kapısı açıktır, ancak kefareti yerine getirmek şarttır.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#3498db"><strong>YALAN YERE YEMİN, DİNİ HÜKMÜ NEDİR?</strong></span><br />
Yemin, kişinin sözünü Allah’ın adıyla sağlamlaştırmasıdır. Ancak bu söz yalan üzerine kurulursa, bu sadece bir ahlâk ihlali değil, aynı zamanda büyük bir günah olarak kabul edilir. Kur’an ve hadislerde, yalan yere yemin edenin ağır bir sorumluluk taşıdığı açıkça belirtilir.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>AFFI VAR MI, TEVBE NASIL EDİLİR?</strong></span><br />
İslâm’a göre, samimi bir tevbe ile her günah affedilebilir. Ancak yalan yere yemin eden kişi, önce Allah’tan af dilemeli, ardından verdiği yanlış beyanın doğurduğu zararları telafi etmelidir. Tevbe, pişmanlık, günahı terk ve bir daha yapmamaya niyet şartlarını taşır.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>KEFARETİ NEDİR, NASIL YERİNE GETİRİLİR?</strong></span><br />
Yalan yere edilen yeminin kefareti, klasik yemin kefareti gibidir: On fakiri doyurmak, giydirmek veya bir köle azat etmek. Bunlar mümkün değilse, üç gün peş peşe oruç tutulur. Böylece hem maddî hem de manevî bir sorumluluk yerine getirilmiş olur.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>Hülasa</strong></span>:<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;• &nbsp; &nbsp;Yalan yere yemin, büyük günah sayılır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Samimi tevbe ile affı mümkündür.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kefaret: On fakiri doyurmak/giydirmek veya üç gün oruç tutmaktır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Yalan yere yemin, hem Allah katında hem kul nezdinde vebal taşır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Zarar verdiği kişiye hakkını teslim etmek gerekir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 14 Aug 2025 13:29:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/08/yalan-yere-yemin-affi-var-mi-kefareti-ne-1755167545.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kendi Saçını Ektirmek Serbest, Peki Başkasınınki?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/kendi-sacini-ektirmek-serbest-peki-baskasininki-109689</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/kendi-sacini-ektirmek-serbest-peki-baskasininki-109689</guid>
                <description><![CDATA[Kendi saçınızı başınızın kel bölgelerine ekmek dinen serbest. Ancak başkasına ait saç ekimi, zaruret hâli dışında uygun görülmüyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Saç…<br />
Bazısı için gençlik, bazısı için özgüven…<br />
Ama zaman, genetik ve stres bazen bu saçlı tepeleri çoraklaştırıyor. Çözüm arayanların aklına da şu soru geliyor: “Saç ektirmek dinen caiz mi?”</p>

<p>Cevap, kısa ama net:<br />
Evet, ama kendi saçınızsa!</p>

<p>Kendi saçınızı alıp başınızın saçsız bölgelerine ekmekte dinî açıdan bir engel yok. Tıpkı bahçenizdeki çiçeği başka köşeye dikmek gibi… Aynı kökten, aynı bedenden, aynı size ait.</p>

<p>Peki ya başkasının saçı? İşte orada iş değişiyor. Başka bir insandan saç almak, dinî hükümlerde “organ nakli” gibi değerlendirilir. Organ nakli ise sadece zaruret hâlinde caizdir. Yani hayatî tehlike yoksa, başka birinden saç ekletmek uygun bulunmaz.</p>

<p>Bu hüküm, sadece saç için değil; kaş ve kirpik gibi diğer kıllar için de geçerli. Mantık basit: Kendi malzemenizi kullanırsanız serbesttir, başkasından alırsanız zaruret şartı aranır.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>Hülasa</strong></span><br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•Kendi saçınızı başınızın saçsız bölgelerine ekmek caizdir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•Başkasının saçını ekmek, ancak zaruret hâlinde caizdir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•Zaruret yoksa, başkasına ait organ ya da doku nakli uygun değildir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•Kaş ve kirpik ekiminde de aynı kural geçerlidir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•Kural net: Kendi malzemeniz serbest, başkasınınki zaruret ister.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 13 Aug 2025 14:39:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/08/kendi-sacini-ektirmek-serbest-peki-baskasininki-1755085261.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Otuz İki Farzı Bilmeden Kılınan Nikâh Geçersiz mi?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/otuz-iki-farzi-bilmeden-kilinan-nikah-gecersiz-mi-109572</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/otuz-iki-farzi-bilmeden-kilinan-nikah-gecersiz-mi-109572</guid>
                <description><![CDATA[Nikâh akdinin geçerliliği için otuz iki farzı bilme şartı bulunmuyor. Ancak her Müslüman’ın bu bilgileri öğrenmesi farz kabul ediliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#3498db"><strong>NİKÂH AKDİNİN ŞARTLARI ARASINDA YOK</strong></span><br />
Evlilik törenlerinde kimi hocaların, nikâh öncesi otuz iki farzı sorması halk arasında “bilemeyenlerin nikâhı geçersiz olur” algısına yol açabiliyor. Oysa nikâhın geçerliliği için böyle bir şart bulunmuyor.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>BİLMESE DE NİKÂH SAHİH</strong></span><br />
Nikâh akdinin şartları arasında otuz iki farzı bilmek yer almıyor. Bilinmese bile kıyılan nikâh sahih ve geçerli kabul ediliyor.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>ÖĞRENMEK HER MÜSLÜMANA FARZ</strong></span><br />
Bununla birlikte dinî kaynaklarda, otuz iki farzı bilmenin erkek ve kadın her Müslümana farz-ı ayn olduğu belirtiliyor. Yani her Müslüman’ın bu bilgileri ayrı ayrı öğrenmesi gerekiyor.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>HÜLASA</strong></span>:<br />
•Otuz iki farzı bilmek nikâh şartı değildir.<br />
•Bilinmese de nikâh sahih olur.<br />
•Ancak bu bilgileri öğrenmek her Müslümana farzdır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 09 Aug 2025 12:34:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/08/otuz-iki-farzi-bilmeden-kilinan-nikah-gecersiz-mi-1754732223.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aynı Mezara İkinci Defin Mümkün mü?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ayni-mezara-ikinci-defin-mumkun-mu-109543</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ayni-mezara-ikinci-defin-mumkun-mu-109543</guid>
                <description><![CDATA[Dinî ölçülere göre, zaruret hâli dışında aynı kabre ikinci bir cenaze defnedilemez. Önceki cenazenin tamamen çürüyüp toprağa karışması şartıyla istisna mümkündür.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Aynı Mezara İkinci Defin Mümkün mü?</p>

<p>Toprak…<br />
İnsanın ilk beşiği, son evi.<br />
Herkesin dünyadaki son adresi farklı olsa da, bazı durumlarda bu adres paylaşılıyor. “Bir mezara iki kişi defnedilir mi?” sorusu işte tam bu noktada karşımıza çıkıyor.</p>

<p>Normal şartlarda, yer varsa ve zaruret yoksa, aynı kabre ikinci bir cenaze defnetmek dinen uygun değil. Toprağın sessizliğinde yatan bir bedenin yanına yeni bir misafir, ancak zorunluluk hâlinde kabul ediliyor.</p>

<p>Peki, bu “zaruret” nedir? Önceki cenazenin tamamen çürüyüp toprağa karışması. Yani geride sadece toprağın hatırası kalmışsa, aynı mezara yeni bir defin yapılabiliyor. Hatta şartlar aynı şekilde oluşursa, üçüncü bir defin de mümkün.</p>

<p>Fakat her şey bu kadar basit değil. Toprağın ve iklimin etkisi, bu sürecin en önemli belirleyicisi. Bazı topraklarda çürüme yıllar alırken, bazı bölgelerde daha hızlı gerçekleşiyor. Bu yüzden, karar verirken “kanaat” esas.</p>

<p>Bir de kemikler meselesi var… Kabir açıldığında kemikler hâlâ duruyorsa, onlar özenle toplanıp yeni cenaze ile arasına toprak konularak kenara yerleştiriliyor. Böylece hem dinî hassasiyet korunuyor hem de defin işlemi tamamlanıyor.</p>

<p>Sonuçta mesele şu: Zaruret yoksa, toprağı huzursuz etmemek en doğrusu. Çünkü toprak, emanetini zamanında teslim ediyor.</p>

<p>Hülasa:<br />
•Yer varsa ve zaruret yoksa, aynı mezara ikinci defin caiz değil.<br />
•Zaruret hâlinde, önceki cenaze tamamen çürümüşse ikinci hatta üçüncü defin yapılabilir.<br />
•Karar, iklim ve toprak yapısına göre verilir.<br />
•Kabir açıldığında kemikler varsa, kenara alınıp araya toprak konularak yeni defin yapılır.<br />
•Zaruret yoksa kabir açmak dinen uygun değildir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 08 Aug 2025 09:57:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/08/ayni-mezara-ikinci-defin-mumkun-mu-1754636418.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uğursuzluk Safer’de Değil, Zihniyette!</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ugursuzluk-saferde-degil-zihniyette-109515</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ugursuzluk-saferde-degil-zihniyette-109515</guid>
                <description><![CDATA[Safer ayına yüklenen uğursuzluk algısı, dinî bir gerçeklik değil, kültürel bir mirasın tortusudur. Kur’an’ın ayı ile hurafenin ayı arasındaki çizgi net olmalı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bazı aylar vardır; insanlar takvime değil, toteme bakar.<br />
Adı “Safer” olan bu ay da onlardan biridir. Kimine göre bela ayı, kimine göre musibet dönemi… Kim bilir belki de yeni yıla uğursuz başlamanın bahanesidir sadece.</p>

<p>Ama din böyle demiyor.<br />
Kur’an’ın ve sünnetin çizdiği hakikat rotasında “uğursuz ay” diye bir kavram yok. Çünkü hicrî takvimin her biri Allah’a ait 12 ayı vardır ve hepsi birbirinin şerefiyle eşdeğerdir. Safer ayı da bunlardan biridir. Ne eksiktir, ne fazla. Ne uğursuzdur, ne de bela yağdırır.</p>

<p>Peki bu algı nereden geliyor?<br />
Cevap çok net: <strong>Cahiliye dönemi hurafelerinden.</strong><br />
İslam öncesi Arap toplumunda Safer ayı, savaşların, kıtlıkların ve felaketlerin başlangıcı olarak görülürdü. O dönemde yıldızlara, kuş uçuşlarına ve karanlık gecelere anlam yüklemek bir tür geçim kapısıydı. Safer ayına da bu anlamlar yapıştırıldı.</p>

<p>Ama biz hâlâ, 1400 yıl sonra bile, “Aman bu ayda nikâh kıymayalım”, “Yeni işe başlamayalım”, “Kötü şeyler olacak” gibi cümleler kurabiliyoruz.<br />
Bu sadece inanç zayıflığı değil; aynı zamanda hakikat bilgisinden mahrumiyetin de göstergesidir.</p>

<p>Oysa ki hakikat basittir:<br />
<strong>Ay değil, anlayış uğursuz olabilir.</strong><br />
Zamanı yaratan Allah’tır. Bela da, rahmet de O’ndan gelir. Ayların günahkâr ya da aziz olması değil, bizim onlara yüklediğimiz mananın doğru olması gerekir.</p>

<p><strong>Hülasa:</strong><br />
Safer ayı da diğer aylar gibi Allah’a aittir. Uğursuzluk, ayda değil; aklı hurafeye, dini rivayete teslim eden anlayıştadır. Mü’min, takvimden korkmaz; takvayı takvime taşır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 07 Aug 2025 12:54:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/08/ugursuzluk-saferde-degil-zihniyette-1754560644.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Saçını Siyaha Boyatan Erkeklere Kötü Haber!</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/sacini-siyaha-boyatan-erkeklere-kotu-haber-109480</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/sacini-siyaha-boyatan-erkeklere-kotu-haber-109480</guid>
                <description><![CDATA[Erkekler için saç boyatmak dinen uygun mu? Siyah boya neden mekruh sayılıyor? İşte herkesin anlayacağı dille sade bir açıklama…]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bazı erkekler yaşlandıkça saçlarını siyaha boyuyor. Görüntü gençleşiyor ama bu işin bir de dinî boyutu var. Peki, bu doğru mu?</p>

<p>Cevap net: Erkeklerin saçlarını siyaha boyatması dinen uygun değil. Mekruh sayılıyor.<br />
Yani: yapılmasa daha iyi olur, yapılırsa da hoş karşılanmaz. Ama illa boyayacağım diyorsan, kına gibi doğal ve kızılımsı renklere boyayabilirsin.</p>

<p>Fakat burada başka bir mesele daha var: Abdest ve gusül geçerliliği!<br />
Eğer kullandığın boya saçta kalın bir tabaka oluşturuyor ve suyun saça ulaşmasını engelliyorsa, aldığın abdest de, gusül de geçerli sayılmaz.<br />
Bu sadece erkekler için değil, kadınlar için de geçerli.</p>

<p>Kadınlar da saçlarını boyayabilir, ancak tesettüre uymak şartıyla. Yani saçlarını yabancı erkeklere göstermek caiz değil. Tıpkı vücudunun diğer mahrem yerlerini göstermesi caiz olmadığı gibi, saç da bu kapsama giriyor.</p>

<p>Tesettür, dinimizde sadece kültürel bir sembol değil, farz bir emirdir.</p>

<p>Hülasa:<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•Erkeklerin siyaha saç boyatması mekruhtur.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•Doğal ve su geçiren boyalar tercih edilmelidir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•Boya abdest ve gusle engel olmamalıdır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•Kadınlar için saç boyası caizdir ama tesettüre dikkat şartıyla.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•Tesettür dinî bir zorunluluktur; saç da mahremdir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 06 Aug 2025 12:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/08/sacini-siyaha-boyatan-erkeklere-kotu-haber-1754471093.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Eşin Ne Mahremin, Ne Namahremin… Peki Ne?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/esin-ne-mahremin-ne-namahremin-peki-ne-109450</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/esin-ne-mahremin-ne-namahremin-peki-ne-109450</guid>
                <description><![CDATA[Evli çiftler ne birbirinin mahremi ne de namahremidir. Çünkü helal olmak bambaşka bir statüdür. Nikâhın çizdiği bu sınır, mahremiyet kavramını yeniden düşündürüyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#3498db"><strong>Evliliğin Statüsü: Ne Mahrem Ne Namahrem</strong></span></p>

<p>“Eşim benim mahremim mi?”<br />
Bu soruyu duyan biri hemen “Elbette!” diyecek gibi olur. Ama fıkıh, meselelere duyguyla değil, hükümle bakar.</p>

<p>Mahrem demek; bir insanın ebediyen evlenemeyeceği, yani evlenmesi kesinlikle haram olan kişidir. Anne, baba, hala, teyze, kardeş, torun gibi… Hatta sütkardeş bile mahrem sayılır çünkü aradaki bağ nikâhı haram kılar.</p>

<p>Namahrem ise bunun zıttıdır. Yani evlenilmesi dinen mümkün olan herkesi kapsar.</p>

<p>Şimdi soralım: Eşinizle nikâhınız yokken aranızdaki ilişki nedir? Namahrem.</p>

<p>Nikâh kıyıldıktan sonra?<br />
Mahrem mi oluyorsunuz? Hayır. Çünkü eşinizle evlenmek haram değildir.</p>

<p>Mahrem de değilsiniz, namahrem de…</p>

<p>Çünkü o artık sizin HELALİNİZdir.</p>

<p>Bu da ne demek?<br />
Nikâh akdiyle kurulan bambaşka bir hukukî statü.</p>

<p>Ne akrabalık bağına, ne süt bağına, ne de uzaklık-yakınlık mesafesine dayanır.</p>

<p>Sadece bir akitle, iki insan birbirine helal olur.</p>

<p><strong>HÜLASA</strong>:<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•Mahrem: Ebediyen evlenilmesi haram olanlar (anne, baba, kardeş, sütkardeş vs.)<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•Namahrem: Evlenilmesi caiz olan ama nikâhsız ilişki kurulamayacak kişiler.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•Eş: Ne mahremdir, ne namahrem… HELALdir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•Bu helallik, sadece ve sadece nikâh akdiyle olur.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•Evlilik; fıkhî bir bağla helalleşmiş iki kişilik özel statüdür.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 05 Aug 2025 12:54:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/08/esin-ne-mahremin-ne-namahremin-peki-ne-1754387795.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tahiyyatta Cuma’ya Yetişen Ne Yapsın?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/tahiyyatta-cumaya-yetisen-ne-yapsin-109378</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/tahiyyatta-cumaya-yetisen-ne-yapsin-109378</guid>
                <description><![CDATA[Cuma namazına son anda yetiştim ama sadece tahiyyata katılabildim… Namazım kabul oldu mu, tekrar kılmam gerekir mi? İşte herkesin merak ettiği cevabı basitçe anlatıyoruz.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>SON ANDA YETİŞENLERİN KAFASI KARIŞIK</p>

<p>Cuma namazı başlamış… Sen de alelacele camiye girmişsin. İmam artık selam vermek üzere. Oturdun, tahiyyata yetiştin. Aklındaki ilk soru şu:<br />
“Bu cuma oldu mu?”<br />
Konu net: Cuma namazına tahiyyatta (yani son oturuşta) bile yetişen, namaza yetişmiş sayılır.</p>

<p>CAMİYE GEÇ GİTME, VAKİT GİBİ GİT!</p>

<p>İşin doğrusu, cuma günü ezan okunur okunmaz alışverişi bırakıp caminin yolunu tutmak.<br />
Erken gitmek sadece sünnet değil, adeta bir ruh temizliği. Camide Kehf Suresi’ni okumak ya da dinlemekse ayrı bir bereket.</p>

<p>SELAM VERDİYSE, HEMEN KALK NAMAZINI KIL</p>

<p>İmam selam verdiyse ve sen sadece son oturuşa (tahiyyata) yetiştiysen:<br />
Hemen ayağa kalkarsın, tek başına 2 rekat cuma namazı kılarsın.<br />
Bu şekilde cuma yerine gelmiş olur.<br />
Ama hiç yetişemediysen, yani cuma tamamen bittiyse, o zaman öğle namazını kılarsın.<br />
Çünkü artık cuma namazına dahil olmamışsındır.</p>

<p>BU DETAYI ÇOK AZ KİŞİ BİLİYOR</p>

<p>Cuma namazının teşehhüd (oturuş) kısmı veya sehiv secdesinde imama katılan biri de cuma namazına yetişmiş sayılır.<br />
Yani “geç kaldım, hepten boşa gitti” demene gerek yok.<br />
Ama her hafta aynı şey tekrarlanıyorsa, asıl sorun namaza değil, programa yetişememek olabilir!</p>

<p>HÜLASA</p>

<p>Kafalar karışmasın, işte basit anlatımla:<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;1.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Cuma’ya tahiyyatta bile yetişsen namaza yetişmiş sayılırsın.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;2.&nbsp;&nbsp; &nbsp;İmam selam verdikten sonra hemen iki rekat tek başına kılarsın.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;3.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Cuma’yı hiç yakalayamadıysan, öğle namazı kılman gerekir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;4.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Camide Kehf Suresi okumak veya dinlemek cuma adabındandır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;5.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Ezanla birlikte alışveriş bırakılır, cuma için camiye gidilir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 01 Aug 2025 14:43:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/08/tahiyyatta-cumaya-yetisen-ne-yapsin-1754048792.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kaza Namazı Evde Kılınır, Camide Değil!</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/kaza-namazi-evde-kilinir-camide-degil-109364</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/kaza-namazi-evde-kilinir-camide-degil-109364</guid>
                <description><![CDATA[Bazı camilerde cemaatle kaza namazı kılındığına şahit olmuş olabilirsiniz. Peki bu doğru mu? Kaza namazı camide cemaatle kılınır mı? Asırlık İslam fıkhı ne diyor? Yanlış yerde doğru işi yapıyor olabilir misiniz?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#3498db"><strong>CEMAATLE KAZA NAMAZI OLUR MU?</strong></span><br />
Bir vakit namazı geçirdiyseniz yani vakti kaçırdıysanız, ona “kaza” denir. Bu namazı daha sonra telafi etmeniz gerekir. Ancak bu telafi, bireysel bir sorumluluktur. Tıpkı borç ödemek gibidir. Borç kişiye özeldir, başkası adına topluca ödenmez.</p>

<p>Dolayısıyla, kaza namazı da cemaatle değil, bireysel kılınmalıdır. Camide yapılan kaza namazı organizasyonları, dini bir gereklilik değil, daha çok duygusal ve sosyal bir motivasyondur.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>PEYGAMBERİMİZ’İN UYGULAMASI NEYDİ?</strong></span><br />
Efendimiz (s.a.v.), bir defasında sabah namazını kaçırmıştır. Öğlene doğru uyanmış, hemen abdest alıp tek başına sabah namazını kaza etmiştir. Bu hadise, İslam alimleri arasında içtihat kapısını açmış ve şu hüküm yaygınlaşmıştır:</p>

<p>“Kaza namazı, camide cemaatle değil, evde ferdi olarak kılınmalıdır.”</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>CAMİDE TOPLUCA KILMAK BİD’AT MİDİR?</strong></span><br />
Bu noktada bazı alimler serttir: “Kaza namazını camide topluca kılmak, bid’at (sonradan uydurulmuş uygulama) olur” derler. Bazıları ise “eğer kişi tembellikten kılmıyorsa, cemaat onu teşvik eder” diyerek biraz yumuşatır. Ama hiçbirisi ‘bu şarttır’ demez.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>İBADETTE YER VE YÖNTEM ÖNEMLİDİR</strong></span><br />
Namaz, sadece vaktiyle değil, şartlarıyla da ibadettir. Nerede kılındığı, nasıl niyet edildiği önemlidir. Vaktinde kılınan farz namazlar cemaatle camide kılınır. Ancak kaza namazı, vakti kaçmış bir borç olduğu için evde, sakin bir ortamda ve dikkatle kılınmalıdır.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>HÜLASA</strong></span>:</p>

<p>İşte herkesin anlayabileceği şekilde kısa kısa:<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•Kaza namazı, borçtur → başkasıyla ödenmez.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•Cemaatle kaza kılmak, şart değildir → hatta gereksizdir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•Camide organize edilen kaza namazları, dini değil sosyaldir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•En doğru olan: Evde, bireysel olarak, dikkatle kılmaktır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•Din, kolaylık dinidir ama keyfî uygulamalara da göz yummaz.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 31 Jul 2025 09:39:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/07/kaza-namazi-evde-kilinir-camide-degil-1753944100.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yarışmalarda Para Kazanmak Caiz mi?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/yarismalarda-para-kazanmak-caiz-mi-109352</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/yarismalarda-para-kazanmak-caiz-mi-109352</guid>
                <description><![CDATA[Son yıllarda artan bilgi yarışmaları ve ödüllü yarışma programları, dini açıdan da tartışma konusu oldu. Uzmanlar, yarışmalarda kazanılan paranın helalliği konusunda önemli ölçütler sunuyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>ÖDÜLLÜ YARIŞMALAR HELAL Mİ?</p>

<p>Televizyon kanallarında, dijital platformlarda ya da sosyal medya uygulamalarında düzenlenen bilgi yarışmaları, son yıllarda yoğun ilgi görüyor. Kazananlara verilen para ve ödüller ise zaman zaman dini açıdan sorgulanıyor. Peki bu yarışmalarda para kazanmak gerçekten caiz mi?</p>

<p>DİNİ ÖLÇÜTLER NET: BİLGİYE GÖRE ÖDÜL HELAL</p>

<p>Uzmanlara göre, yarışmalarda kazanılan ödüllerin caiz olup olmadığı yarışmanın niteliğine göre değişiyor. Eğer yarışma bilgiye dayalıysa, katılım ücreti alınmıyor ve bir şans faktörü içermiyorsa, bu kazanç helal kabul ediliyor. Ancak şansa dayalı, kumar benzeri uygulamalar içeren yarışmalar haram hükmüne giriyor.</p>

<p>KATILIM ÜCRETİ ALINIYORSA DİKKAT</p>

<p>Fıkıh uzmanları, yarışmaya katılmak için ücret ödenmesinin durumunu da ayrıca değerlendiriyor. Eğer yarışmacılardan giriş ücreti alınıyor ve bu ücret havuza konarak kazanana dağıtılıyorsa, bu durum kumar kapsamına giriyor ve caiz sayılmıyor.</p>

<p>YAYINLARDAKİ YARIŞMALAR NE DURUMDA?</p>

<p>Günümüzde popüler olan televizyon programları ya da mobil uygulamalarda düzenlenen yarışmalar, genellikle sponsorluk ve reklam gelirleriyle finanse ediliyor. Bu tip yarışmalarda, bilgiye dayalı sorularla ödül kazanılması helal sayılıyor. Ancak detaylara dikkat etmek gerekiyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 30 Jul 2025 12:10:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/07/yarismalarda-para-kazanmak-caiz-mi-1753866716.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>“Aldım Ama Vazgeçtim” Demek Caiz mi?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/aldim-ama-vazgectim-demek-caiz-mi-109337</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/aldim-ama-vazgectim-demek-caiz-mi-109337</guid>
                <description><![CDATA[İslam’a göre her şeyi tamamlanmış bir alışverişten tek taraflı caymak, hem hukuken hem de ahlaken vebal doğurabiliyor. Ancak bazı şartlarda karşılıklı rıza ile fesih mümkün.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Söz verdin, aldın, anlaştın. Ama vazgeçmek istedin. Peki olur mu?</strong></p>

<p>Günlük hayatın içinde hepimizin başına gelebilecek bir mesele bu. Mesela bir hafta önce mobilyacıdan yatak odası takımı aldınız. Ürün hazırlandı, parasını ödediniz. Ama aradan birkaç gün geçti, içinize sinmedi ya da başka bir modeli beğendiniz. Telefonu kaldırdınız: “Ben bu alışverişten vazgeçmek istiyorum.”</p>

<p>İşte asıl mesele burada başlıyor.</p>

<p>İslam’a göre alışveriş bir akittir. Taraflar karşılıklı olarak kabul ettiklerinde bu akit tamamlanır. Alıcı malı teslim almışsa ve tüm şartlar yerine getirilmişse, o alışveriş dinen bağlayıcıdır. Bu noktadan sonra bir tarafın keyfi şekilde vazgeçmesi, sadece ticari değil, ahlâkî bir sorumluluk da doğurur.</p>

<p><strong>Peki tamamen çaresiz miyiz?</strong></p>

<p>Hayır. Eğer ürün henüz kullanılmamışsa, teslim edildiği gibi duruyorsa ve satıcı da buna razıysa, akit iki tarafın rızasıyla bozulabilir. Buradaki temel esas “rıza”dır. Yani iki taraf da gönüllü olarak sonlandırmayı kabul ederse, ne ticari ne de dini açıdan bir sakınca kalmaz.</p>

<p>Asıl dikkat çekici olan ise şurası:<br />
Bu tür keyfi caymalarda sadece hukuki değil, uhrevî bir hak da oluşabilir. Başka bir ifadeyle: “kul hakkı”.</p>

<p><strong>HÜLASA:</strong><br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•Alışveriş tamamlandıysa tek taraflı caymak caiz değildir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•Cayma hakkı ancak karşılıklı rıza ile mümkündür.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•Sözleşme ahlâkı, İslam ticaret hukukunun temelidir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•Keyfi vazgeçişler kul hakkına girer.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 29 Jul 2025 14:31:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/07/aldim-ama-vazgectim-demek-caiz-mi-1753789029.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Namaz mı, Can mı?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/namaz-mi-can-mi-109328</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/namaz-mi-can-mi-109328</guid>
                <description><![CDATA[Secdede yakalandığımız bir tehlike karşısında elimiz ayağımız değil, zihnimiz kitleniyor: Devam mı edelim, terk mi edelim? Peki dinin cevabı ne?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#3498db"><strong>SECDEDEYKEN ZEMİN SALLANIRSA</strong></span></p>

<p>Bir sabah namazı düşünün… Secdedesiniz. Tam o sırada yer titriyor, camdan bir ses, ardından yangın alarmı!<br />
İç ses hemen sorar: “Namazı bozarsam günah mı olur?”</p>

<p>Oysa başka bir ses daha var:<br />
“Bozmazsam, ölebilirim!”</p>

<p>İşte bu ikilemde “dinin öncelik sıralaması” devreye girer.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>ZARURET NEDİR?</strong></span></p>

<p>İslam’da korunması gereken beş temel esas vardır:<br />
Din, can, akıl, mal ve nesil.</p>

<p>Ve dikkat: Bunların başında can gelir.<br />
Çünkü can giderse ibadet de gider, secde de gider, hayat da gider.<br />
Dolayısıyla;<br />
Yangın, deprem ya da ani bir sağlık krizinde kılınmakta olan namaz bozulur. Selam verilerek bırakılır ve tehlikeye karşı hemen tedbir alınır.</p>

<p>NAMAZIN KIYMETİ, CANIN KIYMETİ</p>

<p>Namaz elbette kıymetlidir.<br />
Ama onu kıymetli kılan, sağlıktır, bilinçtir, hayattır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Farz da olsa, sünnet de olsa…<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Camide de olsa, evde de olsa…<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Tek başına da kılınsa, cemaatle de kılınsa…</p>

<p>Tehlike varsa namaz bozulur.<br />
Çünkü can Allah’ın bize verdiği emanettir.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>PİŞMANLIK DEĞİL, TEDBİR</strong></span></p>

<p>Namazı bozmaz, tedbir almaz, zarar görürsek, bunun vebali büyüktür.<br />
Zira sırf ibadet bozulmasın diye kendine veya başkasına zarar vermek dinin ruhuna aykırıdır.<br />
Biri bayıldıysa, biri düştüyse…<br />
Önce namaz bozulur, sonra yardıma koşulur.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>HÜLÂSA</strong></span><br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Tehlike varsa namaz bozulur.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bozulan namaz sevapla birlikte yeniden kılınır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Canı korumak ibadetin önüne geçer.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Namazdan önce gelen bir şey varsa, o da hayattır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Çünkü ibadet, yaşayan kalplerin yönelişidir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 28 Jul 2025 10:52:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/07/namaz-mi-can-mi-1753689574.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cenaze Namazında Neden “Ve Celle Senâüke” Okunuyor?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/cenaze-namazinda-neden-ve-celle-senauke-okunuyor-109314</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/cenaze-namazinda-neden-ve-celle-senauke-okunuyor-109314</guid>
                <description><![CDATA[Rükû ve secde bulunmayan cenaze namazında “ve celle senâüke” duasının yer alması ne anlama geliyor? Peki neden bu dua diğer namazlarda okunmuyor?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Cenaze Namazı Neden Farklı?</p>

<p>Cenaze namazı, diğer vakit namazlarından farklı olarak rükû ve secdeden yoksun, yalnızca ayakta kılınan bir ibadet şeklidir. Bu yönüyle dua ağırlıklıdır ve vefat eden kişi için edilen manevi bir yakarıştır.</p>

<p>“Ve Celle Senâüke” Nereden Geliyor?</p>

<p>Cenaze namazında sıkça okunan “sübhâneke” duasının sonunda yer alan “ve celle senâüke” ifadesi, ne Kur’an ayetidir ne de meşhur hadis olarak bilinmektedir. Beşer sözü olabileceği için diğer vakit namazlarında okunmaz; çünkü orada sadece ayet ve sahih hadis yer alabilir.</p>

<p>Peki Neden Cenazede Okunuyor?</p>

<p>Bu ek dua, cenaze namazının mahiyeti gereği, yani dua ağırlıklı bir ibadet olması nedeniyle okunabilir. Ancak bu, bir farz değil; bir teamül olarak görülmektedir.</p>

<p>Sübhâneke Duası Nerede Yer Alır?</p>

<p>“Sübhâneke” duası namazlarda Allah’ı tesbih eden ve yücelten bir yakarıştır. Bu dua ibadettir, sünnettir. Ancak eklemeler yapılırken kaynağına dikkat edilmelidir.</p>

<p>Hülasa:<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•Rükû ve secdesiz namazlarda dua esas olur.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•“Ve celle senâüke” Kur’an ya da meşhur hadis değildir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•Bu nedenle vakit namazlarında değil, sadece cenaze namazında okunur.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•Sübhâneke ibadet kapsamındadır; fakat eklemeler dinî temele dayanmalıdır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•Cenaze namazı, ölü için dua anlamı taşıyan özel bir ibadettir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 27 Jul 2025 11:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/07/cenaze-namazinda-neden-ve-celle-senauke-okunuyor-1753603409.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Paylaşılmayan Mirasın Geliri Haram Mı?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/paylasilmayan-mirasin-geliri-haram-mi-109282</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/paylasilmayan-mirasin-geliri-haram-mi-109282</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Babanız vefat etti. Kardeşler bir araya gelemedi. Mal duruyor ama taksim yapılmadı. Üstelik bazı kardeşler evi kullanıyor, dükkânı işletiyor, tarladan mahsul topluyor. Diğerleri ise uzaktan bakıyor.</p>

<p>Ve soru akla geliyor:<br />
— Bu maldan elde edilen gelir helal mi?</p>

<p>Cevap net:<br />
Miras, ölümle birlikte paylaşılması gereken bir haktır. Mirasçılardan biri bile hakkından vazgeçmediyse, o mala veya gelirine tek taraflı el koymak caiz olmaz.</p>

<p>Bazı kardeşler “biz bakıyoruz, biz hak ettik” diyebilir. Ama İslam hukuku böyle düşünmez. Ortada bir mülk varsa, bu tüm mirasçılara aittir. Kullanmak da, gelirinden yararlanmak da ortak kararla olur. Paylaşılmayan mirastan tek taraflı faydalanmak, hak ihlali demektir.</p>

<p>Üstelik yıllar geçtikçe hem hesap karışır hem kalpler bozulur. Bu yüzden mirasın geciktirilmeden, adilce taksim edilmesi farz bir görevdir.</p>

<p>Bazıları “şimdilik böyle dursun” dese bile, malın işletilmesinden doğan kazanç da tüm varislere aittir. Bir kişi bile dışarıda bırakılırsa, helal daire ihlal edilir.</p>

<p><strong>HÜLASA:</strong><br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;1.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Miras ölümle birlikte paylaşılması gereken bir haktır<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;2.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Paylaşılmadan kullanılan mal ya da geliri, tüm varisler adına harcamak gerekir<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;3.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Tek taraflı tasarruf kul hakkıdır, helal değildir<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;4.&nbsp;&nbsp; &nbsp;“Ben bakıyorum, ben hak ettim” mantığı geçerli değildir<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;5.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Geciken miras paylaşımı sadece malı değil, kardeşliği de zedeler</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 25 Jul 2025 11:41:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/07/paylasilmayan-mirasin-geliri-haram-mi-1753434059.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tarlada Arpa Yetiştiyse, Fakirin Hakkı da Büyür!</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/tarlada-arpa-yetistiyse-fakirin-hakki-da-buyur-109262</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/tarlada-arpa-yetistiyse-fakirin-hakki-da-buyur-109262</guid>
                <description><![CDATA[Tarla, bağ ve bahçe mahsullerinden ne kadar zekât verilmeli? Ürün nasıl sulanıyorsa miktarı da ona göre değişiyor. İşte detaylar…]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SULAMA YÖNTEMİ, ZEKÂTIN ORANINI BELİRLER</span></strong></p>

<p>Tarım ürünlerinden verilecek zekâtın miktarı, sulama şekline göre değişiyor. Ürünler yağmur, nehir, kanal veya baraj gibi masrafsız yollarla sulanıyorsa, bu mahsullerden onda bir (1/10) oranında öşür zekâtı veriliyor. Örneğin 1000 kg buğdaydan 100 kg’ı zekât olarak ayrılmalı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">EĞER SULAMA MASRAFLA YAPILIYORSA…</span></strong></p>

<p>Sulama işlemi elektrik, mazot gibi masraflarla yapılıyorsa, zekât oranı yarıya düşüyor: yirmide bir (1/20). Yani 100 kasa elma toplanmışsa, bunlardan 5 kasası fakirlere verilmelidir.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ÜRÜN YERİNE NAKİT DE VERİLEBİLİR</span></strong></p>

<p>Tarımsal zekât, ürünün aynısıyla verilebileceği gibi kıymeti üzerinden para olarak da ödenebilir. Önemli olan, fakirin hakkının teslim edilmesidir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 24 Jul 2025 13:46:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/07/tarlada-arpa-yetistiyse-fakirin-hakki-da-buyur-1753354064.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Burnuna Su Gidemeyen Abdest Alabilir mi?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/burnuna-su-gidemeyen-abdest-alabilir-mi-109233</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/burnuna-su-gidemeyen-abdest-alabilir-mi-109233</guid>
                <description><![CDATA[Burnundan ameliyat olanlar veya tampon nedeniyle burnuna su veremeyenler, abdesti geçerli mi sayılıyor? Abdest ve gusül konusunda dikkat edilmesi gerekenler açıklandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BURNA SU VERİLMEDEN ABDEST OLUR MU?</span></strong></p>

<p>Bazı sağlık durumları abdest almayı zorlaştırabiliyor. Özellikle burundan ameliyat olanlar ya da burnuna tampon sarılan kişiler, burnuna su çekemedikleri için abdesti geçerli sayılıp sayılmadığını merak ediyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">NORMAL ABDESTTE BURNA SU VERMEK SÜNNETTİR</span></strong></p>

<p>Uzmanlara göre, normal abdestte burna su vermek sünnettir. Ancak ameliyat sonrası doktorun suyu yasakladığı durumlarda, burna su vermek gerekmez. Bu durum abdestin sıhhatine zarar vermez.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">GUSÜL ABDESTİNDE DURUM FARKLI</span></strong></p>

<p>Boy abdestinde burna su çekmek farzdır. Ancak sağlık açısından zorunluluk varsa, yani doktor su verilmesini sakıncalı buluyorsa, bu farz düşer. Bu durumda kişi burnuna su vermeden de gusül abdestini tamamlayabilir.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MESHETMEK MÜMKÜNSE YAPILIR, DEĞİLSE TERK EDİLİR</span></strong></p>

<p>Islak elle meshetmek mümkünse tercih edilir. Fakat bu işlem de zarar verecekse, meshetmek dahi terk edilir ve alınan gusül geçerli kabul edilir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 23 Jul 2025 13:00:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/07/burnuna-su-gidemeyen-abdest-alabilir-mi-1753264946.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tabela 90 Km Diyor Ama Seferi Sayılmıyor musunuz?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/tabela-90-km-diyor-ama-seferi-sayilmiyor-musunuz-109190</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/tabela-90-km-diyor-ama-seferi-sayilmiyor-musunuz-109190</guid>
                <description><![CDATA[Yol kenarındaki tabelada “90 km” yazıyor diye seferi sayılacağınızı mı sanıyorsunuz? İşin aslı öyle değil! Seferilik hesabında tabelalar değil, yerleşim birimlerinin sınırları esas alınır.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Soru: Bizim ilçeden şehre devamlı gidip geliyoruz. İkisi arası tabelada 90 km yazıyor. Biz seferi oluyor muyuz?</p>

<p>Cevap: Hayır, seferi sayılmazsınız. Çünkü yolculuğunuz fiilen 90 kilometrenin altındadır. Seferilik hesabı, şehir veya köy yerleşim alanlarının bittiği yerden başlayıp diğer yerleşim yerinin başladığı noktada sona erer. Yani tabeladaki mesafeler, bir şehir merkezinden diğer şehir merkezine olan uzaklıktır ve yanıltıcı olabilir.</p>

<p>Dolayısıyla, bir kimsenin seferi olması için şehirlerin sadece merkezleri değil, evlerin bittiği ve başladığı yerler ölçü alınır. Gerçek mesafe bu sınırların dışından başlar ve dışına kadar hesaplanır. Bu da genellikle tabeladaki kilometreden daha kısa bir mesafe olur.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 22 Jul 2025 08:44:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/07/tabela-90-km-diyor-ama-seferi-sayilmiyor-musunuz-1753163233.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ramazan’da Orucunu Tutamadan Vefat Etti… Fidye Gerekir mi?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ramazanda-orucunu-tutamadan-vefat-etti-fidye-gerekir-mi-109143</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ramazanda-orucunu-tutamadan-vefat-etti-fidye-gerekir-mi-109143</guid>
                <description><![CDATA[Hastalık veya yolculuk nedeniyle oruç tutamayan ve iyileşmeden vefat eden kimseler için fidye gerekir mi? İşte merak edilen fetvaya verilen açıklama…]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan ayında hastalık veya yolculuk sebebiyle oruç tutamayan, ancak iyileşemeden ya da mukim hale gelemeyen kimseler için en çok merak edilen konulardan biri, fidye verilip verilmeyeceği…</p>

<p>Bu konuda verilen açıklamaya göre; hastalık ya da yolculuk gibi meşru mazeretlerle oruçlarını tutamayan ve henüz kaza edecek vakit bulamadan vefat eden kimseler için fidye verilmesine gerek yok.</p>

<p>Çünkü kişinin oruçlarını kaza edecek zamanı olmamışsa, bu durumdan dolayı bir kusur da söz konusu değildir. Ancak kişi eğer mukim hale gelmiş ya da iyileşmiş olsaydı ve buna rağmen oruçlarını kaza etmeden vefat etseydi, bu durumda fidye gerekirdi.</p>

<p>Dolayısıyla, rahatsızlığı sebebiyle oruç tutamayan ve bu hâli devam ederken vefat eden kişiler için ailelerin fidye vermesi dinen zorunlu değildir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 20 Jul 2025 13:07:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/07/ramazanda-orucunu-tutamadan-vefat-etti-fidye-gerekir-mi-1753006101.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dövme Günah mı? Yaptıran Ne Yapmalı, Namazı Kabul Olur mu?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/dovme-gunah-mi-yaptiran-ne-yapmali-namazi-kabul-olur-mu-109123</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/dovme-gunah-mi-yaptiran-ne-yapmali-namazi-kabul-olur-mu-109123</guid>
                <description><![CDATA[Dövme yaptırmak haram mı? Daha önce dövme yaptıranlar ne yapmalı? Abdest geçerli mi, namaz kabul olur mu? Merak edilen bu sorulara net ve ilmî bir açıklama geldi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Dövme konusu, modern çağın en çok tartışılan meselelerinden biri olmaya devam ediyor. Özellikle gençler arasında hızla yayılan dövme uygulaması hakkında, dinî hüküm ne diyor?</p>

<p>Dinî kaynaklara göre dövme yaptırmak caiz değildir. Peygamber Efendimiz’in (sav) açıkça yasakladığı bu uygulama, haram olarak kabul edilir. Ancak daha önce dövme yaptırmış olanların umutsuzluğa kapılmasına gerek yok.</p>

<p>Eğer dövme acısız ve kolay bir şekilde temizlenebiliyorsa, kişinin bunu sildirmesi tavsiye edilir. Bu mümkün değilse, dövmenin görünmemesi sağlanmalı, başkalarına kötü örnek olmamak adına örtülmelidir.</p>

<p>Peki dövmeli bir kişi ibadet edebilir mi?</p>

<p>Verilen ilmî yanıta göre; dövmesi olan bir kimsenin abdest ve gusül abdesti geçerlidir. Bu durumda namaz başta olmak üzere her türlü ibadeti yerine getirmesinde dinen bir engel yoktur.</p>

<p>Ancak bu kişi, yaptığına pişman olmalı, tevbe ve istiğfarla Allah’a yönelmeli, bir daha yaptırmamak üzere karar almalıdır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 19 Jul 2025 08:40:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/07/dovme-gunah-mi-yaptiran-ne-yapmali-namazi-kabul-olur-mu-1752903780.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağ El Sünnettir, Ama Mecburiyet Sol Eli Mazur Kılar</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/sag-el-sunnettir-ama-mecburiyet-sol-eli-mazur-kilar-109101</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/sag-el-sunnettir-ama-mecburiyet-sol-eli-mazur-kilar-109101</guid>
                <description><![CDATA[Sağ elle yemek sünnettir, ancak engel veya rahatsızlık varsa sol elle yemek caizdir. Dinî adabın yanında merhamet ve kolaylık da vardır.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>“Yemeği sağ elle yemek sünnettir”</strong> ifadesi, birçok Müslümanın günlük yaşantısında dikkat etmeye çalıştığı önemli bir adab kuralıdır. Ancak sağlık gibi mecburi durumlar bu kuralın istisnasını oluşturur.</p>

<p>Bir vatandaşın <strong>“Sağ elimde rahatsızlık var, sol elimle yemek yiyebilir miyim?”</strong> sorusuna verilen yanıtta, bu durumun dinimizde nasıl değerlendirildiği açıklandı. Verilen fetvada, sağ elle yemek yemenin sünnet olduğu ve çocuklara da bu terbiyenin kazandırılması gerektiği ifade edilirken, bir engel sebebiyle sağ elini kullanamayan kişilerin sol eliyle yemesinin caiz olduğu vurgulandı.</p>

<p>Ayrıca, sadece sağ elle yemek değil; yemeğe besmeleyle başlamak, yemekten sonra hamdeleyle bitirmek, sofrada hayır konuşmalarını dinlemek ve önünden yemek gibi birçok sofra adabının da dinî terbiyede yer tuttuğu belirtildi.</p>

<p>Bu açıklama, dinin özünde kolaylaştırıcılığın esas olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Sünnete uymak esastır, ancak zaruretler ve engeller bu esasın dışında değerlendirilir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 18 Jul 2025 10:52:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/07/sag-el-sunnettir-ama-mecburiyet-sol-eli-mazur-kilar-1752825262.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tavuk Helal, Ama Yemi Haram… Peki Eti?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/tavuk-helal-ama-yemi-haram-peki-eti-109079</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/tavuk-helal-ama-yemi-haram-peki-eti-109079</guid>
                <description><![CDATA[Yurt dışında çalışan Müslümanlar arasında sıkça sorulan bir mesele yeniden gündemde: Dinen haram sayılan maddelerle beslenen tavuk ve benzeri hayvanların eti yenir mi? İslam fıkhı bu konuda ne söylüyor?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yurt dışında yaşayan veya seyahat eden Müslümanların karşılaştığı en büyük sorunlardan biri, hayvanların kesim usulü kadar neyle beslendikleri de oluyor. Sözgelimi; bir tavuk İslami usullere uygun kesilmiş olsa bile, eğer haram sayılan atık veya necis yemlerle beslendiyse, bu durum eti helal olmaktan çıkarır mı?</p>

<p>İslam fıkhına göre, dinen necis sayılan maddelerle beslenen hayvanların eti kerahaten caizdir. Yani, böyle bir eti yemek dinen yasak olmasa da mekruh kabul edilir. Fakat hayvan, kesimden önce belirli bir süre temiz yemle beslenirse bu kerahat ortadan kalkar.</p>

<p>Özellikle tavuk gibi hayvanlar için bu süre üç gün olarak belirlenmiştir. Bu üç günlük süre zarfında hayvanın sadece temiz yem ve su ile beslenmesi gerekir. Ancak bu işlem yapılmadan kesilen hayvanların eti yenirse, bu durumda yemek yine caiz olmakla birlikte kerahate girer.</p>

<p>Fıkıh âlimlerine göre bu uygulamanın amacı, hayvanın bedeninden necis olan maddenin etkisinin uzaklaşmasını sağlamak ve temiz bir gıda üretimidir. Dolayısıyla bu tür durumlarla karşılaşan kişilerin mümkünse emin oldukları kaynaklardan ve üretim süreçlerinden gelen etleri tercih etmeleri önerilir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 17 Jul 2025 13:35:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/07/tavuk-helal-ama-yemi-haram-peki-eti-1752748635.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Otele Verdi, Yangında Yandı… Kim Ödeyecek?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/otele-verdi-yanginda-yandi-kim-odeyecek-109040</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/otele-verdi-yanginda-yandi-kim-odeyecek-109040</guid>
                <description><![CDATA[Yangın otelde çıktı, valizler kül oldu. Peki sorumluluk kimde? Otel mi öder, müşteri mi sineye çeker? Dinî ve hukukî cevap netleşti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Tatile gittin, valizini resepsiyona teslim ettin…<br />
Odan hazırlanıyor diye birkaç saat bekledin.<br />
Sonra…<br />
Yangın çıktı.<br />
Valiz küle döndü.<br />
Peki şimdi ne olacak?</p>

<p>Fıkıh bu durumu çok net tanımlar:<br />
Birine emanet bıraktıysan ve o kişi onu koruyamadıysa, sorumludur.</p>

<p>Yani…<br />
Sen valizini otele verdin, otel de emaneti kabul ettiyse artık sorumluluk ondadır.<br />
Yangın çıksa bile eğer aşırı bir ihmali varsa, bu durumda zararı otel öder.</p>

<p>Çünkü burada bir <strong>“emanet akdi”</strong> vardır.<br />
Ve emaneti alan kişi, onu korumakla yükümlüdür.<br />
Üstelik bu sadece fıkıh değil, Türk Borçlar Kanunu açısından da böyledir.</p>

<p>Ama dikkat!<br />
Eğer otel, her türlü önlemi almışsa ve yangın tamamen öngörülemez bir sebeptense, yani mücbir sebep varsa, bu durumda otel sorumlu tutulmaz.</p>

<p>Yani mesele <strong>“yanmak”</strong> değil, “<strong>sorumluluk almak”</strong> meselesidir.<br />
Oteli kurtaran şey tedbirdir.<br />
Yoksa yanan valizin bedeli, bazen çok ağır olur…</p>

<p><strong>HÜLASA:</strong><br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;1.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Otel resepsiyonuna verilen valiz, emanet hükmündedir<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;2.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Yangın gibi olağanüstü durumlarda, otelin ihmali varsa zararı o karşılar<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;3.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Hiçbir kusuru yoksa ve tedbir aldıysa, sorumluluktan kurtulur<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;4.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Hem fıkıhta hem kanunda bu tür emanette koruma yükümlülüğü vardır<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;5.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Otele teslim ettin mi? Koruyacak. Koruyamadıysa, ödeyecek. Nokta.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 16 Jul 2025 08:53:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/07/otele-verdi-yanginda-yandi-kim-odeyecek-1752645349.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>3. Rekâtta Yetiştin mi? Baştan Kılma, Böyle Tamamla!</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/3-rekatta-yetistin-mi-bastan-kilma-boyle-tamamla-109011</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/3-rekatta-yetistin-mi-bastan-kilma-boyle-tamamla-109011</guid>
                <description><![CDATA[Akşam namazının üçüncü rekâtının son oturuşuna yetişen kişi, namazı yeniden mi kılar? Hayır… Cevabı öğrenince şaşıracaksınız.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bir mümin, akşam namazının üçüncü rekâtının son oturuşuna yetiştiyse, namazı baştan kılmak zorunda değildir.<br />
Ama nasıl tamamlayacağına dikkat etmesi gerekir.</p>

<p>İmam sağa selam verdikten hemen sonra <strong>“es-Selâmu…</strong>” derken, yani selamlamanın başladığı anda cemaate katılan kişi, imamın sehv secdesine gitmediğini anlar. O hâlde hemen ayağa kalkar. Artık tek başına namaz kılıyor gibi davranmalıdır.</p>

<p>“<strong>Subhâneke”, “Eûzü”, “Besmele”, “Fâtiha”</strong> ve ardından kısa bir sûre veya üç kısa âyet okuyarak ilk rekâtını kılar. Oturmadan ikinci rekâta geçer.</p>

<p>İkinci rekâtta da aynı şekilde Fâtiha ve sûre okur, rükû ve secdeleri tamamladıktan sonra ilk oturuşunu yapar ve <strong>“Ettehiyyâtü”</strong> duasını okur. Ancak <strong>“Salli-Barik”</strong> okumaz. Çünkü bu sadece son oturuşta okunur.</p>

<p>Sonrasında üçüncü rekâta kalkar, Fâtiha okur, rükû ve secdelerini yapar, ardından son oturuşa oturur. Burada hem <strong>“Ettehiyyâtü”</strong> hem de<strong> “Salli-Barik”</strong> dualarını okur. Ardından selam vererek namazını tamamlar.</p>

<p>Yani son oturuşta cemaate yetişen kişi, tek başına namaz kılıyormuş gibi davranarak namazını tamamlar.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 15 Jul 2025 08:34:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/07/3-rekatta-yetistin-mi-bastan-kilma-boyle-tamamla-1752557806.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Paranı Sen Verdin, Sevabı O Aldı… Caiz mi?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/parani-sen-verdin-sevabi-o-aldi-caiz-mi-108959</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/parani-sen-verdin-sevabi-o-aldi-caiz-mi-108959</guid>
                <description><![CDATA[Zekâtını başkası dağıttı, peki sevabı kim aldı? Parayı veren misin, ulaştıran mı? İbadet niyetle olur; bu detayı atlayan, zekâtını verir ama sevabını kaçırır.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Zekât vermek sadece para vermek değildir. Kalpten gelen bir niyetle ibadet olur.<br />
Peki biri adına zekâtı başkası dağıtsa; parayı veren sevabı alır mı?</p>

<p>Cevap net:<br />
– Zekât, vekil aracılığıyla verilebilir.<br />
– Ama zekâtı veren kişi, malı teslim ederken niyet etmiş olmalı.<br />
– Aksi hâlde yapılan işlem, sadaka olur; zekât ibadeti yerine gelmez.<br />
– Vekil, ayrıca niyet etmez; vekâlet yeterlidir.<br />
– Fakat mal sahibi “şu kişiye ver” dediyse, zekât o kişiye gitmelidir.</p>

<p>Karıştırılan nokta tam da burasıdır:<br />
Parayı verdin ama niyeti unuttun mu?<br />
O zaman sevabı da unut!</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 13 Jul 2025 09:33:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/07/parani-sen-verdin-sevabi-o-aldi-caiz-mi-1752388548.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Zekâtını Fakire Verdi, Ama Yine de Mekruh Oldu!</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/zekatini-fakire-verdi-ama-yine-de-mekruh-oldu-108951</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/zekatini-fakire-verdi-ama-yine-de-mekruh-oldu-108951</guid>
                <description><![CDATA[İyi niyet her zaman yeterli mi? Zekât verdin, ama sünneti unuttun… Kur’an’ın emri mi, akrabanın hatırı mı? Fakire ulaştı ama sevap eksildi!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Elinde bir miktar para var.<br />
Zekât düşmüş.<br />
Sen de aldın, verdin bir fakire.<br />
İçin rahat. Görev tamamlandı sandın.<br />
Ama işte tam burada dur!</p>

<p>Fıkıh kitapları diyor ki:<br />
Zekât, sadece fakire verilmez…<br />
Evvela, <strong>yakınındaki</strong> fakire verilir.<br />
Yani seninle kan bağı olan, ihtiyaç içinde kıvranan, senden medet uman akraba…</p>

<p>Sen ne yaptın?<br />
Akrabayı atlattın.<br />
Komşuyu unuttun.<br />
Gittin, şehir dışındaki bir tanıdığa veya cami önündeki ilk rastladığına verdin.<br />
İşte bu, <strong>mekruh</strong> oldu.</p>

<p>Zekât geçerlidir, evet.<br />
Ama <strong>sünnete aykırıdır.</strong><br />
Yani sevap azaldı, hayır eksildi.<br />
Mekruh ne demek?<br />
Doğru ama yanlış! Yani “helal” ama “gönül koyan” türden…</p>

<p>Unutma:<br />
Zekât bir arınma ibadetidir.<br />
Ama önce en yakındakini gözetmeyen, uzağa attığı para kadar vicdanını da eksiltir.</p>

<p><strong>HÜLASA:</strong><br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;1.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Zekât verirken öncelik akrabalara verilmelidir<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;2.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Uzak bir fakire vermek caizdir ama sünnete aykırıdır<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;3.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bu durumda zekât geçerli olur ama mekruh olur<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;4.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Akrabayı es geçmek, ibadeti eksiğe düşürür<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;5.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Sevap kazanırken sünneti kaybetmemek gerekir</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 12 Jul 2025 09:38:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/07/zekatini-fakire-verdi-ama-yine-de-mekruh-oldu-1752302416.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Suyu Var, Vakti Yok… Teyemmümle Kılınır mı?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/suyu-var-vakti-yok-teyemmumle-kilinir-mi-108922</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/suyu-var-vakti-yok-teyemmumle-kilinir-mi-108922</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Namaz vaktinin çıkmasına 3-4 dakika kalmış… Suyla abdest alsa, namazı kaçıracak. Toprakla teyemmüm etse hemen kılıp vakti yakalayacak. Ne yapmalı?</p>

<p><strong>Cevap net:</strong><br />
Suyu olan birinin, sadece vakit dar diye teyemmüm etmesi caiz değildir. O namaz kaza edilir. Ancak abdestin farzlarını alıp, sadece farz namazı hızlıca kılabilir. Sünnetleri terk etmek, vacipleri kısa tutmak mümkündür.</p>

<p>Ama bu tembellik alışkanlık haline gelirse vebal büyür. Zira namazı dar vakitlere bırakmak doğru değildir.</p>

<p>Sadece şu iki durumda teyemmüm caiz olur:<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;1.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Su hiç yoksa.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;2.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Su var ama kullanamayacak durumdaysan (hastalık, soğuk, ulaşamama vs.).</p>

<p>Teyemmümle cuma namazı da kılınmaz. Cuma’da abdestin bozulursa, öğle kılarsın.<br />
Bayram ve cenaze gibi vakitli, tekrarı olmayan namazlarda teyemmüm mümkündür. Çünkü onların kazası olmaz.</p>

<p><strong>HÜLASA:</strong><br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;1.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Su varken sadece vakit dar diye teyemmüm edilmez.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;2.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Abdestin farzlarını alıp farz namazı hızlıca kılabilirsin.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;3.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Teyemmüm, ancak su yoksa veya kullanılamıyorsa olur.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;4.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Cuma namazı teyemmümle tamamlanmaz.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;5.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Cenaze ve bayram gibi tekrar edilemeyen namazlar teyemmümle kılınabilir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 11 Jul 2025 08:39:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/07/suyu-var-vakti-yok-teyemmumle-kilinir-mi-1752212421.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Paranı Ver, Her Ay Bin Lira Al! Caiz mi?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/parani-ver-her-ay-bin-lira-al-caiz-mi-108862</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/parani-ver-her-ay-bin-lira-al-caiz-mi-108862</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bir tüccara yüz bin lira verdiniz.<br />
Ama bir şartla:<br />
<strong>“Her ay bana bin lira ödeyeceksin!”</strong></p>

<p>Kulağa mantıklı, cüzdana kârlı geliyor olabilir…<br />
Ama dinen ne kadar doğru?</p>

<p>Dinî açıdan bu bir faizdir.<br />
Yani helal değildir.</p>

<p>Çünkü bu, para karşılığında zamanla kazanç beklemek demektir.<br />
Bu da İslam’ın yasakladığı faizli muameleye girer.</p>

<p>Ama başka bir yol var:<br />
Eğer bu parayı bir ticari işe ortaklık niyetiyle verirseniz…<br />
<strong>“Kar-zarar ortaklığı” </strong>esas alınırsa…<br />
Yani hem kârı hem zararı paylaşırsanız…</p>

<p>O zaman caiz olur.<br />
Çünkü bu bir şirket ortaklığı sayılır.</p>

<p><strong>HÜLASA:</strong><br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;1.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Faiz şartıyla verilen borç haramdır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;2.&nbsp;&nbsp; &nbsp;“Her ay bana şu kadar getir” demek faize girer.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;3.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Ancak kâr-zarar ortaklığı ile yatırım yapılırsa caiz olur.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;4.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Verdiğiniz para ticari bir işte kullanılır, zarar varsa siz de taşırsınız.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;5.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Şart: Bu parayı verirken niyetiniz faiz değil, ticari ortaklık olmalıdır</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 09 Jul 2025 09:14:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/07/parani-ver-her-ay-bin-lira-al-caiz-mi-1752041917.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kabristanda Namaz Kılınır mı? Hamamda Secde Olur mu?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/kabristanda-namaz-kilinir-mi-hamamda-secde-olur-mu-108818</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/kabristanda-namaz-kilinir-mi-hamamda-secde-olur-mu-108818</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Namazın mekânı, ibadetin ruhunu yansıtır. Peki mezarlıkta, hamamda ya da yol ortasında namaz olur mu?</p>

<p>Namaz elbette her yerde kılınabilir ama her yer aynı fazilette değildir. Kabristan, hamam, yol ortası veya hayvan kesilen yerler… Buralarda namaz kılmak mekruhtur, yani uygunsuzdur, sevabı azaltır.</p>

<p>Ancak bu gibi yerlerde özel olarak hazırlanmış, temiz ve uygun bir alan varsa; orada namaz kılmakta sakınca yoktur. Mesele, yeri temizlemek değil; orayı “namaza layık” hâle getirmektir.</p>

<p>Namazda zemin, sadece secde için değil, huzur için de önemlidir.</p>

<p><strong>HÜLASA:</strong><br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;1.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kabristan, hamam gibi yerlerde namaz kılmak mekruhtur.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;2.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bu yerlerde özel olarak yapılmış temiz namaz alanı varsa, caizdir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;3.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Yol ortasında ve hayvan kesilen yerlerde de aynı hüküm geçerlidir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;4.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Namaz kılınan yerin temizliği kadar, manevi uygunluğu da önemlidir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;5.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Mümkünse mescit gibi uygun yerler tercih edilmelidir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 07 Jul 2025 12:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/07/kabristanda-namaz-kilinir-mi-hamamda-secde-olur-mu-1751881333.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kızına Zekât Veremezsin! Deden Olsa Yine Veremezsin!</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/kizina-zekat-veremezsin-deden-olsa-yine-veremezsin-108787</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/kizina-zekat-veremezsin-deden-olsa-yine-veremezsin-108787</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Zekât verecek yer ararken en yakındakine uzanmak kulağa mantıklı gelebilir. Hele ki o kişi kendi öz kızınsa… Ama işte din böyle işlemiyor. Çünkü zekât, senin geçindirmekle yükümlü olduğun kişilere verilmez.</p>

<p>Yani; kızın, oğlun, torunun, annen, baban, deden, ninen… Bunlar senin “usûl” ve “furû”undur. Yani senden yukarı çıkanlar ve senden aşağı inenler. Bunlara zekât verilmez. Çünkü zaten onların geçimi sana farz.</p>

<p>Ama damadın ya da gelinin ihtiyaç sahibi ise zekât verebilirsin. Aynı şekilde onlar da senin kayınvalidene veya kayınpederine zekât verebilir. Bu serbest. Çünkü burada doğrudan bir nafaka yükümlülüğü yok.</p>

<p>Bir diğer önemli nokta: Karı-koca birbirine zekât veremez. Çünkü bir çatı altında birleşmişsiniz; biri açken diğeri tok olamaz.</p>

<p><strong>HÜLASA:</strong><br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;1.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Öz kızına zekât veremezsin.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;2.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Anne, baba, dede, nine gibi büyüklerine de zekât olmaz.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;3.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Damat ve gelin gibi akrabalara zekât verilebilir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;4.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Karı-koca arasında zekât geçerli değildir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;5.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Zekât, nafaka yükümlülüğü olmayan ihtiyaç sahibine verilir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 06 Jul 2025 10:16:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/07/kizina-zekat-veremezsin-deden-olsa-yine-veremezsin-1751786538.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Doktor “Çıkarma” Dedi, Peki Abdest Ne Olacak?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/doktor-cikarma-dedi-peki-abdest-ne-olacak-108778</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/doktor-cikarma-dedi-peki-abdest-ne-olacak-108778</guid>
                <description><![CDATA[Doktor tavsiyesiyle çıkarılamayan varis çorabı, abdest ve gusül engeli değildir. Alçı gibidir, mesh caizdir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Çorabı çıkarmadan abdest olur mu?<br />
Evet, olur.<br />
Eğer doktor “bu çorabı çıkarmayacaksın” dediyse, mesele kapanır.<br />
Tıpkı alçı gibi…<br />
Tıpkı sargı bezi gibi…<br />
O çorabın üzerine mesh edilir, abdest alınır, namaz kılınır.</p>

<p>Varis çorabı üzerindeyken:<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Abdest alırken bir defa mesh edilir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Mesh ettikten sonra ayakları açıkta kalan yerler varsa onlar yıkanır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Çorabı giyerken abdestli olma şartı yoktur.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Her abdestte yeniden mesh etmek gerekmez.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Meshle abdest alınır, birkaç vakit namaz da kılınabilir.</p>

<p>Boy abdesti mi lazım?<br />
O zaman da mesh yapılabilir.<br />
Çünkü “özür sahibi” hükmündedir.</p>

<p>HÜLASA:<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;1.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Varis çorabı, doktor izin verdikçe çıkarılmadan mesh edilebilir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;2.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Mesh, o uzvun yıkanmış sayılmasını sağlar.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;3.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Mesh alınca birden fazla vakit namaz da kılınabilir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;4.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Boy abdestinde bile çıkarılamıyorsa mesh caizdir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;5.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bu kolaylık dinin rahmetidir, namaz geçerlidir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 05 Jul 2025 11:32:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/07/doktor-cikarma-dedi-peki-abdest-ne-olacak-1751704625.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>“Borcu Ödedim” Dedin mi? Vallahi Yandın…</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/borcu-odedim-dedin-mi-vallahi-yandin-108750</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/borcu-odedim-dedin-mi-vallahi-yandin-108750</guid>
                <description><![CDATA[Allah adına yalan yere “ödedim” demek, sadece yalan değil, kefareti bile olmayan büyük bir günahtır!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Birine borcun var…<br />
Ama ödememişsin.<br />
Yine de çıkıp <strong>“Vallahi ödedim”</strong> diyorsun…<br />
İşte bu laf, seni yakar!</p>

<p>Çünkü bu söz, dinen <strong>“yemin-i gamus”</strong> sayılır.<br />
Yani insanı günaha batıran, vicdanı susturan ağır bir yalandır.<br />
Üstelik bu tür yeminin keffareti yoktur.<br />
Ne fidye, ne oruç, ne sadaka bu günahı silmez.</p>

<p>Neden bu kadar büyük bir günah?<br />
Çünkü Allah’ın adı kullanılarak yapılan bir yalan bu.<br />
<strong>“Yaratanı şahit gösterip, kul hakkını çiğnemek” </strong>demektir.<br />
Bu yüzden sadece Allah’a değil, insana da zarar verir.<br />
Yani çift taraflı vebaldir.</p>

<p>Peki ne yapılmalı?<br />
– Bir: Pişman olunmalı, samimi şekilde tevbe edilmeli.<br />
– İki: Karşı taraf ne kaybettiyse aynen iade edilmeli.<br />
– Üç: Helallik istenmeli. Bu, artık farzdır.</p>

<p>Unutma:<br />
Kardeşine, babana, bir çocuğa yemin etsen geçerli bile sayılmaz.<br />
Ama Allah adına ettiğin yalan yemin, ağır bir vebal olarak kalır.</p>

<p><strong>HÜLASA</strong><br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;1.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Yalan yere edilen yemin, <strong>“yemin-i gamus”</strong>tur; keffareti yoktur.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;2.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Allah adına edilen bu yemin, büyük günahtır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;3.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Samimi tevbe, zarar tazmini ve helallik farzdır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;4.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kul hakkı da çiğnendiği için vebal çifte katlanır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;5.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Allah’ın adıyla edilen her söz, ya rahmet getirir ya da azap…</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 04 Jul 2025 09:09:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/07/borcu-odedim-dedin-mi-vallahi-yandin-1751609691.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Namazda “4 Rekat” Demeden Niyet Olur mu?Cevap: Evet, Ama…</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/namazda-4-rekat-demeden-niyet-olur-mucevap-evet-ama-108722</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/namazda-4-rekat-demeden-niyet-olur-mucevap-evet-ama-108722</guid>
                <description><![CDATA[Namaz kılarken “kaç rekat” olduğunu söylemeden niyet edilirse kabul olur mu? “Niyet ettim dört rekat” demeyenlerin namazı geçerli mi? Detaylar, düşündüğünüzden net.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Namazın kabulü için niyet şarttır.<br />
Ama o niyetin nasıl olacağı zannedildiği kadar karmaşık değil.</p>

<p>Farz veya sünnet, hiçbir namazda rekat sayısını açıkça söylemek şart değildir.<br />
<strong>“Dört rekatlık öğle namazı” </strong>demek gerekmez.<br />
Hatta <strong>“iki rekat”, “üç rekat”</strong> gibi sınırlamalar yerine sade niyet daha faziletli görülür.</p>

<p>İmam arkasında kılıyorsanız <strong>“uydum imama”</strong> demenize de gerek yoktur.<br />
İçten ve şuurlu bir niyet, yeterlidir.</p>

<p>Allah katında önemli olan, sözle ifade değil, kalpten yöneliştir.<br />
Ve unutmayın…<br />
O, dilediğine kat kat sevap verir.</p>

<p><strong>HÜLASA:</strong><br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;1.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Namaz kılarken rekat sayısını açıkça söylemek şart değildir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;2.&nbsp;&nbsp; &nbsp;“Niyet ettim dört rekat” demeseniz de namaz geçerlidir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;3.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Cemaatle kılarken “uydum imama” demeye gerek yoktur.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;4.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kalpten yapılan niyet yeterlidir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;5.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Allah dilerse az bir niyetle çok büyük sevap verir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 03 Jul 2025 08:18:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/07/namazda-4-rekat-demeden-niyet-olur-mucevap-evet-ama-1751520114.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Üzerinde Resim Varsa Namaz Geçerli mi? Cevap Sandığınızdan Farklı!</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/uzerinde-resim-varsa-namaz-gecerli-mi-cevap-sandiginizdan-farkli-108695</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/uzerinde-resim-varsa-namaz-gecerli-mi-cevap-sandiginizdan-farkli-108695</guid>
                <description><![CDATA[Giysinizde insan ya da hayvan resmi varsa, namaz olur mu? Peki bu giysiyle camiye gitmek doğru mu? Merak edilen meseleye net cevap geldi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Üzerinde resim olan bir kıyafetle namaz kıldın.<br />
Peki bu namaz kabul oldu mu?</p>

<p>Evet, oldu. Ama tam değil.<br />
Fıkıh buna <strong>“kerahatle caiz”</strong> der.<br />
Yani günah değil ama uygun da değil.<br />
Namaz geçerli ama eksik sevaplı olur.</p>

<p>Özellikle insan ve hayvan resmi olan kıyafetlerle namaz kılmak mekruhtur.<br />
Bu yüzden ya çıkar, ya da bir şeyle üstünü ört.</p>

<p>Evdeyken de bu resimler açıkta durmasın.<br />
Üç yer için özellikle uyarı var:<br />
Ev, cami ve kabir.<br />
Bu üç mekânda suret (canlı resmi) asla tavsiye edilmez.</p>

<p><strong>HÜLASA:</strong><br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;1.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Üzerinde resim olan kıyafetle namaz kılınabilir ama mekruhtur<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;2.&nbsp;&nbsp; &nbsp;İnsan ve hayvan resimleri olursa kerahat daha fazladır<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;3.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Namaz geçerli olur, ama sevap eksilir<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;4.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Üstteki resmi örtmek ya da giysiyi çıkarmak en doğrusudur<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;5.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Evde, camide, kabirde insan-hayvan resmini açıkta tutmak uygun değildir</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 02 Jul 2025 08:33:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/07/uzerinde-resim-varsa-namaz-gecerli-mi-cevap-sandiginizdan-farkli-1751434564.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kaza namazı kılarken cemaat başlarsa ne olur?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/kaza-namazi-kilarken-cemaat-baslarsa-ne-olur-108671</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/kaza-namazi-kilarken-cemaat-baslarsa-ne-olur-108671</guid>
                <description><![CDATA[Ben camide kaza namazı kılıyordum. O sırada cemaatle farz namaza başlandı. Kaza namazımı bırakıp cemaate katılmalı mıyım?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:17px">1. Kaza namazına başladıysan, bitir. Bozup bırakma.</span><br />
<span style="font-size:17px">2. Kaza namazı, sünnet gibi değil. Sünneti bırakıp cemaate katılabilirsin ama kaza namazını bozamazsın.</span><br />
<span style="font-size:17px">3. Kaza namazına başlamadıysan ve üzerinde çok borç varsa (6 vakitten fazla), önce cemaatle farzı kıl, sonra kaza namazını kılarsın.</span><br />
<span style="font-size:17px">4. Kaza namazı çok önemli. Kazaya bırakmak büyük günahtır.</span><br />
<span style="font-size:17px">5. Öldükten sonra başkalarının senin yerine “devir-iskat” yapması namaz borcunu kesin silmez.</span><br />
<span style="font-size:17px">6. En sağlam yol: Borçlu olduğun namazları hayattayken kendin kılmaktır.</span><!--/data/user/0/com.samsung.android.app.notes/files/clipdata/clipdata_bodytext_250701_090753_160.sdocx--></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 01 Jul 2025 09:08:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/07/kaza-namazi-kilarken-cemaat-baslarsa-ne-olur-1751350308.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İki mi kıldın, üç mü? Şüphe Namazı Bozar mı?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/iki-mi-kildin-uc-mu-suphe-namazi-bozar-mi-108646</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/iki-mi-kildin-uc-mu-suphe-namazi-bozar-mi-108646</guid>
                <description><![CDATA[Namazda rekât sayısını karıştırdıysan panik yapma. Din, zorluk çıkarmaz. Ama her ihtimale karşı ne yapacağını bilmen şart!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Namazdayken aklına geldi…<br />
<strong>“Bu kaçıncı rekât?”</strong><br />
Bir an durdun. Tereddüt ettin.<br />
İki mi kıldın, üç müydü? Yoksa daha birinci miydi?</p>

<p>Endişelenme.<br />
Bu durumun bir ölçüsü, bir hükmü var.<br />
İlk defa başına geldiyse ve karar veremiyorsan:<br />
Namazı yeniden kılmalısın.</p>

<p>Ama bu karışıklık sende sık oluyorsa:<br />
Artık kalben araştırır, karar verirsin.<br />
Kararın ne ise, ona bir rekât daha ekler, sehv secdesiyle namazı tamamlarsın.</p>

<p>Eğer yine de karar veremiyorsan:<br />
Azı kabul edilir. Bir rekât daha eklenir.<br />
Mesela sabah namazında şüpheye düştün…<br />
Bir mi kıldın, iki mi?<br />
Kalbin <strong>“bir” </strong>diyorsa, bir daha kıl, secdeyle bitir.<br />
Kalbin karar veremiyorsa:<br />
Yine bir daha kıl ama tahiyyat okuyarak otur.<br />
Çünkü iki rekât kılmış da olabilirsin.<br />
Böylece sehv secdesiyle sabah namazın tamam olur.</p>

<p><strong>HÜLASA:</strong><br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;1.&nbsp;&nbsp; &nbsp;İlk defa şüphe ettiysen ve karar veremiyorsan, namazı iade et.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;2.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Sürekli bu durumu yaşıyorsan kalben araştır, kararına göre ekle.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;3.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kalbin karar veremiyorsa azı esas al, bir rekât daha kıl.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;4.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Tahiyyata mutlaka otur, çünkü fazla kılmış da olabilirsin.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;5.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Sonunda sehv secdesi yaparak namazı tamamla.&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 30 Jun 2025 13:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/06/iki-mi-kildin-uc-mu-suphe-namazi-bozar-mi-1751277915.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ortağınız Sizin Zekâtınızı Verirse Geçerli Olur mu? Cevap Sandığınızdan Farklı</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ortaginiz-sizin-zekatinizi-verirse-gecerli-olur-mu-cevap-sandiginizdan-farkli-108592</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ortaginiz-sizin-zekatinizi-verirse-gecerli-olur-mu-cevap-sandiginizdan-farkli-108592</guid>
                <description><![CDATA[“Benim zekâtımı da ver” demediyseniz, parayı fakire de verseler sizin zekâtınız sayılmaz. Dinen geçerli değil. Ama hâlâ kurtarılabilir]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Siz söylemeden sizin adınıza zekât verildi…</p>

<p>Peki bu geçerli mi?</p>

<p>Cevap çok net: Hayır.</p>

<p>Ortağınız kendi zekâtını verirken, sizin adınıza da zekât verdiyse ama siz “ver” demediyseniz…</p>

<p>Sizin zekâtınız düşmez.</p>

<p>Ama bir ihtimal daha var:</p>

<p>Fakire verilen paraya henüz dokunulmadıysa, harcanmadıysa, siz hemen niyet edip “zekâtımdır” derseniz, geçerli olur.</p>

<p>Bu da zekâtın kurtarıcı son şansı.</p>

<p>Ama o para harcanmışsa…</p>

<p>Geçmiş olsun. Sadaka sayılır.</p>

<p>Zekâtı yeniden vermeniz gerekir.</p>

<p>HÜLASA:</p>

<p>&nbsp;1. “Benim zekâtımı da ver” demediyseniz, ortağınız sizin yerinize zekât veremez</p>

<p>&nbsp;2. Ortak maldan zekât verilmesi için rızanız ve niyetiniz gerekir</p>

<p>&nbsp;3. Fakir o paraya henüz dokunmadıysa, sonradan niyetle kurtarılabilir</p>

<p>&nbsp;4. Ama harcadıysa, zekât gitmiş sayılmaz; sadaka olur</p>

<p>&nbsp;5. Herkes kendi zekâtına bizzat niyet etmeli: mal sizin, niyet de sizin olmalı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 27 Jun 2025 10:32:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/06/ortaginiz-sizin-zekatinizi-verirse-gecerli-olur-mu-cevap-sandiginizdan-farkli-1751009927.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Peygamber’in ‘En Faziletli Oruç’ Dediği Ay Başladı: Şimdi Ne Yapmalı?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/peygamberin-en-faziletli-oruc-dedigi-ay-basladi-simdi-ne-yapmali-108561</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/peygamberin-en-faziletli-oruc-dedigi-ay-basladi-simdi-ne-yapmali-108561</guid>
                <description><![CDATA[Ramazan’dan sonra en faziletli oruç, Muharrem ayında tutulur. Peki hangi gün oruç tutulur? Tek mi tutulur, çift mi? İşte adım adım rehber…]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong>“Ramazan’dan sonra en faziletli oruç, Allah’ın ayı olan Muharrem’de tutulan oruçtur.”</strong><br />
Bu söz, doğrudan Hz. Peygamber’e (sav) ait.<br />
Yani Muharrem ayı, sadece yeni bir hicri yıl değil, aynı zamanda büyük bir ibadet fırsatı.</p>

<p>Bugün, 26 Haziran 2025.<br />
Yani Hicri takvime göre 1 Muharrem 1447.<br />
Yeni bir hicri yıla girmiş bulunuyoruz. Peki bu ne demek?</p>

<p>Bu şu demek:<br />
Faziletli oruçların vakti geldi.<br />
Ama dikkat:<br />
Sadece 10. gün yani Aşure günü değil…<br />
9-10 veya 10-11 şeklinde iki gün oruç tutmak sünnettir.</p>

<p>Tek başına sadece 10. günü oruç tutmak, Yahudilere benzememek için tercih edilmemiştir.<br />
Bu yüzden ya öncesiyle ya da sonrasıyla birlikte tutulur.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">HÜLASA:</span></strong><br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;1.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Muharrem ayı, Ramazan’dan sonra en faziletli orucun zamanıdır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;2.&nbsp;&nbsp; &nbsp;1447 Hicrî yılı bugün başladı. Dileyen hemen niyet edebilir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;3.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Aşure günü 10 Muharrem’dir. Bu yıl 5 Temmuz 2025 Cumartesi’ye denk geliyor.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;4.&nbsp;&nbsp; &nbsp;En doğru uygulama: 4-5 Temmuz (9-10) veya 5-6 Temmuz (10-11) günlerinde oruç tutmak.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;5.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bu oruçlar farz değil; ama sünnettir ve sevabı büyüktür.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 26 Jun 2025 10:27:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/06/peygamberin-en-faziletli-oruc-dedigi-ay-basladi-simdi-ne-yapmali-1750923016.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Farz Namazda Yanlışlıkla Sure Okunursa Ne Olur?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/farz-namazda-yanlislikla-sure-okunursa-ne-olur-108533</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/farz-namazda-yanlislikla-sure-okunursa-ne-olur-108533</guid>
                <description><![CDATA[Dördüncü rekâtta Fatihadan sonra yanlışlıkla sure okudun, fark edince paniğe kapıldın… Peki sehv secdesi gerekir mi? İşte herkesin bilmesi gereken cevap…]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Namazda bir anlık dalgınlıkla sure okudun…<br />
Üstelik farz namazın üçüncü ya da dördüncü rekâtında…</p>

<p>Telaş etme, durumun hükmü açık:<br />
Bu bir hata olabilir ama namazı bozmaz, sehv secdesi de gerekmez.</p>

<p>Çünkü:<br />
– Farz namazların 3. ve 4. rekâtlarında Fatiha’dan sonra sure okunmaz.<br />
– Kasden okunursa sünnete aykırı olur, fakat yine namaz sahih olur.<br />
– Ama unutarak ya da refleksle okursan, hatta rükû gecikse bile, sehv secdesine gerek yoktur.<br />
– Çünkü kıyam zaten kıraat makamıdır.</p>

<p>Birçok kişi bu gibi küçük hatalarda secdeye kapanmayı şart zanneder. Hâlbuki İslam, kolaylık dinidir.<br />
Hata niyetli değilse, sonuç ibadeti bozmaz.</p>

<p>Özetle:<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;1.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Farz namazda Fatiha’dan sonra sure okunması sadece sünnete aykırıdır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;2.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bu durum, unutarak yapılırsa sehv secdesi gerekmez.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;3.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Rükûya gecikmiş olsan bile kıraat tamam sayılır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;4.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kasden okursan da namaz bozulmaz, ama sünnet terk edilmiş olur.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;5.&nbsp;&nbsp; &nbsp;İbadeti korkuya değil, ilme dayandır: Hatayı bil, panikleme.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 25 Jun 2025 10:21:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/06/farz-namazda-yanlislikla-sure-okunursa-ne-olur-1750836238.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tüp Bebek Caiz mi? Cevap Sandığınızdan Net!</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/tup-bebek-caiz-mi-cevap-sandiginizdan-net-108496</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/tup-bebek-caiz-mi-cevap-sandiginizdan-net-108496</guid>
                <description><![CDATA[Sperm başka yerden, yumurta yabancıdan, rahim komşudan… Olmaz! Tüp bebek olur ama her yöntemi helal değil. Detaylar açıklandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Evli bir çiftsiniz. Çocuğunuz olmuyor. Doktora gittiniz. <strong>“Tüp bebek yapılabilir”</strong> dedi.</p>

<p>Durun! Önce şunu bilin:<br />
Tüp bebek dinen caizdir.<br />
Ama her şekliyle değil.</p>

<p>Bakın şimdi sade sade anlatalım:</p>

<p>Eğer spermi veren koca, yumurtayı veren karısı, çocuğu taşıyan da karısının rahmi ise, evet bu işlem caizdir.</p>

<p>Ama…<br />
Yumurta başka kadından, sperm başka adamdan…<br />
Yok efendim, çocuk da komşunun rahmine konulsun…</p>

<p>Bu işler olmaz!<br />
Bu işler dinen haramdır.</p>

<p>İslam’da çocuk, nikâhlı karı-kocanın bedeninden oluşmalı. Araya başkası girerse, o iş tedavi değil, günahtır.</p>

<p>Yani tüp bebek olur,<br />
Ama üç şartla olur:<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Nikâhlı eş olacak<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Hücreler onlara ait olacak<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Çocuk kadının kendi rahminde büyüyecek</p>

<p>Yoksa öyle taşıyıcı anneymiş, yumurta bağışıymış… Bunlar caiz değil.</p>

<p><strong>HÜLASA:</strong><br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;1.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Tüp bebek dinen caizdir ama belli şartlarla.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;2.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Hücreler ve rahim, nikâhlı eşe ait olmalıdır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;3.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Taşıyıcı annelik ya da yabancı hücreyle yapılan uygulamalar haramdır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;4.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Çocuk sahibi olmak güzel, ama yolun da helal olması şart.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;5.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kendi çocuğun için başkasının bedenine muhtaç olma!</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 24 Jun 2025 09:21:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/06/tup-bebek-caiz-mi-cevap-sandiginizdan-net-1750746216.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kadir İsmi Koymak Doğru mu? Çok Kişi Yanlış Biliyor!</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/kadir-ismi-koymak-dogru-mu-cok-kisi-yanlis-biliyor-108468</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/kadir-ismi-koymak-dogru-mu-cok-kisi-yanlis-biliyor-108468</guid>
                <description><![CDATA[İyi niyetle konuluyor ama farkında olmadan yanlış yapılıyor. Oysa isim sadece bir etiket değil; ömür boyu taşınan bir kimliktir, bir davettir. Peki neden “Kadir” ismi doğrudan önerilmiyor?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">GÜZEL İSİM SADECE KULAĞA HOŞ GELEN DEĞİLDİR</span></strong></p>

<p>Çocuğa <strong>“Kadir”</strong> ismini koymak doğru mu?</p>

<p>Evet, kulağa hoş geliyor. Güzel niyetle konuluyor. Ama…<br />
Kıyamet günü herkes ismiyle çağrılacak.<br />
Ve <strong>“Kadir”</strong> Allah’ın (cc) isimlerinden biridir.</p>

<p>Yani <strong>“Rahman”, “Kerim”, “Kadir”</strong> gibi doğrudan Allah’a ait olan isimler, başına <strong>“Abd”</strong> takısı getirilmeden kullanılmaz.<br />
Doğru olan “Abdülkadir” gibi kullanımlardır.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">PEYGAMBERİMİZ BİZZAT UYARMIŞ</span></strong></p>

<p>Hz. Peygamber (sav), çocuklara güzel isim konulmasını tavsiye etmiş ve yanlış isimleri bizzat değiştirmiştir.<br />
Abdüluzza’yı <strong>“Abdullah” </strong>yapmıştır.<br />
<strong>“Harb”</strong> ismini <strong>“Hasan” </strong>yapmıştır.</p>

<p>Çünkü isim kaderdir.<br />
İsim dua gibidir.<br />
İsim bir ömürlük yolculuktur.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">“NİNEMİN ADIYDI” DEMEK YETMEZ</span></strong></p>

<p>Ailelerin<strong> “babamın, dedemin adıydı”</strong> diyerek ısrarla koyduğu bazı isimler, çocuğun kaderine değil, geçmişin hatırasına hizmet eder.<br />
Din, çocuğu geleceğe hazırlar.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>NE YAPMALI?</strong></span></p>

<p>Çocuğuna Allah’a ait bir ismi koymak istiyorsan, Abdurrahman, Abdülkadir, Abdurrahim gibi <strong>“Abd” </strong>takısıyla koy.<br />
Hem kul olduğunu hatırlat, hem güzel bir dua bırak.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 23 Jun 2025 09:49:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/06/kadir-ismi-koymak-dogru-mu-cok-kisi-yanlis-biliyor-1750661634.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kur’an Yüklü Telefonla Tuvalete Girilir mi?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/kuran-yuklu-telefonla-tuvalete-girilir-mi-108443</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/kuran-yuklu-telefonla-tuvalete-girilir-mi-108443</guid>
                <description><![CDATA[Cebinde Kur’an uygulaması var diye tuvaletin kapısında mı kalacaksın? Akıllı telefonlar mushaf mı oldu? Tartışma yeniden alevlendi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Cep telefonunda Kur’an var diye tuvalete giremeyenler…<br />
Bu haber size.</p>

<p>Evet, cebinizde Kur’an uygulaması var. Ama ekran kapalı. Ayet görünmüyor. Peki bu durumda ne yapmalı?</p>

<p>Kafanızı netleştirelim:<br />
Telefon, mushaf değildir.<br />
Çünkü içinde fizikî bir yazı yok. Görüntü, ancak açılırsa oluşur. Yani telefon Kur’an taşımaz, veri taşır.</p>

<p>Dolayısıyla:<br />
– Telefonunuzda Kur’an yüklüyse<br />
– Ama o an uygulama açık değilse<br />
– Ekranda ayet görünmüyorsa<br />
Tuvalete girmenizde dinen bir sakınca yoktur.</p>

<p>Ama…<br />
Cep ekranında Kur’an açık ve görünür haldeyse, o hâlde tuvalete girmek edebe uygun olmaz. Bu kadar net.</p>

<p>Konuyu karmaşıklaştırmaya gerek yok.<br />
Telefon, kitap değil.<br />
Veri, mushaf değil.<br />
Ayeti açmadıysan, görmüyorsan, bir sorun yok.</p>

<p><strong>HÜLASA:</strong><br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;1.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kur’an uygulaması olan telefon, mushaf yerine geçmez<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;2.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Uygulama açık değilse, yani ekranda ayet görünmüyorsa, tuvalete girilir<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;3.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Ayet görünür durumdaysa, girmemek edep gereğidir<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;4.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Telefon veri taşır, kitap değil<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;5.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kendi kendine sıkıntı üretme: Dindar ol, ama kafanı yakma</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 22 Jun 2025 11:06:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/06/kuran-yuklu-telefonla-tuvalete-girilir-mi-1750579701.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kur’an Ayda Bir Hatmedilmeli mi? Meal Okumak Hatim Yerine Geçer mi?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/kuran-ayda-bir-hatmedilmeli-mi-meal-okumak-hatim-yerine-gecer-mi-108435</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/kuran-ayda-bir-hatmedilmeli-mi-meal-okumak-hatim-yerine-gecer-mi-108435</guid>
                <description><![CDATA[Kur’an’ı anlamadan okumak yeterli mi? Meal hatim sayılır mı? Aydan önce bitirmek caiz mi? Merak edilenleri Diyanet yanıtladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kur’an-ı Kerim’i ne kadar sürede bir hatmetmek gerekir?<br />
Bu soru, ibadetine özen gösteren pek çok müminin zihnini meşgul eder. Diyanet’in açıklamasına göre; Kur’an’ı ayda bir hatmetmek müstehaptır, yani yapılması dinen sevaptır. Ancak alimler bu süreyi haftada bir, kırk günde bir veya yılda bir olarak da tavsiye etmiştir. Burada önemli olan, okuma süresinin üç günden kısa olmamasıdır. Çünkü çok kısa sürede okumak, hem anlamı kavramayı hem de tecvid kurallarını uygulamayı zorlaştırır.</p>

<p>Peki, meali okumak hatim yerine geçer mi? Hayır, meal okumanın hatim sevabı yoktur. Çünkü hatim, Kur’an’ın Arapça lafızlarıyla okunmasıyla tamamlanır. Ancak bu, mealin önemini küçümsemek anlamına gelmez. Bilakis, meali okumak sevaptır ve Allah’ın kelamını anlamak için bir zorunluluktur.</p>

<p>Hatim yapan bir müslümanın aynı zamanda Kur’an’ın mesajını da anlaması gerekir. Bunun için tefsir kitaplarından da yararlanmak önemlidir. Zira Kur’an yalnız okunmak için değil, anlaşılmak ve yaşanmak için indirilmiştir.</p>

<p>Hülasa:<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kur’an’ı ayda bir hatmetmek müstehaptır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Üç günden kısa sürede hatim uygun görülmemiştir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Meal hatim yerine geçmez ancak sevabı çoktur.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kur’an’ın manasını kavramak için tefsir kitapları okunmalıdır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Hatim kadar anlamak da önemlidir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 21 Jun 2025 09:57:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/06/kuran-ayda-bir-hatmedilmeli-mi-meal-okumak-hatim-yerine-gecer-mi-1750489238.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Devletin Bağladığı Maaş Miras Sayılır mı? Kardeşler Arasında Paylaşılmalı mı?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/devletin-bagladigi-maas-miras-sayilir-mi-kardesler-arasinda-paylasilmali-mi-108404</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/devletin-bagladigi-maas-miras-sayilir-mi-kardesler-arasinda-paylasilmali-mi-108404</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Baba vefat etti…<br />
Devlet, geride kalan annesine ve bazı çocuklarına maaş bağladı.<br />
Ama bazı kardeşlere maaş bağlanmadı.<br />
Şimdi ortalık karışık:<br />
<strong>“Madem biz de aynı babanın evladıyız, o maaştan bize de pay verilmeli!”</strong></p>

<p>Peki haklılar mı?</p>

<p>Cevap kısa ama net:<br />
Hayır, bu maaş miras değildir. Paylaşılmaz.</p>

<p>Maaş, Devletin Takdir Hakkına Dayalıdır</p>

<p>Devletin bir kişiye maaş bağlaması, bir miras işlemi değil, sosyal güvenlik kararıdır.<br />
Nasıl ki devlet çalışanına maaş veriyorsa,<br />
bazı özel durumlarda da çalıştırmadığı halde eşine ya da çocuğuna maaş bağlayabilir.</p>

<p>Bu karar, kanunla belirlenmiş kıstaslara dayanır.</p>

<p>Yani:<br />
– Kim hak ediyorsa, o alır.<br />
– Kim hak etmiyorsa, alamaz.<br />
– Hak eden de bu maaşı kendi adına alır, aile adına değil.</p>

<p>Miras Değil, Şahsî Haktır</p>

<p>Fıkhen de durum farklı değildir.<br />
Bir malın miras olabilmesi için, vefat anında kişinin malvarlığına dahil olması gerekir.<br />
Ancak bu maaş, ölümden sonra tahakkuk eden, yani devletin özel olarak bağladığı bir haktır.</p>

<p>Bu yüzden:<br />
– Maaş, miras değildir<br />
– Şahsi bir hak olduğu için diğer varislerle paylaşılması gerekmez<br />
– Pay istemek, ne hukuken ne diyaneten geçerli değildir</p>

<p><strong>“Ama O da Babamızın Çocuğu!” </strong>Demek Yetmez</p>

<p>Evet, kardeşsiniz.<br />
Ama maaş konusunda kardeşlik değil, hak sahipliği esas alınır.<br />
Devlet kimin şartları uygun görmüşse, o kişiye maaş bağlar.<br />
Bağlanmayan kişi bu paraya ne mahkeme yoluyla, ne fıkıh yoluyla ortak olamaz.</p>

<p><strong>HÜLASA</strong><br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;1.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Vefat eden bir kişiden sonra bağlanan maaş, miras değildir<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;2.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bu maaş, devletin belirlediği hak sahiplerine özel olarak verilir<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;3.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Maaş alan kardeş, diğer kardeşlerle bunu paylaşmak zorunda değildir<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;4.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Hem hukuken, hem diyaneten bu maaş şahsi bir haktır<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;5.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Pay istemek, hak gaspı olur; kul hakkına girme riski doğurur</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 20 Jun 2025 08:33:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/06/devletin-bagladigi-maas-miras-sayilir-mi-kardesler-arasinda-paylasilmali-mi-1750397718.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ehli Kıble Tekfir Edilmez: Şer’î Hüküm Mahkemenin Yetkisindedir</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ehli-kible-tekfir-edilmez-seri-hukum-mahkemenin-yetkisindedir-108367</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ehli-kible-tekfir-edilmez-seri-hukum-mahkemenin-yetkisindedir-108367</guid>
                <description><![CDATA[Tekfir, şer’î mahkemenin hükmü olmaksızın yapılamaz; Müslümanlar keyfî olarak birbirlerini küfürle itham edemez. Şâfiî ve Hanefî ulemâsına göre tekfir büyük bir sorumluluk ve vebal taşır. Bu çağda, mahkeme-i şer’iyye bulunmadığı için ehli kıblenin küfrüne hükmedilemez.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İbn Ömer (radıyallahu anh)’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:</p>

<p>“Bir kimse din kardeşine, ‘Ey kâfir!’ derse, bu söz ikisinden birine döner. Eğer söylenen kişi gerçekten öyleyse, söz yerini bulur; değilse bu söz, söyleyene döner.”</p>

<p>Ulemâ-i İslâm bu hadîs-i şerîfi iki şekilde yorumlamıştır. Birinci yoruma göre, bir Müslümana kâfir demeyi helâl gören kimse, bu hükmü helâl saydığı için kendisi küfre düşer. İkinci yoruma göre ise, böyle bir isnatta bulunan kişi büyük bir günah işlemiş olur; tekfirin vebali ve günahı kendisine döner, fakat bu kişi bu fiiliyle dinden çıkmış sayılmaz.</p>

<p>Amelî mezheb imamları, Kur’ân-ı Kerîm ve Sünnet-i Seniyye’nin delalet ettiği hükümleri ittifakla şöyle özetlemişlerdir: Bir kimsenin irtidâdı yani İslâm’dan çıkması, ancak iki âdil şahidin şehadeti ve şer’î mahkemenin hükmüyle sabit olur. Hâkim, mürted olduğundan şüphe edilen kişi hakkında hüküm vermeden evvel onu dîne davet etmekle mükelleftir. Bazı görüşlere göre bu davet vâcib, bazılarına göre ise sünnettir. Kimilerine göre ise, mahkeme üç günlük mühlet tanır. Bu sürede şahıs bâtıl inancından dönmez ve İslâm’a rücu etmezse, irtidâdına hükmolunur ve had cezası uygulanır.</p>

<p>Şâfiî ve Hanefî fıkıh kaynaklarında tekfirle ilgili bazı örnekler yer almakla birlikte, bu örnekler üzerinden genel hüküm çıkararak halkı kolaylıkla tekfir etmek caiz görülmemiştir. Zira burada geçen küfür, iltizamî değil, lâzımî küfürdür. Yani kişi kasdî olarak değil, sözünden dolaylı bir mana çıkarılarak tekfire konu edilebilecek bir ifadededir. Bu ise son derece tehlikelidir. Zira bir Müslümanı haksız yere tekfir eden kimse, kendisi küfre düşebilir.</p>

<p>Sonuç olarak amelî mezheb imamlarının beyanları gösteriyor ki, bir Müslümanın küfrüne hükmetmek keyfî olarak halkın verebileceği bir karar değildir. Bu, sadece mahkeme-i şer’iyyenin yetkisinde olan bir hükümdür. Günümüzde ise böyle bir mahkeme ve şer’î hâkim bulunmadığına göre, dâhil-i İslâm’da bulunan hiçbir şahıs hakkında küfür hükmü verilemez. Bizler, ne isimle olursa olsun, şahıs, cemaat, cemiyet veya fırka tayin ederek onları küfürle damgalayamayız. Bununla birlikte, kişiyi küfre götürecek inanç, söz ve fiillerin ne olduğu ilmî bir vazife olarak öğrenilmeli ve öğretilmelidir.</p>

<p>Zira İslâm, dildeki serkeşliği değil, kalpteki adaleti esas alır. Hüküm vermek adâlet ister; tekfir ise ilmî selâhiyet ve şer’î teminat gerektirir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Jun 2025 07:17:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/06/ehli-kible-tekfir-edilmez-seri-hukum-mahkemenin-yetkisindedir-1750306802.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Namazda Hata Yapan Ne Yapar? Sehv Secdesi Ne Zaman ve Nasıl Yapılır?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/namazda-hata-yapan-ne-yapar-sehv-secdesi-ne-zaman-ve-nasil-yapilir-108336</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/namazda-hata-yapan-ne-yapar-sehv-secdesi-ne-zaman-ve-nasil-yapilir-108336</guid>
                <description><![CDATA[Namaz sırasında unuttun…
Ya da yanlışlıkla bir farzı geciktirdin, bir vacibi terk ettin.
Kıyamı kısa tuttun, rükûyu unuttun, secdeyi fazladan yaptın…
Peki şimdi ne olacak?

Namaz baştan mı alınmalı?
Yoksa bu eksiklik bir şekilde telafi edilebilir mi?

İşte burada sehv secdesi devreye girer.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sehv Secdesi Nedir?</p>

<p>“Sehv” kelimesi unutmak, şaşırmak, yanılmak demektir.<br />
Namazda farkında olmadan yapılan hata veya eksiklikler için,<br />
namazın sonunda yapılan iki secdelik telafi secdesine sehv secdesi denir.</p>

<p>Bu secde, namazın geçersiz olmasını engelleyen bir rahmet kapısıdır.<br />
Unutmak insana mahsustur; İslam, bu insani zaafa karşı çıkmaz, ona çıkış yolu gösterir.</p>

<p>Sehv Secdesi Ne Zaman Gerekir?</p>

<p>Sehv secdesi, şu iki durumda vacip olur:<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;1.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Namazın bir farzı geciktirilirse (örneğin rükû unutulup sonra hatırlanırsa)<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;2.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Namazın bir vacibi terk edilirse (örneğin birinci oturuşta “et-Tahiyyat” okunmadan kalkılırsa)</p>

<p>Bu tür durumlar, fark edildiğinde namaz bozulmaz,<br />
ama sonunda sehv secdesi yapılması gerekir.</p>

<p>Sehv Secdesi Nasıl Yapılır?</p>

<p>Münferit (tek başına kılan kişi) için:</p>

<p>– Son oturuşta şehadet getirdikten sonra,<br />
– Salli-Barik dualarına geçmeden önce sağa ya da sola selam verilir<br />
– Hemen iki secde yapılır<br />
– Ardından tekrar oturulup Tahiyyat, Salli, Barik, Rabbena duaları okunur<br />
– Ve yeniden selam verilerek namaz tamamlanır</p>

<p>İmam ve cemaat için:</p>

<p>– İmam sadece sağa selam verir<br />
– İki secdeyi yapar<br />
– Sonra tekrar oturur ve yukarıdaki duaları okuyarak yeniden selam verir<br />
– Böylece imamın ve cemaatin namazı geçerli hâle gelir</p>

<p>Dikkat: Kasten Terk Başka Şeydir</p>

<p>Sehv secdesi sehven yapılan hata içindir.<br />
Kasten bir vacibi terk eden kişi için durum farklıdır:<br />
Bu davranış tahrimen mekruhtur ve<br />
namazı yeniden kılmak vacip olur.</p>

<p>İslam, unutmayı affeder ama bile isteye yapılan ihmali affetmez.</p>

<p>HÜLASA<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;1.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Namazda sehven farz geciktirilirse veya vacip terk edilirse, sehv secdesi vacip olur.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;2.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Sehv secdesi, namazın sonunda iki secdeyle yapılır, sonra dualar okunup selam verilir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;3.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Münferit kişi sağa-sola selam verir, imam ise yalnızca sağa selam verir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;4.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kasten vacip terk edilirse, sehv secdesi yetmez, namaz yeniden kılınmalıdır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;5.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Sehv secdesi, İslam’ın unutan kullarına sunduğu merhametli bir düzeltme imkânıdır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 18 Jun 2025 08:15:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/06/namazda-hata-yapan-ne-yapar-sehv-secdesi-ne-zaman-ve-nasil-yapilir-1750223888.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cenaze Namazı İki Kez Kılınır mı? Fıkıh Cevabı Net</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/cenaze-namazi-iki-kez-kilinir-mi-fikih-cevabi-net-108310</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/cenaze-namazi-iki-kez-kilinir-mi-fikih-cevabi-net-108310</guid>
                <description><![CDATA[Cenaze namazı bir kez kılındığında farz yerine gelmiş olur. Ancak mevtanın velisi ya da ilk namazda bulunamayanlar için ikinci defa kılmak caiz olabilir. Fıkha göre ne zaman mekruh, ne zaman caiz?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bir yakınınız vefat etti. Cenazesi Ankara’da kalkacak, ama defni memleketi Kars’ta yapılacak.</p>

<p>Ankara’da bir cemaat namazı kıldı.</p>

<p>Peki Kars’ta tekrar kılınabilir mi?</p>

<p>Veya babası, oğlu gibi en yakınları ilk namazda bulunamadı.</p>

<p>Şimdi soruluyor:</p>

<p><strong>Cenaze namazı ikinci kez kılınır mı?</strong></p>

<p><strong>Aynı kişi için tekrar cemaat olunur mu?</strong></p>

<p>Cevap kısa ama iki yönlüdür:</p>

<p><strong>Hayır, tekrar kılınmaz. Ama bazı şartlarda caizdir.</strong></p>

<p><strong>Asıl Hüküm: Bir Defa Kılınır</strong></p>

<p>Cenaze namazı, İslam’da <strong>farz-ı kifaye</strong> hükmündedir.</p>

<p>Yani bir grup kıldığında diğer Müslümanların üzerinden sorumluluk kalkar.</p>

<p>Bu nedenle bir defa kılındığında, ikinci kez aynı kişi için <strong>yeniden cemaat olmak mekruhtur.</strong></p>

<p>Cemaat gösterisi yapmak, dini bir ibadeti şekle dökmek uygun değildir.</p>

<p><strong>İstisna: Yakını Kılmadıysa Caizdir</strong></p>

<p>Ancak istisnai bir durum vardır:</p>

<p>Mevtanın <strong>velisi</strong> (örneğin babası, oğlu, kardeşi) ilk namazda bulunamadıysa, bu kişi ve onunla birlikte daha önce kılamayanlar için <strong>ikinci defa cenaze namazı kılmak caizdir.</strong></p>

<p>Yani bu tekrar, bir gösteriş değil, <strong>fıkhi bir ihtiyaç gereği yapılır.</strong></p>

<p><strong>Uygulamalı Örnek: Ankara-Kars Durumu</strong></p>

<p>Bir kişi Ankara’da vefat etti.</p>

<p>Cenazesi Kars’a gönderilecek.</p>

<p>Ankara’daki arkadaşları namazı kıldı.</p>

<p>Velisi, yani en yakını Kars’tadır ve oraya defnedilecektir.</p>

<p>Bu durumda:</p>

<p>– Ankara’daki dostlar kılabilir</p>

<p>– Ancak <strong>velisi Ankara’da kılmasın</strong></p>

<p>– O, Kars’ta henüz kılmamış olanlarla birlikte ikinci defa kılabilir</p>

<p>İşte bu tekrar, <strong>caiz ve anlamlıdır.</strong></p>

<p><strong>HÜLASA</strong></p>

<p>1. Cenaze namazı farz-ı kifayedir; bir kez kılındığında tekrar edilmesi mekruhtur.</p>

<p>2. Ancak mevtanın velisi veya daha önce kılmayanlar varsa, onlar için ikinci kez kılınabilir.</p>

<p>3. Bu tekrar, sadece kılmamış olanlara özeldir; ilk cemaate katılanlar tekrar katılamaz.</p>

<p>4. Vefat ve defin şehirleri farklıysa, ilk namaz velisiz kılınmalı, veli defin yerinde tekrar kılmalıdır.</p>

<p>5. Fıkıh, şekli değil ihtiyacı esas alır; bu yüzden ikinci cemaat gösteriş değil, ihtiyaç için caizdir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 17 Jun 2025 10:44:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/06/cenaze-namazi-iki-kez-kilinir-mi-fikih-cevabi-net-1750146466.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Lens Takmak Gusül Abdestine Engel mi? Göz, Bedenin Dışında Sayılır mı?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/lens-takmak-gusul-abdestine-engel-mi-goz-bedenin-disinda-sayilir-mi-108280</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/lens-takmak-gusul-abdestine-engel-mi-goz-bedenin-disinda-sayilir-mi-108280</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gusül abdesti, İslam’da temizlik kavramının zirvesidir.<br />
Ama bu ibadet, birçok kişi tarafından eksik ya da hatalı uygulanır.<br />
Son dönemde en çok sorulan sorulardan biri şu:<br />
<strong>“Lens takan biri gusül alabilir mi? Gözlere su değmeli mi? Göz bedenin içi mi, dışı mı?”</strong></p>

<p>Cevap açık:<br />
Gözlere su değmesi guslün farzı değildir.<br />
Dolayısıyla lens takmak da gusül abdestine engel olmaz.</p>

<p>Ama esas dikkat edilmesi gereken nokta: ağız ve burun.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Göz, Bedenin İçinden Sayılmaz</strong></span></p>

<p>Fıkıh kaynaklarına göre, gusül abdestinde suyun ulaşması gereken yerler “bedenin dış kısmı”dır.<br />
Göz küresi ise iç yapı olarak kabul edilmez.<br />
Bu nedenle lens takılıyken gusül alınmasında fıkhi bir sakınca yoktur.</p>

<p>Yani:<br />
– Gözlere su ulaşmasa da olur<br />
– Lens çıkarılmak zorunda değildir<br />
– Gözyaşı bezlerinin olduğu iç tabakalar, guslün kapsamına girmez</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Asıl Mesele: Ağız ve Burun</strong></span></p>

<p>Pek çok kişi guslün en temel iki farzını ya unutuyor ya da ihmal ediyor:<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;1.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Ağza su vermek<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;2.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Burna su vermek</p>

<p>Bu iki adım olmadan gusül abdesti geçerli olmaz.<br />
Çünkü ağız ve burun, fıkıh açısından bedenin dışı sayılır.<br />
Yani dışarıdan görünmeyen ama dış yapı kabul edilen bu bölgeler yıkanmadan gusül tamamlanmaz.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Guslün Üç Farzı Nedir?</strong></span><br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;1.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Ağza su vermek (genişçe çalkalamak)<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;2.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Burna su çekmek (kemik bitimine kadar)<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;3.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Tüm bedeni iğne ucu kadar kuru yer kalmayacak şekilde yıkamak</p>

<p>Bu üçü olmadan ne kadar çok su dökülürse dökülsün, gusül geçerli sayılmaz.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Uygulama Tavsiyesi</strong></span></p>

<p>– Gusül alırken önce niyet edilir<br />
– Sonra beden temizlenir<br />
– Ardından ağız ve burun yıkanır<br />
– En son tüm beden, saç diplerinden ayak topuklarına kadar yıkanır<br />
– Ayakların altına su birikiyorsa, ayakları en sona bırakmak daha uygundur</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>HÜLASA</strong></span><br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;1.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Gözler, fıkıhta bedenin dışı sayılmaz; bu yüzden lens takmak gusül abdestine engel değildir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;2.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Ağız ve burun, guslün farzlarındandır; yıkanmazsa gusül geçersiz olur.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;3.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Guslün farzı üçtür: Ağız, burun ve tüm bedenin yıkanması.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;4.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Guslü namaz abdestiyle birleştirmek sünnettir, tavsiye edilir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;5.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Ayak altı ıslak zeminde suyla doluyorsa, ayakları en sona bırakmak daha uygundur.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;6.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Lens takan kişi rahatlıkla gusül alabilir; sadece göz değil, kalp temiz kalsın yeter.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Jun 2025 08:49:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/06/lens-takmak-gusul-abdestine-engel-mi-goz-bedenin-disinda-sayilir-mi-1750053098.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Altını Verip Parasını Sonra Almak Caiz mi? Kuyumcularda Sık Yapılan Bu İşlem Haram mı?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/altini-verip-parasini-sonra-almak-caiz-mi-kuyumcularda-sik-yapilan-bu-islem-haram-mi-108264</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/altini-verip-parasini-sonra-almak-caiz-mi-kuyumcularda-sik-yapilan-bu-islem-haram-mi-108264</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bir kuyumcu, müşterisine çeyrek altın verir. Parasını ay başında alır.<br />
Müşteri deftere yazılır.<strong> “Altın veresiye” </strong>yapılmıştır.<br />
Müşteri maaşını alınca gelir, altının parasını o günkü fiyattan öder.</p>

<p><strong>Peki bu işlem caiz midir?</strong></p>

<p><strong>Cevap:</strong> Hayır. Bu işlem, fıkhi açıdan caiz değildir.</p>

<p>Nedenini adım adım açıklayalım.</p>

<p>Altın Alışverişi Özel Hükme Tâbidir</p>

<p>Altın ve gümüş, fıkıhta<strong> “misli mal”</strong> değil, ölçülü ve kıymetli mal (semen) olarak değerlendirilir.<br />
Bu sebeple, alışverişte bazı özel şartlar aranır:</p>

<p>– Altın altına satılıyorsa hem peşin hem eşit miktarda olmalıdır.<br />
– Altın parayla satılıyorsa yine peşin olmalıdır.<br />
– Vadeli (ertelemeli) altın satışı, fıkhi olarak ribe-i nesie hükmüne girer ve haramdır.</p>

<p><strong>Kuyumcularda Yapılan Hata</strong></p>

<p>Soruda geçen işlemde, altın o anda teslim ediliyor ama parası sonra alınıyor.<br />
Üstelik fiyatı da önceden sabitlenmemiş.<br />
Yani:<br />
– Fiyat belli değil<br />
– Vade belli değil<br />
– Altın teslim alınmış ama ödeme anında belirsizlik var</p>

<p>Bu, alışveriş değil, borç verme görüntüsü taşıyor.<br />
Ama uygulama, “faizli altın satışı”na dönüşmüş oluyor.</p>

<p><strong>Çözüm Nedir?</strong></p>

<p>Yapılabilecek tek şey:<br />
– Altını borç olarak vermek (karz-ı hasen)<br />
– Ve ödeme zamanında da aynı miktarda altın olarak geri almak<br />
Bu caizdir. Çünkü bu bir alışveriş değil, borç-akdidir.</p>

<p>Eğer ödeme anında altın bulunamazsa, o günkü altın fiyatı üzerinden borç alışveriş akdine dönüştürülerek tahsil edilir.<br />
Ancak bu dönüşüm ödemeye niyetle değil, zorunluluk hâlinde yapılmalıdır.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">HÜLASA</span></strong><br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;1.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kuyumcunun altını verip parasını sonra alması, vadeli altın satışı anlamına gelir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;2.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bu işlem, fıkıhta ribe-i nesie (vadeli faiz) hükmündedir. Haramdır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;3.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Altın ancak peşin olarak satılabilir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;4.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Altın ihtiyacı olan kişiye, kuyumcu borç (karz-ı hasen) olarak verebilir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;5.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Ödeme zamanı geldiğinde aynı miktarda altınla ödeme yapılır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;6.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Altın yoksa, o günkü fiyat üzerinden borç, alışverişe çevrilerek ödenebilir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;7.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Akitle borç ayrı şeylerdir. Fıkhî ölçülerde ikisinin sınırı nettir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 15 Jun 2025 13:39:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/06/altini-verip-parasini-sonra-almak-caiz-mi-kuyumcularda-sik-yapilan-bu-islem-haram-mi-1749984085.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kâbe’nin Yanındaki “Ay Şekilli Alan”da Namaz ve Tavaf Geçerli mi?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/kabenin-yanindaki-ay-sekilli-alanda-namaz-ve-tavaf-gecerli-mi-108247</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/kabenin-yanindaki-ay-sekilli-alanda-namaz-ve-tavaf-gecerli-mi-108247</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kâbe’nin etrafında tavaf eden herkesin gözü, o ay şeklindeki alana mutlaka takılır.</p>

<p>Yarım duvarla çevrili, bazen zincirle ayrılmış, halk arasında farklı anlamlar yüklenen bir yer: Hatîm.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Sorular hep aynı:</p>

<p>Burada namaz kılınır mı? Buradan tavaf geçerli midir? Burası Kâbe’nin içi mi dışı mı?</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Hatîm Nedir?</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kâbe-i Muazzama’nın kuzey tarafında, yarım daire biçiminde alçak bir duvarla çevrili olan yere Hatîm denir.</p>

<p>Hadislerle sabittir ki bu bölge Kâbe’nin orijinal inşa alanına dahildir.</p>

<p>Yani bugünkü yapıda dışarıda kalıyor gibi görünse de, dini hüküm açısından Kâbe’nin içi sayılır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Tavaf Buradan Yapılır mı?</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Hayır, yapılamaz.</p>

<p>Çünkü tavaf, Kâbe’nin tamamının dışından yapılmalıdır.</p>

<p>Hatîm’in içinden geçen tavaf, Kâbe’nin içinden dolanmak anlamına gelir ki bu şartları bozduğu için geçersizdir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Peki Namaz?</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Hatîm içinde Kâbe’ye yönelerek namaz kılmak caizdir.</p>

<p>Zira bu bölge Kâbe içi hükmündedir.</p>

<p>Ancak yarım dairenin eğrisine uyarak, şekle göre yönelerek kılmak doğru değildir.</p>

<p>Mutlaka Kâbe’ye yönelmek gerekir.</p>

<p>Ayetle sabittir:</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>“Yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir.”</p>

<p>(Bakara, 144)</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>HÜLASA</p>

<p>1. Hatîm, Kâbe’nin kuzeyinde yer alan yarım daire şeklindeki bölgedir.</p>

<p>2. Dini hüküm olarak Kâbe’nin bir parçasıdır.</p>

<p>3. Bu sebeple, Hatîm içinden yapılan tavaf geçersizdir.</p>

<p>4. Ancak Hatîm’de Kâbe’ye dönerek namaz kılmak caizdir.</p>

<p>5. Daireye göre değil, kıbleye göre saf tutmak gerekir.</p>

<p>6. Hatîm’in dini konumu, şekil değil kıble ve niyet odaklıdır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 14 Jun 2025 09:27:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/06/kabenin-yanindaki-ay-sekilli-alanda-namaz-ve-tavaf-gecerli-mi-1749882501.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aynı Cami İçinde İkinci Cemaat Mihraba Geçip Kamet Getirebilir mi?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ayni-cami-icinde-ikinci-cemaat-mihraba-gecip-kamet-getirebilir-mi-108211</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ayni-cami-icinde-ikinci-cemaat-mihraba-gecip-kamet-getirebilir-mi-108211</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Camiye girdiğinizde farz namaz cemaatle çoktan kılınmış. Siz ve yanınızdaki birkaç kişi henüz kılamamışsınız. İçinizden biri imam olacak, “Mihraba geçip kamet getirerek biz de cemaatle kılsak olur mu?” diye soruyorsunuz.</p>

<p>Olmaz. Dinen uygun değildir. Fıkhen bu durum mekruh kabul edilir.</p>

<p>Çünkü bir vakit içinde camide bir kez cemaatle farz namaz kılınır, o da mihrapta olur. O mihraba geçip ikinci kez aynı vakitte imamlık yapmak, cami adabına ve cemaat düzenine aykırıdır. Cami, her gelen grubun tekrar tekrar mihraba geçip cemaat kuracağı bir yer değildir. Bu durum, hem karışıklığa hem de ibadetin vakarına zarar verir.</p>

<p>Bu yüzden eğer ikinci veya üçüncü grup da cemaatle kılacaksa, camide farklı bir noktada saf tutmalıdır. Mihrabın dışında bir kenarda, usulünce ve sessizce cemaat yapılabilir. Ama bu yapılırken, tekrar kamet getirmek de doğru değildir.</p>

<p>Zira bir camide bir vaktin farzı için yalnızca bir kamet okunur. Sonrakiler ister tek başına kılsın, ister grupla, kamet getirmezler. Bu hüküm cami içi için geçerlidir.</p>

<p>Ancak durum cami dışında farklıdır. Mesela bir vakıfta, tesiste, dernek binasında veya evde cemaatle namaz kılınıyorsa, orada her farz namaz için kamet getirmek sünnettir. Çünkü o mekânda cemaat düzeni cami gibi sabit bir yapı arz etmez. Her grup ibadeti baştan kurar.</p>

<p>Kadınlar ise Hanefî fıkhına göre ezan ve kamet okumazlar. Bu görev erkeklere mahsus sünnet-i müekkededir. Kadınların kendi aralarında cemaat yapmaları ise caizdir; ancak imam olan kadın sesli okumaz, erkek imam gibi öne geçmez, arka safta durur.</p>

<p>Sonuç olarak, cami içindeki namaz düzeni tesadüfi değil, ilmi ve edebe dayalı bir düzendir. Kimse kendi niyetiyle mihraba geçemez, kendi tercihine göre kamet getiremez. İbadet ciddiyet ister, cami adabı da bunu korur.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 13 Jun 2025 07:55:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/06/ayni-cami-icinde-ikinci-cemaat-mihraba-gecip-kamet-getirebilir-mi-1749790658.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Anız Yakmak Haram mı?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/aniz-yakmak-haram-mi-108187</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/aniz-yakmak-haram-mi-108187</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz gelir, biçerdöverler tarlaları gezer.<br />
Mahsul kaldırılır, buğday çuvallara dolar.<br />
Ama geriye kalan o kuru saplar, yani anız…<br />
Kimi için derttir, kimi için sadece çöp.<br />
Ve çoğu yerde çare olarak görülür: yakmak.</p>

<p>Peki bu <strong>“yakma”</strong> meselesi sadece çevresel bir sorun mu?<br />
Yoksa işin bir de dini boyutu var mı?</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ATEŞLE AZAP SADECE ALLAH’A MAHSUSTUR</span></strong></p>

<p>İslam’a göre, canlıyı ateşe atmak caiz değildir.<br />
Çünkü ateş, azabın en şiddetlisidir.<br />
Ve bu yetki, sadece onun yaratıcısı olan Allah’a aittir.</p>

<p>Efendimiz (s.a.v.) buyurur:</p>

<p><strong>“Ateşle azap vermek sadece Allah’a aittir.”</strong><br />
(Buhârî, Cihâd, 107)</p>

<p>Anız yakmak da bu yasağın doğrudan alanına girer.<br />
Çünkü o kuru sapların arasında,<br />
yerin üstünde karınca, çekirge, kertenkele…<br />
Ve yerin altında solucan, yumurta, mikrobik canlılar vardır.</p>

<p>Yani bir kibritle milyonlarca can yok olmaktadır.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SADECE CANLILAR DEĞİL, HAVAMIZ DA YANIYOR</span></strong></p>

<p>Anız yakmak sadece toprağı değil, havayı da zehirler.<br />
Dumanıyla gökyüzünü kaplar,<br />
rüzgârla şehre, köye ulaşır,<br />
çocukların ciğerine dolar.<br />
Ve bunun adı hava kirliliği değil sadece;<br />
aynı zamanda kul hakkıdır.</p>

<p>Bir insanın sağlığına zarar veren her eylem,<br />
haram sınırına girer.<br />
Ve bu günah, sadece tarlada kalmaz;<br />
havada, nefeste, hatta doğmamış çocuklarda bile iz bırakır.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ORMAN YAKMAK: AĞACIYLA, KUŞUYLA, HUKUKUYLA BÜTÜN BİR GÜNAH</span></strong></p>

<p>Sadece anız değil,<br />
ormanı yakmak da İslam’da haramdır.</p>

<p>Çünkü orman:<br />
— Hayvanın yuvasıdır,<br />
— Ağacın secde yeridir,<br />
— İnsanın nefesidir.</p>

<p>Ormanı yakan kişi, sadece doğaya değil,<br />
Allah’ın ayetlerine de savaş açmış olur.</p>

<p>Ve bu dünyada da, öteki dünyada da<br />
bunun hesabı zordur.</p>

<p><strong>HÜLASA</strong><br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;1.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Anız yakmak, içinde milyonlarca canlının yanmasına sebep olduğu için haramdır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;2.&nbsp;&nbsp; &nbsp;İslam’da ateşle azap etmek sadece Allah’a mahsustur. İnsan için bu eylem caiz değildir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;3.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Anız yangınları, hava kirliliğine yol açar ve bu da kul hakkına girmek demektir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;4.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Orman yakmak, hem çevreye, hem canlılara, hem de kamu malına zarar verir; bu nedenle büyük günahtır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;5.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Tarlada temizlik ya da verim amacıyla anız yakmak yerine, doğa dostu yöntemler tercih edilmelidir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;6.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Anız veya orman yakanların hem dünyada hem de ahirette huzur bulamayacakları, İslami kaynaklarla sabittir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 12 Jun 2025 10:35:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/06/aniz-yakmak-haram-mi-1749714050.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Namazda Öksürdüm, Bozuldu mu?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/namazda-oksurdum-bozuldu-mu-108153</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/namazda-oksurdum-bozuldu-mu-108153</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bazen tam secdeye varırsın…<br />
Boğazda bir gıcıklanma, sonra bir öksürük…<br />
İçinden geçirirsin: “<strong>Acaba namazım bozuldu mu?”</strong></p>

<p>Cevap: Hayır. Öksürmekle namaz bozulmaz.</p>

<p>Ama konuyu biraz daha derinlemesine anlamak gerekir. Çünkü her öksürük aynı değil. Zorunlu olan var, istekli yapılan var, bir de dikkat dağıtanı var.</p>

<p>Zaruretle Gelen Öksürük</p>

<p>Boğazına takılan bir şey varsa,<br />
toz yuttuysan,<br />
soğuk algınlığın varsa…</p>

<p>Yani bedenin doğal bir refleksle öksürüyorsa,<br />
namazın hiçbir şekilde zarar görmez.</p>

<p>Ne sehiv secdesi gerekir, ne de yeniden kılmak.<br />
Allah, kullarını zora sokmaz.</p>

<p>Keyfi Öksürük: Mekruhtur</p>

<p>Ancak herhangi bir rahatsızlık olmadan,<br />
sırf can sıkıntısından ya da dikkat çekmek için yapılan öksürük…<br />
İşte bu mekruhtur.</p>

<p>Yani namaza zarar vermez ama adabı zedeler.<br />
Çünkü namaz, ciddiyet ister.<br />
Kulun Rabbiyle baş başa olduğu bir andır.<br />
Lüzumsuz her hareket, bu manevi bağa perde düşürür.</p>

<p>Ne Yapmalı?</p>

<p>Eğer namazda boğazın gıcıklanırsa,<br />
içinden dua okumaya devam et,<br />
mümkünse öksürüğü tutmaya çalış.<br />
Ama dayanılmazsa öksür, çünkü bu fıtri bir ihtiyaçtır.<br />
Allah zarureti affeder.</p>

<p>Ancak alışkanlık hâline gelen, gereksiz ve sürekli öksürmeler varsa,<br />
kişinin kendini kontrol etmesi gerekir.<br />
Namaz, kalbin ve bedenin birlikte ibadet ettiği bir yerdir.</p>

<p><strong>HÜLASA</strong><br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;1.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Zorunlu olarak öksürmek (boğaz rahatsızlığı, toz, hastalık vs.) namazı bozmaz.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;2.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bilerek, isteyerek, keyfi şekilde öksürmek mekruhtur, yani uygun görülmez.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;3.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Her iki durumda da sehiv secdesi gerekmez, namaz geçerlidir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;4.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Mümkün olduğunca zaruri olmayan öksürüğü engellemek namazın huzurunu korumak açısından daha faziletlidir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;5.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Namazda yapılacak her hareketin bir anlamı olmalı; gereksiz tavır ve sesler, ibadetin ruhunu zedeleyebilir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 11 Jun 2025 08:27:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/06/namazda-oksurdum-bozuldu-mu-1749619815.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Traş Olduk, Taşlamadık: İhramdan Çıkmış Sayılır mıyız?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/tras-olduk-taslamadik-ihramdan-cikmis-sayilir-miyiz-108057</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/tras-olduk-taslamadik-ihramdan-cikmis-sayilir-miyiz-108057</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Hac yolculuğu kolay değil.<br />
İbadetler birbirine karışır, saatler şaşar, görevler unutulur.<br />
En çok da ihram yasakları…</p>

<p>Bir hacı Arafat’tan dönerken oteline gelir.<br />
Henüz şeytan taşlamamıştır ama traş olur.<br />
Ve aklına takılır:<br />
“Ben şimdi ihramdan çıktım mı, çıkmadım mı?”</p>

<p>Cevap: Evet, çıktınız.</p>

<p>Ama hemen dur.<br />
İhramdan çıkış, bir anda değil, iki aşamada olur.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">1. AŞAMA: BİRİNCİ TEHALLÜL</span></strong></p>

<p>Arafat’tan döndükten sonra,<br />
ister taşlama yapılsın ister yapılmasın,<br />
sadece traş olmakla ihramdan çıkılmış sayılır.</p>

<p>Yani:<br />
Artık elbise giyilebilir.<br />
Tırnak kesilebilir.<br />
Parfüm sürülebilir.<br />
Normal hayatın pek çok yönü geri gelir.</p>

<p>Ama tek bir yasak hâlâ geçerli:<br />
Cinsel yakınlık hâlâ yasak.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">2. AŞAMA: İKİNCİ TEHALLÜL</span></strong></p>

<p>Şayet kişi henüz ziyaret tavafını ve sa’yını yapmamışsa,<br />
bunları yaptıktan sonra ihramdan tam çıkış gerçekleşir.<br />
Yani bu ikinci aşamadan sonra artık:<br />
Eşler arasında cinsel birliktelik de serbest olur.<br />
İhram yasaklarının hepsi tamamen kalkmış olur.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">PEKİ NEDEN BU KADAR KARIŞIK?</span></strong></p>

<p>Çünkü hac ibadetleri sadece bedensel değil,<br />
zihinsel dikkat de ister.<br />
Saat, sıra, niyet, hareket, öncelik…<br />
Hepsi birbiriyle bağlantılı.<br />
Ve bazen sadece bir detay, tüm ibadetin seyrini değiştirir.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">HÜLASA</span></strong><br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;1.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Arafat’tan döndükten sonra traş olan kişi, birinci tehallül ile ihramdan çıkmış sayılır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;2.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bu aşamada sadece cinsel ilişki yasağı devam eder, diğer yasaklar kalkar.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;3.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Şeytan taşlamış olmak bu aşamada şart değildir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;4.&nbsp;&nbsp; &nbsp;İkinci tehallül için ziyaret tavafı ve sa’yi yapılmalıdır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;5.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Ancak bu ikinci aşamadan sonra cinsel yasak da kalkar ve kişi tamamen ihramdan çıkmış olur.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;6.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Hac ibadetleri sıralıdır; biri diğerini etkiler. Sıralamaya dikkat etmek gerekir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Jun 2025 11:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/06/tras-olduk-taslamadik-ihramdan-cikmis-sayilir-miyiz-1749111939.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Teşrik Tekbirleri Hangi Günler Getirilir, Kimlere Vaciptir?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/tesrik-tekbirleri-hangi-gunler-getirilir-kimlere-vaciptir-108030</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/tesrik-tekbirleri-hangi-gunler-getirilir-kimlere-vaciptir-108030</guid>
                <description><![CDATA[Kurban Bayramı süresince getirilen teşrik tekbirleri, fıkhi hükmü bakımından sıklıkla ihmal edilen ancak İslam’ın önemli şiarlarından biri olarak kabul edilen bir ibadettir. Peki teşrik tekbirleri ne zaman başlar, kaç vakit getirilir, kimlere vaciptir?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color:#2980b9">TEŞRİK TEKBİRLERİ NEDİR?</span></strong></p>

<p>Teşrik tekbirleri, Arefe günü sabah namazından başlayarak Kurban Bayramı’nın dördüncü günü ikindi namazına kadar, 23 vakit farz namazının ardından birer defa getirilen tekbirlerdir. Bu ibadet, hem bayramın ruhunu yaşatmak hem de Allah’ın yüceliğini ilan etmek anlamında önemli bir uygulamadır.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">HANGİ GÜNLER GETİRİLİR?</span></strong></p>

<p>Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ve il müftülüklerinin açıklamalarına göre teşrik tekbirleri:<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Arefe günü sabah namazıyla başlar<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bayramın 4. günü ikindi namazına kadar devam eder</p>

<p>Bu süreç içinde kılınan her farz namazın ardından, bekletilmeden, sesli olarak teşrik tekbiri getirilmesi gerekir.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">TEKBİRİN METNİ NASILDIR?</span></strong></p>

<p>Teşrik tekbirinin lafzı şöyledir:</p>

<p>Allahu ekber, Allahu ekber,<br />
La ilahe illallahu vallahu ekber,<br />
Allahu ekber ve lillahil hamd.</p>

<p>Bu tekbirin, özellikle cemaatle kılınan namazlarda imam ve cemaat tarafından yüksek sesle getirilmesi teşvik edilir.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KİMLERE VACİPTİR?</span></strong></p>

<p>Ankara Müftüsü Dr. Hasan Çınar’a göre, teşrik tekbirlerini getirmek, farz namazları eda etmekle sorumlu olan her mükellefe vaciptir.<br />
Bu hüküm şu kişiler için geçerlidir:<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kadın–erkek fark etmeksizin<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Seferî olan veya mukim (ikamet eden) fark etmeksizin<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Cemaatle ya da yalnız başına kılanlar fark etmeksizin</p>

<p>Bu kapsamda, namaz kılan her bireyin bu günlerde teşrik tekbirini ihmal etmemesi gerekmektedir.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KAZA NAMAZLARINDA DURUM NE?</span></strong></p>

<p>Teşrik günleri içerisinde herhangi bir farz namaz kazaya kalır ve aynı gün içinde kaza edilirse, kaza namazının ardından da teşrik tekbiri getirilmelidir. Ancak bu günlerin dışında, yani teşrik günleri bittikten sonra kaza edilen namazlar için teşrik tekbiri gerekmez.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BAYRAM NAMAZIYLA İLGİLİ BAZI HÜKÜMLER</span></strong></p>

<p>Dr. Hasan Çınar’ın açıklamalarına göre:<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bayram namazı, cuma namazı kendisine farz olan herkes için vaciptir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Hacda olanlar ya da dışardan gelen hacılar için bayram namazı vacip değildir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bayram namazı kaza edilmez; kaçıran kişi dört rekatlık bir nafile namaz kılar.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">TEKBİRLERİN UNUTULMASI DİNÎ BİR EKSİKLİKTİR</span></strong></p>

<p>Teşrik tekbirleri, Kurban Bayramı’nın sadece kurban kesmekten ibaret olmadığını gösteren önemli bir ibadettir. Bu günlerde Allah’ın adını yüceltmek, bayramın maneviyatını topluca hissetmek için getirilen bu tekbirlerin unutulmaması, bireysel değil toplumsal bir bilinç gerektirir.</p>

<p><em><strong>Kaynak: Ankara Müftüsü Dr. Hasan Çınar’ın kamuoyuna yaptığı açıklama metni esas alınmıştır.</strong></em></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 04 Jun 2025 12:37:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/06/tesrik-tekbirleri-hangi-gunler-getirilir-kimlere-vaciptir-1749030032.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cuma Namazı Kılana Vacip, Ama Kimse Bilmiyor!</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/cuma-namazi-kilana-vacip-ama-kimse-bilmiyor-108026</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/cuma-namazi-kilana-vacip-ama-kimse-bilmiyor-108026</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bayram namazına gittin mi?<br />
Peki ya geldikten sonra sustun mu?</p>

<p>Kurban Bayramı geldiğinde herkesin aklı kurbanda oluyor, et paylaşımında, kesim sırasındaki kargaşada,<strong> “kavurma soğumadan yetiş”</strong> telaşında…</p>

<p>Ama neredeyse kimsenin aklına gelmeyen bir şey var:<br />
Teşrik Tekbirleri.</p>

<p>Adını bilen az, okuyan daha da az.<br />
Oysa her yıl Kurban Bayramı boyunca cuma namazına giden herkesin üzerine vacip olan bir görev bu.</p>

<p>Evet, yanlış duymadınız.</p>

<p>Cuma namazı kılacak kadar dini sorumluluğa sahip olan,<br />
camiye gitmeyi bilen,<br />
namazını cemaatle kılan herkes…</p>

<p>Bu tekbirleri de okumak zorunda.</p>

<p>Ama neden kimse okumuyor?</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">UNUTULAN VACİP: TEŞRİK TEKBİRLERİ</span></strong></p>

<p>Kurban Bayramı boyunca 23 vakit boyunca okunması gereken bir tekbir var:<br />
<strong>“Allahu ekber, Allahu ekber, la ilahe illallahu vallahu ekber. Allahu ekber ve lillahil hamd.”</strong></p>

<p>Bu cümleyi;<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bayramın birinci günü sabah namazının farzından sonra,<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Dördüncü günün ikindi namazına kadar,<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Her farz namazdan sonra,<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;KADIN-ERKEK fark etmeksizin<br />
herkesin sesli ya da sessiz şekilde söylemesi gerekiyor.</p>

<p>Öyle sünnet değil, nafile değil, alışveriş fişi gibi “istersen al” değil.</p>

<p>VACİP.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">AMA NEDEN BİLMİYORUZ?</span></strong></p>

<p>Çünkü:<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Diyanet hutbesinde bir kere söylüyor, sonra unutuluyor.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Cami çıkışlarında kimse hatırlatmıyor.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Sosyal medya et kesme videolarıyla dolu ama bu tekbirle ilgili tek kelime yok.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Vaazlar bile suskun.</p>

<p>Ve en önemlisi:<br />
Biz de öğrenmeye yanaşmıyoruz.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">PEKİ KİMLER OKUMALI?</span></strong></p>

<p>Bu tekbirleri okumak:<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bayram namazı kılsın kılmasın,<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Evde olsun, yolda olsun,<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kadın olsun, erkek olsun,<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Misafir olsun, ev sahibi olsun,<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Cuma namazı kılan herkes için vacip.</p>

<p>Sadece hasta, baygın, akli melekeleri yerinde olmayan ya da dini yükümlülük taşımayanlar muaf.</p>

<p>Yani sen bu yazıyı okuyorsan ve cuma namazına gidiyorsan,<br />
okumak zorundasın.&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 04 Jun 2025 11:22:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/06/cuma-namazi-kilana-vacip-ama-kimse-bilmiyor-1749025577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kocam Zengin, Ben de Kurban Kesmek Zorunda mıyım?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/kocam-zengin-ben-de-kurban-kesmek-zorunda-miyim-108002</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/kocam-zengin-ben-de-kurban-kesmek-zorunda-miyim-108002</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kurban Bayramı yaklaşırken, birçok evde benzer sorular gündeme gelir: “Kocamın maddi durumu iyi, ben de kurban kesmek zorunda mıyım?”</p>

<p>İslam’da kurban ibadeti, bireysel bir sorumluluktur ve kişinin kendi mali durumuna bağlıdır. Yani, eşinizin zengin olması sizi otomatik olarak kurban kesme yükümlülüğünden muaf tutmaz.&nbsp;</p>

<p>Diyanet İşleri Başkanlığı’na göre, akıl sağlığı yerinde, ergenlik çağına ulaşmış, temel ihtiyaçları ve borçlarından başka 80,18 gram altın veya bu değerde mala sahip olan her Müslüman, kurban kesmekle yükümlüdür . Bu şartları taşıyan kadınlar da kurban kesmekle mükelleftir.&nbsp;</p>

<p>Eğer eşiniz sizin adınıza kurban kesmek istiyorsa, bu ancak sizin açık rızanız ve vekâletinizle mümkündür. Aksi takdirde, sizin adınıza kesilen kurban geçerli sayılmaz .&nbsp;</p>

<p>Hülasa:<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kurban ibadeti, bireysel bir sorumluluktur; eşinizin zengin olması sizi bu yükümlülükten muaf tutmaz.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kendi mal varlığınız nisap miktarına ulaşıyorsa, kurban kesmeniz gerekir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Eşinizin sizin adınıza kurban kesebilmesi için açık rızanız ve vekâletiniz şarttır.</p>

<p>Kurban ibadeti, Allah’a yakınlaşmanın bir vesilesidir ve her bireyin kendi niyetiyle yerine getirmesi gereken bir ibadettir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 03 Jun 2025 11:12:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/06/kocam-zengin-ben-de-kurban-kesmek-zorunda-miyim-1748938579.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bayramda ana babasına giden biri kurban kesmek zorunda mı?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/bayramda-ana-babasina-giden-biri-kurban-kesmek-zorunda-mi-107968</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/bayramda-ana-babasina-giden-biri-kurban-kesmek-zorunda-mi-107968</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bayram geldi mi, büyüklerin elleri öpülür, ana-babaya ziyaret yapılır, memlekete dönüş başlar. Peki, bu ziyarete giden bir kişi —yani geçici olarak oraya giden bir misafir— kurban kesmekle yükümlü müdür?</p>

<p>Şöyle ki…</p>

<p>Bir kişi, bayramda anne ve babasını ziyaret için memleketine gidiyor ve orada sadece 10 gün kalmaya niyet ediyorsa, dinen “misafir” sayılır. Çünkü seferîlik hükmü, 15 günden az kalınan yerlerde geçerlidir. Misafir olan birine kurban kesmek farz da değil, vacip de değildir. Ancak bu kişi kurban keserse, bu nafile olur, yani fazladan bir ibadet olur. Sevabı da eksik değildir; gönülden yapılan bir ibadettir.</p>

<p>Peki, seferdeyken kurban kesip, bayramın ikinci günü tekrar evine dönerse ne olur?</p>

<p>Tekrar kurban kesmesi gerekmez. Çünkü zaten niyet etmiş, seferde kesmiş, ibadetini yerine getirmiştir. Bu, namazda da böyledir: Mukimken öğle namazını 4 rekat kılarsınız, seferdeyken 2. Ama sevabı aynıdır. Kurban ibadeti de böyledir.</p>

<p>Ancak bir kişi seferdeyken hiç kurban kesmemişse ve bayram günlerinde evine dönerse; yani mukim hâle gelirse ve maddi durumu da yerindeyse, o zaman kurban kesmesi gerekir. Çünkü artık misafir değil, evindedir.</p>

<p>Unutmayalım, kurban bir yük değil, bir yakınlıktır. Allah’a yaklaşmanın bir yoludur.</p>

<p>Hülasa:<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bayramda memleketine giden ve 15 günden az kalan kişi misafir sayılır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Misafir olan kişinin kurban kesmesi vacip değildir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Seferdeyken kesilen kurban geçerlidir, sevabı da tamdır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Seferdeyken kesmeyen biri, bayram günlerinde evine döner ve durumu uygunsa kurban kesmelidir.</p>

<p>Kurbanın ruhunu anlayanlar için her kesilen hayvan değil, her niyet edilmiş kalp bir ibadettir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 02 Jun 2025 09:28:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/06/bayramda-ana-babasina-giden-biri-kurban-kesmek-zorunda-mi-1748845870.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kurban Etini Tamamen Dağıtmak Şart mı?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/kurban-etini-tamamen-dagitmak-sart-mi-107944</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/kurban-etini-tamamen-dagitmak-sart-mi-107944</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bayramda kurban kesen herkesin aklında benzer bir soru olur:<br />
Bu etin hepsini dağıtmak mı gerekir?<br />
Yoksa eve ayırmak da caiz midir?</p>

<p>Bu sorunun cevabı açık ve nettir:</p>

<p>Hayır, kurban etini tamamen dağıtmak zorunda değilsiniz.</p>

<p>Ama en güzeli, en faziletlisi, en dengeli olan şudur:<br />
Kurban etinin üçte birini fakirlere dağıtırsınız.<br />
Üçte birini akraba, komşu ve misafirle paylaşırsınız.<br />
Kalan üçte birini de kendi evinizin ihtiyaçları için ayırırsınız.</p>

<p>İşte bu, hem paylaşmayı hem ikramı hem de ev halkını gözetmeyi bir arada barındıran güzel bir yoldur.</p>

<p>Peki tamamını dağıtabilir miyim?<br />
Evet, dağıtabilirsiniz. Bu da dinen caizdir, hatta daha da sevap olabilir.</p>

<p>Ya tamamını eve ayırmak istersek?<br />
Kalabalık bir aileyseniz, etin tamamını eve ayırmakta da dinen bir sakınca yoktur. Bu da caizdir.</p>

<p>Kurban etinde asıl mesele, kesilen hayvanı israf etmemek ve bu nimeti hakkıyla değerlendirmektir.</p>

<p>Hülasa:<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Etin üçte birini fakire, üçte birini misafire, üçte birini eve ayırmak en güzelidir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Tamamını dağıtmak da caizdir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Tamamını evde bırakmak da caizdir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Esas olan; paylaşmak, şükretmek ve israftan kaçınmaktır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 01 Jun 2025 08:51:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/06/kurban-etini-tamamen-dagitmak-sart-mi-1748757239.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kan kardeşlikle süt kardeşlik aynı şey midir?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/kan-kardeslikle-sut-kardeslik-ayni-sey-midir-107928</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/kan-kardeslikle-sut-kardeslik-ayni-sey-midir-107928</guid>
                <description><![CDATA[Kan kardeşlik ile süt kardeşlik aynı şey değildir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Zaman zaman şöyle sorular duyuyoruz:<br />
“Birine kan verdim, artık kardeş olduk. O benim kan kardeşim. Acaba bu kişiyle evlenmem caiz mi?”<br />
Ya da bir başka örnek: “O bana kan verdi, ben artık ona mahrem miyim?”</p>

<p>Bu sorulara kısa ve net bir cevap vermek gerekirse: Hayır. Kan kardeşlik ile süt kardeşlik aynı şey değildir.</p>

<p>İslam’da mahremiyet sınırları oldukça hassas bir meseledir. Süt emmekle oluşan süt kardeşliği, evliliğe ebedî engel teşkil eder. Ancak kan bağışı böyle bir engel oluşturmaz.</p>

<p>Yani siz birine bir damla kan verseniz de, tüm vücudunun kanı sizin kanınızla yenilense de, bu durum dini açıdan sizi onunla kardeş yapmaz. Dolayısıyla da size “mahrem” olmaz. Evlenmenizde hiçbir engel yoktur.</p>

<p>Süt emmede durum farklıdır. Süt emen çocuk, sütü veren kadının öz çocuğu hükmüne geçer. Bu sebeple, süt emdiği aileden biriyle evlenmesi dinen haramdır. Yani mahremiyet oluşur.</p>

<p>Ama kan veren ve alan kişiler, bu bağ sebebiyle ne kardeş olurlar, ne de birbirlerine mahrem hâline gelirler. Dinen evlenmelerinde de bir sakınca yoktur.</p>

<p>Yani “kan kardeşi” denilmesi, sadece mecazdır. Gerçek bir kardeşlik, hukuki ve dini açıdan doğmaz.</p>

<p>Hülasa:<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kan vermek sevaptır ama kan kardeşliği mahremiyet oluşturmaz.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Süt kardeşliği evlenmeye engel bir bağdır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kan verip alan iki yabancı evlenebilir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;“Kan kardeşim” sözünü yanlış anlamamak gerekir.</p>

<p>Selam ve muhabbetle…</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 31 May 2025 09:06:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/05/kan-kardeslikle-sut-kardeslik-ayni-sey-midir-1748671721.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Umre Ne Zaman Yapılır? Her Zaman Mümkün mü?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/umre-ne-zaman-yapilir-her-zaman-mumkun-mu-107904</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/umre-ne-zaman-yapilir-her-zaman-mumkun-mu-107904</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Umre ibadeti, Müslümanlar için gönüllü bir ibadet olmakla birlikte, ne zaman yapılabileceği konusu zaman zaman merak edilir. Özellikle hac mevsiminde Suudi Arabistan’da bulunanlar veya gitmeyi planlayanlar için bu soru sıkça gündeme gelir: “Umre için belli bir zaman var mıdır?”</p>

<p>Cevap aslında son derece nettir: Umre ibadeti yılın her döneminde yapılabilir. Yani Ramazan’da da yapılabilir, Şevval ayında da. Ancak dikkat edilmesi gereken önemli bir ayrıntı vardır. Din âlimlerinin büyük çoğunluğuna göre, Hac günlerinde umre yapmak tahrimen mekruhtur. Bu ne demektir?</p>

<p>Tahrimen mekruh, dinen yapılması istenmeyen ve terk edilmesi gereken işlerdendir. Hac günleri dediğimiz vakit, Kurban Bayramı arefesi ve bayramın dört günüdür. Bu beş günlük sürede umre yapılması doğru bulunmaz.</p>

<p>Peki umre hayatımızda kaç defa yapılmalı? Fıkıh kitaplarında geçen bilgiye göre, umreyi ömrümüzde bir defa yapmak sünnettir. Ancak isteyen kişi bir yılda birden fazla da yapabilir. Bu konuda bir sınırlama yoktur. Hac ise, maddi ve fizikî imkânı olan kişiye ömründe bir kere farzdır. Yani hacda sınır bir defa ile çizilmişken, umrede böyle bir sınırdan söz edilmez.</p>

<p>Son olarak unutulmaması gereken şudur: Her ibadetin bir vakti, bir usulü, bir adabı vardır. Dini hassasiyetle yerine getirmek isteyen herkes, ibadetini gelişi güzel değil, ilimle ve bilinçle yapmalıdır.</p>

<p>Hülasa:<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Umre ibadeti yılın her döneminde yapılabilir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Ancak Kurban Bayramı arefesi ve dört günü boyunca umre yapmak tahrimen mekruhtur.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Umre ömrümüzde bir kere yapmakla sünnet yerine gelir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Umre, hac gibi sınırlı değildir; birden çok kez yapılabilir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Hac, yılın belirli günlerinde ve sadece bir defa farz olarak yapılır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 30 May 2025 08:56:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/05/umre-ne-zaman-yapilir-her-zaman-mumkun-mu-1748584800.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Altı Aylık Koyun Kurban Olur mu? “Anası Gibi Gösterişli” Şart mı?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/alti-aylik-koyun-kurban-olur-mu-anasi-gibi-gosterisli-sart-mi-107874</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/alti-aylik-koyun-kurban-olur-mu-anasi-gibi-gosterisli-sart-mi-107874</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kurban yaklaşırken sık duyduğumuz bir soru var:<br />
<strong>“Altı aylık koyun kesilir mi? Yoksa hem altı aylık olacak hem de anası gibi gösterişli mi olacak?”</strong></p>

<p>Önce şunu netleştirelim:<br />
Evet, altı ayını doldurmuş bir koyun, görünüş olarak bir yaşındaki gibiyse, kurban edilmesi Hanefi mezhebine göre caizdir. Bu dinî ölçüdür. Ancak halk arasında şöyle bir söz dolaşır:<br />
<strong>“Anası gibi olursa olur!”</strong></p>

<p>Fakat burada dikkat etmemiz gereken şey şu:<br />
Bazen o <strong>“ana”</strong> dediğiniz koyun cılız, zayıf olabilir. Sadece yaşça büyük diye gösterişli olacak değil ya… O yüzden bu ifade eksik ya da yanlış anlaşılmaya açık.</p>

<p>İşin doğrusu şu:<br />
Altı aylık bir koyun, bir yaşındaki gibi dolgun, gösterişli ve sağlıklıysa kurban edilebilir.<br />
Yani mesele yaş değil, görünüş ve sağlık durumudur.</p>

<p>Hülasa:<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Altı aylık koyun kurban edilebilir, ancak görünüşte bir yaşındaki gibi olmalı.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;<strong>•&nbsp;&nbsp; &nbsp;“Anası gibi gösterişli”</strong> halk arasında kullanılsa da ölçü değildir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Koyunun yaşının değil, yapısının kurbanlığa uygun olup olmadığına bakılır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 29 May 2025 09:34:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/05/alti-aylik-koyun-kurban-olur-mu-anasi-gibi-gosterisli-sart-mi-1748500712.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Zilhicce’de Sahura Kalkamasam da Oruç Tutabilir miyim?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/zilhiccede-sahura-kalkamasam-da-oruc-tutabilir-miyim-107837</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/zilhiccede-sahura-kalkamasam-da-oruc-tutabilir-miyim-107837</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bazen niyet güzel olur da zaman denk gelmez. Hele bir de Zilhicce ayı gibi faziletli bir vakitte, gönülden oruç tutmak isteyip de sahura kalkamamak insanın içini burkar.</p>

<p>Şöyle düşünelim: Gece niyet ettiniz ama sahura kalkamadınız. Sabah bir gözünüz saate takıldı, “İmsak geçmiş!” dediniz. E haliyle Ramazan’daki gibi erkenden niyetlenemediniz. Peki şimdi ne olacak? Gün boyu oruç tutmak sevabından mahrum mu kalacaksınız?</p>

<p>Hayır, kalmazsınız.</p>

<p>Çünkü Zilhicce’de tutulan bu oruçlar, Ramazan’daki gibi farz değil, nafile oruçlardır. Bu yüzden niyetin de biraz daha esnek olması mümkündür. Yani, imsak vaktinden sonra, eğer hâlâ hiçbir şey yiyip içmediyseniz, öğleye kadar niyet edebilirsiniz. Tabii bu arada yeme-içme olmaması kaydıyla. Aksi halde oruç bozulmuş olur, niyet de geçersiz sayılır.</p>

<p>Dememiz o ki; sahura kalkamasanız bile, eğer imsaktan sonra hiçbir şey yemediyseniz, öğlene kadar niyetlenip orucunuzu tutabilirsiniz. Bu da Allah’ın, kuluna sunduğu kolaylıklardandır.</p>

<p>Hülasa:<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Zilhicce’de tutulan oruçlar nafile olduğu için niyet imsak vaktinden sonra da yapılabilir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Ancak imsaktan sonra hiçbir şey yenmemiş, içilmemiş olması gerekir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Niyet en geç öğle vaktine kadar yapılmalıdır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Sahura kalkamasanız bile oruç sevabından mahrum kalmazsınız.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 28 May 2025 08:29:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/05/zilhiccede-sahura-kalkamasam-da-oruc-tutabilir-miyim-1748410342.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ölü İçin Kurban Kesilir mi?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/olu-icin-kurban-kesilir-mi-107808</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/olu-icin-kurban-kesilir-mi-107808</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bayram yaklaşırken sıkça sorulan bir soru var:<br />
<strong>“Vefat eden yakınım için kurban kesebilir miyim?”</strong><br />
Hatta daha ileri gidip şöyle diyenler de oluyor:<br />
<strong>“Hazreti Peygamber Efendimiz (sav) için de bir kurban keselim mi, hatta para toplayıp birkaç kişi birlikte keselim mi?”</strong></p>

<p>Bu hassas konuda dikkatle durmamız gerekiyor.<br />
Çünkü konu ibadet.<br />
Ve ibadetler, kişisel yorumla değil, delil ve sünnetle yapılır.</p>

<p>İslam’a göre kurban kesmek, diri olan kişi için vaciptir.<br />
Eğer Allah, ölü için de kurbanı vacip kılsaydı, bu herkes için büyük bir zorluk olurdu.<br />
Ancak Rabbimiz merhametlidir.<br />
Kurbanı hayatta olan kişilere vacip kılmış, ölen için böyle bir zorunluluk getirmemiştir.</p>

<p>Peki vefat etmiş bir kişi adına hiç kurban kesilemez mi?</p>

<p>Kesilir.<br />
Ama bu bir ibadet değil, bir hayır niyetiyle yapılan bağıştır.<br />
Yani kişi, kurban keser; sevabını vefat eden yakınına bağışlar.<br />
Bu caizdir, hatta güzeldir.</p>

<p>Mesela Peygamber Efendimiz (sav), bir seferinde iki kurban kesmiştir:<br />
Biri kendisi için,<br />
Diğeri de ümmeti için.<br />
Ama bu onun özel uygulamasıdır, yani bireysel bir hayırdır.<br />
Bunu bir din kuralı haline getirmek, herkesi böyle yapmaya zorlamak doğru olmaz.</p>

<p>Hele hele “<strong>Hazreti Peygamber (sav) için para toplayalım, topluca kurban keselim” </strong>gibi uygulamaların dinde yeri yoktur.<br />
Bu tür toplu hareketler, zamanla bir ibadetmiş gibi algılanabilir.<br />
Bu da bid’at olur, yani dinde olmayan bir şeyi dine katmak anlamına gelir.</p>

<p>Eğer bir kişi vefat etmeden önce vasiyet etmişse ve arkasında miras bırakmışsa, o mirastan kurban kesilebilir.<br />
Bu durumda kesilen kurbanın eti varislere yedirilmez, tamamı fakirlere dağıtılır.</p>

<p>Ama kişi kendi isteğiyle, sevabını babasına, annesine, vefat eden bir dostuna bağışlamak üzere bir kurban keserse, bu durumda kurbanın etinden yiyebilir.</p>

<p>Yani özetle mesele niyettir.<br />
Dinî bir farz ya da vacipmiş gibi yapılırsa sıkıntı olur.<br />
Ama sevabını bağışlamak niyetiyle yapılırsa hayır olur.</p>

<p>HÜLASA:<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kurban ibadetidir, ölü adına vacip değildir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Ölenin vasiyeti varsa, mirasından kurban kesilir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Vasiyetle kesilen kurbanın eti tamamen fakirlere dağıtılır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Vasiyet olmadan sevabı bağışlanmak üzere kesilen kurbanın etinden yenilebilir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Peygamber Efendimiz (sav) adına toplu para toplayıp kurban kesmek gibi uygulamalar dinde yoktur.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;İbadetleri dinin gösterdiği şekilde yapmak, en doğru ve güvenli yoldur.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 27 May 2025 07:34:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/05/olu-icin-kurban-kesilir-mi-1748320551.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kurban Kanı Alna Sürülür mü?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/kurban-kani-alna-surulur-mu-107784</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/kurban-kani-alna-surulur-mu-107784</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bayram sabahı kurbanlar kesilirken bazı görüntüler dikkatimizi çekiyor…<br />
Kurban kanı, küçük bir çocuğun alnına sürülüyor.<br />
Kimi “<strong>uğur olsun”</strong> diyor, kimi “<strong>güçlü olsun”</strong> diye…<br />
Hatta bazen “erkek gibi olsun” diyerek bebeklerin yüzüne bile kan sürülüyor.</p>

<p>Peki bu uygulama gerçekten İslam’da var mı?</p>

<p>Hayır.<br />
Ne Peygamber Efendimiz’den, ne sahabeden, ne de fıkıh kitaplarından böyle bir uygulama rivayet edilmiştir.</p>

<p>Tam tersine…<br />
Kurban kanını vücuda sürmek, dinen caiz değildir.<br />
Çünkü kan, İslam’a göre necis, yani pis kabul edilir.<br />
Necis bir maddeyi vücuda, yüze, elbiseye sürmek mekruhtur, bazı durumlarda ise günahtır.</p>

<p>Bir Müslüman olarak ibadetle elde edilen bir şeyin, ibadet dışı anlamlarla kullanılmasına dikkat etmeliyiz.<br />
Kurban bir ibadettir.<br />
Bir teslimiyettir.<br />
Sadece hayvan kesmek değildir.<br />
İçinde niyet, takva ve adab vardır.</p>

<p>Bazı âdetler vardır ki, halk arasında din zannedilir.<br />
Halbuki o âdet, İslam’dan önceki Cahiliye Dönemi’nden kalmadır.<br />
Kurban kanı sürme uygulaması da böyledir.<br />
O dönemde uğur sayılır, savaşçılara, çocuklara sürülürmüş.<br />
İslam bu tür batıl uygulamaları ortadan kaldırmış, yerine ilim ve edep koymuştur.</p>

<p>Bir ibadetin bereketini istiyorsak, onu Allah’ın tarif ettiği şekilde yapmalıyız.<br />
Kendi anlayışımıza uygun semboller üretip, onları “<strong>din”</strong> diye uygulamaya çalışmak bizi hurafeye götürür.</p>

<p><strong>HÜLASA:</strong><br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kurban kanı pis sayıldığı için yüze, vücuda ya da elbiseye sürülmemelidir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bu tür uygulamaların İslam’da dini bir dayanağı yoktur.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kan sürülen yerler temizlenmeden namaz kılmak caiz değildir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kurban bir ibadettir; uğur, totem ya da gelenek malzemesi değildir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Güçlü olmak, erkek gibi olmak veya uğur bulmak kurban kanıyla değil;<br />
sağlıkla, dua ile, ahlakla ve Allah’a yönelmekle olur.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 26 May 2025 08:35:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/05/kurban-kani-alna-surulur-mu-1748237916.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Doğmadan Vefat Eden Bebek Yıkanır mı, Kefenlenir mi?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/dogmadan-vefat-eden-bebek-yikanir-mi-kefenlenir-mi-107730</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/dogmadan-vefat-eden-bebek-yikanir-mi-kefenlenir-mi-107730</guid>
                <description><![CDATA[Hayat, her zaman doğumla başlamıyor. Bazı bebekler, dünyaya merhaba diyemeden bu fani âlemi terk ediyor. Bu durum anne-babalar için tarifsiz bir acı olduğu kadar, kafalarda da pek çok soruyu beraberinde getiriyor. “Doğmadan vefat eden bir bebek yıkanır mı? Kefenlenir mi? Cenaze namazı kılınır mı?” gibi…]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İşte bu soruların cevabını en sade ve anlaşılır haliyle birlikte düşünelim.</p>

<p>Henüz doğmadan, yedi aylıkken anne karnında vefat eden bir bebekten bahsediyoruz. Yani doğduktan sonra nefes almamış, ağlamamış, hayat belirtisi göstermemiş… Bu durumda İslam fıkhı ne diyor?</p>

<p>Öncelikle şunu bilmek gerekir: İslam’a göre bir bebeğin cenaze namazının kılınabilmesi için onun doğduktan sonra canlılık belirtisi göstermesi, yani bir an bile olsa yaşaması gerekir. Nefes almak, ses çıkarmak gibi…</p>

<p>Ama bu, onun bir insan yavrusu olduğu gerçeğini değiştirmez. Çünkü o bir candı. Ve her can, saygıyı hak eder.</p>

<p>Dolayısıyla doğmadan vefat eden, yani ölü doğan bu bebek…<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Yıkanır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;İsim verilir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Temiz bir beze sarılır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Ancak cenaze namazı kılınmaz.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Sonrasında ise defnedilir.</p>

<p>Yani onunla vedalaşırken tüm saygıyı göstermek gerekir ama cenaze namazı gibi bazı ibadetler sadece doğduktan sonra yaşayanlara mahsustur.</p>

<p>Hülasa:<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Doğmadan vefat eden bir bebek yıkanır, kefenlenir ve defnedilir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Ona isim verilir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Ancak cenaze namazı kılınmaz.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bu işlem Hanefi mezhebi başta olmak üzere birçok mezhepte bu şekildedir.</p>

<p>Unutmayalım: O bebek, belki bir gün bile yaşamamış olabilir ama onun da bir hikmeti, bir emaneti vardı. Onun gelişiyle sınananlar, belki de sabırla en büyük kazancı elde edecekler.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 23 May 2025 08:28:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/05/dogmadan-vefat-eden-bebek-yikanir-mi-kefenlenir-mi-1747978368.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Namazda Gözümüz Nerede Olsun?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/namazda-gozumuz-nerede-olsun-107706</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/namazda-gozumuz-nerede-olsun-107706</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İnsan namaza durduğunda, yalnızca bedeniyle değil; kalbiyle, zihniyle ve bakışıyla da Allah’a yönelmiş olur. Namazda okuduğumuz ayetlere dikkat etmek, kalbimizi Allah’a bağlamak kadar, dışımızın da huşuya uygun olması önemlidir. İşte bu yüzden yıllardır sorulur: “Namazda göz nereye bakmalı?”</p>

<p>Gelin bunu bir öğretmenin sınıfta anlattığı gibi tane tane konuşalım. Çünkü mesele yalnızca nereye baktığımız değil, Allah huzurundaki duruşumuzdur.</p>

<p>Namazda gözün her rükûnda bir yönü vardır. Kıyamdayken, yani ayakta durup Kur’an okurken, gözler secde yerine bakar. Rükûda, eğildiğimizde ayak uçlarına yönelir. Tahiyyatta, yani otururken dizlere bakılır. Secdeye varıldığında ise gözler, burnun iki yanına çevrilir. Selam verirken, sağa selamda sağ omuza, sola selamda sol omuza bakılır.</p>

<p>Bunlar sünnettir, adap gereğidir. Kılınan namazın geçerliliğini bozmaz. Bu bakış yönlerinin terk edilmesiyle namaz bozulmaz, hatta sehiv secdesi bile gerekmez. Ancak bu şekliyle gözleri yönlendirmek, namazın huşusunu artırır.</p>

<p>Peki başka yerlere bakarsak? Örneğin göğe gözümüzü dikersek? Bu hoş karşılanmaz. Mekruhtur. Namazın ruhuna uygun değildir. Gözleri kapatmak caizdir. Ama “Ben gözümü kapattığımda daha çok huzur buluyorum” diyorsanız, yapabilirsiniz.</p>

<p>Kâbe’nin yanında namaz kılanlar için de bir not: Kâbe’nin tam karşısında bile olsanız, yine secde yerine bakmak daha doğrudur. Çünkü gözlerin de secdeye yönelmesi, kalbin secdesine yardımcı olur.</p>

<p><br />
<strong><span style="color:#2980b9">HÜLASA:</span></strong><br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kıyamda gözler secde yerine,<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Rükûda ayaklara,<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Oturuşta dizlere,<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Secdede burnun iki yanına,<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Selamda sağa ve sola omuzlara çevrilir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Gözleri yukarı dikmek mekruhtur.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Göz kapalı kılmak caizdir, huşu sağlıyorsa uygundur.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kâbe’nin önünde bile olunsa, gözler secdeye yönelmelidir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 22 May 2025 08:59:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/05/namazda-gozumuz-nerede-olsun-1747893784.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ezan Okunmadan Kılınan Namaz Geçerli Midir?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ezan-okunmadan-kilinan-namaz-gecerli-midir-107675</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ezan-okunmadan-kilinan-namaz-gecerli-midir-107675</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bazen şöyle sorular geliyor:</p>

<p>“Hocam, ezanı duymadan namaz kıldım. Geçerli midir?”<br />
“Ezan okunmadan namaza durdum, tekrar kılmam gerekir mi?”</p>

<p>Bu sorular haklı… Çünkü ezan, bizim için çok kıymetli.<br />
Camilerden yükselen ezan sesiyle içimiz huzur buluyor,<br />
o çağrıyla secdeye koşuyoruz.<br />
Ama…<br />
Bir gerçeği de bilmek gerekiyor:</p>

<p>Ezan, namazın şartı değil; vaktin göstergesidir.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">EZAN BİR SEMBOLDÜR, NAMAZIN RUHUDUR AMA ŞARTI DEĞİLDİR</span></strong></p>

<p>Ezan, İslam’ın şiarıdır.<br />
Müslümanlığın ilanıdır.<br />
Şehre giren bir yabancı, minareden ezan sesi duyarak “Burası İslam beldesidir” der.</p>

<p>Ama şunu da bilelim:<br />
Namazın geçerli olması için ezan şart değildir.<br />
Yani ezan okunmadan önce kılınan bir namaz da, eğer vakti girmişse, geçerlidir.</p>

<p>Çünkü…</p>

<p>Namazın farzı vaktidir.<br />
Yani sabah namazı için güneş doğmadan önce,<br />
öğle için güneş tepeyi geçtikten sonra,<br />
akşam için güneş battıktan sonra<br />
vakit girdiyse, ezan okunmasa bile o namaz kılınabilir.</p>

<p>Bugün vakitler dakikası dakikasına takvimlerde yazılı.<br />
Cep telefonlarımızda, duvar saatlerimizde…<br />
Her yerde…</p>

<p>Dolayısıyla bir Müslüman,<br />
ezanı duymasa da,<br />
vaktin girdiğini biliyorsa,<br />
namazını kılabilir.<br />
Ve o namaz geçerlidir.</p>

<p>Ama…<br />
Ezanı duyup öyle kılmak sünnettir.<br />
Hem gönle huzur verir,<br />
hem de toplumsal birlik hissini artırır.</p>

<p>Yani ne ezanı küçümseyelim,<br />
ne de onu şart zannedip kendimizi sıkıntıya sokalım.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MADDE MADDE HATIRLAYALIM:</span></strong><br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;1.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Namazın geçerli olması için vaktin girmiş olması gerekir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;2.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Ezan, namazın şartı değil; vakti ilan eden bir sünnettir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;3.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Vakit girince, ezan okunmasa da namaz kılınabilir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;4.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Vaktin girdiği takvimle ya da dijital saatle teyit ediliyorsa, namaz sahihtir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;5.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Ezanı duymak güzeldir, ezanla namaza durmak sünnettir, ama farz değildir.</p>

<p>Hülasa:<br />
Namaz vaktindeyse, ezan okunsun ya da okunmasın,<br />
namaz geçerlidir.<br />
Ama ezan, Müslüman toplumun sesi ve şiarıdır.<br />
O ses duyulunca namaza koşmak, kalbin huzurudur.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 21 May 2025 08:49:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/05/ezan-okunmadan-kilinan-namaz-gecerli-midir-1747806705.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sabit Kilo Kurbanlığı Olmaz!</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/sabit-kilo-kurbanligi-olmaz-107650</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/sabit-kilo-kurbanligi-olmaz-107650</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Son zamanlarda marketlerde, zincir mağazalarda, internet sitelerinde şöyle ilanlara rastlıyoruz:</p>

<p>“Sabit kiloda kurbanlık eti satılır.”</p>

<p>“12 kiloluk kurban hissesi…”</p>

<p>“18 kilo garanti et, kurban ibadeti dahil…”</p>

<p>İnsan soruyor:<br />
Bu gerçekten kurban mı?<br />
Yoksa sadece et mi?</p>

<p>Ve cevabı net vermek gerekiyor:<br />
Hayır, bu şekilde yapılan uygulamalarla kurban ibadeti gerçekleşmiş olmaz.</p>

<p>Neden mi?</p>

<p>Çünkü kurban bir ibadettir.<br />
Et almak değil,<br />
Hayvanı Allah rızası için kesmek ve onun şartlarına dikkat etmektir.</p>

<p>Bakın…</p>

<p>Eğer siz, sabit kiloda bir koli et aldıysanız,<br />
önceden kesilmiş,<br />
hangi hayvandan çıktığı belli olmayan,<br />
başkalarının kurbanıyla karışmış etleri satın alıyorsanız,<br />
bu sadece bir “et alışverişidir”.</p>

<p>İçinde ibadet yoktur.<br />
İçinde niyet yoktur.<br />
İçinde kurban yoktur.</p>

<p>Ve üstelik…<br />
Bu etlerin kiloları da eşit değilse,<br />
başkasının hakkı da çiğnenmiş olur.</p>

<p>Bir kişi fazla kilo alırsa,<br />
başkasının hakkını almış olur.<br />
Az kilo verilirse, hakkı yenmiş olur.</p>

<p>Bu durumda siz sadece bir koli et almış olursunuz.<br />
Ama Allah için kurban kesmiş sayılmazsınız.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KURBANLIĞIN BELLİ OLMASI ŞARTTIR</span></strong></p>

<p>Dinen bir hayvanın kurban olması için,<br />
kesilmeden önce o hayvanın tayin edilmiş olması gerekir.</p>

<p>Yani şu hayvan, şu kişiler adına, şu niyetle kesiliyor denmelidir.<br />
Hayvan belli değilse, isimler net değilse, etler karışıyorsa…<br />
Orada ibadet değil, ticaret vardır.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BİRKAÇ FIKIH KİTABI OKUSAK YETER</span></strong></p>

<p>Bu mesele çok yeni değil.<br />
Nimetü’l-İslam’da da, Ömer Nasuhi Bilmen’in ilmihalinde de bu mesele açıkça anlatılır:</p>

<p>Kurban niyettir.<br />
Kurban taksimdir.<br />
Kurban hissedir.<br />
Ve kurban, hayvandır.<br />
Et değildir.</p>

<p>Yani hayvana ibadet niyetiyle ortak olunur.<br />
Etin kilosuna değil!</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MADDE MADDE SÖYLEYELİM:</span></strong><br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;1.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Sabit kiloda kurbanlık eti satmak dinen caiz değildir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;2.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kimin hayvanı, kimin hissesi olduğu kesimden önce belli olmalıdır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;3.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Elde edilen et farklı kilolarda olursa, başkasının hakkı geçebilir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;4.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kurban bir ibadettir, ticaret mantığıyla yapılamaz.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;5.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kurbanın şartları, klasik fıkıh kitaplarında açıkça yazılıdır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;6.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bu şekilde yapılan alışveriş, sadece et almak olur; kurban yerine geçmez.</p>

<p>Hülasa:<br />
Kurban, marketten alınan paketli bir et değildir.<br />
Kurban, Allah’a sunulan bir teslimiyettir.<br />
Kurbanı kolaylaştırmak başka, bozmak başkadır.<br />
Kolayına kaçarak ibadet olmaz.<br />
Doğru niyet, doğru bilgi ve doğru uygulamayla kurban makbuldür.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 20 May 2025 09:55:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/05/sabit-kilo-kurbanligi-olmaz-1747724232.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yardımlaşma Niyetiyle Yapılan Altın Günleri Caiz Midir?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/yardimlasma-niyetiyle-yapilan-altin-gunleri-caiz-midir-107574</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/yardimlasma-niyetiyle-yapilan-altin-gunleri-caiz-midir-107574</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bazı hanımefendiler bir araya geliyor…<br />
Kimi altın getiriyor, kimi nakit…<br />
Amaç belli: Yardımlaşmak, destek olmak, sıkışıklık yaşayan birine sırayla katkı sunmak.</p>

<p>Peki bu buluşmalar dinen uygun mu?</p>

<p>Eğer herkes <strong>aynı miktarı</strong> veriyorsa,<br />
ve herkes <strong>verdiği kadar</strong> alıyorsa,<br />
bu tür bir uygulama <strong>caizdir.</strong><br />
Hiçbir sakınca yoktur.</p>

<p>Ancak…<br />
Eğer biri “Ben başta alayım ama eksik ödeyeyim” derse,<br />
veya “Ben 1000 TL verdim ama 1200 TL alayım” niyetindeyse,<br />
<strong>bu artık yardımlaşma değil, faizli işlem olur.</strong><br />
Ve böyle bir toplantı,<br />
<strong>dinî açıdan geçersiz</strong> kabul edilir.</p>

<p>Yani:<br />
<strong>Ne verdiysen onu alacaksın.<br />
Ne aldıysan onu vereceksin.</strong><br />
Ne eksik, ne fazla…<br />
Ne ileri, ne geri…</p>

<p>Ayrıca…<br />
Bu günlerde <strong>aşırıya kaçan ikramlar, gereksiz gösteriler, zorlayıcı sunumlar </strong>da yanlış.<br />
Çünkü bu tür buluşmaların amacı;<br />
<strong>gösteriş değil, gönüllülük…<br />
ikram değil, ihlas…<br />
şatafat değil, sadeliktir.</strong></p>

<p>Toplantılarda sadece madde konuşulmamalı,<br />
mana da hatırlatılmalı.</p>

<p>Birbirine nasihat edilmeli, dua edilmeli,<br />
bir âyet, bir hadis, bir güzel söz paylaşılmalı.<br />
Zira bir mecliste Allah anılmazsa,<br />
orası sadece <strong>boş bir toplanmadan ibaret kalır.</strong></p>

<p>İsrafa girilmediği, kalp kırılmadığı,<br />
bir lira bile artı alınmadığı sürece,<br />
<strong>bu tür yardımlaşma buluşmaları dinen geçerli ve değerlidir.</strong></p>

<p><strong>Hülasa:</strong><br />
Toplanmak güzel…<br />
Yardımlaşmak sevaptır…<br />
Ama ölçüyü kaçırmamak şartıyla.<br />
Çünkü destek niyetiyle başlanan her şey,<br />
<strong>riya ile biterse emek zayi olur.</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 16 May 2025 09:28:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/05/yardimlasma-niyetiyle-yapilan-altin-gunleri-caiz-midir-1747377229.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kur’ân-ı Kerim Zil Sesi Olur Mu?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/kuran-i-kerim-zil-sesi-olur-mu-107556</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/kuran-i-kerim-zil-sesi-olur-mu-107556</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Günümüz teknolojisi bize birçok kolaylık sundu. Artık telefonlarımız sadece bir iletişim aracı değil, aynı zamanda bizim kişisel tercih ve zevklerimizi de yansıtan birer cihaz oldu. Hatta bazen zil sesi seçerken inancımıza dair izler taşıyan sesleri bile kullanmak istiyoruz.</p>

<p>Bazı kardeşlerimiz Kur’ân-ı Kerîm’den bir ayeti ya da tilavet sesini zil sesi yapmak istiyor.</p>

<p>Niyet güzel.</p>

<p>Ama her güzel niyet, her yerde güzel netice doğurmaz.</p>

<p>Çünkü ortada şöyle bir gerçek var:</p>

<p>Telefon bazen hiç de uygun olmayan bir yerde çalabiliyor. Örneğin…<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Tuvaletteyken,<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kavga eden bir ortamdayken,<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Gürültülü, lakayt bir sohbetteyken,<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Ya da Kur’ân’a kulak veremeyeceğimiz başka bir anda…</p>

<p>İşte böyle anlarda Kur’ân ayeti çalmaya başlarsa, bu durum ne yazık ki ayete saygısızlık anlamına gelebilir.</p>

<p>Çünkü Kur’ân-ı Kerîm, dinlenmek için indirilmiştir.<br />
Ve Allah Teâlâ buyurur ki:</p>

<p>“Kur’ân okunduğu zaman dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin.” (A’râf 204)</p>

<p>Bu ayete göre Kur’ân duyulduğunda durup dinlemek gerekir. Ama zil sesi olarak kullanıldığında bu pek mümkün olmuyor. Hâliyle dinlememek, farkında olmamak, hatta bazen fark etmeden konuşmaya devam etmek… Bütün bunlar saygıyı zedeler.</p>

<p>Ne Yapmalı?<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kur’ân ayeti ya da tilavet sesini zil sesi yapmak doğru bir tercih değildir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Onun yerine, sade, dikkat dağıtmayan ve çalgı içermeyen bir zil sesi tercih edilmelidir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Çünkü müzikli, melodili zil sesleri de bir başka yönden sakıncalı olabilir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Hem Kur’ân hem de müzik sesi zil için uygun değildir.</p>

<p>Özetle Maddeler Hâlinde:<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;1.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kur’ân ayetini zil sesi yapmak caiz değildir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;2.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kur’ân dinlenmek üzere indirilmiştir, dinlenmeden geçen ayet saygıya uygun değildir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;3.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Tuvalet, tartışma, gürültü ortamlarında ayet sesi duymak uygun olmaz.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;4.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Zil sesi olarak sade, müziksiz ve saygılı bir ton seçmek en doğrusudur.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;5.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kur’ân’a olan saygımız, onu hangi ortamlarda dinlediğimizle de ölçülür.</p>

<p>Hülasa:<br />
Telefonunuz çaldığında sadece siz değil, inandığınız değerler de duyulur.<br />
Bu yüzden tercihinizi yaparken duygularla değil, duyarlılıkla hareket edelim.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 15 May 2025 12:44:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/05/kuran-i-kerim-zil-sesi-olur-mu-1747302502.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Babam Felç Geçirdi, Bakıcı Tutabilir Miyim?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/babam-felc-gecirdi-bakici-tutabilir-miyim-107513</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/babam-felc-gecirdi-bakici-tutabilir-miyim-107513</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Düşün ki baban felç geçirdi.</p>

<p>Altına yapıyor, üstünü giyemiyor, lavaboya bile gidemiyor. Ve sen de diyorsun ki: “Ben ilgilenemem, işe gidiyorum, bakıcı tutayım.”</p>

<p>Peki bu caiz mi?</p>

<p>İslam’a göre bir evladın önce kendi anne ve babasına bakması, onların ihtiyacını görmesi farzdır. Evet, farz! Yani namaz gibi, oruç gibi…</p>

<p>Eğer bu işi yapacak kimse yoksa, yani oğul başka şehirdeyse veya sağlık durumu elvermiyorsa, işte o zaman başka bir çare aranır.</p>

<p>Eğer hasta erkekse, önce erkek bakıcı aranır.</p>

<p>Eğer hasta kadınsa, kadın bakıcı.</p>

<p>Yani din diyor ki: “Her cins, kendi cinsine baksın.”</p>

<p>Ama diyelim ki erkek hasta için erkek bakıcı bulunamadı. Yok. Kimse yok. Kadın bakıcıdan başka çare kalmadı.</p>

<p>İşte burada “zaruret” devreye girer.</p>

<p>Hanefi mezhebine göre, böyle zaruri durumlarda, kadın bakıcının erkek hastanın mahrem yerlerine, sadece ve sadece gerekli olduğu kadar bakması caizdir. Ne fazla ne eksik. Sadece ihtiyaç kadar.</p>

<p>Yani, o mahrem yerlere “sürekli ve sebepsiz” bakmak yine caiz değildir. Ama “zaruret miktarınca” caizdir.</p>

<p>Hanefi mezhebine göre:<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;1.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Evlat bakabiliyorsa, bakmak zorundadır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;2.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Erkek hasta için erkek, kadın hasta için kadın bakıcı tercih edilir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;3.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Zaruret varsa, kadın bakıcının erkek hastaya bakması caizdir. Ama sadece zorunlu miktarda.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;4.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kimse yoksa, devlet bakımı sağlar.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;5.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Her şeyden önce İslam’da “insanı yaşatmak” ve “mahremiyeti korumak” birlikte gözetilir.</p>

<p>Unutma: Dinen sorumluluk, parayla devredilemez. Ama zaruret varsa, kolaylık da vardır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 14 May 2025 08:33:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/05/babam-felc-gecirdi-bakici-tutabilir-miyim-1747201141.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tavaf Ettin Ama Namazını Ne Zaman Kılacaksın?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/tavaf-ettin-ama-namazini-ne-zaman-kilacaksin-107496</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/tavaf-ettin-ama-namazini-ne-zaman-kilacaksin-107496</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Şimdi sabah namazını kıldın…<br />
Sonra kalktın, Kâbe’yi tavaf ettin.<br />
Peki sonra?</p>

<p><strong>Tavaf namazını hemen kılabilir misin?</strong></p>

<p>Hayır!<br />
Çünkü o saat “kerahat vakti” denilen, namaz kılmanın mekruh olduğu vakitlerden biridir.<br />
Sabah namazından sonra, güneş doğup biraz yükselene kadar (yaklaşık 45 dakika) nafile namaz kılınmaz.<br />
Tavaf namazı da bu gruba girer. Bu yüzden bekleyeceksin. Güneş doğup kerahat vakti çıkınca, tavaf namazını kılacaksın.</p>

<p><strong>Peki ya ikindi namazından sonra tavaf ettiysen?</strong></p>

<p>Yine aynı!<br />
Kerahat vakti çıkana kadar bekleyeceksin. Sonra iki rekatlık tavaf namazını tek başına kılacaksın.<br />
Unutma: Tavaf namazı cemaatle kılınmaz.<br />
Her tavaftan sonra ayrı ayrı iki rekat namaz kılınır.</p>

<p><strong>Ne okuyacağız?</strong><br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;1.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Rekatta: Fatiha’dan sonra Kâfirun<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;2.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Rekatta: Fatiha’dan sonra İhlas<br />
Ama ezber yoksa, bildiğini oku. Namaz geçerli olur.</p>

<p><strong>Ve son not:</strong><br />
Tavaf üstüne tavaf yapıp, sonra topluca bir tavaf namazı kılmak olmaz.<br />
Her tavaftan sonra, ayrı ayrı iki rekat namaz kılacaksın.</p>

<p><strong>Özetle madde madde:</strong><br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;1.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Tavaf namazı, kerahat vaktinde kılınmaz. Beklenir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;2.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Her tavaftan sonra 2 rekat nafile namaz vaciptir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;3.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Tavaf namazı cemaatle değil, tek başına kılınır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;4.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Ayet ve sure ezberin yoksa, bildiklerini okumanda sakınca yok.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;5.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Peş peşe tavaf edip namazı ertelemek mekruhtur.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 13 May 2025 10:47:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/05/tavaf-ettin-ama-namazini-ne-zaman-kilacaksin-1747122600.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kurban Seferde Kesilir Mi, Eve Dönünce Yeniden Kesilir Mi?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/kurban-seferde-kesilir-mi-eve-donunce-yeniden-kesilir-mi-107433</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/kurban-seferde-kesilir-mi-eve-donunce-yeniden-kesilir-mi-107433</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Diyelim ki bayramda yol üstündesin…<br />
Misafirsin, yani seferîsin…<br />
Kurbanını orada kestin, vekâlet verdin, kestirdin.<br />
Sonra ne oldu?<br />
Üçüncü gün evine döndün, mukim oldun.<br />
Şimdi soruyorsun:</p>

<p><strong>“Acaba yeniden kurban kesmem mi gerekiyor?”</strong></p>

<p>Hayır, gerekmiyor!<br />
Çünkü dinimizde kurbanın nerede kesildiği değil, kurban kesen kişinin o anda mukim mi seferî mi olduğu önemlidir.<br />
Bayram günlerinde misafirdin ve kurbanını kesmiştin.<br />
Üçüncü gün evine dönüp mukim olsan da bir daha kurban kesmene gerek yok.<br />
Seferde kesilen kurban geçerlidir.</p>

<p>Peki bir başka soru daha geliyor:</p>

<p><strong>“Ben mukimim. Ama kurbanımı şehir dışında birine vekâlet vererek kestirmek istiyorum. Bu olur mu?”</strong></p>

<p>Evet, olur.<br />
Kurbanı kesen değil, kurbanın kimin adına kesildiği önemlidir.<br />
Sen mukimsen, vacip olan kurbanı ister şehirde, ister yurtdışında vekâletle kestirebilirsin.</p>

<p><strong>HÜLASA:</strong><br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;1.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bayramda seferde kurbanını kesen kişi, sonra evine dönünce yeniden kurban kesmek zorunda değildir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;2.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Mukim olan kişi, dilediği şehirde veya ülkede kurbanını vekâletle kestirebilir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 11 May 2025 08:52:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/05/kurban-seferde-kesilir-mi-eve-donunce-yeniden-kesilir-mi-1746942914.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BİR MÜSLÜMAN ÖLDÜĞÜNDE KEFEN PARASI KİMDEN ÇIKAR?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/bir-musluman-oldugunde-kefen-parasi-kimden-cikar-107431</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/bir-musluman-oldugunde-kefen-parasi-kimden-cikar-107431</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bir insan öldüğünde, malı ne olur?</p>

<p>Önce evlatları mı alır?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Önce kefen parası çıkar!</p>

<p>İslam fıkhına göre…</p>

<p>Bir Müslüman vefat ettiğinde, arkasında mal bırakmışsa:</p>

<p>1. Önce teçhiz ve tekfin giderleri yani kefen, yıkama ve defin masrafları bu maldan ödenir.</p>

<p>2. Sonra varsa borçları ödenir.</p>

<p>3. Ardından vasiyeti varsa, mirasın üçte birinden yerine getirilir.</p>

<p>4. En sonunda kalan ne varsa, varisler arasında taksim edilir.</p>

<p>Peki ya hiç mal bırakmadıysa?</p>

<p>O zaman çocukları, yakınları bu işi hayır için üstlenir.</p>

<p>Yakını da yoksa, sosyal devlet devreye girer.</p>

<p>Çünkü kefensiz gömülmek, bir Müslüman’a yakışmaz.</p>

<p>Unutmayalım…</p>

<p>Vefat edenin mirası önce kefen ve mezar içindir, sonra geriye kalırsa bizimdir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 10 May 2025 11:39:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/05/bir-musluman-oldugunde-kefen-parasi-kimden-cikar-1746866451.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İmama Uymak Televizyonla Olmaz!</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/imama-uymak-televizyonla-olmaz-107382</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/imama-uymak-televizyonla-olmaz-107382</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>Diyelim ki evde oturuyorsun…</p>

<p>Karşında Mekke’den canlı yayın… Kâbe imamı <strong>“Allahu Ekber”</strong> diyor. Sen de Türkiye’de, ekranın karşısında ellerini kaldırıyorsun. Sonra rükû, sonra secde… Oldu sana cemaatle namaz, öyle mi?</p>

<p>Hayır, güzel kardeşim.</p>

<p>O ekran… Televizyon ekranı.</p>

<p>O ses… Uydu frekansı.</p>

<p>Ve o imam… Sana imam değil. Çünkü sen onun arkasında saf tutmadın. Aynı yerde değilsin. Aynı mekânda, aynı düzlemde, aynı cemaatte değilsin.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">NAMAZ, CEMAAT, SAF</span></strong></p>

<p>Namazı cemaatle kılmanın bir şartı var: İmamla aynı yerde olacaksın. Aynı binada, mümkünse aynı odada, en azından aranda ne yol olacak ne de akarsu.</p>

<p>Cami içindesin diyelim, ama aranda 5 saf var, bir sütun var, bir duvar var, bir boşluk var… Oradan bile uymak mekruhtur.</p>

<p>Sen şimdi düşün:</p>

<p>Cami içinde bile böyleyken, araya karasal yayın girmiş, uydular, antenler, kablolar, ekranlar girmiş… Bu nasıl cemaat olsun?</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">TABUREDE OTURANLARA DA BİR SÖZÜMÜZ VAR</span></strong></p>

<p>Kimi kardeşimiz taburede namaz kılıyor, eyvallah. Ama safın dışında, geride, yalnız başına kılıyor. Halbuki taburesini alıp safa katılsa hem imamın arkasında olur hem de cemaatle olur.</p>

<p>Yani mesele ne biliyor musun?</p>

<p>Cemaat, fiziki birliktir. Ekrandan izlemek değil, omuz omuza dizilmektir.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>KISACA ŞÖYLE DİYELİM:</strong></span></p>

<p>Namaz ekranla değil, saflarla kılınır.<br />
Cemaat yayınla değil, yakınla olur.</p>

<p>Unutma…<br />
Mekke imamı seni duymuyor, senin evde ettiğin “Âmin” ona ulaşmıyor. Ama mahalle camisindeki imam seni görüyor, duan onun duasına katılıyor.</p>

<p>Namaz ibadettir.<br />
Ciddiyet ister.<br />
İtina ister.<br />
Ve… Ekran değil, saf ister.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 08 May 2025 10:07:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/05/imama-uymak-televizyonla-olmaz-1746688688.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hacda Kurban Kesmek Zorunlu Mu, Bayram Namazı Şart mı?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/hacda-kurban-kesmek-zorunlu-mu-bayram-namazi-sart-mi-107349</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/hacda-kurban-kesmek-zorunlu-mu-bayram-namazi-sart-mi-107349</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Mekke’de bulunan, yani orada uzun süre kalmaya niyet eden bir hacı efendi…<br />
Zengin de aynı zamanda…<br />
Soru şu: Bu kişinin bayramda iki kurban mı kesmesi gerekir?</p>

<p>Cevap: Evet. Çünkü haccın içinde zaten kesilmesi gereken bir kurban var. Buna bir de kişinin zenginliği nedeniyle vacip olan ‘udhiyye’ kurbanı ekleniyor. Yani hacda kesilecek kurban ayrı, bayramda kesilecek kurban ayrı.</p>

<p>Peki bu ikinci kurban, yani bayramlık kurban nerede kesilmeli?</p>

<p>İlla Mekke’de kesilmesi şart değil. Bu kurban, vekâlet verilerek Türkiye’de veya başka bir ülkede de kesilebilir. Ama haccın içinde kesilecek kurban var ya… İşte o mutlaka Mekke’de kesilmek zorunda.</p>

<p>Bir başka soru: Mekke’ye dışarıdan gelen hacılar bayram namazını kılmak zorunda mı?</p>

<p>Hayır. Onlar için bayram namazı vacip değil. Ama fırsat bulurlarsa, tabii ki kılsalar güzel olur.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 07 May 2025 08:27:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/05/hacda-kurban-kesmek-zorunlu-mu-bayram-namazi-sart-mi-1746595987.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kurbanlıkta 7 Kişilik Ortaklık Meselesi: 5 Ben, 2 Arkadaş Olur mu?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/kurbanlikta-7-kisilik-ortaklik-meselesi-5-ben-2-arkadas-olur-mu-107326</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/kurbanlikta-7-kisilik-ortaklik-meselesi-5-ben-2-arkadas-olur-mu-107326</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Diyelim ki bir büyükbaş hayvan alacaksınız. Kurban için… Ama kalabalık bir çevreniz yok.<br />
“Ben bu hayvanın 5 hissesini alayım, kalan 2 hisseyi de iki ayrı arkadaşıma vereyim” dediniz.<br />
Olur mu? Olur. Hem de gayet güzel olur.</p>

<p>Ama bir şartla…</p>

<p>Hakkaniyetli olmak zorundasınız.</p>

<p>Bu hayvan artık 3 kişinin malı oldu.<br />
Biri 5 parça alacak, diğer ikisi birer parça.<br />
Ama bu payları “göz kararıyla” bölemezsiniz.<br />
Yani “bu sana yeter, bu da bana kalsın” diyemezsiniz.</p>

<p>Ne yapacaksınız?<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;1.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Hayvanı kestikten sonra tartacaksınız.<br />
Her parçayı adaletli şekilde terazide ölçeceksiniz.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;2.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Sakatat (dalak, ciğer vs.) da yedi parçaya bölünecek.<br />
Etle birlikte eşitçe dağıtılacak.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;3.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Sonra kura çekeceksiniz.<br />
Herkes ne çıkarsa onu alacak.</p>

<p>İşte böyle yaparsanız, ister 5 hisseyi tek kişi alsın, ister 1’er kişi alsın, hiç fark etmez.<br />
Sonunda toplam 7 kişi olursa, bu kurban caizdir.</p>

<p>Bir de not:<br />
Diyelim ki başta sadece 2 kişiydiniz.<br />
“Bu hayvanı iki kişi alalım” dediniz.<br />
Ama sonradan başka biri ortak olmak istedi.<br />
Artık onu ekleyemezsiniz.<br />
Çünkü en başta niyetinizi sınırlamışsınız.</p>

<p>O yüzden en doğru yol:<br />
Başta niyet ederken şöyle demek:<br />
“7 kişiye kadar ortak alabiliriz.”</p>

<p>Böylece kapıyı kapatmamış olursunuz.<br />
Hem siz rahat edersiniz, hem işiniz helal olur.</p>

<p>Unutmayın:<br />
Bu işte teraziden ve niyetten şaşarsanız,<br />
Kurban bayramı paylaşma değil, “paylaşamama” bayramına döner.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 06 May 2025 10:17:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/05/kurbanlikta-7-kisilik-ortaklik-meselesi-5-ben-2-arkadas-olur-mu-1746516655.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Vekâlet Verdim, Parasını Da Gönderdim… Kurban Kesilmemiş! Ne Olacak?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/vekalet-verdim-parasini-da-gonderdim-kurban-kesilmemis-ne-olacak-107298</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/vekalet-verdim-parasini-da-gonderdim-kurban-kesilmemis-ne-olacak-107298</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Diyelim ki Almanya’da yaşıyorsunuz.<br />
Bayram yaklaşıyor. Türkiye’deki bir yakınınıza diyorsunuz ki:<br />
“Benim yerime kurbanı kes.”<br />
Parayı da gönderiyorsunuz.<br />
Bu işlem dinen caiz mi?<br />
Evet, caiz. Kurban kesmesi gereken kişi, bir başkasına vekâlet verebilir. Vekil, onun adına kurbanı keser.</p>

<p>Ama burada asıl mesele şu:<br />
Parayı gönderdiğiniz kişi gerçekten kurbanı kesiyor mu?<br />
Yoksa… parayı alıp başka işler için mi harcıyor?</p>

<p>İşte sıkıntı burada başlıyor.<br />
Eğer vekil olan kişi kurbanı kesmezse, siz sorumluluktan kurtulmuş olmuyorsunuz.<br />
Vekâlet vermek sizi sorumluluktan çıkarmaz.<br />
Kurban kesilmiş mi, kesilmemiş mi, kontrol etmek zorundasınız.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">PEKİ YA BAYRAM GEÇTİKTEN SONRA ÖĞRENİRSEK?</span></strong></p>

<p>Eğer kurban kesilmediğini bayramın üçüncü günü, akşam namazından önce fark ederseniz,<br />
hemen yeni bir kurban alıp kesmek zorundasınız.</p>

<p>Ama diyelim ki bunu geç fark ettiniz…<br />
Bayram bitmiş. Artık kurban kesme günleri geçmiş.</p>

<p>O zaman ne yapılır?</p>

<p>Fakirlere, bir kurbanlık koyun bedeli kadar parayı sadaka olarak vermeniz gerekir.<br />
Bu, sizin kurban görevinizi yerine getirmiş sayar.</p>

<p>Yani işin özeti şu:</p>

<p>1. Vekâlet verilebilir.<br />
2. Ama mutlaka güvenilir kişiye verilmeli.<br />
3. Kesildi mi, kesilmedi mi takip edilmeli.<br />
4. Kesilmediyse ya yeniden kesilmeli ya da sadaka verilmeli.<br />
5. “Nasıl olsa verdim, iş benden çıktı” mantığı İŞLEMEZ!</p>

<p>Bu iş, Allah’a ibadet meselesi.<br />
Başkası üzerine almış olabilir ama asıl sorumluluk sizin.<br />
O yüzden vekil seçerken dikkat edin.<br />
Güvendiğiniz kişi olsun.<br />
Gözünüz arkada kalmasın.</p>

<p>Bir sonraki bayrama bırakmak yok.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 05 May 2025 09:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/05/vekalet-verdim-parasini-da-gonderdim-kurban-kesilmemis-ne-olacak-1746425313.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kurban Aldınız, Sonradan Kusur Çıktıysa Ne Olur?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/kurban-aldiniz-sonradan-kusur-ciktiysa-ne-olur-107271</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/kurban-aldiniz-sonradan-kusur-ciktiysa-ne-olur-107271</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Diyelim ki bir kurbanlık aldınız. Sağlıklı, sapasağlam görünüyordu. Ama bayramdan önce ya da bayram sabahı baktınız ki hayvan topallıyor, gözünde sıkıntı var ya da başka bir kusur çıkmış. Haliyle şu soru geliyor akla:</p>

<p>“Bu hayvanı yine de kurban edebilir miyim?”</p>

<p>Cevap kişiye göre değişiyor.</p>

<p>Eğer siz zengin bir insansanız, yani kurban kesmeniz dinen vacip olan bir duruma sahipseniz, bu kusurlu hayvanı kurban etmeniz caiz olmaz. Yeni, kusursuz bir kurbanlık alıp onu kesmeniz gerekir. Çünkü vacip olan ibadet, kusursuz bir hayvanla yapılmalı.</p>

<p>Ama…</p>

<p>Eğer fakirseniz, yani kurban kesmek sizin için zorunlu değilse ama kesmek istiyorsanız, işte o zaman durum değişir. Aldığınız hayvanda sonradan kusur çıkmış olsa bile, onu kurban etmenizde bir sakınca yoktur. Çünkü bu sizin için farz değil, sadece bir nafile ibadet sayılır. Hatta bazı alimlere göre, fakir bir insan kurban ibadetine niyet etmişse, bu kusurlu hayvanla da bayramda kurban kesebilir.</p>

<p>Peki ya hayvanı kestiniz, keserken kusur çıktı?<br />
Mesela hayvan yere yatırıldı, o sırada ayağı kırıldı veya dili kesildi… Bu durumda zengin-fakir fark etmeksizin herkes o hayvanı kurban edebilir. Çünkü o kusur sonradan, yani kurbanlık kesilirken ortaya çıkmıştır.</p>

<p>Kısacası:<br />
•Zengin iseniz, hayvanda önceden çıkan kusur kurban olmasına engeldir, yenisini almanız gerekir.<br />
•Fakir iseniz, kusurlu da olsa o hayvanı kurban etmeniz caizdir.<br />
•Kesim sırasında kusur oluştuysa, herkes için o kurban geçerlidir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 04 May 2025 08:51:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/05/kurban-aldiniz-sonradan-kusur-ciktiysa-ne-olur-1746338284.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KURBANLIĞINIZ BAYRAMDAN ÖNCE ÖLDÜYSE PARASINI ÖDER MİSİNİZ? Kapora verdiniz ama hayvan öldü… Şimdi ne olacak?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/kurbanliginiz-bayramdan-once-olduyse-parasini-oder-misiniz-kapora-verdiniz-ama-hayvan-oldu-simdi-ne-olacak-107270</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/kurbanliginiz-bayramdan-once-olduyse-parasini-oder-misiniz-kapora-verdiniz-ama-hayvan-oldu-simdi-ne-olacak-107270</guid>
                <description><![CDATA[Kurban bayramına günler kala alınan hayvan telef olduysa, parası ödenir mi? Satıcı mı öder, alıcı mı? Emanet, satış ve sorumluluk çizgisi nedir?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#3498db"><strong>SATIN ALINDIĞINDA MÜLKİYET GEÇMİŞ OLUR</strong></span></p>

<p>Kurbanlık alındıktan sonra, hayvan satıcının yanında kalsa dahi, işlem tamamlanmıştır. Bu durumda kurbanlık sahibinin olur. Satıcının ahırında dursa da, mülkiyet artık alıcıya geçmiştir.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>KURBANLIK ÖLÜRSE NE OLUR?</strong></span></p>

<p>Kurbanlık telef olduysa ve satıcı, hayvanı usulüne uygun şekilde muhafaza etmişse, herhangi bir ihmal veya kusuru yoksa, alıcı hayvanın parasını ödemek zorundadır.</p>

<p>Ancak eğer satıcının ihmali, kastı ya da kusuru varsa –örneğin hayvanı aç bırakmış, hasta etmiş ya da bağlamamışsa– bu takdirde satıcı hem aldığı kaporayı hem ücreti iade etmek zorundadır.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>ZENGİNSE YENİSİNİ ALIR, FAKİRSE GEREK YOK</strong></span></p>

<p>Ölen kurbanlığın sahibi zenginse, yeni bir kurban alıp kesmekle yükümlüdür. Ancak fakir biri ise, yeniden alma zorunluluğu yoktur. Fakirler için kurban vacip değil, nafile ibadettir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 03 May 2025 08:59:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/05/kurbanliginiz-bayramdan-once-olduyse-parasini-oder-misiniz-kapora-verdiniz-ama-hayvan-oldu-simdi-ne-olacak-1746252075.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kurbanlığı Yedi Kişi Paylaşır, Ama Nasıl? “Ben iki hisse aldım” demeyin, dikkat!</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/kurbanligi-yedi-kisi-paylasir-ama-nasil-ben-iki-hisse-aldim-demeyin-dikkat-107246</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/kurbanligi-yedi-kisi-paylasir-ama-nasil-ben-iki-hisse-aldim-demeyin-dikkat-107246</guid>
                <description><![CDATA[Kurban ibadetinde ortaklık caiz ama şartlı! Kaç hisseye kadar paylaşılabilir? Bir kişi birden fazla hisse alabilir mi? Küçükbaşta durum ne?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BÜYÜKBAŞTA SINIR YEDİ, KÜÇÜKBAŞTA TEK</span></strong></p>

<p>Büyükbaş hayvanlarda –sığır ve deve gibi– ibadet niyetiyle kurban kesmek isteyenler yedi kişiye kadar ortak olabilir. Ancak dikkat: Küçükbaş kurbanlık hayvanlar (koyun, keçi) sadece bir kişi için kurban edilebilir. Bu hayvanlara birden fazla kişi ortak olamaz.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BİR KİŞİ BİRDEN FAZLA HİSSE ALABİLİR Mİ?</span></strong></p>

<p>Evet, aynı kişi bir büyükbaşa birden fazla hisseyle ortak olabilir. Ancak bunun için satın alırken “bu hayvanı iki kişi adına alıyorum” gibi ifadelerden kaçınılmalıdır. Çünkü ilerleyen süreçte başka hissedarlar da eklenebilir.</p>

<p>Bu nedenle niyet net ve açık olmalı; “kurban niyetiyle aldım” denmeli, hisse adediyle sınırlandırıcı sözler söylenmemelidir.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ORTAKLIKTA NİYET HASSASİYETİ</span></strong></p>

<p>Kurban ortaklarının tamamı ibadet niyetiyle bu işe girmelidir. Et niyetiyle, ticaret amacıyla ya da bedel düşürmek için yapılan ortaklıklar, kurban ibadetine zarar verir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 02 May 2025 09:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/05/kurbanligi-yedi-kisi-paylasir-ama-nasil-ben-iki-hisse-aldim-demeyin-dikkat-1746166110.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Buzağım 17 Gün Eksik! Kurban Edebilir Miyim?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/buzagim-17-gun-eksik-kurban-edebilir-miyim-107222</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/buzagim-17-gun-eksik-kurban-edebilir-miyim-107222</guid>
                <description><![CDATA[Miladi takvime göre yaşı dolmayan buzağı, hicri takvime göre dolmuş olabilir mi? Kurban edilecek hayvanda hangi takvim esas alınır?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KAMERİ YIL KISADIR, BUZAĞI YAŞINI TAMAMLAMIŞ OLABİLİR</span></strong></p>

<p>Miladi takvime göre kurban bayramına 17 gün kala iki yaşını doldurmamış gibi görünen buzağı, kamerî takvime göre yaşını doldurmuş olabilir. Çünkü ibadetlerde kamerî takvim esas alınır. Kamerî yıl 354 gündür, güneş yılına göre her yıl 11 gün kısa olduğu için bu fark iki yılda 22 günü bulur.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KURBANLIKTA YAŞ SINIRI NET</span></strong></p>

<p>Kurban edilecek hayvanların yaş sınırı şöyledir: koyun ve keçi 1 yaş, sığır ve manda 2 yaş, deve ise 5 yaşını doldurmalıdır. Ancak istisna olarak, koyun 6 aylıksa ve bir yaşını doldurmuş gibi gösterişli ise kurban edilebilir.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">‘ANASI GİBİ GÖSTERİŞLİ’ SÖZÜ DİNEN GEÇERLİ DEĞİL</span></strong></p>

<p>“Anası gibi gösterişli” diyerek yaşı dolmamış hayvanı kurban etmek doğru değildir. Hayvan, belirlenen yaş sınırını fiilen tamamlamalıdır. Aksi takdirde ibadet geçersiz olur.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 01 May 2025 10:55:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/05/buzagim-17-gun-eksik-kurban-edebilir-miyim-1746086316.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kurbana Ortak Olduk Ama Niyetler Farklı! Geçerli Mi, Geçersiz Mi?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/kurbana-ortak-olduk-ama-niyetler-farkli-gecerli-mi-gecersiz-mi-107194</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/kurbana-ortak-olduk-ama-niyetler-farkli-gecerli-mi-gecersiz-mi-107194</guid>
                <description><![CDATA[Kurban keserken biri adak, biri sadece et için ortak olduysa… Ortakların niyeti birbirini bozar mı? Niyet farkı kurbanı geçersiz kılar mı?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">HERKESİN NİYETİ AYNI OLMALI</span></strong></p>

<p>Bir büyükbaş kurbana sadece et niyetiyle ortak olmak caiz değildir. Ancak kurban bayramı kurbanı (udhiye), adak, akika gibi ibadet niyetiyle ortaklık caizdir. Fakat ortaklardan birinin niyeti sadece et yemekse, kurban geçersiz olur.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ADAĞI OLAN ET YİYEMEZ</span></strong></p>

<p>Ortaklardan biri kurbanı adak niyetiyle kesmişse, o hissenin sahibi bu etten yiyemez. Eti fakir-fukaraya dağıtması vaciptir.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ORTAKLIKTA NİYETİNİZE DİKKAT!</span></strong></p>

<p>Bazı âlimlere göre adak niyetiyle kurban keserken, diğer ortaklar et niyetiyle kurbana girerse bu durumda et, sadaka hükmüne girer. Böyle bir durumda diğer zengin hissedarların yeniden kurban kesmesi gerekebilir.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">TEK BAŞINA KESİLEN KURBANA ORTAK EKLENİR Mİ?</span></strong></p>

<p>Evet ama dikkat! Kurbanı satın alırken “yalnız kendim için kesiyorum” dememek gerekir. Çünkü ilerde ortak eklenirse niyet problemi yaşanabilir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 30 Apr 2025 10:30:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/04/kurbana-ortak-olduk-ama-niyetler-farkli-gecerli-mi-gecersiz-mi-1745998395.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hacca Gidenler Dikkat! En Faziletli Hac Hangisi?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/hacca-gidenler-dikkat-en-faziletli-hac-hangisi-107157</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/hacca-gidenler-dikkat-en-faziletli-hac-hangisi-107157</guid>
                <description><![CDATA[Hacca gidenlerin çoğu Temettü Haccı yapıyor, peki en faziletli olanı bu mu? Kıran Haccı ile Temettü Haccı arasındaki fark nedir?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">HER HAC BİR DEĞİL, HER HACCA GİDEN AYNI HAC YAPMIYOR!</span></strong></p>

<p>Türkiye’den giden hacı adaylarının büyük kısmı Temettü Haccı yaparken, en faziletli hac Kıran Haccı olarak gösteriliyor. Çünkü Kıran Haccı, hem hac hem umreyi bir ihramla yapıp daha meşakkatli bir ibadeti tamamlamak anlamına geliyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">TEMETTÜ HACCI NASIL YAPILIR?</span></strong></p>

<p>Temettü haccında hacı adayı önce umre için ihrama giriyor, umreyi tamamlayınca ihramdan çıkıyor. Zilhicce’nin sekizinci günü veya öncesinde yeniden ihrama girerek bu kez hac niyetiyle ibadetini tamamlıyor.</p>

<p>ŞÜKÜR KURBANI VACİP!<br />
Temettü haccı yapanların Mekke veya çevresinde bir şükür kurbanı kesmesi vacip. Bu kurbanı kesmeden haccı tamamlamak eksik sayılıyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 29 Apr 2025 09:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/04/hacca-gidenler-dikkat-en-faziletli-hac-hangisi-1745906783.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kurban Hisselerinde Göz Kararı Olur mu?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/kurban-hisselerinde-goz-karari-olur-mu-107130</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/kurban-hisselerinde-goz-karari-olur-mu-107130</guid>
                <description><![CDATA[Kurban hisse paylaşımında tartı şart mı? Göz kararı ile bölüşmek caiz mi? Hangi durumda tartmadan paylaşmak mümkün?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KURBAN ETİ BÖLERKEN HATA YAPMAYIN!</span></strong></p>

<p>Büyükbaş hayvana ortak olan altı kişi, hisse paylaşımını mutlaka tartarak yapmalıdır. Göz kararı ile bölüşmek ve sonradan helalleşmek dahi caiz değildir.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SAKATATLAR DA PAYLAŞILMALI</span></strong></p>

<p>Sadece etler değil, hayvanın sakatatı da altı eşit parçaya bölünerek her bir hisseye dahil edilmelidir. Sonrasında kura çekilmeli ve her hissenin sahibi belirlenmelidir.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">YAKIN AKRABALARDA ESNEKLİK VAR</span></strong></p>

<p>Eğer ortaklar baba, anne, oğul, kardeş gibi yakın akrabalardan oluşuyorsa ve aynı evde yemek pişiriliyorsa, bu durumda tartıya gerek kalmadan etler paylaşılabilir.</p>

<p><strong>HABER MERKEZİ-MALATYA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 28 Apr 2025 08:47:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/04/kurban-hisselerinde-goz-karari-olur-mu-1745819445.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HACCA GİDEMEYENİN YERİNE BAŞKASI HAC YAPABİLİR Mİ?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/hacca-gidemeyenin-yerine-baskasi-hac-yapabilir-mi-107125</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/hacca-gidemeyenin-yerine-baskasi-hac-yapabilir-mi-107125</guid>
                <description><![CDATA[Vekaletle hac olur mu? Hacca gitmeyen biri başka birini gönderebilir mi? Vekil nereden yola çıkmalı?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>VEKALETLE HAC CAİZDİR, AMA DİKKAT!</strong></p>

<p>Hac ibadetini bizzat yapamayan birinin, yerine bir başkasını göndermesi caizdir. Ancak bu kişi tercihen daha önce haccını yapmış ve tecrübeli biri olmalıdır.</p>

<p><strong>VEKİLİN ÇIKIŞ NOKTASI ÖNEMLİDİR</strong></p>

<p>Normal şartlarda vekil, kendisini gönderen kişinin ikamet ettiği yerden hareket etmelidir. Bu, vekaletin şartlarına tam uygun olur.</p>

<p><strong>MEKKE’DEN VEYA MEDİNE’DEN DE OLUR MU?</strong></p>

<p>Zaruret halinde vekil, Mekke-i Mükerreme veya Medine-i Münevvere’den de gönderilebilir. Ancak bu, asıl usule göre istisnai bir kolaylıktır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 27 Apr 2025 12:46:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/04/hacca-gidemeyenin-yerine-baskasi-hac-yapabilir-mi-1745747280.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İhram Sadece İki Beyaz Bez mi? Dikiş Yasak, Omuz Serbest!</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ihram-sadece-iki-beyaz-bez-mi-dikis-yasak-omuz-serbest-107094</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ihram-sadece-iki-beyaz-bez-mi-dikis-yasak-omuz-serbest-107094</guid>
                <description><![CDATA[Hac ve umrede ihrama girmek ne demek? Erkekler ne giyemez? Kadınlar çarşafla ihrama girebilir mi? Paltoyu omza atmak serbest mi?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color:#2980b9">İHRAM, GİYMEK DEĞİL GİYMEMEKTİR!</span></strong></p>

<p>İhram; hac veya umreye niyet eden kişinin normalde caiz olan bazı fiil ve davranışları kendine haram kılmasıdır. Bu sadece iki parça beyaz bez giymek değildir.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ERKEKLER İÇİN GİYME YASAĞI, ATMA SERBESTİSİ</span></strong></p>

<p>Erkekler ihramdayken dikilmiş, dokulu, örülü hiçbir kıyafeti giyemez. Ancak paltoyu omuzlarına atabilir. Giyme fiili caiz değil, atma eylemi caizdir.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">HANIMLAR ÇARŞAFLARIYLA GİRER</span></strong></p>

<p>Kadınlar ise ihramlıyken çarşaf giyerler. Erkeklere uygulanan dikili elbise yasağı hanımlar için geçerli değildir. Ancak ihram yasaklarına onlar da riayet eder.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DİKİLİ ÖRTÜYE FİLKETE MÜDAHALESİ</span></strong></p>

<p>İki örtüyle ihrama giren erkeklerin bu örtüyü atlet gibi sabitleyip filkete kullanması ise mekruhtur. Çünkü dikilmiş elbiseye benzerlik taşır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 26 Apr 2025 09:10:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/04/ihram-sadece-iki-beyaz-bez-mi-dikis-yasak-omuz-serbest-1745648147.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Taif’ten Dönenler Dikkat! Mekke’ye İhramsız Girilir Mi?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/taiften-donenler-dikkat-mekkeye-ihramsiz-girilir-mi-107067</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/taiften-donenler-dikkat-mekkeye-ihramsiz-girilir-mi-107067</guid>
                <description><![CDATA[Umre sonrası gezi için Mekke dışına çıkanlar, dönüşte ihram giymek zorunda mı? Hill sınırı ne demek? Girmeyenlere ne ceza var?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MEKKE DIŞINA GEZİYE GİDEN UMRECİ NE YAPMALI?</span></strong></p>

<p>Umresini tamamlayan bir kişi, Taif gibi Mekke-i Mükerreme sınırları dışına çıkıp geri dönecekse, duruma göre ihrama girme zorunluluğu doğuyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">HİLL VE MİKAT FARKI NEYİ DEĞİŞTİRİR?</span></strong></p>

<p>Eğer gidilen yer Hill bölgesindeyse (örneğin Arafat), dönüşte ihram gerekmez. Ancak kişi Hill bölgesi dışına çıktıysa (örneğin Taif veya Medine), mikat sınırında ihrama girmeden Mekke’ye dönerse, bu durumda “dem” yani küçükbaş hayvan kurbanı gerekir.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">CEZADAN KURTULMANIN YOLU</span></strong></p>

<p>İhramsız giriş ceza gerektirirken, kişi mikatta durup ihrama girerse bu ceza düşer. Yani sadece gezi niyetiyle bile çıkılsa, dönüşte durumun farkında olmak gerekir.<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 25 Apr 2025 09:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/04/taiften-donenler-dikkat-mekkeye-ihramsiz-girilir-mi-1745562531.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kurbanın Derisi Kasaba Ücret Olur Mu? Satılan Baş Geçerli Mi?</title>
                <category>FIKIH</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/kurbanin-derisi-kasaba-ucret-olur-mu-satilan-bas-gecerli-mi-107041</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/kurbanin-derisi-kasaba-ucret-olur-mu-satilan-bas-gecerli-mi-107041</guid>
                <description><![CDATA[Kurban kesimi sonrası deri ve parçaların kasaba verilmesi, baş gibi bölümlerin satılması caiz mi? Merak edilen bu soruya ilmi cevap geldi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
<strong><span style="color:#2980b9">KURBANIN DERİSİYLE KESİM ÜCRETİ ÖDENİR Mİ?</span></strong></p>

<p>Hayır, kurbanın herhangi bir parçası kesim ücreti olarak kasaba verilemez. Çünkü bu bir ibadettir. Kesim işi ücretlidir ama bedeli et ya da deri ile ödenemez, nakit ya da eşdeğer kıymetle ödenmelidir.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SATIŞLA MENFAAT TEMİNİ CAİZ DEĞİL</span></strong></p>

<p>Kurbanın başı, ayakları, derisi gibi parçalarını satarak gelir elde etmek doğru değildir. Bu parçalar kişisel olarak kullanılabilir veya bağışlanabilir; ancak maddi çıkar sağlamak dinen uygun görülmez.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KURBAN TAMAMIYLA ALINIR, PARÇALI SATIŞ OLMAZ</span></strong></p>

<p>Bir kurbanlığın yalnızca bir bölümü “başı bende kalsın” gibi şartla satılamaz. Kurban ibadeti niyetiyle alınan hayvanın tamamına malik olunmalı, tümü satın alınmalıdır. Aksi hâlde ibadet geçerli sayılmaz.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 24 Apr 2025 10:20:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2025/04/kurbanin-derisi-kasaba-ucret-olur-mu-satilan-bas-gecerli-mi-1745479399.jpg"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
