<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Malatya Haber, Malatya Haberi, Malatya Son Dakika Haberleri</title>
        <link>https://www.malatyatime.com/</link>
        <description>Malatya haberleri, son dakika Malatya haberleri, Malatya bölgesel ve yerel haberler, Malatya Time&#039;da</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>Ülkemizde 40 yaş üstü her 5 kişiden 1’inde KOAH görülüyor!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ulkemizde-40-yas-ustu-her-5-kisiden-1inde-koah-goruluyor-118122</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ulkemizde-40-yas-ustu-her-5-kisiden-1inde-koah-goruluyor-118122</guid>
                <description><![CDATA[Nefes darlığı şikayeti ülkemizde giderek yaygınlaşıyor. Türkiye’de 40 yaş üzerindeki her 5 kişiden birinde görülen KOAH (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı), kalıcı nefes darlığının en yaygın nedenini oluşturuyor. KOAH’ın yol açtığı nefes darlığı nedeniyle fiziksel hareketlerden kaçınmak ise zamanla kasların güçsüzleşmesine ve en basit günlük işlerin bile daha zor yapılmasına neden olabiliyor. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Lütfiye Kılıç,</strong>&nbsp;kronik akciğer hastalarının doğru egzersiz ve nefes teknikleriyle günlük yaşamlarını daha rahat sürdürebileceklerini belirterek “Pulmoner rehabilitasyon; hastaların daha rahat nefes almalarını, hareket kapasitelerini artırmalarını ve hastalıklarını daha iyi yönetmelerini sağlayan kapsamlı bir programdır. Hastaneye ve acil servise başvurma ihtiyacını dahi azaltabilir” diyor.&nbsp;</p>

<p>Doç. Dr. Lütfiye Kılıç,&nbsp;pulmoner rehabilitasyonun kimlere uygulanabildiğini ve hastalara sağladığı önemli faydaları anlattı; önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.<strong>&nbsp;</strong></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Nefes darlığı yaşayanların sayısı artıyor</strong></span></p>

<p>Türkiye’de nefes darlığından yakınanların sayısı son yıllarda belirgin şekilde artıyor. Bu artışta, toplumda tütün ürünleri kullanım oranının yüzde 34,8’e ulaşmasının yanı sıra hava kirliliği ve küresel ısınmaya bağlı sıcak hava dalgaları etkili oluyor. Nüfusun yaşlanması, hareketsiz yaşam ve obezitenin yaygınlaşması da kronik nefes darlığı yaşayan hasta sayısının her geçen yıl büyümesine yol açıyor.</p>

<p>Kalıcı nefes darlığının en yaygın nedenini oluşturan KOAH’ın Türkiye’de 40 yaş üzerindeki her 5 kişiden birinde görüldüğünü belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Lütfiye Kılıç, “Covid gibi ağır geçirilen solunum yolu enfeksiyonlarının akciğerlerde bıraktığı hasarlar da nefes darlığını tetikleyebiliyor. Dolayısıyla günümüzde hem çevresel etkenler hem de yaşam alışkanlıkları nedeniyle daha fazla kişi bu sorunla karşı karşıya kalıyor” diyor.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Her nefes darlığı akciğerlerden kaynaklanmıyor</strong></span></p>

<p>Nefes darlığının başlıca nedenlerini KOAH ve astım gibi kronik solunum yolu hastalıkları oluşturuyor. Ancak toplumdaki yaygın inanışın aksine bu şikayet yalnızca akciğer hastalıklarından kaynaklanmıyor. Akciğerlerin ardından nefes darlığına en sık kalp ve damar hastalıkları yol açıyor.</p>

<p>Kansızlık, mide ve bağırsaklarda aşırı gaz birikimine neden olan sorunlar, kronik stres ve panik atak gibi psikolojik etkenler de nefes almakta güçlüğe neden olabiliyor. Diyabet ve tiroit hastalıkları ise solunum kaslarının gücünü etkileyerek nefes darlığına zemin hazırlayabiliyor. Bu nedenle nefes darlığının nedeninin belirlenmesi ve tedavinin buna göre planlanması önem taşıyor.</p>

<p>Tütün ürünlerinin kullanılması, nefes darlığı açısından en zararlı yaşam alışkanlıklarının başında geliyor. Obezite ve hareketsiz yaşam da hem solunum kaslarını hem de kişinin hareket kapasitesini olumsuz etkileyerek şikayetlerin artmasına neden olabiliyor.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Hastaya özel kapsamlı bir program uygulanıyor</strong></span></p>

<p>Pulmoner rehabilitasyon; uzun süreli akciğer hastalığı bulunan kişilerin daha rahat nefes almalarını ve günlük hayatlarını kolaylaştırmayı amaçlayan kapsamlı bir program olarak uygulanıyor. Doktor kontrolünde yürütülen programda egzersizler ve doğru nefes alma teknikleri bir araya getiriliyor. Hastaya kronik akciğer hastalığını daha iyi yönetebilmesi için eğitim verilirken, ihtiyaca göre beslenme ve psikolojik destek de sağlanıyor.</p>

<p>Hastaların program sayesinde nefes darlığı yaşamadan nasıl egzersiz yapabileceklerini öğrendiklerini belirten Doç. Dr. Lütfiye Kılıç, “Pulmoner rehabilitasyonda hastalar kronik akciğer hastalıklarıyla ilgili bilmeleri gerekenleri öğreniyor. Programda kazanılan bilgi ve beceriler, kişinin kendisini daha iyi hissetmesine ve hastalığını daha etkili yönetmesine yardımcı oluyor. Akciğerlerin ve kasların çalıştırılması, hastanın daha aktif olmasını ve sevdikleriyle keyif aldığı etkinliklere yeniden katılabilmesini sağlıyor” diye konuşuyor.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Her yaştaki solunum hastasına uygulanabiliyor</strong></span></p>

<p>Pulmoner rehabilitasyon, nefes darlığı nedeniyle günlük yaşamı kısıtlanan her yaştaki solunum hastasına uygulanabiliyor. Günlük işlerini yapmakta zorlanan, yaşam kalitesi azalan veya egzersiz kapasitesi kısıtlanan hastalar programdan yararlanabiliyor.</p>

<p>Program, rehabilitasyon ünitesinin imkanlarına ve hastanın ihtiyaçlarına göre hastanede yatarak, ayaktan veya evde uygulanabiliyor. KOAH başta olmak üzere astım, bronşektazi, interstisyel akciğer hastalıkları, kistik fibrozis, göğüs duvarı hastalıkları ve nöromüsküler hastalıklarda pulmoner rehabilitasyondan yararlanılabiliyor. Ayrıca obeziteyle ilişkili akciğer hastalıklarında, akciğer nakli öncesinde ve sonrasında, nefes alabilmek için ventilatör desteğine ihtiyaç duyan hastalarda da program uygulanabiliyor.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Günlük işleri yapma gücünü artırıyor</strong></span></p>

<p>Kronik solunum hastalığı bulunan kişiler, nefeslerinin daralacağı endişesiyle hareket etmekten ve egzersiz yapmaktan kaçınabiliyor. Ancak hareketsizlik zamanla kasların daha da güçsüzleşmesine ve kişinin çok daha az eforla nefes darlığı yaşamasına neden oluyor. Pulmoner rehabilitasyonda hastanın durumuna uygun miktar ve türde egzersiz planlanarak bu döngünün kırılması amaçlanıyor.</p>

<p>Doğru egzersizler kalp ve kas gücünü artırırken, enerji seviyesinin yükselmesine ve oksijenin daha verimli kullanılmasına yardımcı oluyor. Böylece hastalar yürümek, merdiven çıkmak ve ev işlerini yapmak gibi günlük aktivitelerini daha rahat gerçekleştirebiliyor.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Hastane başvurularını azaltabiliyor</strong></span></p>

<p>Pulmoner rehabilitasyonun, hastanın yalnızca hareket kapasitesini geliştirmekle kalmadığını, nefes darlığı hissinin ve buna eşlik eden ölüm korkusunun azalmasına da katkı sağlayabildiğini belirten Doç. Dr. Lütfiye Kılıç şöyle konuşuyor: “Program, hastalık ataklarının sıklığını azaltarak hastaneye yatış oranlarını düşürür. Solunum yoluyla alınan ilaçların daha doğru teknikle ve etkili kullanılmasını sağlar. Kişinin kendine olan güvenini ve yaşam kalitesini yükseltir.”</p>

<p>KOAH gibi kronik akciğer hastalığı bulunan kişilerin nefes darlığı nedeniyle hareketten tamamen uzaklaşmamaları gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Lütfiye Kılıç, “Doğru miktarda ve hastaya uygun türde egzersizin çok önemli faydaları vardır. Pulmoner rehabilitasyon programına katılmak, birçok hasta için kelimenin hem gerçek hem de mecazi anlamıyla hayat kurtarıcı olabilir” diyor.</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 13:22:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/ulkemizde-40-yas-ustu-her-5-kisiden-1inde-koah-goruluyor-1788258135.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Depremin Ardından Malatya&#039;da İlk Uluslararası Sağlık Kongresi Düzenlendi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/depremin-ardindan-malatyada-ilk-uluslararasi-saglik-kongresi-duzenlendi-118105</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/depremin-ardindan-malatyada-ilk-uluslararasi-saglik-kongresi-duzenlendi-118105</guid>
                <description><![CDATA[6 Şubat depremlerinin ardından Malatya’da sağlık alanında düzenlenen ilk uluslararası kongre olan 1. Uluslararası Pediatrik Aciller Kongresi’nde 37 bilimsel oturum gerçekleştirildi. Malatya Turgut Özal Üniversitesi ev sahipliğinde yapılan organizasyonda 108 konuşmacı bilgi ve deneyimlerini paylaşırken yaklaşık 160 sözlü bildiri başvurusu alındı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya Turgut Özal Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen 1. Uluslararası Pediatrik Aciller Kongresi, Türkiye’den ve farklı ülkelerden bilim insanları ile sağlık profesyonellerini Malatya’da buluşturdu. Malatya Turgut Özal Üniversitesi, Acil Tıp Uzmanları Derneği (ATUDER), Battalgazi Belediyesi ve Yeşilyurt Belediyesi iş birliğiyle 28-30 Ağustos 2026 tarihlerinde gerçekleştirilen kongrede; pediatrik aciller, kritik hasta yönetimi, travma, resüsitasyon, yoğun bakım süreçleri, ECMO uygulamaları ve güncel tedavi yöntemleri ele alındı.</p>

<p>Üç gün süren bilimsel program kapsamında 37 oturum gerçekleştirildi. Farklı uzmanlık alanlarından 108 konuşmacının katkı sunduğu kongreye yaklaşık 160 sözlü bildiri başvurusu yapıldı. Bilimsel oturumların yanı sıra düzenlenen uygulamalı ECMO ve REBOA kurslarıyla katılımcılara teorik bilgilerini klinik uygulamalarla geliştirme imkânı sunuldu.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202608311540-3795959f-3828-458f-852f-78b83e7de8ea.jpeg" style="height:534px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">TÜRKİYE’YE GÜÇLÜ BİR BİLİMSEL KATKI SUNULDU</span></strong></p>

<p>Malatya Turgut Özal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Recep Bentli, uluslararası nitelikteki kongreye ev sahipliği yapmaktan memnuniyet duyduklarını söyledi. Organizasyonun Acil Tıp Anabilim Dalı öğretim üyelerinin yoğun çalışmaları ve yerel yönetimlerin desteğiyle hayata geçirildiğini belirterek, "Farklı üniversitelerden ve 14 ayrı branştan akademisyenlerin katkı sunduğu bilimsel programın, acil sağlık hizmetlerinin gelişimine önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Kongremizin Malatya, üniversitemiz ve ülkemiz açısından verimli sonuçlar doğurmasını temenni ediyorum" dedi. Bentli, kongrenin hazırlanmasında emeği geçen akademisyenler ile destek sunan kurum ve kuruluşlara teşekkür etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MALATYA GÜÇLÜ BİR MARKA DEĞERİNE SAHİP</span></strong></p>

<p>ATUDER Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Başar Cander, Malatya’nın tıp alanındaki birikimiyle Türkiye’nin önemli sağlık merkezlerinden biri olduğunu belirtti. Deprem öncesinde kentte çok sayıda bilimsel ve mesleki eğitim faaliyeti gerçekleştirdiklerini hatırlatan Cander, "Depremin ardından ilk kez bu kapsamda uluslararası bir kongre düzenlenmesi, Malatya’nın bilimsel hayata güçlü biçimde dönüşünün önemli bir göstergesidir. Pediatrik aciller, acil tıbbın temel çalışma alanlarından biridir. Kongrenin özellikle çocuk ve erişkin acil hizmetlerinin birlikte yürütüldüğü merkezlerde görev yapan hekimlere önemli bir eğitim fırsatı sunduğunu düşünüyoruz" ifadelerini kullandı. ATUDER’in her yıl yaklaşık 300 mezuniyet sonrası eğitim, kurs ve bilimsel etkinlik gerçekleştirdiğini aktaran Cander, Malatya’daki kongrenin bu faaliyetlerin en kapsamlı örneklerinden biri olduğunu kaydetti.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202608311540-ada75fc1-7d5b-4efb-8dbd-8dd729c8fa45.jpeg" style="height:534px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">AKADEMİK GELİŞİM İÇİN GÜÇLÜ BİR İRADEYE SAHİBİZ</span></strong></p>

<p>Malatya Turgut Özal Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Selim Özkan, kongrenin 6 Şubat depremlerinin ardından yeniden ayağa kalkma mücadelesi veren Malatya açısından bilimsel olduğu kadar toplumsal bir değer taşıdığını vurguladı. Üniversitenin sekiz, Tıp Fakültesinin ise altı yıllık bir kurum olduğunu belirten Özkan, "Genç bir üniversite olmamıza rağmen eğitim, bilimsel üretim ve akademik faaliyetler konusunda güçlü bir iradeye sahibiz. Yurt içinden ve yurt dışından bilim insanlarını Malatya’da bir araya getiren bu kongre, ortaya koyduğumuz akademik çabanın somut sonuçlarından biridir" diye konuştu.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BİLİMSEL DAYANIŞMAYI GÜÇLENDİREN BİR KONGRE OLDU</span></strong></p>

<p>Malatya Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Turgut Dolanbay da organizasyonun, 6 Şubat depremlerinin ardından üniversite bünyesinde gerçekleştirilen ilk uluslararası sağlık kongresi olduğunu söyledi. Kongrenin bilimsel kapasitesine ilişkin bilgi veren Dolanbay, "Kongremizde 37 oturum gerçekleştirildi ve 108 konuşmacı bilimsel programa katkı sundu. Yaklaşık 160 sözlü bildiri başvurusu aldık. Türkiye’nin farklı üniversiteleri ile 12 devlet hastanesinden katılım sağlandı. Bu güçlü katılım, kongremizin oluşturduğu bilimsel etkiyi ve iş birliği kapasitesini ortaya koymaktadır" dedi. Dolanbay, kongre kapsamında Türkiye’de ilk kez ECMO kursu gerçekleştirildiğini, uygulamalı REBOA kursunun da bilimsel programa önemli katkı sağladığını ifade etti.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202608311540-b06ee53c-69d6-4ebb-a734-20240439eab2.jpeg" style="height:534px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ÇOCUK ACİLLERİ İÇİN ORTAK BİLİMSEL ZEMİN</span></strong></p>

<p>Kongrede gerçekleştirilen oturumlar, sözlü sunumlar ve uygulamalı eğitimlerde çocuk acil vakalarına yönelik güncel yaklaşımlar değerlendirildi. Farklı disiplinlerden bilim insanları ve sağlık profesyonelleri arasında bilgi ve deneyim paylaşımı sağlanırken yeni akademik çalışmalar ile kurumlar arası iş birliklerinin geliştirilmesi için ortak bir zemin oluşturuldu. 1. Uluslararası Pediatrik Aciller Kongresi, bilimsel programın tamamlanmasının ardından organizasyona katkı sağlayan kurum, akademisyen ve katılımcılara teşekkür edilmesiyle sona erdi.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 16:26:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/depremin-ardindan-malatyada-ilk-uluslararasi-saglik-kongresi-duzenlendi-1788183442.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Üç İlaç İçin Yeni Karar: Geri Ödeme Kapsamına Alındı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/uc-ilac-icin-yeni-karar-geri-odeme-kapsamina-alindi-118083</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/uc-ilac-icin-yeni-karar-geri-odeme-kapsamina-alindi-118083</guid>
                <description><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, iki Hemofili B ilacı ile kanser tedavisinde kullanılan bir ilacın geri ödeme kapsamına alındığını açıkladı. Üç ilaçtan birinin yerli üretim olduğu belirtilirken, eczanelerde hastaların ihtiyaçlarına göre hazırlanan majistral ilaçlar için SGK tarafından karşılanan tutar yüzde 40 artırıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, ikisi Hemofili B, biri kanser tedavisinde kullanılan toplam üç ilacın geri ödeme kapsamına alındığını açıkladı.&nbsp;Sağlık Uygulama Tebliği’nde yapılan yeni düzenlemelerle hastaların tedaviye ve ilaca erişiminin kolaylaştırılmasına yönelik yeni adımlar atıldı. Sosyal Güvenlik Kurumu aracılığıyla yürütülen düzenleme kapsamında iki Hemofili B ilacı ile bir kanser ilacı geri ödeme listesine dahil edildi. Geri ödeme kapsamına alınan üç ilaçtan birinin yerli üretim olduğu bildirildi.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>MAJİSTRAL İLAÇ ÖDEMELERİ YÜZDE 40 ARTIRILDI</strong></span></p>

<p>Düzenleme kapsamında eczanelerde hastaların ihtiyaçlarına göre özel olarak hazırlanan majistral ilaçlar için SGK tarafından karşılanan tutar yüzde 40 oranında artırıldı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ÇOCUK CERRAHİSİNİN KAPSAMI GENİŞLETİLDİ</span></strong></p>

<p>Çocuk cerrahisi alanında uygulanan işlemlerin kapsamı da genişletildi.&nbsp;Yapılan düzenlemeyle çocuk hastaların ihtiyaç duyduğu cerrahi tedavilere erişiminin güçlendirilmesi hedeflendi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KEMİK İLİĞİ NAKLİNDE YENİ DÜZENLEME</span></strong></p>

<p>Kemik iliği nakli süreçlerinde de çeşitli iyileştirmeler hayata geçirildi. Nakil bekleyen hastalara uygun verici bulunması amacıyla yürütülen tarama süreçleri güncellenirken, tedavi ve ilaç uygulamalarına ilişkin yeni düzenlemeler yapıldı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">HASTALARIN MALİ YÜKÜNÜN AZALTILMASI AMAÇLANIYOR</span></strong></p>

<p>Yeni uygulamalarla sağlık hizmetlerinin kapsamının genişletilmesi ve tedavi süreçlerinde hastaların üzerindeki mali yükün azaltılması amaçlanıyor.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 17:39:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/uc-ilac-icin-yeni-karar-geri-odeme-kapsamina-alindi-1788101016.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ani ve çok şidetli baş ağrısını hafife almayın!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ani-ve-cok-sidetli-bas-agrisini-hafife-almayin-118022</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ani-ve-cok-sidetli-bas-agrisini-hafife-almayin-118022</guid>
                <description><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ercan Kaya, beyin anevrizmasının riskleri, kanama belirtileri, tedavi gerekip gerekmediğinin nasıl belirlendiği ve açık cerrahi ile damar içi tedavi yöntemlerinin nasıl seçildiği hakkında açıklamalarda bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Beyin anevrizmasının, beyni besleyen bir damarın duvarındaki zayıf bir noktanın dışarı doğru balonlaşması anlamına geldiğini aktaran&nbsp;Op. Dr. Ercan Kaya, “Çoğu anevrizma belirti vermeden kalabilir ve başka bir nedenle yapılan beyin görüntülemesinde tesadüfen bulunabilir.” dedi.</p>

<p>Bu nedenle her anevrizmanın mutlaka yırtılıp kanayacağını düşünmenin doğru olmadığına değinen&nbsp;Op. Dr. Kaya, “Bununla birlikte bazı anevrizmalar büyüyebilir veya kanayabilir. Anevrizmalar erişkinlerde, kadınlarda, sigara kullananlarda ve yüksek tansiyonu olanlarda daha sık görülür. Anne, baba veya kardeş gibi yakın aile bireylerinde beyin anevrizması ya da anevrizmaya bağlı kanama bulunması da riski artırabilir. Bazı kalıtsal hastalıklarla ilişki görülebilir. Ancak bir risk etkeninin bulunması kişide mutlaka anevrizma olduğu anlamına gelmez. Aynı şekilde hiçbir risk etkeni bulunmayan bir kişide de anevrizma gelişebilir. Kimlerin taranması gerektiği, aile öyküsü ve eşlik eden hastalıklar dikkate alınarak hekim tarafından değerlendirilmeli.” şeklinde konuştu.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Her anevrizma tedavi edilmeli mi?</strong></span></p>

<p>Her anevrizmaya işlem yapılmadığına dikkat çeken&nbsp;Op. Dr. Kaya, “Çünkü henüz kanamamış bir anevrizmayı tedavi etmenin de belirli riskleri vardır. Temel soru şudur: Anevrizmanın gelecekte kanama ihtimali mi, uygulanacak işlemin riski mi daha yüksek?” dedi.</p>

<p>Değerlendirmede yalnızca anevrizmanın büyüklüğüne bakılmadığını vurgulayan&nbsp;Op. Dr. Kaya, şunları söyledi:&nbsp;</p>

<p>“Yerleşimi, şekli, zaman içinde büyüyüp büyümediği, hastanın yaşı ve genel sağlık durumu, sigara ve yüksek tansiyon öyküsü, ailede anevrizmaya bağlı kanama bulunması ve hastanın daha önce böyle bir kanama geçirip geçirmediği birlikte ele alınır.</p>

<p>Kanama riski düşük görülen bazı anevrizmalar belirli aralıklarla MR veya tomografi temelli damar görüntülemeleriyle takip edilebilir. İzlem, ‘hiçbir şey yapmamak’ değildir; görüntüleme kontrollerinin yanı sıra tansiyonun düzenlenmesi ve sigaranın bırakılması da önemlidir. Tedavi ya da takip kararı, bu konuda deneyimli bir ekibin değerlendirmesiyle verilmelidir.”</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Anevrizma kanamasının en tipik belirtisi ani ve şiddetli baş ağrısı!</strong></span></p>

<p>Anevrizma yırtıldığında kanın çoğunlukla beynin çevresindeki sıvı dolu boşluğa yayılacağını kaydeden&nbsp;Op. Dr. Kaya, “Buna subaraknoid kanama, yani beyin zarları arasına kanama denir. Bu, oldukça yüksek hayati tehlike taşıyan bir durumdur.” dedi.</p>

<p>Belirtiler hakkında bilgi veren&nbsp;Op. Dr. Kaya, “En tipik belirti, aniden başlayan ve birkaç dakika içinde en yüksek şiddetine ulaşan baş ağrısıdır. Bulantı, kusma, ense sertliği, ışığa hassasiyet, bayılma, bilinç bulanıklığı, nöbet, konuşma bozukluğu veya kol ve bacaklarda güçsüzlük eşlik edebilir. Bazı hastalar daha ilk anda bilincini kaybedebilir. Tehlike yalnız ilk kanamayla sınırlı değildir. Anevrizma yeniden kanayabilir; beyinde su toplanması gelişebilir veya damarlar ilerleyen günlerde daralarak beynin yeterli kan alamamasına yol açabilir. Bu nedenle şüpheli belirtilerde hemen acil servise başvurulmalıdır.” uyarısında bulundu.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Ağrının geçmesini beklemek tehlikeli bir gecikmeye yol açabilir!</strong></span></p>

<p>Ağrının ne kadar şiddetli olduğu değil, nasıl başladığının önemli olduğunun altını çizen&nbsp;Op. Dr. Kaya, “Birden ortaya çıkan, birkaç dakika içinde en yüksek düzeyine ulaşan ve kişinin daha önce hiç yaşamadığı bu ağrı, hastalar tarafından bazen ‘başıma balyozla vurulmuş gibi’ sözleriyle tarif edilir. Bu tablo, anevrizmaya bağlı beyin kanamasının en önemli uyarılarından biridir.” dedi.</p>

<p>Her ani ve şiddetli baş ağrısının da anevrizma kanaması olmadığını hatırlatan&nbsp;Op. Dr. Kaya, “Başka ciddi hastalıklar da benzer belirti verebilir. Buna karşılık ağrının geçmesini beklemek veya yalnızca ağrı kesiciyle yetinmek tehlikeli bir gecikmeye yol açabilir.” diye konuştu.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Erken müdahale, yaşamı korumak ve yeni hasarı önlemek için kritik!&nbsp;</strong></span></p>

<p>Anevrizmaya bağlı beyin kanamasında ilk dakikalar ve saatlerin neden önemli olduğuna işaret eden&nbsp;Op. Dr. Kaya, “Anevrizmaya bağlı kanama başladıktan sonra hastanın solunumu ve bilinci bozulabilir, beyin içindeki basınç artabilir ve anevrizma yeniden kanayabilir. Bu nedenle erken müdahale, yalnız tanı koymak için değil, hastanın yaşamsal işlevlerini korumak ve yeni hasarı önlemek için gereklidir.” dedi.</p>

<p>Hastanede beyin tomografisiyle kanamanın araştırıldığını söyleyen&nbsp;Op. Dr. Kaya, “Gerekirse damar görüntülemesi yapılarak kanamanın kaynağı belirlenir. Beyinde su toplanması veya basınç artışı varsa bunlara müdahale edilir. Kanayan anevrizmanın yeniden kanamasını önlemek amacıyla açık cerrahi ya da endovasküler yöntemle mümkün olan en erken ve güvenli zamanda kapatılması planlanır.” açıklamasını yaptı.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Tedavi yöntemi hastanın durumuna göre seçilir!&nbsp;</strong></span></p>

<p>Anevrizma tedavisinde açık cerrahi ve endovasküler yöntemlerin nasıl seçildiği hakkında bilgi veren&nbsp;Op. Dr. Ercan Kaya, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>“Açık cerrahide kafatasında bir açıklık oluşturulur ve anevrizma, küçük bir metal klips yerleştirilmek suretiyle kapatılır. Endovasküler (damar içi) tedavide ise çoğunlukla kasık veya el bileğindeki bir atardamardan ince tüplerle beyin damarlarına ulaşılır. Anevrizma, çeşitli damar içi araçlar kullanılarak içeriden kapatılır.</p>

<p>Yöntemlerden biri her hasta için kesin olarak diğerinden üstün değildir. Seçim; anevrizmanın yeri, büyüklüğü, şekli ve boyun yapısı, kanayıp kanamadığı, hastanın yaşı ve genel durumu ile eşlik eden beyin kanamasının özelliklerine göre yapılır.”&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 13:41:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/ani-ve-cok-sidetli-bas-agrisini-hafife-almayin-1787827270.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Estetik Gülüş Sağlıklı Diş Etiyle Başlıyor!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/estetik-gulus-saglikli-dis-etiyle-basliyor-118001</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/estetik-gulus-saglikli-dis-etiyle-basliyor-118001</guid>
                <description><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi Üsküdar Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, pembe estetiğin sağlıklı ve estetik bir gülüş için diş eti, diş ve dudak arasındaki uyumu sağlamadaki önemi ile diş eti sorunlarının tedavi seçenekleri hakkında açıklamalarda bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gülüş estetiği denildiğinde yalnızca dişlerin rengi, şekli veya diziliminin düşünülmemesi gerektiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Güzel ve doğal bir gülüş için dişlerin, diş etlerinin ve dudakların birbiriyle uyum içinde olması gerekir.” dedi.</p>

<p>Diş etlerinin rengi ve sağlıklı görünümünün de estetik açıdan oldukça önemli olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Bahar, “Pembe estetik dediğimiz kavram da temel olarak diş etlerini ve dişi çevreleyen dokuların estetik görünümünü ifade eder. Diş etlerinin şekli, rengi, uzunluğu, kalınlığı ve dişlerle olan uyumu, başarılı bir gülüş estetiğinin önemli unsurlarıdır. Dolayısıyla yalnızca beyaz ve düzgün dişlere sahip olmak, tek başına estetik bir gülüş için yeterli değil. Sağlıklı diş eti dokusu ve diş-diş eti uyumu da mutlaka değerlendirilmeli.” diye konuştu.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Gülümsediğimizde yaklaşık 2-3 milimetrelik diş eti görünümü doğal ve estetik kabul edilir!</strong></span></p>

<p>Gülüş estetiğini değerlendirirken diş etlerinin görünürlüğünün de önemli olduğuna işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Bahar, şöyle devam etti:</p>

<p>“Gülümsediğimizde yaklaşık 2-3 milimetrelik diş eti görünümü doğal ve estetik bir görünüm sağlayabilir. Bunun üzerinde, yani diş etinin belirgin şekilde fazla görünmesi durumunda ise ‘gummy smile’ olarak adlandırılan diş eti gülüşü ortaya çıkabilir.</p>

<p>Bu durum bazı kişilerde estetik bir rahatsızlık oluşturabilir. Hastanın ihtiyacına göre kuron boyu uzatma, gingivektomi veya dudak konumlandırma yani ‘lip repositioning’ gibi farklı uygulamalar değerlendirilebilir. Buradaki amaç yalnızca fazla diş eti dokusunu azaltmak değil, dudak, diş ve diş eti arasındaki doğal dengeyi sağlamaktır.”</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Sağlıklı diş etleri, gülüş estetiğinin temelini oluşturur!</strong></span></p>

<p>Pembe estetiği olumsuz etkileyen birçok farklı durum bulunabileceğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Diş eti çekilmeleri, diş köklerinin açığa çıkması, dişlerin arasındaki papil adı verilen pembe üçgen dokuların kaybolması ve diş etlerinde oluşan iltihaplanmalar bunların başında gelir.” dedi.</p>

<p>Sağlıklı bir diş etinin genellikle pembe renkte ve dokusu açısından dengeli bir görünüme sahip olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Bahar, “Diş eti iltihaplandığında ise kızarıklık, şişlik ve ödem ortaya çıkabilir. Bu durum hem ağız sağlığı açısından önemlidir hem de diş etlerinin estetik görünümünü olumsuz etkiler. Bu nedenle sağlıklı diş etleri, gülüş estetiğinin de temelini oluşturur. Diş etleri sağlıklı olduğunda estetik açıdan başarılı ve doğal bir gülüş elde etmek de çok daha kolaydır.” şeklinde konuştu.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Amaç, kök yüzeylerini koruyup diş etini sağlıklı hale getirmek!</strong></span></p>

<p>Diş eti çekilmesi nedeniyle diş köklerinin açığa çıktığı durumlarda, hastanın ihtiyaçlarına göre farklı periodontal tedaviler uygulanabileceğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Bazı vakalarda serbest diş eti grefti veya bağ dokusu grefti gibi uygulamalarla eksilen diş eti dokusunun yeniden oluşturulması hedeflenebilir.” dedi.</p>

<p>Amacın yalnızca estetik bir görüntü elde etmek olmadığının altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Bahar, “Açığa çıkan kök yüzeylerinin korunması, diş eti dokusunun sağlıklı hale getirilmesi ve diş çevresindeki dokuların doğal yapısının desteklenmesi de önem taşır.” açıklamasını yaptı.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Pembe estetik, diş eti sağlığı, rengi ve formuyla birlikte diş, diş eti ve dudak uyumunu kapsar!&nbsp;</strong></span></p>

<p>Pembe estetikte yalnızca diş etinin şeklinin önemli olmadığına değinen Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Pembe estetik aslında birkaç farklı unsuru bir arada değerlendirdiğimiz bir kavramdır. Bazen fazla dokunun uzaklaştırılması, bazen eksik dokunun yerine konulması, bazen de diş etinin sağlıklı renginin yeniden kazandırılması gerekebilir.” dedi.</p>

<p>Bazı kişilerde sigara kullanımı veya genetik ve bireysel özelliklere bağlı olarak diş etlerinde mor-koyu renklenmeler görülebileceğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Bahar, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>“Uygun hastalarda gerçekleştirilen bazı periodontal işlemlerle bu renklenmelerin azaltılması ve diş etinin daha sağlıklı, pembe bir görünüme kavuşturulması mümkün olabilir. Dolayısıyla pembe estetik; sağlıklı diş eti dokusunun oluşturulması, renk ve form bozukluklarının giderilmesi, gerekli durumlarda eksik dokunun tamamlanması ve diş, diş eti ve dudak arasındaki doğal dengenin sağlanmasını kapsar.”</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 15:43:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/estetik-gulus-saglikli-dis-etiyle-basliyor-1787748238.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Parkta Bir An Aniden Yere Yığılan Vatandaşın Yardımına Zabıta ve Doktor Koştu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/parkta-bir-an-aniden-yere-yigilan-vatandasin-yardimina-zabita-ve-doktor-kostu-117917</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/parkta-bir-an-aniden-yere-yigilan-vatandasin-yardimina-zabita-ve-doktor-kostu-117917</guid>
                <description><![CDATA[Malatya’nın Battalgazi ilçesindeki Kırkgöz Sahil Parkı’nda epilepsi nöbeti geçiren vatandaşın yardımına zabıta ekipleri ile tesadüfen olay yerinde bulunan bir doktor koştu. Yapılan ilk müdahalenin ardından fenalaşan vatandaş ambulansla hastaneye kaldırıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’da parkta gezen bir vatandaş birdenbire fenalaşarak yere yığıldı. Olay, saat 17.40 sıralarında Battalgazi ilçesine bağlı Hasırcılar Mahallesi’nde yer alan Kırkgöz Sahil Parkı’nda meydana geldi. Park içerisinde epilepsi nöbeti geçiren vatandaşı gören çevredakiler büyük panik yaşadı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ZABITA EKİPLERİ DURUMU ANINDA FARK ETTİ</span></strong></p>

<p>Parkta rutin görevini sürdüren Battalgazi Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, vatandaşın yere yığılarak epilepsi nöbeti geçirdiğini fark etti. Hızla şahsın yanına giden zabıta personeli, vatandaşa müdahalede bulunarak durumu kontrol altına almaya çalıştı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">PARKTA BULUNAN DOKTOR MÜDAHALEYE DESTEK VERDİ</span></strong></p>

<p>Zabıta ekiplerinin müdahalesi sürerken olay anında tesadüfen parkta bulunan bir doktor da duruma kayıtsız kalmadı. Hızla zabıta personelinin yanına gelen doktor, nöbet geçiren vatandaşa profesyonel ilk yardım uygulayarak nefes yolunun açık kalmasını sağladı ve ekiplere destek verdi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SAĞLIK EKİPLERİ BÖLGEYE SEVK EDİLDİ</span></strong></p>

<p>Olay yerindeki ilk müdahalenin gerçekleştirildiği sırada zabıta ekipleri vakit kaybetmeden durumu 112 Acil Çağrı Merkezine bildirdi. İhbar üzerine adrese kısa sürede 112 Acil Sağlık ekipleri sevk edildi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">HASTANEYE KALDIRILARAK TEDAVİ ALTINA ALINDI</span></strong></p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık görevlileri, olay yerindeki ilk müdahalesi yapılan vatandaşı teslim aldı. Nöbet geçiren şahıs, ambulansa bindirilerek hızlı bir şekilde hastaneye kaldırıldı.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 10:22:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/parkta-bir-an-aniden-yere-yigilan-vatandasin-yardimina-zabita-ve-doktor-kostu-1787469887.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Göz alerjisi son yıllarda giderek yaygınlaşıyor!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/goz-alerjisi-son-yillarda-giderek-yayginlasiyor-117882</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/goz-alerjisi-son-yillarda-giderek-yayginlasiyor-117882</guid>
                <description><![CDATA[Yazın açık havada geçirilen sürenin artması, polen ve diğer çevresel alerjenlere maruziyeti de artırdığından, gözlerde kaşıntı, kızarıklık, sulanma ve yanma gibi şikayetler yaygınlaşıyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özgür Çakıcı, özellikle iki gözde birden ortaya çıkan yoğun kaşıntı ve sulanmanın, alerji açısından önemli bir ipucu oluşturduğunu belirterek “Ülkemizde farklı bölgelerde yapılan çalışmalar, özellikle çocuk ve gençlerde burun akıntısı, hapşırma ve burun tıkanıklığının da eşlik ettiği göz ve burun alerjisinin (alerjik rinokonjonktivit) oldukça yaygın olduğunu göstermektedir” diyor. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yazın açık havada geçirilen sürenin artması, polen ve diğer çevresel alerjenlere maruziyeti de artırdığından, gözlerde kaşıntı, kızarıklık, sulanma ve yanma gibi şikayetler yaygınlaşıyor.&nbsp;<strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özgür Çakıcı</strong>, özellikle iki gözde birden ortaya çıkan yoğun kaşıntı ve sulanmanın, alerji açısından önemli bir ipucu oluşturduğunu belirterek “Ülkemizde farklı bölgelerde yapılan çalışmalar, özellikle çocuk ve gençlerde burun akıntısı, hapşırma ve burun tıkanıklığının da eşlik ettiği göz ve burun alerjisinin (alerjik rinokonjonktivit) oldukça yaygın olduğunu göstermektedir” diyor.&nbsp;</p>

<p>Toplumumuzda çoğu zaman göz alerjisinin geçici bir rahatsızlık olarak görülüp hafife alınabildiğini, oysa tekrarlayan ya da şiddetlenen yakınmalarda göz hekimine başvurulmasının son derece önemli olduğunu belirten Doç. Dr. Çakıcı, kortizon içeren göz damlalarının da doktor önerisi olmadan kesinlikle kullanılmaması gerektiğini vurguluyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Özgür Çakıcı, gözlerde alerjiyi tetikleyen 4 önemli etkeni anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Polenler</strong></span></p>

<p>Ağaç, çimen ve yabani otlardan yayılan polenler, özellikle bahar ve yaz aylarında duyarlı kişilerin gözlerinde alerjik reaksiyonu tetikleyebiliyor. Polen yoğunluğunun yüksek olduğu dönemlerde ve özellikle rüzgarlı havalarda dışarıda uzun süre kalmak; kaşıntı, kızarıklık ve sulanma gibi şikayetleri artırabiliyor. Gözleri ovuşturmak şikayetleri artırabileceğinden bundan kaçınmak, polen yoğunluğunun yüksek olduğu dönemlerde güneş gözlüğü kullanmak ve dış ortam maruziyetini azaltmak önem taşıyor.&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Ev tozu ve akarlar</strong></span></p>

<p>Göz alerjisi sadece dış ortam kaynaklı değil. Ev tozu akarları özellikle yatak, yastık, halı ve kumaş yüzeylerde bulunarak yıl boyunca alerjik yakınmalara neden olabiliyor. Bu nedenle evin düzenli havalandırılması, toz birikiminin azaltılması ve yatak-yastık gibi tekstil ürünlerinin uygun şekilde temizlenmesi önem taşıyor. Evcil hayvanların tüyleri ve deri döküntüleri de alerjik yapıya sahip kişilerde tetikleyici olabildiğinden, maske takılmasında fayda olabiliyor.&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Küf ve hava kirliliği</strong></span></p>

<p>Nemli ortamlarda oluşan küfler ve hava kirliliği göz yüzeyinde irritasyona neden olabiliyor. Özellikle alerjenlerle birlikte maruziyet söz konusu olduğunda gözlerdeki yakınmalar daha belirgin hale gelebiliyor. Hava kirliliği ve değişen çevresel koşulların alerjik hastalıklar üzerindeki etkisi de bilimsel araştırmaların giderek daha fazla üzerinde durduğu konular arasında yer alıyor. Bu nedenle evin düzenli havalandırılması ve hava kirliliğinin yoğun olduğu dönemlerde dışarıda geçirilen sürenin mümkün olduğunca azaltılması ya da maske takılması önem taşıyor.&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Tedaviyi ihmal etmeyin!</strong></span></p>

<p>Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özgür Çakıcı “Göz alerjisi çoğu hastada, alerjen etkenlere maruziyetten kaçınarak ve uygun tedaviyle kontrol altına alınabilir. Ancak özellikle kortizon içeren göz damlalarının doktor önerisi olmadan kullanılmaması gerekir. Yanlış veya uzun süreli kortizon kullanımı göz tansiyonunda yükselme ve katarakt gibi ciddi sorunlara yol açabilir. Göz alerjisini hafife almayın; tetikleyicileri tanıyın, gözlerinizi ovuşturmayın ve şikayetleriniz devam ediyorsa mutlaka göz hekimine başvurun” diyor.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 19:47:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/goz-alerjisi-son-yillarda-giderek-yayginlasiyor-1787244450.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Anadolu’nun Sağlık Turizmi Potansiyeli Konya’da Masaya Yatırılacak</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/anadolunun-saglik-turizmi-potansiyeli-konyada-masaya-yatirilacak-117849</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/anadolunun-saglik-turizmi-potansiyeli-konyada-masaya-yatirilacak-117849</guid>
                <description><![CDATA[Uluslararası Sağlık Turizmi Konfederasyonu ile Sanayi ve Ticaret Konfederasyonu iş birliğinde düzenlenecek Anadolu Sağlık Turizmi ve Ekonomik İşbirliği Zirvesi, 18-19 Eylül 2026 tarihlerinde Konya’da gerçekleştirilecek. Zirvede sağlık turizmi, yatırım, ticaret, sağlık teknolojileri ve uluslararası ekonomik iş birlikleri ele alınırken Anadolu şehirlerinin sağlık turizmindeki potansiyelinin uluslararası alana taşınması hedeflenecek.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKON) ile Sanayi ve Ticaret Konfederasyonu (SANKON) iş birliğinde düzenlenecek Anadolu Sağlık Turizmi ve Ekonomik İşbirliği Zirvesi, 18-19 Eylül 2026 tarihlerinde Konya’da gerçekleştirilecek.&nbsp;Zirvede Türkiye’nin sağlık turizmindeki potansiyelinin Anadolu şehirlerine yayılması ve uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesi ele alınacak.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SAĞLIK TURİZMİNDEN YATIRIMA GENİŞ</span></strong></p>

<p>Zirvede sağlık turizminin yanı sıra yatırım, ticaret, sağlık teknolojileri ve uluslararası ekonomik iş birlikleri de gündeme gelecek.Türkiye’nin küresel sağlık turizmi pazarındaki konumunun güçlendirilmesi ve sağlık turizmi yatırımlarının artırılması konuları değerlendirilecek.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ANADOLU’NUN POTANSİYELİ ULUSLARARASI ALANA TAŞINACAK</span></strong></p>

<p>SATKON Genel Başkanı Ali Altuntaş, yaptığı yazılı açıklamada Anadolu’nun sağlık kuruluşları, üniversiteleri, sağlık profesyonelleri, termal kaynakları, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle sağlık turizmi açısından önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirtti.&nbsp;Bu potansiyelin uluslararası alanda daha etkin şekilde tanıtılması gerektiğini ifade eden Altuntaş, zirvede yeni iş birliği modellerinin de ele alınacağını kaydetti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">YATIRIM VE TİCARET BAŞLIKLARI GÖRÜŞÜLECEK</span></strong></p>

<p>Zirvede sağlık turizminin yanı sıra ekonomik iş birliği, yatırım, ticaret, sağlık teknolojileri ve uluslararası hasta hareketliliği de değerlendirilecek.&nbsp;Ülkeler arasındaki ticari ilişkilerin geliştirilmesine yönelik başlıklar da zirvenin gündeminde yer alacak.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SAĞLIK TURİZMİNİN EKONOMİK BOYUTU ELE ALINACAK</span></strong></p>

<p>Sağlık turizminin yalnızca sağlık hizmetlerinden oluşmadığına dikkat çeken Altuntaş, sektörün yatırım, istihdam, ihracat ve uluslararası ekonomik iş birliği bakımından stratejik öneme sahip olduğunu vurguladı. Altuntaş, Anadolu şehirlerinin bu süreçte daha aktif rol üstlenmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">“ZİRVE ANADOLU’YA ÖNEMLİ KATKI SAĞLAYACAK”</span></strong></p>

<p>SATKON Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Prof. Dr. Haşmet Mesut Özsoy, Türkiye’nin nitelikli sağlık insan gücü, modern sağlık altyapısı ve bilimsel kapasitesiyle dünya sağlık turizminde önemli bir merkez olma potansiyeline sahip olduğunu belirtti.&nbsp;Konya’da gerçekleştirilecek zirvenin sağlık turizminin Anadolu’da daha güçlü şekilde gelişmesine katkı sağlayacağını aktaran Özsoy, organizasyonun uluslararası bağlantıların artırılması açısından da önemli olduğunu kaydetti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">YENİ ULUSLARARASI BAĞLANTILAR HEDEFLENİYOR</span></strong></p>

<p>Zirveyle Türkiye’nin farklı bölgelerinde sağlık turizminin geliştirilmesi ve uluslararası sağlık kuruluşlarıyla yeni bağlantılar kurulması hedefleniyor.&nbsp;Yatırımcılarla yeni bağlantıların kurulması ve sağlık turizmi alanında faaliyet gösteren kurumlar arasında sürdürülebilir iş birliklerinin oluşturulması da amaçlanıyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ANADOLU ŞEHİRLERİ DAHA AKTİF ROL ÜSTLENECEK</span></strong></p>

<p>Zirvede Anadolu şehirlerinin sağlık turizmindeki potansiyelinin daha etkin değerlendirilmesi planlanıyor.&nbsp;Sağlık kuruluşları, üniversiteler, sağlık profesyonelleri ve bölgesel kaynakların uluslararası sağlık turizmiyle buluşturulmasına yönelik iş birliği modellerinin ele alınması bekleniyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SAĞLIK TURİZMİ VE EKONOMİK İŞ BİRLİĞİ AYNI ZİRVEDE</span></strong></p>

<p>Anadolu Sağlık Turizmi ve Ekonomik İşbirliği Zirvesi, Türkiye’nin sağlık turizmi vizyonuyla Anadolu’nun ekonomik ve sosyal potansiyelini uluslararası platformda buluşturacak. Konya’da 18-19 Eylül tarihlerinde düzenlenecek zirvede sağlık turizminin geliştirilmesi, yatırımların artırılması ve uluslararası iş birliklerinin güçlendirilmesine yönelik başlıklar ele alınacak.<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 16:45:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/anadolunun-saglik-turizmi-potansiyeli-konyada-masaya-yatirilacak-1787147356.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya Deprem Sonrası Sağlık Alanındaki İlk Uluslararası Kongreye Ev Sahipliği Yapmaya Hazırlanıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatya-deprem-sonrasi-saglik-alanindaki-ilk-uluslararasi-kongreye-ev-sahipligi-yapmaya-hazirlaniyor-117839</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatya-deprem-sonrasi-saglik-alanindaki-ilk-uluslararasi-kongreye-ev-sahipligi-yapmaya-hazirlaniyor-117839</guid>
                <description><![CDATA[Malatya, deprem felaketinin ardından sağlık alanındaki ilk uluslararası kongreye ev sahipliği yapacak. Malatya Turgut Özal Üniversitesi, ATUDER, Yeşilyurt Belediyesi ve Battalgazi Belediyesi iş birliğiyle düzenlenecek 1. Uluslararası Pediatrik Aciller Kongresi, 28-30 Ağustos 2026 tarihlerinde ulusal ve uluslararası uzmanları buluşturacak.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya, deprem sonrasında sağlık alanında düzenlenecek ilk uluslararası kongreye ev sahipliği yapacak. Pediatrik acillerin ele alınacağı organizasyonda 108 konuşmacı, 36 bilimsel oturum ve 150’den fazla sözlü sunum yer alacak.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DÖRT ÖNEMLİ KURUM GÜÇLERİNİ BİRLEŞTİRDİ</span></strong></p>

<p>Malatya Turgut Özal Üniversitesi, Acil Tıp Uzmanları Derneği (ATUDER), Yeşilyurt Belediyesi ve Battalgazi Belediyesi iş birliğinde “1. Uluslararası Pediatrik Aciller Kongresi” düzenlenecek.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202608190917-img-6340.jpeg" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KONGRE BATTALGAZİ KAMPÜSÜ'NDE GERÇEKLEŞTİRİLECEK</span></strong></p>

<p>Pediatrik acil tıp alanında görev yapan ulusal ve uluslararası bilim insanları, akademisyenler ve sağlık profesyonellerini aynı platformda buluşturacak kongre, 28-30 Ağustos 2026 tarihlerinde Malatya Turgut Özal Üniversitesi Battalgazi Kampüsü’nde gerçekleştirilecek.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">PROF. DR. AHMET SELİM ÖZKAN: AKADEMİK SÜREÇLERDE HIZLA İLERLİYORUZ</span></strong></p>

<p>Malatya Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Selim Özkan, kongrenin üniversite ve kent açısından önemli bir akademik faaliyet olduğunu belirtti. Üniversitenin genç bir kurum olmasına rağmen bilimsel ve akademik süreçlerde hızla ilerlediğini ifade eden Özkan, “İlk kez düzenlenecek Uluslararası Pediatrik Aciller Kongresi’nin geniş katılımlı olmasını bekliyoruz. Üniversitemizin öncülüğünde ve Tıp Fakültemiz Acil Tıp Anabilim Dalının rehberliğinde ulusal ve uluslararası katılımcıları Malatya’da ağırlayacağız. Tüm bilim insanlarını ve sağlık profesyonellerini bu önemli akademik buluşmaya davet ediyoruz.” dedi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">YURT DIŞI VE İL DIŞINDAN YOĞUN KATILIM BEKLENİYOR</span></strong></p>

<p>Malatya Turgut Özal Üniversitesi Acil Tıp Kliniği Eğitim Sorumlusu Doç. Dr. Bilgehan Demir ise organizasyonun, deprem sonrasında Malatya’da sağlık alanında gerçekleştirilecek ilk uluslararası kongre olma özelliği taşıdığını söyledi. Kongreye yurt dışından yaklaşık 11, il dışından ise 46 katılımcının gelmesinin beklendiğini aktardı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DOÇ. DR. BİLGEHAN DEMİR: 108 KONUŞMACI VE 36 BİLİMSEL OTURUM YER ALACAK</span></strong></p>

<p>Organizasyondaki detayları paylaşan Doç. Dr. Bilgehan Demir, “Organizasyonda toplam 108 konuşmacı görev alacak. Kongre boyunca 36 bilimsel oturum gerçekleştirilecek ve 150’den fazla sözlü sunum yapılacak. Bilimsel aktivitelere gönül veren tüm sağlık neferlerini bu büyük bilim şöleninde aramızda görmek istiyoruz.” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">PEDİATRİK ACİLLER ÇOK YÖNLÜ ELE ALINACAK</span></strong></p>

<p>Kongrenin bilimsel programında çocuk acil tıbbındaki güncel yaklaşımlar, kritik hasta yönetimi, ECMO uygulamaları, resüsitasyon, travma, yoğun bakım süreçleri ve geleceğin sağlık teknolojileri multidisipliner bir perspektifle değerlendirilecek.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">UYGULAMALI KURSLAR DÜZENLENECEK</span></strong></p>

<p>Konferanslar, paneller ve interaktif oturumların gerçekleştirileceği program kapsamında uygulamalı REBOA ve ECMO kursları da düzenlenecek. Katılımcılara teorik bilgilerini uygulamayla pekiştirme ve farklı disiplinlerden uzmanlarla deneyim paylaşma imkânı sunulacak.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">İKİ DİLDE GERÇEKLEŞTİRİLECEK KONGREYLE YENİ İŞ BİRLİKLERİ HEDEFLENİYOR</span></strong></p>

<p>Türkçe ve İngilizce gerçekleştirilecek kongreyle bilimsel bilgi paylaşımının artırılması, mesleki dayanışmanın güçlendirilmesi ve yeni ulusal ve uluslararası akademik iş birliklerinin kurulması hedefleniyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MALATYA'NIN TANITIMINA VE GÖRÜNÜRLÜĞÜNE KATKI SAĞLAYACAK</span></strong></p>

<p>Üç gün sürecek organizasyonun Malatya’nın deprem sonrası akademik ve bilimsel görünürlüğüne katkı sağlamasının yanı sıra kentin tarihî, kültürel ve doğal değerlerinin tanıtımını da desteklemesi bekleniyor.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 10:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/malatya-deprem-sonrasi-saglik-alanindaki-ilk-uluslararasi-kongreye-ev-sahipligi-yapmaya-hazirlaniyor-1787127066.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Üç Haftadan Uzun Süren Ses Kısıklığı Tehlikeli Tümörlerin Erken Belirtisi Olabilir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/uc-haftadan-uzun-suren-ses-kisikligi-tehlikeli-tumorlerin-erken-belirtisi-olabilir-117775</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/uc-haftadan-uzun-suren-ses-kisikligi-tehlikeli-tumorlerin-erken-belirtisi-olabilir-117775</guid>
                <description><![CDATA[Turgut Özal Tıp Merkezi KBB Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Aslan, ses kısıklığının en sık enfeksiyonlara bağlı geliştiğini belirterek özellikle 3 haftadan uzun süren ve giderek kötüleşen şikâyetlerin tümör belirtisi olabileceğini vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Turgut Özal Tıp Merkezi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Aslan, toplumda sık karşılaşılan ses kısıklığının nedenleri ile erken tanının önemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ses kısıklığının, kişinin sesinin istediği gürlüğe veya tona ulaşamaması şeklinde ortaya çıkabildiğini belirten Aslan, vakaların önemli bölümünün enfeksiyon kaynaklı olduğunu kaydetti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">EN SIK NEDEN VİRAL ENFEKSİYONLAR</span></strong></p>

<p>Ses kısıklığında en sık karşılaşılan nedenlerin başında virüslerin geldiğini ifade eden Aslan, halk arasında larenjit olarak bilinen tablonun grip, üst solunum yolu enfeksiyonları ve soğuk algınlığı gibi durumların ardından gelişebildiğini söyledi. Aslan, “Ses kısıklığının en bilinen sebebi aslında enfeksiyonlardır. Enfeksiyonlarda da en sık bilinen sebebi virüslerdir. Halk arasında larenjit diye tabir edilen hastalıktır” dedi.</p>

<p>Viral enfeksiyonlara bağlı ses kısıklığının çoğunlukla yaklaşık bir hafta içerisinde düzelebildiğini kaydeden Aslan, yeterli sıvı tüketimi ve ses istirahatinin iyileşme sürecinde önemli olduğunu belirtti.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202608161410-img-5739.png" style="height:533px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">AMELİYATLARDAN SONRA SES TELİ FELCİ GELİŞEBİLİYOR</span></strong></p>

<p>Ses kısıklığının daha seyrek görülen nedenleri arasında ses teli felcinin de bulunduğunu aktaran Aslan, özellikle tiroit cerrahisinin ardından bu durumla karşılaşılabildiğine dikkati çekti. Tek taraflı ses teli felcinde ses kısıklığının, iki taraflı tutulumlarda ise nefes problemlerinin daha ön planda olduğunu ifade eden Aslan, kalp, akciğer ve göğüs kafesine yönelik bazı ameliyatların ardından da benzer sorunların gelişebildiğini söyledi. Aslan, bazı hastalarda ses teli hareketlerinin 5-6 aylık süreç içerisinde yeniden kazanılabildiğini kaydetti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">GEÇMEYEN SES KISIKLIĞI TÜMÖR BELİRTİSİ OLABİLİR</span></strong></p>

<p>Uzun süre devam eden ses kısıklığının göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayan Aslan, özellikle ileri yaş ve sigara öyküsü bulunan kişilerde gırtlak bölgesindeki tümörlerin erken belirtisinin ses kalitesindeki bozulma olabileceğini ifade etti. Erken evrede ses tellerinde gelişen tümörlerin fonksiyon kaybına ve ses kısıklığına yol açabildiğini belirtirken, şikâyetin soğuk içecek veya benzeri nedenlere bağlanarak haftalarca bekletilmesinin tanıda gecikmeye neden olabileceğine işaret etti.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202608161409-76e05b2e-9fc5-47b8-81bf-81424ddb6d2f.png" style="height:533px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KRİTİK EŞİK 3 HAFTA</span></strong></p>

<p>Her ses kısıklığının ciddi bir hastalığın göstergesi olmadığını vurgulayan Aslan, özellikle sürenin önemli bir kriter olduğunu belirtti. Aslan, “3 haftadan daha uzun süren, gittikçe kötüleşen ses kısıklıklarında özellikle hekimimize başvurmalıyız” ifadelerini kullandı.</p>

<p>İleri yaştakiler, sigara kullananlar ve mesleği nedeniyle zararlı gazlara maruz kalan kişilerin bu konuda daha dikkatli olması gerektiğini kaydeden Aslan, risk faktörü bulunmayan gençlerde kısa süreli şikâyetlerin ise çoğunlukla larenjit ve farenjit gibi nedenlerle ortaya çıktığını söyledi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">TÜTÜN GIRTLAK KANSERİ AÇISINDAN ÖNEMLİ RİSK</span></strong></p>

<p>Gırtlak kanseri açısından en önemli risk faktörlerinden birinin tütün ve tütün ürünleri olduğunu belirten Aslan, sigara dumanındaki zararlı maddelerin ses tellerinden ağız ve geniz mukozasına kadar birçok dokuda hasara yol açabildiğini kaydetti. Uzun süreli maruziyetin hücrelerde meydana gelen hasarı artırdığını ifade eden Aslan, yaşın ilerlemesiyle birlikte vücudun onarım mekanizmalarının da yavaşlayabildiğine dikkati çekti. Elektronik sigara ve benzeri ürünlerin de zararsız olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Aslan, tütün ürünlerinden uzak durulması çağrısında bulundu.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SESİNİ MESLEĞİ İÇİN KULLANANLARA UYARI</span></strong></p>

<p>Öğretmen, imam ve benzeri mesleklerde çalışanların ses sağlığı açısından daha dikkatli olması gerektiğini belirten Aslan, sesin sürekli yüksek tonda ve bağırarak kullanılmasının ses tellerini zorladığını söyledi. Turgut Özal Tıp Merkezi bünyesinde ses terapisi hizmeti de verildiğini aktaran Aslan, konuşma sırasında uygun ses tonunun kullanılması, ara verilmesi ve boğazın yeterli sıvı tüketimiyle nemli tutulmasının önemine değindi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ÇOCUKLARDA BAĞIRMAK SES TELLERİNİ ETKİLİYOR</span></strong></p>

<p>Çocuklarda da ses teli sorunları görülebildiğini belirten Aslan, özellikle oyun sırasında sürekli ve yüksek sesle bağırmanın ses tellerini olumsuz etkileyebildiğini söyledi. Çocuklara küçük yaşlardan itibaren doğru ses kullanımının öğretilmesi gerektiğini ifade eden Aslan, sürekli yüksek perdeden konuşmanın ilerleyen süreçte ses problemlerine zemin hazırlayabileceğini kaydetti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">"SİGARADAN UZAK DURUN, SESİNİZİ DOĞRU KULLANIN"</span></strong></p>

<p>Ses sağlığının korunmasında iki temel noktaya işaret eden Aslan, “Bir ömür boyu sesimizi korumak için, ses kısıklığı yaşamamak için en önemli unsurumuz; birincisi sigaradan uzak durmak, ikincisi de sesimizi doğru kullanmak, düzgün kullanmak ve normal tonunda kullanmaktır” dedi.</p>

<p>Aslan, özellikle 3 haftayı aşan, düzelmeyen veya giderek kötüleşen ses kısıklığında KBB uzmanına başvurulmasının altta yatan ciddi hastalıkların erken dönemde tespit edilmesi açısından önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 14:26:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/uc-haftadan-uzun-suren-ses-kisikligi-tehlikeli-tumorlerin-erken-belirtisi-olabilir-1786879852.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan Hipnoterapiyi Anlattı: Algıdan Davranışa Etkileri Tartışılıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/prof-dr-nevzat-tarhan-hipnoterapiyi-anlatti-algidan-davranisa-etkileri-tartisiliyor-117755</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/prof-dr-nevzat-tarhan-hipnoterapiyi-anlatti-algidan-davranisa-etkileri-tartisiliyor-117755</guid>
                <description><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, NPİSTANBUL Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, hipnoterapinin nörobiyolojik temelleri ile dikkat, algı, öğrenme, hafıza, duygu ve davranış üzerindeki olası etkileri hakkında açıklamalarda bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Hipnoterapinin son yıllarda psikiyatri ve nörobilim alanındaki çalışmalarla birlikte daha fazla gündeme geldiğini ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Hipnoz yalnızca farklı bir bilinç durumu oluşturmakla sınırlı değil. Beynin dikkat, anlamlandırma ve davranış süreçleriyle de yakından ilişkili.” dedi.</p>

<p>Hipnozda kişinin terapötik amaçla farklı bir bilinç durumuna geçtiğini anlatan Prof. Dr. Tarhan, “Bu durum disosiyasyon kavramıyla açıklanabilir. Beynin farklı bilinç durumlarına geçebilme özelliği, hipnoterapinin nörobiyolojik temelini oluşturan önemli unsurlardan biri.” diye konuştu.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Klinik hipnoz, sorun karşısında harekete geçmeyi ve yeni bakış açıları geliştirmeyi destekleyebilir!</strong></span></p>

<p>Beyindeki yapısal ve işlevsel bağlantıların DTI ve fonksiyonel MR gibi yöntemlerle incelenebildiğini aktaran Prof. Dr. Tarhan, özellikle ‘default mode network’ olarak adlandırılan varsayılan ağın önemine dikkat çekti. Bu ağın kişinin hayal kurduğu, iç dünyasına yöneldiği, kendisi ve yaşamındaki konumu üzerine düşündüğü sırada etkinleştiğini ifade etti.</p>

<p>Default mode network’ün aynı zamanda anlam üretme ve yeni fikirler geliştirmeyle ilişkili olduğunu aktaran Prof. Dr. Tarhan, şunları söyledi:</p>

<p>“Klinik hipnoz bu ağ üzerinde etkili olur. Hipnoz, kişinin yalnızca bir problemin farkına varmasını değil, problem karşısında harekete geçmesini ve yeni bakış açıları geliştirmesini de destekleyebilir.</p>

<p>Hipnozla ilgili araştırmalarda üç temel beyin ağının öne çıktığı görülüyor. Bunlar merkezi yürütme ağı, salience yani önem ve öncelik ağı ve default mode network. Zihinsel imgelemede rol oynayan bazı bölgeler de hipnotik süreç sırasında etkinleşebiliyor.”</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Amaç yalnızca mutlu olmak değil, anlamlı ve dayanıklı bir yaşam sürdürebilmek olmalı!</strong></span></p>

<p>Modern yaşamda dijital teknolojilerin hızlı ödül ve haz arayışını güçlendirdiğine işaret eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bu durum da insanları sürekli bir dopamin arayışına yöneltebiliyor. Anlamlı ve uzun vadeli bir yaşam için haz ile mutluluğun birbirinden ayrılması gerekiyor.” dedi.</p>

<p>Bu yaklaşımı Aristoteles’in haz mutluluğu ile anlam mutluluğu ayrımı ve pozitif psikolojinin yeni yorumlarıyla ilişkilendiren Prof. Dr. Tarhan, pozitif psikoloji 2.0’ın yalnızca olumlu duygulara odaklanmadığını; acı, travma ve zorlukları da yaşamın bir parçası olarak ele aldığını belirtti.</p>

<p>Prof. Dr. Tarhan’a göre amaç yalnızca mutlu olmak değil, anlamlı ve dayanıklı bir yaşam sürdürebilmek olmalı.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Hipnotik telkin, bilişsel süreçleri etkileyebiliyor!</strong></span></p>

<p>Hipnotik telkinlerin algı ve davranış üzerinde değişiklik oluşturabileceğini gösteren araştırmalara değinen Prof. Dr. Tarhan, “Stroop testinde kelimenin anlamı ile yazı renginin birbirinden farklı olması kişinin daha yavaş yanıt vermesine ve daha fazla hata yapmasına neden oluyor. Ancak yüksek derecede hipnotize edilebilir kişilerde, yalnızca yazı rengine odaklanmaları yönündeki telkinin bu etkinin azalmasını sağlayabildiği aktarılıyor.” dedi.</p>

<p>Benzer şekilde, siyah-beyaz görüntülere bakarken renk görme telkini verilen yüksek hipnotize edilebilir kişilerde beynin renk işleme bölgelerinin etkinleştiğini gösteren çalışmaların da bulunduğunu da söyleyen Prof. Dr. Tarhan, “Bu bulgular, hipnotik telkinin bilişsel süreçler üzerinde ‘üstten aşağıya’ bir etki oluşturabileceğine işaret ediyor. Hipnoterapinin uyku sorunları, stres yönetimi, ağrı ve bazı davranışsal sağlık sorunlarında da etkisi araştırılıyor.” şeklinde konuştu.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Klinik hipnozda kişi kontrolünü kaybetmez!</strong></span></p>

<p>Hipnoterapinin kamuoyunda zaman zaman yanlış anlaşıldığına dikkat çeken Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Klinik hipnoz kişinin kontrolünü tamamen kaybettiği bir durum değil. Hipnoterapi sırasında kişi farkındalığını koruyabilir, süreci hatırlayabilir ve hatta iletişim kurabilir.” dedi.</p>

<p>Hipnoterapinin temel aşamalarının farkındalık, odaklanma ve gevşeme olarak ele alınabileceğini dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Kişinin öncelikle terapiye gönüllü olması ve ne üzerinde çalışacağını fark etmesi, ardından dikkatini belirli bir noktaya yöneltmesi ve gevşemesi gerekiyor.</p>

<p>Hipnoterapinin kişinin ihtiyacına göre şekillendirilmesi gerekir. Terapi öncesinde kişinin sorunları, güçlü ve zayıf yönleri, kendilik şemaları, tetikleyicileri ve çalışma hipotezi değerlendirilmeli. Böylece hipnoterapi daha sistematik bir tedavi sürecinin parçası hâline getirilebilir.” diye konuştu.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Duyguyla ilişkilendirilen bilgi daha kalıcı olur, tekrarlandıkça alışkanlığa dönüşebilir!</strong></span></p>

<p>Beynin öğrenme ve hafıza süreçlerinde tekrarın ve duygunun önemli olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Bir bilgi duyguyla ilişkilendirildiğinde daha kalıcı hâle gelebilir, tekrarlandıkça davranışa ve alışkanlığa dönüşebilir.” dedi.</p>

<p>Bu nedenle hipnoterapide de tekrarın önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:</p>

<p>“Kişiye otohipnoz tekniklerinin öğretilmesi kazanımların günlük yaşama taşınmasına katkı sağlayabilir. Beynin öğrenme süreçlerini açıklarken 5N1K yaklaşımından faydalanılabilir. ‘Kim, ne, nerede, ne zaman, nasıl ve niçin’ soruları bilgiyi anlamlandırmaya yardımcı olur. Özellikle bir bilginin ‘neden’ gerçekleştiğinin anlaşılması, bilginin zihinde daha anlamlı ve kalıcı hâle gelmesini sağlayabilir.”</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Nörofeedback ile kişi kendi beyin süreçlerini düzenlemeyi öğrenebilir!</strong></span></p>

<p>Prof. Dr. Tarhan, nörofeedback uygulamalarını da beynin çalışma biçiminin eğitilmesi üzerinden açıkladı. Kişinin kendi beyin dalgalarına ilişkin geri bildirim almasının, dikkat ve stres yönetimi gibi becerilerin geliştirilmesine yardımcı olabileceğini belirtti.</p>

<p>Bu süreci orkestra şefine benzeten Prof. Dr. Tarhan, beynin yürütücü işlevlerinden sorumlu frontal bölgenin farklı beyin süreçlerini koordine eden bir yönetici gibi düşünülebileceğini; Nörofeedback ile kişinin bu süreçleri daha iyi düzenlemeyi öğrenebileceğini söyledi.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Beynin algılama ve yorumlama biçimi, fiziksel deneyimler üzerinde önemli rol oynar!</strong></span></p>

<p>Hipnozun uykuya benzeyen ancak uykudan farklı bir bilinç durumu olduğunun altını çizen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>“Hipnoz sırasında kişinin bilinci açık kalabilir. Uyku öncesinde verilen olumlu telkinler de kişinin zihinsel süreçleri üzerinde etkili olabilir.</p>

<p>Ayrıca beynin algılama ve yorumlama biçimi fiziksel deneyimler üzerinde önemli rol oynar. Fantom fenomenini göz önüne alırsak uzvu ampute edilen bazı kişilerin olmayan uzuvlarında ağrı veya hareket hissedebilmesi, beynin bedensel algıyı nasıl oluşturduğunu gösteren örneklerden biridir.”&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 19:38:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/hipnoz-beynin-anlamlandirma-sureclerini-destekliyor-1786725518.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Estetik Sanılan Botoks Yatalak Hastalar İçin Umut Kapısı Oluyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/estetik-sanilan-botoks-yatalak-hastalar-icin-umut-kapisi-oluyor-117751</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/estetik-sanilan-botoks-yatalak-hastalar-icin-umut-kapisi-oluyor-117751</guid>
                <description><![CDATA[Malatya Turgut Özal Tıp Merkezi'nde uygulanan botulinum toksini (botoks) tedavisi, estetik algısının ötesine geçerek nörolojik hastalıklara bağlı kas sertliği yaşayan hastalara yeniden hareket etme imkânı sağlıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Estetik ve gençleşme uygulamalarıyla bilinen botulinum toksini, tıbbi adıyla fiziksel tıp ve rehabilitasyon alanında ciddi bir tedavi yöntemi olarak kullanılıyor. Malatya Turgut Özal Tıp Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Tülay Yıldırım tarafından uygulanan botulinum toksini enjeksiyonuyla, nörolojik rahatsızlıkların ardından gelişen spastisitenin azaltılması ve hastaların hareket kabiliyetlerinin artırılması hedefleniyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KASLARDAKİ İSTEMSİZ SERTLİĞE MÜDAHALE</span></strong></p>

<p>Botulinum toksininin estetik dışında önemli bir tıbbi kullanım alanının bulunduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Tülay Yıldırım, spastisitenin hastaların daily yaşamını ciddi şekilde etkilediğini vurguladı. Spastisiteyi kaslarda gelişen istemsiz ve kontrol edilemeyen sertlik olarak tanımlayan Yıldırım, "Spastik çocuklarda, inmelerde, beyin kanamalarına bağlı inmelerde, MS’te ve bazen Parkinson’da görülebiliyor. Kas istem dışı kasılıyor. Bu istemsiz hareket de hastanın hareketini engelliyor. Koldaysa kolunu kullanamaz, ayağındaysa yürüyemez hale gelebiliyor. Dolayısıyla hastanın yaşam kalitesini oldukça bozan ciddi bir sağlık sorunu" dedi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ÇEVRE İLLERDEN DE HASTALAR GELİYOR</span></strong></p>

<p>Uygulamanın Turgut Özal Tıp Merkezi’nde uzun yıllardır gerçekleştirildiğini kaydeden Yıldırım, hastaların tedaviye hızlı ulaşabilmesi için randevu süreçlerini kısa tutmaya çalıştıklarını aktardı. Merkezin bölgesel bir nitelik taşıdığına dikkat çeken Yıldırım, Adıyaman, Bingöl, Elazığ ve Kahramanmaraş başta olmak üzere çevre illerden de çok sayıda hastanın başvurduğunu söyledi.</p>

<p>"TEK BAŞINA BOTULİNUM TOKSİNİ YETERLİ DEĞİL"</p>

<p>Tedavinin yalnızca enjeksiyondan ibaret olmadığını ifade eden Yıldırım, sürecin fizik tedavi ve egzersiz programlarıyla desteklenmesi gerektiğinin altını çizdi. Yıldırım, "Tek başına botulinum toksini enjeksiyonu bir işe yaramaz. Biz kasın sert kısmını gevşetiyoruz, sonrasında yoğun bir fizik tedaviyle kasın diğer kısmını güçlendirmeye çalışıyoruz. Hasta hareketini engelleyen sertliği yenip zayıf kasını çalıştırdığında, kullanamadığı kolunu kullanabilir hale gelebiliyor. Yürümesine engel olan durum da zaman içerisinde azalabiliyor" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">TEDAVİ TECRÜBE VE SABIR GEREKTİRİYOR</span></strong></p>

<p>Uygulamada hekim tecrübesi ve düzenli takibin büyük önem taşıdığına değinen Yıldırım, her hastanın doz ve enjeksiyon aralığının kişiye özel belirlendiğini söyledi. Sürecin sabır gerektirdiğini belirten Yıldırım, hekim ve sağlık ekibinin aktif rol aldığını aktardı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ETKİSİ 6 AYA KADAR SÜREBİLİYOR</span></strong></p>

<p>Uygulamanın kalıcı bir tedavi olmadığını ve etkisinin 6 aya kadar sürebildiğini hatırlatan Yıldırım, enjeksiyonun ihtiyaca göre tekrarlanabildiğini belirtti. Yıldırım, "Botulinum toksini fizik tedavi ve rehabilitasyon alanının önemli ajanlarından biri. Ancak mutlaka fizik tedavi, rehabilitasyon ve egzersiz uygulamalarıyla desteklenmesi gerekiyor. İhtiyacı olan hastalarda bu işin uzmanı bir hekim tarafından uygulanmalı ve hasta mutlaka takip edilmeli. Bir kere yapılıp bırakılacak bir tedavi değil" açıklamasında bulundu.</p>

<p><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 16:52:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/estetik-sanilan-botoks-yatalak-hastalar-icin-umut-kapisi-oluyor-1786715817.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Göz Cerrahisinde Yeni Dönem: Robotik Teknoloji, Akıllı Lensler ve Kişiye Özel Lazer Tedavileri</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/goz-cerrahisinde-yeni-donem-robotik-teknoloji-akilli-lensler-ve-kisiye-ozel-lazer-tedavileri-117732</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/goz-cerrahisinde-yeni-donem-robotik-teknoloji-akilli-lensler-ve-kisiye-ozel-lazer-tedavileri-117732</guid>
                <description><![CDATA[Göz cerrahisinde son yıllarda yaşanan teknolojik gelişmeler, hem tedavi başarısını hem de hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde artırıyor. Robot destekli katarakt cerrahisi, yeni nesil lazer sistemleri ve trifokal (akıllı) göz içi lensler sayesinde hastalar daha hassas, güvenli ve konforlu tedavi seçeneklerine ulaşırken, genç göz cerrahlarının bu teknolojiler konusunda uluslararası standartlarda eğitilmesi de büyük önem kazanıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><em>Türkiye de bu dönüşümde uluslararası arenada daha güçlü bir rol üstleniyor. Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Banu Coşar’ın Avrupa Katarakt ve Refraktif Cerrahlar Derneği (ESCRS) Program Komitesi’ne seçilmesi ve Acıbadem Üniversitesi’nin ESCRS’nin genç oftalmologlara yönelik uluslararası eğitim merkezlerinden biri olması, Türkiye’nin göz cerrahisindeki bilimsel ve eğitim gücünün uluslararası düzeyde tescillendiğini ortaya koyuyor…</em></strong></p>

<p>Göz cerrahisindeki teknolojik dönüşümün hasta beklentilerini de değiştirdiğini belirten Prof. Dr. Banu Coşar, günümüzde tedavilerin yalnızca hastalığı ortadan kaldırmaya değil, hastaların günlük yaşam konforunu artırmaya odaklandığını söylüyor: “Bugün göz cerrahisinde ulaştığımız noktada hedefimiz yalnızca hastanın görmesini sağlamak değil; onun gözlüksüz, kaliteli ve aktif bir yaşam sürdürebilmesine de katkı sunmak. Teknolojideki gelişmeler sayesinde tedaviler daha güvenli, daha hassas ve kişiye özel planlanabiliyor”…</p>

<p>Özellikle refraktif cerrahide kullanılan FemtoLASIK ve SILK teknolojilerinin miyopi, hipermetropi ve astigmat tedavisinde önemli avantajlar sunduğunu belirten Prof. Dr. Banu Coşar, bu yöntemlerin kornea dokusuna daha kontrollü müdahale edilmesine olanak sağladığını ve hastaların günlük yaşamlarına daha kısa sürede dönebildiğini ifade ediyor.&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Robotla Daha Hassas Cerrahi, Daha Hızlı İyileşme</strong></span></p>

<p>Katarakt tedavisinde de teknolojinin cerrahi süreçleri yeniden şekillendirdiğini vurgulayan Prof. Dr. Banu Coşar, femtosaniye lazer destekli robotik katarakt cerrahisinin (FLACS), klasik cerrahide cerrahın el ile gerçekleştirdiği bazı kritik aşamaların bilgisayar destekli lazer teknolojisiyle çok daha hassas şekilde planlanmasına ve uygulanmasına olanak tanıdığını belirtiyor. Korneadaki kesilerin oluşturulması, göz merceğinin açılması ve kataraktın parçalanması gibi işlemlerin mikron düzeyinde hassasiyetle gerçekleştirilebildiğini ifade eden Prof. Dr. Banu Coşar, bu sayede cerrahinin öngörülebilirliğinin arttığını söylüyor.</p>

<p>Prof. Dr. Banu Coşar, “Robot destekli sistemler cerrahi planlamada öngörülebilirliği artırırken, özellikle hassas uygulamalarda önemli avantajlar sağlıyor. Bu gelişmeler hem cerrahın işini kolaylaştırıyor hem de hasta güvenliğini destekleyen önemli teknolojik katkılar sunuyor” diyor.</p>

<p>Teknolojideki ilerlemelerin hastaların ameliyat deneyimini de önemli ölçüde değiştirdiğini belirten Prof. Dr. Banu Coşar, günümüzde katarakt cerrahisinin dikişsiz ve damla anestezisiyle gerçekleştirilebildiğini, işlemin çoğu zaman 15 dakika sürdüğünü ve hastaların aynı gün evlerine dönebildiğini ifade ediyor. Cerrahi tekniklerin gelişmesi sayesinde görmenin daha kısa sürede toparlandığını söyleyen Prof. Dr. Banu Coşar, “Geçmişte hastaların günlük yaşamlarına dönmesi günler alabiliyordu. Bugün ise uygun hastalarda ertesi gün normal yaşama büyük ölçüde dönmek mümkün olabiliyor. Bu hem hasta konforunu artırıyor hem de yaşam kalitesine önemli katkı sağlıyor” değerlendirmesinde bulunuyor.</p>

<p>Katarakt cerrahisinin artık yalnızca bulanıklaşan doğal merceğin değiştirilmesinden ibaret olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Banu Coşar, bu ameliyatların aynı zamanda refraktif cerrahinin de önemli bir parçası haline geldiğini belirterek, “Artık sadece kataraktı tedavi etmiyoruz; hastanın göz numarasını ve yaşam beklentilerini de değerlendirerek kişiye özel bir görme planı oluşturabiliyoruz” diyor.</p>

<h2><span style="color:#2980b9"><strong>Akıllı Lenslerle Kişiye Özel Görme Kalitesi</strong></span></h2>

<p>Yeni nesil trifokal (akıllı) göz içi lenslerin hem uzak hem orta hem de yakın mesafede kaliteli görüş sağlayabildiğini ifade eden Prof. Dr. Banu Coşar, bu lenslerin her hasta için standart bir uygulama olmadığını, en başarılı sonuçların ayrıntılı değerlendirme sonrasında doğru hasta ve doğru lens eşleştirmesiyle elde edildiğini söylüyor: “Bugün elimizde yaşam tarzına göre farklı özellikler sunan çok sayıda ileri teknoloji göz içi lens seçeneği bulunuyor. Bilgisayar başında yoğun çalışan, aktif araç kullanan ya da sık kitap okuyan hastaların beklentileri birbirinden farklı olabiliyor. Ameliyat öncesinde gözün biyometrik ölçümlerini, kornea yapısını, retina sağlığını ve hastanın günlük yaşam alışkanlıklarını ayrıntılı biçimde değerlendirerek kişiye en uygun lensi planlıyoruz” diyen Prof. Dr. Banu Coşar, kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımının hasta memnuniyetini önemli ölçüde artırdığını belirtiyor.</p>

<p>Prof. Dr. Banu Coşar, “Gelişmiş göz içi lens teknolojileri doğru hasta değerlendirmesiyle uygulandığında hastaların yaşam konforunu önemli ölçüde artırabiliyor. Günümüzde katarakt cerrahisi, yalnızca görmeyi geri kazandıran değil, kişinin yaşam kalitesini yeniden şekillendiren bir tedavi alanı haline geldi” ifadelerini kullanıyor.</p>

<p>Gelecekte göz cerrahisinin daha da kişiselleşeceğini belirten Prof. Dr. Banu Coşar, yapay zeka destekli cerrahi planlama sistemleri, daha gelişmiş görüntüleme teknolojileri ve yeni nesil biyouyumlu lenslerin tedavi başarısını daha da yukarı taşıyacağını ifade ederek sözlerini şöyle tamamlıyor: “Önümüzdeki yıllarda her hastanın göz yapısına ve görme ihtiyaçlarına göre çok daha hassas planlanmış tedavilerden söz edeceğiz. Teknoloji ilerledikçe hedefimiz yalnızca görmeyi geri kazandırmak değil; her hastaya yaşam biçimine en uygun görme kalitesini sunabilmek olacak”…</p>

<h2><span style="color:#2980b9"><strong>Türkiye, Genç Göz Cerrahlarının Uluslararası Eğitim Üssü Oluyor</strong></span></h2>

<p>ESCRS tarafından yetkilendirilen eğitim merkezlerinden biri haline gelen Acıbadem Üniversitesi’nde genç oftalmologlar; refraktif cerrahi, FemtoLASIK, SILK, robotik katarakt cerrahisi (FLACS) ve premium göz içi lens uygulamaları konusunda uygulamalı eğitim alma fırsatı bulacak. Prof. Dr. Banu Coşar, “Bilimsel gelişmeler ancak güçlü eğitimle sürdürülebilir. Genç meslektaşlarımızın en güncel teknolojilere hakim olarak yetişmesi, hem ülkemizdeki sağlık hizmetlerinin kalitesini artıracak hem de Türkiye’nin, oftalmoloji alanındaki uluslararası konumunu daha da güçlendirecektir” diyor…</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 21:09:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/goz-cerrahisinde-yeni-donem-robotik-teknoloji-akilli-lensler-ve-kisiye-ozel-lazer-tedavileri-1786644591.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Organ Bağışında Dijital Dönem Başladı: 143 Bin 887 Kişi Vasiyetini Oluşturdu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/organ-bagisinda-dijital-donem-basladi-143-bin-887-kisi-vasiyetini-olusturdu-117717</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/organ-bagisinda-dijital-donem-basladi-143-bin-887-kisi-vasiyetini-olusturdu-117717</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, organ bağışı işlemlerinin e-Devlet ve e-Nabız üzerinden yapılmaya başlanmasının ardından oluşan güncel verileri açıkladı. Dijitalleşmeyle birlikte 143 bin 887 vatandaşın dijital vasiyet oluşturduğunu belirten Memişoğlu, bağışlanan organ ve doku sayısının ise 2 milyon 510 bin 18’e ulaştığını bildirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, organ bağışında dijital uygulamaların vatandaşların bağış sürecine erişimini kolaylaştırdığını belirterek güncel rakamları paylaştı.&nbsp;Organ bağışı işlemlerinin e-Devlet ve e-Nabız üzerinden dijital ortamda yapılmasının ardından 143 bin 887 vatandaş dijital vasiyetini oluşturdu. Aynı süreçte bağışlanan organ ve doku sayısı ise 2 milyon 510 bin 18 olarak kayıtlara geçti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">143 BİN 887 KİŞİ DİJİTAL VASİYET OLUŞTURDU</span></strong></p>

<p>Dijital sistemle birlikte vatandaşlar organ bağışı konusundaki iradelerini elektronik ortamda daha kolay şekilde beyan edebiliyor.&nbsp;Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun verdiği bilgilere göre, uygulamanın hayata geçirilmesinden bu yana 143 bin 887 vatandaş dijital vasiyetini oluşturdu.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">2 MİLYON 510 BİN 18 ORGAN VE DOKU BAĞIŞLANDI</span></strong></p>

<p>Dijital uygulamaların yanı sıra organ ve doku bağışlarına ilişkin toplam rakam da açıklandı. Verilere göre bağışlanan organ ve doku sayısı 2 milyon 510 bin 18’e ulaştı.&nbsp;Bakan Memişoğlu, bu bağışların insanların hayatlarına umut olması amacıyla gerçekleştirildiğini belirtti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">“NİCE HAYATLARA UMUT OLMAK ÜZERE BAĞIŞLANDI”</span></strong></p>

<p>Organ bağışının önemli bir iyilik hareketi olduğunu vurgulayan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, dijital uygulamanın vatandaşların bağış sürecine daha kolay erişmesini sağladığını ifade etti.</p>

<p>Memişoğlu açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “O günden bugüne, 143 bin 887 vatandaşımız dijital vasiyetini oluşturarak bu iyilik hareketine katıldı. 2 milyon 510 bin 18 organ ve doku nice hayatlara umut olmak üzere bağışlandı.”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ORGAN BAĞIŞI İRADESİ DİJİTAL ORTAMDA BEYAN EDİLEBİLİYOR</span></strong></p>

<p>Dijital sistem sayesinde vatandaşlar organ bağışı konusundaki iradelerini elektronik ortamda daha kolay şekilde beyan edebiliyor.&nbsp;E-Devlet ve e-Nabız üzerinden yürütülen dijital uygulamalarla organ bağışı sürecine erişim kolaylaştırılırken, güncel verilere göre dijital vasiyet oluşturan vatandaşların sayısı 143 bin 887’ye ulaştı.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 13:45:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/organ-bagisinda-dijital-donem-basladi-143-bin-887-kisi-vasiyetini-olusturdu-1786618092.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Turgut Özal Tıp Merkezi’nde Personel Eksikliği ve Yoğun İş Yükü Gündemde</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/turgut-ozal-tip-merkezinde-personel-eksikligi-ve-yogun-is-yuku-gundemde-117667</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/turgut-ozal-tip-merkezinde-personel-eksikligi-ve-yogun-is-yuku-gundemde-117667</guid>
                <description><![CDATA[SES Malatya Şube Başkanı Cansu Can, İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi’nde görev yapan sağlık çalışanlarının personel eksikliği, yoğun iş yükü, nöbetler ve ekonomik kayıplar nedeniyle zor çalışma koşullarıyla karşı karşıya olduğunu belirterek çalışma şartlarının iyileştirilmesi ve sendikal görüşme taleplerinin karşılanması çağrısında bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Malatya Şube Başkanı Cansu Can, İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi’nde görev yapan sağlık çalışanlarının personel eksikliği, yoğun iş yükü, nöbetler ve ekonomik kayıplar nedeniyle zor çalışma koşullarıyla karşı karşıya olduğunu söyledi.</p>

<p>SES Malatya Şube Başkanı Cansu Can, Eğitim Sen Malatya Şubesi’nde düzenlediği basın açıklamasında, İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi’nde çalışan sağlık emekçilerinin yaşadığı sorunları gündeme getirdi.</p>

<p>Yeni personel alımını önemsediklerini ancak bunun tek başına yeterli olmadığını belirten Can, sağlık çalışanlarının çalışma koşullarının da iyileştirilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202608111238-whatsapp-image-2026-08-11-at-123828.jpeg" style="height:450px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">“GÜVENCELİ VE TEK KALEMDE ÖDENEN BİR ÜCRET İSTİYORUZ”</span></strong></p>

<p>Performans, teşvik ve ek ödeme gibi emekliliğe yansımayan parçalı ücret politikalarına tepki gösteren Can, “Yoksulluk sınırının üzerinde, emekliliğe yansıyan, güvenceli ve tek kalemde ödenen bir ücret istiyoruz. Sağlık hizmeti rekabet değil, ekip çalışması ve dayanışma gerektirir” dedi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">“TÜKENMİŞ BİR SAĞLIK EMEKÇİSİNDEN NİTELİKLİ HİZMET NASIL BEKLENEBİLİR?”</span></strong></p>

<p>Turgut Özal Tıp Merkezi Başhekimliğine de çağrıda bulunan Can, sağlık çalışanlarının sağlığının toplum sağlığından ayrı düşünülemeyeceğini belirtti.</p>

<p>Personel eksikliği ve ağır çalışma koşullarının sağlık hizmetlerinin niteliğini olumsuz etkileyebileceğini ifade eden Can, “Tükenmiş, dinlenemeyen, ekonomik ve psikolojik baskı altında çalışan bir sağlık emekçisinden nitelikli ve güvenli sağlık hizmeti sunması nasıl beklenebilir?” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">“SENDİKAL GÖRÜŞME TALEBİMİZE NEDEN YANIT VERİLMEDİ?”</span></strong></p>

<p>Sağlık kurumlarında demokratik ve katılımcı bir çalışma ortamının oluşturulması gerektiğini dile getiren Can, SES Malatya Şubesi olarak sağlık çalışanlarının sorunlarını görüşmek amacıyla sendikal görüşme talebinde bulunduklarını ancak taleplerine henüz yanıt verilmediğini öne sürdü.</p>

<p>Personel eksikliği, ağır iş yükü, düşük ek ödemeler ve tükenmişlik gibi sorunların birlikte ele alınması gerektiğini belirten Can, sendikaların ve çalışan temsilcilerinin karar süreçlerine dahil edilmesi çağrısında bulundu.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SAĞLIK EMEKÇİLERİNİN TALEPLERİNİ SIRALADI</span></strong></p>

<p>Can, sağlık emekçilerinin taleplerini yeterli ve güvenceli personel, iş yükü ve nöbetlerin azaltılması, insan onuruna uygun çalışma saatleri, emekliliğe yansıyan güvenceli ücret, performansa dayalı parçalı ücretlendirmeye son verilmesi ve mobbingden uzak güvenli bir çalışma ortamı olarak sıraladı.</p>

<p>Can ayrıca SES Malatya Şubesi’nin talep ettiği sendikal görüşmenin gerçekleştirilmesini istedi.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 12:33:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/turgut-ozal-tip-merkezinde-personel-eksikligi-ve-yogun-is-yuku-gundemde-1786442572.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya’da Bir Günde Dört Farklı Cerrahi Yöntemle Meme Kanseri Ameliyatı Yapıldı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-bir-gunde-dort-farkli-cerrahi-yontemle-meme-kanseri-ameliyati-yapildi-117638</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-bir-gunde-dort-farkli-cerrahi-yontemle-meme-kanseri-ameliyati-yapildi-117638</guid>
                <description><![CDATA[Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde meme kanseri tanısı konulan 4 hasta, aynı gün içerisinde hastalıklarının evresi ve klinik durumlarına göre belirlyen farklı cerrahi yöntemlerle ameliyat edildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniğinde meme kanseri tanısı alan 4 hasta, aynı gün içerisinde farklı cerrahi yöntemlerle ameliyat edildi. Hastaların tedavileri; hastalığın evresi, biyolojik özellikleri ve klinik durumları dikkate alınarak kişiye özel planlandı.</p>

<p>Malatya Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniğinde görev yapan Prof. Dr. Burhan Hakan Kanat, tedavi sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Kanat, "Meme kanseri tedavisinde her hastaya aynı yöntem uygulanmamaktadır. Hastalığın evresi, biyolojik özellikleri ve hastanın genel durumunun değerlendirilmesinin ardından kişiye özel tedavi planlaması yapılmaktadır." dedi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202608101031-img-4900.jpeg" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">HASTALIĞIN EVRESİNE GÖRE PLANLAMA</span></strong></p>

<p>Meme kanseri cerrahisindeki temel hedefin kanserli dokunun güvenli cerrahi sınırlarla çıkarılması olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Kanat, "Hastaların yaşam kalitesinin korunması ve uygun vakalarda meme estetiğinin mümkün olduğunca muhafaza edilmesi de tedavinin önemli bir parçasıdır." ifadesini kullandı.</p>

<p>Aynı gün ameliyat edilen 4 hastanın her birine farklı tedavi yaklaşımı uygulandığını aktaran Prof. Dr. Kanat, "Hastalarımızdan biri kemoterapi tedavisinin ardından cerrahiye alındı, bir hastamıza ise doğrudan cerrahi tedavi uygulandı. Bir hastada meme koruyucu cerrahi kapsamında implant kullanılarak meme bütünlüğünün korunması hedeflendi, diğer hastamıza ise hastalığın yaygınlığı nedeniyle modifiye radikal mastektomi uygulandı." şeklinde konuştu.</p>

<p>Prof. Dr. Kanat, uygun hastalarda koltuk altındaki tüm lenf bezlerinin alınması yerine Sentinel Lenf Nodülü (bekçi lenf nodülü) yönteminin kullanıldığını belirterek, ameliyat sırasında patoloji ekibinin yaptığı değerlendirmelerin de cerrahi sürecin yönlendirilmesinde önemli rol oynadığını kaydetti.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202608101031-dsc05653-1.jpeg" style="height:534px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MULTİDİSİPLİNER EKİP ÇALIŞMASI</span></strong></p>

<p>Meme kanseri tedavisinin birçok branşın koordineli çalışmasını gerektirdiğini hatırlatan Prof. Dr. Kanat, "Hastalarımız genel cerrahi ve onkoloji konseylerinde değerlendirilerek en uygun tedavi yöntemi belirlenmektedir. Tedavi sürecinde genel cerrahi, tıbbi onkoloji, radyoloji, nükleer tıp, patoloji, plastik cerrahi ve anestezi ekipleri koordinasyon içerisinde görev yapmaktadır." dedi. Aynı gün gerçekleştirilen 4 farklı ameliyatın multidisipliner ekip çalışmasının önemini ortaya koyduğunu belirten Prof. Dr. Kanat, operasyonlarda görev alan ameliyathane çalışanları, hemşireler, anestezi ve patoloji ekipleri ile tedavi sürecine katkı sunan tüm sağlık çalışanlarına teşekkür etti.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202608101031-dsc05683-1.jpeg" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ERKEN TANI VURGUSU</span></strong></p>

<p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde meme kanseri başta olmak üzere onkolojik cerrahi gerektiren hastalıkların tanı ve tedavisi üçüncü basamak sağlık hizmeti kapsamında sürdürülüyor. Hastalar, onkoloji ve cerrahi konseylerinde değerlendirilerek güncel bilimsel rehberler doğrultusunda tedavi planına alınıyor.</p>

<p>Meme kanserinin kadınlarda en sık görülen kanser türleri arasında bulunduğuna değinen Prof. Dr. Kanat, "Erken tanı tedavi başarısını önemli ölçüde artırmaktadır. Özellikle 40 yaş ve üzerindeki kadınlar ile ailesinde meme kanseri öyküsü bulunan ve genetik risk taşıyan bireylerin düzenli sağlık kontrollerini yaptırması büyük önem taşımaktadır. Vatandaşlarımızı Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM) başta olmak üzere ilgili sağlık kuruluşlarında sunulan tarama hizmetlerinden yararlanmaya çağırıyoruz." diyerek sözlerini tamamladı.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 11:35:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/malatyada-bir-gunde-dort-farkli-cerrahi-yontemle-meme-kanseri-ameliyati-yapildi-1786352569.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya&#039;da Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Vakaları Görülmeye Başlandı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-kirim-kongo-kanamali-atesi-vakalari-gorulmeye-baslandi-117582</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-kirim-kongo-kanamali-atesi-vakalari-gorulmeye-baslandi-117582</guid>
                <description><![CDATA[İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Funda Memişoğlu, Malatya'da Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) vakalarının görülmeye başladığını belirterek kene tutunmalarına karşı hayati uyarılarda bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Funda Memişoğlu, yaz aylarında artış gösteren Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) vakalarına karşı vatandaşları uyardı. Memişoğlu, kene tutunmasının hafife alınmaması gerektiğini belirterek, "Bir anlık keneyi ihmal etmek insan hayatına mal olabilir." dedi.</p>

<p>İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı ve Turgut Özal Tıp Merkezi'nde görev yapan Prof. Dr. Funda Memişoğlu, KKKA'nın kene aracılığıyla bulaşan, ölümcül seyredebilen ciddi bir viral enfeksiyon hastalığı olduğunu söyledi.</p>

<p>Hastalığın, virüsü taşıyan kenelerin insanlara tutunarak salgılarıyla virüsü deri altına bırakması sonucu bulaştığını belirten Memişoğlu, enfeksiyonun yalnızca kene yoluyla değil, enfekte hayvanların kanı ve dokularıyla temas edilmesi halinde de görülebileceğini ifade etti. Özellikle hayvancılıkla uğraşanların eldiven gibi koruyucu ekipman kullanmasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Memişoğlu, hasta kişilerin kanı ve vücut sıvılarıyla temasın da bulaş riski oluşturduğunu kaydetti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">YANLIŞ MÜDAHALE RİSKİ ARTIRIYOR</span></strong></p>

<p>Kene tutunması halinde doğru müdahalenin hayati önem taşıdığına dikkat çeken Memişoğlu, kenenin mümkün olan en kısa sürede ve deriye en yakın noktadan, parçalanmadan çıkarılması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Kenenin üzerine sigara bastırmak, kolonya veya alkol dökmek gibi uygulamaların kesinlikle yapılmaması gerektiğini belirten Memişoğlu, bu yöntemlerin kenenin virüsü vücuda bırakmasına neden olabileceğini ifade etti. Kişinin keneyi çıkaramaması halinde ise vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurması gerektiğini dile getirdi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BELİRTİLER 1 İLA 3 GÜN İÇİNDE BAŞLAYABİLİYOR</span></strong></p>

<p>KKKA'nın kuluçka süresinin en fazla 9 gün olduğunu belirtilen Memişoğlu, hastalığın yüksek ateş, baş ağrısı, şiddetli halsizlik, kas ve eklem ağrıları, bulantı, kusma ve ishalle başlayabileceğini söyledi.</p>

<p>İleri evrede burun ve diş eti kanamaları, sebepsiz morluklar, ciltte basmakla solmayan döküntüler ile idrar ve dışkıda kan görülebileceğini belirten Memişoğlu, kene tutunma öyküsü bulunan ve bu belirtileri yaşayan kişilerin acilen hastaneye başvurması gerektiğini kaydetti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DOĞAYA ÇIKANLARA ÖNEMLİ UYARILAR</span></strong></p>

<p>Risk grubunda bulunan çiftçiler, hayvancılıkla uğraşanlar, piknik yapanlar ve doğa yürüyüşüne çıkanlara da tavsiyelerde bulunan Memişoğlu, uzun ve açık renkli kıyafetlerin tercih edilmesini, pantolon paçalarının çorap içine sokulmasını ve pikniklerde açık renkli örtü kullanılmasını önerdi.</p>

<p>Doğadan dönüşte ise koltuk altı, kulak arkası, ense, saçlı deri, diz arkası ve kasık bölgesi başta olmak üzere tüm vücudun dikkatlice kene yönünden kontrol edilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MALATYA'DA DOĞRULANMIŞ VE ŞÜPHELİ VAKALAR GÖRÜLMEYE BAŞLANDI</span></strong></p>

<p>Türkiye'nin 2002 yılından bu yana KKKA açısından endemik ülkeler arasında yer aldığını belirten Memişoğlu, sıcaklıkların artmasıyla birlikte Malatya'da da vakaların görülmeye başladığını söyledi.</p>

<p>Geçen yıl Türkiye genelinde 618 KKKA vakası ve 36 ölüm bildirildiğini aktaran Memişoğlu, "Bu yıl Malatya'da şu ana kadar ölüm olmadı. Ancak ülkemizde ölüm vakaları bildirilmeye başlandı. Beklediğimiz şekilde Malatya'da da doğrulanmış ve şüpheli vakalarımız gelmeye başladı." dedi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">HER KENE ISIRMASI CİDDİYE ALINMALI</span></strong></p>

<p>Hastalığın erken teşhis ve destek tedavisiyle ölüm riskinin azaltılabildiğini belirten Memişoğlu, vatandaşların "Kene ısırmasından bir şey olmaz." anlayışını terk etmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Türkiye'de KKKA'nın ölüm oranının yaklaşık yüzde 4,8 olduğunu belirtilen Memişoğlu, "Hangi kenenin bu hastalığı taşıdığını bilemezsiniz. Her kene ısırması ciddiye alınmalı, sağlık kuruluşuna başvurulmalı ve belirtiler açısından takip edilmelidir." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Kenenin her zaman fark edilmeyebileceğine de dikkat çeken Memişoğlu, doğada bulunma öyküsü olan kişilerde kene görülmese bile ateş, halsizlik, kas ağrısı veya kanama gibi şikayetlerin ortaya çıkması halinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini sözlerine ekledi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202608061717-chatgpt-image-6-agu-2026-17-16-53.png" style="height:450px; width:800px" /><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 20:43:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/malatyada-kirim-kongo-kanamali-atesi-vakalari-gorulmeye-baslandi-1786038491.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kumar Bağımlılığı Sadece Maddi Kayıp Değil Bir Aile Hastalığı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/kumar-bagimliligi-sadece-maddi-kayip-degil-bir-aile-hastaligi-117540</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/kumar-bagimliligi-sadece-maddi-kayip-degil-bir-aile-hastaligi-117540</guid>
                <description><![CDATA[Uzmanlar, günümüzde sıklıkla karşılaşılan kumar bağımlılığının basit bir alışkanlık değil, beynin yapısını ve önceliklerini değiştiren, tüm aileyi etkileyen çok boyutlu bir rahatsızlık olduğunu vurguluyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde yaşamın her alanında sıklıkla karşılaşılan kumar bağımlılığının artık sadece bir alışkanlıktan ibaret olmadığı biliniyor. Yapılan çalışmalar ve araştırmalar bu durumun zararlarının sadece maddi kayıplar olmadığını ve etki alanının da sadece eylemi gerçekleştiren kişi olmadığını ortaya koyuyor.</p>

<p>Ayrıca, son günlerde kamuoyunu meşgul eden ve soruşturma kapsamında ele alınan bir konunun da dolaylı olarak kumar bağımlılığına bağlanması, toplumsal bilgi ve farkındalık ihtiyacını bir kez daha açığa çıkardı. Özellikle kamuoyuna mal olmuş bir ismin uzun yıllara dayanan bağımlılık öyküsü ve iyilik adı ile yapılanlar karşısında sergilenen damgalayıcı yaklaşım, benzer sorunları yaşayan bireylerin yaşadıklarını gizlemesine ve profesyonel yardım almaktan çekinmesine yol açıyor.</p>

<p>Konuyla ilgili değerlendirme yapan Klinik Psikolog Elif Sena Özata, “Kumar bağımlılığında tedavinin önündeki önemli engellerden biri bağımlılığın kişinin kimliğiyle özdeşleştirilmesi ve kişiler ile ailelerinin damgalanacağı düşüncesiyle yaşanan sorunları gizlemesi, yardım aramayı ertelemesidir. Bağımlılığın değişmez bir kişilik özelliği ya da 'iflah olmazlık' olarak ele alınması, kişide iyileşmeye dair umudunu azaltabilir, suçluluk ve utanç duygularını arttırarak sorunun daha uzun süre saklanmasına neden olabilir. Bu nedenle hem tedavi sürecinde hem de toplumsal dilde bireyi 'kumarbaz' gibi bağımlılığı ile tanımlayan ifadelerden kaçınmak ve insanı merkeze alan ifadeler kullanmak önemlidir.” dedi.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü de kumar bağımlılığının yol açtığı zararların finansal kayıplarla sınırlı olmadığını, ilişki sorunları, aile içi çatışmalar, damgalanma ve yakınların yaşamında ortaya çıkan ekonomik ve psikolojik güçlükleri de kapsadığını belirtiyor. Bu nedenle kumar bağımlılığını yalnızca "ne kadar kaybetti?" sorusuyla değerlendirmek, sorunun önemli bir kısmını görünmez kılıyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BEYİNDE DOPAMİN BEKLENTİSİ ÖNCELİKLERİ DEĞİŞTİRİYOR</span></strong></p>

<p>Prof. Dr. Kültegin Ögel, kumar bağımlılığı konusunu "İnsanlar kaybedeceklerini bildikleri halde neden oynuyorlar?" sorusu çerçevesinde ele alıyor. Prof. Dr. Ögel, “Kumar ve bahis bağımlılığında beyin ve öncelikleri değişir. Beyin yanlış olsa da her şeyden önce kumar ve bahise önem vermeye başlar. Bunun en önemli nedeni, beynin dopamin beklentisidir. Yani konu aslında kazanmak değil, kazanma ihtimalidir. Dopamin beklentisi, diğer tüm önceliklerin önüne geçer. Beyin artık hesaplayamaz, plan yapamaz, muhakeme edemez. Bu durum beynin yapısal değişikliğinden kaynaklanır. Bilimsel olarak söyleyecek olursak; beynin striatum beklentisinde dopamin beklentisi artar, bunun sonucu prefrontal korteks’de öncelikleri belirleme bozulur. Bu değişiklikler; kumar bağımlılarının yüzde 90’unda görülür. Bunu ölçen psikolojik testlerde, kumar bağımlılarında kumar bağımlısı olmayanlara oranla yüzde 40 daha fazla bozulma saptanıyor. Beynin aktivasyonunda ise yüzde 30 düşüş gözleniyor.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Klinik Psikolog Elif Sena Özata ise kumar bağımlılığını çok boyutlu bir bozukluk olarak tanımlayarak, “Kumar oynama sürecinde artan maddi ve manevi kayıplar, kişiyi tek başına bir kördüğümü çözme mücadelesi içinde hissettirir. Dışarıya karşı 'her şey yolunda' maskesi için harcanan yoğun bir zihinsel çaba görülür. Bu durum, zamanla bireylerde duygusal tükenmişlik ve yorgunluğa yol açar. Beraberinde, uyku sorunları, kaygı bozuklukları, depresyon, duygu dalgalanmaları ve kimi zaman intihar düşünceleri görülebilir.” değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BAĞIMLILIK BİR AİLE HASTALIĞIDIR</span></strong></p>

<p>Klinik Psikolog Elif Sena Özata, bağımlılığın bir aile hastalığı olduğuna dikkat çekerek, “Kumarın sonuçları çoğu zaman kişinin çevresinde görünmeyen dalgalarla yayılır. Eşler, çocuklar, ebeveynler ve diğer yakınlar da finansal belirsizliğin, bozulan güvenin ve tekrar eden krizlerin içinde yaşamaya başlayabilir. Kumar davranışı bir kişiye ait olsa da ortaya çıkan sonuçlar aile bütçesini, ev içindeki duygusal güvenliği, ilişkilerdeki rolleri ve geleceğe ilişkin ortak planları etkileyebilir. Bu nedenle, bağımlılık bir aile hastalığıdır ve tedavi sürecine yalnızca oynayan değil, etkilenen yakınların da katılması önemlidir. Öncelikle kişiyi bağımlılığın sonuçlarından her defasında korumaya çalışmak, iyi niyetle yapılsa bile farkında olmadan döngünün sürmesine katkı sağlayabilir. Bu nedenle sınırların açıkça belirlenmesi ve profesyonel yardım alınması önemlidir.” açıklamasını yaptı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BAĞIMLILIKTA İYİLEŞME KUMARIN BIRAKILMASI İLE SINIRLI DEĞİL</span></strong></p>

<p>Kumar bağımlılığında iyileşmenin sadece kumarın bırakılmasıyla sınırlı olmadığının altını çizen Klinik Psikolog Elif Sena Özata, “Tedavi, kumar oynama davranışını sürdüren düşünce, duygu ve koşulların anlaşılmasını, riskli durumlarla baş etme becerilerinin geliştirilmesini ve yaşamın yeniden yapılandırılmasını hedefler. Tedavinin başında, kişi ve ailesine bağımlılık hakkında bilgilendirme sağlanmalı ve yaklaşım biçimlerinin etkisi vurgulanmadır. Süreçte yaşanan zorlanmalar ya da yeniden oynama durumları da kişinin değişmeyeceğinin kanıtı olarak değil, tedavi planın yeniden değerlendirilmesi gerektiren durumlar olarak ele alınmalıdır. Yeniden oynama sonrasında kişiyi suçlamak veya tedavinin başarısız olduğunu düşünmek yerine, bu duruma hangi tetikleyicilerin ve koşulların yol açtığını inceleyerek koruyucu plan güçlendirilmelidir. Bu yaklaşım, kişilerin sorunlarını daha erken paylaşabilmesini ve profesyonel desteğe daha güvenli biçimde ulaşabilmesini kolaylaştırabilir.” şeklinde konuştu.</p>

<p>Bağımlılık sürecinde kişinin iradesini kullanamadığını dile getiren Prof. Dr. Kültegin Ögel de tedavi hakkında, “Bağımlı olduktan sonra verilen sözlere güven olmaz. Kişi iradesini kullanamaz. Kararlarının arkasında duramaz. Çünkü artık her şey bozulan beynin kontrolü altındadır. Bu nedenle, zorunlu kısıtlamalar iyileşme için şarttır. İlaçlar bu bozulmayı zararsız hale getirmek için yararlıdır. Psikoterapi ise, kişinin bu hatalı düşüncelerini görmesine ve bunlarla başa çıkma yollarını öğrenmesine yardımcı olur.” dedi.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 11:46:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/kumar-bagimliligi-sadece-maddi-kayip-degil-bir-aile-hastaligi-1785920189.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Havadaki Her Beş Derecelik Isı Artışı Kalp Krizi Riskini Yüzde Beş Artırıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/havadaki-her-bes-derecelik-isi-artisi-kalp-krizi-riskini-yuzde-bes-artiriyor-117522</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/havadaki-her-bes-derecelik-isi-artisi-kalp-krizi-riskini-yuzde-bes-artiriyor-117522</guid>
                <description><![CDATA[Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Erdal, hava sıcaklığındaki her 5 derecelik artışın kalp krizi görülme riskini yaklaşık yüzde 5 oranında yükselttiğini açıkladı. Erdal, yaz aylarında kalbi zorlayan ve krize davetiye çıkarabilecek 5 temel hatayı sıralayarak hayati uyarılarda bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında yüksek seyreden sıcaklıklar yalnızca bunaltmıyor, kalbin daha fazla çalışmasına da neden oluyor. Çünkü artan sıcaklıklarla mücadele etmeye çalışan vücutta sıvı ve mineral kaybı yaşanıyor, damarlar genişliyor, tansiyon düşüyor ve kalp hızının artmasıyla birlikte özellikle kalp hastalarında ciddi sağlık sorunlarının görülme riski yükseliyor. Hava sıcaklığındaki her 5 derecelik artışın kalp krizi görülme riskini yaklaşık yüzde 5 artırdığını söyleyen Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Erdal, “Bu riski azaltabilmek için yaz aylarında günlük su alımından seçtiğimiz kıyafetlerin rengine, spor saatlerimizden tüketingimiz besinlere kadar pek çok detaya dikkat etmemiz gerekir” diyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">YAZIN KALP KRİZİ DAHA SIK GÖRÜLÜYOR</span></strong></p>

<p>Havadaki ısı artışı kalbin çalışma düzenini de etkiliyor. Hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerine çıktığı yaz aylarında kalp krizleri daha sık görülüyor. Hem sıcak hem de soğuk havada vücudun ısısını dengelemeye çalıştığını ve bunun da kalbi yorduğunu belirten Doç. Dr. Emrah Erdal, konuya ilişkin şu bilgileri verdi: “Özellikle yaz aylarında yaşanan sıvı-mineral kaybı nedeniyle kan damarları genişler ve kan basıncı düşer. Bu süreç kalp atış hızının artmasına yol açarak kalp krizi riskini yükseltebilir. Yapılan birçok çalışmada sıcaklık artışı ile kalp krizi arasında doğru orantı olduğu gösterilmiş. Öyle ki hava sıcaklığındaki her 5 derecelik artış kalp krizlerinde de yaklaşık yüzde 5 oranında artışa neden olur.”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">HATA: YETERSİZ VE YANLIŞ SIVI ALIMI</span></strong></p>

<p>Yaz aylarında terlemeyle birlikte vücuttan önemli miktarda sıvı ve mineral kaybediliyor. Bu kaybın yerine konulmaması tansiyon düşüklüğüne, elektrolit dengesinin bozulmasına ve kalbin iş yükünün artmasına neden olabiliyor. Özellikle alkol, aşırı kahve ve şekerli içecekler vücuttan sıvı atılımını artırarak bu riski daha da yükseltebiliyor.</p>

<p>Doğrusu: “Yaz aylarında günlük ortalama 2,5 litre sıvı tüketmeye özen gösterin” diyen Doç. Dr. Emrah Erdal, en doğru tercih olarak su ve mineral içeren içeceklerin olduğunu söylüyor. Alkol, aşırı kahve ve şekerli içeceklerin mümkün olduğunca sınırlandırılması gerekiyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">HATA: KALIN VE KOYU RENKLİ GİYSİLER TERCİH ETMEK</span></strong></p>

<p>Yaz aylarında koyu renkli ve kalın kıyafetler tercih etmek vücut ısısının daha fazla yükselmesine neden olabiliyor. Oysa sıcak havalarda vücudumuz, normal ısı dengesini koruyabilmek için zaten yoğun bir çaba harcarken yanlış kıyafet seçimi bu yükü daha da artırarak kalbin daha fazla çalışmasına yol açabiliyor.</p>

<p>Doğrusu: Yaz aylarında hafif, bol, pamuklu ve açık renkli kıyafetler tercih edilmeli. Açık renkler güneş ışınlarını daha az absorbe ederken, pamuklu ve nefes alabilen kumaşlar vücut ısısının daha kolay dengelenmesine yardımcı oluyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">HATA: ÖĞLE SAATLERİNDE DENİZE GİRMEK VE YOĞUN EGZERSİZ YAPMAK</span></strong></p>

<p>Güneş ışınlarının yeryüzüne en dik geldiği 11.00-16.00 saatleri arasında denize girmenin veya plaj voleybolu, plaj futbolu gibi yoğun fiziksel aktivitelerde bulunmanın vücut ısısını daha da artırdığı uyarısında bulunan Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Erdal, şu ifadeleri kullandı:&nbsp;“Sıcak havalarda zaten ısı dengesini korumak için daha fazla çalışan kalp, bu saatlerde yapılan egzersizle çok daha fazla zorlanabilir. Özellikle kalp ve damar hastalığı bulunan kişiler için bu durum ciddi risk oluşturabilir.”</p>

<p>Doğrusu: Deniz ve yüzme için sabah erken saatler veya güneşin etkisini kaybetmeye başladığı akşam saatleri tercih edilmeli. Düzenli egzersiz yapan kişiler yürüyüş, koşu veya diğer spor aktiviteleri günün serin saatlerinde planlamalı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">HATA: YAZ AYLARINDA İLAÇ DOZLARINI DEĞİŞTİRMEMEK</span></strong></p>

<p>Yaz aylarında sıcak havanın etkisiyle tansiyonun doğal olarak düşme eğilimi gösterdiğine dikkat çeken Doç. Dr. Emrah Erdal, şu uyarılarda bulundu: “Özellikle hipertansiyon, kalp yetmezliği ve kronik böbrek hastalığı olan kişilerde kullanılan tansiyon ve idrar söktürücü ilaçlar bu düşüşü daha da belirgin hale getirebilir. Bu durum halsizlik, baş dönmesi, bayılma ve elektrolit dengesizlikleri gibi önemli sorunlara yol açabilir.”</p>

<p>Doğrusu: Yaz aylarına girerken özellikle hipertansiyon, kalp yetmezliği ve kronik böbrek hastalığı nedeniyle ilaç kullanan hastalar, tedavilerinin gözden geçirilmesi için hekimlerine başvurmalı ve gerekli görülürse ilaç dozları doktor tarafından yeniden düzenlenmeli. Ancak ilaçların dozu hiçbir zaman hekime danışmadan azaltılmamalı veya tedavi kesilmemeli.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">HATA: YAĞLI VE AĞIR YEMEKLER TÜKETMEK</span></strong></p>

<p>Yaz aylarında ağır, yağlı ve yüksek kalorili öğünlerin sindirim sistemi kadar kalbi de zorladığını belirtilen Doç. Dr. Emrah Erdal, şunları kaydetti:&nbsp;“Hamur işleri, kızartmalar, yağlı etler ile aşırı tuzlu ve baharatlı yiyecekler, vücudun metabolik yükünü artırırken kalbin daha fazla çalışmasına neden olabilir. Özellikle sıcak havaların etkisiyle artan sıvı kaybı da eklendiğinde, bu beslenme alışkanlıkları kalp ve damar hastalığı bulunan kişiler için önemli risk oluşturabilir.”</p>

<p>Doğrusu: Yaz aylarında taze sebze ve meyveler, zeytinyağlı yemekler, soğuk çorbalar ve sindirimi kolay besinler tercih edilmeli. Az yağlı peynirler ve taze balık gibi sağlıklı protein kaynakları tüketilmeli; et seçiminde ise kızartma yerine haşlama veya ızgara yöntemleri tercih edilmeli. Hafif ve dengeli beslenmek, sıcak havalarda hem vücudun hem de kalbin üzerindeki yükün azalmasına katkıda bulunur.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 15:17:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/havadaki-her-bes-derecelik-isi-artisi-kalp-krizi-riskini-yuzde-bes-artiriyor-1785847170.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ağustos Sıcaklarında Sağlıklı Kalmak İçin 10 Önemli Öneri</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/agustos-sicaklarinda-saglikli-kalmak-icin-10-onemli-oneri-117492</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/agustos-sicaklarinda-saglikli-kalmak-icin-10-onemli-oneri-117492</guid>
                <description><![CDATA[Yaz sıcakları her yıl daha uzun sürüyor, etkisi ise daha sert hissediliyor. Ağustos ayında daha da artan aşırı sıcaklar; bireylerin yaşam konforunu azaltmanın yanı sıra sıcak çarpmasından kalp ve böbrek sorunlarına kadar ciddi sağlık risklerini de beraberinde getirebiliyor. Özellikle yaşlılar, çocuklar, kronik hastalığı bulunanlar ve açık alanda çalışanlar için tehlike oluşturan bu dönemde alınacak basit ancak etkili önlemler, sağlığı korumada kritik rol oynuyor. Memorial Göztepe Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Yasin Bakcan, yaz aylarını güvenli ve sağlıklı geçirmek için dikkat edilmesi gereken 10 önemli öneriyi sıraladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>1. Günün en sıcak saatlerinde dışarı çıkmayın</strong></span></p>

<p>Yaz aylarında güneş ışınlarının en dik açıyla geldiği 11.00-16.00 saatleri, sıcaklığın en yoğun hissedildiği zaman dilimidir. Mümkünse bu saatlerde dışarı çıkılmamalıdır. Dışarı çıkılması gerekiyorsa gölgede kalınmalı, ağır fiziksel aktivitelerden kaçınılmalı, açık renkli ve bol kıyafetler tercih edilmeli, şapka kullanılmalıdır. Park halindeki araçlarda çocuklar, yaşlılar veya evcil hayvanlar hiçbir koşulda bırakılmamalıdır.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>2. Susamayı beklemeyin, gün boyu düzenli su tüketin</strong></span></p>

<p>Sıcak havalarda sıvı ihtiyacı belirgin şekilde artar. Günlük su tüketimi kişinin yaşı, kilosu ve sağlık durumuna göre değişmekle birlikte, kilogram başına en az 30 ml olmalı; çoğu yetişkin için bu miktar yaklaşık 3 litreye kadar çıkabilmektedir. Su tek seferde değil, gün içine yayılarak tüketilmelidir. Susamayı beklemek ise vücudun sıvı kaybetmeye başladığının önemli bir göstergesidir.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>3. Sıcak çarpmasının belirtilerini ve sonuçlarını bilin</strong></span></p>

<p>Sıcak çarpması, yaz aylarının en ciddi sağlık sorunlarından biridir. Şiddetli baş ağrısı, baş dönmesi, bilinç bulanıklığı, davranış değişiklikleri, aşırı halsizlik, ağız kuruluğu, terlemenin azalması ve vücut sıcaklığının 40 derecenin üzerine çıkması en önemli belirtiler arasındadır. İlk soğutma uygulamalarına rağmen belirtiler düzelmiyor ya da bilinç değişikliği gelişiyorsa vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Aşırı sıcağa maruz kalınması sonucunda ısı krampları, ısı yorgunluğu, ısı senkopu, rabdomiyoliz ve ısıya bağlı döküntüler gibi hastalıkların yanı sıra; kalp, dolaşım, solunum, böbrek ve sinir sistemini etkileyen sağlık sorunları, psikiyatrik etkiler ve uyku bozuklukları da görülebilir. Duruma erken müdahale edilmediğinde çoklu organ yetmezliği gibi hayati risk oluşturan ciddi tabloların gelişebileceği unutulmamalıdır.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>4. Yaz aylarında beslenmenizi hafifletin</strong></span></p>

<p>Ağır, yağlı ve kızartılmış yiyecekler yerine sindirimi kolay besinler tercih edilmelidir. Kahvaltıda az yağlı peynirler, taze sebzeler ve zeytin; ana öğünlerde ise ızgara veya haşlama yöntemleriyle hazırlanmış yemekler tüketilmelidir. Sebze ve meyveler vitamin ve mineral ihtiyacının karşılanmasına yardımcı olurken, şerbetli tatlılar yerine sütlü veya meyveli tatlılar tercih edilmelidir. Uzun süre aç kalınmasına neden olan şok diyetlerden de kaçınılmalıdır.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>5. İçecek seçiminizi dikkatli yapın</strong></span></p>

<p>Çay, kahve ve gazlı içecekler günlük su ihtiyacını karşılamaz. Aşırı tüketildiklerinde sıvı dengesini olumsuz etkileyebilir. Yaz aylarında suyun yanı sıra ayran, süt, sade maden suyu ve şekersiz komposto gibi içecekler daha doğru seçeneklerdir. Gün boyu yeterli miktarda sıvı alınmasına dikkat edilmeli; özellikle idrar söktürücü etkisi bulunan alkol ve kafeinli içeceklerin tüketimi sınırlandırılmalıdır.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>6. Kronik hastalığınız varsa sıcaklara karşı daha dikkatli olun</strong></span></p>

<p>Hipertansiyon, diyabet, kalp ve böbrek hastaları sıcak havalardan daha fazla etkilenebilir. Bu nedenle serin ortamlarda bulunmaları, düzenli sıvı tüketmeleri ve güneşin en yoğun olduğu saatlerde dışarı çıkmamaları önem taşır. İlaç dozlarında veya kullanım saatlerinde değişiklik yapılması gerekiyorsa mutlaka hekim görüşü alınmalıdır.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>7. Klimayı doğru kullanın</strong></span></p>

<p>Klimalar doğru kullanıldığında sıcak havaların olumsuz etkilerini azaltır. Ancak filtrelerinin düzenli olarak temizlenmesi ve ortam sıcaklığının dış ortamla aşırı fark oluşturmayacak şekilde, yaklaşık 23 derecede tutulması gerekir. Ani sıcaklık değişimleri çeşitli sağlık sorunlarına neden olabilir.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>8. Halsizlik ve baş ağrısını hafife almayın</strong></span></p>

<p>Yaz aylarında görülen halsizlik, baş ağrısı ve tansiyon düşüklüğü çoğu zaman sıvı ve elektrolit kaybından kaynaklanır. Ancak yeterli sıvı alımına rağmen bu şikâyetler devam ediyor ya da göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, bilinç bulanıklığı, bulantı ve kusma gibi belirtiler eşlik ediyorsa mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>9. Sıcak çarpmasında ilk müdahaleyi öğrenin</strong></span></p>

<p>Sıcak çarpması yaşayan kişi derhal serin bir ortama alınmalı, üzerindeki fazla kıyafetler çıkarılmalı ve üzerine ılık su uygulanarak buharlaşma yoluyla soğutulmalıdır. Bilinci açıksa su verilebilir. Ancak bilinci kapalı kişilere ağızdan sıvı verilmemeli; kolonya dökmek veya buz gibi suyla ani soğutma uygulamak gibi yanlış yöntemlerden kaçınılmalıdır. Eş zamanlı olarak acil sağlık desteği istenmelidir.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>10. Çocukları sıcak havalarda daha yakından takip edin</strong></span></p>

<p>Çocuklar, sıvı kaybından yetişkinlere göre daha hızlı etkilenebilir. Bu nedenle günün en sıcak saatlerinde dışarıda kalmamaları, sık sık su içmeleri, ince ve açık renkli kıyafetler giymeleri ve şapka kullanmaları sağlanmalıdır. Ayrıca oyun sırasında düzenli dinlenme molaları vermeleri teşvik edilmelidir. Şekerli ve gazlı içecekler yerine su tüketmeleri konusunda desteklenmeleri büyük önem taşır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 14:12:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/agustos-sicaklarinda-saglikli-kalmak-icin-10-onemli-oneri-1785755621.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hekimsen Malatya İl Başkanlığı Koltuğuna Dr. Kadir Uçkaç Oturdu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/hekimsen-malatya-il-baskanligi-koltuguna-dr-kadir-uckac-oturdu-117485</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/hekimsen-malatya-il-baskanligi-koltuguna-dr-kadir-uckac-oturdu-117485</guid>
                <description><![CDATA[HEKİMSEN Malatya 2. Seçimli Genel Kongresi'nde dört adayın yarıştığı seçimde, üyelerin çoğunluğunun oyunu alan Dr. Kadir Uçkaç il başkanlığına seçildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>HEKİMSEN’in 2 Ağustos 2026 tarihinde gerçekleştirilen Malatya 2. Seçimli Genel Kongresi, demokratik bir ortamda tamamlandı. Dört hekimin aday olduğu seçimde, Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniği’nde görev yapan Dr. Kadir Uçkaç, üyelerin büyük çoğunluğunun desteğini alarak HEKİMSEN Malatya İl Başkanı oldu.</p>

<p>Seçim süreci, Sandık Kurulu Başkanı Av. Nurullah Atalan, Sayım Memuru Dr. İbrahim Güney, Yazman Dr. Mehmet Kutlu ile HEKİMSEN Strateji ve Teşkilatlanmadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Dr. Abdurrahman Akgül’ün yer aldığı heyetin gözetiminde gerçekleştirildi.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>TÜM MESLEKTAŞLARIMIZIN TEMSİLCİSİ OLACAĞIM</strong></span></p>

<p>Seçim sonrası açıklamalarda bulunan HEKİMSEN Malatya İl Başkanı Dr. Kadir Uçkaç, kendisine destek veren tüm meslektaşlarına teşekkür ederek, oy veren ya da vermeyen tüm hekimlerin temsilcisi olacağını söyledi.</p>

<p>Uçkaç, “Bu seçim yalnızca şahsıma verilen bir destek değil, birlik, dayanışma ve ortak akla duyulan inancın güçlü bir göstergesidir. Malatya’daki tüm hekimlerimizin sesi olmak ve sorunlarını ilgili mercilere güçlü şekilde taşımak için çalışacağız.” dedi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202608031015-fdee0c95-6300-436b-bb5b-0d2b07aa7a39.jpeg" /></p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>BİRLEŞTİRİCİ SENDİKAL ANLAYIŞ</strong></span></p>

<p>Yeni dönemde ayrıştırıcı değil birleştirici bir sendikal anlayışla hareket edeceklerini belirten Uçkaç, hekimlerin çalışma koşullarının iyileştirilmesi, mesleki saygınlığın korunması ve güvenli çalışma ortamlarının oluşturulmasının öncelikleri arasında yer aldığını ifade etti.</p>

<p>Hekimlerin huzurlu çalışma ortamına kavuşmasının sağlık hizmetlerinin kalitesine de doğrudan katkı sağlayacağını vurgulayan Uçkaç, “Güçlü hekim, güçlü sağlık sistemi; güçlü sağlık sistemi ise güçlü toplum demektir.” ifadelerini kullandı.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>ULAŞILABİLİR YÖNETİM VURGUSU</strong></span></p>

<p>Yeni dönemde ulaşılabilir, katılımcı ve çözüm odaklı bir yönetim anlayışı benimseyeceklerini belirten Uçkaç, Malatya’daki tüm hekimlerin görüş ve önerilerine açık bir il başkanlığı oluşturacaklarını kaydetti.</p>

<p>HEKİMSEN Malatya İl Başkanlığı’nın önümüzdeki süreçte hekimlerin mesleki, özlük ve sosyal haklarının geliştirilmesine yönelik çalışmalar yürütmesi, ilgili kurumlarla etkin iletişim kurması ve hekim dayanışmasını güçlendirecek projelere öncelik vermesi hedefleniyor.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202608031015-f5d25e18-5fea-4d0b-9e22-b73a01d54b77.jpeg" style="height:800px; width:600px" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202608031015-94f133b6-68fb-424b-8f72-ed8af3ae176a.jpeg" style="height:600px; width:800px" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202608031015-94dc13fc-1433-4e28-9210-93db83176fb7.jpeg" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202608031015-3be0e90e-a8d8-42d2-a826-dda0b23e9ed4.jpeg" style="height:800px; width:600px" /></p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 10:59:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/hekimsen-malatya-il-baskanligi-koltuguna-dr-kadir-uckac-oturdu-1785744912.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>84 Yaşındaki İ.H.D. İçin Hava Ambulansı Seferber Oldu Tedavisi Malatya&#039;da Sürüyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/84-yasindaki-ihd-icin-hava-ambulansi-seferber-oldu-tedavisi-malatyada-suruyor-117462</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/84-yasindaki-ihd-icin-hava-ambulansi-seferber-oldu-tedavisi-malatyada-suruyor-117462</guid>
                <description><![CDATA[Malatya'nın Darende ilçesinde kalp krizi şüphesiyle rahatsızlanan 84 yaşındaki İ.H.D., ilk müdahalesinin ardından Sağlık Bakanlığına bağlı hava ambulansıyla Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edilerek tedavi altına alındı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya'nın Darende ilçesinde yaşayan 84 yaşındaki İ.H.D. isimli erkek hasta, ani gelişen rahatsızlığı üzerine kalp krizi şüphesiyle sağlık ekiplerine başvurdu. Bölgedeki sağlık personeli tarafından hastaya olay yerinde ilk müdahale yapıldı.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>HAVA AMBULANSIYLA MALATYA'YA NAKLEDİLDİ</strong></span></p>

<p>Yapılan ilk değerlendirmelerin ardından hastanın ileri tetkik ve tedavilerinin daha donanımlı bir merkezde sürdürülmesine karar verildi. Sağlık Bakanlığına bağlı hava ambulansı devreye sokularak İ.H.D., kısa süre içerisinde Darende'den alınarak Malatya'ya getirildi.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>TEDAVİ ALTINA ALINDI</strong></span></p>

<p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne nakledilen 84 yaşındaki İ.H.D., hastanenin ilgili servisinde tedavi altına alındı. Sağlık yetkilileri, hava ambulanslarının özellikle kritik durumdaki hastaların en kısa sürede uygun sağlık merkezlerine ulaştırılmasında hayati bir rol üstlendiğini vurguladı.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202608011245-img-3582.jpeg" style="height:450px; width:800px" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202608011245-img-3581.jpeg" style="height:450px; width:800px" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202608011245-img-3580.jpeg" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202608011245-img-3578.jpeg" /></p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 02 Aug 2026 10:56:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/84-yasindaki-ihd-icin-hava-ambulansi-seferber-oldu-tedavisi-malatyada-suruyor-1785657979.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlık-Sen’den Bakanlığa Çağrı: &quot;Geçici Görevlendirmeyi İptal Etmeyin, Kadro Nakli Yapın&quot;</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/saglik-senden-bakanliga-cagri-gecici-gorevlendirmeyi-iptal-etmeyin-kadro-nakli-yapin-117391</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/saglik-senden-bakanliga-cagri-gecici-gorevlendirmeyi-iptal-etmeyin-kadro-nakli-yapin-117391</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık-Sen Malatya Şube Başkanı A. Hasan Ulutaş, Sağlık Bakanlığı'nın geçici görevlendirme düzenlemesinin mağduriyet yaratabileceğini belirterek, görevlendirmelerin iptal edilmesi yerine kadro nakillerinin yapılmasını talep etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı tarafından illere gönderilen yeni düzenleme sonrasında Sağlık-Sen Malatya Şube Başkanı A. Hasan Ulutaş yazılı bir açıklama yaparak sağlık çalışanlarının mağdur edilmemesi çağrısında bulundu. Bakanlık tarafından yayımlanan resmi yazıda, geçici görevlendirmelerin en fazla 6 ay süreyle uygulanacağı, standart kadro yapısı bulunmayan hizmet birimlerine ise ekip planlaması üzerinden geçici görevlendirme yapılamayacağı bildirildi.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>MEVCUT GÖREVLENDİRMELERİN SONA ERDİRİLMESİ SORUN YOL AÇAR</strong></span></p>

<p>Düzenlemeyi değerlendiren A. Hasan Ulutaş, Malatya başta olmak üzere birçok ilde sağlık çalışanlarının uzun süredir geçici görevlendirmeyle görev yaptığını ve bu süreçte önemli fedakârlıklar gösterdiğini söyledi. Çalışanların görev yaptıkları kurumlara göre aile düzenlerini kurduğunu, yaşamlarını buna göre planladığını ve hizmet verdikleri birimlere uyum sağladığını ifade eden Ulutaş, mevcut görevlendirmelerin toplu şekilde sona erdirilmesinin hem personel hem de sağlık hizmetlerinin işleyişi açısından ciddi sorunlara yol açabileceğini dile getirdi.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>ÇÖZÜM ÖNERİSİ VE KADRO NAKLİ TALEBİ...</strong></span></p>

<p>Sağlık-Sen Malatya Şubesi olarak çözüm önerilerini de paylaşan Ulutaş, mevcut görevlendirmelerin doğrudan iptal edilmesi yerine Personel Dağılım Cetveli (PDC) standartlarının yeniden düzenlenmesini ve bir defaya mahsus olmak üzere sağlık çalışanlarının fiilen görev yaptıkları hizmet birimlerine kadro nakillerinin gerçekleştirilmesini talep ettiklerini belirtti. Bu uygulamanın hayata geçirilmesiyle hem çalışanların mağduriyet yaşamayacağını hem de sağlık tesislerinde personel planlamasının daha sürdürülebilir hale geleceğini kaydeden Ulutaş, “Sağlık çalışanlarımızın hak, hakkaniyet ve huzuru için sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz” dedi.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 15:34:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/saglik-sen-malatya-sube-baskani-a-hasan-ulutastan-bakanligin-yeni-duzenlemesine-sert-tepki-magduriyetler-kapida-1785328575.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dr. Ömer Furkan Yılmaz Darende’ye Başhekim Oldu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/dr-omer-furkan-yilmaz-darendeye-bashekim-oldu-117369</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/dr-omer-furkan-yilmaz-darendeye-bashekim-oldu-117369</guid>
                <description><![CDATA[Darende Hulusi Efendi Devlet Hastanesi’nin yeni başhekimi Psikiyatri Uzmanı Dr. Ömer Furkan Yılmaz, 28 Temmuz 2026 tarihi itibarıyla görevine resmen başladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Darende Hulusi Efendi Devlet Hastanesi’nde başhekimlik görevine Psikiyatri Uzmanı Dr. Ömer Furkan Yılmaz getirildi. Yılmaz, 28 Temmuz 2026 tarihi itibarıyla yeni görevine başladı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">İLK ORTA VE LİSE EĞİTİMİNİ MALATYA'DA TAMAMLADI</span></strong></p>

<p>18 Nisan 1991 tarihinde Malatya’da dünyaya gelen Dr. Ömer Furkan Yılmaz, ilk, orta ve lise eğitimini Malatya’da tamamladı. Tıp eğitimini İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde alan Yılmaz, uzmanlığını ise İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda tamamladı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MESLEK HAYATINDA KRİTİK GÖREVLER YÜRÜTTÜ</span></strong></p>

<p>Meslek hayatında farklı görevlerde bulunan Yılmaz, 2022-2024 yılları arasında Malatya İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde iş yeri hekimi olarak görev yaptı. 2024-2026 yılları arasında ise Battalgazi Devlet Hastanesi’nde başhekim yardımcılığı görevini yürüttü.</p>

<p>Malatya Yeşilay Şube Başkan Yardımcılığı görevini de sürdüren Dr. Ömer Furkan Yılmaz, 28 Temmuz itibarıyla Darende Hulusi Efendi Devlet Hastanesi Başhekimi olarak görevine başladı.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 17:32:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/dr-omer-furkan-yilmaz-darendeye-bashekim-oldu-1785249307.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya&#039;da Avrupa’yı Geride Bırakan Sağlık Başarısı: 130’uncu Nakil Tamamlandı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-avrupayi-geride-birakan-saglik-basarisi-130uncu-nakil-tamamlandi-117366</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-avrupayi-geride-birakan-saglik-basarisi-130uncu-nakil-tamamlandi-117366</guid>
                <description><![CDATA[İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Çocuk Kemik İliği Nakli Merkezi’nde 9 yılda 130 çocuğa kemik iliği nakli gerçekleştirildi. Merkezin sorumlu hekimi Prof. Dr. Arzu Özşahin Akyay, başarı oranlarının Avrupa ortalamasının üzerinde olduğunu belirterek gönüllü kök hücre bağışının hayati önemine dikkat çekti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’da çocuk hastalara umut olan İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Çocuk Kemik İliği Nakli Merkezi, çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Merkezde 2017 yılında başlayan kemik iliği nakillerinde 130’uncu hastaya ulaşıldı.</p>

<p>İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Çocuk Hematoloji Bilim Dalı Başkanı ve Çocuk Kemik İliği Nakli Sorumlu Hekimi Prof. Dr. Arzu Özşahin Akyay, çocuklarda kemik iliği naklinin özellikle talasemi, lösemi, kemik iliği yetmezlikleri, bağışıklık sistemi ve bazı metabolik hastalıkların tedavisinde önemli bir seçenek olduğunu söyledi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202607281607-whatsapp-image-2026-07-28-at-160349.jpeg" style="height:449px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">EN FAZLA TALASEMİ HASTALARINA NAKİL YAPILIYOR</span></strong></p>

<p>Türkiye’nin Akdeniz kuşağında yer alması nedeniyle merkezlerinde en sık talasemi major, yani ağır Akdeniz anemisi hastalarına nakil uygulandığını belirten Akyay, bunun yanı sıra yüksek riskli veya tekrarlayan lösemiler, kemik iliği yetmezlikleri, bazı lenfomalar, doğuştan bağışıklık sistemi hastalıkları ve metabolik hastalıkların da nakil yapılan hastalık grupları arasında bulunduğunu ifade etti.</p>

<p>Nakil sürecinin öncelikle uygun donör araştırmasıyla başladığını anlatan Akyay, ilk olarak anne, baba ve kardeşlerin tarandığını söyledi. Aile içerisinde uygun donör bulunamaması halinde TÜRKÖK’e başvurulduğunu belirten Akyay, buradan da sonuç alınamaması durumunda dünya doku bankalarında uygun donör arandığını, gerekli durumlarda ise yarı uyumlu aile bireylerinden nakil gerçekleştirilebildiğini kaydetti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">NAKİL SÜRECİ YAKLAŞIK 40-45 GÜN SÜRÜYOR</span></strong></p>

<p>Kemik iliği nakli öncesinde ailelerle ayrıntılı görüşme yaptıklarını belirten Akyay, hastalara yoğun kemoterapi uygulandığını söyledi. Bu tedavinin ardından donörden alınan kök hücrelerin hastaya verildiğini ifade eden Akyay, kök hücrelerin kemik iliğine yerleşmesinin yaklaşık 2-3 hafta sürdüğünü, herhangi bir sorun yaşanmaması halinde hastaların ortalama 40-45 gün içerisinde taburcu edildiğini belirtti.</p>

<p>Taburculuk sonrasında da sürecin bitmediğini vurgulayan Akyay, hastaların enfeksiyonlardan korunması, hijyen ve beslenme kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Hastaların yaklaşık 2 yıl boyunca yakından takip edildiğini kaydetti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">TALASEMİDE BAŞARI ORANI YÜZDE 100</span></strong></p>

<p>Çocuklarda kemik iliği naklinin günümüzde oldukça başarılı sonuçlar verdiğini belirten Prof. Dr. Akyay, başarı oranlarının hastalığın türüne göre değiştiğini ifade etti. Akyay, ağır talasemi hastalarında başarı oranlarının yüzde 100’e ulaştığını, lösemilerde hastalığın tekrarlama ihtimali nedeniyle bu oranın yüzde 70-80 civarında olduğunu, aplastik anemilerde ise yüzde 90’ın üzerinde başarı sağlandığını söyledi. Türkiye’nin çocuk kemik iliği naklinde Avrupa’da önemli bir konumda bulunduğunu belirten Akyay, ülke genelinde 50’ye yakın çocuk kemik iliği nakil merkezi bulunduğunu ifade etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MALATYA’DA 9 YILDA 130 NAKİL</span></strong></p>

<p>Turgut Özal Tıp Merkezi Çocuk Kemik İliği Nakli Merkezi’nin 2017 yılında hizmet vermeye başladığını hatırlatan Akyay, yaklaşık 9 yıllık süreçte 130 nakil gerçekleştirdiklerini söyledi. Merkezin başarı oranlarının Avrupa’daki çocuk kemik iliği nakillerinin üzerinde olduğunu belirten Akyay, Malatya’nın özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri açısından önemli bir sağlık merkezi konumunda bulunduğunu ifade etti. Prof. Dr. Akyay, "Kayseri’nin doğusunda ilk çocuk kemik iliği nakil merkezi Malatya’da açıldı" diyerek merkezin bölgesel önemine dikkat çekti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">130’UNCU NAKİL 3 YAŞINDAKİ KARDEŞİNDEN ALINDI</span></strong></p>

<p>Merkezde gerçekleştirilen 130’uncu naklin ağır Akdeniz anemisi bulunan bir çocuk hastaya yapıldığını aktaran Akyay, kök hücrelerin hastanın 3 yaşındaki kardeşinden alındığını belirtti. Hastanın sağlık durumunun iyi olduğunu ifade eden Akyay, tedavinin olumlu şekilde ilerlemesini ve hastanın şifa ile taburcu edilmesini beklediklerini söyledi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">GÖNÜLLÜ DONÖR OLMAK HAYAT KURTARIR</span></strong></p>

<p>Kök hücre bağışının hayati önem taşıdığına dikkat çeken Prof. Dr. Arzu Özşahin Akyay, doğum oranlarının azalmasıyla birlikte ailelerdeki kardeş sayısının da azaldığını ve bunun uygun donör bulma ihtimalini düşürdüğünü belirtti. Anne ve babaların tam uyumlu donör olma ihtimalinin yaklaşık yüzde 2, kardeşlerde ise yüzde 25-30 civarında olduğunu belirten Akyay, bu nedenle gönüllü kök hücre bağışçılarının sayısının artırılması gerektiğini söyledi. Kendisinin de gönüllü kök hücre bağışçısı olduğunu belirten Akyay, bir hasta ile eşleşme gerçekleştiğinde bağıştan vazgeçilmemesi gerektiğini vurguladı. Akyay, kök hücre bağışının kişinin bir organını kaybetmesine neden olmadığını, bağışlanan kök hücrelerin kısa sürede yeniden yerine geldiğini belirterek vatandaşları gönüllü kök hücre bağışçısı olmaya davet etti.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 16:23:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/malatyada-avrupayi-geride-birakan-saglik-basarisi-130uncu-nakil-tamamlandi-1785246531.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kenan Karateke Güven Tazeledi! Malatya Şube Başkanlığına Yeniden Seçildi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/kenan-karateke-guven-tazeledi-malatya-sube-baskanligina-yeniden-secildi-117355</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/kenan-karateke-guven-tazeledi-malatya-sube-baskanligina-yeniden-secildi-117355</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye Sağlık-İş Malatya Şubesi'nin 2. Olağan Genel Kurulu'nda mevcut başkan Kenan Karateke, delegelerin tamamının oymalarını alarak yeniden başkanlığa seçildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Sağlık ve Sosyal Hizmet İşçileri Sendikası Malatya Şubesi'nin 2. Olağan Genel Kurulu, sendika üyeleri ve davetlilerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Genel kurulda mevcut başkan Kenan Karateke, delegelerin tam desteğini alarak yeniden şube başkanlığı görevine seçildi.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>TEK LİSTEYLE SEÇİME GİDİLDİ</strong></span></p>

<p>Tek listeyle gidilen seçimde, toplam 150 delegeden 105'i oy kullandı. Kullanılan oylardan 1'i geçersiz sayılırken, geçerli 104 oyun tamamını alan Kenan Karateke, ikinci kez Türkiye Sağlık-İş Malatya Şube Başkanlığı görevine getirildi.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>PROTOKOL VE DAVETLİLER KATILDI</strong></span></p>

<p>Genel kurula Türkiye Sağlık-İş Sendikası Genel Başkanı Hakan Toy, Genel Merkez Yönetim Kurulu üyeleri Süleyman Turgut ve Recep Kaplan, Elazığ Şube Başkanı Fırat Kaya'nın yanı sıra Türk-İş Malatya İl Temsilcisi ve Koop-İş Sendikası Malatya Şube Başkanı Necdet Durak ile Türk-İş'e bağlı sendikaların şube başkanları katıldı.</p>

<p>Programa ayrıca MHP Malatya İl Başkan Yardımcısı Hikmet Kazgan, AK Parti Yeşilyurt İlçe Başkan Yardımcısı Necmettin Aysan, Yeşilyurt Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Cüroğlu ile çok sayıda davetli iştirak etti.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>KENAN KARATEKE'DEN TEŞEKKÜR KONUŞMASI</strong></span></p>

<p>Seçimin ardından konuşan Karateke, "Kendisine destek veren tüm delegelere teşekkür ederek, sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının haklarını korumak ve geliştirmek adına aynı kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz." dedi.</p>

<p>Genel kurul, tebriklerin kabul edilmesi ve toplu aile fotoğrafının çekilmesinin ardından sona erdi.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 10:55:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/kenan-karateke-guven-tazeledi-ve-malatya-sube-baskanligina-yeniden-secildi-1785225457.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Turgut Özal Tıp Merkezinde Sağlık Çalışanlarının Artan İş Yükü ve Düşük Teşvik Ödemeleri Masaya Yatırıldı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/turgut-ozal-tip-merkezinde-saglik-calisanlarinin-artan-is-yuku-ve-dusuk-tesvik-odemeleri-masaya-yatirildi-117341</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/turgut-ozal-tip-merkezinde-saglik-calisanlarinin-artan-is-yuku-ve-dusuk-tesvik-odemeleri-masaya-yatirildi-117341</guid>
                <description><![CDATA[Turgut Özal Tıp Merkezindeki sağlık çalışanlarının yaşadığı personel yetersizliği, düşük teşvik ödemeleri ve fazla mesai sorunları Sağlık-Sen tarafından Başhekim Prof. Dr. Erol Karaaslan'a iletildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Turgut Özal Tıp Merkezinde görev yapan sağlık çalışanlarının artan iş yükü, hemşire yetersizliği, düşük teşvik ödemeleri ve fazla mesai sorunları resmi olarak gündeme taşındı. Sağlık-Sen Malatya Şube Başkanı Hasan Ulutaş ve beraberindeki heyet, sahadaki sıkıntıları doğrudan TÖTM Başhekimi Prof. Dr. Erol Karaaslan ile paylaşarak çözüm talebinde bulundu.</p>

<p>Görüşmenin ana gündem maddesini hastanedeki yoğun çalışma koşulları ve derinleşen personel eksikliği oluşturdu. Özellikle hemşire sayısındaki yetersizliğin mevcut personelin omzundaki yükü katbekat artırdığı vurgulandı.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>EKONOMİK HAKLAR VE FAZLA MESAYİ SORUNLARI GÖRÜŞÜLDÜ</strong></span></p>

<p>Çalışanların ekonomik haklarına yönelik şikâyetler de başhekimlik masasındaydı. Teşvik ödemelerinin yetersiz kalması ve emeklerinin karşılığını alamadıklarını düşünen sağlık personellerinin durumu Başhekim Karaaslan'a aktarıldı.</p>

<p>Bunun yanı sıra fazla mesailerin ücret yerine izin olarak kullandırılmasında yaşanan aksaklıklar, genel izin süreçlerindeki sıkıntılar ve aylık çalışma listelerindeki planlama hataları da masaya yatırılan diğer kritik başlıklar arasında yer aldı. Ayrıca hastane personelinin muayene süreçlerinde yaşadığı zorluklar nedeniyle öncelik tanınması talep edildi.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>BAŞHEKİM KARAASLAN VE BAŞKAN ULUTAŞ'TAN AÇIKLAMALAR</strong></span></p>

<p>TÖTM Başhekimi Prof. Dr. Erol Karaaslan, sağlık çalışanlarının ilettiği sorunların ilgili idari birimler tarafından değerlendirileceğini belirterek şu ifadeleri kullandı: "Mevcut personel planlaması kapsamında hizmetlerin aksamaması ve çalışanların üzerindeki iş yükünün azaltılması amacıyla gerekli çalışmalar yürütülüyor, ilave personel ihtiyacı ise ilgili mercilere düzenli olarak bildiriliyor."</p>

<p>Görüşmenin ardından açıklamalarda bulunan Sağlık-Sen Malatya Şube Başkanı Hasan Ulutaş ise sürecin takipçisi olacaklarını vurgulayarak şunları kaydetti: "Personel yetersizliği, iş yükü, mali haklar, fazla mesai, izinler ve çalışma düzenine ilişkin sorunlar sağlık hizmetlerinin kalitesi ve çalışanların çalışma koşulları açısından önem taşıyor. Sağlık çalışanlarının taleplerinin karşılanması için kurumlarla görüşmelerimizi sürdüreceğiz."</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 16:31:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/turgut-ozal-tip-merkezinde-saglik-calisanlarinin-artan-is-yuku-ve-dusuk-tesvik-odemeleri-masaya-yatirildi-1785159236.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya&#039;da 19 Yaşındaki Genç Elektrik Voltajı Düşük Olduğu İçin Hayata Jeneratörle Tutunuyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-19-yasindaki-genc-elektrik-voltaji-dusuk-oldugu-icin-hayata-jeneratorle-tutunuyor-117340</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-19-yasindaki-genc-elektrik-voltaji-dusuk-oldugu-icin-hayata-jeneratorle-tutunuyor-117340</guid>
                <description><![CDATA[Malatya'nın Akçadağ ilçesine bağlı Kepez Mahallesi'nde iki yıldır solunum cihazına bağlı yaşayan 19 yaşındaki genç, düşük voltaj ve bozuk altyapı nedeniyle cihazını çalıştırabilmek için jeneratöre mahkûm bir yaşam sürüyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya'nın Akçadağ ilçesine bağlı Kepez Mahallesi'nde yaşanan elektrik problemleri artık sıradan bir altyapı sıkıntısı olmaktan çıktı. Bölgede iki yıldır solunum cihazına bağlı olarak yaşayan 19 yaşındaki bir genç, şebekedeki düşük voltaj nedeniyle hayati önem taşıyan cihazını çalıştıramıyor.</p>

<p>Eski ve bakımsız elektrik direkleri ile kapısı olmayan tehlikeli panoların yer aldığı mahallede, aile aylardır süren sorunlara kalıcı bir çözüm bulunmasını bekliyor.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>JENERATÖRE BAĞLI BİR YAŞAM MÜCADELESİ</strong></span></p>

<p>Yetkililere iletilen sorunlardan sonuç alınamaması üzerine aile, çareyi evine jeneratör kurmakta buldu. Normal şartlarda kesintisiz olması gereken elektrik hizmeti sağlanamadığı için, gencin hayatta kalması tamamen jeneratörün çalışmasına endekslendi.</p>

<p>Vatandaşların iddiasına göre bölgedeki düşük voltaj sıkıntısı defalarca dile getirilmesine rağmen ilgili elektrik dağıtım şirketi Fırat EDAŞ tarafından herhangi bir kalıcı adım atılmadı.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>YETKİLİLERDEN ACİL ÇÖZÜM BEKLENİYOR</strong></span></p>

<p>Solunum cihazına bağlı bir hasta için elektrik kesintileri ve düşük voltajın doğrudan hayati risk anlamına geldiğini belirten aile, seslerini duyurabilmek için durumu cep telefonu kamerasıyla kaydetti.</p>

<p>Büyük bir ayrıcalık istemeyen ve yalnızca hayati cihazın güvenle çalışacağı bir altyapı talep eden aile, ertelenemez olan bu duruma yetkililerin bir an önce müdahale etmesini istiyor.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 16:13:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/malatyada-19-yasindaki-genc-elektrik-voltaji-dusuk-oldugu-icin-hayata-jeneratorle-tutunuyor-1785158154.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya&#039;da Gerçekleştirilen Organ Nakliyle Dokuz Yaşındaki Yakup Hayata Tutundu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-gerceklestirilen-organ-nakliyle-dokuz-yasindaki-yakup-hayata-tutundu-117313</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-gerceklestirilen-organ-nakliyle-dokuz-yasindaki-yakup-hayata-tutundu-117313</guid>
                <description><![CDATA[Şırnak'tan tedavi için Malatya'ya gelen 9 yaşındaki down sendromlu Yakup Davut Yetik, İstanbul'da yaşamını yitiren gencin bağışlanan böbreğiyle Turgut Özal Tıp Merkezinde gerçekleştirilen ve bir ilk olan operasyonla sağlığına kavuştu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi, organ nakli alanında önemli bir başarıya daha imza attı. Şırnak'ta yaşayan ve böbrek yetmezliği nedeniyle yaklaşık 5 yıldır periton diyaliz tedavisi gören down sendromlu 9 yaşındaki Yakup Davut Yetik, Malatya'da gerçekleştirilen başarılı kadavra böbrek nakliyle yeniden sağlığına kavuştu. Yakup için uygun organ, İstanbul'da yaşamını yitiren 17 yaşındaki bir gencin ailesinin yaptığı organ bağışıyla temin edildi. İstanbul, Şırnak, Diyarbakır ve Malatya arasında yürütülen koordinasyonun ardından 25 Haziran'da gerçekleştirilen operasyon başarıyla tamamlandı.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>PROF. DR. TURGUT PİŞKİN'DEN AÇIKLAMALAR</strong></span></p>

<p>Turgut Özal Tıp Merkezi Böbrek Nakli Sorumlusu Prof. Dr. Turgut Pişkin, Yakup'un gerekli değerlendirmelerin ardından Sağlık Bakanlığı'nın kadavra bekleme listesine alındığını belirtti. Yakup'un özel gereksinimli bir birey olması nedeniyle ameliyat sonrası süreçle ilgili bazı endişeler taşıdıklarını dile getiren Pişkin, "İlaçlarını düzenli kullanır mı, kontrollerine uyum sağlar mı gibi kaygılarımız vardı. Ancak Yakup bunların hepsini örnek olacak şekilde yerine getirdi. Bu sürecin asıl kahramanı Yakup'tur. Ailesi de her aşamada bize büyük destek verdi" dedi.</p>

<p>Organ bağışının önemine dikkat çeken Pişkin, "Yakup bugün sağlıklı bir şekilde yaşamına devam edebiliyorsa bunun en büyük nedeni organ bağışıdır. Kadavra bağışı sayesinde bir çocuk yeniden hayata tutundu. Organ bağışlayan aile çok büyük bir iyilik yaptı" ifadelerini kullandı. Vatandaşları organ bağışı konusunda duyarlı olmaya davet eden Pişkin, "Bugün bize lazım değil diye düşünmemeliyiz. Yarın hepimizin ya da bir yakınımızın organ nakline ihtiyacı olabilir. Organ bağışı hayat kurtarıyor" diye kaydetti.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202607250951-b631f5cd-f801-43a2-80f6-163026396183.png" style="height:450px; width:800px" /></p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>AİLEDEN DUYGULANDIRAN AÇIKLAMALAR</strong></span></p>

<p>Baba Mehmet Yetik, organ bağışında bulunan aileye teşekkür ederek, "Allah onlardan razı olsun. Evladımız onların sayesinde yeniden hayata tutundu. Memleketime döndüğümde herkesi organ bağışına teşvik edeceğim" dedi.</p>

<p>Anne Kezban Yetik de uzun süre uygun organ beklediklerini belirterek, "Organını bağışlayan aile çocuklarını kaybetti ama bizim için umut oldular. Doktorlarımız ve sağlık çalışanlarımız bize büyük destek verdi. Oğlum artık yürüyüp koşabilecek. Herkes organ bağışı konusunda duyarlı olmalı" diye konuştu.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 13:13:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/malatyada-gerceklestirilen-organ-nakliyle-dokuz-yasindaki-yakup-hayata-tutundu-1785060957.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yaz Aylarında Kas Sağlığını Korumanın 4 Fırsatı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/yaz-aylarinda-kas-sagligini-korumanin-4-firsati-117286</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/yaz-aylarinda-kas-sagligini-korumanin-4-firsati-117286</guid>
                <description><![CDATA[Yaşam süresinin uzamasıyla birlikte sağlıklı yaş alma her zamankinden fazla önem kazanıyor. Ancak ilerleyen yaş, hareketsiz yaşam tarzı, düzensiz beslenme ve bazı kronik hastalıklar nedeniyle kaslar zamanla güç kaybedebiliyor. Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Selami Çakmak, alınacak bazı basit önlemlerin kasları güçlendirmede önemli katkılar sağladığını, yaz aylarının da kas sağlığını desteklemek için çok önemli fırsatlar sunduğunu belirterek “Yaz döneminin doğru değerlendirilmesi halinde kas kaybının önlenmesi ve kasların güçlendirilmesi mümkündür. Açık havada daha fazla hareket etmek, güneş ışığından yararlanmak ve dengeli beslenmek kas sağlığını destekleyen önemli avantajlar sunmaktadır” diyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Selami Çakmak, kasları güçlendirmede 4 önemli yaz fırsatını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle güneş ışınlarının dik gelmediği saatlerde fiziksel aktivitenizi artırın. Düzenli yürüyüş yapmak, yüzmek, bisiklete binmek veya hafif tempolu koşular gerçekleştirmek kasların daha aktif çalışmasını sağlayarak güçlenmelerine katkıda bulunur. Özellikle yaş ilerledikçe ortaya çıkan kas kaybını önlemenin en etkili yollarından biri düzenli hareket etmekten geçer. Uzun süre oturmaksa kasların kullanılmamasına bağlı olarak güç kaybını hızlandırabilir. Bu nedenle gün içinde bol bol hareket etmek, kısa mesafelerde araç yerine yürümeyi tercih etmek ve asansör yerine merdiven kullanmak kas sağlığını korumaya yardımcı olur.&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Güneşten mutlaka faydalanın&nbsp;</strong></span></p>

<p>Güneş ışığı vücudun D vitamini üretmesini sağlayan en önemli kaynakların başında gelir. &nbsp;Kasların güçlü çalışabilmesi ve kemiklerin kuvvetlenmesi için D vitamini büyük önem taşır. D vitamini eksikliği; kas güçsüzlüğü, çabuk yorulma, denge problemleri ve düşme riskini artırabilir. Yaz güneşinden uygun saatlerde yararlanmak, vücudun doğal D vitamini üretimini destekler. D vitamini düzeylerinin düzenli olarak kontrol edilmesi ve gerektiğinde hekim önerisiyle destek alınması kas fonksiyonlarının korunmasına katkı sağlar.&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Proteinden zengin ve dengeli beslenin&nbsp;</strong></span></p>

<p>Yaz mevsimi, taze sebze ve meyveler gibi kas sağlığını destekleyen besinlere ulaşmayı kolaylaştıran önemli avantajlar sunar. Yaz sebze ve meyveleri; içeriklerindeki vitaminler, mineraller ve antioksidanlar sayesinde kasların egzersiz sonrası toparlanmasına yardımcı olur. Ayrıca yaz aylarında daha hafif öğünler yapmak dengeli beslenmeyi kolaylaştırır. Ancak kas dokusunun korunması ve yenilenmesi için yalnızca sebze ve meyve tüketmek yeterli değildir. Bu nedenle yumurta, süt ve süt ürünleri, balık, yağsız etler, kuru baklagiller ve kuruyemişler gibi protein kaynaklarını düzenli tüketmek gerekir. Yazın bol su içmek de kasların sağlıklı çalışmasına katkı sağlar.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Hareketsizlik döngüsünü kırın</strong></span></p>

<p>Kasların en büyük düşmanlarından biri hareketsizliktir. Yaz aylarında kışın aksine sosyal aktiviteler, tatiller ve dışarıda geçirilen zamanın artması önemli fırsatlar sunar. Açık havada vakit geçirmek, arkadaşlarla yürüyüş planları yapmak, doğa yürüyüşlerine katılmak, bahçe işleriyle uğraşmak veya düzenli egzersiz programlarına dahil olmak kasların düzenli çalışmasına büyük katkı sağlar. Günlük hareket miktarının artması, yaşla birlikte gelişebilen kas kaybının yavaşlamasına yardımcı olurken, kas gücünün korunmasını ve artırılmasını da destekler.</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 12:37:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/yaz-aylarinda-kas-sagligini-korumanin-4-firsati-1784885904.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tatilde Çocukların Göz Sağlığını Tehdit Eden Altı Büyük Gizli Tehlike Nedir?</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/tatilde-cocuklarin-goz-sagligini-tehdit-eden-alti-buyuk-gizli-tehlike-nedir-117258</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/tatilde-cocuklarin-goz-sagligini-tehdit-eden-alti-buyuk-gizli-tehlike-nedir-117258</guid>
                <description><![CDATA[Okulların kapanmasıyla birlikte çocukların artan ekran süreleri ve yaz mevsiminin getirdiği havuz, deniz, klima gibi çevresel faktörler miniklerin göz sağlığını ciddi şekilde tehdit ediyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Emel Çolakoğlu, yaz aylarında çocukların gözlerini bekleyen 6 gizli tehlikeye dikkat çekerek ailelere kritik uyarılarda bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Okulların tatil olmasıyla birlikte çocuklarda telefon, tablet ve bilgisayar başında geçirilen süre artarken, yaz mevsimine özgü çevresel faktörler de göz sağlığı açısından önemli riskler oluşturuyor.</p>

<p>​Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Emel Çolakoğlu konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Çocukların gözleri gelişim sürecinde olduğu için uzun süreli ekran maruziyeti ve çevresel faktörler nedeniyle yaz döneminde göz kuruluğu, kızarıklık, kaşıntı ve alerjik göz şikayetleri daha sık görülüyor. Ayrıca koyu renk camlı gözlüklerin koruma sağladığı şeklinde toplumda yaygın bir inanış var. Oysa güneş gözlüğünün yalnızca koyu renk camlı olması UV koruması sağladığı anlamına gelmiyor” ifadelerini kullandı. Dr. Çolakoğlu, çocuklarda göz sağlığını tehdit eden 6 yaz riskini sıralayarak alınması gereken önlemlere yönelik uyarılarda bulundu.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>​EKRAN SÜRESİNDE ARTIŞ</strong></span></p>

<p>Tatilde çocukların telefon, tablet ve bilgisayar kullanım sürelerinin artması göz yorgunluğu, kuruluk, yanma, batma ve odaklanma problemlerine yol açabiliyor. Bu nedenle ekran süresinin birlikte planlanması, ayrıca çocuklara ekran karşısında her 20 dakikada bir en az 20 saniye boyunca yaklaşık 6 metre uzaklıktaki bir noktaya bakarak gözlerini dinlendirmesi konusunda alışkanlık kazandırılması büyük önem taşıyor.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>​HAVUZ VE DENİZ</strong></span></p>

<p>Havuzdaki klor ve hijyen sorunlarının yanı sıra deniz suyundaki tuz, kum ve mikroorganizmalar gözlerde tahriş, kızarıklık, yanma ve enfeksiyon riskini artırabiliyor. Özellikle havuzda ve mümkünse denizde gözü tam saran koruyucu yüzme gözlüğü kullanılması, gözlerin tahriş edici etkenlerden korunmasına yardımcı oluyor. Havuz veya denizden çıktıktan sonra gözlerin temiz suyla durulanması, kirli ellerle gözlere temas edilmemesi, ortak havlu kullanılmaması ve gözlerin ovuşturulmamasına özen gösterilmesi gerekiyor.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>​KONTAKT LENSLE DENİZ YA DA HAVUZA GİRMEK</strong></span></p>

<p>Kontakt lensler; denizde veya havuzda bulunabilen bakteri, mantar ve diğer mikroorganizmaların lens yüzeyine tutunmasını kolaylaştırarak kornea enfeksiyonu riskini artırabiliyor. Ayrıca klorlu ve tuzlu su, lensin yapısını bozarak gözlerde tahriş, batma ve rahatsızlık hissine yol açabiliyor. Yüzme sırasında kontakt lens kullanılmaması, zorunlu durumlarda ise tek kullanımlık lenslerin tercih edilmesi ve sudan çıktıktan hemen sonra çıkarılarak atılması hayati önem taşıyor.</p>

<p style="text-align:justify">​<span style="color:#2980b9"><strong>GÜNEŞ</strong></span></p>

<p>Güneş ışınlarının zararlı etkilerine değinen Dr. Emel Çolakoğlu, “Yoğun ultraviyole (UV) ışınlarına uzun süre maruz kalmak gözlerde tahriş ve rahatsızlığa yol açarken, korunmasız UV maruziyeti, katarakt başta olmak üzere bazı göz hastalıklarının gelişme riskini artırabiliyor” uyarısında bulundu.</p>

<p>​Çocuğun dışarı çıkarken UV korumalı güneş gözlüğü kullanması, güneşe çıplak gözle bakmaması ve çok güneşli ortamlarda şapka takmasının göz sağlığını korumada önemli rol oynadığını vurgulayan Dr. Çolakoğlu, “Ancak toplumdaki yaygın inanışın aksine güneş gözlüğünün yalnızca koyu renk camlı olması UV koruması sağladığı anlamına gelmez. Bu nedenle UV400 veya yüzde 100 UV koruması sağlayan gözlükler tercih edilmelidir” dedi.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>​YAZ ALERJİLERİ</strong></span></p>

<p>Yaz aylarında polenler, çimenler, toz, küf sporları ve diğer çevresel alerjenler çocuklarda alerjik göz şikayetlerini artırabiliyor. Bu durum gözlerde kaşıntı, kızarıklık, sulanma, batma ve göz kapaklarında şişlik gibi belirtilerle kendini gösterebiliyor. Çocukların gözlerini ovuşturması şikayetlerin şiddetlenmesine ve göz yüzeyine zarar verebileceğine yol açtığı için bu eylemden kesinlikle kaçınılması gerekiyor.</p>

<p>​<span style="color:#2980b9"><strong>KLİMA</strong></span></p>

<p>Klima kullanımının gözler üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çeken Dr. Emel Çolakoğlu sözlerini şöyle tamamladı: “Aşırı sıcakların etkisiyle klimalı ortamlarda uzun süre bulunmak gözyaşı filminin daha hızlı buharlaşmasına neden olup gözlerde kuruluk, batma, yanma, kızarıklık ve yabancı cisim hissi gibi şikayetlere yol açabiliyor. Özellikle klimanın doğrudan yüze veya göze üflemesi bu etkileri artırabiliyor. Bu nedenle klimanın hava akımının doğrudan çocukların yüzüne gelmemesine dikkat edilmeli, çok kuru ortamlardan kaçınılmalı ve çocukların gün boyunca yeterli sıvı tüketmeleri sağlanmalıdır.”</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 13:26:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/tatilde-cocuklarin-goz-sagligini-tehdit-eden-alti-buyuk-gizli-tehlike-nedir-1784802561.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İki Böbreğinde De Kanser Tespit Edilen Hasta Diyalize Girmeden Kurtarıldı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/iki-bobreginde-de-kanser-tespit-edilen-hasta-diyalize-girmeden-kurtarildi-117231</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/iki-bobreginde-de-kanser-tespit-edilen-hasta-diyalize-girmeden-kurtarildi-117231</guid>
                <description><![CDATA[Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde her iki böbreğinde kötü huylu tümör tespit edilen 46 yaşındaki hasta, iki aşamalı böbrek koruyucu ameliyatla diyalize bağımlı kalmaktan kurtularak sağlığına yeniden kavuştu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniği’nde gerçekleştirilen başarılı operasyonlarla, her iki böbreğinde de kanser tespit edilen 46 yaşındaki hasta, organları korunarak sağlığına yeniden kavuştu.</p>

<p>Yan ağrısı şikâyetiyle hastaneye başvuran Ali Yeşil’in yapılan tetkiklerinde her iki böbreğinde de kötü huylu tümör tespit edildi. Tedavi süreci kapsamında ilk olarak sol böbrekte bulunan ileri evredeki kitle açık yöntemle parsiyel nefrektomi (böbreğin sadece tümörlü kısmının çıkarılması) ameliyatıyla çıkarıldı. Yaklaşık bir ay sonra ise sağ böbrekte yer alan kitle, laparoskopik parsiyel nefrektomi yöntemiyle kapalı ameliyatla alındı. Operasyonların ardından hastanın böbrek fonksiyonlarının normal seviyelerde olduğu bildirildi.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>DİYALİZE BAĞIMLI HALE GELMEDEN BÖBREKLER KORUNDU</strong></span></p>

<p>Üroloji Uzmanı Uzm. Dr. Emrah Kızılay, tıp alanındaki gelişmelerle hastaların organ kaybı yaşamasının önüne geçildiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: "Her iki böbreği de koruyarak hastamızın tedavisini tamamladık. Böbrek fonksiyonları normal seviyelerde ve takipleri sağlıklı şekilde devam ediyor."</p>

<p>Kızılay, geçmişte bu tür vakalarda her iki böbreğin tamamen alınmasının gerekebildiğini, bunun da hastaları diyalize bağımlı hale getirdiğini ancak günümüzde uygun hastalarda böbrek koruyucu cerrahilerin başarıyla uygulanabildiğini vurguladı.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>ERKEN TANI HAYAT KURTARIYOR</strong></span></p>

<p>Üroloji Klinik Şefi Uzm. Dr. Mehmet Levent Akbulut ise böbrek kanserinde erken teşhisin tedavide büyük önem taşıdığına dikkat çekerek şöyle konuştu: "Kliniğimizde bu tür ileri cerrahi işlemler başarıyla uygulanmaktadır."</p>

<p>Akbulut, uygun hastalarda uygulanan böbrek koruyucu cerrahiler sayesinde hastaların yaşamlarına sağlıklı şekilde devam edebildiğini belirtti. Yan ağrısı, sigara kullanımı ve hipertansiyon gibi risk faktörlerine sahip kişilerin düzenli kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini kaydeden Akbulut, gelişen görüntüleme yöntemleri sayesinde böbrek tümörlerinin daha erken evrede tespit edilebildiğini dile getirdi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202607220940-img-2678.jpeg" style="height:534px; width:800px" /></p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>HASTADAN SAĞLIK ÇALIŞANLARINA TEŞEKKÜR</strong></span></p>

<p>Başarılı tedavi sürecinin ardından sağlığına kavuşan Ali Yeşil ise yan ağrısı nedeniyle hastaneye başvurduğunu, yapılan tetkiklerde her iki böbreğinde de tümör tespit edildiğini ifade ederek, başarılı ameliyatlar sayesinde yeniden sağlığına kavuştuğunu söyledi. Yeşil, tedavisinde emeği geçen tüm sağlık çalışanlarına teşekkür etti.<br />
<br />
<strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 22 Jul 2026 10:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/iki-bobreginde-de-kanser-tespit-edilen-hasta-diyalize-girmeden-kurtarildi-1784704144.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlık Sen Malatya Şubesinin Genel Kurulunda Hasan Ulutaş Güven Tazeledi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/saglik-sen-malatya-subesinin-genel-kurulunda-hasan-ulutas-guven-tazeledi-117230</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/saglik-sen-malatya-subesinin-genel-kurulunda-hasan-ulutas-guven-tazeledi-117230</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık-Sen Malatya Şubesi’nin geniş katılıımla gerçekleştirilen 7. Olağan Genel Kurulu’nda mevcut Şube Başkanı Hasan Ulutaş güven tazeleyerek yeniden başkanlığa seçildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık-Sen Malatya Şubesi’nin 7. Olağan Genel Kurulu, Malatya Ramada Otel’de geniş katılımla gerçekleştirildi. Birlik, beraberlik ve sendikal dayanışma mesajlarının ön plana çıktığı genel kurulda, mevcut Şube Başkanı Hasan Ulutaş yeniden göreve seçilerek güven tazeledi.</p>

<p>Genel kurula Sağlık-Sen Genel Başkan Yardımcısı Yasin Barutçu, Memur-Sen Malatya İl Temsilcisi Hüseyin Söylemez, Diyanet-Sen Malatya Şube Başkanı Mehmet Engin, Eğitim-Bir-Sen 2 No’lu Şube Başkanı Aziz Dinçer, Sağlık-Sen Şanlıurfa Şube Başkanı Abdulkadir Yabir, Sağlık-Sen Adıyaman Şube Başkanı Yakup Çelik, Sağlık-Sen Ağrı Şube Başkanı Fevzi Mağal, Sağlık-Sen Elazığ Şube Başkanı Selçuk Kılıç ile çok sayıda davetli ve sendika üyesi katıldı.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>SENDİKAL MÜCADELE BİRLİK İÇİNDE GÜÇLENECEK</strong></span></p>

<p>Genel kurulda konuşan Sağlık-Sen Genel Başkan Yardımcısı Yasin Barutçu, sendikanın bugüne kadar sağlık ve sosyal hizmet çalışanları adına elde ettiği kazanımları anlatarak, önümüzdeki dönemde hayata geçirilecek çalışmalar hakkında bilgi verdi. Barutçu, sendikal mücadelenin birlik ve dayanışma içerisinde daha da güçleneceğini ifade etti.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>ORTAK AKIL VE İSTİŞARE VURGUSU</strong></span></p>

<p>Yeniden Şube Başkanlığına seçilen Hasan Ulutaş ise tüm üyeleri kapsayan, ortak akıl ve istişare kültürünü esas alan bir anlayışla çalışmalarını sürdüreceklerini belirtti. Ulutaş konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Birlik ve beraberlik içerisinde, tüm üyelerimizin görüşlerine değer vererek şubemizi daha ileriye taşımak için var gücümüzle çalışacağız."</p>

<p>Yoğun katılımla gerçekleştirilen genel kurul, iyi dilek ve temennilerin paylaşılmasının ardından çekilen hatıra fotoğrafıyla sona erdi.<br />
&nbsp;</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 22 Jul 2026 09:34:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/saglik-sen-malatya-subesinin-genel-kurulunda-hasan-ulutas-guven-tazeledi-1784702300.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DSÖ Demans Riskini Azaltmanın Yeni Yol Haritasını Açıkladı: Yaşam Tarzı Değişiklikleri Öne Çıkıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/dso-demans-riskini-azaltmanin-yeni-yol-haritasini-acikladi-yasam-tarzi-degisiklikleri-one-cikiyor-117199</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/dso-demans-riskini-azaltmanin-yeni-yol-haritasini-acikladi-yasam-tarzi-degisiklikleri-one-cikiyor-117199</guid>
                <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), demans riskini azaltmaya yönelik güncellenen rehberini yayımladı. 15 Temmuz 2026’da yayınlanan ikinci baskıda fiziksel aktiviteden sosyal yaşama, kronik hastalıkların kontrolünden hava kirliliğine kadar birçok değiştirilebilir risk faktörüne dikkat çekiliyor. Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Aykut Bingöl, demansın kesin bir tedavisinin bulunmadığını hatırlatarak, yaşam boyu sürdürülen koruyucu alışkanlıkların hastalık riskini azaltmada kritik rol oynadığını söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen demans, yaşlanan nüfusla birlikte giderek daha önemli bir halk sağlığı sorunu haline geliyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) güncellediği&nbsp;”Demans Riskinin Azaltılması Rehberi”,&nbsp;hastalığın ortaya çıkma riskini azaltabilecek yaşam tarzı değişikliklerine ilişkin güncel bilimsel kanıtları bir araya getiriyor. Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Nöroloji Uzmanı&nbsp;Prof. Dr. Canan Aykut Bingöl, 2019 yılında yayımlanan ilk rehberin ardından hazırlanan ikinci baskının, son yıllarda elde edilen bilimsel veriler doğrultusunda önemli ölçüde genişletildiğini belirtti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">Demans görülme sıklığının artması bekleniyor</span></strong><br />
Dünya genelinde 2021 yılı itibarıyla yaklaşık&nbsp;57 milyon kişinin demansla yaşadığını,&nbsp;bu kişilerin büyük bölümünün düşük ve orta gelirli ülkelerde bulunduğunu hatırlatan Prof. Dr. Canan Aykut Bingöl, demansı tamamen durduran ya da geriye çeviren kesin bir tedavinin henüz bulunmadığını söyledi.&nbsp;”Bu nedenle yaşam boyu uygulanabilecek koruyucu stratejiler, gelecekte demans görülme sıklığını azaltmada en etkili yaklaşım olarak kabul ediliyor. Risk faktörlerinin önemli bir bölümü değiştirilebilir özellik taşıyor ve bunların erken dönemde kontrol altına alınması büyük önem taşıyor” diye konuştu.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">Rehbere yeni risk faktörleri eklendi</span></strong><br />
Prof. Dr. Canan Aykut Bingöl, güncellenen rehberde&nbsp;HIV, inme ve travmatik beyin hasarı&nbsp;başta olmak üzere sekiz yeni risk faktörünün yer aldığını, mevcut sekiz risk faktörüne ilişkin bilimsel kanıtların da yeniden değerlendirildiğini belirtti.</p>

<p>Rehberde öneriler üç temel başlık altında toplanıyor:</p>

<p>Sağlıklı yaşam alışkanlıklarının desteklenmesi&nbsp;<br />
Demans riskiyle ilişkili sağlık sorunlarının etkin yönetimi&nbsp;<br />
Çevresel risk faktörlerinin azaltılması&nbsp;<br />
Fiziksel aktivite ve sosyal yaşam koruyucu rol oynuyor<br />
DSÖ rehberinde özellikle düzenli fiziksel aktivite, bilişsel egzersizler ve sosyal yaşamın sürdürülmesinin öne çıktığını belirten Prof. Dr. Canan Aykut Bingöl, şu bilgileri paylaştı:&nbsp;”Normal bilişsel işlevlere veya hafif bilişsel bozukluğa sahip yetişkinlerde bilişsel eğitim programları ve sosyal etkinliklere katılım öneriliyor. Düzenli fiziksel aktivite ise demans riskini azaltmada en güçlü bilimsel kanıtlarla desteklenen uygulamalar arasında yer alıyor.”<br />
Kronik hastalıkların kontrolü büyük önem taşıyor</p>

<p>Rehberde yalnızca yaşam tarzı değil, kronik hastalıkların kontrolünün de demans riskini azaltmada önemli rol oynadığına dikkat çeken Prof. Dr. Canan Aykut Bingöl; hipertansiyon, diyabet, obezite, kolesterol yüksekliği, işitme kaybı, uyku bozuklukları ve depresyon gibi sağlık sorunlarının uygun şekilde yönetilmesinin koruyucu etkisine işaret edildiğini söyledi. Sigaranın bırakılmasının güçlü bir öneri olarak yer aldığını belirten Prof. Dr. Canan Aykut Bingöl, alkol tüketiminin sınırlandırılması ve sağlıklı beslenmenin de riskin azaltılmasına katkı sağlayan önemli yaşam tarzı değişiklikleri arasında bulunduğunu söyledi.&nbsp;<br />
Çevresel faktörler de demans riskini etkiliyor</p>

<p>Yeni rehberde ilk kez çevresel risk faktörlerine daha geniş yer verildiğini belirten Prof. Dr. Canan Aykut Bingöl, özellikle&nbsp;hava kirliliğine uzun süre maruz kalmanın&nbsp;demans gelişimi açısından önem taşıyan risk faktörlerinden biri olarak değerlendirildiğini söyledi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">Demans riskini azaltacak 7 öneri</span></strong></p>

<p>Prof. Dr. Canan Aykut Bingöl, demans riskini azaltmak için günlük yaşamda uygulanabilecek şu önerilerde bulundu:</p>

<p>Düzenli fiziksel aktivite yapın.&nbsp;<br />
Sosyal yaşamın içinde kalın, sosyal ilişkilerinizi sürdürün.&nbsp;<br />
Tansiyon, diyabet ve kolesterol gibi kronik hastalıklarınızı kontrol altında tutun.&nbsp;<br />
Sigara kullanmayın, alkol tüketimini sınırlandırın.&nbsp;<br />
Akdeniz tipi dengeli ve sağlıklı beslenin.&nbsp;<br />
İşitme ve görme kayıplarını ihmal etmeyin, gerektiğinde tedavi olun.&nbsp;<br />
Düzenli ve kaliteli uyuyun, beyin sağlığını destekleyen yaşam alışkanlıkları edinin.&nbsp;</p>

<p><br />
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 20:14:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/dso-demans-riskini-azaltmanin-yeni-yol-haritasini-acikladi-yasam-tarzi-degisiklikleri-one-cikiyor-1784567687.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya&#039;nın Sağlık Altyapısını Güçlendirecek Projeler Bu Masada!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatyanin-saglik-altyapisini-guclendirecek-projeler-bu-masada-117185</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatyanin-saglik-altyapisini-guclendirecek-projeler-bu-masada-117185</guid>
                <description><![CDATA[AK Parti Malatya Milletvekili Abdurrahman Babacan, İnönü Üniversitesini ziyaret ederek üniversite yönetimiyle bir araya geldi. Görüşmede, Malatya'nın sağlık altyapısını güçlendirecek projeler ve Turgut Özal Tıp Merkezinin kapasitesi detaylı bir şekilde değerlendirildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>AK Parti Malatya Milletvekili Abdurrahman Babacan, Malatya İnönü Üniversitesine bir ziyaret gerçekleştirerek üniversitenin üst yönetimiyle bir araya geldi. Ziyaret kapsamında şehrin sağlık yatırımları ve üniversitenin mevcut durumu hakkında önemli değerlendirmelerde bulunuldu.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/a_babacan.jpg" style="height:534px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ÜNİVERSİTE YÖNETİMİ İLE KAPSAMLI TOPLANTI</span></strong></p>

<p>Milletvekili Babacan; İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Özer, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Aslan, Turgut Özal Tıp Merkezi Başhekimi Prof. Dr. Erol Karaaslan, Başhekim Yardımcısı Prof. Dr. Fatih Sümer ve İnönü Üniversitesi Genel Sekreteri Abuzer Kalkan ile bir görüşme gerçekleştirdi. Toplantıda üniversitenin eğitim ve araştırma faaliyetleri masaya yatırıldı.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/babacan(14).jpg" style="height:534px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SAĞLIK ALTYAPISINI GÜÇLENDİRECEK PROJELER MASADA</span></strong></p>

<p>Ziyaretin ardından toplantıda ele alınan konulara değinen Babacan, şu ifadeleri kullandı: "Gerçekleştirdiğimiz kapsamlı değerlendirme toplantısında sağlık alanındaki mevcut ve planlanan yatırımları, İnönü Üniversitemizin son durumunu, eğitim ve araştırma faaliyetlerini, Turgut Özal Tıp Merkezimizin kapasitesini ve Malatya’mızın sağlık altyapısını daha da güçlendirecek projeleri ele aldık. Nazik ev sahiplikleri ve kıymetli değerlendirmeleri için Sn. Rektörümüze ve üniversite yönetimine teşekkür ediyorum..."</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 12:39:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/malatyanin-saglik-altyapisini-guclendirecek-projeler-bu-masada-1784540788.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Şeker Miktarından Çok Tüketim Sıklığı Dişleri Eritiyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/seker-miktarindan-cok-tuketim-sikligi-disleri-eritiyor-117099</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/seker-miktarindan-cok-tuketim-sikligi-disleri-eritiyor-117099</guid>
                <description><![CDATA[Restoratif Diş Tedavisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, diş çürümesinde tüketilen şeker miktarından ziyade gün içindeki tüketim sıklığının ve yapışkan gıdaların çok daha büyük bir risk oluşturduğunu açıkladı. Şeker ve asidin birleşmesiyle diş minesinin saatlerce savunmasız kalabildiğini belirten Yıldırım, şekerli besinlerin hemen ardından diş fırçalamanın ise mine kaybını artırabileceği uyarısında bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Şekerli ve yapışkan gıdaların sık tüketilmesinin, diş minesindeki mineral kaybını hızlandırarak çürük oluşumunu tetiklediğini belirten uzmanlar, diş çürüğü açısından tüketilen şeker miktarından çok gün içindeki tüketim sıklığının önemli olduğunu söylüyor. Şekerli besinlerle tüketilen asitli içeceklerin diş minesini saatlerce savunmasız bırakabildiğine dikkat çeken Restoratif Diş Tedavisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, şeker ve asit içeren yiyeceklerin diş minesindeki etkileri hakkında açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Yapışkan ve şekerli gıdaların, yüksek oranı ilave şeker içeren, çiğnendiğinde diş yüzeylerine ve dişlerin aralarına sıkıca yapışarak uzun süre temizlenemeden kalabilen yiyecekler olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, şu ifadeleri kullandı:&nbsp;"Diş yüzeyinde uzun süre tutunduklarında ve tükürüğün etkisi ile kolayca temizlenemediklerinde ağız içindeki bazı bakteriler tarafından şeker fermente edilir."</p>

<p>Fermantasyon sonucu asit oluşumu gerçekleştiğine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Ağız içi ortamın pH seviyesi düşer. Oluşan bu asitler ‘demineralizasyon’ yani çürük sürecini başlatır. Özellikle karamel, lokum, şekerleme, kuru meyveler ve yapışkan atıştırmalıklar diş yüzeyinde daha uzun süre kaldıkları için çürük riskini yükseltir."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DİŞ ÇÜRÜĞÜNÜN İLK BASAMAĞI DEMİNERALİZASYON</span></strong></p>

<p>Diş minesinin yaklaşık yüzde 96'sının hidroksiapatit adı verilen kalsiyum-fosfat minerallerinden oluştuğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, süreci şu sözlerle detaylandırdı:&nbsp;"Diş minesinde demineralizasyon, asidik ortamın etkisiyle mine yapısındaki hidroksiapatit kristallerinden kalsiyum ve fosfat iyonlarının çözünerek uzaklaşması sonucu meydana gelen mineral kaybı sürecidir."</p>

<p>Bu olayın, dental çürüğün başlangıç basamağını oluşturduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Yıldırım, şu açıklamayı yaptı: "Demineralizasyon süreci şekerli gıdalar tüketilmesi ile başlar, ağızdaki bakteriler karbonhidratlı besinleri metabolize eder ve bakteri metabolizması sonucunda organik asitler meydana gelir. Ağız ortamının pH'ı yaklaşık 5,5'in altına düştüğünde ise mine yüzeyinde ilk mineraller çözünmeye başlar. Süreç tekrarladıkça mineral kaybı artar. Mine gözenekli hale gelir, beyaz lekeler ortaya çıkar ve diş hassasiyeti artar ve başlangıçta beyaz leke şeklinde görülen çürük lezyonları demineralizasyon ilerledikçe koyu renkli ve derin çürük lezyonları ile izlenir."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DİŞ ÇÜRÜĞÜ AÇISINDAN ŞEKERİN NE KADAR TÜKETİLDİĞİNDEN ÇOK NE SIKLIKLA TÜKETİLDİĞİ ÖNEMLİ</span></strong></p>

<p>Sık şeker tüketimi ile tek seferde yüksek miktarda şeker tüketimi arasında risk farkı olup olmadığını değerlendiren Dr. Öğr. Üyesi Yıldırım, şunları söyledi:&nbsp;"Risk açısından şeker tüketim sıklığı, tüketilen toplam şeker miktarından daha önemlidir. Gün içinde sık aralıklarla şeker tüketimi, dişlerin asit saldırılarına daha fazla maruz kalmasına neden olduğundan çürük riskini artırır. Örneğin, aynı miktardaki şekerin tek seferde tüketilmesi ile gün boyunca birçok kez tüketilmesi karşılaştırıldığında, sık tüketim sonrasında ağız pH'ı tekrar tekrar kritik seviyenin altına düşer ve tükürüğün mineyi remineralize etmesi için yeterli zaman kalmaz. Bu nedenle demineralizasyon süresi uzar ve çürük oluşma riski artar."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DEMİNERALİZASYON GERİ DÖNDÜRÜLEBİLİR BİR SÜREÇ</span></strong></p>

<p>Demineralizasyonun geri döndürülebilir bir süreç olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Yıldırım, şu bilgileri verdi: "Ağızdaki asit atağı bittiğinde, tükürük devreye girer. Tükürüğün içindeki kalsiyum, fosfat ve florür iyonları diş minesine yeniden kazandırılarak zayıflayan bölgeleri yeniden yapılandırır."</p>

<p>Bu sürece de "remineralizasyon" denildiği bilgisini paylaşan Dr. Öğr. Üyesi Yıldırım, sözlerine şöyle devam etti:&nbsp;"Ancak demineralizasyon hızı sık şeker tüketimi, kötü fırçalama gibi nedenlerle remineralizasyon hızından fazla olursa, diş minesi geri dönüşümsüz olarak mineral kaybeder ve geri dönüşümsüz diş çürüğü oluşur. Oluşan çürük dental tedaviler ile restore edilmelidir."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ASİT DİŞ MİNESİNİ DOĞRUDAN ZAYIFLATIYOR ŞEKER HASARI ARTIRIYOR</span></strong></p>

<p>Asitli ve şekerli gıdaların birlikte tüketilmesinin, diş çürüğü ve mine erozyonu riskini artırabileceğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, şu uyarıda bulundu: "Bunun nedeni, asitlerin diş minesini doğrudan zayıflatırken, şekerin ağız bakterileri tarafından metabolize edilerek ek asit üretimine yol açmasıdır."</p>

<p>Tükürüğün, ağızdaki asidi nötralize etmek ve mineral takviyesi yapmakla görevli olduğunu hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Yıldırım, şunları aktardı:&nbsp;"Ancak ortamda hem dışarıdan gelen asit hem de içeride üretilen şeker asidi olduğunda, tükürüğün temizleme ve pH'ı normale döndürme süresi çok uzar. Diş minesi saatlerce savunmasız kalır. Örneğin kola, gazoz, enerji içecekleri, aromalı soğuk çaylar veya şekerli meyve suları çürük oluşturma riski yüksek içeceklerdir."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DİŞ MİNESİNİN EN BÜYÜK DÜŞMANLARINDAN BİRİ ŞEKER DİĞERİ DE ASİT</span></strong></p>

<p>Şeker tüketiminin ardından dişlerin hemen fırçalanmaması gerektiğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Yıldırım, şu tavsiyelerle sözlerini tamamladı:&nbsp;"Özellikle asitli ve şekerli gıdalar sonrasında yapılan fırçalama, mine kaybını artırabilir. Genel olarak önerilen yaklaşım; şekerli gıdaların ardından ağzın su ile çalkalanması ve şekersiz sakız çiğnenerek tükürük akışı sağlanmasıdır. Diş fırçalamak için yaklaşık 30–60 dakika beklenmesi önerilir."</p>

<p>Bir gıdanın paketinde "şekersiz" yazması veya tadının tatlı olmamasının, onun diş dostu olduğu anlamına gelmediği uyarısını yapan Dr. Öğr. Üyesi Yıldırım, şöyle konuştu: "Diş minesinin en büyük düşmanlarından biri şekerse, diğeri de asittir. Doğrudan asit içeren tehlikeler arasında; limon, sirke ve turşular, diyet / sıfır şekerli gazlı içecekler ve meyveli/aromalı maden suları sayılabilir. Yine tuzlu olarak bilinen nişasta açısından zengin cips, kraker ve bisküviler, beyaz ekmek, lavaş gibi birçok gıda çürük riskini arttıran gıdalardır."</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 20:30:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/seker-miktarindan-cok-tuketim-sikligi-disleri-eritiyor-1784136844.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yaz tatilinin görünmeyen riski: Havuz, deniz ve klimalar</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/yaz-tatilinin-gorunmeyen-riski-havuz-deniz-ve-klimalar-116973</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/yaz-tatilinin-gorunmeyen-riski-havuz-deniz-ve-klimalar-116973</guid>
                <description><![CDATA[Uzman Eczacı Hülya Kayhan, “Yaz aylarında en büyük tehlike güneş değil, fark edilmeyen hijyen riskleri. Havuz ve deniz gibi ortak kullanım alanları ile klimalar enfeksiyonun asıl kaynağı olabiliyor” dedi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>Yaz aylarında milyonlarca kişi serinlemek için havuzları ve denizi tercih ederken, uzmanlar tatil döneminde artış gösteren enfeksiyonların önemli bölümünün güneşten değil, ortak kullanım alanlarından kaynaklandığına dikkat çekiyor. Hijyen koşulları yetersiz havuzlar ve deniz alanları ile düzenli bakımı yapılmayan klima sistemleri; bakteri, mantar ve çeşitli mikroorganizmaların çoğalmasına zemin hazırlayarak özellikle çocuklar, yaşlılar ve bağışıklık sistemi hassas kişiler açısından sağlık riski oluşturabiliyor.</p>

<p>Uzman Eczacı ve Aromaterapi Uzmanı Hülya Kayhan, yaz döneminde en sık yapılan hatanın yalnızca güneşten korunmaya odaklanmak olduğunu belirterek, “Yaz enfeksiyonlarının önemli kısmı gözle görülmeyen hijyen sorunlarından kaynaklanıyor. Tatil boyunca alınacak basit önlemler birçok sağlık probleminin önüne geçebilir” dedi.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Islak mayo ve kalabalık havuzlar riski artırıyor</strong></span></p>

<p>Kaypan’ın verdiği bilgiye göre, yaz aylarında uzun süre ıslak mayo ile kalınması, yoğun kullanılan havuzlar, hijyen koşulları yetersiz deniz alanları ve sıcak-nemli ortamlar; bakteri ve mantar oluşumunu kolaylaştırabiliyor. Bu durum özellikle kadınlarda, çocuklarda ve hassas cilt yapısına sahip kişilerde enfeksiyon riskini artırabiliyor.</p>

<p>Kişisel hijyenin ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Hülya Kayhan, günlük bakım rutininin doğal içerikli aromaterapi uygulamalarıyla desteklenmesinin de koruyucu yaklaşımlardan biri olarak değerlendirilebileceğini ifade etti.</p>

<p>Bu amaçla geliştirilen <strong>Cran &amp; Cris Mix Oil</strong>’in, kızılcık (cranberry) ekstresi ile birlikte seçilmiş aromatik uçucu yağları bir araya getiriyor. Formülünde yer alan doğal bitki özleri; cildin ve dış genital bölgenin doğal mikrobiyotasını desteklemeye, hassasiyet hissinin azalmasına yardımcı olmaya ve yaz aylarında sık karşılaşılan çevresel etkenlere karşı bakım sağlamaya destek oluyor. Özellikle havuz ve deniz sonrasında bakım rutininin tamamlayıcı bir parçası olarak öne çıkıyor.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Klimalar da yaz hastalıklarını tetikleyebiliyor</strong></span></p>

<p>Yaz boyunca kesintisiz çalışan klima ve havalandırma sistemlerinin de düzenli bakım yapılmadığında sağlık açısından risk oluşturabileceğine dikkat çeken Kayhan, filtrelerde biriken toz, küf sporları ve çeşitli mikroorganizmaların boğaz tahrişi, öksürük, burun tıkanıklığı ve alerjik şikâyetleri artırabileceğini söyledi.</p>

<p>Kapalı alanların düzenli havalandırılması ve klima filtrelerinin periyodik olarak temizlenmesinin önemine işaret eden Kayhan, yaşam alanlarında doğal aromatik bileşenlerden yararlanılmasının da özellikle klima kullanılan ortamlarda daha konforlu bir atmosfer oluşmasına katkı sağlayabileceğini dile getirdi.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>”Asıl tehlike göremediklerimiz”</strong></span></p>

<p>Yaz aylarında alınacak basit önlemlerin tatilin sağlıklı geçmesine katkı sağlayacağını belirten Hülya Kayhan, şu değerlendirmede bulundu:</p>

<p>“Yaz aylarında herkes güneşten korunmaya odaklanıyor ancak çoğu zaman en büyük risk göremediğimiz hijyen sorunları oluyor. Ortak kullanılan havuzlar, hijyenik olmayan deniz alanları ve bakımı yapılmayan klimalar yaz enfeksiyonlarının başlıca nedenleri arasında yer alıyor. Havuzdan çıktıktan sonra ıslak mayo ile uzun süre kalmamak, klima filtrelerini düzenli temizlemek, kişisel hijyene dikkat etmek ve yaşam alanlarını doğal aromaterapi uygulamalarıyla desteklemek yaz boyunca alınabilecek en basit ama etkili önlemler arasında bulunuyor. Tatilden güzel anılarla dönmek istiyorsak yalnızca güneşi değil, görünmeyen riskleri de ciddiye almalıyız.”</p>

<p>Uzmanlar, yaz aylarında alınacak küçük önlemler ve doğru bakım alışkanlıklarının, tatilin enfeksiyonlarla değil sağlıklı ve keyifli anılarla hatırlanmasını sağlayabileceğini vurguluyor.</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 19:20:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/yaz-tatilinin-gorunmeyen-riski-havuz-deniz-ve-klimalar-1783614036.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sinsi Hastalık Hipertansiyon Hayati Organlarda Kalıcı Hasar Bırakıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/sinsi-hastalik-hipertansiyon-hayati-organlarda-kalici-hasar-birakiyor-116911</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/sinsi-hastalik-hipertansiyon-hayati-organlarda-kalici-hasar-birakiyor-116911</guid>
                <description><![CDATA[Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Abdulmecit Afşin, sinsi bir şekilde ilerleyen hipertansiyon hastalığına karşı hayati uyarılarda bulundu. Türkiye'de 18 yaş üzerindeki her üç erişkinden birinin hipertansiyon hastası olduğunu belirten Afşin; düzenli ölçümün, sağlıklı beslenmenin ve hareketli yaşamın kritik önem taşıdığını vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı ve Malatya Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abdulmecit Afşin, toplumda en yaygın görülen kronik hastalıkların başında gelen hipertansiyona ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Hipertansiyonun erken tanı ile kontrol altına alınabilen ancak çoğu zaman belirti vermeden sinsi bir şekilde ilerleyen bir hastalık olduğuna dikkat çeken Dr. Afşin, düzenli tansiyon ölçümünün, sağlıklı beslenmenin ve fiziksel aktivitenin hastalığın önlenmesinde temel unsurlar olduğunu belirtti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">HER ÜÇ ERİŞKİNDEN BİRİ HİPERTANSİYON HASTASI</span></strong></p>

<p>Hipertansiyonun hem dünyada hem de ülkemizde önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ettiğini ifade eden Dr. Afşin, kardiyoloji, iç hastalıkları, endokrinoloji ve nefroloji alanlarında yapılan epidemiyolojik çalışmaların, Türkiye'de 18 yaş üzerindeki erişkin bireylerin yaklaşık üçte birinde hipertansiyon bulunduğunu ortaya koyduğunu dile getirdi. Hastalığın görülme sıklığının yaşam tarzındaki değişiklikler, sağlıksız beslenme alışkanlıkları, hareketsiz yaşam ve nüfusun yaşlanmasına bağlı olarak her geçen yıl arttığını söyleyen Dr. Afşin, gerekli koruyucu önlemlerin alınmaması halinde önümüzdeki yıllarda bu yaygınlığın daha da artmasının beklendiğini aktardı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">HAYATİ ORGANLARDA KALICI HASARA YOL AÇABİLİYOR</span></strong></p>

<p>Hipertansiyonun yalnızca kan basıncının yükselmesi anlamına gelmediğini ifade eden Dr. Afşin, kontrol altına alınmayan yüksek tansiyonun zaman içerisinde kalp, beyin, böbrek ve damar sistemi üzerinde ciddi hasarlar oluşturduğunu belirtti. Yüksek tansiyonun kalp yetmezliği, kalp krizi, ritim bozuklukları, inme, beyin kanaması, böbrek yetmezliği ve görme kaybı gibi ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlayabildiğini vurgulayan Dr. Afşin, bu nedenle erken dönemde tespit edilerek tedavi edilmesinin büyük önem taşıdığını anlattı.</p>

<p>Hastalığın en önemli özelliklerinden birinin çoğu zaman belirti vermeden ilerlemesi olduğunu aktaran Dr. Afşin, hastaların yaklaşık yüzde 50'sinin herhangi bir şikâyet yaşamadan yıllarca hipertansiyonla yaşayabildiğini bildirdi. Belirti görülen hastalarda ise en sık enseden başlayan zonklayıcı baş ağrısı, çarpıntı, göğüs ağrısı, kulakta uğultu, bulanık görme ve ritim bozukluğu gibi yakınmaların ortaya çıkabildiğini belirten Dr. Afşin, birçok hastanın ise ilk kez kalp krizi, beyin kanaması veya böbrek yetmezliği gibi ciddi tablolar nedeniyle sağlık kuruluşuna başvurduğunda tanı aldığını dile getirdi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DÜZENLİ TANSİYON ÖLÇÜMÜ ERKEN TANI İÇİN ŞART</span></strong></p>

<p>Hipertansiyon tanısının günümüzde oldukça kolay konulabildiğini belirten Dr. Afşin; aile sağlığı merkezlerinde, hastanelerde, eczanelerde ve ev tipi otomatik tansiyon cihazlarıyla güvenilir ölçümler yapılabildiğini söyledi. 40 yaş ve üzerindeki bireylerin yılda en az bir kez tansiyonlarını ölçtürmelerini öneren Dr. Afşin, ailesinde özellikle genç yaşta hipertansiyon öyküsü bulunan kişilerde ise düzenli tansiyon takibine 30 yaşından itibaren başlanmasının uygun olacağını ifade etti. Hipertansiyonun genetik geçiş özelliği bulunan bir hastalık olduğuna dikkat çeken Dr. Afşin, aile öyküsü bulunan bireylerde düzenli kontrollerin ihmal edilmemesi gerektiğini kaydetti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SAĞLIKLI BESLENME VE DASH MODELİ</span></strong></p>

<p>Hipertansiyon gelişiminde genetik faktörlerin yanı sıra yaşam tarzının da belirleyici olduğunu belirten Dr. Afşin, özellikle yüksek tuz tüketimi, hazır ve işlenmiş gıdaların sık tüketilmesi ile fiziksel hareketsizliğin hastalık riskini artırdığını ifade etti. Bilimsel çalışmalarla etkinliği gösterilen DASH beslenme modelinin hipertansiyon kontrolünde önemli bir yere sahip olduğunu belirten Dr. Afşin, bu beslenme modelinin sebze, meyve, tam tahıllar, baklagiller ve sağlıklı yağlardan zengin; işlenmiş gıdalar ile aşırı tuz tüketiminin ise sınırlandırıldığı dengeli bir beslenme düzenini içerdiğini söyledi.</p>

<p>Beyaz ekmek ve rafine un yerine tam buğday, çavdar ve yulaf gibi tam tahıllı ürünlerin tercih edilmesini öneren Dr. Afşin, liften zengin beslenmenin hem kalp damar sağlığını desteklediğini hem de hipertansiyon kontrolüne katkı sunduğunu ifade etti. Baklagillerin kaliteli bitkisel protein kaynakları olduğunu belirten Dr. Afşin, mercimek, nohut, kuru fasulye ve bezelye gibi besinlerin düzenli olarak tüketilebileceğini söyledi. Balık ve hindi etinin dengeli beslenmenin önemli bileşenleri arasında yer aldığını ifade eden Dr. Afşin, işlenmiş et ürünlerinin ise yüksek tuz içerikleri nedeniyle mümkün olduğunca sınırlandırılması gerektiğini kaydetti. Şekerli içecekler, paketli ve hazır gıdaların fazla miktarda sodyum içerdiğine dikkat çeken Dr. Afşin, bu ürünlerin sık tüketiminin hipertansiyon gelişimini kolaylaştırabileceğini belirtti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KAHVE VE ÇAY TÜKETİMİNDE ÖLÇÜLÜ DAVRANILMALI</span></strong></p>

<p>Kahve tüketimine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dr. Afşin, kan basıncı kontrol altında olan bireylerde ölçülü kahve tüketiminin genel olarak sorun oluşturmadığını ifade etti. Bununla birlikte, kan basıncı çok yüksek seyreden ve henüz kontrol altına alınmamış hipertansiyon hastalarının kahve tüketiminde dikkatli olmaları gerektiğini belirten Dr. Afşin, tansiyon kontrolü sağlandıktan sonra hekim önerileri doğrultusunda tüketime devam edilebileceğini söyledi. Her gün bir kupa yeşil çayın da dengeli beslenmenin bir parçası olarak değerlendirilebileceğini ifade eden Dr. Afşin, kullanılan ürünlerin güvenilir kaynaklardan temin edilmesinin önemine dikkat çekti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DÜZENLİ FİZİKSEL AKTİVİTE KAN BASINCINI DÜŞÜRÜYOR</span></strong></p>

<p>Hipertansiyonla mücadelede ilaç tedavisinin yanı sıra yaşam tarzı değişikliklerinin de büyük önem taşıdığını belirten Dr. Afşin, teknolojinin gelişmesiyle birlikte günlük yaşamda fiziksel hareketliliğin belirgin şekilde azaldığını söyledi. Günlük yaşam içerisinde daha fazla hareket edilmesini öneren Dr. Afşin; kısa mesafelerde yürüyüşün tercih edilmesi, merdiven kullanımının artırılması ve bisiklet kullanımının teşvik edilmesinin kalp damar sağlığı açısından önemli katkılar sağlayacağını ifade etti.</p>

<p>Haftada en az beş gün, 40-45 dakika tempolu yürüyüş yapılmasının önerildiğini belirten Dr. Afşin, yürüyüşün yanı sıra yüzme ve bisiklet gibi aerobik egzersizlerin de hipertansiyon kontrolüne katkı sağladığını dile getirdi. Son yıllarda yapılan çalışmaların direnç egzersizlerinin de kan basıncı üzerinde olumlu etkiler gösterdiğini belirten Dr. Afşin; şınav, squat, plank ve "wall sit" gibi egzersizlerin uygun kişilerde düzenli uygulanmasının damar elastikiyetini artırarak tansiyon kontrolünü destekleyebileceğini ifade etti. Egzersiz programlarının bireyin yaşı, mevcut hastalıkları ve fiziksel kapasitesi dikkate alınarak planlanması gerektiğini vurgulayan Dr. Afşin, özellikle kronik hastalığı bulunan bireylerin egzersize başlamadan önce hekim değerlendirmesinden geçmelerinin önem taşıdığını söyledi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DOÇ. DR. ABDULMECİT AFŞİN'İN AÇIKLAMALARI</span></strong></p>

<p>Hipertansiyonun önlenebilir ve kontrol altına alınabilir bir hastalık olduğunun altını çizen Doç. Dr. Abdulmecit Afşin, hastalıktan korunma ve erken tanının hayati önemine değinerek sözlerini şöyle tamamladı:&nbsp;"Hastaların Yaklaşık Yarısı Hipertansiyon Hastası Olduğunu Bilmiyor"</p>

<p>KAYNAK: MHA<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 13:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/sinsi-hastalik-hipertansiyon-hayati-organlarda-kalici-hasar-birakiyor-1783421297.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Doğanşehir Devlet Hastanesinde İlke İmza Atılarak İki Kritik Ameliyat Başarıyla Gerçekleştirildi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/dogansehir-devlet-hastanesinde-ilke-imza-atilarak-iki-kritik-ameliyat-basariyla-gerceklestirildi-116889</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/dogansehir-devlet-hastanesinde-ilke-imza-atilarak-iki-kritik-ameliyat-basariyla-gerceklestirildi-116889</guid>
                <description><![CDATA[Malatya Doğanşehir Şehit Esra Köse Başaran Devlet Hastanesi’nde, ilçe tarihinde bir ilk olan mide perforasyonu ameliyatı ile Türkiye'de sınırlı merkezde uygulanabilen onkoplastik meme cerrahisi operasyonları başarıyla tamamlandı. Op. Dr. Ali Özgürcan Öcalan ve ekibinin gerçekleştirdiği müdahalelerin ardından iki hasta da şifa bularak taburcu edildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya Doğanşehir Şehit Esra Köse Başaran Devlet Hastanesi’nde ilk kez gerçekleştirilen mide perforasyonu ameliyatı ile onkoplastik meme cerrahisi başarıyla tamamlandı. İl Sağlık Müdürlüğü, iki özellikli cerrahi girişimin başarıyla sonuçlandığını açıkladı.</p>

<p>İl Sağlık Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre, karın ağrısı şikâyetiyle hastaneye başvuran 23 yaşındaki hastada yapılan tetkiklerde mide perforasyonu (mide delinmesi) tespit edildi. Acil olarak ameliyata alınan hastanın mide delinmesi, başarılı bir cerrahi müdahaleyle onarıldı.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202607061600-91b35f73-3a21-4ebb-9902-ce1cb151c359.jpeg" style="height:671px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">TÜRKİYE'DE SINIRLI SAYIDA MERKEZDE UYGULANABİLİYOR</span></strong></p>

<p>Hastanede gerçekleştirilen bir diğer operasyonda ise 68 yaşındaki bir hastaya, Türkiye’de sınırlı sayıda sağlık merkezinde uygulanabilen onkoplastik meme cerrahisi kapsamında Paralelogram İntraglandüler Flep yöntemiyle meme kitlesi başarıyla çıkarıldı. Her iki hastanın da tedavi süreçlerinin tamamlanmasının ardından sağlıklarına kavuşarak taburcu edildiği bildirildi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">İLÇE HASTANESİNDE SAĞLIKTA NİTELİKLİ DÖNEM</span></strong></p>

<p>Başarılı operasyonların, Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ali Özgürcan Öcalan ile ameliyathane ekibinin koordineli çalışmasıyla gerçekleştirildiği belirtilen açıklamada, ilçe hastanesinde ilk kez uygulanan bu cerrahi girişimlerin sağlık hizmetlerinde ulaşılan nitelikli seviyeyi ve uzman kadronun yetkinliğini ortaya koyduğu ifade edildi.</p>

<p>İl Sağlık Müdürlüğü açıklamasında, ilçe hastanelerinde sunulan sağlık hizmetlerinin niteliğini artırmaya, özellikli cerrahi işlemleri vatandaşların bulundukları ilçelerde erişilebilir hale getirmeye ve güçlü sağlık altyapısını geliştirmeye yönelik çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceği vurgulandı.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 16:08:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/dogansehir-devlet-hastanesinde-ilke-imza-atilarak-iki-kritik-ameliyat-basariyla-gerceklestirildi-1783344142.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sadece Fiziksel Değil Psikososyal Faktörler De Kalbinizi Tehdit Ediyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/sadece-fiziksel-degil-psikososyal-faktorler-de-kalbinizi-tehdit-ediyor-116880</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/sadece-fiziksel-degil-psikososyal-faktorler-de-kalbinizi-tehdit-ediyor-116880</guid>
                <description><![CDATA[Tıp teknolojisindeki büyük gelişmelere rağmen kalp krizini önceden kesin olarak gösterecek bir tetkiğin henüz geliştirilemediğini belirten Dr. Serdar Biçeroğlu, klasik risk faktörlerinin yanı sıra kronik stres ve gelir düzeyi gibi psikososyal etkenlerin de kalp sağlığını tehdit ettiğini vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kalp sağlığını korumada erken tanı, düzenli egzersiz ve doğru beslenmenin hayati önem taşıdığını vurgulayan Dr. Serdar Biçeroğlu, tıp teknolojisindeki büyük gelişmelere rağmen kalp krizini önceden kesin olarak gösterecek bir tetkiğin henüz geliştirilemediğini hatırlattı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KALBİ TEHDİT EDEN PSİKOSOSYAL FAKTÖRLER: STRES VE GELİR DÜZEYİ</span></strong></p>

<p>Kalp rahatsızlıklarında obezite, sigara, alkol kullanımı, yüksek kolesterol ve hipertansiyon gibi klasik risk faktörlerinin yanı sıra psikososyal etkenlerin de belirleyici rol oynadığı ifade edildi. Dr. Serdar Biçeroğlu; bireylerin gelir düzeyi, eğitim seviyesi, çevresel etkenler ve özellikle günlük hayatta maruz kalınan kronik stresin kalp hastalığı riskini ciddi ölçüde artırdığına dikkat çekti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BESLENMEDE ALTIN KURALLAR: NELER TÜKETİLMELİ, NELERDEN KAÇINILMALI?</span></strong></p>

<p>Hayat boyunca sürekli çalışan ve tüm organlar için yaşamsal bir konumda olan kalbi korumak için beslenme alışkanlıklarının gözden geçirilmesi gerektiği belirtildi. Kalp sağlığını destekleyen ve kesinlikle uzak durulması gereken gıdalar şu şekilde sıralandı:</p>

<p>Tüketilmesi Önerilenler: Mevsimsel meyve ve sebzeler, tam tahıllar, bakliyat çeşitleri, zeytinyağı ve omega-3 yönünden zengin olan balıklar.</p>

<p>Kaçınılması Gerekenler: Tuz, şeker, doymuş yağlar, işlenmiş karbonhidratlar, işlenmiş et ürünleri ve katkı maddeli hazır gıdalar.</p>

<p>Düzenli egzersiz yapmanın ve sigara başta olmak üzere tütün ürünlerinden tamamen uzak durmanın kalp sağlığını korumada en etkili kalkan olduğu vurgulandı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">TEKNOLOJİK GELİŞMELER ÖLÜM ORANLARINI DÜŞÜRDÜ</span></strong></p>

<p>Kalp hastalıklarında erken tanı ve uzman hekim gözetiminde yürütülen tedavi süreçlerinin hastalara büyük avantaj sağladığını ifade eden Biçeroğlu, damar tıkanıklıklarına müdahalede teknolojinin geldiği noktayı şu sözlerle özetledi:&nbsp;"Kalbi besleyen damarların görüntülenmesi (koroner anjiyografi) hastalıkların anlaşılması için büyük fırsatlar vermiştir. Zaman içinde teknolojinin ilerlemesiyle artık en ince, kıvrımlı ve hatta tam tıkalı damarlara bile balon yapmak, stent yerleştirmek mümkün hale gelmiştir. Stent yerleştirmede hastalığın fazı ve tipi önem kazanırken, stentlerle birlikte kullanılan yeni nesil ilaçların gelişmesi tedavi başarısını artırmış ve ölüm oranlarını ciddi ölçüde azaltmıştır."</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 11:31:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/sadece-fiziksel-degil-psikososyal-faktorler-de-kalbinizi-tehdit-ediyor-1783327430.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yaz Sıcaklarında Kalbi Koruyacak Altın Değerinde Öneriler</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/yaz-sicaklarinda-kalbi-koruyacak-altin-degerinde-oneriler-116816</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/yaz-sicaklarinda-kalbi-koruyacak-altin-degerinde-oneriler-116816</guid>
                <description><![CDATA[Yaz ayları birçok kişi için tatil ve açık hava aktiviteleri anlamına gelse de artan sıcaklıklar kalp ve damar sistemi üzerinde önemli bir yük oluşturabiliyor. Özellikle ileri yaş grubundaki bireyler ve kalp hastaları için sıcak hava dalgalarının ciddi sağlık riskleri yaratabileceğine dikkat çeken Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Can Yücel Karabay, yaz aylarında kalp sağlığını korumak için basit ancak etkili önlemler alınması gerektiğini vurguladı.
 ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz ayları birçok kişi için tatil ve açık hava aktiviteleri anlamına gelse de artan sıcaklıklar kalp ve damar sistemi üzerinde önemli bir yük oluşturabiliyor. Özellikle ileri yaş grubundaki bireyler ve kalp hastaları için sıcak hava dalgalarının ciddi sağlık riskleri yaratabileceğine dikkat çeken Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Can Yücel Karabay, yaz aylarında kalp sağlığını korumak için basit ancak etkili önlemler alınması gerektiğini vurguladı.<br />
&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Yaz aylarında kalbin iş yükü artıyor</strong></span></p>

<p>Sıcak havalarda birçok kişinin daha çabuk yorulduğunu, merdiven çıkarken zorlandığını veya kısa yürüyüşlerde nefes nefese kaldığını belirten Prof. Dr. Karabay, bunun yalnızca sıcaklık hissiyle açıklanamayacağını söyledi. Prof. Dr. Can Karabay ”Vücut normal ısısını koruyabilmek için sıcak havalarda daha fazla çalışır. Damarlar genişler, ciltteki kan akımı artar ve kalp vücudun ihtiyaçlarını karşılayabilmek için daha fazla efor sarf eder. Sağlıklı bireylerde bu durum genellikle sorun yaratmaz ancak kalp hastalığı bulunanlarda sıcak hava önemli bir stres faktörüne dönüşebilir” dedi.<br />
&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Kalp hastaları ve yaşlılar daha fazla risk altında</strong></span></p>

<p>Sıcak havaların herkesi etkilediğini ancak bazı gruplarda riskin daha yüksek olduğunu belirten Prof. Dr. Karabay, kalp yetersizliği bulunan hastalar, koroner arter hastalığı olanlar, yüksek tansiyon nedeniyle tedavi görenler ve ileri yaş grubundakilerin daha dikkatli olması gerektiğini söyledi. Özellikle yalnız yaşayan yaşlılarda sıvı kaybının fark edilmeden ilerleyebileceğine dikkat çeken Karabay, yaz aylarında yeterli sıvı tüketiminin kalp sağlığının önemli bir parçası olduğunu vurguladı.<br />
&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Susamayı beklemek geç kalmak anlamına gelebilir</strong></span></p>

<p>Sıcak havalarda vücudun susuz kalmasının kalp üzerinde ek yük oluşturabileceğini belirten Prof. Dr. Karabay, ”Susuzluk hissi ortaya çıktığında bazen vücut önemli miktarda sıvı kaybetmiş olabilir. Özellikle yaşlı hastaların düzenli sıvı tüketimine dikkat etmesi gerekir. Susamayı beklemek çoğu zaman geç kalmak anlamına gelir” diye konuştu.<br />
&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>İlaçlar doktor kontrolü dışında değiştirilmemeli</strong></span></p>

<p>Kalp hastalarının önemli bir bölümünün düzenli ilaç kullandığını söyleyen Prof. Dr. Karabay, özellikle idrar söktürücü kullananlarda sıcak havalarda sıvı kaybının daha belirgin hale gelebildiğini söyledi. Bazı hastalarda yaz aylarında ilaçların yeniden değerlendirilmesinin gerekebileceğini belirten Karabay, ”Hastalar kendi kendilerine ilaç değişikliği yapmamalı. İlaçların azaltılması veya kesilmesi gerektiği düşünülüyorsa buna mutlaka doktor kontrolünde karar verilmeli” dedi.<br />
&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Tatilde kalp sağlığını korumak mümkün</strong></span></p>

<p>Yaz aylarında alınacak basit önlemlerin ciddi sağlık sorunlarının önüne geçebileceğini belirten Prof. Dr. Karabay, özellikle günün en sıcak saatleri olan 11.00 ile 16.00 arasında uzun süre güneş altında kalınmaması gerektiğini söyledi. Açık havada yapılacak yürüyüş ve egzersizlerin sabah erken saatlerde veya akşam serinliğinde tercih edilmesini öneren Karabay, yeterli sıvı tüketimi, hafif beslenme ve düzenli uykunun da sıcak havalarla mücadelede önemli olduğunu ifade etti.<br />
&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>YAZ AYLARINDA KALBİ KORUYACAK 5 ÖNERİ&nbsp;</strong></span></p>

<p>Prof. Dr. Can Yücel Karabay, yaz aylarında kalp sağlığını korumak için şu önerilerde bulundu:</p>

<p>• Gün boyunca düzenli su tüketin.</p>

<p>• Öğle saatlerinde uzun süre güneş altında kalmayın.</p>

<p>• Egzersizleri sabah veya akşam saatlerinde yapın.</p>

<p>• İlaçlarınızı doktor önerisi dışında değiştirmeyin.</p>

<p>• Aşırı sıcak günlerde vücudunuzu zorlayacak aktivitelerden kaçının</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 16:19:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/yaz-sicaklarinda-kalbi-koruyacak-altin-degerinde-oneriler-1782998472.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Şifa Aramaya Çalışırken Canından Oluyordu: Kulaktan Dolma Tavsiye Karaciğerini Bitirdi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/sifa-aramaya-calisirken-canindan-oluyordu-kulaktan-dolma-tavsiye-karacigerini-bitirdi-116776</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/sifa-aramaya-calisirken-canindan-oluyordu-kulaktan-dolma-tavsiye-karacigerini-bitirdi-116776</guid>
                <description><![CDATA[Kabızlık şikayetini gidermek için komşusunun tavsiyesiyle 10'dan fazla etken madde içeren bitkisel bir karışım kullanan 70 yaşındaki Medet Akhan, karaciğer yetmezliği nedeniyle organ nakli olmak zorunda kaldı. "Doğal olan zararsızdır" algısının ölümcül sonuçlar doğurabileceğini belirten uzmanlar, kulaktan dolma bilgilerle bitkisel ürün tüketilmemesi konusunda hayati uyarılarda bulunuyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul'da kabızlık şikayeti için çevresinin tavsiyesiyle kullandığı bitkisel karışım, yıllarca sağlıklı bir yaşam süren 70 yaşındaki Medet Akhan’ı karaciğer nakline kadar götürdü. Medipol Sağlık Grubu Organ Nakli Uzmanı Prof. Dr. Onur Yaprak tarafından gerçekleştirilen canlı vericili karaciğer nakliyle yeniden sağlığına kavuşan Akhan, vatandaşları uyarırken; Prof. Dr. Yaprak ise bilinçsiz kullanılan bitkisel ürünlerin ciddi riskler taşıdığına dikkat çekip, ciddi karaciğer hasarına yol açabileceği uyarısında bulundu.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KOMŞU TAVSİYESİ KARACİĞERİNİ BİTİRDİ</span></strong></p>

<p>Organ Nakli Uzmanı Prof. Dr. Yaprak, 70 yaşındaki hastanın kabızlık şikâyeti nedeniyle komşusunun tavsiyesiyle bitkisel bir karışım kullandığını belirterek, “Hastamız yaklaşık 10 farklı etken madde içeren bitkisel bir karışımı bir hafta kadar kullanıyor. Ardından sarılık geçiriyor ve karaciğer enzimleri hızla yükseliyor. Üç-dört ay boyunca sarılığı düzelmeyen hastamız, farklı merkezlerde tedavi görmesine rağmen iyileşemiyor. En son olarak karaciğer nakli için bize başvurdu. Hastamızın kızından canlı vericili karaciğer nakli gerçekleştirdik. Şu anda sağlık durumu iyi ve kontrollerine düzenli olarak geliyor” dedi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/istanbul.jpg" style="height:533px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DOĞAL OLMASI ZARARSIZ OLDUĞU ANLAMINA GELMİYOR</span></strong></p>

<p>Hastada bitkisel karışıma bağlı toksik hepatit geliştiğini ifade eden Prof. Dr. Yaprak, “Kullanılan ürünlerin içeriği ilk bakışta masum görünebilir ancak hastamızda toksik hepatit gelişiyor. Karaciğerinde hafif siroz vardı ancak tek başına bu durum nakil gerektirecek düzeyde değildi. Bitkisel karışımın oluşturduğu toksik hasar mevcut tabloyla birleşince karaciğer yetmezliği gelişti. Bu nedenle içeriği bilinmeyen ürünleri, doğal bile olsalar bilinçsiz şekilde kullanmamak gerekiyor. Özellikle birden fazla etken madde içeren karışımların vücutta nasıl etki göstereceğini öngörmek mümkün olmayabiliyor” diye konuştu.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KOMŞUMA İYİ GELDİ DİYE KULLANMAYIN</span></strong></p>

<p>Bitkisel ürünlerin kişiden kişiye farklı sonuçlar doğurabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Yaprak, “Reçeteli ilaçların güvenlik çalışmaları binlerce hasta üzerinde yapılıyor ve olası yan etkileri yakından takip ediliyor. Ancak reçetesiz satılan birçok bitkisel ürün için aynı bilimsel veriler bulunmuyor. ‘Komşuma iyi geldi, bana da iyi gelir’ düşüncesi son derece yanlış. Çünkü yan etkiyi belirleyen en önemli faktörlerden biri kişinin genetik yapısıdır. Ayrıca kullanılan bitkisel ürünler, kronik hastalıklar için alınan ilaçlarla etkileşime girerek bağışıklık sistemini tetikleyebilir ve ciddi karaciğer hasarına neden olabilir. Bu hastamız da bilinçsiz bitkisel ürün kullanımının oluşturabileceği risklerin en çarpıcı örneklerinden biri oldu” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SAĞLIKLIYDIM BİR BİTKİSEL KARIŞIM HAYATIMI DEĞİŞTİRDİ</span></strong></p>

<p>70 yaşındaki Medet Akhan, bitkisel karışımı kullanmadan önce herhangi bir sağlık sorunu yaşamadığını belirterek, “Hiçbir rahatsızlığım yoktu. Top oynayabiliyor, merdivenleri rahatlıkla çıkabiliyordum. Sadece kabızlığa bağlı gaz ve şişkinlik şikâyetim vardı. Bir yakınımın tavsiyesi üzerine bitkisel bir karışım kullanmaya başladım. Yaklaşık bir hafta kullandım, kısa bir ara verdikten sonra birkaç gün daha içmeye devam ettim. İçeriğinin bu kadar fazla bitki içerdiğini bilmiyordum. Sonradan tavsiye eden kişi de kullanmayı bıraktığını söyledi ama artık iş işten geçmişti. İlacı bıraktım ancak o beni bırakmadı” dedi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KİMSE KULAKTAN DOLMA TAVSİYELERLE BU ÜRÜNLERİ KULLANMASIN</span></strong></p>

<p>Bitkisel karışımı kullandıktan sonra halsizlik yaşamaya başladığını anlatan Akhan, “Bir anda kendimi sürekli yorgun hissetmeye başladım. Normalde oturduğum yerde uyuyan biri değilim ama koltukta uyuyakalacak kadar halsizleşmiştim. Çocuklarımı telaşlandırmamak için bir süre durumu paylaşmadım. Sonrasında Medipol’e başvurduk. Burada çok yakından ilgilendiler ve karaciğer nakli oldu. Bugün yeniden sağlığıma kavuştuğum için çok mutluyum. Benim yaşadıklarımı kimse yaşamasın. Kulaktan dolma tavsiyelerle, doğal diye bitkisel ürün kullanılmamalı. Mutlaka doktora danışılmalı” diye konuştu.</p>

<p><strong>KAYNAK: YENİ ŞAFAK&nbsp;</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 07:53:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/sifa-aramaya-calisirken-canindan-oluyordu-kulaktan-dolma-tavsiye-karacigerini-bitirdi-1782882280.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya Sınırlarında Nefes Kesen Afet Senaryosu Gerçeği Aratmadı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatya-sinirlarinda-nefes-kesen-afet-senaryosu-gercegi-aratmadi-116775</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatya-sinirlarinda-nefes-kesen-afet-senaryosu-gercegi-aratmadi-116775</guid>
                <description><![CDATA[Malatya’da UMKE personeline yönelik düzenlenen medikal kurtarma eğitim programı, gerçeğini aratmayan geniş kapsamlı bir tatbikatla tamamlandı. Destek kurumların da katıldığı sahada ekipler, afet ve acil durumlara müdahale kabiliyetlerini test etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’da afet ve acil durumlarda görev alan personelin bilgi ve becerilerini en üst seviyeye çıkarmak amacıyla önemli bir adım atıldı. Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanan 2026 Yılı Faaliyet Planı kapsamında kentte Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) personeline yönelik planlanan eğitim programı başarıyla tamamlandı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">YİRMİ BİR KATILIMCIYA ZORLU EĞİTİM</span></strong></p>

<p>Gerçekleştirilen program kapsamında, toplam 21 katılımcının yer aldığı UMKE Temel Eğitimi ile UMKE Medikal Kurtarma ve Uygulamaları Eğitimi düzenlendi. Olası afet durumlarında personelin yetkinliğini geliştirmeyi amaçlayan eğitimlerde, yoğun teorik bilgilerin yanı sıra sahada doğrudan karşılaşılabilecek zorlu olaylara yönelik uygulamalı çalışmalar üzerinde de duruldu.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202606301929-img-0272.jpeg" style="height:463px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SAHADA GERÇEĞİNİ ARATMAYAN TATBİKAT</span></strong></p>

<p>Eğitim programının son gününde ise çeşitli destek kurumların aktif katılımıyla adeta nefes kesen ve gerçeği aratmayan bir tatbikat icra edildi. Önceden titizlikle hazırlanan senaryolar doğrultusunda hareket eden kurtarma ekipleri; yaralılara hızlı ulaşma, olay yeri yönetimi, medikal müdahale ve tahliye süreçlerini uygulamalı olarak başarıyla yerine getirdi. Yapılan bu sahada inceleme ve uygulama sayesinde katılımcıların acil durumlara müdahale kabiliyetleri pekiştirildi.</p>

<p>Yetkililer, her an afetlere hazırlıklı olmanın taşıdığı hayati öneme dikkat çekerek, benzer eğitim ve tatbikat çalışmalarının belirli aralıklarla sürdürüleceğini ifade etti.</p>

<p>Eğitim ve tatbikat sürecine sağladıkları koordinasyon ve verdikleri büyük katkılar dolayısıyla; AFAD İl Müdürlüğü, Malatya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı, Battalgazi Belediyesi, Battalgazi İlçe Emniyet Müdürlüğü ile Malatya Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü’ne teşekkür edildi.</p>

<p><br />
<img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202606301929-img-0271.jpeg" style="height:450px; width:800px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 20:15:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/malatya-sinirlarinda-nefes-kesen-afet-senaryosu-gercegi-aratmadi-1782839968.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yaz Tatilinde Oyalansın Diye Verilen Ekranlar Çocuklar İçin Tehlikeli Birer Alışkanlığa Dönüşüyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/yaz-tatilinde-oyalansin-diye-verilen-ekranlar-cocuklar-icin-tehlikeli-birer-aliskanliga-donusuyor-116765</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/yaz-tatilinde-oyalansin-diye-verilen-ekranlar-cocuklar-icin-tehlikeli-birer-aliskanliga-donusuyor-116765</guid>
                <description><![CDATA[Klinik Psikolog İsmail Anıl Usta, yaz tatiliyle birlikte çocuklarda sınırları kaybolan ekran kullanımının tehlikeli alışkanlıklara dönüştüğünü belirterek, ucu açık ve sınırsız teknoloji kullanımına karşı ailelerin uygulayabileceği altın önerileri paylaştı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Çocukların dijital bir dünyanın içine doğduğunu ve ekranları tamamen yasaklamanın ne gerçekçi ne de sağlıklı bir yaklaşım olduğunu belirten Klinik Psikolog İsmail Anıl Usta, asıl meselenin sınırların kaybolması olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Okul dönemindeki düzenin tatille birlikte ortadan kalktığını ifade eden Usta; çalışan ebeveynlerin çocuklarıyla gün boyu ilgilenememesi, sıcak havalar nedeniyle dışarı çıkma imkanlarının kısıtlanması ve dijital içeriklerin kolay erişilebilir olmasının bu süreci hızlandırdığını belirtiyor. İlk başta "oyalansın" düşüncesiyle verilen ekranlar, kısa sürede tehlikeli birer alışkanlığa dönüşebiliyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SORUN TEKNOLOJİ DEĞİL, KONTROLSÜZ BÜYÜME</span></strong></p>

<p>Teknolojinin çocukların yaşamındaki rolüne değinen Klinik Psikolog İsmail Anıl Usta, sorunun kaynağını şu sözlerle özetliyor:</p>

<p>"Sorun teknoloji değil; teknolojinin çocuğun hayatındaki yerinin kontrolsüz şekilde büyümesidir. Ekran, öğrenmeyi destekleyen bir araç da olabilir, zamanı tüketen bir alışkanlık da... Belirleyici olan çocuğun ekran karşısında ne yaptığı, ne kadar süre geçirdiği ve bunun günlük yaşamını nasıl etkilediğidir".</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KONTROLSÜZ EKRAN KULLANIMININ GİZLİ TEHLİKELERİ</span></strong></p>

<p>Saatler süren amaçsız ekran kullanımının çocuklar ve gençler üzerinde bıraktığı olumsuz etkiler sadece zaman kaybıyla sınırlı kalmıyor:</p>

<p>Fiziksel Sağlık Sorunları: Hareketsizliğe bağlı olarak kilo artışı, duruş bozuklukları, kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları ve ciddi göz yorgunlukları baş gösteriyor.</p>

<p>Uyku Düzeninin Bozulması: Özellikle gece geç saatlerde kullanılan telefon ve tabletler uykuya geçişi zorlaştırarak çocukların hem ruh halini hem de zihinsel performansını baltalıyor.</p>

<p>Kısalan Dikkat Süreleri: Sürekli değişen dijital uyarılara maruz kalan çocuklarda dikkat dağınıklığı, sabırsızlık ve sıkılmaya karşı düşük tolerans gelişiyor. Bu durum, gerçek hayatın doğal temposuna uyum sağlamalarını (kitap okuma, odaklanma vb.) zorlaştırıyor.</p>

<p>Özgüven Kaybı ve Kıyas Kültürü: Özellikle ergenlik döneminde sosyal medya kullanımı, gençlerin kendilerini başkalarının hayatlarıyla kıyaslamasına yol açarak yetersizlik duygusunu tetikliyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">EKRANI FAYDALI HALE GETİRMEK MÜMKÜN</span></strong></p>

<p>Teknolojinin doğru kullanıldığında bir gelişim aracına dönüşebileceğini hatırlatan Klinik Psikolog İsmail Anıl Usta, kaliteli içerik tüketiminin önemine değiniyor. Eğitici içerikler, yabancı dil uygulamaları, yaratıcı oyunlar ve çevrim içi eğitimlerin çocukların gelişimine katkı sunabileceğini belirten Usta, amaçsızca saatler harcamak ile nitelikli kullanımın aynı kefeye konulmaması gerektiğini ifade ediyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SAĞLIKLI EKRAN KULLANIMI İÇİN AİLELERE ALTIN ÖNERİLER</span></strong></p>

<p>Klinik Psikolog İsmail Anıl Usta, ailelerin çocuklarıyla birlikte uygulayabileceği pratik çözüm yollarını şu şekilde sıralıyor:</p>

<p>Günlük ekran süresi ebeveyn tarafından tek taraflı dikte edilmemeli, çocukla birlikte konuşularak belirlenmelidir.</p>

<p>Ebeveynlerin rol model olduğu unutulmamalı; evde birlikte geçirilen zaman dilimlerinde yetişkinler de kendi teknoloji kullanımını kısıtlamalıdır.</p>

<p>Teknoloji tamamen yasaklanmamalı ancak ucu açık ve sınırsız da bırakılmamalıdır.</p>

<p>Spor, sinema, sanat aktiviteleri ve kitap okuma eylemleri günlük rutinin birer parçası haline getirilmelidir.</p>

<p>Yemek saatlerinde ve aile içi sohbetlerde tüm telefonlar masadan uzaklaştırılmalıdır.</p>

<p>Kaliteli bir uyku için yatmadan en az 1 saat önce telefon, tablet ve bilgisayar kullanımı tamamen sonlandırılmalıdır.</p>

<p>Dijital dünya ile gerçek yaşam arasında kurulacak dengenin kalıcı bir beceri olduğunu aktaran Usta, sözlerini şu şekilde tamamlıyor:</p>

<p>"Yaz tatili; arkadaşlıkların, açık havada oynanan oyunların, aileyle geçirilen zamanın ve gerçek yaşam deneyimlerinin öne çıktığı bir dönem olmalıdır. Çocuklara dijital dünya ile gerçek yaşam arasında sağlıklı bir denge kurmayı öğretebilirsek, bu yalnızca yaz tatili için değil, yaşam boyu sürdürecekleri önemli bir beceri olacaktır".<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 14:06:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/yaz-tatilinde-oyalansin-diye-verilen-ekranlar-cocuklar-icin-tehlikeli-birer-aliskanliga-donusuyor-1782817784.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Doçent Doktor Burcu Polat Unutkanlığın Nedenini Ortaya Çıkaracak Dört Kritik Soruyu Paylaştı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/docent-doktor-burcu-polat-unutkanligin-nedenini-ortaya-cikaracak-dort-kritik-soruyu-paylasti-116764</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/docent-doktor-burcu-polat-unutkanligin-nedenini-ortaya-cikaracak-dort-kritik-soruyu-paylasti-116764</guid>
                <description><![CDATA[Doç. Dr. Burcu Polat, unutkanlığın sadece Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıklardan kaynaklanmadığını, ruhsal yorgunluk ve depresyon gibi psikiyatrik nedenlerle de ortaya çıkabileceğini belirterek doğru teşhis için rehber niteliğinde bilgiler paylaştı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Unutkanlığın, Alzheimer gibi nörodejeneratif (beyin hücrelerinin yıpranmasına bağlı) hastalıkların yanı sıra psikiyatrik sorunların da ortak bir belirtisi olabileceğini ifade eden Doç. Dr. Burcu Polat, iki tür arasındaki klinik farkları özetledi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">NÖROLOJİK UNUTKANLIK (BEYİN HÜCRELERİNİN YIPRANMASI)</span></strong></p>

<p>Doç. Dr. Burcu Polat'ın açıklamalarına göre nörolojik unutkanlık, genellikle yavaş ve sinsi bir şekilde başlayarak zamanla istikrarlı bir şekilde ilerleme gösteriyor. Bu tablonun ilk etabında hasta yakın zamanda yaşananları unutuyor ancak unuttuğunu fark etmeyebiliyor veya önemsemiyor. Zamanla dil kullanımı, yön bulma yeteneği ve yürütücü işlevler gibi diğer zihinsel alanlar da sürece dahil oluyor. Nörolojik muayenelerde yürüme bozukluğu veya güç kaybı gibi ek fiziksel bulgular tabloya eşlik edebilirken, yapılan nöropsikolojik testlerde gerçek bir öğrenme ya da hatırlama sorunu olduğu için hastaya ipucu verilse bile performansı düzelmiyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">PSİKİYATRİK UNUTKANLIK (RUHSAL YORGUNLUK VE ÜZÜNTÜ)</span></strong></p>

<p>Psikiyatrik unutkanlık ise genellikle yakın bir zamanda, daha ani bir şekilde ortaya çıkıyor. İlgisizlik, uyku ve iştah değişiklikleri, keyifsizlik ve isteksizlik gibi duygudurum bozuklukları ile eş zamanlı görülen bu durumda kişi, unutkanlığından yoğun bir şekilde şikayetçidir ve bu durumu çok fazla önemser. Depresif bireyler, zihinsel performanslarını gerçekte olduğundan daha kötü tanımlama eğilimindedir. Gerçek bir bellek depolama probleminden ziyade, dikkat ve konsantrasyon bozukluğunun ön planda olduğu bu grupta, testlerde veya günlük yaşamda ipucu ya da hatırlatma verildiğinde kişinin performansı belirgin şekilde düzeliyor. Altta yatan duygudurum bozukluğu tedavi edildiğinde, bilişsel şikayetler de genellikle ortadan kalkıyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">NEDENİNİ BELİRLEYECEK 4 KRİTİK SORU</span></strong></p>

<p>Doç. Dr. Burcu Polat, ailelerin ve bireylerin doğru desteği alabilmesi için kendilerine ya da yakınlarına sorması gereken rehber soruları şu şekilde sıralıyor:</p>

<p>Şikayet kimden geliyor? Psikiyatrik durumlarda kişinin kendisi unutkanlığından yoğun şekilde yakınırken; nörolojik tablolarda kişi durumun farkında olmayabilir, şikayet genellikle çevresindeki yakınlarından gelir.</p>

<p>İpucu verilince hatırlıyor mu? Unutulan bir konu hatırlatılınca veya ipucu verilince kişinin aklına geliyorsa bu psikiyatrik; ipucuna rağmen hiç hatırlamıyorsa nörolojik bir duruma işaret edebilir.</p>

<p>Eşlik eden ruhsal bulgular var mı? Unutkanlığın yanında keyifsizlik, isteksizlik, uyku veya iştah sorunları gibi duygudurum değişiklikleri yaşanıyor mu?</p>

<p>Zaman içindeki gidişat nasıl? Durum zamanla istikrarlı bir şekilde kötüye mi gidiyor (nörolojik), yoksa kişinin ruh haline göre dalgalı bir seyir mi izliyor (psikiyatrik)?</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DOĞRU DEĞERLENDİRME HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR</span></strong></p>

<p>Her unutkanlığın aynı anlama gelmediğini ve ailelerin hemen panik yapmaması gerektiğini belirten Doç. Dr. Burcu Polat, sözlerini şu şekilde tamamladı:</p>

<p>"Beyin hastalıklarına bağlı unutkanlık ilerleyici bir bilişsel bozulma ile seyrederken, psikiyatrik nedenli unutkanlıklar dikkat süreçlerinin bozulmasına bağlı ortaya çıkan ve çoğu zaman geçici olan şikayetlerdir. İkisini doğru ayırt etmek, hastaya uygun tedavi ve doğru desteği sağlamak açısından kritik bir rol oynamaktadır."</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 13:47:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/docent-doktor-burcu-polat-unutkanligin-nedenini-ortaya-cikaracak-dort-kritik-soruyu-paylasti-1782816758.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yaz Aylarında Çocukları Tehdit Eden Gizli Tehlike: İshal Sürecinde İlk 24 Saate Dikkat</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/yaz-aylarinda-cocuklari-tehdit-eden-gizli-tehlike-ishal-surecinde-ilk-24-saate-dikkat-116740</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/yaz-aylarinda-cocuklari-tehdit-eden-gizli-tehlike-ishal-surecinde-ilk-24-saate-dikkat-116740</guid>
                <description><![CDATA[Yaz aylarında sıcaklık ve nemin artmasıyla birlikte çocuklarda görülen yaz ishalleri vakalarında ciddi artış yaşanıyor. Uzmanlar, ishal sürecinde sadece suyun değil, sodyum ve potasyum gibi hayati minerallerin de kaybedildiğini belirterek, özellikle ilk 24 saatteki sıvı takviyesinin ve doğru beslenmenin önemine dikkat çekiyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sıcaklık ve nemin artmasıyla birlikte mikropların hızla çoğalması, çocuklarda yaz ishalini tetikleyen en büyük faktörlerin başında geliyor. Genellikle kirli su veya bozulmuş gıdaların tüketimiyle bulaşan bu bağırsak enfeksiyonu, ani başlayan karın ağrısı, kramplar ve sulu dışkılamayla kendini gösteriyor. Belirtilerin şiddeti ise enfeksiyona neden olan mikroorganizmaya ve çocuğun yaşına göre değişiklik gösterebiliyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">"ACİL MÜDAHALE GEREKTİREN TABLOLARA YOL AÇABİLMEKTEDİR"</span></strong></p>

<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Berrin Arslan, ishal sürecinde yalnızca su değil, vücudun sağlıklı çalışmasında kilit rol oynayan sodyum ve potasyum gibi minerallerin de kaybedildiğini belirterek şu uyarıda bulunuyor:&nbsp;"Dolayısıyla, özellikle küçük çocuklarda gelişen ciddi sıvı kaybı kısa sürede organ fonksiyonlarının bozulmasına ve acil müdahale gerektiren tablolara yol açabilmektedir. Bu nedenle, çocuklarda ishal tablosunda sıvı kaybının yakından takip ve takviye edilmesi hayati önem taşımaktadır."</p>

<p>Hastalığın ilk ve en yaygın belirtisinin normalden daha sık ve sulu dışkılama olduğunu söyleyen Dr. Berrin Arslan, "Buna mide bulantısı, kusma, halsizlik, iştahsızlık ve zaman zaman ateş de eşlik edebilmektedir. Özellikle enfeksiyona bağlı gelişen tablolarda genel bir kırgınlık hissi de oluşabilmektedir" diyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">EN SIK KİRLİ SU VE GIDALAR YOLUYLA BULAŞIYOR</span></strong></p>

<p>Yaz ishallerinin yaklaşık yüzde 90’ından virüs, bakteri ve parazit gibi mikrobik etmenler sorumlu oluyor. Özellikle E. coli, rotavirüs, norovirüs, salmonella ve shigella gibi mikroorganizmalar yaz aylarında enfeksiyona daha sık neden olabiliyor.</p>

<p>Dr. Berrin Arslan, yaz ishalinin genellikle kirli su ve gıdalarla bulaşan bakteri ve virüslerden kaynaklandığını belirterek, "Sıcakta uzun süre bekleyen et, tavuk, yumurta ve süt ürünleri gibi gıdalar, iyi klorlanmamış havuz suları, kirli içme suları ve yeterince yıkanmamış meyve ile sebzeler ishal riskini artırmaktadır. Ayrıca, yaz aylarında aşırı miktarda tüketilen bazı meyveler, içeriklerindeki yüksek fruktoz nedeniyle, özellikle çocuklarda ishale yol açabilmektedir. Bu nedenle yaz döneminde gıda ve su hijyenine dikkat etmek son derece önemlidir" bilgilerini veriyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">İLK 24 SAAT KRİTİK ÖNEM TAŞIYOR</span></strong></p>

<p>İshalin ilk 24 saati, vücudun sıvıyı en hızlı kaybettiği dönem olması nedeniyle kritik önem taşıyor. Tedavide temel amaç, ishal sırasında kaybedilen sıvı ve minerallerin yerine konularak vücudun susuz kalmasını önlemek olarak belirtiliyor. Tedavide ilk 24 saatin kritik bir öneme sahip olduğunu belirten Dr. Berrin Arslan, şu ifadeleri kullanıyor: "Erken tanı ve tedavi ishalin yol açabileceği ciddi sıvı kaybını önlemesi açısından büyük önem taşımaktadır. İshalin ilk dönemlerinde yeterli sıvı alımı ve uygun beslenme desteğiyle hastalık çoğu zaman kolayca kontrol altına alınabilmektedir."</p>

<p>İdrar miktarının takip edilerek olası sıvı kaybı belirtilerinin mutlaka izlenmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Berrin Arslan, sözlerine şöyle devam ediyor:&nbsp;"İlk 24 saat içinde sık aralıklarla su, ayran veya hekim önerisine uygun sıvılar verilmesi, anne sütü alan bebeklerin daha sık emzirilmesi ve çocuğun yaşına uygun hafif beslenmenin sürdürülmesi çok önemlidir. Beslenmede muz, yoğurt, pirinç ve haşlanmış patates gibi sindirimi kolay gıdalar tercih edilmektedir. Bazı durumlarda hekim önerisiyle probiyotik veya çinko desteği verilebilir."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DOKTORA DANIŞMADAN ASLA</span></strong></p>

<p>Bu dönemde şekerli ve gazlı içeceklerin, yağlı ve ağır gıdaların belirtileri artırabileceği için tercih edilmemesi gerektiğini aktaran Dr. Berrin Arslan, "Çocuğu aç bırakmak da doğru bir yaklaşım değildir; az ve sık öğünlerle beslenmenin sürdürülmesi gerekir" diyor. Dr. Berrin Arslan, bunların yanı sıra doktora danışmadan ishal kesici ilaç veya antibiyotiklerin asla kullanılmaması gerektiğini vurgulayarak, aksi halde hastalığın seyrinin gizlenebileceğini, altta yatan enfeksiyonun ilerleyebileceğini ve sıvı kaybının fark edilmeden ağırlaşabileceğini aktarıyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">YAZ İSHALİNDEN KORUMAK İÇİN 12 ÖNEMLİ ÖNERİ</span></strong></p>

<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Berrin Arslan, çocuklarda yaz ishaline karşı alınması gereken önlemleri şöyle sıralıyor:</p>

<p>Çocuğunuza düzenli olarak el yıkama alışkanlığını kazandırın.</p>

<p>Güvenilir içme suyu kullanın, güneş altında uzun süre beklemiş olan sulardan kaçının.</p>

<p>Meyve ve sebzeleri iyice yıkayın.</p>

<p>Pişmiş yiyecekleri uzun süre oda sıcaklığında bekletmeyin, uygun koşullarda saklayın.</p>

<p>Bebek mamalarını her öğünde taze hazırlayın.</p>

<p>Biberonlerin ve emziklerin temizliğine dikkat edin.</p>

<p>Hijyeninden emin olmadığınız havuzları kullanmayın.</p>

<p>Havuzdan veya denizden çıktıktan sonra mutlaka duş almasını sağlayın.</p>

<p>Havuz suyunu yutmaması konusunda bilinçlendirin.</p>

<p>Özellikle açıkta satılan ve uygun koşullarda muhafaza edilmeyen yiyeceklerden kaçının.</p>

<p>Çözülmüş gıdaları yeniden dondurmayın.</p>

<p>Evde ishal geçiren biri varsa havlu, bardak ve çatal gibi kişisel eşyalarını ortak kullanmayın.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 15:22:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/yaz-aylarinda-cocuklari-tehdit-eden-gizli-tehlike-ishal-surecinde-ilk-24-saate-dikkat-1782735938.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sıcak Havalarda Bu Hata Omurganıza Zarar Verebilir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/sicak-havalarda-bu-hata-omurganiza-zarar-verebilir-116719</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/sicak-havalarda-bu-hata-omurganiza-zarar-verebilir-116719</guid>
                <description><![CDATA[Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Ahmet İnanır, sıcak havaların omurga sağlığını olumsuz etkileyebileceği konusunda uyardı. Kas gevşemesi, susuzluk, aşırı fiziksel aktivite ve yanlış hareketlerin omurga sorunlarına yol açabileceğini belirten İnanır, yaz aylarında alınması gereken önlemleri sıraladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Ahmet İnanır, yaz aylarında artan sıcaklıkların omurga sağlığı üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini belirterek önemli uyarılarda bulundu.</p>

<p>İnanır, sıcak havaların kas gevşemesi, susuzluk ve aşırı fiziksel aktivite nedeniyle bel ve boyun bölgesinde yaralanma riskini artırabileceğini ifade etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KAS GEVŞEMESİ VE SUSUZLUK RİSKİ ARTIRIYOR</span></strong></p>

<p>Doç. Dr. Ahmet İnanır'a göre sıcak hava nedeniyle kasların gevşemesi, omurgayı destekleyen kasların zayıflamasına neden olabiliyor.&nbsp;Ayrıca yeterli sıvı tüketilmemesi sonucu oluşan dehidrasyonun kas kramplarına ve omurga üzerinde baskının artmasına yol açarak bel ve sırt ağrılarını tetikleyebileceği belirtildi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">AŞIRI AKTİVİTE VE YANLIŞ DURUŞA DİKKAT</span></strong></p>

<p>Yaz aylarında artan açık hava etkinlikleri ve yoğun egzersizlerin omurgayı zorlayabileceğini ifade eden İnanır, uzun süreli fiziksel aktivitelerin bel ve sırt bölgesinde yaralanma riskini artırabileceğini söyledi.&nbsp;Uzun süre yanlış oturma pozisyonunda kalmanın da omurganın doğal yapısını bozarak ağrılara neden olabileceğine dikkat çekildi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">YAZ AYLARI İÇİN ÖNEMLİ ÖNERİLER</span></strong></p>

<p>Uzman, omurga sağlığını korumak için gün içerisinde yeterli su tüketilmesini, fiziksel aktivitelerin dengeli yapılmasını, doğru oturma pozisyonuna dikkat edilmesini ve düzenli esneme egzersizlerinin ihmal edilmemesini önerdi.&nbsp;Ayrıca güneşten korunmanın ve açık alanda uzun süre kalınacaksa güneş kremi kullanılmasının da önem taşıdığı belirtildi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SIĞ SUYA ATLAMAK CİDDİ YARALANMALARA NEDEN OLABİLİR</span></strong></p>

<p>Doç. Dr. Ahmet İnanır, yaz aylarında serinlemek amacıyla yapılan dikkatsiz suya atlayışların ciddi omurga yaralanmalarına yol açabileceğini vurguladı.</p>

<p>İnanır şu uyarıda bulundu: "Atlama yapmadan önce suyun derinliğini kontrol etmemek kıymetli bir hata olabilir. Sığ sularda atlamak, baş ve boyun yaralanmalarına yol açabilir. Yol açabileceği yaralanmalar arasında omurga kırıkları ve çıkıkları yer alır. Yüksekten atlama, vücudu daha fazla darbeye maruz bırakır. Düşme anında omurgadaki baskı artar ve bu da yaralanma riskini yükseltir. Aniden soğuk suya girmenin de ani kas kasılmalarına ve omurga sorunlarına neden olabileceği unutulmamalıdır."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">"SAĞLIKLI BİR OMURGA, SAĞLIKLI BİR YAŞAMIN TEMELİDİR"</span></strong></p>

<p>Doç. Dr. Ahmet İnanır, yaz aylarında sağlık tedbirlerinin ihmal edilmemesi gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:&nbsp;"Sıcak hava, omurga sağlığımız üzerinde önemli etkilere sahip olabilir. Ancak, alacağımız önlemlerle bu etkileri azaltmak mümkündür. Unutmayın, sağlıklı bir omurga, sağlıklı bir yaşamın temelidir. Yaz aylarının tadını çıkarırken, sağlığınızı ön planda tutmayı ihmal etmeyin."</p>

<p><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 15:29:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/sicak-havalarda-bu-hata-omurganiza-zarar-verebilir-1782651971.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dünya Uyuşturucu Raporu Endişelendiren Gerçeği Ortaya Koydu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/dunya-uyusturucu-raporu-endiselendiren-gercegi-ortaya-koydu-116694</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/dunya-uyusturucu-raporu-endiselendiren-gercegi-ortaya-koydu-116694</guid>
                <description><![CDATA[Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi'nin 2025 Dünya Uyuşturucu Raporu, küresel uyuşturucu kullanımındaki artışı gözler önüne serdi. Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç, uyuşturucuyla mücadelede önleme çalışmalarının hayati önem taşıdığını belirterek ailelere, eğitim kurumlarına ve topluma ortak mücadele çağrısı yaptı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi’nin (UNODC) 2025 yılında yayımladığı Dünya Uyuşturucu Raporu, küresel tablonun giderek ağırlaştığını ortaya koyuyor. Rapora göre, 2023 yılı itibarıyla dünya genelinde 316 milyon kişi uyuşturucu kullanırken, bu sayı 15-64 yaş grubundaki nüfusun yaklaşık yüzde 6’sına karşılık geliyor. Son on yılda uyuşturucu kullanımı yüzde 28 artış gösterirken, uyuşturucu kullanım bozukluğu yaşayan yaklaşık 64 milyon kişinin yalnızca yüzde 8,1’i tedavi hizmetlerine erişebiliyor.</p>

<p>Ülkemizde 15 yaş üstü bireylerde uyuşturucu kullanım oranı yüzde 0,9 düzeyinde seyrediyorken, bu oran Batı Avrupa’da yüzde 7-9 bandına ulaşıyor. Bu tablo, uzun yıllardır sürdürülen koruyucu önleme çalışmalarının ve toplumsal farkındalığın önemli bir sonucu olarak değerlendiriliyor. Buna rağmen Türkiye’de uyuşturucu maddeye bağlı ölümler 2024 yılında bir önceki yıla göre %42 artarak 427’ye yükseldi. (Emniyet Genel Müdürlüğü-Türkiye Uyuşturucu Raporu) Bu ölümlerin büyük çoğunluğunda sentetik ve çoklu madde kullanımı ön plana çıkıyor. &nbsp;Veriler, Türkiye'nin uyuşturucuyla mücadelede önemli bir noktada olduğunu gösterirken, önleyici çalışmaların kesintisiz sürdürülmesinin hayati önem taşıdığını ortaya koyuyor.&nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">“AGRESİF YÖNTEMLERLE GENÇLERİ HEDEF ALIYORLAR”</span></strong></p>

<p>Bağımlılıkların her geçen gün daha agresif yöntemlerle özellikle gençleri hedef aldığına dikkat çeken Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç şunları söyledi:&nbsp;“Bugün karşı karşıya olduğumuz tablo, uyuşturucu sorununun bireysel bir mesele olmanın çok ötesine geçtiğini; aileleri, eğitim sistemini, çalışma hayatını ve toplum güvenliğini derinden etkileyen çok boyutlu bir tehdit haline geldiğini gösteriyor. Uyuşturucu ile mücadele yalnızca kolluk kuvvetlerinin değil; ailelerin, eğitim kurumlarının, sivil toplumun ve tüm toplumun ortak sorumluluğu. Bu noktada medyaya da kritik bir sorumluluk düşüyor. Uyuşturucu haberlerinde merak uyandıran, özendirici ya da kullanım yöntemlerini tarif eden bir dilden özellikle kaçınılmalı; bağımlılık bir suç ya da zayıflık olarak değil, önlenebilir ve tedavi edilebilir bir sağlık sorunu olarak ele alınmalıdır.”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">“EN GÜÇLÜ KALKANIMIZ ÖNLEME ÇALIŞMALARIDIR”</span></strong></p>

<p>Uyuşturucuyla mücadelede en etkili yöntemin önleme olduğunu vurgulayan Dinç şöyle devam etti:&nbsp;"Küresel tablo bize önemli bir gerçeği gösteriyor. Uyuşturucu kullanım bozukluğu yaşayan kişilerin yalnızca yüzde 8'i tedavi hizmetlerine ulaşabiliyor. Bu nedenle önleme çalışmaları her zamankinden daha büyük önem taşıyor. Bir gencimizin uyuşturucuya hiç başlamamasını sağlamak, başladıktan sonra tedavi etmeye çalışmaktan hem insani hem de ekonomik açıdan çok daha kıymetlidir. Türkiye'nin bugün sahip olduğu avantajı koruyabilmesi için bilimsel temelli önleme programlarına, aile eğitimlerine ve gençleri güçlendiren çalışmalara kararlılıkla devam etmeliyiz. Her çocuğumuzun ve her gencimizin bağımlılıklardan uzak, sağlıklı ve umut dolu bir geleceğe hakkı var. Bu sorumluluk hepimize aittir."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">“HER BAĞIMLILIĞIN BİR HİKÂYESİ VARDIR, HER HİKÂYENİN DE BİR UMUDU”</span></strong></p>

<p>Dinç açıklamasını umut vurgusunu öne çıkararak şöyle tamamladı:&nbsp;“Bağımlılık bir kader değildir. Doğru destekle, doğru zamanda ve bilimsel yöntemlerle insanlar hayatlarını yeniden inşa edebilir. Her bağımlılığın bir hikâyesi vardır, her hikâyenin de umudu. YEDAM çatısı altında bağımlılıklarla mücadele eden bireylere ve ailelerine ücretsiz, gizlilik ilkesiyle psikolojik ve sosyal destek sunuyor, iyileşme yolculuklarında yanlarında oluyoruz. Dünya küresel bir krizle boğuşurken Türkiye’nin bu tablonun dışında kalması mümkün ancak bunun için kararlı, sürekli ve toplumun tüm kesimlerinin katkı sunduğu bir mücade sürdürmemiz gerekiyor. 26 Haziran Uyuşturucu ile Mücadele Günü vesilesiyle, herkesi bu ortak sorumluluğun bir parçası olmaya davet ediyoruz.”</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 17:07:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/dunya-uyusturucu-raporu-endiselendiren-gercegi-ortaya-koydu-1782483359.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yaz Aylarında Kalbinizi Korumanın 9 Altın Kuralı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/yaz-aylarinda-kalbinizi-korumanin-9-altin-kurali-116645</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/yaz-aylarinda-kalbinizi-korumanin-9-altin-kurali-116645</guid>
                <description><![CDATA[Yaz mevsimiyle birlikte artan hava sıcaklıkları yalnızca günlük yaşam konforunu değil, kalp ve damar sağlığını da önemli ölçüde etkileyebiliyor. Özellikle kalp-damar hastalığı, kalp yetersizliği ve hipertansiyon gibi kronik rahatsızlıkları bulunan kişilerde sıcak havalar ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Kalp, yaz aylarında vücudun ısı dengesini koruyabilmek için daha fazla çalıştığı için bu aylarda oluşabilecek her türlü belirtinin dikkate alınması gerekiyor. Memorial Dicle Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Ferhat Işık, başta kalp hastaları olmak üzere tüm bireylerin kalp sağlığı hakkında dikkat etmesi gerekenler hakkında bilgi verdi. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Yaz aylarında kalbinizi korumak için bunlara dikkat edin!</strong></span></p>

<p>Yüksek sıcaklıklarda vücut, ısı dengesini koruyabilmek için damarları genişletir ve terleme yoluyla ısı kaybını artırmaya çalışır. Bu süreçte sıvı ve elektrolit kaybı meydana gelir. Kalp ise vücudun ihtiyaçlarını karşılayabilmek için daha fazla çalışmak zorunda kalır. Bu nedenle yaz aylarında kalbi korumak için bazı önemli kurallara dikkat edilmesi gerekir.</p>

<ol>
	<li><strong>Susamayı beklemeden su için:&nbsp;</strong>Yaz aylarında düzenli olarak su tüketilmelidir. Susama hissi beklenmemeli, günde ortalama 3 litre civarında su içilmelidir. Yetersiz sıvı alımı tansiyon düşüklüğüne, çarpıntıya ve böbrek fonksiyonlarında bozulmaya neden olabilir. Kalp yetersizliği olan hastalar ise sıvı tüketimi konusunda mutlaka doktorlarının önerilerine uymalıdır.&nbsp;</li>
	<li><strong>Güneşin en yoğun olduğu saatlerden kaçının:&nbsp;</strong>Sıcaklığın ve güneş ışınlarının en yoğun olduğu 11.00-16.00 saatleri arasında mümkün olduğunca dışarı çıkılmamalıdır. Zorunlu durumlarda gölgede kalınmalı, şapka ve şemsiye kullanılmalıdır.&nbsp;</li>
	<li><strong>Hafif ve açık renkli kıyafetler tercih edin:&nbsp;</strong>Yaz aylarında açık renkli, bol ve hafif kıyafetler tercih edilmelidir. Bu tür kıyafetler vücudun serin kalmasına yardımcı olur ve sıcaklığın kalp üzerindeki olumsuz etkilerini azaltabilir.</li>
	<li><strong>Egzersizi doğru saatlerde yapın:&nbsp;</strong>Egzersiz kalp sağlığı için önemlidir ancak sıcak havalarda sabah erken saatler veya akşam serinliği tercih edilmelidir. Aşırı efor gerektiren aktivitelerden kaçınılmalıdır.</li>
	<li><strong>Ağır Fiziksel Aktiviteleri Sınırlandırın</strong>: Sıcak havalarda ani ve yoğun egzersizler kalp krizi riskini artırabilir. Bahçe işleri, ağır yük taşıma veya uzun süreli yoğun spor aktiviteleri dikkatli planlanmalı ve mümkün olduğunca sınırlandırılmalıdır.</li>
	<li><strong>Beslenmenize dikkat edin, tuz ve kafeini sınırlayın:&nbsp;</strong>Tuz tüketiminin artması tansiyon kontrolünü zorlaştırabilir ve kalp yetersizliği hastalarında sıvı tutulmasına neden olabilir. Yaz aylarında daha hafif ve dengeli beslenme tercih edilmelidir. Alkol ve aşırı kafein tüketiminden kaçınılmalıdır. Bu içecekler sıvı kaybını artırarak çarpıntı ve ritim bozukluklarına zemin hazırlayabilir.</li>
	<li><strong>Kalbinizin verdiği sinyalleri ciddiye alın:&nbsp;</strong>Kalp-damar hastalığı bulunan kişilerde göğüs ağrısı, nefes darlığı veya efor kapasitesinde belirgin azalma ortaya çıkarsa vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Kalp yetersizliği hastalarında ani kilo artışı, bacaklarda şişlik, nefes darlığında artış veya gece nefes almakta zorlanma gibi belirtiler sıvı dengesinin bozulduğunu gösterebilir.</li>
	<li><strong>Tansiyon ilacı kullanıyorsanız düzenli ölçüm yapın:</strong>&nbsp;Artan sıcaklıklar, hipertansiyon hastalarında tansiyon değişikliklerine neden olabilir. Özellikle tansiyon ilacı kullanan hastaların düzenli ölçüm yapmaları ve olağan dışı değerlerde doktorlarına danışmaları önemlidir. Kalp ilaçları hekim önerisi olmadan kesinlikle bırakılmamalı veya dozları değiştirilmemelidir.</li>
	<li><strong>Sağlıklı olsanız da sıcak havanın verdiği sinyalleri dikkate alın:</strong>&nbsp;Unutulmamalıdır ki yaz sıcakları, sağlıklı bireylerde bile kalp üzerinde ek yük oluşturabilir. Özellikle ileri yaşta olanlar ve kalp-damar hastalığı bulunan kişiler, basit görünen önlemlerle ciddi sağlık sorunlarının önüne geçebilir. Kalp sağlığını korumanın en etkili yolu, sıcak havalarda vücudun verdiği sinyalleri dikkate almak ve hekim önerilerine uygun hareket etmektir.</li>
</ol>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 17:19:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/yaz-aylarinda-kalbinizi-korumanin-9-altin-kurali-1782310845.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>40 Yaş Üstü Her 2 Kişiden 1’inin Ortak Sorunu Bel Fıtığı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/40-yas-ustu-her-2-kisiden-1inin-ortak-sorunu-bel-fitigi-116639</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/40-yas-ustu-her-2-kisiden-1inin-ortak-sorunu-bel-fitigi-116639</guid>
                <description><![CDATA[Araştırmalar, ağrının var olup olmadığına bakılmaksızın toplumun genel popülasyonunda yapılan MR görüntülemelerin sonucunda 40 yaşın üzerindeki her 2 kişiden 1’inin bel fıtığı hastası olduğunu ortaya koyuyor. Omurlar arasındaki disklerin bozulmasıyla oluşan bel fıtığı genellikle bel ve bacak ağrısı, bacaklarda uyuşma, karıncalanma ve kas güçsüzlüğüyle kendini gösteriyor. Hastalığın en fazla görülen belirtilerinden biri ise “siyatik” olarak nitelendirilen, belden bacağa doğru yayılan ağrılar.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Necati Tatarlı, hastalığın oluşumunda birçok farklı nedenin olduğunu söylüyor: “Ağır eşyaların kaldırılması, bilinçsiz yapılan sporlar, bilgisayar başındaki kişilerde uzun süre aynı pozisyonda oturma veya yanlış oturma pozisyonu, obezite, yaşlılık ve sigara tüketimi gibi etkenler hastalığın oluşumunda en sık karşılaştığımız nedenler. Özellikle bahar ve yaz aylarında kişilerin kilo verme istekleriyle bilinçsiz bir şekilde spora yönelmeleri de bel fıtığına davetiye çıkarıyor.”</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Belirtileri Göz Ardı Etmeyin!</strong></span></p>

<p>Prof. Dr. Necati Tatarlı, hastalığın en yaygın görülen belirtileriyle ilgili bazı önemli noktaları vurguluyor: “En fazla görülen belirtiler, bel ağrısı ve belden bacağa doğru uyuşma ve ağrıdır. Kaslarda güçsüzlük, eğilme veya dikilme gibi bel hareketlerinde zorlanma veya ağrı, uzun süre oturduktan veya ayakta kaldıktan sonra yaşanan ağrılar da sık sık karşımıza çıkıyor. Bu tip belirtileri gösteren hastaların en kısa zamanda, bu alanda uzman bir doktora muayene olması gerekir. Bel fıtığı teşhisi için ilk adımda nörolojik muayene çok önemli. Nörolojik muayenenin ardından doktor gerekli görürse, röntgen, bilgisayarlı tomografi, MR, miyelogram ve elektromiyogram (EMG) gibi ileri tetkikler isteyebilir.”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">Bel Fıtığı Nasıl Tedavi Edilir? Cerrahi Seçenek Hangi Hastalar İçin Uygun?</span></strong></p>

<p>Bel fıtığı teşhisi konulan hastaların istirahat, ağrı kesiciler ve fizik tedavi yöntemleriyle şikâyetlerinin azaldığı görülmektedir. Bu tedavilere rağmen düzelme gerçekleşmeyen, yaşam kalitesi düşen, iş ve güç kaybı riskiyle karşı karşıya kalan, mesane ve bağırsak kontrolünde sorun yaşayan, bacaklarında veya ayaklarında güç kaybı olan hastaların tedavisinde cerrahi müdahale gereklidir. Cerrahi tedavi sonrasında hastalık tamamen geçer. Ancak tedavi edilen kişi ağır yük kaldırırsa hastalığın tekrarlama oranı yüzde 25’tir. Pilates, düz yolda yürüyüş ve yüzme bel sağlığını destekleyen sporlardır.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">Tedavi Edilmezse Kaslarda Felce Neden Olabilir</span></strong></p>

<p>Bel fıtığı, tedavi edilmediğinde felce dahi neden olabilen bir hastalık. İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Necati Tatarlı, tedavi edilmemesi durumunda hastalığın ilerleyen süreçleri hakkında şunları söyledi; “Bel fıtığı tedavi edilmediğinde kronik ve şiddetli ağrılara nede olur ki, bu durum hastanın yaşam kalitesini ciddi şekilde etkiler, kalıcı uyuşma ve hissizlik ile sinirlerin kontrol ettiği kaslarda felç ihtimali doğabilir. Dolayısıyla bu belirtileri gösteren kişilerin en kısa sürede doktora başvurmaları ve doktorun talimatlarına harfiyen uymaları gerekir.”</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 15:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/40-yas-ustu-her-2-kisiden-1inin-ortak-sorunu-bel-fitigi-1782302489.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hastaneye Gitme Devri Kapanıyor! Kronik Hastalar İçin Evde Kesintisiz Sağlık Dönemi Sunuluyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/hastaneye-gitme-devri-kapaniyor-kronik-hastalar-icin-evde-kesintisiz-saglik-donemi-sunuluyor-116623</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/hastaneye-gitme-devri-kapaniyor-kronik-hastalar-icin-evde-kesintisiz-saglik-donemi-sunuluyor-116623</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, yayımlanan yeni yönetmelikle evde sağlık hizmetlerinde devrim niteliğinde bir dönemin başladığını duyurdu. Yeni düzenlemeyle birlikte evde sağlık ve palyatif bakım hizmetleri tek çatı altında birleştirilirken; kronik hastalara yönelik tetkik, rapor yenileme ve tıbbi girişimsel işlemler artık ev ortamında kesintisiz olarak sunulacak.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Evde Sağlık ve Palyatif Bakım Hizmetlerinin Sunumu ve Koordinasyonuna İlişkin Yönetmelik” ile evde sağlık hizmetlerinde yeni bir dönemin başladığını açıkladı. Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda sağlık altyapısını güçlendirmeye devam ettiklerini belirten Memişoğlu, göreve geldikleri günden bu yana sağlık alanında 133 mevzuat düzenlemesini hayata geçirdiklerini ifade etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">EVDE SAĞLIK VE PALYATİF BAKIM TEK ÇATI ALTINDA ENTEGRE EDİLDİ</span></strong></p>

<p>Yeni yönetmelikle evde sağlık ve palyatif bakım hizmetlerinin tek çatı altında entegre edildiğini vurgulayan Memişoğlu, böylece tıbbi bakımda bütüncül bir modelin uygulanacağını söyledi. Yönetmelik kapsamında sağlık tesislerinde tedavi planı oluşturulan ve ilk uygulaması gerçekleştirilen hastaların, hekim onayı doğrultusunda ev ortamında da sağlık hizmeti alabileceğini belirten Memişoğlu, sonda uygulamaları ve çeşitli girişimsel işlemlerin de uygun hastalar için evde sürdürülebileceğini kaydetti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">RAPOR YENİLEME VE İLAÇ HİZMETLERİ EVDE KESİNTİSİZ SUNULACAK</span></strong></p>

<p>Kardiyovasküler, nörolojik, ileri evre kronik veya nadir hastalıklara sahip vatandaşların yara ve yanık bakımı, tetkik işlemleri, reçete düzenlenmesi ile ilaç, mama ve bez raporlarının yenilenmesi gibi hizmetlerden evlerinde kesintisiz şekilde yararlanabileceğini ifade eden Memişoğlu, vatandaşların sağlık hizmetlerine erişiminin daha da kolaylaşacağını dile getirdi. Başvuru süreçlerinde de yeni kolaylıklar getirildiğini belirten Memişoğlu, Evde Sağlık Hizmetleri İletişim Merkezi (ESHİM) üzerinden yapılan başvuruların eş zamanlı olarak ilgili koordinasyon merkezleri ve aile hekimlerine iletileceğini söyledi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DİJİTAL ENTEGRASYON İLE SÜREÇLER HIZLANACAK</span></strong></p>

<p>Yeni düzenleme kapsamında kurulacak koordinasyon birimleri ve dijital entegrasyon sistemleri sayesinde sevk, kabul ve taburculuk süreçlerinin daha hızlı ve planlı yürütüleceğini vurgulayan Memişoğlu, “Evde Sağlık ve Palyatif Bakım Hizmetlerinin Sunumu ve Koordinasyonuna İlişkin Yönetmelik’in ülkemize, aziz milletimize ve sağlık camiamıza hayırlı olmasını diliyorum” ifadelerini kullandu.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 18:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/hastaneye-gitme-devri-kapaniyor-kronik-hastalar-icin-evde-kesintisiz-saglik-donemi-sunuluyor-1782227131.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ağrı Kesiciler Mide Ülserine Kadar Varabilen Sorunlara Yol Açabiliyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/agri-kesiciler-mide-ulserine-kadar-varabilen-sorunlara-yol-acabiliyor-116622</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/agri-kesiciler-mide-ulserine-kadar-varabilen-sorunlara-yol-acabiliyor-116622</guid>
                <description><![CDATA[Ağrı kesicilerin gereğinden fazla kullanılmasının mide ülserine yol açabileceğini söyleyen Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Nurettin Coşkun, “Ağrı kesiciler zaman zaman gereğinden fazla kullanılabiliyor. Her ağrı hissedildiğinde ağrı kesici alınması, mide tahrişine ve hatta mide ülserine kadar varabilen sorunlara yol açabiliyor” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>Gastrit ve reflüde beslenme düzeninin önemine dikkat çeken Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Nurettin Coşkun, “Beslenme konusunda dikkat edilmesi gereken noktalar vardır. Az sayıda öğünle mideyi aşırı doldurmak yerine daha sık ve daha küçük porsiyonlarla beslenmek semptomların azalmasına yardımcı olabilir. Toplumda sık yapılan hatalardan biri de geç saatlerde yemek yemektir. Yatmadan en az 3-4 saat önce yemek yemeyi bırakmak gerekir” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">‘İKİ HASTALIKTA BELİRTİLER FARKLIDIR’</span></strong></p>

<p>Gastrit ve reflünün birbirinden farklı hastalıklar olduğunu söyleyen Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Nurettin Coşkun, “Gastrit ve reflü birbirinden farklı hastalıklardır. Reflünün asıl adı gastroözofageal reflüdür. Gastrit, mide mukozasının iltihaplanmasına verdiğimiz isimdir. Yani mide mukozası patolojik olarak iltihaplanır ve bunun teşhisini endoskopik olarak koyarız. Reflü ise mide içeriğinin, asidin ya da yiyeceklerin yemek borusuna geri kaçması sonucu ortaya çıkan şikayetlere verilen isimdir” dedi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">‘BESLENME VE YAŞAM TARZI ÖNEMLİ ROL OYNUYOR’</span></strong></p>

<p>Gastrit ve reflünün genellikle yaşam tarzı ve beslenme hatalarıyla ilişkili olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Coşkun, “İkisi arasındaki farklara baktığımızda; gastritte daha çok mide yanması ve mide ağrısı gibi şikayetler görürüz. Reflüde ise hasta, daha üst bölgede, yemek borusunda ve göğüs bölgesinde yanma hisseder. Gastrit ve reflü genellikle beslenme alışkanlıklarındaki yanlışlıklar ve yaşam tarzına bağlı nedenlerle ortaya çıkar. Gastritte mide yanması, mide ağrısı, bulantı ve kusma gibi semptomlar görülebilir. Reflüde ise yemek borusunda ve göğüs bölgesinde yanma hissi ön plandadır. Bunun yanı sıra öksürük ve boğazda gıcık hissi gibi belirtiler de görülebilir” diye konuştu.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">‘ALARM SEMPTOMLARINA DİKKAT EDİLMELİ’</span></strong></p>

<p>Alarm semptomlarının önemine değinen Uzm. Dr. Coşun, “Bazı durumlarda hastaların mutlaka doktora başvurması gerekir. Bunlara alarm semptomları diyoruz. Disfaji olarak adlandırdığımız yutma güçlüğü, yemek yerken direnç hissedilmesi, kilo kaybı, gece terlemesi, demir eksikliği anemisi ve bu şikayetlerin özellikle 45 yaşından sonra ortaya çıkması alarm semptomları arasında yer alır. Bu durumlarda mutlaka bir uzmanın değerlendirmesi gerekir” dedi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">‘DOĞRU BESLENME ŞİKAYETLERİ AZALTABİLİR’</span></strong></p>

<p>Beslenme düzeninin önemine dikkat çeken Uzm. Dr. Coşkun, “Beslenme konusunda da dikkat edilmesi gereken noktalar vardır. Az sayıda öğünle mideyi aşırı doldurmak yerine, daha sık ve daha küçük porsiyonlarla beslenmek semptomların azalmasına yardımcı olabilir. Toplumda sık yapılan hatalardan biri de geç saatlerde yemek yemektir. Yatmadan en az 3-4 saat önce yemek yemeyi bırakmak gerekir” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">‘YAŞAM TARZI DEĞİŞİKLİKLERİ ŞİKAYETLERİN KONTROL ALTINA ALINMASINA KATKI SAĞLAR’</span></strong></p>

<p>Reflü hastalarında yaşam tarzı düzenlemelerinin etkili olduğunu belirten Uzm. Dr. Coşkun, “Reflü semptomları olan hastalarda yatak başının yükseltilmesi veya çift yastıkla uyunması gibi önlemler faydalı olabilir. Ayrıca stresten uzak durmak, düzenli bir yaşam sürmek, egzersiz yapmak ve sağlıklı beslenmek de şikayetlerin kontrol altına alınmasına katkı sağlar” dedi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">‘GASTRİT HASTALARINDA KULLANILAN BAZI İLAÇLARA DİKKAT EDİLMELİ’</span></strong></p>

<p>Ağrı&nbsp;kesici kullanımına dikkat çeken Uzm. Dr. Coşkun, “Gastrit hastalarında kullanılan bazı ilaçlara da dikkat edilmelidir. Özellikle&nbsp;ağrı kesiciler&nbsp;zaman zaman gereğinden fazla kullanılabiliyor. Her&nbsp;ağrı&nbsp;hissedildiğinde&nbsp;ağrı&nbsp;kesici alınması, mide tahrişine ve hatta mide ülserine kadar varabilen sorunlara yol açabiliyor” diye konuştu.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">‘45 YAŞ SONRASI ŞİKAYETLER CİDDİYE ALINMALI’</span></strong></p>

<p>Gastrit ve reflünün her yaşta görülebildiğini söyleyen Uzm. Dr. Coşkun, “Reflü ve gastrit her yaşta görülebilen hastalıklardır. Ancak özellikle 45 yaşından sonra aniden başlayan reflü, mide ağrısı veya mide yanması gibi şikayetlerin daha ciddiye alınması ve mutlaka değerlendirilmesi gerekir” dedi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 17:27:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/agri-kesiciler-mide-ulserine-kadar-varabilen-sorunlara-yol-acabiliyor-1782224875.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Battalgazi İlçesinde Sulama Havuzuna Düşen Gebe İnek İçin Ekipler Zamanla Yarıştı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/battalgazi-ilcesinde-sulama-havuzuna-dusen-gebe-inek-icin-ekipler-zamanla-yaristi-116551</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/battalgazi-ilcesinde-sulama-havuzuna-dusen-gebe-inek-icin-ekipler-zamanla-yaristi-116551</guid>
                <description><![CDATA[Malatya’nın Battalgazi ilçesinde sulama havuzuna düşerek mahsur kalan gebe inek, itfaiye ekiplerinin yaklaşık iki saat süren titiz çalışması sonucu kurtarılarak sahibine teslim edildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’nın Battalgazi ilçesinde hareketli saatler yaşandı. Sulama havuzuna düşen bir büyükbaş hayvan, profesyonel ekiplerin müdahalesiyle kurtarıldı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">İHBAR ÜZERİNE EKİPLER SEVK EDİLDİ</span></strong></p>

<p>Olay, Battalgazi ilçesine bağlı Orduzu Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, bölgedeki bir sulama havuzuna gebe bir inek düştü. Hayvanın havuzda mahsur kaldığını gören çevre sakinlerinin ihbarı üzerine, bölgeye hızla Malatya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı ekipleri sevk edildi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">İKİ SAATLİK TİTİZ ÇALIŞMA</span></strong></p>

<p>Havuz içerisinde mahsur kalan gebe hayvanı kurtarmak için itfaiye ekipleri tarafından hemen çalışma başlatıldı. Alanın fiziki şartları göz önünde bulundurularak yürütülen ve yaklaşık iki saat süren titiz müdahalenin ardından, gebe inek düştüğü yerden güvenli bir şekilde çıkarıldı.</p>

<p>Yapılan kontrollerde sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilen inek, kurtarma operasyonunun ardından sahibine teslim edildi. Olayla ilgili herhangi bir olumsuzluk yaşanmadığı bildirildi.<br />
<img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202606191425-8508f458-20b0-4a38-8f8a-b9b75e0cdf73.png" style="height:800px; width:615px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 20:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/battalgazi-ilcesinde-sulama-havuzuna-dusen-gebe-inek-icin-ekipler-zamanla-yaristi-1781888824.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hiçbir Şikayeti Olmayan Hasta Aile Hekimliğindeki Tarama Testiyle Kanseri Erken Evrede Yendi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/hicbir-sikayeti-olmayan-hasta-aile-hekimligindeki-tarama-testiyle-kanseri-erken-evrede-yendi-116550</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/hicbir-sikayeti-olmayan-hasta-aile-hekimligindeki-tarama-testiyle-kanseri-erken-evrede-yendi-116550</guid>
                <description><![CDATA[Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde hiçbir şikayeti olmayan bir hastaya aile hekimliğinde yapılan basit bir tarama testiyle kolon kanseri teşhisi konuldu; uygulanan başarılı kapalı ameliyatla kalın bağırsağı korunarak sağlığına kavuşturuldu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, koruyucu hekimlik uygulamaları ve modern cerrahi yöntemlerin birleştiği başarılı bir tedavi sürecine imza attı. Aile hekimliğinde yapılan rutin bir tarama testi, hiçbir şikayeti olmayan bir vatandaşın hayatını kurtardı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ERKEN TEŞHİS HAYAT KURTARDI</span></strong></p>

<p>Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Cebrail Yetkin tarafından gerçekleştirilen kolonoskopik değerlendirme ve biyopsiler sonucunda, hastanın rektosigmoid bölgesindeki lezyonun kolon kanseri olduğu belirlendi. Sağ kolonda hepatik fleksura bölgesindeki diğer lezyon ise ileri derecede displazi içeren ve kansere dönüşme riski yüksek prekanseröz bir tümör olarak raporlandı.&nbsp;Bu tür olgularda kalın bağırsağın büyük bölümünün çıkarılmasını gerektirebilecek subtotal kolektomi önemli tedavi seçeneklerinden biri olarak değerlendirilebilirken, hasta için multidisipliner bir yaklaşım benimsendi. Yapılan değerlendirmeler sonucunda rektosigmoid bölgedeki kanser, Op. Dr. Cebrail Yetkin ve ekibi tarafından laparoskopik low anterior rezeksiyon ameliyatı ile tedavi edildi. Böylece hastanın kalın bağırsağının büyük kısmı korunurken, daha geniş rezeksiyon gerektirebilecek bir cerrahi girişimden kaçınıldı. Ameliyat sonrası dönemde herhangi bir komplikasyon gelişmeyen hasta, laparoskopik cerrahinin sağladığı avantajlar sayesinde hızlı ve konforlu bir iyileşme süreci geçirerek şifa ile taburcu edildi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">TARAMA TESTLERİNİN ÖNEMİ VURGULANDI</span></strong></p>

<p>Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Op. Dr. Cebrail Yetkin, bu vakanın hem Sağlık Bakanlığı'nın koruyucu hekimlik uygulamalarının başarısını hem de modern cerrahi yaklaşımların önemini gösteren güzel bir örnek olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Hastamızın hiçbir şikâyeti olmamasına rağmen aile hekimliğinde yapılan basit bir GGK tarama testi sayesinde kolon kanseri erken dönemde tespit edildi. Hastalık uzak organlara yayılmadan tanı konulmuş olması, koruyucu hekimlik ve kanser tarama programlarının ne kadar değerli olduğunu göstermektedir. Sağlık Bakanlığımızın yürüttüğü tarama programları sayesinde birçok kanser hastası erken dönemde teşhis edilerek tedavi imkanı elde etmektedir."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">UYGUN TEDAVİ PLANINI OLUŞTURDUK</span></strong></p>

<p>Uygulanan cerrahi teknik ve tedavi planlamasına dair detayları da paylaşan Op. Dr. Cebrail Yetkin ayrıca şunları kaydetti:&nbsp;"Bu vakada multidisipliner yaklaşım sayesinde hastamız için en uygun tedavi planını oluşturduk. Onkolojik prensiplerden ödün vermeden, laparoskopik ve organ koruyucu bir yaklaşım uygulayarak kalın bağırsağın büyük bölümünü koruyabildik. Modern endoskopik yöntemler, ileri laparoskopik cerrahi deneyimi ve ekip çalışması sayesinde hem kanser tedavisini başarıyla gerçekleştirdik hem de hastamızın ilerleyen yaşamındaki bağırsak fonksiyonlarını ve yaşam kalitesini korumayı hedefledik."</p>

<p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde hizmet veren Cerrahi Endoskopi Ünitesi ve ileri laparoskopik cerrahi altyapısı sayesinde kanser şüphesi bulunan hastaların hızlı şekilde değerlendirildiğini belirten Yetkin, tarama testlerinde pozitif sonuç saptanan vatandaşların vakit kaybetmeden ileri değerlendirme için sağlık kuruluşlarına başvurmalarının büyük önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 19:37:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/hicbir-sikayeti-olmayan-hasta-aile-hekimligindeki-tarama-testiyle-kanseri-erken-evrede-yendi-1781887307.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kronik Omuz Ağrısı Çekenlere Müjde: Doçent Doktor Serkan Akpancar&#039;ın Araştırması Dünyada Ses Getirdi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/kronik-omuz-agrisi-cekenlere-mujde-docent-doktor-serkan-akpancarin-arastirmasi-dunyada-ses-getirdi-116467</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/kronik-omuz-agrisi-cekenlere-mujde-docent-doktor-serkan-akpancarin-arastirmasi-dunyada-ses-getirdi-116467</guid>
                <description><![CDATA[Malatya’da görev yapan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Serkan Akpancar’ın yer aldığı uluslararası bilimsel araştırma, kronik omuz ağrılarında uygulanan proloterapi tedavisinin etkinliğini kanıtladı. Saygın tıp dergilerinde yayımlanan ve hastaların yüzde 93'ünde tam memnuniyet sağlayan çalışma, ameliyatsız tedavi arayanlar için küresel çapta bir umut ışığı oldu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’da görev yapan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Serkan Akpancar’ın yazarları arasında bulunduğu bilimsel çalışma, kronik omuz ağrısı yaşayan hastalar için yeni bir tedavi umudu oldu. Uluslararası alanda saygın yayınlar arasında gösterilen Orthopaedics &amp; Traumatology: Surgery &amp; Research dergisinde yayımlanan araştırma, omuz tendon yaralanmalarında uygulanan proloterapi tedavisinin başarılı sonuçlarını bilimsel verilerle ortaya koydu.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">YÜZDE DOKSAN ÜÇLÜK MEMNUNİYET ORANI</span></strong></p>

<p>Kronik rotator manşet (omuz tendon) yaralanmaları üzerine gerçekleştirilen çalışmada toplam 120 hasta değerlendirildi. Hastaların bir bölümüne egzersiz tedavisi uygulanırken, diğer gruba ultrason esliğinde proloterapi tedavisi yapıldı. Araştırma sonuçlarına göre proloterapi uygulanan hastaların yaklaşık yüzde 93’ü tedaviden memnun kaldığını belirtirken, ağrı düzeylerinde ve omuz fonksiyonlarında belirgin iyileşme gözlendi.</p>

<p>Araştırmada, proloterapinin uygun hasta grubunda cerrahi müdahaleye alternatif olabilecek güçlü bir seçenek olduğu vurgulandı. Tedavi yöntemi, vücudun doğal iyileşme mekanizmalarını harekete geçirmeyi hedefleyen enjeksiyon temelli bir uygulama olarak öne çıkıyor. Özellikle tendon ve bağ dokusu kaynaklı rahatsızlıklarda kullanılan proloterapi, klasik yöntemlerden sonuç alamayan hastalarda dikkat çekici başarı oranlarıyla dikkat çekiyor.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202606161303-c6108bcc-69ca-4f23-9489-0571f5381c18.jpeg" style="height:454px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DÜNYA TIP LİTERATÜRÜNE BÜYÜK KATKI</span></strong></p>

<p>Uluslararası bilim dünyasında ilgi gören çalışma, farklı ülkelerde yürütülen çok sayıda araştırmada da referans gösterildi. Bu durum, elde edilen sonuçların yalnızca Türkiye’de değil, dünya genelinde de bilimsel karşılık bulduğunu ortaya koydu. Malatya’da hasta kabulüne devam eden Doç. Dr. Serkan Akpancar, spor yaralanmaları, tendon hastalıkları ve rejeneratif tedaviler alanındaki çalışmalarıyla dikkat çekerken, proloterapi konusunda Türkiye’nin önde gelen uzmanları arasında gösteriliyor. Araştırmanın uluslararası alanda gördüğü ilgi, Malatya’dan çıkan bilimsel çalışmaların dünya tıp literatürüne katkı sunmaya devam ettiğini bir kez daha gözler önüne serdi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">"SONUÇLAR BEKLENTİMİZİN DE ÜZERİNDE OLDU"</span></strong></p>

<p>Yürüttükleri çalışmanın detaylarına ve ulaştığı küresel başarıya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Doç. Dr. Serkan Akpancar, şu ifadeleri kullandı:&nbsp;"Uzun süredir omuz ağrısı yaşayan ve klasik tedavilere rağmen iyileşme sağlanamayan hastalarda proloterapinin etkisini araştırdık. Sonuçlar beklentimizin de üzerinde oldu. Doğru hasta seçimiyle bazı vakalarda ameliyatsız yöntemlerle de yüz güldürücü sonuçlar elde edilebileceğini bilimsel olarak ortaya koyduk."</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 13:52:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/kronik-omuz-agrisi-cekenlere-mujde-docent-doktor-serkan-akpancarin-arastirmasi-dunyada-ses-getirdi-1781608855.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bakan Memişoğlu ve YÖK Başkanı Özvar&#039;dan Peş Peşe Tebrik: Türk Hekimler Küresel Ölçekte Tarih Yazdı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/bakan-memisoglu-ve-yok-baskani-ozvardan-pes-pese-tebrik-turk-hekimler-kuresel-olcekte-tarih-yazdi-116464</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/bakan-memisoglu-ve-yok-baskani-ozvardan-pes-pese-tebrik-turk-hekimler-kuresel-olcekte-tarih-yazdi-116464</guid>
                <description><![CDATA[İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi, dünya tıp tarihine geçecek muazzam bir başarıya daha imza atarak ilk eş zamanlı 8'li çapraz karaciğer naklini gerçekleştirdi. Yaklaşık 22 saat süren tarihi operasyonun ardından Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ve YÖK Başkanı Erol Özvar, yayımladıkları mesajlarla Prof. Dr. Sezai Yılmaz ve 150 kişilik dev sağlık ekibini tebrik etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakli Enstitüsü’nde gerçekleştirilen dünyanın ilk eş zamanlı 8’li çapraz karaciğer nakli, yalnızca Türkiye’de değil uluslararası sağlık camiasında da geniş yankı uyandırdı. Organ nakli alanında dünya tıp tarihine geçen operasyonun ardından tebrik mesajları peş peşe gelirken, Malatya bir kez daha sağlık alanındaki başarısıyla gündeme oturdu.</p>

<p>Prof. Dr. Sezai Yılmaz liderliğindeki ekip tarafından gerçekleştirilen operasyon kapsamında 8 verici ve 8 alıcı olmak üzere toplam 16 ameliyat eş zamanlı olarak yapıldı. Yaklaşık 22 saat süren ve 150 sağlık çalışanının görev aldığı operasyon başarıyla tamamlandı. Daha önce dünyanın ilk canlıdan 4’lü, 5’li, 6’lı ve 7’li çapraz karaciğer nakillerini gerçekleştiren İnönü Üniversitesi Karaciğer Nakli Enstitüsü, bu operasyonla kendi rekorunu geliştirerek dünya tıp literatürüne bir başarı daha kazandırdı.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202606161108-01-inonu-universitesi-turgut-ozal-tip-merkezi-karaciger-nakli-enstitusu-muduru-prof-dr-sezai-yilmaz.jpeg" style="height:450px; width:800px" /></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>YÖK BAŞKANI ÖZVAR’DAN TEBRİK</strong></span></p>

<p>Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, tarihi operasyonun ardından yaptığı açıklamada İnönü Üniversitesi ve sağlık ekibini kutladı. Özvar, “Dünyada ilk kez gerçekleştirilen bu nakil, Türk yükseköğretiminin, bilim insanlarımızın ve sağlık sistemimizin küresel ölçekte ulaştığı seviyeyi göstermesi bakımından son derece kıymetlidir. Bu büyük başarıyla gurur duydum” ifadelerini kullandı. İnönü Üniversitesi’nin yıllardır organ nakli alanında öncü çalışmalar yürüttüğünü belirten Özvar, elde edilen başarının yalnızca akademik değil aynı zamanda insani açıdan da büyük önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202606161108-03-dunya-tip-tarihine-gececek-basari-ilk-sekizli-capraz-karaciger-nakli-malatyada-inonu-universitesinde-yapildi.jpeg" style="height:530px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BAKAN MEMİŞOĞLU: “TÜRK HEKİMLERİMİZLE GURUR DUYUYORUZ”</span></strong></p>

<p>Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu da sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda tarihi başarıyı tebrik etti. Memişoğlu paylaşımında, “Türk hekimlerimizle gurur duyuyoruz. İnönü Üniversitesi Karaciğer Nakli Enstitümüzde dünyada bir ilke daha imza atıldı. Prof. Dr. Sezai Yılmaz hocamız ve kıymetli ekibi gerçekleştirdikleri 8’li çapraz karaciğer nakli ile tıp tarihine altın harflerle adını yazdırdı” ifadelerine yer verdi. Türkiye’nin karaciğer naklinde dünya çapında marka haline geldiğini belirten Memişoğlu, İnönü Üniversitesi’nde yetişen bilim insanlarının bu başarıda önemli rol oynadığını söyledi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202606161108-04-dunya-tip-tarihine-gececek-basari-ilk-sekizli-capraz-karaciger-nakli-malatyada-inonu-universitesinde-yapildi.jpeg" style="height:450px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">“KÜRESEL LİDERİZ”</span></strong></p>

<p>İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sezai Yılmaz ise Malatya’nın çapraz karaciğer nakillerinde dünyanın merkezi haline geldiğini belirtti. Küresel çapraz karaciğer nakillerinin yüzde 80 ila 90’ının Malatya’da gerçekleştirildiğini ifade eden Yılmaz, “Bugün 8’li çapraz karaciğer naklini gerçekleştirdi ancak uygun şartlar oluştuğunda 9’lu ve 10’lu çapraz nakilleri de yapabilecek kapasiteye sahibiz” dedi. Amaçlarının rekor kırmak olmadığını vurgulayan Yılmaz, “Önceliğimiz organ bekleyen ve durumu kritik hale gelen hastalara umut olabilmek. Bu operasyon sayesinde birden fazla hastanın hayatına dokunma fırsatı bulduk” diye konuştu.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202606161108-06-dunya-tip-tarihine-gececek-basari-ilk-sekizli-capraz-karaciger-nakli-malatyada-inonu-universitesinde-yapildi.jpeg" style="height:367px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MALATYA BİR KEZ DAHA DÜNYAYA ÖRNEK OLDU</span></strong></p>

<p>Canlı vericili karaciğer naklinde dünyanın en önemli merkezlerinden biri olarak gösterilen İnönü Üniversitesi Karaciğer Nakli Enstitüsü’nde bugüne kadar 400’ün üzerinde çapraz karaciğer nakli gerçekleştirildi. Bu sayı ile Malatya, dünya genelindeki çapraz karaciğer nakillerinin büyük bölümüne ev sahipliği yapıyor. Sağlık otoriteleri tarafından tarihi bir dönüm noktası olarak değerlendirilen 8’li çapraz karaciğer nakli, hem Türk tıbbının ulaştığı seviyeyi ortaya koydu hem de organ bekleyen hastalar için yeni umutların kapısını araladı. Malatya’da gerçekleştirilen operasyon, dünya sağlık literatürüne geçen önemli başarılar arasında yerini aldı.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202606161108-08-dunya-tip-tarihine-gececek-basari-ilk-sekizli-capraz-karaciger-nakli-malatyada-inonu-universitesinde-yapildi.jpeg" style="height:600px; width:800px" /></p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 12:08:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/bakan-memisoglu-ve-yok-baskani-ozvardan-pes-pese-tebrik-turk-hekimler-kuresel-olcekte-tarih-yazdi-1781602736.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yaz Sıcaklarıyla Birlikte Geri Dönen Gizli Tehlike Malatya&#039;da Alarm Zillerini Çaldırdı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/yaz-sicaklariyla-birlikte-geri-donen-gizli-tehlike-malatyada-alarm-zillerini-caldirdi-116415</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/yaz-sicaklariyla-birlikte-geri-donen-gizli-tehlike-malatyada-alarm-zillerini-caldirdi-116415</guid>
                <description><![CDATA[Hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte Malatya’da kene vakalarına karşı uyarılar yeniden gündeme geldi; uzmanlar, başta Kırım Kongo Kanamalı Ateşi olmak üzere ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen kene ısırıklarına karşı hayati uyarılarda bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte Türkiye genelinde olduğu gibi Malatya’da da kene vakalarına karşı uyarılar yeniden gündeme geldi. Özellikle kırsal bölgelerde tarım ve hayvancılıkla uğraşan vatandaşların daha fazla risk altında olduğu belirtilirken, uzmanlar kene ısırıklarının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkat çekiyor. Yaz mevsiminin başlamasıyla birlikte açık alanlarda geçirilen sürenin artması, kene ile temas riskini de beraberinde getiriyor. Ormanlık alanlar, mera ve otlaklar ile tarımsal faaliyetlerin yoğun olarak sürdürüldüğü bölgelerde görülen keneler, başta Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) olmak üzere çeşitli hastalıkların bulaşmasına neden olabiliyor.</p>

<p>Malatya’da da özellikle kırsal mahallelerde zaman zaman kene vakaları görülürken, sağlık yetkilileri vatandaşların dikkatli olması gerektiğini vurguluyor. Uzmanlar; doğa yürüyüşleri, piknik ve tarımsal çalışmalar sonrasında vücudun detaylı şekilde kontrol edilmesini öneriyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BELİRTİLERE DİKKAT EDİLMELİ</span></strong></p>

<p>Kene ısırıklarının çoğu zaman ağrısız gerçekleştiğini belirten uzmanlar, vücuda yapışan kenenin fark edilmesinin büyük önem taşıdığını ifade ediyor. Kene teması sonrasında yüksek ateş, halsizlik, baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları, mide bulantısı ve kusma gibi belirtilerin görülmesi halinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurulması gerektiği bildirildi.</p>

<p><strong><span style="color:#3498db">YANLIŞ MÜDAHALE RİSK OLUŞTURUYOR</span></strong></p>

<p>Uzmanlar, vücuda yapışan kenelere bilinçsiz şekilde müdahale edilmemesi konusunda da uyarıda bulunuyor. Kenenin üzerine kolonya, alkol veya benzeri maddeler dökülmesinin ya da yakılarak çıkarılmaya çalışılmasının enfeksiyon riskini artırabileceği belirtiliyor. Kene ile karşılaşılması halinde en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması tavsiye ediliyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KORUNMA ÖNLEMLERİ ÖNEM TAŞIYOR</span></strong></p>

<p>Yetkililer, kırsal alanlarda bulunacak vatandaşların açık renkli ve uzun kollu kıyafetler tercih etmesi, pantolon paçalarını çorap içerisine alması ve dönüşte vücut kontrolü yapmasının olası riskleri azaltacağını ifade ediyor. Her yıl yaz aylarında artış gösteren kene vakalarına karşı alınacak basit tedbirlerin, ciddi sağlık sorunlarının önüne geçilmesinde büyük önem taşıdığı vurgulanıyor.</p>

<p>KAYNAK: MHA<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 12:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/yaz-sicaklariyla-birlikte-geri-donen-gizli-tehlike-malatyada-alarm-zillerini-caldirdi-1781430290.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Turgut Özal Tıp Merkezi Sekizli Çapraz Karaciğer Nakliyle Dünya Tıp Tarihinde Yeni Bir Sayfa Açtı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/turgut-ozal-tip-merkezi-sekizli-capraz-karaciger-nakliyle-dunya-tip-tarihinde-yeni-bir-sayfa-acti-116411</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/turgut-ozal-tip-merkezi-sekizli-capraz-karaciger-nakliyle-dunya-tip-tarihinde-yeni-bir-sayfa-acti-116411</guid>
                <description><![CDATA[İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakli Enstitüsü, dünyada ilk kez gerçekleştirilen sekizli çapraz karaciğer nakli operasyonunu başarıyla tamamlayarak dünya tıp literatürüne geçecek tarihi bir başarıya daha imza attı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakli Enstitüsü, organ nakli alanında dünya tıp literatürüne geçecek tarihi bir başarıya daha imza attı. Daha önce dünyanın ilk dörtlü, beşli, altılı ve yedili çapraz karaciğer nakillerini gerçekleştiren merkez, bu kez dünyada ilk kez sekizli çapraz karaciğer naklini başarıyla tamamlayarak tıp tarihinde yeni bir sayfa açtı.</p>

<p>Karaciğer nakli alanında uluslararası ölçekte referans merkezlerden biri olarak kabul edilen Turgut Özal Tıp Merkezi, geliştirdiği yenilikçi uygulamalarla dikkat çekmeye devam ediyor. Organ uyumsuzluğu nedeniyle uzun süre nakil bekleyen hastalar için geliştirilen çapraz nakil sistemi sayesinde birçok hasta yeniden yaşama tutunma fırsatı buluyor.</p>

<p>Merkezde gerçekleştirilen son operasyon ise yalnızca Türkiye’de değil, dünya tıp camiasında da büyük yankı uyandırdı. Dünyada ilk kez sekiz farklı verici ve alıcı arasında oluşturulan eşleştirme ağıyla sekizli çapraz karaciğer nakli başarıyla gerçekleştirildi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202606130405-img-8226.png" style="height:533px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">PROF. DR. SEZAİ YILMAZ: “AMACIMIZ REKOR KIRMAK DEĞİL”</span></strong></p>

<p>Operasyon sonrası açıklamalarda bulunan Karaciğer Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sezai Yılmaz, çoklu çapraz nakillerin temel amacının sayı artırmak ya da rekor kırmak olmadığını vurguladı. Yılmaz, “Dünyada genellikle ikili ve üçlü çapraz nakiller yapılabiliyor. Dörtlü ve üzerindeki çapraz karaciğer nakilleri ise bugüne kadar yalnızca merkezimizde gerçekleştirildi. Ancak bizim hedefimiz rekor kırmak değil, organ bekleyen hastalara umut olabilmektir” dedi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">İKİ HASTANIN HAYATINI DEĞİŞTİREN EŞLEŞTİRME</span></strong></p>

<p>Sekizli çapraz naklin ortaya çıkış sürecine ilişkin bilgiler veren Prof. Dr. Yılmaz, bazı hastaların uzun süredir uygun donör bulunamadığı için beklediğini ve sağlık durumlarının giderek ağırlaştığını söyledi. Yılmaz, “Nakil bekleyen iki hastamızın durumu oldukça kritikti. Bu hastalara uygun organ bulunabilmesi ancak sekizli çapraz eşleştirme modeliyle mümkün olabildi. Bu nedenle gerçekleştirilen operasyon tamamen hastalarımızın ihtiyacından doğdu. Sonuçta iki hastamızın yeniden hayata tutunmasına vesile olduk” ifadelerini kullandı.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>TARİHİ OPERASYONUN ARDINDAN BÜYÜK SEVİNÇ</strong></span></p>

<p>Başarıyla tamamlanan ameliyatların ardından ekip olarak büyük mutluluk yaşadıklarını belirten Yılmaz, operasyonda görev alan tüm sağlık çalışanlarına teşekkür etti. Yılmaz, “Bugün ekip arkadaşlarımızla birlikte çok özel bir gece yaşıyoruz. Hastalarımıza umut olabilmek, onların yaşamlarına dokunabilmek bizim için her şeyden daha değerli” diye konuştu.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MALATYA DÜNYA TIP LİTERATÜRÜNE YÖN VERİYOR</span></strong></p>

<p>Gerçekleştirdiği öncü çalışmalarla organ nakli alanında dünyanın sayılı merkezleri arasında gösterilen Turgut Özal Tıp Merkezi, daha önceki dörtlü, beşli, altılı ve yedili çapraz nakillerin ardından şimdi de sekizli çapraz karaciğer nakliyle tıp tarihine adını yazdırdı. Bu tarihi başarı, yalnızca Malatya’nın değil Türkiye’nin sağlık alanındaki bilimsel gücünü bir kez daha ortaya koyarken, organ bekleyen binlerce hasta için de yeni umutların kapısını araladı.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 11:17:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/turgut-ozal-tip-merkezi-sekizli-capraz-karaciger-nakliyle-dunya-tip-tarihinde-yeni-bir-sayfa-acti-1781425630.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sosyal Güvenlik Kurumundan Hastalara Müjde: Otuz İki İlaç Daha Geri Ödeme Kapsamına Alındı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/sosyal-guvenlik-kurumundan-hastalara-mujde-otuz-iki-ilac-daha-geri-odeme-kapsamina-alindi-116403</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/sosyal-guvenlik-kurumundan-hastalara-mujde-otuz-iki-ilac-daha-geri-odeme-kapsamina-alindi-116403</guid>
                <description><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, 21’i yerli üretim olan toplam 32 ilacın Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) geri ödeme listesine dahil edildiğini açıklayarak vatandaşların tedavi imkanlarına erişiminin kolaylaştırıldığını duyurdu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) aracılığıyla 32 ilacın daha geri ödeme listesine alındığını duyurdu. Sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmaya ve ilaç erişilebilirliğini sağlamaya yönelik atılan bu adımın, hastaların tedavi süreçlerine büyük kolaylık getirmesi hedefleniyor. Geri ödeme listesine dahil edilen ilaçların önemli bir kısmının Türkiye'de üretilen ilaçlardan oluşması dikkat çekti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SAĞLIKTA YERLİ VE MİLLİ KAPASİTE GÜÇLENİYOR</span></strong></p>

<p>Söz konusu ilaç yapılandırmasına dair detayları paylaşan Bakan Işıkhan, listeye eklenen 32 ilaçtan 21’inin yerli üretim olduğunu vurguladı. Bu durumun sağlıkta milli kapasitenin güçlenmesine ciddi katkı sağladığını belirten Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:&nbsp;"Sağlıkta yerli ve milli kapasitemizi güçlendiriyor, vatandaşlarımızın tedavi imkanlarına ulaşmasını kolaylaştırıyoruz"</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/ila%C3%A7.jpg" style="height:487px; width:730px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 19:46:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/sosyal-guvenlik-kurumundan-hastalara-mujde-otuz-iki-ilac-daha-geri-odeme-kapsamina-alindi-1781283034.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hastalanmadan Önce Önlem Alan Yeni Sağlık Vizyonu Tüm Türkiye&#039;ye Yayılıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/hastalanmadan-once-onlem-alan-yeni-saglik-vizyonu-tum-turkiyeye-yayiliyor-116354</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/hastalanmadan-once-onlem-alan-yeni-saglik-vizyonu-tum-turkiyeye-yayiliyor-116354</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, birinci basamak sağlık hizmetlerinde "hastalanmadan sağlığı koruma" vizyonuyla hareket ettiklerini belirterek Türkiye genelinde koruyucu sağlık altyapısının güçlendirildiğini ve milyonlarca vatandaşın risk haritasının erken aşamada çıkarıldığını açıkladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, birinci basamak sağlık hizmetlerinde koruyucu sağlık yaklaşımının güçlendirildiğini belirterek yürütülen çalışmalara ilişkin açıklamalarda bulundu. Bakan Memişoğlu, “Koruyan sağlık” vizyonu çerçevesinde Türkiye genelinde 8 bin 350 Aile Sağlığı Merkezi (ASM), 973 Toplum Sağlığı Merkezi ve 348 Sağlıklı Hayat Merkezi ile geniş bir hizmet ağı oluşturulduğunu ifade etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MİLYONLARCA VATANDAŞA ERKEN TEŞHİS DESTEĞİ</span></strong></p>

<p>Sağlıklı Hayat Merkezlerinde beslenme danışmanlığı, fiziksel aktivite programları, kanser taramaları ve psikososyal destek gibi 17 farklı alanda hizmet verildiğini belirten Bakan Memişoğlu, 2026 yılının ilk 4 ayında bu merkezlere 96 binden fazla başvuru yapıldığını bildirdi. Paylaşımında önemli verilere yer veren Memişoğlu, ASM'lerde gerçekleştirilen 158 milyondan fazla tarama ile kronik hastalıkların erken tespiti ve yönetimine yönelik proaktif bir süreç yürütüldüğünü, 10,6 milyon vatandaşın obezite, diyabet ve hipertansiyon gibi risklerinin erken aşamada belirlendiğini kaydetti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SAĞLIKLI TÜRKİYE YÜZYILI HEDEFİ</span></strong></p>

<p>Bakan Memişoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde “Sağlıklı Türkiye Yüzyılı” vizyonu doğrultusunda çalışmaların kararlılıkla sürdüğünü ifade ederek, sahada görev yapan 31 bini aşkın aile hekimi başta olmak üzere tüm sağlık çalışanlarına emeklerinden dolayı teşekkür etti.</p>

<p><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 09:13:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/hastalanmadan-once-onlem-alan-yeni-saglik-vizyonu-tum-turkiyeye-yayiliyor-1781158791.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dikkat! Kalp çarpıntısına bu belirtiler eşlik ediyorsa!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/dikkat-kalp-carpintisina-bu-belirtiler-eslik-ediyorsa-116324</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/dikkat-kalp-carpintisina-bu-belirtiler-eslik-ediyorsa-116324</guid>
                <description><![CDATA[Modern yaşamın yol açtığı düzensiz uyku alışkanlıkları, sigara, yoğun stres, sağlıksız beslenme, hareketsizlik, kronik hastalıklar ve aşırı kafein tüketimi gibi etkenler kalp sağlığını olumsuz etkiliyor. Özellikle son yıllarda giderek yaygınlaşan uykusuzluk sorunu, kalp ritminde bozulmalara ve çarpıntı şikayetlerine zemin hazırlayabiliyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu, çoğu zaman önemsenmeyen uyku apnesi ve horlama problemlerinin de uzun vadede ciddi ritim bozukluklarına yol açabildiğini belirterek “Kalp çarpıntısı, günümüzde yalnızca yetişkinlerde değil, gençlerde hatta çocuk yaş grubunda da daha sık görülüyor.  Bilimsel çalışmalar; uyku düzenindeki bozuklukların, uyku apnesi ve horlama gibi sorunların kalp ritmini olumsuz etkileyebildiğini gösteriyor. Kalp çarpıntısı bazı durumlarda müdahale gerektiren önemli ritim bozukluklarının habercisi olabiliyor” diyor. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Modern yaşamın yol açtığı düzensiz uyku alışkanlıkları, sigara, yoğun stres, sağlıksız beslenme, hareketsizlik, kronik hastalıklar ve aşırı kafein tüketimi gibi etkenler kalp sağlığını olumsuz etkiliyor. Özellikle son yıllarda giderek yaygınlaşan uykusuzluk sorunu, kalp ritminde bozulmalara ve çarpıntı şikayetlerine zemin hazırlayabiliyor.&nbsp;<strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu,</strong>&nbsp;çoğu zaman önemsenmeyen uyku apnesi ve horlama problemlerinin de uzun vadede ciddi ritim bozukluklarına yol açabildiğini belirterek “Kalp çarpıntısı, günümüzde yalnızca yetişkinlerde değil, gençlerde hatta çocuk yaş grubunda da daha sık görülüyor. &nbsp;Bilimsel çalışmalar; uyku düzenindeki bozuklukların, uyku apnesi ve horlama gibi sorunların kalp ritmini olumsuz etkileyebildiğini gösteriyor. Kalp çarpıntısı bazı durumlarda müdahale gerektiren önemli ritim bozukluklarının habercisi olabiliyor” diyor.&nbsp;</p>

<p>Kalp çarpıntısının her zaman ciddi bir hastalık anlamına gelmediğini ancak bazı belirtilerle birlikte görülmesi halinde mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Hayıroğlu, kalp çarpıntısında ihmale gelmez 8 sinyali anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.&nbsp;</p>

<ul>
	<li><strong>Göğüs ağrısı</strong></li>
</ul>

<p>Kalp çarpıntısıyla birlikte göğüste baskı, sıkışma ya da ağrı hissedilmesi kalp-damar hastalıklarının habercisi olabiliyor. Özellikle ağrının kola, sırta veya çeneye yayılması riskli durumlara işaret edebiliyor.</p>

<ul>
	<li><strong>Nefes darlığı</strong></li>
</ul>

<p>Çarpıntıyla birlikte nefes almakta zorlanılması, kalbin yeterince verimli çalışamadığını gösterebiliyor. Merdiven çıkarken ya da kısa yürüyüşlerde bile nefes nefese kalınması dikkat gerektiriyor.</p>

<ul>
	<li><strong>Baş dönmesi ve bayılma hissi</strong></li>
</ul>

<p>Kalp ritmindeki bozukluklar beyne giden kan akışını etkileyebiliyor. Bu nedenle çarpıntıyla birlikte baş dönmesi, göz kararması ya da bayılma hissi yaşanması durumunda kardiyoloji uzmanına başvurmakta fayda var.&nbsp;</p>

<ul>
	<li><strong>Soğuk terleme</strong></li>
</ul>

<p>Aniden başlayan yoğun terleme bazı kalp problemlerinde görülebiliyor. Özellikle çarpıntıyla birlikte gelişen soğuk terleme acil değerlendirme gerektirebiliyor.</p>

<ul>
	<li><strong>Halsizlik ve aşırı yorgunluk</strong></li>
</ul>

<p>Kişinin kendini normalden çok daha yorgun hissetmesi, günlük aktivitelerde bile zorlanması kalbin düzensiz çalıştığını düşündürebiliyor. Bu nedenle herhangi bir aktivite olmadan ortaya çıkan halsizlik ve aşırı yorgunluk şikayetlerini ihmal etmemek gerekiyor.&nbsp;</p>

<ul>
	<li><strong>Nabzın düzensiz hissedilmesi</strong></li>
</ul>

<p>Kalbin bazen çok hızlı, bazen de düzensiz atıyormuş gibi hissedilmesi ritim bozukluklarının işareti olabiliyor. Prof. Dr. Hayıroğlu, özellikle sık tekrar eden düzensizliklerde kontrolün şart olduğunu belirtiyor.</p>

<ul>
	<li><strong>Çarpıntının uzun sürmesi</strong></li>
</ul>

<p>Birkaç saniyelik kısa çarpıntılar çoğu zaman geçici nedenlerden kaynaklanabiliyor. Ancak dakikalarca süren ya da sık sık tekrarlayan çarpıntılar ileri inceleme gerektirebiliyor.</p>

<ul>
	<li><strong>Dinlenirken ortaya çıkması</strong></li>
</ul>

<p>Egzersiz ya da heyecan olmadan, özellikle istirahat halinde gelişen çarpıntıların, bazı kalp ritim bozukluklarına işaret edebildiğini belirten Prof. Dr. Hayıroğlu, bu durumda mutlaka doktora başvurulması gerektiğini söylüyor.&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Kalp ritmi bozukluğunda yeni nesil tedavi&nbsp;</strong></span></p>

<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu, günümüzde teknoloji ve tıp alanındaki hızlı gelişmeler sayesinde kalp ritim bozukluklarına çok daha erken ve doğru şekilde tanı konulabildiğini belirterek yeni nesil tedavi yaklaşımlarına yönelik şöyle konuşuyor: “Son yıllarda ritim bozukluklarına daha sık ve daha erken tanı koyabiliyoruz. Üç boyutlu haritalama sistemleri sayesinde kalpteki ritim bozukluğunun kaynağını daha net tespit edebiliyoruz ve uzun vadede daha yüz güldürücü sonuçlar alıyoruz. Kısa vadede önemsenmeyen bazı ritim bozuklukları, ani ölüme neden olmasa da, uzun dönemde diyabet ve hipertansiyon gibi kronik hastalıkların zemininde kalp yetmezliğine yol açabiliyor. Bu nedenle artık beklemeden müdahale etmeyi tercih ediyoruz. Tedavide pil ihtiyacı yoksa, hastaların büyük bir kısmında ablasyon yöntemleri uygulanabiliyor. Üç boyutlu haritalama sistemleri sayesinde işlem sırasında minimum radyasyon kullanılıyor ve anestezi desteğiyle daha güvenli bir tedavi süreci sağlanıyor.”</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 20:19:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/dikkat-kalp-carpintisina-bu-belirtiler-eslik-ediyorsa-1781025620.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bölge Sağlığının Geleceğini Şekillendirecek Kritik Zirve Elazığ Ev Sahipliğinde Gerçekleştirildi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/bolge-sagliginin-gelecegini-sekillendirecek-kritik-zirve-elazig-ev-sahipliginde-gerceklestirildi-116290</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/bolge-sagliginin-gelecegini-sekillendirecek-kritik-zirve-elazig-ev-sahipliginde-gerceklestirildi-116290</guid>
                <description><![CDATA[Halk Sağlığı Genel Müdürü Doç. Dr. Erdoğan Öz başkanlığında Elazığ’da düzenlenen bölge değerlendirme toplantısında, Malatya, Adıyaman ve Tunceli’nin de katılımıyla birinci basamak sağlık hizmetleri, bölgesel ihtiyaçlar ve çözüm önerileri masaya yatırıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Elazığ’da düzenlenen Halk Sağlığı Hizmetleri Bölge Değerlendirme Toplantısı’nda, koruyucu sağlık hizmetleri, birinci basamak sağlık hizmetleri ve bölgesel sağlık ihtiyaçları ele alındı. Halk Sağlığı Hizmetleri Bölge Değerlendirme Toplantısı, Halk Sağlığı Genel Müdürü Doç. Dr. Erdoğan Öz ve Genel Müdür Yardımcısı Uzm. Dr. Hamit Harun Bağcı başkanlığında Elazığ’da gerçekleştirildi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DÖRT İLİN SAĞLIK MÜDÜRLERİ ELMADAĞ’DA BİR ARAYA GELDİ</span></strong></p>

<p>Elazığ İl Sağlık Müdürlüğü ev sahipliğinde, Fethi Sekin Şehir Hastanesi Konferans Salonu’nda düzenlenen toplantıya Malatya İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Cezmi Karaca, Elazığ İl Sağlık Müdürü Dr. Emrah Gecekuşu, Adıyaman İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Mehmet Şirik, Tunceli İl Sağlık Müdürü Dr. Muhammed Duran ile hizmet başkanları ve idareciler katıldı.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202606081305-img-7642.jpeg" style="height:533px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BÖLGESEL İHTİYAÇLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ ELE ALINDI</span></strong></p>

<p>Toplantıda, koruyucu sağlık hizmetleri başta olmak üzere birinci basamak sağlık hizmetlerinin etkinliği, illerin mevcut sağlık göstergeleri, bölgesel ihtiyaçlar ve öncelikler değerlendirildi. Hizmet sunumunda karşılaşılan sorunlar ile çözüm önerileri de kapsamlı şekilde ele alındı.</p>

<p>Sağlık hizmetlerinin niteliğini artırmak, kurumlar arası koordinasyonu güçlendirmek ve vatandaşlara daha etkin sağlık hizmeti sunmak amacıyla gerçekleştirilen toplantıda, iller arasında karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 14:33:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/bolge-sagliginin-gelecegini-sekillendirecek-kritik-zirve-elazig-ev-sahipliginde-gerceklestirildi-1780919158.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Turgut Özal Tıp Merkezi Dünyanın En Büyük Karaciğer Nakli Üslerinden Biri Haline Geldi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/turgut-ozal-tip-merkezi-dunyanin-en-buyuk-karaciger-nakli-uslerinden-biri-haline-geldi-116251</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/turgut-ozal-tip-merkezi-dunyanin-en-buyuk-karaciger-nakli-uslerinden-biri-haline-geldi-116251</guid>
                <description><![CDATA[Malatya Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakli Enstitüsü, çeyrek asırlık süreçte imza attığı 4 bin 400 nakille adını dünyanın zirvesine yazdırdı; çoklu çapraz nakil ameliyatlarıyla küresel bir marka haline gelen merkez 25. yılını özel bir programla kutladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’da 25 yılda 4 bin 400 karaciğer nakline imza atan Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakli Enstitüsü’nde düzenlenen programda, merkezin dünyanın en yüksek hacimli nakil merkezlerinden biri olduğu vurgulandı. Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakli Enstitüsü’nde gerçekleştirilen karaciğer nakillerinin 25. yılı dolayısıyla program düzenlendi.</p>

<p>Programa, Karaciğer Nakli Enstitüsü’nde başarılı bir ameliyat geçiren Yemen Bayındırlık ve Ulaştırma eski Bakanı Ghaleb Abdullah Mused, Malatya Valisi Seddar Yavuz, Turgut Özal Tıp Merkezi Başhekimi Prof. Dr. Erol Karaaslan, Karaciğer Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sezai Yılmaz, STK temsilcileri, akademisyenler, doktorlar ve öğrenciler katıldı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ÇEYREK ASIRDA BÜYÜK BAŞARI</span></strong></p>

<p>Avrupa ve Türkiye’nin en büyük karaciğer nakli merkezlerinden biri olarak faaliyet gösteren enstitüde, 25 yılda 4 bin 400 karaciğer nakli gerçekleştirildi. Merkezde bugüne kadar 63 ikili, 38 üçlü, 16 dörtlü, 6 beşli, 8 altılı ve 2 yedili çapraz karaciğer nakli yapıldı.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202606052055-da845905-337c-41a4-ab67-9bfd9b884e73.jpeg" style="height:600px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DÜNYANIN EN YÜKSEK HACİMLİ MERKEZLERİNDEN BİRİ OLDUK</span></strong></p>

<p>Programda konuşan Karaciğer Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sezai Yılmaz, ilk naklin 6 Mart 2002 tarihinde yapıldığını belirterek, “Şimdiye kadar 4 bin 400 kadar karaciğer nakli yaptık. Dünyanın en yüksek hacimli karaciğer nakil merkezlerinden biri olduk. Binlerce erişkin ve çocuk hastanın yeniden hayat bulmasına aracılık ettik. Yüzlerce akademik çalışma gerçekleştirdik ve dünyanın her yerinden gelen akademisyenlere karaciğer nakli eğitimi verdik” dedi.</p>

<p>Yılmaz, başarının tek kişiye ait olmadığını ifade ederek, “Karaciğer nakli bize çok önemli bir gerçeği öğretmiştir. Bir insanın hayatı bazen başka bir insanın fedakârlığıyla yeniden başlayabiliyor. Canlı vericilerimiz ve kadavra bağışçılarımız sadece organ vermediler; umut verdiler, gelecek verdiler, hayat verdiler” diye konuştu.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MALATYA’NIN EN ÖNEMLİ MARKA DEĞERLERİNDEN BİRİ</span></strong></p>

<p>Malatya Valisi Seddar Yavuz da Turgut Özal Tıp Merkezi ve Karaciğer Nakli Merkezi’nin Malatya’nın uluslararası alandaki en önemli marka değerlerinden biri olduğunu belirtti. Yavuz, “Bu merkezler, yalnızca Malatya’yı değil, Türkiye’yi de uluslararası alanda öne çıkaran çok önemli marka değerleridir. Bilim şehri Malatya’nın gelişmesi noktasında ilimizdeki iki üniversitenin de şehrimize çok önemli katkılar sunduğunu ifade etmek istiyorum” dedi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202606052055-2a6a33f4-2b72-4925-b1da-9e80685e1eb2.jpeg" style="height:600px; width:800px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 21:31:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/turgut-ozal-tip-merkezi-dunyanin-en-buyuk-karaciger-nakli-uslerinden-biri-haline-geldi-1780684584.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya Uluslararası Pediatrik Aciller Kongresi İle Dünya Genelinden Çok Sayıda Bilim İnsanını Ağırlayacak</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatya-uluslararasi-pediatrik-aciller-kongresi-ile-dunya-genelinden-cok-sayida-bilim-insanini-agirlayacak-116225</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatya-uluslararasi-pediatrik-aciller-kongresi-ile-dunya-genelinden-cok-sayida-bilim-insanini-agirlayacak-116225</guid>
                <description><![CDATA[Malatya Turgut Özal Üniversitesi, Yeşilyurt Belediyesi ve ATUDER iş birliğiyle 28-30 Ağustos 2026 tarihlerinde düzenlenecek Uluslararası Pediatrik Aciller Kongresi, çocuk acil tıbbındaki güncel gelişmeleri masaya yatırırken, bölgede ilk kez yapılacak uygulamalı kurslar ve kültürel tanıtım etkinlikleriyle Malatya'yı bilimsel bir merkez olarak öne çıkaracak.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı, Yeşilyurt Belediyesi ve Acil Tıp Uzmanları Derneği (ATUDER) iş birliğiyle düzenlenecek Uluslararası Pediatrik Aciller Kongresi, 28-30 Ağustos 2026 tarihlerinde Malatya’da gerçekleştirilecek. Çocuk acil tıbbına yönelik en güncel bilimsel gelişmelerin ve tedavi yöntemlerinin ele alınacağı kongrede, ulusal ve uluslararası alanda tanınan çok sayıda bilim insanı bir araya gelecek.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MALATYA BİLİMSEL BİR MERKEZ OLDUĞUNU GÖSTERECEK</span></strong></p>

<p>Malatya Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı Başkanı ve Kongre Sekreteri Doç. Dr. Turgut Dolanbay, düzenlenecek kongrenin yalnızca bilimsel bir toplantı olmadığını, aynı zamanda Malatya’nın akademik kapasitesini ve sağlık alanındaki birikimini ortaya koyacak önemli bir organizasyon olduğunu söyledi.</p>

<p>Malatya’nın son yıllarda yaşadığı tüm zorluklara rağmen eğitim, bilim ve sağlık alanlarında üretmeye devam ettiğini belirten Dolanbay, kongre sayesinde kentin yalnızca sağlık hizmeti sunan bir şehir değil, aynı zamanda bilimsel üretim ve akademik paylaşım merkezi olduğunun da ulusal ve uluslararası platformda gösterileceğini ifade etti. Çocuk hastaların acil servislerde en hassas hasta gruplarından birini oluşturduğunu kaydeden Dolanbay, travmadan solunum yetmezliğine, zehirlenmelerden yoğun bakım gerektiren kritik vakalara kadar geniş bir yelpazede doğru ve güncel yaklaşımların hayati önem taşıdığını dile getirdi.</p>

<p>Kongrede çocuk acil tıbbının güncel konuları, kritik hasta yönetimi, travma, zehirlenmeler, afetlerde çocuk sağlığı, ileri yaşam desteği uygulamaları ve yoğun bakım süreçlerinin ele alınacağını belirten Dolanbay, alanında uzman çok sayıda bilim insanının bilgi ve deneyimlerini katılımcılarla paylaşacağını söyledi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">REBOA VE ECMO KURSLARI DÜZENLENECEK</span></strong></p>

<p>Kongrenin önemli bölümlerinden birini uygulamalı eğitimlerin oluşturacağını ifade eden Dolanbay, bölgede daha önce gerçekleştirilmeyen REBOA ve ECMO kurslarının da programda yer alacağını belirtti. İleri düzey ekipman ve uzmanlık gerektiren bu eğitimlerin sağlık çalışanları açısından önemli kazanımlar sağlayacağını kaydeden Dolanbay, kongrenin bilimsel yönünün yanı sıra eğitim boyutuyla da dikkat çektiğini vurguladı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MALATYA’NIN TARİHİ VE KÜLTÜREL DEĞERLERİ TANITILACAK</span></strong></p>

<p>Kongre kapsamında Türkiye’nin farklı şehirlerinden ve yurt dışından gelecek sağlık profesyonellerinin Malatya’da ağırlanacağını belirten Dolanbay, bilimsel paylaşımın yanında kentin tarihi, kültürel ve doğal zenginliklerinin de tanıtılacağını söyledi. Levent Vadisi başta olmak üzere Arslantepe Höyüğü ve Malatya’nın önemli turizm noktalarına yönelik gezi programlarının düzenleneceğini ifade eden Dolanbay, organizasyonun şehrin tanıtımına da katkı sağlayacağını kaydetti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BİLİMSEL İŞ BİRLİKLERİNE ZEMİN HAZIRLAYACAK</span></strong></p>

<p>Malatya Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Sezer ise kongrenin çocuk acil tıbbı alanında çalışan sağlık profesyonellerini aynı çatı altında buluşturacağını söyledi. Kongrede güncel bilimsel çalışmaların, vaka sunumlarının ve klinik deneyimlerin paylaşılacağını belirten Sezer, organizasyonun yalnızca bilgi aktarımına değil, yeni akademik iş birliklerinin kurulmasına da katkı sağlayacağını ifade etti. Malatya’nın uluslararası nitelikte bir kongreye ev sahipliği yapmasının kent adına önemli bir kazanım olduğunu dile getiren Sezer, organizasyonun hem sağlık camiasına hem de şehrin tanıtımına değer katacağını kaydetti.</p>

<p>Uluslararası Pediatrik Aciller Kongresi’nin onursal başkanlığını Malatya Turgut Özal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Recep Bentli üstlenirken, kongre başkanlığını ise Acil Tıp Uzmanları Derneği Başkanı Prof. Dr. Başar Cander yürütecek. Kongre, 28-30 Ağustos 2026 tarihlerinde Malatya’da gerçekleştirilecek.<br />
<img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202606041556-54b3ddfe-55ca-42ba-80fa-f9ae9e090313.jpeg" style="height:450px; width:800px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 19:31:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/malatya-uluslararasi-pediatrik-aciller-kongresi-ile-dunya-genelinden-cok-sayida-bilim-insanini-agirlayacak-1780590904.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Onkoloji Alanının Tanınan İsmi Profesör Doktor Hakan Harputluoğlu İnönü Üniversitesine Geri Döndü</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/onkoloji-alaninin-taninan-ismi-profesor-doktor-hakan-harputluoglu-inonu-universitesine-geri-dondu-116219</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/onkoloji-alaninin-taninan-ismi-profesor-doktor-hakan-harputluoglu-inonu-universitesine-geri-dondu-116219</guid>
                <description><![CDATA[Onkoloji alanındaki çalışmalarıyla bölgede geniş bir kesim tarafından tanınan Prof. Dr. Hakan Harputluoğlu, 2023 yılında ayrıldığı İnönü Üniversitesi'ndeki onkoloji profesörlüğü görevine 1 Haziran 2026 tarihi itibarıyla yeniden başladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya sağlık camiasında ve onkoloji alanında önemli isimlerden biri olarak gösterilen Prof. Dr. Hakan Harputluoğlu, bir süre önce ayrıldığı İnönü Üniversitesi’ne yeniden dönüş yaptı. 2023 yılında İnönü Üniversitesi’nden ayrılarak tıbbi çalışmalarını Memorial Hastanesi’nde sürdüren Prof. Dr. Harputluoğlu’nun, 1 Haziran 2026 tarihi itibarıyla üniversitedeki onkoloji profesörlüğü kadrosunda görevine resmen başladığı belirtildi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">HASTALAR VE SAĞLIK CAMİASI MEMNUNİYETLE KARŞILADI</span></strong></p>

<p>Uzun yıllar boyunca Malatya ve çevre illerden gelen çok sayıda kanser hastasına tıp alanında hizmet veren Harputluoğlu’nun yeniden kentte göreve başlaması, özellikle onkoloji hastaları ve hasta yakınları tarafından büyük bir memnuniyetle karşılandı. Deneyimli hekimin dönüşü, bölgedeki sağlık hizmetlerinin sürekliliği açısından önemli bir gelişme olarak nitelendirildi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KANSER TEDAVİSİNDE HASTA-HEKİM İLİŞKİSİNİN ÖNEMİ</span></strong></p>

<p>Kanser tedavi süreçlerinin yalnızca tıbbi ve teknik uygulamalardan ibaret olmadığına dikkat çekilirken, hasta-hekim arasındaki köklü bağın tedavi başarısındaki rolüne de vurgu yapıldı. Hekimlerin bilgi ve derin deneyimlerinin yanı sıra kurdukları iletişim, güven ve empati yaklaşımının da bu hassas tedavi sürecinde kritik bir rol oynadığı ifade edildi.</p>

<p>Prof. Dr. Hakan Harputluoğlu’nun yeniden Malatya’ya dönmesinin, bölgedeki onkoloji hizmet kalitesine doğrudan katkı sağlaması ve hastaların zorlu tedavi süreçlerinde önemli bir destek mekanizması oluşturması bekleniyor. Malatya sağlık camiası ve çok sayıda hasta yakını, Harputluoğlu’na üniversitedeki bu yeni görev döneminde başarı ve kolaylık dileklerini iletti.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 16:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/onkoloji-alaninin-taninan-ismi-profesor-doktor-hakan-harputluoglu-inonu-universitesine-geri-dondu-1780581695.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlık Kurulundan Rapor Alan Emeklilerin Yol ve Refakatçi Giderlerini Devlet Karşılıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/saglik-kurulundan-rapor-alan-emeklilerin-yol-ve-refakatci-giderlerini-devlet-karsiliyor-116205</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/saglik-kurulundan-rapor-alan-emeklilerin-yol-ve-refakatci-giderlerini-devlet-karsiliyor-116205</guid>
                <description><![CDATA[Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), emeklilere yönelik kaplıca tedavisi desteğinin 2026 yılında da ücretsiz olarak devam ettiğini duyurdu. Belirli şartlar doğrultusunda kaplıca tedavilerine ait yol, gündelik ve refakatçi giderleri kurum tarafından karşılanıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Emeklilere SGK tarafından sağlanan kaplıca tedavileri ücretsiz şekilde 2026 yılında da devam ediyor. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), kaplıca tedavilerine ait yol, gündelik ve refakatçi giderlerini bazı şartlar doğrultusunda karşılıyor. Emeklilere müjdeli haber hala devam ediyor. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) resmen duyurdu; kaplıca tedavileri belirli şartlar altında ücretsiz.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/para.jpeg" style="height:359px; width:640px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KAPSAMA DAHİL EDİLEN SAĞLIK PROBLEMLERİ</span></strong></p>

<p>Emekliler, Sağlık Bakanlığı'na bağlı kaplıca tedavi merkezlerinden şu tedavileri bedava alabilecek:</p>

<p>Romatizmal rahatsızlıklar</p>

<p>Solunum yolu hastalıkları</p>

<p>Cilt problemleri</p>

<p>Mide ve bağırsak sorunları</p>

<p>Böbrek ve idrar yolu rahatsızlıkları</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/sahte-para-nasil-anlasilir-687x4.jpg" style="height:400px; width:687px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">YOL VE REFAKATÇİ GİDERLERİ DE DESTEKLENİYOR</span></strong></p>

<p>SGK, emeklere Sağlık Bakanlığı'na bağlı kaplıca tesislerinden ömür boyu ücretsiz yararlanma hakkı tanıdı. Ulaşım desteği de verilecek. SGK tıbbi seans ücretini, en yakın tesise olan yol masrafınızı ve tıbbi zorunluluk var ise refakatçinizin giderlerini karşılamaktadır. Ancak otellerdeki lüks konaklama, ekstra yemek veya kişisel harcamaların kapsam dışında olduğunu belirtelim.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/para(1).jpg" style="height:450px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BAŞVURU İÇİN BEŞ İŞ GÜNÜ ŞARTI VAR</span></strong></p>

<p>Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon ya da Tıbbi Ekoloji ve Hidroklimatoloji uzman hekimlerinin yer aldığı sağlık kurulları tarafından rapor düzenlenmesi gerekmektedir. Raporun çıktığı gün dahil 5 iş günü içinde tesise müracaat edilmelidir. Süre aşılırsa 6 ay içinde yeni sevk alınması gerekir.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/sahte_para_nasil_anlasilir_dolar(1).jpg" style="height:450px; width:800px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 10:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/saglik-kurulundan-rapor-alan-emeklilerin-yol-ve-refakatci-giderlerini-devlet-karsiliyor-1780560773.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ağız içindeki değişiklikler konuşmayı etkileyebiliyor!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/agiz-icindeki-degisiklikler-konusmayi-etkileyebiliyor-116200</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/agiz-icindeki-degisiklikler-konusmayi-etkileyebiliyor-116200</guid>
                <description><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Protetik Diş Tedavisi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, protez uygulamalarının konuşma fonksiyonu, ağız yapısına uyumu ve protezlerin altında gıda birikimi hakkında açıklamalarda bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Konuşurken dil, dudaklar ve dişler başta olmak üzere ağız içindeki birçok yapıyı kullandığımızı ifade eden&nbsp;Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, “Bu yapılardan herhangi birindeki şekil bozukluğu veya eksiklik, konuşmayı etkileyebilir. Dolayısıyla dişlerin çekilmesi de konuşmayı bozabilir.” dedi.</p>

<p>Özellikle diş çekimi sonrası damak protezi kullanan hastalarda konuşma değişiklikleri görülebileceğini aktaran Prof. Dr. Bellaz, “Ancak genellikle birkaç aylık alışma sürecinin ardından konuşma yeniden düzelir. Hasta, dişsizliğe alıştıktan sonra yeni dişler yapıldığında konuşma tekrar kısa süreli olarak etkilenebilir. Bunun nedeni, ağız içindeki yeni yapıya uyum sağlama sürecidir.” şeklinde konuştu.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Protez yapılırken dişlerin boyu ve konumu konusunda hassas davranılmalı! &nbsp;</strong></span></p>

<p>Dişlerin ağız içinde bulunması gereken belirli bir konum olduğunu hatırlatan Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, şunları söyledi:</p>

<p>“Bu, takıp çıkarılabilen bir protez, sabit köprü veya implant üstü protez olabilir. Eğer dişler olması gereken yerden daha içeride ya da daha dışarıda konumlandırılırsa, doğuştan sahip olduğumuz konuşma mekanizması olumsuz etkilenebilir. Çünkü dilin temas etmesi gereken belirli noktalar vardır. Dişler çok geride olursa dil dişlere takılabilir; çok ileride olursa ise hava kaçakları meydana gelebilir.</p>

<p>Bu nedenle protez yapılırken dişlerin hem boyu hem de konumu konusunda son derece hassas davranılması gerekir. Hareketli ya da sabit protezlerde bu kurallara dikkat edilmediğinde konuşma bozulabilir. Ancak planlama ve uygulama doğru yapıldığında protezler konuşma açısından herhangi bir sorun yaratmaz.”</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Protezin uyumu ne kadar iyi olursa olsun, gıda birikimi oluşabilir!</strong></span></p>

<p>Gerek hareketli protezlerde gerekse sabit köprülerde, protezin altına gıda kaçmasıyla ilgili çeşitli durumlar söz konusu olabileceğine de işaret eden Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, “Burada temel amaç ağız dokularının korunmasıdır.” dedi.</p>

<p>Damak protezi kullanan kişilerde zamanla çene kemiğinde erime meydana gelebileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Bellaz, “Normalde alt çenenin yüksekliği yaklaşık 4-5 santimetreyken, dişlerin çekilmesinden sonra kemik erimesine bağlı olarak bu yükseklik 2-2,5 santimetreye kadar düşebilir. Biz protezlerle bu kaybı telafi etmeye çalışsak da protezin uyumu ne kadar iyi olursa olsun, bazı durumlarda kenarlarda az miktarda gıda birikimi oluşabilir.” açıklamasını yaptı.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Protezin ağız dokularına uyumu ne kadar iyi olursa, altında gıda birikimi de o kadar azalır!&nbsp;</strong></span></p>

<p>Protezin dokularla ve kaslarla uyumunun ne kadar iyi sağlanırsa gıda birikiminin de o kadar azalacağını kaydeden Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz , “Ayrıca tutuculuğu yeterli olmayan protezlerde kullanılan protez yapıştırıcıları da protezin altında gıda birikmesini azaltmaya yardımcı olabilir. Bu ürünler toz veya krem formunda bulunabilir.” dedi.</p>

<p>Buradaki temel faktörün, protezin doğru şekilde yapılması ve ağız dokularına iyi uyum sağlaması olduğunun altını çizen Prof. Dr. Bellaz, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>“Sabit köprülerde de benzer durumlar yaşanabilir. Eksik dişlerin yerine yapılan köprülerde, özellikle diş eti çekilmesine bağlı olarak bazı bölgelerde gıda birikimi görülebilir. Ancak burada söz konusu olan genellikle yoğun bir birikim değil, küçük kalıntılardır. Bu nedenle düzenli diş fırçalama, arayüz fırçası kullanımı ve ağız hijyenine dikkat edilmesi büyük önem taşır.</p>

<p>Diş eti çekilmesi meydana geldiğinde, kaybedilen dokuları tamamen geri getirmek her zaman mümkün olmayabilir. Diş çekildiğinde yalnızca diş değil, aynı zamanda onu çevreleyen kemik dokusu da kaybedilir. Bu durum zamanla bazı boşlukların oluşmasına ve gıda birikimine zemin hazırlayabilir.</p>

<p>Biz protezleri planlarken bu boşlukları azaltmak amacıyla bazı düzenlemeler yapıyoruz. Ancak her tedavinin belirli sınırları vardır. Mükemmel sonuç her zaman mümkün olmasa da amaç, hastaya fonksiyonel, estetik ve hijyen açısından en iyi sonucu sunmaktır.”&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 19:49:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/agiz-icindeki-degisiklikler-konusmayi-etkileyebiliyor-1780505344.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya&#039;da Akciğer Embolisi Teşhisi Konulan 82 Yaşındaki Hasta İçin Sağlık Ekipleri Seferber Oldu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-akciger-embolisi-teshisi-konulan-82-yasindaki-hasta-icin-saglik-ekipleri-seferber-oldu-116184</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-akciger-embolisi-teshisi-konulan-82-yasindaki-hasta-icin-saglik-ekipleri-seferber-oldu-116184</guid>
                <description><![CDATA[Malatya’da rahatsızlanarak hastaneye kaldırılan ve akciğer embolisi tanısı konulan 82 yaşındaki A.Ö., durumunun ciddiyeti nedeniyle helikopter ambulans talebinde bulunularak Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’da rahatsızlanarak hastaneye kaldırılan 82 yaşındaki bir hasta, akciğer embolisi tanısı konulmasının ardından ileri tetkik ve tedavi amacıyla Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi. Yaşlı hastanın tedavi süreci için acil sağlık ekipleri zamanla yarıştı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">İLK MÜDAHALE VE TEŞHİS İLÇE HASTANESİNDE YAPILDI</span></strong></p>

<p>1944 doğumlu A.Ö. isimli erkek hasta, ani rahatsızlanması üzerine Hulusi Efendi Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Burada acil servis hekimleri tarafından yapılan ilk muayene ve ilk tedavisinin ardından hastaya akciğer embolisi tanısı konuldu.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">HELİKOPTER AMBULANS TALEBİNDE BULUNULDU</span></strong></p>

<p>Hastanede yapılan durum değerlendirmesi sonucu, hastanın ileri tetkik ve tedavi ihtiyacı bulunduğu tespit edildi. Vakit kaybetmeden ambulansa alınan hasta, Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi. Hastanın sağlık durumunun ciddiyeti nedeniyle sevk işlemi sırasında helikopter ambulans talebinde bulunulduğu öğrenilirken, sevk ve tedavi sürecinin sağlık ekipleri tarafından çok yakından takip edildiği bildirildi.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 12:21:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/malatyada-akciger-embolisi-teshisi-konulan-82-yasindaki-hasta-icin-saglik-ekipleri-seferber-oldu-1780478675.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sosyal Güvenlik Kurumu ve Türk Eczacılar Birliği Arasında İş Birliği...</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/sosyal-guvenlik-kurumu-ve-turk-eczacilar-birligi-arasinda-is-birligi-116112</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/sosyal-guvenlik-kurumu-ve-turk-eczacilar-birligi-arasinda-is-birligi-116112</guid>
                <description><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve Türk Eczacılar Birliği (TEB) arasında imzalanan protokoller sayesinde ilaca erişimde iyileştirmeler yapıldığını belirtti. Bakan Işıkhan, 2025 yılında sağlanan 5 milyar liralık destekle hem eczacıların yanında olduklarını hem de vatandaşların tedavi yöntemlerine erişimini kolaylaştırdıklarını ifade etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, sosyal medya hesabı üzerinden vatandaşların ilaca erişimi ve eczacılara sağlanan destekler hakkında önemli bir açıklamada bulundu. Bakan Işıkhan, yapılan kurumsal iş birliklerinin sağlık hizmetlerine ulaşmadaki rolüne dikkat çekti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SGK VE TEB ARASINDAKİ PROTOKOLLERİN ETKİSİ</span></strong></p>

<p>İlaca erişim süreçlerinde her dönem yeni iyileştirmeler yapıldığını vurgulayan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, “Sosyal Güvenlik Kurumumuz (SGK) ve Türk Eczacılar Birliği (TEB) arasında imzaladığımız protokoller sayesinde ilaca erişimde her dönem iyileştirmeler gerçekleştirdik” dedi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">İKİ BİN YİRME BEŞ YILINDA BEŞ MİLYAR LİRALIK DESTEK</span></strong></p>

<p>Sağlık sisteminin en önemli yapı taşlarından olan eczacılara sağlanan mali katkıya da değinen Bakan Işıkhan, “2025'te sağladığımız 5 milyar lira destek ile eczacılarımızın yanında olduk, vatandaşlarımızın ilaca ve tedavi yöntemlerine erişimini kolaylaştırdık” ifadelerini kullandı.<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 31 May 2026 13:44:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/05/sosyal-guvenlik-kurumu-ve-turk-eczacilar-birligi-arasinda-is-birligi-1780224464.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türk Oftalmoloji Derneği Dünya Çapında Tek Olan Canlı Cerrahi Sempozyumuna Hazırlanıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/turk-oftalmoloji-dernegi-dunya-capinda-tek-olan-canli-cerrahi-sempozyumuna-hazirlaniyor-116085</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/turk-oftalmoloji-dernegi-dunya-capinda-tek-olan-canli-cerrahi-sempozyumuna-hazirlaniyor-116085</guid>
                <description><![CDATA[Türk Oftalmoloji Derneği tarafından Ankara Bilkent Şehir Hastanesi iş birliğiyle düzenlenen 10’uncu Canlı Cerrahi Sempozyumu, 11 – 14 Haziran 2026 tarihleri arasında 70 farklı ameliyatı canlı yayınla ekranlara taşıyarak dünya çapında bir eğitim ortamı sunacak.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Oftalmoloji Derneği tarafından düzenlenen ve Ankara Bilkent Şehir Hastanesi iş birliği ile gerçekleşen 10’uncu Canlı Cerrahi Sempozyumu, 11 – 14 Haziran 2026 tarihleri arasında Ankara’da yapılacak. Sempozyum kapsamında göz hekimlerinin T.C. Sağlık Bakanlığı Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nde 4 gün boyunca yapacağı ameliyatlar canlı yayınla diğer göz doktorlarının bulunduğu konferans salonuna aktarılacak.</p>

<p>Türkiye’deki göz doktorlarını temsil eden tek dernek olan Türk Oftalmoloji Derneği, Türkiye’deki göz hekimlerinin mesleki gelişimlerini sağlamak amacıyla dünya standartları kalitesinde etkinlik ve eğitim organizasyonları düzenlemeyi sürdürüyor. Canlı Cerrahi Sempozyumu, Türk Oftalmoloji Derneği’nin her yıl düzenlediği Ulusal Kongre’den sonra en önemli ve en çok ilgi gören toplantısı haline geldi. Göz doktorlarının bilgi birikimi ve tecrübelerini paylaşmalarına imkan sağlayan sempozyum kapsamında 70 farklı göz ameliyatı yapılacak ve ameliyatlar yüksek çözünürlükte canlı yayınla konferans salonundaki ekrana yansıtılarak salondaki hekimlerin izlemesi sağlanacak. &nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DÜNYA ÇAPINDA CANLI CERRAHİ ORGANİZASYONU</span></strong></p>

<p>Türk Oftalmoloji Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Kıvanç Güngör, “Bu yıl 10’uncusunu düzenlediğimiz ve taşıdığı özellikler nedeniyle dünya çapında tek olan TOD Canlı Cerrahi Sempoyumu 11-14 Haziran tarihleri arasında gerçekleşecek. Farklı dallarda 4 gün süren bir Canlı Cerrahi Sempozyumu göz hastalıkları alanında başka bir ülkede yok. Glokom, Katarakt ve Refraksiyon, Kornea ve Oküler Yüzey, Okülofasyal, Pediyatrik Oftalmoloji ve Şaşılık, Vitreoretinal cerrahi birimlerinin katkılarıyla T.C. Sağlık Bakanlığı Ankara Bilkent Şehir Hastanesi ameliyathanelerinde gerçekleştirilecek canlı cerrahi uygulamaları internet üzerinden JW Marriott Otel ve Kongre Merkezi toplantı salonuna aktarılacak. Bu yıl canlı cerrahi sempozyumu kapsamında ilk kez uygulanacak olan programın 1. gününde, tek bir gün içerisinde üç ayrı birimin eş zamanlı olarak ameliyat gerçekleştireceği akışın katılımcılara farklı cerrahi yaklaşımları karşılaştırmalı olarak izleme ve değerlendirme fırsatı sunacak” dedi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SEMPOZYUMU DÜNYANIN DÖRT BİR YANINDAN GÖZ HEKİMİ TAKİP EDİYOR</span></strong></p>

<p>Prof. Dr. Kıvanç Güngör , sempozyuma 4 gün boyunca ülkemizden ve dünyanın dört bir yanından fiziksel ve çevrimiçi olarak 2000’den fazla göz hekiminin takip edeceğini belirterek şöyle devam etti: “Deneyimli ve alanında uzman cerrahlar tarafından gerçekleştirilecek canlı cyanlı cerrahi uygulamaları, katılımcılara farklı tekniklerin ve güncel yaklaşımların doğrudan izlenebileceği nitelikli bir eğitim ortamı sağlayacak. Bu süreçte eş zamanlı olarak oteldeki sempozyum salonunda düzenlenecek tartışma oturumlarında, deneyimli meslektaşlarımızın katkılarıyla olgular kapsamlı şekilde değerlendirilecek; katılımcılar da aktif katılım göstererek soru, yorum ve deneyimlerini paylaşma fırsatı elde edeceklerdir. Bilimsel programın bir diğer önemli bileşeni olarak, endüstri destekli cerrahiler ve uydu sempozyumlarda güncel teknolojiler, yenilikçi uygulamalar ve klinik pratiğe yansıyan gelişmeler ele alınacak; böylece katılımcılara hem teorik hem de uygulamaya dönük bütüncül bir bakış açısı sunulacak. Geçtiğimiz yılda yine Ankara’da düzenlediğimiz sempozyum büyük ilgi gördü. Sempozyumda 4 gün boyunca 70 göz cerrah canlı ameliyat gerçekleştirdi. Yurt içinden bin, yurtdışında 42 ülkeden binin üzerinde yabancı göz hekimi tarafından takip edilen ameliyatlarda 250 sağlık personeli görev aldı. Bu ameliyatların içinde oldukça zor ve nadir yapılan ameliyatlar vardı ve hastalarımız sağlıklarına kavuştular. Bu yıl yine TC. Sağlık Bakanlığı Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nde yaklaşık 70 hastamızı ameliyat etmeyi planlıyoruz. Ameliyatlarla ilgili planlamalarımız ve hasta seçimlerimiz yoğun bir şekilde devam ediyor.”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DÜNYAYA ÖRNEK OLUYORUZ</span></strong></p>

<p>Prof. Dr. Kıvanç Güngör hem teknik özellikleri, hem canlı yayın kalitesi, hem de yapılan ameliyatların zorluk ve çeşitlilik derecesi gibi pek çok öne çıkan özellikleriyle dünya standartlarında bir Canlı Cerrahi Sempozyumu düzenlemeyi planladıklarını sözlerine ekleyerek şöyle konuştu:&nbsp;“TOD Canlı Cerrahi Sempozyumu yoğun emek harcayarak düzenlediğimiz bir etkinlik. Canlı cerrahi uygulamaları için hastanelerini tahsis eden T.C. Sağlık Bakanlığı Ankara Bilkent Şehir Hastanesi idarecilerine, hocalarımıza, meslektaşlarımıza, hemşire, teknisyen ve personeline; TOD birimleri aktif üyesi olarak cerrahi yapan ve katılan tüm göz hekimi meslektaşlarımın her birine teşekkür ediyorum. Baştan sona dünya standartlarında bir sempozyum olması için çalışıyoruz. Etkinliğimiz hem yurtiçinden hem de yurtdışından her yıl büyük ilgi görüyor. Her geçen yıl yurtdışı katılımın arttığı sempozyumumuzda simültane tercümede yer alıyor. Katılımcılar sadece cerrahi seyretmekle kalmayıp alanında uzman hocaların katıldığı tartışmaları juga izleyip sorularına yanıt alabiliyorlar.”</p>

<p><strong>KAYNAK: İGFA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 28 May 2026 09:49:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/05/turk-oftalmoloji-dernegi-dunya-capinda-tek-olan-canli-cerrahi-sempozyumuna-hazirlaniyor-1779951573.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bayramda et tüketimi günlük 150 gramı geçmemeli!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/bayramda-et-tuketimi-gunluk-150-grami-gecmemeli-116061</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/bayramda-et-tuketimi-gunluk-150-grami-gecmemeli-116061</guid>
                <description><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Görevlisi Kübra Şahin, Kurban Bayramı’nda sağlıklı ve dengeli beslenme konusunda önemli uyarılarda bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Görevlisi Kübra Şahin, Kurban Bayramı’nda sağlıklı ve dengeli beslenme konusunda önemli uyarılarda bulundu.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Günlük pişmiş et tüketimi 100-150 gram civarında olmalı</strong></span></p>

<p>Kurban Bayramı’nda sağlıklı kalmak ve sindirim sorunları yaşamamak için günlük et tüketim miktarına dikkat etmek gerektiğini ifade eden<strong>&nbsp;</strong>Beslenme Uzm.<strong>&nbsp;</strong>Öğr. Gör. Kübra Şahin, “Yetişkin bir birey için günlük et tüketimi 100-150 gram (pişmiş ağırlık) civarında olmalıdır. Kalp-damar sağlığı ve böbrek fonksiyonları dikkate alındığında et tüketimi daha sınırlı miktarda (örneğin 70-100 gram) olmalıdır.” dedi.</p>

<p>Etin pişirme yönteminin sağlık üzerindeki etkilerine de değinen Kübra Şahin, özellikle Kurban Bayramı gibi et tüketiminin yoğun olduğu dönemlerde doğru pişirme yöntemlerinin önem kazandığını ifade etti.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Fırında pişirme besin değerini koruyor</strong></span></p>

<p>Haşlama yönteminin düşük kalorili olması ve sindirimi kolaylaştırması dolayısıyla önerildiğini kaydeden Şahin, yağın bir kısmının suya geçmesi sayesinde etin yağ oranının da azaldığını, fırında pişirmenin ise besin değerini büyük ölçüde koruduğunu ve ek doymuş yağ kullanılmadan sağlıklı pişirme imkânı sunduğunu belirtti. Şahin, ancak aşırı yüksek sıcaklıkta pişirmenin besin kaybına ve zararlı bileşiklerin oluşumuna neden olabileceği uyarısında bulundu.</p>

<p>Kavurma ve kızartma yöntemlerine karşı da uyarılarda bulunan Beslenme Uzm. Kübra Şahin, “Kavurma sindirimi zorlaştırabilir. Yüksek doymuş yağ ve kolesterol içeriği nedeniyle kalp-damar hastalıkları riskini artırabilir. Kızartmada ise yağ emilimi yüksek olduğu için kalori ve doymuş yağ miktarı artar, sindirim sistemi zorlanabilir.” ifadelerini kullandı.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Yeni kesilmiş etin hemen tüketilmesi sağlık açısından çeşitli riskler taşıyor</strong></span></p>

<p>Şahin, Kurban Bayramı’nda yeni kesilmiş etin hemen tüketilmesinin sağlık açısından çeşitli riskler taşıdığına dikkat çekti. Etin kesim sonrası mutlaka dinlendirilmesi gerektiğini belirten Şahin, erken tüketimin hem sindirim sistemi sorunlarına hem de gıda güvenliği risklerine yol açabileceğini söyledi.</p>

<p>Yeni kesilmiş etin hayvan kesildikten sonra kasılıp sertleştiğini ifade eden Beslenme Uzm. Kübra Şahin, “Hemen tüketilen et serttir, çiğnenmesi ve sindirimi zordur. Bu durum şişkinlik, mide ağrısı, hazımsızlık, reflü ve gastrit şikayetlerinin artmasına neden olabilir.” dedi.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Et buzdolabında 12-24 saat dinlendirilmeli</strong></span></p>

<p>Etin buzdolabında 12-24 saat dinlendirilmesinin önemine vurgu yapan Şahin, “Dinlendirilen etin kas lifleri gevşer, daha yumuşak ve lezzetli hale gelir. Aynı zamanda sindirimi kolaylaşır. Ayrıca mikrobiyolojik açıdan da daha güvenli olur.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Hijyen koşullarına dikkat edilmemesi halinde ciddi sağlık sorunlarının ortaya çıkabileceğini kaydeden Şahin, “Uygun hijyen sağlanmazsa, taze ve ısısı düşmemiş et bakteri üremesi için uygun ortam oluşturabilir. Özellikle saklama koşulları uygun değilse ishal, mide bulantısı gibi gıda zehirlenmeleri görülebilir.” diye konuştu.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Sebzeler sindirim sistemi için önemli bir destek sağlıyor</strong></span></p>

<p>Kurban Bayramı’nda yalnızca et tüketimine değil, yanında tercih edilen besinlere de dikkat edilmesi gerektiğini belirten Beslenme Uzm. Şahin, kırmızı etin protein ve yağ açısından zengin olmasına rağmen lif, C vitamini ve karbonhidrat bakımından yetersiz olduğunu söyledi.</p>

<p>Sebzelerin sindirim sistemi için önemli bir destek sağladığını ifade eden Şahin, “Sebzeler lif kaynağıdır. Sindirim sistemini destekler, bağırsak hareketlerini düzenler. Aynı zamanda antioksidan, vitamin ve mineral açısından da zengindir.” dedi.</p>

<p>Tam tahıllı ürünlerin önemine de değinen Şahin, “Tam buğday ekmeği ve bulgur pilavı gibi tam tahıllar karbonhidrat kaynağıdır. Enerji sağlar, kan şekerini dengede tutar ve lif içerikleri sayesinde etle birlikte daha uzun süre tokluk hissi oluşturur.” ifadelerini kullandı.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Yoğurt, ayran ve kefir sindirim sisteminin daha rahat çalışmasını sağlıyor</strong></span></p>

<p>Fermente süt ürünlerinin de sindirimi desteklediğini kaydeden Beslenme Uzm. Şahin, “Yoğurt, ayran ve kefir gibi probiyotik içeren besinler sindirim sisteminin daha rahat çalışmasına katkı sağlar.” dedi.</p>

<p>C vitamini içeren besinlerin etle birlikte tüketilmesinin faydalı olduğunu belirten Şahin, “Limonlu salata, domates, yeşil biber, maydanoz, portakal ve nar gibi C vitamini kaynakları, kırmızı ette bulunan demirin emilimini artırır.” şeklinde konuştu.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Çocuklar yaklaşık 50-100 gram arasında et tüketmeli</strong></span></p>

<p>Şahin, Kurban Bayramı’nda özellikle çocuklar ve yaşlıların et tüketiminde daha dikkatli olunması gerektiğini belirterek, porsiyon kontrolü ve doğru pişirme yöntemlerinin önemine dikkat çekti.</p>

<p>Çocukların yaşlarına ve gelişim durumlarına göre daha az miktarda et tüketmesi gerektiğini ifade eden Öğr. Gör. Şahin, “Çocuklar yaklaşık 50-100 gram arasında et tüketmelidir. Etin hazırlanışında haşlama, fırında veya buharda pişirme yöntemleri tercih edilmelidir. Kızartmalardan ve çok yağlı kavurmalardan kaçınılmalıdır.” dedi.</p>

<p>Çocuklarda bağışıklık sisteminin henüz tam gelişmediğini vurgulayan Şahin, “Bu nedenle etin iyi pişmiş olması çok önemlidir. Et küçük parçalara ayrılarak tüketilmeli, yanında sebze, yoğurt ve tam tahıllı besinlerle dengeli bir öğün oluşturulmalıdır.” diye konuştu.&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Yaşlılar için et yumuşak ve kolay çiğnenebilir şekilde hazırlanmalı</strong></span></p>

<p>Yaşlı bireylerde ise kalp-damar sağlığı ve böbrek fonksiyonlarının göz önünde bulundurulması gerektiğini belirten Şahin, “Yaşlılar et tüketimini daha sınırlı miktarda, yaklaşık 70-100 gram arasında tutmalıdır. Et yumuşak ve kolay çiğnenebilir şekilde hazırlanmalıdır.” diye konuştu.</p>

<p>Kavurma ve kızartma gibi ağır pişirme yöntemlerinden kaçınılması gerektiğini kaydeden Beslenme Uzm. &nbsp;Şahin, “Tansiyon problemleri nedeniyle aşırı tuz kullanımından uzak durulmalıdır. Yaşlılarda mide asidi azalır. Bu nedenle sert, yağlı ve yoğun baharatlı etler sindirim sorunlarına yol açabilir.” dedi.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Kabızlık, hazımsızlık, şişkinlik, mide ağrısı, kramp görülebilir</strong></span></p>

<p>Bayramda aşırı et tüketiminin sindirim sistemi üzerinde çeşitli olumsuz etkiler oluşturabileceğini ifade eden Öğr. Gör. Şahin, “Kabızlık, hazımsızlık, şişkinlik, mide ağrısı, kramp ve bağırsak hareketlerinde yavaşlama gibi sorunlar görülebilir.” uyarısında bulundu.</p>

<p>Bu etkileri azaltmak için lifli besinlerin artırılması gerektiğini belirten Şahin, “Yeterli su tüketmek, yağlı ve kızartılmış yiyeceklerden uzak durmak, porsiyon kontrolü yapmak, yemek sonrası hafif yürüyüşler gerçekleştirmek ve probiyotik besinler tüketmek sindirim sistemini rahatlatacaktır.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Fiziksel aktivitenin önemine de değinen Şahin, “Hafif yürüyüşler sindirim sistemini hızlandırarak mide ve bağırsakların daha iyi çalışmasını sağlar, kabızlık riskini azaltır. Ayrıca metabolizmayı destekler, kan dolaşımını artırır, krampları ve şişkinliği hafifletir.” dedi.</p>

<p>Su tüketiminin de bayram döneminde ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Beslenme Uzm. Kübra Şahin, “Su tüketimi mide ve bağırsaklarda besinlerin çözülmesine ve emilmesine yardımcı olur. Lifli besinlerin bağırsakta hareketini kolaylaştırır, kabızlığı önler, vücudu detoksifiye eder ve mideyi rahatlatır.” Şeklinde sözlerini tamamladı.&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 26 May 2026 11:41:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/05/bayramda-et-tuketimi-gunluk-150-grami-gecmemeli-1779784985.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kurban Etini Hemen Tüketenler Dikkat: Dinlendirilmeyen Et Sindirim Sistemini Zorluyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/kurban-etini-hemen-tuketenler-dikkat-dinlendirilmeyen-et-sindirim-sistemini-zorluyor-116059</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/kurban-etini-hemen-tuketenler-dikkat-dinlendirilmeyen-et-sindirim-sistemini-zorluyor-116059</guid>
                <description><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, Kurban Bayramı’nda kırmızı et ve sakatat tüketiminde porsiyon kontrolü, doğru pişirme ve sindirim sistemini koruyacak beslenme yöntemleri hakkında önerilerde bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kurban Bayramı'nın yaklaşmasıyla birlikte beslenme alışkanlıklarında yaşanan ani değişimler, özellikle kırmızı et tüketiminin artmasıyla sağlık sorunlarına davetiye çıkarabiliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, bayram sürecinde metabolik dengeyi korumanın yollarını ve et tüketiminde doğru bilinen yanlışları anlattı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KIRMIZI ET TÜKETİMİNDE GÜN İÇİNDEKİ DENGE KORUNMALI</span></strong></p>

<p>Bayram döneminde porsiyon kontrolünün hayati önem taşıdığını ifade eden Hülya Yiğit İspiroğlu, gün boyunca sadece et ağırlıklı beslenmenin sindirimi zorlaştıracağını belirterek şu uyarıyı yaptı:&nbsp;"Bu özel dönemde kırmızı et tüketiminin artması kaçınılmazdır; ancak önemli olan miktardan çok gün içindeki dengeyi koruyabilmektir. Yetişkin bir birey için günlük ortalama 120-150 gram pişmiş kırmızı et tüketimi yeterlidir. Gün içinde birden fazla öğünde et tüketilecekse porsiyonlar küçültülmeli; mutlaka sebze, salata veya yoğurt gibi besinlerle denge sağlanmalıdır. Sadece et ağırlıklı beslenmek lif alımını azaltarak bağırsak hareketlerini yavaşlatırken; aynı zamanda vücudu susuz bırakabilir ve sindirim sistemini zorlayabilir. Aynı gün içinde sık aralıklarla et tüketmek de beklenenden daha fazla sindirim yükü oluşturabilir."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DİNLENDİRİLMEDEN TÜKETİLEN ET SİNDİRİMİ ZORLAŞTIRABİLİR</span></strong></p>

<p>Kurban etinin kesildikten sonra saklanma ve dinlendirilme koşullarının sağlık açısından belirleyici olduğunu vurgulayan İspiroğlu, etlerin hemen poşetlenmemesi gerektiğine dikkat çekerek şöyle konuştu: "Etler öncelikle serin, temiz ve hava alabilen bir ortamda ilk sıcaklığını atacak şekilde bekletilmeli; ardından buzdolabında dinlendirilmelidir. Henüz sıcaklığını kaybetmeden kapalı ortama alınan etlerde terleme ve buna bağlı bakteri üremesi riski artabilir. Bu süreç tamamlanmadan tüketilen et daha sert olur ve sindirimi zorlaşabilir. Dinlendirme sonrası tüketilmeyecek etler, günlük kullanım miktarlarına göre porsiyonlanarak derin dondurucuya alınmalıdır. Donmuş etler oda sıcaklığında değil; buzdolabında çözündürülmeli ve çözüldükten sonra tekrar dondurulmamalıdır."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SAKATATLAR YÜKSEK KOLESTEROL VE PURİN İÇERİĞİNE SAHİP</span></strong></p>

<p>Bayramda sıkça tüketilen sakatatların gizli tehlikelerine değinen uzman isim, belirli kronik hastalığı olan kişilerin çok daha dikkatli olması gerektiğini şu sözlerle aktardı:&nbsp;"Sakatatlar; özellikle karaciğer ve böbrek gibi organ etleri, yüksek kolesterol ve purin içeriğine sahiptir. Bu nedenle kalp-damar hastalığı, gut ve kolesterol yüksekliği olan bireylerin tüketimi sınırlandırması gerekir. Ayrıca sakatatlar hijyen açısından daha hassas ürünlerdir; güvenilir kaynaklardan temin edilmeli ve yeterli süre, uygun sıcaklıkta pişirilmelidir."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ETİN PİŞİRME YÖNTEMİ EN AZ MİKTARI KADAR ÖNEMLİ</span></strong></p>

<p>Mutfaklarda sıkça yapılan çiğ et yıkama alışkanlığının aslında bakterilerin yayılmasına yol açtığını belirten İspiroğlu, pişirme teknikleri hakkında da şu detayları paylaştı: "Çiğ et yıkandığında mikroorganizmalar, su sıçramasıyla mutfak yüzeylerine ve diğer besinlere yayılabilir. Bu nedenle et yıkanmamalı; hijyen, doğru pişirme ve mutfak ekipmanlarının temizliği ile sağlanmalıdır. Çiğ etle temas eden yüzeylerin ayrı tutulması ve iyi temizlenmesi büyük önem taşır. Kızartma ve yoğun yağlı kavurmalar yerine ızgara, fırınlama veya haşlama yöntemleri tercih edilmeli. Yüksek ısıda ve doğrudan ateşle temas ederek pişirilen etlerde besin kaybı artabilir ve istenmeyen bileşikler oluşabilir. Etin kendi yağıyla pişirilmesi yeterlidir; ekstra yağ eklenmesi gereksiz kalori alımına yol açar."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">AMAÇ KUSURSUZ BESLENMEK DEĞİL GENEL DENGEYİ SÜRDÜREBİLMEK</span></strong></p>

<p>Aynı gün içinde hem ağır et yemeklerinin hem de şerbetli tatlıların tüketilmesinin kan şekerini dalgalandırdığını belirten İspiroğlu, bayramı sağlıklı atlatmak için önerilerini şöyle sıraladı:&nbsp;"Bu durum özellikle diyabet ve insülin direnci olan bireylerde daha belirgin etkiler yaratabilir. Tatlı tüketilecekse porsiyonlar küçük tutulmalı; mümkünse sütlü veya meyveli alternatifler tercih edilmeli. Yemek sonrasında yapılacak 20-25 dakikalık hafif yürüyüş de sindirimi destekleyebilir. Şişkinlik veya hazımsızlık hissedildiğinde zencefil, rezene veya nane gibi bitki çayları tercih edilerek sindirim sistemiti rahatlatılabilir. Bayram süresince birkaç gün yapılan beslenme değişiklikleri tek başına kalıcı kilo artışı oluşturmaz. Ancak gün boyu kontrolsüz tüketim bu süreci hızlandırabilir. Gün içinde en az bir öğünü sebze ağırlıklı planlamak; yeterli su tüketmek ve yemek sonrası kısa yürüyüşler yapmak dengeyi korumaya yardımcı olur. Amaç kusursuz beslenmek değil; genel dengeyi sürdürebilmektir."<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 26 May 2026 11:29:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/05/kurban-bayraminda-et-tuketiminde-denge-sart-1779784185.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanı Uyardı! Kurban Etini Kesilir Kesilmez Tüketmek Gizli Tehlikeler Barındırıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/uzmani-uyardi-kurban-etini-kesilir-kesilmez-tuketmek-gizli-tehlikeler-barindiriyor-115991</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/uzmani-uyardi-kurban-etini-kesilir-kesilmez-tuketmek-gizli-tehlikeler-barindiriyor-115991</guid>
                <description><![CDATA[Beslenme ve Diyet Uzmanı İrem Aksoy, Kurban Bayramı sürecinde kontrolsüz et tüketiminin kronik hastalık riskini artırabileceğini belirterek doğru saklama, pişirme ve dengeli beslenme kurallarına dikkat çekti. Aksoy, sindirim sistemi sağlığını ve yaşam kalitesini korumak adına hayati öneme sahip 5 temel öneri paylaştı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kırmızı et; kaliteli bir protein kaynağı olmasının yanı sıra demir, çinko ve B12 vitamini açısından da insan vücudu için oldukça değerli bir besindir. Ancak Kurban Bayramı döneminde porsiyon kontrolüne ve hazırlama kurallarına dikkat edilmeden tüketildiğinde, bu değerli besin kronik hastalık riskini artırabiliyor. Bayram sürecinde doğru saklama, pişirme ve dengeli tüketim alışkanlıkları bu sebeple bir kat daha fazla önem kazanıyor. Özellikle kalp ve damar hastaları, hipertansiyonu olanlar, diyabet hastaları, kolesterol sorunu yaşayanlar, böbrek hastaları, gut hastaları ve sindirim sistemi hassasiyeti bulunanlar, et tüketimi açısından en riskli hasta gruplarını oluşturuyor. Sağlıklı beslenme alışkanlıklarının bayram süresince de sürdürülmesinin sindirim sistemi sağlığını desteklediğini ve genel yaşam kalitesinin korunmasına katkı sağladığını belirten İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı İrem Aksoy, sağlıklı bir bayram geçirmek isteyen vatandaşlar için şu 5 öneriyi paylaştı:</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">1- ACELE ETMEYİN</span></strong></p>

<p>Kurban ibadetinin ardından en sık yapılan hataların başında etin tazeliğiyle hemen sofraya getirilmesi geliyor. Kesim sonrası kurban etini hemen tüketmemek gerekiyor. Kesimden sonra etin 12-24 saat aralığında buzdolabında dinlendirilmesi şarttır. Dinlendirildikten sonra tüketilen etler sindirimi daha olumlu etkiler.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">2- DOĞRU SAKLAYIN GÜVENLE TÜKETİN</span></strong></p>

<p>Etlerin muhafaza edilme şekli, besin değerinin kaybolmaması ve bakteri üretmemesi açısından büyük önem taşıyor. Etleri büyük parçalar halinde değil, tek kullanımlık porsiyonlar şeklinde saklayın. Çözünen eti tekrar dondurmayın. Buzdolabında kısa süreli saklanacak etler 0–4°C arasında muhafaza edilmeli, daha uzun süre için derin dondurucu tercih edilmelidir. Çiğ etin; sebze, meyve ve diğer hazır gıdalarla temas etmesinden kaçının.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">3- SAĞLIĞINIZ LEZZETTEN DAHA ÖNEMLİ</span></strong></p>

<p>Et pişirme şekli sadece damak tadını değil, doğrudan insan sağlığını yakından ilgilendiren bir husustur. Et tüketiminde en sık yapılan hatalardan biri de etlerin fazla yağ içinde yüksek ateşte pişirilmesidir. Oysa kızartma ve yağda kavurma yerine ızgara, haşlama ve fırınlama gibi sağlıklı yöntemleri tercih edin. Kuyruk yağı, iç yağ gibi ekstra yağ eklemeyin.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">4- TADINDA BIRAKIN GÜZEL PİŞSİN YETER</span></strong></p>

<p>Masa başında ve açık alanlarda yapılan mangal aktivitelerinde etin ateşle olan mesafesi kanserojen maddelerin açığa çıkmaması için kritik bir eşiktir. Eti ızgarada veya mangalda pişiriyorsanız, et ile ateş arasında en az 15-20 cm’lik bir mesafeyi gözetin. Sık sök çevirerek kömürleşme olmadan pişirip tüketin.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">5- SAĞLIKLI ALIŞKANLIKLARINIZI KORUYUN</span></strong></p>

<p>Bayramın getirdiği ikram kültürüne karşı koyarken genel beslenme düzeninin bozulmaması gerektiğini hatırlatan Beslenme ve Diyet Uzmanı İrem Aksoy, uyulması gereken dengeli yaşam kurallarını şu şekilde özetledi:</p>

<p>"Bayram boyunca sağlıklı ve dengeli beslenmeyi koruyabilmek için öğün atlamayın, günlük su tüketiminizi artırın, sebze ve lif tüketimine dikkat edin. Tatlı tüketiminde porsiyon kontrolünüze özen gösterin. Mümkünse şerbetli tatlılar yerine sütlü ve meyveli gibi hafif tatlılar tercih edin."<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 22 May 2026 14:23:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/05/uzmani-uyardi-kurban-etini-kesilir-kesilmez-tuketmek-gizli-tehlikeler-barindiriyor-1779450318.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Evlerde Biriken Elektronik Atıklar Ve Piller Sağlığımızı Sessizce Tehdit Ediyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/evlerde-biriken-elektronik-atiklar-ve-piller-sagligimizi-sessizce-tehdit-ediyor-115923</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/evlerde-biriken-elektronik-atiklar-ve-piller-sagligimizi-sessizce-tehdit-ediyor-115923</guid>
                <description><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi Öğretim Görevlisi Tuğçe Yılmaz Karan, Türkiye'de yılda yaklaşık 1 milyon tona ulaşan elektronik atıkların ve pillerin kontrolsüz şekilde çöpe atılmasının ağır metaller aracılığıyla insan sağlığı ve ekosistem üzerinde ciddi riskler oluşturduğunu belirtti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Çevre Sağlığı Programı Başkanı Öğr. Gör. Tuğçe Yılmaz Karan, evlerde biriken atık pil ve elektronik cihazların kontrolsüz şekilde bertaraf edilmesinin çevre ve insan sağlığı açısından ciddi tehditler oluşturduğunu belirtti. E-atıkların içerdiği ağır metaller nedeniyle doğa ve insan sağlığı üzerinde uzun vadeli riskler oluşturduğunu söyleyen Karan, atık pil ve elektronik cihazlarda bulunan kurşun, cıva, kadmiyum, nikel ve lityum gibi maddelerin toprağa ve su kaynaklarına karışarak ekosistemi bozabildiğini ifade etti. Bu maddelerin doğada parçalanmadığını ve besin zincirinde birikerek canlılarda toksik etki oluşturduğunu aktardı. Kurşunun sinir sistemi üzerinde, cıvanın ise böbrek ve merkezi sinir sistemi üzerinde ciddi hasarlara yol açabileceğini kaydeden Karan, kadmiyumun böbrek hastalıkları ve kanser riskiyle ilişkilendirildiğini, nikelin ise alerjik reaksiyonlara neden olabildiğini paylaştı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">TÜRKİYE'DE ELEKTRONİK ATIKLAR YILDA 1 MİLYON TONA ULAŞIYOR</span></strong></p>

<p>Türkiye’de yılda yaklaşık 1 milyon ton elektronik atık oluştuğunu belirten Öğr. Gör. Tuğçe Yılmaz Karan, buna karşın geri dönüşüm oranlarının yüzde 6–7 seviyesinde kaldığını söyledi. Karan, bu durumun toplama ve geri dönüşüm altyapısının güçlendirilmesi gerektiğini ortaya koyduğunu ifade etti. Atık pillerin evsel çöplerle birlikte atılmasının büyük risk taşıdığını vurgulayan Karan, bu pillerin lisanslı tesislerde geri dönüştürülmesi gerektiğinin altını çizdi. Aksi halde ağır metallerin toprağa ve yeraltı sularına karışarak uzun vadeli çevresel kirlilik oluşturduğunu ekledi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BİREYSEL ÖNLEMLER VE DÖNGÜSEL EKONOMİ MODELİ ÖNEM KAZANIYOR</span></strong></p>

<p>Bireysel önlemlere de dikkat çeken Karan, tek kullanımlık piller yerine şarj edilebilir pillerin tercih edilmesi gerektiğini, eski elektronik cihazların ise belediyeler ve lisanslı geri dönüşüm noktalarına teslim edilmesinin önem taşıdığını ifade etti. Gelecekte e-atık yönetiminde döngüsel ekonomi modelinin önem kazanacağını belirten Karan, üreticilerin ürünlerin geri dönüşüm sürecinden de sorumlu tutulmasını öngören sistemlerin yaygınlaştığını söyledi. Ayrıca yapay zekâ destekli ayrıştırma sistemleri ve dijital ürün pasaportlarının geri dönüşüm süreçlerini daha verimli hale getireceğini belirten Karan, temel hedefin atık üretimini azaltarak kaynakların daha uzun süre ekonomide tutulması olduğunu vurguladı.<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 19 May 2026 19:39:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/05/evlerde-biriken-elektronik-atiklar-ve-piller-sagligimizi-sessizce-tehdit-ediyor-1779208854.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sistem Otomatik Olarak Düzenleyecek: Şartları Karşılayanlar Sağlık Durum Belgesini e-Nabız’dan Doğrudan İndirecek</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/sistem-otomatik-olarak-duzenleyecek-sartlari-karsilayanlar-saglik-durum-belgesini-e-nabizdan-dogrudan-indirecek-115919</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/sistem-otomatik-olarak-duzenleyecek-sartlari-karsilayanlar-saglik-durum-belgesini-e-nabizdan-dogrudan-indirecek-115919</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan ve Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren yeni "Sağlık Raporları Yönetmeliği" ile rapor süreçlerinde dijital dönem resmen başladı. Yeni düzenlemeyle birlikte yazılı dilekçe zorunluluğu ortadan kalkarken, vatandaşlar lisansa tabi olmayan spor ve sosyal aktiviteler için sağlık durum belgelerini e-Nabız üzerinden hekime gitmeden otomatik olarak alabilecek.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bugünkü Resmi Gazete’de yayımlanan yeni yönetmelikle sağlık raporlarında dijitalleşme süreci başlatıldı. Yeni düzenlemeyle e-Nabız üzerinden başvuru dönemi başlarken, birçok rapor işlemi kolaylaştırıldı. Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan “Sağlık Raporları Yönetmeliği” Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yönetmelik kapsamında sağlık raporlarının başvuru, değerlendirme ve düzenleme süreçlerinde önemli değişikliklere gidildi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BAŞVURULAR E-NABIZ ÜZERİNDEN YAPILACAK</span></strong></p>

<p>Yeni düzenlemeye göre tüm sağlık raporu başvuruları artık e-Nabız sistemi üzerinden gerçekleştirilecek. Böylece yazılı dilekçe ve benzeri uygulamalar sona erecek. Karar ile birlikte vatandaşların hastanelerde ve ilgili kurumlarda yazılı evraklarla uğraşmasının önüne geçilmesi hedefleniyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">HEKİME GİTMEDEN BELGE ALMA DÖNEMİ</span></strong></p>

<p>Lisansa tabi olmayan spor ve sosyal aktiviteler için vatandaşlar, hekime gitmeden e-Nabız üzerinden “Sağlık Durum Belgesi” alabilecek. Karar Destek Sistemi sayesinde kişinin engel teşkil eden bir sağlık sorunu, ilaç kullanımı veya hastalık beyanı bulunmaması halinde belge otomatik olarak düzenlenebilecek. Elektronik ortamda hazırlanan raporların fiziki olarak alınması ve arşivlenmesi zorunluluğu da kaldırıldı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 19 May 2026 17:30:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/05/sistem-otomatik-olarak-duzenleyecek-sartlari-karsilayanlar-saglik-durum-belgesini-e-nabizdan-dogrudan-indirecek-1779201110.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hipnoz, sanıldığı gibi kontrol kaybı değil!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/hipnoz-sanildigi-gibi-kontrol-kaybi-degil-115914</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/hipnoz-sanildigi-gibi-kontrol-kaybi-degil-115914</guid>
                <description><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İhsan Öztekin, hipnoz hakkında merak edilen konulara açıklık getirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Hipnoz uyku hali değil, trans hali!</strong></span></p>

<p>Hipnozun uyku hali olarak tanımlanamayacağını aktaran&nbsp;Klinik Psikolog İhsan Öztekin, “Hipnoterapide kişinin dikkati en üst seviyede yoğunlaştığında trans hali oluşur. Telkinlere açık hale gelir.” dedi.</p>

<p>Her insanın hipnozdan etkilenişinin farklılık gösterebileceğini ifade eden Öztekin, “Bazı insanlar çok kolay hipnotik etki altına girerken bazılarında bu süre biraz daha uzayabilir. Uygulanan yöntemlere göre de &nbsp; değişebilir. Hipnotik halin en hafif noktasında kişide gevşeme meydana gelir. Kendisine söylenenleri hatırlar ancak hipnotik etkinin derin olduğu durumlarda trans hali oluşur. Bilinçaltı pasif durumdan aktif hale geçer. Kişi seansta trans halindeyken konuşmaları bilinçli olarak duymaz ve telkinleri seans sonrası hatırlayamaz. İster hafif ister ağır hipnotik durum olsun her iki halde de hipnoterapistin söylediği sözler ve telkinler etkili olur.” şeklinde konuştu.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Hipnoz altında bilinç dışı zihin telkinlere daha açık hale geliyor!</strong></span></p>

<p>Kişinin hipnozdan çıkamaması veya uyanamaması gibi bir durumun söz konusu olmadığını kaydeden Klinik Psikolog İhsan Öztekin, “Hipnoterapist seansı sonlandırmadan ayrılsa bile kişi bir süre sonra seansı kendi sonlandırıp kalkar ve günlük yaşantısına devam eder.” dedi.</p>

<p>Hipnoz halindeyken beynin nasıl etkilendiğine değinen Öztekin, şunları söyledi:</p>

<p>“Bilinçli bir beyin daha eleştireldir, problem çözerken daha çok analiz yapmaya eğilimlidir. Direnç gösterebilir. Savunma mekanizmaları aktiftir. Bu durum kararsızlığa ve harekete geçmekte zorluğa sebep olabilir. Hipnoz altındayken ise bilincin bu analiz yeteneğinden ve direncinden kurtulan bilinç dışı zihin, beyin dalgası olarak alfa (hafif hipnoz) ve teta (derin hipnoz) durumlarında telkin ve talimatları &nbsp; almaya daha hazır hale gelir ve terapi gerçekleşir. Hipnoterapi tedavisi gören kişi bu süreçte hipnoterapistin destek ve rehberliğini hisseder. Onun talebi doğrultusundaki telkinleri kabullenir. Bu şekilde hipnoterapist bir çok şeyi yaptırabilir.”</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Hipnotik etki altında olan bir kişi yapmak istemediği bir davranışta bulunmaz!&nbsp;</strong></span></p>

<p>‘Hipnoz sırasında kontrolümü kaybedip yapmak istemediğim şeyleri yapar mıyım, istemeden sırlarımı verir miyim?’ endişesi yaşayanlara konu hakkında bilgi veren Klinik Psikolog İhsan Öztekin, “Burada bilinmesi gereken nokta hipnoterapistin gücünün sınırsız olmadığıdır. Hipnotik etki altında olan bir kişi yapmak istemediği bir davranışta bulunmaz, istemediği hiçbir şeyi söylemez. Kişinin inançlarına, ahlaki değerlerine, değer yargılarına ters düşecek bir telkin, en derin hipnozda bile reddedilir. Medyada hipnoz adı altında rastladığınız, kişilerin kontrolsüz tuhaf davranışlar sergilediği tabloların, tıbbi hipnoterapi ile hiçbir ilişkisi yoktur. Bunlar psikolojik alt yapısı, eğitimi olmayan kişiler tarafından, ilgi çekme amacı ile sergilenen sahne gösterileridir.” açıklamasını yaptı.</p>

<p>Hipnozun tehlikesi ve zararı olup olmadığına da değinen Öztekin, “Seans sırasında da, seans sonrasında da hiçbir tehlike söz konusu değildir. Seansta ve sonrasında kişinin kan basıncı, kan şekeri, dolaşım, solunum gibi hayati fonksiyonları biyolojik olarak olumsuz etkilenmez. Aksine hipnoterapi sonrasında değerlerin daha stabil hale geldiği gözlenmiştir. Hipnoterapi tedavide çok güvenli ve tehlikesiz bir psikoterapi yöntemidir.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 19 May 2026 15:19:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/05/hipnoz-sanildigi-gibi-kontrol-kaybi-degil-1779193146.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sosyal Medyadaki Psikolojik Şiddete Karşı Üç Kurum Harekete Geçti</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/sosyal-medyadaki-psikolojik-siddete-karsi-uc-kurum-harekete-gecti-115909</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/sosyal-medyadaki-psikolojik-siddete-karsi-uc-kurum-harekete-gecti-115909</guid>
                <description><![CDATA[Malatya Turgut Özal Üniversitesi, Yeşilyurt Belediyesi ve Yeşilyurt Kent Konseyi işbirliğiyle dijital çağın en büyük toplumsal sorunlarından biri olan sanal şiddete karşı önemli bir adım atılıyor. 21 Mayıs 2026 tarihinde düzenlenecek "Linç Kültürü ve Psikolojisi" Çalıştayı ile sosyal medyadaki nefret dili, dijital zorbalık ve gençlerin karşı karşıya kaldığı psikolojik baskılar uzmanlarca kapsamlı bir şekilde ele alınacak.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya Turgut Özal Üniversitesi, Yeşilyurt Belediyesi ve Yeşilyurt Kent Konseyi işbirliğiyle; dijital çağın önemli toplumsal sorunlarından biri hâline gelen linç kültürünü geniş kapsamlı boyutlarıyla ele almak amacıyla 21 Mayıs 2026 tarihinde saat 10:00’da Gedik Kültür Merkezi’nde “Linç Kültürü ve Psikolojisi” Çalıştayı düzenlenecek.</p>

<p>Alanında uzman akademisyenler, iletişim uzmanları, psikologlar, hukukçular, sivil toplum temsilcileri ve öğrencilerin katılımıyla gerçekleştirilecek çalıştayda; sosyal medyada nefret dili, dijital zorbalık, toplumsal kutuplaşma, bireysel travmalar, algı yönetimi ve linç kültürünün toplumsal etkileri kapsamlı biçimde değerlendirilecek. Çalıştay kapsamında alanında uzman isimlerin sunumları, değerlendirme oturumları ve masa çalışmaları gerçekleştirilecek.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">GENÇLERİN KARŞILAŞTIĞI PSİKOLOJİK BASKILAR ELE ALINACAK</span></strong></p>

<p>Oturumlarda özellikle gençlerin dijital mecralarda karşı karşıya kaldığı psikolojik baskılar, sosyal medya kullanıcılarının sorumlulukları ve dijital etik konuları üzerinde durulacak. Programda ayrıca dijital çağın iletişim alışkanlıklarını nasıl değiştirdiği, sosyal medyada hızla yayılan bilgi kirliliğinin bireyler üzerindeki etkileri ve toplumsal yargı mekanizmalarının sanal ortamlarda nasıl şekillendiği konusunda bilimsel sunumlar yapılacak. Katılımcılar, linç kültürünün sadece bireysel değil aynı zamanda toplumsal huzuru ve sosyal birlikteliği tehdit eden önemli bir sorun olduğuna dikkat çekecek.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DİJİTAL DÜNYADAKİ ŞİDDETE KARŞI ORTAK MÜCADELE...</span></strong></p>

<p>Çalıştayın ana hedefleri arasında; toplumsal farkındalık oluşturmak, dijital iletişimde etik bilincini artırmak, özellikle genç kuşaklarda sağlıklı sosyal medya kullanımına yönelik bilinç geliştirmek ve çözüm önerileri ortaya koymak yer alıyor. Gün boyunca sürecek panel, sunum ve değerlendirme oturumlarında katılımcılar, dijital dünyada karşılaşılan psikolojik şiddet biçimlerine karşı ortak mücadele yöntemlerini de tartışacak.</p>

<p>Toplumsal huzuru ve sosyal iletişim kültürünü güçlendirmeyi amaçlayan çalıştaya, gençlik temsilcileri, STK üyeleri, akademisyenler ve vatandaşların yoğun katılım göstermesi bekleniyor. “Linç Kültürü ve Psikolojisi” Çalıştayı’nın, dijital çağda toplumsal bilinç oluşturulması ve sağlıklı iletişim kültürünün geliştirilmesi adına önemli çıktılar sunması bekleniyor. Özellikle gençlerin dijital medya kullanımı, sosyal medya dili, toplumsal duyarlılık ve iletişim bilinci konularında farkındalık oluşturulması hedefleniyor.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 19 May 2026 12:29:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/05/sosyal-medyadaki-psikolojik-siddete-karsi-uc-kurum-harekete-gecti-1779183058.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Solunum Yetmezliği Yaşayan Yaşlı Hasta Hava Ambulansıyla Malatya&#039;ya Nakledildi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/solunum-yetmezligi-yasayan-yasli-hasta-hava-ambulansiyla-malatyaya-nakledildi-115842</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/solunum-yetmezligi-yasayan-yasli-hasta-hava-ambulansiyla-malatyaya-nakledildi-115842</guid>
                <description><![CDATA[Darende Hulusi Efendi Devlet Hastanesi’nde solunum yetmezliği teşhisiyle tedavi altına alınan 76 yaşındaki E.K., durumunun ağırlaşması üzerine Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne ambulans helikopterle sevk edildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’nın Darende ilçesinde ikamet eden 76 yaşındaki E.K., solunum yetmezliği şikâyetiyle Darende Hulusi Efendi Devlet Hastanesi’ne başvurdu. Burada ilk müdahalesi yapılan hastanın durumu, yapılan incelemeler sonucunda ciddiyetini koruyunca sağlık ekipleri ileri tetkik ve tedavi için hastanın merkezdeki bir hastaneye nakledilmesine karar verdi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">GÖKYÜZÜNDE HAYAT MÜCADELESİ</span></strong></p>

<p>Hastanın durumunun stabil tutulması ve nakil süresinin en aza indirilmesi amacıyla Malatya’dan ambulans helikopter talep edildi. Kısa sürede ilçeye ulaşan hava ambulansı, hastayı alarak Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne ulaştırdı. Sevkiyat sırasında sağlık personelinin hastaya müdahalesi gökyüzünde de devam etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">HASTANIN TEDAVİSİ MERKEZDE SÜRÜYOR</span></strong></p>

<p>Ambulans helikopterin Malatya’ya inmesinin ardından hazır bekletilen kara ambulansına alınan E.K., Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne nakledildi. Yetkililer, 76 yaşındaki hastanın sağlık durumunun kontrol altına alınması için yoğun bir çaba sarf edildiğini ve tedavinin uzman doktorlar gözetiminde sürdüğünü bildirdi.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 15 May 2026 14:12:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/05/solunum-yetmezligi-yasayan-yasli-hasta-hava-ambulansiyla-malatyaya-nakledildi-1778843662.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya&#039;da Kanserle Mücadelede Yeni Dönem: Hedef Erken Teşhisle Hayat Kurtarmak</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-kanserle-mucadelede-yeni-donem-hedef-erken-teshisle-hayat-kurtarmak-115803</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-kanserle-mucadelede-yeni-donem-hedef-erken-teshisle-hayat-kurtarmak-115803</guid>
                <description><![CDATA[Malatya İl Sağlık Müdürlüğü tarafından düzenlenen Minimal Kalite Değerlendirme Toplantısı'nda, kanser tarama hizmetlerinin standartlarını yükseltmek ve erken teşhis oranlarını artırmak amacıyla uzmanlar bir araya gelerek yol haritasını belirledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı Kanser Birimi koordinesinde "Minimal Kalite Değerlendirme Toplantısı" gerçekleştirildi. Sağlık yöneticileri ve uzman hekimlerin yoğun katılımıyla düzenlenen programda, kanser tarama süreçlerinin mevcut durumu analiz edilerek bu süreçlerin nasıl daha etkin hale getirilebileceği masaya yatırıldı. Toplantının ana gündem maddelerini; erken teşhis oranlarının artırılması ve vatandaşlara sunulan sağlık hizmetlerinde kalite standartlarının en üst seviyeye çıkarılması oluşturdu.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">UZMANLAR VE SAHA YÖNETİCİLERİ BİR ARADA</span></strong></p>

<p>Toplantıya kamu hastanelerinde görev yapan doktorlar, ilçe sağlık müdürleri, Sağlıklı Hayat Merkezi sorumlu hekimleri ile KETEM bünyesinde görev alan hekimler katılım sağladı. Akademik bilgi birikimi ile saha deneyiminin aynı zeminde buluşturulmasının önemine değinilen programda, sağlık kuruluşları arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi ve hizmet süreçlerinin verimli yürütülmesi için fikir alışverişinde bulunuldu.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>ERKEN TEŞHİS HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR</strong></span></p>

<p>Kanserle mücadelede en güçlü silahın erken teşhis olduğunu vurgulayan uzmanlar, tarama hizmetlerine erişimin kolaylaştırılmasının önemine dikkat çekti. Vatandaşların bilinçlendirilmesine yönelik çalışmaların artırılması gerektiğini belirten yetkililer, eğitim ve koordinasyon çalışmalarının kararlılıkla süreceğini ifade etti. İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılan değerlendirmede, "Akademisyenlerin bilimsel katkıları ve saha yöneticilerinin özverili çalışmalarıyla toplum sağlığını önceleyen önemli çalışmalar yürütülüyor" denilerek, kalite standartlarını yükseltme hedefi yinelendi.</p>

<p>KAYNAK: MHA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 13 May 2026 19:33:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/05/malatyada-kanserle-mucadelede-yeni-donem-hedef-erken-teshisle-hayat-kurtarmak-1778690148.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu Battalgazi Devlet Hastanesi Personelini Ödüllendirdi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/saglik-bakani-kemal-memisoglu-battalgazi-devlet-hastanesi-personelini-odullendirdi-115801</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/saglik-bakani-kemal-memisoglu-battalgazi-devlet-hastanesi-personelini-odullendirdi-115801</guid>
                <description><![CDATA[Malatya Battalgazi Devlet Hastanesi’nde görev yapan ebe ve hemşire Ayşe Tekedereli, sağlık hizmetlerindeki özverili çalışmaları nedeniyle Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu tarafından "Safiye Hüseyin Elbi Vefa Ödülü" ile onurlandırıldı. Türkiye genelinde sınırlı sayıda çalışana verilen bu ödül, Malatya sağlık camiasında büyük bir gurur kaynağı oldu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya sağlık dünyası, ulusal düzeyde gelen prestijli bir ödülle büyük bir mutluluk yaşıyor. Battalgazi Devlet Hastanesi personeli ebe ve hemşire Ayşe Tekedereli, 12 Mayıs Hemşireler Günü ve Ebeler Günü kapsamında Ankara’da düzenlenen özel bir törenle başarısını taçlandırdı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SAĞLIK BAKANI KEMAL MEMİŞOĞLU TARAFINDAN TAKDİM EDİLDİ </span></strong></p>

<p>Sağlık Bakanlığı tarafından "İlk Nefeste Siz, Her Umutta Siz" temasıyla düzenlenen törene katılan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Türkiye’nin dört bir yanından gelen başarılı sağlık profesyonelleriyle buluştu. Kadın sağlığı ve anne-bebek bakımı gibi kritik alanlarda uzun yıllardır fedakarca hizmet veren Ayşe Tekedereli, mesleğine sunduğu değerli katkılar sebebiyle Safiye Hüseyin Elbi Vefa Ödülü’ne layık görüldü.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MESLEKİ ÖZVERİ VE FEDAKARLIK VURGUSU</span></strong></p>

<p>Törende yapılan konuşmalarda, ebe ve hemşirelerin sağlık sisteminin temel taşı olduğu, doğumdan acil müdahalelere kadar her an insan hayatına dokundukları hatırlatıldı. Tekedereli’nin aldığı bu ödül, sadece kişisel bir başarı değil, aynı zamanda Battalgazi Devlet Hastanesi ve Malatya’nın sağlık vizyonunun bir yansıması olarak değerlendirildi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ÖDÜLÜ TÜM MALATYA ADINA KABUL ETTİ</span></strong></p>

<p>Ödülünü Bakan Memişoğlu’nun elinden alan Ayşe Tekedereli, yaşadığı büyük onuru şu sözlerle dile getirdi: “Bu anlamlı ödülü Malatya’mız ve birlikte büyük bir özveriyle görev yaptığım tüm meslektaşlarım adına alıyorum. Bizler gece gündüz demeden insan sağlığı için çalışan büyük bir ailenin parçasıyız. Bizi bu ödüle layık gören Sağlık Bakanımız Sayın Kemal Memişoğlu’na teşekkür ediyorum. Ayrıca her zaman yanımızda olan Battalgazi Devlet Hastanesi Başhekimimize ve hastane yönetimimize de desteklerinden dolayı şükranlarımı sunuyorum.”</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 13 May 2026 18:34:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/05/saglik-bakani-kemal-memisoglu-battalgazi-devlet-hastanesi-personelini-odullendirdi-1778687203.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlık Bakanlığı Uluslararası Seyahat Gemisindeki Vatandaşların Hantavirüs Test Sonuçlarını Açıkladı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/saglik-bakanligi-uluslararasi-seyahat-gemisindeki-vatandaslarin-hantavirus-test-sonuclarini-acikladi-115754</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/saglik-bakanligi-uluslararasi-seyahat-gemisindeki-vatandaslarin-hantavirus-test-sonuclarini-acikladi-115754</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, uluslararası bir seyahat gemisinde bulunan ve ambulans uçakla Türkiye'ye getirilen son üç vatandaşın hantavirüs test sonuçlarının negatif çıktığını duyurdu. Karantina ve gözlem süreci devam eden toplam beş kişide şu ana kadar herhangi bir hastalık belirtisine rastlanmadığı açıklandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı, uluslararası sular seyahat eden bir gemide bulunan Türk vatandaşlarının sağlık durumuna ilişkin beklenen açıklamayı yaptı. Gemide bulunan ve hantavirüs şüphesiyle takibe alınan son üç vatandaşın Türkiye'ye getirilmesinin ardından yapılan testler sonuçlandı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">AMBULANS UÇAKLA TÜRKİYE’YE GETİRİLDİLER</span></strong></p>

<p>Bakanlıktan yapılan açıklamada, uluslararası bir seyahat gemisinde bulunan son üç vatandaşın ambulans uçakla Türkiye'ye getirildiği, yurda giriş yapmalarının ardından derhal yakın takip ve izolasyon sürecinin başlatıldığı bildirildi. Daha önce ülkeye giriş yapan iki kişide uygulanan prosedürlerin bu kişiler için de geçerli olduğu ve gerekli numunelerin titizlikle alındığı kaydedildi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SONUÇLAR NEGATİF ÇIKTI</span></strong></p>

<p>Yapılan laboratuvar incelemelerinin ardından kamuoyuyla paylaşılan verilerde şu bilgilere yer verildi:&nbsp;"Üç vatandaşın sonuçlarının negatif olduğu saptanmış olup, önerilen süre boyunca karantinada tutulacaklardır. Sağlık Bakanlığı ekipleri tarafından klinik durumları sürekli değerlendirilmekte ve sağlık durumları yakından takip edilmektedir. Yapılan izlemelerde şu ana kadar 5 kişide herhangi bir klinik belirti veya semptoma rastlanmamıştır. Süreç, Bakanlığımız tarafından titizlikle ve yakından takip edilmektedir."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KLİNİK DURUMLARI SÜREKLİ DEĞERLENDİRİLİYOR</span></strong></p>

<p>Sağlık Bakanlığı yetkilileri, vatandaşların karantina süresince uzman ekipler tarafından sürekli denetim altında tutulacağını vurguladı. Şu ana kadar gözlem altındaki toplam beş kişide hiçbir semptom görülmemesi olumlu bir gelişme olarak değerlendirilirken, sürecin sonuna kadar önlemlerin en üst seviyede tutulacağı ifade edildi.</p>

<p><strong>KAYNAK: DİRİLİŞ POSTASI GAZETESİ</strong><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 11 May 2026 20:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/05/saglik-bakanligi-uluslararasi-seyahat-gemisindeki-vatandaslarin-hantavirus-test-sonuclarini-acikladi-1778519167.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya’da Kalp Hastalarına Şemsiye Operasyonu: Üç Genç Hasta Aynı Gün Sağlığına Kavuştu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-kalp-hastalarina-semsiye-operasyonu-uc-genc-hasta-ayni-gun-sagligina-kavustu-115734</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-kalp-hastalarina-semsiye-operasyonu-uc-genc-hasta-ayni-gun-sagligina-kavustu-115734</guid>
                <description><![CDATA[Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde atrial septal defekt (ASD) tanısı konulan 24, 28 ve 32 yaşlarındaki üç hasta, açık ameliyata gerek duyulmadan kasık damarından uygulanan "şemsiye yöntemi" ile aynı gün içinde sağlığına kavuştu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, erişkin doğumsal kalp hastalıklarının tedavisinde dikkat çekici bir başarıya imza attı. Kalplerinde halk arasında "kalp deliği" olarak bilinen atrial septal defekt (ASD) bulunan üç genç hasta, aynı gün içerisinde gerçekleştirilen operasyonlarla tedavi edildi. 24, 28 ve 32 yaşlarındaki hastaların tedavisi, cerrahi bir kesi yapılmadan kapalı yöntemle tamamlandı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KASIKTAN GİRİLEREK KALBE ŞEMSİYE YERLEŞTİRİLDİ</span></strong></p>

<p>Operasyonlarda, göğüs kafesi açılmadan kasık bölgesindeki toplardamar sistemi kullanılarak kalbe ulaşıldı. "Şemsiye yöntemi" olarak adlandırılan bu kapalı işlemle hastaların kalbindeki delikler kısa sürede kapatıldı. Operasyonun ardından aynı gün ayağa kalkan hastalar, sadece bir günlük gözetimin ardından ertesi gün hastaneden taburcu edildi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/nefes%20darl%C4%B1%C4%9F%C4%B1.JPG" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BELİRTİLER ERİŞKİN YAŞLARDA ORTAYA ÇIKIYOR</span></strong></p>

<p>Başarılı operasyonları gerçekleştiren Kardiyoloji Uzmanı ve Malatya Turgut Özal Üniversitesi Öğretim Üyesi İbrahim Aktaş, bu rahatsızlığın doğumsal bir eksiklik olduğunu vurguladı. Aktaş, ASD’nin kalbin sağ ve sol kulakçıkları arasındaki yapının tam kapanmaması sonucu oluştuğunu ifade ederek şu bilgileri verdi:&nbsp;“Erişkin yaşlarda nefes darlığı, çarpıntı ve ilerleyen süreçte kalp yetmezliği gibi şikayetlerle karşımıza çıkabiliyor. Uygun hastalarda ameliyata gerek kalmadan kasık bölgesinden toplardamar sistemi kullanılarak kalbe ulaşılıyor. Şemsiye benzeri kapatma cihazı yerleştirilerek delik kapatılıyor. Hastalar işlem sonrası kısa sürede günlük yaşamına dönebiliyor.”</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/Malatya%20E%C4%9Fitim%20ve%20Ara%C5%9Ft%C4%B1rma%20Hastanesi(1).jpg" style="height:450px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">CERRAHİ TEDAVİYE SADECE UYGUN OLMAYAN VAKALARDA BAŞVURULUYOR</span></strong></p>

<p>Hastanede bu yöntemin uzun süredir başarıyla uygulandığını hatırlatan Aktaş, kasıktan kapatılmaya uygun olmayan vakalarda ise cerrahi tedaviye başvurulduğunu bildirdi. Modern tıp teknikleri sayesinde hastaların uzun iyileşme süreçlerine ihtiyaç duymadan sağlıklarına kavuşabildiği kaydedildi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/3%20Hastaya%20Ayn%C4%B1%20G%C3%BCn%20'%C5%9Eemsiye'%20Mucizesi.jpg" style="height:450px; width:800px" /></p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 11 May 2026 10:12:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/05/malatyada-kalp-hastalarina-semsiye-operasyonu-uc-genc-hasta-ayni-gun-sagligina-kavustu-1778483979.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanlar ve Akademisyenler Çarmuzu’da Anne Adaylarıyla Buluştu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/uzmanlar-ve-akademisyenler-carmuzuda-anne-adaylariyla-bulustu-115650</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/uzmanlar-ve-akademisyenler-carmuzuda-anne-adaylariyla-bulustu-115650</guid>
                <description><![CDATA[Malatya’nın Yeşilyurt ilçesinde hayata geçirilen "Gebe Okulu" projesiyle anne adayları; doğum sürecinden bebek bakımına, beslenmeden emzirmeye kadar pek çok hayati konuda uzmanlar tarafından eğitildi. Çarmuzu Sağlıklı Hayat Merkezi’nde düzenlenen program, teorik bilgilerin yanı sıra uygulamalı eğitimlerle anne adaylarına büyük kolaylık sağladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’nın Yeşilyurt ilçesinde, anne adaylarının gebelik ve doğum sonrası süreçleri daha sağlıklı geçirmeleri amacıyla başlatılan “Gebe Okulu” eğitimi büyük bir katılımla gerçekleştirildi. Yeşilyurt İlçe Sağlık Müdürlüğü bünyesinde yer alan Çarmuzu Sağlıklı Hayat Merkezi’nde düzenlenen programa çok sayıda anne adayı, akademisyen ve sağlık profesyoneli katıldı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">AKADEMİSYENLERDEN KRİTİK BİLGİLENDİRMELER</span></strong></p>

<p>Turgut Özal Üniversitesi Ebelik Bölümü öğretim üyelerinin destek verdiği eğitimlerde, gebelik ve sonrası döneme dair en çok merak edilen konular masaya yatırıldı. Eğitim kapsamında Dr. Öğr. Üyesi Zeynep Bal “Doğum Sonrası Kanama ve Yara Bakımı” konusunda bilgilendirme yaparken, Araştırma Görevlisi Sinem Güven Santur ise “Anne Sütünün Önemi ve Emzirme” başlıklı sunumuyla anne adaylarını aydınlattı.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202605061350-yesilyurt.jpeg" style="height:572px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SAĞLIKLI YAŞAM VE PSİKOLOJİK DESTEK</span></strong></p>

<p>Sağlıklı Hayat Merkezi’nin uzman personelleri de eğitimde aktif rol aldı. Gebelik sürecinde doğru beslenme alışkanlıklarından fiziksel aktivitenin önemine kadar geniş bir yelpazede bilgiler sunuldu. Özellikle bu hassas dönemde yaşanan ruhsal değişimlerle baş etme yöntemleri ve sigaranın hem anne hem de bebek sağlığı üzerindeki zararları detaylıca aktarıldı.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202605061350-yesilyurt2.jpeg" style="height:600px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">UYGULAMALI EĞİTİM VE ANLAMLI HEDİYELER...</span></strong></p>

<p>Teorik sunumların ardından eğitim programı, anne adaylarının en çok çekindiği konulardan biri olan “bebek banyosu” eğitimiyle uygulamalı olarak devam etti. Programın sonunda Yeşilyurt Belediyesi, katılımcıların bu süreci daha bilinçli takip edebilmeleri için hamilelik kitabı ve gebelik takvimi hediye etti.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 06 May 2026 20:07:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/05/uzmanlar-ve-akademisyenler-carmuzuda-anne-adaylariyla-bulustu-1778087450.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzman İsimden Kritik Uyarı Geldi: Şeker ve Tansiyonu İhmal Etmeyin</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/uzman-isimden-kritik-uyari-geldi-seker-ve-tansiyonu-ihmal-etmeyin-115474</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/uzman-isimden-kritik-uyari-geldi-seker-ve-tansiyonu-ihmal-etmeyin-115474</guid>
                <description><![CDATA[Malatya Kent Konseyi Kadın Meclisi tarafından düzenlenen konferansta, toplumda hızla yayılan diyabet ve hipertansiyon gibi kronik hastalıklarla mücadele yöntemleri anlatılarak sağlıklı yaşamın ipuçları paylaşıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’da toplum sağlığını güçlendirmeye yönelik farkındalık çalışmaları aralıksız devam ediyor. Malatya Kent Konseyi Kadın Meclisi, kronik hastalıklar konusunda toplumsal bilinç oluşturmak amacıyla kapsamlı bir bilgilendirme programına imza attı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SAĞLIK BİLİNCİ İÇİN KADINLARIN ROLÜ BÜYÜK</span></strong></p>

<p>Kent Konseyi Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen etkinliğe Kadın Meclisi Başkanı Saliha Bulut, meclis üyeleri ve konuşmacı olarak İnönü Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi İç Hizmetler Koordinatörü Nilgün Oymak katıldı. Programın açılışında konuşan Saliha Bulut, kadınların hem kendi sağlıklarını koruma hem de aile içindeki sağlıklı alışkanlıkları yönetme noktasında kilit bir noktada durduğunu belirtti.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202604281843-e04aed68-f3a0-459b-90a6-17b2e223b7cb.jpeg" style="height:457px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">HİPERGLİSEMİ VE KOMPLİKASYON UYARISI</span></strong></p>

<p>Konferansta söz alan Nilgün Oymak, yüksek kan şekeri ve tansiyonun vücutta bıraktığı hasarları detaylandırarak şu bilgileri paylaştı:&nbsp;“Hiperglisemi ve yüksek tansiyon kontrol altına alınmadığında, kan şekeri seviyeleri uzun vadede sinir sistemi hasarı ve diyabetik nöropati gibi ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Hiperglisemin başlıca nedenleri arasında insülin eksikliği, düzensiz ilaç kullanımı, hareketsiz yaşam ve sağlıksız beslenme bulunmaktadır.”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BELİRTİLERİ HAFİFE ALMAYIN</span></strong></p>

<p>Vatandaşların vücutlarından gelen sinyalleri iyi okuması gerektiğini vurgulayan Oymak, yönetim sürecine dair şunları kaydetti: “Sık idrara çıkma, ağız kuruluğu, halsizlik ve bulanık görme gibi belirtiler hastalıkların habercisi olabilir. Dengeli beslenme, düzenli egzersiz, stres kontrolü ve rutin kan şekeri ölçümü hastalıkların yönetiminde hayati öneme sahiptir.”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">RİSK FAKTÖRLERİNE DİKKAT ÇEKİLDİ</span></strong></p>

<p>Programda diyabetik ayak riskine de değinilerek ayak bakımının önemi hatırlatıldı. Hipertansiyonun kalp hastalıklarını tetiklediğini belirten Oymak konuşmasını şöyle sürdürdü:&nbsp;“Obezite, aşırı tuz tüketimi ve hareketsiz yaşam tarzı en önemli risk faktörleri arasında yer almaktadır. Yüksek tansiyon; diyabet ve kolesterol ile birlikte kalp hastalıklarına zemin hazırlıyor.”</p>

<p>Yoğun ilginin gösterildiği etkinlik, katılımcıların tansiyon ve kan şekeri ölçümlerinin yapılmasıyla tamamlandı.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 09:18:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/04/uzman-isimden-kritik-uyari-geldi-seker-ve-tansiyonu-ihmal-etmeyin-1777443740.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kalbi Durma Noktasına Gelen Hasta İçin Ekipler Seferber Oldu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/kalbi-durma-noktasina-gelen-hasta-icin-ekipler-seferber-oldu-115465</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/kalbi-durma-noktasina-gelen-hasta-icin-ekipler-seferber-oldu-115465</guid>
                <description><![CDATA[Malatya’nın Darende ilçesinde kalp krizi geçiren 73 yaşındaki H.Ö., durumunun ağırlaşması üzerine ambulans helikopterle Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne yetiştirildi. Zamanla yarışan ekiplerin hızlı müdahalesi, yaşlı adamı hayata bağladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’nın Darende ilçesinde yaşayan 73 yaşındaki H.Ö. isimli vatandaş, evinde aniden fenalaşarak kalp krizi geçirdi. Yakınlarının ihbarı üzerine hızla olay yerine ulaşan ekipler, hastayı Darende Hulusi Efendi Devlet Hastanesi’ne kaldırdı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DURUMU KRİTİKLEŞİNCE HELİKOPTER TALEP EDİLDİ</span></strong></p>

<p>Hastanede yapılan ilk muayene ve müdahalelerin ardından, H.Ö.’nün durumunun ciddiyetini koruduğu ve tam teşekküllü bir hastanede ileri tedavi görmesi gerektiği kararlaştırıldı. İlçenin konumu ve hastanın hayati tehlikesi göz önünde bulundurularak, Malatya İl Sağlık Müdürlüğü’nden acil olarak ambulans helikopter talebinde bulunuldu.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">GÖKYÜZÜNDE HAYAT MÜCADELESİ</span></strong></p>

<p>Kısa sürede ilçeye ulaşan ambulans helikopter, 73 yaşındaki hastayı hastaneden alarak havalandı Kaybedilen her saniyenin büyük önem taşıdığı bu süreçte, hava ambulansının hızı ve sağlık ekiplerinin etkin koordinasyonu sayesinde hasta, Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne ulaştırıldı. Burada hazır bekleyen uzman doktorlar tarafından hemen tedavi altına alınan H.Ö.’nün hayati riskinin, hızlı sevk süreci sayesinde azaltıldığı bildirildi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">STRATEJİK MÜDAHALE HAYAT KURTARIYOR</span></strong></p>

<p>Özellikle ulaşımın zor olduğu veya zamanın kritik önem taşıdığı vakalarda stratejik bir rol üstlenen ambulans helikopterler, Malatya genelinde can dostu olmaya devam ediyor. Sağlık ekiplerinin yoğun çabasıyla tedavisi süren H.Ö.’nün sağlık durumunun yakından takip edildiği öğrenildi.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 15:18:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/04/kalbi-durma-noktasina-gelen-hasta-icin-ekipler-seferber-oldu-1777379331.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sinsi Tehlike Bel Kayması Adım Atmanızı Bile Engelleyebilir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/sinsi-tehlike-bel-kaymasi-adim-atmanizi-bile-engelleyebilir-115462</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/sinsi-tehlike-bel-kaymasi-adim-atmanizi-bile-engelleyebilir-115462</guid>
                <description><![CDATA[Halk arasında bel kayması olarak bilinen spondilolistezis, günlük hayatı kabusa çevirebiliyor. Uzmanlar; bacaklarda uyuşma, güç kaybı ve şiddetli ağrıyla kendini gösteren bu rahatsızlığın, erken teşhis edilmediği takdirde cerrahi müdahaleye kadar varabileceği konusunda vatandaşları uyarıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Modern çağın en sık karşılaşılan sağlık sorunlarından biri olan bel ve sırt ağrıları, bazen sanıldığından çok daha ciddi bir tablonun habercisi olabiliyor. Tıbbi adı "spondilolistezis" olan bel kayması, omurgayı oluşturan kemiklerden birinin, altındaki diğer omur kemiğinin üzerinde öne veya arkaya doğru kaymasıyla oluşuyor. Bu durum, sinir kökleri üzerinde baskı kurarak hastanın hareket kabiliyetini kısıtlıyor ve dayanılmaz ağrılara zemin hazırlıyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">HASTALIĞIN BELİRTİLERİNE DİKKAT</span></strong></p>

<p>Ortopedi ve beyin cerrahisi uzmanları, bel kaymasının pek çok farklı nedenden kaynaklanabileceğine işaret ediyor. Doğuştan gelen yapısal bozuklukların yanı sıra yaşın ilerlemesine bağlı yıpranmalar, ağır yük kaldırma ve ani travmalar hastalığı tetikleyen başlıca unsurlar arasında yer alıyor. Hastalık ilerlediğinde yalnızca bel bölgesinde kalmıyor; bacaklara yayılan ağrı, uyuşma, karıncalanma ve ileri aşamalarda güç kaybı gibi ciddi şikâyetlerle kendini belli ediyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ERKEN TEŞHİS CERRAHİ RİSKİNİ AZALTIYOR</span></strong></p>

<p>Uzmanlar, tedavi sürecinde erken farkındalığın hayati önem taşıdığını vurguluyor. Başlangıç seviyesindeki vakalarda fizik tedavi, özel egzersiz programları ve yaşam tarzında yapılacak köklü düzenlemelerle hastalığın kontrol altına alınabildiği belirtiliyor. Ancak ileri seviyeye ulaşmış, sinir basısının şiddetli olduğu durumlarda cerrahi müdahale kaçınılmaz hale gelebiliyor. Uzmanlar, "Bel ağrısı yaşayan vatandaşların şikâyetlerini hafife almaması gerektiğini, özellikle uzun süren ve bacaklara yayılan ağrılarda mutlaka doktora başvurulması gerektiğini" ifade ediyor.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 14:00:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/04/sinsi-tehlike-bel-kaymasi-adim-atmanizi-bile-engelleyebilir-1777374388.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlık Sisteminin Gizli Kahramanları Malatya&#039;da Bir Araya Geldi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/saglik-sisteminin-gizli-kahramanlari-malatyada-bir-araya-geldi-115455</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/saglik-sisteminin-gizli-kahramanlari-malatyada-bir-araya-geldi-115455</guid>
                <description><![CDATA[Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde düzenlenen Ebeler Haftası etkinliğinde, sağlık sisteminin temel taşlarından olan ebelerin önemi vurgulandı. Sağlık yöneticilerinin katıldığı programda, anne ve bebek sağlığının korunmasında ebelerin üstlendiği kritik görevlere dikkat çekilerek fedakâr çalışmalarından dolayı kendilerine teşekkür edildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’da Ebeler Haftası kapsamında düzenlenen özel bir etkinlikle, ebelerin sağlık sistemindeki vazgeçilmez rolü bir kez daha gündeme taşındı. Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde gerçekleştirilen kutlama programına İl Sağlık Müdürlüğü temsilcileri, hastane idarecileri ve çok sayıda sağlık çalışanı katıldı. Program boyunca, doğum öncesinden başlayarak anne ve bebek sağlığının korunmasında en ön safta yer alan ebelerin mesleki saygınlığına vurgu yapıldı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">GÜVENLİ ANNELİK HİZMETLERİNDE EBELERİN ROLÜ</span></strong></p>

<p>Etkinlikte yapılan değerlendirmelerde, ebelerin sadece doğum anında değil, güvenli annelik hizmetlerinin yaygınlaştırılması ve toplum sağlığının geliştirilmesi süreçlerinde de kritik görevler üstlendiği belirtildi. Özellikle normal doğumun teşvik edilmesi ve sağlıklı nesillerin yetişmesi noktasında ebelerin sunduğu profesyonel desteğin, modern sağlık sisteminin en önemli unsurlarından biri olduğu ifade edildi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202604281024-923d4a7d-9396-4a0a-954e-839ec0412a7b.jpeg" style="height:534px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SAĞLIK YÖNETİMİNDEN EBELERE TEŞEKKÜR</span></strong></p>

<p>Hastane yönetimi ve sağlık birim başkanları, özveriyle görev yapan ebelerin insan odaklı hizmet anlayışıyla büyük bir sorumluluğu başarıyla yerine getirdiğini kaydetti. Malatya genelinde görev yapan tüm ebelerin haftasını kutlayan yetkililer, gece gündüz demeden büyük bir fedakârlıkla çalışan ebelere emekleri için minnettar olduklarını belirttiler. Tören, ebelerin mesleki gelişimlerinin desteklenmesi ve çalışma koşullarının iyileştirilmesine yönelik verilen mesajlarla sona erdi.<br />
<img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202604281024-a7beafd2-09a6-464e-90b1-b2c0c449c2be.jpeg" style="height:534px; width:800px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 11:25:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/04/saglik-sisteminin-gizli-kahramanlari-malatyada-bir-araya-geldi-1777364885.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlık Ekiplerinden Kritik Müdahale: Durumu Ağırlaşan Hasta Helikopterle Malatya’ya Sevk Edildi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/saglik-ekiplerinden-kritik-mudahale-durumu-agirlasan-hasta-helikopterle-malatyaya-sevk-edildi-115410</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/saglik-ekiplerinden-kritik-mudahale-durumu-agirlasan-hasta-helikopterle-malatyaya-sevk-edildi-115410</guid>
                <description><![CDATA[Malatya’nın Darende ilçesinde kalp krizi geçiren 75 yaşındaki B.K., durumunun ciddiyetini koruması üzerine bölgeye sevk edilen helikopter ambulansla Malatya’ya nakledildi. Sağlık ekiplerinin koordineli müdahalesiyle gerçekleştirilen sevk sonrası hastanın tedavisine ileri tetkik ve tedavi için şehir merkezinde devam ediliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’nın Darende ilçesinde yaşayan 75 yaşındaki bir vatandaşın hayata tutunması için sağlık ekipleri tarafından yoğun bir çaba sarf edildi. 1951 doğumlu B.K. isimli erkek hasta, evinde aniden fenalaşması üzerine yakınları tarafından Darende Hulusi Efendi Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DURUMU AĞIRLAŞINCA GÖKYÜZÜ SEFERBERLİĞİ BAŞLADI</span></strong></p>

<p>Hastanede yapılan ilk incelemelerde kalp krizi geçirdiği anlaşılan B.K., hemen tedavi altına alındı. Ancak hastanın durumunun kritik seyretmesi ve ileri tetkik ihtiyacının doğması üzerine doktorlar, Malatya şehir merkezine acil sevk kararı aldı. Karayoluyla nakil riskli görüldüğü için bölgeye ivedilikle helikopter ambulans talep edildi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SAĞLIK EKİPLERİNDEN KOORDİNELİ MÜDAHALE</span></strong></p>

<p>Kısa sürede ilçeye ulaşan Sağlık Bakanlığı’na ait helikopter ambulans, Hulusi Efendi Devlet Hastanesi’nden alınan hastayı teslim aldı. Dakikalarla yarışılan süreçte helikopter, hastayı ileri tedavi ve tetkiklerin yapılacağı Malatya’daki tam teşekküllü hastaneye ulaştırdı. Başarıyla tamamlanan operasyonun ardından hastanın Malatya’daki tedavisinin sürdüğü bildirildi.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 26 Apr 2026 15:43:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/04/saglik-ekiplerinden-kritik-mudahale-durumu-agirlasan-hasta-helikopterle-malatyaya-sevk-edildi-1777207556.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya&#039;da Modern Tıbbın Tüm İmkanları Seferber Edildi! Cerrahi Müdahale İle Kansere Geçit Verilmedi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-modern-tibbin-tum-imkanlari-seferber-edildi-cerrahi-mudahale-ile-kansere-gecit-verilmedi-115379</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-modern-tibbin-tum-imkanlari-seferber-edildi-cerrahi-mudahale-ile-kansere-gecit-verilmedi-115379</guid>
                <description><![CDATA[Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde karın ağrısı ve kanama şikayetiyle başvuran 66 yaşındaki Mehmet Özgül’e kalın bağırsak kanseri teşhisi konuldu. Op. Dr. Cebrail Yetkin ve ekibi tarafından gerçekleştirilen laparoskopik (kapalı) ameliyat sayesinde Özgül, kısa sürede sağlığına kavuşarak taburcu olma aşamasına geldi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği’nde gerçekleştirilen başarılı bir operasyonla 66 yaşındaki Mehmet Özgül sağlığına kavuştu. Karın ağrısı, kabızlık ve makatta kanama şikayetleriyle hastaneye başvuran Özgül’ün yapılan tetkiklerinde kalın bağırsağın inen kolon proksimalinde tümöral lezyon tespit edildi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">HIZLI MÜDAHALE VE KAPALI CERRAHİ YÖNTEM</span></strong></p>

<p>Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Cebrail Yetkin tarafından yürütülen süreçte alınan biyopsinin patoloji sonucu malign (kötü huylu) olarak değerlendirildi. Bunun üzerine hasta için hızlı şekilde ameliyat kararı alındı. Gerekli hazırlıkların tamamlanmasının ardından Özgül, modern cerrahinin önemli yöntemlerinden biri olan laparoskopik (kapalı) teknikle ameliyata alındı. Operasyon kapsamında hastaya laparoskopik sol hemikolektomi uygulandı. Kapalı yöntemle gerçekleştirilen cerrahi müdahalenin minimal invaziv olması ve hastaya sağladığı konfor dikkat çekti.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/Ba%C4%9F%C4%B1rsak%20Kanserine%20Kapal%C4%B1%20Ameliyatla%20M%C3%BCdahale%20MEAH%E2%80%99ta%20H%C4%B1zl%C4%B1%20%C4%B0yile%C5%9Fme%20D%C3%B6nemi.JPG" style="height:534px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DOKTOR YETKİN: HIZLI İYİLEŞME SAĞLIYOR</span></strong></p>

<p>Ameliyat sonrası sürecin sorunsuz geçtiğini belirten Op. Dr. Cebrail Yetkin, hastada herhangi bir komplikasyon gelişmediğini ve genel durumunun iyi olduğunu ifade etti. Yetkin, şu bilgileri verdi:&nbsp;“Hastamızı kısa süre içerisinde şifa ile taburcu etmeyi planlıyoruz. Günümüzde laparoskopik cerrahiler, deneyimli ekipler ve uygun altyapıya sahip merkezlerde daha az ağrı, daha hızlı iyileşme ve düşük komplikasyon riski nedeniyle öncelikli olarak tercih edilmektedir. Biz de kliniğimizde uygun vakalarda onkolojik prensiplere bağlı kalarak bu yöntemi başarıyla uyguluyoruz.”</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/Genel%20Cerrahi%20Klini%C4%9Fi.jpg" style="height:450px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">HASTA MEHMET ÖZGÜL: HIZLI TOPARLANDIM</span></strong></p>

<p>Ameliyat sürecine ilişkin konuşan Mehmet Özgül ise rahatsızlığının kabızlıkla başladığını belirterek süreci şöyle anlattı: “Daha sonra tuvalete giderken kan gelmeye başladı. Hastaneye başvurdum, gerekli testler yapıldı ve kapalı ameliyat oldum. Ameliyattan sonra çok hızlı toparlandım. Hiçbir sorun yaşamadım. Hemşireler gece gündüz benimle ilgilendi, hepsinden çok memnunum.”</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/Op_%20Dr_%20Cebrail%20Yetkin.jpg" style="height:450px; width:800px" /></p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 13:34:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/04/malatyada-modern-tibbin-tum-imkanlari-seferber-edildi-cerrahi-mudahale-ile-kansere-gecit-verilmedi-1777027392.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Akçadağ ve Çevresindeki Elli Yerleşim Birimi Sağlık Hizmetine Kavuşuyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/akcadag-ve-cevresindeki-elli-yerlesim-birimi-saglik-hizmetine-kavusuyor-115378</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/akcadag-ve-cevresindeki-elli-yerlesim-birimi-saglik-hizmetine-kavusuyor-115378</guid>
                <description><![CDATA[Akçadağ ilçesi Esenbey mahallesinde, elliye yakın mahalle ve mezraya şifa dağıtacak olan sağlık ocağının temeli görkemli bir törenle atıldı. Bölgedeki üç ilçenin kesişim noktasında yer alan tesis, altı ay gibi kısa bir sürede tamamlanarak hizmete açılacak.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Akçadağ İlçesine bağlı Esenbey mahallesine ve çevresindeki elliye yakın mahalle ve mezraya hizmet verecek olan sağlık ocağının temeli geniş katılımlı bir törenle atıldı. Temel atma törenine İl Sağlık Müdürü Cezmi Karaca, Akçadağ Kaymakamı Adem Topaca, Akçadağ Belediye Başkanı Hasan Ulutaş, Darende Belediye Başkanı Alican Bozkurt, çeşitli kurum müdürleri, çevre köylerin muhtarları ve kalabalık bir vatandaş topluluğu katıldı.&nbsp;</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/WhatsApp%20Image%202026-04-24%20at%2013_20_28%20(2).jpeg" style="height:600px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ELLİ YERLEŞİM BİRİMİNE HİZMET VERECEK </span></strong></p>

<p>Tohma boyu civarında Darende, Akçadağ ve Hekimhan ilçelerine bağlı birçok mahallenin bağlantı noktası üzerinde bulunan Esenbey Mahallesine yapılacak olan sağlık ocağının elliye yakın mahalle ve yerleşim birimine hizmet vereceğini belirten Esenbey Mahalle Muhtarı Mehmet Sarpkaya, “İkisi doktor olmak üzere altı personelin görev yapacağı bu hizmet binasının altı ayda tamamlanarak vatandaşlarımızın hizmetine sunulmasını hedefliyoruz. Önemli bir kavşak noktasında olan Esenbey, ticarette, eğitimde ve sosyal faaliyetlerde çevresine hizmet verirken yapılacak sağlık ocağı ile sağlık alanında da önemli bir boşluğu dolduracaktır.” Dedi.&nbsp;</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/WhatsApp%20Image%202026-04-24%20at%2013_20_28%20(3).jpeg" style="height:600px; width:800px" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/WhatsApp%20Image%202026-04-24%20at%2013_20_28.jpeg" style="height:600px; width:800px" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/WhatsApp%20Image%202026-04-24%20at%2013_20_27.jpeg" style="height:312px; width:800px" /></p>

<p><strong>HABER: Murat Atabey/Malatya Time</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 13:25:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/04/akcadag-ve-cevresindeki-elli-yerlesim-birimi-saglik-hizmetine-kavusuyor-1777026767.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Nadir Görülen Sendromu Malatya’daki İleri Görüntüleme Teknolojisi Yakaladı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/nadir-gorulen-sendromu-malatyadaki-ileri-goruntuleme-teknolojisi-yakaladi-115324</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/nadir-gorulen-sendromu-malatyadaki-ileri-goruntuleme-teknolojisi-yakaladi-115324</guid>
                <description><![CDATA[Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, koroner BT anjiyografiden fetal MR’a kadar pek çok ileri tetkiki bünyesine katarak bölgesel bir sağlık merkezi haline geldi. Doç. Dr. Bülent Petik, yeni teknolojiler sayesinde nadir hastalıkların bile artık yerinde teşhis edilebildiğini açıkladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde uygulanmaya başlanan ileri radyolojik tetkikler sayesinde tanı ve tedavi süreçlerinde yeni bir döneme girildi. Hastane, sunduğu gelişmiş görüntüleme yöntemleriyle sadece Malatya’ya değil, çevre illere de hitap eden güçlü bir sağlık merkezi konumuna yükseldi. Malatya Turgut Özal Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı Başkanı ve hastanede görevli Radyoloji Uzmanı Doç. Dr. Bülent Petik, radyoloji alanındaki bu önemli gelişmelere dair detaylı bilgiler verdi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202604221102-doc-dr-bulent-petik.jpg" style="height:450px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KALP VE PROSTAT TEŞHİSİNDE MODERN YÖNTEMLER</span></strong></p>

<p>Hastanenin bir süre öncesine kadar bölgede koroner BT anjiyografi işlemini gerçekleştiren tek resmi kurum olduğunu hatırlatan Petik, bu yöntemin kalp damarlarını klasik anjiyografiye gerek kalmadan bilgisayarlı tomografiyle görüntülediğini belirtti. Ayrıca dünyada kalp kası ve kapak hastalıklarının değerlendirilmesinde ön sıralarda yer alan kardiyak MR teknolojisinin de devreye alındığını ekledi. Petik, daha önce yalnızca büyük şehirlerde yapılabilen multiparametrik prostat MR tetkikinin de artık Malatya’da uygulanabildiğini ve bunun erken teşhiste büyük avantaj sağladığını vurguladı.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/Malatya%20Turgut%20%C3%96zal%20%C3%9Cniversitesi%20Radyoloji%20Anabilim.jpg" style="height:450px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ANNE KARNINDAKİ BEBEĞE FETAL MR TAKİBİ YAPILDI</span></strong></p>

<p>Hastanede hayata geçirilen fetal MR uygulamasıyla, anne karnındaki bebeklerin gelişim bozuklukları ve doğumsal anomalileri artık detaylı şekilde incelenebiliyor. Bunun yanı sıra difüzyon, perfüzyon ve MR spektroskopi gibi ileri teknolojiler de nörolojik hastalıklar ile tümörlerin analizinde sisteme dahil edildi. Girişimsel radyoloji alanında ise vasküler ve non-vasküler işlemlerin artık ameliyathane ortamında yapılabildiği bildirildi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202604221101-emar-cekim-2.jpg" style="height:450px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">NADİR HASTALIK YAMAGUCHİ SENDROMU TEŞHİS EDİLDİ</span></strong></p>

<p>Uygulanan ileri teknolojilerin başarısını bir vaka örneğiyle açıklayan Doç. Dr. Bülent Petik, şu değerlendirmelerde bulundu:&nbsp;“Kalp yetmezliği şikâyetiyle başvuran bir hastada yapılan kardiyak MR incelemesi sonucunda nadir görülen Yamaguchi Sendromu tanısı konuldu. Erken tanı sayesinde hastanın tedavi süreci doğru şekilde planlandı ve ciddi risklerin önüne geçildi. Hastanede yapılan yatırımlar, teknik altyapı ve uzman kadroyla ileri görüntüleme alanında bölgesel bir merkez olma yolunda önemli mesafe kat edildi. Vatandaşların büyük şehirlere gitmeden nitelikli sağlık hizmetine ulaşabilmesi hedefleniyor.”</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/BT%20anjiyografi.jpg" style="height:450px; width:800px" /></p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 12:20:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/04/nadir-gorulen-sendromu-malatyadaki-ileri-goruntuleme-teknolojisi-yakaladi-1776849981.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aşılar Vücutta Kalıcı Mı? Türkiye Aşı Enstitüsü Başkanı Malatya&#039;da Açıkladı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/asilar-vucutta-kalici-mi-turkiye-asi-enstitusu-baskani-malatyada-acikladi-115304</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/asilar-vucutta-kalici-mi-turkiye-asi-enstitusu-baskani-malatyada-acikladi-115304</guid>
                <description><![CDATA[Malatya’da düzenlenen konferansta konuşan Türkiye Aşı Enstitüsü Başkanı Ateş Kara, mRNA aşılarının vücutta sadece birkaç gün kalıp yok olduğunu belirterek, sosyal medyadaki yanlış bilgilere karşı vatandaşları uyardı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya İl Sağlık Müdürlüğü tarafından Aşı Haftası kapsamında düzenlenen konferansta, toplum sağlığı ve aşıların koruyucu gücü masaya yatırıldı. Malatya Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen programa katılan Türkiye Aşı Enstitüsü Başkanı Ateş Kara, özellikle COVID-19 sürecinde tartışılan mRNA aşılarına dair önemli açıklamalarda bulundu.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">mRNA AŞILARI VÜCUTTA KALICI DEĞİLDİR</span></strong></p>

<p>mRNA teknolojisinin çalışma prensibini anlatan Ateş Kara, bu yöntemde vücuda virüsün kendisinin değil bilgisinin verildiğini vurguladı. Aşıların vücutta kalma süresine ilişkin merak edilenleri cevaplayan Kara, şunları söyledi:&nbsp;“Bu aşılar vücutta en fazla birkaç gün kalır, parçalanır ve yok olur. Aylar ya da yıllar sonra etkisinin devam etmesi mümkün değildir. Bugüne kadar yapılan bilimsel çalışmalar da bunu açıkça ortaya koymaktadır.”</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202604211312-ab1134aa-3515-47a1-83dd-4577fe650161.jpeg" style="height:600px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">TÜRKİYE BİR DÖNEM DÜNYAYA AŞI SATIYORDU</span></strong></p>

<p>Türkiye’nin aşı üretim tarihindeki başarısını hatırlatan Kara, Cumhuriyet’in ilk yıllarında pek çok ülkeye aşı ihraç edildiğini belirtti. Geçmişte ABD ve Avrupa ülkelerinin yanı sıra Çin’deki kolera salgınına da Türkiye’den gönderilen aşılarla müdahale edildiğini ifade eden Kara, günümüzde aşıların sorgulanmasını bu hastalıkların artık görülmemesine bağladı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">YAN ETKİLER VE GÜVENLİK DENETİMLERİ...</span></strong></p>

<p>Aşıların hafif yan etkileri olabileceğini ancak ağır tabloların son derece nadir görüldüğünü belirten Kara, kullanılan aşıların hem ulusal hem de uluslararası denetimlerden geçtiğini söyledi. Malatya İl Sağlık Müdürü Cezmi Karaca da yaptığı açılış konuşmasında, aşının en etkili ve koruyucu tıbbi yöntem olduğunu hatırlatarak toplum bağışıklığının önemine dikkat çekti.</p>

<p>Konferans sonunda, vatandaşların sosyal medyadaki dezenformasyon yerine bilimsel ve güvenilir kaynakları esas alması gerektiği vurgulandı.</p>

<p>KAYNAK: MHA<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 13:18:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/04/asilar-vucutta-kalici-mi-turkiye-asi-enstitusu-baskani-malatyada-acikladi-1776768582.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türk Hava Kuvvetleri İzmir’den Malatya’ya Hayat Köprüsü Kurdu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/turk-hava-kuvvetleri-izmirden-malatyaya-hayat-koprusu-kurdu-115250</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/turk-hava-kuvvetleri-izmirden-malatyaya-hayat-koprusu-kurdu-115250</guid>
                <description><![CDATA[İzmir’den alınan karaciğer grefti, Türk Hava Kuvvetleri’ne ait ambulans uçakla zamanla yarışılan kritik bir operasyonun ardından Malatya’daki hastaya ulaştırılarak hayata tutunma umudu oldu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Hava Kuvvetleri, savunma görevlerinin yanı sıra insani yardım ve hayat kurtarma faaliyetlerinde de öncü rol üstlenmeye devam ediyor. İzmir’de acil nakil bekleyen bir hasta için temin edilen karaciğer grefti, askeri ambulans uçakla Malatya’ya ulaştırıldı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ZAMANLA YARIŞ...</span></strong></p>

<p>Organ nakli süreçlerinde en kritik aşama olan transfer süresi, Türk Hava Kuvvetleri’nin profesyonel müdahalesiyle minimuma indirildi. Karayoluna oranla büyük bir hız avantajı sağlayan hava taşımacılığı sayesinde, karaciğer grefti en uygun koşullarda ve tam zamanında nakil merkezine ulaştırıldı. Bu hız, hastanın operasyona hazırlanma sürecini de doğrudan olumlu etkiledi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KOORDİNASYON DİKKAT ÇEKTİ</span></strong></p>

<p>Milli Savunma Bakanlığı tarafından koordine edilen operasyon, Türkiye’nin sağlık altyapısı ile havacılık gücünün ne kadar entegre çalışabildiğini bir kez daha kanıtladı. İleri düzey tıbbi ekipmanlarla donatılmış askeri ambulans uçak, uçuş süresince organın muhafaza edilmesi görevini titizlikle yerine getirdi. Milli Savunma Bakanlığı, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda operasyonun ruhunu şu sözlerle özetledi:&nbsp;“Rotamız hayat, yükümüz umut.”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">HAYAT KURTARAN İŞ BİRLİĞİ...</span></strong></p>

<p>İzmir ve Malatya hattında gerçekleştirilen bu başarılı transfer, sağlık ve savunma kurumları arasındaki güçlü iş birliğini ortaya koydu. Uzman sağlık personeli ve askeri mürettebatın koordineli çalışmasıyla tamamlanan operasyon, acil organ bekleyen hastalar için hava ulaşımının ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 12:53:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/04/turk-hava-kuvvetleri-izmirden-malatyaya-hayat-koprusu-kurdu-1776592865.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Vasiyeti Yerine Getirildi: Rize’de Vefat Eden Refiye Kıdal Malatya’daki Hastaya Nefes Olacak</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/vasiyeti-yerine-getirildi-rizede-vefat-eden-refiye-kidal-malatyadaki-hastaya-nefes-olacak-115213</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/vasiyeti-yerine-getirildi-rizede-vefat-eden-refiye-kidal-malatyadaki-hastaya-nefes-olacak-115213</guid>
                <description><![CDATA[Rize’de beyin ölümü gerçekleşen 96 yaşındaki Refiye Kıdal, vasiyeti üzerine bağışlanan karaciğeriyle Malatya’daki bir hastaya umut oldu. Askeri uçakla Rize’den havalanan organ, nakil bekleyen hastaya ulaştırılmak üzere Turgut Özal Tıp Merkezi’ne sevk edildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Almanya’da uzun yıllar yaşadıktan sonra eşinin vefatı üzerine Rize’ye yerleşen 96 yaşındaki Refiye Kıdal, beyin damar tıkanıklığı teşhisiyle kaldırıldığı hastanede yaşam mücadelesini kaybetti. Rize Devlet Hastanesi yoğun bakım ünitesinde beyin ölümü gerçekleşen Kıdal’ın vasiyeti, kederli ailesi tarafından yerine getirildi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">VASİYETİ DOĞRULTUSUNDA ORGANLARI BAĞIŞLANDI</span></strong></p>

<p>Refiye Kıdal’ın durumunun kritikleşmesi ve beyin ölümünün gerçekleşmesinin ardından, çocukları annelerinin hayattayken dile getirdiği vasiyetine sahip çıktı. Doktorlarla görüşen aile, organ bağışı kararı aldı. Yapılan tıbbi incelemeler sonucunda Kıdal’ın sadece karaciğerinin nakil için uygun olduğu tespit edildi. Uzman ekiplerce gerçekleştirilen operasyonla alınan karaciğer, vakit kaybedilmeden askeri uçakla Malatya’ya gönderildi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ACIMIZ BÜYÜK AMA UMUT OLDUK</span></strong></p>

<p>Annesini kaybetmenin üzüntüsünü yaşayan Mustafa Kıdal, bu anlamlı bağışın kendileri için büyük bir teselli olduğunu ifade etti. Toplumdaki bilinç düzeyinin artması gerektiğini vurgulayan Kıdal, şu ifadeleri kullandı:&nbsp;“Sonuçta toprak oluyoruz ama belki bir başkasında yaşamaya devam ediyoruz. Biz bunu bir fidan dikmek gibi görüyoruz. Annemiz adına bir hayatın sürmesine vesile olmak bizim için çok kıymetli.”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ASKERİ UÇAKLA MALATYA’YA SEVK EDİLDİ</span></strong></p>

<p>Karaciğerin, Malatya İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakil Enstitüsünde organ bekleyen bir hastaya nakledileceği açıklandı. Süreci yöneten doktorlar, donörün ileri yaşına rağmen yapılan bilimsel değerlendirmelerin olumlu sonuç verdiğini belirterek, karaciğerin fonksiyonel açıdan kullanılabilir durumda olduğunu bildirdi.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 10:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/04/vasiyeti-yerine-getirildi-rizede-vefat-eden-refiye-kidal-malatyadaki-hastaya-nefes-olacak-1776409639.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sosyal Güvenlik Kurumu Dijital Dünyanın Zirvesine Yerleşti</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/sosyal-guvenlik-kurumu-dijital-dunyanin-zirvesine-yerlesti-115204</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/sosyal-guvenlik-kurumu-dijital-dunyanin-zirvesine-yerlesti-115204</guid>
                <description><![CDATA[Bakan Vedat Işıkhan, dijitalleşmenin iş gücü piyasasını yeniden şekillendirdiğini belirterek, önümüzdeki 5 yıl içinde 92 milyon işin yok olacağını ancak 170 milyon yeni iş alanının açılacağını duyurdu. Gençlerin iş hayatına geç atılmasının aile kurma sürecini geciktirdiğine dikkat çeken Işıkhan, SGK'nın e-Devlet'te en çok kullanılan kurum olduğunu vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Ankara’da düzenlenen 8. Verimlilik ve Teknoloji Fuarı’nda Türkiye’nin dijitalleşme karnesini ve iş gücü piyasasının geleceğini masaya yatırdı. Bakan Işıkhan, kamu hizmetlerinin dijitalleşmesinde SGK'nın üstlendiği kritik role dikkat çekti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SGK E-DEVLET SİSTEMİNİN LİDERİ OLDU</span></strong></p>

<p>Bakan Işıkhan, SGK’nın dijital dönüşümdeki başarısını rakamlarla ortaya koydu. 181 farklı uygulama ile vatandaşlara ulaştıklarını belirten Işıkhan, “Dünyanın en ileri uygulamalarından biri olan e-Devlet sisteminde, SGK olarak en fazla kullanılan ve en çok tıklanan kurum durumundayız.” dedi. Sistem üzerinden 1,5 milyardan fazla tıklanma sayısına ulaşıldığını ifade eden Işıkhan, hizmetlerin artık daha hızlı ve güvenli olduğunu kaydetti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DİJİTALLEŞME İŞ GÜCÜ PİYASASINI DEĞİŞTİRİYOR</span></strong></p>

<p>Teknolojik değişimin rutin işleri ortadan kaldırdığını söyleyen Bakan Işıkhan, Dünya Ekonomik Forumu raporlarından çarpıcı veriler paylaştı. Işıkhan, önümüzdeki 5 yıl içinde 92 milyon işin tarihe karışacağını, buna karşın 170 milyon yeni iş sahasının açılacağını öngördüklerini belirtti. Bu süreçte niteliksiz işlerin azalacağını vurgulayan Bakan, iş gücünün kalitesini artırmanın bir zorunluluk olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BECERİLER ZİRVESİ İSTANBUL’DA DÜZENLENECEK</span></strong></p>

<p>Küresel ölçekte bir organizasyonun müjdesini veren Işıkhan, 27-28 Nisan tarihlerinde İstanbul’un “Beceriler Zirvesi”ne ev sahipliği yapacağını duyurdu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleşecek zirveye 65 ülkeden temsilciler katılacak. Yapay zeka ve bilişim teknolojilerinin istihdama etkileri bu zirvede detaylıca ele alınacak.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">GENÇLER ÇALIŞMA HAYATINA GEÇ KATILIYOR</span></strong></p>

<p>SGK verilerine göre Türkiye'de ilk kez sigortalı olanların yüzde 43’ünün 30 yaş üzerinde olmasını değerlendiren Bakan Işıkhan, bu durumun ekonomik ve sosyal yansımalarına değindi. Gençlerin üretim sürecine erken dahil olmasının önemini belirten Işıkhan, geç istihdamın aile kurma süreçlerini de ötelediğini söyledi. Işıkhan, Gençliğin Üretim Çağı Programı ile bu tabloyu değiştirmeyi hedeflediklerini belirtti.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 16:44:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/04/sosyal-guvenlik-kurumu-dijital-dunyanin-zirvesine-yerlesti-1776347216.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yargıtay Kararı Uygulanmıyor Mu? Malatya Sağlık Ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası’nda Kriz</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/yargitay-karari-uygulanmiyor-mu-malatya-saglik-ve-sosyal-hizmet-calisanlari-sendikasinda-kriz-115153</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/yargitay-karari-uygulanmiyor-mu-malatya-saglik-ve-sosyal-hizmet-calisanlari-sendikasinda-kriz-115153</guid>
                <description><![CDATA[Malatya Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendika Başkanı Mehmet Bingöl, Yargıtay kararıyla göreve iade edilmesine rağmen yetkilerinin kullandırılmadığını ve sendika faaliyetlerinin engellendiğini iddia ederek Adalet Bakanlığı’na destek çağrısında bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendika Başkanı Mehmet Bingöl, sendika içerisinde yaşanan ve yargıya taşınan süreçlere ilişkin çarpıcı iddialarda bulundu. Yargı kararıyla göreve iade edilmelerine rağmen sendikal faaliyetlerin hukuksuz şekilde engellendiğini öne süren Bingöl, sürecin takipçisi olacaklarını belirtti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">32 AY HUKUKSUZ ŞEKİLDE UZAKLAŞTIRILDIK İDDİASI</span></strong></p>

<p>Yaklaşık 32 ay önce görevden uzaklaştırıldıklarını ve bu sürecin hiçbir yasal dayanağı olmadığını savunan Mehmet Bingöl, şu ifadeleri kullandı:&nbsp;“Deprem sürecinde Malatya’ya destek talebimizi dile getirdikten sonra bir gün içinde yönetim kurulu üyelerimiz aranarak dilekçe vermeleri istendi ve akabinde görevden uzaklaştırıldık. Disiplin gerekçesiyle bir yıl süreyle uzaklaştırıldık ancak bu sürenin sonunda göreve iade edilmemiz gerekirken süreç farklı bir noktaya taşındı.”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">YARGITAY KARARIYLA GÖREVE İADE EDİLDİĞİNİ İDDİA ETTİ</span></strong></p>

<p>Süreç içerisinde yapılan olağanüstü seçimlerin ve uygulamaların hukuksuz olduğunu ileri süren Bingöl, Yargıtay kararıyla 16 Şubat itibarıyla görevine döndüğünü iddia etti. Genel merkezle yapılan görüşmelere rağmen resmi görevlendirme yazısının verilmediğini savunan Bingöl, sendikanın işlevsiz hale getirildiğini öne sürerek şunları kaydetti:&nbsp;“Yaklaşık 3 haftadır sendikaya gidiyoruz ancak sendikanın tüm hak edişleri gasp edilmiş durumda. Araçlarına el konulmuş, faaliyetleri durdurulmuş ve işlevsiz hale getirilmiş. Yargı kararına rağmen ‘bizim istediğimiz şekilde başkanlık yaparsınız’ anlayışıyla hareket ediliyor. Bu kabul edilebilir bir durum değil.”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ADALET BAKANLIĞINA DESTEK ÇAĞRISI</span></strong></p>

<p>Hukuki girişimlerini Ankara’da suç duyurusunda bulunarak sürdürdüklerini ifade eden Bingöl, Adalet Bakanlığı’na seslendi. Bingöl, “Yapılan usulsüzlükler ve hukuksuzluklarla ilgili belgelerimizi sunduk. Verdiğimiz suç duyurularının bir an önce değerlendirilmesini ve bu hukuksuzluğun ortadan kaldırılmasını istiyoruz. Sendikamızın yeniden işlevine kavuşması gerekiyor” dedi. Bingöl, sendikanın temelinde emek, adalet ve hak arama mücadelesi olduğunu vurgulayarak açıklamasını tamamladı.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 18:16:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/04/yargitay-karari-uygulanmiyor-mu-malatya-saglik-ve-sosyal-hizmet-calisanlari-sendikasinda-kriz-1776180443.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Her 10 Kişiden Birinde Görülen Huzursuz Bacak Sendromu Yaşam Kalitesini Düşürüyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/her-10-kisiden-birinde-gorulen-huzursuz-bacak-sendromu-yasam-kalitesini-dusuruyor-115126</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/her-10-kisiden-birinde-gorulen-huzursuz-bacak-sendromu-yasam-kalitesini-dusuruyor-115126</guid>
                <description><![CDATA[Turgut Özal Tıp Merkezi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Fatma Ebru Algül, toplumda her 10 kişiden birinde görülen huzursuz bacak sendromuna karşı uyardı. Özellikle geceleri artan karıncalanma ve hareket ettirme isteğinin yaşam kalitesini bozduğunu belirten Algül, tedavi edilmeyen vakaların depresyon ve anksiyeteye yol açabileceğini ifade etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Turgut Özal Tıp Merkezi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Fatma Ebru Algül, huzursuz bacak sendromunun toplumda sık görülen ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyen bir hastalık olduğunu söyledi. Hastalığın özellikle geceleri ortaya çıktığını belirten Algül, bacaklarda huzursuzluk, uyuşma ve hareket ettirme isteğiyle kendini gösterdiğini ifade etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">10 KİŞİDEN BİRİNDE GÖRÜLÜYOR</span></strong></p>

<p>Huzursuz bacak sendromunun santral sinir sistemi kaynaklı bir hareket bozukluğu olduğunu kaydeden Doç. Dr. Algül, şu bilgileri verdi:&nbsp;“Toplumda sık görülen bir hastalık. 10 kişiden birinde tanı koyabiliyoruz. Bacakların içinde bir şey dolaşıyormuş gibi his ve karıncalanma olur. Hareket ettikçe şikayetler azalır.”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DEMİR EKSİKLİĞİ VE GENETİK FAKTÖRLER RİSK OLUŞTURUYOR</span></strong></p>

<p>Hastalığın nedenlerine değinen Algül; gebelik, Parkinson, romatoid artrit ve kronik böbrek yetmezliği gibi durumların risk oluşturduğunu vurguladı. Algül, konuşmasına şöyle devam etti:&nbsp;“Hastalığın en önemli nedenlerinden birinin demir eksikliği anemisi. Genetik yatkınlığın önemli bir faktör. Çay, kahve tüketimi, hareketsizlik, düzensiz uyku, sigara ve alkol şikayetleri artırabilir.”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">UYKU DÜZENİNİ VE RUH SAĞLIĞINI ETKİLİYOR</span></strong></p>

<p>Hastalığın sadece fiziksel bir rahatsızlık olmadığını, uyku düzenini ciddi şekilde bozduğunu ifade eden Algül, şu uyarılarda bulundu: “Uykuya dalma güçlüğü ve sık uyanma nedeniyle gündüz yorgunluk ve yaşam kalitesinde düşüş görülür. Tedavi edilmediğinde şikayetler gündüz saatlerine de yayılabilir; kronik uykusuzluk depresyon ve anksiyete gibi sorunlara yol açabilir.”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">TEDAVİDE DÜZENLİ YAŞAM VE ERKEN TANI ŞART</span></strong></p>

<p>Tedavi sürecinde öncelikle altta yatan nedenlerin araştırıldığını belirten Algül, düzenli yaşam alışkanlıklarının önemine dikkat çekti. Doç. Dr. Algül süreci şu sözlerle özetledi:&nbsp;“Demir eksikliği varsa demir tedavisi uygulanır. Neden bulunamazsa ilaç tedavisiyle başarılı sonuçlar alınabilir. Şikayetlerin başlaması halinde vakit kaybetmeden bir nöroloji uzmanına başvurulması gerekir.”</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202604131639-6d5eff2f-c1b6-4e56-bfac-2c431f2dd68c.jpeg" style="height:600px; width:800px" /></p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 17:21:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/04/her-10-kisiden-birinde-gorulen-huzursuz-bacak-sendromu-yasam-kalitesini-dusuruyor-1776090601.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kritik Göreve Malatyalı İsim: Kenan Volkan Demirel Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürlüğüne Atandı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/kritik-goreve-malatyali-isim-kenan-volkan-demirel-sagligin-gelistirilmesi-genel-mudurlugune-atandi-115089</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/kritik-goreve-malatyali-isim-kenan-volkan-demirel-sagligin-gelistirilmesi-genel-mudurlugune-atandi-115089</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürlüğü görevine, teknik altyapısı ve idari tecrübesiyle tanınan Malatyalı yüksek mühendis Kenan Volkan Demirel getirildi. Muhammed Atak'ın yerine atanan Demirel'in, halk sağlığı ve koruyucu sağlık hizmetlerinde önemli çalışmalara imza atması bekleniyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı bünyesinde önemli bir görev değişimi yaşandı. Toplum sağlığının korunması ve sağlıklı yaşam bilincinin yaygınlaştırılması noktasında kritik bir rol üstlenen Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürlüğü’ne, Malatyalı yüksek mühendis Kenan Volkan Demirel atandı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BAYRAK DEĞİŞİMİ GERÇEKLEŞTİ</span></strong></p>

<p>Geçtiğimiz günlerde yapılan atama ile Muhammed Atak’tan görevi devralan Kenan Volkan Demirel, Sağlık Bakanlığı’nın vitrin birimlerinden birinin başına geçti. Hem teknik mühendislik altyapısı hem de kamu yönetimi alanındaki idari tecrübesiyle dikkat çeken Demirel’in, bakanlık bünyesinde farkındalık yürütecek stratejik projelerde etkin rol oynaması hedefleniyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">STRATEJİK PLANLAMADA YENİ BAKIŞ AÇISI</span></strong></p>

<p>Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürlüğü; hastalıkların önlenmesi, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının toplum tabanına yayılması ve geniş çaplı farkındalık kampanyalarının yürütülmesi gibi hayati görevleri icra ediyor. Demirel’in mühendislik disiplini ile birleşen idari deneyiminin, sağlık iletişimi ve stratejik planlama süreçlerine yeni bir soluk kazandırabileceği ifade ediliyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">TOPLUMSAL FARKINDALIK ÇALIŞMALARI HIZLANACAK</span></strong></p>

<p>Kamu politikalarının sahaya yansıması noktasında yeni bir dönemin kapısını aralaması beklenen bu atama, tıp dünyası ve bürokrasi çevrelerinde de ilgiyle karşılandı. Özellikle koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi ve halk sağlığı bilincinin artırılmasına yönelik yürütülecek çalışmalarda, Demirel’in liderliğinin toplumsal fayda sağlaması öngörülüyor.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 10:20:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/04/kritik-goreve-malatyali-isim-kenan-volkan-demirel-sagligin-gelistirilmesi-genel-mudurlugune-atandi-1775978556.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlık Çalışanlarını Bitiren Gizli Tehlike! Mobbing Sistemi İçten Çökertiyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/saglik-calisanlarini-bitiren-gizli-tehlike-mobbing-sistemi-icten-cokertiyor-115070</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/saglik-calisanlarini-bitiren-gizli-tehlike-mobbing-sistemi-icten-cokertiyor-115070</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının maruz kaldığı mobbing ve şiddet vakaları, sistemin en büyük yarası haline geldi. SAHİM-SEN tarafından düzenlenen seminerde, sistematik baskı ve itibarsızlaştırmanın çalışanları mesleki kopuşa sürüklediği vurgulanarak acil çözüm çağrısı yapıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık ve sosyal hizmet çalışanları başta olmak üzere kamuda çalışanların maruz kaldığı mobbing ve şiddet vakaları, son dönemde artan yoğunluk ve görünürlükle birlikte sistemin en kritik sorunlarından biri haline geldi. Hizmetin temel taşı olan çalışanların kendilerini güvende hissetmediği bir ortamda, nitelikli ve sürdürülebilir bir yapıdan söz etmek ise giderek zorlaşıyor. Sağlık kurumlarında giderek ağırlaşan mobbing ve şiddet olgusunu tüm yönleriyle ele alan Sağlık Hizmetleri Sendikası (SAHİM-SEN), çevrimiçi bir seminer düzenledi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MOBBİNG SAĞLIK SİSTEMİNİ İÇTEN ÇÖKERTİYOR</span></strong></p>

<p>Sağlık ve sosyal hizmet veren kurumlar başta olmak üzere mobbing; çoğu zaman açık çatışmalarla değil; sistematik baskı, değersizleştirme, dışlama ve görev tanımı dışı yüklemeler üzerinden ilerliyor. Seminerde konuşan SAHİMSEN Engelliler Komisyonu Başkanı Ayşe Sarı, şu değerlendirmede bulundu:&nbsp;“Mobbing, yalnızca bireyi değil, bulunduğu kurumu da zayıflatan bir süreçtir. Çalışanların yalnızlaştırıldığı, değersizleştirildiği bir ortamda ne verimlilikten ne de sağlıklı bir hizmetten söz edilebilir. Mobbing, sağlık ve sosyal hizmet kurumlarında başta olmak üzere kamuda çoğu zaman görünmez bir şiddet biçimi olarak ilerliyor ancak etkileri derin ve yıkıcıdır.”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SÜREKLİ BASKI VE SESSİZ YIPRANMA ŞİDDETİN YENİ YÜZÜ</span></strong></p>

<p>Seminerde öne çıkan bir diğer başlık ise kamuda şiddetin sadece fiziksel saldırılarla sınırlı olmadığı gerçeği oldu. Günlük işleyiş içinde normalleştirilen baskı ve dışlama davranışlarının, çalışanlar üzerinde kalıcı izler bıraktığı vurgulandı. Uzmanlar, bu tür psikolojik şiddetin zamanla tükenmişlik, motivasyon kaybı ve mesleki kopuşa yol açtığını ifade etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BU TABLO ARTIK BİR MESLEK SORUNU DEĞİL SİSTEM SORUNUDUR</span></strong></p>

<p>SAHİMSEN Genel Başkanı Özlem Akarken, mobbing ve şiddetin ulaştığı noktaya ilişkin yaptığı açıklamada sorunun çözümünün bireysel değil, kurumsal olması gerektiğini belirtti. Akarken şunları kaydetti:&nbsp;“Bugün gelinen noktada bu tabloyu sadece çalışanların sorunu olarak görmek mümkün değildir. Bu doğrudan sistemin sorunudur ve çözüm de sistemsel olmak zorundadır. Sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının kendini güvende hissetmediği bir yapıda, toplum sağlığını korumak mümkün değildir.”</p>

<p>SAHİMSEN, çalışma ortamlarının daha güvenli hale getirilmesi, çalışanların hak arama süreçlerinin etkinleştirilmesi ve yönetsel yaklaşımların iyileştirilmesi gerektiğini belirterek, bu alandaki savunuculuk faaliyetlerini sürdüreceğini duyurdu.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 16:32:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/04/saglik-calisanlarini-bitiren-gizli-tehlike-mobbing-sistemi-icten-cokertiyor-1775828076.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlık Bakanı Memişoğlu Yeni Geri Ödeme Düzenlemelerini Müjdeledi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/saglik-bakani-memisoglu-yeni-geri-odeme-duzenlemelerini-mujdeledi-115028</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/saglik-bakani-memisoglu-yeni-geri-odeme-duzenlemelerini-mujdeledi-115028</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, kanser tanısından nadir hastalıklara kadar pek çok alanda kritik ilaç ve işlemlerin geri ödeme listesine alındığını, çölyak hastalarına yönelik gıda desteğinin ise yüzde 30 artırıldığını duyurdu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Sağlıklı Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda hazırlanan ve Resmi Gazete’de yayımlanan yeni sağlık tebliğine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Yapılan düzenlemeyle kanser tanısında kritik rol oynayan işlemler ve pek çok nadir hastalığın ilacı geri ödeme kapsamına alındı.</p>

<p>Bakan Memişoğlu, özellikle Türkiye’de üretilen yerli imkanların kamu hastanelerinde vatandaşın hizmetine sunulmasının mutluluğunu yaşadıklarını ifade etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KRİTİK İLAÇLAR VE YERLİ TANI YÖNTEMLERİ LİSTEDE</span></strong></p>

<p>Yeni düzenleme ile birlikte kanser hastaları için hayati önem taşıyan Kolin PET işleminin artık kamu hastanelerinde ücretsiz sunulacağını belirten Memişoğlu, yurt dışından temin edilecek ilaçlar hakkında da bilgi verdi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, süreci şu sözlerle aktardı: “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan tebliğ ile Sağlıklı Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda, şifaya vesile olacak adımları atmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu kapsamda; Ülkemizde üretilen ve kanser tanısında kritik önemi olan Kolin PET işlemini ödeme kapsamına alarak kamu hastanelerimizde hizmete sunuyoruz. Akondroplazi, Epilepsi ve Sistinüri gibi hastalıkların tedavisinde ihtiyaç duyulan ilaçları yurt dışından temin ederek hastalarımızın kullanımına sunuyoruz. Kalp, böbrek ve anjioödem tedavisinde kritik 3 ilaç daha geri ödeme listesine alındı.”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">GIDA DESTEĞİ VE EVDE BAKIM HİZMETLERİNE GÜNCELLEME</span></strong></p>

<p>Düzenlemenin sadece ilaçlarla sınırlı kalmadığını, sosyal desteklerin de artırıldığını vurgulayan Bakan Memişoğlu, açıklamasına şöyle devam etti:&nbsp;“Çölyak ve metabolik hastalıklar için gıda desteği %30 arttırıldı. Kamu kurumlarının evde bakım merkezlerince yazılan reçete bedelleri karşılanacaktır. Bu şifa vesilelerinin milletimize ulaşmasında Sayın Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Ülkemize ve milletimize hayırlı olsun.”</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 19:21:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/04/saglik-bakani-memisoglu-yeni-geri-odeme-duzenlemelerini-mujdeledi-1775665569.jpg"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
