<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Malatya Haber, Malatya Haberi, Malatya Son Dakika Haberleri</title>
        <link>https://www.malatyatime.com/</link>
        <description>Malatya haberleri, son dakika Malatya haberleri, Malatya bölgesel ve yerel haberler, Malatya Time&#039;da</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>Kalp Kapak Tedavisinde Gelişen Yöntemler Ameliyat Riskini Ortadan Kaldırıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/kalp-kapak-tedavisinde-gelisen-yontemler-ameliyat-riskini-ortadan-kaldiriyor-119400</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/kalp-kapak-tedavisinde-gelisen-yontemler-ameliyat-riskini-ortadan-kaldiriyor-119400</guid>
                <description><![CDATA[Kalp kapak hastalıklarının tedavisinde gelişen girişimsel kardiyoloji yöntemleri, özellikle açık kalp ameliyatı açısından yüksek risk taşıyan hastalara yeni tedavi seçenekleri sunuyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kalp kapak hastalıklarının tedavisinde gelişen girişimsel kardiyoloji yöntemleri, özellikle açık kalp ameliyatı açısından yüksek risk taşıyan hastalara yeni tedavi seçenekleri sunuyor. İleri derecede triküspit kapak yetmezliğinin tedavisinde kullanılan TriClip yöntemi, göğüs kafesi açılmadan kateter aracılığıyla gerçekleştirilen minimal invaziv bir kapak onarım işlemi olarak öne çıkıyor. Kalbin sağ tarafında bulunan triküspit kapağın yeterince kapanamaması sonucunda ortaya çıkan kan kaçağının azaltılmasını amaçlayan bu yöntem, uygun hastalarda nefes darlığı, çabuk yorulma, bacaklarda şişlik ve karında sıvı birikimi gibi şikâyetlerin hafifletilmesine katkı sağlayabiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Kadriye Kılıçkesmez, TriClip tedavisinin özellikle ileri derecede triküspit kapak yetmezliği bulunan ve cerrahi riski yüksek olan seçilmiş hastalar için önemli bir alternatif oluşturabildiğine dikkat çekerek, doğru hasta seçimi ve ayrıntılı kardiyolojik değerlendirmenin tedavi başarısındaki önemini vurguluyor.</p>

<p><strong>TriClip Tedavisi Nedir ve Nasıl Uygulanır?</strong></p>

<p>TriClip, kalbin sağ kulakçığı ile sağ karıncığı arasında bulunan triküspit kapağın yeterince kapanamaması sonucunda ortaya çıkan kan kaçağını azaltmak amacıyla geliştirilmiş bir sistemdir.</p>

<p>İşlem sırasında genellikle kasık toplardamarından ilerletilen özel bir kateter aracılığıyla kalbe ulaşılır. Kapak yaprakçıkları, uygun bölgelerinden klips yardımıyla birbirine yaklaştırılarak geriye doğru kan akışının azaltılması amaçlanır.</p>

<p>İşlem, ekokardiyografi ve görüntüleme sistemleri eşliğinde gerçekleştirilir. Bu sayede kapağın yapısı ve klipsin yerleşimi işlem sırasında ayrıntılı olarak değerlendirilebilir.</p>

<p><strong>TriClip Tedavisi Hangi Hastalara Önerilir?</strong></p>

<p>TriClip tedavisi öncelikle ileri derecede triküspit kapak yetmezliği bulunan ve uygun ilaç tedavisine rağmen şikâyetleri devam eden hastalarda değerlendirilir.</p>

<p>Özellikle açık kalp ameliyatı açısından orta veya yüksek risk taşıyan hastalar bu yöntem için aday olabilir. İleri yaş, eşlik eden kronik hastalıklar ve geçirilmiş kalp ameliyatları tedavi seçiminde dikkate alınan faktörler arasındadır.</p>

<p>Bununla birlikte her triküspit kapak yetmezliği hastası TriClip tedavisine uygun değildir. Kapak yaprakçıklarının anatomik özellikleri, kalbin sağ tarafının fonksiyonları ve akciğer damar basınçları tedavi kararında belirleyici rol oynar.</p>

<p><strong>TriClip Öncesinde Hangi Tetkikler Yapılır?</strong></p>

<p>Hastaların tedaviye uygunluğunu değerlendirmek için öncelikle ayrıntılı kardiyolojik muayene gerçekleştirilir. Transtorasik ve gerektiğinde transözofageal ekokardiyografi kullanılarak kapak yetmezliğinin derecesi belirlenir.</p>

<p>Sağ kalp fonksiyonları, kapak yaprakçıkları arasındaki açıklık ve kalpteki yapısal değişiklikler incelenir. Bazı hastalarda sağ kalp kateterizasyonu gibi ek incelemelere ihtiyaç duyulabilir.</p>

<p>Değerlendirme sonucunda girişimsel kardiyoloji, kalp damar cerrahisi ve kalp görüntüleme uzmanlarından oluşan multidisipliner ekip tarafından tedavi planlaması yapılır.</p>

<p><strong>TriClip Tedavisinin Sağlayabileceği Faydalar</strong></p>

<p>Uygun hastalarda TriClip tedavisiyle triküspit kapaktan geriye kaçan kan miktarı azaltılabilir. Bunun sonucunda nefes darlığı, bacaklarda şişlik, halsizlik ve günlük aktivitelerde zorlanma gibi yakınmalarda iyileşme görülebilir.</p>

<p>Göğüs kafesinin açılmaması ve kalp-akciğer makinesine ihtiyaç duyulmaması, yöntemin önemli özellikleri arasındadır. Ancak işlem sonrasında elde edilen sonuçlar hastalığın evresine, kapak anatomisine ve hastanın genel sağlık durumuna göre değişebilir.</p>

<p>Triküspit kapak yetmezliğinde doğru hasta seçimi, tedaviden beklenen yararın sağlanmasında temel belirleyicidir. Bu nedenle TriClip kararı, kapsamlı değerlendirme sonrasında bireysel olarak verilmelidir.</p>

<p>Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 29 Oct 2026 19:14:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/kalp-kapak-tedavisinde-gelisen-yontemler-ameliyat-riskini-ortadan-kaldiriyor-1793290629.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ameliyatsız Tiroid Nodülü Tedavisi Var mı?</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ameliyatsiz-tiroid-nodulu-tedavisi-var-mi-119393</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ameliyatsiz-tiroid-nodulu-tedavisi-var-mi-119393</guid>
                <description><![CDATA[Toplumda yaygın olarak görülen tiroid nodülleri, büyük oranda iyi huylu özellik taşımasına rağmen bazı hastalarda zaman içerisinde büyüyerek yaşam kalitesini olumsuz etkileyebiliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Toplumda yaygın olarak görülen tiroid nodülleri, büyük oranda iyi huylu özellik taşımasına rağmen bazı hastalarda zaman içerisinde büyüyerek yaşam kalitesini olumsuz etkileyebiliyor.</p>

<p>Boynun ön bölümünde bulunan tiroid bezinde gelişen bu oluşumlar, belirli bir büyüklüğe ulaştığında boyunda şişlik, yutma güçlüğü, baskı hissi ve estetik rahatsızlık gibi şikâyetlere neden olabiliyor. Geçmişte tedavi gerektiren tiroid nodüllerinde cerrahi yöntemler ön plana çıkarken, girişimsel radyoloji alanında yaşanan teknolojik gelişmeler sayesinde günümüzde uygun hastalarda ameliyatsız tedavi seçenekleri de uygulanabiliyor. Girişimsel Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Özgür Kılıçkesmez, iyi huylu olduğu gerekli incelemelerle doğrulanan ve belirli anatomik özelliklere sahip tiroid nodüllerinin minimal invaziv yöntemlerle tedavi edilebildiğine dikkat çekerek, özellikle doğru hasta seçimi ve ayrıntılı ultrasonografik değerlendirmenin tedavi planlamasında büyük önem taşıdığını vurguluyor.</p>

<p><strong>Ameliyatsız Tiroid Nodülü Tedavisi Nedir?</strong></p>

<p>Ameliyatsız tiroid nodülü tedavisi, uygun nodüllerin görüntüleme rehberliğinde gerçekleştirilen minimal invaziv işlemlerle küçültülmesini amaçlayan bir yaklaşımdır.</p>

<p>Bu tedavilerde temel hedef, şikâyete neden olan nodül dokusunu kontrollü şekilde etkisiz hale getirerek zaman içerisinde hacminin azalmasını sağlamaktır.</p>

<p>Cerrahi yöntemlerde tiroid bezinin bir bölümü veya tamamı çıkarılabilirken, ablasyon işlemlerinde nodül çevresindeki sağlıklı tiroid dokusunun mümkün olduğunca korunması hedefleniyor.</p>

<p>Ancak ameliyatsız tedavi her nodül veya her hasta için uygun olmayabiliyor. Tedavi öncesinde ultrasonografi bulguları, biyopsi sonuçları ve tiroid fonksiyonlarının değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<p><strong>Radyofrekans Ablasyon ile Tiroid Nodülü Tedavisi</strong></p>

<p>Radyofrekans ablasyon, iyi huylu tiroid nodüllerinin tedavisinde kullanılan termal ablasyon yöntemlerinden biridir.</p>

<p>İşlem sırasında ultrasonografi rehberliğinde nodül içerisine ince bir elektrot yerleştiriliyor. Elektrot aracılığıyla oluşturulan ısı enerjisi, nodül dokusunda kontrollü termal hasar meydana getiriyor.</p>

<p>Tedavi edilen nodül dokusu zaman içerisinde vücut tarafından kısmen yeniden emiliyor ve nodül hacminde küçülme meydana gelebiliyor.</p>

<p>Radyofrekans ablasyon genellikle lokal anestezi altında gerçekleştirilebiliyor. Bazı hastalarda işlem sırasında ek ağrı kontrolü veya sedasyon yöntemlerinden yararlanılabiliyor.</p>

<p>Tedavinin en önemli avantajlarından biri, uygun hastalarda büyük bir cerrahi kesi yapılmadan nodül hacminin azaltılabilmesidir.</p>

<p><strong>Mikrodalga Ablasyon Nasıl Uygulanıyor?</strong></p>

<p>Mikrodalga ablasyon, elektromanyetik enerji kullanılarak nodül dokusunda ısı oluşturulmasını sağlayan bir başka minimal invaziv yöntemdir.</p>

<p>Ultrasonografi eşliğinde nodül içerisine yerleştirilen özel bir anten aracılığıyla hedef dokuda kontrollü ısı etkisi meydana getiriliyor.</p>

<p>Bu etki, nodül dokusunun zaman içerisinde küçülmesini amaçlıyor.</p>

<p>Mikrodalga ablasyon özellikle belirli iyi huylu tiroid nodüllerinde değerlendirilebiliyor. Ancak yöntemin seçimi nodülün büyüklüğüne, yerleşimine, iç yapısına ve işlemin güvenli şekilde gerçekleştirilip gerçekleştirilemeyeceğine bağlı olarak değişiyor.</p>

<p>Radyofrekans ve mikrodalga ablasyon yöntemleri arasında seçim yapılırken hastanın klinik özellikleri ve uygulama merkezinin deneyimi dikkate alınıyor.</p>

<p><strong>Kistik Tiroid Nodüllerinde Etanol Ablasyonu</strong></p>

<p>İçerisinde sıvı bulunan kistik tiroid nodüllerinin tedavisinde etanol ablasyonu önemli bir seçenek olarak kullanılabiliyor.</p>

<p>Bu yöntemde öncelikle nodül içerisindeki sıvının boşaltılması, ardından uygun koşullarda etanol uygulanarak kistik yapının yeniden sıvı biriktirme olasılığının azaltılması hedefleniyor.</p>

<p>Etanol ablasyonu özellikle tekrarlayan ve şikâyete neden olan iyi huylu kistik nodüllerde değerlendirilebiliyor.</p>

<p>Nodülün büyük ölçüde katı yapıda olması durumunda ise farklı ablasyon yöntemleri daha uygun olabiliyor.</p>

<p><strong>Ameliyatsız Tiroid Nodülü Tedavisi Kimler İçin Uygundur?</strong></p>

<p>Minimal invaziv ablasyon yöntemleri genellikle iyi huylu olduğu uygun biyopsi değerlendirmeleriyle doğrulanmış, büyüyen veya belirgin şikâyete neden olan nodüllerde gündeme geliyor.</p>

<p>Boyunda kozmetik rahatsızlık, baskı hissi veya yutma güçlüğü oluşturan nodüller bu kapsamda değerlendirilebiliyor.</p>

<p>Bazı aşırı hormon üreten otonom tiroid nodüllerinde de termal ablasyon seçenekleri düşünülebiliyor.</p>

<p>Ancak kanser şüphesi bulunan nodüllerde standart iyi huylu nodül ablasyon yaklaşımı uygun kabul edilmiyor. Bu hastalarda ileri tanısal değerlendirme ve gerekli durumlarda onkolojik tedavi planlaması gerekiyor.</p>

<p><strong>Ameliyatsız Tedavinin Avantajları Nelerdir?</strong></p>

<p>Minimal invaziv tiroid nodülü tedavilerinin önemli avantajlarından biri, uygun hastalarda cerrahi kesi yapılmadan işlem gerçekleştirilebilmesidir.</p>

<p>Bu yöntemler çoğunlukla günübirlik uygulanabiliyor ve birçok hasta kısa süre içerisinde günlük aktivitelerine dönebiliyor.</p>

<p>Sağlıklı tiroid dokusunun korunması, işlem sonrasında tiroid hormonu kullanımına ihtiyaç duyulma olasılığını azaltabiliyor. Ancak hormon fonksiyonlarının korunacağı her hasta için garanti edilemiyor.</p>

<p>Ablasyon işlemlerinde nodülün tamamen ortadan kaldırılması her zaman hedeflenmiyor. Temel amaç, nodül hacmini azaltarak neden olduğu şikâyetleri hafifletmektir.</p>

<p>Bazı hastalarda istenilen küçülmenin sağlanması için ek ablasyon seansları gerekebiliyor.</p>

<p><strong>Ameliyatsız Tiroid Nodülü Tedavisinin Riskleri Var mı?</strong></p>

<p>Termal ablasyon yöntemleri minimal invaziv işlemler olmakla birlikte tamamen risksiz değildir.</p>

<p>İşlem sonrasında geçici ağrı, boyunda hassasiyet, morarma veya şişlik görülebiliyor.</p>

<p>Daha nadir olarak ses değişikliği, kanama, cilt yanığı veya çevre dokularda termal hasar gibi komplikasyonlar gelişebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle işlemlerin tiroid anatomisine ve görüntüleme rehberliğinde ablasyon tekniklerine hâkim deneyimli ekipler tarafından gerçekleştirilmesi önem taşıyor.</p>

<p><strong>Tedavi Sonrası Tiroid Nodülü Tekrar Büyür mü?</strong></p>

<p>Ablasyon sonrasında tiroid nodüllerinin hacminde zaman içerisinde küçülme bekleniyor. Ancak elde edilen sonuçlar nodülün başlangıç büyüklüğüne, yapısına ve uygulanan tedaviye göre değişebiliyor.</p>

<p>Bazı nodüllerde uzun dönem takip sırasında yeniden büyüme görülebiliyor. Bu durumda ek ablasyon veya farklı tedavi seçenekleri değerlendirilebiliyor.</p>

<p>İşlem sonrasında ultrasonografi kontrolleriyle nodül hacmindeki değişim ve tiroid fonksiyonları takip ediliyor.</p>

<p><strong>Tiroid Nodüllerinde Ameliyatsız Tedavi Yeni Bir Seçenek Sunuyor</strong></p>

<p>Tiroid nodüllerinin tedavisinde tek bir yöntemin bütün hastalar için uygun olması mümkün değil.</p>

<p>Küçük ve şikâyete neden olmayan iyi huylu nodüllerde düzenli takip yeterli olabilirken, belirli hastalarda cerrahi tedavi veya minimal invaziv ablasyon yöntemleri gündeme gelebiliyor.</p>

<p>Girişimsel radyoloji tekniklerinin gelişmesi, uygun hastalarda tiroid dokusunu korumayı hedefleyen tedavi seçeneklerinin değerlendirilmesine olanak sağlıyor.</p>

<p>Ameliyatsız tiroid nodülü tedavisinde başarılı bir yaklaşım için doğru hasta seçimi, ayrıntılı ultrasonografik değerlendirme ve düzenli takip büyük önem taşıyor.</p>

<p>Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 29 Oct 2026 15:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/ameliyatsiz-tiroid-nodulu-tedavisi-var-mi-1793275801.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türk Bilim İnsanlarının Kalça Kireçlenmesinde Ameliyatsız Tedavi Çalışması Uluslararası Literatüre Girdi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/turk-bilim-insanlarinin-kalca-kireclenmesinde-ameliyatsiz-tedavi-calismasi-uluslararasi-literature-girdi-119374</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/turk-bilim-insanlarinin-kalca-kireclenmesinde-ameliyatsiz-tedavi-calismasi-uluslararasi-literature-girdi-119374</guid>
                <description><![CDATA[Türk ortopedi uzmanlarının gerçekleştirdiği bilimsel araştırma, kalça çıkığına bağlı kireçlenmede ameliyatsız bir yöntem olan proloterapi enjeksiyonlarının ağrıyı azalttığını ve kalça fonksiyonlarını iyileştirdiğini ortaya koydu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kalça gelişimsel displazisi, kalça ekleminin yapısal gelişimindeki bozukluk nedeniyle zaman içerisinde ağrıya, hareket kısıtlılığına ve eklem kireçlenmesine yol açabiliyor. İleri evre hastalarda total kalça protezi ameliyatı önemli bir tedavi seçeneği olarak uygulanıyor. Türk araştırmacıların gerçekleştirdiği çalışmada ise ameliyatsız tedavi yöntemlerinden proloterapinin bu hastalardaki etkinliği değerlendirildi. Araştırmacılar, çalışmanın yayımlandığı dönemde gelişimsel kalça displazisine bağlı kireçlenmede herhangi bir enjeksiyon yönteminin etkilerini inceleyen ilk araştırma olduğunu belirtti.</p>

<p><strong>41 HASTANIN 46 KALÇASI İNCELENDİ</strong></p>

<p>Bilimsel araştırma kapsamında 41 hastanın toplam 46 kalçası değerlendirildi. Hastaların bir bölümüne proloterapi enjeksiyonu uygulanırken diğer gruba kontrollü ve aşamalı egzersiz programı verildi. Hastaların tedavi öncesi ve sonrasındaki ağrı düzeyleri ile kalça eklem fonksiyonları farklı dönemlerde ölçüldü. Elde edilen sonuçlara göre, proloterapi uygulanan hastalarda özellikle altıncı ve on ikinci aylarda ağrı kontrolü ve fonksiyonel iyileşme açısından egzersiz grubuna kıyasla istatistiksel olarak daha olumlu sonuçlar kaydedildi. Araştırmada, proloterapi grubunun ağrı skorlarında bir yıllık takip sonunda belirgin düşüş yaşandığı, kalça fonksiyonlarını değerlendiren ölçümlerde ise iyileşme sağlandığı belirlendi.</p>

<p><strong>KALÇA PROTEZİ AMELİYATINI GECİKTİREBİLİR Mİ?</strong></p>

<p>Araştırmanın dikkat çeken yönlerinden biri de proloterapi uygulamasının uygun hastalarda cerrahi müdahaleye kadar geçen süre üzerinde etkili olabileceğine ilişkin bulgular oldu. Kalça protezi ameliyatı, ileri düzey eklem kireçlenmelerinde ağrının azaltılması ve hareket kabiliyetinin yeniden kazandırılması açısından etkili tedavi yöntemleri arasında bulunuyor. Bununla birlikte ameliyatın kapsamı, iyileşme süreçleri ve hastaların bireysel özellikleri nedeniyle cerrahi dışı yaklaşımlar da bilimsel olarak araştırılıyor.</p>

<p>Doç. Dr. Serkan Akpancar, çalışmayla ilgili olarak, "Proloterapi belirli hasta gruplarında ağrıların hafifletilmesine ve günlük yaşam aktivitelerinin iyileştirilmesine katkı sağlayabilir" değerlendirmesinde bulundu. Ancak araştırma, yöntemin kalça protezi ameliyatının yerini aldığını veya ameliyat ihtiyacını kesin olarak ortadan kaldırdığını ortaya koymuyor. Cerrahinin ne ölçüde ertelenebileceğinin belirlenmesi için daha geniş hasta gruplarını kapsayan uzun süreli araştırmalara ihtiyaç bulunuyor.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202610281648-whatsapp-image-2026-10-28-at-164451.jpeg" style="height:800px; width:600px" /></p>

<p><strong>AMELİYATSIZ TEDAVİ YÖNTEMLERİNE BİLİMSEL KATKI</strong></p>

<p>Proloterapi, belirli solüsyonların eklem ve çevresindeki dokulara enjeksiyon yoluyla uygulanmasına dayanan bir tedavi yaklaşımı olarak biliniyor. Ortopedide cerrahi dışı yöntemlerin geliştirilmesine yönelik çalışmalar kapsamında proloterapinin yanı sıra PRP, kolajen temelli uygulamalar ve hücresel tedaviler de araştırılıyor. Bununla birlikte bu yöntemlerin her birinin etkinliği ve güvenliği farklı klinik araştırmalarla değerlendirilirken, hastanın yaşı, eklemdeki hasarın derecesi ve hastalığın ilerleme düzeyi tedavi planlamasında belirleyici oluyor.</p>

<p><strong>TÜRK ORTOPEDİSİNDEN ULUSLARARASI LİTERATÜRE KATKI</strong></p>

<p>Doç. Dr. Serkan Akpancar'ın da yer aldığı araştırma ekibinin çalışması, kalça çıkığına bağlı kireçlenmede ameliyatsız tedavi seçeneklerinin bilimsel temelde değerlendirilmesi açısından öncü araştırmalar arasında gösteriliyor. Çalışmanın sonuçları, proloterapi enjeksiyonlarının belirli hastalarda ağrı ve fonksiyon kaybının azaltılmasına katkı sağlayabileceğine işaret ederken, yöntemin uzun dönem etkilerinin daha kapsamlı klinik araştırmalarla ortaya konulması gerektiğini de vurguluyor. Türk bilim insanlarının uluslararası bilimsel literatüre kazandırdığı araştırma, kalça protezi öncesinde uygulanabilecek cerrahi dışı tedavi yaklaşımlarının geliştirilmesine yönelik çalışmalara katkı sunuyor.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 28 Oct 2026 17:27:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/kalca-cikigina-bagli-kireclenmede-ameliyatsiz-tedavi-umudu-1793197938.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kalp Hastalarının Sıkça Yaptığı İki Büyük Hata İle İlgili Uzman İsim Uyardı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/kalp-hastalarinin-sikca-yaptigi-iki-buyuk-hata-ile-ilgili-uzman-isim-uyardi-119331</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/kalp-hastalarinin-sikca-yaptigi-iki-buyuk-hata-ile-ilgili-uzman-isim-uyardi-119331</guid>
                <description><![CDATA[Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Ekmekçi, kontrolsüz tansiyon, yüksek kolesterol, sigara ve hareketsiz yaşamın damar yaşını artırdığını belirterek, genç yaşlarda da kalp krizi riskinin ortaya çıkabileceği konusunda kritik uyarılarda bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kalp ve damar hastalıkları yalnızca ileri yaşlarda değil, genç yaşlarda da ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Kalp ve damar hastalıklarının gelişiminde kişinin yaşı kadar yaşam tarzı ve risk faktörleri de belirleyici oluyor. Memorial Göztepe Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ahmet Ekmekçi, damar sertliğinin yıllar içerisinde oluşan hasarın sonucu olduğunu belirterek genç yaşlarda da kalp krizi riskinin ortaya çıkabileceği konusunda uyardı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">35 YAŞINDAKİ KİŞİNİN DAMARLARI 60 YAŞINDA OLABİLİR</span></strong></p>

<p>Kalbin biyolojik yaşının kimlikte yazan yaştan farklı olabileceğini belirten Prof. Dr. Ahmet Ekmekçi, "Damarların zaman içerisinde maruz kaldığı hasar kalp sağlığını doğrudan etkiliyor" dedi.</p>

<p>Damar sertliğinin bir anda ortaya çıkmadığını kaydeden Ekmekçi, "Kontrol altına alınmayan yüksek tansiyon, LDL kolesterol, insülin direnci ve sigara kullanımı damarların erken yaşlanmasına neden olabiliyor. Bu risk faktörlerine uzun süre maruz kalan 35 yaşındaki bir kişinin damar sertliği, 60 yaşındaki bir kişinin seviyesine ulaşabilir" açıklamasında bulundu.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KALP DAMARLARI DARALIRKEN ORTAYA ÇIKAN 5 BELİRTİ</span></strong></p>

<p>Kalp krizinin her zaman şiddetli göğüs ağrısıyla başlamadığını vurgulayan Ekmekçi, damar daralmasının bazı erken belirtilerle kendisini gösterebileceğini söyledi.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken 5 belirtiyi sıralayan Ekmekçi, dikkat edilecek hususları şöyle aktardı:</p>

<p>Daha önce rahatlıkla çıkılan merdivenlerde nefes darlığı yaşanması veya efor sırasında göğüste sıkışma hissedilmesi.</p>

<p>Çeneye, boyna, sol kola veya mide bölgesine yayılan, dinlenmeyle hafifleyen baskı hissi.</p>

<p>Aniden ortaya çıkan ve açıklanamayan aşırı halsizlik.</p>

<p>Belirgin bir neden olmadan gelişen soğuk terleme.</p>

<p>Özellikle diyabet hastalarında göğüs ağrısı olmadan nefes darlığı veya bulantıyla kendisini gösterebilen kalp krizi belirtileri.</p>

<p>Bu şikâyetlerin farklı sağlık sorunlarından da kaynaklanabileceğini belirten Ekmekçi, "Özellikle yeni başlayan veya tekrarlayan belirtiler ihmal edilmemeli" dedi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">YÜKSEK TANSİYON VE HAREKETSİZLİK KALBİ YORUYOR</span></strong></p>

<p>Yüksek tansiyonun kalbin iş yükünü artırdığını belirten Ekmekçi, "Uzun süre kontrol altında tutulmayan tansiyon kalp kasında kalınlaşmaya ve zamanla kalp yetmezliğine neden olabilir" ifadesini kullandı.</p>

<p>Hareketsiz yaşamın da damar sağlığını olumsuz etkilediğine dikkat çeken Ekmekçi, "Günlük 7-8 bin adım atmak veya haftada en az 150 dakika tempolu yürüyüş yapmak kalp ve damar sağlığının korunmasına önemli katkı sağlayabilir" şeklinde konuştu.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ELEKTRONİK SİGARA VE ENERJİ İÇECEKLERİNE DİKKAT</span></strong></p>

<p>Genç yaşlarda görülen kalp hastalıklarına da değinen Ekmekçi; işlenmiş gıda tüketimi, hareketsizlik, genetik yatkınlık ve nikotin kullanımının önemli risk faktörleri arasında bulunduğunu söyledi.</p>

<p>Özellikle elektronik sigara kullanımının damar sağlığı açısından tehlike oluşturduğunu belirten Ekmekçi, enerji içeceklerinin de kalp ritmi ve kan basıncı üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini kaydetti. Enerji içeceklerinde bulunan yüksek miktardaki kafein ve diğer uyarıcı maddelerin kalp hızını artırabileceğini ifade eden Ekmekçi, "Özellikle ritim bozukluğu bulunan kişilerde ciddi sağlık sorunları ortaya çıkabilir" uyarısında bulundu.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KRONİK STRES KALP KRİZİ RİSKİNİ ARTIRABİLİYOR</span></strong></p>

<p>Uzun süreli stresin yalnızca psikolojik değil, fiziksel sonuçlarının da bulunduğunu belirten Ekmekçi, "Stres hormonları kalp hızını ve tansiyonu artırabilir" dedi.</p>

<p>Kronik stresin damarların iç yüzeyini olumsuz etkileyebileceğini ve pıhtılaşma eğilimini artırabileceğini ifade eden Ekmekçi, yoğun üzüntü veya travma sonrasında ortaya çıkabilen, halk arasında “kırık kalp sendromu” olarak bilinen Takotsubo kardiyomiyopatisine de dikkat çekti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ŞİKÂYET OLMASA DA KALP KONTROLLERİ İHMAL EDİLMEMELİ</span></strong></p>

<p>Damar sertliğinin uzun süre belirti vermeden ilerleyebildiğini belirten Ekmekçi, kişilerin tansiyon, kan şekeri ve kolesterol değerlerini takip etmesinin önemini vurguladı.</p>

<p>Risk durumuna göre açlık kan şekeri, HbA1c ve lipit profili gibi testlerin yapılabileceğini belirten Ekmekçi, genetik risklerin değerlendirilmesinde Lipoprotein(a) ve gerekli görülen hastalarda ApoB ölçümlerinden de yararlanılabileceğini ifade etti. Ailesinde erken yaşta kalp hastalığı bulunan kişilerde ise hekim değerlendirmesi doğrultusunda ileri tetkiklere ihtiyaç duyulabileceğini kaydetti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KALP HASTALARININ YAPTIĞI İKİ BÜYÜK HATA</span></strong></p>

<p>Kalp ve damar hastalıklarının tedavisinde yapılan hatalara değinen Ekmekçi, "Tansiyon veya kolesterol değerleri normale döndüğünde ilaçların doktor önerisi olmadan bırakılması ciddi risk oluşturuyor" uyarısını yaptı.</p>

<p>Bir diğer önemli hatanın ise göğüs baskısı, nefes darlığı ve kola yayılan ağrı gibi belirtilerin geçmesini beklemek olduğunu belirten Ekmekçi, "Kalp krizinde erken müdahale hayati önem taşıyor. Kalp krizi şüphesi durumunda zaman kaybedilmeden 112 Acil Çağrı Merkezi aranmalı" dedi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KALP SAĞLIĞINI KORUMAK GENÇ YAŞTA BAŞLIYOR</span></strong></p>

<p>Kalp ve damar hastalıklarından korunmada sağlıklı yaşam alışkanlıklarının belirleyici olduğunu kaydeden Ekmekçi; Akdeniz tipi beslenme, düzenli egzersiz, kaliteli uyku ve sigaradan uzak durmanın önemine dikkat çekti.</p>

<p>Tansiyon, kan şekeri, LDL kolesterol ve bel çevresi gibi sağlık göstergelerinin bilinmesi gerektiğini belirten Ekmekçi, "Modern kardiyolojide temel hedef yalnızca tıkanan damarları tedavi etmek değil, risk faktörlerini erken dönemde kontrol altına alarak damar tıkanıklığını önlemektir" vurgusunu yaptı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 27 Oct 2026 11:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/kalp-hastalarinin-sikca-yaptigi-iki-buyuk-hata-ile-ilgili-uzman-isim-uyardi-1793088611.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlık Bakanı Memişoğlu Duyurdu: Kanser Taramalarında Tüm Zamanların Rekoru Kırıldı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/saglik-bakani-memisoglu-duyurdu-kanser-taramalarinda-tum-zamanlarin-rekoru-kirildi-119295</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/saglik-bakani-memisoglu-duyurdu-kanser-taramalarinda-tum-zamanlarin-rekoru-kirildi-119295</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Türkiye genelindeki KETEM'lerde 20 Ekim tarihinde 8 bin 235 mamografi çekilerek günlük tarama sayısında tüm zamanların rekorunun kırıldığını açıkladı. 40-69 yaş aralığındaki kadınların ücretsiz taramalardan yararlanabileceğini belirten Memişoğlu, erken teşhisin önemine dikkat çekti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, meme kanseriyle mücadelede erken teşhis ve düzenli taramanın önemine dikkat çekerek, Türkiye genelinde yürütülen kanser tarama çalışmalarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Bakan Memişoğlu, 20 Ekim’de ülke genelindeki Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezlerinde bir günde 8 bin 235 mamografi çekildiğini belirterek, günlük tarama sayısında tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşıldığını bildirdi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">499 MERKEZDE ÜCRETSİZ HİZMET</span></strong></p>

<p>Türkiye genelindeki 499 kanser tarama merkezinde kadınlara ücretsiz meme kanseri taraması hizmeti sunulduğunu belirten Memişoğlu, özellikle 40-69 yaş aralığındaki kadınların düzenli taramalarını yaptırmasının önem taşıdığını ifade etti. Meme kanserinin erken evrede tespit edilmesinin tedavi sürecindeki önemine dikkat çeken Memişoğlu, "Meme kanseriyle mücadelede en büyük gücümüz, erken teşhis ve düzenli tarama bilincidir" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KADINLARA ÜCRETSİZ ÇAĞRI</span></strong></p>

<p>Bakan Memişoğlu, 40-69 yaş aralığındaki kadınları ücretsiz tarama hizmetlerinden yararlanmaya davet ederek, başvuruların en yakın Sağlıklı Hayat Merkezi, KETEM veya Mobil KETEM araçlarına yapılabileceğini belirtti. Kadınların herhangi bir şikâyetleri bulunmasa dahi düzenli taramalarını ihmal etmemeleri gerektiğine dikkat çekilen açıklamada, erken teşhis sayesinde meme kanserine karşı mücadelede önemli kazanımlar elde edilebileceği vurgulandı. Memişoğlu, paylaşımını "Sağlığınız bizim için kıymetli" mesajıyla tamamladı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 25 Oct 2026 15:57:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/saglik-bakani-memisoglu-duyurdu-kanser-taramalarinda-tum-zamanlarin-rekoru-kirildi-1792933360.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanlar Uyardı: Diş Ağrınızın Altından Kist ve Tümör Çıkabilir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/uzmanlar-uyardi-dis-agrinizin-altindan-kist-ve-tumor-cikabilir-119266</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/uzmanlar-uyardi-dis-agrinizin-altindan-kist-ve-tumor-cikabilir-119266</guid>
                <description><![CDATA[Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Baki Meşe, diş ağrısının yalnızca çürüklerden kaynaklanmadığını, komşu dişler, kistler ve tümörlerin de ağrıya yol açabileceğini belirtti. Doğru teşhis için panoramik röntgen, üç boyutlu tomografi ve yapay zekâ destekli analizlerin önemine dikkat çeken Meşe, gömülü 20'lik diş çekimlerinden bulantı refleksi olan hastalara kadar radyolojik görüntüleme süreçleri hakkında hayati uyarılarda bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Diş ağrısının yalnızca çürüklerden kaynaklanmadığını belirten uzmanlar, komşu dişler, kistler ve tümörlerin de ağrıya neden olabileceğine dikkat çekiyor. Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Baki Meşe, doğru teşhis için röntgen ve üç boyutlu tomografi gibi görüntüleme yöntemlerinin önemli olduğunu söyledi.</p>

<p>Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi Dr. Öğr. Üyesi Baki Meşe, diş ağrılarının nedenleri, radyolojik görüntüleme yöntemleri ve diş hekimliğinde yapay zekâ kullanımına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Diş ağrısının her zaman ağrının hissedildiği dişten kaynaklanmayabileceğini belirten Meşe, komşu dişlerdeki sorunların, çevredeki anatomik yapıların, kistlerin ve tümörlerin de ağrıya yol açabileceğini ifade etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">PANORAMİK RÖNTGENLE TÜM ÇENE İNCELENEBİLİYOR</span></strong></p>

<p>Diş ağrısının kaynağının belirlenmesinde panoramik röntgenin önemli bir yere sahip olduğunu kaydeden Meşe, bu yöntemle dişlerin ve çene yapısının tek görüntü üzerinden değerlendirilebildiğini söyledi. Panoramik röntgen sayesinde yalnızca ağrıya neden olan sorunun değil, ağız ve çenenin farklı bölgelerinde bulunan başka patolojilerin de tespit edilebildiğini belirtildi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ÜÇ BOYUTLU TOMOGRAFİ DAHA AYRINTILI GÖRÜNTÜ SAĞLIYOR</span></strong></p>

<p>İki boyutlu röntgen ile üç boyutlu tomografi arasındaki farklılıklara değinen Meşe, tomografinin özellikle dişlerin çevresindeki anatomik yapılarla ilişkisini değerlendirmede avantaj sağladığını ifade etti. Meşe, konuya ilişkin şunları kaydetti: "Normal iki boyutlu görüntülerde dişler ve çeneler tek bir görüntü üzerinde görülebilir. Tomografide ise üç boyutlu görüntü elde edildiği için dişlerin ve kemiklerin gerçek boyutları ile çevredeki anatomik yapılarla ilişkileri daha sağlıklı değerlendirilebiliyor. Ayrıca ayrıntılı ölçümler yapılabiliyor."</p>

<p>Üç boyutlu tomografinin her hastada gerekli olmadığını belirten Meşe, görüntüleme yönteminin hastanın klinik durumuna ve hekimin değerlendirmesine göre seçilmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DİŞ ARALARINDAKİ ÇÜRÜKLER RÖNTGENLE TESPİT EDİLEBİLİYOR</span></strong></p>

<p>Dişlerin birbirine temas ettiği bölgelerde oluşan arayüz çürüklerinin klinik muayenede her zaman kolaylıkla fark edilemediğini belirten Meşe, bu tür çürüklerin tespitinde bitewing adı verilen röntgen yönteminin kullanıldığını aktardı. Meşe, söz konusu görüntüleme tekniği sayesinde çürüklerin konumunun ve derinliğinin daha ayrıntılı şekilde değerlendirilebildiğini dile getirdi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">HER 20'LİK DİŞ ÇEKİMİNDE TOMOGRAFİ GEREKMİYOR</span></strong></p>

<p>Gömülü 20'lik dişlerin çekiminde üç boyutlu tomografinin önemine değinen Meşe, ancak her hastaya tomografi çekilmesinin gerekli olmadığını söyledi. Gömülü olmayan 20'lik dişlerde genellikle tomografiye ihtiyaç duyulmadığını belirten Meşe, şu bilgileri verdi: "Gömülü 20 yaş dişleri çevredeki anatomik yapılarla ilişkili olabiliyor. Bu durum çekim sırasında bazı riskleri beraberinde getirebiliyor. Böyle bir risk söz konusu olduğunda üç boyutlu tomografiyle dişin çevredeki yapılarla ilişkisi değerlendirilerek çekim planlanmalı."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BULANTI REFLEKSİ OLAN HASTALARA ALTERNATİF YÖNTEMLER</span></strong></p>

<p>Ağız içi röntgen çekimi sırasında bulantı refleksi yaşayan hastalara yönelik farklı uygulamaların bulunduğunu da belirten Meşe; daha küçük sensörlerin kullanılması, görüntünün hızlı alınması, burundan nefes alınması ve uygun hasta pozisyonunun sağlanmasının işlemi kolaylaştırabileceğini söyledi. Meşe, ağız içi röntgen çekiminin mümkün olmadığı durumlarda ise hastanın ihtiyacına uygun alternatif görüntüleme yöntemlerinden yararlanılabileceğini ifade etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">YAPAY ZEKÂ DİŞ HEKİMLERİNE DESTEK OLUYOR</span></strong></p>

<p>Diş hekimliğinde yapay zekâ destekli sistemlerin kullanımının giderek yaygınlaştığını ifade eden Meşe, özellikle radyolojik görüntülerin analizinde önemli gelişmeler yaşandığını belirtti. Yapay zekâ destekli yazılımların röntgen görüntülerinde çürük, kemik kaybı ve çeşitli patolojilerin tespitine yardımcı olabildiğini aktaran Meşe, konuşmasını şöyle tamamladı: "Yapay zekâ destekli sistemler gün geçtikçe gelişiyor. Özellikle radyoloji alanında röntgen üzerinden analiz yapılması giderek yaygınlaşıyor. Bu programlar çürük, kemik kaybı ve çeşitli patolojilerin tespitinde yardımcı olabiliyor. Ancak gelişmekte olan bu sistemlerin mutlaka hekim kontrolünde kullanılması gerekiyor."</p>

<p>Uzmanlar, diş ağrılarının nedeninin doğru belirlenebilmesi için klinik muayenenin yanı sıra gerekli görülen durumlarda radyolojik görüntüleme yöntemlerinden yararlanılmasının önem taşıdığını belirtiyor.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 14:29:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/uzmanlar-uyardi-dis-agrinizin-altindan-kist-ve-tumor-cikabilir-1792755451.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Unutkanlık ve Dikkat Dağınıklığı İle Kendini Gösteren Beyin Sisine Karşı Altı Adım...</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/unutkanlik-ve-dikkat-daginikligi-ile-kendini-gosteren-beyin-sisine-karsi-alti-adim-119234</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/unutkanlik-ve-dikkat-daginikligi-ile-kendini-gosteren-beyin-sisine-karsi-alti-adim-119234</guid>
                <description><![CDATA[Unutkanlık, dikkat dağınıklığı ve odaklanma güçlüğü gibi belirtilerle kendini gösteren beyin sisi, günlük yaşamı olumsuz etkileyebiliyor. Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Emir Tavşanlı, özellikle sonbahar aylarında artış gösterebilen bu şikayetlere karşı zihinsel performansı koruyacak 6 etkili önlemi sıraladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yoğun iş temposu, stres, düzensiz uyku ve hareketsiz yaşam tarzı zihinsel performansı olumsuz etkileyebiliyor. Son yıllarda özellikle Covid-19 gibi enfeksiyonların ardından daha fazla gündeme gelen beyin sisi; düşünceleri toparlamada güçlük, dikkat eksikliği, unutkanlık ve yeni bilgileri işlemekte zorlanma gibi şikayetlerle ortaya çıkabiliyor.</p>

<p>Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Emir Tavşanlı, beyin sisinin tek başına bir hastalık olmadığını, farklı nedenlere bağlı gelişebilen belirtiler bütünü olduğunu belirtti. Hastaların sıklıkla kelime bulmakta zorlanma, okuduklarını anlamak için aynı metni tekrar tekrar okuma ve günlük işlerini eskisine göre daha yavaş yapma gibi yakınmalarla başvurduğunu ifade eden Tavşanlı, yaşam alışkanlıklarında yapılacak bazı değişikliklerin şikayetlerin azaltılmasına yardımcı olabileceğini söyledi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SONBAHARDA ŞİKAYETLER ARTABİLİYOR</span></strong></p>

<p>Günlerin kısalması, gün ışığından daha az yararlanılması, fiziksel aktivitenin azalması ve uyku düzenindeki değişikliklerin sonbahar aylarında beyin sisi şikayetlerini artırabildiği kaydedildi. Doç. Dr. Tavşanlı, zihinsel performansı korumak ve beyin sisi belirtilerini azaltmak için günlük yaşamda uygulanabilecek 6 önemli öneride bulundu:</p>

<p>1. Uyku Düzeninizi Koruyun: Uyku süresi ve uyku ihtiyacının kişiden kişiye değiştiğini belirten Tavşanlı, düzenli uyku saatlerinin korunması gerektiğini vurguladı. Horlama, uykuda nefes durması ve gün içerisinde aşırı uyku hali gibi belirtilerin ise uyku bozukluklarına işaret edebileceğini belirterek, bu tür şikayetlerde uzman değerlendirmesinin önemine dikkat çekti.</p>

<p>2. Sağlıklı ve Dengeli Beslenin: Beyin sağlığının korunmasında Akdeniz tipi beslenmenin önemli olduğunu ifade eden Tavşanlı, sebze, meyve, tam tahıllar, balık, kuruyemiş ve zeytinyağı gibi besinlerin tüketilmesini önerdi. Aşırı şeker tüketimi ve düzensiz öğünlerin ise beyin sağlığını olumsuz etkileyebileceğini kaydetti.</p>

<p>3. Haftada En Az 150 Dakika Hareket Edin: Düzenli fiziksel aktivitenin yalnızca kalp ve kas sağlığı açısından değil, beyin fonksiyonlarının korunması bakımından da önemli olduğunu belirten Tavşanlı, haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta egzersiz yapılmasını önerdi. Tempolu yürüyüş gibi günlük hayata kolaylıkla dahil edilebilecek aktivitelerin zihinsel sağlığa katkı sağlayabileceğini söyledi.</p>

<p>4. Stresle Başa Çıkmayı Öğrenin: Uzun süreli stresin bilişsel işlevleri olumsuz etkileyebileceğini ifade eden Tavşanlı, hobi edinmenin, çalışma sırasında kısa molalar vermenin ve nefes egzersizleri yapmanın stres yönetiminde faydalı olabileceğini belirtti. Kişinin kendisini sürekli tükenmiş hissetmesi ve uyguladığı yöntemlerden sonuç alamaması durumunda ise profesyonel destek alması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>5. Gün Işığından Daha Fazla Yararlanın: Doğal gün ışığının biyolojik saatin düzenlenmesinde önemli rol oynadığını belirten Tavşanlı, özellikle sonbahar ve kış aylarında sabah saatlerinde açık havada zaman geçirilmesini önerdi. Gün içerisinde uzun süre kapalı ortamlarda kalmamanın uyku ve uyanıklık döngüsünün korunmasına yardımcı olabileceğini ifade etti.</p>

<p>6. Zihninizi Aktif Tutun: Kitap okumak, yeni bir dil öğrenmek, farklı hobiler edinmek ve yeni beceriler kazanmak gibi faaliyetlerin bilişsel işlevleri desteklediğini belirten Tavşanlı, sosyal ilişkilerin sürdürülmesinin de zihinsel ve duygusal sağlık açısından önemli olduğunu söyledi. Bu tür aktivitelerin beynin sağlıklı yaşlanma sürecine de olumlu katkılar sağlayabileceğini kaydetti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BEYİN SİSİ BAŞKA HASTALIKLARIN BELİRTİSİ OLABİLİR</span></strong></p>

<p>Beyin sisi şikayetlerinin her zaman stres veya yoğun yaşam temposundan kaynaklanmadığına dikkat çeken Doç. Dr. Mustafa Emir Tavşanlı, bazı sağlık sorunlarının da benzer belirtilerle ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu.</p>

<p>Tavşanlı, “Örneğin; kansızlık, tiroit hastalıkları, vitamin eksiklikleri, depresyon, uyku bozuklukları ve bazı ilaçların yan etkileri de benzer belirtilere neden olabilir. Bu sebeple beyin sisi yakınmaları ile başvuran hastalarda bu tabloların da araştırılması önemlidir” dedi.</p>

<p>Uzmanlar, özellikle uzun süre devam eden, giderek artan veya günlük yaşamı olumsuz etkileyen unutkanlık ve dikkat sorunlarında tıbbi değerlendirme yapılmasının önemine dikkat çekiyor.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 10:11:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/unutkanlik-ve-dikkat-daginikligi-ile-kendini-gosteren-beyin-sisine-karsi-alti-adim-1792655246.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzman İsim Grip Aşısının Ağır Hastalık ve Komplikasyon Riskini Azalttığını Vurguladı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/uzman-isim-grip-asisinin-agir-hastalik-ve-komplikasyon-riskini-azalttigini-vurguladi-119218</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/uzman-isim-grip-asisinin-agir-hastalik-ve-komplikasyon-riskini-azalttigini-vurguladi-119218</guid>
                <description><![CDATA[Mevsim geçişleriyle birlikte artan grip vakaları sonrası grip aşısına yönelik yanlış inanışlar tereddüt yaratıyor. İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Rıfkı Evrenkaya, grip aşısının ağır hastalık, bronşit ve zatürre gibi ciddi komplikasyon risklerini azaltmada kritik role sahip olduğunu belirtti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Mevsim geçişleriyle birlikte grip vakaları yeniden gündeme gelirken, grip aşısına yönelik yanlış bilgiler de aşılanma konusunda tereddütlere yol açıyor. Uzmanlar; özellikle yaşlılar, kronik hastalığı bulunanlar, gebeler ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerin gribe karşı korunmasının önemine dikkat çekiyor.</p>

<p>Grip virüsünün dünya genelinde her yıl yaklaşık 1 milyar kişiyi etkilediğini ifade eden Acıbadem Kozyatağı Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Rıfkı Evrenkaya, hastalığın özellikle risk grubundaki kişilerde ağır seyredebildiğini söyledi. Grip aşısının hastalığa bağlı ciddi komplikasyonların önlenmesinde etkili olduğunu belirten Prof. Dr. Evrenkaya, “Grip aşısı yalnızca bireysel korunma açısından değil, toplumdaki bulaşın ve hastalığın ağır seyretme riskinin azaltılması açısından da önem taşıyor. Grip aşısının, influenza virüsünün neden olduğu bronşit, zatürre ve kalp yetmezliğini önlemede etkinliği kanıtlanmış etkili bir araçtır. Risk gruplarında hastalık ve ölüm oranlarını azalttığı gösterilmiştir” dedi. Kanser tedavisi gören hastalarda grip enfeksiyonunun tedavi süreçlerini olumsuz etkileyebileceğine de dikkat çeken Evrenkaya, bu hastalarda aşının türü ve uygulanma zamanının hekim tarafından belirlenmesi gerektiğini kaydetti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">“AŞI OLDUM, HASTA OLDUM” DÜŞÜNCESİ YANLIŞ</span></strong></p>

<p>Grip aşısının hastalığa neden olduğu yönündeki inanışın gerçeği yansıtmadığını belirten Evrenkaya, aşı sonrasında görülebilen hafif ateş, kas ağrısı ve halsizlik gibi belirtilerin kısa süreli yan etkiler olduğunu ifade etti. İnaktif grip aşılarının gribe yol açmadığını vurgulayan Evrenkaya, aşı sonrasında başka solunum yolu enfeksiyonlarına yakalanmanın mümkün olduğunu, bunun aşının etkisiz olduğu anlamına gelmediğini söyledi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">AŞI OLANLAR DA GRİP GEÇİREBİLİR</span></strong></p>

<p>Grip aşısının yüzde 100 koruma sağlamadığını hatırlatan Evrenkaya, aşının etkinliğinin kişinin yaşına, sağlık durumuna ve dolaşımdaki virüs türlerine göre değişebildiğini belirtti. Grip virüslerinin sürekli değişime uğradığını ifade eden Evrenkaya, aşılanan kişilerin de hastalığa yakalanabileceğini ancak aşının özellikle ağır hastalık ve komplikasyon riskini azaltmada önemli bir koruma sağladığını kaydetti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">GEBELİKTE GRİP AŞISI YAPILABİLİR</span></strong></p>

<p>Hamilelik döneminde grip aşısı yapılamayacağı yönündeki inanışın da doğru olmadığını belirten uzmanlar, gebelikte geçirilen grip enfeksiyonunun anne ve bebek açısından risk oluşturabileceğine dikkat çekiyor. Gebelikte grip daha ağır seyredebilirken, inaktif grip aşısı gebeliğin herhangi bir döneminde uygulanabiliyor. Aşılanma konusunda gebelerin kendi hekimleriyle görüşmesi öneriliyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">AŞILARIN İÇERİĞİ HAKKINDAKİ İDDİALARA DİKKAT</span></strong></p>

<p>Grip aşılarının zararlı metaller içerdiği yönündeki iddialara da değinen Evrenkaya, aşı içeriklerinin ürün ve formülasyona göre farklılık gösterebildiğini belirtti. Aşıların içeriğine ilişkin genellemelerden kaçınılması gerektiğini vurgulayan Evrenkaya, vatandaşların uygulanacak aşının içeriği hakkında sağlık profesyonellerinden bilgi almasının önemine işaret etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">RİSK GRUBUNDAKİLERE AŞI UYARISI</span></strong></p>

<p>Prof. Dr. Evrenkaya, grip aşısının özellikle 65 yaş ve üzerindeki kişiler, kalp yetmezliği, KOAH, diyabet ve böbrek yetmezliği gibi kronik hastalıkları bulunanlar, sağlık çalışanları, küçük çocuklar ve bağışıklık sistemi baskılanmış hastalar açısından önem taşıdığını belirtti. Organ nakli yapılanlar, bağışıklık sistemini baskılayan ilaç kullananlar ve kanser hastalarının da yüksek risk grubunda yer aldığını ifade eden Evrenkaya, bu kişilerin aşılanma süreçlerini hekimleriyle planlamaları gerektiğini kaydetti.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 15:52:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/uzman-isim-grip-asisinin-agir-hastalik-ve-komplikasyon-riskini-azalttigini-vurguladi-1792587260.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sürekli Yorgunluk ve Üşüme Hissi İyot Eksikliğinin Habercisi Olabilir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/surekli-yorgunluk-ve-usume-hissi-iyot-eksikliginin-habercisi-olabilir-119189</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/surekli-yorgunluk-ve-usume-hissi-iyot-eksikliginin-habercisi-olabilir-119189</guid>
                <description><![CDATA[21 Ekim Küresel İyot Eksikliği Bozukluklarını Önleme Günü dolayısıyla açıklamalarda bulunan Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Nubar Rasulova; yorgunluk, halsizlik, üşüme ve kilo değişikliklerinin tiroit fonksiyonlarıyla ilişkili olabileceğini belirtti. İyot eksikliğinin yetişkinlerde de gözden kaçabildiğini vurgulayan Rasulova, bilinçsiz takviye kullanımının tiroit sağlığına zarar verebileceği uyarısında bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Günlük yaşamda sık karşılaşılan yorgunluk, halsizlik, üşüme ve kilo değişikliklerinin tiroit fonksiyonlarıyla ilişkili olabileceğini belirten Erdem Hastanesi Çakmak Şubesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Nubar Rasulova, 21 Ekim Küresel İyot Eksikliği Bozukluklarını Önleme Günü dolayısıyla önemli açıklamalarda bulundu. Tiroit hormonlarının üretiminde kritik rol oynayan iyodun metabolizmanın düzenli çalışması için gerekli olduğunu ifade eden Rasulova, yetersiz alımın guatr ve hipotiroidi gibi rahatsızlıklara yol açabileceğine dikkat çekerek şunları söyledi:&nbsp;"İyot eksikliği yalnızca çocukluk döneminde görülen bir sorun değil; yetişkinlerde de yetersiz iyot alımı gözden kaçabiliyor. Yorgunluk, üşüme, kilo değişiklikleri ve halsizlik gibi belirtiler tiroit fonksiyonlarındaki değişimlerle ilişkili olabilir. Ancak bu belirtiler tek başına iyot eksikliğini göstermez. Bu nedenle gerekli durumlarda hekim değerlendirmesi yapılması önem taşıyor."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">GEBELİK DÖNEMİNDE RİSK DAHA BÜYÜK</span></strong></p>

<p>Açıklamalarında özellikle gebelik döneminde artan iyot ihtiyacına vurgu yapan Uzm. Dr. Nubar Rasulova, ciddi eksiklik durumunda anne karnındaki bebeğin beyin ve sinir sistemi gelişiminin olumsuz etkilenebileceğini ifade etti. Gebeler, emziren kadınlar ve iyot bakımından zengin besinleri yeterince tüketmeyen kişilerin risk grubunda yer aldığını kaydeden Rasulova, dengeli beslenme düzeninin korunması gerektiğini belirtti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BİLİNÇSİZ İYOT TAKVİYESİ TİROİT SAĞLIĞINI ETKİLEYEBİLİR</span></strong></p>

<p>İyot eksikliği kadar bilinçsizce başvurulan kontrolsüz takviye kullanımının da sağlık sorunlarına zemin hazırlayabileceğini hatırlatan Rasulova, şu uyarmalarda bulundu:&nbsp;"Yeterli iyot alımı için iyotlu tuzun tercih edilmesi; balık ve diğer deniz ürünleri, süt ürünleri ve yumurta gibi besinlerin dengeli beslenme düzeninde yer alması önem taşıyor. Ancak iyotlu tuz kullanmak, günlük tuz tüketimini artırmak gerektiği anlamına gelmiyor. Ayrıca iyot takviyelerinin bilinçsiz kullanımı da tiroit sağlığını olumsuz etkileyebiliyor."</p>

<p>İyot eksikliğinin önlenmesinde sağlıklı ve dengeli beslenmenin temel unsur olduğunu yineleyen Rasulova, şüpheli belirtiler gösteren vatandaşların kendi kendilerine takviye kullanmak yerine vakit kaybetmeden uzman hekime başvurmaları gerektiğini aktardı.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 20 Oct 2026 13:35:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/surekli-yorgunluk-ve-usume-hissi-iyot-eksikliginin-habercisi-olabilir-1792492875.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye’de Yılda Yaklaşık 30 Bin Yeni Vaka: Uzmanlardan Uyarı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/turkiyede-yilda-yaklasik-30-bin-yeni-vaka-uzmanlardan-uyari-119164</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/turkiyede-yilda-yaklasik-30-bin-yeni-vaka-uzmanlardan-uyari-119164</guid>
                <description><![CDATA[Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde düzenlenen sempozyumda meme kanserinde erken tanı, tarama yöntemleri ve toplumsal farkındalık ele alındı. Kanser ve Obezite Derneği Başkanı Prof. Dr. Aziz Sümer, Türkiye’de yılda yaklaşık 30 bin yeni meme kanseri vakasının tespit edildiğini belirterek kadınlara tarama programlarına katılmaları çağrısında bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde düzenlenen sempozyumda meme kanserinde erken tanının önemi, tarama yöntemleri ve toplumda farkındalığın artırılması konuları ele alındı. Çevre illerden sağlık profesyonellerinin de katıldığı programda, aile hekimleri ve genel cerrahi uzmanları başta olmak üzere birinci basamak sağlık hizmetlerinde görev yapan çalışanlara yönelik bilgilendirmeler yapıldı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SAĞLIK PROFESYONELLERİ MALATYA’DA BULUŞTU</span></strong></p>

<p>Genel Cerrahi ve Aile Hekimliği Anabilim Dallarının organizasyonunda gerçekleştirilen sempozyuma Yeşilyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. İlhan Geçit, Malatya İl Sağlık Müdürlüğü Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Halime Akyüz, Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. Şemsettin Çitil, Malatya Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Selim Özkan, Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Fatih Gönültaş ve Kanser ve Obezite Derneği Başkanı Prof. Dr. Aziz Sümer katıldı.</p>

<p>Aile hekimleri, genel cerrahi uzmanları ve birinci basamak sağlık hizmetlerinde görev yapan sağlık çalışanlarına yönelik programda, meme kanserinde erken tanı ve tarama yöntemleri üzerinde duruldu. Sempozyumun sekretarya faaliyetleri Dr. Öğr. Üyesi Bahadır Öndeş ve Dr. Öğr. Üyesi Yavuz Korkmaz tarafından yürütüldü.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202610191132-dsc02861.JPG" style="height:534px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ERKEN TANI KONUSUNDA FARKINDALIK HEDEFLENİYOR</span></strong></p>

<p>Malatya Turgut Özal Üniversitesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı öğretim üyesi ve Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniğinde görev yapan Prof. Dr. Burhan Hakan Kanat, sempozyumun aile hekimleri, genel cerrahi uzmanları ve birinci basamak sağlık hizmeti sunan sağlık çalışanlarına yönelik düzenlendiğini belirtti. Kanat, organizasyona katkılarından dolayı Kanser ve Obezite Derneği Başkanı Prof. Dr. Aziz Sümer’e teşekkür etti.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202610191132-dsc02952.JPG" style="height:534px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">PROF. DR. AZİZ SÜMER’DEN MEME KANSERİ TARAMASI ÇAĞRISI</span></strong></p>

<p>Kanser ve Obezite Derneği Başkanı ve Acıbadem Bakırköy Hastanesi Genel Cerrahi Kliniğinde görev yapan Prof. Dr. Aziz Sümer, meme kanserinin kadınlarda en sık görülen kanser türleri arasında yer aldığını ifade etti.&nbsp;Dünya genelinde yaklaşık her 8 kadından 1’inin yaşamı boyunca meme kanserine yakalandığını belirten Sümer, Türkiye’de yılda yaklaşık 30 bin yeni meme kanseri vakasının tespit edildiğini kaydetti.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202610191132-dsc03315.JPG" style="height:534px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">40 YAŞINDAN İTİBAREN TARAMA ÖNERİSİ</span></strong></p>

<p>Meme kanserinde erken tanının tedavi başarısı açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Sümer, tarama programlarına katılımın, kendi kendine meme muayenesi konusunda bilinçlenmenin ve uzman hekim muayenelerinin önemine dikkat çekti.&nbsp;Sümer, özellikle 40 yaşından itibaren kadınların iki yılda bir mamografi çektirmek üzere Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezlerine (KETEM), aile sağlığı merkezlerine ve eğitim ve araştırma hastanelerine başvurmalarını önerdi.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 19 Oct 2026 12:51:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/turkiyede-yilda-yaklasik-30-bin-yeni-vaka-uzmanlardan-uyari-1792404076.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>​Malatya&#039;da Gastroentero-Hepatoloji Günleri Heyecanı Yaşandı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-gastroentero-hepatoloji-gunleri-heyecani-yasandi-119145</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-gastroentero-hepatoloji-gunleri-heyecani-yasandi-119145</guid>
                <description><![CDATA[​Malatya’da bu yıl ikincisi düzenlenen Gastroentero-Hepatoloji Günleri'nde, sindirim sistemi ve karaciğer hastalıklarının tanı ve tedavisindeki güncel gelişmeler ele alınarak genç hekimlerle önemli bilgi ve deneyim paylaşımı gerçekleştirildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’da bu yıl ikincisi düzenlenen Gastroentero-Hepatoloji Günleri, farklı branşlardan hekimleri bir araya getirdi. Mövenpick Hotel’de gerçekleştirilen ve yaklaşık 85 hekimin katıldığı bilimsel toplantıda, gastrointestinal sistem hastalıkları, karaciğer rahatsızlıkları ve inflamatuar bağırsak hastalıklarının tanı ve tedavisindeki güncel gelişmeler ele alındı. Organizasyonun temel amacının bilimsel gelişmeleri değerlendirmek ve deneyimleri genç hekimlere aktarmak olduğunu söyleyen İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yüksel Seçkin, "Bu toplantıda amacımız hem bölgemizde hem de Türkiye’de sık görülen gastrointestinal sistem hastalıklarını, karaciğer hastalıklarını ve inflamatuar bağırsak hastalıklarını güncel gelişmeler ışığında tartışmak. Aynı zamanda genç hekimlerimize bilgi birikimimizi ve deneyimlerimizi aktarmayı planlıyoruz." dedi. Cerrahi branşlar, çocuk gastroenterolojisi ve aile hekimliği alanlarından katılımcıların yer aldığı organizasyona Malatya'nın yanı sıra Ankara, Mersin ve Kırgızistan'dan da hekimler katıldı.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>​TÜRKİYE'NİN HERYERİNDEN VE YURT DIŞINDAN HASTALAR GELİYOR</strong></span></p>

<p>​İnönü Üniversitesi Gastroenteroloji Kliniğinin Türkiye genelinde tanınan ve ileri düzey girişimsel işlemlerin gerçekleştirildiği önemli bir merkez olduğunu ifade eden Prof. Dr. Yüksel Seçkin, özellikle karaciğer hastalıklarının tedavisinde yoğun bir hasta başvurusu aldıklarını belirtti. Karaciğer nakli alanındaki başarıya dikkat çeken Seçkin, "Biz gastroenteroloji olarak karaciğerin tüm hastalıklarıyla ilgileniyoruz. Nakil olması gereken hastalar öncelikle bizlere geliyor. Özellikle dekompanse siroz dediğimiz, genel durumları bozulmuş ve artık karaciğer nakli dışında tedavi seçeneği kalmamış hastaları değerlendiriyoruz. Bunun yanında akut karaciğer yetmezliği gelişen, hızlı ilerleyen ve bilinç kaybına kadar gidebilen hastalar da kliniğimize başvuruyor." ifadelerini kullandı. Hasta portföyünün genişlediğini vurgulayan Seçkin, "Artık Marmara, Akdeniz, Karadeniz bölgelerinden, Türkiye’nin hemen her yerinden ve hatta yurt dışından hastalar geliyor. Bu hastalarımızı yatırarak değerlendiriyoruz. Öncelikle medikal tedavileri uyguluyoruz. Tedavinin yeterli olmadığı durumlarda ise süreç karaciğer nakline kadar ilerleyebiliyor." diye konuştu.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>​DÖRT ALAN POLİKLİNİĞİ İLE İLERİ TEKNOLOJİK SAĞLIK HİZMETİ</strong></span></p>

<p>​Klinikte inflamatuar bağırsak hastalıkları, transplantasyon, hepatoloji ve gastroenteroloji olmak üzere dört ayrı poliklinikle hizmet verdiklerini aktaran Seçkin, ileri endoskopik tedavi yöntemlerinin uygulandığını belirtti. Bazı mide lezyonlarının cerrahiye gerek kalmadan çıkarılabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Yüksel Seçkin, "EMR dediğimiz yöntemle midede gelişen bazı kanseröz lezyonları ameliyat olmadan endoskopik işlemlerle çıkarabiliyoruz. Yutma güçlüğü yaşayan hastalara yönelik girişimsel işlemler de gerçekleştiriyoruz. Ayrıca ERCP ve diğer ileri endoskopik yöntemlerle pankreas ve safra yollarına ilişkin hastalıkların tanı ve tedavisini yapıyoruz." dedi. Teknik altyapı bakımından güçlü bir konumda olduklarını ekleyen Seçkin, "Donanım ve tıbbi cihazlar açısından oldukça güçlü bir kliniğimiz var. Kendimizi sürekli geliştirmek için çalışıyoruz. Amacımız hem Malatya’ya hem bölgemize hem de Türkiye’nin dört bir yanından gelen hastalarımıza en iyi sağlık hizmetini sunmak." açıklamasında bulundu.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 18 Oct 2026 14:48:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/malatyada-gastroentero-hepatoloji-gunleri-heyecani-yasandi-1792324281.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Binlerce Doktor Alımı İçin Düğmeye Basıldı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/binlerce-doktor-alimi-icin-dugmeye-basildi-119133</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/binlerce-doktor-alimi-icin-dugmeye-basildi-119133</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı bünyesinde 2027 yılında 31 bin 54 sözleşmeli sağlık personeli istihdam edilmesine ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararı Resmî Gazete'de yayımlandı. Büyük çoğunluğunu uzman doktor ve tabiplerin oluşturacağı kadroların illere göre dağılımı henüz açıklanmazken, kararın deprem bölgesi Malatya için de büyük önem taşıdığı değerlendiriliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi ve personel temininde güçlük yaşanan bölgelerdeki ihtiyaçların karşılanması amacıyla 2027 yılında uygulanacak sözleşmeli sağlık personeli istihdamına ilişkin karar Resmî Gazete'de yayımlandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla yayımlanan kararla, Sağlık Bakanlığı bünyesinde 31 bin 54 sözleşmeli sağlık personelinin istihdam edileceği hizmet birimleri belirlendi. 17 Ekim 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 2026/339 sayılı karar, eleman temininde güçlük çekilen yerlerde ve hizmet dallarında sağlık hizmetlerinin daha etkin ve verimli yürütülmesini amaçlıyor.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>​EN FAZLA KONTENJAN UZMAN DOKTORLARA</strong></span></p>

<p>​Karara göre istihdam edilecek personelin büyük bölümünü doktorlar oluşturacak. Toplam 31 bin 54 kişilik personel dağılımında 25 bin 955 uzman tabip ve 5 bin 61 tabip yer alacak. Diğer kadrolar ise 25 sağlık memuru, 9 ebe, 2 hemşire, 1 diyetisyen ve 1 sağlık teknikeri olarak belirlendi.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>​31 BİN 40 PERSONEL YATAKLI TEDAVİ KURUMLARINDA</strong></span></p>

<p>​Personelin görev yapacağı hizmet birimleri de kararda ayrıntılı olarak açıklandı. Buna göre 31 bin 40 personel yataklı tedavi kurumlarında, 7 personel ilçe sağlık müdürlükleri ve toplum sağlığı merkezlerinde, 6 personel sağlık evlerinde, 1 personel ise acil sağlık hizmetlerinde istihdam edilecek. Yeni düzenlemenin özellikle sağlık personeli temininde güçlük yaşanan bölgelerde hizmet kapasitesinin desteklenmesine katkı sağlaması hedefleniyor.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>​MALATYA'YA KAÇ PERSONEL AYRILACAK?</strong></span></p>

<p>​Türkiye genelinde uygulanacak karar, 6 Şubat depremlerinin ardından sağlık altyapısının güçlendirilmesine yönelik çalışmaların sürdüğü Malatya açısından da önem taşıyor. Malatya'daki kamu hastaneleri, ilçe sağlık kuruluşları ve diğer sağlık birimlerindeki personel ihtiyaçlarının karşılanması açısından yeni istihdam düzenlemesinin nasıl uygulanacağı merak ediliyor. Ancak yayımlanan kararda Malatya'ya özel personel kontenjanı açıklanmadı. Bu nedenle kentte kaç doktor ve diğer sağlık personelinin istihdam edileceği henüz belli değil.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>​BAŞVURU TARİHLERİ AÇIKLANMADI</strong></span></p>

<p>​2027 yılında uygulanacak düzenleme kapsamında sözleşmeli personel istihdam edilecek hizmet birimleri ve personel sayıları belirlenirken, başvuru takvimi ve başvuru şartlarına ilişkin ayrı bir duyuru yapılmadı. Personel alımına ilişkin sonraki aşamalarda Sağlık Bakanlığı tarafından yapılacak açıklamaların takip edilmesi gerekiyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 18 Oct 2026 10:16:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/binlerce-doktor-alimi-icin-dugmeye-basildi-1792308034.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Şanlıurfa&#039;da Yaşanan Evlat Acısı Başka Bedenlerde Umuda Dönüştü</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/sanliurfada-yasanan-evlat-acisi-baska-bedenlerde-umuda-donustu-119128</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/sanliurfada-yasanan-evlat-acisi-baska-bedenlerde-umuda-donustu-119128</guid>
                <description><![CDATA[Şanlıurfa’da elektrik çarpması sonucu beyin ölümü gerçekleşen 2 yaşındaki Emine bebeğin acılı ailesi, aldıkları organ bağışı kararıyla nakil bekleyen üç hastaya umut oldu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Şanlıurfa’da elektrik çarpması sonucu ağır yaralanarak hastaneye kaldırılan 2 yaşındaki Emine bebeğin, doktorların tüm müdahalelerine rağmen beyin ölümü gerçekleşti. Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi gören minik bebeklerini kaybetmenin derin acısını yaşayan aile, başka hayatların kurtarılmasına vesile olmak amacıyla organ bağışında bulunma kararı aldı.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>​ORGANLAR ÜÇ HASTAYA UMUT OLMAK ÜZERE YOLA ÇIKARILDI</strong></span></p>

<p>​Ailenin onay vermesinin ardından hastanenin Organ ve Doku Nakli Koordinatörlüğü tarafından süreç hızlıca başlatıldı. Sağlık ekiplerinin koordinasyonunda gerçekleştirilen operasyonla bebeğin karaciğeri ve bir böbreği Malatya’ya, diğer böbreği ise Diyarbakır’a gönderildi. Malatya’ya ulaştırılan organlar kentte nakil bekleyen iki hasta için yeni bir yaşam şansı sunarken, Diyarbakır’a ulaştırılan böbrek de bir başka hastaya umut oldu.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>​İL SAĞLIK MÜDÜRÜ BERK’TEN ACILI AİLEYE TEŞEKKÜR</strong></span></p>

<p>​Şanlıurfa İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Erhan Berk, büyük acılarına rağmen örnek bir duruş sergileyen aileye başsağlığı dileyerek şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>​"Evlatlarını kaybetmenin derin acısını yaşayan ailemizin, bu zor süreçte başka hastalarımıza umut olmayı tercih etmesi son derece anlamlı ve kıymetlidir. E. bebeğimizin bağışlanan organları, nakil bekleyen hastalarımıza yeni bir yaşam şansı sunacaktır. Bu duyarlı ve örnek davranışlarından dolayı acılı ailemize teşekkür ediyor, bebeğimize Allah’tan rahmet, ailesine sabır ve başsağlığı diliyorum."</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>​ORGAN BAĞIŞININ HAYATİ ÖNEMİ BİR KEZ DAHA VURGULANDI</strong></span></p>

<p>​Organ bağışı sürecinde görev alan hastane yönetimine, hekimlere, sağlık çalışanlarına ve Organ ve Doku Nakli Koordinatörlüğü personeline teşekkür eden Berk, organ bağışının hayat kurtaran rolüne dikkat çekti. Şanlıurfa’da yaşanan acı olayın ardından alınan bu kararla birlikte, organ nakli bekleyen hastalar açısından toplumsal dayanışmanın önemi bir kez daha gözler önüne serildi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 18 Oct 2026 07:28:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/sanliurfada-yasanan-evlat-acisi-baska-bedenlerde-umuda-donustu-1792297892.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kırılan Diş Parçasını Atmayın Uyarısında Bulunan Diş Hekimi Nurgül Demir Doğru Adımları Anlattı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/kirilan-dis-parcasini-atmayin-uyarisinda-bulunan-dis-hekimi-nurgul-demir-dogru-adimlari-anlatti-119090</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/kirilan-dis-parcasini-atmayin-uyarisinda-bulunan-dis-hekimi-nurgul-demir-dogru-adimlari-anlatti-119090</guid>
                <description><![CDATA[Okulların açılmasıyla birlikte çocuklarda düşme ve çarpma sonucu yaşanabilecek diş yaralanmalarına karşı uyarılarda bulunan Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Dt. Nurgül Demir, kırılan veya yerinden çıkan dişlerde hızlı ve doğru müdahalenin dişin kurtarılmasında belirleyici olduğunu vurguladı. Demir, süt dişi ile kalıcı diş ayrımına dikkat çekerek yapılması gerekenleri sıraladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Okul döneminin başlamasıyla birlikte çocukların oyun alanlarında ve kalabalık ortamlarda geçirdiği zaman artarken, düşme ve çarpışmaya bağlı diş yaralanmaları da önemli bir risk oluşturuyor. Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Dt. Nurgül Demir, diş kırıkları, dişlerin yerinden oynaması ve tamamen yerinden çıkması gibi durumlarda ailelerin doğru müdahale konusunda bilinçli olması gerektiğini belirtti. Diş travmalarında ilk dakikaların büyük önem taşıdığını ifade eden Demir, yanlış müdahalelerin kalıcı hasarlara yol açabileceğine dikkat çekti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DİŞ TRAVMALARINDA ZAMAN KAYBETMEYİN</span></strong></p>

<p>Çocukların okulda ve oyun sırasında yaşayabilecekleri kazaların ciddi diş yaralanmalarına neden olabileceğini belirten Demir, "Çocukların düşme ve çarpışma sırasında yaşayabileceği kazalar; dişlerde kırılmaya, dişin yerinden oynamasına veya tamamen yerinden çıkmasına, ayrıca diş etleri ve ağız çevresindeki yumuşak dokularda yaralanmalara neden olabiliyor. Özellikle kalıcı dişlerin tamamen yerinden çıktığı durumlarda, doğru ilk yardım ve zaman kaybetmeden diş hekimine başvurulması büyük önem taşıyor" dedi.</p>

<p>Ailelerin acil durumlarda doğru bilgiye ulaşmasının önemine değinen Demir, Uluslararası Dental Travmatoloji Derneği (IADT) tarafından desteklenen ToothSOS uygulamasının ebeveynlere yol gösterebileceğini söyledi. Demir, uygulamanın farklı diş yaralanmalarını tanımaya ve profesyonel yardım alınana kadar yapılması gerekenleri öğrenmeye yardımcı olduğunu ancak diş hekimi muayenesinin yerine geçmediğini vurguladı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SÜT DİŞİ İLE KALICI DİŞ AYRIMINA DİKKAT</span></strong></p>

<p>Diş yaralanmalarında uygulanacak ilk yardımın dişin türüne göre değiştiğini belirten Demir, özellikle tamamen yerinden çıkan dişlerde dikkatli olunması gerektiğini ifade etti. Yerinden çıkan süt dişinin yeniden yerine yerleştirilmemesi gerektiğini vurgulayan Demir, bu tür bir müdahalenin alttan gelişmekte olan kalıcı dişe zarar verebileceğini söyledi. Kalıcı dişin tamamen yerinden çıkması durumunda ise zaman kaybedilmeden diş hekimine başvurulması gerektiğini belirtilen Demir, dişin köküne dokunulmamasının ve uygun koşullarda korunmasının tedavi başarısını etkileyebileceğini kaydetti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KIRILAN DİŞ PARÇASINI ATMAYIN</span></strong></p>

<p>Diş kırıklarında kopan parçanın korunmasının tedavi açısından önemli olduğunu belirten Demir, bazı durumlarda kırılan parçanın yeniden dişe yapıştırılabildiğini söyledi. Demir, "Darbe sonucunda dişin bir bölümü kırıldığında, kopan parçanın bulunması ve uygun koşullarda muhafaza edilmesi, bazı vakalarda bu parçanın yeniden dişe yapıştırılmasına olanak tanıyabilir. Bulunan diş parçası süt veya serum fizyolojik içerisinde muhafaza edilerek en kısa sürede diş hekimine ulaştırılmalıdır" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Dişin tamamen yerinden çıkmasının ise farklı bir müdahale gerektirdiğini hatırlatan Demir, ağız içi kanama, şiddetli ağrı, çene hareketlerinde güçlük veya baş travması şüphesinde gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirtti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ŞEKERLİ ATIŞTIRMALIKLAR ÇÜRÜK RİSKİNİ ARTIRIYOR</span></strong></p>

<p>Okul döneminde çocukların beslenme alışkanlıklarına da dikkat edilmesi gerektiğini belirten Demir, şekerli yiyecek ve içeceklerin sık tüketilmesinin diş çürüklerine zemin hazırladığını ifade etti. Şeker tüketiminin dişlerin gün içerisinde tekrarlayan asit saldırılarına maruz kalmasına neden olduğunu kaydeden Demir, ebeveynlere çocukların beslenme çantalarında daha sağlıklı alternatiflere yer vermeleri çağrısında bulundu.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">GÜNDE İKİ KEZ DİŞ FIRÇALAMA ÖNERİSİ</span></strong></p>

<p>Çocuklarda ağız ve diş sağlığının korunması için düzenli bakım alışkanlığının erken yaşta kazandırılması gerektiğini belirten Demir, günde iki kez florürlü diş macunuyla diş fırçalamanın önemine dikkat çekti. Diş yaralanmalarının hafif görünse bile ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Demir, olası travmalarda erken müdahalenin ve diş hekimi kontrolünün kalıcı hasarların önlenmesine yardımcı olabileceğini belirtti.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 15 Oct 2026 14:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/kirilan-dis-parcasini-atmayin-uyarisinda-bulunan-dis-hekimi-nurgul-demir-dogru-adimlari-anlatti-1792063684.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanından Prostat Büyümesine Karşı Uyarı Geldi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/uzmanindan-prostat-buyumesine-karsi-uyari-geldi-119076</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/uzmanindan-prostat-buyumesine-karsi-uyari-geldi-119076</guid>
                <description><![CDATA[Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Bahadır Topuz, 50 yaşından sonra görülme sıklığı artan iyi huylu prostat büyümesinin mesane ve böbrek sağlığını tehdit edebileceğini belirterek dikkat edilmesi gereken 5 önemli belirtiyi açıkladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Erkeklerde ilerleyen yaşla birlikte sık karşılaşılan sağlık sorunlarından biri olan iyi huylu prostat büyümesi, erken dönemde fark edilmediğinde ciddi sağlık problemlerine neden olabiliyor. Türkiye’yi de kapsayan geniş ölçekli bir araştırmaya göre 50 yaş üzerindeki her 100 erkekten 14’ü prostat büyümesi sorunu yaşarken, uluslararası veriler bu yaş grubundaki erkeklerin yaklaşık yarısında prostat büyümesi görülebildiğini ortaya koyuyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Bahadır Topuz, toplumun yaşlanması ve yaşam süresinin uzamasının yanı sıra bazı yaşam alışkanlıklarının da hastalıkla ilişkili olabileceğini belirtti.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>YANLIŞ YAŞAM ALIŞKANLIKLARI ŞİKAYETLERİ ARTIRIYOR</strong></span></p>

<p>Obezite, hareketsiz yaşam, metabolik sendrom ve diyabetin iyi huylu prostat büyümesi ve buna bağlı idrar yolu şikayetleriyle ilişkili olabildiğini ifade eden Topuz, özellikle aşırı kafein ve alkol tüketiminin, akşam saatlerinde fazla sıvı alınmasının ve hareketsizliğin belirtileri artırabileceğini söyledi. Bu alışkanlıkların tek başına hastalığa neden olmadığını vurgulayan Topuz, sık idrara çıkma, ani sıkışma ve gece tuvalete kalkma gibi yakınmaların dikkate alınması gerektiğini kaydetti.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>PROSTAT BÜYÜMESİNİN 5 ÖNEMLİ BELİRTİSİ</strong></span></p>

<p>Doç. Dr. Bahadır Topuz, iyi huylu prostat büyümesinde dikkat edilmesi gereken 5 önemli belirtiyi şu şekilde sıraladı:</p>

<p>İdrar Akımında Zayıflama: İdrarın eskisine göre daha yavaş, ince veya düşük basınçla gelmesi, prostat büyümesinin en yaygın belirtileri arasında bulunuyor. İdrar yapma süresinin uzaması ve akımın damlama şeklinde sonlanması da önemli uyarı işaretleri arasında yer alıyor.</p>

<p>İdrara Başlamada Güçlük: Tuvalete gidildiğinde idrarın hemen başlayamaması, ıkınma ihtiyacı ve idrarın kesik kesik gelmesi, idrar kanalında tıkanıklık olabileceğine işaret ediyor. Hastalığın ilerlediği durumlarda mesane kaslarının yorulması idrar yapmayı daha da zorlaştırabiliyor.</p>

<p>Sık İdrara Çıkma ve Ani Sıkışma: Gün içerisinde normalden daha sık tuvalete gitme, idrarı erteleyememe ve ani sıkışma hissi, prostat büyümesine bağlı gelişebiliyor. Bazı hastalarda bu duruma idrar kaçırma da eşlik edebiliyor.</p>

<p>Geceleri Sık Sık Tuvalete Kalkma: Gece boyunca birden fazla kez idrara çıkmak, uyku kalitesini düşürerek gündüz yorgunluğuna ve dikkat kaybına neden olabiliyor. İleri yaştaki bireylerde gece tuvalete giderken düşme ve yaralanma riski de artabiliyor.</p>

<p>Mesanenin Tam Boşalmadığı Hissi: İdrar yaptıktan kısa süre sonra yeniden tuvalete gitme ihtiyacı duyulması, mesanede artık idrar kaldığının belirtisi olabiliyor. Bu durum enfeksiyon, mesane taşı ve ani idrar yapamama riskini artırabiliyor.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>BÖBREK SAĞLIĞINI DA TEHDİT EDEBİLİYOR</strong></span></p>

<p>Prostat büyümesinin yalnızca günlük yaşamı etkileyen bir rahatsızlık olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek uzun süre devam eden ciddi idrar yolu tıkanıklığının mesane fonksiyonlarını bozabileceğini, ileri vakalarda ise böbrekleri olumsuz etkileyebileceğini ifade eden Topuz, gece sık idrara çıkmanın her zaman prostat büyümesinden kaynaklanmadığını vurguladı. Diyabet, uyku apnesi, kalp hastalıkları ve kullanılan bazı ilaçların da benzer şikayetlere yol açabileceği hatırlatıldı.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>TEDAVİDE YENİ NESİL YÖNTEMLER ÖNE ÇIKIYOR</strong></span></p>

<p>Tıp teknolojisindeki gelişmelerle birlikte iyi huylu prostat büyümesinin tedavisinde yeni yöntemler uygulanıyor. Bunlar arasında lazer teknolojisiyle gerçekleştirilen HoLEP ve su buharı enerjisinden yararlanılan Rezum yöntemleri bulunuyor. Her iki işlemin de idrar kanalından girilerek vücutta kesi oluşturulmadan gerçekleştirildiğini belirten Topuz, yöntemlerin çalışma prensipleri, etki süreleri ve uygun oldukları hasta grupları bakımından farklılık gösterdiğini ifade etti. Yeni nesil tedavilerin uygun hastalarda daha az kanama ve daha erken taburculuk gibi avantajlar sağlayabildiğini kaydeden Topuz, tedavi seçiminin prostatın büyüklüğü, hastanın genel sağlık durumu ve beklentileri doğrultusunda yapılması gerektiğini vurguladı.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>BELİRTİLERİ YAŞLANMAYA BAĞLAYIP İHMAL ETMEYİN</strong></span></p>

<p>İdrar alışkanlıklarında meydana gelen değişikliklerin mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Bahadır Topuz, erken tanı ve uygun tedavinin olası komplikasyonların önlenmesinde önemli rol oynadığını ifade etti. Topuz, en doğru tedavi yönteminin ayrıntılı ürolojik muayene ve gerekli tetkiklerin ardından hasta ile hekim tarafından ortaklaşa belirlenmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 14 Oct 2026 19:44:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/uzmanindan-prostat-buyumesine-karsi-uyari-geldi-1791996429.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Turgut Özal Tıp Merkezi&#039;nde Üç Yeni Proje Başlıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/turgut-ozal-tip-merkezinde-uc-yeni-proje-basliyor-119075</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/turgut-ozal-tip-merkezinde-uc-yeni-proje-basliyor-119075</guid>
                <description><![CDATA[Turgut Özal Tıp Merkezi Başhekimi Prof. Dr. Erol Karaaslan, hasta memnuniyetini artırmak ve sağlık hizmetlerini hızlandırmak amacıyla dijital hastane, sağlıkta akreditasyon ve robotik cerrahi alanlarında üç büyük projeyi hayata geçireceklerini duyurdu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Turgut Özal Tıp Merkezi Başhekimi Prof. Dr. Erol Karaaslan, yeni dönemde hasta memnuniyetini artırmak, sağlık hizmetlerini hızlandırmak ve hastanenin teknolojik altyapısını güçlendirmek amacıyla üç önemli projeyi hayata geçirmeyi hedeflediklerini açıkladı. İkinci görev döneminde hayata geçirmeyi planladıkları projelere ilişkin açıklamalarda bulunan Karaaslan, dijital hastane uygulamaları, sağlıkta akreditasyon ve robotik cerrahi alanlarında yürütülen çalışmalarla hastanenin hizmet kalitesini daha ileriye taşımayı amaçladıklarını söyledi. Özellikle hastaların hastanede geçirdiği süreyi azaltmayı ve sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırmayı hedeflediklerini belirten Karaaslan, yeni dönemde dijital dönüşüm çalışmalarına ağırlık vereceklerini ifade etti.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>BEN GELDİM UYGULAMASIYLA SIRA BEKLEME AZALACAK</strong></span></p>

<p>Hastaların randevularını WhatsApp, telefon ve internet üzerinden alabildiklerini ancak hastaneye geldiklerinde poliklinik sekreterliğine uğrayarak sıra numarası almak zorunda kaldıklarını belirten Karaaslan, bu süreci kolaylaştırmak amacıyla yeni bir uygulama geliştirdiklerini söyledi. Uygulamanın detaylarını paylaşan Karaaslan, “Hastamız, indirdiği mobil uygulamayla ‘Ben Geldim’ butonuna bastığı anda ilgili branşta kaçıncı sırada olduğunu telefon ekranında görebilecek. Böylece sekreterliğe uğramadan doğrudan doktorumuzun yanına ulaşabilecek” dedi. Yeni uygulamanın yalın hastane modelinin önemli bir parçası olacağını belirten Karaaslan, hastaların zaman kaybetmesine neden olan gereksiz işlem basamaklarını ortadan kaldırmayı hedeflediklerini kaydetti. Sağlık hizmetlerinde hız ve verimliliği artıracak benzer dijital uygulamaların da önümüzdeki süreçte devreye alınmasının planlandığı ifade edildi.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>SAĞLIKTA AKREDİTASYON HEDEFİ</strong></span></p>

<p>Turgut Özal Tıp Merkezi’nin öncelikli hedefleri arasında sağlıkta akreditasyonun da bulunduğunu açıklayan Karaaslan, ekim ayında başvuru yapılmasının planlandığını bildirdi. Akreditasyonun hasta güvenliği, çalışan sağlığı ve sağlık hizmetlerinin kalitesi açısından önemli olduğunu vurgulayan Karaaslan, “Yalın hastanenin en önemli özelliklerinden biri akredite olmaktır. Gereksiz basamakları ortadan kaldıracak, gerekli basamaklarla hastalarımıza hizmet vereceğiz. Amacımız çalışanlarımızın iş sağlığını korumak, hasta haklarını maksimum düzeye çıkarmak ve hocalarımızın gereksiz işlerle uğraşmak yerine daha önemli işlere odaklanmasını sağlamaktır” ifadelerini kullandı. Akreditasyon sürecinin kapsamlı ve zorlu aşamalardan oluştuğunu belirten Karaaslan, ekip olarak bu hedefe ulaşacaklarına inandığını söyledi.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>ROBOTİK CERRAHİ İÇİN ÇALIŞMALAR SÜRÜYOR</strong></span></p>

<p>Hastanenin teknolojik altyapısını güçlendirmeye yönelik çalışmaların devam ettiğini belirterek robotik cerrahi sisteminin de Turgut Özal Tıp Merkezi’ne kazandırılmasının hedeflendiğini açıklayan Karaaslan, “Bizim gibi nitelikli hizmet veren bir hastanenin robotik cerrahiye de sahip olması gerekiyor. İnşallah en kısa zamanda robotik cerrahiyle hastanemizi tanıştıracak ve Malatya halkımızı bu konfora ulaştıracağız” dedi. Robotik cerrahinin hassas operasyonlarda önemli avantajlar sağladığını ifade eden Karaaslan, bu teknolojinin damar ve sinir yapılarının korunmasına katkı sunduğunu, ameliyat sonrası gelişebilecek komplikasyon risklerinin azaltılmasına yardımcı olabildiğini söyledi.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 14 Oct 2026 19:16:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/turgut-ozal-tip-merkezinde-uc-yeni-proje-basliyor-1791994794.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tokat’ta Eğitime Bir Gün Ara Verildi, Malatya’da Benzer Bir Karar Alınır Mı?</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/tokatta-egitime-bir-gun-ara-verildi-malatyada-benzer-bir-karar-alinir-mi-119007</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/tokatta-egitime-bir-gun-ara-verildi-malatyada-benzer-bir-karar-alinir-mi-119007</guid>
                <description><![CDATA[Tokat’ta bulantı, kusma, karın ağrısı ve ishal şikâyetleriyle sağlık kuruluşlarına yapılan başvuruların artması üzerine kent merkezindeki eğitim kurumlarında bir günlüğüne eğitime ara verildi. Gelişme, Malatya’da da benzer şikâyetler ve alınması gereken önlemler konusunda soru işaretlerini gündeme getiriyor. Peki, mide ve bağırsak şikâyetleri hangi durumlarda tehlikeli olabilir, vatandaşlar nelere dikkat etmeli?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Tokat’ta bulantı, kusma, karın ağrısı ve ishal şikâyetleriyle hastanelere yapılan başvuruların artması üzerine eğitim kurumlarında bir gün süreyle eğitime ara verildi. Kentte alınan karar, mide ve bağırsak şikâyetleriyle ilgili gelişmeleri yeniden gündeme taşırken Malatya’da da vatandaşlar olası riskleri ve alınması gereken önlemleri merak ediyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">TOKAT’TA SAĞLIK BAŞVURULARI ARTTI, OKULLARDA EĞİTİME ARA VERİLDİ</span></strong></p>

<p>Tokat’ta 9 Ekim 2026 Cuma günü akşam saatlerinden itibaren bulantı, kusma, karın ağrısı ve ishal şikâyetleri yaşayan vatandaşlar sağlık kuruluşlarına başvurmaya başladı. Başvuruların artması üzerine kent merkezindeki eğitim kurumlarında detaylı dezenfeksiyon çalışması yapılmasına karar verildi.</p>

<p>Tokat Valiliği tarafından yapılan açıklamada, 12 Ekim 2026 Pazartesi günü il merkezindeki tüm resmî ve özel, örgün ve yaygın eğitim kurumları ile rehabilitasyon merkezlerinde eğitim öğretime bir gün süreyle ara verildiği bildirildi. Kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan engelli ve hamile personelin de aynı gün idari izinli sayılacağı açıklandı.</p>

<p>Anadolu Ajansının aktardığı bilgilere göre, 11 Ekim sabahı saat 08.00 itibarıyla Tokat’ta söz konusu şikâyetlerle sağlık kuruluşlarına başvuranların sayısı 2 bin 914’e ulaştı. Hastanede yatarak tedavi gören 18 çocuktan 6’sının taburcu edildiği, tedavisi süren çocukların genel sağlık durumlarının iyi olduğu bildirildi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MALATYA’DA DA AYNI TABLO YAŞANABİLİR Mİ?</span></strong></p>

<p>Tokat’ta yaşanan gelişmelerin ardından Malatya’da da benzer şikâyetlerin görülme ihtimali vatandaşların aklına geliyor.&nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SOĞUK HAVALAR HASTALIKLARA KARŞI DİKKATİ ARTIRIYOR</span></strong></p>

<p>Havaların soğumasıyla birlikte kapalı alanlarda daha fazla zaman geçirilmesi ve bazı enfeksiyonların yayılım koşullarının değişmesi, hijyen önlemlerini daha da önemli hâle getiriyor.&nbsp;</p>

<p>Özellikle el hijyeni, güvenli içme suyu kullanımı, gıdaların uygun koşullarda saklanması ve yeterince pişirilmesi, mide ve bağırsak rahatsızlıklarına yol açabilecek bazı etkenlere karşı korunmada önem taşıyor.</p>

<p>Vatandaşların doğrulanmamış sosyal medya paylaşımları yerine valilik, belediye ve sağlık kuruluşlarının resmî duyurularını takip etmesi gerekiyor. İçme suyu veya belirli gıdalarla ilgili bir risk tespit edilmesi durumunda ise yetkili kurumların açıklamalarına ve uyarılarına uyulmalı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BULANTI, KUSMA VE İSHAL DURUMUNDA NE YAPILMALI?</span></strong></p>

<p>Uzmanların genel sağlık önerileri doğrultusunda, ishal ve kusma yaşayan kişilerin sıvı kaybına karşı dikkatli olması gerekiyor. Tolere edilebildiği ölçüde az miktarlarda ve sık aralıklarla sıvı alınması, kaybedilen sıvının yerine konulmasına yardımcı olabilir.</p>

<p>Şiddetli karın ağrısı, kanlı dışkı, bilinç değişikliği, belirgin susuzluk belirtileri veya sıvı alamama gibi durumlarda gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalı. Özellikle çocuklarda, yaşlılarda ve kronik hastalığı bulunan kişilerde sıvı kaybı daha ciddi sonuçlara yol açabileceğinden belirtiler yakından takip edilmeli.</p>

<p>El temizliğine dikkat edilmesi, tuvalet sonrasında ve yemek hazırlamadan önce ellerin sabun ve suyla yıkanması, gıdaların temiz koşullarda hazırlanması ve ortak kullanılan yüzeylerin uygun ürünlerle temizlenmesi de önem taşıyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 11:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/tokatta-egitime-bir-gun-ara-verildi-malatyada-benzer-bir-karar-alinir-mi-1791792864.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sigara Alırken Kimlik Gösterme Dönemi Başlıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/sigara-alirken-kimlik-gosterme-donemi-basliyor-118999</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/sigara-alirken-kimlik-gosterme-donemi-basliyor-118999</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, tütün ürünleriyle mücadele kapsamında devrim niteliğinde yeni kısıtlamaların yolda olduğunu açıkladı. Ekim ayında TBMM'ye sunulması beklenen kanun teklifiyle birlikte sigara satışlarında T.C. kimlik numarası ile yaş doğrulama sistemine geçilecek, sigaranın görünürlüğü azaltılacak, kafe ve restoranlardaki içme alanları yeniden düzenlenecek.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, TRT Haber canlı yayınında tütün ve tütün ürünleriyle mücadele kapsamında hazırlanan yeni kanun teklifine ilişkin açıklamalarda bulundu. Türkiye'de geçmişte sigarayla mücadelede önemli başarılar elde edildiğini hatırlatan Bakan Memişoğlu, ancak son dönemde kullanım oranlarında yeniden bir artış gözlendiğini belirtti. Sigaranın Türkiye'deki ölümlerin yaklaşık yüzde 60'ıyla ilişkili hastalıkların temel nedenlerinden biri olduğuna dikkat çeken Memişoğlu, vatandaşların bilinçlendirilmesi ve sigaranın bırakılmasına yönelik çalışmaların son iki yılda yoğunlaştırıldığını vurguladı.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>SİGARA SATIN ALIRKEN T.C. KİMLİK BİLGİSİ DOĞRULANACAK</strong></span></p>

<p>Hazırlanan yeni kanun teklifinin temel hedeflerinden birinin sigaranın görünürlüğünü azaltmak ve 18 yaşından küçüklerin erişimini tamamen engellemek olduğunu açıklayan Bakan Memişoğlu, satış noktalarında yaş doğrulama sisteminin devreye gireceğini bildirdi. Yeni uygulamayla birlikte sigara satın almak isteyen kişilerin yaşları T.C. kimlik bilgileri üzerinden doğrulanacak. 18 yaşından küçüklere sigara satışının zaten yasak olduğunu hatırlatan Memişoğlu, satış esnasında kimlik veya kimlik doğrulamaya yarayan belgenin ibraz edilmesiyle denetimlerin çok daha etkin hale getirileceğini söyledi.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>SİGARAYI BIRAKMAK İSTEYENLERE ÜCRETSİZ İLAÇ VE POLİKLİNİK DESTEĞİ</strong></span></p>

<p>Tütünle mücadele çerçevesinde sigarayı bırakmak isteyen vatandaşlara sunulan imkanlardan da bahseden Memişoğlu, Sağlık Bakanlığının sigara bırakmaya yardımcı ilaçları ücretsiz olarak sağladığını dile getirdi. Ülke genelinde 1700'ün üzerinde sigara bırakma polikliniğinin hizmet verdiğini belirten Bakan Memişoğlu, mobil poliklinikler ve ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı üzerinden vatandaşlara kesintisiz danışmanlık ve tedavi desteği sunulduğunu aktardı.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>KAFE VE RESTORANLARDAKİ SİGARA ALANLARINA YENİ DÜZENLEME</strong></span></p>

<p>Yeni kanun teklifi kapsamında kapalı ve açık alanlardaki tütün kullanım kuralları da baştan aşağı yeniden ele alınıyor. Türkiye'de 19 Ocak 2008'de yayımlanan 5727 sayılı Kanun ile kapalı alanlarda tütün kullanımının kısıtlandığını ve Temmuz 2009'da tam olarak yürürlüğe girdiğini anımsatan Memişoğlu, mevcut uygulamada sigara içilen ve içilmeyen bölümler arasında sorunlar yaşandığına işaret etti. Özellikle kafe ve restoranlarda sigara içmeyen vatandaşların daha fazla mağdur olduğunu ifade eden Memişoğlu, yeni düzenlemeyle alanların net çizgilerle ayrılacağını, sigara içmeyenlerin korunacağını ve park-bahçe gibi açık alanlarda da bazı kısıtlamaların gündeme geleceğini açıkladı. Yeni teklifin ekim ayında TBMM'ye sunulması planlanıyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 11 Oct 2026 16:21:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/sigara-alirken-kimlik-gosterme-donemi-basliyor-1791724998.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlık Bakanlığı Kadro İçin Düğmeye Bastı! Yeni Personel Alımının Detayları Belli Oldu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/saglik-bakanligi-kadro-icin-dugmeye-basti-yeni-personel-aliminin-detaylari-belli-oldu-118998</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/saglik-bakanligi-kadro-icin-dugmeye-basti-yeni-personel-aliminin-detaylari-belli-oldu-118998</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, sağlık personeli atamalarına ilişkin merakla beklenen açıklamayı İzmir’de yaptı. 2026 KPSS sonuçlarının ilan edilmesinin ardından atama çalışmalarının aralıksız sürdüğünü belirten Memişoğlu, yeni personel alımına ilişkin duyurunun birkaç hafta içerisinde yapılacağını ve yeni açılan hastanelerle birlikte sağlık ordusunun daha da güçleneceğini söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, sağlık sektöründeki personel ihtiyacı ve yeni atama süreçlerine ilişkin İzmir'de önemli değerlendirmelerde bulundu. Kamu ve özel sektörde görev yapan tüm sağlık çalışanlarının büyük bir özveri ve fedakârlıkla hizmet verdiğini vurgulayan Bakan Memişoğlu, ülkenin dört bir yanında yeni hastanelerin hizmete açılmasıyla birlikte personel ihtiyacının da doğal olarak arttığını ifade etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">"BİRKAÇ HAFTA İÇİNDE ALIMLARI DUYURACAĞIZ"</span></strong></p>

<p>Sağlık personeli atamalarına ilişkin yürütülen çalışmaların ilgili kurumlarla tam bir koordinasyon içerisinde sürdürüldüğünü belirten Bakan Memişoğlu, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığıyla görüşmelerin devam ettiğini dile getirdi. 2026 KPSS sonuçlarının açıklanmasının ardından atama müjdesi bekleyen sağlık bölümü mezunlarına seslenen Memişoğlu, “Çok yakın zamanda ilan edeceğiz, hiç merak etmesinler. 2026 KPSS’si de yapıldı, sonuçları da ilan edildi. Birkaç hafta içinde inşallah alım konusunda insanlarımıza duyuru yapacağız” dedi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">"YENİ HASTANELER AÇIYORUZ, PERSONEL İHTİYACIMIZ VAR"</span></strong></p>

<p>Yeni personel alımının daha önce planlanan bir süreç olduğuna dikkat çeken Memişoğlu, yapılacak duyurunun bir müjde olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Bakan Memişoğlu, “Bunu bir müjde olarak kabul etmiyoruz. Çünkü biz zaten alacağız dedik. O konuda mezun olan arkadaşlarımız merak etmesinler. Zaten yeni hastaneler açıyoruz, personel ihtiyacımız da oluyor. Onları inşallah çok yakın zamanda kendi ordumuza dahil edeceğiz” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SAĞLIK ÇALIŞANLARINA TEŞEKKÜR ETTİ</span></strong></p>

<p>Türkiye’nin son derece geniş ve güçlü bir sağlık çalışanı kadrosuna sahip olduğunu belirten Memişoğlu, kamuda yaklaşık 950 bin, özel sektör ve diğer alanlarda ise yaklaşık 600 bin kişinin sağlık hizmetlerinde aktif görev aldığını bildirdi. Sağlık çalışanlarının gösterdiği fedakârlığı öven Memişoğlu, hayatını insan sağlığına adayan tüm personele teşekkürlerini sundu.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">GÖZLER RESMİ PERSONEL ALIMI İLANINA ÇEVRİLDİ</span></strong></p>

<p>Bakan Memişoğlu’nun İzmir'de yaptığı bu kritik açıklamanın ardından, sağlık alanında eğitimini tamamlayıp atama bekleyen binlerce adayın dikkati yapılacak resmi duyuruya kilitlendi. Yeni alım kapsamında istihdam edilecek toplam personel sayısı, branşlara göre kontenjan dağılımı ve başvuru takvimine ilişkin detaylar henüz netleşmedi. Söz konusu ayrıntıların Sağlık Bakanlığı tarafından önümüzdeki haftalarda yapılması planlanan resmi duyuruyla netlik kazanması bekleniyor.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 11 Oct 2026 16:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/saglik-bakanligi-kadro-icin-dugmeye-basti-yeni-personel-aliminin-detaylari-belli-oldu-1791724039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yanlış Aile Desteği Şizofreni ve Bipolar Tedavisinde İyileşmeyi Zorlaştırabiliyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/yanlis-aile-destegi-sizofreni-ve-bipolar-tedavisinde-iyilesmeyi-zorlastirabiliyor-118941</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/yanlis-aile-destegi-sizofreni-ve-bipolar-tedavisinde-iyilesmeyi-zorlastirabiliyor-118941</guid>
                <description><![CDATA[Bipolar bozukluk ve şizofrenide tedaviye uyumun yalnızca hastanın ilaç kullanma isteğiyle açıklanamayacağını belirten Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Elvan Çiftçi, hastalık farkındalığı, aile desteği ve doktor-hasta ilişkisinin süreçteki kritik rolüne dikkat çekti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bipolar bozukluk veya şizofreni tanısı alan birçok hasta için en büyük zorluğun tanının kendisi değil, tedaviye uzun süre devam edebilmek olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Elvan Çiftçi, "Araştırmalar, tedaviye uyumun çok faktörlü ve karmaşık bir sorun olduğunu gösteriyor. Bu bağlamda öne çıkan temel unsurlar; hastalık içgörüsü, ilaçlara yönelik tutum ve inançlar, madde kullanımı, sosyal destek ve terapötik ilişkinin niteliği oluyor." dedi.</p>

<p>Başka bir deyişle, bir kişinin ilaçlarını düzenli kullanıp kullanmamasının nadiren 'isteyip istememe' meselesi olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Çiftçi, durumun daha çok 'anlayıp anlamama', 'inanıp inanmama' ve 'destek görüp görmeme' meselesi olduğunu dile getirdi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">TEDAVİYE UYUM İÇİN HASTAYA BİLGİ VERMEK YETMİYOR</span></strong></p>

<p>Bipolar bozuklukta tedaviye uyumu artırmanın en güvenilir yolunun, hastaya basitçe ders vermek olmadığına işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Çiftçi, "Zaman içinde hastalığını gerçekten anlamasına, ilaçlara dair inançlarını değiştirmesine ve öz yönetim becerilerini geliştirmesine yardımcı olan müdahaleler daha değerlidir." dedi.</p>

<p>Dr. Öğr. Üyesi Çiftçi yapılan araştırmalardan örnekler vererek sözlerini şöyle sürdürdü:&nbsp;"Bir ayakta tedavi takip çalışmasında, hastanın tedaviye ilişkin bilgisi, ruh sağlığı durumu ve psikotik deneyimlere dair farkındalığı hem başlangıçta hem de bir yıl sonraki takipte uyumla pozitif ilişki gösterdi. Hem bipolar bozukluk hem de şizofreni hastalarını kapsayan bir yıllık gözlemsel çalışma da benzer bir sonuç ortaya koydu: Hastalık hakkında ne kadar çok bilgi sahibi olunursa, tedaviye o kadar bağlı kalınıyor; üstelik bilgi, uyum ve terapötik ittifak zaman içinde birlikte değişiyor. Şizofreni söz konusu olduğunda tablo daha karmaşık. Araştırma kanıtları, hiçbir tekil müdahalenin tutarlı ve güçlü bir etki göstermediğini ortaya koyuyor. Gerçekten etkili olan şey, kişiye özel ve çok bileşenli bir yaklaşım; yani genellikle davranışsal müdahaleler, eğitim, aile desteği ve farmakolojik stratejilerin bir arada kullanılması."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">HASTALIĞIN FARKINDA OLMAK TEDAVİYE BAĞLILIĞI ARTIRIYOR</span></strong></p>

<p>İçgörü, yani kişinin kendi hastalığına dair farkındalığının her iki bozuklukta da ilaç uyumunu artırdığını aktaran Dr. Öğr. Üyesi Çiftçi, "Ancak bu bağlantı bipolar bozuklukta daha güçlü ve daha tutarlı şekilde gösterilmiştir." dedi.</p>

<p>Şizofrenide ise içgörü ile uyum arasındaki ilişkinin yine açık olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Çiftçi, "Ancak bu ilişki tek boyutlu değildir. Bilişsel içgörü ve klinik içgörü, uyuma birlikte katkıda bulunur; şizofrenide bilişsel içgörü, klinik içgörüyü tamamlayıcı bir rol oynar. Bir yıllık gözlemsel bir çalışma da içgörünün uyumu terapötik ittifak üzerinden dolaylı olarak etkileyebileceğini öne sürmüştür, yani içgörüsü iyi olan hastalar doktorlarıyla daha iyi bir ilişki kurabiliyor ve bu da tedaviye bağlılıklarını artırıyor." şeklinde konuştu.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">AİLE DESTEĞİ DOĞRU YAPILIRSA GÜÇ, YANLIŞ YAPILIRSA YÜK</span></strong></p>

<p>Aile desteğinin, şizofreni tedavisine uyumu genellikle artırdığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Çiftçi, "Ancak bunun koşulu, desteğin pratik, sürekli ve iş birliğine dayalı olmasıdır." dedi.</p>

<p>Ailenin, psikoeğitim veya çoklu aile yaklaşımları aracılığıyla yapı, izleme, teşvik ve bilinçli yardım sağladığında, tedaviye uyumu en iyi şekilde kolaylaştırdığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Çiftçi, şöyle devam etti:&nbsp;"Ne var ki kanıtlar, destekleyici katılımın her zaman ve kendiliğinden yarar sağlamadığını da gösteriyor. Aileler aşırı yük altında kaldığında, aşırı eleştirel davrandığında veya yeterli bilgiye sahip olmadığında, uyum iyileşmek yerine kötüleşebiliyor. Bu nedenle aile psikoeğitimi, dolaylı yoldan işleyen bir destekleyici müdahale olarak değerlendirilmeli. Anlayışı, desteği ve katılımı artırarak hastaya yardımcı olur. En belirgin bulgu; aileyi de kapsayan yapılandırılmış müdahalelerin, özellikle ilaç kullanımına dair inançlara ve aile katılımına göre özelleştirilmiş programların, yalnızca hastalara yönelik eğitimden veya olağan bakım uygulamalarından daha iyi sonuçlar verme eğiliminde olduğudur."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">UZUN ETKİLİ ENJEKSİYONLAR AVANTAJLI AMA SİHİRLİ DEĞİL</span></strong></p>

<p>Şizofreni tedavisinde, dünya çapındaki çalışmaların, oral antipsikotiklere kıyasla uzun etkili enjeksiyonluk antipsikotiklerin daha yüksek ilaç uyumu ve daha düşük tedavi bırakma oranı sağladığını gösterdiğine değinen Dr. Öğr. Üyesi Elvan Çiftçi, "Uzun etkili enjeksiyonluk antipsikotiklerin en büyük avantajı ilaç uygulama kesinliğidir. İlaç, doz aralığı boyunca uygulanmış olur; böylece günlük dozların atlanma riski azalır ve ilaç kullanımına uyumsuzluğun tespiti kolaylaşır." dedi.</p>

<p>Ancak başarının kendiliğinden gelmediğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Çiftçi, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>"Hasta kabulü önemlidir. Memnuniyet, tercih uyumu ve nüksün önlenmesine duyulan inanç, uzun etkili enjeksiyonların kabulünü artırır. Bir denge söz konusudur. Uyum artık günlük kendi kendine ilaç alma davranışına değil, enjeksiyon ve takip randevularına katılıma bağlıdır, bu da kaçırılan randevuların yeni bir zayıflık noktası haline gelmesi anlamına gelir. Bazı erken psikoz çalışmalarında, nüks veya hastaneye yatış oranlarında iyileşme görülse bile, uzun etkili enjeksiyonlar ile oral ilaçlar arasında belirgin bir uyum farkı bulunamamıştır."</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 08 Oct 2026 16:14:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/yanlis-aile-destegi-sizofreni-ve-bipolar-tedavisinde-iyilesmeyi-zorlastirabiliyor-1791465522.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Meme Kanseri Görülme Sıklığı Her Yıl Erkeklerde de Artıyor!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/meme-kanseri-gorulme-sikligi-her-yil-erkeklerde-de-artiyor-118918</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/meme-kanseri-gorulme-sikligi-her-yil-erkeklerde-de-artiyor-118918</guid>
                <description><![CDATA[Ekim ayı boyunca pembe kurdeleler, kadınlara yönelik tarama çağrıları ve “erken teşhis hayat kurtarır” mesajları hakim oluyor. Ancak bu hatırlatmalar  içinde neredeyse hiç duyulmayan bir gerçek yer alıyor. Meme kanseri yalnızca kadınların hastalığı olarak bilinse de erkeklerde de görülebiliyor ve farkındalık eksikliği yüzünden çoğu zaman ileri evrede yakalanıyor. Türkiye’de ulusal kayıtlar sınırlı olsa da uzmanlar yıllık 200-250 yeni erkek vakası olduğunu belirtiyor; bazı merkez verileri daha yüksek rakamlara işaret ediyor. Son 25 yılda erkeklerde meme kanseri görülme sıklığının yüzde 26 arttığı bildiriliyor. Memorial Antalya Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Alihan Gürkan erkeklerde görülen meme kanseri ve cerrahisi hakkında bilgi verdi. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Erkeklerde meme kanseri de gündeme getirilmeli</strong></span></p>

<p>Dünya genelinde tüm meme kanseri vakalarının yaklaşık yüzde 1’i erkeklerde ortaya çıkmaktadır. Amerikan Kanser Derneği’nin 2026 tahminlerine göre ABD’de bu yıl yaklaşık 2.670 erkeğe invaziv meme kanseri tanısı konulması ve 530 erkeğin bu hastalıktan hayatını kaybetmesi beklenmektedir. Meme Kanseri Farkındalık Ayı’nda yalnızca tarama oranlarını artırmak yetmez. Hastalığın herkes için geçerli olduğunu, erkeklerin de risk altında olduğunu ve erken teşhisin onlar için de hayat kurtardığını hatırlatmak gerekmektedir.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Ailesinde meme kanseri olan “herkesin” dikkatli olması gerekiyor</strong></span></p>

<p>Erkeklerde meme dokusu az olduğu için kitleler daha kolay hissedilebilir. Buna rağmen birçok erkek “meme kanseri erkeklerde olmaz” yanılgısıyla sert kitle, meme başında içe çekilme, akıntı, cilt değişikliği gibi şikayetleri önemsememekte veya utanç nedeniyle doktora gitmeyi ertelemektedir. BRCA mutasyonu taşıyan erkeklerde risk 100 kata kadar çıkabilir; aile öyküsü olanlar özellikle dikkatli olmalıdır. Özellikle ailesinde erkek meme kanseri öyküsü olan kadınların çok daha dikkatli olması gerekmektedir.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Tanı için geç kalınıyor…</strong></span></p>

<p>Erkek hastalarda tanı genellikle daha geç evrede konmaktadır. Bu da sağ kalım oranlarını olumsuz etkilemektedir. Erken evre tümörlerde 5 yıllık sağkalım yüksek olsa da bölgesel ve metastatik olanlarda çok düşmektedir. Türk Onkoloji Grubu’nun bir çalışmasında ileri evre erkek meme kanseri oranının %30 civarında olduğu saptanmıştır.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>İleri evre meme kanserine yakalanmamak için bunlara dikkat edin;</strong></span></p>

<ul>
	<li>Erkekler de memede veya koltuk altında yeni kitle, şekil değişikliği, meme başı akıntısı veya cilt değişikliklerini önemsemeli ve hekime başvurmalıdır.</li>
	<li>Özellikle birinci derece akrabalarda meme veya yumurtalık kanseri öyküsü olan erkekler genetik danışmanlık ve risk değerlendirmesi için yönlendirilmelidir.</li>
	<li>Sağlık profesyonelleri ve kamuoyu, meme kanseri farkındalık çalışmalarında erkekleri de kapsayan mesajlar üretmelidir. “Pembe” yalnızca kadınlara ait bir renk olmamalıdır.</li>
</ul>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Belirtileri ihmal etmeyin!</strong></span></p>

<p>Erkeklerde meme kanseri tanısı genellikle fizik muayene ile başlar. Çoğunlukla meme başı altında ağrısız sert kitle, meme başında içe çekilme, akıntı veya cilt değişikliği gibi belirtiler değerlendirilir. Şüphe halinde ultrason ve/veya mamografi yapılır; kesin tanı için ultrason veya mamografi eşliğinde ince iğne veya kor biyopsi ile doku örneği alınır. Biyopsi sonucuyla tümör tipi, hormon reseptör durumu ve HER2 durumu belirlenir; gerekirse lenf nodu değerlendirmesi, ileri görüntüleme ve genetik testler eklenir.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Kadınlara yapılan cerrahiden farkı yok</strong></span></p>

<p>Cerrahi gerektiğinde yaklaşım kadınlardakiyle benzerdir, ancak erkeklerde meme dokusu sınırlı olduğu ve tümörler sıklıkla meme başına yakın yerleştiği için en sık uygulanan yöntem memenin çıkarılmasıdır. Bu cerrahide meme dokusu, meme başı ve çevresiyle birlikte çıkarılır. Koltuk altı lenf bezlerinin durumunu değerlendirmek için örnekleme yapılır; tutulum varsa koltuk altı temizlenir. Uygun seçilmiş erken evre vakalarda, tümör boyutu ve yerleşimi uygunsa, meme koruyucu cerrahi de mümkün olup sonrasında radyoterapi önerilir. Ameliyat sonrası evreye ve tümör özelliklerine göre hormon tedavisi, kemoterapi veya radyoterapi planlanır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 07 Oct 2026 16:32:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/meme-kanseri-gorulme-sikligi-her-yil-erkeklerde-de-artiyor-1791379954.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzman İsim Çocuğunuzun Okul Başarısını Etkileyen Gizli Faktörü Açıklandı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/uzman-isim-cocugunuzun-okul-basarisini-etkileyen-gizli-faktoru-aciklandi-118912</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/uzman-isim-cocugunuzun-okul-basarisini-etkileyen-gizli-faktoru-aciklandi-118912</guid>
                <description><![CDATA[Okulların açılmasının üzerinden yaklaşık bir ay geçerken Nöropsikoloji Uzmanı Derya Şahin, çocukların öğrenme, dikkat ve hafıza süreçlerinde yeterli ve düzenli uykunun büyük önem taşıdığını belirtti. Şahin, uykunun sadece bir saat hesabından ibaret olmadığını ve sirkadiyen ritme dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Okulların açılmasının üzerinden yaklaşık bir ay geçti. Birçok evde zor uyanan, okula uykulu gelen ve derste uyuklayan çocuklar yer alıyor. Hak ettiği değerin verilmediği bu problem ise bünyesinde büyük riskler barındırıyor. Nöropsikoloji Uzmanı Derya Şahin, çocukların öğrenme, dikkat ve hafıza süreçlerinde yeterli ve düzenli uykunun kritik bir rol oynadığını ifade etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">"ÖĞRENME SÜRECİ ÇOCUK KİTABI KAPATTIĞINDA BİTMİYOR!"</span></strong></p>

<p>Birçok ebeveynin çocuğunu haksız yere dikkatsizlik ve isteksizlikle suçladığını dile getiren Nöropsikoloji Uzmanı Derya Şahin, "Çocuğumuzun ne kadar ve nasıl uyuduğunu dikkate almadan tespitlerde bulunuyoruz. Bu çok yanlış. Çünkü uyku sadece bedenin dinlendiği bir zaman değil. Çocukların gün içinde öğrendiklerini işlemesi, hafızaya alması, dikkatini toparlaması ve ertesi güne zihinsel olarak hazırlanması açısından da uyku çok önemli bir süreç" dedi.</p>

<p>Bazı ailelerin biraz daha ders çalışsın diye çocuğun uyku saatini geciktirebildiğini aktaran Şahin, "Oysa çocuk yeterince uyumadığında öğrendiklerini hatırlamakta ve ertesi gün yeni bilgiyi anlamakta zorlanıyor. Dikkatinin dağınıklığı da cabası... Öğrenme süreci aslında çocuk kitabı kapattığında bitmiyor. O bilgilerin sindirimi başlıyor. Beynin uyku esnasında büyüme ve yenilenme hormonları salgıladığını unutuyoruz" şeklinde konuştu.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">"SADECE UYKU MİKTARI DEĞİL, BAŞLANGIÇ SAATİ VE DEVAMLILIĞI DA ÖNEMLİ"</span></strong></p>

<p>Uykunun hafıza ve öğrenme ile ilgili özel görevleri olduğunun altını çizen Nöropsikoloji Uzmanı Derya Şahin, "Çocuğu gece 12'de yatıp sabah da 10'da kalkınca yeteri kadar uyuduğunu sanan aileler de var. Uyku, saat hesabından ibaret değildir. Hangi saatlerde uyuyor olduğunuz da mühim. Çünkü beynimizin biyolojik saati, yani sirkadiyen ritmi var. Akşam karanlığın başlamasıyla birlikte vücut uykuya hazırlanıyor ve melatonin salgısı artıyor. Uykunun ilk bölümünde derin, yavaş dalga uykusu daha yoğun. Gecenin ilerlerin bölümünde REM uykusunun oranı artıyor" dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 07 Oct 2026 12:47:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/uzman-isim-cocugunuzun-okul-basarisini-etkileyen-gizli-faktoru-aciklandi-1791366735.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanlar İleri Yaşta Sağlıklı Kalmanın En Etkili Yolunu Açıklandı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/uzmanlar-ileri-yasta-saglikli-kalmanin-en-etkili-yolunu-aciklandi-118885</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/uzmanlar-ileri-yasta-saglikli-kalmanin-en-etkili-yolunu-aciklandi-118885</guid>
                <description><![CDATA[İstanbul Rumeli Üniversitesi Egzersiz ve Spor Bilimleri Fakültesi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Eda A. Ağaşcıoğlu, ileri yaşlarda düzenli egzersizin hem fiziksel hem de zihinsel sağlık açısından büyük önem taşıdığını belirterek sağlıklı yaşlanmanın en etkili yolunun düzenli hareket etmek olduğunu vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Rumeli Üniversitesi Egzersiz ve Spor Bilimleri Fakültesi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Eda A. Ağaşcıoğlu, ileri yaşlarda düzenli egzersizin hem fiziksel hem de zihinsel sağlık açısından büyük önem taşıdığını belirterek, “Yaş almak hareket etmeyi bırakmak için bir neden değildir. Tam tersine sağlıklı yaşlanmanın en etkili yollarından biri düzenli egzersizdir” dedi.</p>

<p>Doç. Dr. Eda A. Ağaşcıoğlu, ileri yaşlarda düzenli hareketin sağlıklı yaşlanma üzerindeki etkilerine dikkat çekerek egzersiz ile sporun çoğu zaman aynı anlamda kullanılsa da aslında farklı kavramlar olduğunu belirtti. Egzersizin sağlığı korumak amacıyla düzenli yapılan hareketleri ifade ettiğini vurgulayan Ağaşcıoğlu, yürüyüş yapmak, merdiven çıkmak, esnetme hareketleri uygulamak ya da evde yapılan basit aktivitelerin egzersize örnek olduğunu; sporun ise performans ve rekabet içeren faaliyetler olduğunu ifade ederek ileri yaşlarda ağır spor faaliyetleri yerine düzenli egzersizin tercih edilmesinin daha doğru bir yaklaşım olduğunu dile getirdi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">HAREKETSİZLİK YAŞLANMANIN ETKİLERİNİ ARTIRIYOR</span></strong></p>

<p>İleri yaşlarda birçok kişinin hareket etmekten çekindiğini ancak bilimsel çalışmaların bunun tam tersini gösterdiğini belirtildi. Yaşlanmanın olumsuz etkilerini artıran en önemli faktörlerden birinin hareketsiz yaşam olduğunu vurgulayan Ağaşcıoğlu; kas gücünde azalma, eklem hareketlerinde kısıtlanma ve denge sorunlarının önemli bir bölümünün yaşın kendisinden değil fiziksel aktivite eksikliğinden kaynaklandığını, düzenli egzersizin ise bu etkilerin azaltılmasında önemli rol oynadığını ifade etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">EGZERSİZ HEM BEDENİ HEM ZİHNİ DESTEKLİYOR</span></strong></p>

<p>Düzenli egzersizin yalnızca kasları güçlendirmekle sınırlı olmadığını vurgulayan Ağaşcıoğlu; egzersizin kalp ve damar sağlığını desteklediğini, tansiyon ve kan şekeri dengesine katkı sağladığını, kilo kontrolünü kolaylaştırdığını ve beyne giden kan akışını artırarak zihinsel fonksiyonların korunmasına yardımcı olduğunu belirtti. Ağaşcıoğlu, düzenli hareket eden ileri yaş bireylerinin kendilerini daha enerjik, daha mutlu ve daha bağımsız hissettiklerini söyledi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">EN GÜVENLİ EGZERSİZ YÜRÜYÜŞ</span></strong></p>

<p>İleri yaşlarda egzersizin amacının ağır spor yapmak değil, vücudu düzenli olarak aktif tutmak olduğunu belirten Ağaşcıoğlu, bu dönemde en uygun egzersizlerin yürüyüş, hafif tempolu hareketler, esnetme çalışmaları ve basit kas güçlendirme egzersizleri olduğunu ifade etti. Haftada dört ila beş gün yapılacak 20–30 dakikalık yürüyüşün sağlığa önemli katkı sağladığını belirten Ağaşcıoğlu, yürüyüşün konuşabilecek tempoda ve mümkünse düz, güvenli zeminlerde yapılmasını önerdi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KAS VE DENGE EGZERSİZLERİ DE ÖNEMLİ</span></strong></p>

<p>Yaşla birlikte ortaya çıkan kas kaybını önlemek için kas güçlendirme egzersizlerinin büyük önem taşıdığını belirten Ağaşcıoğlu; hafif ağırlıklar, egzersiz lastikleri veya sandalyeden kalkıp oturma gibi basit hareketlerin kasları ve kemikleri güçlendirdiğini ifade etti. Denge egzersizlerinin ileri yaşta düşme riskini azaltarak güvenli hareket etmeyi desteklediğini vurgulayan Ağaşcıoğlu, esnetme ve eklem hareket açıklığı çalışmalarının ise eklem sertliğini azaltarak hareket kolaylığı sağladığını belirtti.</p>

<p>Egzersize başlamadan önce özellikle uzun süredir hareketsiz olan bireylerin sağlık durumlarını göz önünde bulundurmalarının önemli olduğunu hatırlatan Ağaşcıoğlu, egzersiz sırasında göğüs ağrısı, baş dönmesi, şiddetli nefes darlığı veya ani eklem ağrısı hissedilmesi durumunda aktivitenin bırakılması gerektiğini ifade etti. Sağlıklı yaşlanmanın en önemli anahtarlarından birinin hareket olduğunu vurgulayan Ağaşcıoğlu, düzenli egzersizin daha güçlü, daha dengeli ve daha bağımsız bir yaşamın kapılarını araladığını sözlerine ekledi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 06 Oct 2026 14:08:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/uzmanlar-ileri-yasta-saglikli-kalmanin-en-etkili-yolunu-aciklandi-1791285115.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kanseri Yenen Küçük Hasan Hüseyin Hayali Olan Balon Uçurma Etkinliğiyle Taburcu Oldu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/kanseri-yenen-kucuk-hasan-huseyin-hayali-olan-balon-ucurma-etkinligiyle-taburcu-oldu-118821</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/kanseri-yenen-kucuk-hasan-huseyin-hayali-olan-balon-ucurma-etkinligiyle-taburcu-oldu-118821</guid>
                <description><![CDATA[İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi’nde kemoterapi ve kemik iliği nakli tedavisini başarıyla tamamlayan Hasan Hüseyin Yıldıran, hastane bahçesinde düzenlenen renkli balon uçurma etkinliğiyle taburcu edildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’da kemoterapi ve kemik iliği naklinin ardından taburcu edilen Hasan Hüseyin Yıldıran, hastane bahçesinde uçurulan balonlarla uğurlandı. İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Kliniği’nde tedavi gören Hasan Hüseyin Yıldıran’ın taburculuğu dolayısıyla balon uçurma etkinliği düzenlendi.&nbsp;İnönü Üniversitesi Toplumsal Duyarlılık Projeleri Topluluğu (TODUP) tarafından organize edilen etkinlikte, Hasan Hüseyin’in balon uçurma hayali gerçekleştirildi. Hastane bahçesinde bir araya gelen gönüllüler, sağlık çalışanları ve ailesi, renkli balonları gökyüzüne bırakarak taburculuk sevincine ortak oldu.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202610021701-img-1127.jpeg" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">HASAN HÜSEYİN ZOR BİR YOLDAN GEÇTİ</span></strong></p>

<p>Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Kliniği Sorumlusu Prof. Dr. Arzu Akyay, etkinlik öncesinde yaptığı açıklamada, umut balonlarını hem Hasan Hüseyin hem de lösemi tedavisi gören diğer çocuklar için uçuracaklarını söyledi. Çocukların uzun ve zorlu bir tedavi sürecinden geçtiğini belirten Prof. Dr. Arzu Akyay, Hasan Hüseyin’in yoğun kemoterapi aldığını ve kemik iliği nakli olduğunu ifade etti. Hasan Hüseyin’in şifa bulduğunu belirten Akyay, bundan sonraki sürecin de iyi geçmesi temennisinde bulundu.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">AİLESİNDEN TEŞEKKÜR</span></strong></p>

<p>Anne Sibel Yıldıran ve baba Atilla Yıldıran, oğullarının taburcu olmasının mutluluğunu yaşadıklarını belirterek tedavi sürecinde yanlarında olan doktorlara, sağlık çalışanlarına ve etkinliği düzenleyen gönüllülere teşekkür etti.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 18:23:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/kanseri-yenen-kucuk-hasan-huseyin-hayali-olan-balon-ucurma-etkinligiyle-taburcu-oldu-1790954858.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya&#039;da Enfekte Kalp Pili ve Elektrot Çıkarma İşlemleri Başarıyla Uygulanıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-enfekte-kalp-pili-ve-elektrot-cikarma-islemleri-basariyla-uygulaniyor-118768</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-enfekte-kalp-pili-ve-elektrot-cikarma-islemleri-basariyla-uygulaniyor-118768</guid>
                <description><![CDATA[Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniği’nden Prof. Dr. Ertuğrul Kurtoğlu, kalp hastalıklarında erken tanının önemine değinerek enfekte kalp pilleri ve uzun yıllar vücutta kalan elektrotların çıkarılması sürecine ilişkin kritik bilgiler paylaştı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kalp ve damar hastalıklarının önemli sağlık sorunları arasında yer aldığını belirten Prof. Dr. Ertuğrul Kurtoğlu, erken tanı ve doğru tedavinin hastalar açısından hayati önem taşıdığını ifade etti. Tıp alanındaki gelişmelerle kalp damar hastalıklarının tanı ve tedavisinde önemli ilerlemeler sağlandığını kaydeden Kurtoğlu, anjiyo, stent ve diğer girişimsel yöntemlerin yanı sıra kalp pillerinin de bazı hastaların tedavisinde önemli rol üstlendiğini belirtti.</p>

<p>Kalp pillerinin, kalbin normalden fazla yavaşlaması olarak tanımlanan bradikardi başta olmak üzere bazı ritim bozukluklarının tedavisinde kullanıldığını aktaran Kurtoğlu, bazı özel cihazların ise tehlikeli ritim bozukluklarının kontrol altına alınmasında kullanıldığını söyledi. Pil ünitesinin genellikle köprücük kemiğinin hemen altında cilt altına yerleştirildiğini belirten Kurtoğlu, kalbe uzanan ve elektrot olarak adlandırılan ince kabloların hastanın durumuna göre kalbin ilgili bölgelerine yerleştirildiğini kaydetti. Hastaya göre bir, iki veya üç elektrot kullanılabildiğini ifade eden Kurtoğlu, sistemin kalbin elektriksel faaliyetlerini takip ederek gerektiğinde uygun elektriksel uyarıyı oluşturduğunu bildirdi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ENFEKSİYON DURUMUNDA SİSTEM TAMAMEN ÇIKARILABİLİYOR</span></strong></p>

<p>Kalp pili bulunan hastalarda nadiren de olsa pil ünitesi veya elektrotlarda enfeksiyon gelişebildiğine dikkat çeken Kurtoğlu, bu durumlarda yalnızca antibiyotik tedavisinin yeterli olmayabileceğini söyledi. Cihazın enfeksiyon kaynağı olduğu vakalarda pil sistemi ve elektrotların tamamen çıkarılmasının gerekebildiğini belirten Kurtoğlu, işlemin özel deneyim gerektirdiğini vurguladı.</p>

<p>Kalbe yerleştirilen elektrotların zaman içerisinde damar duvarları ve kalp içindeki dokularla çevrelenebildiğini anlatan Kurtoğlu, uzun süredir vücutta bulunan elektrotlarda oluşan yapışıklıkların çıkarma işlemini daha komplike hale getirebildiğini kaydetti. Kurtoğlu, ciddi komplikasyon risklerine karşı işlemlerin deneyimli ekiplerin görev yaptığı, gerekli teknik altyapı ve hazırlıkların bulunduğu merkezlerde gerçekleştirilmesinin önem taşıdığını ifade etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MALATYA’DA İLERİ DÜZEY İŞLEMLER GERÇEKLEŞTİRİLİYOR</span></strong></p>

<p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniği’nde kalp pili ve elektrotlarının çıkarılmasına yönelik işlemlerin uzun süredir gerçekleştirildiğini belirtilen Kurtoğlu, kliniğin Malatya’nın yanı sıra çevre iller ve farklı kentlerden başvuran hastalara da hizmet verdiğini söyledi. Kliniğin bu alanda deneyime sahip olduğunu ifade eden Kurtoğlu, özellikle enfekte pil sistemleri ve uzun yıllardır vücutta bulunan elektrotların çıkarılmasına yönelik ileri düzey işlemlerin gerçekleştirildiğini kaydetti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">"HER İŞLEMİN ARDINDA BİR İNSAN VE AİLE VAR"</span></strong></p>

<p>Hekimlikte gerçekleştirilen işlemlerin yalnızca teknik bir uygulamadan ibaret olmadığını vurgulayan Kurtoğlu, “Karşımızda bir insan, bir aile ve o insanın hayatına dair önemli bir sorumluluk vardır” anlayışıyla hareket ettiklerini belirtti.</p>

<p>Kalp hastalıklarında düzenli kontrollerin önemine işaret eden Kurtoğlu; göğüs ağrısı, nefes darlığı, bayılma, çarpıntı ve açıklanamayan halsizlik gibi şikayetlerin ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi. Erken tanının tedavi sürecindeki önemine dikkat çeken Kurtoğlu, vatandaşlara, “Kalbinizi ihmal etmeyin. Düzenli kontrollerinizi yaptırın, risk faktörlerinizi bilin. Kalbiniz size sessizce sinyal vermeden önce, siz onun sesini dinleyin” çağrısında bulundu.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 17:40:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/malatyada-enfekte-kalp-pili-ve-elektrot-cikarma-islemleri-basariyla-uygulaniyor-1790780653.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ambulans Gelene Kadar Geçen Kritik Dakikalarda Tam Otomatik Şok Cihazı Devreye Girecek</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ambulans-gelene-kadar-gecen-kritik-dakikalarda-tam-otomatik-sok-cihazi-devreye-girecek-118762</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ambulans-gelene-kadar-gecen-kritik-dakikalarda-tam-otomatik-sok-cihazi-devreye-girecek-118762</guid>
                <description><![CDATA[Malatya’da ani kalp durması vakalarında müdahale süresini kısaltmak ve ambulans ekipleri olay yerine ulaşana kadar kritik müdahaleyi sağlamak amacıyla kentin üç farklı noktasına ASELSAN üretimi otomatik şok cihazı (AED) yerleştirildi. Cihazların sesli ve görsel komutlarla yönlendirme yaptığını belirten 112 sağlık görevlisi Sunay Erdoğan, vatandaşlara "Kalp durduğunda siz durmayın" çağrısında bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’da ani kalp durması vakalarında erken müdahale imkanını artırmak amacıyla kentin üç farklı noktasına otomatik şok cihazı (AED) yerleştirildi. Malatya 112 İl Ambulans Servisi Sağlık Hizmetleri’nde görev yapan Sunay Erdoğan, ASELSAN tarafından yerli imkanlarla üretilen otomatik şok cihazlarının ani kalp durmalarında erken müdahale açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">CİHAZ SESLİ VE GÖRSEL OLARAK YÖNLENDİRİYOR</span></strong></p>

<p>Taşınabilir cihazın kalp ritmini analiz ettiğini belirten Erdoğan, cihazın çalıştırılmasının ardından kullanıcıyı sesli ve görsel komutlarla yönlendirdiğini ifade etti. İlk yardım eğitimi bulunmayan vatandaşların da cihazı rahatlıkla kullanabileceğini kaydeden Erdoğan, ambulans ekiplerinin olay yerine ulaşmasına kadar geçen sürede yapılacak müdahalenin hayati önem taşıdığını belirtti. Erdoğan, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:&nbsp;"Kalp durduktan sonra 3 ila 5 dakika içerisinde yapılan erken müdahale, sağ kalım oranını ciddi oranda artırmaktadır."&nbsp;Acil durumlarda vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi’nin aranması gerektiğini hatırlatan Erdoğan, yakınlarda bulunması halinde vatandaşların otomatik şok cihazından yararlanması gerektiğini vurguladı.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202609301427-af1aae1f-6a20-4190-9ab5-939633fc31fa-1.jpg" style="height:600px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">GEREKMEDİKÇE ŞOK VERMEZ</span></strong></p>

<p>Vatandaşların cihazı kullanırken endişe yaşamaması gerektiğini ifade eden Erdoğan, sistemin kalp ritmini otomatik olarak analiz ettiğini ve yalnızca gerekli durumlarda şok uyguladığını belirtti. Erdoğan, cihazın güvenli yapısıyla ilgili şunları söyledi:&nbsp;"Vatandaşlarımızın ‘Bana zarar verir mi, hastaya zarar verir mi?’ diye herhangi bir çekincesi olmasın. Cihazımız tam otomatiktir. Şok gerekip gerekmediğine kendisi karar verir ve gerekmedikçe şok vermez. Bu nedenle hem kullanıcı hem de hasta açısından son derece güvenli bir cihazdır."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MALATYA'DA 3 NOKTAYA YERLEŞTİRİLDİ</span></strong></p>

<p>Nüfus yoğunluğu ve erişilebilirlik dikkate alınarak otomatik şok cihazlarının kentin üç noktasına yerleştirildiğini aktaran Erdoğan, cihazların 100. Yıl Kent Parkı, Hürriyet Parkı girişi ve Valilik binası yanındaki otobüs durağında bulunduğunu bildirdi.</p>

<p>Ani kalp durmalarında zamanın kritik olduğuna dikkati çeken Erdoğan, vatandaşlara şu sözlerle çağrıda bulundu: "Ani kalp durmasında her saniye hayat demek, erken müdahale hayata bir şans daha demek. Kalp durduğunda siz durmayın."&nbsp;</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 14:35:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/ambulans-gelene-kadar-gecen-kritik-dakikalarda-tam-otomatik-sok-cihazi-devreye-girecek-1790769457.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlık Bakanlığı Anne ve Anne Adayları İçin RİTAS Dönemini Başlattı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/saglik-bakanligi-anne-ve-anne-adaylari-icin-ritas-donemini-baslatti-118723</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/saglik-bakanligi-anne-ve-anne-adaylari-icin-ritas-donemini-baslatti-118723</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, anne ve bebek sağlığını korumak amacıyla Riskli Takip Sistemi’ni (RİTAS) Malatya’da hayata geçirdi. Sağlık Bakanı Memişoğlu’nun anne adaylarına yaptığı çağrıyla duyurulan sistem kapsamında, görevli koordinatör ebeler 0312 577 78 78 numaralı hat üzerinden gebeleri ve lohusaları arayarak sağlık durumlarını adım adım takip edecek.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı, anne ve bebek ölümlerini en aza indirmek ile gebelik ve lohusalık süreçlerindeki riskleri önceden belirlemek amacıyla geliştirdiği Riskli Takip Sistemi’ni (RİTAS) uygulamaya koydu. Türkiye genelinde olduğu gibi Malatya’da da resmi olarak başlayan sistemle birlikte, anne ve bebeklerin sağlık verileri dijital ortamda kontrol altında tutulacak.&nbsp;Bakan Memişoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda anne ve anne adaylarına seslenerek, "Kıymetli anne ve anne adayları, bu numarayı bir yere not edin: 0312 577 78 78" çağrısında bulundu.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MALATYA'DA ANNELER VE BEBEKLER BİREBİR TAKİP EDİLECEK</span></strong></p>

<p>Sistem kapsamında görevlendirilen koordinatör ebeler, hamilelikten doğum sonrasındaki lohusalık sürecine kadar anne ve bebeklerin tüm sağlık verilerini yakından izleyecek. Malatya’daki gebe ve lohusalar, risk durumlarına göre düzenli aralıklarla aranarak yönlendirilecek ve muayene süreçleri aksatılmadan yürütülecek.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">TELEFON ÇALARSA ŞAŞIRMAYIN: BU NUMARA SAĞLIK BAKANLIĞINA AİT</span></strong></p>

<p>Sağlık Bakanlığı tarafından devreye sokulan 0312 577 78 78 numaralı hat üzerinden vatandaşlar doğrudan aranacak. Koordinatör ebeler, gebe ve lohusaların sağlık durumlarını bu hat aracılığıyla takip ederek gerekli danışmanlık ve destek hizmetini sağlayacak.</p>

<p>Malatya’daki anne ve anne adaylarının dikkat etmesi gereken detaylar ise şu şekilde sıralandı:</p>

<p>Numarayı kaydedin: Telefonunuza 0312 577 78 78 numarasını kaydetmeniz, çağrıları kaçırmamanız açısından önem taşıyor.</p>

<p>Sorularınızı yanıtlayın: Koordinatör ebeler, rutin kontrollerinizi, tahlillerinizi ve genel sağlık durumunuzu takip etmek için bu hat üzerinden iletişim kuracak.</p>

<p>Erken müdahale imkanı: Riskli bir durum tespit edildiğinde sistem sayesinde hızlıca uzman hekimlere ve hastanelere yönlendirme yapılacak.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">RİTAS (RİSKLİ TAKİP SİSTEMİ) NEDİR, NASIL ÇALIŞIR?</span></strong></p>

<p>Sağlık Bakanlığı’nın devreye aldığı Riskli Takip Sistemi (RİTAS), anne ve bebek ölüm oranlarını en aza indirmek, gebelik ve lohusalık evrelerindeki riskleri önceden tespit etmek için geliştirilmiş dijital bir sağlık takip modelidir. System sayesinde hem Malatya merkezde hem de ilçelerde ikamet eden tüm gebe ve lohusaların verileri anlık olarak kontrol altında tutulacak, takipleri aksayan anne adayları koordinatör ebelerce tespit edilerek hemen iletişime geçilecek.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 29 Sep 2026 08:48:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/saglik-bakanligi-anne-ve-anne-adaylari-icin-ritas-donemini-baslatti-1790661026.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tüp Bebek Ünitesinde İlk Doğum İkiz Bebeklerle Gerçekleşti</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatya-egitim-ve-arastirma-hastanesi-tup-bebek-unitesinde-ilk-dogum-ikiz-bebeklerle-gerceklesti-118704</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatya-egitim-ve-arastirma-hastanesi-tup-bebek-unitesinde-ilk-dogum-ikiz-bebeklerle-gerceklesti-118704</guid>
                <description><![CDATA[Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tüp Bebek Ünitesi’nde tedavi gören 37 yaşındaki Nihal Kalkan, ilk tüp bebek denemesinde ikiz gebelik elde ederek biri kız biri erkek bebeklerini sağlıkla kucağına aldı. Yaklaşık bir buçuk yıldır hizmet veren ünitede ilk doğum heyecanı yaşandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tüp Bebek Ünitesi’nde yaklaşık bir buçuk yıldır sürdürülen hizmet kapsamında ilk doğum gerçekleştirildi. Tüp bebek tedavisi için merkeze başvuran 37 yaşındaki Nihal Kalkan’ın ilk denemesinde ikiz gebelik elde edildi. Gebelik sürecindeki perinatoloji takipleri de aynı merkezde gerçekleştirilen Kalkan, doğumun ardından biri erkek diğeri kız olan ikiz bebeklerini sağlıkla kucağına aldı. Bebekler, tüp bebek ünitesinin ilk bebekleri olarak kayıtlara geçti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">“HASTAMIZ BİZE GÜVENİYORDU BİZ DE GÜVENİNİ BOŞA ÇIKARMADIK”</span></strong></p>

<p>Malatya Turgut Özal Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tüp Bebek Ünitesi Klinik Sorumlusu Doç. Dr. Pınar Kırıcı, hastanın ilk tüp bebek denemesinde ikiz gebelik elde edildiğini belirterek şunları söyledi:&nbsp;"Bugün hastamızın doğumunu gerçekleştirdik. Merkezimizin ilk bebekleriydi. Hastamız bize güveniyordu, biz de onun güvenini boşa çıkarmadık." Yaklaşık bir buçuk yıldır hizmet veren ünitenin Malatya’nın yanı sıra çevre illerden gelen hastalara da hizmet sunduğunu belirten Kırıcı, çocuk sahibi olmak isteyen hastaların merkeze başvurabileceğini ifade etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">AŞILAMADAN EMBRİYO DONDURMAYA BİRÇOK İŞLEM YAPILIYOR</span></strong></p>

<p>Ünitede görev yapan Dr. Nihal Mavral, merkezde birçok yardımcı üreme işleminin başarıyla yürütüldüğünü kaydetti. Aşılama, yumurta büyütme, yumurta toplama, embriyo transferi ile embriyo dondurma ve saklama işlemlerinin ünitede yapılabildiğini ifade eden Mavral, ikiz bebeklerin sağlık durumu hakkında bilgilendirmede bulundu:&nbsp;"Birinci bebeğimiz erkek, ikinci bebeğimiz kız olarak dünyaya geldi."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">“KADİR ASAF VE ZEYNEP'İ SAĞLIKLA KUCAĞIMIZA ALDIK”</span></strong></p>

<p>Zorlu bir tedavi sürecinin ardından bebeklerine kavuşan anne Nihal Kalkan, hekimlerin desteğiyle süreci rahat atlattığını belirterek şöyle konuştu: "Bu süreç çok sıkıntılı bir süreçti ama beni motive ettiler, gayet rahat geçti. Emeği geçen tüm hocalarımıza ve ekibine çok teşekkür ederiz. Kadir Asaf ve Zeynep'i sağlıkla kucağımıza aldık."</p>

<p>Nihal Kalkan’ın eşi Emrah Kalkan ise dört yıllık evliliklerinin ardından tüp bebek tedavisine başladıklarını ve süreç boyunca sağlık çalışanlarının büyük desteğini gördüklerini belirterek şu ifadeleri kullandı:&nbsp;"Bebeklerimizin de sağlıklı bir şekilde dünyaya gelmesine vesile oldular. Hepsine çok teşekkür ediyoruz."</p>

<p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tüp Bebek Ünitesi’nde çocuk sahibi olmak isteyen hastalara yönelik yardımcı üreme yöntemleri kapsamında hizmet verilmeye devam ediyor.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 11:48:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/malatya-egitim-ve-arastirma-hastanesi-tup-bebek-unitesinde-ilk-dogum-ikiz-bebeklerle-gerceklesti-1790585474.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Pazar Ziyaretinde Aniden Fenalaşan Milletvekili Veli Ağbaba&#039;nın Belinde Kırık Tespit Edildi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/pazar-ziyaretinde-aniden-fenalasan-milletvekili-veli-agbabanin-belinde-kirik-tespit-edildi-118699</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/pazar-ziyaretinde-aniden-fenalasan-milletvekili-veli-agbabanin-belinde-kirik-tespit-edildi-118699</guid>
                <description><![CDATA[Malatya'da pazar ziyareti sırasında fenalaşarak hastaneye kaldırılan Yeni Parti Malatya Milletvekili Veli Ağbaba'nın yapılan kontrollerinde belinde kırık tespit edildi. Yoğun bakımdaki tedavisinin ardından servise alınan Ağbaba'nın tedavisine burada devam ediliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yeni Parti Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, geçtiğimiz cumartesi günü Başharık Mahallesi Cengiz Topel Caddesi civarındaki pazar yerinde vatandaşlarla bir araya geldiği sırada fenalaşarak baygınlık geçirdi. Olay yerine çağrılan ambulans ekibinin yaptığı ilk müdahalenin ardından Ağbaba, Turgut Özal Tıp Merkezi'ne kaldırılarak tedavi altına alındı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">TETKİKLER SONUCUNDA BELİNDE KIRIK TESPİT EDİLDİ</span></strong></p>

<p>Turgut Özal Tıp Merkezi'nde tedavi gören Ağbaba'nın yapılan detaylı kontrollerinde belinde kırık tespit edildi. Ağbaba'nın, pazar yerinde bayılarak yere düştüğü esnada bel kırığının meydana geldiği değerlendiriliyor. Yoğun bakımdan çıkarılan Ağbaba, normal servise alınarak tedavisine burada devam edilmeye başlandı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BAŞHEKİMDEN İLK AÇIKLAMA GELMİŞTİ</span></strong></p>

<p>Turgut Özal Tıp Merkezi Başhekimi Prof. Dr. Erol Karaaslan, olayın yaşandığı cumartesi akşam saatlerinde yaptığı açıklamada Ağbaba'nın sağlık durumuyla ilgili şu ifadeleri kullanmıştı:</p>

<p>"Sayın Vekilimiz bir pazar ziyareti sırasında senkop (ani bilinç kaybı, baygınlık) geçiriyor. 112 marifetiyle acil servisimize, Turgut Özal Tıp Merkezimize getiriliyor. Yapılan tetkiklerde görüntüleme, laboratuvar ve klinik muayenesinde herhangi bir patoloji görülmedi. Fakat tedbiren hocalarımızın isteği üzerine klinik olarak takip edilmesi için koroner yoğun bakımda kararı verildi. Hayati tehlike arz eden bir sıkıntı görülmüyor."</p>

<p><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 09:34:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/pazar-ziyaretinde-aniden-fenalasan-milletvekili-veli-agbabanin-belinde-kirik-tespit-edildi-1790577412.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Karın Ağrısı Şikâyetiyle Hastaneye Gitti, 40 Santimetreyi Aşan Kitle Tespit Edildi!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/karin-agrisi-sikayetiyle-hastaneye-gitti-40-santimetreyi-asan-kitle-tespit-edildi-118656</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/karin-agrisi-sikayetiyle-hastaneye-gitti-40-santimetreyi-asan-kitle-tespit-edildi-118656</guid>
                <description><![CDATA[Malatya’da karın ağrısı ve hızla gelişen şişkinlik şikâyetiyle hastaneye başvuran Fatma Avşar’ın karın boşluğunda büyük bir kitle tespit edildi. Ameliyatta görüntülemelerde yaklaşık 35 santimetre olarak değerlendirilen kitlenin 40 santimetrenin üzerinde ve yaklaşık 15 kilogram ağırlığında olduğu belirlendi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’da karın ağrısı ve karında hızla gelişen şişkinlik şikayetiyle Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğine başvuran Fatma Avşar’ın yapılan tetkiklerinde karın içerisinde büyük bir kitle tespit edildi.</p>

<p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı, aynı zamanda Malatya Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Engin Yıldırım, hastanın şikayetlerinin yaklaşık 1-1,5 ay önce başladığını belirtti. Yapılan muayene, görüntüleme ve tanısal değerlendirmelerde sol yumurtalıktan kaynaklandığı düşünülen, karın boşluğunun büyük bölümünü dolduran ve akciğerlere baskı oluşturan yaklaşık 35 santimetrelik kitle belirlendi. Kitlenin hızlı büyüdüğünün tespiti üzerine acil ameliyat kararı alındı.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202609250910-img-0230%20(1).jpeg" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">AMELİYATTA BOYUTU ORTAYA ÇIKTI</span></strong></p>

<p>Gerçekleştirilen operasyonda kitlenin görüntülemelerde belirlenenden daha büyük olduğu görüldü. Cerrahi sırasında kitlenin 40 santimetrenin üzerinde büyüklüğe ulaştığı ve yaklaşık 15 kilogram ağırlığında olduğu belirlendi.</p>

<p>Kitle başarılı şekilde çıkarılarak patolojik incelemeye gönderildi. Operasyon sırasında karın içerisindeki diğer organlar da ayrıntılı olarak değerlendirildi ve hastanın diğer organları korunarak ameliyat tamamlandı. Prof. Dr. Yıldırım, bu büyüklükte yumurtalık kaynaklı kitlelerin nadir görüldüğünü belirterek, kitlenin kesin tanısının patolojik inceleme sonucuyla netleşeceğini söyledi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202609250910-img-0232%20(1).jpeg" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">YUMURTALIK KİTLELERİ ÇOK HIZLI BÜYÜYEBİLİR</span></strong></p>

<p>Yumurtalık kitlelerinin kısa sürede ciddi boyutlara ulaşabileceğine dikkati çeken Prof. Dr. Engin Yıldırım, özellikle hızla büyüyen ve karında belirgin şişkinliğe neden olan kitlelerin ihmal edilmemesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Yıldırım, "Yumurtalık kitleleri tahmin edilenden çok daha hızlı büyüyebilir. Büyüdüklerinde çok hızlı şekilde bası semptomlarına neden olabilir ve hiçbir belirti vermeden yalnızca karında bir şişkinlikle ortaya çıkabilir. Hızlı büyüyen, çok büyük boyutlara ulaşan ve özellikle menopoz sonrasında ortaya çıkan kitleler, ileri değerlendirme gerektiren kitleler olarak kabul edilmelidir" dedi.</p>

<p>Karında yeni başlayan ve giderek artan şişkinlik ile ağrı gibi şikayetlerin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayan Yıldırım, yumurtalık kaynaklı kitlelerin erken dönemde değerlendirilmesinin hayati önem taşıdığını kaydetti.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202609250910-img-0229%20(1).jpeg" /></p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 12:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/karin-agrisi-sikayetiyle-hastaneye-gitti-40-santimetreyi-asan-kitle-tespit-edildi-1790327441.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya’da Uzman İsimden Kemik Erimesi Uyarısı: Kırıkları İhmal Etmeyin</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-uzman-isimden-kemik-erimesi-uyarisi-kiriklari-ihmal-etmeyin-118641</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-uzman-isimden-kemik-erimesi-uyarisi-kiriklari-ihmal-etmeyin-118641</guid>
                <description><![CDATA[Malatya İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Reşit Sevimli, basit düşme ve zorlanmalarla meydana gelen kırıkların osteoporozun belirtisi olabileceğini söyledi. Kemik sağlığının çocukluk döneminden itibaren korunması gerektiğini belirten Sevimli, risk grubundaki kişilerin hekim değerlendirmesiyle kemik yoğunluğu ölçümü yaptırmasının önemine dikkat çekti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Reşit Sevimli, basit düşme ve zorlanmalarla oluşan kırıkların osteoporozun belirtisi olabileceğini belirterek, kemik sağlığının çocukluk döneminden itibaren korunması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Turgut Özal Tıp Merkezi’nde görev yapan Prof. Dr. Reşit Sevimli, halk arasında “kemik erimesi” olarak bilinen osteoporozla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Kemik yapısındaki bozulmanın kırık riskini artırdığını belirten Sevimli, beslenme ve fiziksel aktivite alışkanlıklarının kemik sağlığı açısından önem taşıdığını ifade etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KEMİK SAĞLIĞININ TEMELİ ÇOCUKLUKTA ATILIYOR</span></strong></p>

<p>Osteoporozun çoğunlukla ileri yaşlarda gündeme geldiğini ancak kemik sağlığının temelinin çocukluk döneminde atıldığını belirten Sevimli, çocukluk dönemindeki beslenme ve yaşam tarzının ilerleyen yaşlar açısından önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">EL BİLEĞİ, OMURGA VE KALÇA KIRIKLARINA DİKKAT</span></strong></p>

<p>Kemik erimesinin kadınlarda menopoz sonrasında daha sık görüldüğünü, erkeklerde ise yaşla birlikte riskin artabildiğini belirten Sevimli, günlük yaşamda basit bir hareketin dahi kırıkla sonuçlanabileceğine dikkat çekti.&nbsp;Hamur yoğururken bileğinde ağrı hisseden veya küçük bir düşmenin ardından kırık şikâyetiyle başvuran hastalarla karşılaştıklarını aktaran Sevimli, bu tür durumların değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Sevimli, “El bileği kırıkları, vertebra dediğimiz omurga kırıkları, kalça kırıkları en sık karşılaştığımız kırık tipleri kemik erimesinde” dedi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BESLENME VE HAREKET ÇOCUKLUKTAN İTİBAREN ÖNEMLİ</span></strong></p>

<p>Kemik sağlığının korunmasında dengeli beslenmenin önemli olduğunu ifade eden Prof. Dr. Sevimli, çocukluk döneminde yeterli beslenmenin kemik gelişimine katkı sağladığını belirtti.&nbsp;İlerleyen yaşlarda fiziksel aktivitenin sürdürülmesi gerektiğini dile getiren Sevimli, kişilerin yaşına ve sağlık durumuna uygun egzersizleri günlük yaşamlarına dahil etmesini önerdi. Beslenme ve hareketin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Sevimli, “Sporu hayatımızdan çıkarmamamız lazım. Kemik kalitemizi korumamız lazım” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">RİSK GRUBUNDAKİLERE KEMİK YOĞUNLUĞU ÖLÇÜMÜ</span></strong></p>

<p>Osteoporozun değerlendirilmesinde DEXA olarak bilinen kemik yoğunluğu ölçümünden yararlanıldığını anlatan Sevimli, risk grubundaki kişilerin hekim değerlendirmesi doğrultusunda taranmasının önemine işaret etti.&nbsp;Sevimli, erken tanı ve uygun tedavinin kırıkların önlenmesi açısından önemli olduğunu belirterek, kemik sağlığına yönelik şikâyetlerin ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MALATYA’DAN BURSA’YA GEÇİŞ AÇIKLAMASI</span></strong></p>

<p>Öte yandan Malatya’da 13 yıldır öğretim üyesi olarak görev yaptığını belirten Prof. Dr. Sevimli, Bursa’da özel bir hastaneye geçiş sürecinde olduğunu açıkladı.</p>

<p>Görev süresi boyunca hastaların tetkik ve tedavilerini yürüttüklerini ifade eden Sevimli, “Hastalarımızın hepsine acil şifalar diliyorum. Memleketimize hizmetimize devam edeceğiz. Herkesten helallik istiyoruz” diye konuştu.</p>

<p>KAYNAK: MHA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 24 Sep 2026 18:45:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/malatyada-uzman-isimden-kemik-erimesi-uyarisi-kiriklari-ihmal-etmeyin-1790264838.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çocuğunuz Bir Anda Okula Gitmek İstemiyorsa Dikkat! Uzmanından “Kırmızı Bayrak” Uyarısı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/cocugunuz-bir-anda-okula-gitmek-istemiyorsa-dikkat-uzmanindan-kirmizi-bayrak-uyarisi-118609</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/cocugunuz-bir-anda-okula-gitmek-istemiyorsa-dikkat-uzmanindan-kirmizi-bayrak-uyarisi-118609</guid>
                <description><![CDATA[Çocukların okula başlangıçta bir süre uyum sorunu yaşamasının doğal olduğunu belirten Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit, özellikle bir ay geçmesine rağmen devam eden okul reddi ve ani başlayan isteksizliğin dikkate alınması gerektiğini söyledi. Kilit, akran zorbalığından yanlış yaklaşımlara, kaygı bozukluklarından ebeveyn tutumlarına kadar farklı nedenlerin araştırılması gerektiğine dikkat çekti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Çocukların okula başlarken bir süre uyum sorunu yaşamasının doğal olduğunu belirten Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit, özellikle bir ay geçmesine rağmen devam eden okul reddi ve ani başlayan isteksizliğin yakından takip edilmesi gerektiğini söyledi.&nbsp;Okul reddinin yalnızca ayrılık anksiyetesinden kaynaklanmadığını vurgulayan Kilit, çocukta daha önce herhangi bir sorun yokken bir anda başlayan okul isteksizliğinin önemli bir uyarı işareti olabileceğini belirtti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">OKULUN İLK BİR AYINDA UYUM SORUNU NORMAL</span></strong></p>

<p>Tatil döneminde geç yatma nedeniyle çocukların biyolojik ritminin bozulabileceğini belirten Kilit, okul başlamadan yaklaşık bir hafta veya 15 gün önce uyku düzeninin yeniden oluşturulmasının önemli olduğunu ifade etti. Kilit, okulun çocuklar açısından sorumluluk ve sosyal ortam anlamına geldiğini belirterek, tatil sonrasında çocukların okula dönmek istememelerinin ilk aşamada doğal karşılanabileceğini söyledi.&nbsp;Okulun ilk ayında uyku düzeni, derslere uyum ve okula gitme isteksizliği gibi sorunların görülebileceğini aktaran Kilit, ancak yoğun okul reddi, anne babadan ayrılamama ve evden çıkamama gibi durumların daha yakından değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BİR ANDA BAŞLAYAN OKUL İSTEKSİZLİĞİNE DİKKAT</span></strong></p>

<p>Okula yeni başlayan çocuklarda ayrılık anksiyetesinin önemli bir neden olabildiğini belirten Kilit, okul reddinin tek sebebinin bu olmadığını söyledi. Kilit, daha önce herhangi bir sorun yaşamayan bir çocukta bir anda başlayan isteksizliğin araştırılması gerektiğini vurgulayarak, “Şimdiye kadar hiçbir problem yaşamayan çocukta bir anda isteksizlik oluyorsa bu kırmızı bayraktır. Çocuğun okulda ne yaşadığını mutlaka düşünmek gerekir. Akran zorbalıklarından yanlış yaklaşmalara kadar her şey akla getirilmeli.” dedi.</p>

<p>Çocuklarda davranış problemleri, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, disleksi, dürtü kontrol sorunları ve farklı kaygı bozukluklarının da okul reddine neden olabileceğini belirten Kilit, ani tutum değişikliklerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MÜKEMMELİYETÇİ EBEVEYN TUTUMU KAYGIYI ARTIRABİLİR</span></strong></p>

<p>Ebeveynlerin çocukların okul kaygısını artırabilecek tutumlarına da dikkat çeken Kilit, mükemmeliyetçi ve aşırı eleştirel yaklaşımın çocuk üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini ifade etti.&nbsp;Çocukların başkalarıyla kıyaslanmasının öz güvenlerini zedeleyebileceğini belirten Kilit, ebeveynlerin çocuklarının güçlü yönlerini desteklemesinin ve gerektiğinde uzman desteğine başvurmasının önem taşıdığını söyledi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">NE AŞIRI KORUMACI NE DE TAMAMEN SERBEST</span></strong></p>

<p>Veli katılımında dengeli bir yaklaşımın önemine değinen Kilit, okulun ilk döneminde çocuğun anneden kademeli olarak uzaklaştırılabileceğini belirtti. Kilit, ebeveynlerin ne aşırı müdahaleci ne de tamamen ilgisiz bir tutum sergilemesinin doğru olduğunu ifade ederek, çocukların sorumluluk duygusunu ve sosyal yaşamın kurallarını yaşlarına uygun şekilde öğrenmeleri gerektiğini söyledi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">OKULA GİTMEK BİR SORUMLULUK</span></strong></p>

<p>Çocukların küçük yaşlardan itibaren belirli bir disiplin anlayışı kazanmasının önemli olduğunu belirten Kilit, okulun çocuk açısından tartışılabilecek bir seçenek olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti.&nbsp;Kilit, çocukların sorumluluk duygusunu erken yaşlarda öğrenmesinin ilerleyen dönemlerdeki yaşamlarına da katkı sağlayacağını belirterek, ebeveynlerin dengeli bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 15:14:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/cocugunuz-bir-anda-okula-gitmek-istemiyorsa-dikkat-uzmanindan-kirmizi-bayrak-uyarisi-1790165876.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alzheimer’a Karşı Uzmandan Dikkat Çeken Uyarı: Unutkanlığı Hafife Almayın</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/alzheimera-karsi-uzmandan-dikkat-ceken-uyari-unutkanligi-hafife-almayin-118587</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/alzheimera-karsi-uzmandan-dikkat-ceken-uyari-unutkanligi-hafife-almayin-118587</guid>
                <description><![CDATA[Malatya Turgut Özal Üniversitesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Yusuf Ziya Deniz, Alzheimer hastalığının belirtileri, risk faktörleri ve tedavi seçenekleri hakkında değerlendirmelerde bulundu. Deniz, günlük yaşamı etkileyen unutkanlık şikâyeti bulunan kişilerin nöroloji hekimine başvurmasını önerdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya Turgut Özal Üniversitesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Kliniğinde görev yapan Dr. Öğr. Üyesi Yusuf Ziya Deniz, Alzheimer hastalığının belirtileri, risk faktörleri ve tedavi seçeneklerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.&nbsp;Alzheimer hastalığının genellikle 60 yaş üzerindeki bireyleri etkilediğini belirten Deniz, hastalığın başta bellek olmak üzere bilişsel fonksiyonların ilerleyici kaybıyla karakterize olduğunu ve bunamanın en sık nedeni olduğunu söyledi.</p>

<p>Yaşlanmayla birlikte hastalığın görülme sıklığının arttığını ifade eden Deniz, Alzheimer’ın hastaların yanı sıra bakım verenler ve sağlık sistemleri açısından da önemli bir yük oluşturduğunu kaydetti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">UNUTKANLIK EN TEMEL BELİRTİLERDEN BİRİ</span></strong></p>

<p>Alzheimer hastalığında unutkanlık, adres ve mekân bulmada güçlük, yeni şeyler öğrenmede zorlanma ve hesap yapmada güçlük gibi belirtilerin görülebildiğini aktaran Deniz, hastalık riskinin azaltılmasında yaşam tarzının önemine dikkat çekti. Damar sertliğine yol açan durum ve hastalıkların yanı sıra zihinsel ve fiziksel hareketsizlik, sağlıksız beslenme ve düzensiz uykunun Alzheimer riskini artırabildiğini belirten Deniz, Akdeniz tipi sağlıklı beslenme, zihinsel ve fiziksel egzersiz ile düzenli ve sağlıklı uykunun riskin azaltılmasına katkı sağlayabileceğini ifade etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">YENİ NESİL TEDAVİLER UMUT VERİYOR</span></strong></p>

<p>Hastalığı tamamen ortadan kaldıran tedavilerin mevcut olmadığını belirten Deniz, hastalık sürecini yavaşlatmaya ve belirtilerin kontrolüne yönelik ilaçların günlük uygulamada kullanıldığını söyledi.&nbsp;Son yıllarda yeni nesil anti-amiloid tedavilere yönelik çalışmaların da hız kazandığını ifade eden Deniz, bu tedavilerle ilgili umut verici sonuçların gözlemlendiğini belirtti. Deniz, yakın gelecekte söz konusu tedavilerin günlük pratiğe girmesiyle Alzheimer hastalığının seyrini yavaşlatmaya veya hastalığı ortadan kaldırmaya yönelik yeni imkânların ortaya çıkabileceğini kaydetti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">UNUTKANLIK GÜNLÜK YAŞAMI ETKİLİYORSA DİKKAT</span></strong></p>

<p>Dr. Öğr. Üyesi Yusuf Ziya Deniz, günlük yaşam aktivitelerinde zorluğa neden olan unutkanlık şikâyeti bulunan kişilerin bir nöroloji hekimine başvurmalarını önerdi.&nbsp;Deniz, erken değerlendirme ve uygun takip sürecinin önemine dikkat çekti.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 15:46:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/alzheimera-karsi-uzmandan-dikkat-ceken-uyari-unutkanligi-hafife-almayin-1790081414.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Her Unutkanlık Alzheimer Anlamına Gelmiyor! Ancak Erken Tanı Hayat Kurtarıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/her-unutkanlik-alzheimer-anlamina-gelmiyor-ancak-erken-tani-hayat-kurtariyor-118555</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/her-unutkanlik-alzheimer-anlamina-gelmiyor-ancak-erken-tani-hayat-kurtariyor-118555</guid>
                <description><![CDATA[21 Eylül Dünya Alzheimer Günü kapsamında açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Özlem Güngör Tunçer, Alzheimer hastalığının tanı ve tedavisinde yaşanan değişimi anlattı. Tunçer, kan testlerinin tanı sürecindeki rolüne, yeni nesil tedavilere ve korunma yöntemlerine dikkat çekti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Alzheimer hastalığında tanı ve tedavi yaklaşımları son yıllarda önemli bir değişim geçiriyor. Beyindeki hastalık biyolojisini gösteren kan testleri tanı sürecini desteklerken, erken evredeki uygun hastalarda kullanılan yeni tedaviler hastalığın ilerlemesini yavaşlatmayı hedefliyor. Ancak her unutkanlık Alzheimer anlamına gelmediği gibi, yeni tedaviler de her hasta için uygun olmayabiliyor. Prof. Dr. Özlem Güngör Tunçer, "21 Eylül Dünya Alzheimer Günü" kapsamında hastalık hakkında değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">HER UNUTKANLIK DEMANS ANLAMINA GELMİYOR</span></strong></p>

<p>Demansın hafıza, dil, dikkat, yön bulma ve karar verme gibi bilişsel işlevlerin günlük yaşamı bozacak ölçüde gerilemesiyle ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Tunçer, şu bilgileri verdi:&nbsp;"Demans, hafıza, dil, dikkat, yön bulma ve karar verme gibi bilişsel işlevlerin kişinin günlük yaşamını bozacak ölçüde gerilemesiyle ortaya çıkan klinik bir tablodur. En sık nedeni Alzheimer hastalığıdır. Yaşla birlikte zaman zaman isim unutmak veya bir eşyanın nereye konulduğunu hatırlayamamak tek başına demans anlamına gelmez. Asıl dikkat edilmesi gereken, unutkanlığın giderek artması ve günlük yaşamı etkilemesidir. Aynı soruyu kısa aralıklarla tekrar etmek, yakın zamanda yaşanan olayları unutmak, tanıdık bir yerde kaybolmak, para veya ilaç yönetiminde zorlanmak, belirgin kelime bulma güçlüğü yaşamak ya da kişilik ve davranış değişiklikleri geliştirmek değerlendirme gerektirir. Ani başlayan bilinç bulanıklığı ise enfeksiyon, ilaç yan etkisi, metabolik sorun veya inme gibi acil nedenleri düşündürebilir."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KAN BİYOBELİRTEÇLERİ TANI SÜRECİNİ DESTEKLİYOR</span></strong></p>

<p>Tanı sürecinin ayrıntılı hasta öyküsü, yakınlarından alınan bilgiler, nörolojik muayene ve bilişsel değerlendirmeyle başladığını vurgulayan Tunçer, kan testlerinin önemine değindi:&nbsp;"Gerektiğinde bilişsel testler, kan tahlilleri ve beyin MR görüntülemesi kullanılır. Bu incelemeler, Alzheimer hastalığının yanı sıra unutkanlığa neden olabilecek diğer hastalıkların belirlenmesine yardımcı olur. Son yıllarda Alzheimer tanısında kan biyobelirteçleri önemli ilerleme sağlamıştır. Özellikle fosforile tau proteinlerini, başta p-tau217 olmak üzere, ölçen testler beyindeki Alzheimer patolojisinin belirlenmesine yardımcı olabilir. Ancak tüm kan testlerinin tanısal doğruluğu aynı değildir ve bu testler herkese uygulanacak bir Alzheimer taraması değildir. Sonuçların hastanın şikâyetleri ve muayene bulgularıyla birlikte uzman hekim tarafından değerlendirilmesi gerekir. Yeterli tanısal doğruluğu gösterilmiş bazı kan testleri uygun hastalarda tanı sürecinde kullanılabilir; bazı hastalarda ise PET veya beyin-omurilik sıvısı incelemesi gibi ek yöntemlere ihtiyaç duyulabilir."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">YENİ TEDAVİLER HASTALIĞIN İLERLEMESİNİ YAVAŞLATMAYI HEDEFLİYOR</span></strong></p>

<p>Hastalığın biyolojik sürecini hedefleyen anti-amiloid tedavilerin erken evredeki uygun hastalarda uygulanmaya başlandığını aktaran Prof. Dr. Tunçer, konuşmasını şöyle sürdürdü:&nbsp;"Alzheimer tedavisinde uzun yıllardır kullanılan ilaçlar, uygun hastalarda bilişsel belirtileri ve günlük yaşam işlevlerini destekleyebilir. Bunun yanında hastalığın biyolojik sürecini hedefleyen yeni tedaviler de erken evredeki uygun hastalarda kullanılmaya başlanmıştır. Anti-amiloid tedaviler olarak adlandırılan bu yaklaşımlar, beyinde biriken amiloid proteinlerini hedefleyerek hastalığın ilerlemesini mütevazı fakat ölçülebilir biçimde yavaşlatmayı amaçlar. Ancak bu tedaviler hastalığı tamamen ortadan kaldırmaz, kaybedilmiş belleği geri getirmez ve her Alzheimer hastası için uygun değildir. Yeni tedaviler, Alzheimer hastalığına bağlı hafif bilişsel bozukluk veya hafif demans evresindeki, hastalık biyolojisi doğrulanmış uygun hastalarda değerlendirilir. Bu tedavilerin onay ve erişim koşulları ülkelere göre değişebilir. Tedavi öncesinde beyin MR görüntülemesi, beyindeki kanama riski ve özellikle antikoagülan olarak adlandırılan bazı kan sulandırıcı ilaçların kullanımı gibi faktörler gözden geçirilir. Tedavi sırasında belirli aralıklarla MR takibi yapılır. Bunun nedeni, tedavi sırasında beyinde ödem veya küçük kanamalarla seyredebilen ARIA adı verilen değişikliklerin görülebilmesidir. Baş ağrısı, bilinç değişikliği, görme bozukluğu veya yeni nörolojik belirti gelişmesi durumunda hızlı değerlendirme gerekir."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BEYİN SAĞLIĞI İÇİN DAMAR SAĞLIĞINA DİKKAT EDİLMELİ</span></strong></p>

<p>Demans riskini tamamen ortadan kaldıran bir yöntem bulunmadığını, ancak risk faktörlerinin kontrol altına alınmasının önemini vurgulayan Tunçer, şu ifadeleri kullandı:&nbsp;"Hipertansiyon, yüksek LDL kolesterol, diyabet, sigara kullanımı, obezite ve fiziksel hareketsizlik gibi risk faktörlerinin kontrol altında tutulması beyin sağlığı açısından önemlidir. İşitme ve görme sorunlarının tedavi edilmesi, düzenli fiziksel aktivite, sosyal ve zihinsel olarak aktif bir yaşam sürdürülmesi de korunma açısından önem taşıyan adımlar arasında yer alır. 2024 Lancet Demans Komisyonu, yaşam boyunca müdahale edilebilir 14 risk faktörünün dünya genelindeki demans vakalarının yaklaşık yüzde 45’iyle ilişkili olabileceğini bildirmiştir. Bu oran, demans riskinin azaltılmasında değiştirilebilir faktörlerin önemli bir payı olabileceğine işaret etmektedir. Bu nedenle beyni koruyan tek bir vitamin aramak yerine damar sağlığına dikkat etmek, düzenli hareket etmek, sigaradan uzak durmak ve sosyal yaşamı sürdürmek daha güçlü kanıta dayanan bir yaklaşımdır. Alzheimer hastalığında erken tanı, yalnızca hastalığa daha erken bir isim koymak anlamına gelmez. Unutkanlığın diğer nedenlerini ayırt etmek, hastalık biyolojisini gerektiğinde doğrulamak ve kişinin yarar görebileceği tedaviyi güvenli biçimde seçmek açısından önem taşır. Günümüzde gelişen tanı yöntemleri ve erken evrede uygulanabilen yeni tedaviler, Alzheimer hastalığıyla mücadelede yeni olanaklar sunmaktadır."</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 14:16:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/her-unutkanlik-alzheimer-anlamina-gelmiyor-ancak-erken-tani-hayat-kurtariyor-1789989465.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlıklı Çocuk Festivali’nin İkinci Durağı Malatya Oldu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/saglikli-cocuk-festivalinin-ikinci-duragi-malatya-oldu-118532</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/saglikli-cocuk-festivalinin-ikinci-duragi-malatya-oldu-118532</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen Sağlıklı Çocuk Festivali’nin ikinci durağı Malatya oldu. 100. Yıl Kent Parkı’nda gerçekleştirilen etkinlikte konuşan Vali Seddar Yavuz, Türkiye’nin artan obezite sorunuyla yüzleştiğini belirterek yürütülen çalışmanın önemine dikkat çekti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürlüğü tarafından çocuklarda sağlık bilincini geliştirmek ve yaygınlaştırmak amacıyla hayata geçirilen Sağlıklı Çocuk Festivali, Malatya’da düzenlendi.&nbsp;100. Yıl Kent Parkı’nda gerçekleştirilen festivalin açılışında konuşan Malatya Valisi Seddar Yavuz, Türkiye’nin sağlık alanında ciddi bir dönüşüm katettiğini ifade etti. Sağlıklı bir toplum yapısının ancak sağlıklı bireylerle kurulabileceğine vurgu yapan Vali Yavuz, "Artan obezite sağlık sorunuyla Türkiye’de artık yüzleşiyor. O nedenle Sağlık Bakanlığının bu çalışmasını çok değerli ve kıymetli buluyorum" dedi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202609201231-4177ffa3-9d3c-411a-aedb-c2c58dec0869.jpeg" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ÇOCUKLARIN SAĞLIK OKURYAZARLIĞI GÜÇLENDİRİLECEK</span></strong></p>

<p>Sağlık Bakanlığı Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürü Kenan Volkan Demirel ise etkinliğin temel amacının doğru yaşam alışkanlıklarını çocuklar için kolay anlaşılır ve eğlenceli kılmak olduğunu belirtti. Çocukluk çağında edinilen alışkanlıkların geleceğe yapılan büyük bir yatırım olduğunu dile getiren Demirel, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Acil bir durumda çocuğun ‘112’yi aramalıyım’ demesi, dişlerini fırçalamayı günlük rutin haline getirmesi, aile hekimini tanıması ve kendisini iyi hissetmediğinde bunu ailesiyle paylaşabilmesi oldukça önemli. Bunlar sağlıklı yaşam için küçük ancak çok değerli adımlar. Doğru bilgiyi bilmek önemli, asıl önemli olan ise bu bilgiyi hayata geçirebilmektir. Festivalle çocuklarımızın sağlık okuryazarlığını güçlendirmeyi hedefliyoruz."</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202609201231-a8039044-3112-40f2-af66-2654d6e9abb9.jpeg" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SAĞLIKLI YAŞAM UYGULAMALARLA ANLATILDI</span></strong></p>

<p>Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er ve İl Sağlık Müdürü Cezmi Karaca’nın da birer konuşma yaptığı organizasyonda, alan bünyesinde kurulan stantlarda çocuklara yönelik bilgilendirmeler yapıldı. Görevliler tarafından çocuklara sağlıklı beslenme, kişisel bakım, ağız ve diş sağlığı ile acil durumlarda yapılması gereken adımlar uygulamalı olarak aktarıldı. Programa Battalgazi Belediye Başkanı Bayram Taşkın, AK Parti Malatya İl Başkanı Ali Bakan, kamu kurum ve kuruluşlarının yöneticileri ile çok sayıda vatandaş katılım gösterdi.</p>

<p>KAYNAK: MHA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 20 Sep 2026 13:44:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/saglikli-cocuk-festivalinin-ikinci-duragi-malatya-oldu-1789901344.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Zamana Karşı Yarışan 3,5 Aylık Duru Bebek İçin Destek Bekleniyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/zamana-karsi-yarisan-35-aylik-duru-bebek-icin-destek-bekleniyor-118531</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/zamana-karsi-yarisan-35-aylik-duru-bebek-icin-destek-bekleniyor-118531</guid>
                <description><![CDATA[Malatya'da henüz 3,5 aylıkken SMA Tip-1 kas hastalığıyla mücadele eden Duru Babacan, sağlığına kavuşabilmek için yurt dışında uygulanan gen tedavisine ulaşmayı bekliyor. Valilik onaylı yardım kampanyası henüz %2 seviyesinde olan minik Duru için ailesi ve gönüllüler, tüm hayırseverleri destek olmaya davet ediyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Hayatının henüz çok başındayken en ağır ve zorlu hastalıklardan biriyle sınanan 3,5 aylık Duru Babacan, sağlığına kavuşabilmek için hayırseverlerin uzatacağı yardım elini bekliyor. Harun ve Cansu Babacan çiftinin bebeği olan minik Duru’ya, henüz 5 günlükken yapılan topuk taraması sonucunda SMA Tip-1 teşhisi konuldu. O günden bu yana ailesiyle birlikte büyük bir hukuk, sabır ve yaşam mücadelesi veren Duru bebek, yurt dışında uygulanan ve hayat kurtarıcı nitelikteki gen tedavisine ulaşmayı bekliyor.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>​KAMPANYA HENÜZ BAŞLANGIÇ AŞAMASINDA</strong></span></p>

<p>​Valilik onaylı resmi yardım kampanyası ile hayata tutunmaya çalışan minik Duru’nun tedavisi için gereken yüksek maliyetli rakama ulaşmak, ailenin imkanlarını fazlasıyla aşıyor. Kampanyanın henüz çok yeni ve %2 seviyesinde olduğunu belirten aile, zamanın Duru aleyhine işlediğine dikkat çekiyor. SMA Tip-1 kas hastalığının ilerleyici ve yıkıcı etkileriyle mücadele eden minik Duru’nun nefes alabilmesi, sesini duyabilmesi ve sağlığına kavuşabilmesi için tüm Türkiye’nin ve özellikle Malatyalı hayırseverlerin desteği hayati önem taşıyor.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>​PAYLAŞIMLAR UMUTLARI BÜYÜTÜYOR</strong></span></p>

<p>​Kampanya gönüllüleri ve aile, maddi katkı sunamayacak vatandaşların da sosyal medyada paylaşım yaparak, gönderileri beğenerek ve yorum atarak daha geniş kitlelere ulaşılmasına katkı sağlayabileceğini belirtiyor. "Minik Duru, Büyük Umutlar" sloganıyla yürütülen çalışmalarda, her bir paylaşımın binlerce insana umut olabileceği vurgulanıyor.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>​VALİLİK ONAYLI RESMİ BAĞIŞ HESAPLARI</strong></span></p>

<p>​Minik Duru’nun yurt dışındaki tedavisine destek olmak ve bu haklı yaşam mücadelesine ortak olmak isteyen hayırsever vatandaşlar, resmi izin numarasıyla aşağıdaki banka hesabı üzerinden bağışta bulunabilirler:</p>

<p>​Yardım Toplama İzin No: 44.2026.5148</p>

<p>​Banka: Ziraat Bankası</p>

<p>​Alıcı Adı: CANSU BABACAN</p>

<p>​IBAN: TR65 0001 0001 8386 9299 0050 04</p>

<p>​Açıklama: DURU</p>

<p>​Duru’nun sağlıklı yarınlara ulaşabilmesi, gülümsemesinin solmaması ve nefesinin kesilmemesi için şimdi el ele verme zamanı. Malatya, minik evladını yalnız bırakmayacak; çünkü birlikte güçlüyüz, birlikte başarabiliriz!</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 20 Sep 2026 13:06:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/zamana-karsi-yarisan-35-aylik-duru-bebek-icin-destek-bekleniyor-1789898950.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alzheimer, ilk belirtilerden yaklaşık 20 yıl önce başlıyor!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/alzheimer-ilk-belirtilerden-yaklasik-20-yil-once-basliyor-118502</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/alzheimer-ilk-belirtilerden-yaklasik-20-yil-once-basliyor-118502</guid>
                <description><![CDATA[Son yıllarda yaşam süresinin uzamasıyla birlikte Alzheimer hastalığının görülme sıklığı giderek artıyor. Ülkemizde yaklaşık 700 bin kişi Alzheimer hastalığıyla mücadele ederken, 2050 yılına kadar bu sayının 2,5 katına çıkması bekleniyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Neşe Tuncer, Alzheimer’ın ilk belirtileri ortaya çıkmadan yaklaşık 20 yıl önce beyinde değişikliklerin başlayabildiğine dikkat çekerek, “Yaş ve genetik yatkınlık gibi değiştirilemeyen risklere rağmen, yaşam tarzıyla ilişkili bazı risk faktörlerini kontrol altına almak mümkün. Bu nedenle beyin sağlığını korumaya yönelik önlemlere erken yaşlardan itibaren önem vermek gerekir. Bilimsel veriler, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ile Alzheimer riskinin önemli ölçüde azaltılabileceğini göstermektedir” diyor. Prof. Dr. Tuncer, 21 Eylül Dünya Alzheimer Günü kapsamında, Alzheimer riskini azaltmada 10 etkili önlem ile tanı ve tedavide umut veren gelişmeleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. Beyin hücrelerinin ilerleyici bir şekilde hasar görmesi ve kaybedilmesiyle ortaya çıkan Alzheimer hastalığı sadece hastanın değil, ailesinin ve yakın çevresinin de yaşamını derinden etkiliyor. Sinsice başlayıp ilerleyen hastalıkta ilk belirtiler genellikle yakın zamanda yaşanan olayların unutulması, aynı soruların tekrar tekrar sorulması veya tanıdık kelimelerin hatırlanamaması şeklinde kendini gösteriyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Neşe Tuncer, ilerleyen evrelerde bireyin planlama becerisinin zayıfladığını, zaman ve mekan algısının bozulduğunu, kişilik değişiklikleri ortaya çıktığını ve sonuçta en temel günlük ihtiyaçlarını karşılayamaz hale geldiğini belirterek “Alzheimer hastalığı bireysel olduğu kadar ailevi ve toplumsal bir sağlık sorunudur; hastalığın ilerleyici doğası hastaların giderek bağımsızlığını yitirmesine, bakım verenlerin ise ciddi fiziksel, psikolojik ve ekonomik yüklerle karşılaşmasına neden olmaktadır” diyor. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda yaşam süresinin uzamasıyla birlikte Alzheimer hastalığının görülme sıklığı giderek artıyor.&nbsp;Ülkemizde yaklaşık 700 bin kişi Alzheimer hastalığıyla mücadele ederken, 2050 yılına kadar bu sayının 2,5 katına çıkması bekleniyor. <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Neşe Tuncer,</strong> Alzheimer’ın ilk belirtileri ortaya çıkmadan yaklaşık 20 yıl önce beyinde değişikliklerin başlayabildiğine dikkat çekerek, <strong>“Yaş ve genetik yatkınlık gibi değiştirilemeyen risklere rağmen, yaşam tarzıyla ilişkili bazı risk faktörlerini kontrol altına almak mümkün. Bu nedenle beyin sağlığını korumaya yönelik önlemlere erken yaşlardan itibaren önem vermek gerekir.</strong>&nbsp;Bilimsel veriler, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ile Alzheimer riskinin önemli ölçüde azaltılabileceğini göstermektedir<strong>”</strong>&nbsp;diyor. Prof. Dr. Tuncer, <strong>21 Eylül Dünya Alzheimer Günü</strong> kapsamında, Alzheimer riskini azaltmada 10 etkili önlem ile tanı ve tedavide umut veren gelişmeleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.&nbsp;Beyin hücrelerinin ilerleyici bir şekilde hasar görmesi ve kaybedilmesiyle ortaya çıkan Alzheimer hastalığı&nbsp;sadece hastanın değil, ailesinin ve yakın çevresinin de yaşamını derinden etkiliyor.&nbsp;Sinsice başlayıp ilerleyen hastalıkta ilk belirtiler genellikle yakın zamanda yaşanan olayların unutulması, aynı soruların tekrar tekrar sorulması veya tanıdık kelimelerin hatırlanamaması şeklinde kendini gösteriyor. <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Neşe Tuncer</strong>, ilerleyen evrelerde bireyin planlama becerisinin zayıfladığını, zaman ve mekan algısının bozulduğunu, kişilik değişiklikleri ortaya çıktığını ve sonuçta en temel günlük ihtiyaçlarını karşılayamaz hale geldiğini belirterek “Alzheimer hastalığı bireysel olduğu kadar ailevi ve toplumsal bir sağlık sorunudur; hastalığın ilerleyici doğası hastaların giderek bağımsızlığını yitirmesine, bakım verenlerin ise ciddi fiziksel, psikolojik ve ekonomik yüklerle karşılaşmasına neden olmaktadır” diyor.&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Alzheimer hastalığına zemin hazırlayan etkenler!</strong></span></p>

<p>Alzheimer’in ilk belirtilerden yaklaşık 20 yıl önce oluşmaya başladığını belirten Prof. Dr. Neşe Tuncer “Dolayısıyla 70’li yaşlarda bellek yakınması yaşayan bir bireyde süreç aslında 50’li yaşlarda başlamış olabilir. Bu durum, sağlıkla ilgili orta yaşta alınan kararların, yaşlılıkta beyin sağlığını doğrudan belirlediğini göstermektedir” diyor. Prof. Dr. Tuncer, Alzheimer hastalığına zemin hazırlayan başlıca yaşam alışkanlıkları ve risk faktörlerini şöyle sıralıyor: “Düzenli egzersiz yapmamak, kontrolsüz tansiyon, yüksek kolesterol ve tedavi edilmeyen hipertansiyon, tedavi edilmeyen işitme kaybı, diyabet ve insülin direnci, obezite, sigara, alkol kullanımı, sosyal izolasyon ve yalnızlık, yetersiz ve kalitesiz uyku, sağlıksız beslenme, işlenmiş gıdalar, aşırı şeker ve trans yağ ağırlıklı beslenme, depresyon, kafa travması öyküsü, hava kirliliğine maruz kalma.”&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Alzheimer riskini azaltmak mümkün! İşte, 10 etkili önlem!</strong></span></p>

<p>Prof. Dr. Neşe Tuncer, Alzheimer riskini azaltan 10 etkili önlemi şöyle açıklıyor;&nbsp;</p>

<ul>
	<li><strong>Düzenli egzersiz</strong></li>
</ul>

<p>Düzenli egzersiz, beyin sağlığını korumada önemli bir rol oynamaktadır. Haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta egzersiz (tempolu yürüyüş, yüzme, bisiklet) beynin bellek merkezi olan hipokampusun hacmini artırmakta ve yeni sinir bağlantılarının oluşmasını desteklemektedir. Bilimsel çalışmalar, fiziksel aktivite ve düzenli egzersizin bilişsel gerileme ve Alzheimer riskinin azaltılmasına önemli katkılar sağladığını göstermektedir.&nbsp;</p>

<ul>
	<li><strong>Sağlıklı ve dengeli beslenme</strong></li>
</ul>

<p>Sağlıklı beslenme kapsamında özellikle Akdeniz tipi beslenme (bol sebze-meyve, zeytinyağı, balık, kuruyemiş, tam tahıllar) beyin ve damar sağlığını desteklemektedir. Haftada en az iki kez balık tüketimi omega-3 yağ asitleri sayesinde beyin hücrelerini korumaktadır. İşlenmiş gıdalar, aşırı şeker ve trans yağ ağırlıklı beslenmeden uzak durmak gerekir.</p>

<ul>
	<li><strong>Kaliteli ve yeterli uyku</strong></li>
</ul>

<p>Kaliteli ve yeterli uyku hastalığı önlemede büyük önem taşımaktadır. Her gece 7-8 saat kesintisiz uyku, beynin gün içinde biriken zararlı proteinleri temizlemesini sağlayan glimfatik sistemin etkin çalışması için zorunludur. Uyku apnesi mutlaka değerlendirilmeli ve tedavi edilmelidir.&nbsp;</p>

<ul>
	<li><strong>Beyni aktif tutmak ve yaşam boyu öğrenmek</strong></li>
</ul>

<p>Bilişsel aktivite kapsamında yaşam boyu öğrenme, okuma, yeni beceriler edinme, dil öğrenme ve enstrüman çalma gibi aktiviteler beynin ‘bilişsel rezervini’ güçlendirmektedir. Bilimsel çalışmalar, iki dil konuşan bireylerde Alzheimer belirtilerinin 4-5 yıl daha geç ortaya çıktığını göstermiştir.</p>

<ul>
	<li><strong>Sosyal bağları güçlü tutmak</strong></li>
</ul>

<p>Aile ve arkadaşlarla düzenli iletişim kurmak, sosyal ve toplumsal etkinliklere katılmak, sosyal yaşamın içinde olmak ve gönüllülük çalışmaları beyin sağlığını desteklemektedir. Sosyal izolasyon ve düşük sosyal bağlantı, bilişsel gerileme ve Alzheimer açısından değiştirilebilir risk faktörleri arasında yer almaktadır. Bu nedenle sosyal yaşamdan kopmamak, Alzheimer hastalığı riskini azaltmaya yönelik bütüncül yaklaşımın önemli bir parçasıdır.&nbsp;</p>

<ul>
	<li><strong>Tansiyon, kolesterol ve kan şekerini kontrol altında tutmak</strong></li>
</ul>

<p>Yüksek tansiyon, yüksek kolesterol ve yüksek kan şekeri gibi kardiyometabolik risklerin kontrol altında tutulması hem damar hem de beyin sağlığı açısından önem taşımaktadır. Hipertansiyon, diyabet ve yüksek kolesterolün düzenli takip edilmesi, ilerleyen yıllarda bilişsel gerileme ve Alzheimer hastalığı açısından son derece önemlidir. &nbsp;</p>

<ul>
	<li><strong>Sağlıklı kiloyu korumak</strong></li>
</ul>

<p>Fazla kilo ve obezite ilerleyen yaşlarda bilişsel sağlık açısından önem taşıyan, değiştirilebilir risk faktörleri arasında yer almaktadır. Sağlıklı kilonun korunması; tansiyon, kan şekeri ve kolesterol gibi Alzheimer hastalığı açısından önem taşıyan diğer risk faktörlerinin de kontrolüne katkı sağlamaktadır.&nbsp;</p>

<ul>
	<li><strong>Sigara ve alkolden uzak durmak</strong></li>
</ul>

<p>Sigara ve alkol kullanımı beyin sağlığını olumsuz etkileyebilen, değiştirilebilir risk faktörleri arasında yer almaktadır. Sigara ve alkolden uzak durmak, Alzheimer hastalığı riskini azaltmaya yönelik önemli adımlardandır.&nbsp;</p>

<ul>
	<li><strong>İşitme kaybını ihmal etmemek</strong></li>
</ul>

<p>İşitme kaybının fark edilmesi halinde gecikmeden değerlendirilmesi ve uygun durumlarda işitme cihazı gibi desteklerin kullanılması riski azaltmak açısından önemlidir.&nbsp;</p>

<ul>
	<li><strong>Kafa travmalarından korunmak ve hava kirliliğine maruziyeti azaltmak</strong></li>
</ul>

<p>Kafa travmalarından korunmak ve hava kirliliğine maruziyeti mümkün olduğunca azaltmak Alzheimer hastalığı da dahil olmak üzere, ilerleyen yaşlarda bilişsel sağlığı etkileyebilecek risklerin azaltılmasına yönelik koruyucu yaklaşımın önemli bir parçasını oluşturmaktadır. &nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Erken tanı ve tedavide yeni dönem!</strong></span></p>

<p>Alzheimer hastalığında erken tanının,&nbsp;tedavinin başarısı için kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Neşe Tuncer “Erken tanı alanında son yıllarda çığır açan gelişmeler yaşanmıştır. ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA), Alzheimer hastalığı tanısına yardımcı olan ilk kan testini onaylamıştır. Bu test, kanda beyindeki Alzheimer proteinlerini yüksek doğrulukla tespit edebilmektedir.&nbsp;Erken tanı ve hastalığın biyolojik özelliklerinin daha erken dönemde ortaya konulabilmesi, uygun hastalarda tedavi seçeneklerinin zamanında değerlendirilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Özellikle biyobelirteçler ve hastalık seyrini yavaşlatmaya yönelik yeni tedaviler de, Alzheimer ile mücadelede umut veren gelişmeler arasında yer almaktadır” diyor.</p>

<p><strong>&nbsp;</strong></p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 13:20:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/alzheimer-ilk-belirtilerden-yaklasik-20-yil-once-basliyor-1789726817.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya Dört Gün Boyunca Uluslararası Cerrahi Bilimin Merkezi Olacak</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatya-dort-gun-boyunca-uluslararasi-cerrahi-bilimin-merkezi-olacak-118312</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatya-dort-gun-boyunca-uluslararasi-cerrahi-bilimin-merkezi-olacak-118312</guid>
                <description><![CDATA[Malatya, uluslararası cerrahi camiasını bir araya getiren üç büyük organizasyona ev sahipliği yapıyor. Kongrenin açılışında konuşan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, kentin sağlık alanındaki başarılarına dikkat çekerek organ naklinde ulaşım ve kesintisiz iletişim altyapısının hayati rolünü vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’da gastroenteroloji cerrahisi ve karaciğer nakli alanında büyük önem taşıyan üç bilimsel organizasyon tek çatı altında başladı. Kentte düzenlenen 14. Ulusal Gastroenteroloji Cerrahisi Kongresi, 3. Ulusal Karaciğer Nakli Kongresi ve Uluslararası Canlı Vericili Karaciğer Nakli Grubu Kolokyumu 2026 programına Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu katıldı. Türkiye'den ve dünyadan çok sayıda cerrah, bilim insanı ile akademisyeni buluşturan organizasyonda; güncel gelişmeler, ileri cerrahi teknikler ve geleceğin tedavi yöntemleri masaya yatırılıyor. Etkinliklerin açılışında konuşan Bakan Uraloğlu, Malatya’nın dört gün boyunca uluslararası cerrahi bilimin önemli merkezlerinden biri haline geleceğini belirtti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MALATYA DÜNYANIN UMUDU HALİNE GELEN BİR SAĞLIK MERKEZİ</span></strong></p>

<p>Malatya’nın 6 Şubat depremlerinde ağır bir sınav verdiğini hatırlatan Uraloğlu, kentin yeniden ayağa kalkmasının sadece fiziki imarla değil; bilim, sanat, dayanışma ve umutla mümkün olacağını söyledi. Malatya’nın kayısısı ve tarihi kadar sağlık alanındaki çalışmalarıyla da öne çıktığını vurgulayan Uraloğlu, İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakli Enstitüsü’nün çeyrek asırda binlerce hastaya umut olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SEKİZLİ ÇAPRAZ KARACİĞER NAKLİNE DİKKAT ÇEKTİ</span></strong></p>

<p>Karaciğer naklinde Malatya’da yürütülen çalışmalara değinen Uraloğlu, canlı verici değişim programı kapsamında yapılan sekizli çapraz karaciğer naklinin dünyada ilk kez gerçekleştirilen öncü çalışmalar arasında yer aldığını kaydetti. Uraloğlu, bu tür uygulamaların uygun verici bulamayan hastalara yeni bir yaşam umudu sunduğunu ve Türk tıbbının ulaştığı seviyeyi dünyaya gösterdiğini aktardı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ORGANIN ZAMANI DAKİKALAR HATTA SANİYELERDİR</span></strong></p>

<p>Organ nakli süreçlerinde ulaşım ve haberleşme altyapısının kritik bir öneme sahip olduğunu belirten Uraloğlu, yoğun bakım, laboratuvar, kan bankası, lojistik, iletişim ve ulaşımın bir bütün olduğunu dile getirdi. Bakan Uraloğlu, "Organın zamanı dakikalar, hatta saniyelerdir." diyerek yüksek standartlı karayollarının, güvenilir hava ulaşımının, güçlü fiber altyapının ve kesintisiz haberleşmenin sağlık hizmetlerindeki hayati rolüne vurgu yaptı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">5G İLE SAĞLIKTA YENİ DÖNEM</span></strong></p>

<p>Türkiye’nin fiber optik ağ altyapısının 720 bin kilometreye ulaştığını bildiren Uraloğlu, 1 Nisan 2026’da 81 ilde kademeli olarak başlatılan 5G hizmetinin 5 ay içerisinde yaklaşık 45 milyon aboneye ulaştığını açıkladı. 5G teknolojisinin uzaktan teşhis, görüntü aktarımı, konsültasyon ve cerrahi uygulamalara yeni imkanlar sunduğunu belirten Uraloğlu, Muş Devlet Hastanesi’ndeki bir hastanın böbrek taşı operasyonunun İstanbul’daki hekimler tarafından yaklaşık bin 500 kilometre mesafeden 5G altyapısı ve yerli İbn-i Sina cihazı kullanılarak yönetilmesini örnek gösterdi. Uraloğlu, Malatya’nın sağlık merkezi kimliğini güçlendirecek ulaşım ve iletişim yatırımlarının kentin ihtiyaçları doğrultusunda ele alınmaya devam edeceğini sözlerine ekledi.</p>

<p>KAYNAK: MHA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 07:57:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/malatya-dort-gun-boyunca-uluslararasi-cerrahi-bilimin-merkezi-olacak-1789016494.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Otobüste Sıkışan Yaralılar İçin Tüm Ekipler Seferber Oldu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/otobuste-sikisan-yaralilar-icin-tum-ekipler-seferber-oldu-118283</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/otobuste-sikisan-yaralilar-icin-tum-ekipler-seferber-oldu-118283</guid>
                <description><![CDATA[Malatya'da afet ve acil durumlara müdahale kapasitesini artırmak amacıyla düzenlenen kaza tatbikatı gerçeği aratmadı. Senaryo gereği yolcu otobüsü ile tankerin çarpıştığı kazada otobüste sıkışan yaralılar, ekiplerin zamanında ve koordineli müdahalesiyle kurtarıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’da afet ve acil durumlara müdahale kapasitesinin geliştirilmesi amacıyla geniş kapsamlı bir trafik kazası tatbikatı gerçekleştirildi. Malatya İl Sağlık Müdürlüğü koordinesinde gerçekleşen tatbikat senaryosuna göre, Malatya Büyükşehir Belediyesine ait yolcu otobüsü ile bir tanker çarpıştı. Kazanın ardından otobüste bulunan bazı yolcular araç içerisinde sıkıştı.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202609081613-whatsapp-image-2026-09-08-at-155551.jpeg" style="height:399px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">EKİPLER BÖLGEYE SEVK EDİLDİ</span></strong></p>

<p>Yapılan ihbarın ardından bölgeye hızlı bir şekilde Malatya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı, AFAD, trafik polisi ve Malatya İl Sağlık Müdürlüğü UMKE ekipleri sevk edildi. Olay yerine ulaşan ekipler, öncelikle güvenlik önlemlerini alarak kurtarma çalışmalarına başladı.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202609081613-whatsapp-image-2026-09-08-at-155607.jpeg" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SIKIŞAN YARALILAR ZAMANLA YARIŞILARAK KURTARILDI</span></strong></p>

<p>Otobüste sıkışan yaralılar, itfaiye ve AFAD ekiplerinin titiz çalışmalarıyla bulundukları yerden çıkarılarak UMKE ekiplerine teslim edildi. Yaralılara olay yerinde ilk müdahale yapılırken; ekiplerin sevk, koordinasyon, kurtarma ve sağlık müdahalesi süreçleri uygulamalı olarak değerlendirildi. Tatbikat, senaryonun başarıyla tamamlanmasının ardından sona erdi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202609081613-whatsapp-image-2026-09-08-at-155634.jpeg" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 17:00:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/otobuste-sikisan-yaralilar-icin-tum-ekipler-seferber-oldu-1788876246.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Okul Başarısının Gizli Etkeni: Kahvaltıyı Atlayan Çocuklarda Dikkat ve Odaklanma Sorunu Yaşanabilir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/okul-basarisinin-gizli-etkeni-kahvaltiyi-atlayan-cocuklarda-dikkat-ve-odaklanma-sorunu-yasanabilir-118251</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/okul-basarisinin-gizli-etkeni-kahvaltiyi-atlayan-cocuklarda-dikkat-ve-odaklanma-sorunu-yasanabilir-118251</guid>
                <description><![CDATA[Beslenme Uzmanı Öğr. Gör. Kübra Şahin, okul çağındaki çocuklarda sağlıklı beslenmenin yalnızca fiziksel gelişim değil, dikkat, hafıza, öğrenme ve okul başarısı açısından da önem taşıdığını belirterek ailelere önemli uyarılarda bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Okul çağındaki çocuklarda beslenmenin yalnızca fiziksel büyüme açısından değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Beslenme Uzmanı Öğr. Gör. Kübra Şahin, yeterli ve dengeli beslenmenin dikkat, hafıza, öğrenme ve bilişsel gelişim açısından da önem taşıdığını söyledi.</p>

<p>Şahin, “Çocukluk döneminde beslenme yalnızca boy ve vücut ağırlığı artışını destekleyen bir unsur değildir. Beyin gelişimi, bilişsel işlevler, dikkat, bellek ve öğrenme süreçleri de yeterli ve dengeli beslenmeden etkilenmektedir. Çocuğun uzun süre yetersiz veya dengesiz beslenmesi; yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve bilişsel performansta olumsuzluklarla ilişkilendirilebilir.” dedi.</p>

<p>Yeterli ve dengeli beslenmenin öğrenme için gerekli fiziksel ve bilişsel zeminin oluşmasına katkı sunduğunu ifade eden Şahin, çocukluk döneminde sağlıklı beslenmenin büyüme ve gelişmenin yanı sıra bilişsel gelişim açısından da önem taşıdığını kaydetti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KAHVALTININ İÇERİĞİNE DİKKAT</span></strong></p>

<p>Çocukların güne dengeli bir kahvaltıyla başlamasının önemli olduğunu belirten Şahin, yalnızca kahvaltı yapılmasının değil, kahvaltıda tercih edilen besinlerin de dikkate alınması gerektiğini söyledi.&nbsp;Şahin, “Kahvaltı, gece boyunca süren açlığın ardından çocuğun güne başlaması açısından önemli bir öğündür. Kahvaltının atlanması bazı çocuklarda açlık, halsizlik, dikkat güçlüğü ve derse odaklanmada zorlanma gibi durumlara yol açabilir. Burada önemli olan sadece ‘kahvaltı yapmak’ değil, kahvaltının içeriğidir.” ifadelerini kullandı. İdeal bir kahvaltıda yumurta, peynir veya yoğurt gibi protein kaynaklarının yanında tam tahıllı ürünler, sebze, meyve ve su bulunabileceğini belirten Şahin, dengeli seçimlerin önemine dikkat çekti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BESLENME ÇANTASINDA NELER OLMALI?</span></strong></p>

<p>Okulda tüketilen ara öğün ve öğünlerin çocukların günlük beslenmesinde önemli bir yere sahip olduğunu belirten Şahin, beslenme çantası için farklı sağlıklı seçenekler önerdi.</p>

<p>Şahin, “Tam tahıllı ekmekle hazırlanmış peynirli veya yumurtalı bir sandviç, yanında meyve ve ayran; yoğurt, yulaf ve meyve; peynirli tam tahıllı tost ve meyve gibi seçenekler hazırlanabilir.” dedi.&nbsp;Paketli gıdaların günlük beslenmenin temelini oluşturmaması gerektiğini belirten Şahin, özellikle yüksek miktarda şeker, tuz veya doymuş yağ içeren ürünlerin tüketiminin sınırlandırılması gerektiğini ifade etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ÇOCUĞUN KİLOSUNU ELEŞTİRMEYİN</span></strong></p>

<p>Çocuklara sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırılırken kullanılan dilin de önemli olduğunu vurgulayan Şahin, çocukların kilosu üzerinden eleştirilmesinin doğru olmadığını söyledi. Şahin, “Çocuğun kilosunu sürekli gündeme getirmek, başka çocuklarla karşılaştırmak, ‘Şişmansın’, ‘Çok yiyorsun’, ‘Bunu yersen kilo alırsın’ gibi ifadeler kullanmak sağlıklı bir beslenme davranışı geliştirmek için doğru bir yaklaşım değildir.” ifadelerini kullandı.&nbsp;Çocukların yeme davranışlarının yalnızca açlık ve toklukla şekillenmediğini belirten Şahin, aile tutumlarının ve çocuğun kendi bedeniyle kurduğu ilişkinin de etkili olduğunu kaydetti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">“İYİ-KÖTÜ” VE “YASAK-SERBEST” AYRIMI YAPMAYIN</span></strong></p>

<p>Yiyeceklerin keskin biçimde sınıflandırılmasının çocukların sağlıklı beslenme ilişkisini zorlaştırabileceğini belirten Şahin, ailelerin çocuklarla beslenme konusunda daha doğru bir iletişim kurması gerektiğini ifade etti. Şahin, “Yiyecekleri ‘iyi-kötü’ veya ‘yasak-serbest’ şeklinde keskin biçimde ayırmak yerine, sağlıklı seçimleri günlük yaşamın doğal bir parçası haline getirmek daha doğru olacaktır.” dedi.</p>

<p>Ebeveynlerin kendi beslenme davranışlarının da çocuklar açısından güçlü bir model oluşturduğunu belirten Şahin, ailelerin davranışlarıyla da çocuklara örnek olması gerektiğini söyledi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">OKUL ORTAMI DA BESLENMEYİ ETKİLİYOR</span></strong></p>

<p>Okul kantinleri ve okul yemeklerinin çocukların beslenme tercihleri üzerinde önemli etkisi bulunduğuna dikkat çeken Şahin, çocukların günün önemli bölümünü okulda geçirdiğini hatırlattı.&nbsp;Şahin, “Okul, çocuğun beslenme alışkanlıklarının şekillenmesinde son derece önemli bir çevredir. Çocuk yalnızca evde değil, günün önemli bir bölümünde okulda bulunmaktadır. Bu nedenle okul kantininde hangi ürünlerin bulunduğu, hangi yiyeceklerin daha kolay ulaşılabilir olduğu, okul yemeklerinin içeriği ve hatta yiyeceklerin nasıl sunulduğu çocuğun tercihlerini etkileyebilir.” diye konuştu.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SAĞLIKLI BESLENMEDE AİLE, OKUL VE KAMU İŞ BİRLİĞİ</span></strong></p>

<p>Çocuklarda sağlıklı beslenme alışkanlığının oluşturulmasının yalnızca ailelerin sorumluluğunda olmadığını belirten Şahin, aile, okul ve kamu kurumlarının birlikte hareket etmesi gerektiğini vurguladı. Şahin, “Sağlıklı beslenme konusunda sorumluluğu yalnızca aileye yüklemek doğru değildir. Aile, okul ve kamu birlikte hareket etmelidir. Aile sağlıklı beslenme alışkanlığını evde desteklerken okulun da çocukların sağlıklı seçeneklere ulaşmasını kolaylaştırması gerekir.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Şahin, çocuklara sürekli ne yememeleri gerektiğini söylemek yerine sağlıklı seçeneklerin onlar için daha kolay ve ulaşılabilir hale getirilmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 15:17:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/okul-basarisinin-gizli-etkeni-kahvaltiyi-atlayan-cocuklarda-dikkat-ve-odaklanma-sorunu-yasanabilir-1788783760.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlık Bakanlığında 26 Bin 673 Kişilik Alım: Kadro Dağılımı Belli Oldu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/saglik-bakanliginda-26-bin-673-kisilik-alim-kadro-dagilimi-belli-oldu-118154</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/saglik-bakanliginda-26-bin-673-kisilik-alim-kadro-dagilimi-belli-oldu-118154</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, Resmî Gazete’de yayımlanan karar doğrultusunda 26 bin 673 sözleşmeli sağlık personeli istihdam edecek. Alımda 22 bin 983 uzman doktor ve 3 bin 652 doktor kadrosu ayrılırken, başvuru ve tercih sürecinin ÖSYM tarafından yayımlanacak kılavuzla yürütülmesi bekleniyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı, Resmî Gazete’de yayımlanan karar doğrultusunda 26 bin 673 sözleşmeli sağlık personeli istihdam edecek. Alımın büyük bölümünü uzman doktor ve doktor kadroları oluşturacak.</p>

<p>Bakanlık bünyesinde görevlendirilmek üzere yapılacak sözleşmeli personel alımında kadro dağılımı da belli oldu.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>KADROLARIN BÜYÜK BÖLÜMÜ DOKTORLARA AYRILDI</strong></span></p>

<p>Buna göre 22 bin 983 uzman doktor, 3 bin 652 doktor, 25 sağlık teknikeri, 9 ebe, 2 hemşire ve 1 diyetisyen istihdam edilecek.</p>

<p>Toplam 26 bin 673 kişilik alımda 26 bin 635 kontenjanın doktor ve uzman doktor kadrolarına ayrılması dikkati çekti.</p>

<p><strong><span style="color:#3498db">BAŞVURU SÜRECİ ÖSYM ÜZERİNDEN YÜRÜTÜLECEK</span></strong></p>

<p>Personel alımına ilişkin başvuru ve tercih işlemlerinin, ÖSYM tarafından yayımlanacak tercih kılavuzu doğrultusunda elektronik ortamda gerçekleştirilmesi bekleniyor.</p>

<p>Adaylar tercihlerini ÖSYM Aday İşlemleri Sistemi veya ÖSYM’nin mobil uygulaması üzerinden yapabilecek.</p>

<p>Branşlara ilişkin nitelik kodları, genel ve özel şartlar ile tercih takvimi de yayımlanacak kılavuzla kesinleşecek.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>BAŞVURU TARİHLERİ HENÜZ AÇIKLANMADI</strong></span></p>

<p>Başvuru tarihleri ve adaylarda aranacak kesin şartlar henüz açıklanmadı.</p>

<p>Personel alımına ilişkin ayrıntıların Sağlık Bakanlığı ve ÖSYM tarafından yapılacak duyurularla kamuoyuna ilan edilmesi bekleniyor.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 15:52:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/saglik-bakanliginda-26-bin-673-kisilik-alim-kadro-dagilimi-belli-oldu-1788353660.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ruh Sağlığı Kliniğine Kazandırılan İki Yeni Cihaz Psikiyatrik Tedavide Umut Oldu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ruh-sagligi-klinigine-kazandirilan-iki-yeni-cihaz-psikiyatrik-tedavide-umut-oldu-118146</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ruh-sagligi-klinigine-kazandirilan-iki-yeni-cihaz-psikiyatrik-tedavide-umut-oldu-118146</guid>
                <description><![CDATA[Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği bünyesinde, özellikle ilaç tedavisine yanıt vermeyen psikiyatri hastaları için Elektrokonvülsif Terapi (EKT) ve Transkraniyal Manyetik Stimülasyon (TMS) uygulamaları hizmete açıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde, özellikle mevcut tedavilere yeterli yanıt vermeyen psikiyatrik hastaların tedavisinde kullanılmak üzere Elektrokonvülsif Terapi (EKT) ve Transkraniyal Manyetik Stimülasyon (TMS) uygulamaları hizmete sunuldu. Hastanenin Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği bünyesinde kullanılmaya başlanan EKT ve TMS cihazlarıyla psikiyatri alanındaki tedavi seçenekleri genişletildi. Uygulamaların, uzman hekimlerin değerlendirmesi sonucunda uygun görülen hastalarda kullanılması planlanıyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">TEDAVİYE DİRENÇLİ HASTALARDA UYGULANACAK</span></strong></p>

<p>Malatya Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı ve Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev yapan Doç. Dr. Kerim Uğur, psikiyatrik hastalıkların tedavisinde ilaç ve psikoterapinin önemli bir yer tuttuğunu ancak bazı hastalarda tedaviye direnç gelişebildiğini belirtti. Uğur, EKT ve TMS uygulamalarının özellikle tedaviye dirençli depresyon, şizofreni, bipolar bozukluk ve obsesif kompulsif bozukluk gibi hastalıkların yanı sıra intihar düşüncelerinin eşlik ettiği bazı psikiyatrik durumlarda tedavi sürecine katkı sağlayabileceğini ifade etti.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202609021144-img-7995.jpeg" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">EKT AMELİYATHANEDE, TMS POLİKLİNİKTE UYGULANIYOR</span></strong></p>

<p>EKT tedavisinin genel anestezi altında, anestezi hekimlerinin eşliğinde hastanenin ameliyathanesinde gerçekleştirildiğini kaydeden Uğur, uygulamanın uzman hekimlerin değerlendirmesi doğrultusunda uygun hastalarda kullanılacağını bildirdi. TMS uygulamasının ise poliklinik ortamında gerçekleştirildiğini aktaran Uğur, “Bu iki cihazın katkılarıyla hastalarımızın tedavisini bir basamak daha ileriye taşımayı başaracağımıza inanıyorum” dedi.</p>

<p>EKT ve TMS’nin her hasta için uygun olmadığı, uygulama kararının hastanın klinik durumuna göre psikiyatri uzmanları tarafından verileceği belirtildi. Tedavi yöntemleri hakkında bilgi almak isteyen vatandaşların Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Polikliniği’ne başvurabileceği kaydedildi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202609021144-img-7996.jpeg" /></p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 12:44:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/ruh-sagligi-klinigine-kazandirilan-iki-yeni-cihaz-psikiyatrik-tedavide-umut-oldu-1788343403.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SGK Prim Borçlarında Milyarlarca Liralık İşlem: İlk Taksit Tahsilatı Belli Oldu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/sgk-prim-borclarinda-milyarlarca-liralik-islem-ilk-taksit-tahsilati-belli-oldu-118134</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/sgk-prim-borclarinda-milyarlarca-liralik-islem-ilk-taksit-tahsilati-belli-oldu-118134</guid>
                <description><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, 4 Haziran-31 Ağustos 2026 tarihleri arasında uygulanan SGK prim borçlarının tecil ve taksitlendirme düzenlemesinin sonuçlarını açıkladı. Düzenlemeye 148 bin 984 işveren ve 4/b’li sigortalı başvururken, 183,3 milyar liralık borç tecil edildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, işverenler ile 4/b kapsamında sigortalı çalışanların SGK prim borçlarına yönelik uygulanan tecil ve taksitlendirme düzenlemesine ilişkin verileri açıkladı.&nbsp;4 Haziran-31 Ağustos 2026 tarihleri arasında uygulanan düzenlemeye toplam 148 bin 984 işveren ve 4/b’li sigortalı başvuruda bulundu.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">183,3 MİLYAR LİRALIK BORÇ TECİL EDİLDİ</span></strong></p>

<p>Başvurular sonucunda toplam 183,3 milyar lira tutarındaki SGK borcu tecil edildi.&nbsp;Düzenleme kapsamında ilk taksit ödemelerinde ise 7,5 milyar lira tahsilat gerçekleştirildi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">İLK TAKSİTTE 7,5 MİLYAR LİRA TAHSİL EDİLDİ</span></strong></p>

<p>Bakan Işıkhan, uygulamayla işverenler ve sigortalılara prim borçlarının ödenmesinde kolaylık sağlandığını belirtti.&nbsp;Işıkhan, üretim ve istihdamın desteklenmesine yönelik çalışmaların sürdürüleceğini ifade ederek, “İşverenler ile çalışanların yanında olmaya, üretim ve istihdamı desteklemeye devam edeceğiz” mesajını verdi.<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 19:55:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/sgk-prim-borclarinda-milyarlarca-liralik-islem-ilk-taksit-tahsilati-belli-oldu-1788281967.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ülkemizde 40 yaş üstü her 5 kişiden 1’inde KOAH görülüyor!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ulkemizde-40-yas-ustu-her-5-kisiden-1inde-koah-goruluyor-118122</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ulkemizde-40-yas-ustu-her-5-kisiden-1inde-koah-goruluyor-118122</guid>
                <description><![CDATA[Nefes darlığı şikayeti ülkemizde giderek yaygınlaşıyor. Türkiye’de 40 yaş üzerindeki her 5 kişiden birinde görülen KOAH (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı), kalıcı nefes darlığının en yaygın nedenini oluşturuyor. KOAH’ın yol açtığı nefes darlığı nedeniyle fiziksel hareketlerden kaçınmak ise zamanla kasların güçsüzleşmesine ve en basit günlük işlerin bile daha zor yapılmasına neden olabiliyor. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Lütfiye Kılıç,</strong>&nbsp;kronik akciğer hastalarının doğru egzersiz ve nefes teknikleriyle günlük yaşamlarını daha rahat sürdürebileceklerini belirterek “Pulmoner rehabilitasyon; hastaların daha rahat nefes almalarını, hareket kapasitelerini artırmalarını ve hastalıklarını daha iyi yönetmelerini sağlayan kapsamlı bir programdır. Hastaneye ve acil servise başvurma ihtiyacını dahi azaltabilir” diyor.&nbsp;</p>

<p>Doç. Dr. Lütfiye Kılıç,&nbsp;pulmoner rehabilitasyonun kimlere uygulanabildiğini ve hastalara sağladığı önemli faydaları anlattı; önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.<strong>&nbsp;</strong></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Nefes darlığı yaşayanların sayısı artıyor</strong></span></p>

<p>Türkiye’de nefes darlığından yakınanların sayısı son yıllarda belirgin şekilde artıyor. Bu artışta, toplumda tütün ürünleri kullanım oranının yüzde 34,8’e ulaşmasının yanı sıra hava kirliliği ve küresel ısınmaya bağlı sıcak hava dalgaları etkili oluyor. Nüfusun yaşlanması, hareketsiz yaşam ve obezitenin yaygınlaşması da kronik nefes darlığı yaşayan hasta sayısının her geçen yıl büyümesine yol açıyor.</p>

<p>Kalıcı nefes darlığının en yaygın nedenini oluşturan KOAH’ın Türkiye’de 40 yaş üzerindeki her 5 kişiden birinde görüldüğünü belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Lütfiye Kılıç, “Covid gibi ağır geçirilen solunum yolu enfeksiyonlarının akciğerlerde bıraktığı hasarlar da nefes darlığını tetikleyebiliyor. Dolayısıyla günümüzde hem çevresel etkenler hem de yaşam alışkanlıkları nedeniyle daha fazla kişi bu sorunla karşı karşıya kalıyor” diyor.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Her nefes darlığı akciğerlerden kaynaklanmıyor</strong></span></p>

<p>Nefes darlığının başlıca nedenlerini KOAH ve astım gibi kronik solunum yolu hastalıkları oluşturuyor. Ancak toplumdaki yaygın inanışın aksine bu şikayet yalnızca akciğer hastalıklarından kaynaklanmıyor. Akciğerlerin ardından nefes darlığına en sık kalp ve damar hastalıkları yol açıyor.</p>

<p>Kansızlık, mide ve bağırsaklarda aşırı gaz birikimine neden olan sorunlar, kronik stres ve panik atak gibi psikolojik etkenler de nefes almakta güçlüğe neden olabiliyor. Diyabet ve tiroit hastalıkları ise solunum kaslarının gücünü etkileyerek nefes darlığına zemin hazırlayabiliyor. Bu nedenle nefes darlığının nedeninin belirlenmesi ve tedavinin buna göre planlanması önem taşıyor.</p>

<p>Tütün ürünlerinin kullanılması, nefes darlığı açısından en zararlı yaşam alışkanlıklarının başında geliyor. Obezite ve hareketsiz yaşam da hem solunum kaslarını hem de kişinin hareket kapasitesini olumsuz etkileyerek şikayetlerin artmasına neden olabiliyor.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Hastaya özel kapsamlı bir program uygulanıyor</strong></span></p>

<p>Pulmoner rehabilitasyon; uzun süreli akciğer hastalığı bulunan kişilerin daha rahat nefes almalarını ve günlük hayatlarını kolaylaştırmayı amaçlayan kapsamlı bir program olarak uygulanıyor. Doktor kontrolünde yürütülen programda egzersizler ve doğru nefes alma teknikleri bir araya getiriliyor. Hastaya kronik akciğer hastalığını daha iyi yönetebilmesi için eğitim verilirken, ihtiyaca göre beslenme ve psikolojik destek de sağlanıyor.</p>

<p>Hastaların program sayesinde nefes darlığı yaşamadan nasıl egzersiz yapabileceklerini öğrendiklerini belirten Doç. Dr. Lütfiye Kılıç, “Pulmoner rehabilitasyonda hastalar kronik akciğer hastalıklarıyla ilgili bilmeleri gerekenleri öğreniyor. Programda kazanılan bilgi ve beceriler, kişinin kendisini daha iyi hissetmesine ve hastalığını daha etkili yönetmesine yardımcı oluyor. Akciğerlerin ve kasların çalıştırılması, hastanın daha aktif olmasını ve sevdikleriyle keyif aldığı etkinliklere yeniden katılabilmesini sağlıyor” diye konuşuyor.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Her yaştaki solunum hastasına uygulanabiliyor</strong></span></p>

<p>Pulmoner rehabilitasyon, nefes darlığı nedeniyle günlük yaşamı kısıtlanan her yaştaki solunum hastasına uygulanabiliyor. Günlük işlerini yapmakta zorlanan, yaşam kalitesi azalan veya egzersiz kapasitesi kısıtlanan hastalar programdan yararlanabiliyor.</p>

<p>Program, rehabilitasyon ünitesinin imkanlarına ve hastanın ihtiyaçlarına göre hastanede yatarak, ayaktan veya evde uygulanabiliyor. KOAH başta olmak üzere astım, bronşektazi, interstisyel akciğer hastalıkları, kistik fibrozis, göğüs duvarı hastalıkları ve nöromüsküler hastalıklarda pulmoner rehabilitasyondan yararlanılabiliyor. Ayrıca obeziteyle ilişkili akciğer hastalıklarında, akciğer nakli öncesinde ve sonrasında, nefes alabilmek için ventilatör desteğine ihtiyaç duyan hastalarda da program uygulanabiliyor.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Günlük işleri yapma gücünü artırıyor</strong></span></p>

<p>Kronik solunum hastalığı bulunan kişiler, nefeslerinin daralacağı endişesiyle hareket etmekten ve egzersiz yapmaktan kaçınabiliyor. Ancak hareketsizlik zamanla kasların daha da güçsüzleşmesine ve kişinin çok daha az eforla nefes darlığı yaşamasına neden oluyor. Pulmoner rehabilitasyonda hastanın durumuna uygun miktar ve türde egzersiz planlanarak bu döngünün kırılması amaçlanıyor.</p>

<p>Doğru egzersizler kalp ve kas gücünü artırırken, enerji seviyesinin yükselmesine ve oksijenin daha verimli kullanılmasına yardımcı oluyor. Böylece hastalar yürümek, merdiven çıkmak ve ev işlerini yapmak gibi günlük aktivitelerini daha rahat gerçekleştirebiliyor.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Hastane başvurularını azaltabiliyor</strong></span></p>

<p>Pulmoner rehabilitasyonun, hastanın yalnızca hareket kapasitesini geliştirmekle kalmadığını, nefes darlığı hissinin ve buna eşlik eden ölüm korkusunun azalmasına da katkı sağlayabildiğini belirten Doç. Dr. Lütfiye Kılıç şöyle konuşuyor: “Program, hastalık ataklarının sıklığını azaltarak hastaneye yatış oranlarını düşürür. Solunum yoluyla alınan ilaçların daha doğru teknikle ve etkili kullanılmasını sağlar. Kişinin kendine olan güvenini ve yaşam kalitesini yükseltir.”</p>

<p>KOAH gibi kronik akciğer hastalığı bulunan kişilerin nefes darlığı nedeniyle hareketten tamamen uzaklaşmamaları gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Lütfiye Kılıç, “Doğru miktarda ve hastaya uygun türde egzersizin çok önemli faydaları vardır. Pulmoner rehabilitasyon programına katılmak, birçok hasta için kelimenin hem gerçek hem de mecazi anlamıyla hayat kurtarıcı olabilir” diyor.</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 13:22:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/ulkemizde-40-yas-ustu-her-5-kisiden-1inde-koah-goruluyor-1788258135.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Depremin Ardından Malatya&#039;da İlk Uluslararası Sağlık Kongresi Düzenlendi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/depremin-ardindan-malatyada-ilk-uluslararasi-saglik-kongresi-duzenlendi-118105</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/depremin-ardindan-malatyada-ilk-uluslararasi-saglik-kongresi-duzenlendi-118105</guid>
                <description><![CDATA[6 Şubat depremlerinin ardından Malatya’da sağlık alanında düzenlenen ilk uluslararası kongre olan 1. Uluslararası Pediatrik Aciller Kongresi’nde 37 bilimsel oturum gerçekleştirildi. Malatya Turgut Özal Üniversitesi ev sahipliğinde yapılan organizasyonda 108 konuşmacı bilgi ve deneyimlerini paylaşırken yaklaşık 160 sözlü bildiri başvurusu alındı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya Turgut Özal Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen 1. Uluslararası Pediatrik Aciller Kongresi, Türkiye’den ve farklı ülkelerden bilim insanları ile sağlık profesyonellerini Malatya’da buluşturdu. Malatya Turgut Özal Üniversitesi, Acil Tıp Uzmanları Derneği (ATUDER), Battalgazi Belediyesi ve Yeşilyurt Belediyesi iş birliğiyle 28-30 Ağustos 2026 tarihlerinde gerçekleştirilen kongrede; pediatrik aciller, kritik hasta yönetimi, travma, resüsitasyon, yoğun bakım süreçleri, ECMO uygulamaları ve güncel tedavi yöntemleri ele alındı.</p>

<p>Üç gün süren bilimsel program kapsamında 37 oturum gerçekleştirildi. Farklı uzmanlık alanlarından 108 konuşmacının katkı sunduğu kongreye yaklaşık 160 sözlü bildiri başvurusu yapıldı. Bilimsel oturumların yanı sıra düzenlenen uygulamalı ECMO ve REBOA kurslarıyla katılımcılara teorik bilgilerini klinik uygulamalarla geliştirme imkânı sunuldu.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202608311540-3795959f-3828-458f-852f-78b83e7de8ea.jpeg" style="height:534px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">TÜRKİYE’YE GÜÇLÜ BİR BİLİMSEL KATKI SUNULDU</span></strong></p>

<p>Malatya Turgut Özal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Recep Bentli, uluslararası nitelikteki kongreye ev sahipliği yapmaktan memnuniyet duyduklarını söyledi. Organizasyonun Acil Tıp Anabilim Dalı öğretim üyelerinin yoğun çalışmaları ve yerel yönetimlerin desteğiyle hayata geçirildiğini belirterek, "Farklı üniversitelerden ve 14 ayrı branştan akademisyenlerin katkı sunduğu bilimsel programın, acil sağlık hizmetlerinin gelişimine önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Kongremizin Malatya, üniversitemiz ve ülkemiz açısından verimli sonuçlar doğurmasını temenni ediyorum" dedi. Bentli, kongrenin hazırlanmasında emeği geçen akademisyenler ile destek sunan kurum ve kuruluşlara teşekkür etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MALATYA GÜÇLÜ BİR MARKA DEĞERİNE SAHİP</span></strong></p>

<p>ATUDER Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Başar Cander, Malatya’nın tıp alanındaki birikimiyle Türkiye’nin önemli sağlık merkezlerinden biri olduğunu belirtti. Deprem öncesinde kentte çok sayıda bilimsel ve mesleki eğitim faaliyeti gerçekleştirdiklerini hatırlatan Cander, "Depremin ardından ilk kez bu kapsamda uluslararası bir kongre düzenlenmesi, Malatya’nın bilimsel hayata güçlü biçimde dönüşünün önemli bir göstergesidir. Pediatrik aciller, acil tıbbın temel çalışma alanlarından biridir. Kongrenin özellikle çocuk ve erişkin acil hizmetlerinin birlikte yürütüldüğü merkezlerde görev yapan hekimlere önemli bir eğitim fırsatı sunduğunu düşünüyoruz" ifadelerini kullandı. ATUDER’in her yıl yaklaşık 300 mezuniyet sonrası eğitim, kurs ve bilimsel etkinlik gerçekleştirdiğini aktaran Cander, Malatya’daki kongrenin bu faaliyetlerin en kapsamlı örneklerinden biri olduğunu kaydetti.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202608311540-ada75fc1-7d5b-4efb-8dbd-8dd729c8fa45.jpeg" style="height:534px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">AKADEMİK GELİŞİM İÇİN GÜÇLÜ BİR İRADEYE SAHİBİZ</span></strong></p>

<p>Malatya Turgut Özal Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Selim Özkan, kongrenin 6 Şubat depremlerinin ardından yeniden ayağa kalkma mücadelesi veren Malatya açısından bilimsel olduğu kadar toplumsal bir değer taşıdığını vurguladı. Üniversitenin sekiz, Tıp Fakültesinin ise altı yıllık bir kurum olduğunu belirten Özkan, "Genç bir üniversite olmamıza rağmen eğitim, bilimsel üretim ve akademik faaliyetler konusunda güçlü bir iradeye sahibiz. Yurt içinden ve yurt dışından bilim insanlarını Malatya’da bir araya getiren bu kongre, ortaya koyduğumuz akademik çabanın somut sonuçlarından biridir" diye konuştu.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BİLİMSEL DAYANIŞMAYI GÜÇLENDİREN BİR KONGRE OLDU</span></strong></p>

<p>Malatya Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Turgut Dolanbay da organizasyonun, 6 Şubat depremlerinin ardından üniversite bünyesinde gerçekleştirilen ilk uluslararası sağlık kongresi olduğunu söyledi. Kongrenin bilimsel kapasitesine ilişkin bilgi veren Dolanbay, "Kongremizde 37 oturum gerçekleştirildi ve 108 konuşmacı bilimsel programa katkı sundu. Yaklaşık 160 sözlü bildiri başvurusu aldık. Türkiye’nin farklı üniversiteleri ile 12 devlet hastanesinden katılım sağlandı. Bu güçlü katılım, kongremizin oluşturduğu bilimsel etkiyi ve iş birliği kapasitesini ortaya koymaktadır" dedi. Dolanbay, kongre kapsamında Türkiye’de ilk kez ECMO kursu gerçekleştirildiğini, uygulamalı REBOA kursunun da bilimsel programa önemli katkı sağladığını ifade etti.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202608311540-b06ee53c-69d6-4ebb-a734-20240439eab2.jpeg" style="height:534px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ÇOCUK ACİLLERİ İÇİN ORTAK BİLİMSEL ZEMİN</span></strong></p>

<p>Kongrede gerçekleştirilen oturumlar, sözlü sunumlar ve uygulamalı eğitimlerde çocuk acil vakalarına yönelik güncel yaklaşımlar değerlendirildi. Farklı disiplinlerden bilim insanları ve sağlık profesyonelleri arasında bilgi ve deneyim paylaşımı sağlanırken yeni akademik çalışmalar ile kurumlar arası iş birliklerinin geliştirilmesi için ortak bir zemin oluşturuldu. 1. Uluslararası Pediatrik Aciller Kongresi, bilimsel programın tamamlanmasının ardından organizasyona katkı sağlayan kurum, akademisyen ve katılımcılara teşekkür edilmesiyle sona erdi.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 16:26:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/depremin-ardindan-malatyada-ilk-uluslararasi-saglik-kongresi-duzenlendi-1788183442.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Üç İlaç İçin Yeni Karar: Geri Ödeme Kapsamına Alındı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/uc-ilac-icin-yeni-karar-geri-odeme-kapsamina-alindi-118083</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/uc-ilac-icin-yeni-karar-geri-odeme-kapsamina-alindi-118083</guid>
                <description><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, iki Hemofili B ilacı ile kanser tedavisinde kullanılan bir ilacın geri ödeme kapsamına alındığını açıkladı. Üç ilaçtan birinin yerli üretim olduğu belirtilirken, eczanelerde hastaların ihtiyaçlarına göre hazırlanan majistral ilaçlar için SGK tarafından karşılanan tutar yüzde 40 artırıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, ikisi Hemofili B, biri kanser tedavisinde kullanılan toplam üç ilacın geri ödeme kapsamına alındığını açıkladı.&nbsp;Sağlık Uygulama Tebliği’nde yapılan yeni düzenlemelerle hastaların tedaviye ve ilaca erişiminin kolaylaştırılmasına yönelik yeni adımlar atıldı. Sosyal Güvenlik Kurumu aracılığıyla yürütülen düzenleme kapsamında iki Hemofili B ilacı ile bir kanser ilacı geri ödeme listesine dahil edildi. Geri ödeme kapsamına alınan üç ilaçtan birinin yerli üretim olduğu bildirildi.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>MAJİSTRAL İLAÇ ÖDEMELERİ YÜZDE 40 ARTIRILDI</strong></span></p>

<p>Düzenleme kapsamında eczanelerde hastaların ihtiyaçlarına göre özel olarak hazırlanan majistral ilaçlar için SGK tarafından karşılanan tutar yüzde 40 oranında artırıldı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ÇOCUK CERRAHİSİNİN KAPSAMI GENİŞLETİLDİ</span></strong></p>

<p>Çocuk cerrahisi alanında uygulanan işlemlerin kapsamı da genişletildi.&nbsp;Yapılan düzenlemeyle çocuk hastaların ihtiyaç duyduğu cerrahi tedavilere erişiminin güçlendirilmesi hedeflendi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KEMİK İLİĞİ NAKLİNDE YENİ DÜZENLEME</span></strong></p>

<p>Kemik iliği nakli süreçlerinde de çeşitli iyileştirmeler hayata geçirildi. Nakil bekleyen hastalara uygun verici bulunması amacıyla yürütülen tarama süreçleri güncellenirken, tedavi ve ilaç uygulamalarına ilişkin yeni düzenlemeler yapıldı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">HASTALARIN MALİ YÜKÜNÜN AZALTILMASI AMAÇLANIYOR</span></strong></p>

<p>Yeni uygulamalarla sağlık hizmetlerinin kapsamının genişletilmesi ve tedavi süreçlerinde hastaların üzerindeki mali yükün azaltılması amaçlanıyor.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 17:39:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/uc-ilac-icin-yeni-karar-geri-odeme-kapsamina-alindi-1788101016.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ani ve çok şidetli baş ağrısını hafife almayın!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ani-ve-cok-sidetli-bas-agrisini-hafife-almayin-118022</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ani-ve-cok-sidetli-bas-agrisini-hafife-almayin-118022</guid>
                <description><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ercan Kaya, beyin anevrizmasının riskleri, kanama belirtileri, tedavi gerekip gerekmediğinin nasıl belirlendiği ve açık cerrahi ile damar içi tedavi yöntemlerinin nasıl seçildiği hakkında açıklamalarda bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Beyin anevrizmasının, beyni besleyen bir damarın duvarındaki zayıf bir noktanın dışarı doğru balonlaşması anlamına geldiğini aktaran&nbsp;Op. Dr. Ercan Kaya, “Çoğu anevrizma belirti vermeden kalabilir ve başka bir nedenle yapılan beyin görüntülemesinde tesadüfen bulunabilir.” dedi.</p>

<p>Bu nedenle her anevrizmanın mutlaka yırtılıp kanayacağını düşünmenin doğru olmadığına değinen&nbsp;Op. Dr. Kaya, “Bununla birlikte bazı anevrizmalar büyüyebilir veya kanayabilir. Anevrizmalar erişkinlerde, kadınlarda, sigara kullananlarda ve yüksek tansiyonu olanlarda daha sık görülür. Anne, baba veya kardeş gibi yakın aile bireylerinde beyin anevrizması ya da anevrizmaya bağlı kanama bulunması da riski artırabilir. Bazı kalıtsal hastalıklarla ilişki görülebilir. Ancak bir risk etkeninin bulunması kişide mutlaka anevrizma olduğu anlamına gelmez. Aynı şekilde hiçbir risk etkeni bulunmayan bir kişide de anevrizma gelişebilir. Kimlerin taranması gerektiği, aile öyküsü ve eşlik eden hastalıklar dikkate alınarak hekim tarafından değerlendirilmeli.” şeklinde konuştu.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Her anevrizma tedavi edilmeli mi?</strong></span></p>

<p>Her anevrizmaya işlem yapılmadığına dikkat çeken&nbsp;Op. Dr. Kaya, “Çünkü henüz kanamamış bir anevrizmayı tedavi etmenin de belirli riskleri vardır. Temel soru şudur: Anevrizmanın gelecekte kanama ihtimali mi, uygulanacak işlemin riski mi daha yüksek?” dedi.</p>

<p>Değerlendirmede yalnızca anevrizmanın büyüklüğüne bakılmadığını vurgulayan&nbsp;Op. Dr. Kaya, şunları söyledi:&nbsp;</p>

<p>“Yerleşimi, şekli, zaman içinde büyüyüp büyümediği, hastanın yaşı ve genel sağlık durumu, sigara ve yüksek tansiyon öyküsü, ailede anevrizmaya bağlı kanama bulunması ve hastanın daha önce böyle bir kanama geçirip geçirmediği birlikte ele alınır.</p>

<p>Kanama riski düşük görülen bazı anevrizmalar belirli aralıklarla MR veya tomografi temelli damar görüntülemeleriyle takip edilebilir. İzlem, ‘hiçbir şey yapmamak’ değildir; görüntüleme kontrollerinin yanı sıra tansiyonun düzenlenmesi ve sigaranın bırakılması da önemlidir. Tedavi ya da takip kararı, bu konuda deneyimli bir ekibin değerlendirmesiyle verilmelidir.”</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Anevrizma kanamasının en tipik belirtisi ani ve şiddetli baş ağrısı!</strong></span></p>

<p>Anevrizma yırtıldığında kanın çoğunlukla beynin çevresindeki sıvı dolu boşluğa yayılacağını kaydeden&nbsp;Op. Dr. Kaya, “Buna subaraknoid kanama, yani beyin zarları arasına kanama denir. Bu, oldukça yüksek hayati tehlike taşıyan bir durumdur.” dedi.</p>

<p>Belirtiler hakkında bilgi veren&nbsp;Op. Dr. Kaya, “En tipik belirti, aniden başlayan ve birkaç dakika içinde en yüksek şiddetine ulaşan baş ağrısıdır. Bulantı, kusma, ense sertliği, ışığa hassasiyet, bayılma, bilinç bulanıklığı, nöbet, konuşma bozukluğu veya kol ve bacaklarda güçsüzlük eşlik edebilir. Bazı hastalar daha ilk anda bilincini kaybedebilir. Tehlike yalnız ilk kanamayla sınırlı değildir. Anevrizma yeniden kanayabilir; beyinde su toplanması gelişebilir veya damarlar ilerleyen günlerde daralarak beynin yeterli kan alamamasına yol açabilir. Bu nedenle şüpheli belirtilerde hemen acil servise başvurulmalıdır.” uyarısında bulundu.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Ağrının geçmesini beklemek tehlikeli bir gecikmeye yol açabilir!</strong></span></p>

<p>Ağrının ne kadar şiddetli olduğu değil, nasıl başladığının önemli olduğunun altını çizen&nbsp;Op. Dr. Kaya, “Birden ortaya çıkan, birkaç dakika içinde en yüksek düzeyine ulaşan ve kişinin daha önce hiç yaşamadığı bu ağrı, hastalar tarafından bazen ‘başıma balyozla vurulmuş gibi’ sözleriyle tarif edilir. Bu tablo, anevrizmaya bağlı beyin kanamasının en önemli uyarılarından biridir.” dedi.</p>

<p>Her ani ve şiddetli baş ağrısının da anevrizma kanaması olmadığını hatırlatan&nbsp;Op. Dr. Kaya, “Başka ciddi hastalıklar da benzer belirti verebilir. Buna karşılık ağrının geçmesini beklemek veya yalnızca ağrı kesiciyle yetinmek tehlikeli bir gecikmeye yol açabilir.” diye konuştu.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Erken müdahale, yaşamı korumak ve yeni hasarı önlemek için kritik!&nbsp;</strong></span></p>

<p>Anevrizmaya bağlı beyin kanamasında ilk dakikalar ve saatlerin neden önemli olduğuna işaret eden&nbsp;Op. Dr. Kaya, “Anevrizmaya bağlı kanama başladıktan sonra hastanın solunumu ve bilinci bozulabilir, beyin içindeki basınç artabilir ve anevrizma yeniden kanayabilir. Bu nedenle erken müdahale, yalnız tanı koymak için değil, hastanın yaşamsal işlevlerini korumak ve yeni hasarı önlemek için gereklidir.” dedi.</p>

<p>Hastanede beyin tomografisiyle kanamanın araştırıldığını söyleyen&nbsp;Op. Dr. Kaya, “Gerekirse damar görüntülemesi yapılarak kanamanın kaynağı belirlenir. Beyinde su toplanması veya basınç artışı varsa bunlara müdahale edilir. Kanayan anevrizmanın yeniden kanamasını önlemek amacıyla açık cerrahi ya da endovasküler yöntemle mümkün olan en erken ve güvenli zamanda kapatılması planlanır.” açıklamasını yaptı.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Tedavi yöntemi hastanın durumuna göre seçilir!&nbsp;</strong></span></p>

<p>Anevrizma tedavisinde açık cerrahi ve endovasküler yöntemlerin nasıl seçildiği hakkında bilgi veren&nbsp;Op. Dr. Ercan Kaya, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>“Açık cerrahide kafatasında bir açıklık oluşturulur ve anevrizma, küçük bir metal klips yerleştirilmek suretiyle kapatılır. Endovasküler (damar içi) tedavide ise çoğunlukla kasık veya el bileğindeki bir atardamardan ince tüplerle beyin damarlarına ulaşılır. Anevrizma, çeşitli damar içi araçlar kullanılarak içeriden kapatılır.</p>

<p>Yöntemlerden biri her hasta için kesin olarak diğerinden üstün değildir. Seçim; anevrizmanın yeri, büyüklüğü, şekli ve boyun yapısı, kanayıp kanamadığı, hastanın yaşı ve genel durumu ile eşlik eden beyin kanamasının özelliklerine göre yapılır.”&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 13:41:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/ani-ve-cok-sidetli-bas-agrisini-hafife-almayin-1787827270.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Estetik Gülüş Sağlıklı Diş Etiyle Başlıyor!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/estetik-gulus-saglikli-dis-etiyle-basliyor-118001</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/estetik-gulus-saglikli-dis-etiyle-basliyor-118001</guid>
                <description><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi Üsküdar Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, pembe estetiğin sağlıklı ve estetik bir gülüş için diş eti, diş ve dudak arasındaki uyumu sağlamadaki önemi ile diş eti sorunlarının tedavi seçenekleri hakkında açıklamalarda bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gülüş estetiği denildiğinde yalnızca dişlerin rengi, şekli veya diziliminin düşünülmemesi gerektiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Güzel ve doğal bir gülüş için dişlerin, diş etlerinin ve dudakların birbiriyle uyum içinde olması gerekir.” dedi.</p>

<p>Diş etlerinin rengi ve sağlıklı görünümünün de estetik açıdan oldukça önemli olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Bahar, “Pembe estetik dediğimiz kavram da temel olarak diş etlerini ve dişi çevreleyen dokuların estetik görünümünü ifade eder. Diş etlerinin şekli, rengi, uzunluğu, kalınlığı ve dişlerle olan uyumu, başarılı bir gülüş estetiğinin önemli unsurlarıdır. Dolayısıyla yalnızca beyaz ve düzgün dişlere sahip olmak, tek başına estetik bir gülüş için yeterli değil. Sağlıklı diş eti dokusu ve diş-diş eti uyumu da mutlaka değerlendirilmeli.” diye konuştu.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Gülümsediğimizde yaklaşık 2-3 milimetrelik diş eti görünümü doğal ve estetik kabul edilir!</strong></span></p>

<p>Gülüş estetiğini değerlendirirken diş etlerinin görünürlüğünün de önemli olduğuna işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Bahar, şöyle devam etti:</p>

<p>“Gülümsediğimizde yaklaşık 2-3 milimetrelik diş eti görünümü doğal ve estetik bir görünüm sağlayabilir. Bunun üzerinde, yani diş etinin belirgin şekilde fazla görünmesi durumunda ise ‘gummy smile’ olarak adlandırılan diş eti gülüşü ortaya çıkabilir.</p>

<p>Bu durum bazı kişilerde estetik bir rahatsızlık oluşturabilir. Hastanın ihtiyacına göre kuron boyu uzatma, gingivektomi veya dudak konumlandırma yani ‘lip repositioning’ gibi farklı uygulamalar değerlendirilebilir. Buradaki amaç yalnızca fazla diş eti dokusunu azaltmak değil, dudak, diş ve diş eti arasındaki doğal dengeyi sağlamaktır.”</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Sağlıklı diş etleri, gülüş estetiğinin temelini oluşturur!</strong></span></p>

<p>Pembe estetiği olumsuz etkileyen birçok farklı durum bulunabileceğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Diş eti çekilmeleri, diş köklerinin açığa çıkması, dişlerin arasındaki papil adı verilen pembe üçgen dokuların kaybolması ve diş etlerinde oluşan iltihaplanmalar bunların başında gelir.” dedi.</p>

<p>Sağlıklı bir diş etinin genellikle pembe renkte ve dokusu açısından dengeli bir görünüme sahip olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Bahar, “Diş eti iltihaplandığında ise kızarıklık, şişlik ve ödem ortaya çıkabilir. Bu durum hem ağız sağlığı açısından önemlidir hem de diş etlerinin estetik görünümünü olumsuz etkiler. Bu nedenle sağlıklı diş etleri, gülüş estetiğinin de temelini oluşturur. Diş etleri sağlıklı olduğunda estetik açıdan başarılı ve doğal bir gülüş elde etmek de çok daha kolaydır.” şeklinde konuştu.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Amaç, kök yüzeylerini koruyup diş etini sağlıklı hale getirmek!</strong></span></p>

<p>Diş eti çekilmesi nedeniyle diş köklerinin açığa çıktığı durumlarda, hastanın ihtiyaçlarına göre farklı periodontal tedaviler uygulanabileceğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Bazı vakalarda serbest diş eti grefti veya bağ dokusu grefti gibi uygulamalarla eksilen diş eti dokusunun yeniden oluşturulması hedeflenebilir.” dedi.</p>

<p>Amacın yalnızca estetik bir görüntü elde etmek olmadığının altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Bahar, “Açığa çıkan kök yüzeylerinin korunması, diş eti dokusunun sağlıklı hale getirilmesi ve diş çevresindeki dokuların doğal yapısının desteklenmesi de önem taşır.” açıklamasını yaptı.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Pembe estetik, diş eti sağlığı, rengi ve formuyla birlikte diş, diş eti ve dudak uyumunu kapsar!&nbsp;</strong></span></p>

<p>Pembe estetikte yalnızca diş etinin şeklinin önemli olmadığına değinen Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Pembe estetik aslında birkaç farklı unsuru bir arada değerlendirdiğimiz bir kavramdır. Bazen fazla dokunun uzaklaştırılması, bazen eksik dokunun yerine konulması, bazen de diş etinin sağlıklı renginin yeniden kazandırılması gerekebilir.” dedi.</p>

<p>Bazı kişilerde sigara kullanımı veya genetik ve bireysel özelliklere bağlı olarak diş etlerinde mor-koyu renklenmeler görülebileceğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Bahar, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>“Uygun hastalarda gerçekleştirilen bazı periodontal işlemlerle bu renklenmelerin azaltılması ve diş etinin daha sağlıklı, pembe bir görünüme kavuşturulması mümkün olabilir. Dolayısıyla pembe estetik; sağlıklı diş eti dokusunun oluşturulması, renk ve form bozukluklarının giderilmesi, gerekli durumlarda eksik dokunun tamamlanması ve diş, diş eti ve dudak arasındaki doğal dengenin sağlanmasını kapsar.”</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 15:43:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/estetik-gulus-saglikli-dis-etiyle-basliyor-1787748238.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Parkta Bir An Aniden Yere Yığılan Vatandaşın Yardımına Zabıta ve Doktor Koştu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/parkta-bir-an-aniden-yere-yigilan-vatandasin-yardimina-zabita-ve-doktor-kostu-117917</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/parkta-bir-an-aniden-yere-yigilan-vatandasin-yardimina-zabita-ve-doktor-kostu-117917</guid>
                <description><![CDATA[Malatya’nın Battalgazi ilçesindeki Kırkgöz Sahil Parkı’nda epilepsi nöbeti geçiren vatandaşın yardımına zabıta ekipleri ile tesadüfen olay yerinde bulunan bir doktor koştu. Yapılan ilk müdahalenin ardından fenalaşan vatandaş ambulansla hastaneye kaldırıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’da parkta gezen bir vatandaş birdenbire fenalaşarak yere yığıldı. Olay, saat 17.40 sıralarında Battalgazi ilçesine bağlı Hasırcılar Mahallesi’nde yer alan Kırkgöz Sahil Parkı’nda meydana geldi. Park içerisinde epilepsi nöbeti geçiren vatandaşı gören çevredakiler büyük panik yaşadı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ZABITA EKİPLERİ DURUMU ANINDA FARK ETTİ</span></strong></p>

<p>Parkta rutin görevini sürdüren Battalgazi Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, vatandaşın yere yığılarak epilepsi nöbeti geçirdiğini fark etti. Hızla şahsın yanına giden zabıta personeli, vatandaşa müdahalede bulunarak durumu kontrol altına almaya çalıştı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">PARKTA BULUNAN DOKTOR MÜDAHALEYE DESTEK VERDİ</span></strong></p>

<p>Zabıta ekiplerinin müdahalesi sürerken olay anında tesadüfen parkta bulunan bir doktor da duruma kayıtsız kalmadı. Hızla zabıta personelinin yanına gelen doktor, nöbet geçiren vatandaşa profesyonel ilk yardım uygulayarak nefes yolunun açık kalmasını sağladı ve ekiplere destek verdi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SAĞLIK EKİPLERİ BÖLGEYE SEVK EDİLDİ</span></strong></p>

<p>Olay yerindeki ilk müdahalenin gerçekleştirildiği sırada zabıta ekipleri vakit kaybetmeden durumu 112 Acil Çağrı Merkezine bildirdi. İhbar üzerine adrese kısa sürede 112 Acil Sağlık ekipleri sevk edildi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">HASTANEYE KALDIRILARAK TEDAVİ ALTINA ALINDI</span></strong></p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık görevlileri, olay yerindeki ilk müdahalesi yapılan vatandaşı teslim aldı. Nöbet geçiren şahıs, ambulansa bindirilerek hızlı bir şekilde hastaneye kaldırıldı.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 10:22:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/parkta-bir-an-aniden-yere-yigilan-vatandasin-yardimina-zabita-ve-doktor-kostu-1787469887.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Göz alerjisi son yıllarda giderek yaygınlaşıyor!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/goz-alerjisi-son-yillarda-giderek-yayginlasiyor-117882</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/goz-alerjisi-son-yillarda-giderek-yayginlasiyor-117882</guid>
                <description><![CDATA[Yazın açık havada geçirilen sürenin artması, polen ve diğer çevresel alerjenlere maruziyeti de artırdığından, gözlerde kaşıntı, kızarıklık, sulanma ve yanma gibi şikayetler yaygınlaşıyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özgür Çakıcı, özellikle iki gözde birden ortaya çıkan yoğun kaşıntı ve sulanmanın, alerji açısından önemli bir ipucu oluşturduğunu belirterek “Ülkemizde farklı bölgelerde yapılan çalışmalar, özellikle çocuk ve gençlerde burun akıntısı, hapşırma ve burun tıkanıklığının da eşlik ettiği göz ve burun alerjisinin (alerjik rinokonjonktivit) oldukça yaygın olduğunu göstermektedir” diyor. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yazın açık havada geçirilen sürenin artması, polen ve diğer çevresel alerjenlere maruziyeti de artırdığından, gözlerde kaşıntı, kızarıklık, sulanma ve yanma gibi şikayetler yaygınlaşıyor.&nbsp;<strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özgür Çakıcı</strong>, özellikle iki gözde birden ortaya çıkan yoğun kaşıntı ve sulanmanın, alerji açısından önemli bir ipucu oluşturduğunu belirterek “Ülkemizde farklı bölgelerde yapılan çalışmalar, özellikle çocuk ve gençlerde burun akıntısı, hapşırma ve burun tıkanıklığının da eşlik ettiği göz ve burun alerjisinin (alerjik rinokonjonktivit) oldukça yaygın olduğunu göstermektedir” diyor.&nbsp;</p>

<p>Toplumumuzda çoğu zaman göz alerjisinin geçici bir rahatsızlık olarak görülüp hafife alınabildiğini, oysa tekrarlayan ya da şiddetlenen yakınmalarda göz hekimine başvurulmasının son derece önemli olduğunu belirten Doç. Dr. Çakıcı, kortizon içeren göz damlalarının da doktor önerisi olmadan kesinlikle kullanılmaması gerektiğini vurguluyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Özgür Çakıcı, gözlerde alerjiyi tetikleyen 4 önemli etkeni anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Polenler</strong></span></p>

<p>Ağaç, çimen ve yabani otlardan yayılan polenler, özellikle bahar ve yaz aylarında duyarlı kişilerin gözlerinde alerjik reaksiyonu tetikleyebiliyor. Polen yoğunluğunun yüksek olduğu dönemlerde ve özellikle rüzgarlı havalarda dışarıda uzun süre kalmak; kaşıntı, kızarıklık ve sulanma gibi şikayetleri artırabiliyor. Gözleri ovuşturmak şikayetleri artırabileceğinden bundan kaçınmak, polen yoğunluğunun yüksek olduğu dönemlerde güneş gözlüğü kullanmak ve dış ortam maruziyetini azaltmak önem taşıyor.&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Ev tozu ve akarlar</strong></span></p>

<p>Göz alerjisi sadece dış ortam kaynaklı değil. Ev tozu akarları özellikle yatak, yastık, halı ve kumaş yüzeylerde bulunarak yıl boyunca alerjik yakınmalara neden olabiliyor. Bu nedenle evin düzenli havalandırılması, toz birikiminin azaltılması ve yatak-yastık gibi tekstil ürünlerinin uygun şekilde temizlenmesi önem taşıyor. Evcil hayvanların tüyleri ve deri döküntüleri de alerjik yapıya sahip kişilerde tetikleyici olabildiğinden, maske takılmasında fayda olabiliyor.&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Küf ve hava kirliliği</strong></span></p>

<p>Nemli ortamlarda oluşan küfler ve hava kirliliği göz yüzeyinde irritasyona neden olabiliyor. Özellikle alerjenlerle birlikte maruziyet söz konusu olduğunda gözlerdeki yakınmalar daha belirgin hale gelebiliyor. Hava kirliliği ve değişen çevresel koşulların alerjik hastalıklar üzerindeki etkisi de bilimsel araştırmaların giderek daha fazla üzerinde durduğu konular arasında yer alıyor. Bu nedenle evin düzenli havalandırılması ve hava kirliliğinin yoğun olduğu dönemlerde dışarıda geçirilen sürenin mümkün olduğunca azaltılması ya da maske takılması önem taşıyor.&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Tedaviyi ihmal etmeyin!</strong></span></p>

<p>Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özgür Çakıcı “Göz alerjisi çoğu hastada, alerjen etkenlere maruziyetten kaçınarak ve uygun tedaviyle kontrol altına alınabilir. Ancak özellikle kortizon içeren göz damlalarının doktor önerisi olmadan kullanılmaması gerekir. Yanlış veya uzun süreli kortizon kullanımı göz tansiyonunda yükselme ve katarakt gibi ciddi sorunlara yol açabilir. Göz alerjisini hafife almayın; tetikleyicileri tanıyın, gözlerinizi ovuşturmayın ve şikayetleriniz devam ediyorsa mutlaka göz hekimine başvurun” diyor.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 19:47:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/goz-alerjisi-son-yillarda-giderek-yayginlasiyor-1787244450.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Anadolu’nun Sağlık Turizmi Potansiyeli Konya’da Masaya Yatırılacak</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/anadolunun-saglik-turizmi-potansiyeli-konyada-masaya-yatirilacak-117849</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/anadolunun-saglik-turizmi-potansiyeli-konyada-masaya-yatirilacak-117849</guid>
                <description><![CDATA[Uluslararası Sağlık Turizmi Konfederasyonu ile Sanayi ve Ticaret Konfederasyonu iş birliğinde düzenlenecek Anadolu Sağlık Turizmi ve Ekonomik İşbirliği Zirvesi, 18-19 Eylül 2026 tarihlerinde Konya’da gerçekleştirilecek. Zirvede sağlık turizmi, yatırım, ticaret, sağlık teknolojileri ve uluslararası ekonomik iş birlikleri ele alınırken Anadolu şehirlerinin sağlık turizmindeki potansiyelinin uluslararası alana taşınması hedeflenecek.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKON) ile Sanayi ve Ticaret Konfederasyonu (SANKON) iş birliğinde düzenlenecek Anadolu Sağlık Turizmi ve Ekonomik İşbirliği Zirvesi, 18-19 Eylül 2026 tarihlerinde Konya’da gerçekleştirilecek.&nbsp;Zirvede Türkiye’nin sağlık turizmindeki potansiyelinin Anadolu şehirlerine yayılması ve uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesi ele alınacak.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SAĞLIK TURİZMİNDEN YATIRIMA GENİŞ</span></strong></p>

<p>Zirvede sağlık turizminin yanı sıra yatırım, ticaret, sağlık teknolojileri ve uluslararası ekonomik iş birlikleri de gündeme gelecek.Türkiye’nin küresel sağlık turizmi pazarındaki konumunun güçlendirilmesi ve sağlık turizmi yatırımlarının artırılması konuları değerlendirilecek.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ANADOLU’NUN POTANSİYELİ ULUSLARARASI ALANA TAŞINACAK</span></strong></p>

<p>SATKON Genel Başkanı Ali Altuntaş, yaptığı yazılı açıklamada Anadolu’nun sağlık kuruluşları, üniversiteleri, sağlık profesyonelleri, termal kaynakları, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle sağlık turizmi açısından önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirtti.&nbsp;Bu potansiyelin uluslararası alanda daha etkin şekilde tanıtılması gerektiğini ifade eden Altuntaş, zirvede yeni iş birliği modellerinin de ele alınacağını kaydetti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">YATIRIM VE TİCARET BAŞLIKLARI GÖRÜŞÜLECEK</span></strong></p>

<p>Zirvede sağlık turizminin yanı sıra ekonomik iş birliği, yatırım, ticaret, sağlık teknolojileri ve uluslararası hasta hareketliliği de değerlendirilecek.&nbsp;Ülkeler arasındaki ticari ilişkilerin geliştirilmesine yönelik başlıklar da zirvenin gündeminde yer alacak.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SAĞLIK TURİZMİNİN EKONOMİK BOYUTU ELE ALINACAK</span></strong></p>

<p>Sağlık turizminin yalnızca sağlık hizmetlerinden oluşmadığına dikkat çeken Altuntaş, sektörün yatırım, istihdam, ihracat ve uluslararası ekonomik iş birliği bakımından stratejik öneme sahip olduğunu vurguladı. Altuntaş, Anadolu şehirlerinin bu süreçte daha aktif rol üstlenmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">“ZİRVE ANADOLU’YA ÖNEMLİ KATKI SAĞLAYACAK”</span></strong></p>

<p>SATKON Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Prof. Dr. Haşmet Mesut Özsoy, Türkiye’nin nitelikli sağlık insan gücü, modern sağlık altyapısı ve bilimsel kapasitesiyle dünya sağlık turizminde önemli bir merkez olma potansiyeline sahip olduğunu belirtti.&nbsp;Konya’da gerçekleştirilecek zirvenin sağlık turizminin Anadolu’da daha güçlü şekilde gelişmesine katkı sağlayacağını aktaran Özsoy, organizasyonun uluslararası bağlantıların artırılması açısından da önemli olduğunu kaydetti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">YENİ ULUSLARARASI BAĞLANTILAR HEDEFLENİYOR</span></strong></p>

<p>Zirveyle Türkiye’nin farklı bölgelerinde sağlık turizminin geliştirilmesi ve uluslararası sağlık kuruluşlarıyla yeni bağlantılar kurulması hedefleniyor.&nbsp;Yatırımcılarla yeni bağlantıların kurulması ve sağlık turizmi alanında faaliyet gösteren kurumlar arasında sürdürülebilir iş birliklerinin oluşturulması da amaçlanıyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ANADOLU ŞEHİRLERİ DAHA AKTİF ROL ÜSTLENECEK</span></strong></p>

<p>Zirvede Anadolu şehirlerinin sağlık turizmindeki potansiyelinin daha etkin değerlendirilmesi planlanıyor.&nbsp;Sağlık kuruluşları, üniversiteler, sağlık profesyonelleri ve bölgesel kaynakların uluslararası sağlık turizmiyle buluşturulmasına yönelik iş birliği modellerinin ele alınması bekleniyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SAĞLIK TURİZMİ VE EKONOMİK İŞ BİRLİĞİ AYNI ZİRVEDE</span></strong></p>

<p>Anadolu Sağlık Turizmi ve Ekonomik İşbirliği Zirvesi, Türkiye’nin sağlık turizmi vizyonuyla Anadolu’nun ekonomik ve sosyal potansiyelini uluslararası platformda buluşturacak. Konya’da 18-19 Eylül tarihlerinde düzenlenecek zirvede sağlık turizminin geliştirilmesi, yatırımların artırılması ve uluslararası iş birliklerinin güçlendirilmesine yönelik başlıklar ele alınacak.<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 16:45:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/anadolunun-saglik-turizmi-potansiyeli-konyada-masaya-yatirilacak-1787147356.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya Deprem Sonrası Sağlık Alanındaki İlk Uluslararası Kongreye Ev Sahipliği Yapmaya Hazırlanıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatya-deprem-sonrasi-saglik-alanindaki-ilk-uluslararasi-kongreye-ev-sahipligi-yapmaya-hazirlaniyor-117839</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatya-deprem-sonrasi-saglik-alanindaki-ilk-uluslararasi-kongreye-ev-sahipligi-yapmaya-hazirlaniyor-117839</guid>
                <description><![CDATA[Malatya, deprem felaketinin ardından sağlık alanındaki ilk uluslararası kongreye ev sahipliği yapacak. Malatya Turgut Özal Üniversitesi, ATUDER, Yeşilyurt Belediyesi ve Battalgazi Belediyesi iş birliğiyle düzenlenecek 1. Uluslararası Pediatrik Aciller Kongresi, 28-30 Ağustos 2026 tarihlerinde ulusal ve uluslararası uzmanları buluşturacak.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya, deprem sonrasında sağlık alanında düzenlenecek ilk uluslararası kongreye ev sahipliği yapacak. Pediatrik acillerin ele alınacağı organizasyonda 108 konuşmacı, 36 bilimsel oturum ve 150’den fazla sözlü sunum yer alacak.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DÖRT ÖNEMLİ KURUM GÜÇLERİNİ BİRLEŞTİRDİ</span></strong></p>

<p>Malatya Turgut Özal Üniversitesi, Acil Tıp Uzmanları Derneği (ATUDER), Yeşilyurt Belediyesi ve Battalgazi Belediyesi iş birliğinde “1. Uluslararası Pediatrik Aciller Kongresi” düzenlenecek.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202608190917-img-6340.jpeg" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KONGRE BATTALGAZİ KAMPÜSÜ'NDE GERÇEKLEŞTİRİLECEK</span></strong></p>

<p>Pediatrik acil tıp alanında görev yapan ulusal ve uluslararası bilim insanları, akademisyenler ve sağlık profesyonellerini aynı platformda buluşturacak kongre, 28-30 Ağustos 2026 tarihlerinde Malatya Turgut Özal Üniversitesi Battalgazi Kampüsü’nde gerçekleştirilecek.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">PROF. DR. AHMET SELİM ÖZKAN: AKADEMİK SÜREÇLERDE HIZLA İLERLİYORUZ</span></strong></p>

<p>Malatya Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Selim Özkan, kongrenin üniversite ve kent açısından önemli bir akademik faaliyet olduğunu belirtti. Üniversitenin genç bir kurum olmasına rağmen bilimsel ve akademik süreçlerde hızla ilerlediğini ifade eden Özkan, “İlk kez düzenlenecek Uluslararası Pediatrik Aciller Kongresi’nin geniş katılımlı olmasını bekliyoruz. Üniversitemizin öncülüğünde ve Tıp Fakültemiz Acil Tıp Anabilim Dalının rehberliğinde ulusal ve uluslararası katılımcıları Malatya’da ağırlayacağız. Tüm bilim insanlarını ve sağlık profesyonellerini bu önemli akademik buluşmaya davet ediyoruz.” dedi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">YURT DIŞI VE İL DIŞINDAN YOĞUN KATILIM BEKLENİYOR</span></strong></p>

<p>Malatya Turgut Özal Üniversitesi Acil Tıp Kliniği Eğitim Sorumlusu Doç. Dr. Bilgehan Demir ise organizasyonun, deprem sonrasında Malatya’da sağlık alanında gerçekleştirilecek ilk uluslararası kongre olma özelliği taşıdığını söyledi. Kongreye yurt dışından yaklaşık 11, il dışından ise 46 katılımcının gelmesinin beklendiğini aktardı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DOÇ. DR. BİLGEHAN DEMİR: 108 KONUŞMACI VE 36 BİLİMSEL OTURUM YER ALACAK</span></strong></p>

<p>Organizasyondaki detayları paylaşan Doç. Dr. Bilgehan Demir, “Organizasyonda toplam 108 konuşmacı görev alacak. Kongre boyunca 36 bilimsel oturum gerçekleştirilecek ve 150’den fazla sözlü sunum yapılacak. Bilimsel aktivitelere gönül veren tüm sağlık neferlerini bu büyük bilim şöleninde aramızda görmek istiyoruz.” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">PEDİATRİK ACİLLER ÇOK YÖNLÜ ELE ALINACAK</span></strong></p>

<p>Kongrenin bilimsel programında çocuk acil tıbbındaki güncel yaklaşımlar, kritik hasta yönetimi, ECMO uygulamaları, resüsitasyon, travma, yoğun bakım süreçleri ve geleceğin sağlık teknolojileri multidisipliner bir perspektifle değerlendirilecek.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">UYGULAMALI KURSLAR DÜZENLENECEK</span></strong></p>

<p>Konferanslar, paneller ve interaktif oturumların gerçekleştirileceği program kapsamında uygulamalı REBOA ve ECMO kursları da düzenlenecek. Katılımcılara teorik bilgilerini uygulamayla pekiştirme ve farklı disiplinlerden uzmanlarla deneyim paylaşma imkânı sunulacak.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">İKİ DİLDE GERÇEKLEŞTİRİLECEK KONGREYLE YENİ İŞ BİRLİKLERİ HEDEFLENİYOR</span></strong></p>

<p>Türkçe ve İngilizce gerçekleştirilecek kongreyle bilimsel bilgi paylaşımının artırılması, mesleki dayanışmanın güçlendirilmesi ve yeni ulusal ve uluslararası akademik iş birliklerinin kurulması hedefleniyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MALATYA'NIN TANITIMINA VE GÖRÜNÜRLÜĞÜNE KATKI SAĞLAYACAK</span></strong></p>

<p>Üç gün sürecek organizasyonun Malatya’nın deprem sonrası akademik ve bilimsel görünürlüğüne katkı sağlamasının yanı sıra kentin tarihî, kültürel ve doğal değerlerinin tanıtımını da desteklemesi bekleniyor.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 10:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/malatya-deprem-sonrasi-saglik-alanindaki-ilk-uluslararasi-kongreye-ev-sahipligi-yapmaya-hazirlaniyor-1787127066.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Üç Haftadan Uzun Süren Ses Kısıklığı Tehlikeli Tümörlerin Erken Belirtisi Olabilir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/uc-haftadan-uzun-suren-ses-kisikligi-tehlikeli-tumorlerin-erken-belirtisi-olabilir-117775</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/uc-haftadan-uzun-suren-ses-kisikligi-tehlikeli-tumorlerin-erken-belirtisi-olabilir-117775</guid>
                <description><![CDATA[Turgut Özal Tıp Merkezi KBB Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Aslan, ses kısıklığının en sık enfeksiyonlara bağlı geliştiğini belirterek özellikle 3 haftadan uzun süren ve giderek kötüleşen şikâyetlerin tümör belirtisi olabileceğini vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Turgut Özal Tıp Merkezi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Aslan, toplumda sık karşılaşılan ses kısıklığının nedenleri ile erken tanının önemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ses kısıklığının, kişinin sesinin istediği gürlüğe veya tona ulaşamaması şeklinde ortaya çıkabildiğini belirten Aslan, vakaların önemli bölümünün enfeksiyon kaynaklı olduğunu kaydetti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">EN SIK NEDEN VİRAL ENFEKSİYONLAR</span></strong></p>

<p>Ses kısıklığında en sık karşılaşılan nedenlerin başında virüslerin geldiğini ifade eden Aslan, halk arasında larenjit olarak bilinen tablonun grip, üst solunum yolu enfeksiyonları ve soğuk algınlığı gibi durumların ardından gelişebildiğini söyledi. Aslan, “Ses kısıklığının en bilinen sebebi aslında enfeksiyonlardır. Enfeksiyonlarda da en sık bilinen sebebi virüslerdir. Halk arasında larenjit diye tabir edilen hastalıktır” dedi.</p>

<p>Viral enfeksiyonlara bağlı ses kısıklığının çoğunlukla yaklaşık bir hafta içerisinde düzelebildiğini kaydeden Aslan, yeterli sıvı tüketimi ve ses istirahatinin iyileşme sürecinde önemli olduğunu belirtti.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202608161410-img-5739.png" style="height:533px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">AMELİYATLARDAN SONRA SES TELİ FELCİ GELİŞEBİLİYOR</span></strong></p>

<p>Ses kısıklığının daha seyrek görülen nedenleri arasında ses teli felcinin de bulunduğunu aktaran Aslan, özellikle tiroit cerrahisinin ardından bu durumla karşılaşılabildiğine dikkati çekti. Tek taraflı ses teli felcinde ses kısıklığının, iki taraflı tutulumlarda ise nefes problemlerinin daha ön planda olduğunu ifade eden Aslan, kalp, akciğer ve göğüs kafesine yönelik bazı ameliyatların ardından da benzer sorunların gelişebildiğini söyledi. Aslan, bazı hastalarda ses teli hareketlerinin 5-6 aylık süreç içerisinde yeniden kazanılabildiğini kaydetti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">GEÇMEYEN SES KISIKLIĞI TÜMÖR BELİRTİSİ OLABİLİR</span></strong></p>

<p>Uzun süre devam eden ses kısıklığının göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayan Aslan, özellikle ileri yaş ve sigara öyküsü bulunan kişilerde gırtlak bölgesindeki tümörlerin erken belirtisinin ses kalitesindeki bozulma olabileceğini ifade etti. Erken evrede ses tellerinde gelişen tümörlerin fonksiyon kaybına ve ses kısıklığına yol açabildiğini belirtirken, şikâyetin soğuk içecek veya benzeri nedenlere bağlanarak haftalarca bekletilmesinin tanıda gecikmeye neden olabileceğine işaret etti.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202608161409-76e05b2e-9fc5-47b8-81bf-81424ddb6d2f.png" style="height:533px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KRİTİK EŞİK 3 HAFTA</span></strong></p>

<p>Her ses kısıklığının ciddi bir hastalığın göstergesi olmadığını vurgulayan Aslan, özellikle sürenin önemli bir kriter olduğunu belirtti. Aslan, “3 haftadan daha uzun süren, gittikçe kötüleşen ses kısıklıklarında özellikle hekimimize başvurmalıyız” ifadelerini kullandı.</p>

<p>İleri yaştakiler, sigara kullananlar ve mesleği nedeniyle zararlı gazlara maruz kalan kişilerin bu konuda daha dikkatli olması gerektiğini kaydeden Aslan, risk faktörü bulunmayan gençlerde kısa süreli şikâyetlerin ise çoğunlukla larenjit ve farenjit gibi nedenlerle ortaya çıktığını söyledi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">TÜTÜN GIRTLAK KANSERİ AÇISINDAN ÖNEMLİ RİSK</span></strong></p>

<p>Gırtlak kanseri açısından en önemli risk faktörlerinden birinin tütün ve tütün ürünleri olduğunu belirten Aslan, sigara dumanındaki zararlı maddelerin ses tellerinden ağız ve geniz mukozasına kadar birçok dokuda hasara yol açabildiğini kaydetti. Uzun süreli maruziyetin hücrelerde meydana gelen hasarı artırdığını ifade eden Aslan, yaşın ilerlemesiyle birlikte vücudun onarım mekanizmalarının da yavaşlayabildiğine dikkati çekti. Elektronik sigara ve benzeri ürünlerin de zararsız olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Aslan, tütün ürünlerinden uzak durulması çağrısında bulundu.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SESİNİ MESLEĞİ İÇİN KULLANANLARA UYARI</span></strong></p>

<p>Öğretmen, imam ve benzeri mesleklerde çalışanların ses sağlığı açısından daha dikkatli olması gerektiğini belirten Aslan, sesin sürekli yüksek tonda ve bağırarak kullanılmasının ses tellerini zorladığını söyledi. Turgut Özal Tıp Merkezi bünyesinde ses terapisi hizmeti de verildiğini aktaran Aslan, konuşma sırasında uygun ses tonunun kullanılması, ara verilmesi ve boğazın yeterli sıvı tüketimiyle nemli tutulmasının önemine değindi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ÇOCUKLARDA BAĞIRMAK SES TELLERİNİ ETKİLİYOR</span></strong></p>

<p>Çocuklarda da ses teli sorunları görülebildiğini belirten Aslan, özellikle oyun sırasında sürekli ve yüksek sesle bağırmanın ses tellerini olumsuz etkileyebildiğini söyledi. Çocuklara küçük yaşlardan itibaren doğru ses kullanımının öğretilmesi gerektiğini ifade eden Aslan, sürekli yüksek perdeden konuşmanın ilerleyen süreçte ses problemlerine zemin hazırlayabileceğini kaydetti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">"SİGARADAN UZAK DURUN, SESİNİZİ DOĞRU KULLANIN"</span></strong></p>

<p>Ses sağlığının korunmasında iki temel noktaya işaret eden Aslan, “Bir ömür boyu sesimizi korumak için, ses kısıklığı yaşamamak için en önemli unsurumuz; birincisi sigaradan uzak durmak, ikincisi de sesimizi doğru kullanmak, düzgün kullanmak ve normal tonunda kullanmaktır” dedi.</p>

<p>Aslan, özellikle 3 haftayı aşan, düzelmeyen veya giderek kötüleşen ses kısıklığında KBB uzmanına başvurulmasının altta yatan ciddi hastalıkların erken dönemde tespit edilmesi açısından önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 14:26:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/uc-haftadan-uzun-suren-ses-kisikligi-tehlikeli-tumorlerin-erken-belirtisi-olabilir-1786879852.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan Hipnoterapiyi Anlattı: Algıdan Davranışa Etkileri Tartışılıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/prof-dr-nevzat-tarhan-hipnoterapiyi-anlatti-algidan-davranisa-etkileri-tartisiliyor-117755</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/prof-dr-nevzat-tarhan-hipnoterapiyi-anlatti-algidan-davranisa-etkileri-tartisiliyor-117755</guid>
                <description><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, NPİSTANBUL Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, hipnoterapinin nörobiyolojik temelleri ile dikkat, algı, öğrenme, hafıza, duygu ve davranış üzerindeki olası etkileri hakkında açıklamalarda bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Hipnoterapinin son yıllarda psikiyatri ve nörobilim alanındaki çalışmalarla birlikte daha fazla gündeme geldiğini ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Hipnoz yalnızca farklı bir bilinç durumu oluşturmakla sınırlı değil. Beynin dikkat, anlamlandırma ve davranış süreçleriyle de yakından ilişkili.” dedi.</p>

<p>Hipnozda kişinin terapötik amaçla farklı bir bilinç durumuna geçtiğini anlatan Prof. Dr. Tarhan, “Bu durum disosiyasyon kavramıyla açıklanabilir. Beynin farklı bilinç durumlarına geçebilme özelliği, hipnoterapinin nörobiyolojik temelini oluşturan önemli unsurlardan biri.” diye konuştu.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Klinik hipnoz, sorun karşısında harekete geçmeyi ve yeni bakış açıları geliştirmeyi destekleyebilir!</strong></span></p>

<p>Beyindeki yapısal ve işlevsel bağlantıların DTI ve fonksiyonel MR gibi yöntemlerle incelenebildiğini aktaran Prof. Dr. Tarhan, özellikle ‘default mode network’ olarak adlandırılan varsayılan ağın önemine dikkat çekti. Bu ağın kişinin hayal kurduğu, iç dünyasına yöneldiği, kendisi ve yaşamındaki konumu üzerine düşündüğü sırada etkinleştiğini ifade etti.</p>

<p>Default mode network’ün aynı zamanda anlam üretme ve yeni fikirler geliştirmeyle ilişkili olduğunu aktaran Prof. Dr. Tarhan, şunları söyledi:</p>

<p>“Klinik hipnoz bu ağ üzerinde etkili olur. Hipnoz, kişinin yalnızca bir problemin farkına varmasını değil, problem karşısında harekete geçmesini ve yeni bakış açıları geliştirmesini de destekleyebilir.</p>

<p>Hipnozla ilgili araştırmalarda üç temel beyin ağının öne çıktığı görülüyor. Bunlar merkezi yürütme ağı, salience yani önem ve öncelik ağı ve default mode network. Zihinsel imgelemede rol oynayan bazı bölgeler de hipnotik süreç sırasında etkinleşebiliyor.”</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Amaç yalnızca mutlu olmak değil, anlamlı ve dayanıklı bir yaşam sürdürebilmek olmalı!</strong></span></p>

<p>Modern yaşamda dijital teknolojilerin hızlı ödül ve haz arayışını güçlendirdiğine işaret eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bu durum da insanları sürekli bir dopamin arayışına yöneltebiliyor. Anlamlı ve uzun vadeli bir yaşam için haz ile mutluluğun birbirinden ayrılması gerekiyor.” dedi.</p>

<p>Bu yaklaşımı Aristoteles’in haz mutluluğu ile anlam mutluluğu ayrımı ve pozitif psikolojinin yeni yorumlarıyla ilişkilendiren Prof. Dr. Tarhan, pozitif psikoloji 2.0’ın yalnızca olumlu duygulara odaklanmadığını; acı, travma ve zorlukları da yaşamın bir parçası olarak ele aldığını belirtti.</p>

<p>Prof. Dr. Tarhan’a göre amaç yalnızca mutlu olmak değil, anlamlı ve dayanıklı bir yaşam sürdürebilmek olmalı.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Hipnotik telkin, bilişsel süreçleri etkileyebiliyor!</strong></span></p>

<p>Hipnotik telkinlerin algı ve davranış üzerinde değişiklik oluşturabileceğini gösteren araştırmalara değinen Prof. Dr. Tarhan, “Stroop testinde kelimenin anlamı ile yazı renginin birbirinden farklı olması kişinin daha yavaş yanıt vermesine ve daha fazla hata yapmasına neden oluyor. Ancak yüksek derecede hipnotize edilebilir kişilerde, yalnızca yazı rengine odaklanmaları yönündeki telkinin bu etkinin azalmasını sağlayabildiği aktarılıyor.” dedi.</p>

<p>Benzer şekilde, siyah-beyaz görüntülere bakarken renk görme telkini verilen yüksek hipnotize edilebilir kişilerde beynin renk işleme bölgelerinin etkinleştiğini gösteren çalışmaların da bulunduğunu da söyleyen Prof. Dr. Tarhan, “Bu bulgular, hipnotik telkinin bilişsel süreçler üzerinde ‘üstten aşağıya’ bir etki oluşturabileceğine işaret ediyor. Hipnoterapinin uyku sorunları, stres yönetimi, ağrı ve bazı davranışsal sağlık sorunlarında da etkisi araştırılıyor.” şeklinde konuştu.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Klinik hipnozda kişi kontrolünü kaybetmez!</strong></span></p>

<p>Hipnoterapinin kamuoyunda zaman zaman yanlış anlaşıldığına dikkat çeken Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Klinik hipnoz kişinin kontrolünü tamamen kaybettiği bir durum değil. Hipnoterapi sırasında kişi farkındalığını koruyabilir, süreci hatırlayabilir ve hatta iletişim kurabilir.” dedi.</p>

<p>Hipnoterapinin temel aşamalarının farkındalık, odaklanma ve gevşeme olarak ele alınabileceğini dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Kişinin öncelikle terapiye gönüllü olması ve ne üzerinde çalışacağını fark etmesi, ardından dikkatini belirli bir noktaya yöneltmesi ve gevşemesi gerekiyor.</p>

<p>Hipnoterapinin kişinin ihtiyacına göre şekillendirilmesi gerekir. Terapi öncesinde kişinin sorunları, güçlü ve zayıf yönleri, kendilik şemaları, tetikleyicileri ve çalışma hipotezi değerlendirilmeli. Böylece hipnoterapi daha sistematik bir tedavi sürecinin parçası hâline getirilebilir.” diye konuştu.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Duyguyla ilişkilendirilen bilgi daha kalıcı olur, tekrarlandıkça alışkanlığa dönüşebilir!</strong></span></p>

<p>Beynin öğrenme ve hafıza süreçlerinde tekrarın ve duygunun önemli olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Bir bilgi duyguyla ilişkilendirildiğinde daha kalıcı hâle gelebilir, tekrarlandıkça davranışa ve alışkanlığa dönüşebilir.” dedi.</p>

<p>Bu nedenle hipnoterapide de tekrarın önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:</p>

<p>“Kişiye otohipnoz tekniklerinin öğretilmesi kazanımların günlük yaşama taşınmasına katkı sağlayabilir. Beynin öğrenme süreçlerini açıklarken 5N1K yaklaşımından faydalanılabilir. ‘Kim, ne, nerede, ne zaman, nasıl ve niçin’ soruları bilgiyi anlamlandırmaya yardımcı olur. Özellikle bir bilginin ‘neden’ gerçekleştiğinin anlaşılması, bilginin zihinde daha anlamlı ve kalıcı hâle gelmesini sağlayabilir.”</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Nörofeedback ile kişi kendi beyin süreçlerini düzenlemeyi öğrenebilir!</strong></span></p>

<p>Prof. Dr. Tarhan, nörofeedback uygulamalarını da beynin çalışma biçiminin eğitilmesi üzerinden açıkladı. Kişinin kendi beyin dalgalarına ilişkin geri bildirim almasının, dikkat ve stres yönetimi gibi becerilerin geliştirilmesine yardımcı olabileceğini belirtti.</p>

<p>Bu süreci orkestra şefine benzeten Prof. Dr. Tarhan, beynin yürütücü işlevlerinden sorumlu frontal bölgenin farklı beyin süreçlerini koordine eden bir yönetici gibi düşünülebileceğini; Nörofeedback ile kişinin bu süreçleri daha iyi düzenlemeyi öğrenebileceğini söyledi.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Beynin algılama ve yorumlama biçimi, fiziksel deneyimler üzerinde önemli rol oynar!</strong></span></p>

<p>Hipnozun uykuya benzeyen ancak uykudan farklı bir bilinç durumu olduğunun altını çizen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>“Hipnoz sırasında kişinin bilinci açık kalabilir. Uyku öncesinde verilen olumlu telkinler de kişinin zihinsel süreçleri üzerinde etkili olabilir.</p>

<p>Ayrıca beynin algılama ve yorumlama biçimi fiziksel deneyimler üzerinde önemli rol oynar. Fantom fenomenini göz önüne alırsak uzvu ampute edilen bazı kişilerin olmayan uzuvlarında ağrı veya hareket hissedebilmesi, beynin bedensel algıyı nasıl oluşturduğunu gösteren örneklerden biridir.”&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 19:38:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/hipnoz-beynin-anlamlandirma-sureclerini-destekliyor-1786725518.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Estetik Sanılan Botoks Yatalak Hastalar İçin Umut Kapısı Oluyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/estetik-sanilan-botoks-yatalak-hastalar-icin-umut-kapisi-oluyor-117751</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/estetik-sanilan-botoks-yatalak-hastalar-icin-umut-kapisi-oluyor-117751</guid>
                <description><![CDATA[Malatya Turgut Özal Tıp Merkezi'nde uygulanan botulinum toksini (botoks) tedavisi, estetik algısının ötesine geçerek nörolojik hastalıklara bağlı kas sertliği yaşayan hastalara yeniden hareket etme imkânı sağlıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Estetik ve gençleşme uygulamalarıyla bilinen botulinum toksini, tıbbi adıyla fiziksel tıp ve rehabilitasyon alanında ciddi bir tedavi yöntemi olarak kullanılıyor. Malatya Turgut Özal Tıp Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Tülay Yıldırım tarafından uygulanan botulinum toksini enjeksiyonuyla, nörolojik rahatsızlıkların ardından gelişen spastisitenin azaltılması ve hastaların hareket kabiliyetlerinin artırılması hedefleniyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KASLARDAKİ İSTEMSİZ SERTLİĞE MÜDAHALE</span></strong></p>

<p>Botulinum toksininin estetik dışında önemli bir tıbbi kullanım alanının bulunduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Tülay Yıldırım, spastisitenin hastaların daily yaşamını ciddi şekilde etkilediğini vurguladı. Spastisiteyi kaslarda gelişen istemsiz ve kontrol edilemeyen sertlik olarak tanımlayan Yıldırım, "Spastik çocuklarda, inmelerde, beyin kanamalarına bağlı inmelerde, MS’te ve bazen Parkinson’da görülebiliyor. Kas istem dışı kasılıyor. Bu istemsiz hareket de hastanın hareketini engelliyor. Koldaysa kolunu kullanamaz, ayağındaysa yürüyemez hale gelebiliyor. Dolayısıyla hastanın yaşam kalitesini oldukça bozan ciddi bir sağlık sorunu" dedi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ÇEVRE İLLERDEN DE HASTALAR GELİYOR</span></strong></p>

<p>Uygulamanın Turgut Özal Tıp Merkezi’nde uzun yıllardır gerçekleştirildiğini kaydeden Yıldırım, hastaların tedaviye hızlı ulaşabilmesi için randevu süreçlerini kısa tutmaya çalıştıklarını aktardı. Merkezin bölgesel bir nitelik taşıdığına dikkat çeken Yıldırım, Adıyaman, Bingöl, Elazığ ve Kahramanmaraş başta olmak üzere çevre illerden de çok sayıda hastanın başvurduğunu söyledi.</p>

<p>"TEK BAŞINA BOTULİNUM TOKSİNİ YETERLİ DEĞİL"</p>

<p>Tedavinin yalnızca enjeksiyondan ibaret olmadığını ifade eden Yıldırım, sürecin fizik tedavi ve egzersiz programlarıyla desteklenmesi gerektiğinin altını çizdi. Yıldırım, "Tek başına botulinum toksini enjeksiyonu bir işe yaramaz. Biz kasın sert kısmını gevşetiyoruz, sonrasında yoğun bir fizik tedaviyle kasın diğer kısmını güçlendirmeye çalışıyoruz. Hasta hareketini engelleyen sertliği yenip zayıf kasını çalıştırdığında, kullanamadığı kolunu kullanabilir hale gelebiliyor. Yürümesine engel olan durum da zaman içerisinde azalabiliyor" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">TEDAVİ TECRÜBE VE SABIR GEREKTİRİYOR</span></strong></p>

<p>Uygulamada hekim tecrübesi ve düzenli takibin büyük önem taşıdığına değinen Yıldırım, her hastanın doz ve enjeksiyon aralığının kişiye özel belirlendiğini söyledi. Sürecin sabır gerektirdiğini belirten Yıldırım, hekim ve sağlık ekibinin aktif rol aldığını aktardı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ETKİSİ 6 AYA KADAR SÜREBİLİYOR</span></strong></p>

<p>Uygulamanın kalıcı bir tedavi olmadığını ve etkisinin 6 aya kadar sürebildiğini hatırlatan Yıldırım, enjeksiyonun ihtiyaca göre tekrarlanabildiğini belirtti. Yıldırım, "Botulinum toksini fizik tedavi ve rehabilitasyon alanının önemli ajanlarından biri. Ancak mutlaka fizik tedavi, rehabilitasyon ve egzersiz uygulamalarıyla desteklenmesi gerekiyor. İhtiyacı olan hastalarda bu işin uzmanı bir hekim tarafından uygulanmalı ve hasta mutlaka takip edilmeli. Bir kere yapılıp bırakılacak bir tedavi değil" açıklamasında bulundu.</p>

<p><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 16:52:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/estetik-sanilan-botoks-yatalak-hastalar-icin-umut-kapisi-oluyor-1786715817.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Göz Cerrahisinde Yeni Dönem: Robotik Teknoloji, Akıllı Lensler ve Kişiye Özel Lazer Tedavileri</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/goz-cerrahisinde-yeni-donem-robotik-teknoloji-akilli-lensler-ve-kisiye-ozel-lazer-tedavileri-117732</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/goz-cerrahisinde-yeni-donem-robotik-teknoloji-akilli-lensler-ve-kisiye-ozel-lazer-tedavileri-117732</guid>
                <description><![CDATA[Göz cerrahisinde son yıllarda yaşanan teknolojik gelişmeler, hem tedavi başarısını hem de hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde artırıyor. Robot destekli katarakt cerrahisi, yeni nesil lazer sistemleri ve trifokal (akıllı) göz içi lensler sayesinde hastalar daha hassas, güvenli ve konforlu tedavi seçeneklerine ulaşırken, genç göz cerrahlarının bu teknolojiler konusunda uluslararası standartlarda eğitilmesi de büyük önem kazanıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><em>Türkiye de bu dönüşümde uluslararası arenada daha güçlü bir rol üstleniyor. Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Banu Coşar’ın Avrupa Katarakt ve Refraktif Cerrahlar Derneği (ESCRS) Program Komitesi’ne seçilmesi ve Acıbadem Üniversitesi’nin ESCRS’nin genç oftalmologlara yönelik uluslararası eğitim merkezlerinden biri olması, Türkiye’nin göz cerrahisindeki bilimsel ve eğitim gücünün uluslararası düzeyde tescillendiğini ortaya koyuyor…</em></strong></p>

<p>Göz cerrahisindeki teknolojik dönüşümün hasta beklentilerini de değiştirdiğini belirten Prof. Dr. Banu Coşar, günümüzde tedavilerin yalnızca hastalığı ortadan kaldırmaya değil, hastaların günlük yaşam konforunu artırmaya odaklandığını söylüyor: “Bugün göz cerrahisinde ulaştığımız noktada hedefimiz yalnızca hastanın görmesini sağlamak değil; onun gözlüksüz, kaliteli ve aktif bir yaşam sürdürebilmesine de katkı sunmak. Teknolojideki gelişmeler sayesinde tedaviler daha güvenli, daha hassas ve kişiye özel planlanabiliyor”…</p>

<p>Özellikle refraktif cerrahide kullanılan FemtoLASIK ve SILK teknolojilerinin miyopi, hipermetropi ve astigmat tedavisinde önemli avantajlar sunduğunu belirten Prof. Dr. Banu Coşar, bu yöntemlerin kornea dokusuna daha kontrollü müdahale edilmesine olanak sağladığını ve hastaların günlük yaşamlarına daha kısa sürede dönebildiğini ifade ediyor.&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Robotla Daha Hassas Cerrahi, Daha Hızlı İyileşme</strong></span></p>

<p>Katarakt tedavisinde de teknolojinin cerrahi süreçleri yeniden şekillendirdiğini vurgulayan Prof. Dr. Banu Coşar, femtosaniye lazer destekli robotik katarakt cerrahisinin (FLACS), klasik cerrahide cerrahın el ile gerçekleştirdiği bazı kritik aşamaların bilgisayar destekli lazer teknolojisiyle çok daha hassas şekilde planlanmasına ve uygulanmasına olanak tanıdığını belirtiyor. Korneadaki kesilerin oluşturulması, göz merceğinin açılması ve kataraktın parçalanması gibi işlemlerin mikron düzeyinde hassasiyetle gerçekleştirilebildiğini ifade eden Prof. Dr. Banu Coşar, bu sayede cerrahinin öngörülebilirliğinin arttığını söylüyor.</p>

<p>Prof. Dr. Banu Coşar, “Robot destekli sistemler cerrahi planlamada öngörülebilirliği artırırken, özellikle hassas uygulamalarda önemli avantajlar sağlıyor. Bu gelişmeler hem cerrahın işini kolaylaştırıyor hem de hasta güvenliğini destekleyen önemli teknolojik katkılar sunuyor” diyor.</p>

<p>Teknolojideki ilerlemelerin hastaların ameliyat deneyimini de önemli ölçüde değiştirdiğini belirten Prof. Dr. Banu Coşar, günümüzde katarakt cerrahisinin dikişsiz ve damla anestezisiyle gerçekleştirilebildiğini, işlemin çoğu zaman 15 dakika sürdüğünü ve hastaların aynı gün evlerine dönebildiğini ifade ediyor. Cerrahi tekniklerin gelişmesi sayesinde görmenin daha kısa sürede toparlandığını söyleyen Prof. Dr. Banu Coşar, “Geçmişte hastaların günlük yaşamlarına dönmesi günler alabiliyordu. Bugün ise uygun hastalarda ertesi gün normal yaşama büyük ölçüde dönmek mümkün olabiliyor. Bu hem hasta konforunu artırıyor hem de yaşam kalitesine önemli katkı sağlıyor” değerlendirmesinde bulunuyor.</p>

<p>Katarakt cerrahisinin artık yalnızca bulanıklaşan doğal merceğin değiştirilmesinden ibaret olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Banu Coşar, bu ameliyatların aynı zamanda refraktif cerrahinin de önemli bir parçası haline geldiğini belirterek, “Artık sadece kataraktı tedavi etmiyoruz; hastanın göz numarasını ve yaşam beklentilerini de değerlendirerek kişiye özel bir görme planı oluşturabiliyoruz” diyor.</p>

<h2><span style="color:#2980b9"><strong>Akıllı Lenslerle Kişiye Özel Görme Kalitesi</strong></span></h2>

<p>Yeni nesil trifokal (akıllı) göz içi lenslerin hem uzak hem orta hem de yakın mesafede kaliteli görüş sağlayabildiğini ifade eden Prof. Dr. Banu Coşar, bu lenslerin her hasta için standart bir uygulama olmadığını, en başarılı sonuçların ayrıntılı değerlendirme sonrasında doğru hasta ve doğru lens eşleştirmesiyle elde edildiğini söylüyor: “Bugün elimizde yaşam tarzına göre farklı özellikler sunan çok sayıda ileri teknoloji göz içi lens seçeneği bulunuyor. Bilgisayar başında yoğun çalışan, aktif araç kullanan ya da sık kitap okuyan hastaların beklentileri birbirinden farklı olabiliyor. Ameliyat öncesinde gözün biyometrik ölçümlerini, kornea yapısını, retina sağlığını ve hastanın günlük yaşam alışkanlıklarını ayrıntılı biçimde değerlendirerek kişiye en uygun lensi planlıyoruz” diyen Prof. Dr. Banu Coşar, kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımının hasta memnuniyetini önemli ölçüde artırdığını belirtiyor.</p>

<p>Prof. Dr. Banu Coşar, “Gelişmiş göz içi lens teknolojileri doğru hasta değerlendirmesiyle uygulandığında hastaların yaşam konforunu önemli ölçüde artırabiliyor. Günümüzde katarakt cerrahisi, yalnızca görmeyi geri kazandıran değil, kişinin yaşam kalitesini yeniden şekillendiren bir tedavi alanı haline geldi” ifadelerini kullanıyor.</p>

<p>Gelecekte göz cerrahisinin daha da kişiselleşeceğini belirten Prof. Dr. Banu Coşar, yapay zeka destekli cerrahi planlama sistemleri, daha gelişmiş görüntüleme teknolojileri ve yeni nesil biyouyumlu lenslerin tedavi başarısını daha da yukarı taşıyacağını ifade ederek sözlerini şöyle tamamlıyor: “Önümüzdeki yıllarda her hastanın göz yapısına ve görme ihtiyaçlarına göre çok daha hassas planlanmış tedavilerden söz edeceğiz. Teknoloji ilerledikçe hedefimiz yalnızca görmeyi geri kazandırmak değil; her hastaya yaşam biçimine en uygun görme kalitesini sunabilmek olacak”…</p>

<h2><span style="color:#2980b9"><strong>Türkiye, Genç Göz Cerrahlarının Uluslararası Eğitim Üssü Oluyor</strong></span></h2>

<p>ESCRS tarafından yetkilendirilen eğitim merkezlerinden biri haline gelen Acıbadem Üniversitesi’nde genç oftalmologlar; refraktif cerrahi, FemtoLASIK, SILK, robotik katarakt cerrahisi (FLACS) ve premium göz içi lens uygulamaları konusunda uygulamalı eğitim alma fırsatı bulacak. Prof. Dr. Banu Coşar, “Bilimsel gelişmeler ancak güçlü eğitimle sürdürülebilir. Genç meslektaşlarımızın en güncel teknolojilere hakim olarak yetişmesi, hem ülkemizdeki sağlık hizmetlerinin kalitesini artıracak hem de Türkiye’nin, oftalmoloji alanındaki uluslararası konumunu daha da güçlendirecektir” diyor…</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 21:09:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/goz-cerrahisinde-yeni-donem-robotik-teknoloji-akilli-lensler-ve-kisiye-ozel-lazer-tedavileri-1786644591.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Organ Bağışında Dijital Dönem Başladı: 143 Bin 887 Kişi Vasiyetini Oluşturdu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/organ-bagisinda-dijital-donem-basladi-143-bin-887-kisi-vasiyetini-olusturdu-117717</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/organ-bagisinda-dijital-donem-basladi-143-bin-887-kisi-vasiyetini-olusturdu-117717</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, organ bağışı işlemlerinin e-Devlet ve e-Nabız üzerinden yapılmaya başlanmasının ardından oluşan güncel verileri açıkladı. Dijitalleşmeyle birlikte 143 bin 887 vatandaşın dijital vasiyet oluşturduğunu belirten Memişoğlu, bağışlanan organ ve doku sayısının ise 2 milyon 510 bin 18’e ulaştığını bildirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, organ bağışında dijital uygulamaların vatandaşların bağış sürecine erişimini kolaylaştırdığını belirterek güncel rakamları paylaştı.&nbsp;Organ bağışı işlemlerinin e-Devlet ve e-Nabız üzerinden dijital ortamda yapılmasının ardından 143 bin 887 vatandaş dijital vasiyetini oluşturdu. Aynı süreçte bağışlanan organ ve doku sayısı ise 2 milyon 510 bin 18 olarak kayıtlara geçti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">143 BİN 887 KİŞİ DİJİTAL VASİYET OLUŞTURDU</span></strong></p>

<p>Dijital sistemle birlikte vatandaşlar organ bağışı konusundaki iradelerini elektronik ortamda daha kolay şekilde beyan edebiliyor.&nbsp;Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun verdiği bilgilere göre, uygulamanın hayata geçirilmesinden bu yana 143 bin 887 vatandaş dijital vasiyetini oluşturdu.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">2 MİLYON 510 BİN 18 ORGAN VE DOKU BAĞIŞLANDI</span></strong></p>

<p>Dijital uygulamaların yanı sıra organ ve doku bağışlarına ilişkin toplam rakam da açıklandı. Verilere göre bağışlanan organ ve doku sayısı 2 milyon 510 bin 18’e ulaştı.&nbsp;Bakan Memişoğlu, bu bağışların insanların hayatlarına umut olması amacıyla gerçekleştirildiğini belirtti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">“NİCE HAYATLARA UMUT OLMAK ÜZERE BAĞIŞLANDI”</span></strong></p>

<p>Organ bağışının önemli bir iyilik hareketi olduğunu vurgulayan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, dijital uygulamanın vatandaşların bağış sürecine daha kolay erişmesini sağladığını ifade etti.</p>

<p>Memişoğlu açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “O günden bugüne, 143 bin 887 vatandaşımız dijital vasiyetini oluşturarak bu iyilik hareketine katıldı. 2 milyon 510 bin 18 organ ve doku nice hayatlara umut olmak üzere bağışlandı.”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ORGAN BAĞIŞI İRADESİ DİJİTAL ORTAMDA BEYAN EDİLEBİLİYOR</span></strong></p>

<p>Dijital sistem sayesinde vatandaşlar organ bağışı konusundaki iradelerini elektronik ortamda daha kolay şekilde beyan edebiliyor.&nbsp;E-Devlet ve e-Nabız üzerinden yürütülen dijital uygulamalarla organ bağışı sürecine erişim kolaylaştırılırken, güncel verilere göre dijital vasiyet oluşturan vatandaşların sayısı 143 bin 887’ye ulaştı.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 13:45:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/organ-bagisinda-dijital-donem-basladi-143-bin-887-kisi-vasiyetini-olusturdu-1786618092.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Turgut Özal Tıp Merkezi’nde Personel Eksikliği ve Yoğun İş Yükü Gündemde</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/turgut-ozal-tip-merkezinde-personel-eksikligi-ve-yogun-is-yuku-gundemde-117667</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/turgut-ozal-tip-merkezinde-personel-eksikligi-ve-yogun-is-yuku-gundemde-117667</guid>
                <description><![CDATA[SES Malatya Şube Başkanı Cansu Can, İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi’nde görev yapan sağlık çalışanlarının personel eksikliği, yoğun iş yükü, nöbetler ve ekonomik kayıplar nedeniyle zor çalışma koşullarıyla karşı karşıya olduğunu belirterek çalışma şartlarının iyileştirilmesi ve sendikal görüşme taleplerinin karşılanması çağrısında bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Malatya Şube Başkanı Cansu Can, İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi’nde görev yapan sağlık çalışanlarının personel eksikliği, yoğun iş yükü, nöbetler ve ekonomik kayıplar nedeniyle zor çalışma koşullarıyla karşı karşıya olduğunu söyledi.</p>

<p>SES Malatya Şube Başkanı Cansu Can, Eğitim Sen Malatya Şubesi’nde düzenlediği basın açıklamasında, İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi’nde çalışan sağlık emekçilerinin yaşadığı sorunları gündeme getirdi.</p>

<p>Yeni personel alımını önemsediklerini ancak bunun tek başına yeterli olmadığını belirten Can, sağlık çalışanlarının çalışma koşullarının da iyileştirilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202608111238-whatsapp-image-2026-08-11-at-123828.jpeg" style="height:450px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">“GÜVENCELİ VE TEK KALEMDE ÖDENEN BİR ÜCRET İSTİYORUZ”</span></strong></p>

<p>Performans, teşvik ve ek ödeme gibi emekliliğe yansımayan parçalı ücret politikalarına tepki gösteren Can, “Yoksulluk sınırının üzerinde, emekliliğe yansıyan, güvenceli ve tek kalemde ödenen bir ücret istiyoruz. Sağlık hizmeti rekabet değil, ekip çalışması ve dayanışma gerektirir” dedi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">“TÜKENMİŞ BİR SAĞLIK EMEKÇİSİNDEN NİTELİKLİ HİZMET NASIL BEKLENEBİLİR?”</span></strong></p>

<p>Turgut Özal Tıp Merkezi Başhekimliğine de çağrıda bulunan Can, sağlık çalışanlarının sağlığının toplum sağlığından ayrı düşünülemeyeceğini belirtti.</p>

<p>Personel eksikliği ve ağır çalışma koşullarının sağlık hizmetlerinin niteliğini olumsuz etkileyebileceğini ifade eden Can, “Tükenmiş, dinlenemeyen, ekonomik ve psikolojik baskı altında çalışan bir sağlık emekçisinden nitelikli ve güvenli sağlık hizmeti sunması nasıl beklenebilir?” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">“SENDİKAL GÖRÜŞME TALEBİMİZE NEDEN YANIT VERİLMEDİ?”</span></strong></p>

<p>Sağlık kurumlarında demokratik ve katılımcı bir çalışma ortamının oluşturulması gerektiğini dile getiren Can, SES Malatya Şubesi olarak sağlık çalışanlarının sorunlarını görüşmek amacıyla sendikal görüşme talebinde bulunduklarını ancak taleplerine henüz yanıt verilmediğini öne sürdü.</p>

<p>Personel eksikliği, ağır iş yükü, düşük ek ödemeler ve tükenmişlik gibi sorunların birlikte ele alınması gerektiğini belirten Can, sendikaların ve çalışan temsilcilerinin karar süreçlerine dahil edilmesi çağrısında bulundu.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SAĞLIK EMEKÇİLERİNİN TALEPLERİNİ SIRALADI</span></strong></p>

<p>Can, sağlık emekçilerinin taleplerini yeterli ve güvenceli personel, iş yükü ve nöbetlerin azaltılması, insan onuruna uygun çalışma saatleri, emekliliğe yansıyan güvenceli ücret, performansa dayalı parçalı ücretlendirmeye son verilmesi ve mobbingden uzak güvenli bir çalışma ortamı olarak sıraladı.</p>

<p>Can ayrıca SES Malatya Şubesi’nin talep ettiği sendikal görüşmenin gerçekleştirilmesini istedi.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 12:33:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/turgut-ozal-tip-merkezinde-personel-eksikligi-ve-yogun-is-yuku-gundemde-1786442572.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya’da Bir Günde Dört Farklı Cerrahi Yöntemle Meme Kanseri Ameliyatı Yapıldı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-bir-gunde-dort-farkli-cerrahi-yontemle-meme-kanseri-ameliyati-yapildi-117638</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-bir-gunde-dort-farkli-cerrahi-yontemle-meme-kanseri-ameliyati-yapildi-117638</guid>
                <description><![CDATA[Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde meme kanseri tanısı konulan 4 hasta, aynı gün içerisinde hastalıklarının evresi ve klinik durumlarına göre belirlyen farklı cerrahi yöntemlerle ameliyat edildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniğinde meme kanseri tanısı alan 4 hasta, aynı gün içerisinde farklı cerrahi yöntemlerle ameliyat edildi. Hastaların tedavileri; hastalığın evresi, biyolojik özellikleri ve klinik durumları dikkate alınarak kişiye özel planlandı.</p>

<p>Malatya Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniğinde görev yapan Prof. Dr. Burhan Hakan Kanat, tedavi sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Kanat, "Meme kanseri tedavisinde her hastaya aynı yöntem uygulanmamaktadır. Hastalığın evresi, biyolojik özellikleri ve hastanın genel durumunun değerlendirilmesinin ardından kişiye özel tedavi planlaması yapılmaktadır." dedi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202608101031-img-4900.jpeg" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">HASTALIĞIN EVRESİNE GÖRE PLANLAMA</span></strong></p>

<p>Meme kanseri cerrahisindeki temel hedefin kanserli dokunun güvenli cerrahi sınırlarla çıkarılması olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Kanat, "Hastaların yaşam kalitesinin korunması ve uygun vakalarda meme estetiğinin mümkün olduğunca muhafaza edilmesi de tedavinin önemli bir parçasıdır." ifadesini kullandı.</p>

<p>Aynı gün ameliyat edilen 4 hastanın her birine farklı tedavi yaklaşımı uygulandığını aktaran Prof. Dr. Kanat, "Hastalarımızdan biri kemoterapi tedavisinin ardından cerrahiye alındı, bir hastamıza ise doğrudan cerrahi tedavi uygulandı. Bir hastada meme koruyucu cerrahi kapsamında implant kullanılarak meme bütünlüğünün korunması hedeflendi, diğer hastamıza ise hastalığın yaygınlığı nedeniyle modifiye radikal mastektomi uygulandı." şeklinde konuştu.</p>

<p>Prof. Dr. Kanat, uygun hastalarda koltuk altındaki tüm lenf bezlerinin alınması yerine Sentinel Lenf Nodülü (bekçi lenf nodülü) yönteminin kullanıldığını belirterek, ameliyat sırasında patoloji ekibinin yaptığı değerlendirmelerin de cerrahi sürecin yönlendirilmesinde önemli rol oynadığını kaydetti.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202608101031-dsc05653-1.jpeg" style="height:534px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MULTİDİSİPLİNER EKİP ÇALIŞMASI</span></strong></p>

<p>Meme kanseri tedavisinin birçok branşın koordineli çalışmasını gerektirdiğini hatırlatan Prof. Dr. Kanat, "Hastalarımız genel cerrahi ve onkoloji konseylerinde değerlendirilerek en uygun tedavi yöntemi belirlenmektedir. Tedavi sürecinde genel cerrahi, tıbbi onkoloji, radyoloji, nükleer tıp, patoloji, plastik cerrahi ve anestezi ekipleri koordinasyon içerisinde görev yapmaktadır." dedi. Aynı gün gerçekleştirilen 4 farklı ameliyatın multidisipliner ekip çalışmasının önemini ortaya koyduğunu belirten Prof. Dr. Kanat, operasyonlarda görev alan ameliyathane çalışanları, hemşireler, anestezi ve patoloji ekipleri ile tedavi sürecine katkı sunan tüm sağlık çalışanlarına teşekkür etti.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202608101031-dsc05683-1.jpeg" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ERKEN TANI VURGUSU</span></strong></p>

<p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde meme kanseri başta olmak üzere onkolojik cerrahi gerektiren hastalıkların tanı ve tedavisi üçüncü basamak sağlık hizmeti kapsamında sürdürülüyor. Hastalar, onkoloji ve cerrahi konseylerinde değerlendirilerek güncel bilimsel rehberler doğrultusunda tedavi planına alınıyor.</p>

<p>Meme kanserinin kadınlarda en sık görülen kanser türleri arasında bulunduğuna değinen Prof. Dr. Kanat, "Erken tanı tedavi başarısını önemli ölçüde artırmaktadır. Özellikle 40 yaş ve üzerindeki kadınlar ile ailesinde meme kanseri öyküsü bulunan ve genetik risk taşıyan bireylerin düzenli sağlık kontrollerini yaptırması büyük önem taşımaktadır. Vatandaşlarımızı Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM) başta olmak üzere ilgili sağlık kuruluşlarında sunulan tarama hizmetlerinden yararlanmaya çağırıyoruz." diyerek sözlerini tamamladı.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 11:35:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/malatyada-bir-gunde-dort-farkli-cerrahi-yontemle-meme-kanseri-ameliyati-yapildi-1786352569.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya&#039;da Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Vakaları Görülmeye Başlandı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-kirim-kongo-kanamali-atesi-vakalari-gorulmeye-baslandi-117582</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-kirim-kongo-kanamali-atesi-vakalari-gorulmeye-baslandi-117582</guid>
                <description><![CDATA[İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Funda Memişoğlu, Malatya'da Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) vakalarının görülmeye başladığını belirterek kene tutunmalarına karşı hayati uyarılarda bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Funda Memişoğlu, yaz aylarında artış gösteren Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) vakalarına karşı vatandaşları uyardı. Memişoğlu, kene tutunmasının hafife alınmaması gerektiğini belirterek, "Bir anlık keneyi ihmal etmek insan hayatına mal olabilir." dedi.</p>

<p>İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı ve Turgut Özal Tıp Merkezi'nde görev yapan Prof. Dr. Funda Memişoğlu, KKKA'nın kene aracılığıyla bulaşan, ölümcül seyredebilen ciddi bir viral enfeksiyon hastalığı olduğunu söyledi.</p>

<p>Hastalığın, virüsü taşıyan kenelerin insanlara tutunarak salgılarıyla virüsü deri altına bırakması sonucu bulaştığını belirten Memişoğlu, enfeksiyonun yalnızca kene yoluyla değil, enfekte hayvanların kanı ve dokularıyla temas edilmesi halinde de görülebileceğini ifade etti. Özellikle hayvancılıkla uğraşanların eldiven gibi koruyucu ekipman kullanmasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Memişoğlu, hasta kişilerin kanı ve vücut sıvılarıyla temasın da bulaş riski oluşturduğunu kaydetti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">YANLIŞ MÜDAHALE RİSKİ ARTIRIYOR</span></strong></p>

<p>Kene tutunması halinde doğru müdahalenin hayati önem taşıdığına dikkat çeken Memişoğlu, kenenin mümkün olan en kısa sürede ve deriye en yakın noktadan, parçalanmadan çıkarılması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Kenenin üzerine sigara bastırmak, kolonya veya alkol dökmek gibi uygulamaların kesinlikle yapılmaması gerektiğini belirten Memişoğlu, bu yöntemlerin kenenin virüsü vücuda bırakmasına neden olabileceğini ifade etti. Kişinin keneyi çıkaramaması halinde ise vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurması gerektiğini dile getirdi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BELİRTİLER 1 İLA 3 GÜN İÇİNDE BAŞLAYABİLİYOR</span></strong></p>

<p>KKKA'nın kuluçka süresinin en fazla 9 gün olduğunu belirtilen Memişoğlu, hastalığın yüksek ateş, baş ağrısı, şiddetli halsizlik, kas ve eklem ağrıları, bulantı, kusma ve ishalle başlayabileceğini söyledi.</p>

<p>İleri evrede burun ve diş eti kanamaları, sebepsiz morluklar, ciltte basmakla solmayan döküntüler ile idrar ve dışkıda kan görülebileceğini belirten Memişoğlu, kene tutunma öyküsü bulunan ve bu belirtileri yaşayan kişilerin acilen hastaneye başvurması gerektiğini kaydetti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DOĞAYA ÇIKANLARA ÖNEMLİ UYARILAR</span></strong></p>

<p>Risk grubunda bulunan çiftçiler, hayvancılıkla uğraşanlar, piknik yapanlar ve doğa yürüyüşüne çıkanlara da tavsiyelerde bulunan Memişoğlu, uzun ve açık renkli kıyafetlerin tercih edilmesini, pantolon paçalarının çorap içine sokulmasını ve pikniklerde açık renkli örtü kullanılmasını önerdi.</p>

<p>Doğadan dönüşte ise koltuk altı, kulak arkası, ense, saçlı deri, diz arkası ve kasık bölgesi başta olmak üzere tüm vücudun dikkatlice kene yönünden kontrol edilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MALATYA'DA DOĞRULANMIŞ VE ŞÜPHELİ VAKALAR GÖRÜLMEYE BAŞLANDI</span></strong></p>

<p>Türkiye'nin 2002 yılından bu yana KKKA açısından endemik ülkeler arasında yer aldığını belirten Memişoğlu, sıcaklıkların artmasıyla birlikte Malatya'da da vakaların görülmeye başladığını söyledi.</p>

<p>Geçen yıl Türkiye genelinde 618 KKKA vakası ve 36 ölüm bildirildiğini aktaran Memişoğlu, "Bu yıl Malatya'da şu ana kadar ölüm olmadı. Ancak ülkemizde ölüm vakaları bildirilmeye başlandı. Beklediğimiz şekilde Malatya'da da doğrulanmış ve şüpheli vakalarımız gelmeye başladı." dedi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">HER KENE ISIRMASI CİDDİYE ALINMALI</span></strong></p>

<p>Hastalığın erken teşhis ve destek tedavisiyle ölüm riskinin azaltılabildiğini belirten Memişoğlu, vatandaşların "Kene ısırmasından bir şey olmaz." anlayışını terk etmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Türkiye'de KKKA'nın ölüm oranının yaklaşık yüzde 4,8 olduğunu belirtilen Memişoğlu, "Hangi kenenin bu hastalığı taşıdığını bilemezsiniz. Her kene ısırması ciddiye alınmalı, sağlık kuruluşuna başvurulmalı ve belirtiler açısından takip edilmelidir." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Kenenin her zaman fark edilmeyebileceğine de dikkat çeken Memişoğlu, doğada bulunma öyküsü olan kişilerde kene görülmese bile ateş, halsizlik, kas ağrısı veya kanama gibi şikayetlerin ortaya çıkması halinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini sözlerine ekledi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202608061717-chatgpt-image-6-agu-2026-17-16-53.png" style="height:450px; width:800px" /><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 20:43:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/malatyada-kirim-kongo-kanamali-atesi-vakalari-gorulmeye-baslandi-1786038491.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kumar Bağımlılığı Sadece Maddi Kayıp Değil Bir Aile Hastalığı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/kumar-bagimliligi-sadece-maddi-kayip-degil-bir-aile-hastaligi-117540</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/kumar-bagimliligi-sadece-maddi-kayip-degil-bir-aile-hastaligi-117540</guid>
                <description><![CDATA[Uzmanlar, günümüzde sıklıkla karşılaşılan kumar bağımlılığının basit bir alışkanlık değil, beynin yapısını ve önceliklerini değiştiren, tüm aileyi etkileyen çok boyutlu bir rahatsızlık olduğunu vurguluyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde yaşamın her alanında sıklıkla karşılaşılan kumar bağımlılığının artık sadece bir alışkanlıktan ibaret olmadığı biliniyor. Yapılan çalışmalar ve araştırmalar bu durumun zararlarının sadece maddi kayıplar olmadığını ve etki alanının da sadece eylemi gerçekleştiren kişi olmadığını ortaya koyuyor.</p>

<p>Ayrıca, son günlerde kamuoyunu meşgul eden ve soruşturma kapsamında ele alınan bir konunun da dolaylı olarak kumar bağımlılığına bağlanması, toplumsal bilgi ve farkındalık ihtiyacını bir kez daha açığa çıkardı. Özellikle kamuoyuna mal olmuş bir ismin uzun yıllara dayanan bağımlılık öyküsü ve iyilik adı ile yapılanlar karşısında sergilenen damgalayıcı yaklaşım, benzer sorunları yaşayan bireylerin yaşadıklarını gizlemesine ve profesyonel yardım almaktan çekinmesine yol açıyor.</p>

<p>Konuyla ilgili değerlendirme yapan Klinik Psikolog Elif Sena Özata, “Kumar bağımlılığında tedavinin önündeki önemli engellerden biri bağımlılığın kişinin kimliğiyle özdeşleştirilmesi ve kişiler ile ailelerinin damgalanacağı düşüncesiyle yaşanan sorunları gizlemesi, yardım aramayı ertelemesidir. Bağımlılığın değişmez bir kişilik özelliği ya da 'iflah olmazlık' olarak ele alınması, kişide iyileşmeye dair umudunu azaltabilir, suçluluk ve utanç duygularını arttırarak sorunun daha uzun süre saklanmasına neden olabilir. Bu nedenle hem tedavi sürecinde hem de toplumsal dilde bireyi 'kumarbaz' gibi bağımlılığı ile tanımlayan ifadelerden kaçınmak ve insanı merkeze alan ifadeler kullanmak önemlidir.” dedi.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü de kumar bağımlılığının yol açtığı zararların finansal kayıplarla sınırlı olmadığını, ilişki sorunları, aile içi çatışmalar, damgalanma ve yakınların yaşamında ortaya çıkan ekonomik ve psikolojik güçlükleri de kapsadığını belirtiyor. Bu nedenle kumar bağımlılığını yalnızca "ne kadar kaybetti?" sorusuyla değerlendirmek, sorunun önemli bir kısmını görünmez kılıyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BEYİNDE DOPAMİN BEKLENTİSİ ÖNCELİKLERİ DEĞİŞTİRİYOR</span></strong></p>

<p>Prof. Dr. Kültegin Ögel, kumar bağımlılığı konusunu "İnsanlar kaybedeceklerini bildikleri halde neden oynuyorlar?" sorusu çerçevesinde ele alıyor. Prof. Dr. Ögel, “Kumar ve bahis bağımlılığında beyin ve öncelikleri değişir. Beyin yanlış olsa da her şeyden önce kumar ve bahise önem vermeye başlar. Bunun en önemli nedeni, beynin dopamin beklentisidir. Yani konu aslında kazanmak değil, kazanma ihtimalidir. Dopamin beklentisi, diğer tüm önceliklerin önüne geçer. Beyin artık hesaplayamaz, plan yapamaz, muhakeme edemez. Bu durum beynin yapısal değişikliğinden kaynaklanır. Bilimsel olarak söyleyecek olursak; beynin striatum beklentisinde dopamin beklentisi artar, bunun sonucu prefrontal korteks’de öncelikleri belirleme bozulur. Bu değişiklikler; kumar bağımlılarının yüzde 90’unda görülür. Bunu ölçen psikolojik testlerde, kumar bağımlılarında kumar bağımlısı olmayanlara oranla yüzde 40 daha fazla bozulma saptanıyor. Beynin aktivasyonunda ise yüzde 30 düşüş gözleniyor.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Klinik Psikolog Elif Sena Özata ise kumar bağımlılığını çok boyutlu bir bozukluk olarak tanımlayarak, “Kumar oynama sürecinde artan maddi ve manevi kayıplar, kişiyi tek başına bir kördüğümü çözme mücadelesi içinde hissettirir. Dışarıya karşı 'her şey yolunda' maskesi için harcanan yoğun bir zihinsel çaba görülür. Bu durum, zamanla bireylerde duygusal tükenmişlik ve yorgunluğa yol açar. Beraberinde, uyku sorunları, kaygı bozuklukları, depresyon, duygu dalgalanmaları ve kimi zaman intihar düşünceleri görülebilir.” değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BAĞIMLILIK BİR AİLE HASTALIĞIDIR</span></strong></p>

<p>Klinik Psikolog Elif Sena Özata, bağımlılığın bir aile hastalığı olduğuna dikkat çekerek, “Kumarın sonuçları çoğu zaman kişinin çevresinde görünmeyen dalgalarla yayılır. Eşler, çocuklar, ebeveynler ve diğer yakınlar da finansal belirsizliğin, bozulan güvenin ve tekrar eden krizlerin içinde yaşamaya başlayabilir. Kumar davranışı bir kişiye ait olsa da ortaya çıkan sonuçlar aile bütçesini, ev içindeki duygusal güvenliği, ilişkilerdeki rolleri ve geleceğe ilişkin ortak planları etkileyebilir. Bu nedenle, bağımlılık bir aile hastalığıdır ve tedavi sürecine yalnızca oynayan değil, etkilenen yakınların da katılması önemlidir. Öncelikle kişiyi bağımlılığın sonuçlarından her defasında korumaya çalışmak, iyi niyetle yapılsa bile farkında olmadan döngünün sürmesine katkı sağlayabilir. Bu nedenle sınırların açıkça belirlenmesi ve profesyonel yardım alınması önemlidir.” açıklamasını yaptı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BAĞIMLILIKTA İYİLEŞME KUMARIN BIRAKILMASI İLE SINIRLI DEĞİL</span></strong></p>

<p>Kumar bağımlılığında iyileşmenin sadece kumarın bırakılmasıyla sınırlı olmadığının altını çizen Klinik Psikolog Elif Sena Özata, “Tedavi, kumar oynama davranışını sürdüren düşünce, duygu ve koşulların anlaşılmasını, riskli durumlarla baş etme becerilerinin geliştirilmesini ve yaşamın yeniden yapılandırılmasını hedefler. Tedavinin başında, kişi ve ailesine bağımlılık hakkında bilgilendirme sağlanmalı ve yaklaşım biçimlerinin etkisi vurgulanmadır. Süreçte yaşanan zorlanmalar ya da yeniden oynama durumları da kişinin değişmeyeceğinin kanıtı olarak değil, tedavi planın yeniden değerlendirilmesi gerektiren durumlar olarak ele alınmalıdır. Yeniden oynama sonrasında kişiyi suçlamak veya tedavinin başarısız olduğunu düşünmek yerine, bu duruma hangi tetikleyicilerin ve koşulların yol açtığını inceleyerek koruyucu plan güçlendirilmelidir. Bu yaklaşım, kişilerin sorunlarını daha erken paylaşabilmesini ve profesyonel desteğe daha güvenli biçimde ulaşabilmesini kolaylaştırabilir.” şeklinde konuştu.</p>

<p>Bağımlılık sürecinde kişinin iradesini kullanamadığını dile getiren Prof. Dr. Kültegin Ögel de tedavi hakkında, “Bağımlı olduktan sonra verilen sözlere güven olmaz. Kişi iradesini kullanamaz. Kararlarının arkasında duramaz. Çünkü artık her şey bozulan beynin kontrolü altındadır. Bu nedenle, zorunlu kısıtlamalar iyileşme için şarttır. İlaçlar bu bozulmayı zararsız hale getirmek için yararlıdır. Psikoterapi ise, kişinin bu hatalı düşüncelerini görmesine ve bunlarla başa çıkma yollarını öğrenmesine yardımcı olur.” dedi.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 11:46:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/kumar-bagimliligi-sadece-maddi-kayip-degil-bir-aile-hastaligi-1785920189.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Havadaki Her Beş Derecelik Isı Artışı Kalp Krizi Riskini Yüzde Beş Artırıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/havadaki-her-bes-derecelik-isi-artisi-kalp-krizi-riskini-yuzde-bes-artiriyor-117522</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/havadaki-her-bes-derecelik-isi-artisi-kalp-krizi-riskini-yuzde-bes-artiriyor-117522</guid>
                <description><![CDATA[Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Erdal, hava sıcaklığındaki her 5 derecelik artışın kalp krizi görülme riskini yaklaşık yüzde 5 oranında yükselttiğini açıkladı. Erdal, yaz aylarında kalbi zorlayan ve krize davetiye çıkarabilecek 5 temel hatayı sıralayarak hayati uyarılarda bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında yüksek seyreden sıcaklıklar yalnızca bunaltmıyor, kalbin daha fazla çalışmasına da neden oluyor. Çünkü artan sıcaklıklarla mücadele etmeye çalışan vücutta sıvı ve mineral kaybı yaşanıyor, damarlar genişliyor, tansiyon düşüyor ve kalp hızının artmasıyla birlikte özellikle kalp hastalarında ciddi sağlık sorunlarının görülme riski yükseliyor. Hava sıcaklığındaki her 5 derecelik artışın kalp krizi görülme riskini yaklaşık yüzde 5 artırdığını söyleyen Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Erdal, “Bu riski azaltabilmek için yaz aylarında günlük su alımından seçtiğimiz kıyafetlerin rengine, spor saatlerimizden tüketingimiz besinlere kadar pek çok detaya dikkat etmemiz gerekir” diyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">YAZIN KALP KRİZİ DAHA SIK GÖRÜLÜYOR</span></strong></p>

<p>Havadaki ısı artışı kalbin çalışma düzenini de etkiliyor. Hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerine çıktığı yaz aylarında kalp krizleri daha sık görülüyor. Hem sıcak hem de soğuk havada vücudun ısısını dengelemeye çalıştığını ve bunun da kalbi yorduğunu belirten Doç. Dr. Emrah Erdal, konuya ilişkin şu bilgileri verdi: “Özellikle yaz aylarında yaşanan sıvı-mineral kaybı nedeniyle kan damarları genişler ve kan basıncı düşer. Bu süreç kalp atış hızının artmasına yol açarak kalp krizi riskini yükseltebilir. Yapılan birçok çalışmada sıcaklık artışı ile kalp krizi arasında doğru orantı olduğu gösterilmiş. Öyle ki hava sıcaklığındaki her 5 derecelik artış kalp krizlerinde de yaklaşık yüzde 5 oranında artışa neden olur.”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">HATA: YETERSİZ VE YANLIŞ SIVI ALIMI</span></strong></p>

<p>Yaz aylarında terlemeyle birlikte vücuttan önemli miktarda sıvı ve mineral kaybediliyor. Bu kaybın yerine konulmaması tansiyon düşüklüğüne, elektrolit dengesinin bozulmasına ve kalbin iş yükünün artmasına neden olabiliyor. Özellikle alkol, aşırı kahve ve şekerli içecekler vücuttan sıvı atılımını artırarak bu riski daha da yükseltebiliyor.</p>

<p>Doğrusu: “Yaz aylarında günlük ortalama 2,5 litre sıvı tüketmeye özen gösterin” diyen Doç. Dr. Emrah Erdal, en doğru tercih olarak su ve mineral içeren içeceklerin olduğunu söylüyor. Alkol, aşırı kahve ve şekerli içeceklerin mümkün olduğunca sınırlandırılması gerekiyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">HATA: KALIN VE KOYU RENKLİ GİYSİLER TERCİH ETMEK</span></strong></p>

<p>Yaz aylarında koyu renkli ve kalın kıyafetler tercih etmek vücut ısısının daha fazla yükselmesine neden olabiliyor. Oysa sıcak havalarda vücudumuz, normal ısı dengesini koruyabilmek için zaten yoğun bir çaba harcarken yanlış kıyafet seçimi bu yükü daha da artırarak kalbin daha fazla çalışmasına yol açabiliyor.</p>

<p>Doğrusu: Yaz aylarında hafif, bol, pamuklu ve açık renkli kıyafetler tercih edilmeli. Açık renkler güneş ışınlarını daha az absorbe ederken, pamuklu ve nefes alabilen kumaşlar vücut ısısının daha kolay dengelenmesine yardımcı oluyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">HATA: ÖĞLE SAATLERİNDE DENİZE GİRMEK VE YOĞUN EGZERSİZ YAPMAK</span></strong></p>

<p>Güneş ışınlarının yeryüzüne en dik geldiği 11.00-16.00 saatleri arasında denize girmenin veya plaj voleybolu, plaj futbolu gibi yoğun fiziksel aktivitelerde bulunmanın vücut ısısını daha da artırdığı uyarısında bulunan Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Erdal, şu ifadeleri kullandı:&nbsp;“Sıcak havalarda zaten ısı dengesini korumak için daha fazla çalışan kalp, bu saatlerde yapılan egzersizle çok daha fazla zorlanabilir. Özellikle kalp ve damar hastalığı bulunan kişiler için bu durum ciddi risk oluşturabilir.”</p>

<p>Doğrusu: Deniz ve yüzme için sabah erken saatler veya güneşin etkisini kaybetmeye başladığı akşam saatleri tercih edilmeli. Düzenli egzersiz yapan kişiler yürüyüş, koşu veya diğer spor aktiviteleri günün serin saatlerinde planlamalı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">HATA: YAZ AYLARINDA İLAÇ DOZLARINI DEĞİŞTİRMEMEK</span></strong></p>

<p>Yaz aylarında sıcak havanın etkisiyle tansiyonun doğal olarak düşme eğilimi gösterdiğine dikkat çeken Doç. Dr. Emrah Erdal, şu uyarılarda bulundu: “Özellikle hipertansiyon, kalp yetmezliği ve kronik böbrek hastalığı olan kişilerde kullanılan tansiyon ve idrar söktürücü ilaçlar bu düşüşü daha da belirgin hale getirebilir. Bu durum halsizlik, baş dönmesi, bayılma ve elektrolit dengesizlikleri gibi önemli sorunlara yol açabilir.”</p>

<p>Doğrusu: Yaz aylarına girerken özellikle hipertansiyon, kalp yetmezliği ve kronik böbrek hastalığı nedeniyle ilaç kullanan hastalar, tedavilerinin gözden geçirilmesi için hekimlerine başvurmalı ve gerekli görülürse ilaç dozları doktor tarafından yeniden düzenlenmeli. Ancak ilaçların dozu hiçbir zaman hekime danışmadan azaltılmamalı veya tedavi kesilmemeli.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">HATA: YAĞLI VE AĞIR YEMEKLER TÜKETMEK</span></strong></p>

<p>Yaz aylarında ağır, yağlı ve yüksek kalorili öğünlerin sindirim sistemi kadar kalbi de zorladığını belirtilen Doç. Dr. Emrah Erdal, şunları kaydetti:&nbsp;“Hamur işleri, kızartmalar, yağlı etler ile aşırı tuzlu ve baharatlı yiyecekler, vücudun metabolik yükünü artırırken kalbin daha fazla çalışmasına neden olabilir. Özellikle sıcak havaların etkisiyle artan sıvı kaybı da eklendiğinde, bu beslenme alışkanlıkları kalp ve damar hastalığı bulunan kişiler için önemli risk oluşturabilir.”</p>

<p>Doğrusu: Yaz aylarında taze sebze ve meyveler, zeytinyağlı yemekler, soğuk çorbalar ve sindirimi kolay besinler tercih edilmeli. Az yağlı peynirler ve taze balık gibi sağlıklı protein kaynakları tüketilmeli; et seçiminde ise kızartma yerine haşlama veya ızgara yöntemleri tercih edilmeli. Hafif ve dengeli beslenmek, sıcak havalarda hem vücudun hem de kalbin üzerindeki yükün azalmasına katkıda bulunur.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 15:17:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/havadaki-her-bes-derecelik-isi-artisi-kalp-krizi-riskini-yuzde-bes-artiriyor-1785847170.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ağustos Sıcaklarında Sağlıklı Kalmak İçin 10 Önemli Öneri</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/agustos-sicaklarinda-saglikli-kalmak-icin-10-onemli-oneri-117492</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/agustos-sicaklarinda-saglikli-kalmak-icin-10-onemli-oneri-117492</guid>
                <description><![CDATA[Yaz sıcakları her yıl daha uzun sürüyor, etkisi ise daha sert hissediliyor. Ağustos ayında daha da artan aşırı sıcaklar; bireylerin yaşam konforunu azaltmanın yanı sıra sıcak çarpmasından kalp ve böbrek sorunlarına kadar ciddi sağlık risklerini de beraberinde getirebiliyor. Özellikle yaşlılar, çocuklar, kronik hastalığı bulunanlar ve açık alanda çalışanlar için tehlike oluşturan bu dönemde alınacak basit ancak etkili önlemler, sağlığı korumada kritik rol oynuyor. Memorial Göztepe Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Yasin Bakcan, yaz aylarını güvenli ve sağlıklı geçirmek için dikkat edilmesi gereken 10 önemli öneriyi sıraladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>1. Günün en sıcak saatlerinde dışarı çıkmayın</strong></span></p>

<p>Yaz aylarında güneş ışınlarının en dik açıyla geldiği 11.00-16.00 saatleri, sıcaklığın en yoğun hissedildiği zaman dilimidir. Mümkünse bu saatlerde dışarı çıkılmamalıdır. Dışarı çıkılması gerekiyorsa gölgede kalınmalı, ağır fiziksel aktivitelerden kaçınılmalı, açık renkli ve bol kıyafetler tercih edilmeli, şapka kullanılmalıdır. Park halindeki araçlarda çocuklar, yaşlılar veya evcil hayvanlar hiçbir koşulda bırakılmamalıdır.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>2. Susamayı beklemeyin, gün boyu düzenli su tüketin</strong></span></p>

<p>Sıcak havalarda sıvı ihtiyacı belirgin şekilde artar. Günlük su tüketimi kişinin yaşı, kilosu ve sağlık durumuna göre değişmekle birlikte, kilogram başına en az 30 ml olmalı; çoğu yetişkin için bu miktar yaklaşık 3 litreye kadar çıkabilmektedir. Su tek seferde değil, gün içine yayılarak tüketilmelidir. Susamayı beklemek ise vücudun sıvı kaybetmeye başladığının önemli bir göstergesidir.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>3. Sıcak çarpmasının belirtilerini ve sonuçlarını bilin</strong></span></p>

<p>Sıcak çarpması, yaz aylarının en ciddi sağlık sorunlarından biridir. Şiddetli baş ağrısı, baş dönmesi, bilinç bulanıklığı, davranış değişiklikleri, aşırı halsizlik, ağız kuruluğu, terlemenin azalması ve vücut sıcaklığının 40 derecenin üzerine çıkması en önemli belirtiler arasındadır. İlk soğutma uygulamalarına rağmen belirtiler düzelmiyor ya da bilinç değişikliği gelişiyorsa vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Aşırı sıcağa maruz kalınması sonucunda ısı krampları, ısı yorgunluğu, ısı senkopu, rabdomiyoliz ve ısıya bağlı döküntüler gibi hastalıkların yanı sıra; kalp, dolaşım, solunum, böbrek ve sinir sistemini etkileyen sağlık sorunları, psikiyatrik etkiler ve uyku bozuklukları da görülebilir. Duruma erken müdahale edilmediğinde çoklu organ yetmezliği gibi hayati risk oluşturan ciddi tabloların gelişebileceği unutulmamalıdır.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>4. Yaz aylarında beslenmenizi hafifletin</strong></span></p>

<p>Ağır, yağlı ve kızartılmış yiyecekler yerine sindirimi kolay besinler tercih edilmelidir. Kahvaltıda az yağlı peynirler, taze sebzeler ve zeytin; ana öğünlerde ise ızgara veya haşlama yöntemleriyle hazırlanmış yemekler tüketilmelidir. Sebze ve meyveler vitamin ve mineral ihtiyacının karşılanmasına yardımcı olurken, şerbetli tatlılar yerine sütlü veya meyveli tatlılar tercih edilmelidir. Uzun süre aç kalınmasına neden olan şok diyetlerden de kaçınılmalıdır.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>5. İçecek seçiminizi dikkatli yapın</strong></span></p>

<p>Çay, kahve ve gazlı içecekler günlük su ihtiyacını karşılamaz. Aşırı tüketildiklerinde sıvı dengesini olumsuz etkileyebilir. Yaz aylarında suyun yanı sıra ayran, süt, sade maden suyu ve şekersiz komposto gibi içecekler daha doğru seçeneklerdir. Gün boyu yeterli miktarda sıvı alınmasına dikkat edilmeli; özellikle idrar söktürücü etkisi bulunan alkol ve kafeinli içeceklerin tüketimi sınırlandırılmalıdır.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>6. Kronik hastalığınız varsa sıcaklara karşı daha dikkatli olun</strong></span></p>

<p>Hipertansiyon, diyabet, kalp ve böbrek hastaları sıcak havalardan daha fazla etkilenebilir. Bu nedenle serin ortamlarda bulunmaları, düzenli sıvı tüketmeleri ve güneşin en yoğun olduğu saatlerde dışarı çıkmamaları önem taşır. İlaç dozlarında veya kullanım saatlerinde değişiklik yapılması gerekiyorsa mutlaka hekim görüşü alınmalıdır.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>7. Klimayı doğru kullanın</strong></span></p>

<p>Klimalar doğru kullanıldığında sıcak havaların olumsuz etkilerini azaltır. Ancak filtrelerinin düzenli olarak temizlenmesi ve ortam sıcaklığının dış ortamla aşırı fark oluşturmayacak şekilde, yaklaşık 23 derecede tutulması gerekir. Ani sıcaklık değişimleri çeşitli sağlık sorunlarına neden olabilir.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>8. Halsizlik ve baş ağrısını hafife almayın</strong></span></p>

<p>Yaz aylarında görülen halsizlik, baş ağrısı ve tansiyon düşüklüğü çoğu zaman sıvı ve elektrolit kaybından kaynaklanır. Ancak yeterli sıvı alımına rağmen bu şikâyetler devam ediyor ya da göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, bilinç bulanıklığı, bulantı ve kusma gibi belirtiler eşlik ediyorsa mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>9. Sıcak çarpmasında ilk müdahaleyi öğrenin</strong></span></p>

<p>Sıcak çarpması yaşayan kişi derhal serin bir ortama alınmalı, üzerindeki fazla kıyafetler çıkarılmalı ve üzerine ılık su uygulanarak buharlaşma yoluyla soğutulmalıdır. Bilinci açıksa su verilebilir. Ancak bilinci kapalı kişilere ağızdan sıvı verilmemeli; kolonya dökmek veya buz gibi suyla ani soğutma uygulamak gibi yanlış yöntemlerden kaçınılmalıdır. Eş zamanlı olarak acil sağlık desteği istenmelidir.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>10. Çocukları sıcak havalarda daha yakından takip edin</strong></span></p>

<p>Çocuklar, sıvı kaybından yetişkinlere göre daha hızlı etkilenebilir. Bu nedenle günün en sıcak saatlerinde dışarıda kalmamaları, sık sık su içmeleri, ince ve açık renkli kıyafetler giymeleri ve şapka kullanmaları sağlanmalıdır. Ayrıca oyun sırasında düzenli dinlenme molaları vermeleri teşvik edilmelidir. Şekerli ve gazlı içecekler yerine su tüketmeleri konusunda desteklenmeleri büyük önem taşır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 14:12:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/agustos-sicaklarinda-saglikli-kalmak-icin-10-onemli-oneri-1785755621.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hekimsen Malatya İl Başkanlığı Koltuğuna Dr. Kadir Uçkaç Oturdu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/hekimsen-malatya-il-baskanligi-koltuguna-dr-kadir-uckac-oturdu-117485</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/hekimsen-malatya-il-baskanligi-koltuguna-dr-kadir-uckac-oturdu-117485</guid>
                <description><![CDATA[HEKİMSEN Malatya 2. Seçimli Genel Kongresi'nde dört adayın yarıştığı seçimde, üyelerin çoğunluğunun oyunu alan Dr. Kadir Uçkaç il başkanlığına seçildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>HEKİMSEN’in 2 Ağustos 2026 tarihinde gerçekleştirilen Malatya 2. Seçimli Genel Kongresi, demokratik bir ortamda tamamlandı. Dört hekimin aday olduğu seçimde, Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniği’nde görev yapan Dr. Kadir Uçkaç, üyelerin büyük çoğunluğunun desteğini alarak HEKİMSEN Malatya İl Başkanı oldu.</p>

<p>Seçim süreci, Sandık Kurulu Başkanı Av. Nurullah Atalan, Sayım Memuru Dr. İbrahim Güney, Yazman Dr. Mehmet Kutlu ile HEKİMSEN Strateji ve Teşkilatlanmadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Dr. Abdurrahman Akgül’ün yer aldığı heyetin gözetiminde gerçekleştirildi.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>TÜM MESLEKTAŞLARIMIZIN TEMSİLCİSİ OLACAĞIM</strong></span></p>

<p>Seçim sonrası açıklamalarda bulunan HEKİMSEN Malatya İl Başkanı Dr. Kadir Uçkaç, kendisine destek veren tüm meslektaşlarına teşekkür ederek, oy veren ya da vermeyen tüm hekimlerin temsilcisi olacağını söyledi.</p>

<p>Uçkaç, “Bu seçim yalnızca şahsıma verilen bir destek değil, birlik, dayanışma ve ortak akla duyulan inancın güçlü bir göstergesidir. Malatya’daki tüm hekimlerimizin sesi olmak ve sorunlarını ilgili mercilere güçlü şekilde taşımak için çalışacağız.” dedi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202608031015-fdee0c95-6300-436b-bb5b-0d2b07aa7a39.jpeg" /></p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>BİRLEŞTİRİCİ SENDİKAL ANLAYIŞ</strong></span></p>

<p>Yeni dönemde ayrıştırıcı değil birleştirici bir sendikal anlayışla hareket edeceklerini belirten Uçkaç, hekimlerin çalışma koşullarının iyileştirilmesi, mesleki saygınlığın korunması ve güvenli çalışma ortamlarının oluşturulmasının öncelikleri arasında yer aldığını ifade etti.</p>

<p>Hekimlerin huzurlu çalışma ortamına kavuşmasının sağlık hizmetlerinin kalitesine de doğrudan katkı sağlayacağını vurgulayan Uçkaç, “Güçlü hekim, güçlü sağlık sistemi; güçlü sağlık sistemi ise güçlü toplum demektir.” ifadelerini kullandı.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>ULAŞILABİLİR YÖNETİM VURGUSU</strong></span></p>

<p>Yeni dönemde ulaşılabilir, katılımcı ve çözüm odaklı bir yönetim anlayışı benimseyeceklerini belirten Uçkaç, Malatya’daki tüm hekimlerin görüş ve önerilerine açık bir il başkanlığı oluşturacaklarını kaydetti.</p>

<p>HEKİMSEN Malatya İl Başkanlığı’nın önümüzdeki süreçte hekimlerin mesleki, özlük ve sosyal haklarının geliştirilmesine yönelik çalışmalar yürütmesi, ilgili kurumlarla etkin iletişim kurması ve hekim dayanışmasını güçlendirecek projelere öncelik vermesi hedefleniyor.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202608031015-f5d25e18-5fea-4d0b-9e22-b73a01d54b77.jpeg" style="height:800px; width:600px" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202608031015-94f133b6-68fb-424b-8f72-ed8af3ae176a.jpeg" style="height:600px; width:800px" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202608031015-94dc13fc-1433-4e28-9210-93db83176fb7.jpeg" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202608031015-3be0e90e-a8d8-42d2-a826-dda0b23e9ed4.jpeg" style="height:800px; width:600px" /></p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 10:59:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/hekimsen-malatya-il-baskanligi-koltuguna-dr-kadir-uckac-oturdu-1785744912.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>84 Yaşındaki İ.H.D. İçin Hava Ambulansı Seferber Oldu Tedavisi Malatya&#039;da Sürüyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/84-yasindaki-ihd-icin-hava-ambulansi-seferber-oldu-tedavisi-malatyada-suruyor-117462</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/84-yasindaki-ihd-icin-hava-ambulansi-seferber-oldu-tedavisi-malatyada-suruyor-117462</guid>
                <description><![CDATA[Malatya'nın Darende ilçesinde kalp krizi şüphesiyle rahatsızlanan 84 yaşındaki İ.H.D., ilk müdahalesinin ardından Sağlık Bakanlığına bağlı hava ambulansıyla Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edilerek tedavi altına alındı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya'nın Darende ilçesinde yaşayan 84 yaşındaki İ.H.D. isimli erkek hasta, ani gelişen rahatsızlığı üzerine kalp krizi şüphesiyle sağlık ekiplerine başvurdu. Bölgedeki sağlık personeli tarafından hastaya olay yerinde ilk müdahale yapıldı.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>HAVA AMBULANSIYLA MALATYA'YA NAKLEDİLDİ</strong></span></p>

<p>Yapılan ilk değerlendirmelerin ardından hastanın ileri tetkik ve tedavilerinin daha donanımlı bir merkezde sürdürülmesine karar verildi. Sağlık Bakanlığına bağlı hava ambulansı devreye sokularak İ.H.D., kısa süre içerisinde Darende'den alınarak Malatya'ya getirildi.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>TEDAVİ ALTINA ALINDI</strong></span></p>

<p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne nakledilen 84 yaşındaki İ.H.D., hastanenin ilgili servisinde tedavi altına alındı. Sağlık yetkilileri, hava ambulanslarının özellikle kritik durumdaki hastaların en kısa sürede uygun sağlık merkezlerine ulaştırılmasında hayati bir rol üstlendiğini vurguladı.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202608011245-img-3582.jpeg" style="height:450px; width:800px" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202608011245-img-3581.jpeg" style="height:450px; width:800px" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202608011245-img-3580.jpeg" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202608011245-img-3578.jpeg" /></p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 02 Aug 2026 10:56:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/84-yasindaki-ihd-icin-hava-ambulansi-seferber-oldu-tedavisi-malatyada-suruyor-1785657979.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlık-Sen’den Bakanlığa Çağrı: &quot;Geçici Görevlendirmeyi İptal Etmeyin, Kadro Nakli Yapın&quot;</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/saglik-senden-bakanliga-cagri-gecici-gorevlendirmeyi-iptal-etmeyin-kadro-nakli-yapin-117391</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/saglik-senden-bakanliga-cagri-gecici-gorevlendirmeyi-iptal-etmeyin-kadro-nakli-yapin-117391</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık-Sen Malatya Şube Başkanı A. Hasan Ulutaş, Sağlık Bakanlığı'nın geçici görevlendirme düzenlemesinin mağduriyet yaratabileceğini belirterek, görevlendirmelerin iptal edilmesi yerine kadro nakillerinin yapılmasını talep etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı tarafından illere gönderilen yeni düzenleme sonrasında Sağlık-Sen Malatya Şube Başkanı A. Hasan Ulutaş yazılı bir açıklama yaparak sağlık çalışanlarının mağdur edilmemesi çağrısında bulundu. Bakanlık tarafından yayımlanan resmi yazıda, geçici görevlendirmelerin en fazla 6 ay süreyle uygulanacağı, standart kadro yapısı bulunmayan hizmet birimlerine ise ekip planlaması üzerinden geçici görevlendirme yapılamayacağı bildirildi.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>MEVCUT GÖREVLENDİRMELERİN SONA ERDİRİLMESİ SORUN YOL AÇAR</strong></span></p>

<p>Düzenlemeyi değerlendiren A. Hasan Ulutaş, Malatya başta olmak üzere birçok ilde sağlık çalışanlarının uzun süredir geçici görevlendirmeyle görev yaptığını ve bu süreçte önemli fedakârlıklar gösterdiğini söyledi. Çalışanların görev yaptıkları kurumlara göre aile düzenlerini kurduğunu, yaşamlarını buna göre planladığını ve hizmet verdikleri birimlere uyum sağladığını ifade eden Ulutaş, mevcut görevlendirmelerin toplu şekilde sona erdirilmesinin hem personel hem de sağlık hizmetlerinin işleyişi açısından ciddi sorunlara yol açabileceğini dile getirdi.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>ÇÖZÜM ÖNERİSİ VE KADRO NAKLİ TALEBİ...</strong></span></p>

<p>Sağlık-Sen Malatya Şubesi olarak çözüm önerilerini de paylaşan Ulutaş, mevcut görevlendirmelerin doğrudan iptal edilmesi yerine Personel Dağılım Cetveli (PDC) standartlarının yeniden düzenlenmesini ve bir defaya mahsus olmak üzere sağlık çalışanlarının fiilen görev yaptıkları hizmet birimlerine kadro nakillerinin gerçekleştirilmesini talep ettiklerini belirtti. Bu uygulamanın hayata geçirilmesiyle hem çalışanların mağduriyet yaşamayacağını hem de sağlık tesislerinde personel planlamasının daha sürdürülebilir hale geleceğini kaydeden Ulutaş, “Sağlık çalışanlarımızın hak, hakkaniyet ve huzuru için sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz” dedi.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 15:34:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/saglik-sen-malatya-sube-baskani-a-hasan-ulutastan-bakanligin-yeni-duzenlemesine-sert-tepki-magduriyetler-kapida-1785328575.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dr. Ömer Furkan Yılmaz Darende’ye Başhekim Oldu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/dr-omer-furkan-yilmaz-darendeye-bashekim-oldu-117369</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/dr-omer-furkan-yilmaz-darendeye-bashekim-oldu-117369</guid>
                <description><![CDATA[Darende Hulusi Efendi Devlet Hastanesi’nin yeni başhekimi Psikiyatri Uzmanı Dr. Ömer Furkan Yılmaz, 28 Temmuz 2026 tarihi itibarıyla görevine resmen başladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Darende Hulusi Efendi Devlet Hastanesi’nde başhekimlik görevine Psikiyatri Uzmanı Dr. Ömer Furkan Yılmaz getirildi. Yılmaz, 28 Temmuz 2026 tarihi itibarıyla yeni görevine başladı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">İLK ORTA VE LİSE EĞİTİMİNİ MALATYA'DA TAMAMLADI</span></strong></p>

<p>18 Nisan 1991 tarihinde Malatya’da dünyaya gelen Dr. Ömer Furkan Yılmaz, ilk, orta ve lise eğitimini Malatya’da tamamladı. Tıp eğitimini İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde alan Yılmaz, uzmanlığını ise İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda tamamladı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MESLEK HAYATINDA KRİTİK GÖREVLER YÜRÜTTÜ</span></strong></p>

<p>Meslek hayatında farklı görevlerde bulunan Yılmaz, 2022-2024 yılları arasında Malatya İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde iş yeri hekimi olarak görev yaptı. 2024-2026 yılları arasında ise Battalgazi Devlet Hastanesi’nde başhekim yardımcılığı görevini yürüttü.</p>

<p>Malatya Yeşilay Şube Başkan Yardımcılığı görevini de sürdüren Dr. Ömer Furkan Yılmaz, 28 Temmuz itibarıyla Darende Hulusi Efendi Devlet Hastanesi Başhekimi olarak görevine başladı.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 17:32:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/dr-omer-furkan-yilmaz-darendeye-bashekim-oldu-1785249307.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya&#039;da Avrupa’yı Geride Bırakan Sağlık Başarısı: 130’uncu Nakil Tamamlandı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-avrupayi-geride-birakan-saglik-basarisi-130uncu-nakil-tamamlandi-117366</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-avrupayi-geride-birakan-saglik-basarisi-130uncu-nakil-tamamlandi-117366</guid>
                <description><![CDATA[İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Çocuk Kemik İliği Nakli Merkezi’nde 9 yılda 130 çocuğa kemik iliği nakli gerçekleştirildi. Merkezin sorumlu hekimi Prof. Dr. Arzu Özşahin Akyay, başarı oranlarının Avrupa ortalamasının üzerinde olduğunu belirterek gönüllü kök hücre bağışının hayati önemine dikkat çekti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’da çocuk hastalara umut olan İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Çocuk Kemik İliği Nakli Merkezi, çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Merkezde 2017 yılında başlayan kemik iliği nakillerinde 130’uncu hastaya ulaşıldı.</p>

<p>İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Çocuk Hematoloji Bilim Dalı Başkanı ve Çocuk Kemik İliği Nakli Sorumlu Hekimi Prof. Dr. Arzu Özşahin Akyay, çocuklarda kemik iliği naklinin özellikle talasemi, lösemi, kemik iliği yetmezlikleri, bağışıklık sistemi ve bazı metabolik hastalıkların tedavisinde önemli bir seçenek olduğunu söyledi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202607281607-whatsapp-image-2026-07-28-at-160349.jpeg" style="height:449px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">EN FAZLA TALASEMİ HASTALARINA NAKİL YAPILIYOR</span></strong></p>

<p>Türkiye’nin Akdeniz kuşağında yer alması nedeniyle merkezlerinde en sık talasemi major, yani ağır Akdeniz anemisi hastalarına nakil uygulandığını belirten Akyay, bunun yanı sıra yüksek riskli veya tekrarlayan lösemiler, kemik iliği yetmezlikleri, bazı lenfomalar, doğuştan bağışıklık sistemi hastalıkları ve metabolik hastalıkların da nakil yapılan hastalık grupları arasında bulunduğunu ifade etti.</p>

<p>Nakil sürecinin öncelikle uygun donör araştırmasıyla başladığını anlatan Akyay, ilk olarak anne, baba ve kardeşlerin tarandığını söyledi. Aile içerisinde uygun donör bulunamaması halinde TÜRKÖK’e başvurulduğunu belirten Akyay, buradan da sonuç alınamaması durumunda dünya doku bankalarında uygun donör arandığını, gerekli durumlarda ise yarı uyumlu aile bireylerinden nakil gerçekleştirilebildiğini kaydetti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">NAKİL SÜRECİ YAKLAŞIK 40-45 GÜN SÜRÜYOR</span></strong></p>

<p>Kemik iliği nakli öncesinde ailelerle ayrıntılı görüşme yaptıklarını belirten Akyay, hastalara yoğun kemoterapi uygulandığını söyledi. Bu tedavinin ardından donörden alınan kök hücrelerin hastaya verildiğini ifade eden Akyay, kök hücrelerin kemik iliğine yerleşmesinin yaklaşık 2-3 hafta sürdüğünü, herhangi bir sorun yaşanmaması halinde hastaların ortalama 40-45 gün içerisinde taburcu edildiğini belirtti.</p>

<p>Taburculuk sonrasında da sürecin bitmediğini vurgulayan Akyay, hastaların enfeksiyonlardan korunması, hijyen ve beslenme kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Hastaların yaklaşık 2 yıl boyunca yakından takip edildiğini kaydetti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">TALASEMİDE BAŞARI ORANI YÜZDE 100</span></strong></p>

<p>Çocuklarda kemik iliği naklinin günümüzde oldukça başarılı sonuçlar verdiğini belirten Prof. Dr. Akyay, başarı oranlarının hastalığın türüne göre değiştiğini ifade etti. Akyay, ağır talasemi hastalarında başarı oranlarının yüzde 100’e ulaştığını, lösemilerde hastalığın tekrarlama ihtimali nedeniyle bu oranın yüzde 70-80 civarında olduğunu, aplastik anemilerde ise yüzde 90’ın üzerinde başarı sağlandığını söyledi. Türkiye’nin çocuk kemik iliği naklinde Avrupa’da önemli bir konumda bulunduğunu belirten Akyay, ülke genelinde 50’ye yakın çocuk kemik iliği nakil merkezi bulunduğunu ifade etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MALATYA’DA 9 YILDA 130 NAKİL</span></strong></p>

<p>Turgut Özal Tıp Merkezi Çocuk Kemik İliği Nakli Merkezi’nin 2017 yılında hizmet vermeye başladığını hatırlatan Akyay, yaklaşık 9 yıllık süreçte 130 nakil gerçekleştirdiklerini söyledi. Merkezin başarı oranlarının Avrupa’daki çocuk kemik iliği nakillerinin üzerinde olduğunu belirten Akyay, Malatya’nın özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri açısından önemli bir sağlık merkezi konumunda bulunduğunu ifade etti. Prof. Dr. Akyay, "Kayseri’nin doğusunda ilk çocuk kemik iliği nakil merkezi Malatya’da açıldı" diyerek merkezin bölgesel önemine dikkat çekti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">130’UNCU NAKİL 3 YAŞINDAKİ KARDEŞİNDEN ALINDI</span></strong></p>

<p>Merkezde gerçekleştirilen 130’uncu naklin ağır Akdeniz anemisi bulunan bir çocuk hastaya yapıldığını aktaran Akyay, kök hücrelerin hastanın 3 yaşındaki kardeşinden alındığını belirtti. Hastanın sağlık durumunun iyi olduğunu ifade eden Akyay, tedavinin olumlu şekilde ilerlemesini ve hastanın şifa ile taburcu edilmesini beklediklerini söyledi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">GÖNÜLLÜ DONÖR OLMAK HAYAT KURTARIR</span></strong></p>

<p>Kök hücre bağışının hayati önem taşıdığına dikkat çeken Prof. Dr. Arzu Özşahin Akyay, doğum oranlarının azalmasıyla birlikte ailelerdeki kardeş sayısının da azaldığını ve bunun uygun donör bulma ihtimalini düşürdüğünü belirtti. Anne ve babaların tam uyumlu donör olma ihtimalinin yaklaşık yüzde 2, kardeşlerde ise yüzde 25-30 civarında olduğunu belirten Akyay, bu nedenle gönüllü kök hücre bağışçılarının sayısının artırılması gerektiğini söyledi. Kendisinin de gönüllü kök hücre bağışçısı olduğunu belirten Akyay, bir hasta ile eşleşme gerçekleştiğinde bağıştan vazgeçilmemesi gerektiğini vurguladı. Akyay, kök hücre bağışının kişinin bir organını kaybetmesine neden olmadığını, bağışlanan kök hücrelerin kısa sürede yeniden yerine geldiğini belirterek vatandaşları gönüllü kök hücre bağışçısı olmaya davet etti.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 16:23:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/malatyada-avrupayi-geride-birakan-saglik-basarisi-130uncu-nakil-tamamlandi-1785246531.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kenan Karateke Güven Tazeledi! Malatya Şube Başkanlığına Yeniden Seçildi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/kenan-karateke-guven-tazeledi-malatya-sube-baskanligina-yeniden-secildi-117355</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/kenan-karateke-guven-tazeledi-malatya-sube-baskanligina-yeniden-secildi-117355</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye Sağlık-İş Malatya Şubesi'nin 2. Olağan Genel Kurulu'nda mevcut başkan Kenan Karateke, delegelerin tamamının oymalarını alarak yeniden başkanlığa seçildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Sağlık ve Sosyal Hizmet İşçileri Sendikası Malatya Şubesi'nin 2. Olağan Genel Kurulu, sendika üyeleri ve davetlilerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Genel kurulda mevcut başkan Kenan Karateke, delegelerin tam desteğini alarak yeniden şube başkanlığı görevine seçildi.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>TEK LİSTEYLE SEÇİME GİDİLDİ</strong></span></p>

<p>Tek listeyle gidilen seçimde, toplam 150 delegeden 105'i oy kullandı. Kullanılan oylardan 1'i geçersiz sayılırken, geçerli 104 oyun tamamını alan Kenan Karateke, ikinci kez Türkiye Sağlık-İş Malatya Şube Başkanlığı görevine getirildi.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>PROTOKOL VE DAVETLİLER KATILDI</strong></span></p>

<p>Genel kurula Türkiye Sağlık-İş Sendikası Genel Başkanı Hakan Toy, Genel Merkez Yönetim Kurulu üyeleri Süleyman Turgut ve Recep Kaplan, Elazığ Şube Başkanı Fırat Kaya'nın yanı sıra Türk-İş Malatya İl Temsilcisi ve Koop-İş Sendikası Malatya Şube Başkanı Necdet Durak ile Türk-İş'e bağlı sendikaların şube başkanları katıldı.</p>

<p>Programa ayrıca MHP Malatya İl Başkan Yardımcısı Hikmet Kazgan, AK Parti Yeşilyurt İlçe Başkan Yardımcısı Necmettin Aysan, Yeşilyurt Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Cüroğlu ile çok sayıda davetli iştirak etti.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>KENAN KARATEKE'DEN TEŞEKKÜR KONUŞMASI</strong></span></p>

<p>Seçimin ardından konuşan Karateke, "Kendisine destek veren tüm delegelere teşekkür ederek, sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının haklarını korumak ve geliştirmek adına aynı kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz." dedi.</p>

<p>Genel kurul, tebriklerin kabul edilmesi ve toplu aile fotoğrafının çekilmesinin ardından sona erdi.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 10:55:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/kenan-karateke-guven-tazeledi-ve-malatya-sube-baskanligina-yeniden-secildi-1785225457.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Turgut Özal Tıp Merkezinde Sağlık Çalışanlarının Artan İş Yükü ve Düşük Teşvik Ödemeleri Masaya Yatırıldı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/turgut-ozal-tip-merkezinde-saglik-calisanlarinin-artan-is-yuku-ve-dusuk-tesvik-odemeleri-masaya-yatirildi-117341</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/turgut-ozal-tip-merkezinde-saglik-calisanlarinin-artan-is-yuku-ve-dusuk-tesvik-odemeleri-masaya-yatirildi-117341</guid>
                <description><![CDATA[Turgut Özal Tıp Merkezindeki sağlık çalışanlarının yaşadığı personel yetersizliği, düşük teşvik ödemeleri ve fazla mesai sorunları Sağlık-Sen tarafından Başhekim Prof. Dr. Erol Karaaslan'a iletildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Turgut Özal Tıp Merkezinde görev yapan sağlık çalışanlarının artan iş yükü, hemşire yetersizliği, düşük teşvik ödemeleri ve fazla mesai sorunları resmi olarak gündeme taşındı. Sağlık-Sen Malatya Şube Başkanı Hasan Ulutaş ve beraberindeki heyet, sahadaki sıkıntıları doğrudan TÖTM Başhekimi Prof. Dr. Erol Karaaslan ile paylaşarak çözüm talebinde bulundu.</p>

<p>Görüşmenin ana gündem maddesini hastanedeki yoğun çalışma koşulları ve derinleşen personel eksikliği oluşturdu. Özellikle hemşire sayısındaki yetersizliğin mevcut personelin omzundaki yükü katbekat artırdığı vurgulandı.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>EKONOMİK HAKLAR VE FAZLA MESAYİ SORUNLARI GÖRÜŞÜLDÜ</strong></span></p>

<p>Çalışanların ekonomik haklarına yönelik şikâyetler de başhekimlik masasındaydı. Teşvik ödemelerinin yetersiz kalması ve emeklerinin karşılığını alamadıklarını düşünen sağlık personellerinin durumu Başhekim Karaaslan'a aktarıldı.</p>

<p>Bunun yanı sıra fazla mesailerin ücret yerine izin olarak kullandırılmasında yaşanan aksaklıklar, genel izin süreçlerindeki sıkıntılar ve aylık çalışma listelerindeki planlama hataları da masaya yatırılan diğer kritik başlıklar arasında yer aldı. Ayrıca hastane personelinin muayene süreçlerinde yaşadığı zorluklar nedeniyle öncelik tanınması talep edildi.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>BAŞHEKİM KARAASLAN VE BAŞKAN ULUTAŞ'TAN AÇIKLAMALAR</strong></span></p>

<p>TÖTM Başhekimi Prof. Dr. Erol Karaaslan, sağlık çalışanlarının ilettiği sorunların ilgili idari birimler tarafından değerlendirileceğini belirterek şu ifadeleri kullandı: "Mevcut personel planlaması kapsamında hizmetlerin aksamaması ve çalışanların üzerindeki iş yükünün azaltılması amacıyla gerekli çalışmalar yürütülüyor, ilave personel ihtiyacı ise ilgili mercilere düzenli olarak bildiriliyor."</p>

<p>Görüşmenin ardından açıklamalarda bulunan Sağlık-Sen Malatya Şube Başkanı Hasan Ulutaş ise sürecin takipçisi olacaklarını vurgulayarak şunları kaydetti: "Personel yetersizliği, iş yükü, mali haklar, fazla mesai, izinler ve çalışma düzenine ilişkin sorunlar sağlık hizmetlerinin kalitesi ve çalışanların çalışma koşulları açısından önem taşıyor. Sağlık çalışanlarının taleplerinin karşılanması için kurumlarla görüşmelerimizi sürdüreceğiz."</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 16:31:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/turgut-ozal-tip-merkezinde-saglik-calisanlarinin-artan-is-yuku-ve-dusuk-tesvik-odemeleri-masaya-yatirildi-1785159236.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya&#039;da 19 Yaşındaki Genç Elektrik Voltajı Düşük Olduğu İçin Hayata Jeneratörle Tutunuyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-19-yasindaki-genc-elektrik-voltaji-dusuk-oldugu-icin-hayata-jeneratorle-tutunuyor-117340</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-19-yasindaki-genc-elektrik-voltaji-dusuk-oldugu-icin-hayata-jeneratorle-tutunuyor-117340</guid>
                <description><![CDATA[Malatya'nın Akçadağ ilçesine bağlı Kepez Mahallesi'nde iki yıldır solunum cihazına bağlı yaşayan 19 yaşındaki genç, düşük voltaj ve bozuk altyapı nedeniyle cihazını çalıştırabilmek için jeneratöre mahkûm bir yaşam sürüyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya'nın Akçadağ ilçesine bağlı Kepez Mahallesi'nde yaşanan elektrik problemleri artık sıradan bir altyapı sıkıntısı olmaktan çıktı. Bölgede iki yıldır solunum cihazına bağlı olarak yaşayan 19 yaşındaki bir genç, şebekedeki düşük voltaj nedeniyle hayati önem taşıyan cihazını çalıştıramıyor.</p>

<p>Eski ve bakımsız elektrik direkleri ile kapısı olmayan tehlikeli panoların yer aldığı mahallede, aile aylardır süren sorunlara kalıcı bir çözüm bulunmasını bekliyor.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>JENERATÖRE BAĞLI BİR YAŞAM MÜCADELESİ</strong></span></p>

<p>Yetkililere iletilen sorunlardan sonuç alınamaması üzerine aile, çareyi evine jeneratör kurmakta buldu. Normal şartlarda kesintisiz olması gereken elektrik hizmeti sağlanamadığı için, gencin hayatta kalması tamamen jeneratörün çalışmasına endekslendi.</p>

<p>Vatandaşların iddiasına göre bölgedeki düşük voltaj sıkıntısı defalarca dile getirilmesine rağmen ilgili elektrik dağıtım şirketi Fırat EDAŞ tarafından herhangi bir kalıcı adım atılmadı.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>YETKİLİLERDEN ACİL ÇÖZÜM BEKLENİYOR</strong></span></p>

<p>Solunum cihazına bağlı bir hasta için elektrik kesintileri ve düşük voltajın doğrudan hayati risk anlamına geldiğini belirten aile, seslerini duyurabilmek için durumu cep telefonu kamerasıyla kaydetti.</p>

<p>Büyük bir ayrıcalık istemeyen ve yalnızca hayati cihazın güvenle çalışacağı bir altyapı talep eden aile, ertelenemez olan bu duruma yetkililerin bir an önce müdahale etmesini istiyor.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 16:13:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/malatyada-19-yasindaki-genc-elektrik-voltaji-dusuk-oldugu-icin-hayata-jeneratorle-tutunuyor-1785158154.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya&#039;da Gerçekleştirilen Organ Nakliyle Dokuz Yaşındaki Yakup Hayata Tutundu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-gerceklestirilen-organ-nakliyle-dokuz-yasindaki-yakup-hayata-tutundu-117313</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-gerceklestirilen-organ-nakliyle-dokuz-yasindaki-yakup-hayata-tutundu-117313</guid>
                <description><![CDATA[Şırnak'tan tedavi için Malatya'ya gelen 9 yaşındaki down sendromlu Yakup Davut Yetik, İstanbul'da yaşamını yitiren gencin bağışlanan böbreğiyle Turgut Özal Tıp Merkezinde gerçekleştirilen ve bir ilk olan operasyonla sağlığına kavuştu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi, organ nakli alanında önemli bir başarıya daha imza attı. Şırnak'ta yaşayan ve böbrek yetmezliği nedeniyle yaklaşık 5 yıldır periton diyaliz tedavisi gören down sendromlu 9 yaşındaki Yakup Davut Yetik, Malatya'da gerçekleştirilen başarılı kadavra böbrek nakliyle yeniden sağlığına kavuştu. Yakup için uygun organ, İstanbul'da yaşamını yitiren 17 yaşındaki bir gencin ailesinin yaptığı organ bağışıyla temin edildi. İstanbul, Şırnak, Diyarbakır ve Malatya arasında yürütülen koordinasyonun ardından 25 Haziran'da gerçekleştirilen operasyon başarıyla tamamlandı.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>PROF. DR. TURGUT PİŞKİN'DEN AÇIKLAMALAR</strong></span></p>

<p>Turgut Özal Tıp Merkezi Böbrek Nakli Sorumlusu Prof. Dr. Turgut Pişkin, Yakup'un gerekli değerlendirmelerin ardından Sağlık Bakanlığı'nın kadavra bekleme listesine alındığını belirtti. Yakup'un özel gereksinimli bir birey olması nedeniyle ameliyat sonrası süreçle ilgili bazı endişeler taşıdıklarını dile getiren Pişkin, "İlaçlarını düzenli kullanır mı, kontrollerine uyum sağlar mı gibi kaygılarımız vardı. Ancak Yakup bunların hepsini örnek olacak şekilde yerine getirdi. Bu sürecin asıl kahramanı Yakup'tur. Ailesi de her aşamada bize büyük destek verdi" dedi.</p>

<p>Organ bağışının önemine dikkat çeken Pişkin, "Yakup bugün sağlıklı bir şekilde yaşamına devam edebiliyorsa bunun en büyük nedeni organ bağışıdır. Kadavra bağışı sayesinde bir çocuk yeniden hayata tutundu. Organ bağışlayan aile çok büyük bir iyilik yaptı" ifadelerini kullandı. Vatandaşları organ bağışı konusunda duyarlı olmaya davet eden Pişkin, "Bugün bize lazım değil diye düşünmemeliyiz. Yarın hepimizin ya da bir yakınımızın organ nakline ihtiyacı olabilir. Organ bağışı hayat kurtarıyor" diye kaydetti.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202607250951-b631f5cd-f801-43a2-80f6-163026396183.png" style="height:450px; width:800px" /></p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>AİLEDEN DUYGULANDIRAN AÇIKLAMALAR</strong></span></p>

<p>Baba Mehmet Yetik, organ bağışında bulunan aileye teşekkür ederek, "Allah onlardan razı olsun. Evladımız onların sayesinde yeniden hayata tutundu. Memleketime döndüğümde herkesi organ bağışına teşvik edeceğim" dedi.</p>

<p>Anne Kezban Yetik de uzun süre uygun organ beklediklerini belirterek, "Organını bağışlayan aile çocuklarını kaybetti ama bizim için umut oldular. Doktorlarımız ve sağlık çalışanlarımız bize büyük destek verdi. Oğlum artık yürüyüp koşabilecek. Herkes organ bağışı konusunda duyarlı olmalı" diye konuştu.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 13:13:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/malatyada-gerceklestirilen-organ-nakliyle-dokuz-yasindaki-yakup-hayata-tutundu-1785060957.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yaz Aylarında Kas Sağlığını Korumanın 4 Fırsatı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/yaz-aylarinda-kas-sagligini-korumanin-4-firsati-117286</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/yaz-aylarinda-kas-sagligini-korumanin-4-firsati-117286</guid>
                <description><![CDATA[Yaşam süresinin uzamasıyla birlikte sağlıklı yaş alma her zamankinden fazla önem kazanıyor. Ancak ilerleyen yaş, hareketsiz yaşam tarzı, düzensiz beslenme ve bazı kronik hastalıklar nedeniyle kaslar zamanla güç kaybedebiliyor. Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Selami Çakmak, alınacak bazı basit önlemlerin kasları güçlendirmede önemli katkılar sağladığını, yaz aylarının da kas sağlığını desteklemek için çok önemli fırsatlar sunduğunu belirterek “Yaz döneminin doğru değerlendirilmesi halinde kas kaybının önlenmesi ve kasların güçlendirilmesi mümkündür. Açık havada daha fazla hareket etmek, güneş ışığından yararlanmak ve dengeli beslenmek kas sağlığını destekleyen önemli avantajlar sunmaktadır” diyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Selami Çakmak, kasları güçlendirmede 4 önemli yaz fırsatını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle güneş ışınlarının dik gelmediği saatlerde fiziksel aktivitenizi artırın. Düzenli yürüyüş yapmak, yüzmek, bisiklete binmek veya hafif tempolu koşular gerçekleştirmek kasların daha aktif çalışmasını sağlayarak güçlenmelerine katkıda bulunur. Özellikle yaş ilerledikçe ortaya çıkan kas kaybını önlemenin en etkili yollarından biri düzenli hareket etmekten geçer. Uzun süre oturmaksa kasların kullanılmamasına bağlı olarak güç kaybını hızlandırabilir. Bu nedenle gün içinde bol bol hareket etmek, kısa mesafelerde araç yerine yürümeyi tercih etmek ve asansör yerine merdiven kullanmak kas sağlığını korumaya yardımcı olur.&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Güneşten mutlaka faydalanın&nbsp;</strong></span></p>

<p>Güneş ışığı vücudun D vitamini üretmesini sağlayan en önemli kaynakların başında gelir. &nbsp;Kasların güçlü çalışabilmesi ve kemiklerin kuvvetlenmesi için D vitamini büyük önem taşır. D vitamini eksikliği; kas güçsüzlüğü, çabuk yorulma, denge problemleri ve düşme riskini artırabilir. Yaz güneşinden uygun saatlerde yararlanmak, vücudun doğal D vitamini üretimini destekler. D vitamini düzeylerinin düzenli olarak kontrol edilmesi ve gerektiğinde hekim önerisiyle destek alınması kas fonksiyonlarının korunmasına katkı sağlar.&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Proteinden zengin ve dengeli beslenin&nbsp;</strong></span></p>

<p>Yaz mevsimi, taze sebze ve meyveler gibi kas sağlığını destekleyen besinlere ulaşmayı kolaylaştıran önemli avantajlar sunar. Yaz sebze ve meyveleri; içeriklerindeki vitaminler, mineraller ve antioksidanlar sayesinde kasların egzersiz sonrası toparlanmasına yardımcı olur. Ayrıca yaz aylarında daha hafif öğünler yapmak dengeli beslenmeyi kolaylaştırır. Ancak kas dokusunun korunması ve yenilenmesi için yalnızca sebze ve meyve tüketmek yeterli değildir. Bu nedenle yumurta, süt ve süt ürünleri, balık, yağsız etler, kuru baklagiller ve kuruyemişler gibi protein kaynaklarını düzenli tüketmek gerekir. Yazın bol su içmek de kasların sağlıklı çalışmasına katkı sağlar.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Hareketsizlik döngüsünü kırın</strong></span></p>

<p>Kasların en büyük düşmanlarından biri hareketsizliktir. Yaz aylarında kışın aksine sosyal aktiviteler, tatiller ve dışarıda geçirilen zamanın artması önemli fırsatlar sunar. Açık havada vakit geçirmek, arkadaşlarla yürüyüş planları yapmak, doğa yürüyüşlerine katılmak, bahçe işleriyle uğraşmak veya düzenli egzersiz programlarına dahil olmak kasların düzenli çalışmasına büyük katkı sağlar. Günlük hareket miktarının artması, yaşla birlikte gelişebilen kas kaybının yavaşlamasına yardımcı olurken, kas gücünün korunmasını ve artırılmasını da destekler.</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 12:37:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/yaz-aylarinda-kas-sagligini-korumanin-4-firsati-1784885904.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tatilde Çocukların Göz Sağlığını Tehdit Eden Altı Büyük Gizli Tehlike Nedir?</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/tatilde-cocuklarin-goz-sagligini-tehdit-eden-alti-buyuk-gizli-tehlike-nedir-117258</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/tatilde-cocuklarin-goz-sagligini-tehdit-eden-alti-buyuk-gizli-tehlike-nedir-117258</guid>
                <description><![CDATA[Okulların kapanmasıyla birlikte çocukların artan ekran süreleri ve yaz mevsiminin getirdiği havuz, deniz, klima gibi çevresel faktörler miniklerin göz sağlığını ciddi şekilde tehdit ediyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Emel Çolakoğlu, yaz aylarında çocukların gözlerini bekleyen 6 gizli tehlikeye dikkat çekerek ailelere kritik uyarılarda bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Okulların tatil olmasıyla birlikte çocuklarda telefon, tablet ve bilgisayar başında geçirilen süre artarken, yaz mevsimine özgü çevresel faktörler de göz sağlığı açısından önemli riskler oluşturuyor.</p>

<p>​Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Emel Çolakoğlu konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Çocukların gözleri gelişim sürecinde olduğu için uzun süreli ekran maruziyeti ve çevresel faktörler nedeniyle yaz döneminde göz kuruluğu, kızarıklık, kaşıntı ve alerjik göz şikayetleri daha sık görülüyor. Ayrıca koyu renk camlı gözlüklerin koruma sağladığı şeklinde toplumda yaygın bir inanış var. Oysa güneş gözlüğünün yalnızca koyu renk camlı olması UV koruması sağladığı anlamına gelmiyor” ifadelerini kullandı. Dr. Çolakoğlu, çocuklarda göz sağlığını tehdit eden 6 yaz riskini sıralayarak alınması gereken önlemlere yönelik uyarılarda bulundu.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>​EKRAN SÜRESİNDE ARTIŞ</strong></span></p>

<p>Tatilde çocukların telefon, tablet ve bilgisayar kullanım sürelerinin artması göz yorgunluğu, kuruluk, yanma, batma ve odaklanma problemlerine yol açabiliyor. Bu nedenle ekran süresinin birlikte planlanması, ayrıca çocuklara ekran karşısında her 20 dakikada bir en az 20 saniye boyunca yaklaşık 6 metre uzaklıktaki bir noktaya bakarak gözlerini dinlendirmesi konusunda alışkanlık kazandırılması büyük önem taşıyor.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>​HAVUZ VE DENİZ</strong></span></p>

<p>Havuzdaki klor ve hijyen sorunlarının yanı sıra deniz suyundaki tuz, kum ve mikroorganizmalar gözlerde tahriş, kızarıklık, yanma ve enfeksiyon riskini artırabiliyor. Özellikle havuzda ve mümkünse denizde gözü tam saran koruyucu yüzme gözlüğü kullanılması, gözlerin tahriş edici etkenlerden korunmasına yardımcı oluyor. Havuz veya denizden çıktıktan sonra gözlerin temiz suyla durulanması, kirli ellerle gözlere temas edilmemesi, ortak havlu kullanılmaması ve gözlerin ovuşturulmamasına özen gösterilmesi gerekiyor.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>​KONTAKT LENSLE DENİZ YA DA HAVUZA GİRMEK</strong></span></p>

<p>Kontakt lensler; denizde veya havuzda bulunabilen bakteri, mantar ve diğer mikroorganizmaların lens yüzeyine tutunmasını kolaylaştırarak kornea enfeksiyonu riskini artırabiliyor. Ayrıca klorlu ve tuzlu su, lensin yapısını bozarak gözlerde tahriş, batma ve rahatsızlık hissine yol açabiliyor. Yüzme sırasında kontakt lens kullanılmaması, zorunlu durumlarda ise tek kullanımlık lenslerin tercih edilmesi ve sudan çıktıktan hemen sonra çıkarılarak atılması hayati önem taşıyor.</p>

<p style="text-align:justify">​<span style="color:#2980b9"><strong>GÜNEŞ</strong></span></p>

<p>Güneş ışınlarının zararlı etkilerine değinen Dr. Emel Çolakoğlu, “Yoğun ultraviyole (UV) ışınlarına uzun süre maruz kalmak gözlerde tahriş ve rahatsızlığa yol açarken, korunmasız UV maruziyeti, katarakt başta olmak üzere bazı göz hastalıklarının gelişme riskini artırabiliyor” uyarısında bulundu.</p>

<p>​Çocuğun dışarı çıkarken UV korumalı güneş gözlüğü kullanması, güneşe çıplak gözle bakmaması ve çok güneşli ortamlarda şapka takmasının göz sağlığını korumada önemli rol oynadığını vurgulayan Dr. Çolakoğlu, “Ancak toplumdaki yaygın inanışın aksine güneş gözlüğünün yalnızca koyu renk camlı olması UV koruması sağladığı anlamına gelmez. Bu nedenle UV400 veya yüzde 100 UV koruması sağlayan gözlükler tercih edilmelidir” dedi.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>​YAZ ALERJİLERİ</strong></span></p>

<p>Yaz aylarında polenler, çimenler, toz, küf sporları ve diğer çevresel alerjenler çocuklarda alerjik göz şikayetlerini artırabiliyor. Bu durum gözlerde kaşıntı, kızarıklık, sulanma, batma ve göz kapaklarında şişlik gibi belirtilerle kendini gösterebiliyor. Çocukların gözlerini ovuşturması şikayetlerin şiddetlenmesine ve göz yüzeyine zarar verebileceğine yol açtığı için bu eylemden kesinlikle kaçınılması gerekiyor.</p>

<p>​<span style="color:#2980b9"><strong>KLİMA</strong></span></p>

<p>Klima kullanımının gözler üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çeken Dr. Emel Çolakoğlu sözlerini şöyle tamamladı: “Aşırı sıcakların etkisiyle klimalı ortamlarda uzun süre bulunmak gözyaşı filminin daha hızlı buharlaşmasına neden olup gözlerde kuruluk, batma, yanma, kızarıklık ve yabancı cisim hissi gibi şikayetlere yol açabiliyor. Özellikle klimanın doğrudan yüze veya göze üflemesi bu etkileri artırabiliyor. Bu nedenle klimanın hava akımının doğrudan çocukların yüzüne gelmemesine dikkat edilmeli, çok kuru ortamlardan kaçınılmalı ve çocukların gün boyunca yeterli sıvı tüketmeleri sağlanmalıdır.”</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 13:26:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/tatilde-cocuklarin-goz-sagligini-tehdit-eden-alti-buyuk-gizli-tehlike-nedir-1784802561.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İki Böbreğinde De Kanser Tespit Edilen Hasta Diyalize Girmeden Kurtarıldı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/iki-bobreginde-de-kanser-tespit-edilen-hasta-diyalize-girmeden-kurtarildi-117231</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/iki-bobreginde-de-kanser-tespit-edilen-hasta-diyalize-girmeden-kurtarildi-117231</guid>
                <description><![CDATA[Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde her iki böbreğinde kötü huylu tümör tespit edilen 46 yaşındaki hasta, iki aşamalı böbrek koruyucu ameliyatla diyalize bağımlı kalmaktan kurtularak sağlığına yeniden kavuştu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniği’nde gerçekleştirilen başarılı operasyonlarla, her iki böbreğinde de kanser tespit edilen 46 yaşındaki hasta, organları korunarak sağlığına yeniden kavuştu.</p>

<p>Yan ağrısı şikâyetiyle hastaneye başvuran Ali Yeşil’in yapılan tetkiklerinde her iki böbreğinde de kötü huylu tümör tespit edildi. Tedavi süreci kapsamında ilk olarak sol böbrekte bulunan ileri evredeki kitle açık yöntemle parsiyel nefrektomi (böbreğin sadece tümörlü kısmının çıkarılması) ameliyatıyla çıkarıldı. Yaklaşık bir ay sonra ise sağ böbrekte yer alan kitle, laparoskopik parsiyel nefrektomi yöntemiyle kapalı ameliyatla alındı. Operasyonların ardından hastanın böbrek fonksiyonlarının normal seviyelerde olduğu bildirildi.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>DİYALİZE BAĞIMLI HALE GELMEDEN BÖBREKLER KORUNDU</strong></span></p>

<p>Üroloji Uzmanı Uzm. Dr. Emrah Kızılay, tıp alanındaki gelişmelerle hastaların organ kaybı yaşamasının önüne geçildiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: "Her iki böbreği de koruyarak hastamızın tedavisini tamamladık. Böbrek fonksiyonları normal seviyelerde ve takipleri sağlıklı şekilde devam ediyor."</p>

<p>Kızılay, geçmişte bu tür vakalarda her iki böbreğin tamamen alınmasının gerekebildiğini, bunun da hastaları diyalize bağımlı hale getirdiğini ancak günümüzde uygun hastalarda böbrek koruyucu cerrahilerin başarıyla uygulanabildiğini vurguladı.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>ERKEN TANI HAYAT KURTARIYOR</strong></span></p>

<p>Üroloji Klinik Şefi Uzm. Dr. Mehmet Levent Akbulut ise böbrek kanserinde erken teşhisin tedavide büyük önem taşıdığına dikkat çekerek şöyle konuştu: "Kliniğimizde bu tür ileri cerrahi işlemler başarıyla uygulanmaktadır."</p>

<p>Akbulut, uygun hastalarda uygulanan böbrek koruyucu cerrahiler sayesinde hastaların yaşamlarına sağlıklı şekilde devam edebildiğini belirtti. Yan ağrısı, sigara kullanımı ve hipertansiyon gibi risk faktörlerine sahip kişilerin düzenli kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini kaydeden Akbulut, gelişen görüntüleme yöntemleri sayesinde böbrek tümörlerinin daha erken evrede tespit edilebildiğini dile getirdi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202607220940-img-2678.jpeg" style="height:534px; width:800px" /></p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>HASTADAN SAĞLIK ÇALIŞANLARINA TEŞEKKÜR</strong></span></p>

<p>Başarılı tedavi sürecinin ardından sağlığına kavuşan Ali Yeşil ise yan ağrısı nedeniyle hastaneye başvurduğunu, yapılan tetkiklerde her iki böbreğinde de tümör tespit edildiğini ifade ederek, başarılı ameliyatlar sayesinde yeniden sağlığına kavuştuğunu söyledi. Yeşil, tedavisinde emeği geçen tüm sağlık çalışanlarına teşekkür etti.<br />
<br />
<strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 22 Jul 2026 10:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/iki-bobreginde-de-kanser-tespit-edilen-hasta-diyalize-girmeden-kurtarildi-1784704144.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlık Sen Malatya Şubesinin Genel Kurulunda Hasan Ulutaş Güven Tazeledi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/saglik-sen-malatya-subesinin-genel-kurulunda-hasan-ulutas-guven-tazeledi-117230</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/saglik-sen-malatya-subesinin-genel-kurulunda-hasan-ulutas-guven-tazeledi-117230</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık-Sen Malatya Şubesi’nin geniş katılıımla gerçekleştirilen 7. Olağan Genel Kurulu’nda mevcut Şube Başkanı Hasan Ulutaş güven tazeleyerek yeniden başkanlığa seçildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık-Sen Malatya Şubesi’nin 7. Olağan Genel Kurulu, Malatya Ramada Otel’de geniş katılımla gerçekleştirildi. Birlik, beraberlik ve sendikal dayanışma mesajlarının ön plana çıktığı genel kurulda, mevcut Şube Başkanı Hasan Ulutaş yeniden göreve seçilerek güven tazeledi.</p>

<p>Genel kurula Sağlık-Sen Genel Başkan Yardımcısı Yasin Barutçu, Memur-Sen Malatya İl Temsilcisi Hüseyin Söylemez, Diyanet-Sen Malatya Şube Başkanı Mehmet Engin, Eğitim-Bir-Sen 2 No’lu Şube Başkanı Aziz Dinçer, Sağlık-Sen Şanlıurfa Şube Başkanı Abdulkadir Yabir, Sağlık-Sen Adıyaman Şube Başkanı Yakup Çelik, Sağlık-Sen Ağrı Şube Başkanı Fevzi Mağal, Sağlık-Sen Elazığ Şube Başkanı Selçuk Kılıç ile çok sayıda davetli ve sendika üyesi katıldı.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>SENDİKAL MÜCADELE BİRLİK İÇİNDE GÜÇLENECEK</strong></span></p>

<p>Genel kurulda konuşan Sağlık-Sen Genel Başkan Yardımcısı Yasin Barutçu, sendikanın bugüne kadar sağlık ve sosyal hizmet çalışanları adına elde ettiği kazanımları anlatarak, önümüzdeki dönemde hayata geçirilecek çalışmalar hakkında bilgi verdi. Barutçu, sendikal mücadelenin birlik ve dayanışma içerisinde daha da güçleneceğini ifade etti.</p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>ORTAK AKIL VE İSTİŞARE VURGUSU</strong></span></p>

<p>Yeniden Şube Başkanlığına seçilen Hasan Ulutaş ise tüm üyeleri kapsayan, ortak akıl ve istişare kültürünü esas alan bir anlayışla çalışmalarını sürdüreceklerini belirtti. Ulutaş konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Birlik ve beraberlik içerisinde, tüm üyelerimizin görüşlerine değer vererek şubemizi daha ileriye taşımak için var gücümüzle çalışacağız."</p>

<p>Yoğun katılımla gerçekleştirilen genel kurul, iyi dilek ve temennilerin paylaşılmasının ardından çekilen hatıra fotoğrafıyla sona erdi.<br />
&nbsp;</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 22 Jul 2026 09:34:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/saglik-sen-malatya-subesinin-genel-kurulunda-hasan-ulutas-guven-tazeledi-1784702300.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DSÖ Demans Riskini Azaltmanın Yeni Yol Haritasını Açıkladı: Yaşam Tarzı Değişiklikleri Öne Çıkıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/dso-demans-riskini-azaltmanin-yeni-yol-haritasini-acikladi-yasam-tarzi-degisiklikleri-one-cikiyor-117199</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/dso-demans-riskini-azaltmanin-yeni-yol-haritasini-acikladi-yasam-tarzi-degisiklikleri-one-cikiyor-117199</guid>
                <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), demans riskini azaltmaya yönelik güncellenen rehberini yayımladı. 15 Temmuz 2026’da yayınlanan ikinci baskıda fiziksel aktiviteden sosyal yaşama, kronik hastalıkların kontrolünden hava kirliliğine kadar birçok değiştirilebilir risk faktörüne dikkat çekiliyor. Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Aykut Bingöl, demansın kesin bir tedavisinin bulunmadığını hatırlatarak, yaşam boyu sürdürülen koruyucu alışkanlıkların hastalık riskini azaltmada kritik rol oynadığını söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen demans, yaşlanan nüfusla birlikte giderek daha önemli bir halk sağlığı sorunu haline geliyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) güncellediği&nbsp;”Demans Riskinin Azaltılması Rehberi”,&nbsp;hastalığın ortaya çıkma riskini azaltabilecek yaşam tarzı değişikliklerine ilişkin güncel bilimsel kanıtları bir araya getiriyor. Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Nöroloji Uzmanı&nbsp;Prof. Dr. Canan Aykut Bingöl, 2019 yılında yayımlanan ilk rehberin ardından hazırlanan ikinci baskının, son yıllarda elde edilen bilimsel veriler doğrultusunda önemli ölçüde genişletildiğini belirtti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">Demans görülme sıklığının artması bekleniyor</span></strong><br />
Dünya genelinde 2021 yılı itibarıyla yaklaşık&nbsp;57 milyon kişinin demansla yaşadığını,&nbsp;bu kişilerin büyük bölümünün düşük ve orta gelirli ülkelerde bulunduğunu hatırlatan Prof. Dr. Canan Aykut Bingöl, demansı tamamen durduran ya da geriye çeviren kesin bir tedavinin henüz bulunmadığını söyledi.&nbsp;”Bu nedenle yaşam boyu uygulanabilecek koruyucu stratejiler, gelecekte demans görülme sıklığını azaltmada en etkili yaklaşım olarak kabul ediliyor. Risk faktörlerinin önemli bir bölümü değiştirilebilir özellik taşıyor ve bunların erken dönemde kontrol altına alınması büyük önem taşıyor” diye konuştu.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">Rehbere yeni risk faktörleri eklendi</span></strong><br />
Prof. Dr. Canan Aykut Bingöl, güncellenen rehberde&nbsp;HIV, inme ve travmatik beyin hasarı&nbsp;başta olmak üzere sekiz yeni risk faktörünün yer aldığını, mevcut sekiz risk faktörüne ilişkin bilimsel kanıtların da yeniden değerlendirildiğini belirtti.</p>

<p>Rehberde öneriler üç temel başlık altında toplanıyor:</p>

<p>Sağlıklı yaşam alışkanlıklarının desteklenmesi&nbsp;<br />
Demans riskiyle ilişkili sağlık sorunlarının etkin yönetimi&nbsp;<br />
Çevresel risk faktörlerinin azaltılması&nbsp;<br />
Fiziksel aktivite ve sosyal yaşam koruyucu rol oynuyor<br />
DSÖ rehberinde özellikle düzenli fiziksel aktivite, bilişsel egzersizler ve sosyal yaşamın sürdürülmesinin öne çıktığını belirten Prof. Dr. Canan Aykut Bingöl, şu bilgileri paylaştı:&nbsp;”Normal bilişsel işlevlere veya hafif bilişsel bozukluğa sahip yetişkinlerde bilişsel eğitim programları ve sosyal etkinliklere katılım öneriliyor. Düzenli fiziksel aktivite ise demans riskini azaltmada en güçlü bilimsel kanıtlarla desteklenen uygulamalar arasında yer alıyor.”<br />
Kronik hastalıkların kontrolü büyük önem taşıyor</p>

<p>Rehberde yalnızca yaşam tarzı değil, kronik hastalıkların kontrolünün de demans riskini azaltmada önemli rol oynadığına dikkat çeken Prof. Dr. Canan Aykut Bingöl; hipertansiyon, diyabet, obezite, kolesterol yüksekliği, işitme kaybı, uyku bozuklukları ve depresyon gibi sağlık sorunlarının uygun şekilde yönetilmesinin koruyucu etkisine işaret edildiğini söyledi. Sigaranın bırakılmasının güçlü bir öneri olarak yer aldığını belirten Prof. Dr. Canan Aykut Bingöl, alkol tüketiminin sınırlandırılması ve sağlıklı beslenmenin de riskin azaltılmasına katkı sağlayan önemli yaşam tarzı değişiklikleri arasında bulunduğunu söyledi.&nbsp;<br />
Çevresel faktörler de demans riskini etkiliyor</p>

<p>Yeni rehberde ilk kez çevresel risk faktörlerine daha geniş yer verildiğini belirten Prof. Dr. Canan Aykut Bingöl, özellikle&nbsp;hava kirliliğine uzun süre maruz kalmanın&nbsp;demans gelişimi açısından önem taşıyan risk faktörlerinden biri olarak değerlendirildiğini söyledi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">Demans riskini azaltacak 7 öneri</span></strong></p>

<p>Prof. Dr. Canan Aykut Bingöl, demans riskini azaltmak için günlük yaşamda uygulanabilecek şu önerilerde bulundu:</p>

<p>Düzenli fiziksel aktivite yapın.&nbsp;<br />
Sosyal yaşamın içinde kalın, sosyal ilişkilerinizi sürdürün.&nbsp;<br />
Tansiyon, diyabet ve kolesterol gibi kronik hastalıklarınızı kontrol altında tutun.&nbsp;<br />
Sigara kullanmayın, alkol tüketimini sınırlandırın.&nbsp;<br />
Akdeniz tipi dengeli ve sağlıklı beslenin.&nbsp;<br />
İşitme ve görme kayıplarını ihmal etmeyin, gerektiğinde tedavi olun.&nbsp;<br />
Düzenli ve kaliteli uyuyun, beyin sağlığını destekleyen yaşam alışkanlıkları edinin.&nbsp;</p>

<p><br />
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 20:14:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/dso-demans-riskini-azaltmanin-yeni-yol-haritasini-acikladi-yasam-tarzi-degisiklikleri-one-cikiyor-1784567687.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya&#039;nın Sağlık Altyapısını Güçlendirecek Projeler Bu Masada!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatyanin-saglik-altyapisini-guclendirecek-projeler-bu-masada-117185</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatyanin-saglik-altyapisini-guclendirecek-projeler-bu-masada-117185</guid>
                <description><![CDATA[AK Parti Malatya Milletvekili Abdurrahman Babacan, İnönü Üniversitesini ziyaret ederek üniversite yönetimiyle bir araya geldi. Görüşmede, Malatya'nın sağlık altyapısını güçlendirecek projeler ve Turgut Özal Tıp Merkezinin kapasitesi detaylı bir şekilde değerlendirildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>AK Parti Malatya Milletvekili Abdurrahman Babacan, Malatya İnönü Üniversitesine bir ziyaret gerçekleştirerek üniversitenin üst yönetimiyle bir araya geldi. Ziyaret kapsamında şehrin sağlık yatırımları ve üniversitenin mevcut durumu hakkında önemli değerlendirmelerde bulunuldu.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/a_babacan.jpg" style="height:534px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ÜNİVERSİTE YÖNETİMİ İLE KAPSAMLI TOPLANTI</span></strong></p>

<p>Milletvekili Babacan; İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Özer, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Aslan, Turgut Özal Tıp Merkezi Başhekimi Prof. Dr. Erol Karaaslan, Başhekim Yardımcısı Prof. Dr. Fatih Sümer ve İnönü Üniversitesi Genel Sekreteri Abuzer Kalkan ile bir görüşme gerçekleştirdi. Toplantıda üniversitenin eğitim ve araştırma faaliyetleri masaya yatırıldı.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/babacan(14).jpg" style="height:534px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SAĞLIK ALTYAPISINI GÜÇLENDİRECEK PROJELER MASADA</span></strong></p>

<p>Ziyaretin ardından toplantıda ele alınan konulara değinen Babacan, şu ifadeleri kullandı: "Gerçekleştirdiğimiz kapsamlı değerlendirme toplantısında sağlık alanındaki mevcut ve planlanan yatırımları, İnönü Üniversitemizin son durumunu, eğitim ve araştırma faaliyetlerini, Turgut Özal Tıp Merkezimizin kapasitesini ve Malatya’mızın sağlık altyapısını daha da güçlendirecek projeleri ele aldık. Nazik ev sahiplikleri ve kıymetli değerlendirmeleri için Sn. Rektörümüze ve üniversite yönetimine teşekkür ediyorum..."</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 12:39:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/malatyanin-saglik-altyapisini-guclendirecek-projeler-bu-masada-1784540788.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Şeker Miktarından Çok Tüketim Sıklığı Dişleri Eritiyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/seker-miktarindan-cok-tuketim-sikligi-disleri-eritiyor-117099</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/seker-miktarindan-cok-tuketim-sikligi-disleri-eritiyor-117099</guid>
                <description><![CDATA[Restoratif Diş Tedavisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, diş çürümesinde tüketilen şeker miktarından ziyade gün içindeki tüketim sıklığının ve yapışkan gıdaların çok daha büyük bir risk oluşturduğunu açıkladı. Şeker ve asidin birleşmesiyle diş minesinin saatlerce savunmasız kalabildiğini belirten Yıldırım, şekerli besinlerin hemen ardından diş fırçalamanın ise mine kaybını artırabileceği uyarısında bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Şekerli ve yapışkan gıdaların sık tüketilmesinin, diş minesindeki mineral kaybını hızlandırarak çürük oluşumunu tetiklediğini belirten uzmanlar, diş çürüğü açısından tüketilen şeker miktarından çok gün içindeki tüketim sıklığının önemli olduğunu söylüyor. Şekerli besinlerle tüketilen asitli içeceklerin diş minesini saatlerce savunmasız bırakabildiğine dikkat çeken Restoratif Diş Tedavisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, şeker ve asit içeren yiyeceklerin diş minesindeki etkileri hakkında açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Yapışkan ve şekerli gıdaların, yüksek oranı ilave şeker içeren, çiğnendiğinde diş yüzeylerine ve dişlerin aralarına sıkıca yapışarak uzun süre temizlenemeden kalabilen yiyecekler olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, şu ifadeleri kullandı:&nbsp;"Diş yüzeyinde uzun süre tutunduklarında ve tükürüğün etkisi ile kolayca temizlenemediklerinde ağız içindeki bazı bakteriler tarafından şeker fermente edilir."</p>

<p>Fermantasyon sonucu asit oluşumu gerçekleştiğine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Ağız içi ortamın pH seviyesi düşer. Oluşan bu asitler ‘demineralizasyon’ yani çürük sürecini başlatır. Özellikle karamel, lokum, şekerleme, kuru meyveler ve yapışkan atıştırmalıklar diş yüzeyinde daha uzun süre kaldıkları için çürük riskini yükseltir."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DİŞ ÇÜRÜĞÜNÜN İLK BASAMAĞI DEMİNERALİZASYON</span></strong></p>

<p>Diş minesinin yaklaşık yüzde 96'sının hidroksiapatit adı verilen kalsiyum-fosfat minerallerinden oluştuğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, süreci şu sözlerle detaylandırdı:&nbsp;"Diş minesinde demineralizasyon, asidik ortamın etkisiyle mine yapısındaki hidroksiapatit kristallerinden kalsiyum ve fosfat iyonlarının çözünerek uzaklaşması sonucu meydana gelen mineral kaybı sürecidir."</p>

<p>Bu olayın, dental çürüğün başlangıç basamağını oluşturduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Yıldırım, şu açıklamayı yaptı: "Demineralizasyon süreci şekerli gıdalar tüketilmesi ile başlar, ağızdaki bakteriler karbonhidratlı besinleri metabolize eder ve bakteri metabolizması sonucunda organik asitler meydana gelir. Ağız ortamının pH'ı yaklaşık 5,5'in altına düştüğünde ise mine yüzeyinde ilk mineraller çözünmeye başlar. Süreç tekrarladıkça mineral kaybı artar. Mine gözenekli hale gelir, beyaz lekeler ortaya çıkar ve diş hassasiyeti artar ve başlangıçta beyaz leke şeklinde görülen çürük lezyonları demineralizasyon ilerledikçe koyu renkli ve derin çürük lezyonları ile izlenir."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DİŞ ÇÜRÜĞÜ AÇISINDAN ŞEKERİN NE KADAR TÜKETİLDİĞİNDEN ÇOK NE SIKLIKLA TÜKETİLDİĞİ ÖNEMLİ</span></strong></p>

<p>Sık şeker tüketimi ile tek seferde yüksek miktarda şeker tüketimi arasında risk farkı olup olmadığını değerlendiren Dr. Öğr. Üyesi Yıldırım, şunları söyledi:&nbsp;"Risk açısından şeker tüketim sıklığı, tüketilen toplam şeker miktarından daha önemlidir. Gün içinde sık aralıklarla şeker tüketimi, dişlerin asit saldırılarına daha fazla maruz kalmasına neden olduğundan çürük riskini artırır. Örneğin, aynı miktardaki şekerin tek seferde tüketilmesi ile gün boyunca birçok kez tüketilmesi karşılaştırıldığında, sık tüketim sonrasında ağız pH'ı tekrar tekrar kritik seviyenin altına düşer ve tükürüğün mineyi remineralize etmesi için yeterli zaman kalmaz. Bu nedenle demineralizasyon süresi uzar ve çürük oluşma riski artar."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DEMİNERALİZASYON GERİ DÖNDÜRÜLEBİLİR BİR SÜREÇ</span></strong></p>

<p>Demineralizasyonun geri döndürülebilir bir süreç olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Yıldırım, şu bilgileri verdi: "Ağızdaki asit atağı bittiğinde, tükürük devreye girer. Tükürüğün içindeki kalsiyum, fosfat ve florür iyonları diş minesine yeniden kazandırılarak zayıflayan bölgeleri yeniden yapılandırır."</p>

<p>Bu sürece de "remineralizasyon" denildiği bilgisini paylaşan Dr. Öğr. Üyesi Yıldırım, sözlerine şöyle devam etti:&nbsp;"Ancak demineralizasyon hızı sık şeker tüketimi, kötü fırçalama gibi nedenlerle remineralizasyon hızından fazla olursa, diş minesi geri dönüşümsüz olarak mineral kaybeder ve geri dönüşümsüz diş çürüğü oluşur. Oluşan çürük dental tedaviler ile restore edilmelidir."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ASİT DİŞ MİNESİNİ DOĞRUDAN ZAYIFLATIYOR ŞEKER HASARI ARTIRIYOR</span></strong></p>

<p>Asitli ve şekerli gıdaların birlikte tüketilmesinin, diş çürüğü ve mine erozyonu riskini artırabileceğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, şu uyarıda bulundu: "Bunun nedeni, asitlerin diş minesini doğrudan zayıflatırken, şekerin ağız bakterileri tarafından metabolize edilerek ek asit üretimine yol açmasıdır."</p>

<p>Tükürüğün, ağızdaki asidi nötralize etmek ve mineral takviyesi yapmakla görevli olduğunu hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Yıldırım, şunları aktardı:&nbsp;"Ancak ortamda hem dışarıdan gelen asit hem de içeride üretilen şeker asidi olduğunda, tükürüğün temizleme ve pH'ı normale döndürme süresi çok uzar. Diş minesi saatlerce savunmasız kalır. Örneğin kola, gazoz, enerji içecekleri, aromalı soğuk çaylar veya şekerli meyve suları çürük oluşturma riski yüksek içeceklerdir."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DİŞ MİNESİNİN EN BÜYÜK DÜŞMANLARINDAN BİRİ ŞEKER DİĞERİ DE ASİT</span></strong></p>

<p>Şeker tüketiminin ardından dişlerin hemen fırçalanmaması gerektiğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Yıldırım, şu tavsiyelerle sözlerini tamamladı:&nbsp;"Özellikle asitli ve şekerli gıdalar sonrasında yapılan fırçalama, mine kaybını artırabilir. Genel olarak önerilen yaklaşım; şekerli gıdaların ardından ağzın su ile çalkalanması ve şekersiz sakız çiğnenerek tükürük akışı sağlanmasıdır. Diş fırçalamak için yaklaşık 30–60 dakika beklenmesi önerilir."</p>

<p>Bir gıdanın paketinde "şekersiz" yazması veya tadının tatlı olmamasının, onun diş dostu olduğu anlamına gelmediği uyarısını yapan Dr. Öğr. Üyesi Yıldırım, şöyle konuştu: "Diş minesinin en büyük düşmanlarından biri şekerse, diğeri de asittir. Doğrudan asit içeren tehlikeler arasında; limon, sirke ve turşular, diyet / sıfır şekerli gazlı içecekler ve meyveli/aromalı maden suları sayılabilir. Yine tuzlu olarak bilinen nişasta açısından zengin cips, kraker ve bisküviler, beyaz ekmek, lavaş gibi birçok gıda çürük riskini arttıran gıdalardır."</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 20:30:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/seker-miktarindan-cok-tuketim-sikligi-disleri-eritiyor-1784136844.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yaz tatilinin görünmeyen riski: Havuz, deniz ve klimalar</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/yaz-tatilinin-gorunmeyen-riski-havuz-deniz-ve-klimalar-116973</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/yaz-tatilinin-gorunmeyen-riski-havuz-deniz-ve-klimalar-116973</guid>
                <description><![CDATA[Uzman Eczacı Hülya Kayhan, “Yaz aylarında en büyük tehlike güneş değil, fark edilmeyen hijyen riskleri. Havuz ve deniz gibi ortak kullanım alanları ile klimalar enfeksiyonun asıl kaynağı olabiliyor” dedi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>Yaz aylarında milyonlarca kişi serinlemek için havuzları ve denizi tercih ederken, uzmanlar tatil döneminde artış gösteren enfeksiyonların önemli bölümünün güneşten değil, ortak kullanım alanlarından kaynaklandığına dikkat çekiyor. Hijyen koşulları yetersiz havuzlar ve deniz alanları ile düzenli bakımı yapılmayan klima sistemleri; bakteri, mantar ve çeşitli mikroorganizmaların çoğalmasına zemin hazırlayarak özellikle çocuklar, yaşlılar ve bağışıklık sistemi hassas kişiler açısından sağlık riski oluşturabiliyor.</p>

<p>Uzman Eczacı ve Aromaterapi Uzmanı Hülya Kayhan, yaz döneminde en sık yapılan hatanın yalnızca güneşten korunmaya odaklanmak olduğunu belirterek, “Yaz enfeksiyonlarının önemli kısmı gözle görülmeyen hijyen sorunlarından kaynaklanıyor. Tatil boyunca alınacak basit önlemler birçok sağlık probleminin önüne geçebilir” dedi.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Islak mayo ve kalabalık havuzlar riski artırıyor</strong></span></p>

<p>Kaypan’ın verdiği bilgiye göre, yaz aylarında uzun süre ıslak mayo ile kalınması, yoğun kullanılan havuzlar, hijyen koşulları yetersiz deniz alanları ve sıcak-nemli ortamlar; bakteri ve mantar oluşumunu kolaylaştırabiliyor. Bu durum özellikle kadınlarda, çocuklarda ve hassas cilt yapısına sahip kişilerde enfeksiyon riskini artırabiliyor.</p>

<p>Kişisel hijyenin ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Hülya Kayhan, günlük bakım rutininin doğal içerikli aromaterapi uygulamalarıyla desteklenmesinin de koruyucu yaklaşımlardan biri olarak değerlendirilebileceğini ifade etti.</p>

<p>Bu amaçla geliştirilen <strong>Cran &amp; Cris Mix Oil</strong>’in, kızılcık (cranberry) ekstresi ile birlikte seçilmiş aromatik uçucu yağları bir araya getiriyor. Formülünde yer alan doğal bitki özleri; cildin ve dış genital bölgenin doğal mikrobiyotasını desteklemeye, hassasiyet hissinin azalmasına yardımcı olmaya ve yaz aylarında sık karşılaşılan çevresel etkenlere karşı bakım sağlamaya destek oluyor. Özellikle havuz ve deniz sonrasında bakım rutininin tamamlayıcı bir parçası olarak öne çıkıyor.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Klimalar da yaz hastalıklarını tetikleyebiliyor</strong></span></p>

<p>Yaz boyunca kesintisiz çalışan klima ve havalandırma sistemlerinin de düzenli bakım yapılmadığında sağlık açısından risk oluşturabileceğine dikkat çeken Kayhan, filtrelerde biriken toz, küf sporları ve çeşitli mikroorganizmaların boğaz tahrişi, öksürük, burun tıkanıklığı ve alerjik şikâyetleri artırabileceğini söyledi.</p>

<p>Kapalı alanların düzenli havalandırılması ve klima filtrelerinin periyodik olarak temizlenmesinin önemine işaret eden Kayhan, yaşam alanlarında doğal aromatik bileşenlerden yararlanılmasının da özellikle klima kullanılan ortamlarda daha konforlu bir atmosfer oluşmasına katkı sağlayabileceğini dile getirdi.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>”Asıl tehlike göremediklerimiz”</strong></span></p>

<p>Yaz aylarında alınacak basit önlemlerin tatilin sağlıklı geçmesine katkı sağlayacağını belirten Hülya Kayhan, şu değerlendirmede bulundu:</p>

<p>“Yaz aylarında herkes güneşten korunmaya odaklanıyor ancak çoğu zaman en büyük risk göremediğimiz hijyen sorunları oluyor. Ortak kullanılan havuzlar, hijyenik olmayan deniz alanları ve bakımı yapılmayan klimalar yaz enfeksiyonlarının başlıca nedenleri arasında yer alıyor. Havuzdan çıktıktan sonra ıslak mayo ile uzun süre kalmamak, klima filtrelerini düzenli temizlemek, kişisel hijyene dikkat etmek ve yaşam alanlarını doğal aromaterapi uygulamalarıyla desteklemek yaz boyunca alınabilecek en basit ama etkili önlemler arasında bulunuyor. Tatilden güzel anılarla dönmek istiyorsak yalnızca güneşi değil, görünmeyen riskleri de ciddiye almalıyız.”</p>

<p>Uzmanlar, yaz aylarında alınacak küçük önlemler ve doğru bakım alışkanlıklarının, tatilin enfeksiyonlarla değil sağlıklı ve keyifli anılarla hatırlanmasını sağlayabileceğini vurguluyor.</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 19:20:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/yaz-tatilinin-gorunmeyen-riski-havuz-deniz-ve-klimalar-1783614036.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sinsi Hastalık Hipertansiyon Hayati Organlarda Kalıcı Hasar Bırakıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/sinsi-hastalik-hipertansiyon-hayati-organlarda-kalici-hasar-birakiyor-116911</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/sinsi-hastalik-hipertansiyon-hayati-organlarda-kalici-hasar-birakiyor-116911</guid>
                <description><![CDATA[Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Abdulmecit Afşin, sinsi bir şekilde ilerleyen hipertansiyon hastalığına karşı hayati uyarılarda bulundu. Türkiye'de 18 yaş üzerindeki her üç erişkinden birinin hipertansiyon hastası olduğunu belirten Afşin; düzenli ölçümün, sağlıklı beslenmenin ve hareketli yaşamın kritik önem taşıdığını vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı ve Malatya Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abdulmecit Afşin, toplumda en yaygın görülen kronik hastalıkların başında gelen hipertansiyona ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Hipertansiyonun erken tanı ile kontrol altına alınabilen ancak çoğu zaman belirti vermeden sinsi bir şekilde ilerleyen bir hastalık olduğuna dikkat çeken Dr. Afşin, düzenli tansiyon ölçümünün, sağlıklı beslenmenin ve fiziksel aktivitenin hastalığın önlenmesinde temel unsurlar olduğunu belirtti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">HER ÜÇ ERİŞKİNDEN BİRİ HİPERTANSİYON HASTASI</span></strong></p>

<p>Hipertansiyonun hem dünyada hem de ülkemizde önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ettiğini ifade eden Dr. Afşin, kardiyoloji, iç hastalıkları, endokrinoloji ve nefroloji alanlarında yapılan epidemiyolojik çalışmaların, Türkiye'de 18 yaş üzerindeki erişkin bireylerin yaklaşık üçte birinde hipertansiyon bulunduğunu ortaya koyduğunu dile getirdi. Hastalığın görülme sıklığının yaşam tarzındaki değişiklikler, sağlıksız beslenme alışkanlıkları, hareketsiz yaşam ve nüfusun yaşlanmasına bağlı olarak her geçen yıl arttığını söyleyen Dr. Afşin, gerekli koruyucu önlemlerin alınmaması halinde önümüzdeki yıllarda bu yaygınlığın daha da artmasının beklendiğini aktardı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">HAYATİ ORGANLARDA KALICI HASARA YOL AÇABİLİYOR</span></strong></p>

<p>Hipertansiyonun yalnızca kan basıncının yükselmesi anlamına gelmediğini ifade eden Dr. Afşin, kontrol altına alınmayan yüksek tansiyonun zaman içerisinde kalp, beyin, böbrek ve damar sistemi üzerinde ciddi hasarlar oluşturduğunu belirtti. Yüksek tansiyonun kalp yetmezliği, kalp krizi, ritim bozuklukları, inme, beyin kanaması, böbrek yetmezliği ve görme kaybı gibi ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlayabildiğini vurgulayan Dr. Afşin, bu nedenle erken dönemde tespit edilerek tedavi edilmesinin büyük önem taşıdığını anlattı.</p>

<p>Hastalığın en önemli özelliklerinden birinin çoğu zaman belirti vermeden ilerlemesi olduğunu aktaran Dr. Afşin, hastaların yaklaşık yüzde 50'sinin herhangi bir şikâyet yaşamadan yıllarca hipertansiyonla yaşayabildiğini bildirdi. Belirti görülen hastalarda ise en sık enseden başlayan zonklayıcı baş ağrısı, çarpıntı, göğüs ağrısı, kulakta uğultu, bulanık görme ve ritim bozukluğu gibi yakınmaların ortaya çıkabildiğini belirten Dr. Afşin, birçok hastanın ise ilk kez kalp krizi, beyin kanaması veya böbrek yetmezliği gibi ciddi tablolar nedeniyle sağlık kuruluşuna başvurduğunda tanı aldığını dile getirdi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DÜZENLİ TANSİYON ÖLÇÜMÜ ERKEN TANI İÇİN ŞART</span></strong></p>

<p>Hipertansiyon tanısının günümüzde oldukça kolay konulabildiğini belirten Dr. Afşin; aile sağlığı merkezlerinde, hastanelerde, eczanelerde ve ev tipi otomatik tansiyon cihazlarıyla güvenilir ölçümler yapılabildiğini söyledi. 40 yaş ve üzerindeki bireylerin yılda en az bir kez tansiyonlarını ölçtürmelerini öneren Dr. Afşin, ailesinde özellikle genç yaşta hipertansiyon öyküsü bulunan kişilerde ise düzenli tansiyon takibine 30 yaşından itibaren başlanmasının uygun olacağını ifade etti. Hipertansiyonun genetik geçiş özelliği bulunan bir hastalık olduğuna dikkat çeken Dr. Afşin, aile öyküsü bulunan bireylerde düzenli kontrollerin ihmal edilmemesi gerektiğini kaydetti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SAĞLIKLI BESLENME VE DASH MODELİ</span></strong></p>

<p>Hipertansiyon gelişiminde genetik faktörlerin yanı sıra yaşam tarzının da belirleyici olduğunu belirten Dr. Afşin, özellikle yüksek tuz tüketimi, hazır ve işlenmiş gıdaların sık tüketilmesi ile fiziksel hareketsizliğin hastalık riskini artırdığını ifade etti. Bilimsel çalışmalarla etkinliği gösterilen DASH beslenme modelinin hipertansiyon kontrolünde önemli bir yere sahip olduğunu belirten Dr. Afşin, bu beslenme modelinin sebze, meyve, tam tahıllar, baklagiller ve sağlıklı yağlardan zengin; işlenmiş gıdalar ile aşırı tuz tüketiminin ise sınırlandırıldığı dengeli bir beslenme düzenini içerdiğini söyledi.</p>

<p>Beyaz ekmek ve rafine un yerine tam buğday, çavdar ve yulaf gibi tam tahıllı ürünlerin tercih edilmesini öneren Dr. Afşin, liften zengin beslenmenin hem kalp damar sağlığını desteklediğini hem de hipertansiyon kontrolüne katkı sunduğunu ifade etti. Baklagillerin kaliteli bitkisel protein kaynakları olduğunu belirten Dr. Afşin, mercimek, nohut, kuru fasulye ve bezelye gibi besinlerin düzenli olarak tüketilebileceğini söyledi. Balık ve hindi etinin dengeli beslenmenin önemli bileşenleri arasında yer aldığını ifade eden Dr. Afşin, işlenmiş et ürünlerinin ise yüksek tuz içerikleri nedeniyle mümkün olduğunca sınırlandırılması gerektiğini kaydetti. Şekerli içecekler, paketli ve hazır gıdaların fazla miktarda sodyum içerdiğine dikkat çeken Dr. Afşin, bu ürünlerin sık tüketiminin hipertansiyon gelişimini kolaylaştırabileceğini belirtti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KAHVE VE ÇAY TÜKETİMİNDE ÖLÇÜLÜ DAVRANILMALI</span></strong></p>

<p>Kahve tüketimine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dr. Afşin, kan basıncı kontrol altında olan bireylerde ölçülü kahve tüketiminin genel olarak sorun oluşturmadığını ifade etti. Bununla birlikte, kan basıncı çok yüksek seyreden ve henüz kontrol altına alınmamış hipertansiyon hastalarının kahve tüketiminde dikkatli olmaları gerektiğini belirten Dr. Afşin, tansiyon kontrolü sağlandıktan sonra hekim önerileri doğrultusunda tüketime devam edilebileceğini söyledi. Her gün bir kupa yeşil çayın da dengeli beslenmenin bir parçası olarak değerlendirilebileceğini ifade eden Dr. Afşin, kullanılan ürünlerin güvenilir kaynaklardan temin edilmesinin önemine dikkat çekti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DÜZENLİ FİZİKSEL AKTİVİTE KAN BASINCINI DÜŞÜRÜYOR</span></strong></p>

<p>Hipertansiyonla mücadelede ilaç tedavisinin yanı sıra yaşam tarzı değişikliklerinin de büyük önem taşıdığını belirten Dr. Afşin, teknolojinin gelişmesiyle birlikte günlük yaşamda fiziksel hareketliliğin belirgin şekilde azaldığını söyledi. Günlük yaşam içerisinde daha fazla hareket edilmesini öneren Dr. Afşin; kısa mesafelerde yürüyüşün tercih edilmesi, merdiven kullanımının artırılması ve bisiklet kullanımının teşvik edilmesinin kalp damar sağlığı açısından önemli katkılar sağlayacağını ifade etti.</p>

<p>Haftada en az beş gün, 40-45 dakika tempolu yürüyüş yapılmasının önerildiğini belirten Dr. Afşin, yürüyüşün yanı sıra yüzme ve bisiklet gibi aerobik egzersizlerin de hipertansiyon kontrolüne katkı sağladığını dile getirdi. Son yıllarda yapılan çalışmaların direnç egzersizlerinin de kan basıncı üzerinde olumlu etkiler gösterdiğini belirten Dr. Afşin; şınav, squat, plank ve "wall sit" gibi egzersizlerin uygun kişilerde düzenli uygulanmasının damar elastikiyetini artırarak tansiyon kontrolünü destekleyebileceğini ifade etti. Egzersiz programlarının bireyin yaşı, mevcut hastalıkları ve fiziksel kapasitesi dikkate alınarak planlanması gerektiğini vurgulayan Dr. Afşin, özellikle kronik hastalığı bulunan bireylerin egzersize başlamadan önce hekim değerlendirmesinden geçmelerinin önem taşıdığını söyledi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DOÇ. DR. ABDULMECİT AFŞİN'İN AÇIKLAMALARI</span></strong></p>

<p>Hipertansiyonun önlenebilir ve kontrol altına alınabilir bir hastalık olduğunun altını çizen Doç. Dr. Abdulmecit Afşin, hastalıktan korunma ve erken tanının hayati önemine değinerek sözlerini şöyle tamamladı:&nbsp;"Hastaların Yaklaşık Yarısı Hipertansiyon Hastası Olduğunu Bilmiyor"</p>

<p>KAYNAK: MHA<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 13:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/sinsi-hastalik-hipertansiyon-hayati-organlarda-kalici-hasar-birakiyor-1783421297.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Doğanşehir Devlet Hastanesinde İlke İmza Atılarak İki Kritik Ameliyat Başarıyla Gerçekleştirildi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/dogansehir-devlet-hastanesinde-ilke-imza-atilarak-iki-kritik-ameliyat-basariyla-gerceklestirildi-116889</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/dogansehir-devlet-hastanesinde-ilke-imza-atilarak-iki-kritik-ameliyat-basariyla-gerceklestirildi-116889</guid>
                <description><![CDATA[Malatya Doğanşehir Şehit Esra Köse Başaran Devlet Hastanesi’nde, ilçe tarihinde bir ilk olan mide perforasyonu ameliyatı ile Türkiye'de sınırlı merkezde uygulanabilen onkoplastik meme cerrahisi operasyonları başarıyla tamamlandı. Op. Dr. Ali Özgürcan Öcalan ve ekibinin gerçekleştirdiği müdahalelerin ardından iki hasta da şifa bularak taburcu edildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya Doğanşehir Şehit Esra Köse Başaran Devlet Hastanesi’nde ilk kez gerçekleştirilen mide perforasyonu ameliyatı ile onkoplastik meme cerrahisi başarıyla tamamlandı. İl Sağlık Müdürlüğü, iki özellikli cerrahi girişimin başarıyla sonuçlandığını açıkladı.</p>

<p>İl Sağlık Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre, karın ağrısı şikâyetiyle hastaneye başvuran 23 yaşındaki hastada yapılan tetkiklerde mide perforasyonu (mide delinmesi) tespit edildi. Acil olarak ameliyata alınan hastanın mide delinmesi, başarılı bir cerrahi müdahaleyle onarıldı.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202607061600-91b35f73-3a21-4ebb-9902-ce1cb151c359.jpeg" style="height:671px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">TÜRKİYE'DE SINIRLI SAYIDA MERKEZDE UYGULANABİLİYOR</span></strong></p>

<p>Hastanede gerçekleştirilen bir diğer operasyonda ise 68 yaşındaki bir hastaya, Türkiye’de sınırlı sayıda sağlık merkezinde uygulanabilen onkoplastik meme cerrahisi kapsamında Paralelogram İntraglandüler Flep yöntemiyle meme kitlesi başarıyla çıkarıldı. Her iki hastanın da tedavi süreçlerinin tamamlanmasının ardından sağlıklarına kavuşarak taburcu edildiği bildirildi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">İLÇE HASTANESİNDE SAĞLIKTA NİTELİKLİ DÖNEM</span></strong></p>

<p>Başarılı operasyonların, Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ali Özgürcan Öcalan ile ameliyathane ekibinin koordineli çalışmasıyla gerçekleştirildiği belirtilen açıklamada, ilçe hastanesinde ilk kez uygulanan bu cerrahi girişimlerin sağlık hizmetlerinde ulaşılan nitelikli seviyeyi ve uzman kadronun yetkinliğini ortaya koyduğu ifade edildi.</p>

<p>İl Sağlık Müdürlüğü açıklamasında, ilçe hastanelerinde sunulan sağlık hizmetlerinin niteliğini artırmaya, özellikli cerrahi işlemleri vatandaşların bulundukları ilçelerde erişilebilir hale getirmeye ve güçlü sağlık altyapısını geliştirmeye yönelik çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceği vurgulandı.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 16:08:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/dogansehir-devlet-hastanesinde-ilke-imza-atilarak-iki-kritik-ameliyat-basariyla-gerceklestirildi-1783344142.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sadece Fiziksel Değil Psikososyal Faktörler De Kalbinizi Tehdit Ediyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/sadece-fiziksel-degil-psikososyal-faktorler-de-kalbinizi-tehdit-ediyor-116880</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/sadece-fiziksel-degil-psikososyal-faktorler-de-kalbinizi-tehdit-ediyor-116880</guid>
                <description><![CDATA[Tıp teknolojisindeki büyük gelişmelere rağmen kalp krizini önceden kesin olarak gösterecek bir tetkiğin henüz geliştirilemediğini belirten Dr. Serdar Biçeroğlu, klasik risk faktörlerinin yanı sıra kronik stres ve gelir düzeyi gibi psikososyal etkenlerin de kalp sağlığını tehdit ettiğini vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kalp sağlığını korumada erken tanı, düzenli egzersiz ve doğru beslenmenin hayati önem taşıdığını vurgulayan Dr. Serdar Biçeroğlu, tıp teknolojisindeki büyük gelişmelere rağmen kalp krizini önceden kesin olarak gösterecek bir tetkiğin henüz geliştirilemediğini hatırlattı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KALBİ TEHDİT EDEN PSİKOSOSYAL FAKTÖRLER: STRES VE GELİR DÜZEYİ</span></strong></p>

<p>Kalp rahatsızlıklarında obezite, sigara, alkol kullanımı, yüksek kolesterol ve hipertansiyon gibi klasik risk faktörlerinin yanı sıra psikososyal etkenlerin de belirleyici rol oynadığı ifade edildi. Dr. Serdar Biçeroğlu; bireylerin gelir düzeyi, eğitim seviyesi, çevresel etkenler ve özellikle günlük hayatta maruz kalınan kronik stresin kalp hastalığı riskini ciddi ölçüde artırdığına dikkat çekti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BESLENMEDE ALTIN KURALLAR: NELER TÜKETİLMELİ, NELERDEN KAÇINILMALI?</span></strong></p>

<p>Hayat boyunca sürekli çalışan ve tüm organlar için yaşamsal bir konumda olan kalbi korumak için beslenme alışkanlıklarının gözden geçirilmesi gerektiği belirtildi. Kalp sağlığını destekleyen ve kesinlikle uzak durulması gereken gıdalar şu şekilde sıralandı:</p>

<p>Tüketilmesi Önerilenler: Mevsimsel meyve ve sebzeler, tam tahıllar, bakliyat çeşitleri, zeytinyağı ve omega-3 yönünden zengin olan balıklar.</p>

<p>Kaçınılması Gerekenler: Tuz, şeker, doymuş yağlar, işlenmiş karbonhidratlar, işlenmiş et ürünleri ve katkı maddeli hazır gıdalar.</p>

<p>Düzenli egzersiz yapmanın ve sigara başta olmak üzere tütün ürünlerinden tamamen uzak durmanın kalp sağlığını korumada en etkili kalkan olduğu vurgulandı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">TEKNOLOJİK GELİŞMELER ÖLÜM ORANLARINI DÜŞÜRDÜ</span></strong></p>

<p>Kalp hastalıklarında erken tanı ve uzman hekim gözetiminde yürütülen tedavi süreçlerinin hastalara büyük avantaj sağladığını ifade eden Biçeroğlu, damar tıkanıklıklarına müdahalede teknolojinin geldiği noktayı şu sözlerle özetledi:&nbsp;"Kalbi besleyen damarların görüntülenmesi (koroner anjiyografi) hastalıkların anlaşılması için büyük fırsatlar vermiştir. Zaman içinde teknolojinin ilerlemesiyle artık en ince, kıvrımlı ve hatta tam tıkalı damarlara bile balon yapmak, stent yerleştirmek mümkün hale gelmiştir. Stent yerleştirmede hastalığın fazı ve tipi önem kazanırken, stentlerle birlikte kullanılan yeni nesil ilaçların gelişmesi tedavi başarısını artırmış ve ölüm oranlarını ciddi ölçüde azaltmıştır."</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 11:31:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/sadece-fiziksel-degil-psikososyal-faktorler-de-kalbinizi-tehdit-ediyor-1783327430.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yaz Sıcaklarında Kalbi Koruyacak Altın Değerinde Öneriler</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/yaz-sicaklarinda-kalbi-koruyacak-altin-degerinde-oneriler-116816</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/yaz-sicaklarinda-kalbi-koruyacak-altin-degerinde-oneriler-116816</guid>
                <description><![CDATA[Yaz ayları birçok kişi için tatil ve açık hava aktiviteleri anlamına gelse de artan sıcaklıklar kalp ve damar sistemi üzerinde önemli bir yük oluşturabiliyor. Özellikle ileri yaş grubundaki bireyler ve kalp hastaları için sıcak hava dalgalarının ciddi sağlık riskleri yaratabileceğine dikkat çeken Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Can Yücel Karabay, yaz aylarında kalp sağlığını korumak için basit ancak etkili önlemler alınması gerektiğini vurguladı.
 ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz ayları birçok kişi için tatil ve açık hava aktiviteleri anlamına gelse de artan sıcaklıklar kalp ve damar sistemi üzerinde önemli bir yük oluşturabiliyor. Özellikle ileri yaş grubundaki bireyler ve kalp hastaları için sıcak hava dalgalarının ciddi sağlık riskleri yaratabileceğine dikkat çeken Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Can Yücel Karabay, yaz aylarında kalp sağlığını korumak için basit ancak etkili önlemler alınması gerektiğini vurguladı.<br />
&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Yaz aylarında kalbin iş yükü artıyor</strong></span></p>

<p>Sıcak havalarda birçok kişinin daha çabuk yorulduğunu, merdiven çıkarken zorlandığını veya kısa yürüyüşlerde nefes nefese kaldığını belirten Prof. Dr. Karabay, bunun yalnızca sıcaklık hissiyle açıklanamayacağını söyledi. Prof. Dr. Can Karabay ”Vücut normal ısısını koruyabilmek için sıcak havalarda daha fazla çalışır. Damarlar genişler, ciltteki kan akımı artar ve kalp vücudun ihtiyaçlarını karşılayabilmek için daha fazla efor sarf eder. Sağlıklı bireylerde bu durum genellikle sorun yaratmaz ancak kalp hastalığı bulunanlarda sıcak hava önemli bir stres faktörüne dönüşebilir” dedi.<br />
&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Kalp hastaları ve yaşlılar daha fazla risk altında</strong></span></p>

<p>Sıcak havaların herkesi etkilediğini ancak bazı gruplarda riskin daha yüksek olduğunu belirten Prof. Dr. Karabay, kalp yetersizliği bulunan hastalar, koroner arter hastalığı olanlar, yüksek tansiyon nedeniyle tedavi görenler ve ileri yaş grubundakilerin daha dikkatli olması gerektiğini söyledi. Özellikle yalnız yaşayan yaşlılarda sıvı kaybının fark edilmeden ilerleyebileceğine dikkat çeken Karabay, yaz aylarında yeterli sıvı tüketiminin kalp sağlığının önemli bir parçası olduğunu vurguladı.<br />
&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Susamayı beklemek geç kalmak anlamına gelebilir</strong></span></p>

<p>Sıcak havalarda vücudun susuz kalmasının kalp üzerinde ek yük oluşturabileceğini belirten Prof. Dr. Karabay, ”Susuzluk hissi ortaya çıktığında bazen vücut önemli miktarda sıvı kaybetmiş olabilir. Özellikle yaşlı hastaların düzenli sıvı tüketimine dikkat etmesi gerekir. Susamayı beklemek çoğu zaman geç kalmak anlamına gelir” diye konuştu.<br />
&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>İlaçlar doktor kontrolü dışında değiştirilmemeli</strong></span></p>

<p>Kalp hastalarının önemli bir bölümünün düzenli ilaç kullandığını söyleyen Prof. Dr. Karabay, özellikle idrar söktürücü kullananlarda sıcak havalarda sıvı kaybının daha belirgin hale gelebildiğini söyledi. Bazı hastalarda yaz aylarında ilaçların yeniden değerlendirilmesinin gerekebileceğini belirten Karabay, ”Hastalar kendi kendilerine ilaç değişikliği yapmamalı. İlaçların azaltılması veya kesilmesi gerektiği düşünülüyorsa buna mutlaka doktor kontrolünde karar verilmeli” dedi.<br />
&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Tatilde kalp sağlığını korumak mümkün</strong></span></p>

<p>Yaz aylarında alınacak basit önlemlerin ciddi sağlık sorunlarının önüne geçebileceğini belirten Prof. Dr. Karabay, özellikle günün en sıcak saatleri olan 11.00 ile 16.00 arasında uzun süre güneş altında kalınmaması gerektiğini söyledi. Açık havada yapılacak yürüyüş ve egzersizlerin sabah erken saatlerde veya akşam serinliğinde tercih edilmesini öneren Karabay, yeterli sıvı tüketimi, hafif beslenme ve düzenli uykunun da sıcak havalarla mücadelede önemli olduğunu ifade etti.<br />
&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>YAZ AYLARINDA KALBİ KORUYACAK 5 ÖNERİ&nbsp;</strong></span></p>

<p>Prof. Dr. Can Yücel Karabay, yaz aylarında kalp sağlığını korumak için şu önerilerde bulundu:</p>

<p>• Gün boyunca düzenli su tüketin.</p>

<p>• Öğle saatlerinde uzun süre güneş altında kalmayın.</p>

<p>• Egzersizleri sabah veya akşam saatlerinde yapın.</p>

<p>• İlaçlarınızı doktor önerisi dışında değiştirmeyin.</p>

<p>• Aşırı sıcak günlerde vücudunuzu zorlayacak aktivitelerden kaçının</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 16:19:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/yaz-sicaklarinda-kalbi-koruyacak-altin-degerinde-oneriler-1782998472.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Şifa Aramaya Çalışırken Canından Oluyordu: Kulaktan Dolma Tavsiye Karaciğerini Bitirdi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/sifa-aramaya-calisirken-canindan-oluyordu-kulaktan-dolma-tavsiye-karacigerini-bitirdi-116776</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/sifa-aramaya-calisirken-canindan-oluyordu-kulaktan-dolma-tavsiye-karacigerini-bitirdi-116776</guid>
                <description><![CDATA[Kabızlık şikayetini gidermek için komşusunun tavsiyesiyle 10'dan fazla etken madde içeren bitkisel bir karışım kullanan 70 yaşındaki Medet Akhan, karaciğer yetmezliği nedeniyle organ nakli olmak zorunda kaldı. "Doğal olan zararsızdır" algısının ölümcül sonuçlar doğurabileceğini belirten uzmanlar, kulaktan dolma bilgilerle bitkisel ürün tüketilmemesi konusunda hayati uyarılarda bulunuyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul'da kabızlık şikayeti için çevresinin tavsiyesiyle kullandığı bitkisel karışım, yıllarca sağlıklı bir yaşam süren 70 yaşındaki Medet Akhan’ı karaciğer nakline kadar götürdü. Medipol Sağlık Grubu Organ Nakli Uzmanı Prof. Dr. Onur Yaprak tarafından gerçekleştirilen canlı vericili karaciğer nakliyle yeniden sağlığına kavuşan Akhan, vatandaşları uyarırken; Prof. Dr. Yaprak ise bilinçsiz kullanılan bitkisel ürünlerin ciddi riskler taşıdığına dikkat çekip, ciddi karaciğer hasarına yol açabileceği uyarısında bulundu.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KOMŞU TAVSİYESİ KARACİĞERİNİ BİTİRDİ</span></strong></p>

<p>Organ Nakli Uzmanı Prof. Dr. Yaprak, 70 yaşındaki hastanın kabızlık şikâyeti nedeniyle komşusunun tavsiyesiyle bitkisel bir karışım kullandığını belirterek, “Hastamız yaklaşık 10 farklı etken madde içeren bitkisel bir karışımı bir hafta kadar kullanıyor. Ardından sarılık geçiriyor ve karaciğer enzimleri hızla yükseliyor. Üç-dört ay boyunca sarılığı düzelmeyen hastamız, farklı merkezlerde tedavi görmesine rağmen iyileşemiyor. En son olarak karaciğer nakli için bize başvurdu. Hastamızın kızından canlı vericili karaciğer nakli gerçekleştirdik. Şu anda sağlık durumu iyi ve kontrollerine düzenli olarak geliyor” dedi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/istanbul.jpg" style="height:533px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DOĞAL OLMASI ZARARSIZ OLDUĞU ANLAMINA GELMİYOR</span></strong></p>

<p>Hastada bitkisel karışıma bağlı toksik hepatit geliştiğini ifade eden Prof. Dr. Yaprak, “Kullanılan ürünlerin içeriği ilk bakışta masum görünebilir ancak hastamızda toksik hepatit gelişiyor. Karaciğerinde hafif siroz vardı ancak tek başına bu durum nakil gerektirecek düzeyde değildi. Bitkisel karışımın oluşturduğu toksik hasar mevcut tabloyla birleşince karaciğer yetmezliği gelişti. Bu nedenle içeriği bilinmeyen ürünleri, doğal bile olsalar bilinçsiz şekilde kullanmamak gerekiyor. Özellikle birden fazla etken madde içeren karışımların vücutta nasıl etki göstereceğini öngörmek mümkün olmayabiliyor” diye konuştu.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KOMŞUMA İYİ GELDİ DİYE KULLANMAYIN</span></strong></p>

<p>Bitkisel ürünlerin kişiden kişiye farklı sonuçlar doğurabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Yaprak, “Reçeteli ilaçların güvenlik çalışmaları binlerce hasta üzerinde yapılıyor ve olası yan etkileri yakından takip ediliyor. Ancak reçetesiz satılan birçok bitkisel ürün için aynı bilimsel veriler bulunmuyor. ‘Komşuma iyi geldi, bana da iyi gelir’ düşüncesi son derece yanlış. Çünkü yan etkiyi belirleyen en önemli faktörlerden biri kişinin genetik yapısıdır. Ayrıca kullanılan bitkisel ürünler, kronik hastalıklar için alınan ilaçlarla etkileşime girerek bağışıklık sistemini tetikleyebilir ve ciddi karaciğer hasarına neden olabilir. Bu hastamız da bilinçsiz bitkisel ürün kullanımının oluşturabileceği risklerin en çarpıcı örneklerinden biri oldu” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SAĞLIKLIYDIM BİR BİTKİSEL KARIŞIM HAYATIMI DEĞİŞTİRDİ</span></strong></p>

<p>70 yaşındaki Medet Akhan, bitkisel karışımı kullanmadan önce herhangi bir sağlık sorunu yaşamadığını belirterek, “Hiçbir rahatsızlığım yoktu. Top oynayabiliyor, merdivenleri rahatlıkla çıkabiliyordum. Sadece kabızlığa bağlı gaz ve şişkinlik şikâyetim vardı. Bir yakınımın tavsiyesi üzerine bitkisel bir karışım kullanmaya başladım. Yaklaşık bir hafta kullandım, kısa bir ara verdikten sonra birkaç gün daha içmeye devam ettim. İçeriğinin bu kadar fazla bitki içerdiğini bilmiyordum. Sonradan tavsiye eden kişi de kullanmayı bıraktığını söyledi ama artık iş işten geçmişti. İlacı bıraktım ancak o beni bırakmadı” dedi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KİMSE KULAKTAN DOLMA TAVSİYELERLE BU ÜRÜNLERİ KULLANMASIN</span></strong></p>

<p>Bitkisel karışımı kullandıktan sonra halsizlik yaşamaya başladığını anlatan Akhan, “Bir anda kendimi sürekli yorgun hissetmeye başladım. Normalde oturduğum yerde uyuyan biri değilim ama koltukta uyuyakalacak kadar halsizleşmiştim. Çocuklarımı telaşlandırmamak için bir süre durumu paylaşmadım. Sonrasında Medipol’e başvurduk. Burada çok yakından ilgilendiler ve karaciğer nakli oldu. Bugün yeniden sağlığıma kavuştuğum için çok mutluyum. Benim yaşadıklarımı kimse yaşamasın. Kulaktan dolma tavsiyelerle, doğal diye bitkisel ürün kullanılmamalı. Mutlaka doktora danışılmalı” diye konuştu.</p>

<p><strong>KAYNAK: YENİ ŞAFAK&nbsp;</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 07:53:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/sifa-aramaya-calisirken-canindan-oluyordu-kulaktan-dolma-tavsiye-karacigerini-bitirdi-1782882280.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya Sınırlarında Nefes Kesen Afet Senaryosu Gerçeği Aratmadı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatya-sinirlarinda-nefes-kesen-afet-senaryosu-gercegi-aratmadi-116775</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatya-sinirlarinda-nefes-kesen-afet-senaryosu-gercegi-aratmadi-116775</guid>
                <description><![CDATA[Malatya’da UMKE personeline yönelik düzenlenen medikal kurtarma eğitim programı, gerçeğini aratmayan geniş kapsamlı bir tatbikatla tamamlandı. Destek kurumların da katıldığı sahada ekipler, afet ve acil durumlara müdahale kabiliyetlerini test etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’da afet ve acil durumlarda görev alan personelin bilgi ve becerilerini en üst seviyeye çıkarmak amacıyla önemli bir adım atıldı. Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanan 2026 Yılı Faaliyet Planı kapsamında kentte Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) personeline yönelik planlanan eğitim programı başarıyla tamamlandı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">YİRMİ BİR KATILIMCIYA ZORLU EĞİTİM</span></strong></p>

<p>Gerçekleştirilen program kapsamında, toplam 21 katılımcının yer aldığı UMKE Temel Eğitimi ile UMKE Medikal Kurtarma ve Uygulamaları Eğitimi düzenlendi. Olası afet durumlarında personelin yetkinliğini geliştirmeyi amaçlayan eğitimlerde, yoğun teorik bilgilerin yanı sıra sahada doğrudan karşılaşılabilecek zorlu olaylara yönelik uygulamalı çalışmalar üzerinde de duruldu.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202606301929-img-0272.jpeg" style="height:463px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SAHADA GERÇEĞİNİ ARATMAYAN TATBİKAT</span></strong></p>

<p>Eğitim programının son gününde ise çeşitli destek kurumların aktif katılımıyla adeta nefes kesen ve gerçeği aratmayan bir tatbikat icra edildi. Önceden titizlikle hazırlanan senaryolar doğrultusunda hareket eden kurtarma ekipleri; yaralılara hızlı ulaşma, olay yeri yönetimi, medikal müdahale ve tahliye süreçlerini uygulamalı olarak başarıyla yerine getirdi. Yapılan bu sahada inceleme ve uygulama sayesinde katılımcıların acil durumlara müdahale kabiliyetleri pekiştirildi.</p>

<p>Yetkililer, her an afetlere hazırlıklı olmanın taşıdığı hayati öneme dikkat çekerek, benzer eğitim ve tatbikat çalışmalarının belirli aralıklarla sürdürüleceğini ifade etti.</p>

<p>Eğitim ve tatbikat sürecine sağladıkları koordinasyon ve verdikleri büyük katkılar dolayısıyla; AFAD İl Müdürlüğü, Malatya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı, Battalgazi Belediyesi, Battalgazi İlçe Emniyet Müdürlüğü ile Malatya Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü’ne teşekkür edildi.</p>

<p><br />
<img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202606301929-img-0271.jpeg" style="height:450px; width:800px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 20:15:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/malatya-sinirlarinda-nefes-kesen-afet-senaryosu-gercegi-aratmadi-1782839968.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yaz Tatilinde Oyalansın Diye Verilen Ekranlar Çocuklar İçin Tehlikeli Birer Alışkanlığa Dönüşüyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/yaz-tatilinde-oyalansin-diye-verilen-ekranlar-cocuklar-icin-tehlikeli-birer-aliskanliga-donusuyor-116765</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/yaz-tatilinde-oyalansin-diye-verilen-ekranlar-cocuklar-icin-tehlikeli-birer-aliskanliga-donusuyor-116765</guid>
                <description><![CDATA[Klinik Psikolog İsmail Anıl Usta, yaz tatiliyle birlikte çocuklarda sınırları kaybolan ekran kullanımının tehlikeli alışkanlıklara dönüştüğünü belirterek, ucu açık ve sınırsız teknoloji kullanımına karşı ailelerin uygulayabileceği altın önerileri paylaştı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Çocukların dijital bir dünyanın içine doğduğunu ve ekranları tamamen yasaklamanın ne gerçekçi ne de sağlıklı bir yaklaşım olduğunu belirten Klinik Psikolog İsmail Anıl Usta, asıl meselenin sınırların kaybolması olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Okul dönemindeki düzenin tatille birlikte ortadan kalktığını ifade eden Usta; çalışan ebeveynlerin çocuklarıyla gün boyu ilgilenememesi, sıcak havalar nedeniyle dışarı çıkma imkanlarının kısıtlanması ve dijital içeriklerin kolay erişilebilir olmasının bu süreci hızlandırdığını belirtiyor. İlk başta "oyalansın" düşüncesiyle verilen ekranlar, kısa sürede tehlikeli birer alışkanlığa dönüşebiliyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SORUN TEKNOLOJİ DEĞİL, KONTROLSÜZ BÜYÜME</span></strong></p>

<p>Teknolojinin çocukların yaşamındaki rolüne değinen Klinik Psikolog İsmail Anıl Usta, sorunun kaynağını şu sözlerle özetliyor:</p>

<p>"Sorun teknoloji değil; teknolojinin çocuğun hayatındaki yerinin kontrolsüz şekilde büyümesidir. Ekran, öğrenmeyi destekleyen bir araç da olabilir, zamanı tüketen bir alışkanlık da... Belirleyici olan çocuğun ekran karşısında ne yaptığı, ne kadar süre geçirdiği ve bunun günlük yaşamını nasıl etkilediğidir".</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KONTROLSÜZ EKRAN KULLANIMININ GİZLİ TEHLİKELERİ</span></strong></p>

<p>Saatler süren amaçsız ekran kullanımının çocuklar ve gençler üzerinde bıraktığı olumsuz etkiler sadece zaman kaybıyla sınırlı kalmıyor:</p>

<p>Fiziksel Sağlık Sorunları: Hareketsizliğe bağlı olarak kilo artışı, duruş bozuklukları, kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları ve ciddi göz yorgunlukları baş gösteriyor.</p>

<p>Uyku Düzeninin Bozulması: Özellikle gece geç saatlerde kullanılan telefon ve tabletler uykuya geçişi zorlaştırarak çocukların hem ruh halini hem de zihinsel performansını baltalıyor.</p>

<p>Kısalan Dikkat Süreleri: Sürekli değişen dijital uyarılara maruz kalan çocuklarda dikkat dağınıklığı, sabırsızlık ve sıkılmaya karşı düşük tolerans gelişiyor. Bu durum, gerçek hayatın doğal temposuna uyum sağlamalarını (kitap okuma, odaklanma vb.) zorlaştırıyor.</p>

<p>Özgüven Kaybı ve Kıyas Kültürü: Özellikle ergenlik döneminde sosyal medya kullanımı, gençlerin kendilerini başkalarının hayatlarıyla kıyaslamasına yol açarak yetersizlik duygusunu tetikliyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">EKRANI FAYDALI HALE GETİRMEK MÜMKÜN</span></strong></p>

<p>Teknolojinin doğru kullanıldığında bir gelişim aracına dönüşebileceğini hatırlatan Klinik Psikolog İsmail Anıl Usta, kaliteli içerik tüketiminin önemine değiniyor. Eğitici içerikler, yabancı dil uygulamaları, yaratıcı oyunlar ve çevrim içi eğitimlerin çocukların gelişimine katkı sunabileceğini belirten Usta, amaçsızca saatler harcamak ile nitelikli kullanımın aynı kefeye konulmaması gerektiğini ifade ediyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SAĞLIKLI EKRAN KULLANIMI İÇİN AİLELERE ALTIN ÖNERİLER</span></strong></p>

<p>Klinik Psikolog İsmail Anıl Usta, ailelerin çocuklarıyla birlikte uygulayabileceği pratik çözüm yollarını şu şekilde sıralıyor:</p>

<p>Günlük ekran süresi ebeveyn tarafından tek taraflı dikte edilmemeli, çocukla birlikte konuşularak belirlenmelidir.</p>

<p>Ebeveynlerin rol model olduğu unutulmamalı; evde birlikte geçirilen zaman dilimlerinde yetişkinler de kendi teknoloji kullanımını kısıtlamalıdır.</p>

<p>Teknoloji tamamen yasaklanmamalı ancak ucu açık ve sınırsız da bırakılmamalıdır.</p>

<p>Spor, sinema, sanat aktiviteleri ve kitap okuma eylemleri günlük rutinin birer parçası haline getirilmelidir.</p>

<p>Yemek saatlerinde ve aile içi sohbetlerde tüm telefonlar masadan uzaklaştırılmalıdır.</p>

<p>Kaliteli bir uyku için yatmadan en az 1 saat önce telefon, tablet ve bilgisayar kullanımı tamamen sonlandırılmalıdır.</p>

<p>Dijital dünya ile gerçek yaşam arasında kurulacak dengenin kalıcı bir beceri olduğunu aktaran Usta, sözlerini şu şekilde tamamlıyor:</p>

<p>"Yaz tatili; arkadaşlıkların, açık havada oynanan oyunların, aileyle geçirilen zamanın ve gerçek yaşam deneyimlerinin öne çıktığı bir dönem olmalıdır. Çocuklara dijital dünya ile gerçek yaşam arasında sağlıklı bir denge kurmayı öğretebilirsek, bu yalnızca yaz tatili için değil, yaşam boyu sürdürecekleri önemli bir beceri olacaktır".<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 14:06:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/yaz-tatilinde-oyalansin-diye-verilen-ekranlar-cocuklar-icin-tehlikeli-birer-aliskanliga-donusuyor-1782817784.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Doçent Doktor Burcu Polat Unutkanlığın Nedenini Ortaya Çıkaracak Dört Kritik Soruyu Paylaştı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/docent-doktor-burcu-polat-unutkanligin-nedenini-ortaya-cikaracak-dort-kritik-soruyu-paylasti-116764</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/docent-doktor-burcu-polat-unutkanligin-nedenini-ortaya-cikaracak-dort-kritik-soruyu-paylasti-116764</guid>
                <description><![CDATA[Doç. Dr. Burcu Polat, unutkanlığın sadece Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıklardan kaynaklanmadığını, ruhsal yorgunluk ve depresyon gibi psikiyatrik nedenlerle de ortaya çıkabileceğini belirterek doğru teşhis için rehber niteliğinde bilgiler paylaştı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Unutkanlığın, Alzheimer gibi nörodejeneratif (beyin hücrelerinin yıpranmasına bağlı) hastalıkların yanı sıra psikiyatrik sorunların da ortak bir belirtisi olabileceğini ifade eden Doç. Dr. Burcu Polat, iki tür arasındaki klinik farkları özetledi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">NÖROLOJİK UNUTKANLIK (BEYİN HÜCRELERİNİN YIPRANMASI)</span></strong></p>

<p>Doç. Dr. Burcu Polat'ın açıklamalarına göre nörolojik unutkanlık, genellikle yavaş ve sinsi bir şekilde başlayarak zamanla istikrarlı bir şekilde ilerleme gösteriyor. Bu tablonun ilk etabında hasta yakın zamanda yaşananları unutuyor ancak unuttuğunu fark etmeyebiliyor veya önemsemiyor. Zamanla dil kullanımı, yön bulma yeteneği ve yürütücü işlevler gibi diğer zihinsel alanlar da sürece dahil oluyor. Nörolojik muayenelerde yürüme bozukluğu veya güç kaybı gibi ek fiziksel bulgular tabloya eşlik edebilirken, yapılan nöropsikolojik testlerde gerçek bir öğrenme ya da hatırlama sorunu olduğu için hastaya ipucu verilse bile performansı düzelmiyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">PSİKİYATRİK UNUTKANLIK (RUHSAL YORGUNLUK VE ÜZÜNTÜ)</span></strong></p>

<p>Psikiyatrik unutkanlık ise genellikle yakın bir zamanda, daha ani bir şekilde ortaya çıkıyor. İlgisizlik, uyku ve iştah değişiklikleri, keyifsizlik ve isteksizlik gibi duygudurum bozuklukları ile eş zamanlı görülen bu durumda kişi, unutkanlığından yoğun bir şekilde şikayetçidir ve bu durumu çok fazla önemser. Depresif bireyler, zihinsel performanslarını gerçekte olduğundan daha kötü tanımlama eğilimindedir. Gerçek bir bellek depolama probleminden ziyade, dikkat ve konsantrasyon bozukluğunun ön planda olduğu bu grupta, testlerde veya günlük yaşamda ipucu ya da hatırlatma verildiğinde kişinin performansı belirgin şekilde düzeliyor. Altta yatan duygudurum bozukluğu tedavi edildiğinde, bilişsel şikayetler de genellikle ortadan kalkıyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">NEDENİNİ BELİRLEYECEK 4 KRİTİK SORU</span></strong></p>

<p>Doç. Dr. Burcu Polat, ailelerin ve bireylerin doğru desteği alabilmesi için kendilerine ya da yakınlarına sorması gereken rehber soruları şu şekilde sıralıyor:</p>

<p>Şikayet kimden geliyor? Psikiyatrik durumlarda kişinin kendisi unutkanlığından yoğun şekilde yakınırken; nörolojik tablolarda kişi durumun farkında olmayabilir, şikayet genellikle çevresindeki yakınlarından gelir.</p>

<p>İpucu verilince hatırlıyor mu? Unutulan bir konu hatırlatılınca veya ipucu verilince kişinin aklına geliyorsa bu psikiyatrik; ipucuna rağmen hiç hatırlamıyorsa nörolojik bir duruma işaret edebilir.</p>

<p>Eşlik eden ruhsal bulgular var mı? Unutkanlığın yanında keyifsizlik, isteksizlik, uyku veya iştah sorunları gibi duygudurum değişiklikleri yaşanıyor mu?</p>

<p>Zaman içindeki gidişat nasıl? Durum zamanla istikrarlı bir şekilde kötüye mi gidiyor (nörolojik), yoksa kişinin ruh haline göre dalgalı bir seyir mi izliyor (psikiyatrik)?</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DOĞRU DEĞERLENDİRME HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR</span></strong></p>

<p>Her unutkanlığın aynı anlama gelmediğini ve ailelerin hemen panik yapmaması gerektiğini belirten Doç. Dr. Burcu Polat, sözlerini şu şekilde tamamladı:</p>

<p>"Beyin hastalıklarına bağlı unutkanlık ilerleyici bir bilişsel bozulma ile seyrederken, psikiyatrik nedenli unutkanlıklar dikkat süreçlerinin bozulmasına bağlı ortaya çıkan ve çoğu zaman geçici olan şikayetlerdir. İkisini doğru ayırt etmek, hastaya uygun tedavi ve doğru desteği sağlamak açısından kritik bir rol oynamaktadır."</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 13:47:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/docent-doktor-burcu-polat-unutkanligin-nedenini-ortaya-cikaracak-dort-kritik-soruyu-paylasti-1782816758.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yaz Aylarında Çocukları Tehdit Eden Gizli Tehlike: İshal Sürecinde İlk 24 Saate Dikkat</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/yaz-aylarinda-cocuklari-tehdit-eden-gizli-tehlike-ishal-surecinde-ilk-24-saate-dikkat-116740</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/yaz-aylarinda-cocuklari-tehdit-eden-gizli-tehlike-ishal-surecinde-ilk-24-saate-dikkat-116740</guid>
                <description><![CDATA[Yaz aylarında sıcaklık ve nemin artmasıyla birlikte çocuklarda görülen yaz ishalleri vakalarında ciddi artış yaşanıyor. Uzmanlar, ishal sürecinde sadece suyun değil, sodyum ve potasyum gibi hayati minerallerin de kaybedildiğini belirterek, özellikle ilk 24 saatteki sıvı takviyesinin ve doğru beslenmenin önemine dikkat çekiyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sıcaklık ve nemin artmasıyla birlikte mikropların hızla çoğalması, çocuklarda yaz ishalini tetikleyen en büyük faktörlerin başında geliyor. Genellikle kirli su veya bozulmuş gıdaların tüketimiyle bulaşan bu bağırsak enfeksiyonu, ani başlayan karın ağrısı, kramplar ve sulu dışkılamayla kendini gösteriyor. Belirtilerin şiddeti ise enfeksiyona neden olan mikroorganizmaya ve çocuğun yaşına göre değişiklik gösterebiliyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">"ACİL MÜDAHALE GEREKTİREN TABLOLARA YOL AÇABİLMEKTEDİR"</span></strong></p>

<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Berrin Arslan, ishal sürecinde yalnızca su değil, vücudun sağlıklı çalışmasında kilit rol oynayan sodyum ve potasyum gibi minerallerin de kaybedildiğini belirterek şu uyarıda bulunuyor:&nbsp;"Dolayısıyla, özellikle küçük çocuklarda gelişen ciddi sıvı kaybı kısa sürede organ fonksiyonlarının bozulmasına ve acil müdahale gerektiren tablolara yol açabilmektedir. Bu nedenle, çocuklarda ishal tablosunda sıvı kaybının yakından takip ve takviye edilmesi hayati önem taşımaktadır."</p>

<p>Hastalığın ilk ve en yaygın belirtisinin normalden daha sık ve sulu dışkılama olduğunu söyleyen Dr. Berrin Arslan, "Buna mide bulantısı, kusma, halsizlik, iştahsızlık ve zaman zaman ateş de eşlik edebilmektedir. Özellikle enfeksiyona bağlı gelişen tablolarda genel bir kırgınlık hissi de oluşabilmektedir" diyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">EN SIK KİRLİ SU VE GIDALAR YOLUYLA BULAŞIYOR</span></strong></p>

<p>Yaz ishallerinin yaklaşık yüzde 90’ından virüs, bakteri ve parazit gibi mikrobik etmenler sorumlu oluyor. Özellikle E. coli, rotavirüs, norovirüs, salmonella ve shigella gibi mikroorganizmalar yaz aylarında enfeksiyona daha sık neden olabiliyor.</p>

<p>Dr. Berrin Arslan, yaz ishalinin genellikle kirli su ve gıdalarla bulaşan bakteri ve virüslerden kaynaklandığını belirterek, "Sıcakta uzun süre bekleyen et, tavuk, yumurta ve süt ürünleri gibi gıdalar, iyi klorlanmamış havuz suları, kirli içme suları ve yeterince yıkanmamış meyve ile sebzeler ishal riskini artırmaktadır. Ayrıca, yaz aylarında aşırı miktarda tüketilen bazı meyveler, içeriklerindeki yüksek fruktoz nedeniyle, özellikle çocuklarda ishale yol açabilmektedir. Bu nedenle yaz döneminde gıda ve su hijyenine dikkat etmek son derece önemlidir" bilgilerini veriyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">İLK 24 SAAT KRİTİK ÖNEM TAŞIYOR</span></strong></p>

<p>İshalin ilk 24 saati, vücudun sıvıyı en hızlı kaybettiği dönem olması nedeniyle kritik önem taşıyor. Tedavide temel amaç, ishal sırasında kaybedilen sıvı ve minerallerin yerine konularak vücudun susuz kalmasını önlemek olarak belirtiliyor. Tedavide ilk 24 saatin kritik bir öneme sahip olduğunu belirten Dr. Berrin Arslan, şu ifadeleri kullanıyor: "Erken tanı ve tedavi ishalin yol açabileceği ciddi sıvı kaybını önlemesi açısından büyük önem taşımaktadır. İshalin ilk dönemlerinde yeterli sıvı alımı ve uygun beslenme desteğiyle hastalık çoğu zaman kolayca kontrol altına alınabilmektedir."</p>

<p>İdrar miktarının takip edilerek olası sıvı kaybı belirtilerinin mutlaka izlenmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Berrin Arslan, sözlerine şöyle devam ediyor:&nbsp;"İlk 24 saat içinde sık aralıklarla su, ayran veya hekim önerisine uygun sıvılar verilmesi, anne sütü alan bebeklerin daha sık emzirilmesi ve çocuğun yaşına uygun hafif beslenmenin sürdürülmesi çok önemlidir. Beslenmede muz, yoğurt, pirinç ve haşlanmış patates gibi sindirimi kolay gıdalar tercih edilmektedir. Bazı durumlarda hekim önerisiyle probiyotik veya çinko desteği verilebilir."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DOKTORA DANIŞMADAN ASLA</span></strong></p>

<p>Bu dönemde şekerli ve gazlı içeceklerin, yağlı ve ağır gıdaların belirtileri artırabileceği için tercih edilmemesi gerektiğini aktaran Dr. Berrin Arslan, "Çocuğu aç bırakmak da doğru bir yaklaşım değildir; az ve sık öğünlerle beslenmenin sürdürülmesi gerekir" diyor. Dr. Berrin Arslan, bunların yanı sıra doktora danışmadan ishal kesici ilaç veya antibiyotiklerin asla kullanılmaması gerektiğini vurgulayarak, aksi halde hastalığın seyrinin gizlenebileceğini, altta yatan enfeksiyonun ilerleyebileceğini ve sıvı kaybının fark edilmeden ağırlaşabileceğini aktarıyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">YAZ İSHALİNDEN KORUMAK İÇİN 12 ÖNEMLİ ÖNERİ</span></strong></p>

<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Berrin Arslan, çocuklarda yaz ishaline karşı alınması gereken önlemleri şöyle sıralıyor:</p>

<p>Çocuğunuza düzenli olarak el yıkama alışkanlığını kazandırın.</p>

<p>Güvenilir içme suyu kullanın, güneş altında uzun süre beklemiş olan sulardan kaçının.</p>

<p>Meyve ve sebzeleri iyice yıkayın.</p>

<p>Pişmiş yiyecekleri uzun süre oda sıcaklığında bekletmeyin, uygun koşullarda saklayın.</p>

<p>Bebek mamalarını her öğünde taze hazırlayın.</p>

<p>Biberonlerin ve emziklerin temizliğine dikkat edin.</p>

<p>Hijyeninden emin olmadığınız havuzları kullanmayın.</p>

<p>Havuzdan veya denizden çıktıktan sonra mutlaka duş almasını sağlayın.</p>

<p>Havuz suyunu yutmaması konusunda bilinçlendirin.</p>

<p>Özellikle açıkta satılan ve uygun koşullarda muhafaza edilmeyen yiyeceklerden kaçının.</p>

<p>Çözülmüş gıdaları yeniden dondurmayın.</p>

<p>Evde ishal geçiren biri varsa havlu, bardak ve çatal gibi kişisel eşyalarını ortak kullanmayın.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 15:22:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/yaz-aylarinda-cocuklari-tehdit-eden-gizli-tehlike-ishal-surecinde-ilk-24-saate-dikkat-1782735938.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sıcak Havalarda Bu Hata Omurganıza Zarar Verebilir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/sicak-havalarda-bu-hata-omurganiza-zarar-verebilir-116719</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/sicak-havalarda-bu-hata-omurganiza-zarar-verebilir-116719</guid>
                <description><![CDATA[Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Ahmet İnanır, sıcak havaların omurga sağlığını olumsuz etkileyebileceği konusunda uyardı. Kas gevşemesi, susuzluk, aşırı fiziksel aktivite ve yanlış hareketlerin omurga sorunlarına yol açabileceğini belirten İnanır, yaz aylarında alınması gereken önlemleri sıraladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Ahmet İnanır, yaz aylarında artan sıcaklıkların omurga sağlığı üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini belirterek önemli uyarılarda bulundu.</p>

<p>İnanır, sıcak havaların kas gevşemesi, susuzluk ve aşırı fiziksel aktivite nedeniyle bel ve boyun bölgesinde yaralanma riskini artırabileceğini ifade etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KAS GEVŞEMESİ VE SUSUZLUK RİSKİ ARTIRIYOR</span></strong></p>

<p>Doç. Dr. Ahmet İnanır'a göre sıcak hava nedeniyle kasların gevşemesi, omurgayı destekleyen kasların zayıflamasına neden olabiliyor.&nbsp;Ayrıca yeterli sıvı tüketilmemesi sonucu oluşan dehidrasyonun kas kramplarına ve omurga üzerinde baskının artmasına yol açarak bel ve sırt ağrılarını tetikleyebileceği belirtildi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">AŞIRI AKTİVİTE VE YANLIŞ DURUŞA DİKKAT</span></strong></p>

<p>Yaz aylarında artan açık hava etkinlikleri ve yoğun egzersizlerin omurgayı zorlayabileceğini ifade eden İnanır, uzun süreli fiziksel aktivitelerin bel ve sırt bölgesinde yaralanma riskini artırabileceğini söyledi.&nbsp;Uzun süre yanlış oturma pozisyonunda kalmanın da omurganın doğal yapısını bozarak ağrılara neden olabileceğine dikkat çekildi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">YAZ AYLARI İÇİN ÖNEMLİ ÖNERİLER</span></strong></p>

<p>Uzman, omurga sağlığını korumak için gün içerisinde yeterli su tüketilmesini, fiziksel aktivitelerin dengeli yapılmasını, doğru oturma pozisyonuna dikkat edilmesini ve düzenli esneme egzersizlerinin ihmal edilmemesini önerdi.&nbsp;Ayrıca güneşten korunmanın ve açık alanda uzun süre kalınacaksa güneş kremi kullanılmasının da önem taşıdığı belirtildi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SIĞ SUYA ATLAMAK CİDDİ YARALANMALARA NEDEN OLABİLİR</span></strong></p>

<p>Doç. Dr. Ahmet İnanır, yaz aylarında serinlemek amacıyla yapılan dikkatsiz suya atlayışların ciddi omurga yaralanmalarına yol açabileceğini vurguladı.</p>

<p>İnanır şu uyarıda bulundu: "Atlama yapmadan önce suyun derinliğini kontrol etmemek kıymetli bir hata olabilir. Sığ sularda atlamak, baş ve boyun yaralanmalarına yol açabilir. Yol açabileceği yaralanmalar arasında omurga kırıkları ve çıkıkları yer alır. Yüksekten atlama, vücudu daha fazla darbeye maruz bırakır. Düşme anında omurgadaki baskı artar ve bu da yaralanma riskini yükseltir. Aniden soğuk suya girmenin de ani kas kasılmalarına ve omurga sorunlarına neden olabileceği unutulmamalıdır."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">"SAĞLIKLI BİR OMURGA, SAĞLIKLI BİR YAŞAMIN TEMELİDİR"</span></strong></p>

<p>Doç. Dr. Ahmet İnanır, yaz aylarında sağlık tedbirlerinin ihmal edilmemesi gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:&nbsp;"Sıcak hava, omurga sağlığımız üzerinde önemli etkilere sahip olabilir. Ancak, alacağımız önlemlerle bu etkileri azaltmak mümkündür. Unutmayın, sağlıklı bir omurga, sağlıklı bir yaşamın temelidir. Yaz aylarının tadını çıkarırken, sağlığınızı ön planda tutmayı ihmal etmeyin."</p>

<p><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 15:29:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/sicak-havalarda-bu-hata-omurganiza-zarar-verebilir-1782651971.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dünya Uyuşturucu Raporu Endişelendiren Gerçeği Ortaya Koydu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/dunya-uyusturucu-raporu-endiselendiren-gercegi-ortaya-koydu-116694</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/dunya-uyusturucu-raporu-endiselendiren-gercegi-ortaya-koydu-116694</guid>
                <description><![CDATA[Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi'nin 2025 Dünya Uyuşturucu Raporu, küresel uyuşturucu kullanımındaki artışı gözler önüne serdi. Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç, uyuşturucuyla mücadelede önleme çalışmalarının hayati önem taşıdığını belirterek ailelere, eğitim kurumlarına ve topluma ortak mücadele çağrısı yaptı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi’nin (UNODC) 2025 yılında yayımladığı Dünya Uyuşturucu Raporu, küresel tablonun giderek ağırlaştığını ortaya koyuyor. Rapora göre, 2023 yılı itibarıyla dünya genelinde 316 milyon kişi uyuşturucu kullanırken, bu sayı 15-64 yaş grubundaki nüfusun yaklaşık yüzde 6’sına karşılık geliyor. Son on yılda uyuşturucu kullanımı yüzde 28 artış gösterirken, uyuşturucu kullanım bozukluğu yaşayan yaklaşık 64 milyon kişinin yalnızca yüzde 8,1’i tedavi hizmetlerine erişebiliyor.</p>

<p>Ülkemizde 15 yaş üstü bireylerde uyuşturucu kullanım oranı yüzde 0,9 düzeyinde seyrediyorken, bu oran Batı Avrupa’da yüzde 7-9 bandına ulaşıyor. Bu tablo, uzun yıllardır sürdürülen koruyucu önleme çalışmalarının ve toplumsal farkındalığın önemli bir sonucu olarak değerlendiriliyor. Buna rağmen Türkiye’de uyuşturucu maddeye bağlı ölümler 2024 yılında bir önceki yıla göre %42 artarak 427’ye yükseldi. (Emniyet Genel Müdürlüğü-Türkiye Uyuşturucu Raporu) Bu ölümlerin büyük çoğunluğunda sentetik ve çoklu madde kullanımı ön plana çıkıyor. &nbsp;Veriler, Türkiye'nin uyuşturucuyla mücadelede önemli bir noktada olduğunu gösterirken, önleyici çalışmaların kesintisiz sürdürülmesinin hayati önem taşıdığını ortaya koyuyor.&nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">“AGRESİF YÖNTEMLERLE GENÇLERİ HEDEF ALIYORLAR”</span></strong></p>

<p>Bağımlılıkların her geçen gün daha agresif yöntemlerle özellikle gençleri hedef aldığına dikkat çeken Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç şunları söyledi:&nbsp;“Bugün karşı karşıya olduğumuz tablo, uyuşturucu sorununun bireysel bir mesele olmanın çok ötesine geçtiğini; aileleri, eğitim sistemini, çalışma hayatını ve toplum güvenliğini derinden etkileyen çok boyutlu bir tehdit haline geldiğini gösteriyor. Uyuşturucu ile mücadele yalnızca kolluk kuvvetlerinin değil; ailelerin, eğitim kurumlarının, sivil toplumun ve tüm toplumun ortak sorumluluğu. Bu noktada medyaya da kritik bir sorumluluk düşüyor. Uyuşturucu haberlerinde merak uyandıran, özendirici ya da kullanım yöntemlerini tarif eden bir dilden özellikle kaçınılmalı; bağımlılık bir suç ya da zayıflık olarak değil, önlenebilir ve tedavi edilebilir bir sağlık sorunu olarak ele alınmalıdır.”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">“EN GÜÇLÜ KALKANIMIZ ÖNLEME ÇALIŞMALARIDIR”</span></strong></p>

<p>Uyuşturucuyla mücadelede en etkili yöntemin önleme olduğunu vurgulayan Dinç şöyle devam etti:&nbsp;"Küresel tablo bize önemli bir gerçeği gösteriyor. Uyuşturucu kullanım bozukluğu yaşayan kişilerin yalnızca yüzde 8'i tedavi hizmetlerine ulaşabiliyor. Bu nedenle önleme çalışmaları her zamankinden daha büyük önem taşıyor. Bir gencimizin uyuşturucuya hiç başlamamasını sağlamak, başladıktan sonra tedavi etmeye çalışmaktan hem insani hem de ekonomik açıdan çok daha kıymetlidir. Türkiye'nin bugün sahip olduğu avantajı koruyabilmesi için bilimsel temelli önleme programlarına, aile eğitimlerine ve gençleri güçlendiren çalışmalara kararlılıkla devam etmeliyiz. Her çocuğumuzun ve her gencimizin bağımlılıklardan uzak, sağlıklı ve umut dolu bir geleceğe hakkı var. Bu sorumluluk hepimize aittir."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">“HER BAĞIMLILIĞIN BİR HİKÂYESİ VARDIR, HER HİKÂYENİN DE BİR UMUDU”</span></strong></p>

<p>Dinç açıklamasını umut vurgusunu öne çıkararak şöyle tamamladı:&nbsp;“Bağımlılık bir kader değildir. Doğru destekle, doğru zamanda ve bilimsel yöntemlerle insanlar hayatlarını yeniden inşa edebilir. Her bağımlılığın bir hikâyesi vardır, her hikâyenin de umudu. YEDAM çatısı altında bağımlılıklarla mücadele eden bireylere ve ailelerine ücretsiz, gizlilik ilkesiyle psikolojik ve sosyal destek sunuyor, iyileşme yolculuklarında yanlarında oluyoruz. Dünya küresel bir krizle boğuşurken Türkiye’nin bu tablonun dışında kalması mümkün ancak bunun için kararlı, sürekli ve toplumun tüm kesimlerinin katkı sunduğu bir mücade sürdürmemiz gerekiyor. 26 Haziran Uyuşturucu ile Mücadele Günü vesilesiyle, herkesi bu ortak sorumluluğun bir parçası olmaya davet ediyoruz.”</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 17:07:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/dunya-uyusturucu-raporu-endiselendiren-gercegi-ortaya-koydu-1782483359.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yaz Aylarında Kalbinizi Korumanın 9 Altın Kuralı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/yaz-aylarinda-kalbinizi-korumanin-9-altin-kurali-116645</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/yaz-aylarinda-kalbinizi-korumanin-9-altin-kurali-116645</guid>
                <description><![CDATA[Yaz mevsimiyle birlikte artan hava sıcaklıkları yalnızca günlük yaşam konforunu değil, kalp ve damar sağlığını da önemli ölçüde etkileyebiliyor. Özellikle kalp-damar hastalığı, kalp yetersizliği ve hipertansiyon gibi kronik rahatsızlıkları bulunan kişilerde sıcak havalar ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Kalp, yaz aylarında vücudun ısı dengesini koruyabilmek için daha fazla çalıştığı için bu aylarda oluşabilecek her türlü belirtinin dikkate alınması gerekiyor. Memorial Dicle Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Ferhat Işık, başta kalp hastaları olmak üzere tüm bireylerin kalp sağlığı hakkında dikkat etmesi gerekenler hakkında bilgi verdi. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Yaz aylarında kalbinizi korumak için bunlara dikkat edin!</strong></span></p>

<p>Yüksek sıcaklıklarda vücut, ısı dengesini koruyabilmek için damarları genişletir ve terleme yoluyla ısı kaybını artırmaya çalışır. Bu süreçte sıvı ve elektrolit kaybı meydana gelir. Kalp ise vücudun ihtiyaçlarını karşılayabilmek için daha fazla çalışmak zorunda kalır. Bu nedenle yaz aylarında kalbi korumak için bazı önemli kurallara dikkat edilmesi gerekir.</p>

<ol>
	<li><strong>Susamayı beklemeden su için:&nbsp;</strong>Yaz aylarında düzenli olarak su tüketilmelidir. Susama hissi beklenmemeli, günde ortalama 3 litre civarında su içilmelidir. Yetersiz sıvı alımı tansiyon düşüklüğüne, çarpıntıya ve böbrek fonksiyonlarında bozulmaya neden olabilir. Kalp yetersizliği olan hastalar ise sıvı tüketimi konusunda mutlaka doktorlarının önerilerine uymalıdır.&nbsp;</li>
	<li><strong>Güneşin en yoğun olduğu saatlerden kaçının:&nbsp;</strong>Sıcaklığın ve güneş ışınlarının en yoğun olduğu 11.00-16.00 saatleri arasında mümkün olduğunca dışarı çıkılmamalıdır. Zorunlu durumlarda gölgede kalınmalı, şapka ve şemsiye kullanılmalıdır.&nbsp;</li>
	<li><strong>Hafif ve açık renkli kıyafetler tercih edin:&nbsp;</strong>Yaz aylarında açık renkli, bol ve hafif kıyafetler tercih edilmelidir. Bu tür kıyafetler vücudun serin kalmasına yardımcı olur ve sıcaklığın kalp üzerindeki olumsuz etkilerini azaltabilir.</li>
	<li><strong>Egzersizi doğru saatlerde yapın:&nbsp;</strong>Egzersiz kalp sağlığı için önemlidir ancak sıcak havalarda sabah erken saatler veya akşam serinliği tercih edilmelidir. Aşırı efor gerektiren aktivitelerden kaçınılmalıdır.</li>
	<li><strong>Ağır Fiziksel Aktiviteleri Sınırlandırın</strong>: Sıcak havalarda ani ve yoğun egzersizler kalp krizi riskini artırabilir. Bahçe işleri, ağır yük taşıma veya uzun süreli yoğun spor aktiviteleri dikkatli planlanmalı ve mümkün olduğunca sınırlandırılmalıdır.</li>
	<li><strong>Beslenmenize dikkat edin, tuz ve kafeini sınırlayın:&nbsp;</strong>Tuz tüketiminin artması tansiyon kontrolünü zorlaştırabilir ve kalp yetersizliği hastalarında sıvı tutulmasına neden olabilir. Yaz aylarında daha hafif ve dengeli beslenme tercih edilmelidir. Alkol ve aşırı kafein tüketiminden kaçınılmalıdır. Bu içecekler sıvı kaybını artırarak çarpıntı ve ritim bozukluklarına zemin hazırlayabilir.</li>
	<li><strong>Kalbinizin verdiği sinyalleri ciddiye alın:&nbsp;</strong>Kalp-damar hastalığı bulunan kişilerde göğüs ağrısı, nefes darlığı veya efor kapasitesinde belirgin azalma ortaya çıkarsa vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Kalp yetersizliği hastalarında ani kilo artışı, bacaklarda şişlik, nefes darlığında artış veya gece nefes almakta zorlanma gibi belirtiler sıvı dengesinin bozulduğunu gösterebilir.</li>
	<li><strong>Tansiyon ilacı kullanıyorsanız düzenli ölçüm yapın:</strong>&nbsp;Artan sıcaklıklar, hipertansiyon hastalarında tansiyon değişikliklerine neden olabilir. Özellikle tansiyon ilacı kullanan hastaların düzenli ölçüm yapmaları ve olağan dışı değerlerde doktorlarına danışmaları önemlidir. Kalp ilaçları hekim önerisi olmadan kesinlikle bırakılmamalı veya dozları değiştirilmemelidir.</li>
	<li><strong>Sağlıklı olsanız da sıcak havanın verdiği sinyalleri dikkate alın:</strong>&nbsp;Unutulmamalıdır ki yaz sıcakları, sağlıklı bireylerde bile kalp üzerinde ek yük oluşturabilir. Özellikle ileri yaşta olanlar ve kalp-damar hastalığı bulunan kişiler, basit görünen önlemlerle ciddi sağlık sorunlarının önüne geçebilir. Kalp sağlığını korumanın en etkili yolu, sıcak havalarda vücudun verdiği sinyalleri dikkate almak ve hekim önerilerine uygun hareket etmektir.</li>
</ol>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 17:19:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/yaz-aylarinda-kalbinizi-korumanin-9-altin-kurali-1782310845.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>40 Yaş Üstü Her 2 Kişiden 1’inin Ortak Sorunu Bel Fıtığı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/40-yas-ustu-her-2-kisiden-1inin-ortak-sorunu-bel-fitigi-116639</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/40-yas-ustu-her-2-kisiden-1inin-ortak-sorunu-bel-fitigi-116639</guid>
                <description><![CDATA[Araştırmalar, ağrının var olup olmadığına bakılmaksızın toplumun genel popülasyonunda yapılan MR görüntülemelerin sonucunda 40 yaşın üzerindeki her 2 kişiden 1’inin bel fıtığı hastası olduğunu ortaya koyuyor. Omurlar arasındaki disklerin bozulmasıyla oluşan bel fıtığı genellikle bel ve bacak ağrısı, bacaklarda uyuşma, karıncalanma ve kas güçsüzlüğüyle kendini gösteriyor. Hastalığın en fazla görülen belirtilerinden biri ise “siyatik” olarak nitelendirilen, belden bacağa doğru yayılan ağrılar.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Necati Tatarlı, hastalığın oluşumunda birçok farklı nedenin olduğunu söylüyor: “Ağır eşyaların kaldırılması, bilinçsiz yapılan sporlar, bilgisayar başındaki kişilerde uzun süre aynı pozisyonda oturma veya yanlış oturma pozisyonu, obezite, yaşlılık ve sigara tüketimi gibi etkenler hastalığın oluşumunda en sık karşılaştığımız nedenler. Özellikle bahar ve yaz aylarında kişilerin kilo verme istekleriyle bilinçsiz bir şekilde spora yönelmeleri de bel fıtığına davetiye çıkarıyor.”</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Belirtileri Göz Ardı Etmeyin!</strong></span></p>

<p>Prof. Dr. Necati Tatarlı, hastalığın en yaygın görülen belirtileriyle ilgili bazı önemli noktaları vurguluyor: “En fazla görülen belirtiler, bel ağrısı ve belden bacağa doğru uyuşma ve ağrıdır. Kaslarda güçsüzlük, eğilme veya dikilme gibi bel hareketlerinde zorlanma veya ağrı, uzun süre oturduktan veya ayakta kaldıktan sonra yaşanan ağrılar da sık sık karşımıza çıkıyor. Bu tip belirtileri gösteren hastaların en kısa zamanda, bu alanda uzman bir doktora muayene olması gerekir. Bel fıtığı teşhisi için ilk adımda nörolojik muayene çok önemli. Nörolojik muayenenin ardından doktor gerekli görürse, röntgen, bilgisayarlı tomografi, MR, miyelogram ve elektromiyogram (EMG) gibi ileri tetkikler isteyebilir.”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">Bel Fıtığı Nasıl Tedavi Edilir? Cerrahi Seçenek Hangi Hastalar İçin Uygun?</span></strong></p>

<p>Bel fıtığı teşhisi konulan hastaların istirahat, ağrı kesiciler ve fizik tedavi yöntemleriyle şikâyetlerinin azaldığı görülmektedir. Bu tedavilere rağmen düzelme gerçekleşmeyen, yaşam kalitesi düşen, iş ve güç kaybı riskiyle karşı karşıya kalan, mesane ve bağırsak kontrolünde sorun yaşayan, bacaklarında veya ayaklarında güç kaybı olan hastaların tedavisinde cerrahi müdahale gereklidir. Cerrahi tedavi sonrasında hastalık tamamen geçer. Ancak tedavi edilen kişi ağır yük kaldırırsa hastalığın tekrarlama oranı yüzde 25’tir. Pilates, düz yolda yürüyüş ve yüzme bel sağlığını destekleyen sporlardır.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">Tedavi Edilmezse Kaslarda Felce Neden Olabilir</span></strong></p>

<p>Bel fıtığı, tedavi edilmediğinde felce dahi neden olabilen bir hastalık. İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Necati Tatarlı, tedavi edilmemesi durumunda hastalığın ilerleyen süreçleri hakkında şunları söyledi; “Bel fıtığı tedavi edilmediğinde kronik ve şiddetli ağrılara nede olur ki, bu durum hastanın yaşam kalitesini ciddi şekilde etkiler, kalıcı uyuşma ve hissizlik ile sinirlerin kontrol ettiği kaslarda felç ihtimali doğabilir. Dolayısıyla bu belirtileri gösteren kişilerin en kısa sürede doktora başvurmaları ve doktorun talimatlarına harfiyen uymaları gerekir.”</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 15:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/40-yas-ustu-her-2-kisiden-1inin-ortak-sorunu-bel-fitigi-1782302489.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hastaneye Gitme Devri Kapanıyor! Kronik Hastalar İçin Evde Kesintisiz Sağlık Dönemi Sunuluyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/hastaneye-gitme-devri-kapaniyor-kronik-hastalar-icin-evde-kesintisiz-saglik-donemi-sunuluyor-116623</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/hastaneye-gitme-devri-kapaniyor-kronik-hastalar-icin-evde-kesintisiz-saglik-donemi-sunuluyor-116623</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, yayımlanan yeni yönetmelikle evde sağlık hizmetlerinde devrim niteliğinde bir dönemin başladığını duyurdu. Yeni düzenlemeyle birlikte evde sağlık ve palyatif bakım hizmetleri tek çatı altında birleştirilirken; kronik hastalara yönelik tetkik, rapor yenileme ve tıbbi girişimsel işlemler artık ev ortamında kesintisiz olarak sunulacak.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Evde Sağlık ve Palyatif Bakım Hizmetlerinin Sunumu ve Koordinasyonuna İlişkin Yönetmelik” ile evde sağlık hizmetlerinde yeni bir dönemin başladığını açıkladı. Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda sağlık altyapısını güçlendirmeye devam ettiklerini belirten Memişoğlu, göreve geldikleri günden bu yana sağlık alanında 133 mevzuat düzenlemesini hayata geçirdiklerini ifade etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">EVDE SAĞLIK VE PALYATİF BAKIM TEK ÇATI ALTINDA ENTEGRE EDİLDİ</span></strong></p>

<p>Yeni yönetmelikle evde sağlık ve palyatif bakım hizmetlerinin tek çatı altında entegre edildiğini vurgulayan Memişoğlu, böylece tıbbi bakımda bütüncül bir modelin uygulanacağını söyledi. Yönetmelik kapsamında sağlık tesislerinde tedavi planı oluşturulan ve ilk uygulaması gerçekleştirilen hastaların, hekim onayı doğrultusunda ev ortamında da sağlık hizmeti alabileceğini belirten Memişoğlu, sonda uygulamaları ve çeşitli girişimsel işlemlerin de uygun hastalar için evde sürdürülebileceğini kaydetti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">RAPOR YENİLEME VE İLAÇ HİZMETLERİ EVDE KESİNTİSİZ SUNULACAK</span></strong></p>

<p>Kardiyovasküler, nörolojik, ileri evre kronik veya nadir hastalıklara sahip vatandaşların yara ve yanık bakımı, tetkik işlemleri, reçete düzenlenmesi ile ilaç, mama ve bez raporlarının yenilenmesi gibi hizmetlerden evlerinde kesintisiz şekilde yararlanabileceğini ifade eden Memişoğlu, vatandaşların sağlık hizmetlerine erişiminin daha da kolaylaşacağını dile getirdi. Başvuru süreçlerinde de yeni kolaylıklar getirildiğini belirten Memişoğlu, Evde Sağlık Hizmetleri İletişim Merkezi (ESHİM) üzerinden yapılan başvuruların eş zamanlı olarak ilgili koordinasyon merkezleri ve aile hekimlerine iletileceğini söyledi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DİJİTAL ENTEGRASYON İLE SÜREÇLER HIZLANACAK</span></strong></p>

<p>Yeni düzenleme kapsamında kurulacak koordinasyon birimleri ve dijital entegrasyon sistemleri sayesinde sevk, kabul ve taburculuk süreçlerinin daha hızlı ve planlı yürütüleceğini vurgulayan Memişoğlu, “Evde Sağlık ve Palyatif Bakım Hizmetlerinin Sunumu ve Koordinasyonuna İlişkin Yönetmelik’in ülkemize, aziz milletimize ve sağlık camiamıza hayırlı olmasını diliyorum” ifadelerini kullandu.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 18:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/hastaneye-gitme-devri-kapaniyor-kronik-hastalar-icin-evde-kesintisiz-saglik-donemi-sunuluyor-1782227131.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ağrı Kesiciler Mide Ülserine Kadar Varabilen Sorunlara Yol Açabiliyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/agri-kesiciler-mide-ulserine-kadar-varabilen-sorunlara-yol-acabiliyor-116622</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/agri-kesiciler-mide-ulserine-kadar-varabilen-sorunlara-yol-acabiliyor-116622</guid>
                <description><![CDATA[Ağrı kesicilerin gereğinden fazla kullanılmasının mide ülserine yol açabileceğini söyleyen Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Nurettin Coşkun, “Ağrı kesiciler zaman zaman gereğinden fazla kullanılabiliyor. Her ağrı hissedildiğinde ağrı kesici alınması, mide tahrişine ve hatta mide ülserine kadar varabilen sorunlara yol açabiliyor” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>Gastrit ve reflüde beslenme düzeninin önemine dikkat çeken Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Nurettin Coşkun, “Beslenme konusunda dikkat edilmesi gereken noktalar vardır. Az sayıda öğünle mideyi aşırı doldurmak yerine daha sık ve daha küçük porsiyonlarla beslenmek semptomların azalmasına yardımcı olabilir. Toplumda sık yapılan hatalardan biri de geç saatlerde yemek yemektir. Yatmadan en az 3-4 saat önce yemek yemeyi bırakmak gerekir” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">‘İKİ HASTALIKTA BELİRTİLER FARKLIDIR’</span></strong></p>

<p>Gastrit ve reflünün birbirinden farklı hastalıklar olduğunu söyleyen Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Nurettin Coşkun, “Gastrit ve reflü birbirinden farklı hastalıklardır. Reflünün asıl adı gastroözofageal reflüdür. Gastrit, mide mukozasının iltihaplanmasına verdiğimiz isimdir. Yani mide mukozası patolojik olarak iltihaplanır ve bunun teşhisini endoskopik olarak koyarız. Reflü ise mide içeriğinin, asidin ya da yiyeceklerin yemek borusuna geri kaçması sonucu ortaya çıkan şikayetlere verilen isimdir” dedi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">‘BESLENME VE YAŞAM TARZI ÖNEMLİ ROL OYNUYOR’</span></strong></p>

<p>Gastrit ve reflünün genellikle yaşam tarzı ve beslenme hatalarıyla ilişkili olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Coşkun, “İkisi arasındaki farklara baktığımızda; gastritte daha çok mide yanması ve mide ağrısı gibi şikayetler görürüz. Reflüde ise hasta, daha üst bölgede, yemek borusunda ve göğüs bölgesinde yanma hisseder. Gastrit ve reflü genellikle beslenme alışkanlıklarındaki yanlışlıklar ve yaşam tarzına bağlı nedenlerle ortaya çıkar. Gastritte mide yanması, mide ağrısı, bulantı ve kusma gibi semptomlar görülebilir. Reflüde ise yemek borusunda ve göğüs bölgesinde yanma hissi ön plandadır. Bunun yanı sıra öksürük ve boğazda gıcık hissi gibi belirtiler de görülebilir” diye konuştu.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">‘ALARM SEMPTOMLARINA DİKKAT EDİLMELİ’</span></strong></p>

<p>Alarm semptomlarının önemine değinen Uzm. Dr. Coşun, “Bazı durumlarda hastaların mutlaka doktora başvurması gerekir. Bunlara alarm semptomları diyoruz. Disfaji olarak adlandırdığımız yutma güçlüğü, yemek yerken direnç hissedilmesi, kilo kaybı, gece terlemesi, demir eksikliği anemisi ve bu şikayetlerin özellikle 45 yaşından sonra ortaya çıkması alarm semptomları arasında yer alır. Bu durumlarda mutlaka bir uzmanın değerlendirmesi gerekir” dedi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">‘DOĞRU BESLENME ŞİKAYETLERİ AZALTABİLİR’</span></strong></p>

<p>Beslenme düzeninin önemine dikkat çeken Uzm. Dr. Coşkun, “Beslenme konusunda da dikkat edilmesi gereken noktalar vardır. Az sayıda öğünle mideyi aşırı doldurmak yerine, daha sık ve daha küçük porsiyonlarla beslenmek semptomların azalmasına yardımcı olabilir. Toplumda sık yapılan hatalardan biri de geç saatlerde yemek yemektir. Yatmadan en az 3-4 saat önce yemek yemeyi bırakmak gerekir” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">‘YAŞAM TARZI DEĞİŞİKLİKLERİ ŞİKAYETLERİN KONTROL ALTINA ALINMASINA KATKI SAĞLAR’</span></strong></p>

<p>Reflü hastalarında yaşam tarzı düzenlemelerinin etkili olduğunu belirten Uzm. Dr. Coşkun, “Reflü semptomları olan hastalarda yatak başının yükseltilmesi veya çift yastıkla uyunması gibi önlemler faydalı olabilir. Ayrıca stresten uzak durmak, düzenli bir yaşam sürmek, egzersiz yapmak ve sağlıklı beslenmek de şikayetlerin kontrol altına alınmasına katkı sağlar” dedi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">‘GASTRİT HASTALARINDA KULLANILAN BAZI İLAÇLARA DİKKAT EDİLMELİ’</span></strong></p>

<p>Ağrı&nbsp;kesici kullanımına dikkat çeken Uzm. Dr. Coşkun, “Gastrit hastalarında kullanılan bazı ilaçlara da dikkat edilmelidir. Özellikle&nbsp;ağrı kesiciler&nbsp;zaman zaman gereğinden fazla kullanılabiliyor. Her&nbsp;ağrı&nbsp;hissedildiğinde&nbsp;ağrı&nbsp;kesici alınması, mide tahrişine ve hatta mide ülserine kadar varabilen sorunlara yol açabiliyor” diye konuştu.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">‘45 YAŞ SONRASI ŞİKAYETLER CİDDİYE ALINMALI’</span></strong></p>

<p>Gastrit ve reflünün her yaşta görülebildiğini söyleyen Uzm. Dr. Coşkun, “Reflü ve gastrit her yaşta görülebilen hastalıklardır. Ancak özellikle 45 yaşından sonra aniden başlayan reflü, mide ağrısı veya mide yanması gibi şikayetlerin daha ciddiye alınması ve mutlaka değerlendirilmesi gerekir” dedi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 17:27:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/agri-kesiciler-mide-ulserine-kadar-varabilen-sorunlara-yol-acabiliyor-1782224875.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Battalgazi İlçesinde Sulama Havuzuna Düşen Gebe İnek İçin Ekipler Zamanla Yarıştı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/battalgazi-ilcesinde-sulama-havuzuna-dusen-gebe-inek-icin-ekipler-zamanla-yaristi-116551</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/battalgazi-ilcesinde-sulama-havuzuna-dusen-gebe-inek-icin-ekipler-zamanla-yaristi-116551</guid>
                <description><![CDATA[Malatya’nın Battalgazi ilçesinde sulama havuzuna düşerek mahsur kalan gebe inek, itfaiye ekiplerinin yaklaşık iki saat süren titiz çalışması sonucu kurtarılarak sahibine teslim edildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’nın Battalgazi ilçesinde hareketli saatler yaşandı. Sulama havuzuna düşen bir büyükbaş hayvan, profesyonel ekiplerin müdahalesiyle kurtarıldı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">İHBAR ÜZERİNE EKİPLER SEVK EDİLDİ</span></strong></p>

<p>Olay, Battalgazi ilçesine bağlı Orduzu Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, bölgedeki bir sulama havuzuna gebe bir inek düştü. Hayvanın havuzda mahsur kaldığını gören çevre sakinlerinin ihbarı üzerine, bölgeye hızla Malatya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı ekipleri sevk edildi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">İKİ SAATLİK TİTİZ ÇALIŞMA</span></strong></p>

<p>Havuz içerisinde mahsur kalan gebe hayvanı kurtarmak için itfaiye ekipleri tarafından hemen çalışma başlatıldı. Alanın fiziki şartları göz önünde bulundurularak yürütülen ve yaklaşık iki saat süren titiz müdahalenin ardından, gebe inek düştüğü yerden güvenli bir şekilde çıkarıldı.</p>

<p>Yapılan kontrollerde sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilen inek, kurtarma operasyonunun ardından sahibine teslim edildi. Olayla ilgili herhangi bir olumsuzluk yaşanmadığı bildirildi.<br />
<img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202606191425-8508f458-20b0-4a38-8f8a-b9b75e0cdf73.png" style="height:800px; width:615px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 20:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/battalgazi-ilcesinde-sulama-havuzuna-dusen-gebe-inek-icin-ekipler-zamanla-yaristi-1781888824.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hiçbir Şikayeti Olmayan Hasta Aile Hekimliğindeki Tarama Testiyle Kanseri Erken Evrede Yendi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/hicbir-sikayeti-olmayan-hasta-aile-hekimligindeki-tarama-testiyle-kanseri-erken-evrede-yendi-116550</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/hicbir-sikayeti-olmayan-hasta-aile-hekimligindeki-tarama-testiyle-kanseri-erken-evrede-yendi-116550</guid>
                <description><![CDATA[Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde hiçbir şikayeti olmayan bir hastaya aile hekimliğinde yapılan basit bir tarama testiyle kolon kanseri teşhisi konuldu; uygulanan başarılı kapalı ameliyatla kalın bağırsağı korunarak sağlığına kavuşturuldu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, koruyucu hekimlik uygulamaları ve modern cerrahi yöntemlerin birleştiği başarılı bir tedavi sürecine imza attı. Aile hekimliğinde yapılan rutin bir tarama testi, hiçbir şikayeti olmayan bir vatandaşın hayatını kurtardı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ERKEN TEŞHİS HAYAT KURTARDI</span></strong></p>

<p>Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Cebrail Yetkin tarafından gerçekleştirilen kolonoskopik değerlendirme ve biyopsiler sonucunda, hastanın rektosigmoid bölgesindeki lezyonun kolon kanseri olduğu belirlendi. Sağ kolonda hepatik fleksura bölgesindeki diğer lezyon ise ileri derecede displazi içeren ve kansere dönüşme riski yüksek prekanseröz bir tümör olarak raporlandı.&nbsp;Bu tür olgularda kalın bağırsağın büyük bölümünün çıkarılmasını gerektirebilecek subtotal kolektomi önemli tedavi seçeneklerinden biri olarak değerlendirilebilirken, hasta için multidisipliner bir yaklaşım benimsendi. Yapılan değerlendirmeler sonucunda rektosigmoid bölgedeki kanser, Op. Dr. Cebrail Yetkin ve ekibi tarafından laparoskopik low anterior rezeksiyon ameliyatı ile tedavi edildi. Böylece hastanın kalın bağırsağının büyük kısmı korunurken, daha geniş rezeksiyon gerektirebilecek bir cerrahi girişimden kaçınıldı. Ameliyat sonrası dönemde herhangi bir komplikasyon gelişmeyen hasta, laparoskopik cerrahinin sağladığı avantajlar sayesinde hızlı ve konforlu bir iyileşme süreci geçirerek şifa ile taburcu edildi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">TARAMA TESTLERİNİN ÖNEMİ VURGULANDI</span></strong></p>

<p>Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Op. Dr. Cebrail Yetkin, bu vakanın hem Sağlık Bakanlığı'nın koruyucu hekimlik uygulamalarının başarısını hem de modern cerrahi yaklaşımların önemini gösteren güzel bir örnek olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Hastamızın hiçbir şikâyeti olmamasına rağmen aile hekimliğinde yapılan basit bir GGK tarama testi sayesinde kolon kanseri erken dönemde tespit edildi. Hastalık uzak organlara yayılmadan tanı konulmuş olması, koruyucu hekimlik ve kanser tarama programlarının ne kadar değerli olduğunu göstermektedir. Sağlık Bakanlığımızın yürüttüğü tarama programları sayesinde birçok kanser hastası erken dönemde teşhis edilerek tedavi imkanı elde etmektedir."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">UYGUN TEDAVİ PLANINI OLUŞTURDUK</span></strong></p>

<p>Uygulanan cerrahi teknik ve tedavi planlamasına dair detayları da paylaşan Op. Dr. Cebrail Yetkin ayrıca şunları kaydetti:&nbsp;"Bu vakada multidisipliner yaklaşım sayesinde hastamız için en uygun tedavi planını oluşturduk. Onkolojik prensiplerden ödün vermeden, laparoskopik ve organ koruyucu bir yaklaşım uygulayarak kalın bağırsağın büyük bölümünü koruyabildik. Modern endoskopik yöntemler, ileri laparoskopik cerrahi deneyimi ve ekip çalışması sayesinde hem kanser tedavisini başarıyla gerçekleştirdik hem de hastamızın ilerleyen yaşamındaki bağırsak fonksiyonlarını ve yaşam kalitesini korumayı hedefledik."</p>

<p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde hizmet veren Cerrahi Endoskopi Ünitesi ve ileri laparoskopik cerrahi altyapısı sayesinde kanser şüphesi bulunan hastaların hızlı şekilde değerlendirildiğini belirten Yetkin, tarama testlerinde pozitif sonuç saptanan vatandaşların vakit kaybetmeden ileri değerlendirme için sağlık kuruluşlarına başvurmalarının büyük önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 19:37:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/hicbir-sikayeti-olmayan-hasta-aile-hekimligindeki-tarama-testiyle-kanseri-erken-evrede-yendi-1781887307.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kronik Omuz Ağrısı Çekenlere Müjde: Doçent Doktor Serkan Akpancar&#039;ın Araştırması Dünyada Ses Getirdi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/kronik-omuz-agrisi-cekenlere-mujde-docent-doktor-serkan-akpancarin-arastirmasi-dunyada-ses-getirdi-116467</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/kronik-omuz-agrisi-cekenlere-mujde-docent-doktor-serkan-akpancarin-arastirmasi-dunyada-ses-getirdi-116467</guid>
                <description><![CDATA[Malatya’da görev yapan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Serkan Akpancar’ın yer aldığı uluslararası bilimsel araştırma, kronik omuz ağrılarında uygulanan proloterapi tedavisinin etkinliğini kanıtladı. Saygın tıp dergilerinde yayımlanan ve hastaların yüzde 93'ünde tam memnuniyet sağlayan çalışma, ameliyatsız tedavi arayanlar için küresel çapta bir umut ışığı oldu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’da görev yapan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Serkan Akpancar’ın yazarları arasında bulunduğu bilimsel çalışma, kronik omuz ağrısı yaşayan hastalar için yeni bir tedavi umudu oldu. Uluslararası alanda saygın yayınlar arasında gösterilen Orthopaedics &amp; Traumatology: Surgery &amp; Research dergisinde yayımlanan araştırma, omuz tendon yaralanmalarında uygulanan proloterapi tedavisinin başarılı sonuçlarını bilimsel verilerle ortaya koydu.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">YÜZDE DOKSAN ÜÇLÜK MEMNUNİYET ORANI</span></strong></p>

<p>Kronik rotator manşet (omuz tendon) yaralanmaları üzerine gerçekleştirilen çalışmada toplam 120 hasta değerlendirildi. Hastaların bir bölümüne egzersiz tedavisi uygulanırken, diğer gruba ultrason esliğinde proloterapi tedavisi yapıldı. Araştırma sonuçlarına göre proloterapi uygulanan hastaların yaklaşık yüzde 93’ü tedaviden memnun kaldığını belirtirken, ağrı düzeylerinde ve omuz fonksiyonlarında belirgin iyileşme gözlendi.</p>

<p>Araştırmada, proloterapinin uygun hasta grubunda cerrahi müdahaleye alternatif olabilecek güçlü bir seçenek olduğu vurgulandı. Tedavi yöntemi, vücudun doğal iyileşme mekanizmalarını harekete geçirmeyi hedefleyen enjeksiyon temelli bir uygulama olarak öne çıkıyor. Özellikle tendon ve bağ dokusu kaynaklı rahatsızlıklarda kullanılan proloterapi, klasik yöntemlerden sonuç alamayan hastalarda dikkat çekici başarı oranlarıyla dikkat çekiyor.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202606161303-c6108bcc-69ca-4f23-9489-0571f5381c18.jpeg" style="height:454px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DÜNYA TIP LİTERATÜRÜNE BÜYÜK KATKI</span></strong></p>

<p>Uluslararası bilim dünyasında ilgi gören çalışma, farklı ülkelerde yürütülen çok sayıda araştırmada da referans gösterildi. Bu durum, elde edilen sonuçların yalnızca Türkiye’de değil, dünya genelinde de bilimsel karşılık bulduğunu ortaya koydu. Malatya’da hasta kabulüne devam eden Doç. Dr. Serkan Akpancar, spor yaralanmaları, tendon hastalıkları ve rejeneratif tedaviler alanındaki çalışmalarıyla dikkat çekerken, proloterapi konusunda Türkiye’nin önde gelen uzmanları arasında gösteriliyor. Araştırmanın uluslararası alanda gördüğü ilgi, Malatya’dan çıkan bilimsel çalışmaların dünya tıp literatürüne katkı sunmaya devam ettiğini bir kez daha gözler önüne serdi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">"SONUÇLAR BEKLENTİMİZİN DE ÜZERİNDE OLDU"</span></strong></p>

<p>Yürüttükleri çalışmanın detaylarına ve ulaştığı küresel başarıya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Doç. Dr. Serkan Akpancar, şu ifadeleri kullandı:&nbsp;"Uzun süredir omuz ağrısı yaşayan ve klasik tedavilere rağmen iyileşme sağlanamayan hastalarda proloterapinin etkisini araştırdık. Sonuçlar beklentimizin de üzerinde oldu. Doğru hasta seçimiyle bazı vakalarda ameliyatsız yöntemlerle de yüz güldürücü sonuçlar elde edilebileceğini bilimsel olarak ortaya koyduk."</p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 13:52:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/kronik-omuz-agrisi-cekenlere-mujde-docent-doktor-serkan-akpancarin-arastirmasi-dunyada-ses-getirdi-1781608855.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bakan Memişoğlu ve YÖK Başkanı Özvar&#039;dan Peş Peşe Tebrik: Türk Hekimler Küresel Ölçekte Tarih Yazdı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/bakan-memisoglu-ve-yok-baskani-ozvardan-pes-pese-tebrik-turk-hekimler-kuresel-olcekte-tarih-yazdi-116464</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/bakan-memisoglu-ve-yok-baskani-ozvardan-pes-pese-tebrik-turk-hekimler-kuresel-olcekte-tarih-yazdi-116464</guid>
                <description><![CDATA[İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi, dünya tıp tarihine geçecek muazzam bir başarıya daha imza atarak ilk eş zamanlı 8'li çapraz karaciğer naklini gerçekleştirdi. Yaklaşık 22 saat süren tarihi operasyonun ardından Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ve YÖK Başkanı Erol Özvar, yayımladıkları mesajlarla Prof. Dr. Sezai Yılmaz ve 150 kişilik dev sağlık ekibini tebrik etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakli Enstitüsü’nde gerçekleştirilen dünyanın ilk eş zamanlı 8’li çapraz karaciğer nakli, yalnızca Türkiye’de değil uluslararası sağlık camiasında da geniş yankı uyandırdı. Organ nakli alanında dünya tıp tarihine geçen operasyonun ardından tebrik mesajları peş peşe gelirken, Malatya bir kez daha sağlık alanındaki başarısıyla gündeme oturdu.</p>

<p>Prof. Dr. Sezai Yılmaz liderliğindeki ekip tarafından gerçekleştirilen operasyon kapsamında 8 verici ve 8 alıcı olmak üzere toplam 16 ameliyat eş zamanlı olarak yapıldı. Yaklaşık 22 saat süren ve 150 sağlık çalışanının görev aldığı operasyon başarıyla tamamlandı. Daha önce dünyanın ilk canlıdan 4’lü, 5’li, 6’lı ve 7’li çapraz karaciğer nakillerini gerçekleştiren İnönü Üniversitesi Karaciğer Nakli Enstitüsü, bu operasyonla kendi rekorunu geliştirerek dünya tıp literatürüne bir başarı daha kazandırdı.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202606161108-01-inonu-universitesi-turgut-ozal-tip-merkezi-karaciger-nakli-enstitusu-muduru-prof-dr-sezai-yilmaz.jpeg" style="height:450px; width:800px" /></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>YÖK BAŞKANI ÖZVAR’DAN TEBRİK</strong></span></p>

<p>Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, tarihi operasyonun ardından yaptığı açıklamada İnönü Üniversitesi ve sağlık ekibini kutladı. Özvar, “Dünyada ilk kez gerçekleştirilen bu nakil, Türk yükseköğretiminin, bilim insanlarımızın ve sağlık sistemimizin küresel ölçekte ulaştığı seviyeyi göstermesi bakımından son derece kıymetlidir. Bu büyük başarıyla gurur duydum” ifadelerini kullandı. İnönü Üniversitesi’nin yıllardır organ nakli alanında öncü çalışmalar yürüttüğünü belirten Özvar, elde edilen başarının yalnızca akademik değil aynı zamanda insani açıdan da büyük önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202606161108-03-dunya-tip-tarihine-gececek-basari-ilk-sekizli-capraz-karaciger-nakli-malatyada-inonu-universitesinde-yapildi.jpeg" style="height:530px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BAKAN MEMİŞOĞLU: “TÜRK HEKİMLERİMİZLE GURUR DUYUYORUZ”</span></strong></p>

<p>Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu da sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda tarihi başarıyı tebrik etti. Memişoğlu paylaşımında, “Türk hekimlerimizle gurur duyuyoruz. İnönü Üniversitesi Karaciğer Nakli Enstitümüzde dünyada bir ilke daha imza atıldı. Prof. Dr. Sezai Yılmaz hocamız ve kıymetli ekibi gerçekleştirdikleri 8’li çapraz karaciğer nakli ile tıp tarihine altın harflerle adını yazdırdı” ifadelerine yer verdi. Türkiye’nin karaciğer naklinde dünya çapında marka haline geldiğini belirten Memişoğlu, İnönü Üniversitesi’nde yetişen bilim insanlarının bu başarıda önemli rol oynadığını söyledi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202606161108-04-dunya-tip-tarihine-gececek-basari-ilk-sekizli-capraz-karaciger-nakli-malatyada-inonu-universitesinde-yapildi.jpeg" style="height:450px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">“KÜRESEL LİDERİZ”</span></strong></p>

<p>İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sezai Yılmaz ise Malatya’nın çapraz karaciğer nakillerinde dünyanın merkezi haline geldiğini belirtti. Küresel çapraz karaciğer nakillerinin yüzde 80 ila 90’ının Malatya’da gerçekleştirildiğini ifade eden Yılmaz, “Bugün 8’li çapraz karaciğer naklini gerçekleştirdi ancak uygun şartlar oluştuğunda 9’lu ve 10’lu çapraz nakilleri de yapabilecek kapasiteye sahibiz” dedi. Amaçlarının rekor kırmak olmadığını vurgulayan Yılmaz, “Önceliğimiz organ bekleyen ve durumu kritik hale gelen hastalara umut olabilmek. Bu operasyon sayesinde birden fazla hastanın hayatına dokunma fırsatı bulduk” diye konuştu.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202606161108-06-dunya-tip-tarihine-gececek-basari-ilk-sekizli-capraz-karaciger-nakli-malatyada-inonu-universitesinde-yapildi.jpeg" style="height:367px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MALATYA BİR KEZ DAHA DÜNYAYA ÖRNEK OLDU</span></strong></p>

<p>Canlı vericili karaciğer naklinde dünyanın en önemli merkezlerinden biri olarak gösterilen İnönü Üniversitesi Karaciğer Nakli Enstitüsü’nde bugüne kadar 400’ün üzerinde çapraz karaciğer nakli gerçekleştirildi. Bu sayı ile Malatya, dünya genelindeki çapraz karaciğer nakillerinin büyük bölümüne ev sahipliği yapıyor. Sağlık otoriteleri tarafından tarihi bir dönüm noktası olarak değerlendirilen 8’li çapraz karaciğer nakli, hem Türk tıbbının ulaştığı seviyeyi ortaya koydu hem de organ bekleyen hastalar için yeni umutların kapısını araladı. Malatya’da gerçekleştirilen operasyon, dünya sağlık literatürüne geçen önemli başarılar arasında yerini aldı.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/https___abone_malatyahaberajansi_com_tr_storage_news_images_202606161108-08-dunya-tip-tarihine-gececek-basari-ilk-sekizli-capraz-karaciger-nakli-malatyada-inonu-universitesinde-yapildi.jpeg" style="height:600px; width:800px" /></p>

<p><strong>KAYNAK: MHA</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 12:08:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/bakan-memisoglu-ve-yok-baskani-ozvardan-pes-pese-tebrik-turk-hekimler-kuresel-olcekte-tarih-yazdi-1781602736.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yaz Sıcaklarıyla Birlikte Geri Dönen Gizli Tehlike Malatya&#039;da Alarm Zillerini Çaldırdı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/yaz-sicaklariyla-birlikte-geri-donen-gizli-tehlike-malatyada-alarm-zillerini-caldirdi-116415</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/yaz-sicaklariyla-birlikte-geri-donen-gizli-tehlike-malatyada-alarm-zillerini-caldirdi-116415</guid>
                <description><![CDATA[Hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte Malatya’da kene vakalarına karşı uyarılar yeniden gündeme geldi; uzmanlar, başta Kırım Kongo Kanamalı Ateşi olmak üzere ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen kene ısırıklarına karşı hayati uyarılarda bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte Türkiye genelinde olduğu gibi Malatya’da da kene vakalarına karşı uyarılar yeniden gündeme geldi. Özellikle kırsal bölgelerde tarım ve hayvancılıkla uğraşan vatandaşların daha fazla risk altında olduğu belirtilirken, uzmanlar kene ısırıklarının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkat çekiyor. Yaz mevsiminin başlamasıyla birlikte açık alanlarda geçirilen sürenin artması, kene ile temas riskini de beraberinde getiriyor. Ormanlık alanlar, mera ve otlaklar ile tarımsal faaliyetlerin yoğun olarak sürdürüldüğü bölgelerde görülen keneler, başta Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) olmak üzere çeşitli hastalıkların bulaşmasına neden olabiliyor.</p>

<p>Malatya’da da özellikle kırsal mahallelerde zaman zaman kene vakaları görülürken, sağlık yetkilileri vatandaşların dikkatli olması gerektiğini vurguluyor. Uzmanlar; doğa yürüyüşleri, piknik ve tarımsal çalışmalar sonrasında vücudun detaylı şekilde kontrol edilmesini öneriyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BELİRTİLERE DİKKAT EDİLMELİ</span></strong></p>

<p>Kene ısırıklarının çoğu zaman ağrısız gerçekleştiğini belirten uzmanlar, vücuda yapışan kenenin fark edilmesinin büyük önem taşıdığını ifade ediyor. Kene teması sonrasında yüksek ateş, halsizlik, baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları, mide bulantısı ve kusma gibi belirtilerin görülmesi halinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurulması gerektiği bildirildi.</p>

<p><strong><span style="color:#3498db">YANLIŞ MÜDAHALE RİSK OLUŞTURUYOR</span></strong></p>

<p>Uzmanlar, vücuda yapışan kenelere bilinçsiz şekilde müdahale edilmemesi konusunda da uyarıda bulunuyor. Kenenin üzerine kolonya, alkol veya benzeri maddeler dökülmesinin ya da yakılarak çıkarılmaya çalışılmasının enfeksiyon riskini artırabileceği belirtiliyor. Kene ile karşılaşılması halinde en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması tavsiye ediliyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KORUNMA ÖNLEMLERİ ÖNEM TAŞIYOR</span></strong></p>

<p>Yetkililer, kırsal alanlarda bulunacak vatandaşların açık renkli ve uzun kollu kıyafetler tercih etmesi, pantolon paçalarını çorap içerisine alması ve dönüşte vücut kontrolü yapmasının olası riskleri azaltacağını ifade ediyor. Her yıl yaz aylarında artış gösteren kene vakalarına karşı alınacak basit tedbirlerin, ciddi sağlık sorunlarının önüne geçilmesinde büyük önem taşıdığı vurgulanıyor.</p>

<p>KAYNAK: MHA<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 12:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/yaz-sicaklariyla-birlikte-geri-donen-gizli-tehlike-malatyada-alarm-zillerini-caldirdi-1781430290.jpg"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
