Timur İnce
@timemalatya

"Malatya Time siz değerli Malatyalı okurlara gerçek bir internet haber sitesi keyfi sunmak amacıyla yeni hali ile yayında"

27 Mayıs darbecilerin astığı Menderes'in ardından

Timur İnce yazdı...

 

(Sesli Makale)

İmralıdaydık, 2000 yıllının Ocak 21'ci günüydü. İzinliydim, yemek düzeni tam oturtulmadığından pişmesi için ateşe gömdüğümüz konserve kutusu patlayınca yüzümün bir bölümünü yakmış, dolayısıyla görevlerime aktivitelere katılmamıştım. Henüz askeri yerleşkeler tam yapılmadığından önceleri mahkumların hayvan beslediği besi damlarına yerleşmiştik. Yaklaşık 30-40 gün bu besi damlarında yattık. Yatağımda uzanmış dinlenirken bir subay geldi. Benimle gelir misin demişti. Merhum Adnan Menderes'in asıldığı meydanda ki saat kulesinin illerisinde depoda bir şey almamız gerektiğini söyledi. Toplam 5 kişi depoya gittik. Depoda bir çok şey gelişigüzel üst üste konulmuştu. Eskimiş eşyalardı bunlar. Mahkum, garnizon ve ceza infaz memurlarına ait kullanılmış, çürümeye terk edilmiş yani bir nevi hordaların biriktirildiği ve tahta sandıklarla dolu depoydu burası. Deponun en arkasında ise Büyükçene bir kaç sandık, ikisi üst üste biri diğerlerinin önünde tek duruyordu. Tek olan sandığı illeri doğru çekip açtık, yaklaşık 3-4 metre uzunluğunda, yarım metre eninde yarım metre yüksekliğinde bir sandıktı bu. Kapağı kilitsizdi. Açtığımızda içinde orta kalınlıkta köşeli kadro ağaç parçaları, (ağaçlar kesilmiş yada kırılmış olabilir), sandalye, düğümlü bir kaç metre ip ve bir kaç eşya daha bulunuyordu. O an 17 Eylül 1961 günü 27 Mayıs darbeciler tarafında idam edilen Adnan Menderes'in asılması esnasında kullanılan malzemeler olduğunu anlamıştık. İp yumağını elime aldığımda soğuk ve ürpertici gelmişti bana. Hafif yağlı gibiydi. Orta kalınlıkta nalburcularda satılan bir kendir ipiydi. Ve sandığın diğer ucunda ise ceza infaz günü giydirilen beyaz önlük ve oldukça yıpranmış halde üzerinde büyük yazılarla “Hüküm İnfazı” yazılı, yıpranmış eskimiş, beyaz fakat rengi bej'e dönüşmüş sertçe karton şeklinde, boynuna asılması için ince iplerin sarktığı bir kağıt vardı. Hepimiz susmuştuk. Bir devre tanıklık eden Türkiye Cumhuriyeti başbakanı Adnan Menderes'in asılmasında kullanılan materyallerle yüzleşmenin garip soğukluğu hepimizin yüzüne vurdu. Sanki idam günü hepimiz ordaydık gibi bir hüzün, acı hisler etrafımızı kuşatmış, sandıkta duran malzemelere öylece bakakalmıştık. Çok geçmeden Ada'nın bir gardiyanı girdi içeriye. Doğruca sandığın başına gelip kapalı olması gerektiğini söyledi bize. Bizlerde itiraz etmeden olduğu gibi kapattık. 
Sabun ve konserve fabrikası binalarının isranbul tarafında ki boşlukta daha sonraları futbol sahasına çevirdiğimiz alanın yakınında yer alan helikopter iniş pistinin yaklaşık 250-300 metre illerisinde, sürekli denizden esen ılık meltemlerin buraya uğramadan geçmediği o tablo gibi naif, sessiz düzlüğün deniz mavisiyle öpüştüğü yerde yan yana yatan Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu'nun mezarlarını fırsat buldukça ziyaret eder dua okurdum. Adnan Menderes ortada anıt mezar biraz yüksek yapılmış, dava arkadaşları ise biraz daha alçak yapılmış anıtlar içinde yatmaktaydılar. Mezarın etrafı ise basit bir duvar ve üzerinden hatırladığım kadarıyla 2 yada 3 sıra zincirle çevriliydi. Her ne kadar 8'ci Cumhurbaşkanımız Turgut Özal tarafından TBMM kararıyla 17 Eylül 1990 günü Topkapı Vatan caddesinde bulunan anıt yerine taşındı ise de ilk gömüldükleri yer İmralı adasında Armutlu burnuyla karşı karşıya kalan o rüzgarlı bayırdı.

“ALLAH RAHMET EYLESİN!”

TİMUR İNCE 
(İmralı notları)



YORUMLAR

YORUM YAZ

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>