Selma Karakaş
@timemalatya

"Malatya Time siz değerli Malatyalı okurlara gerçek bir internet haber sitesi keyfi sunmak amacıyla yeni hali ile yayında"

Absürtlük Eteğinde Tik Tok!

Selma Karakaş Tutuş yazdı...

 

 

"Kendi derinden kurtulup başka birisi olmanın imkansızlığı, herkesin yalnızca kendi trajedisini yaşadığını anlatmaya gayret ediyorum." diyor, Diane Arbus.

Sosyal bir havuzda kendimizi sorgulamakla bocalandığımız, insanların hayatın imkansızlıklarını, yıkmaya bir bakıma normali yok sayıp anormale kucak açmayı dert edindiği bir evrim geçiriyoruz. Ve bunu da sosyal medyanın bize sağladığı olanaklarla gerçekleştiriyoruz.

Asya ülkelerinde oldukça popüler olan müzikli danslı video yükleme uygulamalarıyla; anormal davranışların, kusurlu bireylerin, çirkin olmanın taklit edilerek normal karşılandığı ve bu görüntülerin başta Çin olmak üzere viral etkisiyle yayılıp ülkemizde de kendini baş tacı ettirdiği, bir "çılgınlık"doğdu. Tik Tok...

Her sosyal ağın biz insanlara sunduğu benzer ve farklı olanaklar vardır. Mesela bir çok kullanıcısı olan Instagram; paylaşımlarda bir kusursuzluk ararken, twitter düşünceye ağırlık vererek bilgeliğe işaret ediyor. Son zamanların yeni gözdesi Tik Tok ise ikisini harmanlayarak ironiye vurgu yapar vaziyette bir seçenek sunuyor hedef kitlesine. Çalsın davul, oynasın kızlar misali her hareketin her çılgınlığın normal sayıldığı bir platform oluşturuyor.

Windows, İOS ve Android sürümü, uygulamayı ücretsiz indirebiliyor. Hatta o kadar indiriliyor ki kısa bir sürede dünyanın en çok indirilen uygulaması oluyor.

Peki bu başarı nerden mi geliyor?

2014 yılında piyasaya sürülen Musical.ly uygulaması da aynı işlev üzerine rezide edilmişti. 2016 yılında ise Tik Tok uygulaması, sunuldu kullanıcılara. Tik Tok uygulamasının yaratıcı şirketi ByteDance, Ağustos 2018'de Musical.ly'nin lansmanını satın alıp bu iki uygulamayı birleştiriyor. Uygulama o kadar hızlı yayılıyor ki oldukça fazla bir kitleye ulaşıyor ve reklam faliyetleri boy gösteriyor. En basit örneği; Youtube da bir video izlerken bile reklama sıkıştırılmış Tik Tok videoları, uygulamayı indirene dek ısrarla "beni indir" diye direniyor.

Tik Tok, dünyanın en başarılı firmalarını korkutan bir ivme kazanıyor. Ayrıca bu uygulama üzerine yapılan yatırımlarla yükseldikçe yükseliyor, en değerli girişim olarak nitelendirilen Uber'i bile solluyor.

Tabii bunların yanı sıra ilgiyi nereye odaklayacağını biliyor ve hedef kitleyi kalbinden vurmayı sunduğu platformdaki içeriklerle enjekte ediyor.

Hedef kitlenin yaş aralığı da coğrafyadan coğrafyaya değişkenlik gösteriyor. Diğer ülkelerde lise cağındaki gençler arasında popülerken, ülkemizde gençlerden ziyade orta yaş sınıfını da etkisi altına almış durumda.Çünkü bu uygulama sayesinde herkes olabilirsin; tıpkı bir oyuncu gibi kılıktan kılığa- rolden role saniyeler içinde geçiş yapman olanaklı ve uğraş vermeden saçma sapan videolar çekip fenomen olabiliyorsun. Herşeye bu kadar kolay erişebilmekle insanları mıknatıs gibi çekiyor kendine.

Yeni akımlar, yeni trendler, dans figürleri ve tuhaf replikler derken Tik Tok akıntısına ister istemez kapılmış gidiyoruz. Gün içerisinde ev işlerini yapmakla meşgul olan bir ev hanımı çıkıyor karşımıza. Akşam üzeri eve gelen eşine kapıyı açmasıyla başlıyor: "Kimin kocası bu? Bu benim kocam, evimin direği"diye devam eden birinin diğerinde gördüğünü baskası taklitte sınır tanımamakla gelişen, bir akımlar ideolojisi çıkıyor karşımıza.

Mahremiyet sebebiyle akşamları perdeleri kapattığımız odalardan canlı yayınlar yapılıyor, dünyanın bir ucundan bir ucuna. Aile içi mahremiyet ayaklar altında! Birde ya hu edep, dedirten fenomen olmak için atılan göbek showlara ne demeli? Kilometrelerce uzaklara ulaşan Tik Tok uygulamasından, müzikli danslı showlarla kendini pazarlayan o kadar genç kızımız var ki ne haddi kaldı ne de hesabı!

Telefon kamerası karşında daracık pantolon-tayt, mini etek-mini elbise ve dekolte gömlek-bluz-tişört ile göbek atarak arkasına eklediği muzik eşliğinde "sallana sallana sallanıyor, ballana ballana ballanıyor, beni yak beni yak " diye devam eden ritme ayak uyduruyorlar.

Ne kadar istemesem de öyle videolarla karşılaşıyorum ki, Soruyorum kendime: Aile bireyleri görmüyor mu bu kişileri, "bir anne" olarak insan hiç mi çocuğunun neler çekip neler yaptığını kontrol etmez? Bir fenomenlik sevdası uğruna yapmadıkları şaklabanlık kalmıyor.

Bulunduğumuz durumu cok iyi özetliyor, Psycology Today yazarlarından psikolog Robert W. Fuller; insanların şöhret olma ihtiyacını, abartılı olduğu durumlarda bir hastalığın varlığına bağlıyor. Bu hastalık bedensel ya da fiziksel değil, daha çok ruhsal bir hastalık. Tik-Tok videolarını gözünüzün önüne getirin, hangisi gerçekten sıradan ve normal? İnsanların saniyeler içerisinde gösterdikleri ünlü olma çabaları fazlasıyla hissedilir.

Dublajlı kısa videolar çekiliyor. Yeşilçam filmleri, sanal platformada yayılan ses kayıtları ve Arabesk müzikten esinlenerek. Video da görünen iki üç kişinin kendini yerlere sermesi, abartılı şekilde ağlayıp,gülünerek kırsal alanda yaşayan toplumun şivesinin taklit edilmesi-toplumsal değerlerle alay edilmesi ve at gibi kişnenmesi bunlardan sadece bir kaç tanesi. İşin en garibiyse makyajı prefesyonelce yapılıp öyle geçiliyor,15 saniyelik şöhret olma merasimlerine.

Hayatın normlarını aşmak adına kılıktan kılığa giriliyor, absürt bir yaklaşımla. Ne kadar saçmalık o kadar beğeni o kadar ünlü olma idealleri. Jack Wagner, TikTok hakkında bir açıklamada bulunuyor. ”Yetişkinler ne olduğunu öğreniyor ve oraya ulaşıyor fakat orada normal ve iyi bir yetişkin tarafından yapılmış bir tane içerik görmedim.” diyor. Normal olan ne var ki bu mecrada...

Normallik, kusursuzluk, bilgelik doğuştan gelen mizahi davranış biçimi olarak görülüyor. Alışılmışın dışına kaçmak, anormal davranışlarda bulunmak ise eğlenmek için bin takla atmaya bedel. Aslında anormal olan, günlük hayatta benim ve sizin gibi bir insan. Ancak; Tik Tok dalgasına kapılan kişiler ün sahibi ve beğeni karşılığında özünden ödün veriyor.

Bir yandan eğlendiren ve zaman harcatan uygulama bir yandan derin bir sorgulamaya maruz bırakıyor. Andy Warhol'un dediği gibi belki de "Bir gün herkes 15 dakikalığına ünlü olacak" sözü şuan söylenseydi inanın ki 15 saniye olurdu...

Velhasıl, hayatımızın giderek vasatsızlaştırıldığı şu günlerde bakalım sosyal medya daha nelere gebe...


Selma Karakaş Tutuş



YORUMLAR

YORUM YAZ

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>