Selma Karakaş
@timemalatya

"Malatya Time siz değerli Malatyalı okurlara gerçek bir internet haber sitesi keyfi sunmak amacıyla yeni hali ile yayında"

AÇILSIN PARAVAN KAPANSIN HÂYÂ PERDESI

SELMA KARAKAŞ YAZDI...

Çocukken oynadığımız evcilik oyunları vardı. Toplanırdık bir araya biri anne biri baba ve çocuklardan ibaret olan oynumuzu oynardık hep birlikte. O küçücük, minik yürekle bile kirletmezdik gördüğümüz anne baba saygısını. Çünkü biz böyle görmüştük, oyun olsa dahi çocuk annenin sözünden çıkmazdı. Sanki bir geleneğe sadakat vardı içimizde, onu çiğnersek oyun biterdi.

Bir neslin varlığı da genç kuşağın varlığıyla devam edermiş. Bu öyle bir kuşak olmalı ki, bilgi birikimi üst düzeyde, ayrıca örf adetlere uygun yetiştirilmeli. Genç neslin büyüyüp evlenmesi de ileri bir nesli meydana getiriyordu.

Malesef bu olguyu gayri meşrulaştırıp, evlilik dışı ilişkileri meşrulaştıran "flört" adı altında istedikleri her türlü rezilliği sergilemek için, reyting yarışları sonucu haddi hesabı olmayan nice tv kanalında izdivaç programları boy göstermektedir. Evlilik gibi kutsal mertebeyi kendi çıkar oyuncağı yapmalarına göz yummamamız gerekmektedir. Çünkü bu gibi çirkeflikte sınır tanımayan programların yayında kalması onu izleyen bireylerinde ahlaki değerlerinin dışında onlara özenmeleri öngürüyor.

Özellikle belirtmek gerekiyor ki Tv'de akşam üstü yayınlanan izdivaç programlarının baş öğesi insanları ekrana kitleyip, gerçekmişçesine bizleri o sahtekar izdivaçlar dizgesinin vazgeçilmezleri yapmaktan çekinmiyor. Üstelik ne edep ne haya demeden iki günlük flört ilişkilerini gözler önüne serip, ufacık bir tartışmada rest çekmesini çok güzel başarıyorlar.

Bundan ötürü tv kanalarındaki izdivaç programları; izler kitleyi kendilerine çekebilmek ve reyting sıralamasında birinciliği yakalamak adına kıyasıya bir rekabet ortamı oluşturmaktadır. Bir gün bakıyorsun iki kişi arasındaki ilişki had safhada. Diyorsun ki " tamam bunlar evlenecek" fakat ertesi gün bir bakıyorsun ufacık bir tartışma yerle yeksan etmiş ikiliyi. Ardından hiç bir şey olmamış gibi "YENİ TALİPLERİMİ BEKLİYORUM" demezler mi?

Ne kadar bu ve benzeri saçmalıkları sergileseler dahi izlenme oranlarında düşüş yaşanmıyor. Geçenlerde yine bir tv kanalının gündüz kuşağındaki yorum programında izdivaç programlarının şikayetleri ele alınıyordu. RTÜK' e yapılan şikayet sayıları milyonlarla ifade edildiği halde üstelik izlenme oranı yüksek olan programın şikayet sayısıda buna oranla yüksekti. Peki sormazlar mı insana bu kadar şikayet varsa neden bu kadar izleniyor? Yoksa biz halk olarak ikiyüzlülük mü yapıyoruz hem şikayet edip hem izlemeye devam mı ediyoruz?

Bir bakıyorsun biri çıkmış diyor ki; ben falanca filanca işle uğraşıyorum. Eee arkadaşım haftanın 5-6 günü o programdasın, çalıştıştığın iş yeri buna nasıl izin veriyor ki günlerce, aylarca ve hatta yıllarca kanalın locasında horoz misali ötmene?

Geçen günlerde o malum izdivaç programlarından birinde her gelen talibine Roman'ım edasıyla göbek atan bir bayan yarışmacı, yine gümbür gümbür oynamaya kalkıyor minicik elbisesiyle... O oynarken utanmıyor fakat programın erkek sunucusu utancından stüdyoyu terk ediyor ve bu olay sosyal medyada yankılanıyor. RTÜK nasıl bunları görmezden geliyor anlamış değilim.

Bunun dışında taktığı "baş örtüsünü" bu reziliklere alet etmelerini hazmedemiyor insan. Hiç mi hatırlanmaz 28 şubat olayları. Okumak uğruna ikna odalarında ter döktüren o yüce kızları. Günlerce, haftalarca "ya o başındaki örtüyü çıkaracaksın ya da hayallerinden olacaksın" diye tehditlere maruz kalan o hâyâ yüklü ablaların yaşadıklarını zerre misali umursamazlar.

Bu konu üzerine yıllardır izdivaç programlarında cirit atan Hanife'yi anmadan geçemeyeceğim. Tabi Hanife dışında bulunan bir çok tesettürlü bayan var ama Hanife 2 yıldır aynı alavere dalavere üzerinden rolünü çok başarılı oynayıp, başörtüsünüde buna alet ettiği için önceliği kapıyor. Bir talibi çıkar en uzun iki hafta sürer mutlu ilişkisi ardından geçikmez tartışma döngüsü. Ne garip ki tartışma döngüsü daha uzun sürer. Ben burdayım üzgünüm simasıyla subliminal mesajını vermekten geçikmez. Yarışmaya başladığı günden bu yana kaç talibi geldi geçti saymakla bitmez ve ha evlendi ha gidecekte kurtulacağız diye diye ömürden ömür gitti lakin o gitmek bilmedi.

Izdivaç programlarında ki popülarite o kadar cezbedici ki; sanatı, müziği icra eden bir çok ünlüde katılıyor bu programlara. Sonrasında da diyorlar ki; "Sunucu arkadaşımı kıramadım renk katmak adına katıldım." Tabi ya renk katmak için, sakın gündemde kalmak,cebini parayla doldurmak için olmasın? Yahu artık ucuz numaralarınızla kandırmayın yurdum insanını!

Buna benzer serüvenle izleyiciyi kendilerine bağlamaya çalışıyorlar. Ayrıca "niye burdasınız "diye soruldumu kendilerine şu cevabı verirler: "Çünkü burda kameralar herşeyi göz önüne seriyor ve bir insanı daha iyi tanıyorsun." Peki kameralar var her şeyi görüyorsunuz da daha düne kadar programdaki en yakın arkadaşınla flört anına tanık olup o ilişki bitince sizle bi yola başlayanı nasıl görmezden gelebiyorsunuz?

Daha sonra ne edep ne hâyâ kalıyor, ortada ayaklar altında çiğnen ahlâki değerlerimize oluyor ve genç neslin beyinleri böyle yıkanıyor zalimce. Orda gördüklerini çok normalmiş gibi algılanıp onlara olan özenti merakı baş gösteriyor. Bunun sonucu da hem aile yapısı bozuluyor hem de uzun süre devam edebilen ilişkiler yok oluyor. Çünkü orda gördükleri lüks yaşam standardını elde edemeyince izdivaç programlarındaki yarışmacılar gibi ufacık bir tartışmada yıkılan yuvalar söz konusu olmaktadır.

Ve bu kadar başarılı bir şekilde oyunlarını sergileyip duygu sömürüsü yapmalarıda gösteriyor ki; orda evlenmek adına gelen yarışmacıların çoğu ya başka bi yarışmada yada tv dizilerindeki ufak çapta rol alan, kast ajanslarından kiralanan bir yere gelememiş kişilerdir. Yoksa kim işini gücünü bırakıpta o programları evi edinir ki!

Bilmem Hanife'siymis, Solmaz'ıymış, Caner'iymiş, Serkan'ıymış , falanıymış filanıymış derken bizleri cazibe yüklü ekrana kilitleyip, reytinglerin tavan yapmaları için elinden geleni ardına koymadıkları yeni bir düşman ile karşı karşıyayız.

Allah korusun böyle devam ederse yeni nesil korkunç bir aile ortamından uzaklaşmış halde yetişecek.

Birileri orda şaklabanlık yapıp izler kitlenin sırtından zengin olacak diye kimsenin ahlâki değerleri yok etmesine müsade verilmemeli. Burda izleyiciye sadece iş düşmüyor. RÜTÜK'ün derhal bu gibi programları yayından çıkarması gerekiyor. Çünkü onlar yayında kaldıkça ve açılan her paravanda kapanan haya perdesi oluyor. Ondan sonrada kurcalayıp dursunlar niye reel de boşanmalar oluyor, gayrimeşru ilişkiler had saffaya ulaşıyor diye...

Selma KARAKAŞ



YORUMLAR

  1. Ahmet SAYIN

    25.03.2017 12:03:28

    Selma Hanım güzel tespitleriniz var.

  2. Cevdet Atalan

    13.03.2017 10:35:18

    Selma hanım, kanayan ve ilerde aile yapımızda onmaz yaralar açacak olan bu sorunu net bir şekilde fotoğraflamışsınız. Lütfen bu konu üzerinde durmaya devam edin. Çok çok önemli. Teşekkürler.

YORUM YAZ

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>