Necdet Akboğa
@timemalatya

"Malatya Time siz değerli Malatyalı okurlara gerçek bir internet haber sitesi keyfi sunmak amacıyla yeni hali ile yayında"

Allahu Ekber mi?.. Ellayhüekber mi?..

Necdet Akboğa yazdı...

 

 

Daha toy denecek yaşlardayız. Malatya İmam Hatip Lisesinde ele avuca sığmadığımız zamanlar. Şimdi bilmiyorum liselerde kaç ders görülüyor. Bizim zamanımızda 24 ders vardı. Bildiğimiz derslerin yanında ekstra olarak Arapça, Kur'an-ı Kerim, Hadis, Kelam, Tefsir, Akait, Fıkıh, Siyer, Hitabet, Dinler Tarihi gibi ağır dersler vardı. Önemli dersin biri de hitabetti. Öyle ya İmam dediğin etkileyici bir hatip olmalı aynı zamanda...

Bu ders bir anlamda da uygulamalı bir dersti. Öğrenciye hutbe verilir, bir cami seçilir ve oradaki Cuma hutbesini o verir. 17 yaşındayım daha. Bana da hutbe verdiler. Daktiloyla yazılmış bildiğiniz hutbe işte...

Ben müftülüğün verdiği hutbeyi yırttım, akşamdan bir güzel hutbe yazdım. Ertesi gün Cuma namazında kendim yazdığım hutbeyi bir okudum ama ortalık toz duman. Ne Amerika bıraktım, ne Kenan Evren bıraktım. Atın ölümü arpadan olsun. Benim ne imamlıkta gözüm var, ne müezzinlikte. Fırsat bu fırsat...

Hutbe bitti, cemaat dağıldı. Cahil cesaretli bu garip çocuğa bakıp bakıp çıktılar. Cemaat siz toplanın doğru müftülüğe...

 “Müftü bey, bir gence hutbe okuttular, neredeyse dinden çıkacaktık.”

“ Ne oldu Hacı Baba ne dedi. “

“ Hocam hocam Amerika'ya verdi veriştirdi.”

Müftüden tarihi cevap:” Vay cahil talebe, nasıl Amerika'ya atar. Bilmemiş mi? Camide Amerikan askerleri var.”

Evet, o günkü Müftü son noktayı koydu. Bana gelince: İlk ve son hutbem oldu.

Almanya'da bulunduğum dönemde dost olduğum Nadir diye bir arkadaşım vardı. İnsanlığı iyi bir dost. Babası 40 yıl Almanya'da yaşadı, Türkiye'ye döndü. Geçen yaz öldü. Taziyesine gittim. Her taziyede olduğu gibi çadır, masa, sandalye, mikrofon falan. Mikrofonun başında bir hoca her yarım saatte bir dua, dua, dua...

Nadire başsağlığı dileyip ayrılacağım. “Gardaş bu hoca bıktırdı bizi.”

Ne oldu ki dedim. “Ne olacak buranın huyunu âdetini bilmem. Hocanın cebine 100 Euro koydum. Babam hayatında din, iman nedir bilmez. Alkolden kafasını kaldırmaz. Ömrü böyle geçti. Herkes iyi biliyor. Ha bire dua ediyor. Babamı cennete on defa koydu çıkardı. Babamı Peygambere komşu yaptı, hurilerle dolaştırdı, cennette köşe hazırladı. Yeter diyeceğim olmuyor.  Bu hocaya parayı vermez olaydım.”

Benim bir işim de sunuculuk. Bu yaz yemekli bir program var. Yemek duası dediler. (Bana göre en büyük dua Elhamdülillah demek ama..)  Tanıdığım bir vatandaşa mikrofonu verdim dua etti. Yemek bitti. Hocanın biri hiddetle geldi. “Senin ne haddine hoca dururken duayı vatandaşa yaptırırsın” Dedim: “ Hocam kusura bakma vaftiz yaptırmadık, günah çıkarttırmadık, bildiğim Hıristiyanlıktaki gibi dini işleri sadece papaz yapar. İslam'da dini işleri sadece İmam yapar diye bir şey mi var?. Söylene söylene gitti.

Düğün salonunda düğüne davetliyiz. Hoca okuyor da okuyor. Konuşuyor da konuşuyor. Tekrar dönüp mevlidi uzata uzata döktürüyor.

Allâh adın her kim ol evvel anâ 
Her işi âsan eder Allâh anâ....

O'na desen ne olur yani...

Yanımda oturan adamın küçük çocuğu sordu. “Baba hoca Allah ana dedi.”

Ayda yılda adı üstünde düğüne gidersin, yıllardır görmediğini göreceksin, iki hasbihal edeceksin. Başlar hoca efendi uzun havaya. Âmin demekten dilin, kaldırmaktan elin yorulur. Mevlit okur anlaman mümkün değil. Okuyorsun günümüz diline çevir bari birileri anlasın. Yok, olmaz, dokunamazlar. 609 yıl önce yazılmış. Dede torunuyla aynı dili neredeyse konuşamazken, neden Allah ana dersiniz. Sayın hocalar... Neden düğünleri, cenazeleri işkenceye çevirirsiniz. Neden iki kuruş için, bir kap pilav için uzatır da uzatırsınız.

Şimdi bu kadar detaydan sonra gelelim kimsenin cesaret edemeyeceği mevzulara. Allah'tan ki girişte İmam-Hatipliyiz dedik. Yoksa bu yazıdan sonra hangi cehenneme, hangi örgüte, nereye gönderirler tahmin ediyorum.

Malatya merkezde birçok cami var. En popüler göz önünde olan Yeni Cami. Eski adıyla teze cami. Herhangi bir vakitte vakit namazına yolunuz düşerse dikkat edin. İmam namaz kıldıracak tekbir alacak, 4 rekât farz namazda 24 defa Allahuekber diyecek. Ellayhüekber ile başlar, öyle biter.

Sayın müftüm, değerli hocam Allah mı? Ellah mı?..

Arapçada Ü harfi var mı? Neden mevlidi milletin anlayacağı dille okumazsınız orijinali böyle... Olmaz değil mi? Neden olmaz? Adamın biri şiir olarak yazmış nesi kutsal bunun? Peki Allah'ın adı ve kelamını doğru dürüst okumamaya ne dersiniz? “Gulhüvellahü ehed “ hangi dil sizce.

Kaç yıl önce bir müftü efendi geldi Malatya'ya. İşi yokmuş gibi bütün merkez imamlarını aylarca topladı özel eğitimden geçirdi. İmamlar Türkçe makamına, usulüne göre ezan ve Kur'an okuyacak dedi. Ne olduysa ondan sonra oldu.

O güzelim Arapça lisanı olan, okunduğunda huşu veren okumaların yerini garip garip okumalar aldı. Ne anlam kaldı, ne usul kaldı. Ağzını yaya yaya, dilini kıra kıra Kur'an okuma şekli girdi hayatımıza.

Peki, müftü bunları bilmiyor mu? Duymuyor mu? Kimse ey hocalar bu hangi dil, hangi makam demiyor mu? Memleketin tek Donkişot'u ben mi kaldım? Onlarca müftü efendi geldi geçti. Hiçbir müftünün gücü merkez camilerinin hocalarına yetmez. Hepsi sendika üst düzeyinde görevli, hepsi protokol mevlitçileri, hepsi zenginin, bürokratın, siyasinin anasının, babasının mevlidini okumuş. Hepsi gıcır gıcır, hepsi günlük traşlı, hepsi yemeklerin, açılışların vazgeçilmez adamı. Ellayhüekber dese ne olur ki? Kimse onlara dokunamaz. En uzak köyde İmamlık yapan civan gibi, kendini yetiştirmiş imam bu camilere yaklaşamaz bile. Bu merkez imamlar karelerine kimseyi sokmaz, gelen her müftü de onlara uyar. Sünneti terk etmeyin, sakal bırakın cemaat derler, ama kendileri kravatı, sinekkaydıyı eksik etmezler. Dokunsan sendikaları ayağa kalkar. Söylesen sana kibir dolu gözle bakarlar. Kermesler, törenler, protokol işleri sadece onlardan sorulur. Suya sabuna dokunmaz, özelde konuşmaz, öğleni kılar, ikindiyi beklerler. Hele bir de sela okunur ya... Urfa havası,  Antep havası, Elazığ havası bir klarnet eksik. Titret sesini, yay ağzını uzat ha uzat...

Şimdi camiler, müftü, hoca demişken önemli bir konuyu daha dile getireyim. Sayın müftüm, muhterem hocam şu camilerin dört tarafına kurulmuş hoparlörleri Cuma namazı dışında susturun Allah rızası için. Caminin içinde ses versin.  Burası çarşının göbeği. Burada normal insan yaşamı devam ediyor. Son sesle Allah'ın yüce kelamı okunuyor. Yanında hamam var, hamamda ne yapılması gerekiyorsa o yapılıyor. Karşıda otel var. Kuran sesi duyulunca otelde diz üstüne çöken olmuyor herhalde. Daha vahimi caminin avlusunun altı umumi bay- bayan tuvaleti. Şimdi sizin içinize siniyor mu hacet giderirken Kur'an dinlemek. Bakın orda esnaf var, yürüyen var, bilmem ne var. Hatta Kur'an sesi eşliğinde “Şu okunan Kur'an'ın yüzü suyu hürmetine bismillah diyerek piyango bileti çekenlerin günahını kim sırtlanacak.

Gün boyu duaları, ayetleri, vaazları bu hoparlörlerden vermekle Müslümanlarla dolu memleket olmuyor. Hani Kur'an okumak sünnet, dinlemek farzdı. Kim dinliyor? Hamamdaki mi? Oteldeki mi? Kenefteki mi?  Müşteriye mal satmanın derdinde olan esnaf mı? Camiden sürekli etrafa ses vermekle neyi örtbas edeceksiniz. Kur'an'ın okunması bir Müslüman için en sevindirici şeydir. Ama Kur'an saygıyı hak eder. Zaman ve zemini önemlidir. Uygunsuz durumda bulunan Müslüman en çok bundan rahatsızlık duyar. Sesin namazın dışarıda, her yerden duyulması ile okunan kelama yazık olur. Kaş yapayım derken göz çıkıyor.

Şimdi hakkını verelim aman ha!...

Duruşuyla, Kuran okumasıyla, ezanıyla insana parmak ısırttıran İmam yok mu? Çok tabi ki. Öyle kıraat, öyle makam ile okuyan var ki, dünyanın her yerine davet edilen İmam arkadaşlar var. Dünya onları dinlemek istiyor, davet ediyor ama biz Ellayhüekber diyenlere mahkûm oluyoruz.

Çünkü Kur'an'ı orijinali okuyan imamlar protokol işini beceremiyor. Allah ana ile biten mevlidi okumuyor, elini dizine vurup tempo tutarak mersiyeler dizemiyor.

Kafelere, AVM lere, arka sokaklara sesinizi, tebliğinizi yapın. Hele nargile salonlarına bir gidin bakalım, geçler ne konuşuyor.  Sayın hocalar akın akın gençlik Deizme kayıyor. Düğünde, cenazede uzun hava çekmek ile görevinizi yapmış olamazsınız. Gazetecilikte bir terim vardır. Herkes keçi çalar ama müftü çalarsa süper bir haber olur.” Et kokar tuz atarsın, tuz kokarsa ne yaparsın?

Millet asgari ücretle bir parça ekmek için canı çıkar, en sıcak ortamda, yumuşak yere secde edip, en güzel maaşı alırsınız ekstralar hariç. Yahu camileri bile artık belediyeler özel ekip kurmuş temizliyor. Allah bilir abdesti de sıcak suyla alıyorsunuz. Bu millete Allah'ın dinini anlatın. Ritüellerden, seremonilerden kurtulun.

 Allah'ın indirdiği kitaptan bir şeyi gizleyip onu az bir paha ile değişenler yok mu, işte onların yiyip de karınlarına doldurdukları, ateşten başka bir şey değildir. Kıyamet günü Allah ne kendileriyle konuşur ve ne de onları temize çıkarır. Orada onlar için can yakıcı bir azap vardır. (ayet)

 Her hutbeyi şu ayetle bitirirsiniz.” “Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; 
hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor” (ayet)
 Adaleti imamların ölene kadar çakılı olduğu merkez camilerde sağlayabilir misiniz?

Şimdi düşünün Allhuekber mi? Ellayhüekber mi? Bitti.



YORUMLAR

  1. CeM

    31.12.2018 23:21:46

    Sayın yazar yazdıklarınız kısmen doğru olabilir lakin genel olarak abartılı olduğunu da dile getirme gereğini duydum... 3-5 kötü örnek ile din adamlarımızı genelleyip töhmet altında bırakmak doğru olmasa gerek.. vicdan yok ise bile yaradana verilecek bir hesap var. Biraz insaf vesselam...

  2. Ck

    30.12.2018 13:50:07

    Yazıyı bir defa okudum, yoruma yazacak çok şeyim vardı. Bi daha okudum değmez diye yormadım kendimi.

  3. Mahmut Kürşad Öndeş

    28.12.2018 10:13:16

    Yazının tamamını okuyunca usul ve kaideleri bozmadan güzel bir dil ve anlatımla günümüzün en büyük sorununa açıklık getirmiş olmanızdan mutluluk duydum. Bu denli cesaretli kalemlere ihtiyacamız var. Yapılan bu yanlışlar ne yazıkki toplumumuzu her konuda erezyona uğratmıştır. Umarım bir an önce toplum olarak değerlerimize döner aklımızı başımıza alırız. Yoksa bize verilen mirası tüketip bitireceğiz malesef.

  4. İsa gündüz

    28.12.2018 01:29:14

    Birde camiler de sandalyeleri kaldırsa lar daha güzel olacak eline sağlık

  5. Ahmet

    27.12.2018 16:54:02

    Çok önemli bir konuya değinmişsiniz Necdet bey Ellah Razı Olsun.

  6. Mehmet Emin aydin

    27.12.2018 11:49:31

    Allah ina kurban

  7. ibrahim ünlü

    27.12.2018 09:47:53

    Necdet abi eline sağlık

  8. Hikmet BUCAK

    26.12.2018 19:57:48

    Her tarafı ceaurca bie yazı, çok ama çok da ankamlı.Ben burada sizi destekler tarzda yorum yapan ve yorum yapacak okuyucularınıza şunu teklif ediyorum.-Gelin bizde övgüler yazdığımız bu yazıyı biraz cesur olalım ve virgülüne dahi dokunmadan facemizde paylaşalım.Ben paylaşıyorum.

  9. Murat

    26.12.2018 19:21:13

    Tabiki her birimin eksikleri olduğu gibi diyanetinde eksikleri var önemli olan bunları cesurca dile getirebilmek kalemine sağlık

  10. ali güner

    26.12.2018 17:17:11

    Yüreğine sağlık eskimeyen dost

  11. hasan Yıldırım

    26.12.2018 15:42:36

    Camilerimizin Bahçesine dahi agaç dikip fidan yetiştirmeyen sayın İmmamlarımıza soruyorum Günde kaç saatinizi Çalişarak geçiriyorsunuz....................?

  12. Nurhan Kürbuz

    26.12.2018 14:24:10

    Dile getirilmeyen konuşulması cesaret isteyen gercekler

  13. şevket uşak

    26.12.2018 13:57:28

    Tekrar yorum yapma ihtiyacı duydum yine tek bir kelime imamlar dirilecek ki cemaatte dirilsin eline diline kalemine sağlık ve selam.

  14. Şevket uşak

    26.12.2018 13:54:19

    Tek kelime söylüyorum.Ha Yaşa

  15. Aliseydi alpay

    26.12.2018 13:24:37

    Abi ben simdi anladım senin hakkında neden 30 dava acilmis sen bilmiyormusun bu ulkede dogru soyleyeni dokuz koyden kovarlar yada hapse atarlar.Bombardimana hazir ol.

  16. Asil KANBAY

    26.12.2018 13:07:25

    Necdet Hocam, Kalemin yine çok sert...Rabbim senin gibi abilerimizi başımızdan eksik etmesin, etmesin ki hep böyle duygularımıza tercüman olasınız.

  17. Mehmet yamadağ

    26.12.2018 12:57:34

    Mevlit yemeklerinde ilk yemek imamın önüne konur ondan da bahsetseydiniz ustadim. Kalemine sağlık umarım mesaj yerine ulaşır. Papağan gibi sabit hutbe yerine imamlar senin gibi ortamın durumuna uygun konu seçerek ilerleyebilir demi yani..Bu arada o merkez cami hoparlör mevzusunda tüccarlar ezanı ayeti delil sunarak satış yapıyor belki de malını satmak için dini alet ediyor (hoş devrin en meşhur olayı değil mi zaten )..Diğer yazınızı merakla bekliyoruz emeğinize sağlık..

  18. Mehmet

    26.12.2018 12:46:52

    Harika

  19. abi sen ne yaptın...

    26.12.2018 09:24:59

    kaleminize sağlık. çok yönlü bir yazı. şimdi sizi topa tutacaklar. herkes kendi anladığı pencereden sizi yerden yere vuracaklar.belkide sizi dinsiz, ateist bile ilan edecekler. Ahmet Tayyar hoca dünya çapında sesi kıraati olan bir hoca Kabe de bile namaz kıldıracak yetenek var. dokunulmazlık zırhına bürünen bir gruba çattınız. kendinizi koruyun bence.Allah razı olsun sizden...

YORUM YAZ

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>