Selma Karakaş
@timemalatya

"Malatya Time siz değerli Malatyalı okurlara gerçek bir internet haber sitesi keyfi sunmak amacıyla yeni hali ile yayında"

Başlarım sizin Kürdistan davanıza!

Selma Karakaş Tutuş yazdı...

 

(Sesli Makale)

 

Her durumda ve her ortamda söyleyecek sözü olan insanların, toplumun dinamiklerini sarsan olaylara sessiz kalmasına anlam veremiyorum. Pardon! Daha doğrusu şöyle söylemem gerekirdi; kamuoyunda yer alan bir çok eylem/direniş için mangalda kül bırakmayan o muhafazakar kesim, niye Hdp İl Başkanlığı önünde, oturma eylemi yapan ailelerin feryadı için kulaklarına pamuk tıkar? Nedeni basit: O kadar vicdansızlaştılar ki ota, çiçeğe, böceğe verdikleri değeri HDP'ye kepenkleri kapattıracak cesaretteki annelere vermediler.


HDP BİNASI ÖNÜNDEKİ DİRENİŞ BÜYÜYOR

İlk etapta Anadolunun bağrından koparak, HDP İl Başkanlığı önüne gelen anne Hacer Akar, oğlunun geri verilmesi için başlattığı oturma eyleminin sonuç vermesiyle aile sayısı yükseldi. Bu direniş bir çok kesim tarafından da desteklendi. Başta Malatya olmak üzere bir çok ilden Diyarbakır'daki annelere destek ve motivasyon amaçlı ziyaretler düzenlendi. Buraya kadar her şey iyi güzel de medyada olayı saptırmaya çalışan gruplarda oldu. Ayrıca çocuklarını geri almak için orada bulunan ailelerin, HDP İl Başkanlığı yetkilileri tarafından kolundan sürüklenerek, çıkartılmaya çalışılması da olayın farklı bir boyutu. Aslında saldırgan tavırlarıyla her an bir anarşi ortamı hazırlamaya meyilli olan PKK terör örgütü taraftarları, annelerin feryadını suistimal etmeye çalışarak da olanların bir oyundan ibaret olduğunu söylediler. Ne gariptir ki yalan dolanla üzerini kapatmaya çalıştıkları olay, ayaklarına dolandı.

HİÇ YOKTAN BİR SEMPATİ UĞRUNA

Toplumdaki her birey, fikir ve düşünceleri doğrultusunda belirli bir etnik guruba dahil olabilir. Bu her insanın özgür iradesiyle verdiği bir karardır. Biz burda bu veya şu grup ayrımı yapmıyoruz ama; toplumu kutuplaştırmaya çalışan ve her an bir çatışma ortamını bekleyerek, toplumdaki genç nüfusun beynini yıkamak adına atılan girişimlerle kendine taraf toplayıp, gençleri bir bir ailelerinden kopartarak, vaatler veren terör örgütlerine dur demeyi bilmeyiz. Yoksa genç kardeşlerimize verilen vaatlerle PKK'ya karşı bir sempati oluşturulmaya çalışılacaktır ve bunun sonucunda da kandırdıkları gençleri, bir piyon gibi kullanacaklardır. Onların cephesinde bunlar olurken, belkide geliştirdikleri sempatiye karşı gelebilecek anneleri, hesaba katmamışlardı ki böyle büyük bir direniş karşısında tökezlediler.

BANA DOKUNMAYAN YILAN BİN YAŞASIN

Bir anne düşünün; korktuğunuz, çekindiğiniz, PKK'ya tek başına gözdağı vererek 17 yaşındaki oğlunun geri verilmesini istiyor. Evladı gelene kadar oradan gitmeyeceğini dile getiriyor ve evladına kavuşuyor. Bundan kuvvet alan aileler, bir umut eyleme katılıyor. Tek gayeleri çocuklarına kavuşmakken, bazı kesimler tarafından art niyet ürünü olarak görülüyor. Acaba kendi evlatları terör örgütü tarafından kandırılarak, ellerine silahlar verilip, dağa götürülseydi aynı insiyatifi gösterebilirler miydi? Tabiki hayır! Çünkü söz konusu kendi evlatları olursa yakar yıkarlar ortalığı, elinden alırlar. Ama ülkenin alt tabakasında yer alan kesimin evlatlarıysa, üstünü örtbas etmeyi çok iyi bilirler ki bana dokunmayan yılan bin yaşasın, düşüncesindeler.

SANAT SANAT İÇİNSE İNSAN NE İÇİNDİR?

Hep insanlık öldü derlerdi büyüklerimiz. Gerçekten de son zamanlarda yaşanan olayları görünce bu düşüncelerine hak veriyoruz. Bir insana vermediğimiz değeri; saçma sapan bir şeylere veriyoruz. En önemlisi de "sanat sanat içindir" diyerek podyumlarda boy gösteren bir çok sanatçıya haddinden fazla değer veriliyor. Bizler sayesinde ayakta duran bazı sanatçılar, sanatı icraa edeceğine her şeye burnunu sokuyorlar. Ve o her olaya müdahil olan sanatçılarımız var ya bir zamanlar doğaseverlikleriyle bir ağaç kesildi diye çıkarmadıkları yaygara kalmamıştı. Ne yazık ki; bir annenin yüreğine düşen ateş için bir tek kelam etmiyorlar, diyeceğim de ediyorlar etmesine fakat boyutu farklı yönlere taşıyarak. Yok efendim bir drammış bütün bunlar, o yüzden sesi soluğu çıkmıyormuş sanatçılarımız ve doğaseverlerimizin.

Büyük ihtimal görmüşsünüzdür ama ben yine zikretmek istiyorum. Sanatçı Gökhan Özoğuz(Athena Gökhan ) twitter hesabında şöyle bir paylaşım yapmıştı: "Pek Tabikide hepsine seve seve gösteriyoruz, her duyarlı vatandaş gibi. Fakat siz görmemişsinizdir! Çünkü sadece Hdp binasının önündeki mağdur olan analara babalara değil! Biz bütün annelerin babaların feryadına dur diyoruz." Bu tweetine gelen tepkiler sonrasındaysa bir açıklama gereği duymuş olmalı ki özrü kabahatinden büyük! Nasıl tepki vermeyiz falan filan demiş ve bunların 40 yıldır devam eden normal bir şeyler olduğunu ifade etmiş. Yani bir insanın PKK terör örgütü tarafından kaçırılması, savaş ve dövüş eğitimi verilerek eline silah tutuşturulup, hiç yoktan bir dava için kardeşi kardeşe öldürtmek normal karşılanıyor.

KORKUNUN ESİRLERİ

Çağdaşlıktan bahsediliyor ya medeniyetler seviyesine ulaşmak için. Peki çağdaşlık neydi? Bir tarafta ülkenin yoksul insanını lime lime ederek, sessiz kalması için tehditler savurup diğer taraftan da birilerinin hayatı laylaylom yaşaması mı? Bu umursamazlığı sergilemeleri içinse birilerinin kölesi olup, kardeşinin acısına nötrleşmesini izlemek mi çağdaşlık ve özgürlük goygoyu? Hayır, bu çağdaşlık değil! “Yanı başında komşusu açken tok olarak geceleyen kişi (olgun) mü'min değildir” diyen bir peygamberin ümmetiysek, bu bir çağdaşlık olamaz! Ne biliyor musunuz? Bahsettiğimiz etnik grubun, toplumda yarattığı kaos ortamıyla gelişimini tamamlayamamış bireylerin, korkuyu çağdaşlık olarak karıştırdıkları nankörlüktür. Oysa korkunun ecele faydası yok!

EPMATİ KUR O ZAMAN ANLARSIN

Çevremizde gelişen kimi olaylara nedense duyarsız bir toplumuz. O meşhur vah vahlarımız vardır ama olay üzerinden 24 saat geçmeden unutulur, gider. Tv de bir haber izleriz yada gazetelerde bir haber okuruz, anlık bir üzülürüz sonra dünyevi işlere devam ederiz. Zoruma giden ne biliyor musunuz? Gündemde taze tutulan bir olay var ama hâlâ üç maymunu oynayanlar var. Sesi soluğu kesilmiş; görmediler, duymadılar, bilmiyorlar.

Neyse fazla uzatmadan konuya girelim. Bir anne için evladı paha biçelemez değerdedir. Eğer karşı koyamadığı bir güç, gelip onu kendisinden alıkoyuyorsa, bir annenin yapamacağı hiç bir şey yoktur. Bunu anlamakta zorlanan kişilere, Diyarbakır'daki annelerin feryadı çok dramatik geliyormuş. Böyle düşünenlere şunu söylemek lazım: Kendinizi onların yerine koyun, belki anlarsınız ama insanlığınızı yitirmişseniz, hiç uğraşmayın!

SESSİZ KALMA TARİHTE YENİ BİR SAYFA AÇILIYOR

Ayrıntıya girmeden tarihe konu olmuş olaylar, toplum içinde büyük yaralar açmıştır. Ayaklanmalar, direnişler, eylemer dönem dönem var olmuştur. Son zamanlarda ülkeyi bölmeye çalışan terör örgütleri, eylemlerinde genç kardeşlerimizi maşa gibi kullandığını hepimiz biliyoruz. Unutulmamalıdır ki bu gençlerin de bir ailesi var. Geçmiş dönemlerimize baktığımızdaysa PKK terör örgütüne gözdağı veren böylesi bir direnişe tanık olmadık. Son bir ay içinde canını hiçe sayarak, evlatlarını isteyen annelerin direnişi, yeni bir çığır açtı.

Bu sayede artık bu güçlere, boyun eğilmediğini gördük ki oturma eylemine katılan Çetinkaya ailesinin bir yakınının HDP yöneticilerine şu sözleri bunu kanıtlıyor: "Senin oğlun dağa gitsin, bakalım sen oturuyor musun, oturmuyor musun? Bizim canımız gitmiş, senin umurunda mı? Gönderdiniz, yalan mı? Kaç tane genç toprağın altında. Diyarbakır'da genç bırakmadınız, ya cezaevinde ya toprağın altındalar.

Başlarım sizin Kürdistan davanıza. 'Fakir fukaranın çocuğu dağa, ben koltuklarda.' Alıştınız insanları dağa göndermeye. Size verecek çocuğumuz yok, getirin. Bunların çocukları lüks okullarda okuyor. Yeter artık toprağın altı genç doldu, nereye kadar?

Gerek radyo ve tv haberlerinde gerekse yoğunlukla kullandığımız sosyal medyada bu feryatları görmüyorsak, vicdanınızı bir yerlerde unutmuş olmalısınız ki bu kadar duyarsız, bu kadar olayı farklı boyutlara taşıyabiliyorsunuz. Bu yüzden de sevgi ve merhamet ekseninde insanî ve vicdanî duygularınızı, sorgulamanızı öneririm.

Son paragrafımı da şöyle bitirmek istiyorum. Eğer Diyarbakır'daki annelerin sesine kulak vermiyorsanız, lütfen bundan sonra kimse kadın haklarıydı, cocuk istismarıydı, ailenin kutsallığıydı, özgür iradeydi vs. nutuk atmasın!


Selma Karakaş Tutuş



YORUMLAR

  1. selma karakaş tutuş

    22.09.2019 23:06:37

    Güzel yorumunuz için teşekkürler. Yazılarımı kısa tutmamı söylemişsiniz fakat kendimi sınırlandırmak istemediğim için, makelelerim biraz uzun. Yinede düşüncenize saygı duyarım, teşekkürler...

  2. selma karakaş tutuş

    22.09.2019 23:02:35

    Yorumunuz için teşekkürler Gülperi hanım. Evet, gözümden kaçmış olmalı eklediğiniz yorum. Zaten ne oluyorsa fakir fukaraya, garibana oluyor.

  3. Adem

    22.09.2019 12:48:49

    Yazılarınızın tanımını okudum. Hakikaten güçlü bir kaleminiz var. Güzel konulara iyi bir dille temas ediyorsunuz. Konular siyasi olmadığı için çok dikkat çekmiyor. Bu sebeple yazıları kısa tutarsanız çok daha fazla takip edilir diye düşünüyorum.

  4. Liya

    22.09.2019 12:23:40

    Bakan Zehra Zümrüt Selçuk analara destek için gidiyor HDP il binasına. Oturup analarla beraber bir kadın belki bir ana olarak ağlıyor. O anaların ellerinden sadece ağlamak geldiği için çaresiz oturup ağlıyorlar. Ama siz bir bakansınız ağlamaktan öte yapabileceğiniz sayısız şeyler olmalı. Sözde destek görüntülerine de inanmıyorum. Sanatçı destek verse ne olur destek vermese nolacak kaale bile alınmaması lazım

  5. Hikmet

    22.09.2019 12:18:24

    Sanatçılar gözümüzdeki değeri yitirdi. Çalıp söylemekle insan olunmuyor maalesef

  6. Gülperi

    22.09.2019 12:17:46

    Kaleminize sağlık. Yazınız çok duygulandırdı. Tebrik ederim. Ülkenin kanayan yarası bu. Tespitlerinize şunu da eklemek isterim. Orada bulunan annelerden elleri bakımlı tırnakları ojeli saçı boyalı tek anne var mı? Needen hep şehit anaları yoksul? Neden hep şehit evleri kerpiç ve yıkık? Üstünü örtbas etmeyi çok iyi bilirler!!

YORUM YAZ

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>