Timur İnce
@timemalatya

"Malatya Time siz değerli Malatyalı okurlara gerçek bir internet haber sitesi keyfi sunmak amacıyla yeni hali ile yayında"

Bizleri kutuplaştırmayı başardılar!

Timur İnce yazdı...

 

(Sesli Makale)

Farkında mısınız, hiç bir sosyal aktivitemiz kalmadı. İnceldik. Dostluklar, gönül, muhabbet ne varsa raflara kaldırdık. Neredeyse siyasetle yatıyor siyasetle kalkıyoruz. Siyaset konuşmak, siyaset yapmak, siyasi bir üslüp ve çizgiye sahip olmak elbette suç değil fakat son yıllarda, hele de son bir yılda siyasetin kirli bir hale dönüştüğünü anlatmaya gerek var mı? Farklı siyasi görüşte olanlar artık düşman tarafları, kan davalıları, Yunan-Türk, Esad-Muhalifler, ETA-İspanya. Ne derseniz deyin adına. Kimse böyle olmadığını inkar edemez. Korkunç bir sosyal yarılmanın sirayet ettiği siyaset üzerinden meydana gelen farklı görüş derinliği toplumun içine nasıl empoze ettilerse, başardılar.

Tahammül edilemez bir görüş mesafesi girmiş araya. Köylerde muhtar yanlıları, belediyelerde başkanlık tarafları, büyük şehirlerde radikal ideolojik meseleler. Seküler bir infial şeklinde tepeden aşağıya, aşağıdan tepeye birbirini tamamlayan makro kutuplaşma ruh yapımızı çepe çevre sarmış durumda.

Görünmez ciddi bir tehlike olarak git gide boyutu ve bilançosunun artarak toplum kodlarına kanser virüsü gibi bulaşmış bu ne olduğu belirsiz –radikalizmin– hortlaması, işin kötü tarafı kimsenin umrunda değil.

Sıkıntı da burda ya!

Şizofreni düzeyinde bir paranoya, komploculuk, şiddet salgını, aklı almaz kılan bir kutuplaşma… R. Edgerton'un “hasta toplumlar” kavramı tam da bugünün Türkiye'sini anlatıyor. Tedavi olmak istiyorsak önce teşhisi koymak ve bu gerçeği kabul etmek zorundayız. Gerçeği kabul etmek için empati yapacağız, birbirimizi anlayacağız hatta hissedeceğiz. Duygu düşünce alışverişi, diyalog o kadar önemli ki! Tüm bunları yapabilecek beynelmilel özeliklerimizin (hepsini) kaybettik. Maalesef hepimiz hastayız!

Tıbbi bir tanımı olmayan ideolojik hastalık ne yazık ki “metastaz” yapmış durumda

Evet, biz kutuplaştık, bunu başardılar… Artık her ne olursa olsun benim tarafım var!! Bizim tarafımız harici kimse yaşamasın, nefes almasın, iğrenç bir canlı bizden olmayanlar veya herkes terörist, vatan haini. Sadece ben ve bizim mahalledekiler bu ülkenin orijinalleriyiz. Ancak bizden olanlar sütten çıkmış ak kaşık, yalan da olsa, düzmece de olsa söyleyen bizdense sorun yok. Bu taraf tutma öyle hastalıklı bir hal aldıki toplumumuz artık doğru ve yanlışı ayırmaksızın birbirine saldırıyor…

Halbuki bizler darbe silseleleri görmüş bir ülkeyiz. Bu kadim ülkenin Selçuklulardan, Osmanlı'ya sirayet etmiş Türk-örf adetlerinin Anadolu yaşantı biçimiyle harmanlanarak büyümüş saf çocuklarıyız. Çocukluğumda asker kapımıza dayanır, evin kapısını kırıp içeri girerlerdi. Babamı alıp götürmeleri moda olmuştu artık. Hazırlıklı olsun diye, her an baskın olur götürülürse elbisesiyle yatması gibi şeyler yaşandı bu ülkede. Her hareketimizin askerlerin gözüne çarpmaması tedirginliği ile geçen 80 ihtilalinde köy hayatı boyunca herkesle barışıktık yinede. Askeriyenin darbe vasıfları belliydi. Halkın da var olma amacı. Ama kesinlikle cuntacıların şiddet göstermesine rağmen halkla arasında “düşmanlık” diyeceğimiz en küçük bir belirti olmazdı. Sivil-Asker çatışması bu yüzden hiç yaşanmadı. Yaşandı diyen varsa çıksın söylesin.

Ya şimdi?

Ortada hiç bir şey yok, ful yok yumurta yok şu geldiğimiz hale bakın. Ben böyle kutuplaşma görmedim, ne şarkda ne de batı da…

Normalleşme gerekiyor. Acil hemde. Şu siyasi salvolardan uzak durabilir miyiz? Rengimiz diyoruz. Müstakbel köşe yazarlarımız bile “Bizim mahalle” başlıklı yazılar atıyor. Senin mahalle kim, benim mahallem neresi? Siyasi partilerden kasıtsa eğer, partiler gelip geçici biliyorsunuz! Hepimiz aynı gemide değil miyiz?

Geçenlerde sosyal medyada bir hanımefendi demediği bir şeyi söylemiş gibi yapan edepsizlerin, sorusunu farklı yansıtıp bunun üzerinden bu gencecik kızı linç etmek hiç bir ahlaki kurala sığmayacağını bildiğimiz halde bir anda bizim mahallelilerle karşı mahalle (İngilizler-Fransızlar-Almanlar- Kamboçyalılar, Cezayirliler!) arasında öyle bir kutuplaşma kirliliğine dönüştüğünü izledik. Anladım ki “biz” meğer “biz” olmaktan çıkmışız. Unutmayın kutuplaşma ideolojik körlük getirir. Bugün bunu neden yaşıyoruz cevabını bilen var mı? Her iki taraf teyit edilmeyen bilgiler üzerinden birbirini linç ediyor. Yani bizim mahalledekiler ile sizin mahalle… Sonra diyoruz ki gelişemiyoruz, Avrupa neden bizden önde?

Şu kelimizi örten şapkamızı önümüze koyup biraz düşünme vakti gelmedi mi? Yoksa çatışmaya, ötekileştirmeye devam mı? Nereye kadar!

TİMUR İNCE



YORUMLAR

YORUM YAZ

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>