Timur İnce
@timemalatya

"Malatya Time siz değerli Malatyalı okurlara gerçek bir internet haber sitesi keyfi sunmak amacıyla yeni hali ile yayında"

Büyükçay Barajı Malatya'ya çekilen bir operasyon mu?

 

Büyükçay Barajının akıbetini kurcaladıkça çok farklı bilgi ve suiistimaller karşımıza çıkıyor.
İlk olarak Eski Kâhta civarında yapılması planlanan baraj bölge halkı tarafından karşı çıkılmış, bu kez Kazaz köyü civarında en uygun noktada bir yer tespit ediliyor. Yine köylüler, Adıyaman'dan bazı hatırı sayılı insanlar devreye girerek iptal ediyorlar. Tamam, buna eyvallah!

Son olarak Taşkale köyü mıntıkası baz alınıyor, baraj karşıtı aynı Adıyaman lobisi buraya da rıza göstermeyince nihayet Pütürge sınırları içerisinde uygun bir bölge arayışına başlanılmış… Gerek bölgede yaşayan halkın konuya tutarsız yaklaşımı gerek tepkisel bir tavır göstermemesi sonucu, şu an yapılması planlanan Pütürge'nin Yandere, Kayadere, Uzuntaş (perraş) arasında kalan bölge üzerinde Adıyaman'ı sulayacak baraj projesi nihayet kararlaştırılıyor.

Böyle olunca Büyükçay Barajı, Adıyaman'ın kendi sınırları içinde 10 farklı noktaya yapma ihtimali var iken Malatya toprakları içerisinde diretmeleri Malatya'ya yapılan bir operasyon mu acaba? Dedirtiyor…

Adıyaman Ak Parti milletvekili Ahmet Aydın'ın yoğun siyasi baskısı ila Menzil cemaatinin örtülü olarak desteklediği “Büyükçay Barajı” temel esasta tamamen Adıyaman'a aktarılması ve sulama amaçlı, hidro santral çıkışlı statik bir proje, 25 Mart 2021 tarihinde ihaleye çıktı. İhaleyi kazanan firmanın belirlenmesi ile tabiri caizse kazma vurmaya geldi sıra. İyi hadi hayırlı olsun…

En kısa süre içinde ihaleyi alan firma binlerce kişilik ekibi, iş makineleri filoları ve dev şantiyeleriyle bölgeye konuşlanır.

Barajın su tutma alanları harita şablonu üzerinde bakıldığında, su tutulma aşamasına geçildiği an bölge insanı üzerinde oluşturacağı olumsuzlukları saymakla bitiremeyiz. Daha önceki yazılarımızı takip edenler bilir. Bunları detaylı şekilde sıralamıştık. En başta baraj aktivitesinin Tepehan bölgesine (0) sıfır katkısı yanında suyun tamamı Adıyaman havzasına verileceği, su rezervinin; bölgenin teptonik bir yerkabuğuna sahip olması sebebiyle büyük çaplı çöküntüler, dev obruklar, sismik anlamda zaten deprem fay hattı üzerinde yer almasından dolayı deprem gerçeğini gün yüzüne çıkaracağından veya tetikleyeceği şeklinde bilahare sıralayabiliriz.

A_121

Yeşil çizgiler, su tutulduğunda suyun işgal edeceği alanlar…

Bunlar şimdiye dek kimsenin hesaba katmadığı ve olasılığı çok yüksek baraj yan etkileri arasında.

Diğer bir husus; Pütürge coğrafyasının Adıyaman'a peşkeş çekilmesi altında yatan siyasi ve konjukturel başlıklar. Adıyaman havzasını sulayacak baraj gövdesinin Pütürge sınırlarına ulaşıncaya kadar yaklaşık 10 noktada yapılabilirliğini tasdik eden uzmanlar, illa Pütürge sınırları içinde yapılması gerektiği ısrarı neden dayatılıyor? O da ayrı bir soru?
Diyorlar ki Çelikhan'a yapılan ÇAT Barajı'nda Adıyaman topraklarında yapılmış ve Malatya'yı aktarılıyor. ÇAT barajını görmüş biri olarak, barajın yapıldığı alan son derece dağlık, tarıma elverişli olmayan atıl bir sahada, ayrıca bölgede hiç bir yerleşim yeri bulunmuyor. Tamamen stabil olmayan, kullanılmayan sert bir coğrafya üzerinde yer alması.

Ama Tepehan'ın farklı… Pütürge'nin en verimli arazileri burada, tarihi sit alanları var. 8 köy, 2000 hane, üstelik Nemrut turizm yolu diğer yandan akamet ediliyor. Sadece Pütürge değil Malatya haklarının tahrif edilmesi de söz konusu. Böyle bir kıyaslama yapmak talihsizlik olur ancak. Siyasi ve kültürel bir getirisi bulunmayan katıksız bir proje.
Yani, böyle bir kat'ada ilk aklımıza gelen Pütürge, dolayısıyla Tepeha'nın en güzide alanı gözden çıkarıldığı intihalidir…

Hikâye burada bitmedi.

Devam edelim. Velev ki bu baraj yapıldı, “bu insanlar ne olacak?” sorusunun cevabı üzerinde de şimdiden durmalı mıyız? Hazin olan şey ise; hiç bir yetkili bu baraj ile ilgili konuşmuyor. Bilgi kanalları hepsi kapalı. Sanki devlet sırrı gibi bir şey. (Top secret) Yeni köylerin kurulması mı gerekiyor, insanlar bir tehcire mi zorlanacak şimdilik belli değil. Köylerin sarp ve salt bir noktaya kurulması çare değil çünkü tarımın, hayvancılığın yapıldığı tüm dinamik araziler su altında kalmaya tesis ediliyor. Kış koşulları ve zor yaşam şeklinin zaten egemen olduğu çevresel faktörleri göz önünde bulundurduğumuzda geriye kalan herhangi bir noktaya köyler kurulsa dahi insanların yaşamını idame ettirmeye müsait bir zemin olmadığı aşikâr.

Hakeza Büyükçay barajı her yönüyle bölgede ciddi bir dezenformasyon sonuçlarını beraberinde getiriyor. Arz-talep dengesizlikleriyle Pütürge topografyası git gide portföyü ve kalitesini kaybedecek. Bu insanlar zorunlu bir tehcir sonucu gidecekleri yer-şehir-başka merkezlerde asimilasyon kültürüyle karşılaşacaklar. Yeni bir adres, yeni bir hayat arasında sıkışıp kalan geleceğin suiistimal edilmiş varyantları olarak kalacaklar. Mantıksal olarak her haliyle onay vermek mümkün değil. Zarar ziyan bilançosu sadece barajın kapladığı/kaplayacağı su alanından çok daha fazlası.

İşte bu veryansını yapmamız, insanlarımızın belki de bilmediği bu handikabı sürekli dile getirmemizin nedeni, mevcut şartlarda meydana gelecek sosyal yıkımı, çevresel dengesizlik aritmetiklerini, kayıplarımızı sürekli hatırlatmamızın altında koskocaman bir “hatalar-haksızlıklar ve yanlışlıklar” silsilesinin yatmış olmasıdır.

Hem alınmış ÇED raporundan sonra meydana gelen 6.8'lik depremden kimse söz etmiyor. ÇED raporu 2014 yılına ait, alındığı tarih ile bugün arasında gerçekleşmiş büyük bir depremin pas geçilmesi kabul edilemez. Şimdi yeni bir ÇED Raporu gerekebilir. Eğer yeni rapor alınmaz ve eski raporla süreç devam ettirilirse bu işte kurumsal teknik bir usulsüzlük söz konusu. Çünkü deprem riski artık barajlar üzerinde çok etkili.

Bilmem anlatabildim mi?

Yoksa beni bilen bilir, Şiro'da yaşıyorum. Aramızda 50 km mesafe var. Büyükçay barajı yapılsa zerre kadar bana zararı olmaz, yapılmazsa yine zerre kadar faydası olmayacak. Yılda bir Tepehan'a ayağımız düşer, üç beş sevdiğimiz insan var en fazla uğramaz telefon açarız kendilerine. Dolayısıyla pek fazla bir şey bizim için değişmez ama sarf ettiğim gibi biz Pütürgeliyiz! Hepimiz bu mağrur topraklarda hayata başladık! Buranın ham çocuklarıyız. Acıyı, çileyi, mutluluğu burada tanıdık. Bugün sana yarın bana! Ne yani sessiz mi kalacağız, bu kalemin ne anlamı var o zaman?! “Alın barajınızı götürüp kendi sınırlarında yapsınlar. Bizim insanlarımıza, topraklarımıza dokunmayın.” Bunu diyebilecek bir babayiğit lazım bugünlerde…

Var mıdır bilinmez!

TİMUR İNCE

 



YORUMLAR

YORUM YAZ

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>