Murat ÇETİN
@timemalatya

"Malatya Time siz değerli Malatyalı okurlara gerçek bir internet haber sitesi keyfi sunmak amacıyla yeni hali ile yayında"

Elma bile yerli ve milli değilken!

 

 

 -SESLİ MAKALE-

 

Antisthenes, “Namuslu olmanın yolu nedir?” diye soranlara şu cevabı vermiş: “Seni yakından tanıyanlara, ne gibi hatalarının olduğunu sormaktır.”

Granny Smith ile Arjentino, ne kadar yerli ve milli?

Zahirine baksan, şen şakrak olmamız lazım. Elimizi burnumuza götürüp, nanik yapmamız lazım. Sevinçten ters takla atmamız lazım. Fakat işin iç yüzüne baktığımızda ise, bütün bu saydıklarımdan uzak durmamız lazım. Çünkü “Yerli ve milli” diye vitrine koyduğumuz şey, aslında açık uçlu bir yazılım. Peki bu durumda ne yapmamız lazım? İşte bu soru karşısında, iki elimizi yanağımıza götürüp, “Neden böyle şeylere tenezzül ediyoruz ki?” şeklinde “sesli” düşünerek, evvela kamuoyundan özür dileyip, sonrasında ise kendi gayretimize yönelmemiz lazım. Bunu yaparken de, bütün içtenliğimizle, “pandomim” hareketlerden kaçınmamız lazım…

Uzunca bir zamandır yazmayı düşündüğüm, fakat bir türlü fırsat bulamadığım konunun vakti geldi anlaşılan. Bilindiği üzere son dönemlerde ülkemizde "Yerli ve milli” kelimelerini sıkça duymaktayız. Hayatımızın hemen her kademesine nüfuz eden teknolojik ve akıllı ürünlerin varlığı inkar edilemez. Bir çoğu “Vazgeçilmezlerimiz” arasına girmiş durumda. Haliyle bu cihazları kullanacak yazılımlar da oldukça önemli. Toplumların geleceği de, yaptıkları yazılımlara bağlı oluyor. Dışa bağımlılığın ortadan kaldırılması adına “Yerli ve Milli Yazılım” seferberliği başlatılmış durumda. Fakat bazı kurumlar “Açık uçlu yazılımları” kendilerine uyarlayarak, ürünlerine “Yerli ve Milli” yakıştırması yapıyor. Bu durum ne ülkemize ne de o bahsettiğim kurumlara katkı sunamaz.

BigBlueButton!

Yoldan geçen birinin çevirseniz ve ona "BigBlueButton nedir?" diye bir soru sorsanız, hiçbir eğitimi olmasa bile size "Ecnebi işi bir şey" cevabını verecektir. Okur-yazar olmayan bir kişi bile pekala size bu cevabı verebilir.

“BigBlueButton” yabancı menşeli, eğitim kurumlarına odaklı olarak geliştirilmiş, özgür ve açık kaynak kodlu bir web konferans yazılımıdır. Açık kaynak olması sebebiyle, her kurum bu yazılımı alıp kendine göre ayarları yaparak kullanabilir.

Malatya'daki bir kurum, bu yazılımı kullanmakta ve her ne hikmetse ısrarla "Yerli ve milli" vurgusu yapmaktadır.

Malatya Turgut Özal Üniversitesi'nden bahsediyorum. Bu güzide üniversitemiz, uzaktan eğitim için “BigBlueButton”ı kullanıyor. Fakat neredeyse bütün platformlarda, "Yerli ve milli yazılımımız" diyerek reklam yapıyor. Hatta bir büyüğümüz bir programda çıkıp, "Bu yazılım, ticarete konu edilmeli ve diğer eğitim kurumları, Turgut Özal Üniversitesi'ne gerekli ücreti ödeyerek bu yazılımı satın almalıdır." demişti.

Az buçuk yazılım bilgisi olan herkes bu yazılımın yerli ve milli olmadığını rahatlıkla anlar. Üniversite yetkililerinin bunu bilmiyor olmasının akılla izah edilir bir yanı yoktur. Bünyesinde, yazılım mühendisliği, bilgisayar mühendisliği ve bilgisayar programcılığı bölümleri bulunan bir eğitim kurumunun bu hatayı yapmasının izah edilebilecek bir tarafı var mı? Bahsettiğim bölümlerden birinin hocalarından biri çıkıp, "Bu program ne yerli ne milli. Yabancı bir program" demiş mi acaba? Doğrusu çok merak ediyorum. Program güzel olabilir, ücretsiz olabilir, kullanımı kolay olabilir... Fakat yerli ve milli değil!

Geçtiğimiz hafta sıla-i rahim için Malatya'daydım. Bir ara Malatya Park AVM'ye uğrama imkanım oldu. Burada, Turgut Özal Üniversitesi'nin ürünlerini görme fırsatı da buldum. "Yazılım yerli ve milli olmasa bile elmalar yerli ve milli" diyecektim ki; elmaların cinsinin Granny Smith ve Arjentino olduğunu öğrendim ve hemen düşüncemden vazgeçtim.

K_77

 

POZU BIRAKIP, ÇÖZÜM ÜRETİN!
Sivrice-Pütürge Depremi'nden sonra, deprem gerçeği iyice hayatımıza yerleşti. Ülkemizin değişik yerlerinde meydana gelen depremler, ilimizde en son cuma günü yaşadığımız 4.7'lik artçı deprem gibi artçı şoklar sebebiyle; deprem gerçeği hayatımızdan çıkmayacak gibi görünüyor. Böyle bir durumda hepimizin depremle yaşamayı bilmesi, buna dair eğitimlerin verilmesi ve depreme dayanıklı yapıların inşa edilmesi şart. Bu iş genel olarak toplumun tamamını ilgilendiren oldukça önemli bir konu.

1999'daki Marmara Depremi'nden sonra, ülke olarak deprem konusunda epey bir yol kat ettiğimiz ortada. Özellikle arama/kurtarma konusunda dünyanın en iyi ülkelerinden biriyiz.

Depremi önleme konusunda ise hâlâ yetersiziz. Özellikle imar konusunda belediyelerimizin sınıfta kaldığını belirtmek isterim. Bugüne kadar yıkılan, yahut yıktırılan kaç binanın yerine yenisi yapıldı. Bunun istatistiğini tutan kimse var mı? Hayatının 50-60 yılını geçirdiği evi yıkılan vatandaş aynı yerde ev yapabilir mi? Yapmak için kime başvuracak? Devletin katkısı ne olacak? Bu konuda maalesef kimse bilgi sahibi değil. Vatandaş nereden sağlıklı bilgi alacak, bilen yok. Kendine bunu dert edinen de yok.

Konu deprem ise insanların yönlendirildiği iki kurum var; Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü ile Afet Acil Durum Müdürlüğü. Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü işin inşaat kısmını biliyor, fakat diğer hiçbir şeyden bilgisi yok. Kaldı ki inşaat işini TOKİ takip ediyor. Afet Acil Durum Müdürlüğü (AFAD) deyim yerindeyse, "Toplama kampı" gibi. Değişik kurumlardan geçici süreli görevli personelle iş yürütülmeye çalışılıyor. Sorduğunuz soruların yüzde doksanının cevabını bilen yok. Sonuçta muhatap olduğunuz kişi geçici görevli ve bir süre sonra oradan ayrılacak. Şehir Merkezinde kimse; hangi bölgeden, kaç metrekare, kaç liralık bir ev alacağını bilmiyor. Yetkililer "Maliyetin yüzde kırk altında" demek dışında bir bilgiyi vermiyorlar. Çünkü onlarda bilmiyor.

Mesele, birçok binayı peşi sıra dikmek değil. Parasını verip binlerce bina dikmek kolay. Önemli olan; adaletli bir şekilde bu binaları hak sahiplerine teslim edebilmek.

Ey yetkililer, kış mevsimi geldi çattı. Dikilen binaların önünde poz vermeyi bırakıp apolitik olun artık. Vatandaşın aklındaki soru işaretlerini bitirmeyi deneyin lütfen!

DEPREM“ZADE” OLANLAR!
Olumsuz bir olayın mağdurları için "zede" takısı kullanıyoruz. Afetzede, selzede, depremzede veya bankerzede. Verdiğim ilk üç örneği, az çok hepimiz biliriz. Sonuncusun ise yaşı kemale ermişlerimiz daha çok bilir. Geçmişte ülkemizde bir banker furyası yaşanmıştı. Bankerlerin mağdur ettiği insanlara da “Bankerzede” demiştik. “Bankerzede”lerin sırtından köşeyi dönenler olmuştu. Tıpkı bugünkü “zede”lerin sırtından köşeyi dönenler gibi.

Bugün bu “zede”leri mağdur edenlere de “Depremzade” deniliyor. Yani “Zade” eki getirildi bunların sıfatının sonuna. “Depremzade” ismi denilince de geçtiğimiz hafta kaleme aldığım yazı sonrası ortaya çıkan gelişmeler aklıma takıldı.

Hatırlanacağı üzere, Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı'nda yaşandığı iddia edilen "İhale yolsuzluğundan" bahsediyorum. Yazıdan sonra hiçbir kurum ve kişiden itiraz gelmedi. Aksine çok daha fazlası olduğu söylendi bizlere... Elektronik hesabımıza düşen mesajlar ile birlikte yazımıza gelen yorumlara bakınca, birilerinin harbi harbi "depremzade" olduğuna kanaat getirdim.
İnsanlar depremden etkilenip perişan olurken, devletin gönderdiği deprem yardımıyla zenginleşip köşeyi dönenleri görmek beni ziyadesiyle üzdü. O kadar çok iddia var ki! Hangi birini sayayım? Personele baskı mı dersiniz, müteahhitlere hakaret mi dersiniz ya da araba alış verişi mi dersiniz! Bir sürü iddia var. Bütün bunlara rağmen hiçbir şey olmamış gibi davranan yöneticiler, beni en çok endişelendiren konuydu. Mülki Amir bir tarafa, iktidarın vekillerinden çıt çıkmadı mesela. O kadar ciddi iddialara rağmen sadece YİKOB'da bir müdürün görevinin sona erdirilmesi (O kişi hâlâ diğer taraftan il müdürü olarak görevine devam ediyor.) dışında hiçbir hareket yok. Beni ülkem ve şehrim adına en çok endişelendiren bu konuya “Vali Bey” lütfedip bir adım atar mı bilmem? Yoksa başkaları mı bir şey yapar?

Bunu zamanla göreceğiz…

GÜLEÇ YÜZLÜ AKİF AĞABEYİN ARDINDAN!..
Doğrusu “gıpta” ettim. Bir insan ancak bu kadar sevilirdi. Ancak bu kadar arkasında, hüzne boğulurdu insanlar. Ancak bu kadar hep bir ağızdan “İyi adamdı, mekanı cennet olsun!” derdi.

Sosyal medyada yapılan gönülden paylaşımlar, gelen telefon mesajları, hatta ve hatta aldığım bir çok telefonda, arkadaşlarımın hüzne boğulması bunun alametiydi.

Gazeteci ağabeyimiz ve arkadaşımız Akif Çelik Rahmet-i Rahman'a teslim oldu. Mekânı cennet olsun...

Bu vesileyle, Covit-19 sebebiyle vefat eden dost, ahbap ve akrabalardan dolayı, hüznümü değerli bir islam alimine paylaşmıştım. Aldığım cevap: “Merak etme, salgın zamanında vefat eden ehli iman, şehit sayılır!” şeklinde cevap almıştım.

Birden ezberimdeki şu Hadis-i Şerif'i düşündüm:

Ebû Hüreyre (Radıyallahu anh)'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah aleyhissalatü vesselam:

Siz kimleri şehit sayıyorsunuz? diye sordu. Sahâbîler:
Yâ Resûlallah! Kim Allah yolunda öldürülürse o şehittir, dediler. Peygamber Efendimiz:
“Öyleyse ümmetimin şehitleri oldukça azdır” buyurdu. Ashâb:
O halde kimler şehittir, yâ Resûlallah? dediler. Resûl-i Ekrem efendimiz:
Allah yolunda öldürülen şehittir; Allah yolunda ölen şehittir; salgın hastalıktan ölen şehittir; karın sancısından ölen şehittir; boğularak ölen şehittir, buyurdu. (Müslim, İmâre 165)

İslam âlimleri bu hadisten yola çıkarak, şehitleri; “Ahiret şehidi”, “Dünya şehidi” ve “Hem dünya hem de ahiret şehidi” olarak üçe ayırır. İmanına, insanlığına ve şahsiyetine itimad ettiğimiz güleç yüzümüz Akif ağabey, inşallah ahiret şehidi sayılır...

Selam ve dua ile
Fiemanillah



YORUMLAR

  1. Mehmet Özbey

    02.12.2020 16:26:51

    Elazığ ve Pütürge depreminden evleri hasar gören vatandaşlar bugün olmuş hâlâ konteyner kentlerde hayatlarını sürdürüyorlar, sorsanız zarar görenlere evlerini verdik veya tokiye yerleştirdik diyorlar,bu kış günü veya yaz günü olsun yazık günah değilmi kıymetli abim.Lâkin onlara göre biz gereken herşeyi dört dörtlük yapıyoruz yapmayada devam edeceğiz diyorlar, şunu unutmayalım görünen köy kılavuz istemez.Allah'a emanet olun sağlıcakla kalın inşallah

  2. Ebuzer AYDIN

    02.12.2020 03:33:14

    Akif...Ah kardeşim Akif...Göz yaşlarım kurumadan Akif dedikçe saatlerce ağlayasım geliyor.En yakınlarımı, annemi, babamı, eşimi, çocuğumu kaybettim. Akif sen çok daha farklı oldun!. Seni ne kadar çok sevdiğimi biliyorsun. Ama ben, sen hastalanıncaya kadar bukadar sevdiğimi bilmiyordum!.Allah sana cennette bir mertebe yazdı. Belki amelin buna karşılık gelemiyordu. Hastalığın, çektiğin ve arkadaşlarının duası seni oraya yolcu etti...İki gözümdü Akif. Candan öteydi. İnanılmaz bir iyilik yüzü vardı. İçi okadar dertli olmasına rağmem, yüzü herkesi güldürürdü.Aradığında beni;'Hocam, hayranlarından Akif Çelik' derdi.Hay Allaaah, kurban olduğum o sesi bir daha duyamayacağım, ne kadar zor olduğunu gelin bana sorun!...Akif gerçekten çok farklıydı. Necdet Akboğa kardeşim ne güzel söymişti: 'fulbolun faul yapmayan oyuncusu'Kalp kırmayan, hep pozitiz düşünen, söze espiri katan kardeşim Akif!.Aramızda değilsin artık. Ama bizden daha çok sana sahip çıkacak, rahmetiyle kuşatacak Yüce Rabnimizin zimmetindesin.Allah hepimizi Kevser'in başında Resulullah ile buluştursun, sonra da Firdevs cennetine koysun.Biz senden razıyız, Allah da razı olsun gül yüzlü kardeşim... Ailene ve çocuklarına sahip çıkacağız inşaallah. Emanetin emanetimizdir. Keşke ile konuşmak caiz değildir ama keşke dediğim tek şey; Bu ayrılıktan önce seni görseydim, sarılsaydım, iki tane espirili sözünü dinleseydim ve hep seni o son anınla hatırlasaydım!.Ama kader işte!.Ömür kredin bukadarmış!.Kalp hüzünlenir, göz yaşarır ama Rabbimizin kaderine razı oluruz...Güle güle kardeşim Akif. Firdevs'e doğru, Rabbine doğru, ebedi saadete doğru...Sen kurtuldun ama biz ne oluruz bilemiyorum. Allah Resulü s.a.v.'in ümmetimin şehitleri dediği şehitlerinden olursun inşaallah!...Allah'ım! Akif kardeşimizi şehitlerden eyle Ya Rabb!. Bizlere de arkasından iman ile gitmeyi nasib eyle. Hepimizi affet, mağfiret et, bize merhamet et Allah'ım!. Akif'imiz sana emanettir ey Rabbimiz. Sana emanet edileni sen asla kaybetmezsin. Kabrini cennet bahçesi eyle. Bizler iyiliğine şahitleriz, sen de öyle kabul ve muamele eyle Ya Rabbel Âlemin.Rabbimiz!Senden gelene şükredip, her halükârda hamdediyoruz...

  3. Tamer

    01.12.2020 22:44:14

    Turgut Özal Üniversitesi reklam ile ayaktaymış havası veriyor, ufak tefek şeyleri bile öyle allayıp pulluyorlar ki sanki bir bilimsel çalışma ortaya koymuş gibi hareket ediyorlar. İnönü Üniversitesinin sağlam adımlarla attığı adımların hiçbirini Turgut Özal Üniversitesinde göremiyor ve üzülüyoruz...

  4. Cebrail Akkuş

    01.12.2020 20:41:57

    Murat Çetin hocam bir sorunun cevabını merak edelim Depremden 4 ay önce dask yapılmış deprem olmuş hasar oluşmuş Pütürge köylerinden bir yer Daskçı elazığdan geliyor taş yığma ev duvarda sıva kalmamış çetlaklar kol girecek halde ve rapor hasar yok raporu verip giden p..... ge sordular sen otururmusun ne alakası var O kapı bu kapı sonuç ekspertiz hasar yok demiş şimdi bu zadı kürek sapıyla terbiye etmek suçmu olur??

  5. Hakkı Bayhan

    01.12.2020 18:30:39

    Pütürge ve Doğanyol'da köylerde millet perişan kış geldi , Allah yardımcıları olsun.Vesselam.

  6. Nazife Özdemir

    01.12.2020 18:29:40

    İnsanlar kış günü çadır ve konteynirlerde

  7. Haşim Kocaman

    01.12.2020 18:29:07

    Keşke bizimkilerde yapılsaydı eksikleri vatandaş tamamlardı ama çivi bile çakılmadı köylü perişan

  8. Sevgi

    01.12.2020 17:32:16

    Yaklaşık 10 sene öncesi belki... Akif Çelik ile aynı kurumda çalışıyoruz. Reklam işleri ile uğraştığı için genelde öğleden sonra kuruma gelir akşam da spor programını sunardı. O gün Akif abi kuruma çok erken geldi. Sabah 8'de bitkin bir halde geldi. Yüzü gözü kızarmış ağlıyor ama hıçkıra hıçkıra.... Akif Abinin bu hali karşısında donup kaldım. Abi hayırdır nedir bu halin neyin var var diye atıldım. Bana yine kurumdan çalıştığım bir arkadaşın vefat ettiğini ve benim haberimin nasıl olmadığını söyledi. Kendimi burada buldum ne yapacağımı bilmiyorum dedi. Günlerden 1 Nisan'dı. Sonradan anlaşıldı ki Arkadaş Akif abiye şaka yapmış istemiş. Merhametli, insancıl, cana yakın, saf ve temiz. Kişinin derdiyle dertlenen bir abimizdi. Allah rahmet eylesin. O an birden hafızamda canlandı. Ah be Akif abi şimdi de sen bizi arkandan ağlattın. Ama günlerden 1 Nisan değildi.

  9. Bir AKİF ÇELİK Hikayesi

    01.12.2020 17:10:57

    Öncelikle Allah rahmet eylesin. Mekânı cennet olsuninşallah.rabbim ailesine sabırlar versin..malatyada 3 isim vefat edince bütün kesimler tarafından çok sevildigini anladım... turgut özal mersedes kadir ve akif çelik...pandemiye rağmen mersedes kadir ve akif çelikin cenazesindeki kalabalık bunun bir göstergesi idi.sizden bir ricam var. Akif çelikin renkli bir kişiliği vardi. Yorumlar da bunu destekliyor. Akifin köşesi diye bir köşe açın. Akif çelik le diyalogu olan ve başından geçen hatiralari insanlar kaleme alsınlar.bir süre sonra bu yazılanları akif çeliğin hayatı adi altinda toplayıp bir dergi çıkarın ve bir tanede aikesine hediye edin. Bu arada yazarlarınızdan sayin necdet akboğanin sosyal medyadaki mesajı çok anlamlıydı..akifle mutlaka bütüngazetecilerin bir anısı olmuştur.anilarini size göndersinler ortaya guzel bir eser çıkar..bu eser gazeteciliğe başlayan yeni muhabirlere örnek olur. İllaki siyasetçilerle de akif çelikin bir hatırası vardir. Belediyelerimiz akif çelikin adını yaşatmak için bir sokak ya da caddeye umarım verirler. Güzel insan mekanın cennet olsun inşallah .

  10. Öznur çalıka laf söyletmem...

    01.12.2020 16:54:23

    Pardon yazının tamamını okumadan yorum yapayım dedim. Nedir bu öznur ve aysun kardeşlerin sizden çektikleri.her hafta birisi konu oluyor yazınıza...yazın yazın..meyveli ağaç taşlanır.hem reklamın iyisi kötüsü olmaz.siz yazmadan önce muhtemelen sayın rektörün bj etkinliği çok fazla duyulmamıştırSiz yazdıktan sonra malatayda istanbul ankara amerika rusya almanya ingiltere kısaca nerde bir malatyali varsa haberi olmuştur.aslinda size teşekkür etmeleri lazım sayın vekil ve rektörümüzün.acaba teşekkür ederler mi yoksa?neyse!aslında iki başarılı insan demek çalışıyorlarki sizin her hafta yazınızda.yer buluyor...yoksa düş yakamdan osman pardon murat derlerdi...sayenizde iki başarılı insan hep gündemde kalıyorlar...sayın vekilim selamlar.

  11. Ayvayı yeseydiniz...

    01.12.2020 16:23:36

    Avm deki tugut ozal üniversite si standında ayva da vardı...siz de ayvayı yeseydiniz.

  12. Vali beyden özür dileyin...

    01.12.2020 16:21:56

    Valibey muhtemelen ucu nereye gitsin sonuna kadar işini peşini bırakmayacagi gibi gereğinide yapar. Siz kayıtsız olun.biraz zaman..

  13. Hikmet

    01.12.2020 15:53:17

    tamamen dışarıya bağımlı hale gelmiş bir ülkede bizim hayal kurmamızı sağlayan Turgut Özal Üniversitesine teşekkür ederiz. Vatandaşlar için sunulan güzel bir hayaldir 'yerli ve milli'. Birçok şey bir yerlerden araklanıp ortaya biz yaptık diye yutturulmaya başlandı. Bir ürünü ülkenizde üretiyorsanız o yerlidir. Bu yerlidir sebebi sonuçları budur diyecek kimse var mı üniversitede? Bilmiyorsak veya yanlış biliyorsak öğrenelim

  14. saliha

    01.12.2020 15:52:27

    Malatya basını adını tarafınıza baş sağlığı diliyorum. Mekanı cennet olsun.

  15. Mustafa

    01.12.2020 15:39:41

    Adalet,liyakat ve eğitim çok önemli..İnsanların durumu iyi değil..

  16. kemal44

    01.12.2020 15:36:49

    Bakıldığında küçük bir üniversite ama büyük işler başarıyorlar.

  17. Rüzgar

    01.12.2020 15:23:59

    Levent Kırca'nın skeci vardı. Devlet kurumlarında işini yapmaya çalışan bir vatandaş çeşitli masalarda bulunan insanlara yönlendiriliyor. Herkes bir başkasına yönlendiriyor. Git yarın gel demeye başlıyorlar bir süre sonra. Git yarın gel. Adam başını iki elinin arasına alıyor ve düşünüyor. Zaman ilerledi dedik teknolojik çağdayız dedik. Ama deprem mağdurları kimden nasıl yardım isteyeceğini bilmiyor. Derhal kurumların işini ciddi bi şekilde yapması elzemdir. NİTELİKLİ işini bilen (savuşturan değil) insanlar şart! Yazık günah.

  18. Mert

    01.12.2020 15:20:43

    Akif abimize Allah rahmet eylesin. Mekanı cennet olsun inşallah ailesine sabır diliyorum.

  19. Serkan

    01.12.2020 15:19:29

    Yok, ben bu elmayı yemem!

  20. Metin

    01.12.2020 15:18:21

    “BigBlueButton” Zaten Türk milleti olarak çok aşinayız bu kavrama. Yahu bu millet yerli malı haftasında okula pestil pekmez götürerek öğrendi yerli milli kavramlarını. Onlar için bu kavram yerliyse o onların sorunu. Herkesi de kandıramazlar ya. Çocuklar güler!

  21. Melik

    01.12.2020 15:17:31

    Tabi tabi YERSEN elmada yerli :) Alem adamsınız...

  22. Sucettin

    01.12.2020 15:14:27

    Turgut Özal Üniversitemizi tebrik ediyorum. Umarım ışınlanma teknolojisini de bulurlar o potansiyel var çünkü çok çalışıyorlar Rabbim esirgesin.

  23. Levent

    01.12.2020 15:14:14

    Gıpa ettim demişsiniz ya Sayın yazar. Belki Akif abi bu kadar sevildiğini bilmiyordu. Nedense insan ölüp gidince çok iyi insanmış diyoruz. Allah rahmetiyle muamele etsin. Mekanı cennet olsun. İyi niyetli bir arkadaşımızdı.

  24. Akif

    01.12.2020 15:12:40

    Akif Çelik hayat dolu ve esprili bir insandı. Rahmetli çok da güleç yüzlüydü. Bir gün Perihan Savaş Malatya'ya gelmiştir. Akif Çelik de diğer gazeteciler gibi sanatçının fotoğraflarını çekiyor. Gazeteciler Savaş ile fotoğraf çekiyor. Savaş, Çelik'e siz de fotoğraf çektirecek misiniz der. Çelik: Tabi gençken İbrahim Tatlıses, Ferdi Tayfur ile çekin. Şimdi gelip Akif gel senle fotoğraf çekelim deyin cevabını verin. Bu hikayeyi basın mensubu arkadaşalarına gülerek neşeyle anlatırdı. Neşeli abimiz arkasından çok üzüldük.

  25. Mahmut

    01.12.2020 15:07:06

    Sayın Çetin,Bu farkındalıkları bize gösterdiğiniz için kendi adıma teşekkür ederim. Ama bazen görevini yerine getirmeyen kişilerin görevlerini ustlenmeniz onların ısrarla görevlerini yapmamaya neden oluyor.Bazı durumları sadece sizin sorun olarak dile getirmenizden ziyade bir çalışma yapılması için adım atılsa. Mesela deprem bir gerçek ama ben Malatya şehrinde bir adım atıldığını görmüyorum. Malatya depremi o gün gerçekten uzun süresinde merkezdeki ve ücra köşede kalmış çoğu binalar şu an enkaz altındaydı. Deprem anını bizzat yaşadım ve acaba hangi duvar üzerime düşecek diye düşündüm. Bunun bir nedeni ise İzmir depremini görmüş olmaktı. O an hangi köşeye saklanırsam hayatta kalırım diye düşündüm.O an kendimi enkaz altında kalırım diye düşündüm. Çok şükür ki korktuğum şey başıma ve başımıza gelmedi. Evden çıksak corona, evde kalsak deprem tehlikesi olan bir gün yaşadık. İnsallah deprem gibi başka sorunlara da yakında bir çözüm bulunur ve uygulanır(!)

  26. Ahmet

    01.12.2020 15:06:45

    Allah rahmet eylesin. Mekanı cennet olsun

  27. Kerem

    01.12.2020 15:06:21

    Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun. Akif abi öldükten sonra değeri bilinen insanlardan oldu. İnsanlar bir anda sayfa sayfa paylaşım yapmaya başladı. O kadar sıkıntı çekti. Tam rahata erdi derken virüs illeti geldi kapısına. Her şeyde vardır bir hayır. İnşallah dediğiniz gibi şehitlik mertebesindedir. Virüs yok, maske takmayın diyenler de bir kez daha düşünsün derim. Yanı başımızdakilere de musallat oluyor bu virüs. Sevdiklerimizi de alıyor.

  28. Ozan

    01.12.2020 14:59:07

    Deprem olunca kırsal kesimdeki vatandaşlar daha fazla etkileniyorlar. Deprmde ahırı olanlar hayvanları olan insanlar aha çok mağdur oldu. Bakmayın siz deprem konutları teslim edildi diye açılışlar yapıldığına. Garip gurebe yine açta açıkta. Kış geldi çattı. Çoğu insan hasarlı evlerde yaşam mücadelesi vermeye devam ediyor. Kısal kesimde parası olmayan insanların mağduriyetleri de devam ediyor. Kamu kurumlarının çalışma saatleri de değişti. Kimden Saat 10 akşam 16. Bu saate kadar çalışıp evlerine gidecekler. Kimi nerden bulup gidecekler. Zenginler EVDE KAL demeye başladı. Deprem mağdurları, hayatta kalmak için çalışmak zorunda olan hem de her gün çalışmak zorunda olan insanlar ne yapacak? Sosyal yardımlaşmadan yardım istemeye çekine çekine giden bir insanı bile didik didik inceliyorlar. Aileden birinin SSK'sı varsa vs yardım yok. Pandemi döneminde insanlar iyice şaştı. Kimsenin gördüğü yok. Özellikle deprem mağdurları için yazdığınız bölüm için ayrıca teşekkür ederim. İnsanların hislerine tercüman olduğunuz için...

  29. Hasan özkan

    01.12.2020 14:49:27

    Kalemine sağlık Murat bey

  30. Sedat

    01.12.2020 14:44:39

    Geçtiğimiz günlerde göz ağrısı şikayetim vardı. Aile hekiminin verdiği göz damlasını birkaç gün kullandıktan sonra, ağrım hafifledi. Göz damlasının üzerine baktım. Yabancı bir isim. O an neden Hiçbir zaman Türkçe bir isim karşımıza çıkmıyor diye düşündüm. Tıbbı inkar etmek, teknolojiyi reddetmek haddimize değil. Ancak kopyala- yapıştır sistemi ile de dışa bağımlılığımız devam eder. Yaptığımız şey sadece kendimizi kandırmak. Yerli otomobilimizi ürettik. Geçen ay sosyal medyada paylaşımlar gördüm. Otomobilin parçaları dışardan gelmiş gibi ardı arkası kesilmeyen paylaşımlar gördüm. İnanın detaylarını bile okumak istemeden geçtim. Türkiye genelinde de durum böyle. Malatya özelien dönecek olursak; bir sene öncesine kadar hasta olduğumda veya yakınımdan birinin şikayeti olduğunda doktorlara neden oldu nasıl baş edilir, çıkış noktası nedir diye sorular sorardım. Aldığım cevap neden olmuşa değil tedavi şekline yönelelim. İnsanlar ezberlerinin bozulmasından o kadar korkuyorlar ki. Bu durum hayret edilir bir derecede. Turgut Özal Üniversitesinde dediğiniz örneği yaşadığım olaylara bağladım ben de. Evet bir mühendis neden açık açık anlatma ya da sorgulama zahmeti çekmez. Anlayabilmiş değilim. Madem yerli neden yerli anlaşılır bir isim değil? Ancak bir kurumda olupta çok şey yaptığını sanan tonlarca para alıp üst seviyede ekonomik anlamda hayatını idame ettirenler var. Madem öyle gitsinler hakkıyla işini yapacak insanlar gelsin. Ama nerdeee...

  31. Gülperi

    01.12.2020 14:31:39

    Sayın Çetin, Ne gerek vardı şimdi bu kış günü insanların ezberini bozmaya? 'Ne güzel oturduğumuz yerden insanları oyalıyorduk. Murat Çetin adında bir gazeteci var. Sağa sola sataşıyor, bizimle uğraşıyor! Ne gerek var böyle şeylere. Sanki Malatya'yı Murat Çetin kurtaracak yahu?. Bu kış günü sıcak koltuklarımızda ezberlediğimiz şeyleri söyleyip duruyoruz işte. Kime ne zararımız var, anlamıyoruz. Biz ne yaptık acaba Murat Çetin'e?' dedirttiniz insanlara.

YORUM YAZ

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>