Timur İnce
@timemalatya

"Malatya Time siz değerli Malatyalı okurlara gerçek bir internet haber sitesi keyfi sunmak amacıyla yeni hali ile yayında"

Eski belediye başkanları neden değişti?

Timur İnce yazdı...

 

Türkiye konjuktural olarak çok farklı dengelere sahip bir ülke. Bir çok yönetim kaynaklı sorunun temeli bu dengeleri iyi hesap etmemeye bağlı gelişir. Bunlardan biri de “derin devlet” mekanizmasının işleyiş biçimini anlayamamaktan geliyor. Ak parti, MHP Cumhur ittifakının temel ilkelerini bilen var mı gerçekten? Realiteleri nelerdir? Hangi bağlamda bu ittifak meydana geldi? Veya kim istedi? Sayın Devlet Bahçeli'nin konuşmalarında sürekli gündeme getirdiği “Devlet bekâ'sı-Milli bekâ” vurgusunun manası nedir hiç düşündünüz mü? Bu bağlamda önümüzde ki yerel seçimleri mercek altına aldığımızda eski belediye yöneticilerinin bir çoğunun alınıp yerine yeni adayların kategorize edilmesi derin kaynaklı bir gücün işin içinde olduğunu gösteriyor. İster kabul edin ister etmeyin Türkiye'yi partiler değil, partiler üstü bir pragmatik kadrosuyla derin devlet yönetecek. Suriye'de orduyu ABD'ye karşı sahaya süren, 15 Temmuz gecesi darbeci subayları eliyle koyduğu gibi toplayan, Erdoğan'ın dev Boing uçağının TK8456 sayılı radar izini düşüren, Venezuela altınlarını işlemek için Çorum'a getiren (Sonuç Venezuela'da darbe), özetle devlet olma vasfını dengeleyen veya elinde tutan balistik bir güç söz konusu... Derin devlet bekâ meselesine sahip çıkarken geri tarafta tüm il ve ilçelerde nerdeyse eski belediye başkanların tasfiye ederek yerine daha oligark, devletle bağlantıları bulunan, geçmişleri suhuletli sermayelere dayanan isimlerle yer değiştirmesi AK parti sonrası provasıdır. Ve nerdeyse MHP'nin tüm Türkiye seçim sahasından çekilmesi de... Şayet yerel yöneticileri atayan veya atanmasında etkili bir isim var ise bilinsin ki derin devlet bağlantılıdır. Sedat Peker gibi güçlerin nerden geldiğini veya kim olduklarını sorgulayabilir misiniz? Hepsini özetlemek gerekirse şu demek oluyor! Önümüzde ki 10 yada 15 yılda Türkiye'yi katı bir laik iktidarı beklemektedir. Çünkü tüm Muhafazakar fraksiyonlar tasfiye edildi bu süreçte. Bir çok İslami gruplar, İslami basın ve yazarlar ile ticari sermaye pasifize alana çekildi. Var ama içleri boşaltılmış halde. Ve islamın güncellenmesi gerektiğine dair tezin bizzat muhafazakar lider Erdoğan'nın ağzından öne sürülmesine kadar toplumsal psikolojik deneyler yapıldı bu ülkede. Başörtüsü kavramı basit bir algıya indirgendiği hassas zemine çoktan girdik bile. Bedri Baykam'ların tekrar ortaya çıkması, Mansur Yavaş'ın “hayvanlara eziyet eden dindar çocukları” demesi, Yılmaz Özdil'in 2500 liralık kitabı, “Kur'an senin olsun Nutuk bana yeter” diyenlerin aniden hortlaması önemlidir. Şu an muhafazakar doktirini temsil eden Ak parti değil, bireysel baazda tek temsilcisi Recep Tayyip Erdoğan. Bürokrasinin tepesinde ki en güçlü isim, İstediği her şeyi yapabilme gücüne sahip ve polis, ordu, istihbarat bizzat emrinde olmasını rağmen DERİN DEVLET Ak parti içinde ki derincilerle mesajı ancak böyle verdi. İstediğimizi alıp istediğimizi seçtiririz harekatı bakalım ne kadar başarılı olacak. Her il ve ilçeden bağımsız adayların sayısının artması biraz ürkütmüş olsada teorik manada derin devlet varlığını koruyor. Yani Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasetten çekilmesi veya siyasi hayatına noktayı koyması ile birlikte laik iktidarın önünü açılmış olacaktır. Çünkü derin devlet dediğimiz şey Atatürk'ten bu yana hep laik bir doku üzerinde varlığını devam ettirdi. Eski yöneticilerin tasfiyesi Ak partiyi angaje etmeye doğru götürecek ilk adım. Yeni adaylar nasıl olsa daha kolay sindirilebilir. Ha AK Parti demişken; tasfiye edilecek başlıklar arasında ilk altıncı sırada.

MALATYALILARIN EN BÜYÜK İRONİSİ

Her seçim öncesi tüm Malatya milletvekillerine muhakkak ders verecek.

Her seçim öncesi bir tepkidir, bir tepkidir aman Allah, insan diyor ki kimse sandığa gitmez, seçim iptal edilir.

Her seçim öncesi oyumu artık o vekile, o partiye, o belediye başkanına vermem mahfuz hakkını sonuna kadar sokaklarda, kahvelerde, arkadaş ortamlarında göğsümüzü kabartarak elimizi masaya vururuz.

Ben oyumu vermem dediğimiz zaman sanki o hükümet yıkılacak özgüveni yok mu?

Sanırız ki benim oyum olmazsa Türkiye duvara toslayacak!

Yada nerdeyse birileri gelip el etek öpüp yalvaracak moduna girmenin keyfi...

Tamam, anladık oy en doğal bireysel hakkın. Vatandaş olarak bir oyun büyük önemi var. En değerli vicdani sorumluluğumuzdur. Ama ne olur bir Rpg-7 roketatar, bir t47 tankı, bir AK-47 kalaşnikof anlamı yüklemeyin. Oy birazda geleceğimizdir.

KİMİ GÖRSEM

Son günlerde yazılarımın uzun olduğuna dair ciddi tepkiler alıyorum. Kimi görsem “abi kısa yaz, okuyamıyoruz.” diyenlerin sayısı hayli çoğaldı. Hatta bir dostum aradı ve dediği aynen şu; tam iki saattir okuyamadığıma göre senin de yazman 24 saat sürmüştür. Böyle bir ters çelişki içindeyim. Sonuçta okuyucularımın fikri de benim için çok önemli. Tamam toplum olarak okumuyoruz, doğru. Lakin 700 ila 1000 karakter arası makaleleri de sorun edersek fıkra yazarak derdimizi anlatmak zorunda kalacağız. Az biraz sabır, üç beş dakika fazla zaman ayırırsak sorun kalmaz, sizleri temin ederim.

MALATYADA BİR ESNAF

Bir esnaf anlatıyor:

Malatya'yı son beş yıl ile önceki bir kaç bin yıllık tarihi olarak ikiye ayırmak gerekiyor.

-Son beş yılda esnaf dükkanlarını artık sabah erken saatlerde açmıyor.

-Son beş yılda dükkana giren selam vermiyor.

-Çıraklık yaptığım dönemde kimi peynir, kimi sıcak pideyi, kimi tulum peyniri alır koşardı. Sabahları aynı sokaktan onlarca esnaf beraber kahvaltı yapardı, son beş yıldır bu da kalktı.

-Son beş yıldır pazarlık yapan çok az kişi var. Kredi kartını kullandığından.

-Son beş yıldır herkesin arabası olunca, dükkan önü kapatma tartışmaları çoğaldı.

-Son beş yıldır herkesin mutlaka bir tanıdığı, br dayısı, bir mafya kankası var.

Üzülelim mi, sevinelim mi kararı size bırakıyorum.

ŞİİR

Bir cam önündeyim
Kahverengi kökleri rüzgarda sallanan
Savruk meşe ağaçlarının iştimaya dizildiği
Dağa bakan bir cam
Kar benek benek
Çocukluğum gibi masum
Kayalar esmer bir güzelin saçları
Huvarda tarlalarda üşümüş bereket
Kapıda ki Çınar puslu bulutun ilk öpücüğü
Ve renksiz ateşlerde yakılıyormuş sevdalar
Alnımı dayağım yerde
Bir yapayalnızlık işareti
Burukluk cam kırıklıkları gibi batıyor tenime
Dağlar mı vefasız
Ben mi çabuk büyüdüm
Anlayamadım...

KENDİME NOT

İnsanlar diyorum, git gide insansızlaştılar...

TİMUR İNCE



YORUMLAR

YORUM YAZ

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>