Ebuzer Aydın
@timemalatya

"Malatya Time siz değerli Malatyalı okurlara gerçek bir internet haber sitesi keyfi sunmak amacıyla yeni hali ile yayında"

Her Devrim Kendi Çocuklarını Yer!...

-Sesli Makale-

 

Bir avuç müslümandık biz. Değişik çatılar altında toplanır, ilim öğrenir, öğrendiklerimizi öğretirdik. Herkes birbirini tanır, sıkıntılar paylaşılır, birlikte ağlar, birilikte güler ve birlikte sevinirdik. İyilikte birbirimizle yarışırdık.

 Farklılıklarımız vardı. Herkesin kendine göre doğruları ve yanlışları vardı. Bazen doğru bildikleri yanlış olabilirdi. Ama ard niyet, bilerek yanlışa sapma yoktu. Birazcık taassup olsa da, olacak o kadar, beş parmağın beşi bir değil derdik.

 Cuma namazını kılmayanlar, partiye oy vermenin sakıncalı olduğunu söyleyenler, hatta küfrüne fetva verenler vardı. Kısacası birçok yanlış vardı ama büyük bir islami hassasiyet içerisinde nesil yetişiyordu. İslam dairesi içerisinde biz bir aileydik. Her mesele kendi içerisinde değerlendiriliyor, doğru ya da yanlış, her biri bir sonucu kabul ediyordu.

 Cemaatler vardı. Hatalarıyla kusurlarıyla birlikte tohumlar ekerlerdi. Rengârenk, pırıl pırıl, yetişen cıvıl cıvıl bir nesil vardı. Fatiha suresini yeni öğrenenler, çocuklara, ya da bilmeyenlere öğretmeye giderlerdi.

 Gecenin geç saatlerinde sohbet yerlerinden bölük bölük çıkıp evlere yayan giderdik. İnsanların yüzünde tatlı bir tebessüm, kalplerinde iman, dudaklarında duâ, ellerinde okumak için kitaplar vardı.

 Çay ocaklarımız vardı. Gölgesinde İslami Hareketlerin yeşerdiği, imanlı nesillerin yetiştiği, cemaatlerin cem olduğu yerlerdi!.

 Kitapevlerimiz vardı. Seyyid Kutup'ların, Hasan Elbenna'ların, Abdullah Azzam'ların, cihad alimlerinin ve hareket liderlerinin kitaplarını satar, okumak için ödünç verirlerdi!.

 Konferanslarımız vardı, altı ayda veya yılda bir verilen. Her yer tıklım tıklım dolar, şenlik havasında, genç ihtiyar, kadın erkek iştirak eder, ertesi gün birbirimize anlatırdık.

 Pikniklerimiz vardı en çok sevdiğimiz. Peynir ekmek ile karnımızı doyurduğumuz, hele bir de yanında karpuz da varsa, daha ne olsun ki!. Dersler yapardık. Yüzlerce insan cemaatle namaz kılardık. Savaş oyunları oynar, akşama cepheden dönmüş gibi sevinçle evlerimize dağılırdık.

 Sohbetlerimiz vardı, her seferinde bir evde yaptığımız. Yeni kardeşlerimizin anlattıklarını dinler, okuyacağımız yeni kitapların isimlerini alır, nereden temin edeceğimizi öğrenirdik!.

 Ramazan ayımız vardı ibadetle geçirdiğimiz, her akşam bir eve iftara gittiğimiz. İftarda çorba varsa, çoğumuzun o yıl içtiği ilk çorba olurdu belki. Sevinirdik sıcak yemeklere. Bulamazdık o tadı asla başka yemeklerde.

 Dergilerimiz vardı ayda bir çıkan. Özenle hazırlanmış her bir sayıyı, aynı hassasiyetle okurduk. Bizler için ölçüydü. Öğrendiklerimizi hayatımıza tatbik eder, birbirimize anlatırdık. Çıkıp abone yapardık. Parası olmayanlara bedava götürür okuturduk. Bir dergi, bizde bin derdi defederdi. Yaralarımıza merhem olurdu. İsmini duyup göremediklerimizi o siyah beyaz sayfalarda okurduk. Onlar ne bizi okur, ne de bilirlerdi!.

 Videolarımız vardı. Sırtımıza alır, yeni gelmiş sohbet kasetini götürürdük. Şevki Yılmaz, Hasan Damar, Hasan Hüseyin Ceylan, İbrahim Halil Çelik, Prof. Dr. Necmettin Erbakan ve adını sayamadığım dava adamlarının, milli adamların sohbetlerini seyrederdik. Konferans verip kaseti olmayanlar vardı. Kameralar yoktu ki kaydedip başka illere göndersinler. Bu nedenle konferanslar düzenlerdik.

 Siyaset meclislerimiz vardı. İslam âlemini konuşurduk. Türkiye'yi konuşurduk. Afganistan'ı, More'yi, Eritre'yi konuşurduk. Hama'yı, Halepçe'yi konuşurduk. Kan beynimize sıçrar, kalkar iki rekât gece namazı kılar, Allah'tan sabır ve yardım dilerdik…

 Fakirdik, arabalarımız yoktu. Çoğu zaman belediye otobüsüne binecek paramız da yoktu. Soğukta giyecek elbisemiz olmazdı, yine de üşümezdik. Dengeli beslenmez ama yine de hastalanmazdık. Ayakkabılarımızın altı delikti ama ayağımız su almazdı. Ütümüz yoktu ama ütüsüz okula gitmezdik. Ceketimiz bir taneydi ama arkadaşlarımızla becayiş yapar değişik değişik giyinirdik. Aç kalırdık ama tok sallanır, kimse bilmezdi açlığımızı. Birisine bir şey vermek için uğraşırdık veremezdik. Başkasına verin, benim ihtiyacım yok derdi. Soğuktan evlerimizin bütün ampulleri patlardı ama yine de biz ödevlerimizi yapardık.

 Bazen canımız çay çekerdi. Dört kişi aramızda para toplar, toplamı sadece 250 gram şekere yeterdi. O şekeri almak için dükkâna girerdik… 250 kilo mu!?. Hayır, 250 gram deyince, Burası toptancı dükkânı dediğinde farkına varırdık yokluktan dalgınlığımızı, ama hissettirmezdik.

 Bugünkü aynı sokaklarımız vardı yürüdüğümüz!. Ama bir bayanın yürüdüğü kaldırımda yürümezdik. Biri görse, yanlış anlasa, yada dönüp bize baksa acaba ne derdik!?. Mesafeyi en az yüz metre tutardık.

 Haya vardı, iman vardı, ahlak vardı, tesettür vardı, şeref namus vardı. Kimse kimseye yanlış yapamazdı. Pantolonlu kızlar yoktu. Muz gibi giyinmiş streçli ama saçı örtülü süslümanlar  da yoktu. Dışarıda mantosuz, çarşafsız kadın dolaşmazdı. Dış giysiler genişti kadınların uzuvları belli olmazdı. Başörtüleri yakalarının üzerinden aşağıya sarkıktı göğüsleri belli olmazdı. Hiçbir kadın elinde veya koltuğunun altında bir şey olmadan sokağa çıkmaz, deli dana ve erkekler gibi yürümez, ortalıkta gezmezdi.

 Kimse kahvehanelere girmezdi. Nargile mi!?. Haramdı, zaten yoktu, bulunmazdı. Tavla mı dediniz!?. Allah Kuran'da zarı haram etmişti, kumar demişti. Daha diğer kumar oyunları buna kıyasen haramdı, kimse oynamazdı.

 Çay bahçelerinde kâğıt oynamak yoktu. Bir yerde kâğıt oynanıyorsa oraya kimse girmezdi. Tanımadığımız bakkaldan peynir alırken, önce bira var mı!? diye sorar, yok deyince de, o zaman şu kadar peynir ver derdik.

 Kısacası o günler böyleydik. Ya o gün müslüman değilmişiz, ya da bugün dinle alakamız kalmamıştır. Yetişmiş nesiller, Dünyayı idare etmeye talip gençler vardı. Bugün sanki asitle erittik bitti. Siyaset hırsıyla koltuk kapma yarışında her değerimizi kaybettik. Zirveye çıktık ama, savunduğumuz davayı aşağıda derede bıraktık. Yetişen neslin üzerine basa basa, onları kullana kullana siyasette yer edindik. Zehirleninceye kadar zıkkımlandık. Harama battık. Bankalara bulaşıp faiz yedik. Kumarın her çeşidini oynadık. Dumanın her çeşidini çektik. Sevgililerimizle hem hal olduk. Kamu mallarıyla göbeklerimiz şişti.

 Sohbetleri unuttuk. Kitap okumayı bıraktık. Namazlarımızı kılmaz olduk. Kurandan habersiz kaldık. Sünnet ile dalga geçtik. Dava neslini perişan ettik. Kadını ulu orta çıplak ettik, soyup soğana çevirdik. Onur, şeref ve görünmeyen yerini bırakmadık. Erkekleştirdik. Sonra ne erkek oldu, ne de tekrar kadına döndü!. Modayı tesettür yaptık. Sokaklarda kapalısı varken açık kadınlara kimse bakmaz oldu. Çıtır demeye başladık. Tesettürü asrısaadete gömdük. Eski islami sohbetlerin yerini şirketler aldı. Helal ve haramı ayırt edemez olduk.

 Dün bizim olmayan her şey bugün bizim oldu. Ama sahip olduğumuz her şeyimizi kaybettik. Tel tel dökülmeye başladık. Kalanlar da sırayla dökülecek. Sonbahar mevsimini yaşıyoruz. Yapraklar sararmış, üşüyen yere düşüyor. Köklerimizi çürüttük. Bir anda kavağın yirmi yılda geldiği yere sarmaşık gibi birkaç ayda geldik. Ama ilk soğukta öldük…

 Hiç bir şeye sahip olmadığımız zaman, her şeye sahipmişiz. Her şeye sahip olduğumuz zaman ise, hiçbir şeye sahip olmadığımızı gördük. Yasaklar varken dindar ve müslümandık. Yasaklar kalkınca her şeyi yapma özgürlüğüne kavuştuk.

 Başörtüsüne özgürlük diyorduk ya!. Bugün gördük ki bu özgürlük; başı örtülü olarak her şeyi yapma özgürlüğüymüş!. Konserlerde erkeklerin omzuna çıkan, bir süre önce parklarda, şimdi ise kafelerde ve her yerde erkeklerle öpüşen başı örtülü kıçı açık kızlarımız oldu. Nargile salonlarında kendi boyundan uzun hortumlarla dumanı tüttüren ahlaksızlarımız oldu. Evlenmeden önce her haltı yapan, sonra da bir enayinin üzerinde kalmak için orasını burasını diktiren kızlarımız oldu.

 Bu zamanda aileye rastlayan varsa bana da söylesin. Baba nedir!?. Anne nedir!?. Aile nedir!?. Aile reisi kimdir!?. Nikah Nedir!?. Boşanmak  nedir!?. Kız istemek nedir!?. Gelin almak nedir!?. Temeline dinamit konulmuş, dağıtılmış, yasalarla, zulümlerle, Avrupa birliği kriterleri doğrultusunda neden kurulduğu hala bilinmeyen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile yerle bir edilmiş, elimizde kalan son kale aile de fethedilmiştir.

 Kadın 155'i arayıp kocam bana şiddet uyguluyor dediği an polis en geç 20 dakika içerisinde yetişmek zorundadır. Hayati tehlikem var dediği anda ise, kocayı daha görmeden altı ay evden uzaklaştırma cezası verilmektedir. Bir gün koca polisi arayarak eşim evine sevgilisini almış yetişin dediğinde, polis eve gelince kadın; Kocamın uzaklaştırması var davacıyım, derhal tutuklayın ve götürün demesi üzerine kelepçe yiyen kocalar gördük!...

Sonunda gördük ki; Biri bir gün havaya bir taş atmış, seksen milyonun başına o günden beri hep taş düşmüş.

Aileyi yok edenlere dur diyecek bir merci, bir otorite var mı!?. Hanım, evden çıkmayacaksın, falanlara gitmeyeceksin diyecek bir koca var mı!?. Kızım büyüdün, örtünmek zorundasın , Allah'ın emridir diyerek kızına başörtüsü taktıracak bir baba var mı!?. Hanımına mesajla sitem edecek veya kızacak biri var mı!?...

 Bir asırdan beri Kemalizm'den çeken müslümanlar, şimdi sistemine taze kan oldular. Çatlayıp yeniden yeşeren sistemin demir çekirdeğinin köklerine su oldular. Makam mevki karşılığında davalarını sattılar. Gençliği yok ettiler. Koca çınarları kesip yaktılar. Yılların emeğini boşa götürdüler. Bizim olsun dediler. Toplumu kendilerine düşman ettiler. Eski dostlarını kaybettiler. Yola çıktıklarını, yolda bulduklarıyla değiştiler. Yeni dostlar buldular. Hatta kadın dostlar edindiler. Ehliyet ve liyakat sahiplerini bir yere getirmediler. İhtiyaç sahiplerini değil, metreslerini işe koydular. Dava adamlarıydılar, davalarını satıp davalık oldular…

 Bu davanın asli unsuru gençlik, temel hedefi insan iken, bugün bunu siyasi amaçlarına dolgu malzemesi yaptılar. İmanlı nesil tükenmek üzeredir. Son viraja girmiş bulunuyoruz. Bir nesil yok olmakla karşı karşıyadır.

 Bu hafta Kocaeli'de düzenlenen, Kısa adı EZDER olan Ezher Mezunları ve Mensupları Derneğinin istişare toplantısına katıldım. Bir Ezher'li olan Şemsettin KARCI hocamız, kimse alınmasın, siyasetle aramıza mesafe koymamız lazım deyip, konuşması esnasında tarihi bir cümle sarfetti. Bugün gelinen noktaya işaret ederek, geçmişe yanarak; “Her devrim, kendi çocuklarını yer” diyerek muhteşem bir ufuk açtı bizde. Beynimden vurulmuşa döndüm. Tehlikenin farkına varmıştı hocamız. Galiba bu ülkenin geleceği olan, çileyle, zorluklarla yetişmiş bir nesil yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır!. Dünkü islami gençliği, siyasi arzularına, koltuklarına, dünya işlerine kurban vermek üzereler!.

 Diyoruz ki;

Dönün artık yanlıştan, uyanın gafletten!. Sizler bu şekilde ancak sistemin dişlileri arasında gres yağı olursunuz. Dünya hırsınız artar, geçici koltuklarınız olur. Fakat bu nesli siyasi hırslarınıza kurban etmeyin, dolgu malzemesi yapmayın.  Onlar kutlu dava için sizinle yola çıktılar. Kemalizmin, şeytanizmin, siyonizmin kölesi olmak için değil!.

 Bu nesil, yanmayan kefen satanların nesli değil. Bu nesil, Allah'a inanmış ve hayatını onun yoluna adamış nesildir.  

Dokunmayın şehadeti özlemle bekleyen gençlere!...

Seyyid Kutup'un yolundan gidenlere!...

Ne yaratılış, ne de bu yola giriş gayesi değildi bu. Çekilen çilelerin amacı bu değildi.

Ya yanlış yoldan geri dönün, ya da onların yolundan çekilin, aldatmayın artık onları!.

 Çok geçmeden her cemaat birer terör örgütü olarak yargılanacak, bu ülkenin geleceği olan fakir fukara çocukları, namazlı niyazlı gençler terörist ilan edilecek, ülkenin geleceğine dinamit konulacaktır. Hiçbir cemaatin buna hakkı yoktur.

Cemaat adı altında ihanet şebekelerinin önce siyaset yaparak, sonra da sinsi planlarını bir bir uygulayarak darbe yaptıklarına hem gece, hem de gündüz şahit olduk.

İnsanların önce gözlerini kör edip, sonra da arkanıza takarak kör ebe oynamayı bırakın artık!...

 Fi Emanillah…

Ebuzer AYDIN

“Ey Kalemim! Bir Gün Doğru Bildiklerini Yazmazsan, Kolumla Beraber Kırar Atarım Seni”

 



YORUMLAR

  1. Fahri

    04.12.2018 01:09:59

    Ebuzer temiz bir aynanın karşısına geçmişsin ve aynada gördüklerini yazmışsın. Ve bu ayna sanki senin beynindeki yoz düşüncelerinde göstermiş olacakki onlarına yazmışsın. Üzülme bu dünyada hala iyiler var herkes senin gibi olmadı. Allah sinelerin künhünü bilir.

  2. Ebuderda

    29.11.2018 22:18:45

    Hiç mi hırsızın suçu yok.Tamam ev sahibi önlem almalı fakat hırsızlara meydana salıp bir de onlara yardım edenlerin suçu yok mu.Haklılık payı olmakla birlikte çok karamsar tablo.negatif bir nazar.pozitif açıdan da bakılıp çözümler daha detaylı izah edilebilirdi

  3. Ömer

    29.11.2018 19:05:23

    Yüreğinize sağlık.Şahane tespitler sunup cümlenin sonunu esas eyleme bağlamadan kalmış. O nedenle nefsi emmare tadında bir yazı diyorum.Türkiye'de ilk günden beri sağa sola evrilmeden, cihad heraketi olmanın ezilmesini,kendi toplumuna bozuklukları hatırlatıp Müslümanca çare sunmasına rağmen beğenilmeyip kötülenen, kendisinin mücahid olsunlar diye yetiştirdiği insanların yapıyı beğenmeyip kötülemesinin ve ayrılmasının ardından dünya konjektörü ile işbirlikçiliği fışkıran bir yapı var olan ve temel esaslarını yitirmemiş bir yapı var.Çare Milli Görüş, Saadet Partisivesselam.

  4. Kayıhan Temur

    28.11.2018 22:12:39

    Malla mülkle imtihan daha zordur. Bir garibandan cebindeki 10 liranın beşini isteden verir. Fakat bir milyonu olandan 50 bin istesen vermez. Bu imtihanı çoğu kişi kaybeder. Ebubeki Osman hem malını veriyor hem de savaşa bilfiil katılıyordu. Biz paralı askerlik yapıyoruz. Gariban cephede. Ayrıca AKP iktidarı ile eş zamanlı olarak sosyal medya ve akıllı telefonlar tüm dünyada yaygınlaştı. Artık tek gözlü deccal evimizde değil cepimize girdi. Sosyal değişim de bunun da rolü çok büyük.

  5. Veysel

    28.11.2018 19:29:30

    Biz Müslümanlar alternatif olarak gerçekten islam cemaati/ümmet olmayi istiyecekmiyiz?Bence buradan başlanmalı!çünkü bizler nasilsak öyle istediğimiz gibi yonetiliyoruz.Dün iyiydik bugüne göre fakat materyalist/kapitalist anlayışa hayır demeden buralara gelindi.Kazanimlari kaybetmemek adina islah edici olunmali.Yani maalesef siyasetten öncede para en kıymetli değerdi.Musluman iş verenler iyileri tenzihen en ezici durumdalar. Kendisine istedigini kardeşi içinde isteme nasıl birşey acaba?(Ayet)Ey iman edenler iman ediniz.Sizce bir araya gelip KENETLENMEDEN ölürmü dersiniz?

  6. Derviş

    28.11.2018 16:31:09

    Kötü niyetle yazılmış bir yazı bazılarının balıklama dalmasına ve ovgulerine bakılırsa amaç üzüm yemek değil Bazi ifadeler zaten ahlak dışı olmuş böyle yazilar her yerde var amaç ne bilmek lazim.Sıkıntıların aşılmasının yöntemi bu değil 'Evlenmeden önce her haltı yapan, sonra da bir enayinin üzerinde kalmak için orasını burasını diktiren kızlarımız oldu.' Diyen yazarın bu konuyla ilişkisi mi olmuş boyle diyen biri yazar olamaz yoksa bu kadar müslüman kızlarımızı ahlaksız yapmanın ne halt yemek olduğunu ....uzatıp ağzımı bozmayayım

  7. H.Ugur

    28.11.2018 16:04:54

    Bu siyasetle aramıza mesafe koyalım lafı biryerlerden tanıdık geliyor.

  8. A duran Tan

    28.11.2018 14:51:01

    Kısa yazacağım.Evet öyleydik. Ama o zamanın yetişen kişileri makamlarda.

  9. Ahmet Sabuncu

    28.11.2018 12:53:31

    Rabbimiz insan fermanı:'Ey nefsini israf edene kullarım.Allahın rahmetinden ümit kesmeyin. Ancak kafirler Allah'ın rahmetinden ümit keser.'Ümitvar olunuz. Şu istikbal inkılabatı içinde en yüksek ve en gür seda İslam'ın sedası olacaktır.' Bediüzzaman. (Rahmetullahi aleyh)Yakın bir zamanda Kudüs'ün fethini görürseniz şaşırmayın. Bu Allah'ın va'di, Efendimizin (AS) müjdesidir.Türkiye'nin önderliğinde İslam alemi inşallah ayağa kalkıp şahlanacak.İ'layıkelimetullah sancağını bütün dünyada dalgalandıracaktır.A.F.SABUNCU Denizli

  10. Bayram Altın

    28.11.2018 11:51:40

    A. Taşgetiren’in bir yıl önce Stardaki son yazısının, başlığ; Ne olacak bu Kürtlerin hali... 2012 ve 2013 Abant toplantılarını başlığ; ne olacak bu Alevilerin hali? Öbürü, ne olacak bu Ermenilerin hali, diyor... Arif olana bu yeter. Joker kavramlar başlıklı kitap, 2017 eylülünde, kavramlardan hareketle Türkiye’nin, “sonun başlangıcını” yaşadığını ilan etti. Değerli yazar da “Sonbaharı” yaşadığımızı ilan ediyor. Selam ile...

  11. fevzi

    27.11.2018 14:51:55

    Abuzer ve Necdet hocalarım; Birde şu taraftan bakalım. Yazıda anlattıklarınızın hepsi doğru ve katılıyorum. ANCAK;O yokluk içinde yetişen imanlı nesil acaba şu anda yaş itibariyle yönetenler ve ileri gelenler değil mi? O zaman ben derim ki demek ki o dönemde yetişen o gençlik, fırsatı yakaladı ve şehirleri,ülkeyi yetiştiği tarzda yönetemediklerini gördüğümüze göre o dönemi özlemenin doğru olmadığını görüyorum. Ya onlar samimi değildi yada imtihanı kaybedenlerden oldular.ülkedeki her fikir bence biraz defolu.Herkes bir şekilde kendinisini denedi.sonuç Medine dönemi olmadı.

  12. Osman Baharçiçek

    27.11.2018 11:06:22

    Dava adamlığıyla başlayan ve hüsranla biten bir ömür...Bu yazının kısaca özeti bu olsa gerek. Üstat Ahmet Taşgetiren ninde dediği gibi. Kimimiz terk etti tepeyi, ganimetlerin peşinde koşup gittik. Ne zafere ulaşabildik ne de ganimet toplayabildik.. Ne evlerimizi koruyabildik ne şehirlerimizi, ne de nesillerimizi.. Tüm tepeleri kaybettik... İç acıtıcı ama aynı zamanda hakikatleri ifade eden bu yazıdan ders ala duası ile. Ellerinize sağlık..

  13. Berke Kayra

    27.11.2018 09:31:12

    Tespit tespit tespit konuş konuş konuş yaz yaz yaz sonuç sonuç sonuç sıfır sıfır sıfır Ama devlet malıyla göbek şişirmek orijinal olmuş

  14. m r d.

    27.11.2018 00:00:40

    seni kutluyorum

  15. Ekrem Ekici

    25.11.2018 19:14:30

    Allah razı olsun. Maalesef ve maalesef ! Yerden göğe kadar haklısın.

  16. Ahmet Turan

    25.11.2018 15:53:34

    Sayın ebuzer aydın son yılların en güzel ve en doğru tespitlerini yaptığınız yazınızdan dolayı kutluyorum sizi.Boy boy milyarları harcayarak kendi resimlerini siyasi emelleri için bilbordlarda harcayan bizim insanlarımıza önerim şu ; bu yazıyı alın allah rızası için kitapçık yapılıp dağıtın en büyük hayır olur sanırım.Tekrar yüreğinize sağlık teşekkürler

  17. Drs Süleyman Asil Tunca

    24.11.2018 03:21:11

    Teşekkürler güzel olmuş. Hayatın geride bıraktığımız 35-40 yıllık hatıralarının mutlu bir o kadar umut dolu sokaklarında bir gezinti yaptırdınız. Evet, siyasete ve siyasilere mesafe koymalıyız! Bunu dile getiren arkadaşımız isabetli bir noktaya temas etmiş. Siyaset; din-etnizite-kültür alanlarına bulaşarak kendine güç toplarken, maalesef bu alanları erozyona çevirmekten hiç tereddüt etmez.

  18. Guler

    22.11.2018 10:08:12

    Zaman değişir şartlar değişir,O günün gençleri bugünün yetişkin ana babaları demekki o günden bugüne yapılan yanlışlıklar devam ediyor.Ahlaki imani sosyal bir islami yaşantı eğitimi yerine illa iktidar illa iktidar deyim sadece siyasi ahlak endeksli bir gayret vardı biz o dönemlerde koltuklarimizin altında video taşırken sözüm ona fetoculer sinsi sinsi sistemin kilcaldamarlarina girip bir ümmeti belkide telafisi mümkün olmayacak bir itikad tahrifi gerçekleştireceklerdi.Allaha hamdolsun zelil ve rezil oldular.Egitim eğitim eğitim .Hâlâ sloganik yanlisliga devam ediyoruz .

  19. Ahmet

    21.11.2018 22:50:23

    O kalem de kolda kırılmaz inşaallah hakikati yazdığın için

  20. NECDET AKBOĞA

    20.11.2018 17:37:26

    hocam evine haram diye televizyon sokmayanlar televizyoncu oldu. bu takunyalıyı siyasetten silin diyen Kemalist, fetö ile aynı çizgide olanlar siyasetçi oldu. sinemaya giden imam hatiplilerin listesini yapıp abilerine ispiyon edenler filmci oldu. bilmem kimin elinde ekmek yenmez diyenler bütün işini o bilmem neye yaptırır oldu. masada yemek yenmez diyenler ultra lüks 5 yıldızlı otellerde bayram, iftar düzenler oldu. saza kulak kapatanların çocukları kulakta küpe gitarist oldu. tasavvufa testereciler bırrekçi diyenler en önde oturdu. onlara para dağıtır oldu....

  21. NECDET AKBOĞA

    20.11.2018 17:27:19

    zor bitirdim. tüylerim diken diken oldu. bir film izledim. siyah beyaz. hiç abartı yok. eksiği var fazlası yok. o kadar mı oturur. o kadar mı yakışır ve anlatır. ama hocam bunlar artık senin anlattığın evden kaçtılar. dönseler de bir gün kara lekeleri var. bunlardan umut yok. yeniden küllerinden doğmaya bakmak var. bari yeni nesile sıfırdan başlamaya engel olmasınlar.bunlar arafta kalan zavallılar. okumazlar akşam ya yemekte ya izleyecek dizileri ya da siyasi entrika toplantılarında olacaklar. yine biz okuyacağız. eyvah emeğim eyvah diyenlere yazık....

  22. SON ÇAĞRI...

    20.11.2018 15:12:43

    İbretlik yazı. Müslümanların nerden nereye geldiğinin özeti. Ya yazar doğru yazdıysa 'her cemaat birer terör örgütü olarak yargılanacak' bu olursa ne olur. yazar cevap vermiş.'ülkenin geleceğine dinamit konulacaktır.' peki vebal kimin. var sa bu tanıma giren dernek, vakıf ve cemaatler, kanaat önderleri...çağrım size. kapatın STK'larınızı. asıl vazifenize dönün. Allaha kulluk edin, adam yetiştirin, adam yerleştirme derdine düşmeyin. yoksa bunun vebalinden kurutulamazsınız.

YORUM YAZ

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>