Dyt. İrem ERCAN
@timemalatya

"Malatya Time siz değerli Malatyalı okurlara gerçek bir internet haber sitesi keyfi sunmak amacıyla yeni hali ile yayında"

HÜCRELERİNİZ PASLANMASIN!

İrem Ercan yazdı...

 

SESLİ MAKALE

Öncelikle yeni bir konuya merhaba deyip gülümseyerek yazımı okumaya başlayın.

Bu hafta sizlere vücudumuzdaki radikallerden ve antioksidan savunma sistemimizden bahsedeceğim. Hücre paslanması diye tabir ettiğim kavram da buradan çıkıyor. Hücrelerimizde başıboş halde dolanan oksijenler dokularımıza ve organlarımıza zarar vererek birçok hastalığa kapı aralamaktadır. Bu serbest oksijenler, bazı metaller, bazı yağ asitleri gibi oksidasyona meyilli olan bazı maddelere topluca serbest radikaller diyoruz. İşte bu serbest radikalleri hücrelerimize saldıran düşmanlar olarak farz edelim. Bu düşmanlar çeşitli fizyolojik olaylar sonrasında oluşabildiği gibi; çevresel olarak aldığımız UV ışınlarla, pişirirken yaktığımız yemeklerle, çeşitli toksik metallere maruz kalma sonucu, alkol – sigara tüketimi sonucu, deterjan-parfüm gibi kimyasallara maruziyet sonucu da oluşabilmektedir. Kendi elimizle düşmanlarımızı hücrelerimize yerleştiriyoruz desem eksik olmaz. Bu düşman moleküller komşusu oldukları moleküllerle kolayca reaksiyona girerler. Yani bizim sağlıklı hücrelerimize saldırırlar. Ve hücre yapımızı bozarak değiştirirler. Aynen yarısını kesip kenara kaldırdığımız elmanın ertesi gün kararması gibi. Elma da havadaki oksijenle tepkimeye girdiği için kararmaktadır. Ya da metal eşyaların paslanması gibi. Teşbihte hata olmazsa, hücrelerimizde gerçekleşen bu olaya da paslanma demek istiyorum. Bu paslanma olmasın diye Yaradan içimize bir antioksidan sistem yerleştirmiş. Ayrıca dışardan besinlerle ya da ilaçlarla da antioksidan almamız mümkün. Hep duyduğumuz ama ne iş yaptığını bir türlü anlayamadığımız bu antioksidan sistem, içinde çeşitli enzimler ve enzim olmayan moleküllerden oluşan kompleks bir yapı içerir. Bu fedakâr ve cesur askerler düşman radikallerle savaşmaktan çekinmez ve düşmanlar sağlıklı hücrelerimize saldırmasınlar diye kendi kendilerini okside ederek hücrelerimizi oksitlenmekten korurlar. Belirttiğim gibi vücudumuzda bu antioksidan savunma sistemi zaten mevcuttur ancak bazen radikaller o kadar çok olur ki savunma sistemimiz yetersiz kalabilir. Ya da bu savunma sisteminde oluşan bir hata yüzünden hücrelerimiz okside olmaya devam eder ve hastalanırız. Bu durumda özellikle dışardan aldığımız antioksidan miktarını artırmada fayda var. Bu yüzden grip olan kişilere bol bol nar ye, mandalina ye diyoruz. Çünkü mandalinada bulunan C vitamini de bir antioksidan, narda bulunan flavanoidler de bir antioksidan. Yazıma son vermeden önce sizlere antioksidan besinlerden örnekler vermek istiyorum.

Belirttiğim gibi C vitamini en önemli antioksidanlardan biri. Sebze ve meyvelerin hemen hemen hepsinde bulunan bu vitamin en güzel nimetlerden biri. Şunu da belirtmeden geçemeyeceğim ki; biberde bulunan C vitamini oranı turunçgillerde bulunandan daha fazla : )

Bir başka antioksidan kaynağımız A vitamini içeren besinler. En fazla havuçta var diye biliyor olsak da kayısı da bol miktarda A vitamini içerir unutmayın.

E vitamini de antioksidandır. E vitaminini özellikle yağlardan ve yağlı tohumlardan alırız. Bu yüzden kuruyemişleri günlük beslenmenizden eksik etmeyin.

Ayrıca fenolik antioksidanlar dediğimiz mucize üçlü var ki; kurkumin zerdeçalda, klorojenik asit patlıcan ve kahvede, resveratrol üzüm çekirdeğinde bulunuyor. İsimler yabancı gelmiş olabilir ama  bu kavramlar da artık günlük dilimize yerleşmeye başladı. Mesela baş döndüren dolgun saçlar için resveratrol içeren şampuanlar bile üretilmeye başlandı : )

Son grup ise benim en sevdiğim grup; flavanoidler. Mor ekmek yazımı okuyanlar zaten konuya yabancı değiller. Flavanoidler en fazla mor meyve ve sebzelerde bulunur. Ancak fasulye, domates ve brokolide de bol miktarda bulunmaktadır.

Bu haftaki yazımı burada sonlandırırken, sizlere bol antioksidanlı günler diliyorum. Bu güzel besinleri günlük beslenmenizden eksik etmeyiniz efendim.

Bireysel diyet danışmanlığı ve merak ettikleriniz için dyt.iremercan instagram sayfamdan bilgi alabilirsiniz.

Dyt. İrem ERCAN

 



YORUMLAR

  1. Diyetisyen İrem Ercan

    01.12.2019 14:21:15

    Radikallerin aşırı olması yüzünden kanımızda dolanan LDL kolesterol şekil değiştirerek zararlı hale geliyor, kalp damarlarımız tıkanıyor. Radikaller ayrıca hücrelerimizdeki mineral konsantrasyonunu bozduğu için dokularımızda kanlanamama dediğimiz iskemi olayı görülür. Bunlar gibi çok daha fazla etkiye sahipler. Kısacası şöyle bilelim; hücre yapımızı bozan şey nelere sebep olmaz ki?

  2. Diyetisyen İrem Ercan

    01.12.2019 14:20:37

    Antioksidan sistemimiz bozulunca nelerle karşılaşırız kısaca; hücre yapımız değişeceği için her türlü hastalığa açık hale gelebiliriz. En basiti grip oluruz. Çalışmalar özellikle kanserli hücrelerin etrafında çok daha fazla sayıda serbest radikalin bulunduğunu gösteriyor. Ayrıca diyabetli bireylerde bu radikaller fazla bulunmuştur. Hatta halk arasında 3 aylık şeker olarak bilinen HbA1C hemoglobinin fazla şekerden dolayı glikozillenmesi sonucu oluşur ve diyabetlilerde 6,5'un üzerindedir.

  3. Diyetisyen İrem Ercan

    01.12.2019 14:10:38

    Geçen hafta aşırı yoğun oldğum için sizlerle yazı paylaşamadım. Halihazırda yüksek lisans eğitimime devam ediyorum ve bazen tahmin edemeyeceğim kadar yoğun oluyorum. Meğer benden yazı bekleyen ne çok insan varmış çok güzel dönütler aldım tekrar çok teşekkür ediyorum :)

  4. Diyetisyen İrem Ercan

    01.12.2019 14:08:24

    Değerli yorumlarınız için teşekkür ediyorum. Bu konu oldukça fazla terim içeriyor açıkçası herkesin anlayabileceği dile dökmek için baya uğraştım.Çünkü çoğu bilimsel terim latinceden yada ingilizceden direk olarak dilimize geçtiği için yerine başka kavram koyamıyoruz. Mesela resveratrolü başka herhangi bir şeyle ifade edemezdim. Umarım açık ve anlaşılır bir yazı olmuştur.

  5. Ayşe

    01.12.2019 11:54:22

    İrem hanım yazınız gayet nitelikli ve önemli. Tabiri caize ise yiyecekleri konuşturmuşsunuz. Ne yediğimizden çok neyi ne için yememiz gerektiği de çok önemli. Bu öneriler not defterimizdeki yerini aldı. Yalnız geçen hafta yazınıza rastlayamadım. Alışkanlık haline gelmiş sanırım. Her hafta bekler olduk.

  6. Hikmet

    01.12.2019 11:50:35

    Vücudumuzu genç ve sağlıklı tutmak için hücreyi oluşturan atomların üzerinde durmalıyız. Bana göre En iyi pişirme buharda hafifçe haşlamak. Ben genelde haşlanmış yiyecekleri tercih ediyorum. çok pişmiş hatta yanmış denecek kadar kızartılmış yiyeceklerden uzak durarak sağlığımı korumaya çalışıyorum. Yazınızdaki bilgiler için teşekkür ederim.

  7. Hakan Bulundu

    01.12.2019 11:49:12

    Biraz akademik bir dil ile yazılmış; lakin güzel bir yazı. Vücudumu biran savaş meydanı gibi hissettim. Demek beslenme veya neyle beslendiğin çok önemli. Teşekkür ederim Hocam. Bu arada geçen hafta yazınızı heyacanla bekledim, yayınlanmadı galiba!?

  8. Ayhan

    01.12.2019 11:47:39

    hÜCRELER PASLANIR NELER OLUR? MESELA NE GİBİ HASTALIKLARLA BAŞ ETMEK ZORUNDA KALIRIZ?

  9. Bedriye

    01.12.2019 11:46:35

    İrem Hanım yazılarınızı ilgiyle takip ediyoruz. Sağlık köşesinden dolayı Malatya Time ailesini tebrik ediyorum. Faydalı bilgiler öğreniyoruz.

  10. hakan44

    01.12.2019 10:26:13

    cok faydalı ve guzel bır yazı.bı malatyalı olarak ılgı ıle yazılarınızı okuyorum.ıyı calısmalar...

YORUM YAZ

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>