Timur İnce
@timemalatya

"Malatya Time siz değerli Malatyalı okurlara gerçek bir internet haber sitesi keyfi sunmak amacıyla yeni hali ile yayında"

İl Başkanlığı listesini konuşmak

Timur İnce yazdı...

 

SESLİ MAKALE

 

Çeşitli yorum, manipülasyon ve yoğun gündemin içinde savrulduğumuz şu günlerde; gerek bölgesel siyasette yaşanan agresif gelişmeler, gerek üçüncü dünya savaşının eşiğine getiren Kasım Süleymani suikastinin vasatlığı ile iç siyasette Libya'ya asker gönderilme meselesi, kurulan/kurulacak yeni partiler ve ülkemizde ki ekonomik sorunlar, asgari ücret tartışmalarının mezkur şekilde devam ettiği, parasız kaldığı için intihar ettiği iddia edilen genç bir üniversite öğrencisinin acısının tartışmalarının tam ortasında sözü şehrimize getirmek istiyorum.

Malatyamıza...

Yerel siyaseti konu almam, yazmam birilerini rahatsız etse de bu eksikliklerimizi yazmadığımız, tartışmadığımız, kamuoyuna aktarmadığımız sürece içinde çıkılmaz bir demokrasi bumerangına kurban gideceğimizi belirtmek isterim.

Peki, “yerel siyasete neler oluyor?” konusunun spot başlığını ele aldığımızda mevcut il ve ilçe başkanlarının değişeceği tartışması dahi başlı başına önemli bir olay. Konu nasıl “hangi başkanlar yerine kim gelecek” olunca nedense hep bilindik aynı isimler haricinde başka yeni bir isim kimsenin aklına gelmiyor.

Ama konunun “Malatya'da hiç farklı yeni bir siyasetçi yetişmedi mi? Eskimiş, hatta unutulmuş kişilerin yeniden tekrar tekrar cilalanıp, parlatılıp makam mevkilerle ödüllendirilmesi” noktasına gelmesi karşısında şoke oluyorum, güleyim mi ağlayayım mı bilemedim. Bu şehirde yaşayan ve gündemi az çok takip etmekte gayet farkında olan, sırf parti, Erdoğan hatrına ayıp olur mu diyerek susan insanlara senin adamın benim adamım oriyanteli ile hep aynı konsensus üzerinden bir ağ kurulmasına ve bunun böyle olması gerektiğine dair dayatmanın yapılmasının ne gereği var çözemedim.

Ben, asıl bu aynı isimlerin sanki Malatya halkının çokta ihtiyacı varmış gibi tavır takınmalarına takıldım. Midem bulandı desem doğru olur. Adamlar o kadar eminler ki kendinden, nasıl olsa arkamızda falan var, parti gücü var, koltuk çantada keklik gözüyle baktıkları için, karşılarına birilerinin çıkamayacağından emin olmaları bu sonsuz salahiyeti tanıyor.

Zurnanın asıl zırtladığı yer ise, demokrasi kılıfı altında ve koltukların aynı isimler arasında pay edilmesi. Al gülüm ver gülüm. Bir daha sana gülüm. Bir daha bana gülüm. Tur başa dönsün, yine sana, orası bana gülüm. Milletvekili ol, il başkanlığına geri dön, tekrar vekil ol, tekrar il Başkanı... sonsuza dek bu şekilde devam edip gitsin.

Muhtemelen Malatya'da Demokrasi farklı bir anlam ve kodlar ihtiva ettiği için, kısaca eşitlik ve özgürlüklerin bireylere aynı oranda yansıtılması olarak bildiğimiz demokrasi kavramını günümüzde herkes kendi çıkarına göre tarif ve taltif ettiği bir siyasi mecranın sonucunda, il ve ilçe başkanlarının kim olacağını veya kimin belirlendiğini kurultaya gitmeden bilindiği bir dönemin haleti ruhiyesine girmiş bulunuyoruz.

Tabii ki şunu çok iyi biliyorum: Malatya; siyasi tarihine kendi gücü nispetinde damga vuran Öznur Çalık ismini önce bir kenara koyalım. İster sevin ister sevmeyin, ister kabul edin ister etmeyin Turgut Özal'dan sonra kendini kanıtlamış, gündemde kalmayı başarmış bir isim. Hiç bir zaman bakan olmadığı halde bakan formatında görüldü. Düşünün Öznur Çalık ismi, kısmen Bülent Abiyi de Malatya siyasetine yön vermesini normal karşılarımda bu diğer isimlerin gerçekten Malatya'ya ne kattıklarını, hangi projede yer aldıklarını, Malatya bilim ve sanatına, sosyolojiye, siyasi akademiye neler aktardıklarını taktir ve vicdanlarınıza sunarak... En azından yakın ve mevcut siyaset sürecinde hala tapulu malı gibi hakları varmışçasına koltukları iki eliyle kucaklayanların, bu ‘Koltuk sevdası' üzerinden, bu şehrin özlük haklarını bilmeyen çevre, siyasete ve medyaya egemen kıldıkları tahakkümcü, insan onuruna demokrasiye ve hukuk devletine saygı duymayan tutum ve davranışları nedeniyle nefret objesi haline geldiler. Buna şüphe de yok, bunu bilmeyen de yok. Kaç kez bu konuda yazdım, şimşekleri üzerime çektiğim de oldu bedel ödediğim de. Ancak Malatya çıkarları doğrultusuna söz veriyorum ki yazmaya devam edeceğim. Her koltuğun sahibi 1, 2, 3. adamının masa başında listelendiği, yeni-yenilikçi isimlere fırsat tanımayan bu şuurun; dost, ahbap, çavuş ilişkileri üzerinden, söz konusu başkanlık makamlarının tartışma haline dönüşmesi akabinde gerçekleşen “Malatya'ya uyar” parantezine indirgenmesini mazur kılar mı?

Elbette kılmamalı.

Birazda Malatya halkının fikrine, düşünce ve gönlünde yatan sıfatlara önem verilmesini tavsiye ederim. Bir şehir felsefesini temsilen siyasi koltuklarını “SENİN, BENİM... SENİN ADAMIN, BENİM ADAMIM” çarpık görüşü üzerinden seçilmesinin kanserli bir sağlık sorunu olarak devam edeceği kuşkusuz ortada!

Nihai olarak Erdoğan'ın çıkıp neden “Ömerler arıyoruz!” dediği tezinin doğruluğunu bu tip gelişmelerden anlıyoruz.

Malatya siyaseti kendi iç dinamikleri, yerel duygular, içinde bulunduğu ruh hali üzerine biçimlenir. Yani biraz da haklı bulduğu bir şeyi sonuna kadar savunan pozisyona geçivermeyi seçmiştir daima. Sonra yanında yer aldığı kişiler, o kişilerin kimin yanında yer aldığının profilini çıkartır, üslubu yanlış olsa da kendi doğruları arasında yer aldığının seçimini yaparak, “yanlış-doğru” sentezi sonucunda temsil yetkisi verdiği siyasi aktörlerin gerçek yüzlerini görünce de yeni aldığı bir yanlış pozisyonla başbaşa kalan taraf psikolojisi yüzünden bu halde... “İnandığı-güvendiği, tamam bu seferlikte böyle olsun” mantığı yüzünden bu halde. Zarar ettiğini saklayarak iyi niyetinin kurbanı olduğu için bu halde. Yeni pratikler eklemeye gerek yok diye düşünen Malatya halkı da biraz olsun sesine kulak verilmesi gerektiğini içine atıp, saygıda kusur etmeyerek, sesini yükseltmediği için bu halde. Zamana bıraktığı için... Kendisiyle derin mülahazalar yapmadığı için... Kendisi gibi bildiklerini kendisi gibi olmadığını fark ettiğini yüzüne vurmadığı için bu halde.

Özetle ne olursa olsun adalet sözünün hakkını veren bir misyondan ayrılmamalı, hak olan, adil sözünü altını dolduracak düzeni savunmalıyız daima. “Bir çivi bir nalı, bir nal bir atı, bir at bir süvariyi, süvari ülkeyi kurtarır” desturuyla; bir koltuk bir il-ilçe için ne kadar değerli olduğunu tartışmayacaksak, “benim adamım, benim akrabam” diyerek liyakatsizlik ellere teslim edilen makamlar yüzünden gün gelecek hepimiz cezasını çekeceğiz. Doğrunun yolu bir ve o yol belli. Adaletli olan, adil olan, layık olan, akil, hak eden üzerinden konuşmalıyız. Ne söylerseniz söyleyin bu gün Malatya hak edenleri aramıyor ve doğal süreçte 1-0 ekside başladığı yeni bir dönemin karşılığı olmayacak isimler üzerinde konuşulduğu konusunda en azından biraz dürüst olalım.

TİMUR İNCE



YORUMLAR

  1. gerçek

    08.01.2020 10:51:15

    malatyanın en iyi yazarına selam olsun

YORUM YAZ

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>