Timur İnce
@timemalatya

"Malatya Time siz değerli Malatyalı okurlara gerçek bir internet haber sitesi keyfi sunmak amacıyla yeni hali ile yayında"

Kayıp bir kuşağın imtihanı!

 

Hayatın birçok evresi vardır. Birçok zor zamanlar geldi geçti, tarihin akışı bu yüzden farklı iniş çıkışlarla doludur. Ve tarih büyük efsaneler üretir. Tıpkı hikayesini kendisi yazanların tarihinin olmadığı “işte bizim nesil” gibi.

1970-1985 yılları arasında doğan çocukların ne kadar talihsiz bir kuşak olduğuna değineceğim. Tam tersine bir o kadarda güçlü, sezgileri, hayata bakışı durağan ve de örselenmiş.

Eskiden yeniye geçişin köprüsü yapıldı onlar. Yerel metotlardan modernleşme sürecine ilerlenirken bant olarak kullanılmış, dönemler arasındaki sorunsallıklardan kurtulmak için itekleyici görevi verilmiş, yoksulluk ile varlık dönemi arasında tampon görevi üstlenmiş, hayatın gerçek görevini yerine getirmekte en büyük yükü onlar çekmiş efsane jenerasyon…

Gaz lambası ile elektriği aynı evde gördü. Öküz ile traktörü aynı tarlada, bilgisayar ile Manuel'i aynı fabrikada, kara lastik ile marka aya kabayı aynı ayakta, sadakat ile ihaneti aynı kalpte, bakkal ile AVM'yi aynı sokakta sadece “o” gördü.

Kısacası 70-85 arasında doğan her çocuk (kız-erkek) fark etmeksizin özel bir nesil. Onlar yetinmeyi, kanaat getirmeyi, dostluğu, sevgiyi, aşkı, melankolizmi, romantizmi, anayı-babayı, akrabayı, aileyi, hasreti, paranın değerini en iyi bilen yüzyılın son çocuklarıdır. Elbet hayat devam edecek ama onlar bu dünyanın son kalan nesli. Sonrasındakiler biraz hoyrat, biraz hazıra konmuş, şımarık, annesi babası her istediğini önüne koymuş, büyük fedakarlıklar gösterilerek büyütülmüş, hayatın birçok gerçeğinden soyut kalan, kavramsal ama sanal dünyalarında kaybolmuş “y”cilerdir. Sonrasında ise “z”ler insanlık ırkının en tanımlaması zor, biraz ibretlik, birazda internetin dolaşıma soktuğu absürt bir kuşak?!

1970-85'ler tarlada çalışmış, işçilik yapmış, aileyi geçindirmeye katkı sağlamış, okula gitmediği vakitlerde küçük işlerde çalışarak haçlığını çıkarmış bu nesile kimse kaşın üstünde gözün var diyemez.

Onlar İhtilalin çocuklarıdır…

Onlar 68 kuşağı gibi işkencelerden geçmiş, tırnakları kerpetenle çekilmiş, dayanıklı babaların elinde büyüdü.

Post modern darbenin kanayan yarasıdır onlar.

İkna odalarının kimlik savunucu kahramanları…

Muhtıraları ev ödevi olarak defterine yazar…

Güneydoğuda teröre kök söktüren, içerde kendileriyle dövüşen, agresif bazen durdurulması zor, imkansız, her biri bu ülkenin baharda filiz veren fidanı…

Sıkı yönetimle büyümüş, kelepçelenen babalarının ardından bakmış, son siyah önlüklülerdir. Biraz balistik, biraz stratejik, biraz kendi kadim karargahlarını kurmuş, karargâhlarını kendileri yönetmiş, karargâhı için ölmüş gururlu, asi, hırçın, öfkelendiğinde yerin altını üstüne getiren kavgacı ama yeri geldiğinde bu yüzyılın en yufka yürekli son aristokratlardır.
70-85 arasında doğanları anlamak çok zordur. Çünkü her birinin kalbinde kocaman bir dünya saklı olur. Onlar birer ansiklopedi. Onlardan öğrenilecek çok şey var aslında. Her biri bir şair. Yüreği en duygusal satırlarda çarpar. Aşkları da, ayrılıkları da, hikayeleri de acayiptir.
68'lilerin acı hikayelerin dinleyerek büyüyen 70-85 arasında doğan her çocuk, kız olsun erkek olsun fark etmez “Anadoluluk” varyantının son temsilcileridir.

Onları zarfa koyup, üzerine pulunu da yapıştırdıktan sonra dünyanın en saygın müzelerine göndermek gerekiyor. Her biri bir Mona-Lisa kadar değerli, belki de koruma altına alınmalıdır.

Çünkü onlardan sonrası yok, gen bozuldu. GDO'nun hücrelerine sirayet ettiği, anatomilerinde hormon bazlı Latin kelimelerle birlikte anıldığı, kes+kopyala+yapıştır'cı, hijyenik şartlarda beslenmiş, hazır mamayla kolektif rahat bir yaşam şekli başlamış, internet kafelerde kantır oynayarak, 2 GB'lık sosyal medya ile emojilerle konuşan, fastfoodlarda büyük-orta boy kola bardağına bağlı farklı bir kuşak aldı yerini. Elindeki cebin fişini çekmekle hayatın fişini çekmek aynı şey onlar için.

70-85 doğumluların bu dünyada başında gelmeyen kalmadı. Sars, domuz gribi, farklı kimyasal hastalıklar, Çernobil radyasyonik kuşatma, kuş gribi gibi hastalıklarla boğuştu. Şimdi de korona diye biyolojik bir canavarla imtihanı başladı. Onu da yenecek güçte. Sıradaki gelsin diyecek kadar donanımlı bir gen taşıyor. Sokaklarda yüzünde maske ile hayat mücadelesi veren yine onlar. Virüsle körebe oynayarak evine ekmek götüren de… Öncekileri artık yaşlı sınıf, sonrakiler dünyadan bihaber yaşıyor. Yine onlara görev düştü. Tükendikleri/tüketildikleri halde yine her şeyiyle sahadalar. Bir çözüm yolu bulma peşinde. Canı pahasına yaşamın devamını sağlamak için nice riski omuzlamış, psikolojisi kaç parçaya bölünmüş bir nesilden söz ediyoruz.

Korona yenecek mi bilemiyorum. Ama kazanmasına da izin vermez. Senaryomuzdaki biyolojik tehdit bu kez iyi niyetli davranacak gibi görünmüyor.

Bence biraz acele edin.

18 ay askerlik hikayelerini onlardan sonra dinleyeceğiniz kimse olmayacak. ”Devrecilik” diye bir terimi ancak onlardan duyabilirsiniz. Kendi hayatları kitap olarak yazılabilir her birisinin. Fakat bir başlığı olmaz. “Vatan borcu namus borcu” diyerek kritik süreçlerden geçmiş bu kuşağın kıymeti belki yüz yıl sonra anlaşılacak. Veyahut onların değerini bilmeyen sonra çok ah-vah edecek. Bir daha bunlar yeryüzüne gelmeyecek çünkü. Çocukları onları anlayabilmek için bir üniversite bitirmesi yetmez, birkaç akademik unvana tabi olması lazım.
Dikkat edin onlara! Demiri, harcı, tuğlası sağlam en dayanıklı kargas inşaatlardır. Dört kolunundan 3'nü kesseniz dahi biriyle ayakta duracak kadar hayat şartlarına karşı eğitimliler. Dört darbeyi sadece onlar gördü. İnanın ondan sonrası özeliğini kaybettiğini, ondan sonrasına bir şeyler olduğunu tarih yazacak bir gün. Dostluk, büyük aşklar, değerler, örf, adet, kültür onlarla gidecek bir yerlere ve daha geri gelmeyecektir. 70-85 arasında doğanlar mühürlüdür, herkesin öyle bir ruh yapısı vardır ki kendisiyle olan savaşın çok garip tetikçileridir. Kalesinin düşeceğini bile bile şah-mat yapmaz, hayata bir şans daha verir vezir yerine. Ama asla piyon olmazlar.

Televizyon, bilgisayar oyunları, market, bol çikolata, bankamatik, kredi kartları her şey onların döneminde geldi fakat onlar yine de kıt-kanaat davranmayı iyi bilirler. Kök salmış gelenekçiliği ile; aile, örf, adetin, kültürün, sentezin fedaisi misyonunun fevkalade farkında olan en güçlü halkalardır.

70-85'liler evin kuytu bir odasında sezaryensiz doğdu.

Bir kalem, bir silgi, bir defterle ilkokulu bitirdi.

Kuru ekmeği çok kez katıksız yedi!

Bir gazozu üç arkadaş ortaklaşa içti…

Eşekten düşüp kolu kırılan, eline geçen her penaltıyı mutlaka gole çeviren, fakirdir diye okulda yırtık ayakkabısını gizlemeyi başaran, çocukluk lügatlarında berber kavramı bulunmayan, köylerde davar otlatan, nazik, kibar, her birinin bilinç altında bir gün araba hayali olan, delikanlılık sentezinin en harika temsilcileri…

“Hiper, Mega, Dev, Süper, Milenyum” vb kavramlarla onların hikayesini hep farklı göstermeye çalıştı birileri. Onlar için ekmek ekmekti, suyun anlamı yine su, insan elbet insandı.

Onların çocukluk fotoğrafları ya yoktur varsa da üst başı darmadumandır. Şayet gerçek bir hayat hikayesiyle karşılaşmak isterseniz 70-85 arasında doğmuş birini bulun ve ondan bir çocukluk resmi isteyin. İyice bakın. Sonra anlarsınız kim olduklarını.

Onlar bu dünyanın son beyaz yakalıları, yüzü maskeli ilk korona denekleridir. Biyolojik savaşın bireysel orduları, yeni dünyanın kitlesel kayıplarıdır.

70-85 arası doğanlar var ya…

Onlar var ya!!!

Onlara hiçbir zaman dokunmayın, duygularını hafife almayın, sakın renklerini tartışmaya açmayın, geçmişini kurcalamaya çalıştığınız zaman sizi nelerin bekleyeceğine hazır olun. Çünkü onlar kayıp bir kuşaktır. Kaybedildi. Çağın süratli iniş çıkış-tutkuları-yorgunlukları arasında karanlığın içine terk edildiler. Covid-19 bile onlarla başa çıkamadığı halde kimse görmedi onların fedakarlığını.

TİMUR İNCE

 



YORUMLAR

  1. İnce kaleminize sağlık..

    26.03.2021 08:52:51

    Çok duygulandım..geçmişe gittik.hocam birde alfa kuşağı var onlar çok daha farklı geliyor..Alfa Kuşağı, Z Kuşağından sonra gelen ve dünya üzerindeki son kuşaktır. Araştırmacılar ve medya, başlangıç tarihini 2012 yılında karar kılmıştır. Alfa Kuşağı, bütün mensupları 3.Milenyum'da ve 21.Yüzyıl'da doğmuş tek kuşak grubudur. Alfa Kuşağının üyeleri, genel itibariyle Y kuşağı mensuplarının çocuklarıdır.

  2. Abdullah

    26.03.2021 04:05:32

    Timur bey kaleminize ve gönlünüze sağlık,yine çok güzel bir yazı olmuş.teşekkürler.

  3. Akçadağlı

    25.03.2021 15:03:57

    Timur bey kaleminize sağlık çok güzel bir yazı olmuş bizim kuşağımızı anlatan. Evet bizler KAYIP kuşağız. bizlerin yaşantıları fırtınalı ve bir o kadar sakin. Türkiyenin son nesil kültür, örf, gelenek, siyaset dürüstlük aktarımcılarıyız. Yazınız kuşağımızı tam anlamı ile resmetmiş.

YORUM YAZ

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>