Timur İnce
@timemalatya

"Malatya Time siz değerli Malatyalı okurlara gerçek bir internet haber sitesi keyfi sunmak amacıyla yeni hali ile yayında"

Kolonya

Timur İnce yazdı...

 

SESLİ MAKALE 

 

31 Aralık'tan beri Covid-19 Çin'de Wuhan deniz ürünleri toptan pazarına temas hikayesinin peydahlanması üzerine sınırlarını aşarak tüm dünyayı etkisi altına aldı. İnsanlığı savunmasız ve tedbirsiz yakalayan bütün büyük salgınlar gibi ülkeleri çaresiz gafil avladı. Çin hükümeti bazı radikal tedbirlerle salgını yenmeyi başardığını iddia ediyor ama Wuhan'da nelerin yaşandığını tam olarak kimse bilmiyor. Ne var ki Wuhan kentinde karantina halen devam etmektedir. Şehrin tüm giriş çıkışları tutulmuş halde. Son 14 gün yeni vaka görülmezse karantina kaldırılacak. Çin salgını yendi ama Avrupa bilim ve teknolojide ulaştığı muazzam seviyeye rağmen hastalığı durduracak ilacı bulmakta çaresiz kaldıkları trajedisi ile karşı karşıya.

Bulgaristan dahi Avrupa'ya sitem de etti. Dezenfekte ürünleri ve maskeleri Türkiye vermezse sizden bir cacık çıkmaz diyerek...

Çin, Hindistan, İngiltere, İtalya, Almanya, ABD, Rusya, İspanya, İsrail, Hollanda, Norveç ve İsviçre...

Bu isimlerini zikrettiğimiz ülkelerin hepsi teknoloji ve bilimin son evrelerini kullandıklarını biliyorduk. Silah sanayi, gelişmiş global erkler, fizik ve bilgisayar teknolojisinde ulaştıkları kaliteye rağmen tecrübe edildi ki sağlıkta sınıfta kaldılar. Hayatın silahtan ibaret olmadığı, paranın hükmünün sınırlı olduğu, geliştirilmiş özel bilgisayar programların bir yere kadar ulaştığını teyit etti Korona. İtalya; Fıat, Lanborghini, Maserati, Benelli, Beratta'yı üretiyor ama salgına karşı resmen teslim oldu. Şimdi ölen hastaları gömecek yer bulamayacak konuma geldi. Korona virüsü karşısında bir yanıyla da insanlığın sağlıklı yürüyüşü için daha alması gereken büyük mesafeler olduğunu gösterdiklerini zannediyorduk.

Değilmiş...

Bütün bu olumsuz tabloya rağmen biliyoruz ve hissediyoruz ki dünyanın Covid-19'a karşı mücadelesi bir aşamada mutlaka yine bilime bağlı, ve umudumuz bir an önce aşının bulunması başarısıyla sonuçlanmasıdır. Tıp literatürlerinden gelecek müjdeli haberi bekliyor tüm dünya. Belki önce hastalık durdurulacak, ardından pozitif numuneler negatife edilecek. Ki bu yönde iyi örnekler gelmeye başladı ve ardından ilaç bulunarak koronavirüs ailesinin bu yeni üyesi Covid-19'da mağlup edilecektir. Çareyi, öncekilerde olduğu gibi yine bilimin bulacağını temenni ediyoruz.

Farklı aşı çalışmaları gündeme getiriliyor. İsrail bu yönde en iddialı ülkeler arasında. İngiliz bilim adamları ve ABD Harward belli bir aşama kat ettiklerini duyurdu. Her ülke kendi tıp alanına göre bazı tip test çalışmaları içinde olduğunu kamuoyu ile paylaştı. İsviçre Bern'de gizli bir formül enfekteye karşı son direnç göstergeleri ölçümü yapılıyormuş. İran, aşıyı bulduklarını iki hafta içinde kullanacaklarını duyurdu.

Velhasıl Kapitalizm, liberal dünya, emperyalizm, komünizm Korona'ya karşı diz çökerken bizim Türk usulü softa formül ilk saatlerden beri işe yaramadı değil. İkisi bir arada, hem salgından dezenfekte olarak kullanılıyor hem güzel kokmakta bire bir. Etkili olsa gerek ki ilk günlerden itibaren kolonya stoklarımız bir anda eridi gitti. Bir gün olacak kolonyanın bu kadar işe yarayacağını kimse bilemezdi. Yaklaşık 100 yıl önce günümüze ulaşan aynı formülün Covid-19'u insan metabolizması üzerinden uzaklaştıracağını hangi bilimle açıklayabiliriz onu da bilmiyorum.

Selin, Pe-Re-Ja (illeri kimya a.ş) ve Eyüp Sabri Tuncer bilinen ilk kolonyalarımız. Her ne kadar ilk kolonyalarımız Selin ve Pe-Re-Ja olsa da ilk yerli markamız Eyüp Sabri Tuncer'dir.

Her şey eczacı Süleyman Ferit Eczacıbaşı'nın halk arasında güzel kokuları herkesin almaya bütçesinin yetmediği boşluğunu fark etmesiyle başladı. Maliyeti düşük, daha ucuza elde edilen bir koku çeşidi üretti. “Selin Kolonyası” adı altında, 1912'de ilk olarak İzmir'de Türkiye'nin ilk kolonyasının üretilmesi ile başlamış, Süleyman Ferit Bey İzmir'in diplomalı ilk eczacılarından olma unvanını da böylece öne çıkarmıştır. İlk ismi ‘Altın Damlası Kolonyası' ile piyasaya satılan Altın Damlası Kolonyası bir dönem İzmir'in sembolü haline geldi.

1920'lere geldiğimizde Pe-Re-Ja kolonyaları ortaya çıktı. Her ne kadar kurucusu İstanbul Yahudilerinden olsa da yakın yıllara kadar %75 i Ziraat Bankası'na ait olan kolonya markasının ilk fabrikası İstanbul Bahçelievler eski Londra asfaltı üzerinde kurulmuştu. Günümüzde Edirne'ye taşındı fakat sembolik olarak eski fabrika yerinde durmaktadır. Ayrıca ülkemizde ilk limon çiçeği kolonyasını üreten de Pe-Re-Ja'dır.

Öyle ki Selin ve Pe-Re-Ja hammaddeyi dışarından Avrupa'dan getirirdi. Bu yönüyle ilk yerli markalarımız olarak bahsetmek yanlış olur.

1898 Yugoslavya-Saraybosna doğumlu olan Eyüp Sabri Tuncer kolonyada farklı bir çığır açtı ve hammaddeyi yerli ürünlerden; limon, tütün, lavanta, kekikten üretti. Aslında klasik bir seyyar tüccar, manifaturacıydı Tuncer, 10 yaşında iken bir çok muhacir-göçmen Müslümanlar gibi sonradan Bursa İnegöl'e yerleşmiş ailenin 3 erkek çocuğundan biri. Asıl soy ismi de Tunçer'dir. Nüfus Müdürü bir kalem hatası ile Tuncer yazınca, öyle kalıyor artık. Küçük yaşta babasını kaybetti. Çırak olarak bir manifaturacı yanında işe başladı, derken ticareti öğrendi ve seyyar olarak manifaturacılık yapmaya başladı. Ankara'nın elit, zengin, tüccar sınıfına hitap eden “BONMORŞE” mağazasını açtı. Dönemin sosyetesine hitap eden birinci sınıf eşya satılıyordu bu mağazada.

Ürünlerini satmak için geldiği İstanbul'da bir sokak esans satıcısından kolonya formülünü tesadüfen öğrenmesi üzerine, 1923'te Ankara'da ilk kolonya imalat ve satış yerini açar.

Böylece tamamen yerli hammadde ve yerli formülden kolonya üretimi gerçekleşir.

İlk başlarda işler çok iyi gider, 1940'lı yıllarda ikinci dünya savaşı tüm dünya ülkelerini ekonomik olarak kasıp kavurunca Eyüp Sabri daha doğrusu kolonya atası olarak bilinen Eyüp Sabri Tuncer iflasın eşiğine geldi. Bulduğu basit fakat etkili formül onu son anda iflastan kurtarır. Kolonya şişelerinin deliğini biraz daha büyütmüş, böylece kolonya kullanımı artmıştır. Haliyle satışlar artıyor. 1980 yılında vefat edene dek işlerinin başındaydı.

Ancak bayramlarda seyranlarda, bazen traş sonrası erkeklerin kullandığı haricinde bayanların gıpta etmediği, yada gelen misafire nezaketen ikram ettiğimiz, her evde bulunan altıgen ve boyuna sık çizgili kalın şişesi ile göz dolduran limon, tütün ağırlıklı 60-80 derecelik kolonyaların kıymete bindiği şu günleri sanırım Korona'ya borçluyuz. Yoksa artan parfüm, deodorant, mistik kokular yanında kolonyalar tedavülden kalkmak üzereyken Korona yetişti imdadına. Birde bunların açık halinin bambaşka bir entry konusu olmalı ki, fantastik şişeleri ve tansiyon ölçme aparatı eklerine benzeyen o renkli damacanalarda yine sahaya çıkması Korona'nın eseri.

Hele karaborsa olacağını hiç düşünemezdik. 5 TL'lik şişenin fiyatı 40 TL'ye çıktığı bir kritik süreçten bahsediyoruz.

Neylerse Mevla'm güzel eyler. Bindik bir âlâmete gidiyoruz kıyâmete. Bakalım bu Korona bize daha neleri öğretecek! Korona olmasaydı sanırım bende şu kolonya menşeli yazıyı yazmayacaktım. İtiraf etmeliyim...

TİMUR İNCE

 



YORUMLAR

YORUM YAZ

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>