Timur İnce
@timemalatya

"Malatya Time siz değerli Malatyalı okurlara gerçek bir internet haber sitesi keyfi sunmak amacıyla yeni hali ile yayında"

KURT KANUNU

Timur İnce yazdı...

Devlet pragmatiğini anlamak çok zor. Bazen birbiriyle çelişiyor. Bazen birbiriyle didişiyor hatta bazen birbirilerini yemeye çalışıyor. Devletler; aslında savundukları tezin çok uzağında hareket ettikleri bir dokuya sahipler. Demokrasi, Monarşi, diktatörlük, kominizm hangisiyle yönetiliyorsa yönetilsin güçlünün zayıfı daima yemek için fırsat kolladığı angaje bir gizli formül etkisini sürdürür. Buna “Kurt kanunu” diyoruz. Kurtlar beraber avlanır, beraber hayat koşullarını paylaşır, aynı familyanın mensubu oldukları halde birbirine güvenmez. Açık arazide kama düzeni dediğimiz şekilde yan yana yürürler. Yani bir gözü daima sağında solunda ki arkadaşında olur.

Tıpkı günümüz devletlerinin birbirine karşı göstermiş olduğu acımasız tavır gibi…

Hatırlayın Trump göreve ilk geldiğinde bazı ulusal analistler “ABD, AB ile birleşip Ortadoğu'ya, İran'a saldıracak” dediler. Kimi zaman Türkiye'de bu gruba dahil edildi. Çok geçmeden ilk kavga ettiği AB'nin başı Almanya oldu. Merkel, Trump kavgası rekabet adına atılan ilk yumruklardı.

Suudi'lerle küre başında verilen kılıçlı, kalkanlı dünyayı biz beraber dizayn edeceğiz mesajını herkes “tamam bunlar birleşti” derken Kaşıkçı cinayetiyle ABDSuudi'lere öyle bir gol attı ki, gitsinler şimdi ayıklasınlar pirincin taşını. Haşmetli Prens Selman WC'ye giderken bile CIA'ya rapor verecek hale getirildi.

Rusya İngiltere ile birlikte gizliden gizliye büyük bir planları var dediler, ajan zehirleme davasında nerdeyse iki ülke savaşın eşiğinden döndü. Şu sıralar çarpışma sadece İstihbarat servisleri üzerine yıkıldı. KGB, İngiliz M16'yı Ortadoğu'da maşa olarak kullanıyor. M16 KGB'yi ABD'ye karşı. Tam bir kafes dövüşü… 

ABD; Güney sınır komşusu Meksika'ya hiç bir sorun yokken meydan okudu. Sınırımızda bir çok kaçakçılık yapılıyor, duvar örüeceğiz, duvarın masrafını da size ödettireceğiz diye açıkça racon kesti. Lakin dediğini yaptırdı da…

Meksika devletinin bu dayatma karşısında gıkı bile çıkmadı. Çöllerden, sulak alanlardan, dağlardan geçecek 3 bin 100 km'lik duvarı kuzu kuzu yapmakla meşguller şu an.

Çok geçmeden aynı analistler Rusya ismini ortaya attı bu kez. Dediler ki Trump'un seçilmesinde Rus gizli servisi KGB'nin seçim sonuçlarına müdahale ederek Trump lehine çevirdiği iddiası gündeme getirildi. Çok geçmez Trump, Rusya ile birleşir görürsünüz dediler. Hatta Trump Suriye'de Türkleri Ruslar'a yem yapacak diye hevesle beklenilirken; sonuç Türkiye Rusların yardımıyla Afrin'e girdi.

Yetinmeyip bir de ABD'ye Akdeniz'de meydan okudu Ruslar. Hadi erkeksen gel kozumuzu paylaşalım diye. ABD Suriye'de boş araziye bir kaç Patriot sallayıp prestijini öyle kurtarmayı başardı. Yoksa karizma fena çizilecekti.

Hani Türkiye ABD'nin Ortadoğu'da ki en önemli müttefikiydi. Suriye'de ters düştüğümüz önemli başlıklar, Rezza Zerrap, Rahip Brunson davaları derken işler çığırından çıktıda çıktı. Ne müttefiklik kaldı, ne stratejik ortaklık. Nerdeyse ABD ordusu Türk ordusuyla karşı karşıya geldi ha gelecekti, şimdilik her şey süt liman.

Her an köprüler tekrar atılabilir. Fırtına öncesi sessizlik…

Son olarak “asıl ABD'nin en büyük dostu Fransa” dediler. Macron‘la Trump samimi pozlar verince bu işler kolay oluyor zannettiler. Hatta İstanbul'daki dörtlü zirve toplandığında “Fransa ABD'yi temsilen geldi” diyenler bile oldu. Artık ABD'yi bölgede Fransa temsil edecek falan derken SARI YELEKLİLER denilen birileri aniden ortaya çıkıp Paris'in altını üstüne getirince oyun açığa çıktı. Bizimkiler buna büyük fotoğrafı görmekdiyorlar.

Büyük fotoğraf; bakmayın hükümetin yakıt zamına karşı insani bir protesto gibi göründüğüne, altında ABD derin devleti parmağı olduğunun kanıtlayacak işaretler yer alıyor. 

Malum bizde de tıpa tıp aynısı olmuştu. Adına “GEZİ” diyordu bizim jurnalistler. Paris'in bizden eksiği akşamları tava-tencere çalmıyor kimse, bir de ışıklar yanıp söndürülmüyor. ABD bunları üzerimize salıyor diyenlere o dönem iyi niyetle bakanlar olmuştu da hayır bunlar ağaçları koruyor demogojisi karşısından sonra at izi it izine karıştığını anlamışlardı. Erdoğan'a göre ise bir avuç çapulcu…

Taksim gezi parkında belediye yetkililer tarafından yerinden sökülen bir kaç ağacı korumak isteyen çevreciler olarak ortaya çıkan göstericiler sonraları “mesele ağaç değil hala anlamadınız mı?” deyip noktayı koymuşlardı. Anlaşıldı ki uluslararası bir güç tarafından beslenen/desteklenen, ülke yönetimini yıkmakla tehdit eden terörize bir grubun darbesiydi GEZİ!

Dediler ki, Macron Avrupa ordusu kurmak gibi bir halt etmiş, NATO sıfatı altında tüm AB gücünü kullanan ABD sinirlenmiş buna ve dur bu sen misin AB ordusu kuracak herif diyerek salmış çayıra sarı yeleklileri. Yani Macron'a ayar verme taktiği. Başarılı da oldular.

Şimdi Fransa yanıyor. Türkiye'ye gelebilir söylentileri tekrarlanmakta. Son sinyali Fox tv haber spikeri Fatih Portakal haber bültenlerinde açıkça halkı sokağa çağırdı. Zamları protesto etmek için sokağa çıkmalıyız benzeri laflarla ilk sokak çağrısı böylece tedavüle koyuldu.

Kurt kanununa göre; yaralı/ hasta/ zayıf kurt; arkadaş olsalar dahi diğerleri tarafından hayatına son verilme ihtimali her zaman yüksektir. Demek oluyor ki Trump bu süreçte kime diş geçirirse binecek ensesine. Binecekte! Tüm dünya İran'a uyguladığı ambargo nasıl sonuç verecek diye bekleyedursun Fransa kaşla göz arasında dize getirildi.

Görüldüğü gibi kimse kimseye güvenmiyor artık. Bu ülkeler olsa bile. Herkesin gözü sağında solunda bekleyen aynı havayı soluyan, aynı iklimde yer alan arkadaşında. Aklından herhangi bir tilkilik geçiyor mu diye sürekli kontrol etmesi yukarıda ki anlattığımız beklentilerin tamamının yüzeysel görüntüye dayalı olmasıyla alakalı!

Sarı yelekliler deyip geçersek Trump politikasını okumak için geç kalmış olacağız. Fransa 2013'de Türkiye'de gezi kalkışmasının kodlarını bize bir şey olmaz mantığı yerine sebep-sonuç ilişkisi üzerinde okusaydı, ülkesinde ki çok uluslu yapının bir gün hortlama yapacağını düşünür ona göre bir önlem alabilecek olgunluğu gösterirdi ve böyle olmazdı. Yapmadılar. Sarı'nın bir sonbahar rengi olduğundan çok liderlerin bulundukları şartlara uyum göstermesini bilmeleri artık olağan bir durum. Sarı yelek, ateşi Türkiye'ye sıçrama yapmaz demek yerine, yeteri kadar önlem aldık mı sorusu gündeme getirilmeli. İşin en cazibeli yanı bu sorunun cevabıdır. Hele de yerel seçim öncesi birileri toplumun sosyal dokusunu mutlaka kaşıyacaktır. Bu fırsatı kaçıracaklarını beklemek bir talihsizlik olur ancak.

TİMUR İNCE



YORUMLAR

YORUM YAZ

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>