Timur İnce
@timemalatya

"Malatya Time siz değerli Malatyalı okurlara gerçek bir internet haber sitesi keyfi sunmak amacıyla yeni hali ile yayında"

Malatya'nın gençleri diyor ki..

Timur İnce yazdı...

 

(Sesli Makale)

 

 

 

Bir Ramazan'ı şerif bayramını daha geride bıraktığımız şu yaz serominili günler İstanbul seçimlerinin hararetinin arttığının kanıtı olarak Anadolu kentleri de aynı şekil istanbul'dan çıkan sonuca odaklanmış görünüyor. Bayram vesilesiyle herkesin köyüne, kasabasına, memleketine, yaşlı anne-baba, akraba ziyaretlerini küçük bir (?) parantez olarak açıp kapattıktan sonra İstanbul'da ki ideolojik mücadeleye kaldığı yerden devam edecek İstanbul seçmeninin oy kullanmasına şurada kaldı iki hafta bir süre.

İki hafta deyip geçmeyin, çok önemli bir süre. Bu zamanda kritik bir çok seçim stratejilerinin her iki aday tarafından şaha kalkacağı yeni bir siyasi taktik biçimi servis edilebilir.

İstanbul seçimleri tüm Türkiye için bu yüzden çok önemli. Özelikle AK Partinin gelecek yol haritası İstanbul seçimlerinde çıkan sonuç üzerine şekilleneceğini sanırım tekrarlamaya gerek yok. İl ve ilçe teşkilatlarının kaderi yine bu minvalde bir değişim gerektireceğinin değerlendirmesi seçim sonucuna göre belirlenecek. Halen AK partide aktif bazı bürokratların genel konumu ne olur? Belki yeni bir kabine arayışı… Hiç ummadık isimler başkan Erdoğan'nın göstereceği yeni dönemde Ak parti ekolüne göre seçimden sonra varlığına rastlamayabiliriz. Özellikle bazı eski topların; Bülent Arınç, Abdülkadir Aksu gibi isimlerin tekrar partiye çağrılması Ak partinin yeniden bir dizayn içerisinde olduğunu gösteriyor. Küresel baronların içimizdeki uzantılarının etkisinin kırılması için yeni girişimler… FETÖ'nün her kurumda etkin rolünün ortaya çıkarılması, arkasında ki asıl aktörlerin maskelerini takanların kim veya kimler olduğu ve gerçek niyetleri vs bir çok gerekçe daha İstanbul seçimlerine bağlı.

Yani 23 Haziran günü yapılacak İstanbul seçimi; sıradan bir kentin belediye başkanını seçmekten çok şey ifade ediyor. Ekrem İmamoğlu ile Binali Yıldırım arasında geçecek kıyasıya yarışın ayrıntıları, aslında iki adayın ve arkalarında ki partilerinin, partilerini destekleyen halk kitlesinin tarihte ilk kez bir samimiyet testinden geçirileceği, bire bir net ve çıplak bir hesaplaşmanın kodlarıyla hareket ettiklerini seçim bilançosuna dönüşen sosyal-politik bir sürece şahit olacağız.

Bayram tatili demişken, İstanbul'da memleketine ziyarete gelen bir çok hemşerimizle bu sebepten ötürü sohbet etme şansı buldum. Ekrem İmamoğlu'na destek vereceğim diyenden, Binali Yıldırım yada AK Partiye neden ve hangi sebeplerden dolayı oyunu vermek istediğini -bilinçli-bir dil, üslupla açıklayan hemşehrilerimizin nabzını tuttum. İmamoğlu ve Yıldırım'ın İstanbul'a katacağı başarı maddelerinden çok ruhlarının doğdukları şehirde olması beni fazlasıyla etkiledi.

İstiyorlar ki; İstanbul seçimler için gösterilen ayrıcalıkların en azından bir bölümü başta Malatya olmak üzere tüm Anadolu için hayata geçirilmesi... 

Çoğu zaman ben sordum onlar cevapladı. Her ne kadar İstanbul'da ikamet ediyor; işi, ailesi, çevresi hatta aidiyeti İstanbul metropolünün Asya-Avrupa kıtaları arasına dağılmış bir konum ve mecrada hayat akışını sürdürüyor iseler de; anıları, hikayeleri, mezarları, geçmişleri, cedleri, doğdukları evlerinin yer aldığı şehrimiz Malatya'ya duydukları vefa borcu üzerine bence yeni bir tez kitabı yazılabilir.

Malatya'nın İstanbul'da iş, sanat, bilim, üniversite okuyan öğrenci; kısaca entiljans diyebileceğimiz genç kaymak tabaka şunu diyor.

İstanbul'da AK PARTİ adayı Binali Yıldırım bazı yeni seçim vaadleri ortaya koydu. Tamam güzelde… Sadece İstanbul sınırları odaklı sahaya sürülen bu vaadlerin prototip anlayışının altında ülkemiz geneli insanlarını ötekileştirecek bir formül şeklinde düşünülmeden oluşturulduğunu düşünüyoruz. İstanbul ve Anadolu kentleri arasında neden böyle bir ayırımcılık yapıldığı açıkçası düşündürtüyor. Kısmen “adaletsizlik” yetkisinin akıllarda bir nokta gibi iz bırakan, sadece İstanbul için değil de aynı şekilde şehrimizin yada tüm Türkiye insanlarının aynı imkanlardan faydalanması neden ayrı tutuluyor sorusunu istanbul'lu seçmen yanında “buralara” getirdiği çok önemli bir başlıktı.

Bir Malatya'lının, Elazığ'lı, Tokat'lı, Sivas'lının İstanbul'da yaşayanlardan ne eksikliği var ki İstanbul'da sırf seçim var diye vaat edilen devlet destekli imkanlardan geri bırakılıyor?

Çağımız iletişim çağıdır ve genç nüfusların iletişim araçlarıyla içine doğduğu bir çağdır. Onların etkilenme ve etkileme seviyesi; yeni dönemin iletişim araçlarındaki etkin ve yaygın varlıklarıyla çok daha üst düzeyde ve eşit bulundurulması Türkiye standartlarının yüksek tutulması açısından önem arz etmez mi?

Peki neydi bu vaadler? Sayın Binali Yıldırım'ın İstanbul için vaatlerinden bazıları şöyle:

Gençlere 10 GB ücretsiz internet…
•Her mahallede 1 kreş…
•İsparklar 1 saat ücretsiz…
•50 bin gence yarı zamanlı çalışma…
•Bütün öğrencilere staj imkanı…
•Engellilere ücretsiz yaz tatili…

Gençlerimiz bir ülkenin geleceğine sahip çıkabilmesi gibi milli şuurun tüm ülkemiz Misak'i-Milli sınırları içerisinde eşit ise imkan ve olanakların dağılımında ki hassasiyette aynı olmalı diyorlar. Ancak gençlerin bu hassas farkındalığıyla, mücadele kararlılığıyla, meselelere hakimiyetiyle, ne yaşadığını, niçin yaşadığını, nasıl yaşadığının bilgisini bilinç düzeyine kazımasıyla, inancıyla, direnciyle, hedefe ulaşma azmiyle, bağımsızlık tutkusunu hiçbir koşul altında yitirmesine izin vermemek gerekiyor. Adalet, eşitlik, toplumda ki demokratik hakların pekişmesi, devletin milletine olan eşit bağlılığıyla sağlanabilir.

İstanbul'da yaşayan 15 milyon nüfusun, ülke geneli 80 vilayette yaşayan diğer 65 milyonun üzerinde bir imtiyaz tanımak yeni bir tartışma metni doğurabilir mi yoksa gençler yanlış mı düşünüyor?

Klasik olacak bir neden daha aklımıza geliyor. AK PARTİ sadece seçimi kazanayım da sonra bir şeyler yaparız gibi kısır bir düşüncenin ürünü olduğunu da bizlere hatırlatıyor.

Sebebi ne olursa olsun; hakikati, gençler çok şey istemiyor aslında. Ben İstanbul'da tüm bu imkanlardan faydalanacağım ama köyümde sılamı bekleyen kardeşim, akrabam, çocukluk arkadaşım, komşum tüm bu haklardan mahrum kalacak olmasını kendi benliğinde tartışıyor. Temiz, vicdanlı, her şeyi düşünen, adalet duygularının geliştiği bir nesile sahip olduğumuz içinde bir o kadar şanslıyız.

Kim kazanırsa kazansın gençliğin çok berrak düşündüğünü, isteklerinin şefaf olduğunu tarih atlamaması gerekiyor.

TİMUR İNCE



YORUMLAR

YORUM YAZ

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>